08 Nisan 2007 Pazar

Koşmak, zekayı artırıyor

Koşmak, zekayı artırıyor

Almanya�daki Ulm Universitesi�nde yapılan bir araştırma koşmanın zekayı artırdığını gosterdi. Ulm Universitesi Norobilimler ve Tıp Meslekleri Akademisi tarafından �Koşmak zekayı artırır mı?� sorusuna yanıt bulmak icin toplam 30�dan fazla kişiyle 2 ayrı denek grubu oluşturuldu.

Bu iki grupta yer alan denekler, once icinde yol tarifleri, yabancı kelime oğrenme, resimli anlatım ve yazılı ifade yeteneğinin saptanmasına yonelik sorular bulunan bir teste tabi tutuldu. Daha sonra birinci gruptaki insanların 6 hafta boyunca, haftada 2 kez yarımşar saat koşmaları sağlandı ve her iki gruptan, 2 haftada bir farklı testler cozmeleri istendi. Sonucta her 2 grupta da ilk baştaki teste oranla aynı olcude, hızlanma tespit edildi ve 2 grup da soruları ilkine gore daha kısa bir surede yanıtladı.
Ulm Universitesi Tıp Meslekleri Akademisi�nden Ralf Reinhardt, DW Radyosu�na araştırmalarının sonucu değerlendirirken, "Değişen tek şey yanlış sayısıydı. Yani, koşan birinci gruptaki denekler 6 hafta sonunda daha az hata yapar oldu. Diğer koşmayan gruba gore daha dikkatli ve az sayıda hatayla tamamladılar testleri" dedi.


Reinhardt, elde ettikleri sonuca gore, koşmanın gercekten zekayı artırdığını kanıtladığını belirtirken, en azından koşma ile konsantrasyonun artığının bilimsel olarak olculebildiğini soyledi. Araştırmada koşmayla arttırılan konsantrasyon yeteneğinin, bu spor bırakıldığında da azalmadığı belirlendi.

Bilim adamlarının yaptığı 6 haftalık deney sonucunda, araştırmaya katılan deneklerde, konsantrasyonun artmasının yanı sıra gorsel hafızanın da iyileştiği saptandı. Uzmanlar, şimdi duzenli koşunun neden gorsel hafızanın gelişmesine sebep olduğunu ve koşmanın beynin hangi bolgelerinde değişim ve gelişime yol actığını, araştırmanın ikinci aşamasında saptamayı hedefliyor.

Meyve yararlarındigi:

Meyve yararlarındigi bazıları ;


İncir: Bağırsakları calıştırır, enerji verir. Cinsel guce yardımcıdır.


Elma: Bobeklerin temizlenmesine, sindirim rahatsızlıklarının kontrol
edilmesine yardım eder.


Kayısı: Kan yapıcıdır. Guzel bir cilt ve saca olumlu etkisi vardır.
Kanserin onlenmesinde yardım eden iyi bir karotenoid kaynağıdır.


Muz: Kalbe ve kas sistemine yararlıdır. Yorgunluğa ve ishale birebirdir.


Vişne: Mineral ve vitamin deposudur. Koyu renkli vişneler, acık renklilere
oranla daha fazla mineral icerir.


Greyfurt: Sindirimi uyarır. Diş etlerinin kanamasını azaltır, soğuk
algınlığına iyi gelir. Lifleriyle yenirse, kolesterolu duşurur.


Portakal: Soğuk algınlığı, grip, incinme, kalp hastalığı ve felcten
korunmaya yardım eder.


Mandalina: Enfeksiyonlarla savaşmayı kolaylaştırır.


Uzum: Bobreklerin calışmasını uyarıp kalp atışını duzenler. Karaciğeri
temizler. Siyah uzum kabukları ve cekirdekleriyle yenirse hucre
yenileyicidir. Kavun: Endişe ve uykusuzluğa iyi gelir. Bağırsak ve cilt
kanserine karşı Amerikan Kanser Topluluğu'nca tavsiye edilmiştir.


Karpuz: Kabuğundaki cinko iktidarsızlığa iyi gelir. Bobreği temizler.


Kiraz: Kolesterolu duşurur, ozellikle sapları idrar sokturucudur.


Armut: Kalp - damar sağlığı, alcak kan basıncı ve fiziksel performansa iyi
gelen vitaminleri barındırır.


Cilek: Sigara dumanının etkilerini azaltır. Sigara icilen bir odadayken
gun boyunca ağza iki cilek atılması onerilir.


Sivribiber: Şişkinliği azaltmada faydalıdır. Saclara, tırnaklara ve cilde
cok iyi gelir.


Brokoli: Mide ve yemek borusu kanseri tehlikesini azaltır.


Lahana: Yaşlanmayı onleyici mineral olarak kabul edilen selenyum sağlıklı
bir cilt verir, erkeğin cinsel gucunu artırır.


Havuc: Enerji verir. Karaciğerin safra salgılamasına ve kolesterolu
dengelemesine yardım eder.


Salatalık: Kasları gencleştirir. Deri hucrelerine elastikiyet verir.


Sarmısak: Tansiyonu duşurur, kan pıhtılaşmasını azaltır. Bazı mide
kanserlerini onlediği ve bağışıklık sistemini guclendirdiği
kanıtlanmıştır.


Ispanak: Karaciğeri, lenf bezlerini ve kan dolaşımını uyarır

(Saglikla Kalin)

Bobrek Nakli




Bobrek Nakli;

1. Canli vericiden (Yakin ve uzak akraba, es)
2. 2. Kadavradan
olmak uzere iki kaynaktan yapilir.
Transplantasyon sonrasi bobrek fonksiyonlarinin hemen yerine gelmesi nedeniyle tum fizik ve psikolojik bozukluklar duzelir. Ancak, takilan bobregin vucutca reddi (Rejeksiyon) gibi ciddi bir sorunu da vardir.
Gerekli sartlara uyulmazsa rejeksiyon, transplante bobrek icin her zaman bir tehlikedir.


Genel Bilgiler
Aralarinda kan bagi olanlarda yapilan bobrek nakli cok kez alicida iyi uyum gosterir. Alici ve vericinin cok iyi incelenmesi bu basariyi artirmaktadir. Bu nedenle canlidan yapilan nakillerin basari orani daha fazladir. Son yillarda tedaviye eklenen yeni ilaclar kadavradan yapilan nakillerin de basari oranini artirmistir. Ilac tedavisi ile dusmeyen tansiyon, iltihap kaynagi olan bobrekler varsa bunlar transplantasyondan 3 4 hafta once ameliyatla cikarilir.


BOBREK TRANSPLANTASYONU


Son evre bobrek yetmezliginin en uygun tedavi sekli bobrek transplantasyonudur.

Bobrek transplantasyonunda iki organ kaynagi vardir.
1. Canli verici
2- Kadavra


Canli Vericiler
1. Derecede akrabalar (Anne, baba, kardes ve cocuklar)
2. 2. Derecede akrabalar (Hala, amca, dayi, teyze) ve akraba olmayan uygun vericiler (B5 gibi) dir


Kadavra Verici :

Beyin olumu olan sistemik bir enfeksiyon ve kanser vb. olmayan kisilerdir
Kadavra ve canli vericilerde A-B-0 kan grubu uyumu ve doku ila negatif crossmatch (Rh Faktoru onemli degildir) uyumu gerekir.
Canli vericilerde, 1 ve 2 antigen uyumsuzlugu (Mismatch) varsa vericiler kabul edilebilir.
Kadavrada ise HLA B ve DR den birer antigen uyumu ile negatif Crossmatch yeterli uyum sayilir.
Transplantasyon oncesi alici ve vericilerin tum tetkikleri tamamlanip, bobrek transplantasyonunun yapilmasina karar verildiginde alici ve verici hastaneye yatirilir Ameliyattan uc gun once alicinin bagisiklik sistemini baskilayan ilaclara baslanir ve hasta izole edilir. (Tek basina bir odaya alinir)
Ameliyatta, bobrek, hastanin kasik bolgesine takilir.
(Arter, atardamar, Ven-toplardamar) baglantilari bolgedeki damarlara yapilir, Ureter denen idrar kan agizlastirilir
Ameliyat sonrasi tum yasam suresince devam edecek bagisiklik sistemini baskilayan ilaclarla tedavi devam eder. Hasta ameliyat sonrasi 2-3 hafta hastanede yatar, taburcu edildikten sonra periyodik kontrollere gelir.



BOBREK NAKLI YAPILAN HASTALAR ICIN ACIL SORUNLAR KLAVUZU
Bobrek nakli oldugunuz uniteyi gunun her saatinde arayabilirsiniz. Transplant koordinatoru size yapmaniz gereken her seyi aciklayacaktir.

1. Atesiniz yukselirse
2. Ilaclarinizi karistirir ve dozlarini unutursaniz
3. Kisa zamanda asiri kilo alirsaniz (Her gun tartilmaniz gereklidir. Bu vucudunuzda asiri sivi biriktigini, idrarla atamadiginizi gosterir)
4. Tansiyonunuz asiri yukselirse (150/90 i gecerse)
5. Nefes almada zorluk, sikisma hissi, kanli kopuklu balgam, karin agrisi, kusma, ishal, kanli idrar ve idrar miktarinda Azalma olmasi durumunda derhal ameliyat oldugunuz klinigi arayiniz

Genclik arastirmasinda urperten rapor

Ege Universitesi Cocuk Ergen Psikiyatri Anabilim Dali'na basvuran ortalama yasi 16 olan 323 cocuk ergen arasinda yapilan arastirma, sigara kullanma yasinin 12.3'e dustugunu ortaya koydu.

Alkole baslama yasi 12'den 6'ya kadar indigi, madde bagimliligi yasinin ise ilkokul seviyesine kadar dustugu Turkiye'de, madde kullanim yasi da asagi iniyor. Ege Universitesi Cocuk Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dali (EGEBAM)'ndan Prof.Dr. Cahide Aydin, Prof.Dr. Hakan Coskunol, uzman Dr. Zeki Yuncu, Ender Altintoprak ve pratisyen Dr. Ayse Turkan Bayram, cocuk ve ergenlere yonelik bagimlilik merkezi olan EGEBAM'a iki yil suresince basvuran kisilerin sosyodemokrafik gostergelerini inceledi.

SIGARADAN SONRA ENCOK ESRAR KULLANILIYOR

EGEBAM'a iki yil icinde basvuran, yuzde 88.5'i erkek, yuzde 11.5'i kiz olmak uzere toplam 323 kisinin kayitlari incelenerek yapilan arastirmada, madde kullanma yasi 13.7 olarak belirlendi. EGEBAM'a basvuranlarin yuzde 94.4'unun sigara kullandigi, yuzde 93.8'inin sigara disinda madde kullanigi tespit edildi. Arastirma sonuclarina gore, 16.2 yas ortalamasinda olan bu kisilerin yuzde 75.2 ile esrar, yuzde 53.8 ile inhalan, yuzde 43.6 ile ekstazi, yuzde 43.2 ile alkol, yuzde 31.4'u benzo, yuzde 2.6'si kokain, yuzde 1.7'si ise hap, yuzde 0.3'u de opioid kullaniyor.

Gelismis ulkelerde madde kullanim yayginliginin gelismekte olan ulkelerle karsilastirildiginda daha yuksek olduguna dikkat cekilen arastirmada, sigara disi madde kullaniminda ilk tercih edilen ya da siklikla kullanilan maddenin esrar oldugu belirlendi. Bunu sirasiyla, yuzde 33.3 ile ucucu maddeler, yuzde 19.2 ile alkol, yuzde 3.6'yla ekstazi, yuzde 1 ile benzonun izliyor.

SIGARAYA BASLAMA YASI 12

Sigaraya baslama yasinin 12.3 oldugunun saptandigi arastirma uzmanlari, ozellikle gencler arasinda yasadisi madde kullaniminin giderek yayginlasma egiliminde oldugu, bu kisilere yonelik yeni tedavi stratejilerinin gelistirilmesi onerisinde bulundu.

Agiz kokusuna karsi elma

ADANA (IHA) - Saglikli beslenmede sanilandan daha fazla faydali olan elmanin, agiz kokusunu da giderdigi bildirildi.

KBB Uzmani Opr. Senol Civelek, icerisinde bircok mineral ve vitamin bulunduran ve su icerigi bol olan elmanin agiz kokusunu giderdigini belirtti. Civelek, yemeklerden sonra yenen elmanin, cogu zaman dis fircalamak kadar etki yaptigini, cunku elma cignenirken dislerin arasinin cok iyi sekilde temizledigini vurguladi. Her ogunden sonra elma yenmesini tavsiye eden uzmanlar, bagirsak kanserine yakalanma riskini de azaltan elmanin diger faydalarini soyle siraliyor:

"Zayiflamak icin: Elmada sadece 50 kalori vardir ve icindeki petkinden dolayi doyurucudur. Zayiflamak icin mukemmel bir meyvedir. Dusuk kalorili oldugu icin sismanligi onler, kan sekeri duzeyini ve yuksek tansiyonu olumlu bir sekilde etkiler.

Kabizlik icin: Ogle yemeginden once yenen bir elma, bagirsakta bakterilerin cogalip azalmasini ayarlamada rol oynar ve bu sayede kabizligi onler.

Bagisiklik icin: Elmadaki C vitamini vucudun savunma sistemini kuvvetlendirir. Bunun sonucu olarak soguk alginligi virusleri vucuda giremezler.

Disler icin: Yemeklerden sonra yenen elma, cogu zaman dis fircalamaktan daha iyi etki yapar. Cunku elma cignenirken dislerin arasi cok iyi bir sekilde temizlenir.

Kolesterol icin: Elmadaki petkin maddesi, zararli kolesterolu dusurur; atardamarlari koruyan faydali kolesterolu yukseltir.

Kalp icin: Elmadaki etkili maddelere yeni kesfedilen "phenylalanin" maddesi vucutta bulunan ve kalbin calismasinda destek olan Q enzimini faaliyete gecirir.

Demir eksikligi: Demir, C vitaminiyle birlestiginde organizma tarafindan mumkun oldugunca iyi sekilde alinir. Elmada her ikisi de vardir."

Uykuda Seks Hastaligi , Uyursevisirlik

Uyurgezerlik yerini Uyursevisirlige birakti. Seksomnia
hastaliginin nedeni bilinmedigi gibi tedavisi de yok!
ARASTIRMACILARIN son gozdesi henuz tedavi yolu bulunamayan 'uykuda seks' hastaligi seksomnia... 'Uyku halindeyken cinsel iliskiye girme ihtiyaci hissetme' olarak tanimlanan hastalik, hastalarin durumlarindan utanmalari ve doktora aciklama yapamamalari nedeniyle agir ilerliyor. Hastalik, iliskileri de olumsuz etkiliyor.

UTANIP ANLATMIYORLAR
Seksomnia hastaligina tutulan Lisa Mahoney, 'Kontrol altina alamadigim bu aptalca durum beni korkutuyor ve uzun vadede iliskimi bozmasindan endise ediyorum' diyor. Arastirmacilara gore seksomnia, uykuyla uyaniklik arasinda kalinan uyurgezerligin bir turu.

STRES VE UYKUSUZLUK
Uyku uzmani Mark Pressman, hastaligin siklikla ciftler arasinda goruldugunu soyluyor. Pressman, 'Bazen nefret ediyor, bazense tolere edebiliyorlar. Bazi ender rastlanan orneklerdeyse bunu uyanikken yapilan sekse tercih ettiklerini goruyoruz' diyor. Pressman, hastaliga hizlandirici faktor olarak stres ve uykusuzlugu gosteriyor.

Uyuyakaldim demeyin!



Cagimizin en onemli rahatsizliklarindan biri olarak kabul edilen "uyku bozuklugu", onlem alinmadigi takdirde olumle sonuclanabiliyor. Bu hastaliktan muzdarip milyonlarca kisinin basvurdugu "uyku merkezleri"nin sayisi ise gun gectikce artiyor.

Gunluk uyku ihtiyacimizi genetik sifremiz belirler ve hayatimizin yaklasik yuzde 33'unu uyuyarak geciririz. Ancak bazi insanlar cesitli sebeplerden dolayi uyku sorunu cekiyor ve bunun sonucunda hic de hafife alinmayacak fiziksel ve psikolojik sorunlar yasayabiliyorlar. Uyku bozukluklari ile ilgili hastaliklarin tani ve tedavisiyle ilgilenen kuruluslar ise gelen talepler sonucunda son yillarda buyuk bir artis gosterdi.

Cevrenizdekiler cok siddetli horladiginizi mi soyluyor? Sabahlari yorgun mu uyaniyorsunuz? Gunduzleri bitkin kalarak uyukluyor musunuz? Uykuda solunum duraklamalari (uyku apnesi) sorununuz olabilir. Apne kelimesi Yunanca'da "soluksuz kalmak" anlamina gelir. Uyku apnesi erkeklerde kadinlardan 2 kat daha siktir ve daha cok orta yas uzerindeki eriskinlerde gorulur.

Uyku apnesi iki nedenle olabilir; santral ve obstruktif.

1) Santral(merkezi) nedenle olustugunda solunum cabasi yoktur. Yani beyin solunum kaslarini uyarmaz. Bu durum daha cok ilac zehirlenmelerinde ve beyin hasarlarinda olur ve uyku apnesinde tek basina bir neden olmasi cok nadirdir.

2)Obstruktif (engelleyici) apnede ise soluk alma sirasinda ust hava yollarinda olan fiziksel bir engel vardir. Uyku apnesinin daha sik gorulen bir nedenidir. Bu durumda beyin vucuda nefes almasi icin emir verir, diyafram ve diger solunum kaslari bu emre cevap verir ama ust solunum yollarinda bunu engelleyen bir bariyer vardir. Agzin icinde sadece dil yoktur. Kucuk dil, yumusak damagin merkezinden asagi dogru sarkan bir et parcasi (uvula) vardir. Butun bu organlarin yerinde ve dogru olarak calismasini saglayan, dilin ve kucuk dilin tabanina yerlesmis olan yumusak damagin kaslari gevser ve sarkarak hava yolunu tikar. Bu durum, nefes almayi zorlastirir ve solunumun gurultulu hale gelmesine sebep olur. Solunum periyodik olarak durdugu zaman, bu hali disaridan dinleyen birisi horlamanin belirli araliklarla kesildigini duyar. Bu sirada kan oksijen seviyesi duser, karbondioksit seviyesi artar. Kandaki bu degisimler beyindeki merkezleri uyararak uyanmayi saglar. Uyku kesilince kisinin boyun kaslari uyanikken oldugu gibi normal kasilma gosterir. Hava yolu acilir ve hasta tekrar uykuya gecer. Tum bunlar cok kisa bir zaman araliginda gerceklesir ve kisi sabah uyandiginda gece uyku sirasinda yasamis oldugu bu sikintiyi hatirlamaz. Uyku apnesi sirasinda olan nefes kesilme ataklari bazen birkac saniye bazen de 1-2 dakikaya kadar surmekte olup uyku boyunca bu atak anlari elli-yuz kez tekrar bile edebilmektedir.


Uyku apnesi genellikle metropol yasantisi icinde olan kisilerde gorulmektedir. Bu rahatsizlikta bozulan fizyolojinin yani sira vucuttaki bagisiklik sisteminin bozulmasi, mide ilaclari, sinir ilaclari, agri kesiciler, antibiyotikler, anksiyeteler yani ic daralmasi ic burulmasi, kimyasal maddeler, hazir gidalarda bulunan koruyucu maddeler vs de uyku apnesini hazirlayici faktorlerdir.

Burundan nefes almak, solunum icin cok onemlidir. Hava burundan gecerken vucut isisina gore isinir, suzulur, toksik maddelerden arinir. Gerektigi kadar nemli olur. Uyku apnesi rahatsizligi olan bircok hastanin burnu tikali oldugu icin agizdan nefes alirlar. O zaman agizda kuruma baslar. Bu olaya vucut tepki gosterir ve kucuk dil ve bademcikler daha da fazla buyur. Tabii burada dilin yapisi da onemli. Dilin anatomik durumu pozisyonu, one arkaya durumu cok onemlidir. Toksik maddeler solunum kaslarinin belirli sekilde belirli esneklikte kasilmasini engeller. Hava soluk borusundan rahatca gecemez. Bu yavaslama butun sistemi etkileyecek kadar onemlidir. Solunumda yavaslama veya duraksama oldugu zaman, beyne gerektigi kadar oksijen gitmez. Bu ise beyinde tahribat riskini olusturur. Yine alerjik ya da gizli alerjik bunyelerde reaksiyon sebebiyle kucuk dil on santim kadar uzayabilir. Hatta oyle ki, nefes yolunu tamamiyla kapatabilir.

Uyku apnesi olan kisilerde
- Gurultulu horlama
- Apne nobetleri sirasinda horlamanin duraklamasi, gecici sessizlik donemleri
- Uykuda asiri terleme
- Sabah dinlenmeden kalkma, gun icinde yorgunluk hali, uyuklama
- Sabah bas agrilari, agiz kurulugu
- Kisilik degisiklikleri, konsantrasyon eksikligi
- Cinsel isteksizlik, yetersizlik



ONEMLI::Gripten Korkun, CUNKU!



Havalarin serinlemeye baslamasiyla birlikte artan grip vakalari hakkinda uzmanlardan cok onemli uyarilar geldi. Iste uzmanlara gore GRIP'ten kormamiz icin 5 onemli neden...
* Cok kolay bulasiyor. * Bilinen bir tedavisi yok. * Asiyla korunmanin mumkun oldugu bir hastalik. Ama sebep olan virus surekli olarak yapisini, kimligini degistiriyor. Bu yuzden asi koruyucu olmayabiliyor. * Dunyada her 20 kisiden biri grip olup en azindan yataga dusuyor. * Sadece Amerika’da ise her yil 20 bin kisi hayatini kaybediyor
Dunyadaki her 20 kisiden biri grip yuzunden yataga dusuyor. ABD’de her yil 20 bin kisi grip yuzunden hayatini kaybediyor. Genelde grip deyip geciliyor, ama gercekten korkulacak bir hastalik. Bu nedenle onleyici hekimlik ve tedavi buyuk onem tasiyor. Neden? Cunku her bunyedeki tesiri farkli. Bagisiklik sistemini hirpaladigindan, baska bir hastaliga sizi savunmasiz teslim etmesi de cabasi. Grip hirpaliyor, zaturree olduruyor soz gelimi... Istanbul Tip Fakultesi Enfeksiyon Anabilim Dali Ogretim Gorevlisi ve Anadolu Saglik Merkezi Hastane Enfeksiyonlari Kontrol Komitesi Danismani Prof. Dr. Semra Calangu, once basit ve uygulanabilinir onlemleri siraliyor: “Mevsim kissa, insanlara karsi biraz mesafeli olacaksiniz. Cunku bu virus bir metreden bile solunum yoluyla bulasabiliyor. Otobusten inince elinizi yikayin. Eve gelince de... Hele ki cocuklariniz varsa onlari opup koklamayi elinizi yikadiktan sonraya birakin...” Tum bunlar, en basit onlemler... Bunun asisi var, komplikasyonlari var, farkli etkileri var. Grip hakkinda ne varsa Semra Calangu ile uzun uzun konusacagiz. Siz bugun ilk onerimize kulak verin, ellerinizi yikayin, opusmek yerine selamlasin! Bir gunu daha gripsiz atlatabilirsiniz...

OZELLIKLE BEBEK VE YASLILARDA OLDURUCU
* Hocam cok onemsemeyiz ama grip korkulacak bir hastalik mi?
Korkulacak bir hastalik. Cunku cok kolay bulasiyor. Cunku bilinen bir tedavisi yok. Cunku etkeni olan virus surekli olarak yapi degistirebiliyor. Cunku bu yuzden dunyada her yil 20 kisiden biri en azindan yataga dusuyor. Sadece Amerika’da her yil 20 bin kisi hayatini kaybediyor. Aslinda asiyla korunmanin mumkun oldugu bir hastalik. Ama surekli olarak virus yapisini degistirdigi icin asi korumayabiliyor da... Iste bu nedenlerle, yani kolay bulasmasi, kesin bir tedavisinin olmamasi, asiyla korunulan hastaliklardan birisi oldugu halde virusun kimlik degistirmesi, yapi degistirmesi yuzunden, asinin etkisiz kalabilmesi nedeniyle korkutucu bir hastalik.

* Butun bunlarin sonunda ne oluyor?
Aslinda grip ayakta gecirilen bir hastalik. Hepimizin bildigi gibi... Iste ‘Biraz atesim yukseldi, biraz oksuruk yapti, eklemlerim agridi, uc gun ise gidemedim’ diye anlattigi... Gercekten de 2-3 gunde, en cok 1 haftada gecer. Bu kadar basit bir hastaligin oldurucu olabilecegini dusunmek insana cok inandirici gibi gelmiyor. Ama grip oldurucudur. Ozellikle uc yas gruplari icin. Yani cok kucuk cocuklar ve cok yasli insanlar icin... Bu iki grup icin oldurucudur. Ayrica hangi yas grubunda olursa olsun altta yatan bir hastaligi yani sekeri, sirozu, bobrek hastaligi, romatizmasi, kronik bronsiti olan insanlar icin araya giren grip, hastalik belirtilerini cok agirlastirarak ya da zaturreye cevirerek, sinuzite, orta kulak iltihabina, hatta menenjite cevirerek o iyi kotu sekerini, romatizmasini, tansiyonunu, kalp hastaligini idare eden insani araya giren firtinayla gum diye oldurebilir de... Olume sebep olabilir. Bu nedenle de grip hakikaten oldurucu olmasi nedeniyle onemli ve korkulacak bir hastaliktir. Diger enfeksiyon hastaliklarindan ayri bir ozelligi var. Neyse ki grip her mevsim gozukmez. Yani mevsimsel bir hastalik. Bu nedenle de ozellikle de sonbahar sonu, kis baslangiciyla beraber buna karsi tedbirlerini almalari gerekir.

* Peki Turkiye’de gripten olumlere iliskin hic rakam var mi?
Dikkat ederseniz butun rakamlar Amerika’dan verilir. Cunku cok iyi bildirim sistemleri oldugu icin. Bu butun dunyada neredeyse boyle. Avrupa Birligi’nden sonra belki Avrupa rakamlari da verilebilir. Ama su anda Avrupa’yla ilgili hicbir bilgi yok. Bizde ise hic bilgi yok. Nufus sayimini bile bilgisayarla yapamayip da evlere kapandigimiz bir ulkede bildirim sisteminin olmamasi dogal degil mi?

* Amerika’da yilda 15 bin kisi grip yuzunden oluyorsa Turkiye’de cok daha fazla insan oluyordur diye dusunuyorum ama...
Olabilir. Ama dedigim gibi maalesef bir rakam yok.

* Peki bir grip salgini var mi bugunlerde?
Hayir. Ama bugunlerde polikliniklerde daha fazla grip vakasi goruyoruz ve bunu bekliyoruz zaten. Belli bir sayinin ustune cikmadikca da grip salgini var demiyoruz. Grip zaten kis aylarinda artmasi gorulmesi beklenir bir hastaliktir. Size net bir rakam veremem ama tabii ki insanin yasadigi, saglik hizmetini verdigi kesime gore degisir. Ama Istanbul icin soyluyorum, grip nedeniyle saglik ocaklarina, hastane polikliniklerine genel olarak haftada 10 ila 15 hasta muracaat eder. Bu rakam buyuk bir hastanenin klinigine veya Bakirkoy gibi cok kalabalik bir ilcenin saglik ocagina yapilan muracaat sayisidir... Bu beklenir bir rakamdir. Ama gripte 10-15 hasta beklerken onumuzdeki aylarda haftada 40-50 hasta grip olmaya baslarsa o zaman salgin var deriz. Bunu sunun icin soyluyorum. Grip vakalari gorulmeye baslayinca gazetelerde hemen grip salgini basladi deniyor. Bu aslinda salgin degil. Bekledigimiz bir rakam. Gripsiz kis mevsimi olmaz zaten. Su anda salgin yok ama belli bir rakamin uzerine cikinca soyleyebiliriz bunu.

‘ALLAH VERDI, ALLAH ALDI’ DENIYOR AMA...
* Bu rakam da yerlesim birimine gore degisir herhalde...
Tabii... Ilceye gore, hastanenin hitap ettigi hasta populasyonuna gore degisir. Ulusal olarak ise grip Saglik Bakanligi’na bildirilmesi zorunlu hastaliklar arasindadir. Salgin var anonsunu ulusal capta ancak Saglik Bakanligi yapabilir.

* Ama bugun butun televizyonlarda grip salgini var diyordu...
Hayir, yok. Biz hep konusurken, bilgi verirken aslinda hep buyuk sehirlerde calisan doktorlariz ve buyuk sehirleri gozumuzun onune getiriyoruz. Demin siz guzel birsey soylediniz. Dediniz ki, belki de cok daha fazla insan oluyor da haberimiz olmuyor. Dogru, ozellikle koylerde, Dogu’nun ve Guneydogu’nun koylerinde kizamiktan olen bebeklerin sayisini bilmiyoruz, grip yuzunden olen insanlarin sayisini hic bilmiyoruz. Buralar icin ‘Allah verdi Allah aldi.’ Iste eceliyle gitti. Hastalandi gitti denir. Ama basinda da soyledigim gibi yas grubu olarak kucuk cocuklari ve yasli insanlari vuran bir hastalik. Dogu ve Guneydogu Anadolu’nun koylerinde kac kisiyi, kac bebegi goturdugunu hic bilmiyoruz. Kayitlarda hic yok bu.

Ellerinizi yikayin, opusmek yerine selamlasin
Prof. Dr. Semra Calangu, gripten korunmak icin once basit ve uygulanabilinir onlemleri siraliyor: “Mevsim kissa, insanlara karsi biraz mesafeli olacaksiniz. Cunku bu virus bir metreden bile solunum yoluyla bulasabiliyor. Otobusten inince elinizi yikayin. Eve gelince de... Hele ki cocuklariniz varsa onlari opup koklamayi elinizi yuzunuzu yikadiktan sonraya birakin.”

* Hocam peki grip nedir?
Grip bir virus hastaligidir. Etkeni olan virus grip virusu ya da influenza virusu adiyla anilir. Grip ile influenza ayni seyler. Biri Fransizca, digeri Ingilizce. Grip virusu aslinda cesitli antijenleri olan, antijen konusunu biraz basitlestirmem gerekir herhalde. Herhangi bir virus vucuda girdigi zaman hangisi olursa olsun vucudun bagisiklik sistemiyle karsilasir ve vucut bu viruse karsi, bagisiklik sistemi buna karsi bir direnc gelistirir. Bir korunma mekanizmasi... Bu korunma icin, direnc gelisimi icin bagisiklik sisteminin gelistirdigi silaha antikor diyoruz. Antikoru uyaran virus parcacigina ise antijen diyoruz. Bu hepatit virusu icin de boyle, kizamik virusu icin de, grip virusu icin de, hepsi icin boyle. Grip virusu vucuda solunum yoluyla girer. Insanlarin mutlaka hastalik goruntusu icinde olmasi gerekmez virusu bulastirmasi icin... Tamamen saglikli gozukebilir insan. Aksirik, oksuruk, bir metreden daha yakin temas...

* Yani insanlara bir metreden daha fazla yaklasmayacak miyiz?
Evet. Gripten korunmak istiyorsaniz bu mesafe onemli. Cunku grip virusu nefesle bile bulasabilir.

* Hapsirirken mendille agiz kapatiliyorsa falan etkisi olmaz mi?
Hayir. Aksirir, oksururken insanin agzini eliyle kapatmasi bunu onlemez. Cunku eliyle kapatip solunum sekresyonlari ele bulasan insan otobusten inip bir arkadasiyla karsilasip elini siktiginda virusu onun ellerine nakleder. Virus vucut disinda saatler boyunca virus canli kalabilir. Dolayisiyla hakikaten telefon ahizesi, kapi kolu gibi cansiz esyanin uzerinde birkac saat canli kaldigi icin de yine kolaylikla bulasabalir. Demek ki korunmada cok onemli olan su: Ellerin cok sik yikanmasi, sadece maske takmak, aksirmamak, agzini mendille kapatmak cok gerekli, dogru. Ama yeterli degil. Ellerin sik sik yikanmasi gerekiyor. Ben hastanede de ‘Aman hastaya dokundugunuzda elinizi yikayin’ diyorum. Bunu topluma da yaymamiz lazim. Otobusten inince ellerinizi yikayiniz, ise geldiginiz zaman yikayiniz, eve girdiginizde coluk colugunuzu kucaginiza almadan, onlari opmeden mutlaka elinizi yuzunuzu yikayin mesajini vermemiz lazim.

TUVALETE GIRDIKLERINDE BILE KIMSE EL YIKAMIYOR
* Ozellikle erkek arkadaslarda gordugum bir aliskanlik var tuvalete girdikten sonra ellerini yikamiyorlar...
Tuvalete girdikten sonra el yikama aliskanligi kadinlarda da yok. Ben kac defa rastladim. Icerden cikiyor yikamiyor ellerini. Ne yaptin? Bir yerlere dokundun sen. Hicbir yere dokunmasan kapiya dokundun. Sadece grip virusu degil, her tur virus bu yolla bulasir. Ozellikle yemeklerden once mutlaka el yikamak gerekir.

KIMDIR?
Enfeksiyonlarin amansiz takipcisi
Prof. Dr. Semra Calangu, enfeksiyon konusunda sayili uzmanlardan biri... Ayni zamanda ic hastaliklar uzmani. Zaten iki disiplin birbiriyle ic ice denebilir. Enfeksiyon dediginiz en buyuk tahribati ic organlara vermiyor mu?

Prof. Calangu, 1983’te Istanbul Tip Fakultesi Enfeksiyon Hastaliklari Anabilim Dali’ni kurdu. Su anda hem Enfeksiyon Anabilim Dali’nda ogretim gorevlisi hem de Anadolu Saglik Merkezi’nde Hastane Enfeksiyonlari Kontrol Komitesi’nin danismani...

Hastane enfeksiyonlari deyip gecmeyin... Enfeksiyon deyince akliniza iltihap ya da ishal gelmesin. Her turlu mikrop, bakteri ve virusten kaynaklanan hastaliklari kapsiyor. Bunlardan bazilari ise olumcul. Hastane enfeksiyonlari bebek olumlerinin en onemli sebebi... Ustelik ne unvan taniyor ne de yas. Dikkatsizlik, yeterli sterilizasyonun olmamasi enfeksiyon olusumuna yol acabiliyor. Isin kotusu, oyle birkac kisiyle sinirli kalacak diye bir sey de yok. Garip ama hastaliklarin en kolay bulasabilecegi mekanlar, gerekli onlemleri almayan hastaneler olabiliyor. Zira hastane adi ustunde, mikroplarin yok edildigi bir merkez, yani bir nevi mikrop dunyasi... Onlari oyle bir izole etmeniz gerekiyor ki, basit bir kesik yuzunden gelen bir hastaya olumcul bir virus bulasmasin. Zira olmayacak is degil, her yil ulkemizde bu tip olumcul vakalara rastlaniyor.




Panik Atak Olabilir Miyim?



Kisinin yasamini olumsuz yonde etkileyen panik atak, daha cok genc kadinlarda goruluyor. Peki bu sinsi hastaligin belirtileri neler?
Son yillarda daha cok duymaya basladigimiz panik atak aniden baslayan ve zaman zaman tekrarlayan, insani dehset icinde birakan yogun sikinti ya da korku nobetleri olarak tanimlanir. Anadolu Saglik Merkezi'nden Psikiyatrist Dr. F. Tuna Burgut, toplumun buyuk bir kismini ilgilendiren panik atak hastaligi ile ilgili bilgi vererek sunlari soyledi "Hasta kontolunu kaybettigi, olmek uzere oldugu, ya da aklini kacirmak uzere oldugunu hisseder. Panik atak, vucutta hizli ve karmasik degisikliklere sebep olur. Panik atagin bazi organlar uzerindeki etkisi, kaza ya da zehirlenmenin yol acacagi sonuctan bile daha kotu olabilir. Panik atak kesinlikle bir hastaliktir ve tedavisi sarttir. Ara ara gelisen bir durum olmasina ragmen tedavi edilmediginde 'atak'larin sikligi artabilir ve beraberinde depresyon ya da genel endise halleri gibi baska psikiyatrik hastaliklara sebep olur. Hastalar, ataklar arasinda gergin ve huzursuz olurlar ve her an yeni bir atak gelisebilir korkusuyla bir genel endise durumu gelistirirler. Buna 'beklenti anksiyetesi' adi verilir. Hasta evden cikamamaya, yalniz kalamamaya baslar ve hayati felc olur."

Hastaneye kosarlar

Panik ataklarin nedeni kesin olarak bilinmiyor ancak genetik etkilesimin etkili olabilecegi dusunuluyor. Panik ataklar kadinlarda, erkeklere gore iki kat daha fazla goruluyor ve belirtiler genelde 25 yasindan once basliyor. Hastalikla ilgili en onemli adim, teshisin dogru konulabilmesi... Panik atak hastalari genelde hastanelerin acil servislerine gogus agrisi, nefes alamama gibi sikayetlerle gittikleri icin, bircok tibbi testlerden gecerler.
Kalp, akciger ile ilgili 'medikal' bir hastalik olmadigini anlayan hekimler hastayi taburcu eder ve hasta bir sonraki nobete kadar tedavi aramaz. Fakat panik atak hastalarinin hemen teshis edilip dogru tedaviye yonlendirilmeleri gerekir. Bu nedenle hem doktorlari hem de hastalari psikiyatrik hastaliklar acisindan egitmek cok onemlidir.

Ilac ve terapi bir arada

Panik bozuklugu, tedavisi mumkun bir hastaliktir. Bu ilac tedavisi ya da psikoterapi olmak uzere iki buyuk baslik altinda toplanabilir. En iyi tedavi hem ilac hem de terapinin beraber yapildigi bir tedavi surecidir. Bunun yaninda gevseme egzersizlerinin de hastaya ogretilmesinde fayda vardir. Panik ataklari sirasinda Ilac kullaniminin pek faydasi olmaz. Dogru ilac secimi, uygun sure ve dozlarin kullanimi ataklarin tekrarlanmasini onler. Terapi yontemleri de ataklara sebep olan duygulari ve dusunceleri inceleyerek krizleri uzun vadede azaltir veya tamamen ortadan kaldirir.



Fazla Kilo Beyne Zarar



Bilim adamlari uyariyor. Fazla kilolar kalp ve damarlarinizin yanisira beyniniz icin de iyi degil.
Fransiz bilimadamlarinin yaptigi 5 yil suren arastirmasinin sonuclarina gore fazla kilo zeka duzeyinin dusmesine de neden oluyor.
Fazla kilolu olmak, kalp ve damarlarin yanisira beyni de olumsuz etkiliyor.
Fransiz bilimadamlarinin yaptigi arastirma, kilo almanin zekayi seviyesini de dusurdugunu ortaya koydu.

Arastirmada yaslari 32 ila 62 arasinda degisen 2 bin 200 kisiye 4 zeka testi uygulandi

Arastirma sonucunda obez yani asiri kilolu olanlarin normal kilolulara gore sozcuk testlerinde daha basarisiz olduklari belirlendi. Normal kiloda olanlar sozcuk testlerinde kelimelerin yuzde 56’sini hatirlarken obez olanlar sadece yuzde 44’unu hatirlayabildi.

Bilimadamlari 5 yil sonra ayni testleri ayni kisiler uzerinde tekrar uyguladi. 5 yil sonra obez yani asiri kilolu olanlarin hatirlama kabileyetlerinin yuzde 44’den yuzde 37.5’e dustugu tespit edildi. Normal kiloda olanlarin hatirlama kabiliyetleriyse ayni kaldi.

KILO IQ’YU DUSURUYOR
Fransiz bilimadamlari arastirmanin sonuclarina bakarak kilo aldikca insanlarin IQ duzeylerinin dustugunu soyluyor.

Arastirmaya onderlik eden doktor Maxime Cournot, yaglarin beyin hucrelerini olumsuz etkiliyor olabilecegine dikkat cekti. Cournot, fazla kilolu olmanin damarlarin sertlesmesine yol actigini hatirlatti ve beyindeki atardamarlarin da sertleserek zeka duzeyini olumsuz etkileyebilecegini belirtti.




COK ONEMLI::ILK YARDIM ..........

BURADA CESITLI KONULARDA BASIMIZA GELEBILECEK KAZALARDA ILK YARDIM OLARAK NE YAPABILIRIZ. BU KONUDA SIZE BILGI VERECEGIM.

Hayatin icinde bazen yasami tehlikeye sokan acil durumlarla karsilasabiliriz. Boyle acil durumlarda yasam ve olum arasindaki zaman bazen bir kac dakikayla olculur. Bu bir kac dakikalik zaman diliminde yapilabilecek ufak tefek bazi mudahaleler cogu zaman hayat kurtaricidir. Bir saglik kurumuna ulasincaya kadar veya doktorunuza ulasamayacaginiz bir durumda bu kucuk detaylar ve ilk mudahale sayesinde hayati tehlike yaratabilecek bazi durumlara engel olabilir hayatimizi yada insanlarin hayatini kurtarabiliriz..

ILK YARDIM CANTASI


Oncelikle tum pet sahiplerinin bir ilk yardim cantasi bulundurmasi gerekir. Eger mumkunse ilk yardim cantasindan iki tane hazirlayarak birisini arabada digerinide evinizde bulundurun.
Ilk yardim cantasinin icinde olmasi gerekenler,

Enjektor (gerektiginde ilac icirmek icin), makas, cimbiz veya pens,
Turnike, tampon, sargi bezi, pamuk, flaster
Dijital bir termometre ( mumkunse klasik civali termometreleri kullanmayin)
Antiseptik bir solusyon ( Biokadin, Zefiran gibi )
Antibiyotikli bir merhem ( Terramycin merhem, Furacin pomad gibi )
Antihistaminik pomad veya tablet
Amonyak

HAYVAN ISIRMALARINDA ILK YARDIM

KOPEK ISIRMALARINDA ILK YARDIM

KOPEK ISIRMALARINDA YAPILACAK ILK YARDIM SU SEKILDE OLMALIDIR. KOPEGIN ISIRDIGI YER BOL SABUNLU SU ILE YIKANMALIDIR.DIKIS ATTIRILMAMALI VE EN YAKIN SAGLIK KURULUSUNA KUDUZ ASISI VE YARA TEDAVISI ICIN BASVURULMALIDIR.

KUDUZ ASISI ISIRILMAYA MARUZ KALINDIGI GUN 0. GUN, 3. GUN VE 7. GUNDE YAPILIR GEREK GORULDUGU TAKDIRDE SON ASIDAN BIR HAFTA SONRA TEKRAR BIR DOZ DAHA YAPILIR.

YILAN SOKMASI

YILAN SOKMALARI GENELLIKLE EL AYAK BOLGELERINDE OLAMAKTADIR. BU BOLGEDE YILAN ISIRIGINDAN SONRA SIDDETLI AGRI OLUR. YIAN ISIRDIKTAN SONRA ISIRILANBOLGENIN UST KISMINDAN BIR TURNIKE UYGULAYARAK ZEHIRIN VUCUDA DOGRU ILERLEMESI ENGELLENIR. YILAN ISIRIGI OLAN YER TEMIZ BIR KESICI ALETLE CIZILEWREK KANATILIR. AGZINYA YARA VE CURUK DISI OLMAYAN BIRI BURADAN YARAYI EMEREK ICINDEKI KANI AGZINA CEKIP TUKURMELIDIR. YUYTARSA KENDISIDE ZEHIRLENEBILIR. DAHA SONRA EN YAKIN SAGLIK KURULUSUNA GITMELIDIR.

ZEHIRLI ORUMCEK ISRMASINDA ILK YARDIM:

Orumcegin sokmasiyla birlikte once lokal sonra yaygin cok siddetli agri baslar. Goz bebeginde kuculme ; miyoziz vardir. Morarma ve sikintili solunum, nabizda 40’a kadar dusme, kan basincinda yukselme gorulur. Bulanti, kusma, terleme, agir vakalarda konvulziyonlar da bulgular arasindadir. Orumcek zehirini gidalara da birakir ve bunlar yenilirse zehirler.
Orumcegin soktugu yere amonyakli su, permanganat, karbonat eriyigi, sirke gibi antiseptik ozellikteki sivilardan biri surulur. Analj**** verilir. Orumcek anti serumu uygulanir.

ARI SOKMALARI:

Bal ari turleri arka kisimlarindaki zehirli ignelerini deriye batirarak sokarlar. Isiran tur arilar zehirlerini agizlariyla birakirlar. O bolgede agri, birkac dakika sonra yanma, sisme ve deride kirmizi kabarciklar olur. Cok duyarli kisilerde daha onemli durumlar hatta olum gorulebilir.
Arinin soktugu yada isirdigi bolge hareket ettirilmez, uzerine buz torbasi konulur, amonyakli su surulur. Arinin ignesi soktugu yerde kalmissa agri giderildikten sonra, alevden gecirilmis igne ile cikarilir. Duyarli olan kisilerde ; ornegin astimli bir kiside, ari vb. bocek soktugu an cok cabuk sisme, yanma olur. Bundan onemlisi solunum yolunda tikanma olacagindan hemen hastaneye iletilir.


YANIKLARDA ILK YARDIM

YANIKLAR:

Yumusak ( deri, mukoza, kas, damar, sinir, lenf) ve kemik dokularin; isi, isin , elektrik, radyasyon ( fiziksel), asit, baz (kimyasal) vb. etkenlerle yanmasi sonucu olusan yaralanmalara YANIK denir.

YANIKLARIN DERECELERI:

a-) BIRINCI DERECE YANIKLAR:
Deride kizariklik gorulur, agri ve yanma hissi vardir. derinin butunlugu bozulmamistir, iz birakmadan tamamen iyilesir.

b-) IKINCI DERECE YANIKLAR:
Deri ileri derecede kizariktir. bu kizarik bolgede ici su dolu kabarciklar (buller) vardir. Bunlarin icindeki su, damarlardan sizan kan serumudur. su dolu kabarciklarin patlatilmasi bilincli olarak enfeksiyon kapisinin acilmasi demektir ve cok tehlikelidir.

c-) UCUNCU DERECE YANIKLAR:
Deri, deri alti yumusak dokular (kas, damar, sinir) kemige kadar yaniga katilir ve yikima ugrar. deri butunlugu bozularak acik yanik yarasi olusur. enfeksiyon kaynagi olma olasiligi yuksektir.

d-) DORDUNCU DERECE YANIKLAR:
Kemik doku da yaniga katilmistir. yanan vucut bolumleri komurleserek, tum deri, deri alti ve kemik dokulari yikima ugrar. yanik vakalarinda yanik sokunun onlenmesi gerekir. yanik yuzey derinliginden once degerlendirilir. eger deri yuzeyinin 1/3, veya % 30 u ve daha fazlasi yanmissa bu durumdaki kisi cok agir bir hasta olarak degerlendirilir ve hemen acil yardim almalidir.


NEDENLERI

Yanik, alev ya da sivi, kati ve buhar halindeki sicak cisimlerin dogrudan etkisiyle olusur. Bunlarin yaninda, elektrik carpmasi ya da sulfurik asit gibi kimyasal maddelerle temas sonucunda da yaniga benzer lezyonlar olusabilir. Dokunun gordugu zarar, isinin yuksekligi ve dokunun isiya maruz kaldigi sure ile dogru orantilidir. Dokunun 550C'lik isi-ya 30 saniye sureyle maruz kalmasi sonucunda yalniz o bolgede kizariklikla (eritem) ortaya cikan hafif duzeyde bir reaksiyon olusur. Isinin 650C'ye cikmasi, ayni surede, o bolgedeki derinin zedelenmesine yol acar. Yanik, ne kadar derine inmisse ve ne kadar genis bir yuzeye yayilmissa o kadar agirdir.

Ilk Alinacak Onlemler

Yaniklarin mutlaka bu konuda uzmanlasmis hastanelerde tedavi edilmesi gerekir. Bununla birlikte, cogu durumda yanikli hastaya ilk girisim, kazanin oldugu bolgede yapilmalidir. Bu yuzden yanan hastaya yaklasimda su temel kurallara uyulmalidir:
-Ilk is olarak yaniga neden olan isi kaynagi hemen uzaklastinlmali ve etkisiz hale getirilmelidir.
-Bu amacla hastanin vucudunun ustundeki alev hemen bir battaniye ya da ortuyle sondurulmelidir.
-Hastanin ustundeki giysiler hemen sogutulmali, zararli bir kimyasal maddeye bulasmissa cikartilmalidir. Hastanin giysileri dikkatle ustunden cikanImalidir. Bu islem aceleyle ve dikkatsizce yapilirsa, yanik bolgesine yapismis olan giysilerin cikanlmasi bolgenin daha fazla zarar gormesine yol acabilir. Ozellikle vucuda degen ve alev olmadan da yanma ozelligi olan plastik gibi maddelerin deriyi zedelemesini engellemek gerekir.

-Bulundugu bolgeye zarar vermeyen giysileri cikarmak gereksizdir; yanik bolgeleri sterll (mikroptan anndinlmis) gazli bezlerle ortulmelidir.
-Bolgeyi dezenfekte etmemek ve bolgeye pomat surmemek gerekir.
-Hasta bir an once hastaneye goturulmelidir.
Ufak yaniklar evde de tedavi edilebilir. 'ibolgesine herhangi bir pomat surulmemelidir. Aynca bolgede ici berrak sivi dolu olan keseciklerin olusumuna neden olan yaniklarda enfeksiyon gelismesini engellemek icin bu kesecikler patlatilmamalidir. Yapilacak tek sey bu bolgenin mikroplardan arindirici maddelerle yikanmasi ve sargi bezleriyle bolgenin gevsekce sarilmasidir. (Agir yaniklarda bolge dezenfekte edilmez.)
Boyle bir onlem bakteri kokenli bir enfeksiyonun olusmasini engellerse de, butun onlemlere karsin gene de enfeksiyon olusabilir.
Yaniklarin degerlendirilmesinde dikkatli davranmak gerekir; yalnizca kizanklik olusumuna neden olsa da, yaygin yaniklarda mutlaka bir hekime basvurulmalidir

BOGULMALARDA ILK YARDIM

BOGULMALARDA ILK YARDIM:

Vucudun yasamsal sistemlerinden solunum sistemine su, yabanci cisim kacmasi, intihar, zehirlenme vb. nedenlerle bu sistemin islevinin durmasi yada bozulmasi durumuna bogulma denir.

SUDA BOGULMALARDA ILK YARDIM:

a-) Hasta hemen yuz ustu durumuna getirilir. Olanakli ise basi vucudundan daha asagi tutulmalidir. En iyisi suyun bronslardan pasif olarak disari cikmasini saglamak amaciyla kalcalarin kaldirilmasidir. Birkac saniye icin hastayi bas asagi getirmek olanakli ise de bu durumda daha uzun birakilmamalidir. En degerli olan ilk zamanlar elbiseleri cikarmak, battaniyelerle isitmak gibi islerle gecirilmelidir.

b-) Ust solunum yollari hemen temizlenmelidir. Bunun icin varsa takma disler ve cesitli yabanci cisimler agizdan parmakla cikarilmali, alt cene ve dil one dogru cekilmelidir ( soluk yolunu acma).

c-) Bogulan kisiye temel yasam destegi uygulanir. Normal kardiyorespiratuvar islevleri yeniden baslayincaya kadar sicak ve yatar durumda tutulmalidir. Aldigi sular bosaltilmaya calisilmalidir.

d-) Hastanin bilinci yerine gelmeye baslarken, amonyak ve nitritte d’amyle koklatilmasi hastanin gecici olarak derin soluk almasini saglar.

e-) Acil yardim 112 servisiyle iletisim kurulmalidir.

Suda bogulmada kurtarma gecikmisse kazazede derinden cikarilmissa, akcigerlerdeki ve midedeki suyun bosaltilmasi gerekir. Akcigerler su ile dolu ise yapay solunum etkisiz olur. Yutulan suyun bosaltilmasi icin, bogulanin karnindan iki elle tutulup, bel yukari kaldirilir. Hastanin beli bas yerden kesilinceye kadar kaldirilmalidir. Hasta ile yer ikiz kenar ucgen yapilacak sekilde tutulur. Bu durumda bas ve gogus asagida kalacagindan soluk yollarindaki su bosalir. Suyun disari atilmasindan sonra hastada kalmis olan suyun bosaltilmasi olanaklidir. Bunun icin hasta sirt ustu yatirilir basi yana cevrilir ve cene vucuttan uzaklastirilir. Basin bu durumu bir kisi tarafindan korunurken baska bir kiside kazazedenin ayaklarindan tutarak yukari kaldirir. Ayaklarla birlikte kalcanin yerden yukseltilmesi akcigerlerdeki suyu bosaltir. Bu yontemle batin organlarinin diyafragmaya baski yapmasi sonucu suyun akcigerden bosaltilmasi kolaylasir. Bunun ardindan fazla zaman kaybetmeden yapay solunuma gecmek gerekir. Bogulmada, yapay solunumun yerini hicbir uygulama tutamaz. Suda bogulan hicbir zaman ayakta tutulmaz, ayaga kaldirilmaz. Siki elbiseler cikarilir, hastayi usutmemek icin uzeri battaniye ile ortulur. Vucut isisi korunmalidir. Hasta en yakin saglik kurulusuna gonderilmelidir.

BOGAZA KACAN YABANCI CISIM BOGULMALARINDA ILK YARDIM:

Bogazdan yabanci cisim cikarilmasi icin hastaya yan yatis pozisyonu verilir. Sirta elle birkac kez vurulur. Vurus ile ani ekspirasyon meydana geleceginden yabanci cisim disari atilir. Agiz boslugunda kalirda elle alinir. Yabanci cisim yutakta ise ilk yardimci isaret parmagiyla cismi alabilir. Yabanci cismin parmakla alinamadigi vakalarda kisi karnindan tutulur ve elle desteklenerek bas ve vucut one dogru egdirilir. Sirta vurma ile basinc yapilarak cismin hava ile disari atilmasi saglanir. Maddenin cinsi ve de miktari bilinmelidir. Ornegin fasulye nohut gibi sivi ortamda sisme ozelligine sahip maddeler kisa zamanda buyuyerek bogulmayi cabuklastirir. Bu maddelerin alinmasi ancak klinikte operasyonla mumkun olacagindan ilgili klinige sevki cabuklastirilmalidir. Ozafagusa balik kilcigi gibi batici cisimler takilir. Bunlarin su veya ekmek lokmasiyla indirilmesine ugrasmak ozafagusun yirtilmasina neden olur. Uzman hekim tarafindan mudahale edilmesi icin hastaneye sevk edilirBURUN KANAMALARINDA ILK YARDIM

BURUN KANAMASI: (Epistaksis ):

Burun kanamasi cesitli travmalardan, ust solunum yolu enfeksiyonlarindan ve tansiyondan ileri gelir ve kanma burun ici dokusundaki damarlarin yirtilmasi veya burundaki kucuk kilcal damarlarin catlamasi sonucu olmaktadir. Bunlarin disinda ;
1-) Kafatasi kirigi
2-) Yuz yaralanmalari, yumrukla vurmaya bagli olanlarda dahil
3-) Sinuzit enfeksiyon veya burun icinde bir baska anormallik.
4-) Kanama bozukluklari

ILK YARDIM:

BURUN KANAMASI SIRASINDA SUNLAR UYGULANMALIDIR:

a-) Burun deliklerini sikarak veya ust dudak ile dis etleri arasina yuvarlak gazli bez yerlestirip bastirarak basinc uygulayin.
b-) Hastayi mumkunse pencere acip, onune oturtun ve basi one egin, boylece bogaza akan kan akcigere geri cekilmez
c-) Hastayi sakin tutun ozellikle tansiyonu yuksek olan ve endiseli hastalarda onemlidir. Endise kan basincini yukseltir, buda kanamayi arttirir.
d-) Burun uzerine ve ense kismina soguk pansuman, buz torbasi koyun. Lokal sogutma kanamayi kontrolde yardimci olur.


KIRIKLARDA ILK YARDIM

Kirik durumlarinda en onemli kural,kirik bolgenin hareketsiz kalmasini saglamaktir.
Kirik, kemikdokusunun surekliliginin tumuyle bozulmasidir. Kiriklar cogu zaman siddetli ve ani dususler, araba kazalari gibi travmatik olaylar sonucu meydana gelir. Bir de travma olmaksizin ya da onemsiz bir olay sonucu ortaya cikan kiriklar vardir. Bunlar, kemiklerin geregi kadar dayanikli olmamasindan kaynaklanir. Rasitizm, osteoporoz (kemik dokusunun yogunlugunun azalmasi), osteomiyelit (kemik sert. dokusu ve iligi iltihabi), kemik veremi, birincil ya da ikincil kemik tiimorleri gibi kemik yapisinda zayiflamaya ya da erimeye yol acan hastaliklar bu tur kinklara yol acabilir.
Tek bir bolgeyle sinirli kirik olgulari bile tum vucudu kapsayan bir tehlike yaratabilir. Bunyeye gore de degisebilen bu tehlikelerin en onemlileri yag tikaclari ya da asiri kanamaya bagli hipovolemik (dolasimdaki kan hacminin azalmasina bagli) soktur.
Bu yuzden hastanin yalnizca kirik bolgesiyle degil, genel durumuyla da ilgilenmek gerekir.

KIRIK TURLERI

Kapali ve acik kiriklar arasinda ayrim yapmak buyuk onem tasir. Acik kirikta deri ile derialtindaki yumusak dokularin butunlugu bozulmustur ve kirik hatti, dis ortam ile iliskidedir. Kemik dokusunun iltihaba karsi direnci daha dusuk oldugundan, acik kiriklarda kemik iltihabi tehlikesi cok yuksektir. Kapali kirikta ise kirigi kaplayan ve dis ortamdan ayiran dokularin butunlugu bozulmamistir. Her iki kirik turunde de sinirlerde, kan ve lenf damarlarinda ve cevredeki yumusak dokularda cesitli derecelerde lezyonlar olusabilir. Kiriklar her zaman kolay fark edilmez. Ama hastanin yanlis tasinmasi bazen cok agir zararlar getirdiginden, tanida hata payini en aza indirmek gerekir. Bir kingi yok saymak ise yanlis tanimlamaktan daha tehlikelidir. Ornegin, bir omur kirigi fark edilmez ya da kirik kuskusu onemsenmezse, hastanin dikkatsiz ve yanlis tasinmasi omurilikte hasara, sonucta da felce neden olabilir.
Tam kiriklarda belirtiler cogu zaman dikkat cekicidir. Bunlar, kirik bolgesinde agri ve aci, sislik, anormal hareketlilik, kemik gicirtisi gibi ayirt edici sesler, bicim bozuklugu ve islev kaybi ya da zayifligidir.

Tani:

Dogal olarak bir kirigin taninmasindaki en temel unsur, belirtilerin ortaya cikmasina neden olan travmatik olay konusunda bilgidir.
Ozellikle tam olmayan kiriklarda, taninin kolay olmadigi durumlar vardir. Bunun nedeni belirtilerin zayif ya da (omegin, giysilerin altinda) gizlenmis olmasidir. Bu kuskulu durumlarda cok
dikkatli hareket etmek gerekir. Oncelikle zarar gordugu sanilan bolgedeki giysiler dikkatle cikarilmalidir. Islem hastaya zor geliyor ya da aci veriyorsa hemen durdurulmali ve kink varmis gibi hareket edilmelidir. Daha hafif olgularda ilkyardimi yapan kisi parmagini kink oldugundan kuskulandigi kemik uzerinde gezdirerek yerel bir aci olup olmadigina bakabilir. Parmak lezyon bolgesine ulastiginda acinin artmasi, kirik kuskusunun dogrulanmasinda onemli bir unsurdur.
Kirigin en sik rastlanan sonuclari sok, iltihap (acik kiriklarda) ve yag embolisidir. Kirik kemigin iliginden kana gecen yag tikaclari akcigere ulasarak aci, solunum zorlugu, ates, kalp atisinin artmasi, ajitasyonla seyreden ve olumcul olabilen bir tabloya yol acabilir.

Kirik Cesitleri;

Kirigi tanimada genel olcutler ve kirik karsisinda davranisin temel kurallari onceki maddede aciklanmistir. Bu maddede ise kiriklarda uygulanacak onlemler yer almaktadir.

KOL KIRIKLARI

Kol kirigi soz konusu oldugunda, dirsegin altinda kalan bolumu (onkol) gogus uzerine kivrip bir esarp ile baglamak, ust bolumu ise govdeye dogru, onden ve arkadan birer tahta parcasi (ya da katlanarak sertlestirilmis gazete, dergi vb) arasina alarak sabitlestirip govdeye baglamak gerekir. Ozellikle cocuklarda sik rastlanan dirsek kiriklarinda, koltukaltindan parmaklara kadar kolun tumu, tahta parcalari yardimiyla bulundugu konumda sikmadan sabitlestirilmelidir. Bilek ve onkol kiriklarini da, kumasa sarilmis sopalarla sikmadan hemen sabitlestirmek, elin ayasini asagi dogru tutarak hastayi bir an once hastaneye goturmek gerekir. KoPage Rankucuk kemigi kiriginda onkol govdeye dogru kivrilir ve boynun arkasindan baglanan ucgen bicimli bir bezle buraya tutturulur. Onkol ile gogsun arasina yumusak bir madde konur. Kirik bulunan kol, saglikli kolun koltukaltindan baglanan bir seritle sabitlestirilir.

BACAK KIRIKLARI

Uyluk kemigi kirigi soz konusu oldugunda, omuzdan ayaklara kadar uzanabilen ve yaklasik 15 cm genisliginde bir tahta parcasi bulmak gerekir. Tahta parcasi, temasi yumusatmak amaciyla bir carsaf, ortti ya da benzeri bir kumasla kaplanir. Daha sonra hastanin altina hasar gormus tarafa yerlestirilip seritlerle sikmadan baglanir; boylece tum bacak, kalca kemigi ve omurilik sabitlestirilir. Uygun bir tahta bulunamayan durumlarda, hastanin bacaklari arasina kivrilmis bir carsaf yerlestirilir. Kalcadan ayak bileklerine kadar iki bacak, birbirine seritlerle (kravat, havlu vb) baglanir. Dizkapagi kiriginda, bacagi kalcadan ayaga kadar olanak varsa kumasa sanlmis bir tahta parcasi ya da sert bir destekle sabitlestirmelidir. Dizden ayaga kadar olan bacak kiriklarinda da bacagi kalcadan ayak ucuna uzanan iki tahta parcasi arasinda sabitlestirmek gerekir. Bu arada bir elle ayagin ucunu. oburuyle de topugu tutup yavasca cekerek bacagi duzeltmek yararli olur. Ayak kemigi ya da parmaklannda kink oldugunda ayakkabi cikarilmali, asiri agri ya da baska bir nedenle cikanlamiyorsa kesilmelidir. Daha sonra kalin kompresler uygulanir ve ayak, sikilmadan baglanir.Boylece kirik gorece hareketsiz hale getirildikten sonra hasta en yakin hastaneye goturulur.

YUZ KEMIKLERINDEKI KIRIKLAR

Yuzdeki kiriklarin en yaygin nedeni trafik kazalaridir. En cok cesitli travmalar sonucu olusabilen burun kiriklarina rastlanir. Cogu kez burun kirigi fark edilmez. Ozellikle cocuklarda, travma sonrasi uygun bicimde tedavi edilmeyen kirik bir burnun, bozuk bicimde iyileserek, estetik sorunlarin yani sira hava gecisinde zorluklar yaratabilecegi unutulmamalidir. Boyle bicim bozukluklarinin yetiskin yasta cerrahi yolla onarilmasi guctur.
Altcene kirigina ozellikle trafik kazalarinda ve sporcularda oldukca sik rastlanir. Bu kemikteki kiriklar, olusan bicim bozuklugundan oturu kolay fark edilir. Ama bazen kemik uclarindaki oynama cok hafif oldugundan kirik anlasilamayabilir.Hastanin agzini kapatamamasi ve tukurugun kanla kansik olmasi altcene kinginin belirtilerindendir. Altcenenin tum hareketleri aci verir. Cogunlukla dislerde de kinlma vardir.Bu durumda yapilacak ilkyardim ceneyi hafifce kaldirarak agzi ust ve alt disler ic ice oturana degin kapatmaktir. Daha sonra cene, iki seritle basin ustunden ve enseden baglanarak sabitlestirilir.Hastada kusma varsa, bagi cozmek gerekecektir. Cene nazikce desteklenerek kusma bitinceye degin bas bir yana cevrilir.

OMURGA KIRIKLARI

Omurga kirigi, ilkyardimda en cok sorun olusturan turdur. Yanlis bir hareket, omurga icinden hareket sinirlerine ve duyulara giden sinir koklerini ya da omuriligi orseleyerek felce neden olabilir. Boyun omurlarindaki kiriklarla oteki omurga kiriklarini ayirt etmek gerekir. Boyun omurlarindaki kiriklarda hastayi hareketsiz tutmak cok onemlidir. Hastanin tasinmasi icin en az 4 kisi gereklidir. Hastayi sedyeye ya da kumas kapli tahta bir levhaya (en az iki metre uzunlugunda olmalidir) tasirken
bir kisi basi vucut dogrultusunda tutmali, biri omuzlan, biri kalcalari, oteki de bacaklari tutarak kaldirmalidir. Bu kosullar saglanamiyorsa, en iyisi cankurtarani beklemektir. Olanak varsa hasta, sedyeye koyulabilecek kadar kaldirilip sik aralikli seritlerle baglanir. Basin altina hicbir sey koyulmamali, ama hastaneye gidene degin hareketsiz kalmasini saglamak icin kenarlarina sert ya da yari sert nesneler (gazete, katlanmis giysiler vb) yerlestirilmelidir. Sirt ve bel kinklarinda da ayni onlemler alinmalidir. Hasta bulundugunda sirtustu durumdaysa, dondurmeden once tahta levhayi uygulayarak omurgada olusacak kivnlmalar onlenmelidir. Bu dummda da dogm hareket etmek olanaksizsa, en iyisi cankurtarani beklemektir

KOPAN ORGAN NAKLI:
Kaza yada felaketlerde organ kopmalarina siklikla rastlanmaktadir. eger organ tamamen koparsa total amputasyon, kismen kopmussa (damarlari kesik olup kismi bir deri parcasinin veya tendonlarin saglam kalmasi vb.) buna suptotal amputasyon denir. Total amputasyonda kopan organ replantasyon yolu ile tekrar yerine konur. Bu durumlarda, hasta ile kopan organi, steril kosullarda sarilarak acilen saglik birimlerine iletilir

YARALANMALAR

Yaralanmalarda oncelikle:
-Dezenfektan (mikrop oldurucu) maddenin yaranin icine girmesi engellenmelidir.
-Toz ya da pomat gibi maddeler kullanilmamalidir.
-Kullanilan sargi fazla sikilmamalidir.
Yaralanma terimi, demin, bazen derialtinin hatta daha derindeki dokularin butunlugunun bozulmasi icin kullanilir.

Yaralanmalar basitce soyle siniflandirilabilir:

a)Basit yaralanmalar: Siddetli kanamalara neden olmayan, yasamsal onemi olan organlrin zedelenmedigi ve fazla yaygin olmayan yaralanmalardir.
b)Agir yaralanmalar: Yara derindeki dokulari da icine aliyorsa ve bolgedeki yapilarin butunlugu bozulmussa; genisce bir alana yayilmissa ve ayni bolgede birden cok yara varsa; siddetli kanamalara neden oluyorsa; derindeki yapilar aciga cikmissa ya da yara bolgesinde yabanci cisimler kalmissa, agir yaralanmadan soz edilir. Agir yaralarimalara yaklasim ve tedavi yontemleri ile siddetli kanamalarin tedavisi farklidir. Bu maddede yalniz kucuk yaralanmalar ele alinacaktir.
Yapilmasi Gerekenler;
Dikkatsizlik, acelecilik ve yorgunluk gibi nedenlerle yalnizca cocuklar degil, eriskinler de evde ve evin disinda kucuk kazalara ugrayabilmektedir. Bir bicak ya da kirik bir cam parcasiyla yaralanma sonucunda olusan ve cok kanamaya neden olan bir kesik, duvar ya da demir. torpusu gibi purtuklu bir yuzeye surtunme sonucunda ortaya cikan bir siyrik ya da cekic ve civi kullanirken ortaya cikan yaralanmalar karsisinda ne yapilmalidir'? Boyle bir durumda her seyden once sakin olmak, tartismaya girmeden yaralanan kisiyi bir an once aydinlik bir yere oturtmak gerekir.
Bundan sonra, acil girisimde bulunacak kisinin asagidaki temel noktalari goz onune almasi gerekir:

1)Girisimi yapacak kisi ellerini su. ve sabunla iyice yikamali ve temiz bir havluyla kuruladiktan sonra alkolden gecirerek havada kurutmalidir.
2)Yara kollardaysa yaralinin parmaklanndaki yuzukler ve kollaiindaki bil****ler cikarilmalidir. Boylece yaralanma bolgesinde odem olusursa bolgedeki kan dolasimi engellenmemis olur.
3)Yaranin cevresindeki bolge saf suyla (gerekirse su ve sabunla) yikan-mali, yara bolgesine dokunulmamalidir.
4)Yaranin cevresi dezenfektan (mikrop oldurucu) maddeye batinlmis bir parca pamukla silinmelidir.
5)Yaranin cevresi silinirken dezenfektan maddenin dogrudan yaraya degmemesine dikkat edilmelidir. Dezenfektan madde derinin butunlugunun bozuldugu yara bolgesindeki hucrelere zarar verebilir.
6)Yaranin ustune pomat ya da toz ve pudra halindeki ilaclar surulmemelidir.
7)Yara bolgesini steril gazli bezlerle koruyun.
8)Bolgeyi bir sargi bezi ile cok sikmadan, yaranin her yanini hafifce ve ayni olcude saracak bicimde sann. (Sargi bezinin tek islevi yara bolgesine surulen ilacin yerinde kalmasini saglamaktir.)
9)Yara bolgesinde yabanci cisim (ornegin cam parcalari) varsa sargi yapilmamali, bolgeyi korumak icin uzerine bol miktarda birkac kez katlanmis steril gazli bez ya da temiz mendil konmalidir. Bu sirada yaraya baski uygulamanin yabanci cisimlerin daha da derine gitmesine yol acabilecegi unutulmamalidir.
10)Yara bolgesinde yabanci cisim varsa ya da yara pasli ya da kirli bir cisimle olustiiysa kazazede mutlaka bir ilkyardim merkezine ulastinlmalidir.

Kucuk Yaralarin Bakimi

Evde ya da isyerinde olusan kucuk yaralarda, yara bolgesi uygun bir yontemle temizlenu1kten sonra steril gazli bezle kapatilip sanlmalidir.
Asagidaki iki temel kural unutulmamalidir:
-Kullanilan steril gazli bezler kuru olmali; yara bolgesinin yumusamasini onlemek icin yaranin cevresi yikanip temizlendikten sonra iyice kurulanmalidir.
-Bolgeye uygulanan sargi ya da flasterin kirlenmedikce ya da islanmadikca degistirilmesine gerek yoktur. Gerektigi gibi yapilan sargi, gunlerce yara bolgesinde kalabilir.Yara bakimi icin gerekli malzemenin olmadigi durumlarda, kanamayi saptayabilmek icin acik renkli sargi malzemesi kullanilmasi onerilir. Steril gazli bezleri yerinde tutmak icin mendil, kravat, havlu ve hatta kadin corabi bile kullanilir

ONEMLI KONU::Yasaklanmis bu ilaclari icmeyin lutfen....

ABD'de yasaklanan ilaclar ile ilgili yapi kredi bankasi saglik isleri bolum baskanligi tum YKB personeline bir duyuru yapmistir.
Buna gore, zararli yan etkileri olabilecegi belirtilen ve kullanilmamasinin uygun olacagi gorusu bildirilen ilaclar
asagida listelenmektedir.

Sevdiklerinizi koruyun..

* AFERIN CAPSUL
* AFERIN TABLET
* ALFAROL TABLET
* APEX CAPSUL
* BABYRHYNOL SUSPANSIYON
* CONTEX CAPSUL
* CORSAL CAPSUL
* EKORINOL SURUP
* FORZA TABLET
* GERAKON TABLET
* KATARIN CAPSUL
* KONGEST TABLET
* THERAFLU TABLET
* TRIAMINIC DAMLA
* TRIAMINIC TABLET
* TUSEPTIL SURUP


Mevsimine gore saglik

Hayatimizi takvimlere gore duzenliyoruz. Tatillerin ne zaman baslayip, ne zaman sona erecegi, onemli gunler, kisacasi gunluk hayatimizla ilgili her seyi takvimlerde bulabiliyoruz. Ancak bir de saglik takvimine ihtiyacimiz var. Iste size, yilin 12 ayinda sagliginizi korumak icin neler yapmaniz gerektigini anlatan bir basucu takvimi!

OCAK

Yilin ilk ayi. Baska bir deyisle yeni baslangiclar yapmanin, onemli kararlari uygulamaya baslamanin tam zamani. Hadi, siz de kesin kararinizi verin ve sigara icmekten vazgecin. Son zamanlarda tum dunyada sigaraya karsi etkili bir kampanyanin surduruldugunu biliyoruz. Gelin bu kampanyaya kulaklarinizi tikamayin.

Ocak ayi, sigarayi birakmak icin yilin en uygun, en anlamli donemi. Yapilan arastirmalar, ocak ayinda sigaradan vazgecmeye karar verenlerin bu girisimlerinde cok basarili olduklarini gosterdi. Ister ocak ayinin kerameti deyin, ister yeni bir baslangic yapmanin kararliligi deyin, ama ortada bir gercek var: Ocak ayinda sigaraya veda edenler, bir daha ellerine sigara almiyorlar.



Bu arada sigara dumaniyla gozgozu gormez hale gelmis kapali salonlardan, barlardan da uzak durun. Tabii bu ay, sogukalginliklarina karsi da tedbirli olmaniz gerekiyor. C vitamini takviyesini sakin unutmayin. Her sabah bir bardak portakal suyu icmeyi aliskanlik haline getirin. Ocak ayinin saglik takviminde, sagliginizi korumaya daha fazla ozen gostermeniz vurgulaniyor.

SUBAT

‘Cuce Subat’in ne gibi surprizler yapacagi belli olmaz. Ulkemizde genellikle soguklar, subat ayinda siddetlenir. Biraz da ilkbahara duyulan ozlemin verdigi sabirsizlikla, subati biran once atlatmak isteriz.

Mutlaka farketmissinizdir, kis aylarinda daha cok acikiriz ve karnimizi doyurmamiz daha zor olur. Vucut, daha fazla enerjiye ihtiyac duydugu icin, bu donemde sindirimi zor olsa da tok tutan yiyeceklere agirlik verilir. Ozellikle karbohidrat iceren besinler sofralari susler.

Subatta, su karbohidratli besinler meselesini ele alin. Agir karbohidratli yiyeceklerden vazgecin. Tahil urunleri, kuru fasulye, mercimek, borulce, nohut gibi yiyecekler, sebve ve meyve agirlikli bir beslenme programini uygulayin. Subat ayinda, beslenme aliskanliklarinizdaki hatalari duzeltmeye calisin. Zararli karbohidratlardan uzak durmaniz, kisi daha saglikli atlatmanizi saglayacak.

MART

Karanlik ve kasvetli kis gunlerinden sonra Mart ayinda gunesi gormeye baslayacaksiniz. ‘Mart kapidan baktirir, kazma kurek yaktirir’ derler ve Mart gunesine aldanmanin yanlis oldugunu iddia ederler. Mart ayinda soguklar devam etse de, hem gunler uzayacak, hem de gunes sik sik gokyuzunden size kendini gosterecek. Bu gunleri iyi degerlendirin.

Firsat buldukca acik havada yuruyusler yapin. Bahara dinc ve guclu girmek icin mart ayinda vucut egzersizlerine agirlik verin. Kis aylarinda istemeden de olsa, belki kilo aldiniz. Fazla kilolardan kurtulmak icin yilin en uygun donemindesiniz. Bu ay, bahar yorgunluguna karsi da hazirlikli olmalisiniz.

NISAN

Nisan ayi, genellikle yagisli gecer ama yagmur bulutlarinin arasindan gunes yuzunu gosterince de yureginizi yasama sevinci sarar. Karamsarliktan kurtulmanin tam zamani.

Bu arada bir noktaya dikkatinizi cekmek istiyoruz. Mart ayinda fazla kilolardan kurtulmayi basarmis olabilirsiniz. Ancak simdi vucudunuzu dikkatle inceleyin ve bel bolgesinde bir fazlalik olup olmadigini arastirin.

Ince vucutlu olsaniz bile belde kalinlasma, hafif bir gobek vucudunuzda zararli yaglarin biriktigine isarettir. Zararli yaglarin bel bolgesinde toplandigi belirtiliyor.

Kanser ve kalp hastaliklarina yakalanma tehlikesinin bir habercisi de bu yag birikimi. Nisan ayinda ozellikle bel ve karin jimnastigi yapmaniz, beslenme duzeninizi yeniden gozden gecirmeniz gerekiyor.

MAYIS

Cinsel hayatiniza ceki duzen vermek icin Mayis ayini tercih edin. Baharin bu en guzel ayinda, yeni asklara kendinizi hazir hissedebilirsiniz. Cinsel durtulerin hizlandigi bu donemde, cinsel hastaliklarin da arttigini unutmayin.

Bu ay, kendinizi yenilemek icin elinize gecen firsatlari degerlendirin. Bu ayin en onemli sorunlari, sindirim sisteminde ortaya cikabilir.

Gerekirse bir doktora gorunup sindirim sisteminizi rahatlatacak onlemler alabilirsiniz. Eger gecmisti sindirim sisteminizde sorunlar yasadinizsa, mayis ayinda bu sorunlarin tekrar ortaya cikmasi ihtimali fazladir. Bu nedenle, daha once uyguladiginiz perhize bas vurmanizda fayda var. Bu ay, sindirim sisteminizi korumaya ozellikle cok onem vermelisiniz.

HAZIRAN

Hic oyalanmadan, vakit kaybetmeden bir saglik kontrolunden gecin. Tatile cikmadan once, bir check-up yaptirmaniz gerekiyor. Sagligina onem veren herkesin, hic degilse bir doktora gorunup genel bir muayeneden gecmesi gerekiyor.

Tatilinizin zehir olmamasi ve de kendinizi goz gore gore hasta etmemeniz icin biraz fedakarlik yapmayi goze almak zorundasiniz.

Ozellikle orta yasli kadin ve erkeklerin, yazin nimetlerinden yararlanmaya baslamadoan once mutlaka doktor kontrolunden gecmeleri gerekiyor. Hemen yuzunuzu burusturup, kaslarinizi catmayin. Siradan bir check-up icin fazla zaman harcamaniza gerek yok. Kan ve idrar tahlili, bir kac arastirma ile bu mesele halledilir.

TEMMUZ

Tatil doneminin bu en guzel ayinda yapmaniz gereken ilk is, cildinizin durumunu kontrol ettirmek olmali. Deri kanserlerinin ozellikle temmuz ayinda ortaya cikmasi bir rastlanti degil. Yaz sicaklarinin cekiciligine kapilip, gunes banyolarini artirinca, bilmeden kendinizi tehlikeye atabilirsiniz. Derinizdeki benler onceleri iyi huylu olabilir, ama birdenbire gunesle temas edince ozellikleri degisebilir. Bu ay, lutfen cildinizin bakimina, sagligina ozen gosterin. Asiri sicaklarda, kan basincinizi olcturmeyi de ihmal etmeyin. Vucudunuzun susuz kalmasi ihtimaline karsi onlem alin.

AGUSTOS

Agustos sicaklarinda kent icinde kalmak, kalp hastaliklari acisindan tehlike yaratabilir. Yaz ortasinda, oncelikle ruhsal sagliginizi korumak icin onlemler almalisiniz. Yilin bu en sicak ayinda, stresten uzak kalmaya calismalisiniz. Yasadiginiz cevreden uzakta gecireceginiz bir kac gun, sizi rahatlatir. Depresyon, panik atak gibi sorunlar, agustos ayinda ortaya cikabiliyor. Onceleri ruhsal sorunlar yasamis olanlarin da, bu ay cok dikkatli davranmalari oneriliyor.

EYLUL

Surekli ayni tempo icinde yasamanin zararli etkileri, vucudunuzda da kendini gostermeye baslar. Sonbaharin bu ilk ayinda, tipki ilkbaharin baslangicinda oldugu gibi acik hava sporlarina agirlik vermelisiniz. Ama bu ay, daha once denemediginiz sporlari denemenizde yarar var. Vucudunuzun kaslari surekli ayni hareketleri yapmaktan yorulur. Bu nedenle eylul ayinda farkli egzersizler yapmayi deneyin. Joging yapiyorsaniz, yuruyusu deneyin. Tenis oynuyorsaniz, bu kez de voleybolu tercih edin. Degisik sporlarla vucudunuzun dinginligini koruyacaksiniz.

EKIM

Ekim ayi, saglik acisindan sonbaharin en tehlikeli donemidir. Hava serinlemeye hatta sogumaya basladigi icin grip, soguk alginliklari, bronsit, bogaz agrilari ve enfeksiyon hastaliklari sirada bekler. Bu hastaliklara yakalanmamak icin oncelikle bagisiklik sisteminin guclendirilmesi gerekiyor. C vitamini iceren meyve ve sebzeler sofranizdan hic eksik olmamali. Bagisiklik sistemini guclendirici besinlerle kendinizi koruyabilirsiniz. Yesil ve siyah cayin bagisiklik faydali oldugunu unutmayin.

KASIM

Sagliginizla ilgili planlar yapmanin tam zamani. Saglik sigortanizi yenileyeceksiniz. Bu arada genel bir saglik kontrolundan gecmeyi ihmal etmeyin. Hava kosullarindaki degisiklikler, ozellikle kalp ve akciger hastaliklarina davetiye cikarir. Kisa girmeden once, saglik durumunuzun incelenmesi, kis aylarinda buyuk sorunlarla karsilasmanizi onleyebilir. Bu arada depresyon riskini de gozardi etmeyin. Vucudunuz degisen hava kosullarina uyum saglayincaya kadar, bazi sorunlarla karsilasmaniz kacinilmaz.

ARALIK

Her seyden once strese karsi onlem almalisiniz. Kis mevsiminin basinda kendinizi asiri derecede yorgun hissedebilirsiniz. Bu ay, bunyenizi kuvvetlendirmek icin vitamin takviyesine agirlik vermelisiniz. Kis kosullarinin pek cok kisinin ruh sagligini olumsuz yonde etkiledigi biliniyor. Gunesin yuzunu cok seyrek gostermesi, ozellikle kadinlarda karamsarliga neden olur. Bu yuzden soguk kis gunlerinde, gunesi gorur gormez kisa sure de olsa acik havada dolasmalisiniz. Sinir sisteminizi kontrolden gecirtmeyi de unutmayin. Kis basinda ruh ve beden sagliginizda onemli degisiklikler yasayabilirsiniz. Bu nedenle bir sorununuz olunca, zaman kaybetmeden doktorunuza basvurun.

Genc kalmanin sirlari

Saglikli ve uzun yasamin sirlarini veren Prof. Dr. Osman Muftuoglu'na gore, stresi hayatindan kovan, dengeli beslenip spor yapan herkes uzun omurlu olabilir. 120 yil yasamak hayal degil!

"Mutlu bir hayat daha uzundur..."

Ne mucize besinler, ne sporla gecirilen bir hayat, ne de sihirli formuller... Uzun ve saglikli bir yasamin sirlarini ogrenmek icin basvurdugumuz Prof. Dr. Osman Muftuoglu'nun uzerinde en cok durdugu ve israrla vurguladigi kavramlar, sagliga eslik eden mutluluk, huzur ve dinginlik oldu...



Belki temel bu ama daha pek cok sey var... Bu yazida daha uzun ve saglikli yasamin puf noktalari ve cesitli receteleri verilirken, genc kalmayi kolaylastiran kucuk formuller de siralanacak. Prof. Dr. Muftuoglu, 'yasama sanati'ndan 'yaslanma sanati'na uzayan bakis acisiyla, nasil yaslanmamiz gerektigini anlatacak...

'Biz yasami uzatmiyoruz, zaten yasam uzuyor' diyorsunuz. Insan omru neden uzuyor ve biz ne kadarina mudahale edebiliyoruz?

Bilim ve teknolojik gelismeler insan omrune omur katiyor. Sadece antibiyotiklerin kesfi, ortalama insan omrunde 10-15 yillik uzama yapti.

Asilanmanin getirdigi koruyucu guc, bizim daha az hastalanmamizi sagladi.

Son bir arastirmada statin grubu kolesterol ilaclarinin ortalama insan omrune ilavesinin 12 yil civarinda oldugu hesaplandi. Karacigere verdigi zarar cozulurse statinler 10 yil sonrasinin Aspirin'leri olacak. Genetik bilimindeki gelismelerle genetik mirasimizdan dolayi basimiza gelen saglik olaylarinin cogunun ertelenmesini saglayacagiz. Insanlar, muhtemelen hak ettigi omru zaten yasayacak.

Egitim bir avantaj

Nedir hak ettigimiz omur?

Bence 120'nin uzerinde. Kayit altinda bilinen en uzun yasayan kisinin yasi, 117. Eger 117 yil gerceklesiyorsa insan omru bunu zorlayabilir. Bana gore 120 yil yasamak efsane degil. Son 100 yilda yasam suremiz ortalama 30 - 40 yil uzadi.

Uzun yasamin kaynagi dedigimizde en onemli belirleyiciler neler?

Daha cok saglik bilinci icinde olmayi, daha iyi, daha saglam durusu saglamayi becerebildigimiz icin hak ettigimiz sureyi yasayacagiz. Entelektuel duzey iyiyse, bu daha iyi gerceklesecek. Cunku arastirmalara gore uzun omrun en onemli anahtarlarindan biri egitim.

Yaslanmayla egitimin iliskisi ne?

Egitimli kisi saglik ve dunya konusunda daha bilincli. Arastirmalar egitilmis insanlarin belleklerinin daha saglam oldugunu ve yasam suresinin uzadigini gosteriyor. Egitimli insan asisini yaptiriyor, bagisiklik sistemini guclendiriyor, hastalik belirtilerinde doktora daha erken basvuruyor. Hastalarin yuzde 80'i cok hastalanmadigi surece doktora gitmiyor.

Bugunku Turkiye'de egitim duzeyimize bakarsaniz, potansiyel yaslanma surecimiz nasil?

8 yillik egitimin sadece egitimle ilgili degil, saglikla ilgili sorunlarda da ciddi cozum uretecegini umut ediyorum. Egitim duzeyimize, universitelilesme oranlarimiza bakarsaniz h�l� yuzde 35-40'lardayiz. Turkiye'de ortalama yasam suresi kadinlarda 72, erkeklerde 68-69'a dayandi. ABD'de 78-82 yas civarinda. Ileride ortalama yasam suresini hizla uzatan ulkelerden biri haline gelecegiz.

'Olcu kacmamali'

'Saglikli yaslanma'dan ne anlamaliyiz?

Omru akillica yasamak. Hicbir seyin olcusunu kacirmamak lazim. Formda kalmak, kaliteli bir hayat yasamak, mutlu olmakla birlestirdiginiz zaman sagligin faydasi var.

Nereden, nasil baslamak lazim? Bunun icin belli bir yas var mi?

2 sinir ciziyorum. 30-35'li yaslar artik donup kendinize bende neler oluyor diye sormaya baslamaniz gereken yaslardir. Digeri 55 yas ve ustu.

Yolun yarisi da 35 degil artik...

Tabii ki. 35 cok gerilerde kaldi. Ama orada Cahit Sitki'nin anlatmak istedigi hayatin sadece organik yarilanmasi degil, ruhsal yarilanmasi. 35'ten sonra yasaminiz uzuyor ama ruhsal kalibiniz orta yasa geliyor. 50 yas ve civarini orta yaslara giris gibi dusunmek lazim. Bugunku klasifikasyonda birkac seyi gundeme getirmek lazim. Artik butun dunyada her sey yaslilar ve orta yasli insanlara gore konumlandiriliyor. Cunku tum dunyada dogurganlik azaliyor, yasam suresi uzadigindan en fazla yasli nufus artiyor.

55'te doktor sart

Peki bir doktora basvurmak icin hangi yasi beklemek lazim?

Doktora basvurmanin mutlaka gerektigi yas, 55 ve ustu yastir. Bu yas grubu cok daha onemli. Cunku o donemde kadinda da, erkekte de birdenbire hizlanan hormonal, ����bolik degisimler yasanir.

Kadinda yikim daha fazla olmasina karsin daha uzun yasamalari bir paradoks degil mi?

Evet ama bence kadinlarin uzun omurlu olmalarinda bu cok olumlu bir katki. Butun dunyada kadinlarin omru daha uzun. Hicbir ulke yok ki, erkekler kadinlardan daha uzun yasasin. Erkeklerin sagliklari konusunda daha fazla duyarli olmaya ihtiyaclari var. Sagliklarini daha iyi izlemeleri bazen erkekler tarafindan alay konusu edilse bile, cogu zaman kadinlarin daha uzun yasamalarinin sebebidir.

Orta yaslarda hayata bakis nasil olmali?

Ilkonce sagliga, mutluluga, dinginlige odaklanmak lazim. Saglikli olma karari, beraberinde baska turlu bir hayat yapilanmasini da gerektiriyor. Biraz egzersiz, biraz beslenme odakli, uykuya, stres yonetimine dikkat eden, kendini basariya daha fazla adayan, bunlar icin gerekli olan ekonomik gucu elde etmeye calisma gayreti icinde olan, ki ekonomisi daha iyi olanlar daha az hastalaniyor.

Ornegin ben sagligimdan baslamaliyim, sigara iciyorum, onu birakmaliyim. Egzersiz yapmiyorum, yapmaliyim. Duygusal hayatima cok iyi dikkat etmeliyim. Ailevi iliskilerim cok iyi degil, esimle, cocuklarimla yeterince ilgileniyor muyum?

Bunlari zaman zaman gozden gecirmek lazim. Hayati dikkatli bir sekilde dagitmak lazim. Saglikli olma karari bir meydan okumadir.

Haftada en az 2 ogun balik yiyin

Likopen iceren domatesi, karpuzu, proantosiyanidin iceren uzumu, pekmezi, kirmizi sarabi, beta karoten bakimindan zengin portakal, kayisi, seftali ve havucu, yogun lif iceren tum meyve ve sebzeleri bol bol tuketin.

Gunde birkac tane ceviz ya da findigi, salataya ekleyeceginiz yarim fincan ketentohumunu beslenme aliskanliklariniza yerlestirin.

Sut urunlerinde yagsiz ya da az yagli olanlara yonelin.

Haftada 2 kez ortalama 100-150 gram duzenli olarak balik tuketin.

Yesil yaprakli sebze ve meyvelere daha cok agirlik verin.

Kafeinden olabildigince uzak durup tuzu azaltin.
Daha bol potasyum, magnezyum, kalsiyum almaya calisin. Lahana, brokoli, ispanak, soya fasulyesi, guvenilir bitkisel kalsiyum kaynaklaridir.

Orta yaslarda guclu antioksidan etkileri sebebiyle flavinoitlerin de bol bol tuketilmesi yararlidir. Caydan, koyu yesil, sari ve kirmizi renkli sebze ve meyvelerden yeterince saglanabilir. Soya, elma ve brokoli onemli flavinoit kaynaklaridir. Lahana, kereviz, bezelye ve salgamda da bol bulunur.

Kadinlar erkeklerden fazla yasiyor cunku...

Kadinlar sagliklarina daha duskun.

Stresleri erkeklere gore daha az.

Is kazalariyla karsilasma riskleri daha az.

Erkeklere gore ruhsal ve hormonal acidan daha monogam olmaya egilimli. Bu nedenle cinsel yolla bulasan hastaliklara daha az yakalaniyorlar.

Hormonal hiperaktif olmalari yani cok fazla degisken hormonal yasamlari, daha direncli olmalarini sagliyor.

Kadinlar daha sevecen, hayata daha bagli, daha cok huzur icinde olmaya cabaliyor. Erkekler birbirlerine cok acik ve samimi degiller.
Kadinlar daha az sigara, alkol tuketiyor.

Iste erken yaslanmanin nedenleri

Beslenme eksiklikleri.
Hipertansiyon, seker hastaligi, damar sertligi gibi uzun sureli saglik sorunlari.
Genetik hastaliklar.
Kas ve eklem sorunlari.
Egzersiz eksikligi (hareketsiz yasam tarzi).
Kolesterol-trigliserit yuksekligi.
Yogun stres, mutsuzluk, kotumserlik, depresyon.
Organ yetmezlikleri (tiroit bezi tembelligi, karaciger yetersizligi, kalp, bobrek, hipofiz yetmezligi).
Yogun cevresel kirlilik ve radyasyon etkisi.
Yetersiz ve kalitesiz uyku.
Sigara, alkol ve uyusturucu bagimliligi

Akilci ve basit beslenme plani

Beslenme planinizda yapacaginiz basit, kolay ve akilci degisikliklerle sagliginizda onemli iyilesmeler yapabilirsiniz.

Kan basincinizi ayarlamak, kan sekerinizi dengelemek, kolesterol ve trigliserid seviyelerinizi azaltmak icin ciddi avantajlar saglayabilirsiniz. Unutmayin! ‘Ne yiyorsaniz O’sunuz’ kurali yuzyillardir hep ayni ve hic degismeyecek...

Akilci bir beslenme plani ile kilonuzu daha kolay yonetir, osteoporozdan (kemik kirilganligi artisi), menopoz yakinmalarindan, yaslilikta karsilasabileceginiz pek cok sorundan korunabilirsiniz. Kolay, ucuz ve uygulanabilir besin degisimleri ile gec yaslanan formda biri olabilirsiniz.



Yapacaklarinizi ogrenmeniz cok kolay! Butun sorun karar vermekte. Verdiginiz karari surdurmek ve cevrenizdeki sabotajcilarla bir sure direnmekte... Yapacaginiz degisimlerin yasaminiza sagladigi katkilari birkac ay icinde alacak, yasam kalitenizdeki duzelmeye, sagliginizdaki iyilesmeye siz de sasiracaksiniz.

Hipertansiyona karsi

Hipertansiyon sorunu ile daha kolay basetmek istiyorsaniz once kalori tuketiminizi kontrol altina alin. Fazla kilolarinizi atin! Tuz tuketiminizi gunde bir cay kasigi (2,5 gr) ile sinirlayin. Potasyumdan zengin besinlerden (muz, patates, seftali, kayisi, domates), magnezyum kaynaklarindan (kurubaklagiller, ceviz, findik), posa deposu sebzelerden (havuc, yesil yaprakli sebzeler) daha cok faydalanin.

Kalp ve damar icin

Kalp ve damar hastaligindan, damar sertligi ile iliskili saglik sorunlarindan uzak yasamak istiyorsaniz omega-3 yag asitlerini artirin: Daha cok balik (haftada 2-3 kez, 100-150 gr), keten tohumu (gunde 1-2 tatli kasigi), ceviz (gunde 1-2 adet) kullanin. Kolesterol deposu besinlerden (sakatat grubu, sarkuteri grubu, yumurta sarisi), doymus yaglardan (tereyagi, ic yagi, kuyruk yagi, kanatli hayvanlarin derisi, yagli kirmizi etler) uzak bir beslenme plani yapin. Kalori ve alkol tuketiminizi sinirlayarak trigliserid duzeyinizi azaltin. Antioksidan etkili dogal ateroskleroz savascilarindan (Likopen deposu domates, karpuz, Resveratrol deposu uzum suyu, sarap, Quercetin deposu elma, Proantosiyanidin deposu uzum cekirdegi) daha sik faydalanin.

Yaslilikla iliskili goz sorunlarindan katarakt ve makula dejenerasyonun yavaslatilmasinda E vitamini zengini besinlerin (yagli tohumlar, tahillar), Lutein deposu, Zeozantin kaynagi urunlerin, beta karoten yuklu havucun, kayisinin, C vitamini deposu sebze ve meyvelerin yararindan istifade edin.

Kemiklere guc verin

Kemik kirilganligi artisi dogal bir yaslilik surecidir. Kalsiyum zengini sut ve sut urunlerinden (peynir, yogurt, ayran), D vitamini deposu besinlerden, kalsiyum ile zenginlestirilmis meyve sulari ve diger iceceklerden daha cok yararlanin. Tukettiginiz besinlerle kemiklerinize daha fazla kalsiyumu, dogal yoldan saglayin.

Periyodik donemleriniz gergin, sis ve agrili geciyorsa tuzu azaltin, magnezyumu arttirin. Daha cok posali urun kullanin. Menapoz donemine iliskin sorunlarinizi baskilamak istiyorsaniz soya urunlerinden daha sik yararlanin.

Ogleden sonra enerji

Ogleden sonraki enerjisizlik sorununuzu cozmek icin oglen yemeklerini salata ile gecistirmeyi birakin. Her oglen 100-150 g balik, tavuk veya yagsiz kirmizi et ihtiva eden bir beslenme plani yapin. Ya da salatalariniza protein katin! Uykusuzluk sorununuzu cozmek istiyorsaniz aksamlari erken yiyin ve daha fazla karbonhidrat (sebze, makarna) kullanin. Aksam yemeginizi kucultun, azaltin.

Bellek kaybindan korkmayin

Yaslanma sorunlarindan bellek azalmasi ve yaslilik depresyonu ile mucadele etmekte de Omega-3 yag asitlerinden faydalanabilirsiniz. ‘Dokozahekza-noikasit’ (DHA) bellege guc veren, yaslilikla ilgili depresif ruh halini onleyen bir Omega-3 yag asididir. Balikta ve diger deniz urunlerinde bol bol bulunur. Omega-3 yag asitlerinden EPA (Ekozapantonoikasit) kani inceltip, damarlari koruyarak bellek kaybini geciktirebilir. Depresyon ve ruhsal gerginligi azaltmada Omega-3 yag asitleri yaninda magnezyum zengini besinlerden, B vitamini depolarindan da yararlanabilirsiniz.

Yorgun musunuz?

Hep yorgunsaniz, daha cok protein (balik), magnezyum (ceviz, badem, avokado), B vitamini ve potasyumu (muz, domates) dogal besinler ile kazanmaya calisin. Demir (et, yesil sebzeler, pekmez) ve folik asit tuketiminizi cogaltin. Demir eksikligi ile iliskili saglik sorunlarindan korunmak, belleginize, saciniz, deriniz ve ruhsal dengenize, ozellikle de kansizlik sorununuza cozum bulmak icin daha fazla demir tuketmeye bakin! Yorgunlukla savasta en guclu silahin iyi bir sabah kahvaltisi oldugunu sakin unutmayin. Ogun atlamayin

Yaz ve Kalp Hastaliklari

Hazirlayan: Prof. Dr. Ovsev Dortlemez - Prof. Dr. Halis Dortlemez
Ic Hastaliklari - Kardiyoloji Uzmani

Kalp Hastalarinin Hastaliklari geregi yasam boyu dikkat etmeleri gereken bazi kurallar vardir.

Bunlar cogu kez hastalar tarafindan yeni bir yasam sekli olarak algilanir. Mumkun oldugunca da uymaya ozen gosterilir

Her mevsimin kendine ozgu guzelligi ve ozelligi vardir. Kisin kari ve sogugu ile yazin sicagi ve denizi bunlarin basinda gelir.

Kalp Hastasi olan kisi yazin ve denizini cok seviyor da olsa, kendini mumkun oldugunca sicaktan ve yaz-deniz keyfi adina yorgunluktan korumalidir. Bu nedenle sicagin ve koruyucu hareketlerin sakincalarina kisaca deginmek uygun olur.

Sicaklik ve Deri
Insanlar icinde bulunduklari ortama uyum saglamada kendilerine yardimci olan donanimlara sahiptirler.

Cevrenin ve kendi vucut isinlarinin durumuna uyum saglamada deri cok onemli bir rol oynar
Deri, damarlarinin durumunu ihtiyaca gore ayarlayarak damarlarin genislemesi veya damarlarin daralmasini saglayarak cevrenin sicagina uyum saglar. Kisinin sicaga uyum gostermesinde terleme ve titremeninde onemli bir ayarlayici rolu vardir.

Deri, normal kosullarda normal isidaki ve istirahatteki eriskin bir insanda kalp debisinin % de 5-10'u kadar bir kan tasir. Isinin artmasiyla deri kanlanmasi artar.
Asiri isi artmasi hallerinde kap debisinin % 50-60'i deriye gider. Bu gibi hallerde derinin Sempatik Vazokonstriktor sinirleri arayiciligi ile cesitli refleks yollar sayesinde dolasim duzenlenmesi yapilarak kontrol altina alinir.

Yazin asiri sicaklarda, sicaga uzun sure maruz kalmakla en sik gorulen asiri halsizlik, yorgunluk hatta bitkinlik duzeyindeki tablolardir. Sicak Carpmasi (Gunes Carpmasi) bu durumlardan biridir.

Ortamin isisinin artmasiyla kisinin deri ve cesitli organlarinda olusan temel degisiklikleri soyle ozetleyebiliriz.

1- DOLASIMDA ,KANIN BUYUK KISMI DERIYE YONELDIGI ICIN DERININ KAN AKIMI VE KAN MIKTARI ARTAR.
2- KALB DEBISI VE ATIM HACMI AZALIR.
3- ARTERIYEL KAN BASINCI ( TANSIYON ) DUSER.
4- KARIN IC ORGANLARININ KANLANMASI AZALIR.
5- KASLARDA KAN AKIMI AZALIR.

Bu degisiklikler yorgunluk yaratabilecek duzeyde guc sarfiyatini gerektiren her turlu beden-sel faaliyette daha da artar.
Boyle durumlarda kalbin isinin artmasi dakikadaki atim sayisi-kasilmasi da artar.

Yukaridaki aciklamaya calismaya calistigimiz ozelliklerden oturu hipertansiyonlu, kalp yetmezlikli, koroner arter hastalikli ve tedavi altindaki hastlarin sunlara dikkat etmleri uygun olur.


FAZLA SICAGA MARUZ KALMAYINIZ.
YURUYUS VE GEZINTILERINIZI SABAH ERKEN VEYA AKSAM SERIN SAATLERDE YAPINIZ.

GUNLUK SU ALIMINIZ KISITLANMIS BILE OLSA,YAZIN COK SICAK ZAMANLARI_DA VE ASIRI TERLEDIGINIZ DONEMLERDE SU KAYBINIZ ARTACAGI ICIN YETERLI SUYUNUZU (GUNDE ORTALAMA 2-2,5 LITRE)

TERLE BIRLIKTE VUCUDUN ELEKTROLIT KAYBI, OZELLIKLE SODYUM (TUZ) KAYBI FAZLA OLACAGI ICIN-TUZ KISITLAMALI BIR REJIM ICINDEYSENIZ DOKTORUNUZUN FIKRINI ALARAK YEMEKLERINIZE BIRAZ TUZ ILAVE EDEBILIRSINIZ.

DENIZ KIYISINDA TATILDE ISENIZ, KUMDA YATIP, GUNES BANYOSU YAPMAYINIZ. DENIZE SABAH VEYA AKSAM UZERI GIRINIZ. DENIZDE UZUN SURE YUZMEYINIZ.

EGER DENIZDE DALMA ALISKANLIGINIZ VARSA DALMAYINIZ.

TOK KARNINA DENIZE GIRMEYINIZ.

FAZLA YAGLI, KIZARTMALI, AGIR GIDALAR YERINE, BOL SEBZE, HASLAMA VEYA IZGARA, HAFIF GIDALAR TERCIH EDINIZ. EGER DIABETES MELLITUSUNUZ (SEKER HASTALIGI) YOKSA BOL MEYVA YIYINIZ.

BACAKLARINIZDA KRONIK VENOZ YETMEZLIK (VARIS) VARSA, DENIZDE BELINIZE KADAR OLAN BIR SU SEVIYESINDE YURUYUS YAPINIZ. ASLA KUM BANYUSU YAPMAYINIZ.

HIPERTANSIYONLU ISENIZ, TANSIYON ILACINIZ FAZLA GELEBILIR, DOZUNU DOKTORUNUZA TEKRAR SORUNUZ.

ASIRI SICAKLARDA RITM BOZUKLUKLARI OLABILIR.

BU KURALLARA UYMADIGINIZ TAKDIRDE HANGI SEBEPLE MEYDANA GELMIS OLURSA OLSUN KALB YETERSIZLIGINIZ KAYBOLMUSKEN YENIDEN ORTAYA CIKABILIR, HAFIFLEMISKEN AGIRLASABILIR.

SUKUN BULMUS, KAYBOLMUS KALB AGRILARINIZ (ANGINA PECTORIS) YENIDEN BASLAYABILIR.

DENIZ VE SICAGA KARSILIK SERIN YAYLA TATILINI TERCIH EDEBILIRSINIZ

Spor degil, iyilik melegi!

Tum dunyada buyuk ilgi goren ve sadece 30 dakika suren spor programini ilk kez Turkiye'ye getiren B-Fit, her yastan ve her gelir duzeyinden kadinlara, duzenli ve sistemli spor yapma aliskanligi kazandirmayi hedeflliyor.

B-Fit nedir?
B-Fit, muzik esliginde kisinin kendi itme ve cekme gucuyle kullandigi aletler ile toplu halde yapilan ozel bir spor programi.
Nasil yapilir?
Her biri vucudun farkli bolumlerini calistiran toplam 9 aletin bulundugu sisteme istasyon calismasi deniyor ve her gelen uye bos olan bir istasyondan gruba katilabiliyor. Belirlenmis surelerle ve sirayla aerobik ve aletli calismalarin birlesmesiyle gerceklestirilen bu spor programi toplam 30 dakika suruyor, esneme hareketleriyle de sona eriyor.

30 dakikanin onemi ve yararlari
'30 dakika'da yapilan aerobik ve kas gelistirici spor; kaslarin sekillenmesini ve kuvvetlenmesini, dayanikliligin artmasini, yorgunlugun azalmasini, performansin yukselmesini, kemik yogunlugunun korunmasini, kas ve eklem yaralanmalarinin ve sakatlanmalarinin onlenmesini, durusun gelismesini ve kan dolasiminin kolaylasmasini sagliyor.

Bircok hastaligin tedavisine de destek olan bu spor programi ile erken olum riskini azaltmak, diyabet, yuksek tansiyon, bagirsak kanseri ve kronik kalp hastaligi riskini azaltmak, ideal kiloyu korumak, saglikli kemiklere, kaslara ve eklemlere sahip olmak da mumkun.

Calisma sirasinda vucuda uygulanan yuklenme suresinin uzun ve siddetli olmamasi, her yasta ve seviyede kisinin bu spor programini uygulamasina firsat veriyor. Kisinin kendi itme ve cekme gucuyle kullanilan aletler, var olan kaslara bicim verip sekillenmesini ve Osteoporoz olusmasini engelliyor. Muzik ve ritm esliginde yapilan egzersizler ise kaslarin ritmik kanlanmasini saglayarak kalp ve dolasim sistemine de yardimci oluyor.

Zamanim yok diyenler icin buyuk firsat!
Dolasim ve kas gelistirme hareketlerini bir arada gerceklestirerek 30 dakikalik bir antrenmandan en verimli ve en hizli sonucu almayi saglayan bu programla “spor yapmak icin zamanim yok” diyenlere firsat doguyor. Ayrica gencinden yaslisina kadar genis yas araligina uygun olan programda, kisi, kendi itme ve cekme gucu sayesinde zorlanmadigi icin programa herhangi bir yas sinirlamasi da konulmuyor.

Kilosundan, formsuzlugundan ve yasliligindan dolayi utanan ve/veya spor yapmayi beceremeyecegini dusunenler ise; ayri bir beceri gerektirmeyen aletler sayesinde spora karsi negatif olan yaklasimlarini pozitife ceviriyor. Ayrica muzik esliginde yapilan egzersizlerle kisi, hem spor yapiyor, hem mutlu oluyor ayni zamanda da egleniyor.

Rehabilitasyon icin de uygulanabilir
Fizik tedavi amacli da kullanilabilen bu aletler sayesinde kisinin dogustan veya sonradan herhangi bir nedenle olusan kalici veya gecici fonksiyonel kapasite kaybinin tedavi edilmesi veya rahatlatilmasi bu spor programiyla mumkun olabiliyor.
B-Fit spor programi; Istanbul (Yildiz, Acibadem ve Bostanci), Izmir (Uckuyular ve Narlidere) ve Bodrum'daki (Oasis) subeleriyle toplam uc ilde hizmet veriyor.

Rinoplasti - Burun Estetigi

Estetik burun ameliyati burun seklinin estetik cerrahi bir girisim ile yeniden bicimlendirilmesidir. Bu ameliyat ile buyuk olan burun boyutlari kucultulebilir, buyutulebilir, burun ucunuzun veya burun sirtinin sekli degistirilebilir, burun delikleri daraltilabilir veya burun ile ust dudak arasi aciyi degistirilebilir, burun sirtindaki kemik cikintilar alinarak duzeltilebilir. Burun estetigi ameliyati sirasinda, gelisimsel ya da carpma sonucu olusan deviasyonlar (burun tikanikliklari) duzeltilebilir. Estetik Rinoplasti ameliyati, fizik gorunusunuzu degistirerek kendinize olan guveninizi arttirabilir, fakat size ideal gorunumu vermesi mumkun olmayabilir veya diger insanlarin size daha farkli davranmasina yol acmayabilir.

Estetik Ameliyat olmaya karar vermeden once beklentilerinizi cok iyi dusunmeniz ve bunu doktorunuzla paylasmaniz gerekir. Estetik Rinoplasti icin en iyi adaylar mukemmel icin degil, gorunumlerini duzeltme amaciyla gelenlerdir. Eger fiziksel olarak saglikli ve psikolojik olarak dengeli ve beklentilerinizde gercekci iseniz iyi bir aday olabilirsiniz. Estetik Rinoplasti ameliyati, estetik amaclari gerceklestirmek icin veya burun icindeki egrilikleri duzeltmek ve tikanikliklari acarak solunum guclugu problemlerini duzeltmek amaciyla yapilabilir. Ameliyat yasi, 18 yas ve ustudur. Gencleri sosyal ve duygusal uygunlugu ve bu ameliyattan ne istediklerinden emin olunmalidir. Hastanin burun seklindeki estetik degisimi hakkinda isteklerinin daha iyi anlasilmasi icin hastaya daha once ameliyat edilen hastalarin ameliyat once ve sonrasi fotograflari gosterilerek yorum yapmasi istenir. Hastanin yaptigi yorumlar, kendi beklentisi hakkinda yol gosterici olur. Modern estetik rinoplastideki egilim, yapilan islemlerin burundan nefes alip vermeyi bozmadan, burnun her bolgesine dengeli ve rafine bir gorunum kazandirmaktir. Ayrica estetik rinoplastide, yapildigi belli olmayan, abartisiz dogal bir burun goruntusu amaclanmalidir. Ancak nadiren bazi hastalar burun ucunun daha fazla kaldirilmasini ya da burun sirtinin daha fazla kavisli olmasini istemektedirler. Bu konuda en iyi uygulama, hastayla birlikte ayna karsisinda hastanin parmak ucuyla burun ucunu kaldirmasi ve bu miktarin cetvelle olculmesi metodudur.Genellikle yapilacak islemin zorluk derecesine gore ameliyat ortalama bir-bir bucuk saat surer. Hastalara estetik burun ameliyati oncesinde sedasyon (sakinlestirici ilaclar) yapilir. Ameliyat genel anestezi veya lokal anestezi altinda gerceklestirilir. Ameliyat gecesi hastanede yatirilan hasta, onemli bir sorun yoksa, ertesi gun taburcu edilir. Lokal anestezi ile yapilan estetik burun ameyati sonrasinda hasta bir sure dinlendikten sonra evine gidebilir. Estetik burun ameliyati sonunda burun ustune alci atel uygulanir. Alci atel, 10. gunde tamamen cikarilir. Gozkapaklari ve cevresinde olusabilecek morluklar 10-15 gunde kaybolur. Burun sirtinda ise 15-20 gun veya daha uzun surebilen sislikler olabilir. Bu sisliklerin % 80-90'i ilk ayda gecer. Kalan sislikler ise 6-12 ayda duzelir. Genc veya genc eriskin yasta rinoplasti yapilmasi deri ve diger dokulardaki yaslanmanin etkilerini durdurmayacaktir. Hastalar tarafindan estetik burun ameliyatindan sonra olusan nihai durumun hayat boyu surmesi beklenir. Ancak ameliyatta yapilan islem, deri, kikirdak ve kemik fazlaliklarin alinmasi veya duzeltilmesidir. Tum dokular yine hastaya aittir ve diger dokularin yaslanmasiyla birlikte burun dokulari da zamanla ozelligini kaybedecektir. Bu nedenle yapilan estetik burun ameliyati sonucunda olusan burun seklinin omur boyu degismemesi beklenemez. Rinoplasti, tecrubeli bir plastik cerrah tarafindan yapildiginda komplikasyon olasiligi cok azdir. Ancak, infeksiyon, burun kanamasi veya anesteziye reaksiyon gibi komplikasyon riski her zaman vardir. Bu risklerin olasiligini cerrahinizin ameliyat oncesi ve sonrasi icin verdigi tavsiyelere uyarak azaltabilirsiniz. Ameliyat sonrasi sizinti seklinde kanamalar gorulecektir; ancak bunlar bir iki gun icinde tamamen duracaktir. Rinoplasti ameliyati burun icinden yapilir ve dista gorunur bir skar (iz) olusmaz.

Estetik burun ameliyatinda eger "acik teknik" kullanilirsa veya yayvan burun deliklerinin daraltilmasi gerekiyorsa sadece burun tabaninda ust dudak ile burun arasinda cok az bir iz kalabilir. Uygun hastalarda bu kismi kesmeden de acik rinoplasti yapilabilmektedir. Burun estetik ameliyatlarindan sonra cok dusuk oranda olusabilen (%5) kucuk bir deformiteyi (istenilmeyen kalici sislikler gibi) duzeltmek icin sekonder (ikinci) cerrahi girisim gerekebilir. Bu operasyonlar, ilk ameliyata gore daha kisa surer ve genellikle lokal anestezi altinda yapilir. Bu tur estetik burun duzeltme ameliyatlarinin sislikler tamamen duzeldikten sonra tercihan alti ay sonra yapilmasi uygun olur. Ancak tecrube ve bilgi yonunden yetersiz cerrahlar tarafindan yapilan hatali ameliyatlar sonucunda olusan onemli deformiteler veya sekil bozukluklarinin duzeltilmesi cok daha guctur. Cerrahiniz size ameliyata nasil hazirlanacaginiz konusunda, yeme ve icme kurallari, sigara iciliyorsa en az 1 hafta once kesilmesi, yuz yikanmasi, gibi talimatlarda bulunacaktir. Bu uyarilara dikkatle uymaniz, ameliyatinizin daha kolay gecmesine yardimci olacaktir.

Estetik Burun ameliyati, cerrahin secimine gore, lokal veya genel anestezi altinda yapilabilir. Lokal anestezide genellikle hafif sedasyon yapilir ve burun ve cevresi dokular uyusturulur; ameliyat sirasinda uyanik olacaksiniz fakat agriya duyarsiz olacaksiniz. Estetik burun ameliyati, genellikle bir saat kadar surer, bazi karmasik veya ek islemler gerektiginde bu sure uzayabilir. Ameliyat sirasinda burun derisi alttaki kikirdak ve kemik dokulardan ayrilir ve istenen bicime getirilir. Bicimlendirme hastanin problemine ve cerrahin sectigi teknige baglidir.



Genellikle fazlalik olusturan doku parcalari cok hassas kesicilerle cikarilir. Cikarilan dokular bazen de burnun baska bir kisminda mevcut olan eksikliklerin tamamlanmasi icin de kullanilabilir. Bircok plastik cerrah ameliyat kesilerini burun delikleri icinden yapar. Bazen, ozellikle burun ucu problemli hastalarda "acik" girisim secilebilir ve burun deliklerini ayiran orta kisimda (kolumella) ufak bir kesi yapilarak buradaki yapilarin daha iyi gorulmesi saglanir. Ameliyat sona erdiginde burnu yeni biciminde tutacak bir alci atel uygulanir.

Estetik burun ameliyati sonrasi ilk 24 saat icinde yuzunuzu sis hissedersiniz, burnunuz agriyabilir, ve kunt bir basagriniz olabilir. Ozellikle ameliyatin ertesi gun goz kapaklarinda morarma ve sisme olabilir. Bu durum birkac gun icinde dramatik olarak duzelir. Soguk tamponlarin uygulanmasi sisligi azaltir ve kendinizi daha iyi hissetmenizi saglar. Ilk gununuzu bas hafif yukarida olacak sekilde yatakta (banyoya gidis haric) geciriniz. Ameliyat gununun aksami yataktan kalkip cok az yuruyebilecek duruma gelebilirsiniz. Yataginiza geldikten alti saat kadar sonra agizdan sulu gidalar almaya baslayabilirsiniz. Her sekilde, eski gorunusunuze gore daha iyi olacaksiniz. Sislik ve morlugun buyuk kismi iki hafta icinde gecer. Sisliklerin % 90 civari ilk ay icinde duzelir. Geri kalan kismi ise 6 - 12 ay icinde tamamen gececektir.

Ayrica birkac hafta kendinizi halsiz hissedebilirsiniz. Dokulariniz iyilesirken en az bir ay kadar burnunuzu carpmaya karsi korumaniz gerekir. Burun tamponlariniz birkac gun icinde cikarilir ve kendinizi daha rahat hissedersiniz. Burun sirtina konan alci atel odemlerin azalmasina bagli olarak bir sure sonra gevseyebilir. Bu durumda 3 ila 5. gunde alci atelin degistirilmesi gerekebilir. Dikislerin alinmasina gerek yoktur cunku kendiliginden eriyen katgut dikisler kullanilir. Alci, 10. gunde tamamen cikarilir. Yaklasik 10-14 gun icinde hasta, okuluna veya, isine geri donebilecek hale gelir. Tamamen normal hayata donebilmeniz birkac hafta alabilir. Normal aktivitelere donus konusunda cerrahiniz detayli bilgileri verecektir. Asiri efor gerektiren aktivitelerden (jogging, yuzme, egilme, cinsel iliskiler- kan basincinizi arttiran her aktivite) 2-3 hafta kacinilmalidir. Burnunuzu carpmaktan veya surtmekten ve gunes yanigindan 8 hafta sureyle sakininiz. Yuz ve saciniz yikarken veya kozmetikleri kullanirken dikkatli davraniniz. Kendinizi iyi hisseder hissetmez kontakt lensleri kullanabilirsiniz. Eger olagandisi sikayetleriniz varsa veya neler yapip yapamayacaginizi soruyorsaniz doktorunuzu aramaktan cekinmeyiniz.

Estetik burun ameliyati sonrasi ilk gunlerde, yuzunuz mor ve sis iken daha iyi olacaginizi kolaylikla unutursunuz. Gercekte bircok hasta plastik cerrahi sonrasi kendisini depresyonda hisseder. Bu gayet normal ve anlasilabilirdir. Dinlenme ile bu evre gececektir. Gun ve gun burnunuz daha guzel gorunecektir ve duygulaniminiz duzelecektir. Halen, iyilesme yavastir ve adim adim ilerler. Ufak sislikler bir yil veya daha uzun sure devam edebilir. Bu arada ailenizden ve bazi arkadaslarinizdan beklenmeyen tepkiler gorebilirsiniz. Burnunuzda buyuk bir fark olmadigini soyleyebilirler. Ya da bir aile gelenegini bozmussunuz gibi gucenik davranabilirler. Boyle bir durumda oncelikle nicin ameliyat olmak istediginizi dusununuz. Eger amaciniza ulasmissaniz size yapilan cerrahi girisim basarili olmustur.

DIL TEMIZLIGINI IHMAL ETMEYIN...


Dil uzerinde olusan tabakanin altinda oksijensiz ortamda yasayan mikroplarin agiz kokusuna neden oldugunu belirten uzmanlar, her gun en az bir kere dil temizligi yapilmasi gerektigi uyarisinda bulunuyorlar. ERZURUM - Toplumda her dort kisiden birinin problemi olan agiz kokusunun yuzde 95’i yeterli dis bakimi ve dil temizligi yapilmamasindan kaynaklaniyor. Ataturk Universitesi Tip Fakultesi Kulak Burun Bogaz Anabilim Dali Baskani Prof. Dr. Murat Karasen, sosyal hayati etkileyen, ozguveni sarsan, iletisim bozukluguna yol acan ve utangaclik duygusunun yasanmasina neden olan agiz kokusunun, insanlarda ice kapanma ve stres gibi olumsuzluklar yasamasina, evliliklerde bosanmalara bile neden olduguna dikkat cekti. Prof. Dr. Karasen, agiz kokusuna, sigara, agiz kurulugu, kotu agiz hijyeni, dental, burun, sinus ve bogaz problemleri, alt solunum yollari enfeksiyonlari, aclik, diyet ve cesitli hastaliklarin neden oldugunu soyledi. Toplumun yuzde 25’inin agiz kokusu problemi yasadigina dikkat ceken Prof. Dr. Karasen, agiz kokusu problemlerinin baslica nedeninin agiz bakimi yapmamak oldugunu vurguladi. Prof. Dr. Karasen, soyle dedi: “Agiz kokusuna, oksijensiz ortamda yasayabilen mikroplar neden olmaktadir. Dil uzerinde olusan tabakanin altinda yasayan bu mikroplar, kokunun en buyuk nedenidir. Dis eti problemleri, dis curukleri de bu mikroplara yasayacak ortamlar sunar. Agiz kokusu basite alinmamalidir. Yeterli dis ve dil temizligi yaparak insanlarimizin bircogu yasadiklari bu sikintidan kurtulabilir.” DIL TEMIZLIGI BILINMIYOR Avrupa ve ABD’de dil temizliginin oneminin halk arasinda bilindigini ve uzun yillardir insanlarin dis temizligi gibi dil temizligi de yaptiklarini ifade eden Prof. Dr. Karasen, “Ulkemizde dil temizligi maalesef yeterince bilinmiyor” diye konustu. Dil temizliginin yapilabilmesi icin gerekli aletlerin satisinin da yok denecek kadar az olduguna isaret eden Prof. Dr. Karasen, “Gunde en az bir kere dil temizligi yaparak, mikroplarin yasamasina imkan taniyan oksijensiz ortamin ortan kaldirilmasi lazim. Dil uzerinde olusan katman temizlenmelidir” dedi. DIYET ILE ET VE DENIZ URUNLERI DE AGIZ KOKUSU YAPIYOR Agiz kokusundan kurtulmak icin ozellikle yemeklerden sonra bol su ile gargara yapilmasini oneren Prof. Dr. Karasen, yogurt, maydanoz, tarcin, yesil cay kullaniminin da agiz kokusunu giderdigini soyledi. Yuksek protein iceren et, yumurta, deniz urunleri, baklagiller, peynir gibi gidalarin agiz kokusu yaptigini ifade eden Prof. Dr. Karasen, bu tur gidalarin tuketiminin ardindan mutlaka agiz temizliginin yapilmasini istedi. Agiz kokusunun yasanmamasi icin agzin nemli olmasi gerektigine de isaret eden Prof. Dr. Karasen, “Sivi azligi, agiz kokusuna neden olabiliyor. Diyet yapanlar da yeterli siviyi almadiklari icin agiz kurulugu nedeniyle agiz kokusu yasayabiliyorlar” seklinde konustu.

Bobrek Yetmezligi

Genel Bilgiler
Bobrek karnin arka bolgesinde bulunan 100-150 gram agirliginda bir organdir. Normal kisilerde sag ve solda olmak uzere iki adet bobrek bulunur. Toplumda yaklasik 1000 kisinin bir tanesinde tek bobrek vardir. Tek bobrekli olmanin onemli bir sakincasi yoktur.

Bobreklerin islevi

Bobregin baslica islevleri vucut su, tuz, kalsiyum dengesinin saglanmasi, idrar araciligi ile zararli maddelerin ve ilaclarin vucuttan atilmasi ve hormon, seker ����bolizmasina olan katkilaridir. Bobrek yetmezliginde bobregin bu islevlerinde bozulma olur. Bobrek yetmezligi ani (akut) veya sinsi (kronik) seyirli olmak uzere iki sekilde gelisebilir.

Akut bobrek yetmezliginin nedenleri
Cok sayida neden vardir;
1. Agir kanama, kusma, ishal, yanik sonucu kan basincinda dusme
2. Gebelik: Kanamalar, gebelik zehirlenmesi, sagliksiz kosullarda yapilan dusukler
3. Kalp yetmezligi
4. Bobrek hastaliklari: Nefrit, bobrek damarinin tikanmasi
5. Idrar yollarinda tikaniklik: Kanser, prostat buyumesi, tasa bagli tikanma
6. Ameliyatlardan, ozellikle buyuk ameliyatlardan sonra
7. Ilaclar: Ilaclara bagli akut bobrek yetmezligi sik karsilasilan bir sorundur, bu nedenle ilaclar kesinlikle doktor denetiminde kullanilmalidir.
8. Depreme bagli kas zedelenmeleri

Kronik bobrek yetmezliginin nedenleri
Turk Nefroloji Derneginin verilerine gore;
1. Nefrit: Bobrek iltihabidir.
2. Seker hastaligi
3. Hipertansiyon
4. Tas, tikanma, tumor gibi idrar yolu hastaliklari
5. Bobrek kistleri
6. Diger nedenler

Belirti ve bulgular
Gece idrara kalkma, halsizlik, nefes darligi, carpinti, idrar miktarinda azalma, hipertansiyon, el, ayaklar ve goz etrafinda sismedir. Bobrek yetmezliginin erken donemlerinde belirtiler cok silik olabilir, tek belirti sik gece idrara kalkma olabilir. Gece idrara kalkma aksam cok sivi (cay, su, karpuz...) alanlarda veya prostat hastaligi olanlarda da gorulebilir. Gece idrara kalkan bir hastada baska bir neden yoksa bunun nedeni bobrek yetmezligi olabilir. Bu nedenle sik sik gece idrara kalkanlarin mutlaka bobrek yetmezligi yonunden arastirilmalari gereklidir. Bu amacla kan ve idrar incelemeleri yapilmalidir.
Tani
Bobrek yetmezliginin tanisi kanda ure veya kreatinin isimli maddelerin olculmesi ile mumkundur. Idrar incelemesi, radyolojik yontemler, kanin biyokimyasal incelemesi ve diger laboratuvar incelemeleri bobrek yetmezliginin nedenini anlamaya yoneliktir. Tedavi
Akut ve kronik bobrek yetmezliklerinde tedavi farklidir. Bobrek yetmezligi tedavisi hastanin ozelligine ve bobrek yetmezligine yol acan hastaliga gore degisir. Tedavi kesinlikle bir doktor denetiminde olmalidir. Tedavide en onemli nokta eger var ise kan basinci dusuklugu veya yuksekliginin kontrol altina alinmasidir. Beslenme, sivi ve tuz dengesinin saglanmasi ve ilaclar diger tedavi yontemleridir.
Akut bobrek yetmezligi olan hastalarin bobrekleri iyi ve yeterli tedavi ile genellikle duzelir. Bobrek yetmezligi ilerler ve kalici hale gelirse baska tedavi yontemleri gerekir:
1. Diyaliz
2. Bobrek nakli

grip asisi hakkinda

Grip asisinin ozellikleri nedir?

Bilimadamlari hastaligi onlemek icin kullanilan alti ayri cesit grip asisini bire dusurmek konusunda yeni bir gelisme katettiler. Belcikali bilimadamlarina gore, 'hemagglutinine' ve 'neuraminidase' proteinlerinin bilesiminden olusan M2 proteinin asi solusyonlarinda kullanilmasi sayesinde, insanlar tek bir asi ile gribe karsi onlem alabilecekler. Bugune kadar hastaligi onlemek amaciyla piyasadaki alti cesit asidan birini kullanabilmek icin bazi testlerden gecmek ve uygun asi cesidi belirlemek gerekiyordu.Asi, bir onceki senede en sik karsilasilan virus tipine karsi, Dunya Saglik Orgutu'nun onerileri dogrultusunda hazirlanmaktadir. Her yil Ekim-Kasim aylarinda tek doz seklinde yapilmalidir. Asi ile koruyuculuk saglikli kisilerde %80'lere varmaktadir; yas ilerledikce koruyuculuk %50-60'lara inmekle birlikte hastaligin hafif gecirilmesi saglanmaktadir.

Kimler asi olmalidir?

Bazi durumlarda "oldurucu" bile olabilen gripten korunmanin tek yolu asi. Asinin yararli olmasi icin salgin baslamadan once yapilmasi gerekiyor. 65 yas ustundekilere, ilk 3 ayindan sonra hamilelere ve cocuklara grip asisi oneriliyor. Birbirine yakin calisan is arkadaslari, yaslilar, astim, seker ve kronik solunum hastalari, ogretmenler, ogrenciler, askerler, hac ve umreye gidenler grip icin yuksek risk grubunda bulunuyor.

Siddetli kas ve eklem agrilari, halsizlik, yuksek ates, titreme, kuru oksuruk ve bas agrisiyla ortaya cikan gripten korunmak icin, salgin baslamadan once asi yaptirarak, onlem alinmasi istendi. Uzmanlar, gribin onemli bir salgin hastalik olduguna ve bircok kisinin bu rahatsizliktan dolayi zor donemler yasadigina dikkat cekiyor.

Grip asisi, genel olarak 65 yas ve uzerindeki bireylerle, grip sonrasi hastalik riski olan herkese, 6aylik bebeklikten itibaren yapilmalidir. Cunku agir seyirli hastalik nedeniyle hem isgucu kaybi ve dolayisiyla ekonomik kayip olmakta hem de ozellikle risk gruplarinda olumle karsilasabilmekteyiz. Asi yapilmasi gereken bu yuksek risk gruplari sunlardir: 1. 65 yas ve ustundeki kisiler (ozellikle bakimevlerinde kalanlar), 2. Kronik hastaligi olan kisiler: Kronik kalp, akciger (astimlilar dahil), karaciger, bobrek hastaligi, seker hastaligi ve diger endokrin sistemi hastaligi olanlar, 3. Kronik hastalik disinda bagisiklik sistemleri zayiflamis olan kisiler: Kanserli-losemili kisiler, bagisiklik sistemi hastaligi olanlar, organ ve kemik iligi nakli yapilan kisiler, 4. Uzun sureli aspirin tedavisi alan cocuk ve gencler. Ayrica risk grubundaki kisilere grip bulastirabilecek saglikli kisilerin de (ornegin hastanelerde yogun bakim, yenidogan, nakil, bagisikligi zayif hastalarin bakildigi bolumlerde calisan doktor, hemsire, hastabakicilar; kres ve huzurevleri calisanlari; birlikte yasayan aile bireyleri,...) asilanmasi onerilmektedir.Hamile kadinlarin da, gripten korunmak icin gerekli onlemleri almasi gerektigine isaret eden uzmanlar, hamilelik sirasinda bulasan gribin, bebekte ve anne adayinda cesitli komplikasyonlara neden olduguna isaret ediyor. Ilk 3 ayindan sonra tum hamilelere grip asisi oneren uzmanlar, 6 ayindan itibaren butun bebeklere de grip asisi yaptirilmasi gerektigini kaydediyor.

Asinin yan etkileri var midir?

Asi, embriyonlu yumurta kesesinden elde edilmektedir; bu nedenle yumurta allerjisi olanlar kullanmamalidir. Asi sonrasi nadiren, hafif gecen, nezle benzeri bir tablo olusabilir. Asi yerinde kizariklik isi artisi, hafif ates kas agrilari, kiriklik hissi olabilir, 1-2 gunde duzelir. Atesli hastaligi olanlara, bu iyilestikten sonra asi onerilir. Gebe kadinlarda 3.aydan sonra ve yenidogan donemi bebeklerine asi yapilabilir. AIDS'lilere de asi yapilabilir.

Grip asisi nasil temin edilir ve yapilir?

Asi, ticari olarak eczanelerde bulunmaktadir. Recetesiz alinabilir. Fakat bir hekime danisarak yapilmasi bir cok acidan faydalidir. Grip asisini devlet odemez. Asi uygulamasi, eriskinlerde omuz kasi icine veya cilt altina, 2 .yasin altindaki cocuklarda uylugun on-yan kismina bir saglik personeli tarafindan yapilmalidir. Her sene asi icerigi degistiginden o sene uretilen asi ile asilanmalidir. Bu sekilde yapilan asi, kisiyi 1 yil kadar gripten korur.

Gripten korunmada nelere dikkat etmeliyiz?

Grip asisi olan kimse sadece gribe karsi ve ancak belli oranda korunur. Asinin bagisiklik olusturmadigi kimselerde ve grip disindaki diger solunum yolu hastaliklarinda genel korunma tedbirlerine dikkat etmeliyiz. Solunum yolu hastaliklarinin (grip, nezle, soguk alginligi vb) topluma yayilmasinda saglamlardan cok hasta olanlarin daha dikkatli ve sorumlu davranmasi gerekir. Hastalar en azindan hastaliklari tamamen duzelene kadar baskalariyla opusmemeli, kucaklasmamali ve hatta tokalasmamalidir (virus yikanmamis elde de bulunur). Ayrica yine hastalar agiz ve burunlariyla temas ettiklerinde, oksuruk hapsirik nedeniyle ellerine sekresyonlari bulastiginda ellerini yikamadan baskalarinin kullandigi telefon vb gibi ortak gereclere temas etmemelidirler. Hastalar ilk 3-4 gun zorunlu degilseler sineme, okul, isyeri, metro, otobus gibi kalabalik ortamlara girmemeli, evlerinde istirahat etmeli, mutlaka gerekiyorsa baskalarina bulastirmamak icin maske ile sokaga cikmalidirlar. En etkili korunma hastalarin alacagi bu gibi tedbirlerle olur. Korumada saglikli kisilerin alacagi tedbirler: sonbahar-kis aylarinda uygun giyim ve beslenmeye dikkat edilmesi; kalin-yunlu sicak giysiler kullanilmasi, terli kalinmamasi, bol sebze meyve tuketilmesi. Vucut direncini dusuren ve kolayca hasta olmamizi saglayan etkenlerden uzak durulmasi; asiri yorgunluk, alkol, sigara, az ve duzensiz uyku, duzensiz ve tek yonlu beslenme

'Madde madde' bagimlilik


KOTU KULLANIM:
Bir ilac ya da maddenin verdigi bedensel, ruhsal ya da toplumsal zararlara karsin tedavi disi amaclarla kullanilmasidir (keyif almak, neselenmek gibi).BAGIMLILIK:
Dunya Saglik Orgutu, aliskanlik ve tutkunluk kavramlarini birlikte iceren "Bagimlilik" deyimini onermektedir. Belli bir sure surekli kullanilan bir maddeye karsi olusan psikolojik ve fiziksel bagimlilik durumudur. Direnc artimi ile birlikte gittikce doz arttirilir. Kisi maddeyi bulmak ve almak icin cok guclu bir istek ve zorlama altindadir. Maddeyi almadigi zaman yoksunluk belirtileri gorulur, "Bagimlilik" sonucu kisi ve toplum zarar gorur.
� Fiziksel Bagimlilik: Alisilmis bir maddenin kesilmesinden sonra, veya alisilan dozun altina inildiginde degisik yoksunluk belirtileri ortaya cikarsa, maddeye karsi direnc artimi olmussa fiziksel bagimliliktan soz edilir.Psikolojik Bagimlilik:
Zararli etkilerin gorulmesi ve bilinmesine karsin bir maddeyi almak icin dayanilmaz bir istek, bir gereksinim vardir. Yoksunluk belirtileri gorulmez, direnc artimi olmaz.YOKSUNLUK BELIRTILERI:
Madde bagimliliginda alisilan dozun altina inilmesi veya maddenin kesilmesiyle ortaya cikan bedensel ve ruhsal belirtilerdir. Bu belirtiler sigarada oldugu gibi kimi zaman tedavi gerektirmeyecek denli hafif olabildigi gibi, alkol, eroin, kokain gibi maddelerde olumle sonuclanabilecek denli agir seyredebilir.
Bu maddelerin yoksunluk donemlerinde bilinc bulanikligi, dikkat, bellek bozuklugu, varsanilarin ortaya cikabildigi agir tablolara Delirium adi verilir. Alkol yoksunlugunda or-
taya cikabilen Delirium durumuna ozel olarak "Delirium Tremens" adi verilir.TOLERANS:
Ayni etkiyi saglamak icin madde dozunun surekli artirilmasinin gerekmesi. Ornegin, eroinde istenilen etkiye ulasabilmek icin zamanla ilk dozun ioo katina dek cikilmaktadir.Capraz Tolerans Gelismesi: Ayni maddeden veya benzer etkili maddelerden birine karsi gelisen direnc digerine de olmaktadir.
Belli bir sure madde alma sonucu maddeye karsi psikolojik, bazen de fiziksel bagimlilik ortaya cikar. Madde bulmak ve almak icin dayanilmaz bir istek vardir. Direnc artimi ve yoksunluk belirtileri bulunabilir veya bulunmayabilir. Bir kiside birden cok maddeye Bagimlilik gelisebilir.BAGIMLILIK NEDENLERI
Bagimliligin olusmasinda 3 temel etkiden soz edilebilir:
1- Maddenin fizyolojik ve farmakolojik ozellikleri
2- Kisilik yapisi ve kisisel ozellikleri
3- Cevresel etki ve etkilesimler
� Fizyolojik ve farmakolojik ozellikleri:
Morfin, barbiturat, alkol gibi maddelerin cok guclu fiziksel Bagimlilik ve dayaniklilik artimi yapan etkileri vardir. Bu etkilerin beyinde reseptor adi verilen ve cok cesidi gorevleri olan bolgeleri etkiledikleri bilinmektedir. Bu etkilerin duzenegi tam olarak anlasilamamis olsa da madde aliminin bu reseptorleri etkilemesinin kiside madde arama davranisina yol actigi ve fizik bagimliligin bu nedenle ortaya ciktigi dusunulmektedir
Kisilik yapisi ve kisisel ozellikler:
Madde bagimliliginin belirlenmis, kesin bir kisilik tipi ya da bozuklugunda gorulmesi soz konusu degildir. Kisilerarasi iyi iliskiler kurabilen, uyumlu, benlik gucu yuksek kisilerde de madde bagimliligi gorulebilir ancak cogunlukla; duygusal dengesizlik, asiri Bagimlilik gereksinimi, engellenme esiginde dusukluk, cabuk parlama ve saldirgan davranislar, gerceklik yerine zevk ilkesine donukluk, olgunlasmamis cocuksu egilimler, cinsel sorun ve sapmalar, adli veya yonetimsel sorunlar madde bagimliligi olan kisilerde daha sik gorulmektedir.
Cevresel etki ve etkilesimler:
Her cagda, her ulkede ve topluluklarda bagimlilik gorulebilir. Musluman ulkelerde alkol bagimliliginin daha az buna karsin, esrar kullaniminin daha yaygin oldugu gibi gozlemler vardir. Yabanil toplumlarda dinsel toren ve ayinlerde degisik maddeler alinmaktadir. Geleneksel deger yargilarina karsi gelisen tepkisel topluluklarda, gelismis sanayi ulkelerinde her cesit madde kullanimi yaygindir.
Genel olarak toplumsal stres, toplumsal duzensizlik, kulturel yoksunluk gibi olgularla birlikte her tur ruhsal hastalik ve madde bagimliligi artmaktadir. Hizli teknolojik gelismeyle birlikte yeni maddelerin yapim, uretim ve pazarlamasinda degisimler olmustur. Ancak bu gelismeye kosut, yeterli denetim ve yasal kisitlamalarin getirilemeyisi veya uygulamadaki gecikmeler bu maddelere karsi bagimliligi yayginlastirmaktadir. En duyarli cag olan ergenlik donemindeki genclerin bu maddelere karsi ko-runamamalari madde bagimliliginin artmasina neden olmaktadir.
MADDELERIN GENEL ETKILERI VE BASLICA TEHLIKELER
� Solunum depresyonuna ya da solunum durmasina neden olabilir.
� Yanlislik sonucu alinan yuksek miktardaki doz, bilinc kaybina, komaya hatta olume neden olabilir.
� Surekli kullanim sonucu bagimliliga neden olabilir.
� Toplum ve trafik kurallarini ihlal ederek kendilerini, yakinlarini ve gorevlileri zor durumda birakabilir, kazalara neden olabilir.
� Konfuzyon (fikir ve dusuncelerin birbirine karismasi) ve korkutucu hallusinasyonlara (mevcut olmayan bir seyi gorme, isitme, tat veya kokusunu alma) neden olabilirler.
� Surekli kullananlarda kabizlik ve adet bozuklugu gorulebilir. Ileride daha ciddi ruhsal ve fiziksel bozukluklar olabilir. Bagimli kisi maddeyi enjeksiyon seklinde kullaniyorsa yara, abse, sarilik, kan zehirlenmesi ve AIDS gibi tehlikeler ile karsi karsiya gelebilir.
� Sosyal ve etik degerlerde ciddi sarsilmalara ve onemli ekonomik kayiplara yol acmaktadirlar.





Genital (Ureme Organlarinda) Yara


CINSIYET NASIL BELIRLENIR?


HasTalik HasTaSi Olmak .. Hipokondriazis nedir?

Hastalik Hastasi Olmak

* Hipokondriazis nedir?
Hipokondriazis bir kisinin zamaninin buyuk bir bolumunu alacak sekilde hastalik ve saglik konulari ile asiri ugrasmasini belirtir. Bu kisilerde fiziksel bir bozukluk olmadigi halde, ciddi bir bicimde hasta oldugu kaygisi vardir. Surekli doktora giderler. Hastalar duygu durumu ile ilgili bir soru soruldugunda, hemen fiziksel yakinmalari dile getirir. Kisilerin buyuk bir bolumu duygularini ifade yonunden Sifneos'un 'aleksitimi' tanimina uyar. Aleksitimili kisiler duygularini kelimelere dokemez, ancak belirtiler uzerinde en ince ayrintisina dek durur. 1967'de Sifneos, psikosomatik hastaligi olanlarin buyuk bir bolumunun duygularini sozcuklerle tanimlayamadiklarina dikkati cekmis ve bu davranissal ozellik icin Yunanca'dan gelen 'aleksitimi' (duygular icin soz yoklugu) terimini kullanmistir.

* Hipokondriazisin nedenleri nelerdir?

Bu aciklamalara gore, hipokondriyak belirtiler ego savunma duzenekleri ile olur. Bu kisiler hem hastaliktan hem de bunun sonuclarindan korkarlar. Ancak, ayni anda hasta rolunun saglayacaklarindan yararlanmak icin hasta olmayi bilinc disi olarak arzu ederler. Hastalik ayrica kisinin yasayabilecegi cinsel, sosyal veya mesleki basari gibi konulardaki sorunlari, eksiklikleri temsil eder ve aciklar. Bu da genetik etkenleri akla getirmektedir. Diger onemli bir gozlem de bu kisilerde siklikla altta affektif hastaliklarin bulunmasidir. Affektif hastaliklara karsi duyarlilik artisi genetik etkenleri dusundurmektedir. Cevresel etkenler hipokondriazise katkida bulunabilir. Insanlarin duygu ve davranislarinda, kultur onemli bir belirleyicidir. Stres karsisinda psikolojik aciklamalari onemsemeyen kulturlerde somatizasyon egilimi daha fazladir. Altta yatan psikiyatrik bozukluk, cogunlukla depresyondur. Depresifler agri dahil bircok somatik belirti gosterir. Bu belirtiler, birincil hipokondriazis ve altta yatan bir fiziksel hastaligin belirtileri olabilir. Hipokondriasis, psikolojik kokenli agri bozukluklari ve kaygi bozukluklari ile birlikte gorulebilir.

* Somatizasyon bozuklugu ile hipokondriasisin farki nedir?
Somatizasyon bozuklugunda gercek fizik belirtiler vardir. Hipokondriasiste ise, boyle bir durum olmaz. Kendi beden sagligi ile asiri ugras vardir.

* Somatizasyon bozuklugu ve hipokondriazis nasil tedavi edilir?
Psikosomatik hastaliklarin inceleme ve sagaltiminda birincil yetki ve sorumluluk, kuskusuz hastaligin ortaya ciktigi sistemle ilgili uzmanlik dalinindir. Bunun yaninda, hastalik nedenleri arasinda, kalitsal ve dirimsel ozelliklerle birlikte ruhsaltoplumsal zorluklarin etkileri de yadsinamaz bir gercektir. Ilgili uzmanlik dalinca incelemeleri yapilmis, tanisi konmus olgularin ruhsal toplumsal durumlari arastirilmali ve degerlendirilmelidir. Ozellikle kisinin ruhsal-cinsel gelisme ve olgunlasma duzeyi, kisilik yapisi, benlik gucu ve kullandigi savunma duzenekleri, karsilastigi stres etkenlerinin niteligi ve niceligi, suresi ve surekliligi birlikte ele alinarak psikodinamik tanimi yapilmalidir. Ilgili uzmanlik dalinin saptadigi sagaltim ilkelerine ek olarak; ruhsal sagaltim (psikoterapi) yontemleri de uygulanmalidir. Rahatsizlikta stres etkenlerinin cogaldigi donemlerde yeni sik�yetler olusabileceginden, duzenli araliklarla seyreden bir tedavi gereklidir. Tedavide kisinin duygularinin daha acik ve rahat ifadesi, sik�yetlerinin kokenlerinin kisinin kendince anlaminin anlasilmasi, kisinin kendisi, cevresi ve gelecege bakisindaki olumsuz algilamalara yonelik terapi uygulanir. Psikoterapi sureci icinde; "Bu kisi bu hastaliga yasaminin bu doneminde neden ve nasil yakalandi?", "Simdi bu kosul ve olanaklarla ne yapabilir?", "Degistirebilecegi gercekler nelerdir, nasil degisebilir?", "Elinde bulunan degerler ve secenekler nelerdir, nasil kullanilabilir?", "Degistiremeyecegi gerceklere nasil uyum saglayabilir?" gibi soru ve sorunlara gercekci yanitlar ve cozumler aranmalidir. Bireysel terapi ile bu kisilerin iletisimlerde duygularini, isteklerini, beklentilerini sozel olarak ifade etmesi, ikincil kazanclarin azaltilmasi, yakinmalarinin kokenlerinin gosterilmesi ve sik�yetlerinin olusum mekanizmalarinin belirtilip, sorunlarla uygun bir sekilde basa cikma stratejileri gelistirmeleri uzerinde calisilir. Ayrica, uygun ilac sagaltimi da (psikofarmakoterapi) eklenebilir.

KemIk ErImesIne KarSilik KesIn COsUm!!


KEMIK ERIMESINE BIRE BIR...
Yas kirk olunca artik kendimize bakmaninda zamani geldi,ozellikle benim gibi hipotiroid hastasi iseniz ve kullandiginiz ilacin yan etkisi kemik erimesi ise. Kuzenim Sureyya'nin verdigi bu tarif inanilmaz sonuclar veriyormus, ben henuz denemedim ama en kisa zamanda denenecek.Dilerseniz bende ki sonuclari bekleyin.
Sureyya'nin Recetesi diyelim adina:
Malzemeler:
5 adet gunluk yumurta soyle bir sudan gecirilecek,fasur fusur yikanmayacak
1 su bardagi iyi bir kanyak
1 su bardagi bal
yumurtalarin uzerini kapatacak kadar taze sikilmis limon
5 yumurtayi (gunluk olmali) yikadiktan sonra bir kaba koyarak uzerini kapatacak kadar limon suyu koyarak ustunu tel bir suzgecle kapatarak serin bir yerde(kuflenmeyecek) 1 hafta bekletelim. (buzdolabinda degil)1 hafta sonunda diger malzemeleri icine katarak suzgecten gecirip koyu bir siseye doldurup buzdolabina kaldiralim .Her sabah yarim kahve fincani icelim. Iste super bir iksir,deneyip fayfasini gorenlerin haberlerini bekliyorum.


LUTFEN DENEYIN VE BANA EDICEKSINIZ BILIYOYUM AMA BEN ONU DEGIL YARAMASINI BEKLIYORUM...KOLAY GELSIN GECMIS OLSUN........


Sorularla bobrek taslari ...






Ulkemizde en yaygin saglik problemlerinin basinda gelen bobrek taslari, idrardaki kristallerin ust uste birikmesi nedeniyle olusur.






Kesin olarak nedeni bilinmemekle beraber siklikla sebep beslenme aliskanliklari, az sivi alimi, genetik faktorler, bazi ilaclar ve hastaliklar olarak siralanabilir. Farkli taslarda farkli sebepler olabileceginden tasin laboratuar analizi onem tasir. Burada amac, laboratuar analizlerinin sonucuna gore ileride taslarin yeniden olusmasini engellemek veya geciktirmektir.

Uriner sistem taslarinin cogu spontan olarak kendiliginden dusme egilimindedir. Taslar yillar boyu hicbir belirti vermeden gizlice bobrekte kalabilecegi gibi bobrekten mesaneye gecisinde siddetli agri verebilir. Bazen taslar idrarda gozle gorulebilen ya da bazen sadece idrar analizinde gosterilebilen kanamalara yol acabilir. Bazi hastalarda hayatin ilerleyen yillarinda tekrarlayici bobrek taslari olabilir. Gelecekte ortaya cikabilecek durum hakkinda detayli bilgi ve tavsiyeler icin mutlaka isin uzmani urolog ile irtibata gecilmelidir.

Bobrek taslarinin safra kesesi taslariyla herhangi bir iliskisi yoktur. Ikisi ayri sistemden kaynakli taslardir ve yapilari farklidir. Safra kesesi tasi olan bir hastada bobrek tasi gorulme olasiligi artmaz.

BOBREK TASI NEDIR?
Yasamsal faaliyetlerimizin devami icin gerekli olan biyokimyasal islemlerin sonunda olusan atik maddelerin vucuttan atilma yerlerinden biri de bobreklerdir. Ayrica vucut icin gerekli bazi maddelerin seviyesinin ayarlanmasi da bobrekler tarafindan yurutulur. Bobrek taslari idrarda cozulemeyen ve atilamayan kristallerin bir araya gelmesiyle olusur. Normalde idrarda kristal ve tas olusumunu engelleyecek bazi kimyasal maddeler vardir. Fakat bazi insanlarda bu engelleyici mekanizma tam olarak calisamayabilir ve bu kisilerde tekrar edici idrar yollari taslari gorulur. Taslarin olculeri oldukca degisken olabilir ve bobrekten mesaneye dogru ilerleme egilimindedirler. Tasin idrar akisini tikamasi ve hareket etmesi durumunda agri kanama ve enfeksiyon gelisebilir.

BOBREK TASLARI KIMLERDE OLUSUR?
Her insanda tas olusma riski vardir. Siklikla 20 - 50 yaslarinda gorulurken 30�lu yaslar hastaligin en sik goruldugu yas grubudur. Erkekler kadinlara gore 3 kere daha fazla risk altindadir.

TASI OLUSTURAN SEBEPLER NELERDIR?
Tasi olusturan kesin neden bilinmemekle beraber risk faktorleri sunlardir:
idrar yolu enfeksiyonu
bobrekteki yapisal bozukluklar
bobrek hastaligi olanlar (renal tubuler asidoz, kistik bobrek hastaligi...)
beslenme aliskanliklari
yetersiz sivi alimi
sicak iklim kusaginda yasamak
hiperkalsiuri, sistinuri, hiperokzaluri, hiperurikozuri
bazi ilaclar (asetazolamide, anti viral ilaclar....)
bazi bagirsak hastaliklari (inflamatuar bagirsak hastaligi...)
genetik faktorler
gecirilmis bagirsak ameliyatlari ( jejono ileal by-pass )
����bolik hastaliklar (orn. Hiperparatiroidizm, gut hastaligi...)

TASLI HASTALARDA BULGULAR NELERDIR?
Idrar yolu taslari hicbir bulgu vermeden gelisebilecegi gibi bazen ciddi bulgularda vermektedir.
En sik gorulen yakinma agridir. Bu agri bazen cok siddetli olabilecegi gibi bazen rahatsizlik vermeyen agrilar seklinde de olabilir. Karakteristik agri, kolik diye adlandirilan ve bogur bolgesinden baslayip one dogru ilerleyen, kasik ve testislere de yayilabilen agrilardir. Agri tasin hareket etmesine veya uriner sistemin tikanmasina bagli olarak gelisir.
Kan: Bazen gozle gorulebilecek kadar olurken bazen de sadece mikroskopik incelemede gorulur.
Bulanti ve kusma: Tas�in yaptigi agriya bagli gelisen mide-bagirsak sistemindeki hareket azalmasina bagli olarak gelisir.
Idrar yapma da zorluk gorulebilir.

OnemlI::alzheImer...

Alzheimer'in erken teshisi



Hastaligi tespit edebilecek bilgisayar programi



Alzheimer ilerledikce hipokampus kuculuyor

Idrar kacirmaya, kok hucre tedavisi


Kok hucre arastirmalarinin insan hayatini uzatmaya yonelik etkileri ve bu arastirmalara onem verilmesi gerektigi her gecen gun yeni bir ornekle ortaya cikiyor.

Guney Koreli bilim adamlarinin gobekbagi kanindan elde edilen kok hucrelerle bir felcli hastayi ayaga kaldirmalarinin ardindan, son olarak Avusturyali arastirmacilar da kok hucreler kullanarak kadinlarda idrar kacirma hastaliginin tedavisinde onemli adim attilar.

ABD'de dun duzenlenen bir konferansta yapilan sunumda, Avusturyali bilim adamlarinin deneysel bir tedavinin, hastalarin kollarindan alinan kok hucrelerin, dunyada 15 milyondan fazla kadinin mustarip oldugu idrar kacirma hastaliginin caresi olabilecegi belirtildi.

Hastalarin kollarindan aldiklari kok hucreleri uretra ve kasilmayi saglayan kaslara enjekte ettiklerini belirten Avusturyali bilim adamlarina gore, yaklasik 20 dakika suren ve anestezi gerektirmeyen bu tedavinin uygulandigi kadinlarin buyuk bolumu, 24 saat sonra idrar kacirma sorunlarinin yavas yavas ortadan kalktigini soylediler. Arastirmacilar, tedaviden bir yil sonra 20 gonullu kadindan 18'inin idrar kacirma sorununun tamamen ortadan kalktigini kaydettiler.

Dogum ve bazi sporlarin kadinlarda idrar kacirma sorununun ortaya cikmasina yol actigini belirten doktorlar, bu sorunun ozellikle prostat ameliyati geciren erkekleri de etkiledigini vurguluyorlar. Diyabet hastaligi, sigara aliskanligi, asiri sismanlik, kabizlik ve bazi spor dallarinin idrar kacirma sorununa yol acabilecegini ifade eden bilim adamlari, konvansiyonel tedavinin alternatifi kok hucre tedavisinin basit ve etkili oldugunu kaydediyorlar.

Uzun yasamin sirri sadece genlerde degil

Bilim adamlari 20 yil once, ortalama omrun cevre, beslenme ve egzersiz gibi faktorlere bagli oldugunu soylemis ve buyuk destek bulmustu

Ancak sonra yasam suresini belirleyen faktorun �genler� oldugu inanci agirlik kazandi. Son arastirmalar ise genlerin tek basina, bir insanin ne kadar yasayacagi konusunda tahmin yurutmeye yetmeyecegini gosterdi. Ayni genetik ozelliklere sahip, ayni cevrede yasamis, ayni yemekleri yemis tek yumurta ikizlerinde yapilan calismalar bunun gostergesi oldu. Istatistikler, ikizlerden birinin, yasliliginda cok dinc olabilecegini, digerininse surekli hastaliklardan sikayet edebilecegini gosteriyor. Bu durum, ikizlerin 10 yil arayla bile olebilmesine neden oluyor. Uzmanlar yasam suresini etkileyen faktorlerin genetik yapi oldugu kadar; hastaliklar, beslenme tarzi, annenin hamilelikteki saglik durumu, yaralanmalar, kazalar, hatta bazi durumlarda �sans�tan olustugunu belirtiyor

Cig gidalar neden sagliklilar

Yaz mevsiminin iyi yanlarindan birisi de, sicak yemekleri bir nebze daha az tuketip, sebze ve meyve gibi cig besinleri daha cok tuketmemiz. Bunun bir nedeni bu besinlerin yaz mevsiminde bolca bulunmasi, digeri de sicaklar. Ancak bunun yarari gozardi edilmemeli; cunku bagisiklik sistemimizi guclendiren, dislerimizi calistiran, cildimizi guzellestiren ve zayiflamamiza yardimci olan hep bu cig gidalar.

Peki cig gidalar neden bu kadar saglikli? Nedeni, yemek pisirme sirasinda kaynayan suyun B ve C vitaminleri emmesi. Ayrica cig besinlerde, pismis besinlere oranla daha fazla lif bulunuyor. Bunun nedeni pisme sirasinda, sicagin lifi parcalamasi.Iste bundan dolayi, her ogunde en az bir porsiyon cig bir besin tuketmemiz gerekiyor. Ancak bunu abartmamakta fayda var. Cunku diyeti tamamen cig gidalar uzerine kurmaya kalkarsak, bu kez de ihtiyacimiz olan protein ve karbonhidratlardan yoksun kaliriz.

Beslenme programimza cig besinleri de dahil etmek, gunluk olarak ihtiyacimiz olan 5 porsiyonluk sebze ve meyveyi de almamizi saglar. Ustelik yediklerimiz de cesitlilik kazanmis olur. Cunku yedigimiz sey sadece salata bile olsa, kivirciktan, domatese, havuctan salataliga kadar bircok farkli sebzeyi icermis olur.

Salatalik potasyum ve demir acisindan, domates ve kirmizi biberle havucsa kansere neden olabilen bagimsiz radikalleri azaltan antioksidan betakaroten acisindan zengindir.

Cig besinlerin sagliginiza katkisi burada da bitmiyor. Iyi haber su: Eger kilo vermek istiyorsaniz, cig besinler pismislerden gene daha faydali. Nedeni cig gidalar, pismislere oranla daha cok su ve lif iceriyorlar. Bu da daha uzun sure tok kalmanizi ve daha az yemenizi sagliyor.

Cig gidalarin bir diger yarari da dislere. Cig gida cignemek, dis etleriniz ve ceneniz icin mukemmel bir egzersiz oluyor. Cunku bunlari cignemek, pismis yemek cignemekten biraz daha zor. Cigneme hareketi, agzinizin bu kesimine kan gitrmesini sagliyor. Bu da disleri saglikli yapiyor. Buna karsilik pismis besinlerdeki seker seviyesi daha fazla olabilecegi icin dis curumesine sebebiyet vermesi daha muhtemel.

Cildimiz de cig besinlerin yararindan nasibini aliyor. Cig olarak tuketildiginde, betakarotenli havuc ve domates bol miktarda vitamin icerir. Vucut betakaroteni sindirdikten sonra, bu A vitaminine cevrilir. A vitamini hucre gelisimine etki eder, cildin elastikiyetini saglayan bir protein olan kolajen olusumunu saglar.

Kalp KrIzI GeldIGInde Ne Yapmali ?

KALP krizine yalniz basinayken de yakalanabilirsiniz. Yardim olmaksizin, normal kalp atisi bozulan ve bayginlik hisseden bir insanin bilincini yitirmeden once sadece 10 saniyesi vardir. Bu durumda kalan sahislar kendilerine, devamli ve siddetli bir sekilde oksurerek yardimci olabilirler. Her oksurukten once derin bir nefes alinmali ve oksuruk sanki gogus derinliginden balgam cikartmak istercesine derin ve uzun olmalidir. Derin nefes alma ve oksuruk, yardim gelene ya da kalp normal ritmine geri donene kadar, durmaksizin her 2 saniyede bir olacak sekilde devam etmelidir. Derin nefes alma akcigerlere oksijen ulastirirken, oksuruk hareketi kalbi sikistirarak kanin dolasimini surdurur. Kalp uzerindeki sikistirma hareketi, ayni zamanda kalbin normal ritmine donmesine de oldukca yardimci olur. Bu sekilde, kalp krizine maruz kalan kisi kendisini bir hastaneye ulastirabilir.

Terlemekten nefret ediyorum…



Yaz sicaklarini fazlasiyla hissettigimiz su gunlerde, hepimizin en buyuk kabusu onca deodoranta ve parfume ragmen terlemek ve bunla beraber yasadigimiz koku problemi� Her ne kadar hos bir durum olmasa da terleme tum saglikli insanlarda olmasi gereken vucudun su, tuz ve isi dengesini saglayan fizyolojik bir olaydir. Ancak yine de bunu onlemenin caresi yok degil�

Terleme nedir?

Terleme tumuyle istemimiz disinda gelisen, ����bolizmamizin dogal bir fonksiyonudur. Ustelik vucudumuz icin iki onemli islevi vardir; cildi nemlendirip, vucut isisini sabitler ve vucudun bosaltim sistemine katkida bulunur.

Ter aslinda salgilandiginda renksiz ve kokusuzdur. Fakat, bakteriler koltukalti gibi sicak ve nemli ortamlarda hizla cogalarak bu salginin kotu kokmasina neden olur.

Neden terliyoruz?

Genellikle ortam sicakliginin yukseldigi, dans, spor gibi fiziksel aktiviteler sirasinda terleriz. Bu sekilde vucut isimizi sabit tutmus oluruz. Zatenin bunun icin vucuda yayilmis en az 2 milyon ter bezi gorev yapmaktadir. Fiziksel aktiviteler disinda da heyecan, korku, utanma ve sikilma gibi pek cok olay, fizyolojik bir neden olmadigi halde bizi terletir.

Vucut isisi dis sicakliklar veya gerilim yuzunden artis gosterdiginde kan dolasimi hizlanir. Boylece, ter bezlerinin aktif hale geldigi vucudun ust kismina dogru bir sicaklik akimi baslar. Deri uzerinde olusan ter bu durumda hemen buharlasip, deriyi sogutur. Bu sayede insan bir gun icinde kendini fazla yormadan iki litreye kadar su kaybeder. Terlemenin ikinci onemli fonksiyonu ise vucuttaki zehirli maddelerin disari atilmasidir. Bu nedenle saunalara sik sik gidilmesi onerilir.

Ayni kosullarda terleme orani kisiden kisiye gore de degisebilir. Ortalama olarak bir insan gunde 0.5 ile 1 litre arasi terler.



Terlemeye karsi ne yapabiliriz?

Ter kokusu icin cok cesitli cozumler var. En onemlisi temiz olmak. Bunun yanisira da terlemenin yarattigi rahatsizligi bir takim onlemler alarak en aza indirebilirsiniz;

Rahat ve hava alan kiyafetler giyin. Ozellikle pamuklu kiyafetleri tercih edin.
Vucut temizligine ozen gosterin. Ozellikle koltuk altinda olusan istenmeyen tuyleri alarak kotu kokuyu buyuk olcude onleyebilirsiniz.
Kahve, alkol ve yakici gidalardan uzak durun.
Ne kullanmaliyiz?

Ter kokusunu azaltmanin iki yolu var; Deodorant ve antiperspirantlarla gun boyu hos kokmak cok zor degil. Ancak deodorant ve antiperspirant birbirinden ayri seylerdir. Bu iki urun en cok terlemeye karsi verdikleri savas konusunda birbirlerinden ayrilirlar;

Deodorantlar

Deodorantlar antibakteriyel bazi maddeler ve alkol icerirler. Bu sayede de bakteri uremesini denetim altina alarak, ter kokusunun olusmasini onlerler. Terin ayrismasi icin bakteriler belirli enzimlere gerek duyar. Bu nedenle bazi deodorantlar bahsedilen bu tur enzimlerden icerir. Diger yandan ise daha cok parfum yaglari icerdiklerinden dolayi da guzel koku yayarlar. Ornegin Fa dedodorantlari hijyenik tazelik sunarlar ve bu sayede de bakteri artisini durdururlar. Bu sayede deri hem korunmus hem de bakim gormus olur.

Deodorant kullanirken dikkkat etmeniz gereken en onemli nokta deodoranti temiz ve kuru koltuk altina uygulamanizdir. Terli bir koltuk altina deodoranti sikmak, olusmus ter kokusu ile deodorantin karisimindan olusan daha agir ve kotu bir kokuya neden olur. Ayrica giysinin uzerine sikmak da kokuyu engellemez. Bu arada sprey deodorantlari, koltuk altina 15 cm'lik mesafeden kutuyu dik tutarak puskurtmeniz gerektigini de sakin unutmayin.



Anti-perspirantlar

Antiperspirantlar, terlemeyi deodorantlara oranla daha fazla onlerler. Ter oranini ayarlayip, cok fazla ter uretilmesine engel olurlar. Ter uretimini aliminyum tuzlari sayesinde engelleyip, ter bezlerini sikistirirlar. Icerdikleri aluminyum kloride ve benzeri aktif maddeler ile vucuttaki terlemeyi engeller, nemi azaltir ve kokulari sayesinde de tazelik verirler. Icindeki maddelere gore etki suresi ve gucu degisim gosterir.

Ancak antiperspirant urunler daha cok pudrali formul icerdikleri icin, genellikle koltuk altina uygulanmalidir. Kiyafet uzerine sikilan antiperspirant urunlerin hicbir etkisi yoktur. Koltuk altina surulen antiperspirant urun, ter bakterilerinin pudra tabakasi disina cikmasini engeller ve boylece bakteriler kuruyup gider. Alkol icermediklerinden dolayi vucut icin son derece hafiftirler. Ayrica ferahlatici bir etki saglarlar.

Tercihiniz ister deodorant, ister antiperspirant olsun, her ikisi de ter kokusunu azaltmak ve gunluk yasamda karsilasacaginiz gergin veya stresli anlari kolaylastirmak icin size yardimci olacakti

Kalca Cikiginda Yeni Yontem

Cumhuriyet Universitesi (CU) Tip Fakultesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilimdali ogretim uyeleri, dogustan kalca cikiginin tedavisinde dunyada ilk defa uygulanan yeni bir cerrahi yontem gelistirdi.

CU Tip Fakultesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilimdali Baskani ve CU Tip Fakultesi Dekani Prof. Dr. Okay Bulut baskanligindaki ekip, dogustan kalca cikiginin tedavisinde dunyada ilk defa uygulanan cerrahi bir yontem gelistirdi. Bilimsel adi ''artroskopik yardimli gelisimsel kalca cikigi ameliyati'' olan ve dunyanin sayili bilimsel dergilerinde de yayinlandigi bildirilen yontem, bolumun ogretim uyeleri tarafindan basariyla uygulanmaya devam ediyor.

Erken tedavi ile ameliyatsiz cozum

Yontem hakkinda bilgi veren Prof. Dr. Okay Bulut, bu hastaligin zaman icinde tedavi edilmedigi takdirde kalici sakatliklara ve cok ciddi sorunlara yol acabildigini belirterek, ''Bu ulkemizde de cok sik gorulen bir rahatsizlik. Bu gelisimsel kalca cikiginin tedavisinde olabildigince erken tedaviyle ameliyatsiz bir tedavi ile basari
mumkun. Ideali de aslinda boyle olmasi gerekir. Ama ulkemizde ne yazik ki cok gecikmis vakalari goruyoruz ve bunlarla ilgili ciddi ameliyatlar hala yapiliyor'' diye konustu.

Dunyada ilk defa

Dunyada ilk defa kendi klinikleri tarafindan uygulanan ve ekip halinde yaptiklari uygulamayla artroskopik yontemle erken donem cerrahi tedavisinde oldukca basarili sonuclar aldiklarini anlatan Prof. Dr. Bulut, ''Su ana kadar 10 vakada bu yontemi uyguladik ve hepsinde de basarili sonuclar elde ettik. Ancak boyle bir yontemin
dunyada yaygin olarak kullanilabilmesi icin biraz daha uzun donem sonuclarini beklememiz gerekiyor'' dedi. Bu yontemin 6-18 ay yaslari arasinda cocuklarda uygulandigini ifade eden Prof. Dr. Bulut, su bilgileri verdi:

''Eklem cerrahisinde kullanilan teknolojik bir yontem olan artroskopi, ortopedik travmatolojilerde yaygin olarak uygulaniyor. Ancak bu tip olgularda, yani gelisimsel kalca cikiklarinda, artroskopi kullanilarak yapilan cerrahi bir yontem henuz dunyada yok. Dogustan kalca cikiginda bu yontemi tedavi amacli olarak ilk defa biz kullaniyoruz.''

Migren Nedir? Migren'i Anlamak

Migren Nedir ?

Migren, cogunlukla ataklar halinde gelen bir bas agrisi tipidir. Ataklar 4 saatten 72 saate kadar degisen uzunluklarda olabilir. Kisi ataklar arasinda kendini tamamiyle normal hisseder, ancak bir sonraki atagin endisesi icindedir. Eskiden "sadece bir bas agrisi tipi" olarak gorulen migren, artik basli basina bir norolojik hastalik olarak kabul edilmektedir.
Migren agrisi genellikle orta siddette ya da siddetlidir ve kisinin normal aktivitelerini engelleyebilir, hem migren yakinmasi olan kisinin hem de yakinlarinin yasam kalitesini bozabilir. Bas agrisi zonklayici ya da nabizla birlikte atan sekilde hissedilebilir ve basin tek bir yaninda yerlesebilir. Bulanti, kusma, isiga veya sese karsi hassasiyet bas agrisina eslik edebilir.

Migren kadinlarda erkeklerden daha sik gorulur; kadinlarda %18.6 ve erkeklerde %6.5 oraninda gorulmektedir. Yapilan calismalarda bir hekim tarafindan tani konulmamis olan migren hastasi oraninin kadin hastalarda %59'a, erkeklerde ise %70'e ulastigi gozlenmistir.

Bircok kiside agri ve diger semptomlar o kadar siddetlidir ki, sadece karanlik bir odada yatip uyumak isterler. Bu da gunluk yasantiyi aksatir. Oysa ki migren ilacla tedavi edilebilir. Gunumuzde migreni onleyen ya da tedavi eden cok sayida ilac bulunmaktadir.

Migrenin Nedeni Nedir?

Migrenin neden ortaya ciktigi tam olarak bilinmemektedir. Migrenin beyindeki kan damarlari ve elektriksel sinir uyarisini ileten kimyasal maddelerdeki degisikliklere bagli oldugu dusunulmektedir, ancak bu degisikliklerin neden olustugu konusunda arastirmalar halen surmektedir. Migren gelisme egiliminin kalitimla gecip gecmedigini bilmiyoruz. Calismalara gore, eger anne-babadan birinde migren varsa, cocukta da olma olasiligi %40'tir. Eger her ikisinde de migren varsa, cocukta da %75 olasilikla migren gorulecektir. Tek yumurta ikizlerinde cift yumurta ikizlerine gore migrene yatkinlik daha fazladir.
Bircok kadinda adet kanamasindan hemen once ostrojen hormonu duzeylerinin azalmasi migren agrisina yol acabilir.
Bircok faktor migreni baslatabilir. Bu tetikleyici faktorlere karsi duyarli olan kisiler, bu faktorlerden uzak durarak migrenin getirdigi kisitlamalardan buyuk olcude kurtulabilirler.

Migreni Tetikleyen Faktorler

Yiyecekler:
Eski peynir, cerez, cikolata, yogurt, sogan, incir, karaciger, kafeinli yiyecekler, monosodyum glutamat (MSG), tutsulenmis (fume) ya da salamura balik/et, koruyucu madde olarak nitrat/nitrit eklenmis gidalar (sosisli sandvic, sucuk, salam)
Icecekler:
Kahve, cay, kafeinli mesrubatlar, diyet soda, alkollu ickiler (ozelikle kirmizi sarap, bira, viski)
Katki maddeleri:
Sodyum nitrit (sosisli sandvic, islenmis etler), monosodyum glutamat (MSG) (Cin yemekleri ve bircok restoran yemekleri), aspartam (sakizlar, diyet icecekler, et, sut, yumurta ve bircok protein iceren besinde aspartam vardir), tiramin (eski peynir, kirmizi sarap, bakla, salamura edilmis veya islenmis yiyecekler), fenolik flavonoidler (elma, kabuksuz meyvalar, uzum)
Ilaclar:
Antibiyotikler (tetrasiklin, griseofulvin), antihipertansifler (nifedipin, kaptopril), hormonlar (oral kontraseptifler, ostrojenler), histamin-2 blokerleri (simetidin, ranitidin), vazodilatorler (nitrogliserin, izosorbid dinitrat)
Duyusal ve Duygusal Uyaranlar:
Titresen/parlak/fluoresan isiklar, parlak gun isigi, kokular (parfum, kimyasal maddeler, sigara), endise, asiri uzulmek veya asiri sevinmek, depresyon, asiri heyecan, stresten veya baskidan kurtulma
Yasam Tarzi Degisiklikleri:
Zaman farki, cok fazla ya da az uyumak, ac kalmak, kafeinsiz kalmak, asiri egzersiz yapma, fiziksel veya zihinsel yorgunluk, one egilmek (orn. bahce isleri yaparken), agirlik kaldirmak veya zorlanmak, rutin yasam biciminde degisiklik (orn. vardiya calismasi veya tatiller), cok fazla veya cok az uyku, alerji, cinsel yonden uyarilma, sigara.
Digerleri:
Adet donemi, hava/mevsim/barometrik basinc degisiklikleri, deniz seviyesinden cok yukarida bulunmak
Migreninizi hangi faktorlerin tetikledigini bilmeniz onemlidir. Bunun icin atak geldigi sirada neler yiyip ictiginizi dusunebilirsiniz. Bunun icin bir migren gunlugu tutmak uygun olabilir.
Bu gunlukte, "Olasi tetikleyiciler" kismina en son aktivitelerinizi, diyet, stres ve ilaclari yazin. Bunlar sizin neyin migrene yol actigini anlamaniza yardim edecektir. Boylece hem nelerden uzak durmaniz gerektigini gorur, hem de bu gunlugu doktorunuza gosterebilirsiniz.

Migrenin Belirtileri Nelerdir?

Baslangicta bir bas agrisinin migren mi, yoksa "siradan" bir bas agrisi mi oldugunu soylemek zor olabilir. Migren ataklarini diger bas agrilarindan ayirabilen ozellikleri sunlardir:


� Orta siddette ya da siddetli agri


� Bulantinin eslik etmesi
� Kusmanin eslik etmesi
� Isiga ve sese duyarlilik (bazen kokuya duyarlilik)
� Zonklayici, nabiz gibi atan agri
� Agri asil olarak tek taraflidir
� Agri hareketle artar



Bazi kisilerde migren agrisindan once 10-30 dakika surebilen bir aura donemi olur. Aura parlak isik cakmalari, titrek, renkli zikzak cizgiler, kor noktalar ya da bir tarafta gorme kaybi gibi gorsel degisiklikleri icerebilir. Aura ayrica kollar veya bacaklarda karincalanma ya da uyusmayi veya bas donmesini de icerebilir. Auranin nedeni hala bilinmemektedir.



Belirtilerinizin baska bir fiziksel sorundan degil migrenden kaynaklandigindan emin olmak icin, doktora gitmelisiniz. Belirtilerinizi gozden gecirdikten ve sizi muayene ettikten sonra doktorunuz migren oldugunuzu soyleyecek ya da diger olasiliklari ekarte etmek icin ileri testler isteyecektir.

Migren Nasil Tedavi Edilir?

Gunumuzde, devam eden arastirmalar sayesinde hekimler migren hakkinda daha fazla sey biliyor ve migreni onlemek ya da tedavi etmek icin daha fazla secenek bulunuyor. Cok sik atak geciren migren hastalari icin hekimler siklikla onleyici ilac tedavisini tercih etmektedir. Tedaviler hekimlerin onerdigi sekilde uygulaninca ataklarin sikligi ve siddeti azalabilmektedir. Ayrica migrenin ilac disi tedavi yollari da ilac tedavisine destek olarak kullanilmaktadir.

Migren gunluk hayatinizi engelleyebilir; calismayi, aile hayatini veya hobileri olumsuz yonde etkileyebilir. Migrenin neden oldugu tum guclukleri gozden gecirin ve doktorunuzla konusun, boylece migreniniz icin en dogru olani yapabilirsiniz.

Internetten ilac satin alirken dikkat!

Internetten ilac satin alirken dikkat!
Doktorlar, Ingiltere�de internetten satin aldigi ilac nedeniyle artik hayati boyunca goz doktorlarinin kontrolu altinda olmak zorunda kalan bir kadinin ornegini vererek internetten ilac satin alanlari uyardi.

PARIS - Ingiliz The Lancet dergisi, cumartesi gunu cikacak sayisindaki makalede, 64 yasindaki kadinin, merkezi Tayland�da bulunan bir sirketten internet araciligiyla satin aldigi ilac nedeniyle gozunde cift tarafli katarakt ve goz tansiyonu gelistigini yazdi.


Gorebilmesi icin ameliyat edilmesi gereken hastanin daha once gozunden bir sikayeti olmadigini, ailesinde de goz hastaliginin bulunmadigini belirten doktorlar, detayli muayenenin ardindan bu rahatsizligin kadinin steroid turu prednisolon ilacini 4 yil boyunca gunde 10-40 miligram almasina bagli oldugunu belirlediler.

Dergideki makaleyi kaleme alan doktorlar Philip Severn ve Scott Fraser, internetten bu tur ilaclarin kolayca alinip alinamadigini arastirdi.

Google�da arama yapan doktorlar 37 Euro�dan 5 miligramlik 1000 tabletin kolayca alinabildigini gordu. Ancak doktorlarin daha cok dikkatini ceken husus, satisa sunulan bu ilaclarin bazilarinin kalite garantisinin olmamasi ve sahte olusuydu.

Ozellikle La Toile arama motorundan yapilan aramalar doktorlari AIDS, kus gribi gibi hastaliklarin tedavisi icin satilan sahte ilaclara goturdu.

Kadinin kronik yorgunluga karsi doktora danismadan bu ilaci kullandigi belirtildi.

Performans artirici steroidlerin yan etkileri arasinda katarakt ve goz tansiyonu bulunuyor. Bu nedenle doktorlar bu ilaclarin yan etkilerine karsi hastalarini uyariyor. Ancak ilaclari internetten satin alanlarin bu yan etkilerden haberi olmuyor.

DepresyoN

DEPRESYON NEDIR?


Insanlar zaman zaman kendilerini uzuntulu ve mutsuz hissederler. Isinden ayrilmak, sevdigini kaybetmek veya basarili olamamak uzuntuye yol acan yasam olaylarindandir. Kisaca uzuntu normal yasamin bir parcasidir. Ancak bu uzuntulu durumun uzamasi ve nedensiz ortaya cikmasi ruh sagligi sorunudur ve depresyon olarak tanimlanir. . Depresyon duygu dusunce ve davranisi etkiler. Tedavi edilmedigi taktirde aylar yillar bazen de omur boyu surebilir.

Depresyon degisik sekillerde ortaya cikabilir:
  • Bazisinda neden olmaksizin aniden ortaya cikar
  • Bazisinda stresli bir yasam olayindan sonra baslar
  • Bazen tek atak olarak yasam boyu surebilir
  • Bazen tekrarlayan ataklar halindedir
  • Bazen semptomlarin siddetli olmasi ile hastalar is yapamaz hale gelebilir
  • Bazilari ise is yapabilir ama surekli mutsuzluk hissederler

Asagidaki belirtilerden bazilari ayni anda sizde bulunuyorsa depresyon geciriyor olabilirsiniz:
  • Kendini uzuntulu, degersiz, umutsuz, caresiz, hissetme, icinde bosluk duygusu olmasi
  • Karar verme guclugu, konsantrasyon zorlugu, bellek bozuklugu
  • Daha once zevk alinan is ve aktiviteleden zevk alamama (cinsel isteksizlik dahil)
  • Iste, okulda, aile ve arkadas arasinda sorunlarin ortaya cikmasi
  • Diger insanlardan uzaklasma ve yalniz kalma istegi
  • Enerji azligi, yorgunluk hissi ve cabuk sinirlenme
  • Uyku bozuklugu (uykuya dalamama,uykuyu surdurme guclugu, sabah erken uyanma veya fazla uyuma seklinde olabilir)
  • Yeme bozuklugu (istahta azalma veya artma),
  • Nedeni belli olmayan bas, boyun, sirt agrisi gibi vucudun degisik yerlerinde surekli agrilar hissetme
  • Son zamanlarda fazla alkol almaya baslama veya yatistirici ilaclari kullanma ihtiyaci hissetme
  • Kendine zarar verme, intihar planlari yapma, intihar girisiminde bulunma veya kendi cenaze merasimini dusunme
Depresyon tanisi almak icin bu belirtilerin hepsinin birden sizde olmasi gerekmez. Bu sikayetlerin birkaci ayni anda sizde bulunuyorsa doktora basvurmaniz gerekir. En sik gorulen belirtilerden biri uyku ve istah bozuklugudur. Bu belirtilerin cogu ayni anda bulunuyorsa agir depresyondan soz edilir. Depresyon ciddi bir hastaliktir. Kendi haline birakildiginda zaman icinde duzelebilecegi gibi genelde uzun sure devam eder veya agirlasir. Agir depresyonda kisi is guc yapamaz hale gelebilir ve bu durumda intihar riski yuksektir.

Uyku bozuklugu bir hastalik degildir baska hastaliklarda gorulebilen bir belirtidir. Nedeninin arastirilmasi gerekir. Bedensel hastaliklar (astim, kalp hastaligi v.b.) nedeniyle olabilecegi gibi psikiyatrik hastaliklarin (depresyon, mani v.b.) cogunda gorulebilir. Depresyon hastalari siklikla uyku bozuklugundan yakinirlar. Bu nedenle uykusuzluk sikayetiniz varsa ve bir suredir devam ediyorsa cevrenizdeki insanlarin onerdigi ilaclari veya kendi basina eczaneden alinan uyku ilacini kullanmak yerine bir uzmana basvurarak altta yatan nedeni arastirmanizda fayda vardir.

ABD�de depresyon hastalarinin 2/3�u cesitli nedenlerle tedavi gorememektedir.Turkiyede bu konuda yapilmis arastirma yoktur ancak benim kanima gore bu oran yurdumuzda cok daha yuksektir. Psikiyatriste basvurmama nedenlerinden bazilari sunlardir: hastalik bilinememekte, hastalar cevresi tarafindan zayif olduklari gerekcesi ile suclanmakta, hastalik dolayisi ile is guc yapamaz durumda olan hastalar yardim isteyecek enerjiyi kendilerinde bulamamakta bazende yanlis tani konup tedavi yanlis uygulanmaktadir.

Depresyon hastalarinin yardim istemek icin genelde yardima ihtiyaci vardir. Depresyonun dogasi geregi hastalar genelde kendiliginden yardim istemezler. Hastalar siklikla enerji, ilgi ve istek azligindan yakinirlar. Bu nedenle depresyonu olan hastalarin aileleri, arkadaslari veya diger hekimleri tarafindan psikiyatriste yonlendirilmeleri gerekir. Intihar dusuncesi varsa acilen psikiyatriste basvurmak gerekir. Halk arasinda yaygin olan inanisa gore intihar dusuncesini ifade eden kisiler pek intihar etmezler. Ancak yapilan arastirmalar bu inanisin dogru olmadigini gostermistir. Bu nedenle bir yakininiz intihar dusuncelerini sik ifade ediyorsa bunu onemseyin ve en yakin zamanda bir uzmana basvurmasina yadimci olun. Depresyona yakalanmak sizin tercihiniz degildir ancak tedavi olup olmamak sizin elinizdedir.

DEPRESYONA YAKALANMA RISKINIZ NEDIR?

Yasam boyu depresyon gecirme riski %15 dolayindadir. Kadinlarda bu oran %25�e kadar cikmaktadir. Hemen hemen tum toplumlarda depresyon kadinlarda iki kat daha fazladir.Gebelikte, dogum sonrasi donemde ve menopozda depresyon gecirme riski artar. Bunun nedeni tam olarak bilinmemektedir, ancak kadinlarin hormonlari bundan sorumlu olabilir. . Surekli bedensel hastaligi olanlarda daha fazla gorulur. Ornegin infertilite(kisirlik) tedavisi goren kadinlarda normal kadinlara gore iki uc kat fazla depresyon gorulmektedir.

Hastalarin %50�si 20-50 yas arasindadir. Bununla birlikte cocuklarda ve yaslilarda da depresyon gorulur. Bosanmis, ayri yasayan veya yalniz yasayanlarda evlilere gore daha siktir Sosyal cevre veya ekonomik seviye ile depresyon gecirme orani arasinda iliski yoktur.Kuturel etkenlerle depresyon arasinda iliski yoktur.Yakin akrabalarda depresyon geciren birilerinin olmasi depresyon gecirme riskini artirir.



Intihar

Insanlar degisik nedenlerle yasamlarina son vermek isterler. Intihar onlenebilecek bir olum nedenidir. Bu kararin alinmasina neden olan etmenler cok degisiktir. Genelde birkac neden bir arada bu eylemin ortaya cikmasina yol acar. Kendisini olduren insanlarin %90�i depresyon hastasidir. Depresyon ve diger ruhsal hastaliklar yaninda kotu yasam olaylari da intihar riskini artirmaktadir. Intiharin bireysel oldugu kadar toplumsal boyutu da vardir



Intihar nedenleri cok cesitlidir. Bazi durumlar intihar riskini artirmaktadir. Bunlar arasinda:

  • Psikiyatrik hastaliklar
  • Sosyal nedenler
  • Psikolojik nedenler
  • Biyolojik yatkinlik
  • Genetik yatkinlik
  • Fiziksel hastaliklar sayilabilir.
Intihar nedenleri genc ve yaslilarda genelde daha farklidir. Yapilan arastirmalarda 30 yas altindaki intihar vakalarinda en sik intihar nedeninin anti sosyal kisilik bozuklugu ve alkol-madde bagimliligi oldugunu 30 yas ve uzerindeki kisilerde ise depresyon gibi duygulanim bozukluklarinin en sik neden oldugunu gostermektedir. Intihara yol acan onemli yasam olaylari ise 30 yas altinda bosanma, reddedilme, isten cikarilma-issizlik ve yasal sorunlar; 30 yas uzerinde ise fiziksel hastaliklar olarak belirlenmistir.

1.Psikiyatrik nedenler:


Intihara yol acan en onemli sorun depresyondur. Bu konuda yapilan degisik arastirmalarda intihar eden kisilerin %30-64 unde depresyon tespit edilmistir.Intihar sonucu olenlerin %90 inda depresyon tespit edilmistir. Depresyon hastalarinin ise %15 i intihar girisimi sonucu yasamini kaybetmektedir. Yapilan bir arastirmada intihar sonucu yasamini kaybeden vakalarin %63�unun erkek, %37�sinin ise kadin oldugu tespit edilmistir. Depresyonu olan erkeklerde intihar ve intihar sonucu yasamini kaybetme orani kadinlara gore daha yuksektir.

Depresyon sonucu intihar eden ve olen vakalar arasinda depresyon ilac tedavisi gorenlerin orani %3 dur. Yani bu hastalarin cogu doktora basvurmamakta ve tedavi gormemektedir.



Intihara yol acan diger psikiyatrik sorunlar sunlardir;
  • Sizofreni; intihar vakalarinin %10�unda sizofreni gorulmektedir
  • Alkol bagimliligi
  • Madde bagimliligi
  • Kisilik bozuklugu
  • Panik bozuklugu
2.Sosyal nedenler:

Toplumun sosyal yapisi ve toplumsal kaynasma durumuna bagli olarak intihar oranlari ulkeden ulkeye farklilik gostermektedir. Aile baglari zayif toplumsal etkilesimin az oldugu kisilerde intihar olasiligi artmaktadir (egoistik intihar). Sosyal ve ekonomik krizlerde ise toplum icinde intihar oranlari yukselmektedir (anomik intihar). Ornegin her iki dunya savasinda da tum Avrupa da intihar oranlari diger zamanlara gore cok artmistir.

Durkheim anomik intihari soyle tanimlamistir: bati toplumlarinda endustriyel devrimi takiben toplum yapisinda bazi degisiklikler olmus, toplum icinde dini inanclari ve aile baglarini kuvvetli saglayamayan kisilerde intihar riskinin arttigini gozlemistir. Toplumsal baglari kuvvetli ve geleneklerine bagli diger toplumlarda ise cogu zaman intiharlar kisisel olmaktan cok toplumsal bir kural olarak vardir. Ornegin Japonlarda gururun kirilmasi sonucu uygulanan hara-kiri gibi. Bu tur intiharlar �fedakarlik intihari� olarak tanimlanir ve burada bireysel ozelliklerden cok toplumsal kurallar intihari getirir.

Bir de toplu intiharlar vardir ki bunlar da ayri arastirma konusudur. Ornegin bazi tarikatlarda tarikat inanislari nedeni ile toplu intiharlar gorulebilmektedir.

Egoistik intiharlar, duzenli toplumlarda topluma uyum saglayamayan suclular veya uyumsuz davranislari olan kisilerde gorulur.

Toplumsal olaylar goz onune alindiginda ayni kosullarda bir kisi intihar ederken diger kiside neden intihar girisimi olmadigi aciklanamamaktadir.

Adler�e gore ise sosyolojik nedenleri ve sonuclari olsa da intihar ancak bireysel olarak incelendiginde anlasilabilir. Her intihar bireyseldir, kendi icinde degerlendirilmelidir.

Intihar nedenleri arasinda depresyon ve sizofreni gibi ruhsal hastaliklar yuksek oranda gorulmesine ragmen bu hastalarda intihar orani sanildigi kadar yuksek degildir. Bu yuksek risk grubundaki hastalarinda kendi iclerinde yuksek risk tasiyanlari vardir. Psikiyatristler muayeneleri sirasinda bunu degerlendirebilir ve yuksek risk tasiyan hastalari belirleyebilir.

Robert Litman�a gore intihar riski tasiyan kisilerde bu dusunceler zaman zaman yogunlasir. Bazen kisa surede bu dusunceler kaybolur bazen ise bir sure devam eder. Ona gore bu dusunceleri tasiyan insanlar arasinda da intihar orani dusuktur. Bu grup icinde yuz hasta var ise birkac yil icinde intihar edenlerin sayisi 3-4dur. Intihar dusuncesi olan kisilerin bunu eyleme dokmesi icin pek cok olumsuz kosul bir araya gelmelidir. Yine Litman�a gore umutsuzluk depresyondan daha fazla intihara neden olmaktadir.

Yas arttikca intihar oranlari da artmaktadir. Erkeklerde en sik 45 yaslarinda, kadinlarda ise 55 yaslarinda intihar gorulmektedir. Kadinlar intihara daha fazla egilim gostermektedir, buna karsin intihardan olum orani erkeklerde daha fazladir. Evli kisilerde intihar orani bosanmis kisilere gore daha azdir.

Calismak kisiyi intihardan koruyan onemli bir ozelliktir. Issizlik sunucu kisilerin sosyoekonomik durumlari bozulmakta, psikiyatrik sorunlar ortaya cikmakta (ozellikle anksiyete ve depresyon) ve stres veren durumlarla karsilasma olasiligi artmaktadir. Bu nedenle issiz kalan kisilerde intihar etme olasiligi artmaktadir.

3.Psikolojik etkenler


Kisisel yatkinlikta intihar olasiligini artirmaktadir.

4.Biyolojik yatkinlik


Beyindeki serotonin maddesindeki azalma intihar olasiligini artirmaktadir.

5.Ailesel yatkinlik


Ailede intihar eden kan bagi olan bir yakinin olmasi kisilerde intihar etme olasiligini artirmaktadir. Bazi ailelerde yuksek intihar oranlari dikkati cekmektedir.

6. Fiziksel Hastaliklar



Kanser, sara, kalp hastaligi, bunama, AIDS gibi onemli hastaliga yakalanan kisilerde intihar olasiligi normal topluma gore daha fazladir.
  1. Tedavi:

    Sonuc olarak, intihar onemli toplumsal bir sorundur ve onlenebilecek bir olum nedenidir, yeter ki zamaninda fark edilebilsin. Intiharlarin en sik nedeni depresyondur ve dogru tani ve tedavi edilirse intihar riski azalir. Bu acidan depresyonun tedavi edilmesi cok onemlidir. Intihar girisimi olan yasli hastalarla yapilan arastirmada bu hastalarin %70�inin intihar girisiminde bulunmadan once doktora basvurdugunu gostermektedir. Depresyon hastalarinin buyuk bir kismi tedavi gormemekte ve ayakta kendi baslarina hastaligi atlatma cabasina girmektedir. Kimi komsunun onerdigi ilaci almakta, kimisi eczaneden uyku ilaci alarak idare etmekte, kimisi ise hic ilac almadan hastaligi yasamaktadir. Depresyon hastalarini doktora yonlendirme ve doktora ulasmasini saglamak ailenin, arkadaslarin ve yakinlarin gorevidir.

    Ayni sekilde intihar mesajlari veren kisileri uzmanlara yoneltmek, yakinlarin yapabilecegi en buyuk yardimdir. Bu yakini zor durumda birakmak veya onun guvenine ihanet etmek olarak algilanmamalidir. Uzun vadede bu yardiminizdan dolayi bu kisiler size minnettar olacaktir. Intihar riskini yok saymak, bunun konusulmasini tabu olarak kabul etmek, intihar girisiminin gerceklesmesine engel olmaz.

    Intihar girisiminde bulunup hayatta kalan kisilerin de en kisa zamanda degerlendirme ve tedavi plani cizilmesi acisindan uzmana yonlendirilmesinde fayda vardir.

SizofreNi

Sizofreninin kesin nedeni tam olarak bilinememektedir. Bu konuda degisik teoriler ileri surulmektedir. Klinik izlemelerde kan bagi olan kisilerde genetik yatkinligin oldugu baska nedenlerin de araya girmesi ile hastaligin ortaya ciktigi gorulmektedir.

Tek yumurta ikizlerinin birinde sizofreni gorulmesi durumunda digerinde sizofreni ortaya cikma olasiligi %50, anne babanin ikisinin birden sizofren olmasi durumunda cocuklarda sizofreni gorulme olasiligi %40, anne veya babanin sizofren olmasi
durumunda cocuklarda gorulme olasiligi %8, kardeslerden birinin sizofren olmasi durumunda diger cocukta hastaligin gorulme olasiligi %12�dir. Genetik gecisten sorumlu tutulan bazi genler vardir ancak bu konu henuz tam olarak aydinlatilamamistir.

Sizofren hastalarin beyin tomografisi ve MR gibi radyolojik incelemelerinde beynin bazi bolgelerinde degisiklikler tespit edilmektedir ancak bu degisikliklerin sizofreniye ozgu olmadigi bilinmektedir. Yine olen sizofren hastalarin beyin
biyopsilerinde beyinde bazi doku degisiklikleri gorulmektedir. Bu degisikliklerin de hastalik olusmadan once mi oldugu veya hastaligin ortaya ciksiyla mi gelistigi bilinememektedir.
Beyin biyokimyasi ile ilgili arastirmalarda beyinde haberci rolu ustlenen (norotransmitter) maddelerden biri olan dopaminin aktivite artisinin hastaliga yol actigi bilinmektedir.
Son yillarda dopamin yaninda serotonin ve norepinefrin gibi diger habercilerinde sizofreni olusumunda rol oynadigi belirtilmektedir. Kullanilan ilaclar da bu sistemler uzerinden etki etmektedir. Her hastada ayni belirtilerin ortaya cikmamasi,her ilacin her hastaya yaramamasi hastaligin ortaya cikisinda bu maddelerle ilgili kisiden kisiye degisen ozelliklerin oldugunu dusundurmektedir. Hastaligin ortaya cikis nedeni olarak bazi hastalarda dopamin sistemi daha etkin olurken bazilarinda sorun daha cok serotonin sisteminde olabilir.
Bagisiklik sisteminin bu hastaliga yol actigi one surulen teoriler arasindadir.
Gebelik sirasinda grip enfeksiyonu geciren annelerin cocuklarinda bu hastaligin ortaya ciktigi ileri surulmustur, ancak arastirmalar bunu desteklememektedir.


Cevresel bazi etkenler hastaligin ortaya cikisinda rol oynamaktadir. Kalp hastalari nasil cevresel stres yaratan durumlardan olumsuz etkileniyorsa veya stresli bir yasam olayi nasil hastaligin ortaya cikmasinda rol oynuyorsa sizofrenlerde
de ayni durum gecerlidir. Bu hastalarda tek basina ilac tedavisi genelde yeterli olmaz, stres yaratan durumlarin da ele alinmasi gerekir. Bazi aile yapilarinin sizofreniye yol actigi one surulmus ve sizofren aileler modeli gelistirilmeye calisilmistir, ancak sonra yapilan arastirmalar bu teoriyi desteklememistir.


Sizofrenlerde hormonlarda bazi degisiklikler oldugu ve bunun da hastaliga yol actigi belirtilmektedir.
Bazi yapisal ve kimyasal bozukluklarin sizofren hastalarin algilarinda bozulmalara yol actigi ve hastalarin algilarinda secicilik olmamasi dolayisiyla beynin cok fazla uyaranla karsilastigi one surulmektedir. Ornegin normal kisilerde bulunduklari ortamda ayni anda ortaya cikan seslere karsi bir secicilik vardir, televizyonun sesini dinlerken disarida bagiran saticinin sesini algilamayabilir, oysa sizofrenlerde bu seciciligin olmadigi ayni anda var olan tum seslerin algilandigi ve beynin
fazla uyaranla karsi karsiya kaldigi belirtilmektedir.
Stres-diyatez teorisine gore bunyesel olarak yatkin olan kisilerde stresli bir durumla karsilasildiginda sizofreni ortaya cikmaktadir. Sizofreninin ortaya cikisinda biyolojik, psikososyal ve cevresel etkenlerin birlikte rol oynadigi, stres yaratan bir durumla karsilasildiginda hastaligin ortaya ciktigi ve stres yaratan durumun da bu etkenlerden biri ile ilgili olabilecegi belirtilmektedir.Ornegin ortaya cikarici etken enfeksiyon gibi biyolojik bir neden veya bir yakinini kaybetme veya sorunlu bir ailede yasama gibi psikolojik bir neden olabilir. Her enfeksiyon hastaligi olan veya her yakinini kaybeden sizofreni olmaz, bu
hastaligin ortaya cikisi icin bunyesel yatkinligin da bulunmasi gerekir.

Kil DOnmesI

Son yillarda gorulme sikligi artan bu rahatsizlik kisilerin yasam kalitesini bozmasi, tedaviye ragmen nuks etme ihtimali olmasi nedeni ile hastalarin korkulu ruyasi haline gelmektedir.

Plonidal sinus kuyruk sokumu bolgesi disinda kasik bolgesinde, koltuk altlarinda ve gobekte de gorulebilir. En sik olarak 16 - 40 yaslar arasinda gorulur. Erkeklerde gorulme sikligi belirgin olarak daha fazladir.

Genellikle genc yaslarda goruldugu icin okul cagindaki ogrencilerin hem yasam kalitesini bozar hem de calismayi ve okul devamliligini da etkileyecegi icin okul basarisini kotu yonde etkiler.

Hastaligin nedeni iki kalca arasinda kalan intergluteal sulkus denilen oluk seklindeki bolgeye sirt ve bastan dokulen killarin, bu oluklu bolgede surtunme sonucu olugun en dibindeki terbezi deliklerinden sanki bir vida gibi donerek deri alti bolgeye girmesi, bu bolgede agac koku gibi labirentler olusturmasidir. Bu deliklerden iceriye giren bakteriler burada iltahap baslatir, cerahatli veya kanli, pis kokulu akintilar olusturur. Eger ustteki delik tikanir ise iltahap disari akamaz ve apse olusur.

Plonidal sinuste klinik bulgular nelerdir?

Kuyruk sokumundaki kil donmesi genellikle enfeksiyon oluncaya kadar kendisini pek belli etmez. Bu hastalarda tipik bir oyku kuyruk sokumunda agrili sislik, oturamama, yuruyememe gibi yakinmalarla doktora giden bir genc eriskinde, burada apse saptanmasi ve bu apsenin acilarak drene edilmesi ile baslar. Apsenin drene edilmesi acil durumun tedavisidir. Eger hasta ameliyat olmaz ise bu bolgede zaman zaman akinti olmasi disinda yakinmasi olmadan bir sure yasantisini surdurebilir.

Ancak bir kac hafta veya ay sonra yine ayni tablo tekrarlar. Her apse tekrarinda ise agac koku seklindeki sinusler daha ileriye gider ve olay daha buyumus olur.

Muayenede bu bolgede acikligi igne ucundan kibrit copu capina kadar degisebilir bir veya bir kac delik saptanir, bu deliklerden acik renk akinti, iltahap, zaman zaman kil geldigi gorulebilir. Yine bu bolgede kizariklik, sislik, agri sik gorulen yakinmalardir.

Plonidal sinus nasil tedavi edilir?

Plonidal apsenin tedavisi: Kil donmesi apsesi acil tedavi gerektiren bir durumdur. Cunku hasta agrilidir, oturmakta ve yurumekte gucluk cekmektedir. Apse tedavisi genellikle eger apse cok buyuk degil ise lokal anestezi ile yapilir. Apse, anestezi uygulandiktan sonra yapilan bir insizyonla bosaltilir, ici temizlenip yikanir, antibiotikli pomadlarla kapatilir. Sik tekrarlanan pansumanlarla enfeksiyon gecirilir. Bu esnada apse civarindaki killarin da tras edilmesi gereklidir.

Plonidal sinus tedavisi ise acil durum tedavisinden sonra sinus traktuslarina yeni cilt altinda yer alan agac koku seklinde yerlesmis kil yuvalarina yonelik olarak yapilir. Bu amacla fenol enjeksiyonu, sinus traktusunun kesilip acik birakilmasi, kismi cikarma, total cikarma ve primer kapama veya acik birakma (marsupializasyon), degisik flep cevirme denilen doku kaydirma yontemleri uygulanmaktadir.

Vucudun diger bolgelerinde gorulen kil donmeleri kuyruk sokumu kadar olmasa da hastalari rahatsiz eder. Ozellikle kadinlarda kasik ve perine bolgesinde gorulen ufak apseler seklinde kendini gosteren ve bir turlu iyilesmeyen odaklar meydana gelebilir. Bu odaklarin cok buyumeden tedavi edilmesi ilerideki daha buyuk sorun ve ameliyatlari onleyebilecektir.

Gobek bolgesinde olusan kil donmeleri kendini genellikle akinti ve pis koku ile belli eder. Bu bolgedeki iltahabin ve sinuslerin de cok ilerlemeden tedavi edilmesi gerekmektedir.

Kil donmesi en iyi yapilmis bir operasyondan sonra bile tekrarlama ihtimali olan bir hastaliktir. O nedenle hastalarin ameliyat oncesi iyi degerlendirilmesi, uygun ameliyatin secilerek, titizlikle yapilmasi kadar, ameliyat sonrasi hastanin doktorunun onerilerine uymasi da onemlidir.

Ameliyat sonrasi erken devrede yaranin iyi korunup bakilmasi, uzun donemde ise o bolgenin hijyenine dikkat edilmesi gereklidir. Ameliyat sonrasi donemde en az iki yil sure ile o bolgedeki killar tras edilmeli veya tuy dokucu ilaclarla temizlenmelidir.

SIGIl

Bu sigilleri okutsak da mi saklasak. Okutmasak da mi yasaklasak. Diger butun tedavi secenekleri gibi sigilleri okutmak veya yasaklamak da sonuclari kesin olmayan ve tibbi tedavi yontemlerinden farkli olarak bilimsel olmaktan uzak tedavi yontemleridir.
Sozu edilen sigiller ise halk arasinda cok iyi taninan ve sik rastlanilan, siradan bir hastaliktir. Bulasma ve yayilma ozellikleri ve zor tedavi edilmeleriyle gundemdeki yerlerini hep korurlar. Sigiller, viruslerin etkisiyle olusan kucuk tumorumsu belirtilerdir. Olusumlarinda kurbagalarin rolu olup olmadigi konusunda yeterli kanit bulunamadigi icin kurbagalar saliverilmislerdir. Ayrica bu hastaliga halk arasinda niye ''Tavuk G...'' dendigi konusunda elimizde hic bir bilgi yoktur ve tavuklar da bu konuda sucsuzdurlar. Sigiller, kisiden kisiye dogrudan veya ciplak ayakla basilan zemin, daha az olarak da esyalar araciligiyla bulasabilirler. Bunun yani sira ayni kiside var olan bir sigilden baska alanlara da bulasma olabilir. Zedelenmis deriye daha kolay bulasir. Ozellikle, sigillerin uzerleri kopartilir, kanatilirsa bulasma cok daha kolay olur. Eger isirilirsa agiz icerisine dahi bulasabilir. En iyi taninan sekli, ellerde, kollarda yerlesen seklidir ve esmer, kabarik, sert cikintilar halindedir. Avuc ici ve ayak tabaninda cikintilari az olup, derine dogru gelisirler ve agrilidirlar, nasirlarla cok karisirlar. Yuzde yassi, ince, esmer kabartilar halinde veya yine yuzde ve bazen de boyunda firca gibi olabilirler. Bir de cinsel iliskiyle bulasan ve ozellikle de cinsel organlar ve cevresinde yuvarlak, esmer, yumusak kitleler seklinde yerlesen ozel tipleri vardir. Tedavide dogrudan virusleri oldurme olanagi olmadigi icin var olan belirtiler yok edilse bile yinelenmeleri onelenemez. Elektrik akimiyla yakarak veya soguk uygulamayla dondurarak yikima ugratma yontemleri genellikle basarilidir, fakat biraz can yakar ve iz kalir. Yineleme ve yayilma tehlikesini artirabilecegi gerekcesiyle cerrahi girisim hic onerilmez. Bazi asitli ilaclar veya kanser ilaci tipi ilaclar sabirla ve istikrarli kullanildiginda yararli olabilmektedir. Hastaligin kendiliginden gecebilme ozelligi de vardir ve bu ozellik cocuklarda cok fazladir. Agiz ici ve cinsel organlar yerlesimi disindakilerde, eger agri ve yayilma egilimi de yoksa kendiliginden iyilesme beklenebilir. Her turlu telkin yontemi, eger kisi yapilan islemle iyi olacagina inanirsa, etkili olabilir. Telkinin bagisiklik sistemini harekete gecirdigi dusunulmektedir. Calinmis pirinc basma gibi torenler, okutma, boyali su verme vb. yontemler olabilir.

Uyuz

Halk arasinda ''Gidisik'' adi verilen hastalik, yalniz insanlarda yasayabilen ve gozle gorulmeyen boceklerde bulasan, cok kasintili bir hastaliktir.
Insandan insana; ayni yatakta yatmak gibi uzun sureli temasla veya carsaf, camasir gibi ortak kullanilabilen esyalarla bulasabilir. Ilk kez uyuz olanlarda kasinti 20 - 30 gun sonra, daha once gecirenlerde ise cok kisa surede ortaya cikar.
Kasintinin siddeti, yayginligi, gece artmasi ve ailesel ozelligi cok tipiktir. El parmak aralari, dirsekler, karin, kalca, cinsel organlar, memeler en cok yerlestigi bolgelerdir. Yogun kasinti izleri ve az sayida bocegin kazdigi tuneller gorelbilir.
Asiri kasinti, mikrop kapmalara veya egzama gelisimine neden olabilir. Bebeklerde ve bagisiklik sistemi zayif olan kimselerde, normalde tutmadigi sacli deri, avuc ici, ayak tabani gibi alanlarda yerleserek, daha siddetli olabilir. Her insanda hastaliga yakalanma olasiligi aynidir; fakat, ayni ev icerisinde cok sayida insanin yasadigi, yatili misafirligin sik oldugu kesimlerde yayilma daha hizli olur. Tedavisi cok zor olmasa da ugrastiricidir ve titiz bir uygulama gerektirir.
Birinci ilke; bir kisinin hasta oldugu bir evde herkesin tedavi olmasi, ikincisi ise bulasma kaynaklarinin dezenfeksiyonudur. Camasir ve carsaflar kaynatilabilir, kaynatilamayan esyalar, kizgin utuyle utulenebilir veya bir hafta insandan uzak kalacak sekilde, ����l veya plastik bir kapta saklanarak; insan disinda uzun sure yasayamayan boceklerin olmesi saglanir. Uzun arastirmalara karsin uyuzun igne veya hap seklinde, yaygin deyisle ''icten kesecek'' bir tedavisi bulunamamistir. Bu nedenle deriye surulerek bocekleri olduren ilaclar kullanilir. Uygulamada en onemli nokta, bocegin sevmedigi bas ve yuz disinda, ilaclarin tum vucuda onerilen araliklarla surulmesi ve tedavi suresi icinde bolgenin, ilacsiz kalmamasidir. Bu sure, ilaclara gore 12 - 72 saat olabilir. Onemli olan, erken donemde doktora basvurup; hastaligi, cevreye yayilmadan ve baska sorunlara neden olmadan denetim altina alabilmektir

UCuk

Ucuk, viruslerin etkisiyle olusan, kizarik bir zeminde minik su kabarciklari seklinde kendini gosteren, halk arasinda cok iyi taninan bir hastaliktir. Halk arasinda taninmak bir yana hangi nedenle ortaya ciktigi konusunda dahi yorumlar hemen yapilir: ''Kotu bir ruya gormussundur.'', ''Korktun mu?'', ''Guneste cok kalmayaydin.'', veya ''Kiz, yine malum zamanin mi?'' gibi. Bu yorumlarda kismen gercek payi da vardir. Genellikle bebeklik yasinda bulasan virusler, vucutta yerlesir ve direncin dustugu uygun zamanlari kollarlar.
Yukaridaki orneklerin hepsi gecerli olmasa da, organizmanin direncini dusuren atesli hastalik, asiri yorgunluk, asi sonrasi, stres vb. durumlarda hastalik halinde karsimiza cikar. Genellikle ilk bulasmada belirti olmaz, ancak yuz kiside bir ilk bulasma belirtileri gorulur, cok siddetli ve uzun surelidirler. Yineleyen ucuklarda yineleme sikligi, kisilere gore degisir. Bazilarinda yilda bir - iki kez cikarken bazilarinda ayda bir - iki kez olabilir. En sik agiz kenarinda gorulmekle birlikte agiz icinden, parmak ucuna kadar her yerde gorulebilir. Tedavi edilmezse bes ila yedi gunde kendiliginden gecer, fakat kasinti ve sizlama yaparak rahatsiz edebilir. Genellikle seyrek goruldugunde, yalnizca belirti varken yerel ilaclar uygulamak yeterli olur. Siddetli ve sik yineleyen sekillerde ise yerel tedavi yetmeyebilir ve agiz yollu ilaclar da eklenir. Cikisini onlemek ise olanaksiz gibidir, ancak aylarca ilac kullanilarak baskilanabilir ve sikligi azaltilabilir. Basit ucuk hastaliginin bir de kirmizi noktali tipi vardir. Cinsel iliskiyle bulasan ve dogal olarak cinsel organlarda gorulen bu tipte (Herpes Genitalis) genel ozellikler, digerine cok benzer. Bu tip ucuk, AIDS'in zuhurundan once en cok dedikodusu yapilan ve ayriliklara neden olan zuhrevi hastalik olma ozelligini tasimaktaydi. Bugun ise siradan bir hastalik durumuna dusmustur. Tedavi de benzer sekilde yapilir ve benzer sekilde etkisi zayiftir. Bu nedenle korunma one planda gelir.

Ketek'

Amerikan Gida ve Ilac Dairesi, "karaciger yetmezligine neden olur" uyarisiyla satilmasina izin verdigi 'Ketek' adli antibiyotigin yasaklanmasini istedi.

Ketek tartismasi ABD'de gecen Ocak ayinda basladi. Amerika'da 2004 yilinda ruhsat alan Ketek'le ilgili ilk karaciger rahatsizligi sikayeti 2006 Ocak ayinda geldi. Bu sikayetten sonra yapilan arastirmada ulke genelinde 5 karaciger vakasi saptandi. Yapilan ilk incelemelerde bu hastalarin ilaci kullanmadan once karaciger rahatsizligi olmadigi ortaya cikti. Butun mudahalelere ragmen hastalarin sikayetleri duzelmedi ve 4 hasta hayatini kaybederken, 1 hastaya ise karaciger nakli yapildi. 23 kiside de ciddi karaciger hasari tespit edildi.

Ketek'le ilgili sikayetleri degerlendiren Amerikan Gida ve Ilac Dairesi'nden (FDA) ilk aciklama 29 Haziran tarihinde geldi. Ketek'in prospektusunde karaciger yetmezligi yaptiginin yazilmasina karar verildi. FDA'in �lac Degerlendirme ve Arastirma Merkezi Baskani Dr. Steven Galson "Biz Ketek kullanan hastalara ve bu ilaci yazan doktorlara, karaciger sorunlarina bagli sikayet ve belirtilere karsi dikkatli olmalarini oneriyoruz. Bu turden belirti ve semptomlarla karsilasan hastalar Ketek kullanimini kesmeli" dedi. Ketek'in prospektusune uyari konulmasina ragmen ABD'de bu antibiyotigin tartismasi bitmedi.

Son olarak FDA de Ketek ile ilgili 'yeniden degerlendirme toplantisi' yapildi. FDA'in Ilac Yan Etki Bolumu, Ketek'in acil olarak yasaklanmasini istedi. Daha once Vioxx dahil 11 ilaci yasaklayan Ilac Yan Etki Bolumu Baskani Dr. David Graham "Ketek'in etkinligini, diger ilaclardan daha guclu veya emniyetli olduguna dair hicbir bilgimiz yok. Ilacin emniyetine gozu kapali bakiliyor. Bu gruptaki diger ilaclardan cok daha toksik ve derhal piyasadan kaldirilmasi gerekir" dedi.

VATAN

Saglikli gozler icin iyi beslenmek sart

YASLANMAYLA beraber ortaya cikan goz bozukluklarini onlemek icin belirlenmis kesin bir yol olmasa da beslenme bu sorunun onemli bir cozum ayagi. Vitamin eksikliginin katarakta yol actigi hayvanlar uzerinde yapilan deneylerle ortaya cikarilmis bir gercek. Vitamin C ve E, selenyum, beta karoten ve diger antioksidanlari iceren sebze, meyve ve tahil agirlikli beslenme, katarakti onlemek ve goz sagligi icin son derece onemli. Iyi bir diyetin goz sagligi icin faydali olduguna dair kesin bir kanit olmasa da zengin vitamin ve mineral icerel beslenme tarzinin katarakta karsi onleyici oldugunu soyleyebiliriz.


stres........

.

Stres hastalik nedeni
Cagin hastaligi olarak adlandirilan stres, gunumuzde bircok hastaligin da sebebi olarak gosteriliyor.ISTANBUL - Anadolu Saglik Merkezi�nden Psikiyatri Uzmani Banu Buyukkal, stresi ve stresle basa cikmanin yollarini anlatti.




Stres kisinin kendisine yuklenen asiri baskilara veya karsilamakta zorlanacagi maddi ve manevi taleplere verdigi olumsuz tepkir. Kisi icin itici guc olabilecek yapici baski veya zorlanma ile bu baski asiriya kactiginda ortaya cikan stres ve gerginlik birbirinden cok farklidir. Kotu bir kaza, olum, acil durumlar, afetler veya ciddi hastaliklar stres yaratabilir. Bunlarin yanisira isyerinde veya aile ortamindan kaynaklanan gundelik yasamla iliskili stresler de bulunur.

Bugunku zor yasam kosullarinda sakin ve dingin kalmak hic kolay degil. Herkes, hergun bir cok farkli bicimde stres yasiyor. Servis kacirmak, araba kullanirken yanlis yola girmek, trafikte takilip kalmak, evde sularin akmamasi, cocuklarin huysuzlugu vs. kisa sureli olmasi gereken stresler yaratir. Hatta o gunku islerin veya hafta sonu tatilini planlamak bile stresli olabilir.

Yasami tehdit eden hastaliklar, evlilikte siddetli gecimsizlik yada bosanma, iflas, isyerinde baski, issizlik gibi daha suregen stresler de bulunur. Iste bunlar, kiside gerginlik yaratip, varolan hastalik belirtilerine katkida bulunabilir. Hatta kendileri bazi hastaliklar yaratabilir.

Sagligin bozulmakta olduguna dair en yaygin belirtiler ise bas agrisi, uyku bozukluklari, yogunlasma guclugu, unutkanlik, sinirlilik, mide-bagirsak rahatsizliklari, is tatminsizligi, enerjisizlik, moralsizlik, cokkunluk ve kimi zaman panik ataklari seklini alan yogun kaygi seklinde siralanabilir. Bunlar tedavi gerektiren psikiyatrik bozukluklara donusebilir. Kiside onceden varolan astim, ulser, migren, artrit, urtiker, sedef, diyabeti hipertansiyon veya kalp sorunlari gibi bazi rahatsizliklar stres yuzunden alevlenebilir. Asiri zayiflamak ya da kilo almak soz konusu olabilir. Sigara ve alkol kullanimi ya da bagimliligi gelisebilir. Siddetli stresler, ozellikle yuksek tansiyonu olanlarda �inme� riskini de arttirir.

Stres sirasinda kadinlarla erkeklerin verdikleri tepkiler arasinda farklilik oldugu one surulur. Kadinlar daha disa vurumcu ve paylasimci yaklasabilirken, strese bagli olarak testeron duzeylerinde yukselme oldugu ortaya konmus olan erkekler daha dusmancil veya ice kapanik olabilmekte, �dovus ya da kac� yaniti verebilmekteler.

Arastirmalar, isle baglantili bazi stres etmenlerinin kiside daha fazla hastalanma riski olusturdugunu gosteriyor. Bunlar:
Kisinin sorumluluklarini ilgilendiren konulardaki kararlarda soz hakki olmamasi.
Kisinin kapasitesinin uzerinde is yukunun olmasi.
Calisanlar ve is verenler arasinda etkili bir iletisim olmamasi, catismari cozme yontemleri bulunmamasi.
Aileden uzun sureler uzakta kalinmasi.
Alinan maasin hakedilenden cok daha dusuk olmasi.
Kendi isini yurutenlerin ekonomik sikintilari veya teslim tarihine is yetistirme zorunluluklari.

Yaklasik bes insandan biri islerini, �cok stresli� veya �son derece stresli� seklinde tanimliyor. Yogun stres soz konusu oldugunda, kisi isinde veya aile ici rolunde gerekli performansi gosteremez. Hatta tumden islevsiz kalabilir. Artik hastalik belirtilerine yol acmis stres kisinin isini kaybetmesine, baskalarina bagimli hale gelmesine yol acabilir.

HASTA ETMESINE IZIN VERMEYIN
Stresle bas etmenin birinci sarti, unlu deyisteki gibi kisinin �degistirebileceklerini degistirme cesareti, degistiremeyeceklerini kabul etme ����neti ve ikisi arasindaki farki gorme bilgeligine� sahip olmasidir. Gundelik yasamda stresin sizi hasta etmesine izin vermemek icin sunlari yapmalisiniz:
Ortaminiza uygun gevseme yollari bulun.
Kendinize zaman ayirin.
Ailenizle iletisiminizi gozden gecirin.
Uykunuzdan odun vermeyin.
Dogru beslenin.
Spor ya da yuruyus yapin.
Dostlarinizla zaman gecirin.
Duygu ve dusuncelerinizi kagida dokun.
Evde ve is yerinizde gercek kapasitenizi gorup mantiksiz taleplere hayir demeyi ogrenin.
Onceliklerinizi belirleyin.
Stresle, sigara veya alkol icmek ya da kendinizi yemege vermek gibi sagliginizi bozacak yollarla bas etmeye kalkismayin.
Hastalik belirtileri ortaya cikmissa vakit gecirmeden bir uzmana danisin.


Is yasamindaki stres, cinsel yasami etkiliyor
Diyabet, hipertansiyon, damar hastaliklarinin yani sira erkeklerin stres nedeniyle de ereksiyon sorunu yasayabildikleri b
Adana - Asiri titiz, kuruntulu, her seyin kontrolu altinda olmasini isteyen erkek tiplerinde ereksiyon sorununun daha cok goruldugu bildirildi.




elirtildi.Diger hastaliklarin yaninda ereksiyon sorunlarina neden olan stresin, gunluk yogun is yuku altinda calisan, ekonomik sorunlarla mucadele eden erkeklerde etkili oldugunu belirten Selcuk Universitesi Meram Tip Fakultesi Uroloji Ana Bilim Dali Uyesi Prof. Dr. Talat Yurdakul, strese bagli ereksiyon sorununun, erkek tipleri ile de yakindan ilgili oldugunu vurguladi.Ozellikle asiri titiz, kuruntulu veya her seyin kontrolunde olmasini isteyen hirsli erkek tiplerinde daha fazla ereksiyon problemi goruldugunu anlatan Yurdakul, �Evde de stresin devam etmesi, bu bozuklugu kalici hale getirebilir. Iktidarsizlik riski 50 yasini gecen erkeklerde daha yuksek oranda goruluyor. Buna bir de stresli yasam eklenirse cinsel yasam ve isyeri basarisi birbirine bagli olarak bozuluyor� dedi.
Yurdakul, asiri sempatik ve heyecanli erkek tiplerinde de bu sorununun siklikla gorulebildigine isaret ederek, is yasaminda basarisizligi ve sonuclarini kabullenemeyen eriskin olamamis erkeklerde surekli inis-cikis gosteren duygusal ruh halinin, iktidarsizligi doguran nedenler arasinda oldugunu kaydetti.
Prof. Dr. Yurdakul, borsa gibi strese acik meslekler ile ekonomik belirsizligin hakim oldugu is kollarinda calisan erkeklerin de her yasta bu riski tasidiklarini dile getirdi. Bu tur nedenlerle yasanan olumsuz bir tek deneyimin bile erkekleri surekli baski altina alarak iktidarsizlik sorununu kalici hale donusturebilecegini anlatan Yurdakul, �Yasanan stresle bir kez basarisiz olan erkek, ozguven sorunu yasayarak kalici performans sikintisi cekmeye basliyor. Guven sorunu esten yardim istenerek ve karsilikli konusarak asilabilir. Ancak, Turk erkegi bu yonteme basvurmak yerine, stresi buyuterek genellikle sorunla yalniz bogusuyor� dedi.

ESLE ILETISIM
Stres yuklu mesleklerde gorevli erkeklerin esleri ile tatile cikarak stresin kaynagindan uzaklasmasinin sorunla mucadelede etkili olacagini ifade eden Yurdakul, soyle konustu: �Bu konuda esiyle birlikte uzman bir doktora giderek yardim isteyen erkek sayisi da cok az. Avrupa ve ABD�de de psikolojik nedenlerle iktidarsizligini gizleyen erkeklerin sayisi oldukca fazla. Bu tur ereksiyon bozukluklarinin cok cesitli psikolojik nedeni olabiliyor. Doktora basvurulmasi durumunda sorunu tum boyutlari ile aciklikla tartismak, yasanan dongunun kirilmasini ve normal cinsel yasama donulmesini saglayacaktir. Erkeklerin boyle donemlerde kesinlikle kendilerini cok iyi anlayacak, duygusal ve cinsel uyarici destegi verecek birisine ihtiyaci vardir.�



yaslanma

Milyonlarca kisi ilerleyen yaslarda demansa ugruyor
Bunamaya �cok erken� teshis yontemi
Bilimadamlari ilk kez, bir kiside ileride demans (bunama) ortaya cikip cikmayacagini onceden belirlemenin yolunu bulduklarini soyluyor.



LONDRA - Lancet Noroloji Dergisi�nde yayimlanan arastirma bunamanin ortaya cikabilecegi risk faktorlerini belirlemeye yonelik. Bunlar arasinda obezite (asiri sismanlik) ve yuksek kolesterol de sayiliyor.



Ingiltere�de de yaklasik 750 bin, dunyada 24 milyonu askin kisinin bunamadan muzdarip oldugu ve rakamlarin gitgide arttigi biliniyor.

Yuksek tansiyon ve obezite gibi sorunlarin su ana dek kalp hastaligina yol actigi biliniyordu. Ancak simdi bu sorunlarla demans arasinda da baglantisi kuruldu.

20 YILA YAYILAN CALISMA
Finlandiya�da orta yas grubundan yaklasik bin 400 kisinin katilimiyla yapilan calismada, bu kisilerle ilgili temel veriler toplanmis, aradan 20 yil gectikten sonra, demans ve Alzheimer vakalarinin ortaya cikip cikmadigi incelenmisti.

Ekip bu sekilde yas ve dusuk egitim duzeyi gibi bildik unsurlarin yaninda yuksek tansiyon, yuksek kolesterol ve obezitenin de demansla baglantili oldugunu ortaya koydu.

Calismanin sonuclari dogrultusunda bir puan cizelgesi hazirlandi. Bu cizelge ile herhangi bir kisinin demans konusunda ne olcude risk altinda olundugu hesaplaniyor.

Risk faktorleri konusunda erkenden onlemler alinmasinin veya gerekli ilac tedavilerine basvurulmasinin ilerleyen yillarda demans riskini azalttigi belirtiliyor.

Uzmanlar bu sistemin gelistirilip daha hassas bir hale gelmesi gerektigini kabul ediyorlar.

Ancak yine de bu haliyle de hem hasta hem de doktorlar icin faydali bir yaklasim sundugu belirtiyorlar.

Alzheimer Arastirma Vakfi, insanlarin yasam tarzlarini degistirerek kalp hastaligi, beyin kanamasi ya da bunama gibi risklerden uzaklasmaya tesvik edilmesinin cok olumlu bir yaklasim oldugunu belir

ONEMLI:::Hasta Haklari...

DUNYA TABIPLER BIRLIGI HASTA HAKLARI BILDIRGESI

(LIZBON, 1981) Hekim, pratik, etik ve yasal tum zorluklarin bilincinde olarak, her kosulda vicdaninin sesini dinlemeli ve hasta icin en iyi olani yapmalidir. Asagidaki bildirge hekimlik mesleginin hastalara saglamayi amacladigi temel haklari icermektedir. Yasalar veya hukumet uygulamalarinin hastalarin bu haklarina uygun olmadigi durumlarda bu uygulamalari duzeltmeye veya ortadan kaldirmaya calismalidir.

  1. Hasta, hekimini ozgurce secme hakkina sahiptir.
  2. Hasta, hicbir dis etki altinda kalmadan ozgurce klinik ve etik kararlar verebilen bir hekim tarafindan bakilabilme hakkina sahiptir.
  3. Hastanin, yeterli olcude bilgilendirildikten sonra onerilen tedaviyi kabul veya reddetme hakki vardir.
  4. Hasta hekimden, tum tibbi ve ozel hayatina iliskin bilgilerin gizliligine saygi duyulmasini bekleme hakkina sahiptir.
  5. Her hastanin onurlu bir sekilde olme hakki vardir.
  6. Hasta, uygun bir dini temsilcinin yardimi da dahil olmak uzere, ruhi ve manevi teselliyi kabul veya reddetme hakkina sahiptir.
.................................................. .............




T.C. Saglik Bakanligi
Hasta Haklari Yonetmeligi





Amac, Kapsam, Dayanak, Tanimlar ve Ilkeler Madde 1-5

Saglik Hizmetlerinden Faydalanma Hakki Madde 6-14

Saglik Durumu Ile Ilgili Bilgi Alma Hakki Madde 15-20

Hasta Haklarinin Korunmasi Madde 21-23


Tibbi Mudahalede Hastanin Rizasi Madde 24-31


Tibbi Arastirmalar Madde 32-36

Diger Haklar Madde 37-41

Sorumluluk ve Hukuki Korunma Yollari Madde 42-47Son Hukumler Madde 47-51

.................................................. ...........

Hasta Haklari Hepimizin Ihtiyaci

Hazirlayan :Prof. Dr. Sukru Hatun
Kocaeli Universitesi Tip Fakultesi Cocuk Sagligi ve Hastaliklari Anabilim Dali

Bu yuzyilin basinda butun ozellikleri ile iki insan arasindaki iliski olarak yasanan ve dayanagini �guven� kavraminin olusturdugu hasta-hekim iliskisi, gunumuzde hastalari ve hekimleri kusatan saglik kuruluslarinin fabrika benzeri atmosferi icinde siradan bir iliski haline gelmek uzeredir. Hastalar, gelisen tip teknolojisi, giderek karmasiklasan saglik sistemi ve insancilliktan uzaklasan hekimlik karsisinda kendilerini gucsuz ve korunmaya muhtac hissetmektedir. Butun bunlarin ustune eklenen ve saglik hizmetlerini serbest piyasa dinamiklerine (paraya) terkeden gelismeler, hem hastalari, hem de hekimleri koseye sikistirmaktadir. Bu noktada, insanin onurunun ve butunlugunun korunmasini ve hastaya kisi olarak gosterilen sayginin artirilmasini amaclayan cabalara ihtiyac vardir. Bu cabalarin bir urunu olan hasta haklari son yillarda saglik hizmeti tartismalarinda onemli bir yer tutmaktadir.



Hasta Haklarinin Amaci: Once Saglikli Olma Hakki Hasta haklari, esas olarak insan haklarinin ve degerlerinin saglik hizmetlerine uygulanmasini ifade etmekte ve dayanagini insan haklariyla ilgili temel belgelerden almaktadir. Bir baska deyisle, insan olarak saygi gorme, kendi yasamini belirleme, guvenli bir yasam surdurme, ozel yasamda saygi gorme gibi ilkeler hasta haklarinin da temelini olusturmaktadir. Benzer sekilde, herkesin yeterli saglik bakimi ile sagliginin korunmasi ve mumkun olan en yuksek saglik duzeyine ulasmasi, temel insan haklari arasinda bulunmaktadir. Saglik hizmetlerinin herkes icin esit, ulasilabilir ve surekli olmasi ise, hasta haklarinin en onemli amacini olusturmaktadir. Hasta haklarinin gelistirilmesi icin gosterilen cabalarin diger amaclari sunlardir:



Hastalara saglik hizmetlerinden tam olarak yararlanma konusunda yardimci olmak ve sistemle ilgili sorunlarin olumsuz etkisini azaltmak.
Hastalarla saglik personeli arasindaki yararli iliskiyi desteklemek ve gelistirmek; ozellikle de hastalarin saglik hizmeti surecine daha aktif katilimini cesaretlendirmek.
Hasta kuruluslari, saglik personeli ve saglik yoneticileri arasindaki iletisim icin yeri firsatlar yaratmak, var olanlari guclendirmek.
  • Temel insan haklarinin korunmasini saglamak, basta cocuklar, psikiyatrik hastalar, yaslilar ve agir hastalar olmak uzere tum hastalara sunulan hizmetin insancillastirilmasini gelistirmek.


    Hasta Haklarinin Kapsami ve Gelistirilmesi Hasta haklarinin kapsami bazi uluslararasi belgelerce belirlenmistir. Bunlardan ilki, Dunya Tabipler Birligi�nin 1981 yilinda kabul ettigi �Lizbon Hasta Haklari Bildirgesi�dir. Bu bildirgeye gore; hastanin hekimini ozgurce secme, hicbir baski altinda kalmadan karar verebilen hekim tarafindan bakilabilme, kendisine onerilen tedaviyi kabul veya reddetmeye, kendisiyle ilgili tibbi veya ozel bilgilerin gizliligine saygi duyulmasini beklemeye, onurlu bir sekilde olmeye, ruhi ve ahlaki teselliyi kabul veya reddetmeye hakki vardir. Bu bildirge esas olarak, hekim-hasta iliskisiyle ilgili hasta haklarini tanimlamakta; diger saglik personeli ile saglik kurumlari karsisinda hastalarin haklarini icermemektedir. Son yillarda hasta haklarinin ayrintili olarak yeniden tanimlanmasi icin cabalar yogunlasmis, 28-30 Mart 1994�te Amsterdam�da yapilan ve Dunya Saglik Orgutu Avrupa Burosu�nca duzenlenen toplantida �Avrupa�da Hasta Haklarinin Gelistirilmesi Bildirgesi� hazirlanmistir. Bu bildirgede hasta haklari alti ana baslikta toplanarak ayrintili olarak tanimlanmistir:


    Saglik hizmetlerinde insan haklari ve degerleri,
    Bilgilendirme,
    Onay,
    Mahremiyet ve ozel hayat,
    Bakim ve tedavi,
  • Basvuru.
    Ayni bildirgede hasta haklarinin gelistirilmesine yonelik asagida belirtilen stratejiler belirlenmistir:

    Saglik kurumlarinin, saglik personelinin ve hastalarin sorumluluklari, yetkileri ve haklarina iliskin ozel yasa veya yonergeler hazirlanmasi,
    Hasta ve saglik personeli gruplari arasinda iliski agi kurulmasi,
    Hukumetlerin hasta haklari alaninda calisan kuruluslarin etkili olmasini saglamasi ve bu tur kuruluslarin kurulmasini desteklemesi,
    Ulusal duzeyde yapilacak sempozyum ve konferanslar ile hasta haklari konusunda ortak duygu gelistirilmesi,
    Medyanin katkisi ile hasta haklari konusundaki duyarliligi artirmak, yapici tartismalari uyarmak ve halki bilgilendirmek,
  • Hasta haklariyla ilgili degisik ulke deneyimlerini izlemek, degerlendirmek.


    Hasta Haklarinin Korunmasi ve Yeni Egilimler

    Hasta haklarinin dayanaklari ve korunmasi konusunda ulkeler arasinda onemli farkliliklar vardir. Genel olarak, etik yonergeleri, Tabip Birliklerinin yonergeleri, genel ve kisi hukukunu duzenleyen yasalar hasta haklarina dayanak olusturmaktadir.

    Son yillarda hasta haklarinin tibbi etikten cok yasal duzenleme ile korunmasi yonunde bir egilim gorulmektedir. Bu egilim dogrultusunda Hollanda, Finlandiya ve Norvec gibi bazi Avrupa ulkelerinde hasta orgutlerinin de katilimiyla hasta haklari yasalari hazirlanmis ve yakin zamanda Hollanda Parlementosu boyle bir yasayi onaylamistir. Yine Hollanda�da Tabip Birligi ile Ulusal Hasta Orgutu, hasta ve hekimlerin sorumluluk ve haklari konusunda ortak calismalar yapmislardir. Bircok ulkede hasta orgutleri, hasta haklarinin tarafi olarak kabul edilmektedir. Hasta haklari, daha iyi saglik ortami icin hasta ve hekimlerin birlikte sahip cikmasi gereken haklardir. Ulkemizde bircok temel haklar gibi, hasta haklarinin kullanilamadigi bilinmektedir. Hasta haklari, genellikle hekim hatalari nedeniyle kamuoyunun gundemine girmekte, bu nedenle de gercek kapsami ile degerlendirilememektedir. Daha once anlatilan gelismeler dikkate alindiginda ulkemizde de hasta haklarinin saglik hizmetlerinin onemli bir destekleyici ogesi haline gelmesine yonelik kapsamli cabalara ihtiyac vardir.





  •