Çocuklardan yaşına ve yeteneğine göre istenen yardımın, evdeki rolleri paylaşmayı öğrettiği, güven duygusunu geliştirip sorumluluk sahibi yaptığı bildirildi.
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yaşare Aktaş Arnas, AA muhabirine yaptığı açıklamada, annelerin genellikle çocuklarını ihmal ettikleri düşüncesiyle sürekli suçluluk duyarak, büyük özveriyle onların isteklerini yerine getirmeye çalıştıklarını söyledi.
Yeterince tanıyabilmek, duygu ve isteklerini doğru algılayabilmek için, günlük işlere olduğu kadar çocuklara da zaman ayrılması gerektiğini belirten Arnas, şöyle konuştu:
"Zamanın çok sınırlı olduğu durumlarda, anne, ev işlerini yaparken çocuğu ile gününü nasıl geçirdiğini konuşurken, yaşına ve yeteneğine göre ondan yardım isteyerek ailedeki rolleri paylaşmasını sağlayıp, güven duygusunun gelişmesine ve sorumluluk sahibi olmasına yardımcı olmalıdır. Anne, çocuğa bir model olmalı, onunla olumlu iletişim kurarak, güven, sevilme ve bağımsızlık gibi ihtiyaçlarını karşılamalı. İşler bittikten sonra da, anne, çocuğun istediği herhangi faaliyeti birlikte yapmalıdır. Özellikle okul öncesi dönemde çocuklar, annesi ile ortak bir şeyler yapabilmek ve onunla oynayabilmek için fırsat arar. Çocuğa sağlanan öncelik, anne-çocuk ilişkisini kuvvetlendirir."
Hediye Bencilleştiriyor
Arnas, annelerin, parasal olanakların elverdiği ölçülerde eve dönüşlerde alınan hediyelerin, farkında olmadan çocuğu maddi çıkarlara yöneltip, tatminsiz ve bencil bireyler haline getirme riskinin bulunduğunu da söyledi.
Bazı durumlarda annenin, çocuğun tüm ihtiyaçlarını ve görevlerini üstlenerek tek başına hiçbir karar alamayan kişilik geliştirmesine neden olabileceğini anlatan Arnas, şöyle devam etti:
"Bazı aileler ise annenin çalışmasıyla çocuğun gerekli disiplin ve otoriteden uzak kaldığını düşünerek ona baskı ve katı bir disiplin yöntemi uygulayarak çevredeki tüm tehlikelerden koruduğuna inanırlar.
Başkasından sürekli korunan ve cezalandırılan çocuk ise ya otoriteye boyun eğen ve her istenileni yapan pasif bir kişilik sahibi ya da isyankar bir kişi olabiliyor. Oysa, anne ve babadan beklenilen en uygun davranış, çocuğuna, sevgi, şefkat ve güven temeline dayanan iyi bir diyalog ve iletişim kurmasıdır."
Kaynak:www.milliyet.com.tr
Mavi forum
8 Haziran 2007 Cuma
Mantı yiyerek kilo almamak mümkün mü?
Kayseri’nin simgeleri ve cografi işaretleri arasında yer alan mantının kilo yapmaması, kalp, şeker hastalığıyla, diyet yapanlar tarafından rahatlıkla tüketilmesi için, iyotlu tuz, salça yerine de domates kullanılması önerildi.
Erciyes Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü öğretim üyeleri tarafından Kayseri mantılarını geleneksel ve sağlıklı beslenme yönleriyle değerlendirmek amacıyla yapılan çalışmada Kayseri’de Paşa, Şebit, Çerkez (patatesli), Piravu (su mantısı-peynirli mantı), yağ, tepsi ve etli mantı ile börek çorbası olmak üzere sekiz çeşit mantı yapıldığı ve satış için üretildiği belirlendi. Üniversitenin mantı araştırmasında, mantının diyet yapanlar, şeker ve kalp hastalarına dokunmaması için özellikle tuz konusuna dikkat çekilerek, şöyle denildi:
“Kayseri mantılarının ana malzemesi buğday unu, katkı maddeleri ise kıyma, peynir ve patatestir. Çeşidine göre değişmekle beraber, sarımsaklı yoğurt, salça-yağ karışımı, kırmızı toz biber, kuru nane ve sumak ile servis edilmektedirler.
Mantıya, kıyma ve peynir konulduğu halde yağ eklenmesi ve eklenen tuz miktarının fazla olması gibi hatalı uygulamaların yapıldığı saptanmıştır. Mantıların sağlıklı olarak tüketilmesi için, şişman, kalp-damar, şeker hastası ve yüksek tansiyon rahatsızlığı olan kişilerin diyetisyen veya doktorun önerdiği miktar ve sıklıkta mantı tüketmelidir. Mantının lezzetini artırmak için, salça yerine domates kullanılması, hamuruna tuz konulduğu zaman içinin harcına tuz konulmaması, tuz olarak iyotlu tuzun tercih edilmesi ve pişmeye yakın katılması, kıyma ve peynir ile yapılan mantılara daha az miktarda yağ konulması ve konulan yağın yakılmaması gerekir. Mantıya bir porsiyon için 1 çay bardağı miktarında yoğurt konulması ve salata ile servis edilmesi önerilmektedir.''
Kaynak:www.milliyet.com.tr
Mavi forum
Erciyes Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü öğretim üyeleri tarafından Kayseri mantılarını geleneksel ve sağlıklı beslenme yönleriyle değerlendirmek amacıyla yapılan çalışmada Kayseri’de Paşa, Şebit, Çerkez (patatesli), Piravu (su mantısı-peynirli mantı), yağ, tepsi ve etli mantı ile börek çorbası olmak üzere sekiz çeşit mantı yapıldığı ve satış için üretildiği belirlendi. Üniversitenin mantı araştırmasında, mantının diyet yapanlar, şeker ve kalp hastalarına dokunmaması için özellikle tuz konusuna dikkat çekilerek, şöyle denildi:
“Kayseri mantılarının ana malzemesi buğday unu, katkı maddeleri ise kıyma, peynir ve patatestir. Çeşidine göre değişmekle beraber, sarımsaklı yoğurt, salça-yağ karışımı, kırmızı toz biber, kuru nane ve sumak ile servis edilmektedirler.
Mantıya, kıyma ve peynir konulduğu halde yağ eklenmesi ve eklenen tuz miktarının fazla olması gibi hatalı uygulamaların yapıldığı saptanmıştır. Mantıların sağlıklı olarak tüketilmesi için, şişman, kalp-damar, şeker hastası ve yüksek tansiyon rahatsızlığı olan kişilerin diyetisyen veya doktorun önerdiği miktar ve sıklıkta mantı tüketmelidir. Mantının lezzetini artırmak için, salça yerine domates kullanılması, hamuruna tuz konulduğu zaman içinin harcına tuz konulmaması, tuz olarak iyotlu tuzun tercih edilmesi ve pişmeye yakın katılması, kıyma ve peynir ile yapılan mantılara daha az miktarda yağ konulması ve konulan yağın yakılmaması gerekir. Mantıya bir porsiyon için 1 çay bardağı miktarında yoğurt konulması ve salata ile servis edilmesi önerilmektedir.''
Kaynak:www.milliyet.com.tr
Mavi forum
Donma vakalarına nasıl müdahale edilmeli?..
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi (ZKÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı..
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi (ZKÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ferruh Ayoğlu, donma tehlikesi geçirenlerin kesinlikle battaniyeye sarılmaması gerektiğini bildirdi.
Ayoğlu,hava sıcaklıklarının düştüğü günlerde vücudun el, ayak gibi uç kısımlarının donmaya karşı korunmasına yönelik sıcak tutucu çorap ve ayakkabı giyilmesinin önem taşıdığını söyledi.
Özellikle parmakların hareket etmesini güçleştiren dar ayakkabıların yanı sıra kat kat giyilmiş kalın çorapların da kan dolaşımını engellediğinden donma olaylarının ayaklarda çok sık görülebildiğine dikkati çeken Ayoğlu, şöyle dedi:
"Kışın sokakta kalan ya da evlerini çeşitli nedenlerden dolayı ısıtamayanlar için donma tehlikesi fazladır. Vücudun tamamında olabileceği gibi el, ayak, burun ve kulakta da donma gerçekleşebilir. Soğuk bölgelerde yaşayanlar risk altındadır. Çevre ısısının düşük olduğu kış aylarında vücudunun tamamı donduğu belirlenenler, battaniyeye kesinlikle sarılmamalıdırlar. Kısa zamanda da hastaneye getirilmelidirler. Çünkü, vücudun donmuş kısımlarındaki buz kristalleri yanlış müdahaleler sonucu yaralanmalara yol açabilir."
"Nefesle Üfleyerek Müdahale"
Ayoğlu, iklim değişikliğinin insan sağlığını etkileyen en önem çevresel faktörlerden biri olduğunu, kış aylarında da vücut ısısının çok iyi korunması gerektiğine işaret ederek, şunları söyledi:
"Soğuktan oluşan yaralanmaların çoğu vücudun açıkta kalan yerlerinde görülmektedir. Ciddi lokal soğuk yaralanmalarında donmuş kısımlar ovuşturulmadan nefesle üfleyerek ısıtılmalıdır. Donmuş organ kesinlikle sıcak suya sokulmamalı ve ateşe de yaklaştırılmamalıdır.
Vücut ısısının çok iyi koruması açısından mevsime uygun giyinilmesi sağlık problemlerini aza indirgeyecektir."
Mavi forum
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi (ZKÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ferruh Ayoğlu, donma tehlikesi geçirenlerin kesinlikle battaniyeye sarılmaması gerektiğini bildirdi.
Ayoğlu,hava sıcaklıklarının düştüğü günlerde vücudun el, ayak gibi uç kısımlarının donmaya karşı korunmasına yönelik sıcak tutucu çorap ve ayakkabı giyilmesinin önem taşıdığını söyledi.
Özellikle parmakların hareket etmesini güçleştiren dar ayakkabıların yanı sıra kat kat giyilmiş kalın çorapların da kan dolaşımını engellediğinden donma olaylarının ayaklarda çok sık görülebildiğine dikkati çeken Ayoğlu, şöyle dedi:
"Kışın sokakta kalan ya da evlerini çeşitli nedenlerden dolayı ısıtamayanlar için donma tehlikesi fazladır. Vücudun tamamında olabileceği gibi el, ayak, burun ve kulakta da donma gerçekleşebilir. Soğuk bölgelerde yaşayanlar risk altındadır. Çevre ısısının düşük olduğu kış aylarında vücudunun tamamı donduğu belirlenenler, battaniyeye kesinlikle sarılmamalıdırlar. Kısa zamanda da hastaneye getirilmelidirler. Çünkü, vücudun donmuş kısımlarındaki buz kristalleri yanlış müdahaleler sonucu yaralanmalara yol açabilir."
"Nefesle Üfleyerek Müdahale"
Ayoğlu, iklim değişikliğinin insan sağlığını etkileyen en önem çevresel faktörlerden biri olduğunu, kış aylarında da vücut ısısının çok iyi korunması gerektiğine işaret ederek, şunları söyledi:
"Soğuktan oluşan yaralanmaların çoğu vücudun açıkta kalan yerlerinde görülmektedir. Ciddi lokal soğuk yaralanmalarında donmuş kısımlar ovuşturulmadan nefesle üfleyerek ısıtılmalıdır. Donmuş organ kesinlikle sıcak suya sokulmamalı ve ateşe de yaklaştırılmamalıdır.
Vücut ısısının çok iyi koruması açısından mevsime uygun giyinilmesi sağlık problemlerini aza indirgeyecektir."
Mavi forum
Renkli ve kokulu mumlardaki tehlike...
Özellikle yılbaşı öncesi hediye olarak rağbet gören, dekorasyonda da yaygın olarak kullanılan kokulu ve renkli mumların kanserojen madde içerebileceği bildirildi.
Ondokuzmayıs Üniversitesi (OMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Organik Kimya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Gümrükçüoğlu,son yıllarda yaygınlaşan kokulu ve renkli mum yapımında kullanılan malzemelere ise dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.
Birbirinden renkli ve cazip kokuları olan mumların tüketiciler açısından albenisinin yüksek olmasına rağmen sağlık açısından risk taşıyabileceğini vurgulayan Gümrükçüoğlu, muma renk vermek için veya koku katmak için kullanılan bazı kimyasal maddelerin kanserojen olabileceğine dikkati çekti.
Yüksek karbon sayılı yağ asitlerinden (parafin) yapılan mumlarda kanserojen etkili "azo" boyar maddeler kullanılmasının sağlık açısından tehlikeli olduğunu belirten Gümrükçüoğlu, yüzlerce çeşidi bulunan azo boyar maddelerin yaygın olarak tekstil sektöründe kullanıldığını bildirdi.
Bunun da özellikle cilt kanserine neden olduğunun bilindiğini ifade eden Gümrükçüoğlu, şunları kaydetti:
’Mumlara renk ve koku verebilmek çok değişik, çok farklı kimyasal maddeler kullanılıyor. Bunlardan en yaygın olanı da kumaş boyamasında kullanılan azo boyar maddelerdir. Boyarmadde olarak azo grubu içeren ve binlerce çeşidi bulunan bu maddelerin tekstilde kullanıldığında cilt kanserine neden olduğu biliniyor. Bu maddeler eğer satın alınan mumlarda da kullanılmışsa sağlık açısından risk yaratır." Prof. Dr. Gümrükçüoğlu, kanserojen madde içeren mumların yakılması durumunda kanserojenlerin solunarak akciğerlere ulaşacağını ve bunun da ilerleyen yıllarda sağlık açısından olumsuzluk yaratacağına işaret etti.
Gümrükçüoğlu, kanserojen madde içeren mumların yakılmasa bile bulunduğu ortama zararlı olabileceğini ifade ederek, "Renkli ve kokulu mumlar alınırken dikkat edilmeli, mümkünse TSE belgeli mumlar alınmalıdır" dedi.
Kaynak:www.milliyet.com.tr
Mavi forum
Ondokuzmayıs Üniversitesi (OMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Organik Kimya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Gümrükçüoğlu,son yıllarda yaygınlaşan kokulu ve renkli mum yapımında kullanılan malzemelere ise dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.
Birbirinden renkli ve cazip kokuları olan mumların tüketiciler açısından albenisinin yüksek olmasına rağmen sağlık açısından risk taşıyabileceğini vurgulayan Gümrükçüoğlu, muma renk vermek için veya koku katmak için kullanılan bazı kimyasal maddelerin kanserojen olabileceğine dikkati çekti.
Yüksek karbon sayılı yağ asitlerinden (parafin) yapılan mumlarda kanserojen etkili "azo" boyar maddeler kullanılmasının sağlık açısından tehlikeli olduğunu belirten Gümrükçüoğlu, yüzlerce çeşidi bulunan azo boyar maddelerin yaygın olarak tekstil sektöründe kullanıldığını bildirdi.
Bunun da özellikle cilt kanserine neden olduğunun bilindiğini ifade eden Gümrükçüoğlu, şunları kaydetti:
’Mumlara renk ve koku verebilmek çok değişik, çok farklı kimyasal maddeler kullanılıyor. Bunlardan en yaygın olanı da kumaş boyamasında kullanılan azo boyar maddelerdir. Boyarmadde olarak azo grubu içeren ve binlerce çeşidi bulunan bu maddelerin tekstilde kullanıldığında cilt kanserine neden olduğu biliniyor. Bu maddeler eğer satın alınan mumlarda da kullanılmışsa sağlık açısından risk yaratır." Prof. Dr. Gümrükçüoğlu, kanserojen madde içeren mumların yakılması durumunda kanserojenlerin solunarak akciğerlere ulaşacağını ve bunun da ilerleyen yıllarda sağlık açısından olumsuzluk yaratacağına işaret etti.
Gümrükçüoğlu, kanserojen madde içeren mumların yakılmasa bile bulunduğu ortama zararlı olabileceğini ifade ederek, "Renkli ve kokulu mumlar alınırken dikkat edilmeli, mümkünse TSE belgeli mumlar alınmalıdır" dedi.
Kaynak:www.milliyet.com.tr
Mavi forum
Cep melodisi stres yapıyor
Cep telefonlarının strese neden olduğunu ortaya koyan bilimadamları yavaş ve düşük sesli melodi seçilerek stresin azaltılabileceğini açıkladı.
Melodi seçerken yavaş ve kısık sesli olanları tercih edin. Yüksek sesli melodiler strese girmenize ve asabi olmanıza yol açıyor.
Cep telefonları sadece yaydığı radyasyon ile değil aynı zamanda bir anda çalmaları sonucunda da strese neden olarak, sağlığı olumsuz etkiliyor. İngiltere'de yapılan araştırmalarda, cep telefonu için değişik melodiler seçen kişiler incelendi. Bunun sonucunda, telefon sesini en yükseğe ayarlayan ya da 'samba' gibi çok hızlı melodi seçenlerin daha çok stres yaşadığı ortaya çıktı. Uzmanlara göre; cep telefonunun bir anda yüksek sesle çalması bilinçaltında 'tehlikeli ve acil durum' olduğu hissini uyandırıyor. 'Love Story' gibi melodiler ise, bu olumsuz etkiyi yapmıyor. Bu nedenle uzmanlar, telefon melodisi seçerken şu noktalara dikkat edilmesinin altını çiziyor:
* Telefonunuzun zil sesini, en yüksek seviyede değil git gide artan özellikte bulundurun.
* Melodinin 'polifonik sesli' olmasını tercih edin.
* Cep telefonunuzu, özellikle de titreşimi açık bir halde iken kalbinizin üzerine gelecek şekilde taşımayın.
* Cep telefonu melodisi seçerken sizin için bir anlamı ve anısı olan şarkıları kullanmayın.
* Telefonunuzun özelliği elverirse, melodi sesini aile, arkadaş ve iş gibi gruplarına göre ayrı çalacak şekilde ayarlayın.
* Eğer telefonunuza bir şarkı indireceksiniz, şarkıyı söyleyenin erkek olmasına dikkat edin. Çünkü, kadın sesinin insanları strese sokma özelliği bulunduğu bilimsel olarak kanıtlandı
Mavi forum
Melodi seçerken yavaş ve kısık sesli olanları tercih edin. Yüksek sesli melodiler strese girmenize ve asabi olmanıza yol açıyor.
Cep telefonları sadece yaydığı radyasyon ile değil aynı zamanda bir anda çalmaları sonucunda da strese neden olarak, sağlığı olumsuz etkiliyor. İngiltere'de yapılan araştırmalarda, cep telefonu için değişik melodiler seçen kişiler incelendi. Bunun sonucunda, telefon sesini en yükseğe ayarlayan ya da 'samba' gibi çok hızlı melodi seçenlerin daha çok stres yaşadığı ortaya çıktı. Uzmanlara göre; cep telefonunun bir anda yüksek sesle çalması bilinçaltında 'tehlikeli ve acil durum' olduğu hissini uyandırıyor. 'Love Story' gibi melodiler ise, bu olumsuz etkiyi yapmıyor. Bu nedenle uzmanlar, telefon melodisi seçerken şu noktalara dikkat edilmesinin altını çiziyor:
* Telefonunuzun zil sesini, en yüksek seviyede değil git gide artan özellikte bulundurun.
* Melodinin 'polifonik sesli' olmasını tercih edin.
* Cep telefonunuzu, özellikle de titreşimi açık bir halde iken kalbinizin üzerine gelecek şekilde taşımayın.
* Cep telefonu melodisi seçerken sizin için bir anlamı ve anısı olan şarkıları kullanmayın.
* Telefonunuzun özelliği elverirse, melodi sesini aile, arkadaş ve iş gibi gruplarına göre ayrı çalacak şekilde ayarlayın.
* Eğer telefonunuza bir şarkı indireceksiniz, şarkıyı söyleyenin erkek olmasına dikkat edin. Çünkü, kadın sesinin insanları strese sokma özelliği bulunduğu bilimsel olarak kanıtlandı
Mavi forum
Mutfaktaki eczaneniz: Vitaminler
Vücudumuza hergün yeteri kadar vitamin alamazsak, kendimizi yorgun, halsiz ve bitkin hissederiz. Ayrıca bağışıklık sistemimizde meydana gelebilecek güçsüzlükler, hastalıklara karşı daha da savunmasız bir hale gelmemize neden olabilir.
Sağlıklı bir yaşam sürmek için vitaminleri ‘es’ geçmememiz gerekir. Özellikle mevsim dönümlerinde vitaminlerin hayatımızdaki önemi birkez daha artar. Tükettiğimiz besinlerde, özellikle taze sebze ve meyvelerde günük vitamin ihtiyacımızı karşılamamıza yetecek kadar vitamin bulunur.
Aslında basit anlamıyla vitaminler, normal yaşamımızı sürdürebilmemiz için gerekli olan, yiyecekler içerisinde doğal olarak bulunan basit yapılı bileşiklerdir. Vücut fonksiyonunun düzenlenmesinde ve devamlılığında önemli rol oynarlar. Yağda ve suda eriyenler olmak üzere ikiye ayrılırlar. Yağda eriyenler A - D - E - K vücutta depolandığı için hergün almaya gerek yoktur. Suda eriyenler B - C ise depolanmazlar, fazlası dışarı atılır.
Vücudumuza hergün yeteri kadar vitamin alamazsak, kendimizi yorgun, halsiz ve bitkin hissederiz. Ayrıca bağışıklık sistemimizde meydana gelebilecek güçsüzlükler, hastalıklara karşı daha da savunmasız bir hale gelmemize neden olabilirler. Tükettiğimiz besinlerde, özellikle taze sebze ve meyvelerde günük vitamin ihtiyacımızı karşılamamıza yetecek kadar vitamin bulunur. Ancak besinlerdeki vitaminler, kimi zaman yanlış pişirme, kimi zaman da yanlış muhafaza yöntemleri nedeniyle kayba uğrar. Vitamin kalıplarını önlemek için, besinleri uzun süre pişirmemeye, pişirdikten sonra fazla bekletmeden tüketmeye özen göstermemiz gerekir.
Besinlerde bulunan doğal vitaminlerin dışında, sentetik yoldan labratuvarlarda üretilen vitaminler olduğunu da biliyoruz. Ancak, besinlerden alman doğal vitaminler labratuvarlarda alınan sentetik vitaminlerden her zaman daha güçlüdür, bu nedenle de, vitaminlerin doğal yollardan alınmasında fayda vardır.
Hangi vitamin hangi besinde bulunur?
A VİTAMİNİ
Çocukların büyümesine yardımcı olur. Yangılara karşı bedenin direncini sağlar. Gözü korur, besler ve iyi çalışmasını güvence altına alır. Bulunduğu besinlerden bazıları şöyledir:
Süt, koyun eti, yumurta, balık, dana eti, tavuk eti ve av hayvanlarının eti, kuşkonmaz, patlıcan, tereyağı, havuç, kereviz, lahana, karnıbahar, hurma, ıspanak, ekmek, hamurişleri, çilek, taze fasulye, mercimek, kavu, şalgam, portakal, greyfurt, maydanoz, armut, elma, patates ve domates.
B(1) VİTAMİNİ
Gelişmeyi sağlar, sindirimi kolaylaştırır. Meyve şekerlerinin özümlenmesine yardımcı olur. Salgı bezlerinin faaliyetini arttırır. Şu besinlerde bulunur:
Süt, taze sebzeler, mercimek, bira mayası, koyun eti, fındık, ceviz, yumurta, portakal, ekmek, hamurişleri, nohut, balık, dana eti, kepek, sakatat, kuzu eti, sığır eti, muz, havuç, kestane, lahana, karnıbahar, un.
B(2) VİTAMİNİ
Şekerin özümlenmesini sağlar. Sinir sistemini düzene sokar. Solunum sisteminin çalışmasına yardımcı olur. Şu besinlerde bulunur:
Süt, peynir, taze ve kuru sebzeler, bira mayası, koyun eti, yumurta, ceviz, fındık, ekmek, balık, patates, dana eti, salatalık, sakatat, badem, sığır eti, un.
B(6) VİTAMİNİ
Dokuların yenileşmesini sağlar. Karaciğerin dostudur. Sinir sistemini düzene sokar. Cildin parlaklığı ve gerginliğini sağlar. Şu besinlerde bulunur:
Et, süt, bira mayası, koyun eti, yumurta, portakal, armut, nohut, dana eti, yeşil salatalıklar, muz, lahana, ıspanak, karaciğer, ekmek, hamurişleri, taze ve kuru fasulye.
C VİTAMİNİ
Kemiklerin ve dişlerin gelişmesini sağlar. Büyümeye ve gelişmeye yardımcı olur. Kanı zehirlerden temizler. Tansiyonu düşürür. Kandaki şeker miktarını azaltır. Böbreküstü bezlerinin çalışmasını arttırarak erkeğin erkeklik gücünü sürdürmesini sağlar. Organizmayı grip, nezle gibi hastalıklara karşı dirençli kılar.
D VİTAMİNİ
Kemikleşmeyi sağlar. Kandaki fosfor ve kalsiyum miktarını yükseltir. Şu besinlerde bulunur:
Sucuk, balık ve su ürünleri, tereyağı, peynir, istiridye, süt.
E VİTAMİNİ
Vücudumuz için hayati önem taşıyan E vitamini yağda eriyen vitamin türlerindendir. Iısıya ve yoğun pişirmeye karşı dayanıklı bir yapı sergiler. Göz sağlığı için hayati önem taşır. Retina gelişimi için önemli bir oynar. Katarak yapıcı etkilere karşı önemli bir koruyucu biridir. Vücuda alınan ağır metaller, zehirli bileşikler, radyasyon ve bazı ilaçların yarattığı toksinlere karşı koruma sağlar. Virüslerden kaynaklanan hastalıklara karşı vücudun direncini yükseltir. Bağışıklık sistemi için önemli vitaminlerden biridir. Yapılan araştırmalar E vitamininin yaşlanmaya bağlı hafıza kayıplarının önlenmesinde olumlu etkisi olduğunu kanıtlamıştır. Ayrıca yaşlanmaya karşı koruyucu etkisi de bulunur. Toksin maddelerin vücutta yarattığı tahribatı da azalttığı ortaya çıkmıştır. Kırmızı kan hücrelerinin sağlıklı gelişimi ve çoğalması için gereklidir. Kalbe yararlı olan HDL kolesterol oranını yükseltip, zararlı olan LDL kolesterolünü azaltır. Kandaki kolesterol oranını dengeye sokar. Kaslar ve cilt sağlığı için de önemli bir vitamindir. Hava kirliliğinden dolayı akciğerde ve ağızda oluşan olumsuz etkiyi azaltır. Kalp krizine, kansere, Alzheimer’e, katarakta karşı koruyuculuğu olduğu üzerinde ciddi veriler toplansa da, henüz bu konudaki yararlan kanıtlanmamıştır.
Buğday, pirinç, mısır, darı, çavdar, marul, soya, yerfıstığı, kabak çekirdeği, badem, susam, ceviz, zeytinyağı, ayçiçek yağı, mısırözü yağı, pamukyağı ve yeşil sebzelerde bol miktarda bulunur.
KAYNAK: Egos.com.tr
Mavi forum
Sağlıklı bir yaşam sürmek için vitaminleri ‘es’ geçmememiz gerekir. Özellikle mevsim dönümlerinde vitaminlerin hayatımızdaki önemi birkez daha artar. Tükettiğimiz besinlerde, özellikle taze sebze ve meyvelerde günük vitamin ihtiyacımızı karşılamamıza yetecek kadar vitamin bulunur.
Aslında basit anlamıyla vitaminler, normal yaşamımızı sürdürebilmemiz için gerekli olan, yiyecekler içerisinde doğal olarak bulunan basit yapılı bileşiklerdir. Vücut fonksiyonunun düzenlenmesinde ve devamlılığında önemli rol oynarlar. Yağda ve suda eriyenler olmak üzere ikiye ayrılırlar. Yağda eriyenler A - D - E - K vücutta depolandığı için hergün almaya gerek yoktur. Suda eriyenler B - C ise depolanmazlar, fazlası dışarı atılır.
Vücudumuza hergün yeteri kadar vitamin alamazsak, kendimizi yorgun, halsiz ve bitkin hissederiz. Ayrıca bağışıklık sistemimizde meydana gelebilecek güçsüzlükler, hastalıklara karşı daha da savunmasız bir hale gelmemize neden olabilirler. Tükettiğimiz besinlerde, özellikle taze sebze ve meyvelerde günük vitamin ihtiyacımızı karşılamamıza yetecek kadar vitamin bulunur. Ancak besinlerdeki vitaminler, kimi zaman yanlış pişirme, kimi zaman da yanlış muhafaza yöntemleri nedeniyle kayba uğrar. Vitamin kalıplarını önlemek için, besinleri uzun süre pişirmemeye, pişirdikten sonra fazla bekletmeden tüketmeye özen göstermemiz gerekir.
Besinlerde bulunan doğal vitaminlerin dışında, sentetik yoldan labratuvarlarda üretilen vitaminler olduğunu da biliyoruz. Ancak, besinlerden alman doğal vitaminler labratuvarlarda alınan sentetik vitaminlerden her zaman daha güçlüdür, bu nedenle de, vitaminlerin doğal yollardan alınmasında fayda vardır.
Hangi vitamin hangi besinde bulunur?
A VİTAMİNİ
Çocukların büyümesine yardımcı olur. Yangılara karşı bedenin direncini sağlar. Gözü korur, besler ve iyi çalışmasını güvence altına alır. Bulunduğu besinlerden bazıları şöyledir:
Süt, koyun eti, yumurta, balık, dana eti, tavuk eti ve av hayvanlarının eti, kuşkonmaz, patlıcan, tereyağı, havuç, kereviz, lahana, karnıbahar, hurma, ıspanak, ekmek, hamurişleri, çilek, taze fasulye, mercimek, kavu, şalgam, portakal, greyfurt, maydanoz, armut, elma, patates ve domates.
B(1) VİTAMİNİ
Gelişmeyi sağlar, sindirimi kolaylaştırır. Meyve şekerlerinin özümlenmesine yardımcı olur. Salgı bezlerinin faaliyetini arttırır. Şu besinlerde bulunur:
Süt, taze sebzeler, mercimek, bira mayası, koyun eti, fındık, ceviz, yumurta, portakal, ekmek, hamurişleri, nohut, balık, dana eti, kepek, sakatat, kuzu eti, sığır eti, muz, havuç, kestane, lahana, karnıbahar, un.
B(2) VİTAMİNİ
Şekerin özümlenmesini sağlar. Sinir sistemini düzene sokar. Solunum sisteminin çalışmasına yardımcı olur. Şu besinlerde bulunur:
Süt, peynir, taze ve kuru sebzeler, bira mayası, koyun eti, yumurta, ceviz, fındık, ekmek, balık, patates, dana eti, salatalık, sakatat, badem, sığır eti, un.
B(6) VİTAMİNİ
Dokuların yenileşmesini sağlar. Karaciğerin dostudur. Sinir sistemini düzene sokar. Cildin parlaklığı ve gerginliğini sağlar. Şu besinlerde bulunur:
Et, süt, bira mayası, koyun eti, yumurta, portakal, armut, nohut, dana eti, yeşil salatalıklar, muz, lahana, ıspanak, karaciğer, ekmek, hamurişleri, taze ve kuru fasulye.
C VİTAMİNİ
Kemiklerin ve dişlerin gelişmesini sağlar. Büyümeye ve gelişmeye yardımcı olur. Kanı zehirlerden temizler. Tansiyonu düşürür. Kandaki şeker miktarını azaltır. Böbreküstü bezlerinin çalışmasını arttırarak erkeğin erkeklik gücünü sürdürmesini sağlar. Organizmayı grip, nezle gibi hastalıklara karşı dirençli kılar.
D VİTAMİNİ
Kemikleşmeyi sağlar. Kandaki fosfor ve kalsiyum miktarını yükseltir. Şu besinlerde bulunur:
Sucuk, balık ve su ürünleri, tereyağı, peynir, istiridye, süt.
E VİTAMİNİ
Vücudumuz için hayati önem taşıyan E vitamini yağda eriyen vitamin türlerindendir. Iısıya ve yoğun pişirmeye karşı dayanıklı bir yapı sergiler. Göz sağlığı için hayati önem taşır. Retina gelişimi için önemli bir oynar. Katarak yapıcı etkilere karşı önemli bir koruyucu biridir. Vücuda alınan ağır metaller, zehirli bileşikler, radyasyon ve bazı ilaçların yarattığı toksinlere karşı koruma sağlar. Virüslerden kaynaklanan hastalıklara karşı vücudun direncini yükseltir. Bağışıklık sistemi için önemli vitaminlerden biridir. Yapılan araştırmalar E vitamininin yaşlanmaya bağlı hafıza kayıplarının önlenmesinde olumlu etkisi olduğunu kanıtlamıştır. Ayrıca yaşlanmaya karşı koruyucu etkisi de bulunur. Toksin maddelerin vücutta yarattığı tahribatı da azalttığı ortaya çıkmıştır. Kırmızı kan hücrelerinin sağlıklı gelişimi ve çoğalması için gereklidir. Kalbe yararlı olan HDL kolesterol oranını yükseltip, zararlı olan LDL kolesterolünü azaltır. Kandaki kolesterol oranını dengeye sokar. Kaslar ve cilt sağlığı için de önemli bir vitamindir. Hava kirliliğinden dolayı akciğerde ve ağızda oluşan olumsuz etkiyi azaltır. Kalp krizine, kansere, Alzheimer’e, katarakta karşı koruyuculuğu olduğu üzerinde ciddi veriler toplansa da, henüz bu konudaki yararlan kanıtlanmamıştır.
Buğday, pirinç, mısır, darı, çavdar, marul, soya, yerfıstığı, kabak çekirdeği, badem, susam, ceviz, zeytinyağı, ayçiçek yağı, mısırözü yağı, pamukyağı ve yeşil sebzelerde bol miktarda bulunur.
KAYNAK: Egos.com.tr
Mavi forum
"Bir mumun, diger mumu yakarak aydinlatması
Orta yasli ve düzgün giyimli bir adam sessizce kafeye girerek kösedeki
masaya oturur. Garsona siparis vermek için beklerken yan masadaki gençlerin
kendisine bakarak gülüstüklerini farkeder. Belli ki yakasina taktigi küçük
pembe kurdele seklindeki Rozetine gülmektedirler. Bu alayli bakislari
görmezden gelen adam, yan masadakilerin bu israrli siritmalarina
dayanamayarak elini lacivert ceketinin yakasindaki rozete götürerek, "Bu
mu?" diye bakisanlara sorar. Yan masadakiler yüksek sesle gülerek, "Küçük
güzel Pembe kurdeleniz lacivert ceketinize pek de yakismis!" Diyerek
siritmaya devam ederler. Orta yasli adam bu sözü söyleyen delikanliya
dönerek, "Lütfen masama buyrun bunu tartisalim" der. Biraz önce tüm
sevimsizligiyle siritan delikanli Sebebini anlamadigi bir utanma ve sikinti
hissine kapilsa da Gelip masaya oturur. Adam anlasilir ve yumusak bir sesle,
"Bu Rozet tüm dünyada, içinde oldugumuz ayda, kadinlarin arasinda meme
Kanseri bilincini yayginlastirmayi ifade ediyor. Ben bu rozeti annemin adina
takiyorum" der.
Bu açiklama karisinda baskalasan delikanli,
"Çok üzüldüm, anneniz meme kanserinden mi öldü" diye sorar.
"Hayır" diye cevap verir orta yasli adam ve devam eder:"Annem sag. Küçük
bir çocukken kendimi yalniz hissettigim korkulu anlarimda her zaman basimi
saklayabilecegm ve huzur bulacagim yumusak bir yuvadir annemin memeleri.
Annemin sagligi için dua ediyorum".
"Himmm" diye kekeler delikanli.
"Bu rozeti karim için takiyorum" diye devam eder orta yasli adam.
"Kariniz da herhalde iyi" diye sorar dilekanli.
"Evet, evet" der adam "Karim benim için ask ve sevgi kaynagi olmustur her
zaman. 23 yil önce sevgili kizimizi beslemistir memesiyle. Karimin sagligi
için Allah'a sükrediyorum."
"Sanirim kizinizin sagligi için de takiyorsunuz?"
"Hayir. Kizimi bir ay önce meme kanseri nedeniyle kaybettik. Yasinin çok
genç oldugunu düsünerek ihmal etmis memesinde farkettigi kitleyi. Bu nedenle
geç kaldik".
Genç delikanli, yüzündeki utangaç ve üzüntülü bir ifadeyle, "Çok üzgünüm
efendim. Özür dilerim" der...
Orta yasli adam "Kizimin anisina ögünerek takiyorum bu küçük pembe
kurdeleyi. Bu sayede çevremdekileri de aydilatabiliyorum. Simdi evine git,
karinla, kizinla, annenle konus" deyip cebinden çikardigi küçük pembe
kurdele rozetini uzatirken, delikanli öne egilir ve "Yardim edebilir
misiniz?" diye mahçup mahçup sorar...
"Bir mumun, diger mumu yakarak aydinlatmasiyla kaybedecegi hiçbir sey
yoktur..."
Lütfen bu hikâyeyi Yayarak diger mumlari da aydınlatın...
Tüm aydinliklar kadinlarin olsun..."
Mavi forum
masaya oturur. Garsona siparis vermek için beklerken yan masadaki gençlerin
kendisine bakarak gülüstüklerini farkeder. Belli ki yakasina taktigi küçük
pembe kurdele seklindeki Rozetine gülmektedirler. Bu alayli bakislari
görmezden gelen adam, yan masadakilerin bu israrli siritmalarina
dayanamayarak elini lacivert ceketinin yakasindaki rozete götürerek, "Bu
mu?" diye bakisanlara sorar. Yan masadakiler yüksek sesle gülerek, "Küçük
güzel Pembe kurdeleniz lacivert ceketinize pek de yakismis!" Diyerek
siritmaya devam ederler. Orta yasli adam bu sözü söyleyen delikanliya
dönerek, "Lütfen masama buyrun bunu tartisalim" der. Biraz önce tüm
sevimsizligiyle siritan delikanli Sebebini anlamadigi bir utanma ve sikinti
hissine kapilsa da Gelip masaya oturur. Adam anlasilir ve yumusak bir sesle,
"Bu Rozet tüm dünyada, içinde oldugumuz ayda, kadinlarin arasinda meme
Kanseri bilincini yayginlastirmayi ifade ediyor. Ben bu rozeti annemin adina
takiyorum" der.
Bu açiklama karisinda baskalasan delikanli,
"Çok üzüldüm, anneniz meme kanserinden mi öldü" diye sorar.
"Hayır" diye cevap verir orta yasli adam ve devam eder:"Annem sag. Küçük
bir çocukken kendimi yalniz hissettigim korkulu anlarimda her zaman basimi
saklayabilecegm ve huzur bulacagim yumusak bir yuvadir annemin memeleri.
Annemin sagligi için dua ediyorum".
"Himmm" diye kekeler delikanli.
"Bu rozeti karim için takiyorum" diye devam eder orta yasli adam.
"Kariniz da herhalde iyi" diye sorar dilekanli.
"Evet, evet" der adam "Karim benim için ask ve sevgi kaynagi olmustur her
zaman. 23 yil önce sevgili kizimizi beslemistir memesiyle. Karimin sagligi
için Allah'a sükrediyorum."
"Sanirim kizinizin sagligi için de takiyorsunuz?"
"Hayir. Kizimi bir ay önce meme kanseri nedeniyle kaybettik. Yasinin çok
genç oldugunu düsünerek ihmal etmis memesinde farkettigi kitleyi. Bu nedenle
geç kaldik".
Genç delikanli, yüzündeki utangaç ve üzüntülü bir ifadeyle, "Çok üzgünüm
efendim. Özür dilerim" der...
Orta yasli adam "Kizimin anisina ögünerek takiyorum bu küçük pembe
kurdeleyi. Bu sayede çevremdekileri de aydilatabiliyorum. Simdi evine git,
karinla, kizinla, annenle konus" deyip cebinden çikardigi küçük pembe
kurdele rozetini uzatirken, delikanli öne egilir ve "Yardim edebilir
misiniz?" diye mahçup mahçup sorar...
"Bir mumun, diger mumu yakarak aydinlatmasiyla kaybedecegi hiçbir sey
yoktur..."
Lütfen bu hikâyeyi Yayarak diger mumlari da aydınlatın...
Tüm aydinliklar kadinlarin olsun..."
Mavi forum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)