8 Nisan 2007 Pazar

Migren Nedir? Migren'i Anlamak

Migren Nedir ?

Migren, cogunlukla ataklar halinde gelen bir bas agrisi tipidir. Ataklar 4 saatten 72 saate kadar degisen uzunluklarda olabilir. Kisi ataklar arasinda kendini tamamiyle normal hisseder, ancak bir sonraki atagin endisesi icindedir. Eskiden "sadece bir bas agrisi tipi" olarak gorulen migren, artik basli basina bir norolojik hastalik olarak kabul edilmektedir.
Migren agrisi genellikle orta siddette ya da siddetlidir ve kisinin normal aktivitelerini engelleyebilir, hem migren yakinmasi olan kisinin hem de yakinlarinin yasam kalitesini bozabilir. Bas agrisi zonklayici ya da nabizla birlikte atan sekilde hissedilebilir ve basin tek bir yaninda yerlesebilir. Bulanti, kusma, isiga veya sese karsi hassasiyet bas agrisina eslik edebilir.

Migren kadinlarda erkeklerden daha sik gorulur; kadinlarda %18.6 ve erkeklerde %6.5 oraninda gorulmektedir. Yapilan calismalarda bir hekim tarafindan tani konulmamis olan migren hastasi oraninin kadin hastalarda %59'a, erkeklerde ise %70'e ulastigi gozlenmistir.

Bircok kiside agri ve diger semptomlar o kadar siddetlidir ki, sadece karanlik bir odada yatip uyumak isterler. Bu da gunluk yasantiyi aksatir. Oysa ki migren ilacla tedavi edilebilir. Gunumuzde migreni onleyen ya da tedavi eden cok sayida ilac bulunmaktadir.

Migrenin Nedeni Nedir?

Migrenin neden ortaya ciktigi tam olarak bilinmemektedir. Migrenin beyindeki kan damarlari ve elektriksel sinir uyarisini ileten kimyasal maddelerdeki degisikliklere bagli oldugu dusunulmektedir, ancak bu degisikliklerin neden olustugu konusunda arastirmalar halen surmektedir. Migren gelisme egiliminin kalitimla gecip gecmedigini bilmiyoruz. Calismalara gore, eger anne-babadan birinde migren varsa, cocukta da olma olasiligi %40'tir. Eger her ikisinde de migren varsa, cocukta da %75 olasilikla migren gorulecektir. Tek yumurta ikizlerinde cift yumurta ikizlerine gore migrene yatkinlik daha fazladir.
Bircok kadinda adet kanamasindan hemen once ostrojen hormonu duzeylerinin azalmasi migren agrisina yol acabilir.
Bircok faktor migreni baslatabilir. Bu tetikleyici faktorlere karsi duyarli olan kisiler, bu faktorlerden uzak durarak migrenin getirdigi kisitlamalardan buyuk olcude kurtulabilirler.

Migreni Tetikleyen Faktorler

Yiyecekler:
Eski peynir, cerez, cikolata, yogurt, sogan, incir, karaciger, kafeinli yiyecekler, monosodyum glutamat (MSG), tutsulenmis (fume) ya da salamura balik/et, koruyucu madde olarak nitrat/nitrit eklenmis gidalar (sosisli sandvic, sucuk, salam)
Icecekler:
Kahve, cay, kafeinli mesrubatlar, diyet soda, alkollu ickiler (ozelikle kirmizi sarap, bira, viski)
Katki maddeleri:
Sodyum nitrit (sosisli sandvic, islenmis etler), monosodyum glutamat (MSG) (Cin yemekleri ve bircok restoran yemekleri), aspartam (sakizlar, diyet icecekler, et, sut, yumurta ve bircok protein iceren besinde aspartam vardir), tiramin (eski peynir, kirmizi sarap, bakla, salamura edilmis veya islenmis yiyecekler), fenolik flavonoidler (elma, kabuksuz meyvalar, uzum)
Ilaclar:
Antibiyotikler (tetrasiklin, griseofulvin), antihipertansifler (nifedipin, kaptopril), hormonlar (oral kontraseptifler, ostrojenler), histamin-2 blokerleri (simetidin, ranitidin), vazodilatorler (nitrogliserin, izosorbid dinitrat)
Duyusal ve Duygusal Uyaranlar:
Titresen/parlak/fluoresan isiklar, parlak gun isigi, kokular (parfum, kimyasal maddeler, sigara), endise, asiri uzulmek veya asiri sevinmek, depresyon, asiri heyecan, stresten veya baskidan kurtulma
Yasam Tarzi Degisiklikleri:
Zaman farki, cok fazla ya da az uyumak, ac kalmak, kafeinsiz kalmak, asiri egzersiz yapma, fiziksel veya zihinsel yorgunluk, one egilmek (orn. bahce isleri yaparken), agirlik kaldirmak veya zorlanmak, rutin yasam biciminde degisiklik (orn. vardiya calismasi veya tatiller), cok fazla veya cok az uyku, alerji, cinsel yonden uyarilma, sigara.
Digerleri:
Adet donemi, hava/mevsim/barometrik basinc degisiklikleri, deniz seviyesinden cok yukarida bulunmak
Migreninizi hangi faktorlerin tetikledigini bilmeniz onemlidir. Bunun icin atak geldigi sirada neler yiyip ictiginizi dusunebilirsiniz. Bunun icin bir migren gunlugu tutmak uygun olabilir.
Bu gunlukte, "Olasi tetikleyiciler" kismina en son aktivitelerinizi, diyet, stres ve ilaclari yazin. Bunlar sizin neyin migrene yol actigini anlamaniza yardim edecektir. Boylece hem nelerden uzak durmaniz gerektigini gorur, hem de bu gunlugu doktorunuza gosterebilirsiniz.

Migrenin Belirtileri Nelerdir?

Baslangicta bir bas agrisinin migren mi, yoksa "siradan" bir bas agrisi mi oldugunu soylemek zor olabilir. Migren ataklarini diger bas agrilarindan ayirabilen ozellikleri sunlardir:


� Orta siddette ya da siddetli agri


� Bulantinin eslik etmesi
� Kusmanin eslik etmesi
� Isiga ve sese duyarlilik (bazen kokuya duyarlilik)
� Zonklayici, nabiz gibi atan agri
� Agri asil olarak tek taraflidir
� Agri hareketle artar



Bazi kisilerde migren agrisindan once 10-30 dakika surebilen bir aura donemi olur. Aura parlak isik cakmalari, titrek, renkli zikzak cizgiler, kor noktalar ya da bir tarafta gorme kaybi gibi gorsel degisiklikleri icerebilir. Aura ayrica kollar veya bacaklarda karincalanma ya da uyusmayi veya bas donmesini de icerebilir. Auranin nedeni hala bilinmemektedir.



Belirtilerinizin baska bir fiziksel sorundan degil migrenden kaynaklandigindan emin olmak icin, doktora gitmelisiniz. Belirtilerinizi gozden gecirdikten ve sizi muayene ettikten sonra doktorunuz migren oldugunuzu soyleyecek ya da diger olasiliklari ekarte etmek icin ileri testler isteyecektir.

Migren Nasil Tedavi Edilir?

Gunumuzde, devam eden arastirmalar sayesinde hekimler migren hakkinda daha fazla sey biliyor ve migreni onlemek ya da tedavi etmek icin daha fazla secenek bulunuyor. Cok sik atak geciren migren hastalari icin hekimler siklikla onleyici ilac tedavisini tercih etmektedir. Tedaviler hekimlerin onerdigi sekilde uygulaninca ataklarin sikligi ve siddeti azalabilmektedir. Ayrica migrenin ilac disi tedavi yollari da ilac tedavisine destek olarak kullanilmaktadir.

Migren gunluk hayatinizi engelleyebilir; calismayi, aile hayatini veya hobileri olumsuz yonde etkileyebilir. Migrenin neden oldugu tum guclukleri gozden gecirin ve doktorunuzla konusun, boylece migreniniz icin en dogru olani yapabilirsiniz.

Internetten ilac satin alirken dikkat!

Internetten ilac satin alirken dikkat!
Doktorlar, Ingiltere�de internetten satin aldigi ilac nedeniyle artik hayati boyunca goz doktorlarinin kontrolu altinda olmak zorunda kalan bir kadinin ornegini vererek internetten ilac satin alanlari uyardi.

PARIS - Ingiliz The Lancet dergisi, cumartesi gunu cikacak sayisindaki makalede, 64 yasindaki kadinin, merkezi Tayland�da bulunan bir sirketten internet araciligiyla satin aldigi ilac nedeniyle gozunde cift tarafli katarakt ve goz tansiyonu gelistigini yazdi.


Gorebilmesi icin ameliyat edilmesi gereken hastanin daha once gozunden bir sikayeti olmadigini, ailesinde de goz hastaliginin bulunmadigini belirten doktorlar, detayli muayenenin ardindan bu rahatsizligin kadinin steroid turu prednisolon ilacini 4 yil boyunca gunde 10-40 miligram almasina bagli oldugunu belirlediler.

Dergideki makaleyi kaleme alan doktorlar Philip Severn ve Scott Fraser, internetten bu tur ilaclarin kolayca alinip alinamadigini arastirdi.

Google�da arama yapan doktorlar 37 Euro�dan 5 miligramlik 1000 tabletin kolayca alinabildigini gordu. Ancak doktorlarin daha cok dikkatini ceken husus, satisa sunulan bu ilaclarin bazilarinin kalite garantisinin olmamasi ve sahte olusuydu.

Ozellikle La Toile arama motorundan yapilan aramalar doktorlari AIDS, kus gribi gibi hastaliklarin tedavisi icin satilan sahte ilaclara goturdu.

Kadinin kronik yorgunluga karsi doktora danismadan bu ilaci kullandigi belirtildi.

Performans artirici steroidlerin yan etkileri arasinda katarakt ve goz tansiyonu bulunuyor. Bu nedenle doktorlar bu ilaclarin yan etkilerine karsi hastalarini uyariyor. Ancak ilaclari internetten satin alanlarin bu yan etkilerden haberi olmuyor.

DepresyoN

DEPRESYON NEDIR?


Insanlar zaman zaman kendilerini uzuntulu ve mutsuz hissederler. Isinden ayrilmak, sevdigini kaybetmek veya basarili olamamak uzuntuye yol acan yasam olaylarindandir. Kisaca uzuntu normal yasamin bir parcasidir. Ancak bu uzuntulu durumun uzamasi ve nedensiz ortaya cikmasi ruh sagligi sorunudur ve depresyon olarak tanimlanir. . Depresyon duygu dusunce ve davranisi etkiler. Tedavi edilmedigi taktirde aylar yillar bazen de omur boyu surebilir.

Depresyon degisik sekillerde ortaya cikabilir:
  • Bazisinda neden olmaksizin aniden ortaya cikar
  • Bazisinda stresli bir yasam olayindan sonra baslar
  • Bazen tek atak olarak yasam boyu surebilir
  • Bazen tekrarlayan ataklar halindedir
  • Bazen semptomlarin siddetli olmasi ile hastalar is yapamaz hale gelebilir
  • Bazilari ise is yapabilir ama surekli mutsuzluk hissederler

Asagidaki belirtilerden bazilari ayni anda sizde bulunuyorsa depresyon geciriyor olabilirsiniz:
  • Kendini uzuntulu, degersiz, umutsuz, caresiz, hissetme, icinde bosluk duygusu olmasi
  • Karar verme guclugu, konsantrasyon zorlugu, bellek bozuklugu
  • Daha once zevk alinan is ve aktiviteleden zevk alamama (cinsel isteksizlik dahil)
  • Iste, okulda, aile ve arkadas arasinda sorunlarin ortaya cikmasi
  • Diger insanlardan uzaklasma ve yalniz kalma istegi
  • Enerji azligi, yorgunluk hissi ve cabuk sinirlenme
  • Uyku bozuklugu (uykuya dalamama,uykuyu surdurme guclugu, sabah erken uyanma veya fazla uyuma seklinde olabilir)
  • Yeme bozuklugu (istahta azalma veya artma),
  • Nedeni belli olmayan bas, boyun, sirt agrisi gibi vucudun degisik yerlerinde surekli agrilar hissetme
  • Son zamanlarda fazla alkol almaya baslama veya yatistirici ilaclari kullanma ihtiyaci hissetme
  • Kendine zarar verme, intihar planlari yapma, intihar girisiminde bulunma veya kendi cenaze merasimini dusunme
Depresyon tanisi almak icin bu belirtilerin hepsinin birden sizde olmasi gerekmez. Bu sikayetlerin birkaci ayni anda sizde bulunuyorsa doktora basvurmaniz gerekir. En sik gorulen belirtilerden biri uyku ve istah bozuklugudur. Bu belirtilerin cogu ayni anda bulunuyorsa agir depresyondan soz edilir. Depresyon ciddi bir hastaliktir. Kendi haline birakildiginda zaman icinde duzelebilecegi gibi genelde uzun sure devam eder veya agirlasir. Agir depresyonda kisi is guc yapamaz hale gelebilir ve bu durumda intihar riski yuksektir.

Uyku bozuklugu bir hastalik degildir baska hastaliklarda gorulebilen bir belirtidir. Nedeninin arastirilmasi gerekir. Bedensel hastaliklar (astim, kalp hastaligi v.b.) nedeniyle olabilecegi gibi psikiyatrik hastaliklarin (depresyon, mani v.b.) cogunda gorulebilir. Depresyon hastalari siklikla uyku bozuklugundan yakinirlar. Bu nedenle uykusuzluk sikayetiniz varsa ve bir suredir devam ediyorsa cevrenizdeki insanlarin onerdigi ilaclari veya kendi basina eczaneden alinan uyku ilacini kullanmak yerine bir uzmana basvurarak altta yatan nedeni arastirmanizda fayda vardir.

ABD�de depresyon hastalarinin 2/3�u cesitli nedenlerle tedavi gorememektedir.Turkiyede bu konuda yapilmis arastirma yoktur ancak benim kanima gore bu oran yurdumuzda cok daha yuksektir. Psikiyatriste basvurmama nedenlerinden bazilari sunlardir: hastalik bilinememekte, hastalar cevresi tarafindan zayif olduklari gerekcesi ile suclanmakta, hastalik dolayisi ile is guc yapamaz durumda olan hastalar yardim isteyecek enerjiyi kendilerinde bulamamakta bazende yanlis tani konup tedavi yanlis uygulanmaktadir.

Depresyon hastalarinin yardim istemek icin genelde yardima ihtiyaci vardir. Depresyonun dogasi geregi hastalar genelde kendiliginden yardim istemezler. Hastalar siklikla enerji, ilgi ve istek azligindan yakinirlar. Bu nedenle depresyonu olan hastalarin aileleri, arkadaslari veya diger hekimleri tarafindan psikiyatriste yonlendirilmeleri gerekir. Intihar dusuncesi varsa acilen psikiyatriste basvurmak gerekir. Halk arasinda yaygin olan inanisa gore intihar dusuncesini ifade eden kisiler pek intihar etmezler. Ancak yapilan arastirmalar bu inanisin dogru olmadigini gostermistir. Bu nedenle bir yakininiz intihar dusuncelerini sik ifade ediyorsa bunu onemseyin ve en yakin zamanda bir uzmana basvurmasina yadimci olun. Depresyona yakalanmak sizin tercihiniz degildir ancak tedavi olup olmamak sizin elinizdedir.

DEPRESYONA YAKALANMA RISKINIZ NEDIR?

Yasam boyu depresyon gecirme riski %15 dolayindadir. Kadinlarda bu oran %25�e kadar cikmaktadir. Hemen hemen tum toplumlarda depresyon kadinlarda iki kat daha fazladir.Gebelikte, dogum sonrasi donemde ve menopozda depresyon gecirme riski artar. Bunun nedeni tam olarak bilinmemektedir, ancak kadinlarin hormonlari bundan sorumlu olabilir. . Surekli bedensel hastaligi olanlarda daha fazla gorulur. Ornegin infertilite(kisirlik) tedavisi goren kadinlarda normal kadinlara gore iki uc kat fazla depresyon gorulmektedir.

Hastalarin %50�si 20-50 yas arasindadir. Bununla birlikte cocuklarda ve yaslilarda da depresyon gorulur. Bosanmis, ayri yasayan veya yalniz yasayanlarda evlilere gore daha siktir Sosyal cevre veya ekonomik seviye ile depresyon gecirme orani arasinda iliski yoktur.Kuturel etkenlerle depresyon arasinda iliski yoktur.Yakin akrabalarda depresyon geciren birilerinin olmasi depresyon gecirme riskini artirir.



Intihar

Insanlar degisik nedenlerle yasamlarina son vermek isterler. Intihar onlenebilecek bir olum nedenidir. Bu kararin alinmasina neden olan etmenler cok degisiktir. Genelde birkac neden bir arada bu eylemin ortaya cikmasina yol acar. Kendisini olduren insanlarin %90�i depresyon hastasidir. Depresyon ve diger ruhsal hastaliklar yaninda kotu yasam olaylari da intihar riskini artirmaktadir. Intiharin bireysel oldugu kadar toplumsal boyutu da vardir



Intihar nedenleri cok cesitlidir. Bazi durumlar intihar riskini artirmaktadir. Bunlar arasinda:
  • Psikiyatrik hastaliklar
  • Sosyal nedenler
  • Psikolojik nedenler
  • Biyolojik yatkinlik
  • Genetik yatkinlik
  • Fiziksel hastaliklar sayilabilir.
Intihar nedenleri genc ve yaslilarda genelde daha farklidir. Yapilan arastirmalarda 30 yas altindaki intihar vakalarinda en sik intihar nedeninin anti sosyal kisilik bozuklugu ve alkol-madde bagimliligi oldugunu 30 yas ve uzerindeki kisilerde ise depresyon gibi duygulanim bozukluklarinin en sik neden oldugunu gostermektedir. Intihara yol acan onemli yasam olaylari ise 30 yas altinda bosanma, reddedilme, isten cikarilma-issizlik ve yasal sorunlar; 30 yas uzerinde ise fiziksel hastaliklar olarak belirlenmistir.

1.Psikiyatrik nedenler:


Intihara yol acan en onemli sorun depresyondur. Bu konuda yapilan degisik arastirmalarda intihar eden kisilerin %30-64 unde depresyon tespit edilmistir.Intihar sonucu olenlerin %90 inda depresyon tespit edilmistir. Depresyon hastalarinin ise %15 i intihar girisimi sonucu yasamini kaybetmektedir. Yapilan bir arastirmada intihar sonucu yasamini kaybeden vakalarin %63�unun erkek, %37�sinin ise kadin oldugu tespit edilmistir. Depresyonu olan erkeklerde intihar ve intihar sonucu yasamini kaybetme orani kadinlara gore daha yuksektir.

Depresyon sonucu intihar eden ve olen vakalar arasinda depresyon ilac tedavisi gorenlerin orani %3 dur. Yani bu hastalarin cogu doktora basvurmamakta ve tedavi gormemektedir.



Intihara yol acan diger psikiyatrik sorunlar sunlardir;
  • Sizofreni; intihar vakalarinin %10�unda sizofreni gorulmektedir
  • Alkol bagimliligi
  • Madde bagimliligi
  • Kisilik bozuklugu
  • Panik bozuklugu
2.Sosyal nedenler:

Toplumun sosyal yapisi ve toplumsal kaynasma durumuna bagli olarak intihar oranlari ulkeden ulkeye farklilik gostermektedir. Aile baglari zayif toplumsal etkilesimin az oldugu kisilerde intihar olasiligi artmaktadir (egoistik intihar). Sosyal ve ekonomik krizlerde ise toplum icinde intihar oranlari yukselmektedir (anomik intihar). Ornegin her iki dunya savasinda da tum Avrupa da intihar oranlari diger zamanlara gore cok artmistir.

Durkheim anomik intihari soyle tanimlamistir: bati toplumlarinda endustriyel devrimi takiben toplum yapisinda bazi degisiklikler olmus, toplum icinde dini inanclari ve aile baglarini kuvvetli saglayamayan kisilerde intihar riskinin arttigini gozlemistir. Toplumsal baglari kuvvetli ve geleneklerine bagli diger toplumlarda ise cogu zaman intiharlar kisisel olmaktan cok toplumsal bir kural olarak vardir. Ornegin Japonlarda gururun kirilmasi sonucu uygulanan hara-kiri gibi. Bu tur intiharlar �fedakarlik intihari� olarak tanimlanir ve burada bireysel ozelliklerden cok toplumsal kurallar intihari getirir.

Bir de toplu intiharlar vardir ki bunlar da ayri arastirma konusudur. Ornegin bazi tarikatlarda tarikat inanislari nedeni ile toplu intiharlar gorulebilmektedir.

Egoistik intiharlar, duzenli toplumlarda topluma uyum saglayamayan suclular veya uyumsuz davranislari olan kisilerde gorulur.

Toplumsal olaylar goz onune alindiginda ayni kosullarda bir kisi intihar ederken diger kiside neden intihar girisimi olmadigi aciklanamamaktadir.

Adler�e gore ise sosyolojik nedenleri ve sonuclari olsa da intihar ancak bireysel olarak incelendiginde anlasilabilir. Her intihar bireyseldir, kendi icinde degerlendirilmelidir.

Intihar nedenleri arasinda depresyon ve sizofreni gibi ruhsal hastaliklar yuksek oranda gorulmesine ragmen bu hastalarda intihar orani sanildigi kadar yuksek degildir. Bu yuksek risk grubundaki hastalarinda kendi iclerinde yuksek risk tasiyanlari vardir. Psikiyatristler muayeneleri sirasinda bunu degerlendirebilir ve yuksek risk tasiyan hastalari belirleyebilir.

Robert Litman�a gore intihar riski tasiyan kisilerde bu dusunceler zaman zaman yogunlasir. Bazen kisa surede bu dusunceler kaybolur bazen ise bir sure devam eder. Ona gore bu dusunceleri tasiyan insanlar arasinda da intihar orani dusuktur. Bu grup icinde yuz hasta var ise birkac yil icinde intihar edenlerin sayisi 3-4dur. Intihar dusuncesi olan kisilerin bunu eyleme dokmesi icin pek cok olumsuz kosul bir araya gelmelidir. Yine Litman�a gore umutsuzluk depresyondan daha fazla intihara neden olmaktadir.

Yas arttikca intihar oranlari da artmaktadir. Erkeklerde en sik 45 yaslarinda, kadinlarda ise 55 yaslarinda intihar gorulmektedir. Kadinlar intihara daha fazla egilim gostermektedir, buna karsin intihardan olum orani erkeklerde daha fazladir. Evli kisilerde intihar orani bosanmis kisilere gore daha azdir.

Calismak kisiyi intihardan koruyan onemli bir ozelliktir. Issizlik sunucu kisilerin sosyoekonomik durumlari bozulmakta, psikiyatrik sorunlar ortaya cikmakta (ozellikle anksiyete ve depresyon) ve stres veren durumlarla karsilasma olasiligi artmaktadir. Bu nedenle issiz kalan kisilerde intihar etme olasiligi artmaktadir.

3.Psikolojik etkenler


Kisisel yatkinlikta intihar olasiligini artirmaktadir.

4.Biyolojik yatkinlik


Beyindeki serotonin maddesindeki azalma intihar olasiligini artirmaktadir.

5.Ailesel yatkinlik


Ailede intihar eden kan bagi olan bir yakinin olmasi kisilerde intihar etme olasiligini artirmaktadir. Bazi ailelerde yuksek intihar oranlari dikkati cekmektedir.

6. Fiziksel Hastaliklar



Kanser, sara, kalp hastaligi, bunama, AIDS gibi onemli hastaliga yakalanan kisilerde intihar olasiligi normal topluma gore daha fazladir.
  1. Tedavi:

    Sonuc olarak, intihar onemli toplumsal bir sorundur ve onlenebilecek bir olum nedenidir, yeter ki zamaninda fark edilebilsin. Intiharlarin en sik nedeni depresyondur ve dogru tani ve tedavi edilirse intihar riski azalir. Bu acidan depresyonun tedavi edilmesi cok onemlidir. Intihar girisimi olan yasli hastalarla yapilan arastirmada bu hastalarin %70�inin intihar girisiminde bulunmadan once doktora basvurdugunu gostermektedir. Depresyon hastalarinin buyuk bir kismi tedavi gormemekte ve ayakta kendi baslarina hastaligi atlatma cabasina girmektedir. Kimi komsunun onerdigi ilaci almakta, kimisi eczaneden uyku ilaci alarak idare etmekte, kimisi ise hic ilac almadan hastaligi yasamaktadir. Depresyon hastalarini doktora yonlendirme ve doktora ulasmasini saglamak ailenin, arkadaslarin ve yakinlarin gorevidir.

    Ayni sekilde intihar mesajlari veren kisileri uzmanlara yoneltmek, yakinlarin yapabilecegi en buyuk yardimdir. Bu yakini zor durumda birakmak veya onun guvenine ihanet etmek olarak algilanmamalidir. Uzun vadede bu yardiminizdan dolayi bu kisiler size minnettar olacaktir. Intihar riskini yok saymak, bunun konusulmasini tabu olarak kabul etmek, intihar girisiminin gerceklesmesine engel olmaz.

    Intihar girisiminde bulunup hayatta kalan kisilerin de en kisa zamanda degerlendirme ve tedavi plani cizilmesi acisindan uzmana yonlendirilmesinde fayda vardir.

SizofreNi

Sizofreninin kesin nedeni tam olarak bilinememektedir. Bu konuda degisik teoriler ileri surulmektedir. Klinik izlemelerde kan bagi olan kisilerde genetik yatkinligin oldugu baska nedenlerin de araya girmesi ile hastaligin ortaya ciktigi gorulmektedir.

Tek yumurta ikizlerinin birinde sizofreni gorulmesi durumunda digerinde sizofreni ortaya cikma olasiligi %50, anne babanin ikisinin birden sizofren olmasi durumunda cocuklarda sizofreni gorulme olasiligi %40, anne veya babanin sizofren olmasi
durumunda cocuklarda gorulme olasiligi %8, kardeslerden birinin sizofren olmasi durumunda diger cocukta hastaligin gorulme olasiligi %12�dir. Genetik gecisten sorumlu tutulan bazi genler vardir ancak bu konu henuz tam olarak aydinlatilamamistir.

Sizofren hastalarin beyin tomografisi ve MR gibi radyolojik incelemelerinde beynin bazi bolgelerinde degisiklikler tespit edilmektedir ancak bu degisikliklerin sizofreniye ozgu olmadigi bilinmektedir. Yine olen sizofren hastalarin beyin
biyopsilerinde beyinde bazi doku degisiklikleri gorulmektedir. Bu degisikliklerin de hastalik olusmadan once mi oldugu veya hastaligin ortaya ciksiyla mi gelistigi bilinememektedir.
Beyin biyokimyasi ile ilgili arastirmalarda beyinde haberci rolu ustlenen (norotransmitter) maddelerden biri olan dopaminin aktivite artisinin hastaliga yol actigi bilinmektedir.
Son yillarda dopamin yaninda serotonin ve norepinefrin gibi diger habercilerinde sizofreni olusumunda rol oynadigi belirtilmektedir. Kullanilan ilaclar da bu sistemler uzerinden etki etmektedir. Her hastada ayni belirtilerin ortaya cikmamasi,her ilacin her hastaya yaramamasi hastaligin ortaya cikisinda bu maddelerle ilgili kisiden kisiye degisen ozelliklerin oldugunu dusundurmektedir. Hastaligin ortaya cikis nedeni olarak bazi hastalarda dopamin sistemi daha etkin olurken bazilarinda sorun daha cok serotonin sisteminde olabilir.
Bagisiklik sisteminin bu hastaliga yol actigi one surulen teoriler arasindadir.
Gebelik sirasinda grip enfeksiyonu geciren annelerin cocuklarinda bu hastaligin ortaya ciktigi ileri surulmustur, ancak arastirmalar bunu desteklememektedir.


Cevresel bazi etkenler hastaligin ortaya cikisinda rol oynamaktadir. Kalp hastalari nasil cevresel stres yaratan durumlardan olumsuz etkileniyorsa veya stresli bir yasam olayi nasil hastaligin ortaya cikmasinda rol oynuyorsa sizofrenlerde
de ayni durum gecerlidir. Bu hastalarda tek basina ilac tedavisi genelde yeterli olmaz, stres yaratan durumlarin da ele alinmasi gerekir. Bazi aile yapilarinin sizofreniye yol actigi one surulmus ve sizofren aileler modeli gelistirilmeye calisilmistir, ancak sonra yapilan arastirmalar bu teoriyi desteklememistir.


Sizofrenlerde hormonlarda bazi degisiklikler oldugu ve bunun da hastaliga yol actigi belirtilmektedir.
Bazi yapisal ve kimyasal bozukluklarin sizofren hastalarin algilarinda bozulmalara yol actigi ve hastalarin algilarinda secicilik olmamasi dolayisiyla beynin cok fazla uyaranla karsilastigi one surulmektedir. Ornegin normal kisilerde bulunduklari ortamda ayni anda ortaya cikan seslere karsi bir secicilik vardir, televizyonun sesini dinlerken disarida bagiran saticinin sesini algilamayabilir, oysa sizofrenlerde bu seciciligin olmadigi ayni anda var olan tum seslerin algilandigi ve beynin
fazla uyaranla karsi karsiya kaldigi belirtilmektedir.
Stres-diyatez teorisine gore bunyesel olarak yatkin olan kisilerde stresli bir durumla karsilasildiginda sizofreni ortaya cikmaktadir. Sizofreninin ortaya cikisinda biyolojik, psikososyal ve cevresel etkenlerin birlikte rol oynadigi, stres yaratan bir durumla karsilasildiginda hastaligin ortaya ciktigi ve stres yaratan durumun da bu etkenlerden biri ile ilgili olabilecegi belirtilmektedir.Ornegin ortaya cikarici etken enfeksiyon gibi biyolojik bir neden veya bir yakinini kaybetme veya sorunlu bir ailede yasama gibi psikolojik bir neden olabilir. Her enfeksiyon hastaligi olan veya her yakinini kaybeden sizofreni olmaz, bu
hastaligin ortaya cikisi icin bunyesel yatkinligin da bulunmasi gerekir.

Kil DOnmesI

Son yillarda gorulme sikligi artan bu rahatsizlik kisilerin yasam kalitesini bozmasi, tedaviye ragmen nuks etme ihtimali olmasi nedeni ile hastalarin korkulu ruyasi haline gelmektedir.

Plonidal sinus kuyruk sokumu bolgesi disinda kasik bolgesinde, koltuk altlarinda ve gobekte de gorulebilir. En sik olarak 16 - 40 yaslar arasinda gorulur. Erkeklerde gorulme sikligi belirgin olarak daha fazladir.

Genellikle genc yaslarda goruldugu icin okul cagindaki ogrencilerin hem yasam kalitesini bozar hem de calismayi ve okul devamliligini da etkileyecegi icin okul basarisini kotu yonde etkiler.

Hastaligin nedeni iki kalca arasinda kalan intergluteal sulkus denilen oluk seklindeki bolgeye sirt ve bastan dokulen killarin, bu oluklu bolgede surtunme sonucu olugun en dibindeki terbezi deliklerinden sanki bir vida gibi donerek deri alti bolgeye girmesi, bu bolgede agac koku gibi labirentler olusturmasidir. Bu deliklerden iceriye giren bakteriler burada iltahap baslatir, cerahatli veya kanli, pis kokulu akintilar olusturur. Eger ustteki delik tikanir ise iltahap disari akamaz ve apse olusur.

Plonidal sinuste klinik bulgular nelerdir?

Kuyruk sokumundaki kil donmesi genellikle enfeksiyon oluncaya kadar kendisini pek belli etmez. Bu hastalarda tipik bir oyku kuyruk sokumunda agrili sislik, oturamama, yuruyememe gibi yakinmalarla doktora giden bir genc eriskinde, burada apse saptanmasi ve bu apsenin acilarak drene edilmesi ile baslar. Apsenin drene edilmesi acil durumun tedavisidir. Eger hasta ameliyat olmaz ise bu bolgede zaman zaman akinti olmasi disinda yakinmasi olmadan bir sure yasantisini surdurebilir.

Ancak bir kac hafta veya ay sonra yine ayni tablo tekrarlar. Her apse tekrarinda ise agac koku seklindeki sinusler daha ileriye gider ve olay daha buyumus olur.

Muayenede bu bolgede acikligi igne ucundan kibrit copu capina kadar degisebilir bir veya bir kac delik saptanir, bu deliklerden acik renk akinti, iltahap, zaman zaman kil geldigi gorulebilir. Yine bu bolgede kizariklik, sislik, agri sik gorulen yakinmalardir.

Plonidal sinus nasil tedavi edilir?

Plonidal apsenin tedavisi: Kil donmesi apsesi acil tedavi gerektiren bir durumdur. Cunku hasta agrilidir, oturmakta ve yurumekte gucluk cekmektedir. Apse tedavisi genellikle eger apse cok buyuk degil ise lokal anestezi ile yapilir. Apse, anestezi uygulandiktan sonra yapilan bir insizyonla bosaltilir, ici temizlenip yikanir, antibiotikli pomadlarla kapatilir. Sik tekrarlanan pansumanlarla enfeksiyon gecirilir. Bu esnada apse civarindaki killarin da tras edilmesi gereklidir.

Plonidal sinus tedavisi ise acil durum tedavisinden sonra sinus traktuslarina yeni cilt altinda yer alan agac koku seklinde yerlesmis kil yuvalarina yonelik olarak yapilir. Bu amacla fenol enjeksiyonu, sinus traktusunun kesilip acik birakilmasi, kismi cikarma, total cikarma ve primer kapama veya acik birakma (marsupializasyon), degisik flep cevirme denilen doku kaydirma yontemleri uygulanmaktadir.

Vucudun diger bolgelerinde gorulen kil donmeleri kuyruk sokumu kadar olmasa da hastalari rahatsiz eder. Ozellikle kadinlarda kasik ve perine bolgesinde gorulen ufak apseler seklinde kendini gosteren ve bir turlu iyilesmeyen odaklar meydana gelebilir. Bu odaklarin cok buyumeden tedavi edilmesi ilerideki daha buyuk sorun ve ameliyatlari onleyebilecektir.

Gobek bolgesinde olusan kil donmeleri kendini genellikle akinti ve pis koku ile belli eder. Bu bolgedeki iltahabin ve sinuslerin de cok ilerlemeden tedavi edilmesi gerekmektedir.

Kil donmesi en iyi yapilmis bir operasyondan sonra bile tekrarlama ihtimali olan bir hastaliktir. O nedenle hastalarin ameliyat oncesi iyi degerlendirilmesi, uygun ameliyatin secilerek, titizlikle yapilmasi kadar, ameliyat sonrasi hastanin doktorunun onerilerine uymasi da onemlidir.

Ameliyat sonrasi erken devrede yaranin iyi korunup bakilmasi, uzun donemde ise o bolgenin hijyenine dikkat edilmesi gereklidir. Ameliyat sonrasi donemde en az iki yil sure ile o bolgedeki killar tras edilmeli veya tuy dokucu ilaclarla temizlenmelidir.

SIGIl

Bu sigilleri okutsak da mi saklasak. Okutmasak da mi yasaklasak. Diger butun tedavi secenekleri gibi sigilleri okutmak veya yasaklamak da sonuclari kesin olmayan ve tibbi tedavi yontemlerinden farkli olarak bilimsel olmaktan uzak tedavi yontemleridir.
Sozu edilen sigiller ise halk arasinda cok iyi taninan ve sik rastlanilan, siradan bir hastaliktir. Bulasma ve yayilma ozellikleri ve zor tedavi edilmeleriyle gundemdeki yerlerini hep korurlar. Sigiller, viruslerin etkisiyle olusan kucuk tumorumsu belirtilerdir. Olusumlarinda kurbagalarin rolu olup olmadigi konusunda yeterli kanit bulunamadigi icin kurbagalar saliverilmislerdir. Ayrica bu hastaliga halk arasinda niye ''Tavuk G...'' dendigi konusunda elimizde hic bir bilgi yoktur ve tavuklar da bu konuda sucsuzdurlar. Sigiller, kisiden kisiye dogrudan veya ciplak ayakla basilan zemin, daha az olarak da esyalar araciligiyla bulasabilirler. Bunun yani sira ayni kiside var olan bir sigilden baska alanlara da bulasma olabilir. Zedelenmis deriye daha kolay bulasir. Ozellikle, sigillerin uzerleri kopartilir, kanatilirsa bulasma cok daha kolay olur. Eger isirilirsa agiz icerisine dahi bulasabilir. En iyi taninan sekli, ellerde, kollarda yerlesen seklidir ve esmer, kabarik, sert cikintilar halindedir. Avuc ici ve ayak tabaninda cikintilari az olup, derine dogru gelisirler ve agrilidirlar, nasirlarla cok karisirlar. Yuzde yassi, ince, esmer kabartilar halinde veya yine yuzde ve bazen de boyunda firca gibi olabilirler. Bir de cinsel iliskiyle bulasan ve ozellikle de cinsel organlar ve cevresinde yuvarlak, esmer, yumusak kitleler seklinde yerlesen ozel tipleri vardir. Tedavide dogrudan virusleri oldurme olanagi olmadigi icin var olan belirtiler yok edilse bile yinelenmeleri onelenemez. Elektrik akimiyla yakarak veya soguk uygulamayla dondurarak yikima ugratma yontemleri genellikle basarilidir, fakat biraz can yakar ve iz kalir. Yineleme ve yayilma tehlikesini artirabilecegi gerekcesiyle cerrahi girisim hic onerilmez. Bazi asitli ilaclar veya kanser ilaci tipi ilaclar sabirla ve istikrarli kullanildiginda yararli olabilmektedir. Hastaligin kendiliginden gecebilme ozelligi de vardir ve bu ozellik cocuklarda cok fazladir. Agiz ici ve cinsel organlar yerlesimi disindakilerde, eger agri ve yayilma egilimi de yoksa kendiliginden iyilesme beklenebilir. Her turlu telkin yontemi, eger kisi yapilan islemle iyi olacagina inanirsa, etkili olabilir. Telkinin bagisiklik sistemini harekete gecirdigi dusunulmektedir. Calinmis pirinc basma gibi torenler, okutma, boyali su verme vb. yontemler olabilir.