16 Nisan 2007 Pazartesi

Ceviz saglik veriyor!!

Beynin minyaturu ceviz saglik veriyor

Sagliginizin dogal ilaci olan cevizin yararlari saymakla bitmiyor. Ceviz damarlari aciyor, kalp krizi riskini yuzde 50 oraninda azaltiyor

Gumushane Tarim Il Mudurlugu Kontrol Sube Muduru Mehmet Ozdemir, cevizin beynin kucuk bir modeli ve insan sagligi acisindan cok onemli bir besin maddesi oldugunu soyledi. Insan vucudunda gumus iyonuna ihtiyac duyan tek organin beyin oldugunu belirten Mudur Mehmet Ozdemir, soyle konustu:

KAN DOLASIMINI DUZENLIYOR
"Ceviz agaclarinin evlere cok yakin dikilmemesi ve etrafi kapali ceviz bahcelerinde saatlerce sekerleme yapmanin sakincali olduguna dikkat cekilse de, koku, yapraklari, kabugu ve meyveleriyle tam bir sifa kaynagi oldugu artik herkes tarafindan bilinir. Bilimsel calismalar sonucunda cevizin damar koruyucu, ishal kesici, cildi temizleyici, sigil giderici, hipoglisemik ve tumor engelliyici ozelliklerinin oldugu belirlenmistir. Ceviz kan dolasimini duzenler, karaciger fonksiyonlarini duzenler, serum kolesterolunun azalmasini saglar ve anormal antikor olusumunu engeller." Cevizin bir kalp dostu da oldugunu anlatan Ozdemir, sert kabuklu meyvelerde yer alan coklu doymamis yag asitlerinin kalp-damar hastaliklarinda onleyici rol oynadiginin bilimsel calismalarla kanitlandigini soyledi.

OMEGA 3 VE 6'NIN MUCIZELERI
Cevizi diger sert kabuklu meyveler arasindan one cikaran ozelligin ise; Omega 3 ve Omega 6 gibi coklu doymamis yag asitlerini yuksek oranda icinde barindirmasi oldugunu belirten Mehmet Ozdemir, sunlari soyledi: "Damar dostu antioksidan ve yaslilik engelleyici cevizin icerdigi E vitamini seker hastaliginin gelisimini engeller. Kalp, damar, beyin ve sinir fonksiyonlarini duzenler, yaralarin iyilesmesine faydali olur, prostat kanserinden korur. Yapilan calismalarda, haftada toplam 2-3 avuc ceviz yiyenlerin kalp krizi gecirme riskinin yemeyenlere gore yuzde 50 daha az oldugu goruldu. Cevizde bulunan E vitamini, lif ve doymamis yaglar kalbi korur. Yapragi haslanip, suyu ile saclar yikanirsa kepeklenmeyi onler. Yesil ceviz meyvelerinin kabuklari kaynatilarak icildiginde de erkeklerde cinsel gucu artirmaktadir."


Sokaklarda Sattilan YIyecekler!!






Sokaklarda satilan yiyecek ve icecekler ozellikle dusuk gelirli isciler ve gencler icin ucuz beslenme kaynagidir. Hindistan, Endonezya, Nijerya ve Peru'.da yapilan arastirmalarda sokakta satilan yiyeceklerin onemli miktarda temel gida maddeleri icerdigi gosterilmistir. Bu .yiyecekler olmasa dusuk gelirli bir cok insanin beslenmesi daha da bozulabilir.

Gelismekte olan bir cok ulkede sokak besin endustrisi toplam isgucunun % 6-25'ini teskil eder. Bu endustri 3. dunyada onemli bir buyume gostermistir. Yine de bir cok ulkede otoriteler bunu normal bir sektor olarak gormeme egilimindedirler. Besin kontrol programlari icine bu sektoru katmazlar, hatta engellemeye calisirlar. Bazi ulkeler ise sektoru tanimaya baslamis ancak duzenleyici yapilar gelistirmemislerdir.

Sokak yiyeceklerinin guvenilirligi ile ilgili ilkeleri ortaya koymadan once arastirmalar yapilmasi gerekir. Her ulkenin sosyokulturel yapisi ayni olmadigi icin duzenleyici tek bir protokol veya yasa belirlenemez. Ulkeler veya belediyeler, kendi duzenlemelerini yaparken bazi temel konulari goz onunde tutmalidir.

Sagliga Zararlari
Sokak yiyeceklerinin patojenik mikro organizmalarla kontaminasyonu bir cok kez rapor edilmistir. Ornegin Misir'da yesil sebzelerden shigella, diger yiyeceklerden salmonella uretilmistir. Buna karsilik ayni yorede 5 yildizi i bir otelde pirinc yemeginde salmoneila, 4 yildizi i bir otelde shigella bulundu. Yine benzeri otellerde siklikla staphylococous ve bacillus cereus bulunmustur. Sokak yiyeceklerinden kaynaklanan cesitli bakteri enfeksiyonlar ve intoksikasyon olgulari olmustur. Kolera, hepatit A, tifo ve diger hastaliklar bu tur yiyecekler yoluyla bulasabilir. Ancak enfeksiyon ve intoksikasyonlardan en cok sokak yiyeceklerinin sorumlu oldugunu gosteren kesin kanitlar yoktur. Gelismekte olan ulkelerde epidemiyolojistler bu konu ile ilgili karsilastirmali arastirmalar yapmalidir.


Bazi durumlarda tehlikeli kimyasal maddeler ve katki maddeleri, bilhassa ruhsatsiz renklendirici ve koruyucular sokak yiyeceklerinde bulunmustur. Bu durum taklitciligin yaygin oldugu bazi gelismekte olan ulkelerde daha sik gorulebilir.

Yol kenarlarinda acikta satilan yiyecekler arac ekzoslarindan cikan kursun ile kontamine olabilirler. Bircok ulkede havadaki kursun, besinleri ciddi olarak etkilemek icin yeterli duzeyde olmayabilir ama bu konu da uzerinde arastirma yapilmasini gerektirir.

Asagidaki konular uygun sekilde izlenip kontrol edilmelidir:
  • Fiyatlari dusuk tutabilmek ve rekabet amaciyla, saticilarin gida yapiminda kullandiklari malzeme dusuk kalitede olabilir, ornegin yasaklanmis katki maddeleri icerebilir.
  • Saklama, hazirlik ve pisirme olanaklari yetersiz olabilir.
  • Yikama, temizleme, pisirme icin kullanilmasi gerekli su miktari siklikla yeterli degildir. Bir cok saticilar kaplari yikamak icin ayni suyu tekrar kullanirlar.
  • icme suyu temini zaman zaman mumkun olabilir.
  • Besinler bocek, kemirici ve kuslar tarafindan zarar gorebilir.
  • Kati ve sivi atiklarin yok edilmesi icin gerekli kosullar olmayabilir.
  • Sokak saticilari kisisel hijyen konusunda yeterince egitimli olmayabilir.



Saticilarin cogu; fakir, kotu organize olmus, kendilerini rusvet isteyenler ve suistimal edenlerden korumaya hazirlikli degildirler. Daha kuvvetli rakiplerden ve resmi gorevlilerin taciz ve suistimalinden korunmalari gerekir. Yine de bir cok satici bilhassa kadinlar, hammadde satin almada, pisirme ve bir yiyecegi guvenli ve cekici bir sekilde sunmada deneyimlidirler. Duzenleme:
Bu konudaki duzenlemelerin temel amaci; guvenilir. gorece uygun fiyattaki besinin, uygun yerlerde satilabilmesini saglamak olmalidir.
Besinin guvenilirligini saglamak icin her ulke veya yorenin sosyo kulturel durumuna gore hazirlanmis gida hijyeni ile ilgili kodeks kullanilmalidir. Bu konu ile ilgili politika belirlemede ve duzenlenecek egitim programlarinda asagidaki temel konular goz onunde tutulmalidir:
-Hammadde ve icerik
-Gida hazirlama ve satis yeri
-Su
-Atiklarin yok edilmesi.
-Besin ile ugrasanlar ve egitimleri
-Tasima ve hazirlanan gidanin depolanmasi.
-Pazarlama
-Yiyecek satis merkezleri
-Buyuk bir halk toplulugu icin .sokak yiyecekleri


Sap Hastaligi, Hayvansal Gidalar ve Halk Sagligi

Son yillarda saglik gundeminde genis yer tutan BSE (Bovine Spongiform Encephalopathie, Deli Dana)�den sonra, yine Ingiltere�de binlerce hayvanin kesilmesine ve imha edilmesine neden olan Sap Hastaliginin gorulmesi, tuketicinin aklini karistirmistir. Uzun yillardir Turkiye�de de gorulen sap hastaliginin seyri, bulasma sekilleri, hayvan ve insan sagligi, gidalarla insanlara bulasma durumu yonunden, toplumun bilgilendirilmesi uygun olacaktir.
Sap (Aphthae Epizootica, Foot and Mouth Disease: FMD), sigir, koyun, keci, domuz ve vahsi ruminantlarin cok bulasici bir enfeksiyonudur. Hastalik ilk olarak 1546 yilinda italyan Hieranymus Fracastorius tarafindan tanimlanmistir. Kuzey ve Orta Amerika (Panama�nin kuzeyi), Avusturalya, Yeni Zelanda ve Kanada haricinde dunyanin pek cok ulkesinde tespit edildigi bildirilmistir.


ETKENIN OZELLIKLERI ve KLINIK BELIRTILER
Sap hastaligi etkeni, Picornaviridae familyasindan Aphthovirus genusuna dahil olan virusun, immunolojik olarak ayirdedilen yedi serotipi (O, A, C, SAT 1, SAT 2, SAT 3, Asya 1) vardir.

Sap virusu


Virus gunes isigina ve dezenfektanlara karsi cok duyarli olmasina karsin, + 5�C�nin altindaki sicaklik derecelerinde, soguk muhafaza ve dondurma sicakliklarinda canliligini yillarca korur. Sigir derisi ve killarinda 4-6 hafta, salya ve gubrede 1-4 hafta, suda 3-4 ay, toprak yuzeyinde 3-28 gun, kontamine ayakkabilarda 11-14 hafta canliligini korur. Canli kalabildigi pH araligi, pH 6.5 � 9.5 tir. Daha dusuk pH degerlerinde (

HASTALIGIN YAYILISI
Hayvanlar arasinda cok bulasici olan hastalik, enfekte veya kontamine hayvanlar, urunler, objeler ve insanlar araciligi ile yayilir. Virus ile kontamine materyaller, meralar, yemler, sular, ruzgar, enfekte cift tirnakli yabani hayvanlar, sinekler ve hayvan bakicilarinin hastaligin bir bolgeden baska bir bolgeye yayilmasinda onemli rol oynarlar. Panayir, pazar, gocler ve kurbanlik hayvan hareketleri, hastalikli bolgeden hayvan urunlerinin cikartilmasi, nakil araclari sap virusunun bolgeden bolgeye, hatta bir ulkeden diger ulkeye yayilmasina sebep olurlar. Sap hastaliginin en onemli epidemiyolojik ozelliklerinden biri de virusun hava yoluyla kilometrelerce uzaklara tasinarak yayilmasidir. Hava yolu ile yayilmada onemli faktorler ruzgarin yonu ve hizi, hava sicakligi ve havadaki nem oranidir. Sap virusunun uygun hava sartlarinda, % 60�in uzerinde nem orani ve 21-27�C hava sicakliginda, 100 km uzaga kadar tasinabilecegi bildirilmistir. Bu nedenle hastaligin kontrolunde, karantina onlemleri, transportun onlenmesi ile dezenfeksiyonun onemli yeri vardir.


HAYVANLARDA KLINIK BULGULAR ve EKONOMIK ONEMI
Sap hastaligina yakalanan hayvanlarin agzinda, meme ve tirnaklarinda, ici lenf benzeri siviyla dolu yuvarlak vezikuller olusur. Devamli ipliksi bir salya akisi gorulur. Hayvanda yurume guclugu, 42�C�ye kadar ulasan ates ve agizdaki lezyonlar nedeniyle, yemeden icmeden kesilme gozlenir. Hizli kilo kaybinin yanisira, meme dokusunun fonksiyonunu yitirmeye baslamasi nedeniyle sut verimi de hizla duser. Dunyada pek cok ulkede, zaman zaman buyuk salginlar halinde gorulen ve morbiditesi % 90-100�e ulasan sap hastaligi, mortalitesi % 5 olmasina ragmen, sut ve et miktarindaki dusus nedeniyle buyuk ekonomik kayiplara neden olmaktadir. Bu durum, hasta hayvanlarin kesimi ya da imha edilmesi ile sonuclanmaktadir.




INSANLARA BULASMASI ve KLINIK BULGULAR
Sap hastaligi zoonoz (hayvanlardan insanlara bulasan) hastaliklar arasinda yer almakla birlikte, insanlar hastaliga karsi fazla duyarli degildir. Duyarlilik az oldugu icin hastalik da oldukca seyrek gorulur. Insanlar, hasta hayvanlarin deri veya agiz mukozasi ile temas ve yeterli isi islemi uygulanmamis (iyi pastorize edilmemis) enfekte sutleri icerek, cig sutten uretilen ve olgunlastirilmayan peynirleri, yine yeterli isi islemi uygulanmamis, pH�si dusmemis etleri tuketerek enfekte olabilirler.
Hastalik insandan insana gecmemektedir. Inkubasyon suresi 2-6 gun kadar olup, ates, yorgunluk, keyifsizlik, kollarda ve bacaklarda agrilar dikkati ceker. Agiz mukozasi kizariktir. Agizda, girtlakta ve dudaklarda vezikul benzeri agrili kesecikler olusur. Ilerlemis olgularda bu olusumlara, daha cok hayvan sahiplerinde, direkt temaslarda ellerde ve ayaklarda, genellikle de parmak uclarinda rastlanir. Insanlarda prognoz iyidir. Iyilesme 5-10 gun icerisinde gorulur.
Sap hastaligi, bir halk sagligi problemi olarak gorulmemektedir.


HAYVANSAL KOKENLI GIDALAR ve SAP
Sap virusunun canliligini korumasinda, en onemli etkenler arasinda pH ve sicaklik yer almaktadir. Bu nedenle hayvansal gidalarin pH�lari ve uygulanan isi islemi onemlidir. Kesimden sonra baslayan glikoliz ve diger biyokimyasal olaylar ette pH degisimini farkli limitlerde olusturmaktadir. Kas glikojeni, anaerobik ����bolizma ile laktik asite donusur. Olusan laktik asit, dolasim sisteminin islevini yitirmesi nedeniyle, kan ile karacigere tasinip glikoz ve/veya glikojene donusturulemedigi icin kaslarda birikir. Anaerobik enerji ����bolizmasi kas glikojeni tukeninceye kadar devam eder. Etlerde 24 saat icerisinde on sogutma sirasinda virusun bulundugu, fakat 48 saat sonra viruse rastlanmadigi bildirilmistir. Bunda post-mortem pH dususunun rolu buyuktur. Ancak, post-mortem sirasindaki laktik asit miktari, hayvanin sahip oldugu fizyolojik dengeye ve buna bagli olarak, kaslardaki glikojen miktarina baglidir. Yeterli kas glikojenine sahip olan hayvanlarda kesim sonrasinda pH dususu istenildigi gibi olur. Canli hayvanda etin pH�si @ 7.3 iken, kesim ile kanin akitilmasi sonucu pH @ 7.0�ye duser. Normal sartlarda kesim sonrasinda 7-8 saat icerisinde pH 5.3-5-5.6�ya kadar duser. Kas glikojen duzeyi fizyolojik olabilecegi gibi strese bagli olarak da azalabilir. Kesimden once dinlendirilmemis hayvanlarda stres ya da gerilim nedeniyle kas faaliyetleri arttigindan, artan enerji acigi kas glikojeni ile saglanir ve kesim sonrasinda pH dususu istenildigi gibi olmaz. Sonucta DCB (Dark Cutting Beef) ve DFD (Dark Firm Dry) olarak adlandirilan yuksek pH�li dusuk kaliteli etler sekillenir. Bu tip etler pH�larinin 6.3-7.0 arasinda olmasi nedeniyle risk olusturabilmektedir.
Genelde teknolojisinin de uygun olmasi nedeniyle yuksek pH�li etler salam ve sosis uretiminde degerlendirilirler. Bu urunlere, uretim teknolojilerinin geregi olarak haslama isleminin uygulanmasi etkenin inaktivasyonunu saglar. Etken, fermente sucuklarda ise 14 gun icerisinde canliligini kaybeder. Hayvan Saglik Zabitasi Kanununun 484/4 nolu maddesi geregi, Sap hastaligi baska bir hastalik ile komplike olmus ise, veya kaseksi (hayvanin besi durumunun kotu olmasi) ve kas bozukluklari varsa tamamen, aksi taktirde sadece hastalikli kisimlar ve tirnaklar imha edilir. Dil ve basin saglik kontrolu altinda kaynatildiktan sonra gida olarak tuketilmesine izin verilir. Bu nedenle Sap hastaligina yakalanmis ve/veya semptomlari yeni gostermeye baslayan besili hayvanlar, Veteriner Hekim denetiminde kesime sevk edilerek, ic organlar, bas, dil, tirnak ve deri imha edilerek, etleri 48 saat olgunlastirilmaya birakilir. Bu sure sonunda etin pH degeri olculerek, pH�nin dusup dusmedigi saptanir. Bu asamada, DCB ve DFD etler ayirilarak, Veteriner Hekim kontrolu ve izniyle tuketime sunulur. Kesimi takiben, etler olgunlasmadan hemen dondurulursa sap virusu aylarca canli kalabilir ve et cozuldugunde etken enfeksiyon yetenegini korur. Yine hasta veya yorgun halde iken kesilen hayvanlarin kaslarinda laktik asit olusumu veya pH degerinin dusmesi, oldukca yavas sekillendigi icin, sap virusunun ette pH degerine bagli olarak inaktivasyon suresi uzamaktadir. Sap hastaliginda gorulen yuksek ates, virusun memeye ve meme basina yerlesmesi nedeniyle sut verimi cok azalir. Sut, sut proteini olan kazein sentezinin durmasi, serum proteinlerinin, ozellikle immunglobulinlerin miktarlarinin artmasi nedeniyle sarimtirak renkte ve suludur. Sap hastaligi gorulen ineklerden sagilan ve/veya ayni bolgeden gelen sutlerin cig olarak tuketilmemesi tavsiye edilmektedir. Sutte bulunan virusun klasik pastorizasyon yontemi (72�C�de 20 saniye) ile yok edildigi bildirilmistir (WHO, 1966 Hygi�ne du lait. Organisation Mondial de la Sant�. Ceneve,Suisse.). Kaldi ki Turkiye�de 85�C�de 1 dakikalik pastorizasyon islemi uygulanmaktadir. Bu nedenle sap virusunun pastorize veya UHT (Ultra High Temperature, steril) sutlerde, pastorize sutten yapilmis beyaz peynirde, yogurtta, telemesi haslanan (min 75�C) peynirler arasinda yer alan kasar peynirinde bulunmasi olasi degildir. Ancak cig sutten uretilen ve olgunlastirilmadan satilan koy peynirlerinde, pH�nin yeterli olcude dusmemis olmasi nedeniyle, etken canliligini koruyarak risk olusturabilir. Bu nedenle, sadece sap hastaligi etkeni yonunden degil, cig sutten uretilmesi nedeniyle pek cok zoonoz (hayvanlardan insanlara bulasan) hastalik etkeni ve patojen mikroorganizmayi icerebilen taze beyaz peynirlerin 3 aylik olgunlasma periyodunu tamamlamadan tuketilmemesi ve pazarlarda satisinin yasaklanmasi gerekmektedir.


Kafein ve Saglik Uzerine Etkileri

Kafein nedir?
Kafein dunyada en az 63 tur bitkinin meyvesi, tohumu ve yapraginda dogal olarak bulunan bir bilesiktir.


Hangi besinler ve icecekler kafein icerir?
Kafeinin en cok bilinen kaynaklari kahve, cay, kolali icecekler ve cikolatadir. Besinlerdeki kafeinin miktari besinin hazirlanmasina, uretim yontemine, besinin tuketildigi miktara gore degisir. Cay ve kahve bitkilerinin cesitliligi de kafein miktarini etkilemektedir. 220-240 mI�lik bir fincan kahve ile yaklasik 85 mg, yine 220-240 mI�lik bir fincan cay ile yaklasik 24 mg, 30 gramlik bir parca cikolatadan ise yaklasik 8 mg kafein aliriz.


Kafein besinlere neden eklenir?
Koka bitkisinin tanesi ve cay yapraklarindan olusturulan besinler ve iceceklerde de biraz kafein vardir. Ayrica bazi besinlere ve iceceklere de lezzet icin kafein katilmaktadir.

Tuketilen kafein miktarinin siniri ne olmalidir?
Kafeinin normal miktari kisiye gore degisir. Kafeine karsi duyarlilik; tuketim sikligi, duzenli olarak alinan miktar, vucut agirligi ve fiziksel kosullar gibi pek cok etmene baglidir. Pek cok calismada, yetiskinler icin guvenli olarak tuketilebilecek kafein miktarinin gunde 300 mg (yaklasik 3-4 fincan kahve ya da 5-6 buyuk bardak cay) oldugu belirtilmistir. Kafein kan dolasiminda ya da vucutta birikmez, alindiktan birkac saat sonra atilir.


Kafeinin kisitlanmasina gerek var midir?
Orta duzeyde kafein alimi tum insanlar icin guvenlidir (300 mg). Kafeine karsi duyarlilik kisiden kisiye degisir. Bazi kisiler kafeine karsi duyarli olabilir ve cok az miktarlarda da olsa kafeinden olumsuz etkilenebilir. Birkac fincan kahve, cay ya da kolali icecek tuketen bir kisi kafeinin uyarici etkisinden etkilenmedigini belirtirken, bir fincan kahve ile kafeinin uyarici etkisi yuzunden uyuyamadigini soyleyen kisi coktur. Kisisel duyarliligin yani sira hamileler, cocuklar ve yaslilar tuketilen kafeinin kisitlanmasi gereken gruplardir.

Kafein dehidratasyona neden olur mu?
Kafeinin dehidratasyona neden olduguna iliskin bir veri yoktur. Bu etkinin daha cok kafein iceren icecekle alinan sivi nedeniyle olustugu saptanmistir.


Kafein cocuklar icin zararli midir?
Arastirmalar besinlerin icinde bulunan kafeinin miktarinin cocuklar icin zararli olmadigini gostermistir. Ancak ailelerin cocuklarina fazla miktarda kafein iceren yiyecek ve icecekleri vermemesi gerekir. Cocuklar icin tuketilen kafein miktari gunde 35-40 miligrami gecmemelidir.


Kafeini iceren besinler ve icecekler cocugu hiperaktif yapar mi?
Kafein ile hiperaktif davranislar arasinda iliski olduguna iliskin bir calisma yoktur. Yapilan calismalarda kafein iceren besinler ya da icecekleri tuketen cocuklarda hiperaktivite gozlenmemistir.


Hamilelik doneminde kafein alinabilir mi?
Hamilelik doneminde gunluk olarak tuketilen 300 mg (3-4 fincan kahve ya da 5-6 bardak cay) kafeinin olumsuz etkisi olmadigi ancak hamilelik doneminde fazla miktarda tuketilmemesi gerektigi vurgulanmaktadir. Orta duzeyde kafein tuketen hamile kadinlarda ne erken dogum ne de dusuk dogum agirliginda bebek gibi durumlara rastlanmamistir.


Emziren anne kafein alsin mi?
Emziren annelerin asiri olmamak kaydiyla kafein alabilecegi bazi calismalarda belirtildiyse de, az miktarda da olsa bebegin anne sutunden kafein aldigi bilinmektedir.


Kafein tuketimi osteoporoza neden olur mu?
Osteoporoz olusumunda en onemli risk etmenleri genetik yapi, yetersiz kalsiyum alimi, sigara icme, yetersiz egzersiz, ostrojenin yetersiz olusu ve yas gibi etkenlerdir. Ancak fazla miktarda kafein tuketiminin de osteoporoz riskini arttirdigi bilinmektedir. Orta duzeyde kafein tuketiminin olumsuz etkisinin olmadigi birkac calismada saptanmistir.


Kafein kan basincini yukseltir mi?
Kafein kronik hipertansiyon olusmasina neden olmaz. Ancak bazi kisilerde kafeinin kan basincini kisa sureyle yukselttigi bilinmektedir. Yuksek kan basinci olan kisilerin kafein tuketimlerini kisitlamasi gereklidir.
Kafeinin kalp hastaliklari ile iliskisi var midir?
Kafein aliminin kalp hastaliklarina yol acmadigi ancak fazla tuketilmemesi gerektigi vurgulanmistir.

Beslenme ve Sagligimizda Cayin Onemi

Bedenin su gereksinmesinin karsilanmasinda icecekler onemli yer tutar. Icecekleri, besin degeri olanlar (sut, ayran, meyve sulari), cay, kahve ve kakao, kolali ve kolasiz gazozlar, toz icecekler, alkollu ickiler ve bazi bitki cicek, yaprak ve tohumlarindan saglanan, adacayi, ihlamur, nane, kusburnu gibi icecek maddeleri seklinde gruplandirabiliriz. Bunlarin icerisinde tuketimi en fazla olanlar sirasiyla, cay, kola ve ayrandir. Bu yazida cayin beslenme ve saglik acisindan olumlu ve olumsuz yonleri uzerinde durulacaktir.



Cay yapraklarindan cay olmak uzere genel fabrikalarda siyah cay ve yesil de iki tip cay elde edilmektedir. En cok tuketilen tip siyah caydir. Siyah cay polifenollerin enzimatik oksidasyonu ile elde edilir. Yesil cay eldesin de, caydaki enzimler etkisizlestirilerek polifenollerin oksidasyonu onlenir. Dunyada tuketilen cayin % 75'i siyah caydir. Cay uretimi acisindan ulkemiz, Hindistan, Sri Lanka, Kenya, Cin ve Endonezya'dan sonra gelir.

Oksidasyon sirasinda bircok aroma arttirici ogeler olusur. Bazilari cok az miktarlarda olsa da, 300'den fazla aroma ogesi belirlenmistir.
Caya ozellik kazandiran ogelerin basinda metilksantinler gelir. Metilksantinlerin cogunlugunu kafein olusturur.


Teobromin ve teofilin az miktarlarda bulunur. Azotlu gubre kullanimi Fayin kafein icerigini %40 civarinda arttirir. Kafein icerigine etki eden diger faktorler mevsim farkliligi, yapragin toplanma zamani ve bicimidir.

Cay yapraginin onemli bir bolumunu polifenoller olusturur. Bunlarin basinda katesin, flanols, gallik asit ve depsides gelir. Cayin rengini veren pigmentler, klorofil ve karotenoidlerdir. Caydaki minerallerin yaklasik yarisi potasyumdur.

Siyah Cayin Hazirlanmasi
Siyah cay bir kisim paketlenmis kuru cayin yuz kisim sicak suda demlenmesiyle hazirlanir. Demlenme sirasinda kafein, organik asitler ve polifenol turevleri ve minerallerin bir kismi suya gecer. Demlenme suresi uzadikca bu ogelerin suya gecen miktarlari da artar. Boylece cayin rengi koyulasir ve tadi acir. Cayin tadi polifenol turevleri ve kafeinden kaynaklanir.


Siyah cay ulkemizde genellikle sicak olarak, istege gore sekerli, az sekerli ya da sekersiz olarak icilir. Cayin yaninda dilimlenmis limon bulundurmak da yaygindir. Bazi toplumlarda sicak cay sutle birlikte icilir.

Bazi ulkelerde "buzlu cay" icme aliskanligi yaygindir. Buzlu cay hazirlanirken. demlenmis cayin icine bol buz konarak sogutulur ve dilimlenmis limonla birlikte icilir.
Yesil cay, Cin ve Japonya gibi ulkelerde yaygin olarak kullanilir. Yesil cayin aminoasit icerigi siyah caydan yuksek. polifenol icerigi ise dusuktur. Yesil cayin kafein icerigi de siyah caydan dusuktur. Yesil cay da siyah cay gibi demlenerek hazirlanir. Cay yapraklarinin suda cozunur bolumlerinin ayrilmasi ile toz halinde "poset cay" hazirlanir. Poset cayin kafein icerigi normal siyah caydan biraz daha dusuktur.


Cayin Besin Degeri
Cayin demlenme sirasinda suya gecebilen ogelerinden yararlanilir. Bunun basinda kafein gelir. Iki-uc dakika 180 ml kaynar suyla demlenmis cayda 30 mg civarinda kafein bulunur. Demlenme suresi uzadikca bu miktar yaklasik 60 mg'a cikabilir. Icilen sade cayda protein, yag ve karbonhidrat gibi makro besin ogeleri hemen hemen yoktur. Eger cay seker ve sut gibi besinlerle icilirse, bir miktar karbonhidrat ve protein saglanir. Cay yapragindaki B vitaminlerinin % 80'i suya gecer. Ancak siyali caydan saglanan B vitaminleri gunluk gereksinmenin cok azini (5 fincan cay % 2-7'sini). karsilayabilir. C vitamini fabrikalarda oksidasyon sirasinda kayboldugu icin siyah cayda yok denecek kadar azdir Yesil cay uygun kosullarda hazirlandiginda C vitamini saglayabilir. Gunluk icilen 5 fincan (her fincan 180-200 ml) yesil cay insanin C vitamini gereksiniminin % 2530'unu karsilayabilmektedir.


Siyah ve yesil cayda onemli miktarda E ve K vitamini bulunmasina karsin, suda cozunmediklerinden icilen cayda cok az oldugu dusunulur.
Cay minerallerden potasyum ve flor icin onemli kaynak sayilabilir. Bir fincan cay 60-70 mg potasyum ve 0.10 �0.12 mg flor saglar. Aluminyum demleme sirasinda suya cok az gecer. Bir fincan caydaki miktari ortalama 0.4 mg'dir. Cay manganez acisindan zengindir. Bir fincan caydaki miktari 0.1-0.3 mg arasinda degisir. Diger minerallerin suya gecen miktarlari insanin gereksinmesine fazla katkida bulunmaz.


Cayin Saglik Uzerine Etkisi

1- Polifenollerin Etkisi
Polifenoller, cayin onemli bir bolumunu olusturur. Polifenollerin fizyolojik etkileri olumlu ya da olumsuz yonde olmaktadir.
Okside olmamis polifenoller, "biyoflanoidler" olarak bilinir Biyoflanoidlerin kilcal kan damarlarinin dayanikliligini arttirdigi uzerinde durulmus ve bunlar "vitamin P" olarak tanimlanmistir. Bu nedenle yesil cay bazi ulkelerde kilcal kan damarlari zayifligini giderici olarak kullanilmaktadir. Bu etki yesil cayin C vitamini iceriginden dolayi olabilir. Siyah cay uretiminde polifenoller okside oldugundan bu tur bir etki gorulmez. Ayrica, kafein katekolamin sentezini hizlandirirken, biyoflanoidler bu ogenin yikimini engellediginden cayin antidepresan etkinlik gosterdigi ileri surulmustur. Biyoflanoidlerin radyoaktif Sr 90'i uzaklastirarak kemik iliginde birikimini engelledigi, dolayisiyla radyasyondan kaynaklanan losemi de koruyucu oldugu bildirilmistir.


Siyah caydaki okside olmus fenolik ogeler besinlerdeki hem olmayan demirin biyo yararliligini onemli olcude azaltirlar. Bu etki ozellikle diyetleri bitkisel besinlere bagimli olan bireylerde demir yetersizligi anemisinin olusmasinda onemli rol oynar. Cay, yemekle birlikte icildiginde bu tur olumsuz etkisi soz konusudur. Yemekten bir saat sonra icilen cayin demirin biyo yararliligina etkisi gozlenmemistir. Bu nedenle kansizliga egilimli, dogurganlik donemindeki kadinlarin ve cocuklarin yemekle birlikte cay icmemeleri. cok arzu edilirse acik ve limonla birlikte icmeleri gerekmektedir. Limon, C vitamini icerdiginden, fenollerin demir baglayici etkilerini azaltmaktadir. Bunun yaninda demir birikimi olan talasemili hastalara yemekle cay icirilmesi yararli kabul edilebilir.

2- Kafeinin Etkisi
Cay onemli miktarda kafein ve diger metilksantinler icerir. Kakao. cikolata ve kolali iceceklerde de kafein vardir. Kafein ve diger metilksantinler mide salgisini uyarirlar. Mide salgisinin asiri artmasi mide dokusu zayif olan bireylerde ulser riskini arttirir. Yapilan bir arastirmada 200 ml cay, beden agirliginin kilosu basina 0.04 mg histaminin olusturdugu es degerde asit salgisina neden olmustur. Cayin sutle ve sekerle birlikte icilmesi asit salgisi uzerindeki etkiyi azaltir. Bu nedenle gastrit ve ulsere meyilli olan kisilerin cay icmekten sakinmalari, cok istenirse cok acik sekilde icmeleri onerilmektedir.


Cay, kafein iceriginden dolayi insanlar tarafindan "uyuklamayi onleyici", "kisiyi daha uyanik ve dikkatli duruma getirici" olarak bilinir.

Bilesimindeki kafein dolayisiyla cay, merkezi sinir sistemini uyarici etkinlik gosterir. Merkezi sinir sisteminde, kafeinin, lokomotor aktiviteyi artirarak kisiyi daha uyanik ve dikkatli duruma getirdigi gozlenmistir. Bunun yaninda kafeinin yapay turevlerinin lokomotor aktivite uzerine yatistirici etki yaptigi da bilinmektedir.

Cayla alinan kafein beyinde dopamin duzeyini arttirir ve katekolamin alicilarini duyarlilastirir. Bu nedenle sinir sistemi uyaricisi olarak kabul edilir. Kafeinin sinir sistemi uzerine olan uyarici etkisi bireyden bireye degisir. Arastirmalarda bazi kisiler, 150-200 mg kafein aldiklarinda rahat uyuyamadiklarini belirtmislerdir.

Bunun yaninda, surekli kafeinli icecek alanlarda uyku bozuklugu gozlenmemistir. Buna gore, bireyler kafeine aliskanlik gelistirmektedirler. Bu nedenle bazi kisiler aliskin olduklari bicimde cay ya da kahve alamadiklarinda huzursuzluk ve bas agrisi gibi belirtilerden yakinmislardirlar. Kafeinli icecek verildiginde bu belirtiler ortadan kalkmaktadir. Ancak bu aliskanlik uyusturucu ilaclara bagimlilik niteliginde kabul edilmemektedir.

Kafein kalp ve damar kaslarinin kontraksiyonunu ve sinir uyari ileticilerini etkileyerek kardiyovaskuler sistemi etkiler. Kafeinin etkisi alinan doza ve alim zamanina gore degisir. Kafeinin bu etkisi adrenal hormonlarinin salinimiyla ilgilidir. Kafeinli icecek alindiginda kalp kaslarinin kontraksiyonunun arttigi gozlenmistir. Metilksantinlerden cayda bulunan teofilinin kalp atim hizini arttirdigi gozlenmistir. Kafein ve teofilinin kalp hizi uzerine etkisinde sureklilik gorulmemistir ve bunun daha cok kan basincini yukseltici etkisinden dolayi oldugu sonucuna varilmistir. Kafeinli icecek alindiginda once kan basinci yukselmekte, daha sonra nabiz artmakta, 2 saatlik sure gectikten sonra her ikisi de normal duzeye inmektedir. Kafeinin kan basinci uzerine etkisi doza bagimlidir. Kafeinli iceceklerin idrar sokturucu etkileri de vardir.
Bireyler belirli duzeyde kafeine tolerans gelistirdiklerinden, belirli miktarlarda alinan cayin kardiyovaskuler sistem acisindan fazla sakincali olmadigi sanilmaktadir. Bunun yaninda duyarli kisilerin bu tur icecekleri alirken dikkatli olmalari gerekmektedir.


Kafein, ����holik hiz uzerinde etkilidir. Kafein vucutta yag yikimini hizlandirir ve kanda serbest yag asitleri ve gliserol yukselir. Deney hayvanlarinda yapilan arastirmalarda beden agirliginin kilosu basina verilen 5 mg kafeinin agirlik kaybina neden oldugu gosterilmistir. Kafein. yag hucresini kucultmekte, trigliserit miktarini azaltmaktadir. Insanda kafeinli cay ve kahve aliminin kanda trigliserit duzeyini biraz dusurdugu, kolesterol duzeyini ise yukselttigi bildirilmistir. Bunun yaninda cay ya da kahve tuketimi ile serum lipoproteinlerinin duzeyleri arasinda duzenli iliski bulunamamistir.
Kafeinli icecekler alindiginda, kanda seker duzeyinin yukseldigi gorulmustur. Ayni zamanda karbondioksit uretimi de artmaktadir. 100 mg kafein iceren icecek alimini izleyen iki saatlik sure icerisinde enerji harcamasinda % 16'lik artis gorulmustur.


Enerji harcamasindaki artis, seker ve yagin daha cok yikimi nedeniyle olmaktadir. Baska bir calismada 12 saatlik donemde iki saat ara ile alinan 100 mg kafein, enerji harcamasinda �% 7-11'lik artisa neden olmustur. Bunun enerji karsiligi 80-150 kalori civarindadir. Bu durum zayiflama diyetlerinde sekersiz cay iciminin yararli olabilecegini gostermektedir.

Kafeinli icecekler bazi spor dallarinda fiziksel performansi arttirici olarak bilinmektedir. Bunun nedeni, kafeinin merkezi sinir sistemi uzerindeki uyarici etkisi ve yag yikimi sonucu glikojen deposunun bosalmasinin onlenmesi olarak aciklanmaktadir. Kafeinin etkisi, ozellikle yuksek rakamlarda belirginlesmektedir.

Bu etkilerinden dolayi kafein tabletleri "doping" olarak kabul edilmekte ve kullanilmamasi onerilmektedir. Bunun yaninda, ozellikle uzun sure fiziksel hareket gerektiren ve yuksek rakimli yerlerde yapilani kayak, uzun mesafe kosular ve: dagcilik gibi spor dallarinda egzersiz oncesi ve sirasinda bir-iki fincan cay ya da kahve icilmesi yarar saglayabilir. Kafein iceren iceceklere aliskin olmayan sporcularda ise bu tur iceceklerin alimi, yaris sirasinda heyecan ve sinirliligi, idrar cikisini arttirarak performansi olumsuz etkileyebilir. Duna gorus sporcularin kafein iceren icecekleri tuketimleri. aliskanliklarina, yaptiklari spor turlerine ve spor yapilan ortama baglidir.

Yaslilikta kemik kaybi onemli saglik sorunlarindan birini olusturur. Asiri kafein alimi vucudun kalsiyum dengesini olumsuz etkiler. Bu nedenle yasli kisilerin fazla cay icmeleri kemik sagliklari icin sakincalidir. Bunun yaninda aralarda icilen bir-iki bardak cayin fazla etkisi olmaz.

3- Cayin Mineral Iceriginin Etkisi
Cayin potasyum icerigi yuksektir. Potasyum sinir uyarilarinin iletiminde, kas kontraksiyonunda, normal kan basincinin ve vucudun su dengesinin saglanmasinda onemli rol oynar. Kusma ve ishal gibi durumlarda vucuttan su ve tuzla birlikte asiri potasyum kaybi olur. Cay bu kaybi yerine koyabilen yuksek potasyumlu bir icecektir.


Cay Icimi ve Kanser
Cayin kanserle ilgisi uzerinde de durulmaktadir. Bazi yayinlarda cay tuketimi ile bazi kanserlerin olusumu arasinda iliski oldugu bildirilmesine karsin, son yillarda yapilan arastirmalarda bu gorus desteklenmemistir.


Cay, nitrat biriktiren bitkilerdendir. Nitrat karsinojen olan nitrozaminin on ogesi olmasi acisindan onemlidir. Icilen caya gecen nitrat miktarinin saglik yonunden sakinca yaratacak duzeyde olmadigi bildirilmistir.

Gebelikte Cay Iciminin Etkisi
Yemekle birlikte icilen cay kan yapici demirin biyo yararliligini azalttigindan gebe kadinlarin bu uygulamadan sakinmalari gerekmektedir.
Cayla alinan kafein anneden fetuse gecebilmektedir. Amerikan Besin ve Ilac Birligi (FDA) 1980'de kafeinin uyarici nitelikte bir ilac oldugunu, kafeinle anne karnindaki fetusun sagligi arasindaki iliskilerin kesinlik kazanmasina kadar gebe kadinlarin kafeinli iceceklerden sakinmalarini bildirmistir. Bunu izleyen yillarda yapilan cesitli arastirmalarda kafeinli icecek tuketimi ile yeni dogan bebeklerdeki saglik bozukluklari arasindaki iliskiler konusunda arastiricilar arasinda gorus birligi saglanamamistir. Buna karsin, gerek gebelikte en onemli sorun olan kansizligin, gerekse dogacak bebekte kafeinin neden olabilecegi bozukluklarin onlenmesi icin gebe kadinlarin kafein iceren cay, kahve, kola, cikolata, kakao gibi maddeleri fazla tuketmemeleri kendilerinin ve bebeklerinin sagligi acisindan onem tasir.

Uzun Yasamin Recetesi

Mehmet Oz ile uzun yasamin recetesi:

Dunyanin en unlu kalp cerrahi Prof. Dr. Mehmet Oz'e gore kalp krizinin baslica nedeni asiri kilolar. Yaptigi buluslarla Amerika'da 'milenyum doktoru' secilen unlu kalp cerrahimiz Prof. Dr. Mehmet Oz, uzun ve saglikli yasamanin recetesini verdi.

Gunde sekiz bardak su icmek kalp krizi riskini yari yariya azaltiyor
Dunyaca unlu Prof. Dr. Mehmet Oz, kalp krizinden korunmaniz icin onerilerde bulundu: Asiri sismanliktan kacinin. Kolesterol seviyenize dikkat edin. Son yapilan bir arastirmaya gore, gunde bes bardagin uzerinde su icenlerde kalp krizi gecirme orani yari yariya azaliyor; sekiz bardak su icin. Son tavsiyem ise, hayatta bir amaciniz olsun


* Yaklasan kalp krizi hissedilir mi?
Bircok insan kriz yaklastiginda uyari sinyalleri alacagini dusunuyor ama dogru degil. Yaniliyorlar. Hastalarin yuzde 50'si hicbir sorun hissetmiyor, hatta kadinlar erkeklere gore daha az agri ve daha cok mide bulantisi hissediyor. En onemlisi, kalp krizi gecirenlerin yariya yakini aslinda cesitli yaralanmalar sonucu hayatlarini kaybediyor. Ask acisi yasadigi icin kalp agrisi cektigini soyleyenler yaniliyor. Cunku kalpte basit sinirler var. Bu sinirler agri hissine neden olmuyor. Agri belli yerlere vurur. Kalp krizi gerceklesirken, kalpteki sinirler degisik agri sinirlerine degerse kisa devre yapiyor. Sanki agri varmis gibi hissediyorsunuz. Kol, cene ve goguste bu agri hissediliyor. Insanlarin yuzde 50'sinde diger sinirlere degmiyor. Yani, kalp krizi sirasinda agri ortaya cikmiyor.

* Kalp krizi erkeklerde mi kadinlarda mi daha sik goruluyor?
Kalp hastaligi kadinlarin bir numarali katilidir. Kalp damar hastaliklarindan olenlerin yuzde 53.5'i kadindir. Kalp hastaligi her yil erkekten fazla kadin olduruyor.

EFOR TESTI GARANTI DEGIL
* Saglikli gorunen bir insan neden kalp krizi sonucu aniden olur?
Son derece saglikli gorunen ama aniden olen hastalara tanik olduk. Bu hastalarin olumune neden olan yag dolu plak, yillar boyu sesiz sedasiz tikanir ve aniden parcalanir. Nedenlerini her zaman bilmesek bile, onun ardindaki hastaligin onceki gun baslamadigini biliyoruz. Sabah uyaniyorsun, kendini son derece saglikli ve dinc hissediyorsun. Saglikli bir kosu yapmaya hazirlanacak kadar iyi hissediyorsun... Cok ilginctir; gunun en tehlikeli saatleri sabah saatleridir. Gece yarisindan sabah saat 10.00'a kadar olan sure... Cogu durumda hasta egzersiz falan da yapmiyordur. Kosuya cikarsiniz, bazen kan akisindaki artis bu plaklari yerinden oynatir. Belki de kendinizi bitkin hissediyorsunuzdur, gogsunuzde bir sikisma olabilir, bunu baska bir seye baglarsiniz. Iste o an size uyari niteligindeki sinyalleri tek tek harciyorsunuzdur. Bu sizi, farkina varmadan oyle tehlikeli bir noktaya getirebilir ki...

* Efor cektirilmis olmasina ragmen, kalp krizi riskini belirleyememe ihtimali var mi?
Kalbin uzerinde arterler var. Arterlerin de duvarlari var. Arterlerde gorulen sertlesme zamanla artiyor ve 30 - 40 yil sonra bir gun kapaniyor. Hasta kalp krizi geciriyor. Bazen tam kapanmak uzereyken, eforlu test yapiliyor. Tikanma yuzde 80 ise, bulunuyor. Hastanin hayatini kurtariyoruz. Ama bazen arterdeki sorun eforla tespit edilemeyecek kadar az oranda olabiliyor. Hasta sabah cok yagli bir sucuk yiyor, oglen birine cok kiziyor. Ondan sonra basinc artiyor, yirtiliyor. Etrafindan gecen kan uzerinde birden pihtilasiyor. Ve bes dakika icinde tikaniyor. Hasta bu nedenle yasamini yitiriyor. Yani, tikanma yuzde 40 iken aniden yuzde 100'e cikiyor. Mc Donald's'in sahibi de nisan ayinda efor testi cektirdi. Ancak mayis ayinda oldu.

* Efor testi kalp krizi riskini tetikler mi?
Bu aslinda cok sorulan bir soru. Eforlu test yapilirken kalp krizi gecirmek mumkun. Ama cok nadir. Binde bir oraninda bu risk var. Ama eforlu testi yapmazsaniz, hastalarin yuzde 10'unu kaybedebilirsiniz. Kalp krizi gecirmek uzere olan bir hasta grubu var. Onlari kurtarmak cok onemli. Bu testi herkese onermiyoruz. Eforlu testin ne kadar pozitif oldugunu olcmek lazim. Kadinlarda eforlu talyum testi kullanilmamali. Kadinlarda eforlu EKO yapilmali. Eforlu talyum testi icin butun arastirmalar erkekler uzerinde yapildi. Bence kadinlarda gecerli bir test degil.

* Ucak seyahatlari kalp krizi riskini artirir mi?
Ucagin bazi yan tesirleri var. Birincisi; bacaklar saatlerce kipirdamiyor, adaleler kani kalbe dogru itiyor. Ikincisi; seyahatte insanlar cok az su icer. Eger iki saatten fazla ucakta kipirdamadan durduysaniz, bacak damarlarindaki kan pihtilasmaya basliyor. Pihtilasan kan akcigerlere gidiyor. Iste bu cok tehlikeli bir durum. Kalp rahatsizligi olsun olmasin, herkes uzun seyahatlerde kipirdasin, iki saatte bir ayaga kalksin ya da oldugu yerde bacaklarini sik sik hareket ettirsin. Bol su icsin. Bir de yuksekten uculdugu icin gunesten gelen radyasyon var. Radyasyon insani yaslandiriyor. Tek cozum az ucmak ama bu da is dunyasi icin mumkun degil.
KOTU TABLOYU IYIYE CEVIREBILIRSINIZ
* Yasam duzenindeki degisiklikler kalp krizi riskini iyilestirir mi yoksa yalnizca durdurur mu?
Bircogumuz duzenli beslenmenin, duzenli egzersizin ve sigarayi birakmanin kalp krizi riskini azalttigini bilir. Eger kotu aliskanliklarla ilgili yeterince buyuk bir adim atarsaniz, sadece kotuye gidisi durdurmakla kalmaz, kotu tabloyu da geri cevirebilirsiniz. Kalp hastasi degilseniz, kendi ihtiyaclarina gore bir diyet ayarlamasi yapabilirsiniz ama kalp hastasiysaniz, bazi degisiklikler gereklidir. Bazi durumlarda beslenme duzeninde koklu degisiklik yapmak kucuk degisiklikler yapmaktan daha kolaydir. Cunku sonucu daha kolay alinir. Insanlar birden kendilerini daha iyi hissetmeye baslar.

* Kalp krizi icin en riskli grup is dunyasinin tepe kademeleri mi?
Aslinda kalp hastaliklarina yakalanma riskini en cok alt gelir gruplarindakiler ve issizler yasiyor. Cunku hayatlarindan memnun degiller. Yasamlarini kontrol edip yonlendiremiyorlar ve doktor tarafindan duzenli bir sekilde kontrol edilmiyorlar. Is dunyasindaki insanlarda da risk cok yuksek. Kendilerini kuvvetsiz hissediyorlar, hayatta bir vazifeleri olmadigina inaniyorlar. Dunyada gerceklesen buyuk olaylar ekonomileri de buyuk olcude etkiliyor. Ikiz Kuleler yikildiktan sonra New York'ta bir arastirma yaptik. Kalp krizi oraninin arttigini gorduk. Bu artis ozellikle finans cevrelerinde goruldu. Turkiye'de de depremden sonra artti. Finans isinde stres cok yuksek. Bazen olaylar insanin kontrolunden cikiyor. Borsada dusmeler, cikmalar, islerin bozulmasi, issiz kalmak stresin ortaya cikmasina neden oluyor. Stresin de kalp krizinde buyuk rolu var. Is dunyasindakiler yasadiklari stres nedeniyle issizler grubuna giriyor.

* Kalp krizinden korunmak icin ne yapilmali?
Obezite (asiri sismanlik) kalp krizine yol acan risk faktorleri arasinda en kolay cozum bulunabilen konudur. Kolesterol seviyenizi olcturun. Toplam kolesterolun yani sira HDL, yani iyi kolesterol ve LDL kotu kolesterol oranlarini da ogrenin. Kotu olanini yani LDL'yi 100'un uzerinde tutmaya calisin. Bu ozellikle 65 yasindan once kalp krizi gecirmis bir akrabaniz varsa, daha da onem kazaniyor. Ucuncusu ve en kolay olani ise gunde alti - sekiz bardak su icin. Masanizin uzerinde surekli olarak su bulundurun. Son yapilan bir arastirmaya gore, gunde bes bardagin uzerinde su icenlerde kalp krizi gecirme orani yari yariya azaliyor. Son tavsiyem ise, hayatiniza bir amac kazandirin. Ruhsal sagliginiz kalp saglinizi cok yakindan ilgilendiriyor. Yalniz yasamanin kalp ameliyati sonrasinda tablonun kotuye gitmesi acisindan basli basina bir risk faktoru olusturdugunu biliyoruz. Yani, kalbinize atmaya devam etmesi icin bir neden yaratin.

Iyi kolesterolu dusuk olan spor yapmali

* Kalp krizi sirasinda yasam sansini artiracak en onemli etken nedir sizce?
En iyisi Aspirin. Etkisi o kadar buyuk ki, hastaneye gelen yogun bakima aldigimiz her hastaya veriyoruz.

* Turkiye'de kalp krizini onlemenin onundeki en buyuk engel nedir sizce?
Bizde genetik olarak iyi kolesterol cok dusuk. Bunun tedavisi icin su an bir ilac yok ama ileride olacak. Bati diyetinin yayginlasmasi sonucu Turkiye'de obezite orani 10 yil icinde iki kat artti. Bunun icin atalarimizin yedigi yemeklerden uzak kalirsak, bizdeki kalp krizi orani acayip yukselecek. Iyi kolesterolumuz dusuk oldugu icin bizi koruyacak hicbir sey yok, ilac yok. Hicbir tedavi yok. Koruyucu kolesterol dusukse bunu yukseltmek icin tek bir tedavi var, o da spor.

Yasamak icin amaciniz olsun

* Yorgunlugun olumsuz etkisi oldugu dogru mu? Gunde kac saat calisilmali?
Bence calismamak cok calismaktan daha kotu. Ameliyat ettigim hastalarda hep ayni sikintiya giriyorum. Kadin diyor ki 'Esim artik isi biraksin, paraya ihtiyacimiz yok' Hasta ise, 'Ben calismadan ne yaparim' diyor. Genelde erkegin tarafini tutuyorum. Cunku dedigi dogru. Yasamak icin bir amacin yoksa, yasamazsin o zaman.

* Kalp krizi pazartesileri ve sabaha karsi ortaya cikiyor. Neden?
Sabaha karsi kalp krizlerinin arttigini gosteren arastirma Ingiltere'de yapildi. Buna gore, sabahlari vucuttaki hormonlar degisiyor. Ikincisi; kotu ruyalar bazen her seyden daha fazla stres yaratiyor. Ayni arastirmada, en fazla ocak ayinda ve pazartesi gunu kalp krizi gecirildigi sap

Sprey insulin geliyor!!!!!

Avrupa Komisyonu, bazi seker hastalarinin hayatini buyuk olcude kolaylastirmasi beklenen sprey seklindeki insulinin kullanimini onayladi. Nefes yoluyla alinacak 'Exubera' adli sprey insulinin Ingiltere'de onumuzdeki mayis ayinda piyasaya sunulmasi hedefleniyor.

Her gun enjeksiyon yontemiyle insulin alan seker hastalari boylece aci cekmeden vucutlarinin insulin ihtiyacini karsilayabilecek. Ancak tum seker hastalarinin bu yontemden yararlanmasi mumkun olamayacak.

Cunku uzmanlar, spreyin bazi hastalarin almasi gereken insulin miktarini karsilayamayabilecegini belirtiyor.

Su ana kadar yapilan deneyler, her yemek oncesinde insulin ignesi olan seker hastalarinin kan sekeri seviyesinin, sprey insulin Exubera'yla duzene girdigini gosterdi.

Ancak, sprey insulinin daha uzun sureli etki gosteren ignelerin yerini tutamayacagi ifade ediliyor. Buna ornek olarak gunde bir ya da iki kez insulin ignesi olan seker hastalari gosteriliyor.

1920'den bu yana surdurulen diyabet tedavi arastirmalarinda, ilk kez enjeksiyonsuz bir yontem benimsendi.

Pek cok seker hastasi da Exubera'yi, 'insulinin kesfinden bu yana atilmis en onemli adim' olarak niteliyor. Zira sprey seklindeki insulin bircok hastaninin hayatini kolaylastiracak.

Veriler dunyada 225 milyon, Turkiye'de 5 milyon seker hastasinin oldugunu gosteriyor. 2025 yilinda bu sayinin dunyada 300, Turkiye'de ise 8 milyona ulasacagi ongoruluyor.