Gıda ambalajına dikkat
SaĞlIk Bakanlığı’nca 16 Ekim Dünya Gıda Günü için hazırlanan raporda, açıkta satılan gıdaların alınmaması, ambalajlı gıda satın alırken ambalajın yırtılmamış olması uyarısı yapıldı. Çabuk bozulan balık gibi gıdaları da bekletmemek gerekiyor.
28 Mayıs 2007 Pazartesi
Lutfen Okumadan Gecmeyin Cok Onemli
Kankalar lutfen okuyun cunku bu gercek , gercek olduğu kadar da onemli bir durum bu bana maille geldi. lutfen dikkate alın.. aldığım gibi braya koyuyorum..
arkadaşlar çocuğun babası resmen yalvarmış siz de
>>>>tanıdıklarınıza gönderin.
>>>>
>>>>Daha 13 günlük bebek.
>>>>SADECE 13 GÜNLÜK
>>>>
>>>>Sevgili Arkadaşlar, ISTANBUL SISLI ETFAL HASTANESI COCUK CERRAHI
>>>>BÖLÜMÜNDE tümör ameliyatı geçirecek ALIBERK için (O RH -
>>>>Negatif) TAZE KANA
>>>>IHTIYACIMIZ VAR. VE BU ÇOCUGUMUN 2. AMELIYATI ICIN. LÜTFEN
>>>> YARDIMCI OLUN. BEN BABASIYIM... ESIMLE ÇOCUGUM SU AN
>>>>HASTANEDELER.
>>>>Yardım etme isteyenler olursa aşağıda yazılan cep
>>>>telefonlarından BANA ulaşabilirler.
>>>>
>>>>Siz de bu e-postayı lütfen tanıdığınız herkese gönderin. Zor
>>>>durumda olan bu ÇOCUGUMA yardım edin.
>>>>Herkese Sağlıklı Günler... DILERIM TUM ÇOCUKLAR SAGLIKLI
>>>>OLSUN ADIM HÜSNÜ KARATAS
>>>>
>>>>TEL=0535 895 43 93
>>>>LÜTFEN BU MAILI TANIDIKLARINIZA DA YOLLAR MISINIZ?...
Buraya koyduğum için kızmayın başka yerlere de koydum açtım aynı başlığı bana kızmayın lutfen.. teşekkur ederim...
arkadaşlar çocuğun babası resmen yalvarmış siz de
>>>>tanıdıklarınıza gönderin.
>>>>
>>>>Daha 13 günlük bebek.
>>>>SADECE 13 GÜNLÜK
>>>>
>>>>Sevgili Arkadaşlar, ISTANBUL SISLI ETFAL HASTANESI COCUK CERRAHI
>>>>BÖLÜMÜNDE tümör ameliyatı geçirecek ALIBERK için (O RH -
>>>>Negatif) TAZE KANA
>>>>IHTIYACIMIZ VAR. VE BU ÇOCUGUMUN 2. AMELIYATI ICIN. LÜTFEN
>>>> YARDIMCI OLUN. BEN BABASIYIM... ESIMLE ÇOCUGUM SU AN
>>>>HASTANEDELER.
>>>>Yardım etme isteyenler olursa aşağıda yazılan cep
>>>>telefonlarından BANA ulaşabilirler.
>>>>
>>>>Siz de bu e-postayı lütfen tanıdığınız herkese gönderin. Zor
>>>>durumda olan bu ÇOCUGUMA yardım edin.
>>>>Herkese Sağlıklı Günler... DILERIM TUM ÇOCUKLAR SAGLIKLI
>>>>OLSUN ADIM HÜSNÜ KARATAS
>>>>
>>>>TEL=0535 895 43 93
>>>>LÜTFEN BU MAILI TANIDIKLARINIZA DA YOLLAR MISINIZ?...
Buraya koyduğum için kızmayın başka yerlere de koydum açtım aynı başlığı bana kızmayın lutfen.. teşekkur ederim...
Kozmetik kullananlar dikkat

Kozmetik ürünlerin bilinçli şekilde ve uzmandan yardım alınarak kullanılması gerektiğini bildiren Doç. Dr. Dereli, kullanıcılara çeşitli uyarılarda bulundu.
Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Tuğrul Dereli, ''Hiçbir krem, yerçekimi sonucu ciltte oluşan sarkmaları
engelleyemez'' dedi.
Kozmetik ürünlerin bilinçli şekilde ve uzmandan yardım alınarak kullanılması gerektiğini bildiren Doç. Dr. Dereli, yaptığı açıklamada, yanlış ve bilinçsiz kullanılan kozmetik ürünlerinin çeşitli hastalıklara yol açabileceğini söyledi.
Doç. Dr. Dereli, şöyle konuştu:
''Kozmetik ürünler tıbbi ilaç değildir. Bu ürünlerin medikal ürünlerle karıştırılmaması gerekmektedir. Tıbbi ilaçlar, bilimsel deneylerden geçerek kanıtlanmıştır. Kozmetik sanayiinde reklam ve pazarlama faktörü önemlidir ve bu ürünler, reklamlarla değer kazanır.
Kozmetik, büyük paraların döndüğü bir sektördür ve yatırımların çoğu pazarlama ve reklama yapılmaktadır. Bu da tüketici için handikap oluşturur. Kadınların reklamlarla dolduruşa gelmemesi gerekir.''
-''İYİ MARKALAR TERCİH EDİLMELİ''-
Özellikle 35-40 yaş arası kadınların çok çeşitli ürünler
kullandığını, piyasada yaşlanmayı önlediği belirtilen birçok krem bulunduğunu söyleyen Doç. Dr. Dereli, yaşlanmanın yerçekimi, mimikler, güneş gibi çeşitli sebepleri olduğunu bildirdi.
Doç. Dr. Dereli, ''Hiçbir krem, yerçekimi sonucu ciltte oluşan sarkmaları engelleyemez. Burada tek önleyebileceğimiz, güneş faktörüdür. Zaten en gerekli kozmetik ürünü de güneş koruyuculardır'' diye konuştu.
Kozmetikte yan etkilerin daha çok cilde uygun olmayan ürünün seçilmesinden kaynaklandığına işaret eden Doç. Dr. Dereli, iyi markaların tercih edilmesi gerektiğini söyledi.
Doç. Dr. Dereli, şöyle dedi:
''Cildi yağlı kişilerin nemlendirici kullanması çok saçma ve gereksiz. En iyi nemlendirici, sebum adı verilen cildin kendi yağıdır. Cildi yağlı olanlar, süt bazlı ürünler ve yağsız güneş koruyucuları kullanmalıdır. Kuru ciltliler ise krem bazlı güneş koruyucuları ve nemlendiricileri tercih etmeli, kese yapmamalı, vücut şampuanı kullanmalı ve banyo sonrası nemlendirici sürmelidir.''
-GÖZALTI KIRIŞIKLIK KREMLERİ-
Doç. Dr. Dereli, özellikle gözaltı morlukları ve selülitin giderilmesi için satılan kremlerin hiçbir faydası olmadığını savundu. Selülitin bir hastalık olduğunu ifade eden Doç. Dr. Dereli, ''Kahve ve kola içmek, spor yapmamak, sigara kullanmak gibi faktörler
selülite yol açar. Kişi, yaşam tarzını değiştirmedikçe selülitten kurtulamaz'' dedi.
Gözaltı morluklarının çözümü olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Dereli, bu bölgedeki kırışıklıklarının giderilmesi için satılan kremlerin gözaltı bölgesini tahriş ederek ödem oluşturabileceğini bildirdi.
Kozmetik ürünlerin bilinçli şekilde ve uzmandan yardım alınarak kullanılmasını öneren Doç. Dr. Dereli, sürekli makyaj yapılmasının çabuk yaşlanmaya yol açacağını belirtti.
Kilo almamak için sahura kalkın
KAYSERİ Özel Şelale Polikliniği Başhekimi Dr.Mete Deniz, ramazan ayında kilo almamak isteyenlerin, sahura kalkmaları gerektiğini söyledi.
İnsan vücudunun kontrol dışı bir bilinci bulunduğunu belirten Dr. Mete Deniz, gün boyu aç kalıp, iftarda yemek yemekle zayıflanamayacağını, aksine aşırı kilo alınacağını söyledi. Dr. Deniz, şöyle dedi:
“Ramazan ayında vücut uzun süre alıştığı beslenme şeklinin dışına çıkıyor. Günde 3 ögün yenilen yemek sayısı oruçla birlikte azalıyor. Vücut alıştığı beslenme şeklinin dışına çıkınca metabolizma korunma konumuna geçerek, yağ depolamaya başlıyor. Bir anda aç kalarak vücudun normalinden fazla depolama yapmasının önüne geçmek için ramazan ayında kesinlikle sahura kalkılması gerekir. ‘Kilo almayayım’ diyerek sadece iftarla yetinmek, aşırı kilo almaya neden olur. Bu yüzden oruç tutanların mutlaka sahura kalkmaları gerekir.''
İnsan vücudunun kontrol dışı bir bilinci bulunduğunu belirten Dr. Mete Deniz, gün boyu aç kalıp, iftarda yemek yemekle zayıflanamayacağını, aksine aşırı kilo alınacağını söyledi. Dr. Deniz, şöyle dedi:
“Ramazan ayında vücut uzun süre alıştığı beslenme şeklinin dışına çıkıyor. Günde 3 ögün yenilen yemek sayısı oruçla birlikte azalıyor. Vücut alıştığı beslenme şeklinin dışına çıkınca metabolizma korunma konumuna geçerek, yağ depolamaya başlıyor. Bir anda aç kalarak vücudun normalinden fazla depolama yapmasının önüne geçmek için ramazan ayında kesinlikle sahura kalkılması gerekir. ‘Kilo almayayım’ diyerek sadece iftarla yetinmek, aşırı kilo almaya neden olur. Bu yüzden oruç tutanların mutlaka sahura kalkmaları gerekir.''
Deliksiz bir uyku için acı biber yiyin
Deliksiz bir uyku için acı biber yiyin
AvustralyalI araştırmacılar, acı biber yemenin rahat bir uyku için birebir olduğunu ortaya koydu. Tazmanya Üniversitesi’nde bir grup gönüllü üzerinde yürütülen araştırmada, acı biber yiyen denekler gece çok daha rahat uyuduklarını ve ertesi gün de kendilerini çok zinde hissettiklerini ifade etti. New Scientist dergisinde yayımlanan rapora göre, normal beslenen ardından 8 hafta her gün 30 gram acı biber yiyen 25 denek, acı biber yediklerinde çok daha rahat uyuduklarını söyledi.
AvustralyalI araştırmacılar, acı biber yemenin rahat bir uyku için birebir olduğunu ortaya koydu. Tazmanya Üniversitesi’nde bir grup gönüllü üzerinde yürütülen araştırmada, acı biber yiyen denekler gece çok daha rahat uyuduklarını ve ertesi gün de kendilerini çok zinde hissettiklerini ifade etti. New Scientist dergisinde yayımlanan rapora göre, normal beslenen ardından 8 hafta her gün 30 gram acı biber yiyen 25 denek, acı biber yediklerinde çok daha rahat uyuduklarını söyledi.
Ceviz cilt temizliğine de faydalı
Ceviz cilt temizliğine de faydalı
Türkiye'de, başta baklava olmak üzere tatlılarda kullanılan veya çerez olarak tüketilen cevizin, damar koruyucu, ishal kesici, cilt temizleyici gibi özellikleriyle fonksiyonel gıda maddelerinin başında geldiği bildirildi.
Cevizin insan sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin çalışmalar
yürüten Uludağ Üniversitesi (UÜ) Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği
Bölümü Araştırma Görevlisi Aycan Yiğit, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, fonksiyonel gıdaların, temel besin gereksinimini
karşılamanın yanı sıra vücutta özel fizyolojik etki sağlayan,
hastalıklardan korunma ve tedavide etkinlik gösteren gıdalar olarak
tanımlandıklarını söyledi.
Cevizin de fonksiyonel gıdaların başında geldiğini ifade eden
Yiğit, etkili bir kalori, protein, lif, vitamin ve mineral kaynağı
olduğu bilinen cevizin yeşil kabuğu ve yapraklarının, yüzyıllar
boyunca birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığını vurguladı.
Yiğit, bilimsel çalışmalar sonucunda ceviz yaprağı ve yeşil
kabuğunun birçok yararının belirlendiğine dikkati çekerek, şöyle devam
etti:
''Bilimsel çalışmalar sonucunda cevizin damar koruyucu, ishal
kesici, cildi temizleyici, siğil giderici, hipoglisemik, antifungal,
antiviral, tümör engelliyici özelliklerinin olduğu belirlenmiştir.
Ceviz kanın pıhtılaşmasını önler, kan dolaşımını düzenler, kan
pıhtılarını bozar, antialerjik özellik gösterir, karaciğer
fonksiyonlarını düzenler, protein sentezini teşvik eder, serum
kolesterolünün azalmasını sağlar, bağışıklık fonksiyonları korur ve
anormal antikor oluşumunun engeller.
Son epidemiyolojik çalışmalar, sert kabuklu meyvelerin
kalp-damar hastalıklarının neden olduğu ölüm oranlarını azalttığını ve
bu etkinin, yaş, egzersiz, sigara, alkol, diyetteki yağ oranı, lif,
meyve, sebze ve vitamin E ile ilişkili olduğunu göstermektedir.''
Yiğit, sert kabuklu meyvelerde yer alan çoklu doymamış yağ
asitlerinin kalp-damar hastalıklarında önleyici rol oynadığının
bilimsel çalışmalarla belirlendiğine işaret ederek, cevizi diğer sert
kabuklu meyveler arasından öne çıkaran özelliklerin, ''Omega 3'' ve
''Omega 6'' gibi çoklu doymamış yağ asitlerini yüksek oranda içermesi
olduğunu bildirdi.
''Omega 3'' ve ''Omega 6''nın, esansiyel yağ asitleri olduğunu
anlatan Yiğit, ''Bu asitlerin, vücut tarafından sentezlenmemesi
nedeniyle gıdalarla alınması zorunludur. Sahip olduğu bu özellik,
cevizin tüketimini vazgeçilmez kılmıştır. Ceviz, diğer sert kabuklu
meyvelerle kıyaslandığında en yüksek Omega 3 yağ asidi miktarına
sahiptir'' dedi.
Yiğit, cevizin yüksek miktarda ''Tokoferol (E vitamininin bir
formu)'' içerdiğini de belirterekk ''Son yapılan çalışmalar bu
maddenin prostat kanseri riskini azalttığını da ortaya koymuştur''
dedi.
Türkiye'de, başta baklava olmak üzere tatlılarda kullanılan veya çerez olarak tüketilen cevizin, damar koruyucu, ishal kesici, cilt temizleyici gibi özellikleriyle fonksiyonel gıda maddelerinin başında geldiği bildirildi.
Cevizin insan sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin çalışmalar
yürüten Uludağ Üniversitesi (UÜ) Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği
Bölümü Araştırma Görevlisi Aycan Yiğit, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, fonksiyonel gıdaların, temel besin gereksinimini
karşılamanın yanı sıra vücutta özel fizyolojik etki sağlayan,
hastalıklardan korunma ve tedavide etkinlik gösteren gıdalar olarak
tanımlandıklarını söyledi.
Cevizin de fonksiyonel gıdaların başında geldiğini ifade eden
Yiğit, etkili bir kalori, protein, lif, vitamin ve mineral kaynağı
olduğu bilinen cevizin yeşil kabuğu ve yapraklarının, yüzyıllar
boyunca birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığını vurguladı.
Yiğit, bilimsel çalışmalar sonucunda ceviz yaprağı ve yeşil
kabuğunun birçok yararının belirlendiğine dikkati çekerek, şöyle devam
etti:
''Bilimsel çalışmalar sonucunda cevizin damar koruyucu, ishal
kesici, cildi temizleyici, siğil giderici, hipoglisemik, antifungal,
antiviral, tümör engelliyici özelliklerinin olduğu belirlenmiştir.
Ceviz kanın pıhtılaşmasını önler, kan dolaşımını düzenler, kan
pıhtılarını bozar, antialerjik özellik gösterir, karaciğer
fonksiyonlarını düzenler, protein sentezini teşvik eder, serum
kolesterolünün azalmasını sağlar, bağışıklık fonksiyonları korur ve
anormal antikor oluşumunun engeller.
Son epidemiyolojik çalışmalar, sert kabuklu meyvelerin
kalp-damar hastalıklarının neden olduğu ölüm oranlarını azalttığını ve
bu etkinin, yaş, egzersiz, sigara, alkol, diyetteki yağ oranı, lif,
meyve, sebze ve vitamin E ile ilişkili olduğunu göstermektedir.''
Yiğit, sert kabuklu meyvelerde yer alan çoklu doymamış yağ
asitlerinin kalp-damar hastalıklarında önleyici rol oynadığının
bilimsel çalışmalarla belirlendiğine işaret ederek, cevizi diğer sert
kabuklu meyveler arasından öne çıkaran özelliklerin, ''Omega 3'' ve
''Omega 6'' gibi çoklu doymamış yağ asitlerini yüksek oranda içermesi
olduğunu bildirdi.
''Omega 3'' ve ''Omega 6''nın, esansiyel yağ asitleri olduğunu
anlatan Yiğit, ''Bu asitlerin, vücut tarafından sentezlenmemesi
nedeniyle gıdalarla alınması zorunludur. Sahip olduğu bu özellik,
cevizin tüketimini vazgeçilmez kılmıştır. Ceviz, diğer sert kabuklu
meyvelerle kıyaslandığında en yüksek Omega 3 yağ asidi miktarına
sahiptir'' dedi.
Yiğit, cevizin yüksek miktarda ''Tokoferol (E vitamininin bir
formu)'' içerdiğini de belirterekk ''Son yapılan çalışmalar bu
maddenin prostat kanseri riskini azalttığını da ortaya koymuştur''
dedi.
Ramazan'ın İdeal Besini Süt
Uzmanlar Ramazan ayında vücut direnç ve sağlığının korunması için süt öneriyor
Ramazan ayında beslenme aralıkları değişiyor, bununla beraber vücut sağlığının korunması için yeterli mineral, protein, vitamin ve sıvının alınması gerekiyor. Süt, Ramazan ayında vücuda ihtiyaç duyduğu tüm besin öğelerini kazandırmak için ideal özellikler taşıyor. Sahur, iftar ve iftar sonrası ara öğünlerde içilen süt vücuda enerji veriyor, sindirim sistemini düzenlerken günün rahat geçirilmesini sağlıyor. Türkiye Diyetisyenler Derneği (TDD) İstanbul Şubesi Başkanı Selma Önelge Gür, Ramazan ayında günde iki bardak süt içilmesinin sağlıklı beslenmeye katkıda bulunacağını belirtiyor.
Ramazan ayında oruç tutan kişilerin beslenmelerine her zamankinden daha çok dikkat etmesi gerekiyor. Beslenme aralıkları ve alışkanlıkları Ramazan ayında değişse de, vücudun ihtiyaç duyduğu besin ve sıvı miktarı aynı kalıyor. Süt, bu dönemde vücuda ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral ve protein gibi besin bileşenlerinin kazandırılması için en iyi kaynaklar arasında yer alıyor.
Süt yeterli ve dengeli beslenmek için gerekli olan, 40’tan fazla besin öğesinin tamamına yakınını içeriyor. Osteoporoz, bir başka deyişle kemik erimesinin önlenmesinde etkili olan süt aynı zamanda sindirim sistemini ve tansiyonu düzenleyici, kronik hastalıklara karşı koruyucu özelliklere sahip. Bu nedenle Ramazan’da sahurda, iftarda ya da iftar sonrası ara öğünlerde günde iki bardak süt tüketmek gerekiyor. Her gün içilen yeterli miktarda süt, Ramazan ayında kilonun da kontrol altında tutulmasına katkıda bulunuyor.
Ramazan ayında enerjik olmak, zinde ve sağlıklı kalmak için süt
Türkiye Diyetisyenler Derneği (TDD) İstanbul Şubesi Başkanı Selma Önelge Gür, sütün Ramazan ayında kilo dengeleyici ve hastalıklardan koruyucu özelliklerine dikkat çekti. Gür şunları söyledi:
“Enerji sistemimize yaptığı önemli katkı sayesinde süt kilo dengesinin korunmasında etkili oluyor. Vücudun tüm hücrelerinde enerji üretimine yardımcı olan riboflavinden zengin olan süt, besinlerin biyoyararlığını artırıyor. 2 su bardağı süt, 2000 kalorilik diyette günlük riboflavinin gereksiniminin yüzde 70’ini karşılıyor. Süt aynı zamanda Ramazan ayında vücudun sıvı gereksiniminin karşılanmasında da iyi bir seçenek oluşturuyor. Süt kan basıncının düzenlenmesinde ve vücudun sıvı dengesinin sağlanmasında önemli rol üstlenen potasyumun yüzde 33’ünü, kalsiyumun ise yüzde 90’ını sağlıyor. Ramazan ayında günde iki bardak süt içmek oruç tutanların vücut sağlığının korunması açısından önem taşıyor.”
Ramazan ayında süt
• Sahurda içilen süt günün sakin, zinde, verimli bir şekilde ve dikkat dağılması yaşanmadan geçirilmesini sağlıyor
• Sağlık için hamur tatlıları yerine, besin öğesi de içeren sağlıklı sütten yapılmış sütlü tatlıların tercih edilmesi gerekiyor
• İftardan sonra yatıncaya dek geçecek uzun gecede iki saat aralıklarla iki ayrı ara öğünde seçilecek olan kuru ya da mevsim meyveleri, sütlü, meyveli hafif tatlılar sağlıklı beslenmenin bir parçasını oluşturuyor
Ramazan ayında beslenme aralıkları değişiyor, bununla beraber vücut sağlığının korunması için yeterli mineral, protein, vitamin ve sıvının alınması gerekiyor. Süt, Ramazan ayında vücuda ihtiyaç duyduğu tüm besin öğelerini kazandırmak için ideal özellikler taşıyor. Sahur, iftar ve iftar sonrası ara öğünlerde içilen süt vücuda enerji veriyor, sindirim sistemini düzenlerken günün rahat geçirilmesini sağlıyor. Türkiye Diyetisyenler Derneği (TDD) İstanbul Şubesi Başkanı Selma Önelge Gür, Ramazan ayında günde iki bardak süt içilmesinin sağlıklı beslenmeye katkıda bulunacağını belirtiyor.
Ramazan ayında oruç tutan kişilerin beslenmelerine her zamankinden daha çok dikkat etmesi gerekiyor. Beslenme aralıkları ve alışkanlıkları Ramazan ayında değişse de, vücudun ihtiyaç duyduğu besin ve sıvı miktarı aynı kalıyor. Süt, bu dönemde vücuda ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral ve protein gibi besin bileşenlerinin kazandırılması için en iyi kaynaklar arasında yer alıyor.
Süt yeterli ve dengeli beslenmek için gerekli olan, 40’tan fazla besin öğesinin tamamına yakınını içeriyor. Osteoporoz, bir başka deyişle kemik erimesinin önlenmesinde etkili olan süt aynı zamanda sindirim sistemini ve tansiyonu düzenleyici, kronik hastalıklara karşı koruyucu özelliklere sahip. Bu nedenle Ramazan’da sahurda, iftarda ya da iftar sonrası ara öğünlerde günde iki bardak süt tüketmek gerekiyor. Her gün içilen yeterli miktarda süt, Ramazan ayında kilonun da kontrol altında tutulmasına katkıda bulunuyor.
Ramazan ayında enerjik olmak, zinde ve sağlıklı kalmak için süt
Türkiye Diyetisyenler Derneği (TDD) İstanbul Şubesi Başkanı Selma Önelge Gür, sütün Ramazan ayında kilo dengeleyici ve hastalıklardan koruyucu özelliklerine dikkat çekti. Gür şunları söyledi:
“Enerji sistemimize yaptığı önemli katkı sayesinde süt kilo dengesinin korunmasında etkili oluyor. Vücudun tüm hücrelerinde enerji üretimine yardımcı olan riboflavinden zengin olan süt, besinlerin biyoyararlığını artırıyor. 2 su bardağı süt, 2000 kalorilik diyette günlük riboflavinin gereksiniminin yüzde 70’ini karşılıyor. Süt aynı zamanda Ramazan ayında vücudun sıvı gereksiniminin karşılanmasında da iyi bir seçenek oluşturuyor. Süt kan basıncının düzenlenmesinde ve vücudun sıvı dengesinin sağlanmasında önemli rol üstlenen potasyumun yüzde 33’ünü, kalsiyumun ise yüzde 90’ını sağlıyor. Ramazan ayında günde iki bardak süt içmek oruç tutanların vücut sağlığının korunması açısından önem taşıyor.”
Ramazan ayında süt
• Sahurda içilen süt günün sakin, zinde, verimli bir şekilde ve dikkat dağılması yaşanmadan geçirilmesini sağlıyor
• Sağlık için hamur tatlıları yerine, besin öğesi de içeren sağlıklı sütten yapılmış sütlü tatlıların tercih edilmesi gerekiyor
• İftardan sonra yatıncaya dek geçecek uzun gecede iki saat aralıklarla iki ayrı ara öğünde seçilecek olan kuru ya da mevsim meyveleri, sütlü, meyveli hafif tatlılar sağlıklı beslenmenin bir parçasını oluşturuyor
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)