20 Mayıs 2007 Pazar

Tansiyon hastaları dikkat!

Tansiyon hastaları dikkat!

Yüksek tansiyon hastaları- nın kullandığı 'Acuitel 05 miligram (mg)' adlı ilacın 19 kutusunun yanlışlıkla 20 miligramlık ambalajlara konulduğu ortaya çıktı. İlaç piyasadan çekildi.


Bunun üzerine ilacı üreten Pfizer, ilacı toplatma kararı aldı. Eczacılardan 'Acuitel 5 Mg tablet' adlı ürünün satışının durdurulması ve ürünlerin iadesi istenirken, hastaların da ilacı aldıkları eczaneye iade etmeleri gerekiyor. Uzmanlar, söz konusu ilacın yüksek dozda kullanılmasının tansiyonun gereğinden fazla düşmesine neden olabileceğini belirtiyor.

Pfizer İlaçları Ltd. Şti tarafından üretilen ve tansiyon ile kalp yetmezliği hastalıklarında kullanılan Acuitel isimli ilacın ambalajında karışıklık olduğu belirlendi. Firma, 5 mg'lik ilaç ambalajlarının içine yanlışlıkla 20 mg'lik ilaç konulduğunu belirledi. Ancak bu hata fark edildiğinde ilaç piyasaya sürülmüştü.
Sağlık Bakanlığı, Türk Eczacılar Birliği ve Türk Tabipler Birliği konuyla ilgili uyarılırken, şirket de eczanelere birer faks göndererek yanlışlığı anlattı ve ilaçları en kısa zaman içinde ecza deposuna iade etmelerini istedi. Yazıda, "Dağıtımını yapmış olduğumuz 20 mg Acutiel tabletlerinin 20 kutuluk paketlerinin içindeki aynı üretim tarih ve seri numaralı ürünlerin 'Acuitel 20 mg yerine 'Acuitel 5 mg' ibaresi bulunan ilaçlar olabileceği saptanmıştır. Anılan 5 mg ibaresine sahip kutuların içindeki blisterler ise Acuitel 20 mg'ye aittir" ifadesi yer aldı.

Aldığınız eczaneye götürün

İlacın tansiyon kontrolünde kullanıldığını belirten yetkililer, "Yanlışlıkla dört kat kullanılması halinde hastanın tansiyonu gerekenden fazla düşer. Bayılma, baş dönmesi gibi yan etkiler görülebilir. Hastaya serum takılması gerekebilir. Elinde bu ilaç olans hastaların aldıkları eczaneye başvurmaları gerek" dedi.

Güneşe dikkat!



Kavurucu sıcaklar hepimizi adamakıllı yordu. Tatile gidenler de, gitmeyenler de biraz serinlik ve gölge bulmak uğruna her çareye başvuruyorlar. Ve biz hiç durmadan hastalarımızı, okurlarımızı güneşten, sıcağın etkilerinden korumak üzerine dil döküyoruz. Artık çoğumuz güneş ışınlarının zararlarını biliyoruz. Uzun bir yürüyüşe çıktığımızda veya plaja giderken yüzümüze kremler sürüyoruz, önlemler alıyoruz. Gel gelelim, ayrıntıları gözden kaçırıyoruz. Nasıl mı? İşte size birkaç örnek!

Sol yanı kırmızı, sağ yanı beyaz sürücüler: 'Amele yanığının' ne olduğunu hepimiz biliriz. Tişörtün dışında kalan yüz, boyun, kollar ve eller adeta başka bir insana aitmiş gibi bronzlaşır, insan iki renge bölünür. Böyle tezatlar bikiniyle yanmışsak hoş görünür ama tişört izleri için aynı şeyi söyleyemeyeceğim! Amele yanığından başka bir de "şoför yanığı" var ve bu farkına varmadan birçoğumuzun başına geliyor.. Özel arabamıza, dolmuşa veya otobüse bindiğimizde kendimizi gölgede ve güvende kabul ediyoruz. Hele klima da çalışıyorsa, içerisini tatlı bir serinlik doldurdukça, dışarıdaki güneş bize vız geliyor! Oysa öyle değil.

Hele önde oturuyorsanız, birde direksiyondaysanız; yüzünüz, boynunuz ve özellikle elleriniz çılgın bir ultraviyole yağmuruna tutulmaktadır. Dikkat ederseniz sürekli araba kullananların boynu tek taraflı olarak yanıktır. Solda oturuyorsanız boynunuzun sol yanı, sürücünün sağında oturuyorsanız sağ yanınız kısa sürede yanar. Bir de pencereyi açıp kolunu dışarı çıkaranların nasıl bir güneş banyosu yaptıklarını tahmin edebilirsiniz. Yıllar önce bayan sürücüler eldiven kullanırlardı. Onlar bizden daha dikkatliymişler!

Dekoltemiz sizi ele verir: Boyun derisi daha ince ve daha kurudur. Güneş veya aşırı solaryuma meraklı olanların boyun derisi erkenden kalınlaşır, kabalaşır ve kırışır. Birçok insan yüzüne özen gösterir ama boynu ile ilgilenmez. Sonuçta yüzü bakımlı bile olsa, kırışık bir boyun ve dekoltenin üzerinde maske gibi kalır. Bu nedenle yüzümüze sürdüğümüz nemlendiricileri ve güneşten koruyucuları boynumuza ve üst dekoltemize de sürmeliyiz. Sokağa çıkarken, plajda, araba kullanırken ve her koşulda...

Rastgele güneşten koruyucu kullanmayın: Güneşten koruyucunuz muhakkak cildinizin yapısına uygun olmalıdır. Bu özellikle yağlı ciltler için daha da önemlidir.

Cilde uygun olmayan güneş yağları ve güneşten koruyucular siyah noktaları artırır, sivilcelenmeye neden olur.

Lekelere karşı önlem alın: Güneş gören yerlerinizde bir yara veya tahriş varsa, onun kalıcı bir lekeye dönüşmesi işten bile değildir. Bu traştan kalan bir tahriş de olabilir, patlayan bir sivilcenin altındaki hassas deri de olabilir, kaşlarınızı alırken yaptığınız bir hata veya sinek ısırığı bile olabilir.

Cildinizde en küçük bir tahriş varsa, bu günlerde onu kapatmadan dışarı çıkmayın. Biraz iyileştiğinde de sık sık güneşten koruyucu ile sıvayın. Biliyorsunuz yazın kesinlikle peeling yapılmaz. Bunun nedeni tahriş sonucu lekelenmeyi önlemektir. Alkollü makyaj temizleyiciler, kolonyalar ve parfümler leke yapabilir. Birçok erkek tıraş olduktan sonra yüzüne kolonya veya alkollü after shave sürüp hemen evden çıkar. Bu alışkanlık doğrudan doğruya lekeye davetiye çıkarmaktır. Öte yandan gebelik veya kullandığımız bazı ilaçlar da cildimizin güneşe karşı hassasiyetini artırarak lekelere yol açarlar. Doğum kontrolü için ilaç alan veya hormon tedavisi gören bayanların, tedbir almazlarsa, güneş lekeleriyle karşılaşma ihtimali daha fazladır. Parfümlere dikkat: Parfümler cildimizin güneşe karşı duyarlığını artırırlar. Özellikle yaz aylarında, boyun bölgesine parfüm sürmeyin.

Boyun ve göğüsteki lekelerin çoğu parfümlerin eseridir. Ne yazık ki, kullandığımız parfümlerin içinde ne gibi maddeler olduğunu tam olarak bilmiyoruz.

Siz en iyisi parfümleri cildinize değdirmeyin. Kokuyu giysilere sıkarsanız hem kalıcılığı artar hem de riski daha az olur.

Dudaklar da yanar: Dudaklarımızın da güneşten korunmaya ihtiyacı olduğunu hiç düşündünüz mü? Güneş uçukları artırır.

Asitli meyveler, meşrubatlar, diş macunları ve sabunlar dudak çevresinde lekelere neden olurlar. Dudaklarınızı sık sık yalayıp ıslatmak gibi bir huyunuz varsa, aklınızda olsun, tükürük de leke yapar. Dudaklarımızı korumak için en az 15 faktörlü bir güneşten koruyucu kullanmalıyız. En pratik çözüm, renkli veya renksiz, güneşten koruyucu rujları seçmektir.


Ya gözlerimiz?

Güneşte elimizde olmadan gözlerimizi kısarız. Alnımızı buruşturur, kaşlarımızı çatarız. Uzun süre güneşe bakmak doğrudan doğruya körleşmeye neden olur. Öte yandan katarakt'ın belli başlı nedenlerinden biri güneştir. Göz çevresindeki deri son derece incedir. Güneş ışınları göz çevresindeki ince deri tabakasını aşırı derecede zorlar. Onu daha da kurutur, inceltir, kılcal damarların çatlamasına neden olur. Güneş göz çevresindeki, kapaklarındaki derinin şişmesine, su toplamasına yol açar. Parlak ışıktan korunmak için yapılan göz kısma mimiği, kaz ayakları denilen kırışıklıkları başlatır, alındaki yatay çizgilere ve ağız çevresinin de buruşmasına yol açar. Göz kapakları sarkar. Tüm bu nedenlerle, güneş gözlüğünü sakın ihmal etmeyin.

Kanserden korunmak için 4 önemli yol


Sağlık Bakanlığı, dünyada en önemli halk sağlığı sorunu olarak kabul edilen kanser hastalığının, Türkiye'de gerçekleşen ölümlerde kalp-damar hastalıklarından sonra 2. sırada yer aldığını bildirdi.

Bakanlık, Türkiye'de özellikle yoğun sigara tüketiminin yol açtığı kanser vakalarının arttığını belirterek, vatandaşları kanser hastalığı konusunda uyardı. Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı'nca yapılan açıklamada, sigara içmeyen akciğer kanserli hastaların yüzde 33'ünün sigara içen bir kişiyle birlikte yaşadığına dikkat çekilerek, bu kişilerde görülen akciğer kanserlerinin nedeninin çocukluk çağı veya erişkin dönemdeki pasif içicilik olduğu kaydedildi. Sigaranın akciğer, ağız boşluğu, yemek borusu, boyun, pankreas, mesane, böbrek, mide ve kan kanserine, alkol kullanımının ise karaciğer ve yemek borusu kanserine yol açtığı ifade edilen açıklamada, "Sigara, kansere neden olan etkenler arasında birinci sırada yer almaktadır. Sigaraya karşı savaş, kanserlerin yüzde 40'ını yok edecektir. Kanser olgularının önemli bir bölümü ise çevresel etkenlere bağlıdır. Bu etkenler arasında da beslenme önemli bir yer tutmaktadır. Kadınlar ve erkeklerde görülen kanser vakalarının yüzde 35'i beslenmeye bağlıdır. Şişman kişilerde, kanser riski iki kat daha fazladır" denildi.
Açıklamada, vatandaşlara beslenme konusunda şu uyarılarda bulunuldu:

"Hayvansal yağ tüketiminin azaltılması, az yağlı, bol lifli beslenme alışkanlığının benimsenmesi, kepek, yulaf gibi lif açısından zengin besinlerin tercih edilmesi, bol miktarda sebze-meyve tüketilmesi, kırmızı et yerine tavuk, balık veya kuru baklagillerin yenilmesi oldukça önemlidir. Yağsız beslenmeye özen gösterilmeli, yemekler kızartma yöntemi yerine haşlanmalı veya buharda pişirilmeli, kimyasal koruyuculu hazır yiyecekler yerine doğal besinler tercih edilmelidir. Düzenli olarak süt veya süt ürünlerinin tüketilmesi, mangal gibi ateşte pişirme yönteminin tercih edilmemesi, beslenme konusunda kanser hastalığından korunmak için alınabilecek kolay ama hayat kurtarıcı önlemlerdir."

"10.00-16.00 SAATLERİ ARASINDA GÜNEŞ IŞINLARINDAN KORUNUN"
Cilt kanserinin en önemli etkeninin ultraviole ışınları olduğu vurgulanan açıklamada, özellikle yaz aylarında, güneş ışınlarının en yoğun olduğu saatlerin 10.00-16.00 olduğu, ışınlarından korunmanın önemli olduğu ifade edildi.

Kanserle mücadelede; güvenli su kullanımı, hava kirliliği ve radyasyondan korunmanın önemli bir yer tuttuğu kaydedilen açıklamada, şu uyarılar yer alıyor:
"Pişirme, içme ve bebek maması hazırlamak için sıcak su musluğunu kullanmayın. Musluk 6 saat ve üzeri kullanılmamışsa, suyu akıtarak kullanın. Satın alınan suların içinde yer alan maddelere ve özellikle damacana sularının izin belgelerine dikkat edin. Çoğu kanser yapan 188 tehlikeli hava kirleticisi vardır. Kapalı ortamda; sigara dumanı, soba ve benzeri ısıtıcılar, boya malzemeleri, bina yapı malzemeleri, halı, parke gibi döşemeler ve temizlik malzemeleri hava kirleticileri içinde yer almaktadırlar. Böcek öldürücülerden kaçınılmalı, bu mümkün değilse kullanılan ortama belli bir süre girilmemelidir. Radyasyon; cilt, akciğer, kan, kemik, karaciğer, meme, rahim ağzı, tiroid ve kemik iliği gibi birçok kanser türüne yol açar. Bu nedenle radyolojik tetkikler ancak doktor tavsiyesi alarak yaptırılmalı, bebek ve çocuklar televizyon, bilgisayar gibi radyasyon yayan cihazlardan uzak tutulmalıdır."

Halkın kanser hastalığının nedenleri ve belirtileri ile hastalıktan korunma ve erken tanı konularında bilgilendirilmesinin, hastalıkla mücadelede çok önemli rol oynadığı vurgulanan açıklamada, kanserde erken teşhis ve tedavinin hayat kurtardığına dikkat çekildi. Açıklamada, kadınlarda kansere bağlı ölümlerin ilk sırasında yer alan meme kanserinde erken teşhisin çok önemli olduğu belirtilerek, kadınların 'kendi kendine meme muayenesi' yapma alışkanlığını kazanmalarının hayatlarını kurtaracak önemli bir adım olduğu anlatıldı. Sağlık Bakanlığı açıklamasının sonunda Türkiye'de kanser hastalığından korunmanın, toplumsal bilinçle mümkün olacağı dile getirilerek, ilgili tüm kesimlere özellikle de basın-yayın kuruluşlarına çok önemli görevler düştüğü kaydedildi.

Zerde kanseri önlüyor

Zerde kanseri önlüyor

İngiltere'de yapılan bir araştırma, zerdede ve köri sosunda kullanılan zerdeçalın kanseri önlediğini ortaya koydu. Buna göre zerdeçaldaki kimyevi maddeler, kansere neden olan proteinin oluşumunu engelliyor. Galler'de bulunan Swansea Üniversitesi'nde yapılan araştırmada, zerdeçal tableti verilen hastaların dokuları incelendi. Bu dokularda kansere yol açan NF-kappaB isimli proteine rastlanmadı. Zerdeçal, kan, prostat, deri ve bağırsak kanserlerini önlüyor.

Yağlı yiyenler doymak bilmez

Yağlı yiyenler doymak bilmez

Yağlı gıdalarla beslenenlerin bir müddet sonra doyma hissinin köreldiği ortaya çıktı. ABD'de yapılan araştırmaya göre yüksek yağ oranı içeren gıdalarla beslenenlerin beyinleri, doyma hissi uyandıran hormona karşı duyarlılığını kaybediyor. Pennsylvania Devlet Üniversitesi'nde yapılan çalışmada bazı farelere düşük bazı farelere yüksek yağ oranı içeren gıdalar verildi. Yüksek yağlı besinleri tüketen farelerin beyinleri, zamanla CCK isimli hormona olan hassasiyetini kaybetti. CCK isimli hormon, vücudun beyine 'yeteri kadar gıda aldım' sinyalini göndermesini sağlıyor. İncelemeyi yapan ekibin başkanı bu sonuçların insanlar için de geçerli olduğunu açıkladı. Böylece yağlı gıdalarla beslenen insanların giderek daha güç doyduğu ve daha fazla yemek yediği ortaya çıkmış oldu.

Gözünüzde uçuk çıkarsa

Gözünüzde uçuk çıkarsa

Dudak kenarlarında uçuk oluşturan herpes virüsü gözde de ciddi seyredebilecek, tekrarlama riski olan bir hastalığa neden olabilir. Acıbadem Göz Sağlığı Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Gülbin Saltık 'Herpes simplex Tip 1 adlı virüs dudak kenarlarında ortaya çıkan uçuktan sorumlu olup, bir kez hastalık oluşturduktan sonra , sinir uçlarında uyur vaziyette kalır ve ilaç tedavileri, aşırı yorgunluk, uykusuzluk gibi durumlarda tekrarlar. Bu ataklar sırasında yerleşebildiği hedef organlardan biri de gözlerdir.' Virüsün bu özelliği nedeniyle tekrarlama olasılığı çok yüksektir''diyor.

Vejetaryen beslenme saç döküyor

Vejetaryen beslenme saç döküyor

Etli besinlerden uzak durarak sağlıklı beslenme olacağı iddiası insanı kel bırakabiliyor. Saç dökülmelerine yol açan faktörler nelerdir. İşte saçla ilgili gerçekler:



Büyük üzüntüler, doğum, böbrek hastalıkları ve troid bezinin çalışma bozuklukları dönemsel saç dökülmelerine sebep oluyor. Vitamin ve mineral eksiklikleri ile vejetaryenlik hızlandırıyor

Ahenkle dans eden sağlıklı saçlara sahip olmayı kim istemez? Ne yazık ki, hemen her insan hayatının bir döneminde saç dökülmeleriyle karşılaşıyor. Gurur kaynağı saçlarını kaybetme korkusu ise, kişiye rahatsızlık verdiği gibi, psikolojisini de önemli ölçüde etkiliyor. Saçı dökülen insan kendine güven sorunu yaşıyor. Dökülmeler saçlı derinin tümüne yayılabildiği gibi, bölgesel olarak da gelişebiliyor. Toplumumuzda "erkek tipi" ve "dönemsel" saç dökülmeleri sıklıkla karşılaşılan problemler arasında yerini alıyor. Alman Hastanesi dermotoloji uzmanlarından Dr. Ayşe Özboya, saç dökülmeleri ve sebeplerini anlattı:

ERKEK TİPİ SAÇ DÖKÜLMELERİ

Genellikle 20'li yaşlarda ortaya çıkan saç dökülmeleri, şakaklardan başlayarak tepeye doğru ilerliyor. Erkeklerde simetrik olarak gelişen dökülmeler, saç sayısında azalma, incelme ve kısalma biçiminde kendini gösteriyor. Erkeklerin yüzde 70'inde görülen erkek tipi dökülmeler, her yüz kadından 10'unda saçların cılızlaşması ve seyrelmesiyle ortaya çıkıyor. Dökülmenin hızı kişiden kişiye değişiyor. Şiddetli vakalarda tüm tepenin açılmasına yol açarak, ortaya çıkan görüntüden dolayı kişide psikolojik sorunların gelişmesine sebep olabiliyor. Kişi kendini beğenmemeye başlıyor. Tedavide özellikle 'Minoxidil' içeren saç spreyleri veya 'Finasterid' içeren tabletler dökülmelerin önüne geçiyor. İlaçlar düzgün olarak kullanıldığında ve destekleyici tedavi ile zenginleştirildiğinde bir miktar saç çıkışı da sağlanabiliyor.

DÖNEMSEL DÖKÜLMELER

Doğum, tiroit bezinin çalışma bozuklukları, zatürree, kan kaybı, böbrek hastalıklar, büyük üzüntü ve korkular da saçları döküyor. Vitamin ve mineral eksiklikleri ve vejetaryenlik saç dökülmelerini hızlandırıyor. Kadın ve erkeklerde eşit oranlarda görülen dönemsel dökülmeler, 3-5 ay kadar sürebiliyor. Tedavide, hastadaki dökülme sebebi saptandıktan sonra, iyileşmeye yönelik vitamin, mineral takviyeleri ile saçlar geri kazanılıyor.

Saçla ilgili gerçekler

* Zeytinyağının saça yararı yok.
* Saç sağlıklıysa sık yıkamanın saçın dökülmesine ek bir zararı olmuyor.
* Yıkama ve tarama sırasında saçın dökülmesi normal. Ancak durup dururken dökülüyor ve elinizi attığınızda tutam tutam geliyorsa, doktora başvurulmalı.
* Saçın kısa kesilmesinin dökülme ve büyümeye etkisi yok.
* Saçı besleyen en önemli faktör proteindir. O da kan yoluyla ulaşır. Proteinli şampuanlar saçı beslemez.