2 Ağustos 2009 Pazar

Hidroket II görücüye çıktı

hidroket-ii-grcye-kt.jpg
Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencileri tarafından üretilen ve hidrojenle çalışan 'Hidroket II' adlı araç düzenlenen törenle basına tanıtıldı. Törende konuşan Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Taluğ, uygarlığın tekerleğin dönmesiyle başladığını hatırlatarak son 50 yılda fosil kaynaklı yakıtların kullanımının çevreye ve insana büyük zararlar verdiğini belirtti. Enerji kullanımının kısıtlanamayacağını ifade eden ( fail ) Taluğ, çevre dostu enerjilere yönelmek gerektiğini dile getirdi.
Hidrojenle çalışan aracın üretiminde sanayicilerin de büyük yardımlarda bulunduğunu kaydeden Taluğ, destek veren kuruluşların logolarını büyük bir onurla taşıdıklarını belirtti.
Törende konuşan Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekan yardımcısı Doç. Dr. Bülent Akay, 2007'de başlanan projede bu noktaya kadar gelindiğini ve bunun öğrencilerin başarısı olduğunu dile getirdi. Konuşması sırasında duygulanan Akay, öğrencilerle yapılacak olan projelerin devam edeceğini ifade etti.
Törenin ardından Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Taluğ, aracın üzerindeki örtüyü kaldırarak Hidroket II adlı aracı davetlilere tanıttı. Aracın pilotu olan ( kâin, hasıl, vaki ) Tuğba Köksal da araca binerek rektörlük binası içerisinde tur attı. Tamamen öğrenciler tarafından tasarlanan ve üretilen Hidroket II adlı araç, saatte 90 KM hıza ulaşabiliyor.

ABD'li obezler bütçeyi zorluyor

abdli-obezler-bteyi-zorluyor.jpg

ABD'de obezite için yapılan sağlık harcamaları, toplam sağlık harcamalarının yaklaşık yüzde 10'unu oluşturuyor.

Health Affairs adlı dergide yayımlanan araştırmaya göre ülkede obezite ile bağlantılı sağlık harcamaları yıllık 147 milyar dolara ulaştı.

RTI International adlı, kar amacı gütmeyen kuruluşun yaptırdığı araştırmaya göre bu harcama, 10 yıl içerisinde ikiye katlandı. Aynı kuruluşun rakamlarına göre obezite ile bağlantılı sağlık harcamaları 1998 yılında 78,5 milyar dolar idi.

Araştırmaya göre obezite bağlantılı sağlık harcamaları 1998 yılında, tüm sağlık harcamaları içerisinde yüzde 6,5'luk bir yer kapsarken, bu oran ( nicelik, tahmin, rasyo ) da yüzde 9,1'e yükseldi.

ABD'de obezlerin nüfus içerisindeki oranı da hızla artıyor. Yetişkinler arasındaki obezlerin oranı 1998'e göre bugün yüzde 37 artmış ve yetişkinlerin üçte birine ulaşmış durumda.

 

İki başlı ikizler öldü!

ki-bal-ikizler-ld.jpgEndonezya'da 5 gün önce dünyaya gelen tek vücutlu ikiz bebeklerin hayatını kaybettiği bildirildi.

Ülkenin batısındaki Riau'nun Pekanbaru bölgesindeki Arifin Açmad hastanesinde tutulan erkek bebeklerin organ ( örgen, uzuv, aza ) yetersizliği sebebiyle birkaç dakika ( an, zaman ) arayla hayata veda ettiğini açıklandı. Dr. Tubagus Odhi, dün durumlarının kötüye gittiği gözlenen bebekler için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi.

3,2 kilogram ağırlığındaki bebeklerin kalpleri hariç, tüm hayati ( dirimsel, önemli, yaşamsal ) öneme sahip organları paylaştıkları ve sağlıklarının iyi olduğu açıklanmıştı.

AA

SUİKAST PLANI İDDİASI

sukast-plani-ddasi.jpgBazı generallere suikast hazırlığında olduğu iddiası ile gözaltına alınan 1 muvazzaf teğmen adliyeye sevk ( sürükleme, itme, götürme ) edildi.

İstanbul Merkez Komutanlığı'nda sorgusu tamamlanan muvazzaf teğmen, Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne getirildi. Yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye giriş yapan ( karşılayıcı, fail, yaratıcı ) teğmen, Cumhuriyet savcılarınca sorgulanacak.

İHA

Otobüs tacizcileri yandı

otobs-tacizcileri-yand.jpgOtobüste lise öğrencisini taciz eden 60 yaşındaki emekli başkomiser dört yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme cezada indireme gitmedi ve ertelemedi.

Yargı, otobüste lise öğrencisi Ö.Y.’yi elle taciz ettiği öne sürülen emekli başkomiser Selami Uğur Ü.’ye acımadı. Üç duruşmada çıkan jet kararla 60 yaşındaki Selami Uğur Ü., ‘çocuğa cinsel taciz’ suçlamasıyla dört yıl hapse çarptırıldı. Ceza indirilmediği gibi para cezasına da ( bile, dahi ) çevrilmedi ve ertelenmedi. Üstelik velayet dahil kamu hakları da elinden alındı.

Liseli Ö.Y., 2008 Aralık ayında arkadaşlarıyla okuldan çıkıp evine gitmek için belediye otobüsüne bindi. Kadıköy 1. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki ifadesine göre, daha otobüs basamaklarını tırmanırken, 60 yaşındaki emekli ( mütekait, zahmetli, zor ) başkomiser Selami Uğur Ü.’nün tacizine uğramaya başladı.

İddiaya göre taciz, ayakta seyahat ettikleri 15-20 dakika boyunca sürdü. Ö. Y. yaşadıklarını şöyle anlattı:

‘Amca, ne yapıyorsun!’

“Otobüse binerken sürekli elle dokunmaya çalıştı ve dokundu. Eli sürekli omzumun üzerinde, sarılır şekildeydi. Bir süre sonra ayağını bacağıma ittirmeye başladı. Çantamı araya koydum fakat bu defa eliyle ( kanalıyla, marifetiyle, tarafından ) cinsel organımı okşamak istedi. Bunu fark edince ‘Amca, ne yapıyorsun!’ diye bağırdım. Bana, ‘Bir şey yapmıyorum, iftira atma, sus seni döverim’ dedi. Ağlamaya başladım.”
Sanık ise aksini savunuyordu. Yolcuların akbilini uzatırken kolu kıza değmiş, ne olmuşsa ondan sonra olmuştu:

“Elim herhalde omzuna geldi. Bir süre sonra otobüs fren yapınca veya başka bir ( yeksan, vahit, birleşik ) şey yüzünden kendine çarpmak zorunda kalmışım veya dokunmuşumdur. ‘Amca ne yapıyorsun’ dedi. Bir şey yapmadığımı, kalabalık olduğunu, söyledim, özür diledim. ‘Bir şikâyetin varsa karakola gidelim’ dedim. ‘Yok’ deyince üstelemedim.”

Tanıklar: Taciz etti

Ancak otobüste, Ö.Y.’nin okulunun aile birliği başkanı A.H. de vardı ve bu tacize tanıktı. Ö.Y.’nin ağladığını görünce müdahale etti ve “Utanmıyor musun!” diye bağırarak, Selami Uğur Ü’den özür dilemesini istedi. Selami Uğur Ü. özür dilese de otobüs yolcuları sakinleşmiyordu. Bu arada otobüs durakta durdu ve Ö.Y. indi. Selami Uğur Ü. de ardından inince A.H. ve diğer yolcular tepki gösterdi. Onlar da otobüsten inerek, bu kişiyi polise şikâyet etti ve karakola gittiler. Evinden çağrılan Ö.Y., Selami Uğur Ü.’den şikâyetçi oldu.

Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı, 21 Ocak 2009’da Selami Uğur Ü. hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde düzenlenen ‘çocuğu cinsel istismar’ suçundan dava açtı. Kadıköy 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dava üç duruşma sonra 22 Temmuz’da karara bağlandı. Ünlü’ye dört yıl hapis cezası verdi. Ceza, indirilmediği gibi, ne paraya çevrildi ne de ertelendi. Ayrıca tüm kamu hakları alındı.

Orduevi karşısında güpegündüz fuhuş pazarlığı

orduevi-karsnda-gpegndz-fuhu-pazarl.jpgİstanbul Maslak'ta plazaların dibinde güpegündüz fuhuş pazarlığı yapılıyor, hem de otobüs durağının yanında..

Büyükdere Caddesinde yol kenarına kamp ( dinlenme kampı ) kurmuş hayat kadınları, müşteri bekliyorlar. Kadınlarla kısa süren pazarlık sonrası direksiyonu ormana doğru kırıyorlar.

İşini tamamlayan müşteri hayat kadınını ilk aldığı yere bırakıyor.

Show TV Haber ulu orta yapılan bu fuhuş hazarlığını görüntüledi.Bir kaç yüz metre ötesi İl Jandarma Komutanlığı, karşısı ise Orduevi..

Kimseden çekindikleri de yok. Fuhuş karşılığı verilen ücret ise 50 TL..

3 kişi otobüs durağının hemen bitişiğinde müşteri bekliyor. Biri cep telefonuyla organize ediyor ve gözcülük yapıyor.

Müşterilerle gittikleri yerler otel odası değil Fatih ormanı.

İşte gizli kamera ( alıcı ) ile müşteri kılığına giren habercilerin hayat kadınlarıyla girdiği diyaloglar..

- Ne kadar?
-50 lira
-Otele mi gideceğiz nereye gideceğiz?
-Otele gitmeyeceğiz ormana gideceğiz
-Ormana mı, orada bizi kesmesinler?
-Fatih ormanına
-Sadece orman mı eve alamıyor musunuz?
- Evle işimiz olmuyor
-Ormanda sakata gelmeyelim?
-Devamlı kaldığım yer
-50 lira beyler tamam mı
-Ama arkadaşla birlikte olursa iki kişi elli elli mi olacak?
-Akşam burada mısınız?
-17.30'dan sonra yokum

"Merve'nin ilk sevgilisi benim"

mervenin-ilk-sevgilisi-benim.jpg

“Hayat Bilgisi”, “Doktorlar”, “Avanak Kuzenler” ve “Çılgın Dersane” yapımlarından tanıdığımız Paşhan Yılmazel, “Rina” adlı yeni bir filmle izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Genç oyuncu, sevgilisi Merve Sevi ile kamera karşısına geçtiği bu yeni filmi ve ilişkisi hakkında Kelebek'e samimi açıklamalar yaptı.

Yeni filminiz “Rina”yla başlayalım. Bu proje teklifi nasıl  geldi size?                   

- Filmin yönetmeni ve senaristi Şenol Sönmez’le daha önce “Doktorlar” dizisinde çalışmıştık. Bu yüzden teklife olumlu baktım. Senaryoyu okuyunca da yüzümde çok güzel ve aptal bir gülümseme oluştu. Cast da çok iyiydi, bu filmde çok büyük ustalarla çalışıyoruz.
                
Nasıl bir rolü canlandıracaksınız?            
 
- Ömer Hayyam’dan esinlenerek yaratılmış Ömer adlı bir karakteri canlandırıyorum. Ömer, sürekli şarap içen, aynı zamanda hayatını iyi şarap üretebilmeye adamış, çıplak ayaklarıyla şarap ezen, kendine iki metrekarelik bağında hayat kurmuş bir adam. Hayali, şaraplarını Fransa’ya satmak. Bir de hayatında hiç aşık olmamış. Bir adada yaşıyor ve doğal hayat içinde kendince çok mutlu.

Filmde sevgiliniz Merve Sevi de rol alıyor. Onunla “Doktorlar” dizisinde tanıştınız, değil mi?                        

- Hayır. Herkes öyle zannediyor ama öyle değil. Biz tanıştığımızda Merve daha 17 yaşındaydı. Merve’nin ilk sevgilisi de benim, bunu kimse bilmez. Bizim ilişkimiz bundan dört yıl öncesine dayanıyor.
                 
Peki o dönemde neden ayrıldınız ve nasıl tekrar bir araya geldiniz?

- O sıralar ikimiz de çok küçüktük, bu yüzden ilişkiden pek bir şey anlamadık. Zaten altı ay sürdü ve ayrıldık. Dört yıl sonra ( ileri, bilahare, ahir ) aynı projede bir ( benzer, aynı, yeksan ) araya geldik, birbirimize bir şans daha verme kararı aldık. O zamanlar sorunlarımızı konuşarak halledemiyorduk. Çok komik şeylerden kavga ediyorduk. Şimdiyse sorunlarımızı konuşabiliyoruz, bu çok önemli bir şey. 4,5 aydır beraberiz. Şimdilik her şey yolunda.

Ailelerinizin ilişkinizden  haberi var mı?

- Var tabii. Merve’nin annesini çok eskiden beri tanırım, o da benimkini tanır. Ben ilk kez birisiyle böyle bir frekans yakalıyorum. Benim için büyük bir şans.

İleriye dönük planlarınız var mı?              

- Bizim için şu anda işimiz ön planda. Bu ilişki böyle devam ederse, ileride evlilik olabilir. Ama ben, “Evleneyim de, sonrasına bakarız” şeklinde düşünmem. O kararı alıp evlenirsem, hayat boyu sürsün isterim. O yüzden şimdilik evlilik için erken, ama ileride neden olmasın...

Filmde Merve Sevi ile iki sevgiliyi mi canlandıracaksınız?

- Hayır. Merve benim en yakın arkadaşımın sevgilisini oynuyor.

Kıskanç bir sevgili ( muazzez, dost, gacı ) misiniz?

- Biraz maçoluk vardır ruhumda. Sonuçta ben varoş bir kültürde yetiştim. Her Türk erkeği gibi kıskancımdır. Kız kıza dışarı çıktığında ya da mini etek giydiğinde kıskanırım ama şimdiye kadar bir kıskançlık krizim olmadı.

Adamı koynuna alan benim            

Merve Sevi, Paşhan Yılmazel için şunları söyledi: “Paşhan’la güzel bir ilişkimiz var ama işim her şeyden önce gelir. Ben onu sette sevgilim olarak ( namına ) değil rol arkadaşım olarak görüyorum. Odamıza çıktığımızda ise o benim sevgilim.”

Daha önce bir röportajında “Sarışın erkek seviyorum, renkli gözlü, uzun boylu olacak, kesinlikle küpe takmayacak” diyen Sevi, “Paşhan Yılmazel’e baktığımızda bu zevkinizin değiştiğini görüyoruz” yorumumuza şu yanıtı verdi: “Ben öyle bir şey söylemedim. Bugüne kadarki bütün sevgililerim küpeliydi ayrıca. Zaten insanların ne düşündüğü ya da basının beni nasıl yazdığı zerre kadar umurumda değil. Hem zaten ( esasen, doğrusu, zati ) adamı koynuna alan benim, sarışınmış, esmermiş kime ne!”