4 Nisan 2010 Pazar

dfgdfgdf

dfgdfhkhk

24 Mart 2010 Çarşamba

10 Ağustos 2009 Pazartesi

12 yaşında kıza taciz iddiası

Bartın'ın Arıt beldesinde, ilköğretim öğrencisi 12 yaşındaki kıza tacizde bulunduğu iddia edilen 75 yaşındaki akrabası gözaltına alındı.

İddiaya göre, Ören köyünde, ilköğretim okulu öğrencisi A.Y'yi, dedesinin amcasının oğlu ve komşuları olduğu bildirilen Dursun Y. (75), evinin önünden geçtiği sırada içeriye çağırdı, ardından eve giren A.Y'ye cinsel tacizde bulundu.

Çocuğun durumu ailesine anlatması üzerine babası A.Y'nin, jandarma karakoluna giderek şikayetçi olduğu Dursun Y, gözaltına alındı.

Dursun Y'nin eşinin 6 yıl önce vefat ettiği, çocuklarının da İstanbul'da ikamet etmesi nedeniyle köyde yalnız yaşadığı öğrenildi.

Olayla ilgili ( dayalı, alakadar, müntesip ) başlatılan soruşturma sürdürülüyor.

AA


AHMET KEKEÇ'İN PATAKLADIĞI 4 İSİM KİM?

Star Gazetesi yazarı Ahmet Kekeç bugünkü köşesinde dört kişiyi isim ( ad, insan, kişi ) vermeden 'patakladı'. Kodları Kekeç'ten, isimleri bizden..

Ömer Lekesiz benden, kendisini ‘entelektüel’ sanan şairden bozma köşe yazarını ödünç istemiş, ‘Azıcık da ben pataklayayım’ diyor.

Hay hay... Lafı mı olur!

İsterse başka mamuller de var elimin altında.

Biri var ki, kendisini ‘sosyolog’ sanıyor... Her şeyi ‘feodal geri yığınlar’la açıklayan, ‘feodal geri ( art, son, gelişememiş ) yığınlar’ın ileri bir telakkiye sahip olmalarını bir türlü havsalası almayan ve şaşkın şaşkın ‘irtica, parlamento diktatörlüğü, gerici sınıflar’ diye ( niteleyerek, diyerek, sanarak ) ünleyip duran orta halli bir ‘sosyal hizmetler uzmanı...’

Bir gazetede yazıyor, (yanlış hatırlamıyorsam) bir üniversitede sosyoloji dersleri veriyor, bir televizyon kanalında Mehmet Barlas’la ‘ağız dalaşı’ yapıyor.

En büyük özelliği şu: Bilmediğini bilmiyor.

Mesela, ‘tarih’ ve ‘sosyoloji’ konusunda (Bkz. ‘Rönesans, aydınlanma, tarım ve endüstri devrimi’ kategorileri) lise öğrencisi kavrayışıyla konuşuyor... Sosyoloji durağan bir alanmış ve son yıllarda hayat (toplumlar) hiç değişmemiş, ortaya hiçbir yeni kuram atılmamış, ‘modernite’ adı verilen vetire hiç yaşanmamış, tarım ve endüstri devrimini icbar eden parametreler hiç değişmemiş gibi yapıyor.

Kafa anakronik, zihin anakronik, kavrayış anakronik...

Hiçbir tedaviye cevap vermiyor. Ona laf anlatmanın imkánı yoktur.

(AHMET KEKEÇ'İN PATAKLADIĞI BU İLK İSİM, EMRE KONGAR)

Biri daha var:

Besteci, söz yazarı, piyanist, şarkıcı, şantör, gazeteci, romancı, öykücü, senarist, yönetmen, aranjör, reçmeci, ilikçi, zikzakçı... On parmağında on marifet.

Detonenin önde gidenidir. ‘Yürü-hü-yorum geceleri’ gibi prozodi harikalarına imza atmıştır.

Belediye reisi olacaktı, olamadı.

Başbakanlığa tamah etti, derdini anlatamadı.

Kimse kadir ( güçlü, kıymet, itibar ) kıymet bilmiyordu... Kimse ondaki ‘değeri’ keşfedemiyordu... CHP’ye genel başkan seçilse, ‘sol’u içinde bulunduğu şu dağınık halden kurtarıp yeniden iktidar alternatifi kılsa, ‘karşıdevrim sürecine’ karşı ‘devrim’in demir yumruğunu indirse, herkes aydınlansa, herkes çağdaşlaşsa, herkes mutlu mesut yaşasa fena mı olurdu?

Olamadı işte...

Şimdi de, çaktırmadan Nobel kovalıyor. Yazdığı birbirinden kötü romanlarla Orhan Pamuk’un ‘rastlantısal’ başarısını ‘hakiki başarı’ haline getirmek istiyor. Fakat bilmiyor ki, tek parti kavrayışıyla roman yazılmaz ve Nobel ödülü karşı devrimciler arasında paylaştırılmaktadır.

(ZÜLFÜ LİVANELİ DE KEKEÇ'İN PATAĞINDAN PAYINI ALMIŞ)
Biri daha var:

Bir gazetenin genel yayın yönetmeni.

Kurnaz ve kıvrak... Onunla baş etmek mümkün değil. Fakat, iyi bir ( benzer, eş, birleşik ) polemik öznesidir. Hem nalınadır, hem mıhınadır... Hem keldir, hem foduldur. Duruma göre anlayışlıdır, duruma göre tirandır... Bütün darbelere hem karşıdır, hem değildir. Hem sivilcidir, hem askercidir. Hem öyledir, hem böyledir. Patakla dur, ‘kanım aktı’ demez... Dön, bir daha vur... Dön, bir daha vur... Böylesine hoş ve dayanıklı bir adam...

(ÜÇÜNCÜ PATAKLANAN HÜRRİYET GAZETESİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ ERTUĞRUL ÖZKÖK)

Bir de, ‘Nurettin Veren’ görünümlü, çift kişilikli bir yazar var.

Matbuatın en berbat, en rezil, en terbiyesiz kalemidir. Ki, ona verilecek en büyük ceza, kendi haline bırakmaktır.

Malzeme bol... Ömer Lekesiz seçsin beğensin...

Fakat, anladığım kadarıyla, o benim gibi yapmayacak; bodoslamadan dalıp cam çerçeve indirmeyecek, kafa göz yarmayacak, ağız burun dağıtmayacak... Usturubuyla gidecek, inceden dokunduracak ve ‘edebi polemik’ türünün leziz örneklerini sunacak.

(KEKEÇ'İN 'MATBUATIN EN REZİL KALEMİ' DİYEREK PATAKLADIĞI İSE HÜRRİYET YAZARI AHMET HAKAN)

Şimdiden ‘hayırlı olsun’ diyorum.

Orhan Kemal, bu gibi durumlar için, ‘Ortalık şireleniyor yiğenim’ dermiş...

Hem de nasıl şireleniyor...


TBMM BAŞKANLIĞI İÇİN İLK ADAY

Meclis Başkanlığı yarışında ilk aday ( namzet ) ortaya çıktı.

Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç, Meclis Başkanlığı için bugün TBMM Başkanlığı’na başvuruda bulunacağını açıkladı.

Genç; ANKA’ya yaptığı açıklamada, Memleketi Tunceli’de bazı yaz faaliyetlerine katıldığı gerekçesiyle saat ( zaman, vakit, sayaç ) 16.00’da faksla adaylık dilekçesini TBMM Başkanlığına göndereceğini söyledi.

Meclis Başkanlığı adaylık başvuruları bugün saat 18.00’de sona erecek. Adaylık başvuruları 3 Ağustos Pazartesi günü saat 24.00'de sona erecek.

23. Dönem 1. yasama yılında da Kamer Genç aday olmuştu.

"BU BÖLÜNME PROJESİDİR"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın ''demokratik açılımlar'' konusundaki açıklamalarına ilişkin olarak, ''bu açılımın amacının terör örgütü PKK'nın stratejisine uygun olarak etnik bölücülüğe siyasi ve hukuki meşruiyet kazandırmak'' olduğunu iddia etti.

Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada ''Türkiye'nin milli varlığını hedef alan etnik bölücülük gündeminin AK Parti Hükümeti eliyle adım adım ilerletilmekte olduğunu'' ileri sürdü. Bahçeli açıklamasında şunları kaydetti:

''Terörle mücadele iradesi olmayan Başbakan, bölücü taleplerin taşeronluğunu yaparak teröre teslim olma hazırlığındadır. 'Demokratik açılım' ambalajı içinde pazarlanmaya çalışılan ayrıştırma ve bölünme projesi bu teslimiyet sürecinin yeni bir ( tek, yek, birleşik ) aşamasıdır.

Bu açılımın amacı terör örgütü PKK'nın stratejisine uygun olarak ( namına ) etnik bölücülüğe siyasi ve hukuki meşruiyet kazandırmaktır.

İmralı canisinin bu süreçteki rolü, siyasi kuryelerle sürdürülen pazarlıklar ve Barzani üzerinden terör örgütüyle kurulan temaslar önümüzdeki dönemde yaşanacak gelişmelerle açıklığa kavuşacak ve daha iyi anlaşılacaktır.

İçişleri Bakanı'nın dün yaptığı açıklama PKK'nın taleplerinin kısa, orta ve uzun vadeye yayılarak aşamalı olarak karşılanacağını göstermektedir.''


-''TASFİYE SÜRECİ...''-


İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın dünkü açıklamalarının amacının ''toplumsal mutabakat süreci başlatmak'' olduğunu söylemesinin gerçek niyetlere ışık tuttuğunu ileri süren Bahçeli, şöyle devam etti:

''Amaç, Türkiye Cumhuriyeti'nin milli devlet niteliğini ve üniter siyasi yapısını tasfiye süreci başlatılmasıdır.

Bu süreçte 'Türkiyelilik' kavramı milli kimliğin yerini alacak, iki dilli eğitim ve kamu hizmetine geçilecek, eyaletler sisteminin alt yapısı hazırlanacak ve teröristlere siyasi ( politikacı, siyasetçi, siyasal ) af çıkarılarak ihanet ödüllendirilecektir.

Etnik farklılıkların ayrışma gerekçesi olarak ( namına ) görülmesinin ve demokratikleşmenin bölünme aracı olarak kullanılmasının dünyada başka bir örneği yoktur.

Bölünerek demokratikleşen bir devlet tarihte görülmemiştir.

Demokratikleşme adına ülkesi ve milleti için en uygun yerli malı bölünme modeli arayışına giren bir hükümete de bugüne kadar şahit olunmamıştır.

Bütün kavramları soysuzlaştıran Başbakan Erdoğan şimdi de demokrasiye böyle bir anlam ve fonksiyon yüklemektedir.

Kılavuzu Öcalan, taşeronu Erdoğan olan PKK patentli bu bölünme projesinin Türkiye'nin hayrına olmadığı açıktır.''

-''BÖLÜNME VE PARÇALANMAYI BERABERİNDE GETİRECEK''-


Etnik temelde ayrıştırmanın kaçınılmaz olarak çatışmayı davet edeceğini bunun da bölünme ve parçalanmayı beraberinde getireceğini savunan Bahçeli, şunları kaydetti:

''Bu teslimiyet projesinin toplumsal vicdanda karşılığı ve desteği bulunmamaktadır. Türk milletinin bu konuda ne düşündüğünü Başbakan Erdoğan çok yakında görecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi'nin bu ayrıştırma ve parçalanma sürecine katkıda bulunma çağrılarının muhatabı olması ve ihanet senaryolarında rol alması hiçbir şart altında düşünülemeyecektir.

Tarihi bir yol ayrımına hızla sürüklenen Türkiye'yi çok zor ve karanlık günler beklemektedir.

Milliyetçi Hareket ve Türk milliyetçileri Türkiye'nin milli birliğini ve bin yıllık kardeşliğini korumak için demokratik ve meşru zeminlerde sonuna kadar mücadele edecektir.

Türk milletinin sabrıyla oynamanın çok ağır sonuçları olacağı ve kendisinde hangi gücü vehmederse etsin, hiç kimsenin bunun altından kalkamayacağı unutulmamalıdır.''

AA

Nehirden muhimmat çıktı

Hatay'ın merkez ilçesi Antakya'daki Asi Nehri'nde 8 adet patlamamış el bombası, 1 adet fünye, 1 adet ( pare, tane, sayı ) boş G3 şarjörü bulundu.

Edinilen bilgilere göre mühimmatlar, İzzet Güçlü Caddesi Tabakhane Sokak üzeri Asi Nehri'nde bugün saat 13:00 sıralarında bir balıkçının ihbarı üzerine fark ( başkalık, üstelik, nüans ) edildi. İhbarın ardından olay yerine ( adına, namına, alegori ) bomba imha uzmanları ile olay yeri inceleme ekipleri sevk edildi.

Hatay Cumhuriyet Başsavcısı Enis Yavuz Yıldırım, olay yerine gelerek yetkililerden bilgi aldı. Konuyla ilgili kısa bir açıklama yapan Başsavcı Yıldırım, "Arkadaşların incelemesi sürüyor. Sağlıklı ve geniş bir bilgi, inceleme sonrası verilecek" dedi.
Bu arada, bomba imha uzmanları ile olay ( fenomen, hikâye, vaka ) yeri inceleme ( tetkik ) ekipleri, mühimmatları inceledi. Gerekli çalışmanın ardından el bombaları imha edildi.

CİHAN