20 Mayıs 2007 Pazar

'Kemik erimesi'nin sebebi yüzde 70-80 genetik

'Kemik erimesi'nin sebebi yüzde 70-80 genetik

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Haşim Çakırbay, ''kemik erimesi'' olarak adlandırılan osteoporoz hastalığının yüzde 70-80'inin genetik olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Çakırbay, osteoporoz hastalığının ''kemik erimesi'' olarak adlandırıldığını ve bunun yanlış olduğunu ifade etti.
Osteoporozun kemik gücünde azalmaya sebep olduğunu kaydeden Çakırbay, ''Kemik kalitesinde rol oynayan etkenlerin başında genetik yapı, hormonlar, sistematik hastalıklar gelmektedir. Bu hastalığın yüzde 70-80'i genetiktir. Ayrıca mide, bağırsak ve böbreklerin düzensiz çalışması, sürekli kullanılan ilaçlar da bu hastalığa sebep olabilir'' dedi.
Hastalıktan özellikle kadınların etkilendiğini ifade eden Çakırbay, ''Minyon, beyaz tenli, zayıf kadınlar bu hastalıktan daha çok etkilenebilir'' diye konuştu.
Çakırbay, belde, sırtta ve kemiklerde sürekli ve artan ağırlık hissedenlerin doktora başvurmaları gerektiğini vurguladı.

Zonanın tedavisinde umut ışığı

Zonanın tedavisinde umut ışığı

ABD'de klinik deney aşamasındaki aşı, zona hastalığına yol açan virüs karşısında etkili oldu.

Şimdiye kadar zona hastalığıyla mücadelede en etkili ilaç olduğu belirtilen aşı, deri yüzeyindeki sinir uçlarında kabarcıklar oluşmasına yol açan ve hastada büyük acıya sebep olan bu enfeksiyonlu hastalığın görüldüğü vakalarda yüzde 50'ye varan iyileşme sağladı.
Aşıyla ilgili araştırmanın sonuçları Amerikan New England Journal of Medicine tıp dergisinde yayınlandı. Göğüs veya gövdede ya da yüzde ve gözde, çoğunlukla yalnız bir tarafta olmak üzere görülen zona veya herpes zoster hastalığı, sinirler boyunca yakıcı ağrılara sebep oluyor.
Hastalık başladıktan birkaç gün sonra ağrıların olduğu yerde, bir kırmızılık ve ortasında içi su dolu küçük kabarcıklar görülüyor ve bu belirtiler bir hafta kadar devam ediyor.

BAŞLICA SEBEPLERİ

Zona ile su çiçeğinde etkenin aynı virüs (varicella zoster) olmasına karşın, iki hastalık birbirinden farklı. Zona genellikle ortayaşın üstündeki insanlarda görülüyor. Su çiçeği geçirildikten sonra sinir hücrelerinde bekleyen virüsün yeniden aktive olmasıyla ortaya çıkıyor.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

En çok hissedilen belirti olan ağrı, genelde kuşak şeklinde belirli bir hat üzerinde kendini gösteriyor. İlk belirti genellikle deride bir ya da daha fazla dermatoma uyan bölgede çok şiddetli ağrı veya uyuşma hissinin duyulması.
Bu ağrı yedi gün devam ediyor. Ağrı geçtikten sonra daha yoğun bir biçimde geri dönebiliyor. Arka planda sürekli var olan rahatsızlığa bıçak saplanması tarzında daha kısa süreli, ama daha şiddetli ağrılar eşlik edebiliyor.

'Sıcaktan bunaldık' diyorsanız...

Meteoroloji İstanbul Bölge Müdürü Mustafa Yıldırım, kentte yarın ve cuma günü mevsim normallerinin üzerinde 34-35 derece düzeyinde sıcaklık beklediklerini açıkladı.

Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bugün İstanbul'da hava
sıcaklığının mevsim normallerinin 4-5 derece üzerinde 33 derece
civarında, nem miktarının ise yüzde 30 olduğunu söyledi.
Sıcaklığın gece 24 derece civarında olmasının beklendiğini ifade
eden Yıldırım, ''İstanbul'da özellikle yarın ve cuma günü sıcaklık
34-35 derece düzeyinde olacak. Ancak, hafta sonu başlayacak yağışla
birlikte sıcaklığın mevsim normalleri olan 28 derece düzeyine
ineceğini tahmin ediyoruz'' diye konuştu.

-SICAK ÇARPMALARINA DİKKAT-

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs
Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim
Küçükusta da, vatandaşları özellikle sıcak çarpmalarına karşı uyardı.
Hava sıcaklığının 32 derecenin, nispi nemin de yüzde 60'ın üzerine
çıktığı durumlarda sıcak çarpmasının görülmeye başladığını anlatan
Prof. Dr. Küçükusta, şunları kaydetti:
''Sıcak çarpmasına, yaşlılarda, damar sertliği ve kalp
yetersizliği olanlarda, şeker hastalarında, alkoliklerde ve idrar
söktürücü ilaç kullananlarda daha sık rastlanır. Sıcak çarpması,
organizmanın henüz sıcaklara uyum sağlayamadığı, sıcak dalgasının ilk
günlerinde daha fazla görülür ve daha tehlikelidir. Organizmamızın dış
ortam ısısının yükselmesine karşı en önemli savunma araçları, derideki
damarların genişlemesi ve terleme ile sıvı kaybedilmesidir.
Terleme devam ettiği sürece, yeterince su ve tuz almak şartıyla
çok yüksek ısılara tahammül etmek mümkündür. Nem oranı yükseldiğinde,
terleme ile olan sıvı kaybı azalmaya başlar ve böylece sıcak çarpması
ihtimali artar.''

-YAŞLI VE ÇOCUKLARA DİKKAT-

Prof. Dr. Küçükusta, bu tür hastaların klimalı ambulanslarla en
kısa zamanda bir hastaneye ulaştırılması gerektiğini vurgulayarak,
sıcak sendromlarına karşı alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:
''Özellikle yaşlı ve çocuklar ile damar sertliği, kalp
yetersizliği olanlar ve şeker hastaları dikkatli olmalıdır. Çok
gerekli değilse özellikle 11.00 ve 16.00 saatleri arasında sokağa
çıkmayın.
Açık renk, bol, pamuklu kıyafetler giyin, geniş çeperli şapka ve
güneş gözlüğü kullanın. Şemsiyeden yararlanın, efordan kaçının.
Sindirimi kolay yemekleri tercih edin, ağır ve yağlı kızartmalardan
kaçının. Bol su için, meyve, sebze ve salata tüketin. Alkol
kullanmayın. Fazla kahve ve çaydan uzak durun. Sık sık duş alın.''

-VATANDAŞLAR VE TURİSTLER SICAKTAN KORUNMAYA ÇALIŞTI-

Bu arada, İstanbul'da hava sıcaklığının mevsim normallerinin
üzerinde seyretmesi nedeniyle birçok vatandaş deniz kıyılarına ve
yeşil alanlara giderek serinlemeye çalıştı. Sahil şeritlerini dolduran
vatandaşlardan bazıları, denize girerek serinlediler.
Tarihi yarımadayı gezen turistler ise daha çok kapalı mekanlar ile
gölgelik alanları tercih ederlerken, su içip dondurma yiye..rek sıcağın
etkisini azaltmaya çalıştılar...

Dünyada her 13 saniyede bir kişi sigara yüzünden hayatını kaybediyor...

Önlem alınmaması durumunda gelecek 20 yılda Türkiye'de sigaraya bağlı nedenlerden ölenlerin sayısının yaklaşık 550 bine yükseleceği belirtildi.


Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, sigara ve alkol kullanımının, insan vücudunun savunma sistemini çökerterek sayısız hastalık ve ölümlere zemin hazırladığı ifade edildi.
Türkiye'de düzenli sigara içen kişilerin yüzde 55'inin, 35-58 yaşları arasında hayatını kaybettiği ifade edilen açıklamada, önlem alınmaması durumunda Türkiye'de gelecek 20 yılda sigaraya bağlı nedenlerden ölen kişilerin sayısının yaklaşık 550 bine yükseleceği kaydedildi.

Açıklamada, şu uyarılar yapıldı:
''Sigara hem siz hem de pasif içici konumundaki çocuklarınız için öldürücü bir tehlikedir. Siz bu satırları okurken, dünyada 5 kişi daha sigara nedeniyle hayatını kaybetti. Sigara başta ölümlere neden olan kalp damar hastalıkları olmak üzere, akciğer, ağız boşluğu, yemek borusu, boyun, pankreas, mesane, böbrek, mide ve kan kanserine yol açıyor. Sigara ayrıca peptik ülser, kronik bronşit, felç, astım, reflü, erken menopoz, diş eti iltihabı, kemik erimesi ve katarakt hastalıklarına zemin hazırlarken, hamilelerde erken doğum ve düşük doğum ağırlığı risklerini de beraberinde getiriyor.

Sigara kullanan hamile kadınların bebekleri fiziksel ve zihinsel özür riskiyle karşı karşıyadır. Sigara içen annelerin sütlerinde bulunan 'dioxin' maddesi ise öldürücü etkiye sahip bir zehirdir.''

ANA RİSK FAKTÖRÜ
Türkiye'de yaşayan yaklaşık 2 milyon koroner kalp hastasının yılda 130 bininin hayatını kaybettiği kaydedilen açıklamada, bu ölümlerin ana risk faktörünün sigara olduğu belirtildi.

Sigara dumanının içerdiği karbonmonoksitin kan dolaşımına girerek pıhtılaşmaya yol açtığı ve atardamarların iç duvarlarına zarar vererek kalp krizlerine neden olduğu vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:
''Koroner kalp hastalıklarından ve bu hastalıkların yol açtığı ölümlerden korunmak için atılacak ilk adım, sigara ve dumanından uzak durmaktır. Sigara dumanı, katran, karbonmonoksit ve nikotine ek olarak, amonyak, arsenik, hidrojen siyanür, formaldehid ve metan gibi son derece zehirli olan 4 binden fazla kimyasal madde içeriyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, dünyada her 13 saniyede bir kişi sigara yüzünden hayatını kaybediyor.''

Açıklamada, sigara içmeyen akciğer kanserli hastaların yüzde 33'ünün sigara içen bir kişiyle birlikte yaşadığı ve bu kişilerde görülen akciğer kanserlerinin nedeninin çocukluk çağı veya erişkin dönemdeki pasif içicilik olduğu bildirildi.

Sigaranın insan sağlığı üzerindeki öldürücü etkilerinin yanı sıra, ülke ekonomilerine verdiği zararların önemli boyutlara ulaştığı belirtilen açıklamada, Türkiye'nin sigaraya yılda ortalama 3 milyar dolar harcadığı ve bu parayla sağlık sorunlarının önemli bir bölümüne çözüm bulunabileceği kaydedildi.

Zamane ergeni farklı

Ergenler, kafayı vücutlarına takmış. ABD'de 10 bin ergenle yapılan bir ankete göre, bu yaş grubu vücuduna gün geçtikçe daha fazla kafa yoruyor.

Büyük oranda medyadan etkilenen ergenler, daha iyi bir vücut için sık sık protein pudraları, keratinler, amino asitler, büyüme hormonları, kas gücünü artırıcı sentetik hormonlar kullanıyor.

Children's Hospital tarafından yapılan araştırmaya göre ergen erkeklerin yüzde 12'si, kızların yüzde 8'i görünümlerini değiştirmek için geçen yıl içinde bu ürünlerden en az birini kullanmış.

Erkeklerin yüzde 5'i, kızların yüzde 2'si ise bu ürünleri haftada en az bir kez uyguluyor.

Araştırma sonucunda medyanın, ergenleri etkilemede önemli bir rol oynadığı ortaya çıktı. Filmler, dergiler ya da televizyondaki kadınlar gibi görünmek isteyen genç kızlar, bu ürünleri yaşıtlarına göre iki kat daha fazla (haftada en az bir kez), erkek moda ve sağlık dergilerini okuyan genç erkeklerin de özellikle kas yapıcı ürünleri arkadaşlarının iki katı daha fazla (haftada en az bir kez) uyguladığı görüldü.


'Onlar gibi olamazsınız'

Araştırma ekibindeki Dr. Alison Field, internetin bu tür ürünler pazarlayan siteler, dergilerin de bu tür reklamlarla dolu olduğunu hatırlattı. Field, medyada giderek daha fazla heykel gibi fiziklerin bulunduğu görsel malzemelerin kullanıldığını, bu vücutlara sahip olmanın çoğu kişi için imkânsız olduğunu söyledi.

Başınız niye ağırıyor?

Başınız niye ağırıyor?


Başınız ağırıyor. Bir ağrı kesici alıp geçici önlemlerle mi yetinmelisiniz yoksa doktora gitmek zamanı geldi mi? Aşağıdaki teste yanıtlayın...



A tipi
1-Yarım ya da tüm baş ağrısı mı çekiyorsunuz?

Evet

Hayır

2-Orta ya da şiddetli bir ağrı mı söz konusu?

Evet

Hayır

3-Gündelik işlerinizi etkiliyor mu?

Evet

Hayır

4-Merdiven çıkarken veya başka bir faaliyette bulunurken mi başlıyor?

Evet

Hayır

5-Mide bulantısı baş ağrısına eşlik ediyor mu?

Evet

Hayır

6-Baş ağrısıyla birlikte kusuyor musunuz?

Evet

Hayır

7-Baş ağrısının yanı sıra ışığa duyarlılık söz konusu mu?

Evet

Hayır

8-Gürültüye aşırı duyarlı olmaktan kaynaklanabilir mi?

Evet

Hayır

9-Bu türde en azından 5 baş ağrısı çektiniz mi?

Evet

Hayır

10-Hiç ilaç almazsanız baş ağrınız 4 - 72 saat arası sürüyor mu?

Evet

Hayır

11-Baş ağrıları göz rahatsızlığınızdan kaynaklanabilir mi?

Evet

Hayır


B tipi
12-Ağrı başınızın iki yanında mı sürüyor?

Evet

Hayır

13-Baş ağrınız hafif mi seyrediyor?

Evet

Hayır

14-Baş ağrısına karşın, gündelik işlerinizi yapıyor musunuz?

Evet

Hayır

15-Ağrı, merdiven çıkmak gibi bir fizik hareketle artıyor mu?

Evet

Hayır

16-Mideniz bulanıyor mu?

Evet

Hayır

17-Kusuyor musunuz?

Evet

Hayır

18-Işığa duyarlı mısınız?

Evet

Hayır

19-Gürültüye aşırı duyarlı mısınız?

Evet

Hayır

20-Bu türde en az 10 baş ağrısı çektiniz mi?

Evet

Hayır

21-Ayda kaç gün baş ağrısı çekiyorsunuz? Gün sayısı:

15 günden az

15 günden çok

22-Yılın 6 ayı bu tür baş ağrısından yakınıyor musunuz?

Evet

Hayır

23-İlaç almazsanız ağrı en az 30 dakika, en çok 7 gün sürüyor mu?

Evet

Hayır


C tipi
24-Ayda 15 gün ağrı kesici alıyor musunuz?

Evet

Hayır

25-Ağrıya karşı 3 ay düzenli ağrı kesici alıyor musunuz?

Evet

Hayır

26-Bir ay boyunca ağrı kesicinizi değiştiriyor musunuz?

Evet

Hayır



Değerlendirme
A tipi

1-5 arası en az üç evet

6-9 arası en az iki evet

10 Evet

11 Evet

SONUÇ
Normal bir baş ağrısından yakınıyorsunuz

B tipi

12-15 arası üç evet

16-17 arası bir hayır

18-19 arası bir hayır

19 Evet


SONUÇ
Kronik baş ağrısından şikayetçisiniz. 15 günden azsa gerilimli baş ağrısı söz konusu.

22-23 Evet

SONUÇ
Kronik baş ağrısı çekiyorsunuz. Doktordan yardım almalısınız.

C tipi
İki soruya evet yanıtı verdiseniz başağrılarınızın nedeni büyük olasılıkla ağrı kesiciler. İlaç kullanmayı kesin.

İyi uyumak istiyorsanız akşam et, balık yemeyin

İyi uyumak istiyorsanız akşam et, balık yemeyin

Vücudumuzun kendisini şarj edebilmesi için kaliteli bir uyku şarttır. Kaliteli uyku için akşam saatlerinde et, balık ve peynirden uzak durun.

Uyku, beynin çalışabilmesi için hayati önem taşımaktadır. Dokularımız ve mental enerjimiz uyku sırasında yenilenir. Büyüme ve onarım hormonlarının üretimi uyku sırasında artar. Uykusuzluğun tıptaki adı olan insomnia, yeterli sürede ve dinlendirici uyku uyuyamama hastalığıdır. Hastalığın varlığı süresince uyku saatlerinde düzensizlik, ani gece uyanmaları, uyandıktan sonra tekrar uykuya dalmada güçlük ve sabah çok erken saatlerde uyanma gibi belirtiler gözlemlenir. Araştırmacılar, yetişkin bireylerin yüzde 30 - 40'lık bir bölümünün her sene insomnia problemi ile başa çıkmaya çalıştığını göstermektedir.

Gazoz bile etkiler

Kötü uykunun başlıca nedenleri; endişe, stres ve anksiyete, bazı ilaçlar, aşırı alkol, aşırı kafein kullanımı, rahatsız yatakta yatma, ağrı, depresyon, horlama ve uyku apnesi gibi durumlardır. Uykusuzluğun nedenleri ise yine stres, kafein (çay, kahve, kolalı içecekler, bazı gazozlar, çikolata), alkol, depresyon, horlama, uyku apnesi; ayrıca düşük kan şekeri, hazımsızlık, akşam yemeğini geç yemek, iklim değişiklikleri ve düşük seratonin - melatonin seviyesidir.

Nasıl beslenmek lazım?

Kaliteli uyku için beslenmeye dikkat edilmesi gerekir. Akşamları proteinden zengin et, balık, peynir gibi yiyecekler yerine kompleks karbonhidrattan zengin yiyecekleri, kepekli pirinç, makarna ile meyve ve sebzeleri tercih edin. Uyku saatlerinizin düzenli olmasına gayret edin. Günde kaç saat uykuya ihtiyacınız olduğunu kesin olarak belirleyin. Sabahları aynı saatte kalkıp, geceleri, aynı saatte yatmaya çalışın. Kafeinli içecekler (çay, kahve, kolalı içecekler, bazı gazozlar), çikolata, beyaz ekmek, beyaz pirinç, bol şekerli tatlılar, şekerler, rafine yiyecekler, sigara ve alkolden kaçının. Magnezyum içeren yiyecekler, yeşil yapraklı sebzeler, badem, kuru meyve, ayçiçeği çekirdeği, limon, B vitamini içeren yiyecekler, karnabahar, lahana, brokoli, mercimek, kuşkonmaz, barbunya, Brüksel lahanası ve süt ürünlerini tercih edin.

Apne en önemli nedenler arasında

Kalp ritmini bozuyor

Horlamanın en ağır formu, "tıkayıcı tipte horlama hastalığıdır." Uyku apnesi diye bilinen bu hastalıkta şiddetli horlama, nefessiz kalınan bir süreçle kesilmektedir. 10 saniyenin üzerindeki nefessiz kalma nöbetlerinin 1 saatte 7'den fazla görülmesi, ciddi bir tehdittir. Apneli hastalarda saatte 30 - 300 tıkanma görülür. Bir süre sonra kalp ritmi bozulur, yıllar içinde yüksek tansiyon ve kalp büyümesi durumu gelişir.