9 Ocak 2008 Çarşamba

Suriye: Ýsrail’le müzakereye hazýrýz

ŞAM - Suriye Dışişleri Bakanı, ülkesiyle İsrail arasındaki ihtilafı, askeri yöntemlerle çözme peşinde olmadıklarını söyledi. Muallim, İsrail-Filistin çatışmasına da değindi ve arap barış girişimine destek verdiklerini belirtti. Arap medyası da, İsrail’le Suriye arasında, Türkiye’nin arabuluculuğu üzerinden yürütülen görüşmelerde önemli ilerleme sağlandığını yazdı.

How I Met Your Mother baþlýyor

İSTANBUL - Bir sitcom yaratmak isterseniz, mükemmele giden yolların çoktan tutulduğunu kısa bir süre içinde siz de fark edebilirsiniz. Arkadaşlar kendi aralarında muhabbet etsinler dediğinizde karşınıza hemen Friends çıkar. Yeni bir şeyler deneyip üzerine güzel bir sitcom yerleştireyim dediğinizde The Office dikiliver yanı başınızda. Popüler kültürden faydalanayım demeye hiç kalkmayın; Gilmore Girls’den Family Guy’a kadar o kadar çok örneği var ki son günlerde, size sıra bile gelmez. Esprilerin biri gitsin biri gelsin ama hiçbiri birbirini takmasın diye de heveslenmeyin; Arrested Development’ı hâlâ unutmayan o kadar çok seveni var ki... Seinfeld ve The Simpsons’ın yer aldığı sayfalarda ise bir nokta bile ekleyebileceğiniz boş alan bulmanız imkansızdır. İşin içine biraz gizem biraz merak katayım derseniz; Heroes’un kahramanları semâlarda uçmayı hâlâ sürdürüyorlar, bu yüzden oraları da pek tekin değil artık. Uzun lafın kısası: Siz bütün bu kuralları geçersiz kılın ve sadece “güzel” bir şeyler yapmayı deneyin. How I Met Your Mother’ın yaratanlarının yaptığı gibi...
SENİN ANNEN BİR MELEKTİ YAVRUM
Dizinin izleyicileri çok iyi bilir; How I Met Your Mother’ın en başında kahramanımız Ted Mosby çocuklarını karşısına oturtur ve anneleriyle nasıl tanıştıklarını anlatmaya başlar. Hikayenin nereye varacağını baştan öğreniriz. Sonu başından belli bir hikayenin bu kadar ilgi göreceğini kestirmek çok da kolay olmasa gerek. How I Met Your Mother ekibi bunu kestirmemiş olsalar bile çoktan başarmış durumdalar. Yolculuğun nerede noktalacağı bilinse de aslolan yolculuğun kendisi değil midir zaten. How I Met Your Mother’ın ilk iki sezonunda Ted’le evlenerek, çocuklarının annesi olacak şanslı kadınla henüz tanışmış bile değiliz. Üçüncü sezonun ilk bölümünde işte o “Ted’in rüyalarının kadını” diziye dahil oluyor. Gerçi ilk olarak arka cepheden ve sadece şemsiyesini görebileceğiz ama şimdilik o bile yetecek bizlere. Dizinin yaratıcılarından Carter Bays aslında hikayenin daha yeni başlıyor olduğuna dikkat çekiyor. Hatta üçüncü sezonun ilk bölümü ona kalırsa yepyeni bir şovun pilot bölümü niteliğinde.

ARKADAŞLARIN BİRAZ YARDIMIYLA
İkinci sezonun son bölümünde Ted’in o güne kadar hayatının kadını olacağını düşündüğü Robin’den ayrıldığına şahit olmuştuk. Üçüncü sezon başlarken Ted’i “ayrılık sakalı” uzatmış bir vaziyette göreceğiz. Ted’le aynı evi paylaşan Marshall’la kız arkadaşı Lily geçen sezonun son bölümünde evlenmişlerdi hatırlarsanız. Ama bu evlilik Ted’in onlarla birlikte aynı evi paylaşmasına engel teşkil etmiyor. Onlar yine cümbür cemaat birlikte sürdürecekler hayatlarını. How I Met Your Mother’ın çıkış noktası, Ted’in çocuklarına hayatının kadınıyla (dolayısıyla anneleriyle) nasıl tanışıp evlendiklerini anlattığı hikaye olsa da, dizi ilerledikçe öykünün Ted ve arkadaş grubunun tamamını kapsar hale gelmesi kaçınılmazdı. Biz de dizinin ilerleyen bölümlerinde doğal olarak sadece Ted’in değil tüm arkadaş grubunun başına gelenlere şahit olacağız. Örneğin Marshall ve Lilly’nin ergenlikten yetişkinliğe geçme problemleri olacak. Oldukça kötü sonuçlanacak yeni bir ev satın alma hadisesi onları bekliyor. Ayrıca Barney’yi daha yakından tanıma fırsatı bulacağız. Geçmişindeki utanç dolu hippi günlerine döneceğiz, onun kızlara olan düşkünlüğünün nedenleri yavaş yavaş açığa çıkacak ve belki bir kıza bağlanıp kalmasına bile tanıklık edeceğiz. Laf açılmışken Barney, daha doğrusu Barney rolünde izlediğimiz aktör Neil Patrick Harris’in son günlerde ufaktan ufaktan bir fenomene dönüşmek üzere olduğunu belirtelim. Dizinin ilk sezonu sonunda yardımcı aktör dalında Emmy’ye aday gösterilmesi, ödülü kapıp evine götürememiş olsa bile arkadaşları arasındaki ismini Neil ‘Emmy’ Harris’e çevirmiş. Dizide kızlara olan düşkünlüğüyle dikkat çeken oyuncunun bundan bir yıl önce eşcinsel olduğunu açıklaması bazı hayranlarını hayal kırıklığına uğratmış olsa da onun yükselişine sekte vurmaktan çok ivme kazandırdı diyebiliriz.

ROBIN’İN POP IDOL OLARAK PORTRESİ
Ted’le sonunda ayrılacak olmalarını birçok izleyicinin içine sindiremediği Robin’e gelirsek... Biliyorsunuz ileriki zamanlardan bugüne dönerek hikayeyi bizlere anlatan Ted (yaşlanmış Ted’i dizide Bob Saget seslendiriyor) Robin’den söz ederken “Robin yengeniz” şeklinde bir ifade kullanıyor. Bu da demek oluyor ki Robin de diğer arkadaşları gibi Ted’in hayatında hep var olacak. Ama bir farkla; hayallerindeki kadın olarak değil (büyük olasılıkla) arkadaşlarından birinin eşi olarak... Robin’in 90’lı yıllarda Kanadalı bir teenage pop yıldızı olduğunu, bu durumdan utandığı için arkadaşlarından sakladığını önceki sezonun son bölümlerinde öğrenmiştik. Robin’in geçmişinde karanlıkta kalan o yıllara yeni sezonda da zaman zaman döneceğiz. Britney Spears’ın Baby One More Time klibindeki gibi bir dans şarkısının klibinde hoplayıp zıplarken gördüğümüz Robin’e bu sefer kumsalda evrile çevrile yuvarlanırken çekilen siyah-beyaz görüntüler eşliğinde “dayanılmaz” bir ayrılık şarkısını söylerken rastlarsanız sakın şaşırmayın deriz.


KONUK OYUNCULAR IGLESIAS VE MOORE
How I Met Your Mother’ın üçüncü sezonu Wait For It adını taşıyan bölümle başlıyor. İlk bölümün çok özel iki konuğu var. Her ikisi de ünlü birer şarkıcı olan konuklarımızdan ilki, Robin’in Arjantinli yeni erkek arkadaşı olarak karşımıza çıkacak olan Enrique Iglesias. Diğer misafirimiz Mandy Moore’unsa Ted’le tek gecelik bir ilişkisi olacak. İlginçtir, geçtiğimiz yıl Mandy Moore’a dizide konuk oyuncu olması teklif edildiğinde kabul etmemiş. Ancak bu yıl dizinin istikrarlı bir şekilde ivmesini arttırıyor oluşu onun fikrini değiştirmiş. İşin doğrusu; How I Met Your Mother’ın Amerikan televizyonlarında reyting rekorları kırdığını söylemek oldukça zor. Ancak dizinin yayından kalkması şimdilik düşünülmüyor. Yapım şirketi, How I Met Your Mother’ın kendilerine “prestij” kazandırdığından emin. “Sitcom’lar öldü mü yoksa?” sorusunun cevabı olarak da kendi dizilerini gösteriyorlar: “Evet sitcomlar çoktan tarihe karıştılar. Ama sadece berbat olanları...”




Tuhaf doktorlar yeniden CNBC-e’de

İSTANBUL - 2001’den bu yana her sezon finalinin ardından yeni bir sezonun daha olup olmayacağına dair tartışmalar çıkan Scrubs’ın son 18 bölümü CNBC-e’de bu akşam saat 20.00’de başlıyor.Amerika’da gösterime girdiği günden beri yayından kaldırılma tehlikesiyle karşı karşıya kalan bir dizi olarak Scrubs, televizyon tarihindeki yerini almış durumda. Her sezon finalinin ardından yeni bir sezonun daha olup olmayacağına dair tartışmalar, dizinin tüm dünyaya yayılmış fanatikleri sayesinde her seferinde olumlu şekilde sonuçlandı. Altıncı sezonu takip eden süre zarfında kulağımıza gelen haberler hiç de geleneği bozacak cinsten değildi ve beklenen oldu: Scrubs yeni sezonuyla ekranlara döndü. Ama bu kez bir farklılık söz konusu. Dizinin yeni sezonu nedeniyle düzenlenen basın toplantısında Scrubs’ın yaratıcısı Bill Lawrence ve başrol oyuncusu Zach Braff yedinci sezonun aynı zamanda final sezonu da olacağını açıkladılar.

SCRUBS’TA MAHŞERİ CÜMBÜŞ
Yedinci sezonun son sezon olmasını şimdilik unutmak daha iyisi. Çünkü önümüzde yine absürtlük sınırlarının zorlanacağı, ironinin yine kendi kuyruğunu ısıracağı, birbirinde eğlenceli 18 bölüm var. Üstelik bu 18 bölümden biri, son sezonda olduğu gibi “bir müzikal tadında” olacak. Ayrıca Kaçak Gelin filmine gönderme olsun diye “peri masalı tadında” gelişecek başka bir bölüm daha bizi bekliyor... Eski tanıdıkların bazıları da bu son sezonda aramıza dönecekler. Mesela Tom Cavanagh’ın canlandırdığı J.D.’nin erkek kardeşi gelecek ve final bölümüne kadar dizide kalacak. Ayrıca Scott Foley, yani Elliott’ın eski erkek arkadaşı Sean Kelly de aramıza dönüyor. Temizlik elemanımız The Janitor bu sezon nihayet bir kız arkadaş edinecek. Başhekim Dr. Kelso ise zorunlu olarak emekliye ayrılacak.

Ama asıl sürpriz altıncı sezonda öldüğüne şahit olduğumuz başhemşire Laverne’nin geri dönüşü olacak. Scrubs’ın devam etmesine karar verilince dizinin sevilen karakterini canlandıran Aloma Wright’sız bir Scrubs’ın olamayacağını düşünmüş dizinin yaratıcısı Bill Lawrence. Aloma Wright’ın diziye Laverne olarak değil de onun ikiz kız kardeşi olarak döneceğine dair çeşitli söylentilerse çoktan ayyuka çıktı bile.

Dizinin sona ermesini isteyenlerin başında J.D. geliyor aslında. Daha doğrusu dizide John Michael “J.D.” Dorian olarak izlediğimiz Zach Braff... Aktörlüğünün yanı sıra yönetmenlik koltuğuna da oldukça aşina olan Braff, yeni bir film yönetmek için hazırlıklarını çoktan tamamlamış bile. Ayrıca yeni bir televizyon dizisinin prodüksiyon çalışmalarına da başlamış durumda.

AYRILSAK DA BİRLİKTEYİZ
Yedinci ve son sezonun hemen başında ayrılık rüzgarları esecek. Altıncı sezonun sonunda yeniden bir araya gelen J.D. ve Elliott’ın birliktelikleri tahmin edilenden de erken sona erecek. Scrubs nihayetinde “birliktelikler” üzerine bir komedi ve böylesine “mutlu bir son” ancak Friends tarzı dizilere yakışır diye düşünüyor dizinin yapımcıları. Bu arada iki sezon arasında bizim doktor Perry olarak tanıdığımız aktör John C. McGinley yeniden dünyaevine girdi. Bu ay hasret gidereceklerimiz sadece hastane personeliyle sınırlı kalmayacak. Yeni sezonun ikinci bölümünde konuk oyuncu olarak göreceğimiz isimlerden birisi de Colin Hay. 80’li yılların başında Avustralya’dan çıkıp Amerika sahnelerini fetheden Men At Work’ün hayranları Scrubs sayesinde en azından grubun solistiyle hasret giderme imkanı elde edecekler.


Ankara’nýn gazýna devler talip

ANKARA - Reuters’a bilgi veren bir Başkent Doğalgaz Dağıtım yetkilisi, bu şirketler arasında Gaz de France, Alman RWE, Rus Gazprom, İspanyol Gas Natural şirketlerinin yanı sıra Hollanda, Dubai ve Katar’ın önemli gaz şirketleri ile ABD ve İngiltere’den yatırımcıların da yer aldığını kaydetti. Yetkilinin verdiği bilgiye göre, Başkent Doğalgaz Dağıtım’la ile ilgilenenler yerli firmalar arasında Çalık Grubu, Koç Grubu, Zorlu, Türkerler, Tekfen, Aksa, Palmet, Nurol ve Limak’ın yer aldığını belirtti.

Yetkili, potansiyel yatırımcıların şirket hakkında bilgi almak için 7 Ocak’tan beri bilgi odasına girmeye başladıklarını bildirdi. Şirketin tamamının satılması için 25 Aralık’ta ihale açılmış ve son teklif verme tarihi de 26 Şubat olarak belirlenmişti.

Başkent Doğalgaz’ın yaklaşık 1.1 milyon aboneyle Türkiye’nin ilk gaz dağıtıcı şirketlerinden biri olduğunu ifade eden yetkili, “Dünyanın önde gelen enerji şirketlerinin temsilcileri Ankara’ya gelerek detaylı bilgiler alıyorlar. Katılımcılara bakıldığında son derece önemli bir ihale olacak ve önemli bir
fiyata ulaşılacak. Şu anda aklımızda bir rakam var, ancak telaffuz etmeyeceğiz. Eğer altında kalırsa kesinlikle satış olmayacak” dedi.

Yetkili, şirketlerin ihale için ödeyecekleri parayı iki sene içinde elde edilecek kardan fazlasıyla elde edebileceğini vurguladı. Daha önce şirketin en az 3 milyar dolar satılabileceği belirtilmişti.

ANKARA’DA TÜKETİM 7.5 MİLYAR METREKÜBE ÇIKACAK
Ankara’da yıllık gaz tüketimi 3 milyar metreküp düzeyinde bulunurken, 10 yıl içinde bu rakam yıllık 7.5 milyar metreküp olarak öngörülüyor.

Başkent Doğalgaz Dağıtım, Ankara’nın gaz dağıtım şebekesini işleten ve bir belediye kuruluşu olan EGO’daki gaz dağıtım hizmetlerinin geçen yıl özel bir kanunla ayrılmasıyla oluşturulmuştu.

Enerji özelleþtirmesine ABD ilgisi

ANKARA/WASHINGTON - ABD enerji kaynaklarından alınan bilgiye göre, Amerikalı yatırımcılar, Türkiye’de istikrarlı, önü görülebilir ve ihale sürecinin hızlı şekilde işlediği, uluslararası kurallar tarafından desteklenmiş, ihalelerin kesintiye uğramadığı, düzenleyici ve denetleyici kuralların etkin olarak işlediği bir enerji piyasası özelleştirmesi arzuladıklarını Türk yetkililere aktardılar.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ABD Başkanı George W. Bush ve Başkan Yardımcısı Dick Cheney ile görüşmelerinde gündeme gelen enerji konusunda, ABD’li büyük enerji şirketi yetkililerinin, Amerika’da temaslarda bulunan Türk heyetiyle de görüşmelerde bulundukları belirtiliyor.

Türk yetkililerin, ABD’li yatırımcıları, Türkiye’deki yatırımları hızlandırmak için enerji sektörüne verilecek teşvikler konusunda bilgilendirdiği de ifade ediliyor. Görüşmelerde, Türkiye’de yatırım yapan ABD firmalarının karşılaştığı problemler ile Türk firmalarının ABD’ye ihracatta karşılaştığı spesifik sıkıntıların da ele alınması bekleniyor.

Amerikan iş adamlarının, enerji güvenliğinin sağlanması açısından da, Türkiye’nin enerji piyasasını daha liberal hale getirecek ve ithal enerji kaynakları ile alternatif enerji kaynaklarını çeşitlendirecek politikalar üzerinde odaklanması gerektiğine de dikkat çekiyorlar.

35 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM POTANSİYELİ
Amerikan iş adamlarının, Türkiye’deki, elektrik özelleştirmeleri ve yeni yapılacak santral yatırımlarıyla ilgilendikleri ve Türkiye’de bu alanda, 35 milyar dolarlık bir yatırım potansiyeli olduğu görüşünde oldukları belirtiliyor.

Türk yetkililerden ayrıntılı bilgi alacak olan Amerikan iş adamlarının, önümüzdeki aylarda, Hükümet tarafından enerji piyasasına yönelik özelleştirme çalışmalarını da yakından takip edecekleri kaydediliyor.

Türkiye’nin, enerji özelleştirmeleri konusunda geç kaldığını ifade eden ABD enerji kaynakları, bu özelleştirmenin yapılmaması nedeniyle, bu özelleştirmelerle, Türk tüketicisinin, özellikle elektrik alanında yüzde 30-40 arasında daha ucuz elektrik kullanabileceğine dikkat çekiyorlar.

DB: Cari açýkta risk sürecek

ANKARA - Dünya Bankası’nın 2008 yılına ilişkin Global Ekonomik Beklentiler raporu açıklandı. Raporda Türkiye’yle ilgili değerlendirmelere de yer verildi. Esnek para politikasının yurtiçi talebi güçlendirerek büyümeyi artıracağı öngörüsünde bulunuldu.Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla’nın 2008’de yüzde 5.4, 2009’da ise yüzde 5.7 oranında büyüyeceği tahmin edildi.

Dünya Bankası, yüksek cari açığın devam edeceğini tahmin ederken, 2007’de yüzde 7.5 olacağı tahmin edilen cari açığın milli gelire oranının, bu yıl yüzde 7.7’ye yükseleceğini, 2009’da ise yüzde 7.6 olacağını öngördü.

Bush’un ilk duraðý Ýsrail

WASHINGTON - ABD Başkanı George Bush, Cumhurbaşkanı Gül’le Beyaz Saray’da yaptığı görüşmenin hemen ardından, geniş kapsamlı bir Ortadoğu turuna çıktı.İsrail’de Cumhurbaşkanı Şimon Peres ve Başbakan Ehud Olmert tarafından karşılanan Bush, kutsal topraklarda barış için yeni bir fırsat gördüğünü söyledi. Bush, İran’ı da uyardı ve İsrail’in kendini savunma kararlığını gözardı etmemesi gerektiğini belirtti.

İsrail Cumhurbaşkanı Peres ise Bush’a, “İran, Hizbullah ve Hamas’ın çılgınlığını durdurun” çağrısını yaptı.

Ziyaret nedeniyle Kudüs’te yoğun güvenlik önlemleri alındı. Bu çerçevede 250 ABD’li güvenlik görevlisi ve 10 bin 500 İsrail polisi görev yapıyor.

Bush, yarın Filistin lideri Mahmud Abbas’la görüşmek üzere Batı Şeria’nın Ramallah kentine gececek. ABD Başkanı, 2001’de göreve gelmesinden bu yana ilk kez İsrail ve Filistin topraklarını ziyaret edecek.
A. ATWAN / Savaş suçlusu olarak karşılansın

Bush, Ortadoğu turunda, İsrail ve Filistin’in yanı sıra, Kuveyt, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır’ı da ziyaret edecek.

Bush, temaslarında İsrail-Filistin barış sürecini canlandırmayı ve bölge ülkelerine İran’ın kendileri için bir tehdit oluşturduğu mesajını vermeyi hedefliyor. ABD Başkanı 16 Ocak’ta Washington’a dönecek.

İSRAİL, BUSH’A İRAN DOSYASI SUNACAK
Bu arada Bush’un ilk durağı Kudüs’te, İsrail İran’la ilgili bir dosya sunacak. İsrail’in Yedioth Ahranot gazetesi, Savunma Bakanı Ehud Barak’ın, Bush’a, İran’ın nükleer programıyla ilgili İsrail’in değerlendirmelerini aktaracağını belirtirken, İsrail’in elinde, İran’ın nükleer silah geliştirme çalışmalarını durdurduğuna ilişkin son ABD istihbaratından daha farklı bilgiler bulunmadığını yazdı.
VİDEO: İsrail ve Filistin’de Bush protestosu

ABD istihbarat birimlerinin hazırladığı raporda, Tahran’ın nükleer bomba yapımına ilişkin çalışmalarını 2003 yılında durdurduğu belirtilmiş, ancak uranyum zenginleştirme çalışmalarını sürdürdüğü aktarılmıştı.

OLMERT’TEN BUSH’A YASADIŞI YERLEŞİMLER TEMİNATI
İsrail basını, Başbakan Olmert’in, ABD Başkanı George Bush’u, Batı Şeria’daki yasa dışı Yahudi yerleşimlerini dağıtacağı konusunda ikna etmeyi planladığını da belirtiyor.

Ancak yine de hükümetin, Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimleri ve yasadışı küçük birimlerin tüm detaylarının açıklanmasına sıcak bakmadığı ifade ediliyor.

Bush, İsrail’e gelmeden önce yaptığı açıklamalarda, yasadışı yerleşimler sorununun, barışın önünde bir engel olduğunu belirterek, İsrail’in bu konuda verdiği, yasa dışı yerleşimlerin boşaltılacağı sözüne bağlı kalmasını istemişti.

İSRAİL SAĞI, POLLARD’IN SERBEST BIRAKILMASINI İSTEYECEK
İsrail sağı ise Bush’tan, İsrail lehine casusluk yaptığı gerekçesiyle ABD’de tutuklu bulunan Jonathan Pollard’ın serbest bırakılmasını isteyecek.

Konuyla ilgili ordu radyosuna konuşan bir yetkili, İsrail’in Pollard’ın serbest bırakılması karşılığında, Filistinli tutukluların salıverilmesindeki kriterler konusunda daha esnek politika benimseyebileceğini belirtti.

İSRAİL OPERASYONUNDA 1 FİLİSTİNLİ ÖLDÜ
Öte yandan Bush Ortadoğu turuna başlarken, İsrail’in Gazze’ye yönelik operasyonları da hız kazandı. İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’nin kuzeyinde, İsrail topraklarına roket fırlatan İslami Cihad militanlarını hedef aldığı belirtiliyor. İsrail topraklarına 4 roketin düşmesinin ardından füze saldırısı geldi. Saldırıda, 1 Filistinli militan öldü, 6 militan da yaralandı.