14 Nisan 2007 Cumartesi

Ruh sagligi da mideden geciyor!!!!!!!!!!!!!





Beyinde sinirler arasinda iletisimi saglayan bazi maddeler, besinlerle yapiliyor. B12 vitamini gibi besin ogeleri eksik alinirsa depresyon goruluyor. Sarap da maya hassasiyeti olanlarda depresyon nedeni. Seker ve hamur isleri panik atak yapabiliyo



Depresyon, panik atak gibi bircok ruhsal hastaliktan hem korunmak hem de bu rahatsizliklari hafif gecirmek icin dogru beslenme cok onemli. Istanbul Teknik Universitesi Gida Fakultesi'nde de dersler veren beslenme uzmani Doc. Dr. Huriye Wetherilt, zihinsel islevlerle beslenme arasinda siki bir iliski oldugunu soyluyor. Kotu beslenme tarzinin depresyon basta olmak uzere pek cok rahatsizliga neden oldugunu anlatan Wetherilt'in sorularimiza yanitlari soyle:
Beslenme ruhu nasil etkiler?
Beynimizde, sinir sistemimizde, sinirler arasinda iletisimi saglayan norotransmiter denilen maddeler bulunur. Norotransmiterler, besinlerde bulunan ogelerden yapiliyor. Besin ogelerinin yetersiz alinmasi durumunda merkezi sinir sistemi yeterince calismaz. Depresyonda besin ogeleri kronik olarak eksik olursa beyinsel ve zihinsel islevler aksiyor. Ama bu besin ogeleri dengeli alinirsa hic olmazsa depresyonun etkinligi hafifletilir.
Panik atakta ise adrenalin hormonu etkin. Devamli pogaca gibi hamurlu, cok sekerli, gazli icecekler ve hazir meyve sulari tuketmek zararli. Cunku bunlar insulin hormonunda inis-cikislara neden oluyor. Bu beslenme tarzinda insulin salgisi artiyor. Bu durumda bobrek ustu bezleri adrenalin salgiliyor ve fazla heyecan, panik atak olusuyor. Kan sekeri hizli bir sekilde dusunce de depresif durum olusuyor.
Ne tip beslenme tetikliyor?
Beynimizi amino asitler besler. Depresyonda en onemli etken serotonin duzeyinin yetersiz olmasi. Serotoninin de ana kaynagi triptofan denilen madde. Amino asitlerden yetersiz beslenen kisilerde bu maddenin de eksik olmasi soz konusu. Depresyonun bir baska nedeni de adrenalinin az olmasidir. Adrenalinin kaynagi tyrison (trizon) amino asitidir. Tyrison'dan adrenalin yapiliyor, triptofandan da serotonin yapiliyor.
Amino asiti nelerden alabiliriz?
Amino asitler, vucut proteinlerimizi olusturur. Bunlar beyin hucrelerinin gelismesi ve normal calismasi icin elzem olan DNA, protein, enzim ve sinir hucreleri arasi iletisimi saglayan dopamin, serotonin, norepinefrin gibi maddelerin (norotransmitter) on maddeleridir. Amino asitler, yumurta, et, balik, sut, yogurt gibi hayvansal gidalarda beynin yararlanmasi icin en iyi oranlarda bulunurlar. Ancak mercimek, nohut, fasulyede de vardir.
Eger tam bugday unundan yapilmis ekmek veya tahil taneleriyle birlikte tuketilirlerse protein degerleri hayvansal proteininkine yaklasir.
Depresyon ve panik atakta nasil beslenmek gerekiyor?
Bu sorunlari olanlar seker, saf nisasta, kafein (cay, kahve, gazli icecekler), alkol ve katki maddeli besinleri cikarmali. Seker, saf nisasta ve kati yaglardan arindirilmis bir diyette balik, omega 3 yag asitleri, zeytinyagi, findik, gerekirse doktor kontrolunde B grubu, C ve D vitaminleri, demir, cinko, selenyum ve ozellikle magnezyum eklenir. Serotoninin yapiminda niacin, B6 ve cinko onemli. Niacini etten, ekmekten alabiliriz. Adrenalinde de niacin, folik asit ve B12 onemli. Kurubaklagiller, findik, badem, ceviz ve tam bugday ununda var bu maddeler.
B12 cok onemli ve bunu ancak et, tavuk, balik, yumurta, sut, peynir gibi hayvansal besinlerden alabiliyoruz. Nufusun yuzde 20-25'inde B12 yetersizligi var. Ayda bir-iki kez et yiyen, duzenli sut icenlerde yetersizlik olmamasi gerekiyor, ama olabiliyor. Nedeni, B12 vitaminin emilimi icin mideden salgilanmasi gereken bir maddenin yeterince salgilanmamasi. Bu madde vucutta dogal olarak var, ancak bazi kisilerde salgilanmadigi icin B12 vitamini vucut tarafindan emilemiyor.
B12 eksikliginde beyin ve sinir sisteminde geri donusu olmayan harabiyet olusur ve depresyona neden oluyor. Depresyonun bir nedeni de tiroid hormonunun yetersiz calismasidir. Psikiyatrlara basvuran hastalarin ilk once triodine bakilmali, ardindan antidepresan verilmeli.
Folik asit ve C vitamini de depresyonda cok onemli. C vitamini taze meyve ve ozellikle yesil yaprakli sebzelerde bulunuyor. Yine depresif hastalarda magnezyum yetersizligi olabiliyor. Depresyonlu hastalarda tablet seklinde verilebilir. Cinko duzeyi yetersiz olursa bu da depresyona neden olabilir. Ozellikle hamileler ve emzirenlerde eksiklik olusabiliyor. Keza hamilelik sirasinda ve sonrasinda depresyon goruluyor. Orta yasin uzerindekiler baliktan veya keten tohumundan omega 3 yag asitleri almali.
Tuketilen baligin kultur degil denizde yasayan balik olmasi onemli. Cok kilolu olmanin da getirdigi depresyonlar var. Ozellikle genc kizlarda bunu goruyoruz. Hamur, seker, tursu, sirke, sarap gibi gidalar maya hassasiyeti olan kisilerde depresyona neden olabiliyor. Bagirsak mukozasina hasar verdikleri icin vucuttan atilmasi gereken toksinler atilamiyor ve vucutta emilip depresyona neden olabiliyor.
Maya hassasiyeti nasil anlasilir?
Kan sekerinde dusmeler, bas agrilari, saclarda dokulme, tirnaklarda kirilmalar, genel bir nefes darligi seklinde kendini gosterebiliyor. Depresyonun kaynaginda bu hassasiyet yatabilir. Yine alerjilerde asiri histamin salgilanmasi depresyona neden olabiliyor. Genel olarak aldigi gidalarda agir ����l, aflatoksinler (kirmizi pul biberde, bulgur, misir, fistik ve cevizde bulunan kuf) depresyona neden olabilir. Cunku sinir sistemine zarar veriyor.




Menopozda soya fasulyesi
Regl donemi, dogum sonrasi ve menopozda gorulen depresyonlarda nasil beslenilmeli?
B tur depresyonlar hormon duzensizliklerine baglidir. Alkol, tuz, cay, kahve, kola gibi iceceklerle kati yaglarin sinirlanmasi; balik yaglari B6, kalsiyum, folik asit, cinko, magnezyum ve soya fasulyesi takviyesi bu sikintilarin giderilmesinde yararli. Soya ostrojeni, menopozda sik gorulen gece terlemelerini, ates basmalarini ve kemik yikimini kontrol altinda tutabiliyor
Depresyondaysak nasil beslenerek hastaligi hafifletiriz?
Dogal, dengeli, duzenli beslenir, katki maddeli urunler tuketilmezse hafifletilebilir. Tam bugday unundan yapilmis ekmek, peynir, kolesterolu yoksa tereyagi da yenebilir. Tereyaginin probiyotik etkisi de var. Ozellikle mevsiminde bol olan sebze ve meyveler tuketilmeli. Yogurt, sut, peynir yenmeli. B grubu vitaminler yeterince alinir, asiri unlu, sekerli, gazli iceceklerden uzak durulursa da depresyon hafif gecebilir. Depresif insana B grubu vitaminler, cinko ve C vitamini iceren antioksidan karisimli tabletler onerilebilir. Burada asiriya kacinilmamali fazla doz sinir harabiyetleri yapiyor. Ozellikle B6 vitamini hamilelerde fazla kullanildiginda dusuk yapabiliyor.
Ailesinde depresyon olanlar riski azaltabilirler mi?
Depresyon anne babada varsa cocukta da ciddi bir etken. Bu durumda beslenmeye dikkat edilmeli. Depresyonun onlenmesinde soya fasulyesi ve yumurtanin sarisinda bulunan lesitin, colin gibi maddeler onemli. Cunku bunlar norotransmiterlerin on ogeleri.


Gulemiyorsan, ogren...
Depresyon ve Panik Bozukluk Merkezi Yoneticisi Psikiyatr Dr. Nihat Kaya'ya gore hem depresyon hem de panik atakta yapilabilecekler var. Iste Kaya'dan 'Dogal On Altin Kural':

  • Pozitif dusunce ve kararlilik.
  • Doga kanunlarina ve genel haline uyum, doganin onemli bir parcasi bilinciyle hareket etmek.
    Dengeli, duzenli beslenmenin yani sira biyolojik saatin sonbahar-kis bakimini gerceklestirecek yiyecek iceceklere dikkat etmek.
    Duzenli egzersiz, hareketlilik.
  • Sonbahar-kis gelmeden once bu mevsimlerle ilgili hedefler koymak ve arkadas gruplari olusturmak.
  • Tembel, miskin, bezgin, mutsuz ve bagimlilik davranislari olan arkadaslardan uzak durmak.
  • Mizahla ilgilenmek, mutlaka gulmek, gulemiyorsak ogrenmek.
    Aile degerlerini onemsemek.
  • Hangi iste olursa olsun isini onemseme, isin hakkini vermek.
  • Temel insani degerlere sahip olma, kisilikli, nitelikli insan olmak.

  • Cok bekletirse erkek ...........





    Bilimsel bir arastirmaya gore hamile kalmak icin uzun sure bekleyen kadinlarin erkek bebek sahibi olma orani artiyor.
    BBC - LONDRA - Kadinlar hamilelik icin ne kadar uzun sure caba gosterir ve beklerse, erkek cocuk sahibi olma ihtimalleri de o kadar artiyormus.
    Hollandali arastirmacilar, 2001-2003 yillari arasinda dogum yapan 5 bin 283 kadini analiz etti. Hamile kalmak icin bir yildan fazla ugrasan 498 kadinin erkek cocuk dogurma orani yuzde 58 cikarken, bebek icin bir yildan kisa sure caba harcayan 4 bin 785 kadinin erkek cocuk sahibi olma orani yuzde 51'de kaldi. Hamile kalma cabasinin uzadigi fazladan her yil icin, erkek bebek sahibi olma orani yuzde 4 artiyor.
    Calisma, rahim boynu mukusu yapiskanliginin gebeligi etkiledigini savunan teoriyi destekliyor. Yapiskanlik arttikca, spermlerin rahimde ilerlemesi zorlasiyor. Y kromozomu ozellikli spermler daha hafif; hizli yuzebiliyor.
    Kadin, hamile kalmak icin daha uzun sure beklediginde rahim mukusu yogunlasiyor ve bu durum da Y ozellikli, yani bebegin erkek olmasini saglayacak spermlerin yuzme yeteneklerinden dolayi yumurtaya ulasma sansini artiriyor. Her 105 erkege karsin 100 kiz dunyaya geliyor.

    cikolata

    gosterimi benden yorumu sizden pps uzantisi almadigi icin zipleyip yolluyorum.

    Warning: mkdir(): SAFE MODE Restriction in effect. The script whose uid is 10002 is not allowed to access /var/www/vhosts/forum.hossohbet.com/httpdocs/tmp/2/5/4 owned by uid 48 in /includes/functions_file.php on line 112




    zipledim ama nedense bu hatayi verdi.sanirim ebatin buyuklugu nu kastetti biraz dosya boyutunu yukseltirseniz sevinirim.eklentimi bende yapabileyim.

    Ilk Yardim

    YANIK Dogrudan ates ya da yuksek isi veren fiziksel kimyasal etkenlerl karsilasma sonucu yaniklar olusur. Bu etkenler ates, elektrik, gunes, sicak su ya da yag, kimyasal maddeler, sicak ����l cisimler olabilir.

    Yanik cilt, acik yara gibi degerlendirilmelidir. Vucut bu kisimdan su kaybeder ve acik yara gibi mikroplanmaya aciktir. Toplam vucut yuzeyinin %20'sinden fazlasini etkileyen yaniklar yasamsal tehlike dogurur.

    Yaniklar, ortaya cikan tahribata gore derecelendirilir.

    1. Derece Yaniklar
    • En cok guneste fazla kalma nedeniyle olur.
    • Cildin kizarmasi ve siddetli agri ile taninir.
    • Kendiliginden iyilesip, cilt normal gorunumunu alabilir.

    Elbisesi tutusan kisi yere yatip kendi etrafinda donmelidir
    2. Derece Yaniklar
    • Kizarikliga ek olarak su dolu keseciklerin gorunmesi ile taninir.
    • En sik sicak sivilar ile olur.Agrili ve ciddi yaniklardir.
    • Su keselerini patlatmak sakincalidir.
    • Dogru bakim yapilmaz ise iz kalir. Mikrop uremesine aciktir.
    3. Derece Yaniklar
    • Cildin tamami etkilenmistir. Agri azdir. Hayati tehlike yaratacak sivi kayiplari ve iltihaplanmalar mumkundur.
    • Yaniklarda ilkyardimcinin ilk amaci, yaniga neden olan madde ya da kaynagin uzaklastirilmasidir.
    • Tutusmus kazazedenin kacmasi onlenir. Uzerine bir ortu atilarak ya da yuvarlanarak sondurulur.
    • Yanikli kazazede soyulurken cilt de soyulabileceginden elbiseler kesilerek cikartilir.
    • Tum yaniklarda ilk yapilacak islem, yanik bolgenin agri gecene ve sonra 10 dakika kadar soguk suda tutulmasidir.
    • Yaralinin uzerinde yuzuk, bilezik, saat, kunye varsa cikarilir.
    • Yanik bolge uzeri islak, temiz bir bezle ortulur.
    • Bu nitelikte malzeme yoksa acik birakilir.
    • Bilinc acik ise agizdan sulu gidalar ve su verilir. Soka karsi uygun pozisyonda tutulur.
    • Ikinci ve ucuncu derece yaniklar var ise kisi nakledilir.
    SICAK CARPMASI Guneste fazla kalma sonucu ortaya cikar. Gunes carpmasi olarak da bilinir. Kazazede asiri terlemektedir ya da terlemistir. Vucut sicakligi 40 derece ya da uzerinde olabilir. Nabiz hizli, bilinc bulaniktir. Asiri susuzluk hissi, halsizlik ve agrilar vardir.

    Bilinc kapali ise;
      • Kazazede golge, serin bir yere tasinir.
      • ABC kontrol edilir, serinletilir.

      Bilinc acik ise

      • Kazazede serin bir yere tasinir, yari oturur pozisyon verilir.
      • Su serpme, islak havlu ve hava akimi kullanilarak (yelpaze, vantilator vb.) serinletilir, su ve alkolsuz icecekler verilir.
      • Fazla giysileri cikarilir.
    SUDA BOGULMA
    • Havuz ya da denizde cirpinmakta olan kisiye suda kurtarmaalmamis kisilerin, yuzme bilseler dahi yaklasmamasi gerekir.
    • Bir tekne ile yaklasmak mumkun degil ise, ipe bagli bir can simidi ya da tahta parcasi, cirpinan kisiye yardim amaci ile atilabilir.
    • Uzun bir sirik ya da ip ile kisiye ulasmak denenebilir. Bunlar yapilamiyorsa, cirpinmalarin bitmesi beklenir .
    • Tekneye ya da sahile cikarilan kazazedenin ABC�si kontrol edilir.
    • Normal solunum ve dolasim saglandiktan sonra bilincin durumuna gore pozisyon verilir.
    • Uzeri ortulerek nakledilir.
    HAYVAN ISIRIGI Bir tahrik olmaksiniz saldirarak isiran kedi ya da kopegin kuduz olmasindan suphe edilmelidir. Kuduz mikrobu isirilmis bolgeden vucuda girer. Isiran hayvanin gozlem altina alinmasi gerekir.

    Isirilma halinde, isirik yeri hemen bol su ve sabun ile iyice yikanir. Kazazede yurutulmeden nakledilmelidir.
    Ari Sokmasi

    Ignenin girdigi yerde kizariklik, agri, kasinti, sisme olabilir. Igne hala ciltte ise duzgunce cikarilir. Igne yerine buz koyarak sogutma yapilir. Alerjisi olanlar, astimlilar, agizdan sokulanlar, cok sayida ari tarafindan sokulanlarin hemen nakli gerekir.
    Yilan Sokmasi

    Yilan zehirlenmelerinde isirik yerinde agri, sislik, morluk, hassasiyet vardir. Sokulan yer hareket ettirilmeden yikanir. Isirilan yerin birkac cm yukarisina bogucu sargi uygulanir. Isirik yeri 0.5 cm kesilerek ve elle sivazlanarak zehrin kismen cikmasi saglanir. Yaranin emilmesi etkili degildir ve zararli olabilecegi icin uygulanmamalidir. Isirik yerine buz uygulanabilir. Kisinin yatarak nakli saglanir.
    Akrep Sokmasi

    Akrep sokmasinda yara yerinde agri ve uyusukluk olur. Solunum bozulabilir. Sokulan bolge yikanir, buzla sogutulur, sokulan kol veya bacakla vucut arasina bogucu sargi uygulanilarak akrep antiserumu bulunabilecek bir merkeze yatarak nakledilir.

    * Bu yayin Ankara Tabip Odasi Ilkyardim Egitimi Komisyonu Ilkyardim Egitimi Kursu Ders Notlarindan Alinmisir

    Kalp KrIzI BelIrtIlerI!

    Sersemlik hissi, terleme, bulanti-kusma, nefes darligi, carpinti, soguk terleme... Goguste sikistirici veya baski tarzinda agri ve dolgunluk hissi, kalp krizi gecirenlerde en sik rastlanan sikayet. Basta gelip gecici olabilir. Bu agri 15 dakikadan uzun suruyorsa kalp krizi akla gelmeli. Kisa suren agrilar, spazmla ilgili olabilir. Kalp krizinin oncusu niteligindedir ve gecer diye vakit gecirilmemeli. Gogus agrisi omuza, kollara, sirta, ceneye, mideye yayilabilir.

    Sersemlik hissi, terleme, bulanti-kusma, nefes darligi, carpinti, soguk terleme veya bas donmesi de gogus agrisina eslik edebilir veya tek basina ilk belirti olabilir.

    Suphesi olanin ilk yapacagi ne olmali?

    1- Ambulans veya tibbi mudahale ekibini arayin. Ulasilamadigi takdirde birinin sizi acile getirmesini saglayin. Mecbur kalmadikca araba kullanmayin.

    2- Kanin damar icinde pihtilasmasini geciktirmek icin 300 mg midede cozunen aspirinlerden 1 adet cigneyin, butun olarak icmeyin.

    3- Eger onceden size onerilen dil alti ilaci varsa, bir tane alabilirsiniz.

    Risk faktorlerine sahipseniz, kalp krizini dusunduren belirtiler basladiginda mutlaka saglik merkezine basvurun.

    Zaman onemli mi? Hangi dakikalar kritik oneme sahip?

    Kalbi besleyen atar damarlarda kan akiminin kesilmesi sonucu kalp krizi meydana gelir. Kan akimi kesilmesi cogunlukla damar sertligi olan bolgenin pihti ile aniden tikanmasi sonucunda olusur. Uzun suren spazm da kalp krizine yol acabilir. Kalp krizi kalp kasinin olumu anlamina gelir. Olen hucreler kendini yenileyemez ve onaramaz. Yerine kasilmayan yara dokusu olusur. Bunun icin zamanlama altin degerindedir. Sikayet baslangicindan itibaren ilk saatler cok onemlidir. Her gecen dakika daha fazla hucre olumu demektir.

    Kriz belirtileri baska sorunlarla karisabilir mi?

    Kas ve iskelet sistemini ilgilendiren sikayetler, akciger ve mide hastaliklari, psikolojik sebepler, benzer belirtilere yol acabilir.

    Kalp krizi gecirenin yanindakilere dusen gorevler?

    Suuru kapali biriyle karsi karsiya iseniz oncelikle hava yolunun acik olup olmadigina, soluk alip almadigina, daha sonra da nabiz ve tansiyonuna bakilmali. Sonrasinda hasta vakit kaybetmeden acil servise goturulmeli.

    Hastaneye ulasildiginda neler yapilacaktir?

    Hastanede pihti cozucu ilaclar damardan verilerek, koroner damarlara balon ve/veya stent uygulamasi yapilarak veya acil by-pass cerrahi ile kalbin kanlanmasinin tekrar saglanmasi gerekir. Kalp krizi suresince ciddi ritim bozukluklari olusabilir. Bunun sonucunda kalp hayati organlara yeterli kan akimi saglayamaz. Kalbin normal calismasini hizli bir sekilde saglamak gerekir. Bunun icin kalp masaji veya imkan varsa elektriksel sok ve ilaclar kullanilir.

    Kalp krizi risk faktorleri nedir?

    35 yas uzeri erkekler, 45 yas uzeri veya menapozdaki kadinlar, sismanlik, seker hastaligi, hipertansiyon, sigara icimi, iyi kolesterolun (HDL) dusuk olmasi (45mg/dl alti), kotu kolesterolun (LDL) yuksek olmasi (130 mg/dl ustu), atar damar tikanikligi saptanmis olmasi (onceden kalp krizi, felc, ayak damar tikanikligi vb.), duzenli egzersiz yapilmamasi, stresli yasam, birinci dereceden yakinlarinda (anne, baba, kardes ve cocuklarinda) erken yaslarda damar tikanikligi saptanmasi, riski artiriyor.

    Cocuklar icin saglikli beslenme projesi...



    Saglik ve Milli Egitim Bakanliklari'nca yurutulen ''Ilkogretim Cocuklari Icin Saglikli Beslenme'' projesi cercevesinde, ogrencilere okullarda egitim veriliyor. Oncelikle Ankara genelindeki baslatilan proje kapsaminda, beslenme uzmanlari ve gida muhendisleri ilkogretim okullarinda cocuklara saglikli beslenme icin yapilmasi gerekenleri anlatiyor.


    Uzmanlar, okul kantinlerinde de incelemelerde bulunarak, hijyen sartlarina sahip olmayanlari Tarim Bakanligi'na bildiriyor.

    Proje cercevesinde gecen yil 50 ilkogretim okulunda 25 bin dolayinda ogrenciye ulasilirken, bu ogretim yilinda simdiye kadar 18 okulda 11 bin ogrenciye egitim
    verildi. Proje 2006 yilinda ise Turkiye geneline yayginlastirilacak.

    Okullarda egitim veren uzmanlar, slayt gosterisi esliginde, soru-cevap seklinde saglikli beslenme konusunda bilgiler aktariyor.

    Gelisme caginda mutlaka alinmasi gereken sut, yumurta, et ve tavuk gibi besinler ve yararlari anlatilirken, gerekli besinlerin alinmamasi halinde vucudun ugrayacagi hasarlara da dikkat cekiliyor.

    Egitim oncesi ve sonrasinda yapilan testle de cocuklarin edindigi bilgiler olculuyor. Bu testlerin proje sonunda hazirlanacak rapor icin temel teskil etmesi amaclaniyor.

    Cocugun hergun tuketmesi gereken besinler

    Proje kapsaminda ogrenciler okulda egitilirken, velilere de cocuklarinin saglikli beslenmesi icin bir mektup gonderiliyor.

    Cocugun eskisinden daha fazla ev disinda beslendigine dikkat cekilerek, ''Cocugunuzun her sevdigi besin onun icin yararli mi?'' sorusu yoneltiliyor.

    Mektupta, bir ilkogretim ogrencisinin her gun tuketmesi gereken besinler ve miktarlari soyle anlatiliyor:

    -Kemikleri, disleri ve kaslarinin gelisimi, yasina ve agirligina gore ideal boy uzunluguna sahip olabilmesi icin 2-3 su bardagi sut veya yogurt, bir kibrit kutusu buyuklugunde peynir,

    -Beyin gelisimi, hastaliklara karsi direncli olmasi ve
    kansizliktan korunmasi icin 2-3 kofte buyuklugunde et (tavuk, balik veya hindi), haftada 3-4 kez 1 adet yumurta, haftada 3-4 kez 1 porsiyon kurubaklagil,

    -Hastaliklara karsi daha guclu olmasi, gozlerinin, dislerinin, cildinin sagligi ve kabiz olmamalari icin 5 porsiyon taze sebze veya meyve,

    -Enerji saglamasi, sinir sisteminin guclenmesi icin 4-6 orta dilim ekmek, 1 porsiyon pilav, makarna veya 1 orta dilim borek, 1 kase corba.

    3 ana 2 ara ogun

    Mektuptaki, saglikli beslenmeyle ilgili oneriler de sunlar:

    -Cocugunuzu gunde 3 ana 2 ara ogun olarak besleyin,

    -Sabah kahvaltisi yapmadan gune baslatmayin, ogun atlatmayin,

    -Ara ogunlerde cocugunuzun beslenmesi icin meyve, ayran, sut, taze meyve sulari, peynirli sandvic, kucuk kek veya pogaca gibi besinleri tercih edin,

    -Iyotlu tuz tuketin, tuzu yemege ocaktan indirmeye yakin katin,

    -Cocugunuzun gunde 2-2.5 litre su/sivi tuketmesini saglayin,

    -Beslenme cantasini, evde yapilmis tost, yumurta, kek, pogaca,
    borek, taze meyve, ayran, salatalik, domates ve havuc gibi
    yiyeceklerle hazirlayin,

    -Beslenme cantasinin temizligine cok dikkat edin,

    -Cocugunuzu acikta satilan besinleri almamasi konusunda uyarin,

    -El yikama ve dis fircalama aliskanligi kazandirin,

    -Cocugunuza yeterli ve dengeli beslenme aliskanligi kazandirmak icin ornek olun, asiri yagli, tuzlu ve sekerli besinler yerine saglikli besinler secmesini tesvik edin,

    -Cocugunuzun hareketli bir yasam surmesine dikkat edin, herhangi bir spor dali ile ilgilenmesi konusunda destekleyin.

    Yumurta, en ucuz protein kaynagi...



    Yumurtanin tek basina yenmesinin yani sira, sebze ve makarna gibi besinlerle birlikte tuketilmesinin besin degerini artirdigi ve insan sagligina olumlu yonde katki sagladigi bildirildi.


    Erciyes Universitesi�nde gorevli Diyetisyen Dr. Nurten Budak, yumurtanin anne sutunden sonra en kaliteli protein iceren, buyume ve gelismeye katki sagladigi gibi goz sagligi ve bagisiklik sistemi icin gerekli olan A vitamini ile vucutta kan yapiminda rol oynayan demir icin iyi bir kaynak oldugunu soyledi. C vitamini yonunden zengin sebzeler ile makarna gibi tahillarin, protein, demir ve A vitamini icin iyi bir kaynak olan yumurta ile birlikte tuketilmesini isteyen Dr. Budak, �Yumurta ile sebzeler ve tahil grubu besinler birlikte tuketildiginde, yemekler daha dengeli hale gelmektedir. Yumurtali ispanak, kabak yemegi, menemen ve patatesli mihlama yumurtali sebze yemeklerine en iyi ornektir. Insan vucudunun ihtiyac duydugu vitamin ve minarellerin ayni anda alinmasi saglik acisindan son derece onemli. Ayrica, damak tadina uygun lezzetli yemekler ortaya cikiyor'' dedi.

    GergInlIGe DIyet:::

    SABAH

  • Bol Tahilli kahvalti. Musli (Yulaf ezmesi, bugday, elma kurusu, findik, ceviz, badem, keton tohumu, misir gevregi)
  • ilik sut
  • Musliye tarcin katilabilir.

    -Ara Ogun-
  • Elma kompostosu (Az sekerli yapilmali)

    OGLEN
  • Bol yesil salata (Salataya feslegen, nane katilabilir.)
  • Orta buyuklukte beyaz et veya yogurt, peynir veya omlet.

    -Ara Ogun-
  • Bir bardak ayran. Bir-iki saat sonra meyve veya komposto (Cok az sekerli)

    AKSAM
  • Karbonhidrat (Makarna, pirinc)
  • Sulu yesil sebze
  • Bakliyat (Mercimek, fasulye, nohut, soya)
  • Yemeklere zencefil katilabilir. Aksam yemeginden sonra, taze meyve, uc-dort adet badem, uc-dort adet findik yemeli. Gun icerisinde rezene cayi, ilik veya sicak....................................COK COK GERGIN OLMAKTANSA DENEMEKTE YARAR VAR DIYE DUSUNUYORUM.......

  • "Beyin hasari" olusan hastalarin durumu ....




    Beyin hasari sonrasi olusan sonucun, hem hastalar hem de aileleri icin buyuk sosyal ve ekonomik onemi vardir. Bircok sebebe bagli olarak beyinde hasar olusur. Norolog Doc. Dr. Serdar Dag beyin hasari olusan hastalarin durumunu Mynet okurlari icin yazdi.

    Bu sebeplerden onemli olan bir kacini siralarsam:

    1)Beyin damarlarinin tikanmasina bagli olusan beyin hasarlari

    2)Beyin kanamasina bagli olusan beyin hasarlari

    3)Kafa travmasina bagli olusan hasarlar ( trafik kazasi,dusme vs)

    4)Beyin tumorlerine bagli olusan hasarlar

    5)Beynin enfeksiyonlarina (menenjit,ensefalit vs) bagli olusan hasarlar

    6)Beynin ilerleyici veya kalici hastaliklarina bagli olusan hasarlar (MS,vs)

    Nedeni ne olursa olsun olusan hasarin derecesi, hastanin tum yasamini etkiler. Ben bugun beyin hasarina neden olan hastaliklarin tedavisinden ziyade tedavisi olmus ve eve cikartilmis, beyin hasarina bagli sakat kalmis hastalarin durumundan bahsetmek istiyorum.

    Beyin hasarlarini soylece siralayabiliriz.

    1)Koma hasta kendinden ve cevresinden haberdar degildir.

    2)Agir sakatlik: Hastalarin gunluk yasaminda destege gereksinimleri vardir.

    3)Orta dereceli sakatlik: Hastanin destege ihtiyaci yoktur.Ancak sakatlik vardir.Hata ise donebilir de donmeyebilirde.

    4)Iyi duzelme: Hasta iyidir. Ancak daima tam bir iyilesme yoktur. Hasta gunluk aktivitesine donebilir.

    Hastalar tedavi olup eve cikinca yukarida bahsettigim beyin hasari derecelerinin bir tanesinin durumunda olur. Hasar ilerleyiciyse (kotu huylu tumor, ilerleyici beyin hasari ile giden hastaliklar.. vs) zaten yapilacak pek fazla bir sey yoktur. Fakat olmus bitmis bir hasarsa hasta ozellikle orta veya iyi dereceli sakatlik durumu icine giriyorsa; hastanin daha iyi olmasi icin ilac ve fizik tedavi olmasi bence sarttir.

    Beyin hasari sonrasinda uzunca tedavi gormus ve daha sonrasinda eve cikartilan hastalar cok uzun ve pahali bir tedavide gectikleri icin hasta genelde hayata kus depresyonda; hasta yakinlari da maddi, manevi cokuntu icine girdikleri icin umutsuz ve bos vermis olurlar. Cunku bu hastaliklarin tedavisi igne ille kuyu kazmak gibidir. Bu hastalarin beyin hasarina sebep olan hastaliklarinin tedavisi surerken destek tedavisinden yoksun birakilmamasi gerekir.

    Maalesef ulkemizde bu tur hastalar, hekim ve yakinlari tarafindan kaderine terk edilir. Bu tur hastalar uzun sure tedavi gordukleri icin kas yapilari zayiflar vucut direncleri duser, enfeksiyonlara daha cabuk yakalanirlar el ve bacak extremite hareketleri tam olarak yapamazlar yurumeleri konusmalari is yapma yetenekleri bozuktur. Tabi ki bu aktivitelerin cogu beyin hasari sonucu olusmustur. Fakat,uzun sure yatmaya ve hareketsiz kalmaya bagli olarak beyin hasari sonrasinda olusan kayiplar disinda kalan bolgelerde de aktivasyon kaybi olur.

    Bu tur hastanin hastaliklarinin tedavisi yaninda; kaslari gelistiren enfeksiyonlari onleyen ruh halini duzenleyen ve bu tedavilerin yaninda hastayi gunluk hayat aktivitesini kazandiracak fizik tedavi yapmak gerekir ve bu sarttir. Biz bu tedavilere destek tedavisi diyoruz.Beyin hasarinin derecesine gore ve tedavinin iyi duzenlenmesi yuz guldurucu sonuclar vermektedir. Bu konuda deneyimli bir hekim iyi bir destek tedavisi ile basarili sonuclar alabilir. O halde; bu tur hastalari kaderine terk etmeyelim. Cunku bu tur hastalarin topluma kazandirilmasi ve aktivitasyonlarinin olabildigince iyi hale gelmesi destekten kurtulmasi hastanin kendisi kadar yakinlar icinde bir kazanctir.

    Yazi: serdar.dag65@mynet.com

    En SaGlikli 60 BesIn MaddesI

    EN SAGLIKLI 60 BESIN MADDESI



    BESINLER

    NELERI ICERIYOR?

    NEYE YARIYOR?

    ELMA

    Pektin, Bioflanovoid, C vitamini

    Kolesterol duzeyini dusuruyor, bagisiklik sistemini guclendiriyor.

    ENGINAR

    Cynarin, bol miktarda B ve C vitamini

    Kan sekerini duzenliyor. C vitamini kalbi guclendiriyor.

    AVOKADO

    Doymamis yag asidi

    Kalp ve kan dolasimi icin birebir. Kansere karsi koruyucu

    MUZ

    Potasyum, B6 vitamini, Serotonin, Magnezyum

    Rahatlatiyor ve uyumaya yardimci oluyor.

    FASULYE

    Demir, Kalsiyum, B ve C vitamini, Protein

    Kan ve hucre yapimina yardimci oluyor.

    BROKOLI

    Magnezyum, A ve C vitamini, Potasyum

    Kansere karsi koruyor, kaslari guclendiriyor.

    ESMER BUGDAY

    Lysin, Lezithin

    Beyni ve sinirleri besliyor, ogrenmeyi guclendiriyor.

    MANTAR

    Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum

    Kaslari guclendiriyor, sac ve tirnaklari besliyor.

    ACI MARUL

    Yasamsal onem tasiyan maddeler, Eser element, Potasyum, Fosfor

    Yag ����bolizmasini duzenliyor, felc riskine karsi koruyor.

    BEZELYE

    Bitkisel protein, Magnezyum

    Kolesterol duzeyini dusuruyor, bgirsak kanser riskni azaltiyor.

    CILEK

    C vitamini, Kalsiyum, Potasyum

    Bagisiklik sistemini guclendiriyor, ����bolizmayi harekete geciriyor.

    REZENE

    C vitamini, Ucucu yaglar, Demir, Potasyum, Kalsiyum

    Oksurugu onluyor, vucuda oksijen alimini artiriyor.

    KUMES HAYVANLARI

    Protein, Potasyum, Magnezyum, B vitamini, Cinko

    Bas agrisi sorununa karsi etkili, stresten arindiriyor.

    GREYFURT

    Folikasit, C vitamini

    Kan basincini azaltir, kan yapimini artirir.

    YULAF

    Karbonhidrat, Demir, Magnezyum, B vitamini

    Enerji sagliyor, kas kramplarini onluyor, idrar sokturuyor.

    KUSBURNU

    Likopen, C ve E vitamini, Demir

    Soguk alginligi ve gribe karsi onleyici etkiye sahip.

    RINGA BALIGI

    Omega3 yag asidi, Sodyum, Potasyum

    Damar sertligini ve yuksek tansiyonu onluyor.

    AHUDUDU

    C vitamini, Potasyum, Kalsiyum, Demir, Folikasit

    Virus ve bakterilere karsi koruyor, tumor olusumuna engel oluyor.

    MURVER

    Potasyum, B1 vitamini, C vitamini

    Terleten ve oksurugu azaltan etkiye sahip. Kabizliga iyi geliyor.

    YOGURT

    Kalsiyum, Riboflavin, B12 vitamini

    Bagirsak kanserine karsi bagisiklik sistemini guclendiriyor.

    FRENK UZUMU

    C vitamini, Niasin, Kalsiyum

    Sinir ve bagisiklik sisteminin guclenmesini sagliyor.

    PEYNIR

    Protein, Sodyum, Potasyum, Kalsiyum

    Kemikleri guclendiriyor, sinirleri koruyor.

    HAVUC

    A vitamini, Selenyum

    Sperm uretimini sagliyor, vucudu enfeksiyonlara karsi koruyor.

    PATATES

    Mieraller, C vitamini, Bitkisel Protein, Potasyum

    Kansere karsi koruyucu, vucudu toksinlerden arindiriyor.

    KEFIR

    Asit laktik, Asit laktik bakterileri

    Bagirsak enfeksiyonuna, kabizliga ve gaza iyi geliyor.

    KIVI

    C vitamini, Karotionid, Flavonoid

    Zayiflatiyor, bagisiklik sistemini guclendiriyor.

    SARIMSAK

    Quercetin, Ajoene ve Allisin

    Kansere karsi bagisiklik sistemini guclendiriyor.

    SOM BALIGI

    Omega3 yag asidi ve D vitamini

    Kemikleri guclendiriyor, meme kanseri riskini azaltiyor.

    PIRASA

    Allisin, Cinko, Manganez, Selenyum

    Kan basincini dusuruyor, kalbi ve damarlari guclendiriyor.

    MERCIMEK

    Cinko ve Aminoasit

    Yorgunlugu gideriyor, strese karsi etkili

    MISIR

    Cinko, Magnezyum ve B vitamini

    Stresle savasiyor, bagirsak kanserini onluyor.

    USKUMRU

    Omega3 yag asidi, D, B6-B12 vitaminleri ve Iyot

    Kan basincini dusuruyor, moral yukselten etkiye sahip

    MANGO

    A ve B vitamini, Cinko

    Cinsel enerjiyi yukseltiyor,orgazm yetenegini artiriyor.

    DENIZ BITKILERI

    Omega3 yag asidi, Pantothenik asit

    Kolesterol duzeyini dusuruyor, kalp krizi riskini azaltiyor.

    SIYAH TURP

    C vitamini, Kalsiyum, Potasyum, Demir

    Bagisiklik sistemini ve kan dolasimini guclendiriyor.

    KAVUN

    Mahnezyum, Potasyum ve Kalsiyum

    Vucuttaki su duzeyini ayarliyor, idrar olusumunu artiriyor.

    SUT

    Kalsiyum, D, A ve B2 vitaminleri

    Kemik olusumunu tesvik ediyor, bagirsak kanserine karsi koruyor.

    PEYNIR SUYU

    Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Laktik asit bakterileri

    Sindirim sistemi sikayetleri ve mide yanmasina karsi iyi geliyor.

    CEVIZ, FISTIK, FINDIK

    B ve E vitamini, Cinko, Demir

    Sakinlestiriyor, uyumayi sagliyor, stresi azaltiyor.

    ZEYTINYAGI

    Doymamis yag asidi, E vitamini

    Kotu huylu kolesterol duzeyini dusuruyor, hucreleri koruyor

    PORTAKAL

    B ve C vitamini, Potasyum, Kalsiyum, Selenyum

    Vucuttaki fazla suyun atilmasini sagliyor.

    PAPAYA

    Karotinoid, Enzimler, C vitamini

    Kalp hastaliklarini onluyor, stresi azaltiyor

    YESIL-KIRMIZI BIBER

    Capsaicin, A ve C vitamini, Cinko

    Bas agrisi ve migrene karsi koruyucu etkiye sahip

    ERIK

    Potasyum, Demir, B vitamini

    Vucuttaki fazla suyun atilmasini sagliyor, enerji veriyor.

    KIRILMAMIS PIRINC

    Protein, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum

    Mide anmasi ve gaza karsi etkili.. Vucuttaki fazla suyu atiyor.

    RAVENT

    Magnezyum, Manganez, Kalsiyum, B vitamini

    Saglikli kemiklerin olusumuna katkida bulunuyor.

    DANA ETI

    Demir, Protein ve Potasyum

    Soguk alginligi, oksuruk ve gribe karsi iyilestirci etkiye sahip.

    LAHANA TURSUSU

    Laktik asit bakterileri ve B12 vitamini

    Tumor olusumunu onluyor.

    KEREVIZ

    Potasyum, Sodyum, Kalsiyum, Magnezyum

    Kabizlik, mide ve bagirsak sorunlarina karsi etkili.

    SHIITAKE MANTARI

    Lentinan, D vitamini

    Bagisiklik sistemini guclendiriyor, kanser olusumunu engelliyor.

    SOYA

    Yag, E vitamini ve Protein

    E vitamini hucreleri koruyor, kanser riskini azaltiyor.

    ISPANAK

    A vitamini, Folik asit, Magnezyum, E vitamini, Manganez

    Sinirleri guclendiriyor. Ozellikle hamilelikte tavsiye ediliyor.

    TOFU

    Protein, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum

    ����bolizmayi uyariyor. Kemik yogunlugu icin onemli.

    DOMATES

    Likopen, Folikasit, Tyrosin

    Likopen kansere karsi koruyor, folikasit hucre yapimini uyariyor.

    TON BALIGI

    Omega3 yag asidi, D vitamini, Potasyum, Iyot

    Kolesterol duzeyini dusuruyor, sinir hucrelerini koruyor.

    KABA OGUTULMUS CAVDAR

    Magnezyum, Karbonhidrat, B vitamini

    Enerji sagliyor, stresi azaltiyor.

    KABA OGUTULMUS BUGDAY

    B vitamini, Demir ve Magnezyum

    Bacak kaslarindaki kramplari yok ediyor. Uyku suresini azaltiyor.

    KIRMIZI UZUM

    Phyto-ostrojen, Potasyum, Kalsiyum

    Yuksek tansiyona karsi iyi geliyor, trombozlari onluyor

    BEYAZ-KIRMIZI LAHANA

    C vitamini, az oranda B vitamini, Kalsiyum

    Bagisiklik sistemini guclendiriyor, stres semptomlariyla savasiyor.

    LIMON

    C vitamini ve Glucarate

    Bagisiklik sistemini guclendiriyor, mide kanserini onluyor.

    MUkemmel BIr GUn GeCIrmek ICIn!!!!!!

    YATAKTAN KALKARKEN
    DOGRU: Yavas hareket edip, kaslari harekete gecirmek. Pencereyi acmak.
    YANLIS: Hizla hareket kas tutulmasi yapar. Uyaninca yatakta fazla kalmak.

    BANYO YAPARKEN
    DOGRU: Ilik dus ve cikista soguk su dokunmek, vucuda oksijen yukler.
    YANLIS: Sicak su, banyoda cok kalmak. Vucudu ve saclari kurutmamak.

    KAHVALTI YAPARKEN
    DOGRU: Bir bardak ilik su. Kepekli tost ekmegi, yogurt, meyve, kahve.
    YANLIS: Cok yagli yiyecek, sucuk, pastirma, sosis, kremali kahve icmek.

    ISE GIDERKEN
    DOGRU: Yuruyecek mes�feyi uzatmak. Kol ve bedeni hareket ettirmek.
    YANLIS: Kapinin onune kadar arabayla gitmek. Asansorle inip cikmak.

    IS YERINDE
    DOGRU: Aydinlik, gunesli ve genis mek�n. Masada cicek bulundurmak.
    YANLIS: Masada kambur oturmak, etrafa bakmamak, vucudu germemek.

    OGLE YEMEGI
    DOGRU: Az ekmek, beyaz et, patates. Bol salata gerginlik ve stresi azaltir.
    YANLIS: Bol ekmek, cok yemek, kolali icecekler. Ayakta aparatif seyler atistirmak.

    OGLEDEN SONRA
    DOGRU: Biraz uyumak vey� dinlenmek. Derin derin nefes alip vermek.
    YANLIS: Tuzlu krakerler, biskuviler, tatli vey� benzeri seyler yemek.

    MASA BASINDA
    DOGRU: Geri yaslanip derin nefes almak. Bacak kaslarini gerip birakmak.
    YANLIS: Saatlerce kambur kambur oturmak. Surekli ayni yere bakmak.

    AKSAM YEMEGI
    DOGRU: Az ekmek, sebzeli yemek, beyaz et, salata ve cesitli meyveler.
    YANLIS: Mikrodalgadan cikan yiyecekler.Yatmadan az once yemek yemek.

    YATMA ZAMANI
    DOGRU: Sessiz ve az karanlik oda. Kafadaki dusunce ve problemleri atmak.
    YANLIS: Cok yumusak yatak ve kalin yastik. Yuzukoyun ve gec yatmak
    HADIII NE DUYUYOYSUNUZ BIY DENEYIN BAKALIM NEKADAY MUTLU BIY GUN GECIRECEGIZ DENIYELIM HEP BIYLIKTE....

    ONEMLI:Sigarayi birakma yontemleri !!!!!!!!!

    Sigarayi birakma yontemleri


    Yapilan arastirmalar, sigara tiryakilerinin yuzde 75-80'inin sigarayi birakmak istedigini, hatta tiryakilerin ucte birinin en az 3 kez ciddi anlamda birakma cabasi gosterdigini ortaya koyuyor.

    Buna karsilik, sigara aliskanligindan 60 yasindan once kurtulma orani yuzde 50'nin uzerine hic cikamadi. Sigara aliskanligindan kurtulamayan tiryakiler artik yari yariya sigaraya bagli nedenlerle oluyor. Turk Saglik Vakfi'ndan alinan bilgilere gore, sigaranin olumsuz etkileri nedeniyle 25-69 yas grubunda olen insanlar, yasamlarinin 20-25 yilini bu aliskanlik nedeniyle yitiriyorlar. Baska bir ifade ile bu insanlar, 20-25 yil erken oluyor. Sigara, basta akciger kanseri olmak uzere pek cok kansere, kalp-damar hastaliklarina, erken yaslanmaya ve erken olume yol aciyor. Bu gercekler, buyuk bilimsel arastirmalarla ortaya konarak kanitlandi ve sigara sirketleri bile artik bu verileri inkar etmiyor. Bu durum, guclu bir bagimlilik yapici etken olan sigaranin etkisinden kurtulabilmek icin tiryakilerin daha cok caba gostermesine gerek oldugunu anlatiyor.
    Sigarayi birakmak isteyen tiryakilerin cogu, bu aliskanliktan kendi kendilerine kurtulma sansina sahip. Bunun icin kararli olmak ve bir hazirlik donemi yasamak gerekli. Gerektiginde saglik ocaklarinda calisan hekim ve saglik personelinden destek istenmeli. Sigarayi birakmaya yonelik kimi basit onlem ve oneriler soyle ozetlenebilir:

    "- Birakma tarihini belirleyin.
    - Birakmaya hazirlik icin, cevrenizdeki insanlara sigarayi birakacaginizi soyleyin.
    - Sigara icmemeyi ozendiren bir ortam hazirlayin. Ornegin, kul tablalarini ortadan kaldirin. Degisik yerlere "Sigara icilmez" uyarilari asin.
    - Gecmisteki basarisiz denemelerinizi gozden gecirin.
    - Sigara icmenizin nedenlerini ve nicin birakmaniz gerektigini dusunerek bunlari not edin.
    - Sigarayi birakmanin ilk gunlerinin guc olacagini bilin ama zor gunlerin gelip gececegini, sigarasiz yasamin cok daha guzel ve saglikli olacagini dusunun.

    SIGARAYI BIRAKTIGINIZ GUN NELER YAPABILIRSINIZ?
    - Derin soluklar alin.
    - Zorlandiginiz durumlardan uzaklasin.
    - Sicak bitkisel cay icin.
    - Su icin.
    - Sekersiz ciklet cigneyin.
    - Cig sebze ve meyve yiyin.
    - Yuruyus ya da egzersiz yapin.
    - Sigarayi nicin biraktiginizi dusunun.
    - Su ve meyve suyu icebilirsiniz.
    - Yuruyuse cikabilirsiniz.
    - Birakma nedenlerinizi yeniden yeniden okuyabilirsiniz.
    - Alisverise cikabilirsiniz.
    - Sigara icmeyen bir dostu ziyaret edebilirsiniz.
    - Banyo ya da dus yapabilirsiniz.
    - Sigaranin zararlarini anlatan yayinlari okuyabilirsiniz.
    - Kendinizi odullendirebilirsiniz.
    Sigara biraktiktan sonraki 14 gun kritik gunlerdir. Bu nedenle, ilk 14 gunun her biri ilk gun gibi degerlendirilmelidir. Sigarayi birakan kisi ilk gun ve izleyen 13 gun su belirtilere hazir olmalidir:
    - Yoksunluk belirtileri
    - Iyilesme isaretleri
    - Dayanilmaz sigara icme istegi
    - Sigara icme durtusu
    - Gerginlik, acikma, bas donmesi, dikkati yogunlastirma guclugu, fazla uyuma, uykusuzluk
    - 8 saat sonra vucudunuzda oksijen artisi olur.
    - 2 gun sonra tum nikotin urunleri vucudunuzdan atilmistir.
    - Tat ve koku alma duyularinizda duzelme baslamistir.
    - Akcigerleriniz duzelmektedir. (Birkac hafta oksuruk surebilir, cunku akcigerleriniz temizlenmektedir.)
    - 1 yil sonra kalp krizinden ani olum riskiniz, sigara icen bir kisiye gore yari yariya azalmistir".

    Burcunuza gore zayiflayin ..




    Uzmanlar, insanlarin davranislarinda etkili olduguna inanilan burclarin, yemek aliskanliklarinda da belirleyici oldugunu, bu nedenle diyet yaparken burca gore davranmak gerektigini belirttiler. Uzmanlar, diyet yaparken burclarin ozelliklerine uygun davranmak gerektigini belirttiler.IHA muhabirinin www.hekimce.com adli siteden derledigi bilgiye gore, burclara gore diyetler:

    Koc: (21 Mart-20 Nisan): Abur cubur yemeye meraklisiniz. Sizin icin tehlike canlari caliyor. Tuz ve alkolden uzak durarak bunun yerine bol bol su icin. Domates, patates, sogan, kuru fasulye, mercimek, karnibahar, marul, yesil salata, ispanak, turp, pirinc, zeytin, elma, balkabagi, ceviz gibi besinleri haftalik beslenmenize ekleyin.

    Boga: (21 Nisan-21 Mayis): Ileride kilolariniz sikintiya neden olabilir. Karbonhidratlardan kacinin. Aksi takdirde tombul bir kisi olursunuz. Dusuk nisasta, yag ve seker iceren bir diyet beslenme hayatinizin gerekli bir parcasi olmali. Dogal iyot iceren besinler, balik ve deniz mahsulleri, yumurta, karaciger, bobrek, ispanak, pancar, taze mevye ve yesil salatayi tercih edin. Su sizin icin hayatin vazgecilmezi olmali.

    Ikizler: (22 Mayis-21 Haziran): Yemek yerken acele hareket ediyorsunuz. Bu hareket sizin sagliginizi etkiler hale gelmis. Yemekleri cignemeden yutmayin. Az ama sik yemeyi prensip haline getirin. Kemiklerinizin saglikli olmasini istiyorsaniz, saglikli beslenin. Ikizlerde kan pihtilasmasi sik gorulur, balik, tereyagi, koy peyniri, havuc, portakal, greyfurt, seftali, erik, uzum suyu, kuru uzum ve badem beslenme listenizde vazgecilmez besinler olmali. Sakinlesmek ve huzurlu olmak icin sifali bitkiler ve kafeinsiz cay size gore.

    Yengec (22 Haziran-23 Temmuz): Duygusal olmaniz sizin beslenme aliskanliklarinizi da etkiliyor. Uzuldukce boreklere, keklere, dondurma ve sekerlemelere sariliyorsunuz. Yengecler, nisastali yiyeceklerden, seker tuz ve baharatlardan uzak durmali. Vucudunuz kalsiyuma fazlaca ihtiyac duyar. Dusuk yag iceren sut, peynik ve yogurt, kivircik lahana, domates, salata ve marul bol miktarda taze sebze ve yagsiz protein sizin cilt ve mide sagliginiz acisindan iyi olur.

    Arslan (24 Temmuz-23 Agustos): Yemek sizin icin adeta bir zevk haline gelmis. Kan dolasiminizin duzenli olmasi icin sigir, kuzu ve kumes hayvanlarinin eti, karaciger, cig yumurta sarisi, kereviz, elma, incir, seftali, limon ve badem sizin icin ideal.

    Basak (24 Agustos-23 Eylul): Sekerleme deyince siz akla geliyorsunuz. Ozellikle cikolata hayatinizin vazgecilmezi. Bu yiyeceklerden uzak durmalisiniz. Cunku kalbinizde problem olusturabilir. Tuz, bugday, cavdar, yagsiz sigir ve kuzu eti, peynir, zeytin, portakal, limon, kavun, elma, armut sizin ideal yiyeceginiz. Kavun, elma, armut kismen cildinizi temizlemek ve saclariniza bakim saglamak icin yardimci olur.

    Terazi (24 Eylul-22 Ekim): Terazi burcundakiler, bezelye, misir, havuc, ispanak, bugday, yulaf unu, elma, cilek, badem ve kuru uzum hep elinizin altinda olmali. Bobrekleriniz icin cok fazla asitli iceceklerden uzak durun. Ince ve zarif bir beden icin ince dilimler faydali olur.

    Akrep (23 Ekim-22 Kasim): Burcunuz uretim organlarini temsil eder. Solunum yollari problemleri yasayabilirsiniz. Tahillardan yapilmis ekmekler, balik ve deniz urunleri, salata, sogan, kirmizi turp, taze meyve ve sebzeler iceren bir diyet size gore

    Yay (23 Kasim - 20 Aralik): Burcunuz kalcalar, bacak ustleri ve karacigeri temsil eder. Dogal beslenmek icin kabuklu meyveler ve sebzeleri tercih edin. Bolca cig sebze, yesil biber, patates, incir, kuru erik, cilek, elma, armut ve taneli tahillari yemeniz tavsiye edilir

    Oglak (21 Aralik-18 Ocak): Caliskan bir yapiniz var ve calisirken de farkinda olmadan ogun atliyorsunuz. Oysa bu sizin icin cok zararli. Vucudunuzun vitamin ve minerallerden olusan genis bir besin karisimina ihtiyaci var. Lahana, kereviz, yagsiz etler, limon, portakal, inek sutu, her turlu peynir, balik, yumurta sarisi, bugday ve incirle aranizin cok iyi olmasi gerekir. Kayisi, badem yiyerek kuru ve alerjik egilimli cildinizi canlandirin. Sigara ve sigara dumanindan uzak durun

    Kova (19 Ocak - 20 Subat): Vucudunuzun surekli C vitaminine ihtiyaci var. Yemek tarziniz yenilikci. Bu nedenle degisik lezzetler tatmayi seviyorsunuz. Deniz urunleri, brokoli, havuc, turp, balkabagi, ispanak, elma, seftali, limon, portakal, greyfurt, nar ve ananas sizin icin dogal besinler.

    Balik (20 Subat-21 Mart): Kati ve sikici diyetler size gore degil. Yuksek proteinli proteinli, dusuk yag ve seker iceren diyet uyguladiginiz zaman kendinizi cok daha iyi hissedersiniz. Demir eksikligi, anemi ve dusuk tansiyona sebep olur. Diyetlerinizde zengin demir iceren karaciger, yagsiz sigir eti, kuzu eti, yumurta sarisi, beyin, ispanak, sogan, arpa, marul, bugday ekmegi, kuru fasulye, elma, uzum, limon, portakal,seftali, hurma kuru erik ve uzum ile maydanoz tavsiye ediliyor

    Hastaliklarin hedefi cocuklar...

    Bulasici hastaliklarin oldukca yaygin oldugu Turkiye'de, ozellikle suyla bulasan hastaliklarin en cok cocuklari etkiledigi bildirildi.

    SES tarafindan DSI 7. Bolge Mudurlugu Konferans Salonu'nda gerceklestirilen Samsun Saglik Kurultayi'nda, Malatya'da yasanan ishal vakalari masaya yatirildi. Ishalin sebeke suyundan kaynaklandigini belirten uzmanlar, suyla bulasan hastaliklardan en cok cocuklarin etkilendigini kaydetti.

    Bu durumun temel nedenlerinin su ve kanalizasyon gibi altyapi yetersizlikleri ile gida hijyeninin yetersiz olmasi oldugunu belirten uzmanlar, Turkiye'de neredeyse hanelerin yuzde 45'inde sebeke suyu olmadigini ve yuzde 16 civarinda hanede ise dere suyu gibi kaynaklardan gelen sularin icildigini ifade etti. Kent nufusunun yuzde 78'inin, kirsalin yuzde 63'unun saglikli icme suyuna ulasabildigine dikkat ceken uzmanlar, altyapi yetersizligi giderilmeden, bu yetersizlikten kaynaklanan ishal olgularindan tedavi edilerek kurtulmanin mumkun olmadigini kaydetti.

    Artik genclige donus zamani...

    'Anti-aging' tedavi, erkeklere ve kadinlara, genclik yillarindaki canlilik ve enerjilerini yeniden kazandirdigi gibi, daha saglikli, uzun bir hayat surmelerini de sagliyor. Uygulanan genclestirme tedavisi ile kisi kendisini ortalama 20 yas genc hissediyor ve aktiviteleri 20 yil oncesi gibi oluyor.

    IHA muhabirinin derledigi bilgilere gore, ozellikle ABD'de yogun ilgi goren 'Anti-aging' tedavi, yaslanmayi onlemek ve geciktirmekle kalmayip, yaslanma surecini tersine cevirip, genclesme ve yenilenmeyi de sagliyor. Tedavinin dort onemli ogesinden birincisi olan estetik cerrahiyle, yaslanmanin deri ve deri alti yag dokusundaki olumsuz etkileri duzeltiliyor. Diger oge de, eksik hormon seviyelerini duzeltmeyi amaclayan endokrinoloji yani hormon bilimi. Ucuncu oge uygun beslenme yani diyet programi. Dorduncu oge ise kondisyon arttirmaya yardimci olan fiziki egzersiz programlari. Bu dort oge disinda jinekoloji, uroloji, kardiyoloji, noroloji ve degisik laboratuarlar da, kendi dallari ile ilgili problemlerin cozumunde tedavi programi destekliyor. Elde edilen laboratuar test sonuclari, Anti-Aging Clinic Hekimleri Konseyi'nde degerlendiriliyor ve gerekli tedavi dozu kararlastirilip uygulaniyor.

    Biyolojik dozlari asmadan ve birlikte verildiginde daha etkili olan hormon modulasyon (hormon seviyelerinde duzenleme) tedavisi ile sportif egzersizler ve ozel beslenme programlari uygulandiginda, hastalarda, mental aktivitelerde carpici bir yukselme, hafiza ve konsantrasyon gucunde artma, immun sistemde guclenme ile hastaliklarla mucadelede etkinlik, adale kitlesinde yuzde 8'lik artisla birlikte, yag kitlesinde yuzde 15'lik azalma, fiziki kondisyonda iyilesme, zindelik, canlilik, deride kalinlasma ve gerginlik yaninda cinsel performanslarda artis goruluyor.

    Tedavi programi suresi kisiden kisiye degismekteyse de, bazilari kendilerindeki degisimi birkac hafta icinde hissedebiliyorlar. Uzmanlar, uygun sonuclari alabilmek icin 3-6 ay beklenmesini oneriyor.

    Yapilan uygun hormon duzenleme tedavisi sonucu, hastalarin yorgunluk hislerinde azalma, fiziki aktivitede artis, karamsarlik, yilginlik ve sinirliligin ortadan kalkmasi ve uyku problemlerinin cozulmesi gibi belirtileri ilk olarak hissetmeye basladiklarini ifade eden uzmanlar, programin estetik cerrahi, uygun egzersizler ve besin duzenlemeleri bolumune baslamak icin herhangi bir yas siniri bulunmadigini bildiriyor.

    Uzmanlar, tedaviye, isteyen her yetiskinin her yasta baslayabilecegini vurgulayarak hormon uretimi azalmaya baslayincaya kadar, hormonal modulasyon tedavisine gerek duyulmadigini kaydediyor. Uzmanlar, estetik duzeltmelerin ise tedavi oncesi veya tedavi sirasinda yapilabilecegini de belirtiyor.

    Anne-baba sevgisi, okul basarisini artiriyor ...




    - Anne-baba sevgisi ve sefkatine doyan cocuklarin, hem ozguven hem de okul basarisinin daha yuksek oldugu bildirildi.


    Bagimsiz Egitimciler Sendikasi AR-GE Kurulu Egitim Uzmanlari tarafindan hazirlanan "4. Egitim Bilesenleri Arastirma Raporuna" gore, anne baba sevgisi ve sefkatiyle doyan cocuklarin hem ozguveni, hem de okul basarisi daha yuksek oluyor. Cocuklarinin yetismesi icin anne-baba tarafindan yapilan maddi fedakarliklar, cocuklarin mutlu ve basarili olmasi icin yeterli gelmiyor. Fiziksel ve zihinsel durumu normal olan cocuklardaki basarisizligin anne-babanin tutumundan ve aile fertleriyle olan iliskilerinden ileri geldigi vurgulanan rapora gore, huzurlu bir ev ortami olmayan, anne-baba ve kardesleriyle paylasma eksenli diyalog kuramayan, sevgi ve hosgoruye dayali iliskiler gelistiremeyen cocuklar, okul hayatinda da uyumsuz ve basarisiz oluyor. Okulunu, ozellikle basarili arkadaslarini ve dolayisiyla ders calismayi da sevmiyor.


    Hazirlanan raporda, cocugun sevgi ve sefkate olan ihtiyacinin hayatinin her asamasinda buyuk rol oynadigi ve diger maddi ihtiyaclarindan daha onemli oldugu vurgulanarak, anne ve babasinin sevgi, sefkatine doyan bir cocugun kendisini guven ve huzur icinde hissedecegine, basarili ve mutlu bir birey olarak yetisecegine isaret edildi.


    Bu duygunun, cocugun ogrenim hayatini olumlu yonde etkilemesinin yaninda, istikrarli arkadasliklar ve dostluklar kurma, mutlu olacagi meslegi secme, mesleginde basarili olma, hayattan zevk alma, mutlu bir yuva kurma gibi yasamin ileriki sureclerinde de etkisi olduguna dikkat cekildi.


    Cocuklarin basarisizligini etkileyen ailevi faktorler arasinda, anne babalarin cocuklari arasinda ayrim yapmaktan, sevgi, sefkat ve ilgilerini esit olarak gosterememekten de kaynaklandigi belirten raporda, "Kardesler arasindan birinin digerinden daha az sevildigine suphe duyulmasi, onun psikolojik ve akademik gelisiminde catismalar ve gerilemeler meydana getirebilmektedir. Bu yuzden okuldaki basarisi ve arkadaslik iliskileri de olumsuz yonde etkilenecektir. Anne baba tarafindan kardesler arasinda mukayese yapilmasi ne kadar yanlissa, basarili olan tanidik diger cocuklari ornek gostererek kendi cocugunun da oyle olmasini istemek o kadar hatalidir. Bu yanlislik maalesef bircok anne baba tarafindan yapila gelmektedir" denildi.


    Arastirma raporunda, buyuk kent okullarinda daha yogun olmakla birlikte ogrencilerin 23'te 1'inde gorulen, "okul basarisinda dusus, arkadas iliskilerinde sorunlar, sosyallesmeye karsi ilgisizlik, tahammulsuzluk, her seye karsi cikma, agresiflesme, madde kullanma egilimi, ofke patlamalari" gibi negatif tepkilerin ulkemizde son yillarda artis gosteren, "ayrilik, bosanma, goc, ekonomik zorluklar, hastaliklar, sosyokulturel uyumsuzluklar, cinsi veya fiziki istismar, issizlik, ekonomik sikintilar, ikinci evlilik gibi etkenler yaninda anne babanin; madde bagimliligi, okur-yazar olmamasi, cocuklugunda yeterli sevgi gormemesi, cocuktan asiri beklenti icinde olmasi, suca bulasma ve sabikali olmasi, isyerindeki sorunlari, cocuga donuk asiri korumacilik ve asiri kontrol, yeni bir kardes dogumu" gibi nedenlerle olusan psikolojik sorunlarin cocuklara dogrudan yansitilmasi sonucunda olustugu belirtilirken, anne babaya dusen gorevin, negatif etkenleri en aza indirmek ve sorunlari olabildigince cocuklara yansitmamak oldugu kaydedildi.


    Cocugun yetismesinde ve hayata adim atmasinda aile ortaminda, onlari stres etkeninden mumkun oldugunca korumaya calismak gerektiginin altini cizen uzmanlar, cocuklarda olusabilecek "depresyon, stres bozuklugu, tik bozukluklari, konusma bozukluklari, davranis degisiklikleri, reaktif baglanma bozuklugu, dissosiyatif bozukluklar, kaygi ve uyku bozukluklari" gibi psikiyatrik durumlara karsi anne babalarin hekim yardimi almasi gerektigine dikkat cekildi.

    Sigara, "yatakta" mahcup ediyor .....


    ISTANBUL (IHA) - Sigaranin, icerdigi 4 binden fazla zararli maddeyle insanda cinselligi oldurdugu bildirildi. Sigaranin, erkeklerde ejekulasyon (meni) miktarini ve spermlerin hareket yetenegini azalttigini vurgulayan uzmanlar, cinsiyet hormonlarinin da salgilanisini bozarak, cinsel istegin ve gucun azalmasina yol actigini kaydediyor.

    Uzmanlar sigaranin cinselligin yanindan insan sagliginda da ciddi bozulmalara yol actigi ve 30'a yakin hastalik icin ciddi risk faktoru oldugunu belirtiyorlar. Kisinin sigarayi birakmakla, sagligiyla ilgili en kazancli kararlardan birisini vermis oldugu vurgulanirken, sigara birakildiktan bir yil sonra koroner kalp hastaligi riskinin de yari yariya azaldigi bildiriliyor.

    Uzmanlara gore, boya sokucu aseton, aku yapiminda kullanilan kadmiyum, roket yakiti ����nol, cakmak gazi butan, temizlik maddesi amonyak, fare zehri arsenik, oldurucu zehir hidrojen siyanur ve naftalin, sigaranin icerdigi 4 bin maddeden sadece birkac tanesi. Nikotin ise sigarada bulunan bagimliliktan sorumlu ana madde durumunda.

    30'a yakin hastalik icin ciddi risk faktoru olan sigaranin dumaninda gaz halinde bulunan karbon monoksitin, hucrelerin kandaki oksijeni kullanmasini engelleyerek, tum organlarin calismasina zarar verdigini soyleyen uzmanlar, sigara icenlerde agiz ici, dis eti, dil ve bademcik kanserlerinin, sigara icmeyenlere gore 3-33 kat daha fazla goruldugune dikkat cekiyor.

    Uzmanlar, kronik akciger hastaliklarinin yuzde 80-90 sorumlusunun sigara oldugunu kaydederken, sigara icenlerde kronik bronsit, amfizem gibi hastaliklardan olum oraninin, sigara icmeyenlere gore 2.5 kat fazla oldugunu acikliyor. Akciger kanserlerinin yuzde 90'inin sigarayla ilgili olup, sigara icmeyenlere gore risklerinin 15-20 kat yuksek oldugunu ifade eden uzmanlar, sigara icen kisilerin, icmeyenlere gore ortalama 8 yil daha erken oldugunu bildiriyor.
    Uzmanlar, sigaranin, damar sertligi gelismesini kolaylastirdigini, koroner arter hastaligi ve yemek borusu kanserlerinin gelisiminde ise en onemli risk faktorlerinden biri oldugunu belirtiyor. Uzmanlara gore, sigara, kalbin oksijen tuketimini arttiriyor ve damarlarda buzulmelere sebep oluyor. Mide salgisini arttiran sigara, mide ulseri ve mide kanseri gelismesini ise kolaylastiriyor. Idrar kesesi, prostat ve pankreas kanserleri, sigara icenlerde, icmeyenlere gore 2 kat, bobrek kanserleri ise 5 kat daha fazla goruluyor.

    Sigaranin, erkeklerde ejekulasyon (meni) miktarini ve spermlerin hareket yetenegini azalttigini vurgulayan uzmanlar, cinsiyet hormonlarinin da salgilanisini bozarak, cinsel istegin ve gucun azalmasina yol actigini kaydediyor.

    KADINLARA VERDIGI ZARAR
    Sigaranin, kadinlarda ise istenmeyen dusuklere, erken ve dusuk kilolu bebek dogumlarina, olu dogumlara ve erken menopoza yol actigini ifade eden uzmanlar, ayrica ses kisikligina, ses kalinlasmasina ve cilt damarlarinin daralmasina bagli cilt kurumalarina yol acarak cinsel yasantilarini olumsuz yonde etkiledigini bildiriyor. Uzmanlar, sigara icen kadinlarda rahim agzi kanserlerinin yaklasik 20 kat, kalp-damar hastaliklarinin da 2 kat fazla goruldugunu belirtiyor.

    Uzmanlar, emziren bir annenin sigara icmesi durumunda ise, bebekte kusma, dalginlik, carpinti, mide-bagirsak sistemi bozukluklari ve bronsit, pnomoni gibi solunum yolu enfeksiyonlarinin sik olarak goruldugunu da kaydediyor.

    Kendisi sigara icmedigi halde, bulundugu ortamlarda sigara icilmesine bagli duman solumak zorunda kalan kisilerin durumuna 'pasif icicilik' dendigini hatirlatan uzmanlar, yanmakta olan bir sigaranin dumaninin 3'te 2'sinin, icen kisinin asla akcigerine ulasmadigini, sigara icmeyenlerin de soludugu havaya karistigini vurguluyor. Uzmanlar, ayrica bu dumanin, sigarada suzulmeyip direkt havaya karistigi icin icerdigi zehirli maddeler acisindan daha zengin olduguna dikkat cekiyor.Uzmanlar, pasif sigara iciciliginde, akciger, meme, rahim agzi ve kan kanserlerinin yani sira bronsit, amfizem, kalp krizi gibi her turlu hastaligin artmis oranda goruldugunu bildiriyor.
    Sigarayi birakmanin, bir insanin, "sagligiyla ilgili verdigi en kazancli kararlardan birisi" oldugunu belirten uzmanlar, "Sigara birakildiktan bir yil sonra koroner kalp hastaligi riski yuzde 50 duser. 15 yil sonra ise koroner kalp hastaligina bagli olum riski hemen hemen icmeyenlerin seviyesine iner. 10 yil sonra akciger kanserinden olum riski yari yariya duser. Ayrica, akciger fonksiyonlari hic sigara icmeyenlerinkine yaklasir. 20 yil sonra ise saglik acisindan, hic sigara icmeyen birisiyle neredeyse ayni duruma gelinir" diyorlar.

    Muptelalarin yuzde 75'inin sigarayi birakmak istedigini, yuzde 30'unun ise en az 3 ciddi birakma girisimi oldugunu soyleyen uzmanlar, sigarayi kendi basina birakmanin oldukca zor oldugunu, yuzde 4 olan bu oranin, profesyonel yardim araciligi ile yuzde 45'lere kadar yukselebildigini kaydediyor.

    Stres hasta ediyor .........




    Stresin insan sagligini onemli olcude olumsuz etkiledigi ilk kez bilimsel olarak kanitlandi.


    Sidney'de bulunan Garvan Enstitusu'nden arastirmacilar, stresli donemlerde vucutta Noropeptit Y (NPY) adli hormonun salgilandigini, bunun bagisiklik sistemini etkileyerek insanlari hasta ettigini kanitladi.


    Arastirmacilardan Fabienne Mackay, bugune dek beyin ile bagisiklik sistemi arasinda iliski oldugu yolunda dolayli kanitlarin oldugunu, artik boyle bir iliskinin kesin olarak kanitlandigini soyledi.


    Herbert Herzog da, Noropeptit Y'nin tansiyon ve kalp ritmini olumsuz yonde etkilediginin bilindigini, ancak bu hormonun bagisiklik sistemine etkisi oldugunun belirlenmesinden sonra bazi hastaliklarla mucadelede yeni ufuklar acilacagini kaydetti.


    Herzog, ''Stres, nezle veya grip oldugunuzda ya da kanser gibi daha ciddi durumlarda sizin cok daha dayaniksiz olmaniza neden olur'' diye konustu.

    PratIk Ve OnemlI BIlgIler....

    EsyaLar

    Kapilariniz veya cekmeceleriniz bir muddet sonra itsenizde ceksenizde kapanmalari zorlasir: Kapinizin,cekmecenizin surten kismina vazelin surun.

    Bas agrisi icin: Kahve cekirdegine limon suyu sikin yavas yavas yiyin.(Birkac tane)

    Mantar kapakli siseleri yatik vaziyette saklamalisiniz.

    Sarap siselerinin mantarini tekrar siseye gecirmek icin: Mantari kaynar suyun icine atin.

    ickilere guzel tat ve goruntu vermek icin: Buzu dondururken buz kabinin icine kiraz, nane yapragi, yesil zeytin vs. koyup dondurun.

    Buz dondururken: Suyu kaynatin, soguyunca buz kaliplarina koyup dondurun. Buzlar daha canli kristal gibi gorunur.Kaynamis suda oksijen azalir. Buda buzun mat gorunmemesini saglar.

    Dislerinizi dogal temizleyin: Cilegi ezin dis fircanizin uzerine koyun dis etlerinize kompres yapin. Sonra dislerinizi fircalayin.

    Kucuk yaniklar icin:Temiz bir sungeri hafifce islatin buzdolabinizin derin dondurucu bolumune koyun.Yanmis yerin uzerine hafif hafif kompres yapin.

    Agiz kokusu icin: Kahve cekirdegi cigneyin.

    Ari, sivri sinek sokmalarina karsi: Kesme sekeri hafif islatin sokulan kismin uzerine hafifce bastirin zehiri alir ve kasinmayi sismeyi onler.

    Fermuarlar sikisirsa: Kursun kalemle fermuar dislerinin uzerini karalayin.

    Gozluk camlari: Gliserin ile silerseniz bugulanmadigini goreceksiniz.

    Ayakkabilariniz ayaginizi sikiyorsa:Bir bardak saf alkolu ayakkabinizin icine dokun.Iyice derisine yedirin ve giyin.Derisi ayaginiza gore acilacaktir.

    Cam sil ile deri ayakkabilarinizi silmeyi hic denedinizmi

    Cicekleriniz icin: Hasladiginiz yumurtanin suyunu saksiya dokun.

    Gulleriniz boyunlarini bukerse: Ilk once sicak suya sonra soguk suya batirin.

    Saksi cicekleriniz icin : Sigara kullerini saksiniza koyarsaniz yapraklardaki kurt bocek vs. yokedersiniz.

    Kapilarinizi vs. cila yaparken :Cila olmamasini istediginiz yerlere vazelin surun buralara cila tasarsa bile kuruyunca cok kolay cikarabilirsiniz.

    Aku Baslari oksitlenirse : Cola surerseniz oksitlenmeyi onlersiniz

    iskambil kagitlarini : Kolonya ile silip yumusak bir bezle kurulayin.

    Fareleri kacirmak icin : Nane yagini bir karton parcasinin uzerine surun farelerin geldigi yere koyun.

    Boya fircalari sertlesmis ise : Kaynamis sirkeli suda bekletin yumusadigini goreceksiniz.

    Elinize uhu yapistirici bulasirsa : Asetonla silin

    Mangal izgaranizi temizlemek zordur : Ilikken cam sille temizleyin veya ilikken nemli gazete kagidina sarin birmuddet sonra sertlesmis artiklarin yumusadigini goreceksiniz.

    Boya kokusunu gidermek icin : Iki buyuk bas sogani soyup ikiye bolun suyun icine atin bunuda kokulu odaya koyun.

    Cam kiriklarini : Temizlersiniz fakat kiymiklari goremessiniz bunuda temizlemek icin islak pamuk imdadiniza yetisir.

    Agzi dar sise kavanoz temizlemek icin : Biraz deterjan biraz su bir kasik pirinc calkalayin

    Balikli tava kokusu : Tavayi limonla bir guzel ovalayin ve yikayin.

    Kesik Limonu nasil saklarsiniz : Kucuk bir tabaga toz seker serpin, kesik tarafi sekerin uzerine gelecek sekilde koyun iki hafta limon kurumadan saklanir.

    Ampulun uzerine biraz parfumunuzden sikiniz yakildiginda mis gibi kokar odaniz.

    Patates haslarken : Haslama suyunun icine bir kasik margarin koyun patateslerin vitaminlerini kaybetmemis olursunuz.patatesler daha cabuk piserler ayni zamanda.

    GiDaLaR

    Karideslerin haslanirken cikarttigi pis kokulardan kurtulmak icin: Karideslerin bas kisimlarini haslamadan once koparip atin ve bir dilim limon ile kaynatin.

    Soyulmus patateslerinkararmadan saklanabilmesi icin: Saklanacak kabin icine su, bir tutam tuz koyun. Buzdolabinda saklayin gerektigi zaman suyla yikayip kullanin.

    Pastalarin daha gevrek olmasi icin:(tatli,tuzlu farketmez): Hamurun icine bir cay kasigi tuz atin.

    Dereotonu saklamak icin:Temiz bir havluya kaplayacak sekilde sarin,bu sekilde naylon torbaya koyup buzdolabina saklamayabirakabilirsiniz.

    Tazeligi gitmis porsumus yesillikleri canlandirmak icin: Iki kasik limon suyu karistirilmis buzlu su dolu kabin icine koyun 1saat buz dolabinda bekletin.

    Yesil sebzelere renk veren, klorofil maddesidir. Pisirdiginizde sebzelerin bu yesil rengi daha az kaybetmeleri icin, once bol buzlu suda bekleterek, klorofilin sabitlesmesini saglayin.

    Soganlari kizartmadan uzerlerine biraz un serperseniz, kavururken kararmazlar.

    Borek uzerinin kizarmasi icin uzerine yumurta surulur, evde yumurta kalmamissa, biraz yogurdu bir yemek kasigi yagla karistirip surun, guzel bir renk oldugunu goreceksiniz.

    Domatesin kabuklarini kolay soymak icin: bicagin sirtiyla domateslerin kabuklarini soyacaginiz yonun tersine surtun ve daha sonra soyun ya da domatesleri kaynar suda 1 dakika bekletin.

    Patlicanlarin acisini almak icin: patlicanlari soyduktan sonra tuzlu suda bir muddet bekletin. Sari su ciktiktan sonra, patlicanlari sikarak sudan alin.

    Yesil salata ve marulun yapraklarini yikadiktan sonra bicakla keserek dogramak yerine, elinizle koparin. Boylece vitamin kaybini onlemis olursunuz.

    Recel yapacaginiz meyvalari iyice yikayip kurulamalisiniz. Karistirirken mutlaka tahta kasik kullanmalisiniz. Sekerlenmeyi onlemek icin limon tozu yerine, limon suyu kullanin. Kavanozlara koydugunuzda iyice sogumadan ve uzerindeki hava kabarciklarini kagit havlu ile almadan kavonozun agzini kapatmayin. Recellerinizi serin ve karanlik yerde saklayin.

    Cikolata sosu hazirlarken icine koyacaginiz bir tutam tuz, cikolata sosunun kokusunu daha da belirgin kilar. Cikolata sosun icine biraz kahve eklediginizde, tadinin cok degisik oldugunu goreceksiniz.

    Kati haslanan yumurtalari kolayca soymak icin, kaynar sudan cikardiktan sonra hemen soguk suya tutun ve bir sure soguk suda bekletin. Su kabugun gozeneklerinden girerek soymayi kolaylastirir.

    Mantar sote pisirirken, tencerenin kapagini acik birakirsaniz, hem mantarlarin su koyuvermesini hem de kararmasini onlersiniz.

    Pisirip sakladiginiz yumurtalari , cig yumurtalarla ayni yere koyuyorsaniz, bunlari ayirmanin en kolay yolu cig yumurtalar dondurdugunuzde kolaylikla donmezken, pismis yumurtalar kendi ekseni etrafinda rahatlikla donerler.

    Tavuk eti cabuk bozulan gidalardandir. Son kullanici olan musteriye ulasincaya kadar hijyenik ortamlarda saklanmasi bir zorunluluktur. Denetim altinda kesildikten sonra bakteri uretimine yol acmamasi icin +40 C de saklanmalidir. Tavuk eti musteri tarafindan satin alindiktan sonra buzdolabinda en fazla 1 gun bekletilip tuketilmelidir. Derhal tuketilmeyecek ise, temizledikten sonra tavuk plastik folyoya sarilarak derin dondurucuda bekletilebilir. Bu sekilde dondurulmus etler'de 3 ay kadar saklanabilir. Ayrica, tavuk eti tahta et tahtasi uzerinde kesilmemelidir. Siyah etten farkli olarak mikro organizmalara karsi daha dayaniksiz olan tavuk etinin mermer veya plastik uzerinde kesilmesi gerekir.

    Yogurttan daha fazla yararlanmak icin suyunun atilmamasi gerekir. Yogurdun tum vitamin ve mineralleri bu suda bulunmaktadir. Ayrica, bu su yemeklere eksi bir tat kazandirmak istenildiginde de kullanilabilir.

    Satin alinip buzdolabinda saklanan yesil sebzeler bir sure sonra canliliklarinin yitirirler. Tekrar canli hale getirmek icin ise, yikanip 10*15 dk. kadar 2 litrelik suya katilmis 1 yemek kasigi limon suyunda bekletilmesi yeterli olacaktir.

    Ekmeginiz durup dururken dolabinda kufleniyorsa, ekmek kutusunu 15 gunde bir sirkeli suyla silmek yeterlidir.

    Evinizde mayonez yaparken: Zeytinyag yerine susam yagi kullanin. Mayoneziniz daha uzun zaman bozulnadigini goraceksiniz.

    Yesil salatalik malzemelerinizi elinizle koparirsaniz vitaminlerini oldurmezsiniz.

    Balik corbasi yaparken: Suyunun daha lezzetli olmasi icin baliklari en*az 45*60 dakika kaynatin.Bas ve kuyruk kisimlarinin en lezzetli yerleri oldugunu unutmayin.

    Karnabahar pisirirken eve yayilan kokudan kurtulmak icin: pisirme suyuna bir parca tuz ve iki kasik sirke ilave edip, suyun uzerinde kopuk olusumunu bekledikten sonra, icine sebzeleri atmayi deneyin. Evi saran kotu kokudan eser kalmadigini goreceksiniz.

    Mutfaginiza sinmis kizartma kokusunu yok etmek icin: izgaranin uzerine defne yapragi, ada cayi yapragi ve kekik yapragi koyun.

    Yemeginizin icine sarap yerine koyabileceginiz karisim: 1/3 uzum sirkesi, 2/3 su, 1 kup seker; bunlari iyice karistirin ve yemeginizde kullanin. Sonuc mukemmel olacak.

    Sosislerin patlamasini onlemek icin: firin ya da izgaraya koymadan once soguk sute batirmaniz yeterli olacaktir.

    Meyvelerin arasina serpistireceginiz herhangi bir turden yapraklar onlari uzun sure taze tutacaktir.

    Nane, adacayi ve cekilmis cevizin pek cok yemekte kullandiginiz besamel sosa cok hos lezzet kattigini biliyor muydunuz ? Fakat bu aromali otlari, sos pisip atesin sondurulmesine yakin tencerenin icine ilave etmeye dikkat edin.

    Bayat ekmegi ince ince dilimleyin uzerine az miktarda sut serpin ve kizgin yagda bir yuzunu kizartin. Ters cevirip uzerine domates ve taze kasar peyniri koyun. Peynirler erimeye baslayinca uzerlerine kekik ve karabiber serpip sicak sicak servis yapin.

    Sikilmadan once bir sure soguk suda bekletilen portakallarin daha fazla verdiklerini biliyor muydunuz ?

    Et ya da balik yaptiginizda yemeginizin suyunun daha lezzetli olmasini istiyorsaniz birkac damla 95�C'lik alkol serpistirin. Tadi damaginizda kalcak.

    Tavuk etinizin daha yumusak, daha guzel kokulu ve daha lezzetli olmasi icin pisirmeden once tavugu yarim limon ile iyice ovalayin ve sonra tavugun uzerine ve icine rendelenmis limon kabugu koyun.

    Kis aylarinda hepimizin vazgecilmez icecegi C vitamini deposu portakal suyudur. Eger portakallari sikmadan once yarim saat soguk suda bekletirseniz siktiginizda daha cok portakal suyu elde edersiniz.

    Sarimsaklarin daha cabuk ezilmesi icin cam bir kavanozda ve buzdolabinda saklamaniz yeterli olacaktir.

    Patlican kabuklarini soyduktan sonra icine sirke ve cok az zeytinyagi konmus suda bir sure haslayin. Daha sonra istediginiz kucuklukte dilimleyin ve pilav yaparken icine karistirin. Goreceksiniz pilaviniz cok leziz olacak.

    Firininiza sinmis kotu yemek kokularini temizleyip yerine guzel kokular biraksin diye satin aldigimiz o pahali urunler istediginiz gibi ferah bir koku birakmiyorsa, size daha pratik ve ucuz bir onerimiz var. Yemek yapmadan once firininizin ortasina yarisi sirke yarisi su ile doldurulmus bir tava koyun. Firininizi birkac dakika icin isitin. Daha sonra sogumaya birakin. Firininiz umdugunuzdan da guzel kokacak.

    Eskilerin yontemleri her zaman en iyi, en dogrudur. Biskuvilerin ve kurabiyelerin taze kalmasi icin, teneke bir kaba koyun ve yanina bir avuc pirinc birakin; bayatlama sorunu ortadan kalkacaktir.

    Elmanin faydalari bitmez. Lahana yemegi yaptiktan sonra evinize sinen ve pencereleri acsaniz da cikarmayi basaramadiginiz lahana kokusundan kurtulmak artik cok kolay. Bir elmanin kabugunu soyup lahanin pisme suyuna ekleyin. Hem koku cabucak yok olacak, hem de lahanin hazmi daha kolay olacak.

    YANI BUKADAY PRATIK BILGIDEN KIMSE YAYALANAMASA NE DIYIM AYTIK....

    Akraba Evlilikleri....




    Gribe karsi sulu gida ve sebze .........





    Sinop Saglik Il Muduru Dr. Abdulkerim Koroglu, gripten korunmanin yolunun vucut direncinin dusmesini engellemekten gectigini belirterek, bunun icin sulu gida ve sebze tuketiminin cok buyuk onem tasidigini soyledi.


    Sinop Saglik Il Mudurlugu tarafindan havalarin sogumaya baslamasi nedeniyle vatandaslar gribe karsi uyarildi. Saglik Il Muduru Dr. Abdulkerim Koroglu, ozellikle hava degisikliklerinin neden oldugu soguk alginligi ve gribe karsi vatandaslardan duyarli olmalarini isteyerek, "Gripten korunmanin baslica yolu vucut direncinin dusmesini engellemekten gecer. Bu nedenle mevsim ozelliklerine uygun giyinmeli, bol sulu gidalar, taze sebze ve meyve tuketilmelidir. Hastalarla yakin temastan, ortak esya kullanimindan kacinilmalidir. Grip hastaliginin tedavisi, ortaya cikan belirtilerin tedavisi seklindedir. Atesin dusurulmesi, burun akintisinin giderilmesi, halsizlik ve kirginligin giderilmesi seklinde tedavi duzenlenir. Yatak istirahati onerilir" dedi.


    Dr. Koroglu, grip riski tasiyan ve bu kisilerle temas halinde bulunanlara da grip asisi olmalarini onerdiklerini sozlerine ekledi.

    Kabul etmek, yenilmek degil saygi duymaktir!!!!

    "Evliliklerde kavga olmazsa, kabullenme baslar" gorusu, gonderdiginiz mesajlarla curumus oldu. "Kabul etmek" kotu bir sey degil, tum evliliklerde olmasi gereken saygi duyma gerekliligiymis.

    Tum mesajlar icerisinde, Cocuk Gelisimi ve Aile Sagligi Uzmani Birgul Hanim'dan gelen mesaj benim icin cok kiymetliydi. "Kabullenmek, kotu bir sey degildir" diyordu. "Kabullenmek, esini tanimaktir, onu oldugu gibi sevmektir, iliskilerde olmasi gereken saygi duyma gerekliligidir" Nasil rahatladim anlatamam.
    Gecen haftaki yazim sebebiyle yakin cevremden cok tepki aldim, ozel hayata bu kadar girilir miymis, esimle gerceklestirdigim tartisma gazete sayfalarina tasinir miymis... Ayse'nin Ikizleri'nde 60 haftadir annelik deneyimlerimi yaziyorum, herkes bayiliyor. Bu kosede bir gun, her evlilikte olabilecek bir tartismayi yaziyorum ve ailemden veto yiyorum. Bakin her iste bir hayir varmis. Birgul Hanim'in yukarida son derece basit ifade ettigi cumleler, ben de sihirli degnek etkisi yaratti, evlilik felsefemi belirlememe neden oldu. Bazi seyler degistirilebilir. Karsilikli konusarak, savundugunuz gorusun faydalarini anlatarak, birbirinizi ve iliskinizi gelistirebilirsiniz. Ama bazi yapisal ozellikler degistirilemez. Bunlar uzerine kavga etmek yipraticidir ve zaman kaybidir. Sevdiginizi bu ozellikleriyle kabul etmek gerekir. Valla bu "kabul etmek" felsefesini edineli uc gun oluyor, simdiden daha rahat ve huzurluyum.

    Ayse Hanim ve Elmas Hanim da tartismayi buyutmemenin, kavgaya donusturmemenin formulunu bulmuslar. Darisi butun evli ciftlerin basina!

    Esimin kiskancligi neredeyse bizi ayiriyordu

    17 yildir evli ve iki kiz cocugu annesiyim. Evliligimizin basinda, esimin kiskanc mizaci geregi cok siddetli kavgalarimiz olurdu. Ben yasantimi degistirmek istemez, kiskandigi arkadaslarimla gorusmeyi surdururdum. Simdi hatirlamak bile istemedigim sacma cekismeler ve cocukca inatlasmalardi onlar. Bu kavgalarin sonunda ya esim, ya ben aglaya aglaya evi terk eder, o geceyi bir arkadasimizda gecirirdik. Sevgimiz agir bastigi icin ertesi gun barisirdik. Daha bir yillik evliyken bosanmanin esigine geldik. Baktik ki hayatimiz zehir oluyor, "Ya bosanacagiz, ya birlikte yasamayi ogrenecegiz" dedik. Yavas yavas ofkemizden siyrilip, birbirimizi dinlemeye ve anlamaya basladik. Cocuklarimizdan sonra ise tam bir aile olduk. Simdi kocamin kiskancliklari kalmasa da, ara sira cocuklar yuzunden tartisiyoruz. Ama onceki deneyimlerimizin korkusuyla buyutmuyoruz, birbirimizi alttan aliyoruz. Bana gore saglikli bir evliligin sirri, tartisirken bile alttan almaya calismak, kendi dedigine takilmaktansa, onun dedigini anlamaya calismaktir. Kavga iliskileri yavas yavas bitiren bir zehirdir. "Kavga etmek sagliklidir" dusuncesiyle anlamadan evliliginiz bitme noktasina gelir. Ben yasadim. Aman dikkat! (Ayse Merzifon, 40, Ankara)

    Kocama her gun soylenirim ama bir sey degismez

    Kocamla, sigara kullerini haliya dokmesi, evin icine ayakkabiyla dalmasi, isten eve gelir gelmez ceketini, kravatini, hatta gomlegini salonun ortasinda cikarmasi gibi cok onemli olmayan meselelerden dolayi tartisiriz. Aslinda tartismayiz. Ben soylenirim, o da bana cevap vermez. Hergun ayni seyi yaparak, benim gibi titiz bir insani cileden cikarir. Ben de belki bir gun dediklerimi dikkate alir dusuncesiyle, soylenmeye devam ederim. (Elmas Yurdakul,47, Kutahya)

    Yataga asla dargin girmiyoruz

    16 yasinda bir oglum ve 12 yasinda bir kizim var. Evliligimin cocuksuz donemini neredeyse hatirlamiyorum (22 yil oldu) ama hatirladigim kadariyla biz hic kavga etmiyorduk.

    Cocuklu olduktan sonra beraber karar vermemiz gereken konular arrti. Konu cocuklar olunca, ikimiz de onlar icin en iyisini istiyoruz. Ama "en iyi" den anladigimiz seyler farkli olabiliyor. Hangi okula gidecekleri, ozel ders alip almamalari, ozel derse ayrilan butce, 16 yasindaki oglumun gece arkadaslariyla disari cikmak istemesi, hatta kulagina kupe takmak istemesi gibi konular bizim gunluk tartisma nedenlerimiz... Sanki hayatimizin bir rutini gibi... Mutlu bir iliski icin en temel kurallardan birinin yataga dargin girmemek oldugu soylenir. O gun tartissak da, yataga yattigimizda sarilacagimizi biliriz. Kendimize bu davranisi ilke edindigimizden beri, evliligimiz cok daha mutlu ve huzurlu geciyor. (Gonca Karaca,44, Istanbul)

    Uzman gorusu
    Evliliklerde saygi onemli
    Birgul U. Bayoglu, Cocuk Gelisimi ve Aile Sagligi Uzmani


    "Kavga olmazsa kabullenme baslar, kavga yararlidir" dusuncesi biraz tartismali gibi. Kavga ve fikir tartismasi kavramlarini ayirmak gerekir. Danismanlik gorusmelerimizde, evlilikte-iliskide kavganin aile ve cocuklarin ruh sagligi acisindan tehlike olusturdugunu sik sik vurgulariz. Konunun ne oldugu onemli olmadan eslerin kavgasi her cocuk icin endise vericidir. Zaten kullandiginiz resim bunu cok iyi tanimlamis. Asil soru esler arasinda tartisma acaba nasil olmalidir?

    Yanlizca esler arasinda degil butun yetiskinler icin fikir ve durum tartismalari yasanmasi dogaldir. Ancak kisilige ozgu ve yasamsal bakis acisi alanindaki tartismalarin kavgaya ve iletisimsizlige yol acacagi kesindir ki, bu gereksizdir. Bu alanlarda tartismaya girmemek beklentilerin azalmasi anlami tasimaz. Esini tanidigini ve oldugu gibi kabul ettigini gosterir. Bu da gunumuz evliliklerinde eksik olan, saglikli iliskilerde olmasi gereken "saygi duyma" gerekliligidir. Elbette ayni evde yasamaktan kaynaklanan gunluk basit konulardan soz etmiyorum. Camasirin ortada birakilmasi, masanin toplanmasi gibi gunluk rutinlerde cekisme yasanmasi her ev icin olagandir, buyutulmemelidir. Eger bunlar kavgaya donusuyorsa altta yatan daha buyuk bir problem var demektir. Dolayisiyla iliskilerde birakin bagira cagira kavga etmeyi, surat asmak, igneleyici sozlerle satasmak da iliskiyi zedeleyici ve yipraticidir. Kavgadan sonra barismanin guzel oldugu dusuncesi aldaticidir.

    Acaba kac kisi kirici sozler duydugu kisiyle ayni ortami paylasmaktan zevk alir? Yasami paylasmanin surekliligi, ortak mutluluklarla ve karsilikli saygiyla mumkundur. Her iki tarafin egitimli kisiler oldugu durumlarda iliskilerini kavga etmeden de gelistirme ve birbirlerinin beklentilerini yerine getirebilme yollarini bulabilecegini unutmamak gerekir. BENCE BUNLAR SADECE EVLILIKLEYDE DEGIL BIRLIKTELIKLEYIN TUMU ICIN GECERLI NEDEYSINIZ?????

    Kisa boylularin IQ'su dusuk!!!!!!!!!!

    Ingiltere'deki Bristol Universitesi'nde 547 cocugun IGF-I buyume hormon seviyesi olculdu

    Daha sonra cocuklar zeka testine tabi tutuldu. Cikan sonuclara gore, kisa boylularin IQ'sunun daha dusuk oldugunu one suren bilimadamlari, cocuklara belirli bir diyet uygulanip saglikli beslendiginde bunun hormonu artirarak IQ duzeyinin yukseltebilecegini soyledi.

    Kolesterol kalbin sinsi dusmani!!!

    Abant Izzet Baysal Univresitesi Tip Fakultesi Kardiyoloji Anabilim Dali Baskani Prof.Dr. Cihangir Uyan, kolesterol duzeyleri yuksek olan kisilerin kalp hastasi olma ihtimallerinin yuksek oldugunu soyledi

    Kolesterolun vucudun butun hucrelerinde bulanan yag benzeri bir madde oldugunu belirten Prof. Dr. Uyan, "Hucre zariyla bazi hormonlarin yapiminda kullanilan kolesterolun kanda fazla miktarda bulunmasi son derece zararlidir. Karacigerde uretilen kolesterol, et ve sut urunleriyle yumurta gibi hayvansal kaynakli besinlerde de bulunur" dedi.

    Kan kolesterol duzeyinin yuksek olmasinin kalp- damar hastaligi riskini arttirdigini soyleyen Prof.Dr. Uyan, kisinin kolesterol duzeyi ne kadar yuksekse, kalp hastasi olma ihtimalinin de o kadar yuksek oldugunu soyledi.

    Prof. Dr. Uyan, "HDL, yani iyi kolesterol damarlardaki kolesterol birikimini onler. Turk Kardiyoloji Dernegi tarafindan yapilan arastirmaya gore, Turk toplumunda HDL kolesterol degerinin dusuk oldugu belirlenmistir. Kanda yuksek oldugu zaman damarlarin ic yuzune yapisarak burada plaklar olusumuna neden olan LDL yani kotu kolesterol, plaklar uzerinde olusan catlaklarda gelisen pihtilarin damarlari tikayarak kalp krizine ve felce neden olabiliyor" dedi.

    Normal kolesterolun 200 mg LDL'den dusuk olmasi gerektigini belirten Prof. Dr. Uyan, "LDL yani kotu kolesterolun normal siniri 100 mg LDL'den dusuk olup, 130 mg LDL ve uzerinde bulunmamasi ise tehlike sinirlari demektir. HDL yani iyi kolesterol ise normalde 40- 65 mg LDL olup, ideali de 65 mg LDL'den yuksek olmasi gerekir" dedi.

    20 yas uzerindeki tum bireylerin kan kolesterol duzeylerini bilmeleri gerektigini soyleyen Prof.Dr. Uyan, soyle devam etti:

    "Ozellikle anne, baba veya kardeslerin de erken yasta kalp hastaligi oldugu bilinen kisiler ve seker hastalari mutlaka kan kolesterollerini olcturmeli ve gereken onlemleri almalidir. Kilo artisinin kolesterolu yukseltici bir faktor oldugu unutulmamali, sigara ve alkol icilmemeli, gunde en az 30 dakika surecek yuruyusler yapmaya ozen gosterilmelidir."


    Haber: DHA

    Erkek Tipi Sac Dokulmesi !!!!!!

    Erkek tipi sac dokulmesi sacta androjenlerin etkilerine karsi kalitsal bir duyarlilik nedeniyle olusur. Insanlardaki, ozellikle erkeklerdeki sac dokulmelerinin %95 gibi buyuk bir bolumunu olusturur. Beyaz irkta diger irklara gore daha fazla gorulmektedir. Tum erkeklerin ucte ikisinde klinik olarak gozlenen bir erkek tipi sac dokulmesi oldugu varsayilmaktadir.

    Erkek tipi sac dokulmesi klinik olarak ilerleyen yasla birlikte giderek artan bir seyir gosterir. 20 yastan sonra baslayan alin-sac cizgisinin giderek onden arkaya dogru ilerledigi ve acilma alanlarinda daginik, seyrek saclar bulundugu gorulur. Sac folikullerinin ilerleyen bicimde minyaturlesmesi sonucunda kafa derisinde gozle gorulur sac dokulmesi ortaya cikar.

    Sacli deride testosteronun dihidrotestosterona donusumundeki hizlanma ve dihidrotestosteron miktarinin artisi normal sac killarinin, buyumeyen ciliz vellus tipi killara donusumunu saglar.

    Testosteronun dihidrotestosterona donusumunu saglayan enzim reduktaz enzimi olup, muhtemelen erkek tipi sac dokulmesinden birincil olarak sorumludur. Gunumuzde erkeklerin en onemli kozmetik problemi olan erkek tipi sac dokulmesi nin onlenmesi veya giderilmesi ile ilgili arastirmalar insanlik tarihi kadar eskidir. Piyasada yuzlerce bitki ve yosun ekstrelerinden hazirlanan cesitli losyon, sampuan ve haricen kullanilan karisimlarin yaygin olarak kullanildigi erkek tipi sac dokulmelerinde etkinligi bilimsel olarak gosterilebilmis sadece iki preparat mevcuttur. Bunlardan ilki antihipertansif bir ilac olan minoxidilin %2 ve %5'lik solusyon seklindeki formlari erkek tipi sac dokulmelerinde kullanilabilir. Etki mekanizmasi kesin olarak bilinmemekle birlikte sacli derideki kan akimini arttirarak sac gelisimini sagladigi ileri surulmektedir. Erkek ve kadin hastalarda da kullanilabilen minoxidil, topikal formlarda oldukca guvenli bir ilactir. Nadiren gorulen kan basinci dusmesi, sacli deride irritasyon, kizariklik, yanma, kasinti ve kuruluk istenmeyen yan etkileri arasindadir. Son yillarda gelistirilen ve erkek tipi sac dokulmelerinde oldukca etkili oldugu bildirilen bir diger ajan ise finasterid etken maddeli agiz yoluyla alinan bir ilactir.Tip II -reduktaz enzimini inhibe ederek, testosteronun dihidrotestosterona donusmesini engelleyerek serum ve sacli derideki dihidrotestosteron duzeyini azaltir. Gunluk 1 mg. dozda finasterid'in 2 yildan uzun suren klinik calismalarda sac dokulmesini durdurdugu veya yavaslattigi ve sac buyumesini arttirdigi gozlenmistir. Tedaviye baslandiktan itibaren 3. ayda iyilesmenin gozlendigi ilac tedavisi sirasinda yapilan calismalarda ciddi bir yan etki olusmadigi bildirilmektedir. Tedavi sirasinda %1-2 oraninda ortaya cikabilecek cinsel isteksizlik, erektil disfonksiyon ve ejekulat volumunun azalmasi disinda yan etki gozlenmemekte ve istenmeyen tum etkilerin geri donusumlu oldugu vurgulanmaktadir. Finasterid gebe ve gebe olma olasiligi olan kadinlarda kontrendikedir. Ayrica yapilan calismalar finasteridin erkek tipi sac dokulmesi olan postmenapozal kadinlarda etkisiz oldugunu gostermistir.
    Hazirlayan :Prof. Dr. Nilgun Atakan, Hacettepe Universitesi Tip Fakultesi
    Dermatoloji Anabilim Dali Ogretim Uyesi

    Sac Dokulmesi !!!!!!!!

    Saclar hakkinda kisaca bilgi verir misiniz?

    Her bir sacin yasam dongusu vardir. Bunlar yaklasik olarak uc yil ya da daha fazla suren aktif donem, hemen bunu izleyen ve birkac gun suren gecis donemi ve ardindan da uc ay kadar devam eden dinlenme donemidir. Saclar gunde yaklasik olarak 1/3 mm uzar. Fizyolojik olarak bir gun icinde ortalama 100 kadar sac dokulmesi soz konusudur.

    Sac dokulmesini tanimlar misiniz?

    Sac dokulmesine tip dilinde alopesi adi verilir. Saclarin insan yasami icin yasamsal onemi yoktur ancak cok onemli psikolojik islevleri bulunur. Ozellikle kadinlarda buyuk stres yaratabilir.

    Sac dokulmesine yol acan etmenler nelerdir?

    Sac dokulmeleri nedbesiz (skarsiz) veya nedbeli (skarli) olabilir.

    Skarsiz olan alopesilerin en sik gorulen nedeni androgenetik alopesi lerdir. Saclarda incelmeyle baslayan hastalik erkeklerde daha siddetli seyreder. Zemininde irsi bir yatkinligin oldugu dusunulmektedir. Tedavisinde bazi hormonal ilaclar kullanilir. Halk arasinda yanlis olarak sackiran adiyla bilinen onemli bir skarsiz alopesi nedeni de alopesi areata dir. Bu hastaligin en sik gorulen seklinde sacli deride odaklar halinde sac dokulmeleri vardir. Vucudun savunma sistemlerindeki yetersizlik sonucunda bazi enfeksiyon odaklarinin tetiklemesiyle ortaya ciktigi dusunulmektedir. Kendiliginden de duzelebilen hastaligin siddetli sekillerinde kortizonlu ilaclar ve isik (PUVA) tedavisi kullanilabilir. Bu hastaliklar haricinde Telogen effuvium denilen aktif donemdeki saclarin bir anda ve cok sayida dinlenme donemine gecmesi ile gelisen bir tablo vardir. Burada yaygin bir sac dokulmesi olur. Saclar 3-4 ay icinde incelir ve seyreklesir. Yenidogan doneminde ve dogum sonrasinda fizyolojik olarak gorulebilir. Bundan baska siddetli enfeksiyon hastaliklari, agir seyirli muzmin hastaliklar, buyuk cerrahi girisimler, tiroid bezinin az calismasi, sara hastaligi icin kullanilan ilaclar, hormonlar ve agir ����ller boylesi bir tabloya neden olabilir. Tedavisinde bu tabloya yol acan etmenlerin ortadan kaldirilmasi esastir. Bunlardan baska demir, protein, cinko eksiklikleri, radyasyon tedavisi, frengi hastaligi ve mantar hastaliklari skarsiz sac dokulmelerine yol acabilmektedir. Ozellikle kadinlarda saclarin arkada topuz yapilmasi veya gunes gozluklerinin surekli olarak bir sac tutacagi gibi kafada tutulmasinin da gerginlik tipi alopesiye neden olabilecegi unutulmamalidir.

    Skarli alopesilerde ise sac koku tahrip oldugundan skarsiz alopesilerdeki gibi saclarin yeniden gelme olasiligi soz konusu degildir. Siddetli yaygin kimyasal veya termal yaniklar, deri kanserleri, isin tedavileri, bazi siddetli mantar enfeksiyonlari ile bazi ciddi dermatolojik hastaliklar sonucunda gorulebilirler.

    Sonuc olarak ne soylenebilir? Sac dokulmesi hangi nedene bagli olursa olsun eger bir kisi boyle bir durumdan yakiniyor ise hic panige kapilmadan bir Deri Hastaliklari (Dermatoloji=Cildiye) uzmanina basvurmalidir. Bazen cozumun cok basit olabilecegi unutulmamalidir.

    yararli bilgiler

    SAGLIKLI GUNLER DILERIM



    S A G L I K L I YASAMANIN PUF NOKTALARI

    Spor Yap BedenInI YenIle!!!!

    Spor ve beden calistirmanin moda yeri ABD. Time dergisi bu konuda gelismeleri ve yeni tavsiyeleri okurlarina duyurdu. Uzmanlar diyor ki, "Spor sadece sizin cok iyi gorunmenizi saglamakla kalmaz, ayni zamanda hem fiziksel hem de ruhsal anlamda sizi daha guclu kilar. Tam ve dengeli bir spor icin su 4 isi yerine getirmelisiniz"
    1) ZIHNINIZI ARINDIRIN

    Nasil yapacaksiniz? Yoga, Tai Chi, Pilates. Yoga; egzersiz, nefes alip verme ve meditasyonu, bir dizi hareketlerin tekrarlanmasiyla birbirine baglayan bir Hint felsefesidir. Tai Chi, chi�yi, yani hayatin enerjisini arttiran, yavas ve birbirine vurmadan yapilan bir dovus sanatidir. Pilates ise, 1920�lerde gelistirilen bir kas uzatici programdir.

    Yararlari: Kaslarda gerilimi azaltir, sakatlanmalara karsi koruyup dolasimi guclendirir, vucudu rahatlatir.

    Yogunlugu: Ne kadar cok yaparsaniz, vucudunuzun kaldiracagi yukler de artar.

    Siklik: Gerilimden kurtulmak icin haftada en az 3 kez.

    Yeni moda: Yoga gezileri, ozel ucra evler ve yat gezileri cok revacta. Ayrica yoga giyim tarzi, Nike ve Adidas gibi spor markalarinin en cok sattiklari arasinda yer aliyor. Pilates yapanlar, spor merkezlerini doldurmaya devam ediyorlar ve hatta bu kisiler, ulusal ve uluslararasi yarismalarda en iyi yoga yapan olmak uzere yarisiyorlar da.

    2) KALBINIZI CALISTIRIN

    Nasil yapacaksiniz? Yuzun, tempolu yuruyun, bisiklete binin, kosun, kick box veya kalp atisinizi onemli olcude hizlandiracak aktiviteler yapin.

    Yararlari: Kalbi, akcigerleri ve dolasim sistemini, oksijeni kaslara daha etkili dagitacak sekilde duzene sokar. Aerobik sporu, kalorileri ve vucut yaglarini yakar, ����bolizma ve akciger kapasitesini arttirir, kan basincini ve kalp krizi riskini dusurur, sekere karsi korur, bagisiklik sistemini guclendirir ve stres duzeyini azaltir.

    Yogunlugu: Amerikan Spor Hekimligi Merkezi, en yuksek kalp atis hizinizin yuzde 60 ila 90�i degerinde spor yapmayi oneriyor (en yuksek kalp atis hizinizi hesaplamak icin 220�den yasinizi cikarin). Spor yaparken, dakikada atan kalp atisinizi sayarak, kalp atisinizi gorebilirsiniz. Eger amaciniz kilo vermekse, dusuk veya ortalama hizda, ancak uzun sureli spor yapin. Boylece daha cok yag yakarsiniz.

    Siklik: Haftada 20 ila 60 dakikadan, 3 ila 5 kez.

    Yeni moda: Kisiye ozel VO2 (alinan oksijen hacmi) testleri ve en yuksek antrenman kapasitesini saptamak uzere kalp hizi goruntulemenin yani sira eliptik makineler ve dansa dayali egzersizler cok gozde.

    3) KASLARINIZI GELISTIRIN

    Nasil yapacaksiniz? Agirlik kaldirmak veya jimnastik gibi, kaslarinizi surekli hareket ettirecek ve kasacak aktivitelerde bulunun.

    Yararlari: Vucudun dinlenirken bile kalori yakmasini saglar. Kemikler kalinlasarak osteoporoza yakalanma ve sakatlanma riskleri azaltilir. Eklemleri yirtilmalar ve diger zedelenmelerden daha iyi korunur. Guc antrenmanlari arterit agrisini azaltir, kas gevsemesini geciktirir, kas gelistirir, ����bolizmayi arttirir ve glikoz toleransini ve insulin hassasiyetini arttirarak seker hastaligina yakalanma riskini dusurur.

    Yogunlugu: Agirlik antrenmanlarinda, 8 kez yapmanizi saglayabilecek bir agirlikla baslayin. 12 defa yaptiktan sonra, agirligi % 5 arttirin ve 8 kez daha yapin. Her deneme icin, en yuksek dayanikliliginizin yuzde 70 ila 80�ini kullanarak, 8 ila 12 kez yapin. Bu yuzde, bir kerede kaldirabileceginiz en yuksek agirliktir.

    Siklik: Dayanikliligi saglamak icin haftada bir kez; guc arttirmak icinse haftada 2 ila 3 kez.

    Yeni moda: Antrenorler vucut yapinizi inceliyor ve bir guc rejimi hazirliyorlar.

    4) VE BIR MOLA

    Yararlari: Guc antrenmanlari ve diger guce dayali egzersizler, kas liflerini kotulestirirler. Dinlenme anlarinda, kaslar kendi kendilerini onarir ve iyilesir, boylece daha kalin ve guclu hale gelirler. Spor, kalbin dinlenme anlarinda daha rahat atmasina olanak tanir.

    Yogunlugu: Ayni kas grubunu ust uste 2 gun zorlamaktan kacinin. Bu durumda kaslara kendilerini yenileyecek vakit kalmaz.

    Kendini Yenileme: Saglikli oldukca, yenilenme suresi de azalacaktir. Eger egzersizden sonra vucutta agri varsa, dinlenmek istiyor demektir. Cok agriniz yoksa spora devam edin, hicbir rahatsizlik hissetmiyorsaniz da egzersiz yogunlugunuzu arttirin.

    Asiri sporun belirtileri: Kalbinizin, normalin 5 ila 10 daha fazla atmasi, az uyku, istah kaybi, asiri hassaslik ve sinirlilik, gecmeyen soguk alginligi.

    KALORILERI SAYMAK

    Spor, aldiginiz kalorileri yakarak kilo vermenizi saglar. Daha toplu kimselerin hareket etmek icin daha cok enerjiye ihtiyaclari vardir ve boylece aktivite basina daha cok kalori yakarlar.

    KALORI TABLOSU

    BelleGI GUClendIren BesInler!!!!!!!!!!!!

    Uzmanlar, bazi yiyeceklerin algilama yetenegimizi artirdigini, hizli dusunmemizi sagladigini soyluyor. Iste hafizayi guclendiren besinler:
    Havuc: Hatirlama yetenegimizi artirir, cunku havuc beyin ����bolizmasini canlandirir. Bir sey ezberlerken bir tabak sivi yagli havuc salatasi yiyin.

    Ananas: Tiyatro sanatcilarinin ve muzisyenlerin ihtiyaci olan bir meyvedir. Ornegin uzun bir metin ezberleyebilmek icin fazla miktarda C vitaminine ihtiyac vardir. Mangan da icerir.

    Avokado: Kisa sureli bellek icindir (Ornegin alisveris listesini yaparken).

    Isirgan otu: Hafizayi guclendirir. Ornegin, sinavlara hazirlanan cocuklarin cayina eklenmesi veya dogrudan isirgan cayi icirilmesi yerinde olur.

    Kabak: Hafiza icin essiz bir besindir. Yemeklerle sik sik tuketilmesi hafiza acisindan son derece faydalidir

    SaC Ve Kepek PyoblemI.....

    Evde kolayca hazirlayacaginiz karisimlar, saclarinizi guclendiriyor Evde kolayca hazirlayacaginiz karisimlar, sac kepegi probleminize son verirken, sac yapisini da guclendiriyor.
    Isirgan otu, sorunlu saclarin da ilaci. Ayrica isirgan otu, ergenlik sivilcelerini yok ediyor, saclari canlandiriyor, dokulmesini onluyor ve kepegi gideriyor.

    * Yarim litre taze kaynatilmis su icine, 5 poset isirgan otu cayini ilave edin. Kabin agzini kapatin ve 5-10 dakika demlendirip, sogutun. Elde ettiginiz bu infuzyonu saclarinizi yikayip duruladiktan sonra durulama suyu olarak kullanin. Sac diplerine yapacaginiz masaj, zaman icinde sac kaybini onler, saclari guclendirir ve kepek olusumuna engel olur. Ayrica bu karisimi tonik olarak kullandiginizda cildiniz de sikilasir.

    * 100 gram dulavrat otu koku, 100 gram isirgan otu koku ve 60 gram simsir agaci yapragini 2 litre sirke icine birakin. Bitkileri 8 gun sicak bir yerde dinlendirdikten sonra suzun. Elde edeceginiz siviyla kafa derisine masaj yapin. Bu masaji duzenli yaptiginiz taktirde saclariniz guclenir ve parlaklasir.

    * Kafa derisi kasintisina karsi 1 litre elma sirkesini kaynama derecesine kadar isitin (Ama kaynatmayin) ve icine 1 avuc dolusu isirgan otu yapragi ekleyin. 15 dakika demlendikten sonra suzun. Daha sonra saclarinizi bu suyla durulayin ve kafa derisine masaj yapin. SAC KONULAYINDA YAYDIMCI OLABILECEGIMI SOYLEMISTIM DIMI

    SaGlikli SaClar ICIn SaC Bakimi!!!!!

    Saclarinizin saglikli gorunmesini istiyorsaniz; 2 ayda bir kestirin, ilik su ile yikayin ve kremi sadece uclarina surun.
    Sac bakiminda dikkat etmeniz gereken diger hususlar soyle:

    Jole surunce saclar dokulur mu? Jole sacta 2-3 gun kalirsa havasiz biraktigi icin sac dokulur. En azindan ertesi gun sac yikanmalidir.

    Mevsim donumlerinde saclara ozel bir bakim uygulanmali mi? Bu konuda her zaman bir bakim yapmak lazim. Belli markalarin sampuan, krem ve serumlari her zaman degil ama mevsim donumlerinde kullanilmali.

    2 ayda bir saclari kestirmek gerekir mi? Saclar ucundan alininca daha saglikli oldugu icin cabuk ve dengeli uzar. 2 ayda bir sac kesimi normaldir. Boylece sekli de bozulmamis olur.

    Sacin her gun yikanmasi zararli midir? Sac kendi yaginda kalmalidir. Ama mesela gunde 3 sampuan yapiyorsaniz zararlidir. Her gun yikansa bile 1 sampuan yeterlidir.

    Sac icin ozel bir krem kullanilmali midir? Her zaman sacin ucuna uygulanmalidir. Cunku krem sacin dibini yumusattigi icin saci doker.

    Sac nasil suyla yikanmalidir? Saclari ilik suyla yikamak daha iyidir. Ilik su saci parlak yapar. Yikama sonrasinda 1 kez soguk su tutulmalidir. Cunku hem beyin rahatlar hem de saclar canlanir.

    Esmer bayanlara ne renk sac onerilir? Aslinda en guzel sarisinlar, esmerlerden cikar. Esmerler sarisin olacaksa once uclardan baslanilir. Yani dip cok koyu, uclar sari olmali. Dekolteye dusen sari sacin esmer tene yakisip yakismadigina bakilir.

    60 bin hastanin gozu organ baisinda!!!!!!!!!!!!!!

    Cukurova Universitesi'nden Prof. Ugur Erken, Turkiye'de 60 bin diyaliz hastasina, organ bagisi yetersizligi nedeniyle bobrek nakli yapilamadigi bildirdi.
    Bobrek Nakilleri Bilim Kurulu Uyesi ve Cukurova Universitesi Organ Nakli Arastirma ve Uygulama Merkezi Baskani Prof. Dr. Ugur Erken, organ naklinin, hayati organlari calismaz hale gelmis ve tedavisi mumkun olmayan hastalar icin buyuk onem tasidigini, ozellikle bobrek yetmezligi nedeniyle sagligini kaybeden kisiler icin "umut" oldugunu soyledi.

    Prof. Dr. Erken, son yillarda tum dunyada oldugu gibi Turkiye'de de diyaliz hastalarinin sayisinin arttigina dikkati cekerek, hastaliga cozum yolunun organ naklinden gectigini belirtti.

    Yasamlarini diyalize bagli surduren bobrek hastalarinda olum oraninin yuzde 11, nakil yapilan hastada ise bu oranin yuzde 1 oldugunu ifade eden Prof. Dr. Erken, "Nakil yaptiran hastalarin yasam sureleri de diyaliz hastalarina gore 3 kat fazla. Ayrica hastalarin tedavi gideri de ucte bir oranina iniyor" dedi.

    Prof. Dr. Erken, bobrek naklinin olumlu sonuclar vermesine ragmen Turkiye'de uygulamanin yetersiz oldugundan yakinarak, "Turkiye'de her yil yaklasik 500 kisiye bobrek nakli yapiliyor. Bu cok dusuk bir rakam. Halkimizin organ nakline karsi yeteri kadar duyarli olmamasi nedeniyle nakil rakamlari standartlarin altinda kaliyor. Gelismis ulkelerde ise organ bagisi o kadar yaygin ki umutsuz olarak nitelendirilen hastalar bile sagligina kavusuyor"diye konustu.

    Erken, kisi sagliginda organlarini bagislamis olsa bile oldugunde cesedi ailesine kalan miras olarak kabul edildigi icin aile istemedigi zaman organlari alamadiklarini belirterek, "Bununla ilgili yasal duzenlemelere ihtiyac oldugunu yillardir soylememize ragmen herhangi bir degisiklik olmadi. Kisi sagliginda bagis yapmissa organlari alinmali, bu konuda engel cikarilmamali"seklinde konustu. NEDEN BOYLE KONULAYDA DUYAYLI DEGILIZKI??BEN OLDUKTEN SONYA TOPRAKTA CURUYECEK OLAN BEDENIMIN BASKALAYININ YASAMINDA AYTISI OLUCAKSA SAGLIKLAYINA KAVUSTUYACAKSA NEDEN BAGISLAMIYAYIM(KI BEN COKTAN BAGISLADIM)LUTFEN DAHA DUYAYLI OLALIM VE O OYGAN BEKLEYENLERIN YEYINDE BIZ VEYA SEVDIGIMIZ BIRININ OLABILECEGINI GOZAYDI ETMIYELIM.......

    Seker hastalarina onemli tavsiyeler..........

    Turkiye�de 4 milyon seker hastasi var Turkiye�de seker hastaligi teshisiyle hastaneye yatanlarin sayisi her gecen gun artiyor. Uzmanlarin tavsiyesi soyle:
    Uzmanlar, hastaliga karsi bol sebze ve meyve yenilmesi ve fiziksel aktivitenin artirilmasi tavsiyesinde bulunuyor...

    Saglik Bakanligi Tedavi Hizmetleri Genel Mudurlugu�den yapilan aciklamaya gore, Turkiye�de yaklasik 4 milyon seker hastasi var. Hastalik icin en onemli risk faktorleri, hareketsiz yasam tarzi, sagliksiz beslenme, ailede diyabetli bireylerin olmasi ve asiri kilo.

    Aciklamada, seker hastaliginin saglik sistemine 580 milyon YTL yuk getirdigine dikkat cekiliyor ve seker hastaligindan korunmak icin oneriler siralaniyor. Seker icerigi az olan besinleri, aycicek, soya gibi doymamis yaglari tuketin. Bol sebze ve meyve yiyin ve ozellikle fiziksel etkinliginizi artiracak spor yapmayi ihmal etmeyin.

    �2. GLOBAL DIYABET YURUYUSU� TUM DUNYAYLA AYNI ANDA ISTANBUL�DA DUZENLENDI

    �14 Kasim Dunya Diyabet Gunu� nedeniyle tum dunyayla ayni anda �2. Global Diyabet Yuruyusu� duzenlendi. Tunel-Taksim arasinda yapilan yuruyus, Turk Diabet Cemiyeti, Turkiye Diyabet Vakfi, Turk Diyabet ve Obezite Vakfi ile Cocuk ve Adolesan Diyabetikler ve Diyabetli Yasam Dernekleri�nce organize edildi. Tunel�den baslayan yuruyussun sonunda, Taksim Gezi Parki�nda duzenlenen torende konusan Turkiye Diyabet Vakfi Baskani Prof. Dr. Temel Yilmaz, Turkiye�deki diyabet hastalarinin 2,5 milyonunun hasta oldugunu bilmedigini, hastaligin ortaya cikmadan once ozellikle gozde ve bobreklerde hasarlara yol actigini isaret etti. Yilmaz, Turkiye�de Avrupa�dakinin aksine 18 yas alti Tip 1 diyabet hastasi cocuklarin devlet guvencesi altinda olmadigini, ayrica kan seker olcum cubuguna ulasma konusunda da hastalar icin cok zor bir prosedur uygulandigini bildirdi.

    BU YILKI DIYABET GUNU�NUN LOGOSU �AYAK�

    Turk Diabet Cemiyeti Baskani Prof. Dr. Nazif Bagriacik da bu yilki Dunya Diyabet Gunu�nun logosunun �ayak� oldugunu belirterek, hastaligin en cok sevdigi iki organdan birinin bacak oldugunu soyledi. Hastalardan bacaklarini cok iyi korumalarini isteyen Prof. Dr. Bagriacik, �Bacak damarlarinizi yilda iki kez kontrol ettirin. Egzersiz yapin. Komsularinizi degil doktorunuzu dinleyin� dedi.

    Yapilan diger konusmalarda da cocuklar icin insulinin onemine isaret edilerek, devletin, 18 yas alti tum diyabetlilere bunu saglamasi gerektigi bildirildi.

    Kaynak: NTV-MSNBC VE AJANSLAR

    Kuresel isinma vebayi geri getirebilir!!!!!!!!!!!!!!

    Bir felaket uyarisi da Norvec'ten geldi. Bilim adamlarina gore, iklim degisikligi, 14. yuzyilda Avrupa�nin nufusunun ucte birini yok eden veba hastaligini yayabilir.
    Norvec�in baskenti Oslo�da duzenlenen, veba ve bu hastaligin nasil yayildigiyla ilgili 3 gun surecek konferansa baskanlik eden Nils Stenseth, Reuters�e yaptigi aciklamada, bugun Asya�dan kus gribini yayan gocmen kuslarin da veba hastaligina neden olan bakteriyi tasiyabilecegini soyledi.

    Stenseth, kuresel isinmanin beraberinde getirdigi ilik ve nemli havanin bu bakterinin yayilmasini mumkun kilacagini ve insanlara bulasma ihtimalini artiracagini belirtti.

    AB�nin destekledigi bir grubun, ilik hava ile veba salgini arasinda baglantiyi gosteren, Kazakistan�daki Sovyet donemine ait verileri incelemeyi bitirdigini kaydeden Stenseth, bu incelemenin onemli oldugunu, cunku bugune kadar baglantinin bilinmedigini soyledi.

    Stenseth, veba salginin, Kazakistan ve diger Orta Asya ulkelerinde periyodik olarak goruldugunu, hastaligin yuzyillardir dunyanin diger bolgelerine fareler, kuslar ve giysilerdeki pirelerle tasindigini belirtti.

    Hava kosullariyla hastalik arasindaki baglantinin onemine dikkati ceken Stenseth, 1300�lu yillardaki veba salgininda ilik ve nemli benzeri hava kosullarinin bulunduguna dikkat cekti. Stenseth, 1855�den sonra vebanin yeniden ortaya ciktigi zamanda benzer hava kosullarinin oldugunu soyledi. Veba, 14. yuzyilda yaklasik 34 milyon kisinin olumune neden oldu.

    Bilimadamlari, Ingiltere�de 1665-1666 yillarinda gorulen veba salgini gibi, bu hastaligin her nesilde yeniden ortaya ciktigina inaniyor.

    Kanser, ikinci olum nedeni!!!!!!!!!!!!!!!!!

    Kanser insan sagliginda hala tehlike. Sigara icmeyen akciger kanserli hastalarin cocukluk cagi veya eriskinlik donemlerinde �pasif icici� olduklari tespit edildi.
    Saglik Bakanligi�ndan yapilan yazili aciklamada, Kanserle Savas Dairesi Baskanligi�nca hazirlanan �Kanser Raporu�na gore, dunyada en onemli halk sagligi sorunu olarak kabul edilen kanser hastaliginin, ulkede gerceklesen olumlerde kalp-damar hastaliklarindan sonra ikinci sirada yer aldigi bildirildi. Ulkede kanser hastalarinin sayisinda artis gozlendigi belirtilen raporda, Turkiye�de gelecek 25 yilda, sigaraya bagli nedenlerden olenlerin sayisinin yaklasik 780 bine ulasacagi vurgulandi.

    Kanser hastaligindan korunmada saglikli beslenme, sigara, alkol, gunes isinlarindan uzak durma ve guvenli su kullaniminin onemine dikkat cekilerek, kansere neden olan etkenler arasinda birinci sirada yer alan sigaraya karsi savasin kanserlerin yuzde 40�ini yok edecegi ifade edildi. Rapor, sigara icmeyen akciger kanserli hastalarin yuzde 33�unun sigara icen bir kisiyle birlikte yasadigini, bu kisilerde gorulen akciger kanserlerinin nedeninin cocukluk cagi veya eriskin donemlerindeki pasif icicilik oldugunu da ortaya koydu. Sigaranin akciger, agiz boslugu, yemek borusu, boyun, pankreas, mesane, bobrek, mide ve kan kanserine, alkol kullaniminin ise karaciger ve yemek borusu kanserine yol actigi belirtildi.

    SAGLIKLI BESLENMENIN ONEMI

    Raporda ayrica, kanser olgularinin onemli bir bolumunun cevresel etkenlere bagli oldugu, bu etkenler arasinda da beslenmenin onemli biryer tuttugu bildirildi. Kanser vakalarinin yuzde 35�inin beslenmeye bagli oldugu, sisman kisilerde kanser riskinin iki kat daha fazla gozlendigi kaydedildi. Raporda, hayvansal yag tuketiminin azaltilmasi, az yagli, bol lifli beslenme aliskanliginin benimsenmesi, kepek, yulaf gibi lif acisindan zengin besinlerin tercih edilmesi, bol miktarda sebze-meyve tuketilmesi, kirmizi et yerine tavuk, balik veya kuru baklagillerin yenilmesi onerileri yer aldi.

    YEMEK HAZIRLARKEN SICAK SU MUSLUGUNU KULLANMAYIN

    Kanserle mucadelede guvenli su kullanimi, hava kirliligi ve radyasyondan korunmanin onemine isaret edilen raporda, cilt kanserininen onemli etkeninin ultraviole isinlari oldugu belirtildi. Pisirme, icme ve bebek mamasi hazirlamak icin sicak su muslugunun kullanilmamasi, soguk su muslugunun ise 6 saatten fazla kullanilmamasi halinde birkac dakika akitildiktan sonra kullanilmasi onerildi.

    Kanser hastaliginin rahim veya makattan gelen anormal kanama veya akinti, memede veya vucudun herhangi bir yerinde ortaya cikan sislik ve sertlikler, iyilesmeyen yaralar, uzun sureli ses kisikligi ve oksuruk, buyuk abdest ve idrar aliskanliklarinda degisiklikler, yutma guclugu ve hazimsizlik, ben ve sigillerde olusan buyume, kanama, renk degisikligi ve yaralar gibi belirtileri oldugu kaydedildi.

    Kanserde erken teshis ve tedavinin hayat kurtardigina isaret edilen raporda, bu hastaliginin belirtilerine karsi dikkatli olunmasi gerektigi bildirildi.

    Dunyada 40 milyon AIDS'li var!!!!!!!!!!!!!!

    Dunyada AIDS salgininin 2005'te yaklasik 3 milyon kisinin olumune yol actigi, toplam AIDS'li sayisinin 40 milyon civarinda oldugu bildirildi.
    BM tarafindan bugun yayimlanan AIDS raporunda, AIDS'le mucadelenin yeterli olmadigi ve ''daha fazla mucadeleye ihtiyac bulundugu'' belirtildi.

    Yeryuzunde her gun yaklasik 14 bin kisiye AIDS bulastigi kaydedilen raporda, bu kisilerin 2 bin kadarinin, 15 yasin altindaki cocuklar olduguna isaret edildi.

    Insanlik tarihinin ''en olumcul salginlarindan'' biri olarak nitelendirilen AIDS'in, teshis edildigi 1981 yilindan bu yana 25 milyondan fazla kisinin olumune yol actigi vurgulanan BM raporuna gore, bazi ulkelerde enfeksiyon oraninin dusmesine ragmen, ''AIDS virusu ile birlikte yasayanlarin'' toplam sayisi artmaya devam etti.

    EN YUKSEK SEVIYE

    Dunya Saglik Orgutu'nun katkilariyla hazirlanan ve 1 Aralik Dunya AIDS Gunu dolayisiyla yayimlanan raporda, ''Dunyada HIV virusuyle birlikte yasayan insanlarin sayisi, 40.3 milyonla simdiye kadarki en yuksek seviyeye yukselmis bulunuyor. Bu rakam iki yil once 37.5 milyon idi'' ifadesi kullanildi ve AIDS virusu bulasan insanlarin 10 milyondan fazlasinin 15 ila 24 yaslarinda oldugu vurgulandi.

    Rapora gore, AIDS hastaligi en fazla Dogu Avrupa ile Orta ve Dogu Asya ulkelerinde artti. Buna ragmen, Afrika'nin guneyindeki (Buyuk Sahra'nin altindaki) ulkeler, AIDS'in en yaygin oldugu ulkeler olmaya devam ediyor. 2005'te yeni enfeksiyonlarin yuzde 64'u bu ulkelerde ortaya cikti.

    BM AIDS'le mucadele programinin muduru Dr. Peter Piot, ''AIDS salgini, ulusal ve uluslararasi plandaki mucadeleyi yetersiz kiliyor. Mucadelenin icerigi ve boyutlarinin genisletilmesi sart'' dedi ve uzun vadeli stratejiler gelistirmek gerektigini belirtti.

    Rapora gore, dunya olceginde AIDS riskiyle karsilasan insanlarin beste birinden daha azi, temel onleyici tedaviden yararlanabiliyor. Tasiyicilarin da sadece onda biri test yaptiriyor.

    ILAC IMKANI...

    BM yetkilisi Michel Sidibe de AIDS ilaclarini edinebilme imkaninin iyilestigini, ancak buna ragmen ilac bulabilen hasta oraninin, Afrika ulkelerinde ancak 10'da bir, Asya'da 7'de bir olduguna vurgu yapti.

    Raporda, tedavi imkanlarinin genislemesi sayesinde bu yil en az 250 bin kisinin AIDS'ten olumunun onune gecildigi de kaydedildi.

    Rapora gore, 2005'te dunyada bulunan 40.3 milyon AIDS'linin 38 milyonunu 15 ila 49 yaslarindakiler olusturuyor. Geri kalan 2.3 milyonu 15 yasindan kucuk cocuklar tesekkul ediyor. Hastalikli yetiskinlerin 17.5 milyonu kadin. Kadinlarin 13.5 milyonu Afrikali.

    Buyuk Sahra altindaki Afrika ulkelerinde AIDS'li sayisi 25 milyonu gecerken, Kuzey Afrika ve Ortadogu'da bu sayi 510 bin civarinda. Latin Amerika'da 1.8 milyon, Kuzey Amerika'da 1.2 milyon, Dogu Avrupa ve Orta Asya'da 1.6 milyon, Guney ve Guneydogu Asya'da ise 7.4 milyon AIDS'li var.

    Afrika'da 2005 yilinda 3.2 milyon kisi AIDS kapti, bunlarin 2.4 milyonu hayatini kaybetti

    Yabani otlar vitamin deposu......

    Tasidiklari A ve C vitaminleri, kalsiyum ve demir sebebiyle tercih edilen kis otlari, Balikesir'in Ayvalik Ilcesi'nde buyuk ragbet goruyor.
    Ayvaliklilar'in kis aylarinda sofralarindan eksik etmedikleri hindiba, akkiz, radika, arapsaci, turp otu, isirgan, zogo, bodanas ve istifno otu, pazarlarda ispanak, pirasa gibi kis sebzelerinin yaninda yerini aldi. Balikesir'in koylerinde toplanan otlar, 1 YTL'den 5 YTL'ye kadar degisen fiyatlarla alici buluyor.

    Yuzyillardan beri Egeliler'in ragbet ettigi yabani otlar, karbonhidrat yonunden zengin olmayan, az miktarda yag ihtiva eden, ancak tasidiklari A ve C vitaminleri sebebiyle kis aylarinda en cok tercih edilen sebzelerin basinda geliyor. Yorede yaygin olarak bulunabilen, gerek cig olarak gerekse salata olarak tuketilen otlarin karaciger hastaliklarindan sekere kadar bircok rahatsizligin buyumesini onledigi, kan temizleyici, siskinlik giderici ve canlandirici oldugu belirtildi.

    Emziren anne daha az riskli..........

    Emziren annelerin, seker hastaliginin gec yasta gorulen turune yakalanma riskinin, emzirmeyenlerden az oldugu ortaya cikti. Iste arastirmanin sonuclari..
    Amerikali arastirmacilar, bunun, emzirmenin vucuttaki enerjiyi kullanma bicimi ve kan sekeri seviyelerini dengede tutmasiyla baglantili olabilecegini belirttiler.

    Brigham ve Kadin Hastanesi ile Harvard Tip Okulu'nun, saglik durumlari yillardir izlenen 150 bin hemsire uzerinde yaptigi arastirma, iki cocugu olan ve her ikisini de birer yil emziren bir annenin, ilerleyen yillarda seker hastaligina yakalanma riskini neredeyse ucte bir oraninda azaldigini gosterdi.

    American Medical Association dergisinde yayimlanan arastirmanin yazarlarindan Alison Stuebe, emziren annenin, gunde yaklasik 500 kalori harcadigini, bunun 8 kilometre yurumekle esdeger oldugunu soyledi.

    KellIk Veya ASiyi SaC DOkUlmesI!!!!!




    SAC DOKULMESI

    Tum toplumlarda sac ve sac sekillerinin sosyal ve kulturel bir onemi vardir. Sac dokulmesi ile karsilasan bir insan kendisini fiziksel ve ruhsal olarak zayif gormeye baslayarak bu durumdan kurtulabilmek icin degisik yontemlere basvurabilir. Ancak sac dokulmesine neden olan sebep bulunmadan dogru bir tedavi sekli uygulanamaz. Bu nedenle , asiri sac dokulmesi, sac koklerinde zayiflik ve sac tellerinde incelme sikayetleri baslayan insanlarin Deri Hastaliklari Uzman hekimlerine basvurmalari gerekmektedir.

    Nomal Sac Buyumesi:

    Saglikli bir insansanda saclarin yaklasik %90'i surekli uzama halindedir. Bu buyume evresi 2-6 yil kadar surebilir.Geriye kalan %10'luk kisim ise 2-3 ay kadar suren dinlenme evresinde bekler.Bu dinlenme evresi sonucunda saclar dokulur., dokulen sac koklerinden yeni saclar buyumeye baslar ve dongu bu sekilde devam eder. Sac telleri ayda ortalama 1-1.5 cm kadar uzar. Insanlar yaslandikca sac uzama hizlari yavaslar. Dogal sarisinlar(140.000), esmer(105.000) ve kizillardan(90.000) daha cok sac teline sahiptirler. Sac dokulmelerinin cogunun sebebi normal sac buyume dongusunden kaynaklanir. Gunde 50-100 adet sac telinin dokulmesi normal sinirlar icerisinde kabul edilir.Eger asiri miktarda sac kaybi,saclarda gozle gorulen incelme olusursa en kisa zamanda doktora bas vurulmalidir.

    Sac dokulmesinin baslica nedenleri:

    Uygunsuz sac bakimi ve kozmetik urun kullanimi: Saca uygulanan her turlu boya, renk acma, saci duzlestirme veya perma gibi yontemler uygun kosullarda yapilmazsa saca zarar verebilir.Bu yontemlerin sik sik veya ayni anda uygulanmasi da saci zayiflatip kirilmasina neden olabilir. Saci ceken sac sekillerinin de (atkuyrugu, orgu, saci siki lastiklerle toplama gibi) siklikla uygulanmamasi gerekir cunku sac diplerine etki eden sabit cekme kuvveti sac kaybina neden olabilir. Saci sik sik yikamak, taramak ve fircalamak da saci kirabilir.Saci sampuanladiktan sonra sac kremi kullanmak sac taranmasini kolaylastirir. Sac islakken daha kirilgandir bu nedenle havlu ile saci ovalayarak kurutmaya calismak, taramak ve fircalamaktan kacinilmalidir.Genis agizli ve duz uclu taraklar tercih edilmelidir.

    Ailesel sac kaybi: Sac dokulmelerinin en sik sebebi kalitsal ozelliktir. Bu kalitima sahip olan kadinlarda da saclarda azalma gorulur ancak kellik olusmaz. Bu duruma ' Erkek Tipi Kellik' denir, 10-20-30'lu yaslarda baslayabilir. Son zamanlarda yeni tibbi tedavi secenekleri sunulmasina ragmen kalici bir duzelme saglamak sac transplantasyonu disinda henuz mumkun degildir. Hasta icin uygun olacak yontem doktor tarafindan secilmelidir.

    Alopesi areata: Bu tip sac kayiplarinda duzgun yuzeyli, para buyuklugunde veya daha genis yuvarlak yama tarzi alanlar olusur. Nadiren tum sac ve vucut killarinda kayip olusabilir. Cocuk ve eriskin her yasta gozlenebilir. Sac dokulmesini yapan neden bilinmemektedir.Bir cok hastada saclar kendiliginden buyur. Siddetli ve uzun suren durumlarda surme veya agizdan tedaviler uygulanabilir.

    Dogum sonrasi: Gebe bayanlarda saclarinin buyuk bir kismi buyume halindedir. Dogum sonrasi saclar sac buyume dongusunun dinlenme fazina gecerler. 2-3 ay icerisinde saclarin asiri miktarda dokuldugu fark edilebilir, bu surec 1-6 ay kadar surebilir ve cogunlukla saclar buyuyerek eski miktarlarina ulasirlar.

    Yuksek ates, agir enfeksiyon ve soguk alginligi: Hastaliklar saclarin dinlenme evresine girmesine neden olabilir. Yuksek ates ve agir bir hastaliktan 4 hafta ile 3 ay sonra yogun bir sac kaybi gelisebilir.Zaman icerisinde saclar tekrar eski halini alir.

    Tiroid hastaliklari: Fazla ve az calisan tiroid bezi sac kaybina neden olabilir.Tiroid hastaliklari laboratuar testleri ile arastirilabilir. Tiroid hastaliginin tedavisi ile sac kayiplari da duzelir.

    Eksik protein icerikli beslenme: Proteinden fakir diyetler yapan veya anormal beslenme aliskanligina sahip kimselerde protein eksikligi olusur ve vucut proteini muhafaza etmek icin saclari dinlenme evresine sokar.2-3 ay sonra yogun bir sac kaybi olusur. Sac kokleri zayiflar. Bu durum diet ile yeterli miktarda protein alinimi ile duzelebilir.

    Ilaclar: Bazi ilaclar gecici bir sure sac dokulmesine neden olabilir. Romatizmal, gut, depresyon, kalp hastaligi, yuksek tansiyon icin recete edilen ilaclar ve yuksek doz A vitamini sac dokulmesi yapabilir.

    Kanser tedavileri: Bazi kanser tedavileri sac hucrelerinin bolunmesini durdurabilir. Saclar deriden cikinca zayiflar ve kirilir. Bu durum terapiden 1-3 hafta sonra gerceklesir ve hastalar saclarinin %90 'ini kaybeder , terapi sona erdikten sonra saclar tekrar buyume gosterir ve eski haline doner.

    Dogum kontrol haplari: Dogum kontrol hapi kullanan bir bayanda sac dokulmesi siklikla kalitsal bir yatkinlikla olusabilir. Sac dokulmesi gelisirse haplar Kadin-dogum doktorlari tarafindan degistirilmelidir. Hap kullanimini kesen bir bayanda 2-3 ay sonra sac dokulmesi baslayabilir ve 6 ay kadar surebilir. Bu durum dogum sonrasi gozlenen sac dokulmesi mekanizmasi ile benzerdir.

    Dusuk serum demir duzeyi: Demir eksikligi sac dokulmesine neden olur.Bazi insanlar demiri besinsel olarak eksik alirken bazilarinda ise demirin bagirsaklardan emilimi yetersizdir. Bayanlarda adet kanamalari nedeni ile demir eksikligi daha sik gorulur. Demir eksikligi laboratuar testleri ile arastirilip , demir haplari ile tedavi edilmelidir.

    Buyuk cerrahi girisimler ve kronik hastaliklar: Buyuk cerrahi operasyon geciren hastalar 1-3 ay icinde asiri bir sac dokulmesi fark edebilirler. Bu durum birkac ay icinde gecer. Agir kronik hastaligi olan hastaligi olan kisilerde sac kaybi omur boyu devam eder.

    Mantar hastaliklari: Kucuk yamalar halinde kabuklanmalar ile baslayip yayilabilir, saclarda kirilma sacli deride kizariklik sislik ve hatta sizintiya neden olabilir. Bu bulasici hastalik cocuklarda daha sik gorulur ve ilac ile tedavi edilmelidir.

    Trikotilomani (Sac koparma hastaligi): Cocuklar ve bazen eriskinler sac, kas veya kirpiklerini koparincaya kadar cekebilirler ve bunu bir aliskanlik haline getirirler. Boyle durumlarda psikoloji danismanlarina basvurulmasi uygundur.

    Sac ekme (mikro greft veya flep teknigi ile):
    Sacinizdaki dokulme sizi rahatsiz edecek boyuta ulasti ise; Bu konuyla ilgili bir plastik cerrah ile gorusmeniz sizi rahatlatacaktir.

    Plastik cerrahlar saci dokulen alanlari tekrar eski goruntusune kavusturabilmek icin yillardir gerceklestirdikleri cerrahi teknikleri basari ile uygulamaktadir.
    Basarili bir sac ekimi sonrasi goruntunuz daha iyi hale gelirken kendinize guveniniz artacak; cevreniz ile yeni iliskiler kurarken kendinizi daha guclu hissedeceksiniz.
    Sigara, yaslanma, hormonal degisiklikler, ailevi yatkinlik, asiri kilo alma veya hizli kilo kayibi, uzun suren atesli hastaliklar, bazi ilaclarin alimi veya ani kesilmesi, yanik veya travma gibi etkenler sacinizin dokulme nedeni olabilir.
    Sac onarimin dusunuyorsaniz bu amacla uygulanan cesitli cerrahi yontemler ile ilgili temel bilgileri bu brosurde bulacaksiniz; Ancak, bu brosur sizin ozel durumunuzla ilgili butun bilgileri icermeyebilir.
    Bu nedenle brosuru okuduktan sonra doktorunuzun sizin icin planlayacagi ameliyat ile ilgili anlayamadiginiz noktalari, sizin beklentilerinizi detayli olarak tartismali ve anladiginizdan emin olmalisiniz.
    Bilinmelidir ki sac ekimi yapilacak hastanin ensesinde ve basinin yan tarafinda saglikli saclara sahip verici alanlarin olmasi gerekir. Baska bir deyisle, tum sac onarimi ameliyatlari yalnizca sizin basinizda mevcut olan kendi saclarinizi kullanir.
    Tedavinin amaci var olan saclarin en etkin bicimde kullanilmasini saglamaktir.
    Sac onarimi ameliyatlari; baslica doku genisletme ameliyatlari, flep cerrahisi ve sac ekimi anabasliklari altinda guruplandirilabilir.

    Doku genisletilmesi :
    Sacsiz olan bolgenin hemen komsulugundaki sacli derinin altina yerlestirilen ozel balonlarin belirli zaman araliklari ile sisirilerek sacli derinin genisletilmesi esasina dayanir. Genisleyen bu sacli deri, ikinci bir ameliyat ile cikartilan sacsiz derinin yerine iletilir ve sacsiz yuzey kucultulur veya yok edilir.

    Flep cerrahisi :
    Sacli olan bolgelerden kaldirilan deri parcalarinin bir ucundan eski bolgelerine bagli kalarak, kanlanmasi (yani beslenmesi) korunmus olarak sacsiz bolgelere tasinmasi islemidir.

    Sac ekimi :
    Ense bolgesindeki sacli deriden punch veya bisturi yardimi ile alinan sac dokularinin sacsiz bolgelere ekilmesi islemidir.

    Greftler sekil ve buyukluklerine gore degisiklikler gosterirler.

    Punch (dairesel) greftler :
    Genellikle 10-15 sac hucresi tasirlar.

    Mini greftler :
    Daha kucuk olan ve 3-5 kil iceren deri parcaciklaridir.

    Mikrogreftler :
    Tasinabilen en kucuk sac dokularidir ve 1-2 sac hucresi icerirler.
    Butun bu yontemlerin biri veya birkaci birlikte kullanilabilecegi gibi, sac ekimi islemi de ozellikle sacinin tamamina yakinini kaybeden bolgeler icin birden fazla seans uygulama gerektirebilir.
    Sac ekiminde ulasilan son nokta mikrogreftlerin uygulandigi 'MIKROIMPLANTASYON' teknigidir. Bu yontem en ideal goruntuyu saglar.
    Ameliyatin baslangicinda ense bolgesindeki sacli deriden kucuk bir serit cikarilir.Seritin cikartildigi yer estetik bir dikis ile hemen kapatilir ve bu bolgede sacsiz alan gorunumu olusmaz.
    Alinan sacli deri seridindeki her bir sac hucresi birer birer ayrilarak sacin ekilecegi bolgelerde acilan yuvalara dikilir.
    Sac ekimi sirasinda, ekim yapilacak bolgedeki mevcut saclar kesilmez.
    Sac kesimi kisiye ozel bir tedavidir.
    Sac onarimi cerrahisi ile ilgili tum tekniklerin basarili olmasi icin doktorunuzun; Doku genisletilmesi, flep cerrahisi ve sac ekimi ile ilgili yeterli deneyiminin olmasi gerekir.
    Doktorunuz ilk muayenede sacinizin uzamasi ve kaybi ile ilgili sorular soracak, ailenizdeki sac kaybi oykusunu arastirarak, sizin icin en uygun olan cerrahi mudaheleyi planlamaya calisacaktir.
    Cerrahi mudahale sirasi ve sonrasinda cikabilecek saglik sorunlarinizi en aza indirebilmek icin, varsa alerjilerinizi, kullandiginiz ilaclari, sigara icip icmediginizi ve mevcut saglik problemlerinizi doktorunuza soylediginizden emin olunuz.
    Ugulanacak tedavinin yeterliligi sacsiz alandaki genislige, verici alandaki sacin durumuna (kalinligi, rengine, kivircik veya duz olusuna) baglidir.
    Sac ekimi bu alanda tecrubesi olan bir cerrah tarafindan uygulandigi zaman guvenli olan bir cerrahi yontemdir. Her cerrahi islemde olabilecegi gibi enfeksiyon, kotu yara bakimi, hastanin kotu yara iyilesme ozelligi gibi nedenler basariyi olumsuz etkileyecek faktorlerdir. Iste bu nedenlerle ameliyat mutlaka bir hastanede veya bir outpatient klinigine ait tam tesekkullu bir ameliyathanede steril sartlar altinda uygulanmalidir.
    Cerrah icin cok zor ve uzun sureli bir ugras olan mikrogreft ile sac ekimi, hasta icin cok daha dogal gorunumlu bir sacli deri anlamina gelir.

    Ameliyat oncesi hazirlik :
    Ameliyat karari verildiginde doktorunuz size ozel bir liste verecektir. Bu liste yeme, icme, uzak durulmasi gereken ilac, sigara kullanma ve bazi uyarlari icermektedir. Bu talimatlari uygulamak ameliyatiniz ve sonrasi donemlerin daha rahat gecmesini saglayacaktir.

    Uygulanacak anestezi :
    Hangi sac ekimi islemi uygulanirsa uygulansin tercih edilen anestezi sekli lokal anestezidir.Lokal anestezi ile birlikte hastayi rahatlatacak hafif bir sedasyon da uygulanir.
    Boylece ameliyat suresince sacli deriniz agriya karsi duyarsiz olacaktir. Diger cerrahi islemlerin uygulanmasi sirasinda ameliyatinin buyuklugune bagli olarak genel anestezi uygulanabilir.
    EFET SANIYOYUM BIYCK KISININ OZELIKLE EYKEK AYKADASLAYIMISIN SIKAYETI BEN ONCELIKLE SIZLEYE TIBBI YONDEN BILGILEY BULUCAM SONYADA DOGAL YONTEMLEY.....

    LUtfen Anne Baba Olmak Geyekmez Bence Okuyun!!!

    COCUKLARA YONELIK CINSEL SIDDET



    Cinsel ihmal; Cocuklarin cinsel somuruye karsi korunmamasi ve ilgisiz kalinmasi cinsel gelisimine gereken onemin verilmemesidir

    Cinsel istismar ise; Cocugun kendisinden en az 6 yas buyuk bir kisi tarafindan cinsel doyum amaciyla kullanilmasi ya da baska birinin cinsel doyum amaciyla cocugu kullanmasina izin verilmesidir (Atman,C.Umit) Ihmal ve istismar arasindaki en onemli fark ise istismarin ihmale gore daha aktif olmasidir. Cinsel istismar direkt yada indirekt olabilir. Bu durum cocukta mutsuzluk uzuntu sikinti ve bedensel zarar olusturabilir







    CINSEL DOYUM AMACIYLA YAPILAN DAVRANISLAR



    Cinsel olmayan kucaklama

    Sikistirma ,

    Oksama( daha cok kizlara)

    Cocugu pornografi araci olarak kullanma

    Cinselligi kiskirtan konusmalar

    Oral ya da anal iliski( daha cok erkeklere)

    Tecavuz

    Teshircilik( daha cok kizlara)

    Cocuga porno icerikli film seyrettirme

    Ensest( daha cok kizlara)

    Cinsel iliski( daha cok kizlara)

    Karsilikli masturbasyon( daha cok erkeklere)





    YANLIS INANISLAR

    Istismara ugrayanlar daha cok ileri yaslarda cocuklardir.

    Sadece kizlar cinsel istismara ugruyor.



    Cinsel istismara kiz cocuklari kadar erkek cocuklar da maruz kalmaktadir. Cocugu istismardan koruma ve rehabilitasyon dernegi(CIKORED) tarafindan yapilan arastirmaya gore kiz cocuklarin /58�i erkek cocuklarin /42�si cinsel istismara maruz kalmaktadir.Cinsel saldiri ve tecavuz olasiligi ise 16-19 yas arasindadir. Bu saldirilarin gerceklestigi yas araligi ise 8-12 yastir. Yapilan bir arastirmada calisan kizlarinin (102), %26 si isyerinde en az bir kere rahatsiz edildigini; en fazla erkeklerin bakislarindan rahatsiz olduklarini ve elle tacize maruz kaldiklarini belirtmistirler.98 yilindaki adli dosyalardan elde edilen bulgulara gore ise cocuklara yonelik olgularin %44,4�unu cinsel suclar teskil etmektedir (Balci,Yasemin)

    Almanya da her yil ortalama 200 bin cocuk cinsel istismara maruz kalmaktadir. 2002 yilinda 3780 porno vakasi ile karsilasilirken bu rakam 2004 mayis ayi sonunda 115146 ya ulasmistir.(Ozturk,Dogan). Cinsel istismara maruz kalan cocuklarin %30�u 2-5 yas; %40�i 6-10 yas; %30�u 11-17 yas arasindadir.(Hanci,I,Hamit) Tum bu istatistikler dahilinde kiz cocuklarin erkek cocuklara oranla 3-4 kat daha fazla cinsel istismara maruz kaldigi gorulmektedir.





    NEDEN COCUKLAR ?



    Yapilan arastirmada cocuklara cinsel siddet uygulanmasinin nedenleri(Polat,Oguz) sunlardir:

    1. Saldirganin bakis acisi ve psikolojik rahatsizligi

    2. Cocugun merak duygusunun fazla olmasi

    3. Cocugun sevgi ve ilgi ihtiyacinin fazla olmasi

    4. Eriskinler tarafindan kolay yonlendirilebilmeleri ve savunmasizliklari

    5. Olayi gizleme egilimlerinin asiri olmasi

    6. Olayi anlatmada gucluk cekmeleri

    7. Fiziki acidan gucsuz olmalari

    8. Cocuklarin anlattiklarina inanilmamasi

    9. Bazi toplumlardaki yanlis inanislar(AIDS�ten korunmak icin)

    10. Ayrimcilik ve etnik farkliliklar( ozellikle savas zamani)

    11. Sokakta calismak ve yasamalari

    12. Gelenekler(afrika ve guney asya)

    13. Zihinsel rahatsizligi olanlar



    CINSEL SIDDETIN CESITLERI



    COCUK PORNOSU: gercek ya da kugulanmis herhangi bir cinsel aktivite icinde gosterilmesi ya da vucudun belli yerlerinin cinsel amacla gosterilmesidir. Fotograflar slaytlar, filmler, dergiler, CD�ler�.

    2 tipi vardir

    bastan cikarici ve ciplak goruntulerin kullanilmasi;

    cocuklarin cinsel iliski icinde gosterilmesi

    Norvec cocuklari kurtarin hatti 99�da cocuk pornosunu yer aldigi 1235 web sitesinin kapanmasini saglamistir.(Polat,Oguz) Internet ortami cocuk pornosunun daha da buyumesine neden olmaktadir.

    COCUK FUHUSU: cocugun zevk veya baska sebeplerden kaynaklanarak cinsel aktivitelerde kullanilmasidir. Savas esnasinda ve savas sonrasi baris kuvvetlerinin gelmesi bu durumu arttiran faktorlerdendir. Ekonomik yonden fakir ulkelerdeki cocuklar daha cok bu sektorde kullanilmaktadir. Tacizciler eknomik ve sosyal acidan guclu insanlardir. Ozellikle yabanci tacizcinin ulkeyi kolay terk edebilmesi ve hic ceza almamasi bu sektoru buyuten diger etkendir. Bunun icin bir ulkenin vatandasi eger baksa bir ulkede suc islemislerse ceza verme yetkisi saglanmistir. Moskova�da butun fahiselerin %23 �unu cocuklar olusturmaktadir. Italya da 2000-2500 cocuk bu durumdadir. Toplumsal Cinsel Arastirma Enstitusu cocuk fahiselerin %85.1�inin Hollanda asilli oldugunu tahmini sayinin ise 500-2000 arasinda oldugu belirtilmektedir. Istanbul barosuna gore 1997 yilinda Guvenlik Kuvvetleri tarafindan 27 ilde177 cocuga �zina� nedeniyle kanuni takipte bulunulmus dava acmislardir. (Polat,Oguz)





    COCUK SEX TURIZMI: kisinin kendi ulkesinde cocuklarla cinsel iliskiye girdigi genellikle daha az gelismis bir ulkeye seyahat etmesidir. Kimliksizlik, cocuklarin kolay erisilebilir olmasi, kendi ulkesinin ahlaki ve sosyal sinirlamalarindan ozgur olmak bu tur davranislari arttirmaktadir. Ozellikle baska ulkelerden evlat edinilme bu turizmin olma olasiligini arttirmaktadir. Rusya� da Nisan 2000� de yapilan calismalar 14-18 yas arasi cocuklarin %80�i gecen 3 ay icinde bir yabanci ile para karsiligi cinsel iliskiye girmistir(Polat,Oguz)

    TESHIRCILIK: cinsel doyum amaciyla bir kimsenin cinsel organlarini diger bir kimseye istegi disinda gostermesidir. Bunu yapanlar genellikle psikolojik yonden sorunlu zararsiz bireylerdir.



    ENSEST VE PEDOFILI: Ensest cocugun kan bagi olan kisiler tarafinda cinsel doyum amaciyla kullanilmasidir. Pedofili ; ergenlik donemine girmis ya da girmemis cocuk ya da cocuklarla cinsel etkinlikte bulunmayla ilgili yogun cinsel yonden uyarici fantezilerinin ve cinsel durtulerinin yineleyici bicimde ortaya cikmasidir. Pedofili olan kisi cocuktan enaz 5 yas buyuk ve enaz 16 yasindadir. Pedofili ile ensest arasindaki fark pedofili yabancilara yoneliktir.

    Ataerkil toplumlarda iktidar ve dolun devami icin ensest vakalarina rastlanmaktadir. Vakalarin cogu ozellikle annelerin cocuklarindaki davranis sorunlari sonucu cocuklarina uzman kisilere goturmesi sonucu ortaya cikar.



    ENSEST KONUSUNDA RISK FAKTORLERI:

    Ensest konusundaki risk faktorleriyse(Kurtay,Derya) sunlardir;

    1. alkolik supheci otoriter baba

    2. evde annenin olmamasi

    3. annenin islerini ustlenen kiz cocugu

    4. anne ile baba arasindaki cinsel yasantinin bozuklugu

    5. cocuklarda aniden ortaya cikan bastan cikarici tavirlar

    6. anne babanin yabancilara karsi dusmanca tutum icine girmeleri

    7. daha onceden ensest�e maruz kalmis ebeveynler



    Ensestin toplum tarafindan tabu olarak gorulmesi cocuklar tarafindan anlatilmamasi ya da belirlenmesinin guclugu bu konuda yeterli veriye ulasmamizi engellemektedir.SHCEK�e bagli cocuk yuvalari ve yetistirme yurtlarinda yapilan arastirma korunmaya muhtac cocuklarin %10,3�unun ensest kurbani oldugunu ortaya koymustur. Marmara univeristesi adli tip enstutusu cocuklara donuk cinsel istismarin %89�unu aile icinde meydana geldigini ve 4 cocuktan birini ensest kurbani olduygu belirtiliyor. Maruz kalanlarin %87�si 4-12 yas grubundaki kiz cocuklari olusturmaktadir(www.kazate.com). ensest cocugun saldirganla olan iliskisini seksuel aktivitelerinin sekline cocugun isbirligine siddet kullanimina fiziksel zararin varligina cocugun yasi ve gelisim basamagina gore cocugu etkilemektedir.



    CINSEL SIDDETIN COCUKLAR UZERINDEKI ETKISI



    ozsaygilari dusuktur.

    Hic bir ise yaramama duygusu gelisir.

    Sex konusunda tuhaf dusunceler gelistirir

    Icine kapanik ve insanlara guvensizdirler.

    Intihara tesebbus edebilirler

    Yeni iliskilerini cinsellsik uzerine kurarlart

    Sucluluk ve utanc duygusu tasirlar

    Parmak emme, tirnak yeme,altini islatma,fobi ve uyku bozukluklari

    Depresyon

    Tekrarlayan kabuslar

    Okulda akademik sorunlar

    Hamilelik

    Uyusturucu kullanma egiliminin artmasi

    Suca egilim

    Genital hasar

    Travma sonrasi stres bozuklugu

    Dissosiyatif kisilik bozuklugu

    Anksiyete

    Mazosistik egilimler

    Panik atak

    Ileriki yasamlarinda cinsel siddeti uygulayan olma olasiligini arttirir

    Zeka geriligi, gelisim bozuklugu, dil anlatim, okul basarisinda dusuklugun gorulme orani %60�in uzerindedir. Borderline kisilik bozuklugu saptanan kisilerin %70-80�i cogul kisilik bozuklugu saptanan kisilerin %85-95�inin cocukluk cagi cinsel istismar oykusu vardir.





    CINSEL SIDDETI UYGULAYAN KISILER KIMLERDIR



    Cocuklar ev disinda ve oyun sahalarinda tacize ugrarlar.

    Cocuklar icin tum yabancilar tehlikelidir.

    Cocuklara sadece escinseller tecevuz ederler.

    Tum istismar edenler erkektir

    Bizim toplumumuzda boyle seyler olmaz.

    Bunlar tum insanlarin bu konuyla ilgili yanlis inanislaridir. Bu inanislari curutecek sekilde cinsel siddeti uygulayanlar;

    1. anne

    2. baba

    3. kardesler

    4. uvey babalar

    5. yabanci erkek ya da bayanlar

    6. akrabalar

    7. okul, aile ve isyerindeki personel ve calisanlar

    8. kresler, yuvalar ve bakim evlerindeki calisanlar

    9. ufurukcu diye adlandirilan din istismarcilari

    istismarcilarin %40�i ergenler %60�i yetiskinlerdir. Adli vakalar ve olaylar istismarcilarin %96�sinin erkek oldugunu; istirmacilarin %80 �inin ise cocuk tarafindan taninan biri oldugunu gostermektedir. Aile icince meydana gelen tacizin %60 i oz babalari tarafindan gerceklestirilmistir. (www.fisek.com.tr),(Polat,Oguz)



    CINSEL ISTISMARA MARUZ KALAN COCUKLARA YONELIK HIZMET VEREN KURUM VE KURULUSLAR



    CINSEL ISTISMARA MARUZ KALAN COCUKLARA YONELIK OLARAK HIZMET VEREN; COCUK VE GENCLIK MERKEZI



    Bu merkez cinsel istismara maruz kalmis ya da ihmal edilmis cocuklara ve ailelerine yonelik hizmet vermektedir.(www.shcek.gov.tr) Bu merkez Aydin�da yer almaktadir Buna bagli olarak merkezde :

    Esgudum kurulu: sosyal hizm. Mud.;ilsaglik mud;egitim mud; BARO;emniyet ve jandarma temsilcilerinden olusmaktadir. Kurul yapilacak isleri egitim ve projeleri hayata gecirilmesi icin calismaktadir



    Ilk mudahale ekibi: doktor;hemsire;pediatrist;psikolog;psik. Danisman; sosyal hizmet uzmani;avukattan olusmaktadir. Gelen cocuklar ve ailelerin ilk basvurularinin alinmasi gerekli tibbi ve psikolojik muyane yapilmasi; gereken destegin verilmesi;adli vakalar icin gerekli bilgilerin toplanmasi ve raporlastirilmasi ve gerekli yerlere sevk edilmesi islerini yuruturler.





    Vaka tartisma ve degerlendirme ekibi:sosyal hizmet uzmani, psikolog, pdr uzmani, cocuk gelisim ve egitim uzmani, avukattan olusmaktadir.





    Tani teshis tedavi ve rehabilitasyon ekibi:sos.hiz. uzm., cocuk gelisimcisi, psikolog, hekim, pdr uzmanindan olusmaktadir



    TANI NASIL KONULUR?

    1. fiziksel vegenital muayene bulgulari

    2. cocukla yapilan istismartani gorusmeleri

    3. cocukta ortaya cikan ruhsal bulgularin degerlendirilmesi sonucu tani konulmaktadir.(Ozdemir,Caglar)

    Cinsel istismara bagli olarak kucuk cocuklarda cinsel icerikli oyun ve davranislar gozlenebilir. Ayrica cocuklarin yapmis olduklari resimlerde cinsel icerikli objeler yer alabilir. Cinsel yolla bulasan hastaliklar; cinsel istismar icin tani koydurucudurlar.



    izleme ekibi

    Koordinasyon ve degerlendirme kurulu

    Sosyal servis





    YAPILAN TANI ASAMASI SIRASINDA OLUSTURULAN RAPORDA HANGI BILGILER OLMALIDIR:

    Olusturulacak raporda asagidaki bilgilerin olmasi gerekir. (Yavuz,Fatih), (www.shcek.gov.tr)

    Kimlik bilgileri

    Oyku: tarihi, yeri, kim tarafindan gerceklestirildigi, kullanilan zorlama turu ve eylemin turuve eylemin seklini icermelidir.

    Fiziksel siddet bulgulari: fiziksel mucadele olmus mu?yuzde , boyunda,gogus bolgesinde,kollarda mucadeleye bagli lezyonlar.

    Cinsel siddet bulgulari: oral , anal ya da vajinal yollardaki travmaya bagli degisimler.

    Materyal alimi: supheli yerlerden suruntu alimi tirnak alti materyali, genital bolgelerden tum supheli lekeler, kil ve giysi lifleri alinarak dna analizleri ve kan ornegi alinmalidir.

    Fiziksel ve emosyonel hasarin belirlenmesi: duygusal hasar fiziksel hasardan daha fazladir. psikiyatra yonlendirilmelidir.

    Saldirganin kimligi: muayene ve penil suruntu alinmasi ve yapilacak tetkikler sonucu saldirganin belirlenmesi.





    MEDIKAL SORUNLAR NELERDIR?

    Fazla sayida muayene: 2-7 kez arasinda muayene edilmesi magdurun olayi tekrar yasamasina neden olmaktadir

    Fiziki ortam yetersizligi

    Yaklasim sorunlari: magdura onyargili olarak yaklasilmasi.

    Delillerin toplanmasindaki yetersizlik

    Yetersiz medikal degerlendirme

    Standardizasyonun olmayisi medikal sorunlara yol acmaktadir. (Yavuz,Fatih)



    MEDIKAL YAKLASIM NASIL OLMALI?

    Tek merkezin olmasi

    Standart formlar olusturulmali

    Bulgularin goruntulu ve yazili dokumantasyonu

    Delillerin toplanmasi

    Tedavi

    Multidisipliner yaklasim ve isbirligi gereklidir. (Yavuz,Fatih)



    COCUKLAR YASADIKLARINI NEDEN SOYLEMEZLER

    kendilerine inanilmayacagindan korkarlar

    baslarinin belaya gireceginden korkarlar

    Istismarcinin tehditleri

    Istismarciyi korumak istemeleri

    Nasil anlatacagini bilmemeleri

    Cinsel davranislarin yanlis oldugunu bilmemeleri

    Arkadaslari tarafindan dislanacaklarindan korkmalari

    Homoseksuel olarak degerlendirilme korkusu

    Gammaz olarak adlandirilmak istememeleri

    Iyi cocuklarin cinsellikle ilgili sozcukleri kullanmalarinin dogru olmadiginin ogretilmesi yuzunden cocuklar yasadiklarini soylemezler.(Ozdemir,Caglar)(Yavuz,Fatih)



    COCUKLAR NASIL VER NELER SOYLERLER

    Cocuklar olayin animsanmasi olayin karmasikligi cocugun katilimi duygusal etkisi ve cocuklarin sozcuk bilgisine gore bilgiler vermektedirler. Kisiler ve yerlerden cok aktiviteler hatirlamaktadirlar. Kucuk cocuklarda zaman kavrami gelismemistir.

    Cocuk istismarin derecesi ve sikligi arttiginda toplumda cinsel istismar hakkinda bilgi aldiginda, cocuklar bu davranislari en yakin arkadaslariyla paylasabilmektedirler. Ayrica kendilerinin istismar edildigi yasa gelen kardeslerini korumak amaciyla kendisiyle ilgilenen bir yetiskinle karsilastiginda ve fiziksel bir yakinma sonucu doktora gittiginde yasadiklarini anlatmaktadirlar. (Hanci,Hamit)





    Goruldugu gibi cinsel istismara maruz kalan bireye yonelik calismalar bir cok uzman tarafindan gerceklestirilmektedir.

    Bu merkezde calisan PDR UZMANININ gorevi:

    cocuk ve aile ile ilk gorusmeyi yapmak ,

    ihmal ve tacize ugramis bireyle uygun bir iletisim kurmak

    kendini guvende hissetmesini saglamak.

    Terapotik yaklasim ve yontemleri programlamak, uygulamak , uygulanmasini saglamak. Cocugun normal yasam becerilerinin desteklenmesi amaciyla cocugun icinde yasadigi ve kendisine yakinligi olan kimselerin uygun sekilde bilgilendirilmesi.

    Gerekli kurumlarla isbirligi yapmak .

    konuyla ilgili seminer , panel egitim calismalarina katilmak.





    GORUSMECININ DIKKAT ETMESI GEREKEN HUSUSLAR


    • cocugun yas ve gelisimine uygun sozcukler kullanmali
    • cocuga sorulari yanitlamak icin yeterli zaman vermeli
    • cocugun duygusal tepkileri dikkatle incelenmeli
    • uygun tepkilerle cocugu desteklemelidir.(Ozdemir,caglar)




    DIGER KURUM VE KURULUSLAR Cinsel siddete ugramis cocuklara hizmet veren kuruluslar(www.yeniden.org),(Kurtay,Derya),(Atman,C,Umit) ise sunlardir;

    SHCEK sosyal hizmetler ve cocuk esirgeme kurumu

    UNICEF, adalet bakanligi adli tip kurumu baskanliginda cocuk muayene birimi

    Marmara ,ege, gazi,Istanbul universitelerinde sosyal pediatri bilim dali altinda cocuk istismari onleme ekibi.

    Dunyada dunya cocuk istismari ve ihmali onleme dernegi( ISPCAN)

    Ohio state universitesinde cocuk istismari birimi

    Cocuk polisi

    Cocuk ve genclik merkezi

    Merkezi Tayland da bulunan uluslar arasi ECPAT( cocuk fuhusunu, pornografisini ve cinsel amacli cocuk ticaretine son merkezi)

    Il sosyal hizmet mudurlukleri

    Istanbul alo cocuk merkezi( tel :0 212 534 86 72)

    Ankara alo cocuk merkezi( tel: 0 312 425 03 39)







    CINSEL SIDDETLE ILGILI KANUNLAR

    TCK�ya gore 15yasindan kucuk bir kimseye tecavuz eden kisiye verilecek ceza 5 yildan az olamaz. Suc fiziksel siddet iceriyorsa bu sure 10 yil olur. Sucta irza gecme uygulanmissa bu sure dah uzun olur.

    20 kasim 1989 tarihli BM cocuk haklari sozlesmesi 34. maddesi :cocugun cinsel acidan somurulmesine karsi tum onlemlerin alinmasini zorunlu kilar.

    35. madde: cocuklarin bu amacla kacirilmasinin ya da satilmasinin engellenmesi gerektigini soyler.

    19. madde: cocuklarin yetistirilmesinden sorumlu olanlar bu haklarini cocuga zarar verecek sekilde kullanamazlar.

    Bu bildirge 159 ulke sivil oplum kuruluslari ve UNICEF tarafindan olusturulmustur.14 subat 1990 da kabul edilmis 1994te da onaylanmistir.

    1 nisan 2005 tarihinde yururluge giren TCK ya gore



    Cocuklarin cinsel istismari

    MADDE 103. - (1) Cocugu cinsel yonden istismar eden kisi, uc yildan sekiz yila kadar hapis cezasi ile cezalandirilir. Cinsel istismar deyiminden;

    a) Onbes yasini tamamlamamis veya tamamlamis olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuclarini algilama yetenegi gelismemis olan cocuklara karsi gerceklestirilen her turlu cinsel davranis,

    b) Diger cocuklara karsi sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen baska bir nedene dayali olarak gerceklestirilen cinsel davranislar,

    Anlasilir.

    (2) Cinsel istismarin vucuda organ veya sair bir cisim sokulmasi suretiyle gerceklestirilmesi durumunda, sekiz yildan onbes yila kadar hapis cezasina hukmolunur.

    (3) Cinsel istismarin ustsoy, ikinci veya ucuncu derecede kan hismi, uvey baba, evlat edinen, vasi, egitici, ogretici, bakici, saglik hizmeti veren veya koruma ve gozetim yukumlulugu bulunan diger kisiler tarafindan ya da hizmet iliskisinin sagladigi nufuz kotuye kullanilmak suretiyle gerceklestirilmesi halinde, yukaridaki fikralara gore verilecek ceza yari oraninda artirilir.

    (4) Cinsel istismarin, birinci fikranin (a) bendindeki cocuklara karsi cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerceklestirilmesi halinde, yukaridaki fikralara gore verilecek ceza yari oraninda artirilir.

    (5) Cinsel istismar icin basvurulan cebir ve siddetin kasten yaralama sucunun agir neticelerine neden olmasi halinde, ayrica kasten yaralama sucuna iliskin hukumler uygulanir.

    (6) Sucun sonucunda magdurun beden veya ruh sagliginin bozulmasi halinde, onbes yildan az olmamak uzere hapis cezasina hukmolunur.

    (7) Sucun magdurun bitkisel hayata girmesine veya olumune neden olmasi durumunda, agirlastirilmis muebbet hapis cezasina hukmolunur.

    Resit olmayanla cinsel iliski

    MADDE 104. - (1) Cebir, tehdit ve hile olmaksizin, onbes yasini bitirmis olan cocukla cinsel iliskide bulunan kisi, sikayet uzerine, alti aydan iki yila kadar hapis cezasi ile cezalandirilir.

    (2) Fail magdurdan bes yastan daha buyuk ise, sikayet kosulu aranmaksizin, cezasi iki kat artirilir.

    BU KONUDA NELER YAPILABILIR



    DEVLETIN YAPABILECEKLERI: Bu konuda devletin yapabilecekleri ise (www.rtuk.tv),(Atman.C.Umit),(Pasli,Figen) sunlardir:

    1. Yasal duzenlemeler

    2. Aileleri cocuk gelisimi ve psikolojisi alaninda bilinclendirmek

    3. tv. , gazete, kitle iletisim araclarindan yararlanarak konunun onemini anlatmak ve davranis degistirmek yonunden ailelere rehberlik yapmak

    4. aile danisma merkezleri ve telefon hatlari kurmak

    5. koruyucu aile hizmetleri yayginlastirilmali

    6. tv. programlarinin cocuk haklarinin cignenmesi durumunda bunlari yayinlamamasi

    7. anne- baba egitim kurslari acma







    AILELERIN YAPABILECEKLERI: bu konuda ailelerin yapabilecekleri ise (www.aile.gov.tr),(Atman,C,Umit) sunlardir;



    1. 95 � te yapilan Turkiye�de tv ve aile arastirma sonuclarina gore yetiskinlerin %35 i tv programlari arasinda kendilerini en cok rahatsiz eden programlarin erotik icerikli yayinlar oldugu belirlenmistir. Buna bagli olarak aileler cocuklarini tv programlari ve internet erisimlerini izlemelidirler.

    2. aileler 2-3 yasindan baslayarak cocuklara vucut bolgelerini ogretmeleri; bu ozel bolgelere cocugun izni olmaksizin kimsenin dokunamayacagi cocuklara ogretilmeli . boyle durumlarda anne baba yada ogretmenine basvurmalari ogretilmelidir.

    3. cocugun cinsellikle ilgili sorulara yasina uygun olarak cevap verilmeli ve cocuklara ters tepki verilmemelidir.

    4. resimlerine, oyunlarina sokaktaki oyun ve davranislarina dikkat edilmeli.

    5. cocuklara yonelik islenen suclarda cocuklar suclanmamali.

    6. aile uyelerinden kacma ,uzaklasma, okula gitmeme istegi varsa bunlara dikkat edilmeli

    7. bunlarla karsilasilan durumlarda ailenin uzman kisilere yada kurumlara basvurmasi onemlidir.





    OGRETMENLERIN YAPMASI GEREKENLER: bu konuda ogretmenler ise (Basbakkal,Zumrut),(Pasli,Figen) sunlara dikkat etmelidir:

    1. ogrencinin ders icerisindeki davranislarina ve cinsel icerikli resimlere (resim dersi) dikkat edilerek supheli durumlari psikolojik danismanlik ve rehberlik servisi ile paylasmalidir.

    2. cocugun ders basarisindaki ani degisiklikleri degerlendirmelidir.







    PDR UZMANININ YAPMASI GEREKENLER
    • ogrencilere yonelik cinsel egitimle ilgili seminer verilmeli
    • kuskulu iyi kotu dokunmanin ne oldugu ile ilgili bilgi, verilmeli
    • cocuklara kendi haklari ile ilgili bilgi verilmeli.
    • boyle bir durumla karsilastiklarinda cocuklara neler yapmalari gerektigi ve iletisim becerileri ogretilmeli(vucut dili)
    • cocuklarin boyle durumda yasayacaklari depresyon, degersizlik, sucluluk, utanc gibi duygularla bas etmeleri icin yardimci olmalidir
    • gerekli yerlere yonlendirmelidir.
    • intihar riski oldugunu unutmamalidir.
    • cocugun ayni olayi yasamasini engelleyecek duzeyde gizlilik duzeyini korumalidir.
    • cocugun gelisim duzeyine uygun kelimeler secmeli cevaplamasi icin yeterince zaman verilmelidir. daha cok ,acik uclu sorular kullanilmalidir.
    AYKADASLAR BU TUR YAZILARI OKUMAMIZ ICIN BELIRTIGIM GIBI ANNE BABA OLMAK GEREKMIYO TUM COCUKLAR BIZLEYIN..HEPIMIZ GULMEYI SEVIYOYUZ AMA ONLARIN BIZDEN COK GULMEYE HAKLAYI VAY...BEN SIZE SUAN OKUDUGUM BIY KITABI ISRARLA TAVSIYE EDECEGIM UMARIM OKUYSUNUZ.!!!IRIS GALEY BABAM OLDUGUNDE AGLAMADIM!!YAZIYI OKUYANLARA TESEKKUYLEY....

    Haydi babalar, cocuklariniza oyuncak almayin, onlara oyuncak olun!

    Senai Demirci'nin hazirlayip sundugu bir programda, ictenlik tasiyan bir
    cumle dikkatimi cekti: "Babalar, cocuklariniza oyuncak almayin, onlara
    oyuncak olun!"

    Bu cagri gunlerce yankilandi bellegimde. "Cocuklara oyuncak almak yerine,
    onlara oyuncak olmak" ne guzel bir cagri. Bu toplum, hicbir zaman
    cocuklarina oyuncak olamadi, olmak istese bile bunu basaramadi.

    Eskiden genis aile duzenimiz vardir. Babalar, cocuklari ile dedeler
    arasinda hep ezildi. Cocuklarini hicbir zaman sevemedikleri gibi, onlar
    uzerinde de otorite olusturamadi, cocuklarinin terbiyesinde etkili
    olamadi, cocuklarina sevgisini veremedi, cocugunu kucagina alip sevemedi,
    omuzlarinda gezdiremedi. Bu zevk buyukbabaya veya buyukanneye aitti.
    Babanin, cocugunu sevip oksamasi gorgusuzluktu, uyarmasi buyuklere
    saygisizlikti. Boyle bir anlayis gelismis, gelenek olusmustu. Cocuk icin
    anne sadece bir hizmetci, baba iase temin etmek zorunda olan ayniyat
    memuru idi. Sonra toplumsal degisim, aile yapisina da yansidi. Genis aile
    yapisinin yerini, cekirdek aile almaya basladi. Sanayilesme hareketi is
    yukunu artirdi. Insanlar, zamanlarinin buyuk bolumunu isine ayirmak
    zorunda kaldilar. Cagin zorlamasiydi bu. Babanin yaninda anne de calismak
    zorunda kaldi. Babalar, artik eve gec donuyor, kismen erken donenler de
    eve gelir gelmez terlik ve pijamalarini giydikten sonra televizyonu tercih
    ediyor. Televizyon araciligi ile ya gunluk olaylardan haberdar oluyor ya
    da bagimlilik yapar duruma gelen televizyon dizileri ile gunluk
    yorgunlugunu atiyor. Bu arada babalar sekerleme yaparak ilk uyku seansini
    tamamlamis oluyor. Evin hanimefendisi calisan bayansa, kocasiyla dertlesme
    imk�ni bulamiyor, bir ev hanimiysa hasret gideremiyor. Daha onemlisi,
    evdeki cocuk, okula gidiyorsa okulda gorduklerini, ogretmeninden
    duyduklarini babasiyla paylasamiyor, ona derdini anlatamiyor, bir ihtiyaci
    varsa bunu babasina aktaramiyor. Baba, kendini fazla rahatsiz etmemesi
    icin belki de cocugunun onune ya bir televizyon ya bir bilgisayar ya bir
    oyuncak koyuyor. Babasiyla bir duygu alisverisi yakalayamayan cocuk,
    kendini yalniz hissediyor, belki de dislandigini dusunuyor. Bu, ozguven
    eksikligi ve hircinlik olarak disa yansiyor. Arkasindan, psikologlar,
    psikiyatristler devreye giriyor. Cocuklarin ruh sagligi icin yakin
    adresler yerine uzak adresler tercih ediliyor. Bunun adina da "cagdas
    yasam tarzi" deniyor.

    Uc kusagin yasadigi genis aile duzeninde ortada kalan babalar ve anneler
    ezilse de hic olmazsa buyukbaba ve buyukanne, buyuk olmanin; cocuklar da
    cocuk olmanin hazzini duyarlardi. Cagdas aile yapisinda buyukler de
    cocuklar gibi dislanmislik duygusu hissediyorlar. Buyukler, bir ise
    yaramamanin kompleksini duyarken, cocuklar ilgisizligin, paylasamamanin
    istirabini cekiyorlar. Ortada kalan anne ve ozellikle de babalar ust ve
    alt kusaklari mutlu edememenin uzuntusunu yasiyor. Duydugu vicdani
    rahatsizlik, kendisini yasama sevincinden alikoyuyor. Zaman ve mek�n
    paylasimi icin bu defa cep telefonlari, televizyonlar, hali sahalar,
    kahvehaneler tercih ediliyor.


    Cagin ister zorlamasi deyin ister tercihi deyin, toplumumuz, artik
    cekirdek aile duzenini yasamaktadir. Bu duzen icersinde saglikli
    nesillerin yetistirilmesi icin babalara buyuk gorev dusmektedir.
    Hanimefendisini mutlu etmek, cocuklarinda ozguven gelistirmek, babanin
    asli gorevidir. Aile dirligi, anne ve baba arasindaki paylasimi zorunlu
    kilsa da sorumluluk acisindan oncelik babaya aittir. Bazi derneklerin
    amatorce gerceklestirdikleri "Ana-Baba Okullari"ni gelistirmek, devletin
    politikasi haline getirilirse daha saglikli nesiller yetistirilebilir. Bu
    politika icersinde "Babam eve donsun", "Ben babami istiyorum." tarzi
    sloganlarla kampanyalar baslatilabilir.

    Haydi babalar, cocuklariniza oyuncak almayin, onlara oyuncak olun!

    ;
    not: bu makale aynur hanim tarafindan psy list'e gonderiler e-postadan alinmistir

    Saldirganligin Kuramsal Analizi!!!!

    Gunluk dilde surekli kullanilan �;saldirganlik�;, tanimlanmasi guc bir soz cuktur.Bazi bilim adamlari saldirganligi insan dogasinda varolan bir �;�;oldurme icgudusu�;�; olarak aciklamak isterken; bazilari da denetlenebilen ve onceden tahmin edilebilen, ogrenilmis sosyal bir davranis olarak tanimlama egilimi gostermislerdir.

    Saldirganligi aciklamaya calisan tanimlar farkli kuramsal goruslerin urunudur.Bu farkliligin temelinde de insan-cevre arasi etkilesim ve dogustan getirilen ile sonradan kazanilmis davranislar konusundaki felsefi tartisma yatmaktadir.Ornegin, psikanalitik kuramda, saldirganlik kisaca psisik enerjinin kacinilmaz bir disavurumudur.Etolojik gorus acisindan bakildiginda ise, saldirganligin koruyucu ve hayat kurtarici bir islevi vardir.Ote yandan deneysel ve sosyal psikologlarin yaptigi,saldirganligin gunumuzdeki en gecerli tanimi,saldirganligin diger butun davranislar gibi ogrenilmis bir davranis oldugudur.
    Tanimlar gibi saldirganligin nedenlerini aciklamaya calisan kuramlar gozden gecirildiginde de cok farkli gorusler ortaya cikmaktadir.



    1.ICGUDU KURAMLARI



    Psikanalitik Kuram



    S. Freud ve K. Lorenz saldirganligi, dogustan donanimci (naturist) ya da kalitimci gorus acisindan ele almislardir.

    Freud�;un gorusu ana cizgileriyle, �;�;why war�;�; adli unlu bir mektupta dile getirilmistir.Bu mektup,1932�;de Albert Einstein�;in Freud�;a yonelttigi,insanligin savastan nasil kurtulacagina iliskin sorusuna yanit olarak yazilmistir.Freud,mektubunda,saldirganligi biyolojik bir temele dayandirdigindan karamsal bir gorus belirtmistir.

    Nitekim,bu mektup yazildigindan bu yana �;�;neden savas�;�; ya da �;�;neden saldirganlik�;�; sorulari hala onemini ve guncelligini koruyan bir sorun olarak ortaya cikmaktadir.

    Freud�;un saldirganlikla ilgili kuramina tarihsel acidan bakildiginda,uc ayri aciklama gorulmektedir.Psikanalitik kuramin ilk donemlerinde,saldirganlik konusu pek fazla onemsenmemistir.Bu ilk donemde,libido ve psikoseksuel gelisim donemlerine agirlik veren Freud,tum nevrotik celiskileri cinsellikle aciklamaya calismistir.Bu nedenle,saldirganlik durtusunun de psikoseksuel gelisim sureci icinde ele alindigi gorulmektedir.Ornegin,cocugun oral donemde dis cikarmasi ve nesneleri isirmasi;anal donemde cevresindekilere zarar verme ve onlari kontrol etme istegi,saldirganligin ilk belirtileri olarak nitelendirilmistir.

    Freud,kuraminda daha sonra ,saldirganligi ego icgudusune baglamis ve tepkisel acidan incelemistir.Ego icgudusunun amaci,kisinin kendini koruma egilimleri,bilissel fonksiyonlarin ve ahlaki sinirlamalarin karisimi olarak aciklanmistir.Bu acidan,kisinin doyumunu engelleyen ve tehdit eden durumlarda egonun tepki gosterecegi varsayilarak,bu tepkiler saldirganlik biciminde degerlendirilmistir.(Bu tepkisel saldirganlik aciklamasinin,daha sonralari Yale grubu-Dollard ve arkadaslari tarafindan daha davranisci bir tanimla benimsendigi gorulur.)

    Freud,kuraminin birinci asamasinda,kisiligin gelisim dinamigi ile iligli surecte ortaya cikan sorunlari,gerilimleri,belirli gelisim donemlerine takilip kalmalari saldirganliga yol acan nedenler arasinda sayarken;ikinci asamasinda saldirganligi,dogrudan dogruya biyolojik bir icguduye baglayarak daha kati ve degistirilemez bir model ortaya koydugu gorulmektedir.

    Birinci Dunya Savasi�;nda tanik oldugu yaygin siddet olaylari,Freud�;un dusuncelerini de etkilemis ve saldirganliga daha buyuk bir onem vermesine yol acmistir.Bu donemde Freud�;un gelistirdigi saldirganlik kurami daha dengeli bir sekil almis ve ortaya olum icgudusu kavrami cikmistir.

    Freud icguduleri iki ana bolumde toplamistir:Yasam Icgudusu ve Olum Icgudusu.Olum icgudusu organizmanin hiclik durumuna donme istegini simgeler.Hem yasam hem de olum icgudulerinin amaci gerginligi azaltmaktir.Yasam icgudusu genellikle cinsel gerilimi azaltmayi,olum icgudusu ise yasam geriliminden arinmayi amaclar.Bu iki celiskili guc etkisinde varligini surdurmeye calisan organizma,sonunda olum icgudusunun zaferi ile tum gerilimlerden kurtulur.Olum icgudusunun ozneyi yok etmesine yasam icgudusu engel olur.Bu engelleme sonucunda,ozneye yonelemeyen olum icgudusu bireyin cevresine yonelir.Bireyde olum icgudusu guclendiginde,kisilere ve nesnelere yonelik saldirganlik artar.Kisinin disindaki nesne ya da insanlara yonelmeyen saldirganlik ise kisinin kendine yonelir.

    Freud�;un olum icgudusu kurami,psikanalistleri uc ayri gruba ayirmistir.Bir grup bu kurami tumuyle benimserken,bir diger grup ����fizik yonu nedeniyle olum icgudusunu reddetmis,ancak saldirganligi libido kadar onemli bir icgudu olarak kabul etmistir.Ucuncu bir grup psikanalist ise Freud�;un saldirganligi icgudusel degil,tepkisel aciklamasina katilmislardir.

    Freud�;un olum icgudusunu benimseyen Nunberg,bu kurami orneklerle kanitlamaya calismistir.Nunberg bebeklerin ayaklarini ve ellerini emmesini,isirmasini olum icgudusunun ilk belirtileri olarak kabul etmistir.Freud�;un kuramini biraz daha ileri goturen Nunberg,saldirganlik organini belirlemeye calismis ve �;�;nasil genital organlar cinselligin bir araci ise,kol,bacak ve bedendeki cizgili kaslar da saldirganlik organlaridir.�;�; demistir.

    Olum icgudusu kuramini kabul etmesine karsin Waelder,saldirganligi hem tepkisel hem de icgudusel kaynaklara baglamistir.Waelder tepkisel saldirganliga uc kaynak gostermistir:

    Ego durtu ve libidinal ictepilerin engellenmesi.

    Libidinal cekismelerin bir yonu.

    Kisinin cevresini,kendi bedenini kontrol etme ve kendi kendine

    yetme davranisinin bir yan urunu.



    Olum icgudusunu reddedip,saldirganligi bagimsiz bir icgudu olarak aciklamaya calisan Neo-Freudian psikanalistlerden Loevenstein,Hartman ve Kris ise saldirganligi daha olumlu acidan (problem cozme gibi) incelemislerdir.

    Saul,Freud�;un saldirganligi engellemelere tepki olarak aciklayan kuramini benimseyenlerdendir.Saul,saldirganligin cocuga asiri duskunluk,aile ici iliskiler,ebeveyn tarafindan reddedilme ya da cezalandirici ebeveynle ozdesim kurma gibi ilk cocukluk donemi deneyimlerinden kaynaklandigini savunmustur. Saul�;a gore saldirganlik,icgudusel olmaktan cok tepkiseldir.

    Saldirganligi aciklamada, Freud�;u takip eden psikanalistler arasindaki farklilik, O�;na katilmayanlar arasinda da gorulmektedir.

    Adler�;in saldirganlikla ilgili ilk kurami 1908 yillarinda olusmustur.Adler saldirganligi,tum gereksinimlerin doyumu icin ugrasan ve tek bir organa bagli olmayan bir icgudu olarak gormustur.Adler�;e gore,saldirganlik icgudusu cesitli bicimlerde baskasina ya da bireyin kendisine yonelik olabilir.Adler,siddetli bir kavgayi saf bir saldirganlik ornegi olarak gosterirken,spor ve savas icindeki davranislari da bir cesit saldirganlik olarak nitelendirmistir.Adler�;in daha sonraki yazilarinda saldirganliga daha az onem verdigi ve saldirganligi icgududen cok,gunluk yasam kavgasinda ebgellere karsi verilen ugrasin dogal bir sonucu olarak gordugu izlenmistir.

    Oteyandan K. Horney,hem olum hem de saldirganlik icgudulerini reddederek saldirganligi,kisinin tehlikelerle dolu bir evrende temel anksiyete duygusuna baglamistir.Temel anksiyete kavrami Horney�;in birincil kavramidir.Bu duygu cocugun dusman buldugu bir dunya icinde duydugu yalnizlik ve caresizligi tanimlar.Dunyasindaki cesitli olumsuz etmenler, cocukta bir guvensizlik duygusunun gelisimine neden olabilirler.Acik ya da dolayli baski,ilgisizlik,birbiriyle uyusmayan tutumlar,cocugun bireysel gereksinimlerine saygi gostermeme,cocuga cnder olamama,cocugu takdir etmeme,gercek sicakligin yoklugu,ana-babanin gorus ayriliklarinda taraf tutma zorunlugu,asiri ya da yetersiz sorumluluk verme,asiri koruma,diger cocuklardan ayirma,haksiz tutumlar,kardesler arasinda ayrim yapma,yerine getirilmeyen sozler bunlar arasinda sayilabilir.Genel olarak cocugun ana-babasi ile olan iliskisinde guven sarsici herhangi bir durum,onda anksiyete yaratir.Guvensiz ve kaygili cocuk,yalnizlik ve caresizlik duygulari ile basacikabilmek icin turlu stratejiler gelistirir ve bunlari yasaminin yetiskinlik doneminde de surdurur.Ornegin,cevresine dusmanlik duyabilir ve kendisine kotu davranmis olanlara karsi oc alici bir tutum gelistirebilir,ya da yitirmis oldugunu sandigi ve tekrar elde edebilmeyi umdugu sevgiyi kazanabilmek amaci ile asiri uysal davranislara yonelebilir,baskalarinin kendisini sevmesi icin zor kullanabilir.

    Bu temel anksiyete duygusu,Horney�;e gore,insanlara dogru,insanlara karsi ya da insanlardan uzaklasarak cozume kavusturulmaya calisilabilir.Bu kuramda,sorununu insanlara karsi olarak cozmeye calisan kisi saldirgan olarak nitelendirilmistir.





    Etolojik Kuram



    Saldirgan davranislarin kokenini biyolojik yapiya baglayanlar yalnizca psikanalistler olmamistir.Saldirganligi hayvan davranislarini gozlemleyerek inceleyen etologlar,saldirganligin evrim sureci icinde onemli bir islevi oldugunu one sumuslerdir.

    Saldirganligin icgudulerle aciklanmasi K. Lorenz�;in 1966�;da yayinlanan �;�;On Aggression�;�; adli kitabiyla yeniden guncellik kazanmistir.Saldirganligin dis uyaranlardan bagimsiz,kendi icgudusel enerji kaynagina sahip bir davranis oldugunu savunan Lorenz,bu kavga durtusunun uygun bir cikis noktasi bulana kadar yogunlastigini one surmustur.Bu goruse gore, saldirganligin yoneldigi hedef,saldirganligin gercek nedeni olmayabilir.Ornegin,Lorenz insanlarin baski,haksizlik ve savaslar nedeniyle saldirgan davranmadiklarini; saldirgan olduklari icin bu tur mekanizmalari gelistirdiklerini one surmustur.

    Lorenz�;in saldirganlikla ilgili etolojik gorusu,oyun yazari olan R. Ardrey tarafindandadesteklenmistir.Ardrey�;e gore,insanlarda arazi ve mulk edinme duygusu icgudusel olarak vardir.Insanlar,kisisel mulklerini,hayvanlarda da izlendigi gibi, yabancilara karsi savunurlar.Ardrey,bu goruslerini,genellikle kuslar uzerinde yapilmis bazi arastirmalara dayandirmistir.

    Lorenz ve Ardrey�;in saldirganlikla ilgili yapitlari edebi acidan ovulmus,ancak bilimsel acidan cok elestirilmistir.Ardrey�;in �;�;icsel yasam alani durtusu�;�;kurami bircok bilimadaminin topladigi veriler isiginda hemen hemen tumuyle curutulmustur.Lorenz�;in kurami ise,hayvan davranislari ve kulturel yapi konusunda gerceklere dayandirilmamis genellemeleri icermesi,yetersiz ve secici kanit kullanmis olmasi acisindan elestirilmistir.Bu kurama yoneltilen elestirilerden en onemlisi de Lorenz�;in hayvan davranislari ile insan davranislari arasinda paraleller kurarken,evrim sureci icinde ogrenme ve kulturel gelisimi hic dikkate almamis olmasindan kaynaklanmistir.

    Diger etolojik arastirmalarda,hayvanlarda gozlenen saldirgan davranislarin bile cogunlukla cevreden gelen uyaranlara bagli oldugu kanitlanmistir.

    Saldirganligi icgudulerle aciklamaya calisan kuramlar,amprik sinamaya elverisli tanimlar getiremediginden,arastirmacilar saldirganligin dogustan gelen bir olgu oldugunu biyolojik,genetik ve fizyolojik bulgularla desteklemeye calismislardir.

    Genetik,hormonel ve biyolojik bulgularla da desteklenen bazi arastirmalarda,saldirganligi etkileyen diger bir olgunun androjen hormonu oldugu ortaya konmustur.Bu hormonun,beyin duzeni uzerindeki etkisinin yanisira,fiziksel buyume ve kas gelisimini dolayli olarak etkilemesinin saldirganliga yol actigi gozlenmistir.Ornegin,bazi hayvanlarda ciftlesme doneminde androjen hormon duzeyinin yukselmesi,ozellikle erkekler arsi kavgaci ve saldirgan davranislarin yogunlasmasina neden olmaktadir.Ancak,kulturler arasi calismalarda goruldugu gibi,insanlardaki cinsel tepkilerin hormon duzeyinden cok,sosyal cevre tarafindan belirlendigi bilinmektedir.,

    Saldirganliga yol acabilicek yapisal ozellikler arasinda kromozomlar da incelenmistir.Erkek cinsiyetini belirleyici Y kromozomunun saldirganliga yol actigi varsayimini benimseyen bilim adamlari,fazla bir Y kromozomunun siddet egilimine neden olup olmadigini arastirmislardir.Yeni dogan cocuklar uzerinde yapilan arastirmalar,her 500 erkek bebekten birinin, bir fazla Y kromozomuyla (XYY) dogdugunu gostermistir.

    XYY anormalligi konusuna ilgi, Jacobs ve arkadaslarinin 1965 yilinda cesitli suclardan dolayi akil hastahanelerine yatirilmis erkek suclular arasinda yaptiklari arastirmadan sonra artmistir.Bu arastirmada soz konusu kurumlardaki erkeklerde,normal nufusa oranla XYY anormalligine daha sik rastlandigi sonucuna varilmistir.Ancak daha sonra yapilan bircok arastirmada,fazla Y kromozomu ile saldirganlik arasindaki iliski curutulmustur.

    Beyin uzerinde yapilan arastirmalar sonucu,beyinde saldirganlik merkezlerinin (temporal lob ve korteks alt yapilari) bulundugu saptanmistir.Bu calismalarda beynin bazi bolgelerinin uyarilmasi ile saldirgan davranisin ortaya ciktigi,diger bazi bolgelerinin uyarilmasi ile sakin davranislarin ortaya ciktigi gorulmustur.Ancak,beynin bazi alanlarindaki norolojik yapinin saldirgan davranisin gelismesine elverisli olmasinin,saldirganligin icgudusel oldugunu kanitlamaktan uzak oldugu gorusu yaygindir.

    Insan mantigi,genelde davranislarin butunuyle icgudusel ya da genlerle aciklanmasini reddetme egilimindedir.Buna karsin,saldirgan davranislarin icgudulere bagli oldugu gorusunun bazi cevrelerde cok kolay kabul gormesi ilginc gorunmektedir.Bu inancin bir nedeni,icgudusel guclere basvurmaksizin toplumsallasmis insanlarin kendi yasamlari pahasina sik sik siddet eylemlerine yonelmelerini aciklamada karsilasilan zorluklardir.Bir diger neden de saldirganligi icgudusel egilimlerle aciklayarak,insanlarin kendilerini bu tur davranislari korukleyen toplumsal kosullari degistirme sorumlulugundan arinmis hissetmeleri olabilir.

    Insan davranisina iliskin bilgiler arttikca,cevre-kalitim ayrimi giderek zayiflamis ve insan saldirganligini aciklayan kuramlarda da cevre etkilerini goz onune alan bir tutum ortaya cikmaya baslamistir.





    2.DURTU KURAMI (ENGELLENME-SALDIRGANLIK)



    Son yillarda saldirganligi aciklayan enerji modellerinde icgudulerin yerini durtulerin aldigi gorulmektedir.Bu duruma gore;kisi saldirgan davranisa dogustan degil de,engellenmenin neden oldugu bir durtu tarafindan gudulenir.Bu gorus,ilk kez Yale grubu olarak anilan J. Dollard ve arkadaslari (1939) tarafindan ortaya atilmistir.Dollard,Doob,Miller,Mowrer ve Sears tarafindan gelistirilen engellenme-saldirganlik kuraminin olusturulmasinda psikanalitik gorusten de onemli olcude yararnanilmistir.Hatta saldirganligi aciklayan kuramlarin gruplandirmasini yapan bircok yazar,bu kurami da psikanalitik kuramla birlikte icgudu kuramlari arasina almistir.Ancak engellenme-saldirganlik kuramcilari Freud�;dan ayrilarak,saldirganligi icgudusel degil, tepkisel bir davranis olarak kabul ettiklerini ileri surmuslerdir.

    Engellenme-saldirganlik kuraminda,amaca yonelik bir davranisin engellenmesinin saldirganlik durtusune yol acacagi,bunun da yoneldigi kisiye zarar verici bir davranisi baslatacagi varsayilmistir.(Saldiri,yonelttigi kisiyi incitmeyi amaclayan bir davranis olarak tanimlanmistir.) Kisaca,kisinin istedigi bir seyi yapmasinin engellenmesi,saldirganliga yol acar.Bu engellenme,kisinin cevresinden gelebilecegi gibi,kendi icindeki celisik istek ve egilimler sonucu da olusabilir.

    Engellenme kuramina gore,devam etmekte olan bir devinimin engelllenmesi tahriki olusturur;bunun tepki amaci bir kisiye ya da nesneye zarar verme olabilir.Saldirganliga yonelme gucu,engelleyici deneyimlerin sikligi ve yogunluguna bagli orantidadir.

    1939 yilinda ortaya atilan engellenme kurami bircok ampirik arastirmaya isik tutmasinin yanisira,siddetli elestirilere de hedef olmus ve degisikliklere ugramistir.Miller daha sonra,her engellenmenin mutlaka saldirganliga yol actigi gorusunu degistirerek,engellenmelerin farkli bircok davranisa neden olabilecegini savunmustur.



    1973�;te Milgram ve Shotland tarafindan yapilan bir engellenme-saldirganlik calismasi:

    Bu calisma,uc senaryodan olusan bir televizyon programindan yararlanmistir.Senaryonun birinde,bas oyuncu bagis toplama kutusunu soyar ve yakalanip cezalandirilir.Bir baskasinda,bas oyuncu soygunu yapar ama cezadan kurtulur.Ucuncusunde ise,bas oyuncu soygun yapmaz.Arastirmacilar,mektupla bircok kisiye �;Network Television Preview Theater�;a gittikleri ve oyun hakkindaki dusuncelerini ifade ettikleri takdirde parasiz transistorlu radyo verilecegi vaadinde bulunarak,500 civarinda denek toplamislardir.Programi izledikten sonra,deneklere bir hadiye kuponu verilmis ve radyolarini �;Bartel World Wide�;dan almalari istenmistir.Ancak,denekler sozde kurulusun 23.kattaki isyerine vardiklarinda hic kimseyi gorememislerdir.Odada afisler,telefonlar ve birkac moble ile birlikte,duvarlardan birine asilmis bir bagis tabelasi bulunmaktadir.Bu tabelaya,icinde biraz bozuk para,bir on dolarlik ve dort tane de birer dolarlik kagit para bulunan plastik bir kap tutturulmustur.Arastirmacilar deneklerin bagis kutusundan para calip calmayacaklarini bilmek istediklerinden,oda gizli kameralarla gozlenmektedir.

    Eengellenme duzeyi,bos ofisteki tezgahin ustune iki ilandan birini koymak suretiyle manipule edilmistir.Dusuk-engellenme ilani oldukca nazik bir dille yazilmistir:�;�;Dikkat! Size zahmet verdigimiz icin uzgunuz,ama bu buro hastalik nedeni ile gecici olarak kapanmistir.Radyonuzu,lutfen,bu binanin saat 17.00�;ye kadar acik oldugu 1800 numarali odasindan aliniz.Isbirliginiz icin tesekkur ederiz.Yonetim.�;�; Yuksek-engellenme notu ise farkli bir dille yazilmistir:�;�;Dikkat! Dagitilacak transistorlu radyonuz kalmamistir.Bu dagitim merkezi daha sonraki bir duyuruya kadar suresiz olarak kapalidir.�;�; Aslinda,yuksek-engellenme grubundaki denekler radyolarini tan binadan ayrilacaklari sirada almislardir.

    Arastirmacilar,engellenme-saldirganlik hipotezine gore,yuksek-engellenme kosulundaki deneklerin para calma olasiliginin,dusuk-engellenme kosulundaki deneklere gore daha fazla olacagini beklemislerdir.Ve sonuclar beklenildigi gibi cikmistir:Dusuk-engellenme grubunun yuzde 2.9�;u, yuksek-engellenme grubunun ise yuzde 18.7�;si bagis kutusundan para calmaya calismistir.Yuksek-engellenme grubundan bile her bes kisiden dordunun para calmamis olmasi,bireysel farkliliklarin da onemli oldugunu gostermektedir.





    Kisilerin,engellenmeye gosterdigi tepkilerin kisilik yapisi ve gecmis deneyimlerinden de etkilendigi gorulmustur.Farkli kisilerin farkli ogrenme deneyimleri,benzer engellenme durumlarinda,farkli saldirganlik egilimlerine yol acabilir.Kisinin icinde bulundugu durum.benzer durumlara gecmiste gosterdigi tepkiler;bu tepkilerin yol actigi sonuclarin (ceza gibi) nedeniyle gelistirdigi aliskanliklar,engellenmeyi dusmanca bir tutum sayip saymamasi ve engellenmenin kizginlik disinda bazi tepkiler dogurmasi (sucluluk,endise gibi),engellenme ile saldirganlik arasinda basit bir bag kurulmasini zorlastirmistir.

    Berkowitz,her engellenmenin saldirganliga yol acmadigi elestirisi karsisinda,saldirgan davranislara yol acan cesitli engellenme turleri uzerinde durmustur.Guclu durtuleri doyurmaya yonelik eylemlerin kati bir bicimde engellenmesinin,saldirgan davranislara yol acabilecegi gibi,kacis davranisina neden olabilicek korku duygusunu da yaratabilecegini belirtmistir.

    Birey kendisini gucsuz olarak algiliyor ve olaylarin yaratabilecegi sonuclardan cekiniyorsa,engellenmenin doguracagi sonucun kizginlik degil,korku olabilecegi one surulmustur.Ozetlenecek olursa, Berkowitz, engellenme-saldirganlik kuramini degistirerek, engellenme ile saldirganlik arasina duygusal tepkileri yerlestirmistir.

    Goruldugu gibi engellenme-saldirganlik kuraminda, her engellenmenin mutlaka saldirganliga yol actigi ve saldirganligin tek nedeninin engellenme oldugu varsayimlari degistirilerek,bazi ara degiskenler ve kisilik etkileri kabul edilerek yumusatilmistir.Bu asamada kuram,hem bireysel ve toplumsal psikoloji, hem de siyasal bilimler dallarinda islerlik kazanan bir model olusturmus,bircok deneysel arastirmaya da kaynak teskil etmistir.Ancak,bu kuramda,saldirganlik davranisi ortaya ciktiktan sonra nasil kontrol edilebilecegi konusunun goz ardi edilmis olmasi ve bazi saldirgan davranis orneklerinin (ornegin;cocuklarin eriskinlere oykunmeleri sonucu ogrendikleri saldirganlik) aciklanmamis olmasi,arastirmacilari kisi-cevre etkilesimine agirlik veren yeni kuramlara yoneltilmis gorunmektedir.





    3.SOSYAL OGRENME KURAMI



    Sosyal ogrenme kuramcilari,saldirganligin nedenlerini icgudu ya da durtulerde aramak yerine,gozlemlerini cevrede saldirgan tepkilere yol acan uyaricilar uzerinde yogunlastirmislardir.Sosyal ogrenme kuraminda insan davranislari surekli olarak cevre kosullariyla etkilesim icindedir.Davranislar cevreyi etkileyip degistirdigi gibi cevre de davranislari etkisi altina alip,degistirir.

    J.P. Scott saldirganliga neden olan tum uyaranlarin cevreden geldigine isaret ederek,insanlarda saldirgan davranislarin ogrenilmis oldugunu belirtmistir.

    Sosyal ogrenme kuramini savunanlardan A. Bandura,bu kuramin diger saldirganlik kuramlarindan farkini soyle aciklamaya calismistir: �;�;Sosyal ogrenme kuraminda gudulenmenin analizi yapilirken,tesvik faktoru de tahrik kadar onemlidir.Saldirgan davranislarin buyuk cogunlugu,sonuctan beklenen yararlar araciligiyla desteklenir.Bu kuramda davranisi guduleyen basari beklentisidir.�;�;

    Insanlar yeni saldirgan davranislari nasil ogrenirler? Insanlari ne tur pekistiriciler ve oduller saldirganliga guduler? Bu sorulari yanitlarken iki tur ogrenme kuralinin goz onune alinmasi gerekmektedir:



    Aracsal Ogrenme Kurami



    Aracsal ogrenme kuramina gore,herhangi bir davranis pekistirilir ya da odullendirilirse,o davranisin gelecekte yinelenme olasiligi artar.Saldirgan davranisi odullendirilen kisi daha baska durum ve ortamlarda da saldirgan davranacaktir.Sosyal onay,para,cocuklar icin seker,ilgi ya da saldirilan kisinin aci cekmesi saldirganligi pekistirici oduller arasinda sayilabilir. Odullendirme, disardan gelen bir onay ve begeni olabilecegi gibi,kisinin kendi icinde duydugu bir doyum ya da gerilimden kurtulma duygusu da olabilmektedir.Saldirganlik, bircok gereksinimi doyurmasi acisindan da odul kaynagi sayilmaktadir.Ornegin,kisinin toplumdaki sayginligi, gucu, erkekligi ozellikle bazi bati toplumlarinda saldirganlik araciligiyla doyum saglanan gereksinimler arasinda yer alabilir.



    Gozlem ve Model Alma Yoluyla Ogrenme Kurami



    Pekistirmenin yanisira,saldirgan davranislarin gozlem ve model alma yoluyla ogrenildigi savunulmustur.Ozellikle cocuklarin bircok yeni davranis oruntusunu,ornek aldiklari eriskinlerin davranislarini gozlemleyerek ogrendikleri bircok arastirmaci tarafindan kanitlanmistir. Bircok deneysel calismada, cocuklarin taklit yoluyla, oykundukleri buyuklerin (ana-baba ya da televizyondaki hayali kahramanlar gibi) saldirganca davranislarini ogrenip, gercekte dusmanca duygular tasimasalar bile ayni tur saldirgan davranislari yineledikleri gorulmustur.Televizyonun siddet eylemleri ve saldirgan davranislara etkisi konusunun arastirildigi calismalarda da gozlem yoluyla ve ornek alarak ogrenme kuramlarindan faydalanilmistir.



    Bandura ve arkadaslari,model alma yoluyla ogrenmenin saldirgan davranis uzerindeki etkisine iliskin bir dizi calisma yapmistir:

    Bu calismalarin bircogunda model,patlamayan,plastikten yapilmis olan �;�;Bobo�;�; adli bir bebege saldirmistir. �;�;Kavgaci bicimde bir hitaptan sonra model, tokmakla bebegin basina vurur, yere firlatir, uzerine oturur ve arka arkaya, surekli burnunu yumruklar, bir tekmeyle odanin obur ucuna savurur, hizla havaya firlatir ve toplarla bombardimana tabi tutar.Bu fiziksel saldiri niteligindeki davranislarin yani sira bariz sekilde dusmanca sozler de sarf edilir.�;�; Cocuklara, bu gosteriyi izlettikten sonra cok sayida oyuncak ve diger nesnelerle oynama firsati verilmistir. Bandura ve arkadaslari, genel olarak, saldirgan modelin cocuklarin davranislarini iki bicimde etkiledigini ortaya koymuslardir:

    -Model,cocuklara yeni saldiri bicimleri ogretmistir.

    -Modelden taklit edilenlere ek olarak,diger saldirgan davranislarin sayisi da artmistir.

    Saldirgan modeller,bilissel ogrenme yoluyla yeni saldirgan davranis kaliplarinin ogrenilmesini saglar.Ayrica, modelin saldirgan davranislarinin odullendirilmesi halinde,dolayli pekistirme yoluyla bu tur davranislarin taklit edilme olasiligi artar.Saldirgan davranisslarin dogrudan pekistirilmesi,ozellikle arada bir pekistirme programi uygulaniyorsa,bu tur davranislarin olus sikligini arttirir.Boyle durumlarda,saldirganlik oldukca yerlesik bir davranis kalibi haline gelir ve sondurulmesi guclesir. Uyarici genellemesi yoluyla, saldirgan davranislarin birbirine benzer hedeflere yoneltilmesi de mumkundur.Tepki genellemesi yoluyla da belli bir tur saldirganligin,belki de daha siddetli baska tip saldirgan davranislara yol acmasi beklenebilir.Ceza saldirgan davranislari durdurabilir ya da bastirabilir ancak, davranis repertuarindan cikmasinda yol acmadigi gibi,olumlu davranislarin kazanilmasini da saglamaz.Tersine,ceza,toplumsallasma sureci icinde bir tur saldirganlik modeli olusturmasi,kizginlik yaratmasi nedeniyle saldirganligi tesvik eder gorunmektedir.

    Saldirganlikla ilgili son calismalara bakildiginda,sosyal ogrenme kuraminin, belki de saldirganligin ogrenilmesi ve kontrol altina alinmasina durtu ve icgudu kuramlarina oranla,daha iyimser bir yaklasim getirdiginden yaygin bir bicimde uygulandigi izlenmektedir.Ancak,hala saldirgan davranislarin nedenleri ve kokenleri bilimsel kesinlikle aciklanmaktan uzaktir.Toplanan bilgiler ve veriler ne kadar daginik ve celiskili olursa olsun biyoloji,fizyoloji,etoloji ve cesitli toplumbilim alanlarinda yapilan calismalar,insan saldirganligi konusunda gittikce daha fazla bilgi edinmemize yol acmaktadir.



    Kaynakca:



    Morgan,Clifford T. Psikolojiye Giris,Hacettepe Uni.Psikoloji Bol.Yay.1995

    Kozcu,Seyda Seminer,Ege Universitesi Edebiyat Fakultesi Yay.1985

    Gectan,Engin Cagdas Insanda Normaldisi Davranislar,Ankara Uni.Yay.


    Yalan SOyleme !!!!!!!!!!!!!!!!

    Bir hatayi gizlemek ve baskalarini yaniltmak amaciyla gercege


    uygun olmayan bir girisimde bulunmaktir.Yalan, sozle olabildigi gibi,

    ;susma ve yaziyla da olabilir.



    ; ; ; ; 6 -7 ; yasindan once cocuklarin soyledikleri yalanlara �;sozde

    yalanlar�; ; denir ve bunlar gercek yalanlar degildir.Gercek yalanlar ;

    6 �; 7 ; yasindan sonra gorulmeye baslar.



    ; ; ; ; Sozde yalanlara egitimsel yanlisliklar, kinama, cocugun hatalarini

    ;uzuntuyle karsilama, sozde yalanlari dogurur.Bu yalanlarin zararlari

    ;yoktur.



    ; ; ; ; Aliskanlik haline gelen yalan, cocugun gercekle, gercek olmayani

    ayirt etmesinden sonra yalanlarinin hala surmesi halinde yalanlarinin

    temelinde cevre ile olan olumsuz iliskiler yatiyor ; demektir.Bu tur

    yalan, bir takim bencilce sonuclari elde etme amaciyla bilerek ve

    isteyerek baskalarini aldatmaktir
    .


    ; ; ; ; Cocuk baskalarinin hak ve cikarlarini kendinin ki kadar deger ;

    ;vermesini ogrenememistir . Cocugun egitimindeki yanlisliklardan

    ;dolayi ortaya cikar.



    ; ; ; ; Patolojik yalan ; ise; asagilik duygusu ; ve guc istemi gibi nedenlerle

    ;ortaya cikar.



    ; ; ; ; Cocuk sevincli ve ; kaygisiz gorunur ; ve hatta kaygisizligi dikkat

    ceker. Cocuk okulla ilgilenmez, aile icindeki olaylara

    kayitsizdir.Gercek arkadasligi aramaz, davranislari oldukca



    Cocuksudur, duygusal ve ahlaki bakimdan olgunluga ulasmamistir.



    ; ; ; ; Aileye baglilik, dayanisma, verilmis soze saygi gibi durumlar yalan

    ;soylemeye neden olabilir.Cocuk cekindigi icin, kendisine fazla

    karisildigi icin yalan soyleyebilir.



    ;



    ;



    ;



    Neler Yapilabilir?



    ;



    � ; Yalanin hangi turde oldugunu tespit edin



    � ; Dogru soylemenin ovunulecek bir davranis oldugunu anlatin



    � ; Cocuga ornek olun



    � ; Sozde yalanlara ceza vermeyin



    � ; Cocugun psikolojik durumunu ve egitsel etkinliklerini goz onunde

    ; ; ; bulundurun



    � ; Cocugun yasantilari, davranislarinin nedenleri ve hatalari cesitli

    ; ; ;bahanelerle cocuga anlatilmalidir



    � ; Cocugun yalanini itiraf etmesine yardimci olun



    � ; Cocuk onun yalaniyla ettiginiz mucadeleyi, onun iyiligi icin

    ; ; ; yaptiginizi bilmelidir



    � ; Durustluk, acik yureklilik, ictenlik ve sevgi icin savasim verilmelidir



    � ; Psikolojik yardim alinmalidir



    ;



    ;


    ; ; ; ;
    Psikolojik Danisman Ahmet USTA