3 Haziran 2007 Pazar

Prostat kanserinde Brakiterapi/6aralık

Prostat kanserinde Brakiterapi (radyoaktif kaynak implantları) yönteminin tercih edilme nedenleri...


Son yıllarda, impotans ve idrar kaçırma gibi yaşam kalitesini olumsuz etkileyen komplikasyonlara yol açmadığı için yoğun olarak tercih eedilen Brakiterapi yöntemi, yaklaşık bir yıl boyunca prostat dokusunun ortasına yerleştirilen ve düşük dozda ışın veren iyot 125 radyoaktif kaynakları ile kanserli dokunun yavaş ve sürekli ışınlanması esasına dayanıyor.

Brakiterapi (radyoaktif kaynak implantları), prostat kanserinin organa sınırlı evrelerinde cerrahi girişime alternatif olabilen, hastada minimal travmaya sebep olan bir tedavi yöntemidir.

Brakiterapi yöntemi ile küçük radyoaktif kaynaklar (seed’ler) prostatın içine yerleştirilir. Her seed 4,5 mm. uzunluğundadır. Tedavi, kanser hücrelerinin radyasyona karşı normal hücrelerden daha fazla hassasiyet göstermesi esasına dayanır. Her seed çevresindeki dokuya belirli bir dozda radyasyon yayar. Bu seedleri belirli mesafelerde prostatın her tarafına yayarak, kanserli hücreleri yok etmek üzere tam gereken ölçülerde radyasyon ulaştırılmış olunur. Bu işlem doğrudan prostatın içerisinde gerçekleştirildiğinden çevredeki organ ve dokulara hiçbir zarar verilmez.

Brakiterapinin başarısı, uygulanan hasta sayısında hızla artışa neden oluyor. ABD’de 1996’da 190 bin prostat kanserli hastanın sadece 8 binine (% 4.2) brakiterapi yapılırken, 2001’de bu rakam 45 bin (% 27) üzerinde, 2006’da ise hastaların % 50’sine yapılacağı öngörülüyor.


ABD’de standart bir tedavi şekli olan Brakiterapi, Türkiye’de ise ilk olarak 2000 yılında İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’nde uygulandı. Hattat Hastanesi, bu tedavinin uygulandığı ilk özel merkez olma niteliğinde. Hasta ve hekimlerin bu tedavi konusunda bilgilendirilmesi ile hasta sayısının hızla artacağı düşünülmektedir.

Brakiterapi işlemi
Bu işlem için bilgisayar bağlantılı 3 boyutlu özel bir ultrason kullanılır. Üroloji uzmanı ile radyasyon fizikçisi bir ekip olarak, bilgisayar tarafından işaretlenen tümörlü hücrelerin bulunduğu bölgelere seedleri yerleştirir. Diğer dokulara hiçbir zarar verilmeden tümörler yok edilir.

İşlem sonunda röntgen filmi ile alınan görüntüde taneciklerin dağılımı kontrol edilir:

Tüm bu işlem yaklaşık 1 saat sürer. Hasta hemen akabinde normal hayatına devam eder.

Uygun hasta seçimi
Bu yöntem için uygun hasta seçimi büyük önem taşır. Bu işlem,
Erken safhada teşhis edilmiş,
Tümörün kapsül dışına yayılmadığı
Prostat volümünün 50ccm’den küçük,
PSA’nın 10’dan küçük
olduğu hastalarda rahatlıkla uygulanabilir.

Tedavinin avantajları
Bu tedavi hastalara son derece önemli avantajlar sağlar:
Klasik ışın tedavisine göre çok daha yüksek doz radyoterapi yapmak mümkündür.
Cerrahi risk son derece düşüktür.: Ameliyat kesisi yoktur, tek seansta yapılır, kanama ve tromboemboli(pıhtı ile damar tıkanması) riski yok denecek kadar azdır.
Radikal prostatektomi ile eş değerde başarı oranları sağlamaktadır.
1 günlük bir prosedürdür.: Ayaktan yapılabilir, erken iyileşme ve normal aktiviteye dönüş sağlar.
Sağlık koşulları ameliyata uygun olmayanlarda dahi uygulanma şansı vardır.
Prostat çevresindeki sağlam dokulara(barsak, mesane ve üretra) zararı çok azdır
Tedavi sonucu impotans (sertleşme sorunu) görülme oranı son derece düşüktür.
Tedavi sonucu inkontinans (idrar kaçırma) görülme oranı son derece düşüktür.

800 civarında takip edilen brakiterapi hastasında 18 ile 156 aylık bir zaman diliminde hastalıksız yaşam yüzdesi % 77 ile % 85 arasındadır.

ERKEKLERDE EN ÇOK GÖRÜLEN VE EN SIK TEŞHİS EDİLEN KANSER: PROSTAT KANSERİ
Prostat kestane büyüklüğünde bir cinsiyet bezidir. Hemen idrar kesesinin altında yerleşmiştir ve idrar yapma sırasında idrar torbasından aşağı idrar taşıyan kanal olan üretranın bir kısmını çevreler. Prostatın birincil rolü ejakülasyon için gerekli sıvının bir kısmını sağlamaktır.

40 yaşını aşmış bir çok erkekte vücuttaki hormonal değişikliklere bağlı olarak prostatta büyüme başlar. Bu büyüme çoğunlukla prostatın kanser olmayan büyümesi ya da tıbbi terimi ile Benign Prostat Hiperplazisi (BPH) dir. BPH üretrada tıkanıklığa yol açarak idrar akışını etkilemediği takdirde bir tedavi gerektirmez.

Prostat kanseri ise özellikle erken dönemlerinde çok sinsi bir hastalıktır, kişide kanserle birlikte prostat büyümesi ve buna bağlı şikayetler mevcut değilse kanserin kendisine özgü hiç bir belirtisi bulunmayabilir. Ancak erkeklerde en çok görülen kanser olan prostat kanserinde erken teşhis hayat kurtarır. Gelişmekte olan teknoloji küçük müdahaleler ve minimum yan etkilerle iyileşme sağlayabilmektedir.

Prostat kanseri de diğer kanser türleri gibi vücuttaki normal hücre büyümesinin bozularak sonuç olarak tümör adı verilen bir doku kitlesi oluşturması durumudur. Tam olarak sebebi bilinmese de, yaş, ırk ve genetik faktörlerin büyük rol oynadığı tespit edilmiştir. % 9 unun kalıtsal geçişli olduğu düşünülmektedir. 50 yaşın üzerinde % 30 oranında, 80 yaşından sonra % 60-70 oranında görülür. ABD’de her 6 erkekten birinde klinik anlamlı prostat kanseri oluşmaktadır.

Erken Teşhis Hayat Kurtarır!
Prostat kanseri erken safhasında teşhis edilirse, doğru ve yerinde bir tedavi ile iyileşme şansı yüksek bir hastalıktır. Henüz kapsül dışına yayılmamış ise kanserin yok edilmesi mümkündür. Bu nedenle, 45 yaşını aşan erkeklerin yılda bir kez prostat kontrolünden geçmesi çok büyük önem taşır.

Mavi forum

cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve koruma yolları

Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar (CYBE), başlıca bulaşma yolu, cinsel salgılar nedeniyle korunmasız cinsel ilişki olan HIV ve Hepatit-B virüsü de dahil olmak üzere çok sayıda bakteri, virüs, mantar ve parazitin ortaya çıkardığı hastalıkları kapsar. Cerrahpaşa Tıp Fak. Androloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat, cinselle yolla geçen hastalıkları Mynet okurları için yazdı.

Sık görülmelerinin yanında, erken tanı ve tedavi uygulanmadığı takdirde bu hastalıkların neden olduğu ek bazı sağlık sorunları ile de karşılaşılmaktadır. Bu hastalıklar, cinsel eşlerden sadece birinin sağlık sorunu değildir.

Korunmasız cinsel ilişki (prezervatif kullanmama) hastalığın sağlam eşe de bulaşmasına neden olur. Bunun yanında, tedavisi yapılmamış cinsel yolla bulaşan bir hastalığı olan hamile kadınların, doğum öncesi veya hemen doğum sonrası dönemde, bebekleri de risk altındadır.

Kadın veya erkekte kısırlık, düşük, yenidoğan bebeklerde görülen bazı enfeksiyonlar, dış gebelik, genital organ kanserleri ve ölüm cinsel yolla bulaşan hastalıkların neden olduğu sağlık sorunlarındandır.

Hangi hastalıklar cinsel ilişki yoluyla bulaşabilir?

Bugün için 40'dan fazla cinsel yolla bulaşan hastalık bilinmektedir. En sık rastlanılanları:

-HIV enfeksiyonu (AIDS )
-Hepatit B
-Bel soğukluğu (Gonore)
-Frengi
-Klamidyoz
-Kandidiyazis
-Trikomoniyazis
-Yumuşak şankır
-Granuloma inguinale
-Genital herpes
-Lenfogranuloma venerium

Cinsel yolla bulaşan hastalıklarda belirtiler ne zaman ortaya çıkar?

Cinsel yolla bulaşan hastalıklarda bazen belirti yoktur ya da kişiyi rahatsız etmeyecek kadar hafif belirtileri olabilir. Özellikle kadınlarda bazen hiç belirti görülmez. Ancak, tedavi edilmediği sürece, belirtisiz enfeksiyonu olanlar, bilmeden hastalığı başkalarına bulaştırırlar.

Cinsel temastan sonra hastalık belirtilerinin ortaya çıkması için geçen süre (kuluçka süresi) hastalıktan hastalığa farklıdır. Hastalık etkeni bulunduran biriyle girilen cinsel ilişki sonucu bulaşan mikroplar ya da virüsler cinsel organlarda akıntı, şişlik, ağrılı/ağrısız yaralar gibi belirtilere neden olabilirlerse de bazen, bulaştıktan sonra hiç bir belirti vermeyebilirler. Bu nedenle sağlıklı görünen biriyle girilen cinsel ilişkiden hastalık kapmak ya da kendi hastalığını bilmeden başkalarına bulaştırmak çok kolaydır.

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyon etkenleri ilişki sırasında salgı alışverişi dışında, herhangi bir nedenle etken bulunduran kan nakli, hasta biri tarafından kullanılmış iğne ile enjeksiyon, anneden bebeğine kan yoluyla ya da doğum sırasında hatta kısmen emzirme ile geçebilir. Yiyecekler ve kaplardan ya da aynı ortamda yaşamakla bu tür hastalıklar bulaşmazlar.

Cinsel ilişki sırasında erkeklerden kadınlara hastalık bulaşması cinsel organların yapısı nedeniyle daha kolaydır. Birlikte yaşayanların başkalarıyla cinsel ilişkide bulunmamaları kendilerini ve eşlerini bu tür hastalıklardan korur. Ancak bireyler daha önceki cinsel ilişkilerinden edindikleri bulaşmaları yeni eşlerine taşıyabilirler. Herkes, özellikle de çok eşli olanlar için karşılıklı olarak korunma yolu, her cinsel ilişkide erkeğin ya da kadının kondom kullanmasıdır. Alışılmışın dışında bir durum olduğunda hekime başvurulmalıdır.

Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlarda Her İki Cinste de Görülebilen Ortak Belirtiler

-Ağrılı idrar yapma, idrar yaparken güçlük, sık idrara çıkma.
-Cinsel organlarda ağrılı/ağrısız açık yaralar ya da kabarıklar.
-Cinsel organlarda siğil ve uçuklar.
-Kol ve bacaklarda kaşıntısız kızarıklıklar, döküntüler.
-Cinsel organda karıncalanma hissi ya da kaşıntı.
-Baş ağrısı, halsizlik, bulantı, kusma.
-Ateş, üşüme.
-Ağızda yaralar.
-Kasıklarda şiş ve ağrılı bezeler.
-Deri altında şişlikler.

Erkeklerdeki Belirtiler

-Penisten akıntı (yeşil, sarı renkli) gelmesi.

Kadınlardaki Belirtiler

-Düzensiz adet kanaması.
-Kasık ve/veya bel ağrısı.
-Her zamankinden farklı nitelikte vajinal akıntı (beyaz, grimsi, yeşil, sarı, köpüklü, iltihaplı, kokulu)
-Ağrılı ya da güç cinsel ilişki.

Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar ve HIV/AIDS Aşağıda Belirtilen Yollarla Bulaşmaz:

-Havadan bulaşmaz.
-Birlikte yaşama, çalışma, mutfak malzemeleri, telefon, kağıt-kalem gibi eşyaların paylaşımıyla bulaşmaz.
-Hamam böceği, kene, tahta kurusu, sivrisinek, karasinek gibi hayvanların ısırması ile CYBE ve HIV bulaşmaz.
-Aksırık, öksürük, tükürük ve balgamla bulaşmaz.
-Aynı taşıt aracını kullanma ya da evcil hayvanların bakımıyla bulaşmaz.
-Kan vermeyle bulaşmaz.
-Yüzme havuzu, banyo küveti, hamam ve duştan bulaşmaz.
-Çeşmeler, su içilen musluklar ya da dolaplardan bulaşmaz.
-Kucaklama ya da kısa süreli okşama ile bulaşmaz.

Tedavi

Tedavi edilebilen gonore, klamidya, frengi, trikomonas gibi CYBE'de antibiyotikler kullanılmaktadır. İlaçları doktorun gerekli gördüğü durumlarda, önerdiği süre ve dozda eşle birlikte kullanmak gerekir. Aksi halde yararı değil zararı vardır. Tedavi edilemeyen yani çaresi olmayan CYBE'nin bazı belirtilerini azaltmak ya da yok etmek mümkündür. Fakat bu, hastalığı tamamen ortadan kaldırmak demek değildir.CYBE'yi tedavi etmenin en iyi yolu, bir klinikte erken teşhis ve tedavidir. Özel laboratuvar testleriyle tanı konulmalı, yayılmayı önlemek için olabildiğince çabuk tedavi edilmelidir. Yeni bir CYBE ya da hastalığın tekrarlanmasını önlemek için, hastanın cinsel eşi(leri) de izlenmeli ve tedavi edilmelidir.

Sizde herhangi bir cinsel yolla bulaşan hastalık olduğundan kuşkulanıyor musunuz?

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların tanısı hekim tarafından konabilir. Yukarıdaki belirtiler cinsel yolla bulaşan hastalıklara işaret edebilir.

-Hekim önerisi olmadan ilaç kullanmayınız!
-Cinsel yolla bulaşan hastalık belirtilerinden kuşkulandığınızda hekime başvurunuz.
-Cinsel eşinizin de muayene ve gerekirse tedavisini yaptırınız.

UNUTMAYINIZ:

-Cinsel ilişkide kondom kullanınız.
-Cinsel eş sayısının artmasının, hastalık bulaşma riskini de arttırdığını unutmayınız.
-Hastalık belirtisi olmadan da bulaşma olabileceğini unutmayınız.
-Size nakledilecek kanda gerekli testlerin yapılıp yapılmadığını sorunuz.
-Başkalarının kullandığı şırınga ve iğneyi kullanmayınız. Bir defa kullanılıp atılan şırınga ve iğne kullanılmasını isteyiniz



alıntıdır

Mavi forum

Kordon kanı sahibi için kullanılamaz

Kordon kanı sahibi için kullanılamaz


Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Gülersu İrken, kordon kanı bankacılığında insanları kandıran, yanıltan bir ortam yaratıldığını iddia etti. Prof. İrken, kök hücrenin saklanması için ilk yıl 1000-1500 dolar alındığını belirterek, ‘Ankara’da bir kişi restoran açmayı düşünürken bunun daha kárlı olduğunu görüp kordon kanı bankası açmış’ dedi.

Anne-babaların, ‘Bebeğinizin kordon kanını saklatın, yoksa çocuğunun hayat sigortasını kaybedersiniz’ sözleriyle kandırıldığını söyleyen Prof. Dr. İrken, ‘Hasta olana kendi kök hücresini vermenin tedavide yeri yok. Bir bebeğin kordon kanını doğumda sakladın. O çocuk sonunda lösemi oldu. Aynı kök hücreyi ona vermekle onu iyileştiremezsin. Bu kanı kendi çocuğun için değil başkaları için saklatabilirsin’ dedi.

Prof. Dr. Gülersu İrken, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde çocukluk çağı hastalıklarının tanı ve tedavisinde yeniliklerin ele alındığı 1-2 Aralık tarihinde düzenlenen 7’nci Pediatri Günleri’nde, ‘Kordon Kanı Kök Hücrelerinin Klinikte Kullanımı’ konulu bir bildiri sundu.

Kadın doğumcular ve özel kordon kanı bankacıları tarafından ilk yıl 1000-1500 dolar, sonraki her yıl için 100-150 dolar saklanma parası alınan kordon kanlarının toplanması için anne babalara ‘Saklatın, yoksa çocuğunuzun hayat sigortasını kaybedersiniz’ gibi sözlerle baskı yapıldığı hatırlatan Prof. Dr. İrken, insanların kandırıldığı bir sistem yaratıldığını söyledi. Anne- babaların, çocuğunun ileride hasta olması halinde onu hastalıklardan kurtaracak bir sigorta gibi gösterilen kanın, ‘kendi çocuğu için’ işe yaramayacağını bilmediğini kaydeden Prof. Dr. İrken, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘Hasta olana kendi kök hücresini vermenin tedavide yeri yok. Bir bebeğin kordon kanını doğumda sakladın, o çocuk sonunda lösemi oldu. Aynı kök hücreyi ona vermekle iyileştiremezsin. Burada kişi kendisi için saklamayacak. Devlet parasını verecek, aday hastalar için saklayacak. Kişi kendi çocuğu için saklarsa, çocuğu için kullanma ihtimali çok çok az. Dünyada kendisi için para verip kordon kanını saklatmış 175 bin insan var. Resmi bankalarda ise dondurulmuş 200 bin kordon kanı var. Bugüne kadar dünyada kök hücre nakli yapılan hasta sayısı altı bin. Bu 175 binin içinden kullanılan vaka sayısı ise sadece 2. Kullanılan çocuklardan biri öldü, diğeri ise yaşıyor. Kordon kanını saklatanlar kendi çocuğunun tedavisinde kullanılacağını sanmasınlar. Ankara’da bir kişi restoran açmayı düşünürken bunun daha kárlı olduğunu görüp kordon kanı bankası açmış. Üniversitelerde bu iş ciddi yapılıyor ama özelde bu işten rant sağlayan çok.’

Verilemez diye bir kesinlik yok

Acıbadem Klinik Laboratuar Direktörü Doç. Dr. İbrahim Ünsal, Prof. Dr. Gülersu İrken’e itiraz ederek şunları söyledi: ‘Bankamızda iki binin üzerinde kordon kanı var. Türkiye’deki diğer bankalarla 3-3.500 kordon kanı örneğinin saklı tutulduğunu tahmin ediyorum. Bilimsel literatürde kendi kök hücresinden tedavi örnekleri var. Bir çocuktan alınan hücrenin daha sonra gelecekte tekrar o çocuğun hastalığında kullanılmamasına dair bilimsel bir kısıtlama yok. Doktorların tercihine kalmış bir durum. ‘Hiçbir şekilde verilemez’ diye bir kısıtlama yok.

Genetik hastalıklarda tabii ki kullanılamaz. Ama sonradan kazanılmış hastalıkların veya vücuttaki hasarların tedavisinde doğuştan var olan sağlıklı hücrelerin kullanılmasında bir sakınca yok. Örneğin kalp krizi geçirenlerin kalp kası kendi kanından toplanan kök hücrelerle onarılıyor. Teorik olarak, kriz geçiren bu kişilerin doğuştan toplanmış kök hücreleri saklansaydı kullanabilirdik. Teknik bir fark yok. ‘Kullanılmaz’ deyip, kestirip atmanın bilimsel bir yanı yok. Hastanın kendi için kök hücre kullanılmaz demek, kısır, ‘bu işlere karşıyım’ bakış açısı.’

Mavi forum

Aslında 11 dakika 'tam' çalışıyoruz

Aslında 11 dakika ‘tam‘ çalışıyoruz

AmerİkalI bilim adamlarının yaptığı bir araştırma, işyerinde geçirilen 8 saatin sadece 11 dakikasında ‘yoğun konsantrasyon’la çalışabildiğimizi ortaya koydu. İnternette sörf, kısa mesaj görderme, e-postaların kontrolü, chatleşme, çalan telefonlar, iş arkadaşları arasında sohbet, çay-kahve molası gibi nedenlerden dolayı dikkat dağılıyor ve geri gelmesi oldukça zaman alıyor. Araştırmayı yapan uzmanlar, insan konsantrasyonun çok kolay dağılabileceğini ve işe tekrar kendini vermenin 25-30 dakika sürdüğünü söylüyor.

Mavi forum

İnme !!! Çok önemli

Bir toplantida, bir hanim dusuyor ve arkadaslarina bir seyi olmadigini
soyluyor.
Tokezledigini saniyorlar, ustune basina ceki duzen verip oturtuyorlar. Biraz
sarsilmis gorunuyor ancak aksamin geri kalan kismini da eglenerek geciriyor.

Daha sonra kocasi tum dostlarini arayarak eşinin hastahaneye kaldirildigini
bildiriyor ve hanim sabaha karsi vefat ediyor.
Meger "inme" (stroke) gecirmis. Norolojistin soyledigine gore boyle bir
durumda hasta 3 saatin icinde getirilebilseymiş, durumu duzeltebilirmis.

Bir insanın "stroke" gecirmekte oldugu nasil anlasilir:

1. Tebessum etmesini isteyin.
2. Iki kolunu birden kaldirmasini soyleyin.
3. Basit bir cumle soylemesini isteyin : Bu gun hava gunesli... gibi

Bunlardan birini yapamiyorsa hemen acil i arayin.

Mavi forum

Artık gençliğe dönüş zamanı



'Anti-aging' tedavi, erkeklere ve kadınlara, gençlik yıllarındaki canlılık ve enerjilerini yeniden kazandırdığı gibi, daha sağlıklı, uzun bir hayat sürmelerini de sağlıyor. Uygulanan gençleştirme tedavisi ile kişi kendisini ortalama 20 yaş genç hissediyor ve aktiviteleri 20 yıl öncesi gibi oluyor.

İHA muhabirinin derlediği bilgilere göre, özellikle ABD'de yoğun ilgi gören 'Anti-aging' tedavi, yaşlanmayı önlemek ve geciktirmekle kalmayıp, yaşlanma sürecini tersine çevirip, gençleşme ve yenilenmeyi de sağlıyor. Tedavinin dört önemli öğesinden birincisi olan estetik cerrahiyle, yaşlanmanın deri ve deri altı yağ dokusundaki olumsuz etkileri düzeltiliyor. Diğer öğe de, eksik hormon seviyelerini düzeltmeyi amaçlayan endokrinoloji yani hormon bilimi. Üçüncü öğe uygun beslenme yani diyet programı. Dördüncü öğe ise kondisyon arttırmaya yardımcı olan fiziki egzersiz programları. Bu dört öğe dışında jinekoloji, üroloji, kardiyoloji, nöroloji ve değişik laboratuarlar da, kendi dalları ile ilgili problemlerin çözümünde tedavi programı destekliyor. Elde edilen laboratuar test sonuçları, Anti-Aging Clinic Hekimleri Konseyi'nde değerlendiriliyor ve gerekli tedavi dozu kararlaştırılıp uygulanıyor.

Biyolojik dozları aşmadan ve birlikte verildiğinde daha etkili olan hormon modülasyon (hormon seviyelerinde düzenleme) tedavisi ile sportif egzersizler ve özel beslenme programları uygulandığında, hastalarda, mental aktivitelerde çarpıcı bir yükselme, hafıza ve konsantrasyon gücünde artma, immün sistemde güçlenme ile hastalıklarla mücadelede etkinlik, adale kitlesinde yüzde 8'lik artışla birlikte, yağ kitlesinde yüzde 15'lik azalma, fiziki kondisyonda iyileşme, zindelik, canlılık, deride kalınlaşma ve gerginlik yanında cinsel performanslarda artış görülüyor.

Tedavi programı süresi kişiden kişiye değişmekteyse de, bazıları kendilerindeki değişimi birkaç hafta içinde hissedebiliyorlar. Uzmanlar, uygun sonuçları alabilmek için 3-6 ay beklenmesini öneriyor.

Yapılan uygun hormon düzenleme tedavisi sonucu, hastaların yorgunluk hislerinde azalma, fiziki aktivitede artış, karamsarlık, yılgınlık ve sinirliliğin ortadan kalkması ve uyku problemlerinin çözülmesi gibi belirtileri ilk olarak hissetmeye başladıklarını ifade eden uzmanlar, programın estetik cerrahi, uygun egzersizler ve besin düzenlemeleri bölümüne başlamak için herhangi bir yaş sınırı bulunmadığını bildiriyor.

Uzmanlar, tedaviye, isteyen her yetişkinin her yaşta başlayabileceğini vurgulayarak hormon üretimi azalmaya başlayıncaya kadar, hormonal modülasyon tedavisine gerek duyulmadığını kaydediyor. Uzmanlar, estetik düzeltmelerin ise tedavi öncesi veya tedavi sırasında yapılabileceğini de belirtiyor.


Mavi forum

Sigara cildin de düşmanı/6aralık

Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Özgöztaşı, bir tek sigaranın insan cildinin 90 dakika yeterli oksijen almasını engellediğini söyledi.


Sigaranın ciltte kırışıklıkların artmasının yanı sıra pek çok ciddi hastalıklara neden olduğunu belirten GAZÜ Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Özgöztaşı, sigaranın ciltte oluşturabileceği olumsuz etkileri önlemenin tek yolunun sigarayı bırakmak olduğunu kaydetti.


Prof. Dr. Özgöztaşı, günde içilen bir paket sigaranın insanın cilt dokusunun yaklaşık bir gün boyunca yeterli oksijen almasını engelleyebileceğini belirtti.

Sigaranın ana maddesi olan nikotinin derideki kan damarlarında daralmaya yol açıp damarın beslediği dokunun yeterli oksijen almasını engellendiğini, bu durumun ciltteki yaraların iyileşmesinde gecikmeye yol açtığını ifade eden Özgöztaşı, şöyle konuştu:
“Bir tek sigara insan cildinin 90 dakika yeterli oksijen almasınıengelliyor. Sigara ciltte kırışıklıkların artmasının yanı sıra çok ciddi hastalıklara neden oluyor. Sigara özellikle kadınlarda yüz bölgesindeki kırışıklıkların artmasına ve cildin daha soluk olmasına sebebiyet veriyor. Bunun nedeni sigaranın derideki kolejen ve elastik liflerde bozulmaya neden olması. Bu durum ultraviyole ışınlarla birleşince kırışıklık oluşumu daha da artıyor.”

Koltuk altında ve kasıklardaki iltihaplanmanın ya da avuç içlerinde ve ayak tabanlarında görülen sedef türü bir hastalığın sigara içenlerde daha sık görüldüğünü belirten Prof. Dr. Özgöztaşı, “Sedef hastalığının formu olan bu cilt hastalığının, sigara içenlerdeiçmeyenlere oranla 7 kat daha fazla görüldüğü tespit edilmiştir” dedi.

Cilt kanserlerinin sigara içenlerde daha sık görüldüğünü, bunun nedeninin sigaranın bağışıklık sistemine baskılayıcı bir etki yapması olduğunu ifade eden Özgöztaşı, şöyle devam etti:
“(Malin melenom) denilen cilt kanseri sigara içenlerde daha ağır seyrediyor ve kötü sonuçlar doğurabiliyor. Genital bölgedeki ve dudaktaki kanser türleri de sigara içenlerde daha sık görülüyor. Ağız içinde görülen beyazımsı plakaların daha sora kanserleşme riski var. Bu da çoğunlukla sigara içmeyle birlikte görülüyor. Diş eti hastalıklarına da sigara içenlerde daha fazla rastlanıyor.”

Özgöztaşı, ayak parmaklarındaki damarların daralmasıyla doku ölümüne neden olabilen “burger” hastalığının, sigara içenlerde daha çok görüldüğünü, hastalığın tedavi edilmemesinin ayak parmaklarının kesilmesine kadar varan ciddi sonuçlar doğurabildiğini vurguladı.

Sigara içenlerin saçlarının daha erken beyazladığının belirlendiğini ifade eden Özgöztaşı, “Pasif içicilerin ciltleri, aktif içiciler kadar olmasa bile bu tehlikelerle karşı karşıyadır” diye konuştu.

Özgöztaşı, sigaranın ciltte oluşturabileceği olumsuz etkileri önlemenin tek yolunun sigarayı bırakmak olduğunu kaydetti.

Mavi forum