11 Ocak 2008 Cuma

Koçali: Devrimci çizgiye ayak uyduramayanlar

İSTANBUL - Feminist bir kadın olduğu halde tacizciyi korumakla suçlanan SDP Genel Başkanı Filiz Koçali, NTVMSNBC’nin soruları üzerine NTVMSNBC'ye konuşan SDP Genel Başkanı Filiz Koçali, Genel Başkan Yardımcısı Atilla Kaya'nın iki kadın partiliyi taciz ettiği iddialarını bir karalama olarak değerlendirdi. “Mihri Belli'nin de henüz istifa etmediğini” söyleyen Koçali, “konunun aslını yazılı bir açıklamayla kamuoyuna duyuracağını” söyledi.Koçali’nin yazılı açıklaması özetle şöyle:

Bazı yayın organlarında, SDP’den istifa eden bir grubun partimize yönelik çeşitli ithamları yayınlandı. Bu ithamların tümünü kesin bir dille reddediyoruz. Partimizin Kürt sorununun çözümsüzlüğüne ve askeri vesayet rejimine son verme çizgisine karşı olanların, istifa ederken öne sürdüğü iddiaların tümü asılsızdır. Politik bir ayrışmayı kadınların kazanımlarını kullanarak “magazinel” tartışmalardan medet umanlar, tarih önünde ve kadınların önünde hesap vereceklerdir.

Mihri Belli “Taciz doğru” diyor

SDP’yi kuranlar 15 yıllık birleşik parti süreçlerinde ( Birleşik Sosyalist Parti, Özgürlük ve Dayanışma Partisi, Sosyalist Demokrasi Partisi ) Kürt sorununda çözümsüzlüğe son verme, militarizme ve oligarşiye karşı tavizsiz bir mücadele konusunda sosyalist solda belirgin bir çizgide olanlardır.

Partimizin devrimci, devrimci olduğu kadar da riskli olan çizgisine ayak uyduramayanlar, gençlerin de parti yöneticisi olmasına itiraz edenler, ittifak güçleriyle birlikte, işçi, emekçi sınıflarının ve ezilenlerin nihai çıkarları için Türkiye’nin devrimci, demokratik toplumsal değişimine / dönüşümünde rol oynamak yerine dar, küçük bir çevre olmak isteyenler, giderken SDP’yi yıpratmak istiyorlar.

EGEMEN GÜÇLERİN SALDIRISI SDP’YE VIZ GELİR
Gidiyorlar, çünkü partide azınlıkta kaldılar. Partinin çizgisini değiştirmek istediler. İzin vermedik. Partinin yönetimine gençlerin gelmesine itiraz ettiler. Güçleri yetmedi.
Şimdi Kürt halkının tepesinde bombalar yağarken, Türkiye bir iç savaşın ve bölgesel savaşın eşiğindeyken, yapacakları konusunda iddiası olan SDP’yi “magazin” tartışmalarının içine çekmenin kimin işine yaradığını bu asılsız iddialarla SDP’ye saldıranlar iyi biliyorlar. Egemen güçlerin saldırısı SDP’ye vız gelir.

Aramızdaki politik ve örgütsel farkları açıkça ortaya koyamayanların, partimizin devrimci çizgisine itirazlarını çeşitli yaftalarla gizleme çabası boşunadır. Partimizden ayrılanların yönelttiği asılsız iddiaların ve yakıştırmaların tümünü bir kez daha reddediyoruz. SDP’den kimse, yıllardır imbikten geçirerek inşa ettiği devrimci çizgisinden taviz beklememelidir.

Partimiz, cinsiyetçiliğe karşı mücadelesi dün olduğu gibi, bugün de, yarın da tavizsiz sürdürecektir. Kadınların kazanımlarının parti içinde “iktidar” olma kavgasında kullanılmasına asla izin vermeyecektir.

Yaþlý komünisti istifa ettiren taciz

İSTANBUL - Türkiye’de yaşayan en eski komünist Mihri Belli, üyesi olduğu Sosyalist Demokrasi Partisi’nden taciz olayı üzerine istifa etti. Partili iki kadına tacizle suçlanan Genel Başkan Yardımcısı Atilla Kaya’nın, parti yönetimi tarafından “taciz değil teklif” gerekçesiyle savunulmasına itiraz eden ve 229 kadınla birlikte istifa eden Mihri Belli, NTVMSNBC’nin sorularını yanıtlarken “taciz-teklif” tartışmasına da şöyle açıklık getirdi: “Taciz ve teklif, iki Arapça kelime. İkisi birbirinin zıddı değil. Teklif olarak, neyi teklif etti? Taciz olur o. Ben o iki kadına hak verdim.”NTVMSNBC’ye yaptığı açıklamaya göre; Mihri Belli’nin, SDP’deki rahatsızlığının asıl nedeni Kürt sorunu konusundaki fikir ayrılıklarıydı, taciz vakası bardağı taşıran son damla oldu. Mihri Belli, istifasına yol açan olayları şöyle anlattı:

PARTİDE BARZANİCİ AYRILIĞI
“Parti Başkanı (Filiz Koçali) eve geldi ve ‘istifanı ertele’ dedi. Olumlu karşıladım bu talebi. Ondan sonra telefonlar geldi, ben de istifa ettim. İstifa etmemde esas mesele taciz konusundan çok, parti içerisinde Kürt sorunu konusundaki fikir ayrılıklarından kaynaklanıyor. Sorun, partinin Barzanici tutumu. Barzani ABD’nin müttefikidir. Partide 2 sene kadar Barzani’yi eleştirmek yasaklandı. Ben bu karara uymadım ama, bir süre öyle idare ediyorduk. Bana özel bir izin çıktı, ‘sen nasılsa ilk günden beri Kürt davasını savunuyorsun, sana bölücü demezler, ama başkaları derse derler’ diye. Biz Türkiye’nin bölünmesine karşıyız. Halkların kardeşliğinden yanayız. Bunun şartlarını oluşturmakla yükümlüyüz.”

TACİZ OLMUŞTUR, İKİ KADINA HAK VERDİM
Mihri Belli, tacizle suçlandığı için partiden istifa etmek zorunda kalan Atilla Kaya’nın partiye yeniden alındığı 8 Aralık’taki kongreye de dikkat çekerek, delegelerin yarısının katılamadığı “baskın” kongreye karşı “uyarı” yayınladığını, ancak uyarısının kabul edilmediğini anlattı. Bu arada da “taciz” olayının yaşandığını belirten Belli, parti yönetiminin “taciz değil teklif” kararına karşı şunları söyledi:

Koçali: Devrimci çizgiye ayak uyduramadılar

“Bu taciz meselesinin olması doğal değil. Taciz de olmuştur. Taciz ve teklif, iki Arapça kelime. İkisi birbirinin zıddı değil. Teklif olarak, neyi teklif etti? Taciz olur o. O iki kadına hak verdim. 229 kadın partili benimle beraber, aynı günlerde istifa ettiler. Yalnız değiliz. Daha istifa edecek olanlar çok, ben sonuncusu değilim.”

PARTİSİZ KALMADIM, YENİ OLUŞUM VAR
Mihri Belli, istifa ettiğini ancak aktif politik hayatının bitmediğini de söyledi: “İstifa ederek partisiz kalmadım. Bundan sonra Marksist solun birleştiği bir parti kurulmasına yardımcı olmak istiyorum. Böyle bir oluşum da var. Bölünme geçicidir, Marksist solun birleşmesi bir güç olacaktır.”

Ýstanbul ve Ankara’da Guantanamo eylemi

İSTANBUL / ANKARA - İstanbul’da, Fatih’te toplanan Mazlum-Der üyesi gruptakiler ABD aleyhine sloganlar attılar.Turuncu tulum giyen ve maskeler takan, elleri kelepçeli ve zincirli 2 kişinin de yer aldığı grup adına açıklama yapan Mazlum-Der İstanbul Şube Başkanı Ramazan Beyhan, “Guantanamo’da tutulanlara işkence yapıldığını ve bir çoğunun intihar girişiminde bulunduğunu, ancak bunların önlenmesi için diğer devletlerin ABD’ye ciddi bir tepki göstermediğini” öne sürdü.Beyhan, ABD’nin, Guantanamo’da tuttuğu insanları en kısa sürede bağımsız sivil mahkemelere çıkarıp yargılamasını ve serbest bırakmasını istedi.

ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu önüne gelen İHD üyesi 4 kişi de Guantanamo’nun kapatılması istemini içeren bir açıklama yaptı.

Öte yandan, Ankara’da, ABD Büyükelçiliği önünde toplanan İHD ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı üyesi gruptakiler adına basın açıklaması yapan Yusuf Alataş, Guantanamo’nun ilk tutukluların 11 Ocak 2002’de getirildiğini belirterek, halen 300 kişinin orada tutulduğunu söyledi.

Alataş, Guantanamo uygulamasının bazı ülkeler için de emsal oluşturduğunu öne sürdü.

Anelka için servet harcandý

İSTANBUL - Almanya’da yayınlanan Bild gazetesi, dünyanın en pahalı futbolcusunun eski Fenerbahçeli oyuncu Nicolas Anelka olduğunu yazdı. Gazetede, “Ne Beckham ne Zidane ne Ronaldinho. O gerçekten de dünyanın en pahalı futbolcusu” başlığıyla verilen haberde, Anelka’nın toplam 132,1 milyon Euro’yla dünyada bugüne kadar kendisi için en fazla transfer ücreti ödenen oyuncu olduğu belirtildi.
Haberin devamı www.ntvspor.net

Guantanamo Üssü’ne tepkiler büyüyor

WASHINGTON - ABD’nin Guantanamo Üssü’nde kurduğu gözaltı kampı açılalı 6 yıl oldu. Avustralya ve Filipinler’de toplanan Uluslarası Af Örgütü temsilcileri, Guantanamo Üssü’ndeki kampın derhal kapatılması çağrısında bulundu.

Protestolar ABD büyükelçilikleri önünde yapıldı. Protestocular, Guantanamo’daki tutsakların işkence gördüğünü ve yasadışı olarak alıkonulduklarını savundu.

Guantanamo’nun kapatılması için İngiltere, İsveç, İrlanda, Bahreyn, Güney Kore, Polonya, Lüksemburg, Danimarka, İspanya, Paraguay ve ABD’nin başkenti Washington’da da eylemler yapıldı.

Guantanamo Üssü’nde halen 300’e yakın tutsak bulunuyor. Bu kişilerin, haklarında hiçbir suçlamada bulunulmadan yıllardır kampta tutulması, insan hakları örgütlerinin tepkisini çekiyor.

Muðla’da balýk satýþ yasaðý kalktý

MİLAS - Milas Kaymakamı Bahattin Atçı, Kıyıkışlacık açıklarında çiftliklerdeki balık ölümleri üzerine 9 Ocaktan itibaren balık satışını yasakladıklarını hatırlatarak gelen raporlar sonucu yasağı kaldırdıklarını açıkladı.Bahattin Atçı, Kıyıkışlacık açıklarında çiftliklerdeki balık ölümleri üzerine 9 Ocaktan itibaren balık satışını yasakladıklarını anımsattı.

İzmir’e gönderdikleri numunelere ait ön raporlarda balıkların oksijen yetersizliği sonucu öldüğünün bildirildiğini ifade eden Atçı, şöyle konuştu:

“Raporlar balıkların, düşük su ısısı, havuzlardaki yosun yoğunluğu ve sudaki bulanıktan kaynaklı oksijen yetersizliği sonucu öldüğünü ortaya koyuyor. İzmir’den gelen ön raporda balık ölümlerinin kimyasal nedenlerden zehirlenmeye bağlı olmadığı anlaşıldı.

Biz balık ölümleri üzerine çiftliklerden balık satışını tedbir amaçlı yasaklamıştık. Kıyıkışlacık açıklarında balık ölümlerinin en yoğun yaşandığı 2 çiftlik hariç diğerlerinde, balık satış yasağını kaldırdık. Satışlara, Milas Tarım Müdürlüğü yetkilileri gözetiminde izin verdik. Konuyla ilgili çalışmalar da devam ediyor.”

Ölü balıkların satıldığı yönündeki iddiaları da titizlikle incelediklerini belirten Atçı, “Ölen balıkların satıldığına dair bir bulguya rastlamadık. Bu konuda çok hassas davrandık. Vatandaşlar gönül rahatlığıyla balık tüketebilir. Ölen balıkların büyük bir kısmı da gömülerek imha edildi. Kalan kısımı bugün imha edilecek” dedi.

SATIŞLAR NORMALE DÖNDÜ
Muğla Valisi Lütfi Yiğenoğlu ve Muğla Tarım Müdürü Ünal Kiraz’ın, vatandaşların “gönül rahatlığı içinde” balık alabileceklerini açıklamasının ardından Muğla, Milas ve Bodrum’daki balık hallerinden “çipura” başta olmak üzere balık satışları normale döndü.

Muğla’da balıkçılık yapan Kenan Eti, ölümlerin yaşandığı ilk günlerde satışlarının azaldığını, ancak dünden itibaren satışların normale döndüğünü belirtti.

Sattıkları balıkların, Muğla Belediyesinde görevli veterinerlerce denetlendiğini kaydeden Eti, şöyle dedi:

“Balık ölümleri üzerine vatandaşlarımız biraz tedirgin oldu. Ancak satışlarımız dünden itibaren normale döndü. Fiyatlarımızda herhangi bir değişiklik yok. İlk günlerde Milas’tan buraya balık satın almaya gelenler oldu. Vatandaşlar ilk günlerde biraz tedirgin oldu ancak şu anda her şey normal.”

Avukat Yücel Sayman’a ‘alçak herif’ davasý

İSTANBUL - İddianamede, 16 Mayıs 2006 tarihinde, Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde, öldürülen gazeteci Hrant Dink’in de aralarında bulunduğu Agos gazetesi çalışanlarının yargılandığı davada, arbede çıktığı yer alıyor.Duruşma salonunda Hrant Dink’in vekillerine bozuk para ve kalem atılması üzerine, eski Baro Başkanı Yücel Sayman’ın, müdahil avukatlarına “alçak herifler” dediği belirtiliyor.

Bu iddiayla Sayman’ın hakaret suçundan 2 yıla kadar hapsi isteniyor.

Davaya, 7 Şubat’ta İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.

Yücel Sayman’ı Çağdaş Hukukçular Derneği’ne üye 100 kadar avukatın savunacağı öğrenildi.