Akciğer kanseri hemen hemen dünyanın tüm ülkelerinde en sık rastlanan kanser türüdür. En önemli nedeni sigaradır. Sigara tiryakiliğinin kadınlar arasında da giderek yaygınlaşmasıyla, daha önce bir erkek hastalığı olan akciğer kanseri artık kadınlarda da çok sık görülür olmuştur. Bazı ülkelerde, akciğer kanseri kadınlarda meme kanserinin de önüne geçmiştir.
Ülkemizde toplumun %43.6' sı sigara içmektedir. Bu oran erkeklerde %62.8, bayanlarda %24.3' tür. Sigara kullanımı genellikle ergenlikte başlar. Ülkemizde 15 yaş üzerindeki 16 milyon kişi sigara içmektedir.
Akciğer kanseri geç belirti veren ve özel de bir belirtisi olmayan bir hastalıktır. Hastaların %75' i ilerlemiş evrede doktora baş vurmakta ve ameliyat şansını kaçırmış olmaktadır. Oysa, erken tanı konmuş akciğer kanserinde cerrahi girişim ile sağlıklı bir yaşam mümkün olabilmektedir.
Akciğer kanseri tüm dünyada erkeklerde en sık görülen kanserdir. Tüm kanserlerin %16'sı, tüm kanser ölümlerinin %28'i ( erkeklerde %35, kadınlarda %19) akciğer kanseri nedeniyledir.
Türkiye' de sağlıkla ilgili istatistikler çok güvenilir olmadığı için, ülkemizde yılda kaç kişinin akciğer kanserine yakalandığı kesin olarak bilinememekle beraber, her yıl 15-20.000 kişiye akciğer kanseri tanısı konduğu tahmin edilmektedir.
Ülkemizde akciğer kanseri erkeklerde en sık görülen kanserken kadınlarda meme ve genital bölge kanserlerinden sonra 3.sıradadır.
Akciğer kanserinin en önemli özelliği önlenebilir olmasıdır. Nitekim, USA' da sigara tüketiminin etkin kampanyalarla azaltılmasıyla akciğer kanseri de azalma yoluna girmiştir. Buna karşılık, sigara tüketiminin giderek arttığı geri kalmış ve gelişme olan ülkelerde ise akciğer kanseri hızlı bir artış göstermektedir.
Sigara üreten firmalar, reklâmlarını bilinçli olarak bu ülkelere ve özellikle de gençlere ve kadınlara yönlendirmişlerdir. Sigara, bağımsızlığın, özgürlüğün sembolü gibi gösterilerek gençler ve hanımlar sigara içmeye özendirilmektedirler.
17 Mayıs 2007 Perşembe
Yazýn hafif ve sulu =?ISO-8859-1?Q?g=FDdalar t=FCketin?=
Sýcaklarda bunalan vücudun direnç düzeyini yükseltmek için balýk, et, yumurta, fýndýk, fýstýk ve ceviz tüketin. Su kaybýný önlemek için günde en az 2-2.5 litre su için, asitli ve gazlý içeceklerden uzak durun.
Saðlýk Bakanlýðý, vatandaþlarý yaz aylarýnda dengeli ve yeterli beslenme konusunda uyararak, kýzartma ve aþýrý yaðlý besinler yerine hafif ve sulu gýdalarýn tüketilmesi gerektiðini bildirdi.
Saðlýk Bakanlýðý Temel Saðlýk Hizmetleri Genel Müdürlüðü'nden yapýlan yazýlý açýklamada, yaz aylarýnda artan sýcaklýklarla birlikte bebek, çocuk, yaþlý ve hamileler ile tansiyon, kalp, þeker gibi kronik hastalýklarý bulunan kiþiler baþta olmak üzere herkesin birtakým saðlýk sorunlarýnýn ortaya çýktýðýný bildirildi.
Bu sorunlarýn baþýnda güneþ çarpmalarý, gýda zehirlenmeleri ve sývý kaybýnýn neden olduðu rahatsýzlýklarýn geldiði belirtilen açýklamada, sýcak yaz aylarýnda besinler seçilirken hafif ve sulu gýdalar ile taze sebze ve meyvelerin tercih edilmesi, kýzartma ve aþýrý yaðlý besinlerden uzak durulmasý gerektiði belirtildi.
Açýklamada, "Yaz aylarýnda vücut direncini artýrmak ve vücudun yeterli miktarda vitamin ve mineral alýmýný saðlamak için her gün birkaç porsiyon meyve ve sebze tüketilmeli, mercimek, nohut gibi besinlere sofrada yer verilmelidir. Fýrýnda piþirme, ýzgara ve haþlamayöntemleri ile hazýrlanan besinler tercih edilmelidir" denildi.
GÜNDE EN AZ 2.5 LÝTRE SU ÝÇÝN
Sýcaklarda aþýrý terleme sonucu vücuttan suyla beraber, sodyum, potasyum gibi minerallerin de atýldýðý, bu durumun halsizlik, nabýz zayýflýðý, yorgunluk ve dolaþým bozukluklarýna yol açtýðý bildirildi.
Sývý kaybýný önlemek için günde en az 2-2,5 litre su içilmesi gerektiði vurgulanarak þöyle denildi:
"Asitli ve gazlý içecekler yerine süt, ayran, taze sýkýlmýþ meyvesularý, bitki ve meyve çaylarý tercih edilmelidir. Bebekler ve çocuklar sývý kayýplarýný ifade edemeyecekleri için ebeveynleri dikkatli olmalýdýr. Ýshal, bebek ve çocuklarda özellikle yaz aylarýndavücuttan önemli ölçüde su, tuz ve mineral kaybýna yol açar. Yenidoðan ve süt çocuklarýnda ishal daha kolay oluþur ve daha aðýr bir seyir izler. Þiddetli ishallerde, kaybedilen sývý ve minerallerin yerine konmasý amacýyla ana Çocuk Saðlýðý Merkezleri'nden ücretsiz tuz-þeker çözeltisini evinizde bir litre suda eriterek bebeðinize içirin. Bu çözelti normal sudan daha iyi emildiðinden vücudun sývý ve mineral kaybýný telafi etmesi daha etkili olmaktadýr."
YAZ AYLARINDA DA KAHVALTI ÖNEMLÝ
Kahvaltýnýn, özellikle yaz aylarýnda günün en önemli öðünü olduðuna dikkat çekilerek, kahvaltýda þekersiz ürünler, az yaðlý peynirler, kafein içeren içecekler yerine süt, meyve suyu, ýhlamur ve kuþburnu tercih edilmesi gerektiði bildirildi.
Balýk, et, yumurta, fýndýk, fýstýk ve ceviz tüketiminin, sýcaklarda bunalan vücudun direnç düzeyini yükselteceði belirtilerek, "Þeker ve þekerleme gibi basit þekerlerin yerine, kuru üzüm, erik ya da A ve C vitaminlerinin zengin olduðu taze meyve ve sebze gibi besinler tercih edilmelidir. Pek çok zararý bilinen alkol tüketiminden, vücudun enerji kaynaðý olan þekeri tükettiði için uzak durulmalýdýr" uyarýsýnda bulundu.
Açýklamada ayrýca, dýþarýda ve açýkta satýlan yiyeceklerin tüketilmemesi, et, süt ve sütlü ürünler gibi potansiyel riskli besinler için güvenilir mekanlar seçilmesinin önemine de iþaret edildi.
Saðlýk Bakanlýðý, vatandaþlarý yaz aylarýnda dengeli ve yeterli beslenme konusunda uyararak, kýzartma ve aþýrý yaðlý besinler yerine hafif ve sulu gýdalarýn tüketilmesi gerektiðini bildirdi.
Saðlýk Bakanlýðý Temel Saðlýk Hizmetleri Genel Müdürlüðü'nden yapýlan yazýlý açýklamada, yaz aylarýnda artan sýcaklýklarla birlikte bebek, çocuk, yaþlý ve hamileler ile tansiyon, kalp, þeker gibi kronik hastalýklarý bulunan kiþiler baþta olmak üzere herkesin birtakým saðlýk sorunlarýnýn ortaya çýktýðýný bildirildi.
Bu sorunlarýn baþýnda güneþ çarpmalarý, gýda zehirlenmeleri ve sývý kaybýnýn neden olduðu rahatsýzlýklarýn geldiði belirtilen açýklamada, sýcak yaz aylarýnda besinler seçilirken hafif ve sulu gýdalar ile taze sebze ve meyvelerin tercih edilmesi, kýzartma ve aþýrý yaðlý besinlerden uzak durulmasý gerektiði belirtildi.
Açýklamada, "Yaz aylarýnda vücut direncini artýrmak ve vücudun yeterli miktarda vitamin ve mineral alýmýný saðlamak için her gün birkaç porsiyon meyve ve sebze tüketilmeli, mercimek, nohut gibi besinlere sofrada yer verilmelidir. Fýrýnda piþirme, ýzgara ve haþlamayöntemleri ile hazýrlanan besinler tercih edilmelidir" denildi.
GÜNDE EN AZ 2.5 LÝTRE SU ÝÇÝN
Sýcaklarda aþýrý terleme sonucu vücuttan suyla beraber, sodyum, potasyum gibi minerallerin de atýldýðý, bu durumun halsizlik, nabýz zayýflýðý, yorgunluk ve dolaþým bozukluklarýna yol açtýðý bildirildi.
Sývý kaybýný önlemek için günde en az 2-2,5 litre su içilmesi gerektiði vurgulanarak þöyle denildi:
"Asitli ve gazlý içecekler yerine süt, ayran, taze sýkýlmýþ meyvesularý, bitki ve meyve çaylarý tercih edilmelidir. Bebekler ve çocuklar sývý kayýplarýný ifade edemeyecekleri için ebeveynleri dikkatli olmalýdýr. Ýshal, bebek ve çocuklarda özellikle yaz aylarýndavücuttan önemli ölçüde su, tuz ve mineral kaybýna yol açar. Yenidoðan ve süt çocuklarýnda ishal daha kolay oluþur ve daha aðýr bir seyir izler. Þiddetli ishallerde, kaybedilen sývý ve minerallerin yerine konmasý amacýyla ana Çocuk Saðlýðý Merkezleri'nden ücretsiz tuz-þeker çözeltisini evinizde bir litre suda eriterek bebeðinize içirin. Bu çözelti normal sudan daha iyi emildiðinden vücudun sývý ve mineral kaybýný telafi etmesi daha etkili olmaktadýr."
YAZ AYLARINDA DA KAHVALTI ÖNEMLÝ
Kahvaltýnýn, özellikle yaz aylarýnda günün en önemli öðünü olduðuna dikkat çekilerek, kahvaltýda þekersiz ürünler, az yaðlý peynirler, kafein içeren içecekler yerine süt, meyve suyu, ýhlamur ve kuþburnu tercih edilmesi gerektiði bildirildi.
Balýk, et, yumurta, fýndýk, fýstýk ve ceviz tüketiminin, sýcaklarda bunalan vücudun direnç düzeyini yükselteceði belirtilerek, "Þeker ve þekerleme gibi basit þekerlerin yerine, kuru üzüm, erik ya da A ve C vitaminlerinin zengin olduðu taze meyve ve sebze gibi besinler tercih edilmelidir. Pek çok zararý bilinen alkol tüketiminden, vücudun enerji kaynaðý olan þekeri tükettiði için uzak durulmalýdýr" uyarýsýnda bulundu.
Açýklamada ayrýca, dýþarýda ve açýkta satýlan yiyeceklerin tüketilmemesi, et, süt ve sütlü ürünler gibi potansiyel riskli besinler için güvenilir mekanlar seçilmesinin önemine de iþaret edildi.
Gelecek YÜzyilin En Önemlİ HastaliĞi obezİte
AIDS, Hepatit B, Hepatit C, Kanser gibi günümüzün en korkulan hastalıkları önümüzdeki yüzyılda geride bırakacak tek bir hastalık var: Obezite(şişmanlık). Asrımız insanının en önemli özellikleri olan hareketsizlik, fast-food tipi beslenme, hormonlu gıdaların yenmesi şişmanlığı hazırlayan temel faktörlerdir. Obezite, ölümlerin en sık sebebi olan Kalp-Damar Hastalıkları (Kalp Krizi, Damar Sertliği), Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon), Şeker Hastalığı (Diabetes Mellitus), Kan Yağlarının Yüksekliği (Hiperlipidemi), İnme (felç) gibi hastalıkları oluşturan ölümcül bir hastalıktır. Obezite son 15 yıldır gelişmiş ülkeler başta olmak üzere hızla artmaktadır. Aynı oranda artmaya devam ederse Amerika Birleşik Devletleri (ABD)'de 2030 yılında nüfusun %100'ü şişman olacaktır.
Obezite ölümcül bir hastalık olmasından dolayı tedavisi çok önemli olduğunu belirten Memorial Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr.Mesut Başak Obezitenin tedavisine yaklaşırken sadece bir estetik problemi çözmek amacı ile değil, bir kanser veya AIDS veya SARS gibi çok ciddi hastalıkları tedavi ediyormuş gibi bilimsel düşünmek gerektiğini belirten Başak, obezite ve tedavisi ile ilgili şu bilgileri verdi;
Obezite sadece ne olduğu bilinmeyen diyetlerle veya akupunktur ile veya ilaçla veya egzersizle tedavi edilebilecek kadar basit bir hastalık değildir. Şişmanlığın bedensel ve ruhsal bozukluklar olmak üzere iki problemli yönü vardır. Bu sorunlar ancak bilimsel olarak İç hastalıkları Uzmanı ve Psikiyatri Uzmanı tarafından çözülebilir. Tedavi protokolünün temelini de diyet, ilaç, egzersiz ve psikoterapi oluşturmaktadır.
Obezite, şişmanlık demektir. Obezite, genetik ve çevre etkileşimleri olduğu gibi irade yetersizliği ile açıklanamayacak kadar ciddi, karmaşık ve kronik bir hastalıktır.Vücutta fazla miktarda yağ dokusunun olması sebebiyle gelişir, çok sayıda faktöre bağlıdır ve tıbbi tedavi gerektirir. Obeziteden, besinlerle aşırı miktarda alınan yağlar ve fiziksel aktivite eksikliği sorumludur. Şişmanlığın en önemli risk faktörlerini fiziksel aktivitede azalma, beslenme alışkanlıkları, yaş, cinsiyet , ırk, eğitim düzeyi, evlilik, doğum sayısı, genetik oluşturmaktadır. Obezite % 25-40 oranında genetik olarak geçer.Özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde tıpkı bulaşıcı bir hastalık gibi hızla yayılmaktadır. Ülkemizde toplumun %25'i şişmandır(erkeklerin %7.9'u, kadınların %23.4'ü). Obezite son 15 yıldır gelişmiş ülkeler başta olmak üzere hızla artmaktadır. Aynı oranda artmaya devam ederse Amerika Birleşik Devletleri (ABD)'de 2030 yılında nüfusun %100'ü şişman olacaktır.
Normal olarak yağ, vücut ağırlığının erkeklerde %20'sini, kadınlarda %25'ini oluşturur. Yağ dokusu, vücuttaki en büyük ve en verimli enerji deposudur. Yağdan metabolize edilen enerji miktarı, karbonhidratlar ve proteinlerin yaklaşık iki katıdır. Vücuttaki bu yağ miktarının artması sonucunda obezite oluşuyor. Obeziteyi "Vücut Kitle İndeksi (VKI)= Vücut ağırlığı(kg) / Vücut yüzeyi(m2)" ile belirleriz. VKI'lerine göre insanları şöyle gruplandırabiliriz:
Vücüt Kitle İndeksi 18.5 den az olanlara zayıf
18.5- 24.9 arasında olanlara normal
25 - 29.9 arasında olanlara fazla kilolu
30 - 39.9 arasında olanlara şişman (obez)
40 dan büyük olanlara ölümcül şişman denir.
Toplumdaki insanların vücut kitle indexine göre %25'i normal, %25'i normal kilolu olmakla beraber şişmanlığa genetik olarak eğilimli, %25'i fazla kilolu, %15'i şişman ve %10'u ölümcül şişmandır.
Obezitenin yüksek sağlık harcamalarına yol açtığı en önemli hastalıklar şunlardır:
Koroner kalp hastalığı (kalp krizi gibi),
Yüksek tansiyon (hipertansiyon),
Kan yağlarının yükselmesi (hiperkolesterolemi ve hipertrigliseridemi),
Damar sertliği (atheroskleroz),
Şeker hastalığı(diabetes mellitus),
İnme (felç),
Gut hastalığı,
Eklemlerde kireçlenme,
Topuk dikeni,
Bazı kanserler (meme, rahim, safra kesesi, kalın barsak, prostat kanserleri),
Yemek borusu iltihabı (özofajit),
Mide fıtığı,
Safra kesesi taşları, karaciğerde yağlanma,
Cilt çatlamaları,
Ciltte aşırı kıllanma (özellikle kadınlarda),
Uykuda nefes alamama (uyku apnesi),
Psikososyal durumda kötüleşme (özgüvende azalma, sosyal yaşamdan uzaklaşma,
Sıkıntı, anksiyete ve depresyon,
Sigara ve alkol alışkanlığı,
Fiziksel aktivitede azalma, işsizlik),
Erken ölümler (1990 yılında ABD'de ölüm nedenlerinin başında sigara, ikinci sırada ise obezite gelmektedir).
Obezlerde kalp ve damar hastalıklarından ölüm oranı, obez olmayanlara göre 4 kat daha fazladır. Obezlerde hipertansiyon, obez olmayanlara göre 3 kat daha sık görülür. Görüldüğü gibi obezite sadece kültürel, ticari ya da kozmetik/estetik bir sorun değildir.
Şişmanlık mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Bu tedavinin ilkelerini eğitim, diyet, egzersiz, bozulmuş yeme alışkanlığının düzeltilmesi, ilaç kullanımı ve cerrahi müdahaleler oluşturmaktadır. Hastalığın ve tedavinin temel taşları olan psikiyatri uzmanı, iç hastalıkları uzmanı, diyetisyenin uyum içinde ve sabırla çalışması gerekir.VKI %30'dan büyük olan tüm hastalara tedavi başlanmalıdır. Şeker hastalığı ve kalp-damar hastalığı olanların tedaviye alınma şartı ise VKI'nin %27'den büyük olmasıdır. Obezite tedavisinin en önemli amaçlarını kilo verilmesinin sağlanması, risk faktörlerinin iyileştirilmesi, uygun süre içinde kilo verilmesi, tekrar kilo alımının uzun dönemde engellenmesi, aktif bir hayat düzeninin sağlanması, hayat kalitesinin artırılması oluşturmaktadır.
Şişmanlık ümitsiz bir hastalık değildir, fakat tedavi edilmezse ümitsiz hastalıklara yol açabilir.Sağlık kaybedilmeden kıymeti bilinmesi gereken bir değerdir.
Obezite ölümcül bir hastalık olmasından dolayı tedavisi çok önemli olduğunu belirten Memorial Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr.Mesut Başak Obezitenin tedavisine yaklaşırken sadece bir estetik problemi çözmek amacı ile değil, bir kanser veya AIDS veya SARS gibi çok ciddi hastalıkları tedavi ediyormuş gibi bilimsel düşünmek gerektiğini belirten Başak, obezite ve tedavisi ile ilgili şu bilgileri verdi;
Obezite sadece ne olduğu bilinmeyen diyetlerle veya akupunktur ile veya ilaçla veya egzersizle tedavi edilebilecek kadar basit bir hastalık değildir. Şişmanlığın bedensel ve ruhsal bozukluklar olmak üzere iki problemli yönü vardır. Bu sorunlar ancak bilimsel olarak İç hastalıkları Uzmanı ve Psikiyatri Uzmanı tarafından çözülebilir. Tedavi protokolünün temelini de diyet, ilaç, egzersiz ve psikoterapi oluşturmaktadır.
Obezite, şişmanlık demektir. Obezite, genetik ve çevre etkileşimleri olduğu gibi irade yetersizliği ile açıklanamayacak kadar ciddi, karmaşık ve kronik bir hastalıktır.Vücutta fazla miktarda yağ dokusunun olması sebebiyle gelişir, çok sayıda faktöre bağlıdır ve tıbbi tedavi gerektirir. Obeziteden, besinlerle aşırı miktarda alınan yağlar ve fiziksel aktivite eksikliği sorumludur. Şişmanlığın en önemli risk faktörlerini fiziksel aktivitede azalma, beslenme alışkanlıkları, yaş, cinsiyet , ırk, eğitim düzeyi, evlilik, doğum sayısı, genetik oluşturmaktadır. Obezite % 25-40 oranında genetik olarak geçer.Özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde tıpkı bulaşıcı bir hastalık gibi hızla yayılmaktadır. Ülkemizde toplumun %25'i şişmandır(erkeklerin %7.9'u, kadınların %23.4'ü). Obezite son 15 yıldır gelişmiş ülkeler başta olmak üzere hızla artmaktadır. Aynı oranda artmaya devam ederse Amerika Birleşik Devletleri (ABD)'de 2030 yılında nüfusun %100'ü şişman olacaktır.
Normal olarak yağ, vücut ağırlığının erkeklerde %20'sini, kadınlarda %25'ini oluşturur. Yağ dokusu, vücuttaki en büyük ve en verimli enerji deposudur. Yağdan metabolize edilen enerji miktarı, karbonhidratlar ve proteinlerin yaklaşık iki katıdır. Vücuttaki bu yağ miktarının artması sonucunda obezite oluşuyor. Obeziteyi "Vücut Kitle İndeksi (VKI)= Vücut ağırlığı(kg) / Vücut yüzeyi(m2)" ile belirleriz. VKI'lerine göre insanları şöyle gruplandırabiliriz:
Vücüt Kitle İndeksi 18.5 den az olanlara zayıf
18.5- 24.9 arasında olanlara normal
25 - 29.9 arasında olanlara fazla kilolu
30 - 39.9 arasında olanlara şişman (obez)
40 dan büyük olanlara ölümcül şişman denir.
Toplumdaki insanların vücut kitle indexine göre %25'i normal, %25'i normal kilolu olmakla beraber şişmanlığa genetik olarak eğilimli, %25'i fazla kilolu, %15'i şişman ve %10'u ölümcül şişmandır.
Obezitenin yüksek sağlık harcamalarına yol açtığı en önemli hastalıklar şunlardır:
Koroner kalp hastalığı (kalp krizi gibi),
Yüksek tansiyon (hipertansiyon),
Kan yağlarının yükselmesi (hiperkolesterolemi ve hipertrigliseridemi),
Damar sertliği (atheroskleroz),
Şeker hastalığı(diabetes mellitus),
İnme (felç),
Gut hastalığı,
Eklemlerde kireçlenme,
Topuk dikeni,
Bazı kanserler (meme, rahim, safra kesesi, kalın barsak, prostat kanserleri),
Yemek borusu iltihabı (özofajit),
Mide fıtığı,
Safra kesesi taşları, karaciğerde yağlanma,
Cilt çatlamaları,
Ciltte aşırı kıllanma (özellikle kadınlarda),
Uykuda nefes alamama (uyku apnesi),
Psikososyal durumda kötüleşme (özgüvende azalma, sosyal yaşamdan uzaklaşma,
Sıkıntı, anksiyete ve depresyon,
Sigara ve alkol alışkanlığı,
Fiziksel aktivitede azalma, işsizlik),
Erken ölümler (1990 yılında ABD'de ölüm nedenlerinin başında sigara, ikinci sırada ise obezite gelmektedir).
Obezlerde kalp ve damar hastalıklarından ölüm oranı, obez olmayanlara göre 4 kat daha fazladır. Obezlerde hipertansiyon, obez olmayanlara göre 3 kat daha sık görülür. Görüldüğü gibi obezite sadece kültürel, ticari ya da kozmetik/estetik bir sorun değildir.
Şişmanlık mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Bu tedavinin ilkelerini eğitim, diyet, egzersiz, bozulmuş yeme alışkanlığının düzeltilmesi, ilaç kullanımı ve cerrahi müdahaleler oluşturmaktadır. Hastalığın ve tedavinin temel taşları olan psikiyatri uzmanı, iç hastalıkları uzmanı, diyetisyenin uyum içinde ve sabırla çalışması gerekir.VKI %30'dan büyük olan tüm hastalara tedavi başlanmalıdır. Şeker hastalığı ve kalp-damar hastalığı olanların tedaviye alınma şartı ise VKI'nin %27'den büyük olmasıdır. Obezite tedavisinin en önemli amaçlarını kilo verilmesinin sağlanması, risk faktörlerinin iyileştirilmesi, uygun süre içinde kilo verilmesi, tekrar kilo alımının uzun dönemde engellenmesi, aktif bir hayat düzeninin sağlanması, hayat kalitesinin artırılması oluşturmaktadır.
Şişmanlık ümitsiz bir hastalık değildir, fakat tedavi edilmezse ümitsiz hastalıklara yol açabilir.Sağlık kaybedilmeden kıymeti bilinmesi gereken bir değerdir.
depresyonun tersi: MANÝ
Ýki Uçlu Duygulaným - MANÝ-
Ýki uçlu duygulaným bozukluðu ( bipolar afektif bozukluk,PMD,manik depresif bozukluk) ne demektir?
Kiþinin bazý dönemlerde çökkünlük (depresyon) dönemleri yaþamasý ile birlikte ,kimi zamanlar da taþkýnlýk (mani) ya da bunun daha hafif bir sekli olan hipo mani dönemlerinin görülmesi ile seyreden bir psikiyatrik bozukluktur
Mani nasýl bir durumdur?
Kiþinin her zamanki normal halinden farklý olan ve sürekli bir þekilde aþýrý neþeli,(her þeye gülüp, kimseyi umursamadan þarkýlar,oyunlar,danslar etme gibi) ya da yerinde duramayacak þekilde gergin(bazen aþýrý öfkeli, saldýrgan, küfürlü konuþma gibi) ve kendini yükseklerde gören bir duygu durumu vardýr. Bu dönem sýrasýnda aþaðýdakilerden en az üçü bulunmaktadýr:
· Kiþinin kendine verdiði deðer aþýrý derecede abartýlýdýr,(grandiyozite),ses tonu aþýrý güvenli bir þekildedir. Bu durumda kendini çok güçlü,güzel,özel yeteneklere sahip,Peygamber ya da Tanrý gibi hissedebilmektedir.
· Uyku hiç yok gibidir,hiç uyumadan günlerini geçirebilir.
· Her zamanki halinden çok daha fazla konuþmaktadýr. O kadar hýzlý ve sürekli konuþmaktadýr ki konuþmasý sýrasýnda araya girmeniz çok zordur.
· Düþünceleri adeta birbiri ile yarýþmaktadýr. Konudan konuya atlar,belli bir konu üzerinde duramaz.
· Dikkatini belli bir yerde toplayamaz ve dikkati önemsiz ,konu diþi nesnelere takýlýr.
· Belirli bir amaca yönelik olarak sosyal ortamlarda,iste ,okulda ya da cinsel aktivitede artýþ vardýr.(Aniden seyahatler yapma, önceki normal halinden farklý olarak daha çekici görünmek için renkli, parlak, aksesuarlarý bol ve daha açýk saçýk ,kendinden beklenmeyecek tarzda giyinme, toplum içinde ve ibadethanelerde ibadetlerinde diðerlerini rahatsýz edici derecede aþýrý artýþlar gibi.)
· Önemli zararlar oluþturabilecek zevk verici etkinliklere, sonucunu düþünmeden girme (eþya ya da para daðýtma,gereksiz ve fazla harcamalar ,anlamsýz yatýrýmlar yapma, aþýrý hýzlý araç kullanma,cinsel iliþkide sýnýr tanýmama gibi)
Bu durum kiþinin mesleki yaþamý ve sosyal iliþkilerinde önemli bozulmaya yol açmaktadýr. Kendine ya da baþkalarýna zarar vermesini önlemek için ya da psikotik özelliklerin varlýðýnda ( kiþinin kendisini peygamber hissedip Allah tan emir aldýðýný düþünmesi ya da gizli bir takým güçleri olduðuna inanýp,ispata çalýþma gibi inanýlmaz fikirler ve eylemler)hastaneye yatýrmak gerekmektedir
Ýki uçlu bozukluk hangi yaþlarda baslar?
Ergenlik öncesi nadir görülen bu bozukluk erkelerde ortama 18 , kadýnlarda 20 yaþta baþlamakta, 60 yaþ sonrasý nadir görülmektedir.
Ýki uçlu bozuklukta kadýn ve erkekler açýsýndan farklýlýklar var midir?
Kadýn ve erkeklerde yaklaþýk eþit oranda görülmektedir. Ýlk atak erkeklerde mani,kadýnlarda ise depresyon seklindedir.
Kalýtýmýn rolü var mýdýr?
Birinci derece akrabalarda bu bozukluðun bulunmasý halinde risk %25, anne ve babanýn her ikisinde birden bulunmasý halinde risk % 50-75 ' lere yükselmektedir
Ýki uçlu bozukluk niçin önemlidir ?
- intihar olaylarý yüksek bir oran tutmaktadýr
- alkol ve madde kullaným bozukluklarý da eslik etmektedir.
- eðitim,mesleki ve sosyal alan , evlilik hayatýnda sorunlara yol açmaktadýr.
- anti sosyal davranýþlar ile suça eðilim artmaktadýr.
- hýzlý döngülü ( bir yýl içinde 4 ve daha fazla hastalýk ataðýnýn olmasý) ya da aþýrý hýzlý döngülü ( saatler ya da ünlerle deðiþen çok sayýda ataðýn varlýðý) hal oluþabilmekte bu da çok yýpratýcý olmaktadýr.
- yeme bozukluklarý,sosyal fobi ve panik bozukluk gibi kaygý bozukluklarý da eslik edebilmektedir.
Hastalýðýn gidiþini kötü etkileyen özellikler:
- Erken ya da geç yaþta baþlangýç
- atak sayýsýnýn ve hastanede yatýþ sayýsýnýn çokluðu
Ýki uçlu duygulaným bozukluðu ( bipolar afektif bozukluk,PMD,manik depresif bozukluk) ne demektir?
Kiþinin bazý dönemlerde çökkünlük (depresyon) dönemleri yaþamasý ile birlikte ,kimi zamanlar da taþkýnlýk (mani) ya da bunun daha hafif bir sekli olan hipo mani dönemlerinin görülmesi ile seyreden bir psikiyatrik bozukluktur
Mani nasýl bir durumdur?
Kiþinin her zamanki normal halinden farklý olan ve sürekli bir þekilde aþýrý neþeli,(her þeye gülüp, kimseyi umursamadan þarkýlar,oyunlar,danslar etme gibi) ya da yerinde duramayacak þekilde gergin(bazen aþýrý öfkeli, saldýrgan, küfürlü konuþma gibi) ve kendini yükseklerde gören bir duygu durumu vardýr. Bu dönem sýrasýnda aþaðýdakilerden en az üçü bulunmaktadýr:
· Kiþinin kendine verdiði deðer aþýrý derecede abartýlýdýr,(grandiyozite),ses tonu aþýrý güvenli bir þekildedir. Bu durumda kendini çok güçlü,güzel,özel yeteneklere sahip,Peygamber ya da Tanrý gibi hissedebilmektedir.
· Uyku hiç yok gibidir,hiç uyumadan günlerini geçirebilir.
· Her zamanki halinden çok daha fazla konuþmaktadýr. O kadar hýzlý ve sürekli konuþmaktadýr ki konuþmasý sýrasýnda araya girmeniz çok zordur.
· Düþünceleri adeta birbiri ile yarýþmaktadýr. Konudan konuya atlar,belli bir konu üzerinde duramaz.
· Dikkatini belli bir yerde toplayamaz ve dikkati önemsiz ,konu diþi nesnelere takýlýr.
· Belirli bir amaca yönelik olarak sosyal ortamlarda,iste ,okulda ya da cinsel aktivitede artýþ vardýr.(Aniden seyahatler yapma, önceki normal halinden farklý olarak daha çekici görünmek için renkli, parlak, aksesuarlarý bol ve daha açýk saçýk ,kendinden beklenmeyecek tarzda giyinme, toplum içinde ve ibadethanelerde ibadetlerinde diðerlerini rahatsýz edici derecede aþýrý artýþlar gibi.)
· Önemli zararlar oluþturabilecek zevk verici etkinliklere, sonucunu düþünmeden girme (eþya ya da para daðýtma,gereksiz ve fazla harcamalar ,anlamsýz yatýrýmlar yapma, aþýrý hýzlý araç kullanma,cinsel iliþkide sýnýr tanýmama gibi)
Bu durum kiþinin mesleki yaþamý ve sosyal iliþkilerinde önemli bozulmaya yol açmaktadýr. Kendine ya da baþkalarýna zarar vermesini önlemek için ya da psikotik özelliklerin varlýðýnda ( kiþinin kendisini peygamber hissedip Allah tan emir aldýðýný düþünmesi ya da gizli bir takým güçleri olduðuna inanýp,ispata çalýþma gibi inanýlmaz fikirler ve eylemler)hastaneye yatýrmak gerekmektedir
Ýki uçlu bozukluk hangi yaþlarda baslar?
Ergenlik öncesi nadir görülen bu bozukluk erkelerde ortama 18 , kadýnlarda 20 yaþta baþlamakta, 60 yaþ sonrasý nadir görülmektedir.
Ýki uçlu bozuklukta kadýn ve erkekler açýsýndan farklýlýklar var midir?
Kadýn ve erkeklerde yaklaþýk eþit oranda görülmektedir. Ýlk atak erkeklerde mani,kadýnlarda ise depresyon seklindedir.
Kalýtýmýn rolü var mýdýr?
Birinci derece akrabalarda bu bozukluðun bulunmasý halinde risk %25, anne ve babanýn her ikisinde birden bulunmasý halinde risk % 50-75 ' lere yükselmektedir
Ýki uçlu bozukluk niçin önemlidir ?
- intihar olaylarý yüksek bir oran tutmaktadýr
- alkol ve madde kullaným bozukluklarý da eslik etmektedir.
- eðitim,mesleki ve sosyal alan , evlilik hayatýnda sorunlara yol açmaktadýr.
- anti sosyal davranýþlar ile suça eðilim artmaktadýr.
- hýzlý döngülü ( bir yýl içinde 4 ve daha fazla hastalýk ataðýnýn olmasý) ya da aþýrý hýzlý döngülü ( saatler ya da ünlerle deðiþen çok sayýda ataðýn varlýðý) hal oluþabilmekte bu da çok yýpratýcý olmaktadýr.
- yeme bozukluklarý,sosyal fobi ve panik bozukluk gibi kaygý bozukluklarý da eslik edebilmektedir.
Hastalýðýn gidiþini kötü etkileyen özellikler:
- Erken ya da geç yaþta baþlangýç
- atak sayýsýnýn ve hastanede yatýþ sayýsýnýn çokluðu
Daha Saðlýklý bir Beden Ýçin PC =?ISO-8859-1?Q?Kullan=FDc=FDlar=FDna =D6neriler?= !!!Herkes Okusun
Bugüne kadar hep PC'lerimizin saðlýðýndan bahsettik durduk yazýlarýmýzda. Ancak kullanýcýlar olarak bizlerin de saatlerce baþýnda oturduðumuz bilgisayarlar gibi bakýma ihtiyacýmýz olabiliyor.
Uzun sürelerde bilgisayar kullanýmý uzun vadede kullanýcýlar üzerinde çeþitli problemlere neden olmaktadýr. Birçoðunuz uzun süre dikkat gerektiren iþlerle uðraþtýktan sonra bileklerinizde ve sýrtýnýzda aðrýlar oluþtuðunu farketmiþsinizdir. Ýsterseniz önlem alýnkasýzýn uzun sürelerle bilgisayar kullanýmý nedeniyle oluþan rahatsýzlýklara bir göz atalým:
Uzun sürelerde bilgisayar kullanýmý uzun vadede kullanýcýlar üzerinde çeþitli problemlere neden olmaktadýr. Birçoðunuz uzun süre dikkat gerektiren iþlerle uðraþtýktan sonra bileklerinizde ve sýrtýnýzda aðrýlar oluþtuðunu farketmiþsinizdir. Ýsterseniz önlem alýnkasýzýn uzun sürelerle bilgisayar kullanýmý nedeniyle oluþan rahatsýzlýklara bir göz atalým:
Disk kaymasý
Bilek, diz, dirsek kireçlenmesi
Omuz ve boyun tutulmasý
Göz bozukluklarý
Çalýþma aralarýnda birkaç dakika yapýlacak egzersizlerle engellenebilecek bu rahatsýzlýklar sinsi bir þekilde geliþtikleri için genellikle uzun süreler sonunda farkedilmekteler.
Egzersizler
Sýrt ve Omuz Hareketleri
Klavye baþýnda yapýlan iþlemler ve tekdüze iþler sýrtýn ve omuzlarýn uzun süre ayný pozisyonda kalmasýna neden olmaktadýr.
Ayaða kalkýp ve sað elinizle sol omzunuzu sol elinizle sað omzunuzu kavrayýnýz. Baþýnýzý kolunuzun aksi yönünde çevirebildiðiniz kadar hareket ettiriniz (Resim 1).
Resim 1
Baþ ve Boyun Hareketleri
Boynunuzu beþer kez saða sola öne ve arkaya doðru hareket ettirin. Baþlangýçta kendinizi zorlamayýn. Gün geçtikçe ve boyun kaslarýnýz güçlendikçe zaten hareket mesafesi artacaktýr.

Resim 2

Resim 3
Bilgisayar ve Sandalye Hareketleri
Özellikle fiziksel özelliklerinize uygun olarak ayarlanmamýþ sandalye üzerinde yapýlan çalýþmalar kullanýcýlar üzerinde daha zararlý olmaktadýr. Bu yüzden kendinize, uygun boyutta ve yapýda bir sandalye edinmeniz yararlý olacaktýr.
Resim 4, 5 ve 6'da görmüþ olduðunuz hareketleri her iki saatte bir kez mutlaka yapýn . Kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

Resim 4
Resim 5
Resim 6
Birçoðunuza burada anlatýlanlar uygulanabilir gelmeyecektir. Zira ofiste bu tip hareketler yapan biri dikkat çekecektir. Ancak bunun ardýna saklanmamalý ve kendi saðlýðýnýz için elinizden geldiðinde bu egzersizleri yapmalýsýnýz.
Alýntýdýr !!!
Uzun sürelerde bilgisayar kullanýmý uzun vadede kullanýcýlar üzerinde çeþitli problemlere neden olmaktadýr. Birçoðunuz uzun süre dikkat gerektiren iþlerle uðraþtýktan sonra bileklerinizde ve sýrtýnýzda aðrýlar oluþtuðunu farketmiþsinizdir. Ýsterseniz önlem alýnkasýzýn uzun sürelerle bilgisayar kullanýmý nedeniyle oluþan rahatsýzlýklara bir göz atalým:
- Disk kaymasý
- Bilek, diz, dirsek kireçlenmesi
- Omuz ve boyun tutulmasý
- Göz bozukluklarý
Uzun sürelerde bilgisayar kullanýmý uzun vadede kullanýcýlar üzerinde çeþitli problemlere neden olmaktadýr. Birçoðunuz uzun süre dikkat gerektiren iþlerle uðraþtýktan sonra bileklerinizde ve sýrtýnýzda aðrýlar oluþtuðunu farketmiþsinizdir. Ýsterseniz önlem alýnkasýzýn uzun sürelerle bilgisayar kullanýmý nedeniyle oluþan rahatsýzlýklara bir göz atalým:
Disk kaymasý
Bilek, diz, dirsek kireçlenmesi
Omuz ve boyun tutulmasý
Göz bozukluklarý
Çalýþma aralarýnda birkaç dakika yapýlacak egzersizlerle engellenebilecek bu rahatsýzlýklar sinsi bir þekilde geliþtikleri için genellikle uzun süreler sonunda farkedilmekteler.
Egzersizler
Sýrt ve Omuz Hareketleri
Klavye baþýnda yapýlan iþlemler ve tekdüze iþler sýrtýn ve omuzlarýn uzun süre ayný pozisyonda kalmasýna neden olmaktadýr.
Ayaða kalkýp ve sað elinizle sol omzunuzu sol elinizle sað omzunuzu kavrayýnýz. Baþýnýzý kolunuzun aksi yönünde çevirebildiðiniz kadar hareket ettiriniz (Resim 1).
Resim 1
Baþ ve Boyun Hareketleri
Boynunuzu beþer kez saða sola öne ve arkaya doðru hareket ettirin. Baþlangýçta kendinizi zorlamayýn. Gün geçtikçe ve boyun kaslarýnýz güçlendikçe zaten hareket mesafesi artacaktýr.
Resim 2
Resim 3
Bilgisayar ve Sandalye Hareketleri
Özellikle fiziksel özelliklerinize uygun olarak ayarlanmamýþ sandalye üzerinde yapýlan çalýþmalar kullanýcýlar üzerinde daha zararlý olmaktadýr. Bu yüzden kendinize, uygun boyutta ve yapýda bir sandalye edinmeniz yararlý olacaktýr.
Resim 4, 5 ve 6'da görmüþ olduðunuz hareketleri her iki saatte bir kez mutlaka yapýn . Kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.
Resim 4
Resim 5
Resim 6
Birçoðunuza burada anlatýlanlar uygulanabilir gelmeyecektir. Zira ofiste bu tip hareketler yapan biri dikkat çekecektir. Ancak bunun ardýna saklanmamalý ve kendi saðlýðýnýz için elinizden geldiðinde bu egzersizleri yapmalýsýnýz.
Alýntýdýr !!!
=?ISO-8859-1?Q?Sigaray=FD B=FDrakmak =DDsteyenlere?=
Sigarayý Býrakmak Ýsteyenlere Sigarayla Savaþanlar Vakfý'nýn Uyguladýðý Sigara Býrakmaya Yardýmcý Olan Yöntem
Fransa'da 1993 yýlýnda mili amper düzeyinde enfraruj/kýzýl ötesi ýþýnlarýn kullanýlmasý ile geliþtirilmiþ çok özel bir tekniktir. Daha önce, ABD Genelkurmayý tarafýndan Alaska'da ve 1991 yýlýnda körfez savaþýndan dönen askerlerin psikolojik yönde rahatlamasý için benzer uygulamalar yapýlmýþ, çok baþarýlý sonuçlar elde edilmiþtir. Kýzýlötesi/ enfraruj/ infrared ýþýnlarý yardýmýyla Fransa'da binlerce kiþinin sigarayý býrakmasýnda yardýmcý olmuþtur bir yöntemdir. Ülkemizde de Vakfýmýz tarafýndan Haziran 1998 den bu yana binlerce kiþinin sigarasýz bir yaþamý seçmesinde yardýmcý olmuþtur. Vakfýmýz tarafýndan, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu ÇNAEM ve TÜBÝTAK'a söz konusu ýþýnlarý oluþturan cihaz inceletilip, insan saðlýðýna hiçbir olumsuz etkisi olmadýðý kanýtlanmýþtýr. Raporlar elimizde mevcuttur.
Bu teknikte, fizyoloji etkinin þu þekilde olduðu iddia edilmektedir:
Kýzýlötesi/ enfraruj/ infrared ýþýnlarý, deri yüzeyinde belirli noktalara/ bölgelere, (akupunktur noktalarý ile benzerlik gösteren noktalar) saniye ile ölçülen sürelerde uygulandýðý zaman, vücudun gerektikçe ürettiði, doðal iç denge salgýmýz olan "endorfinlerin/endorphin" üretilmesine yardýmcý olmaktadýr. Çeþitli bilimsel yayýnlarda, sigara içilmesinin fizyolojik etkisinin 8-10 saniyede beyne ulaþan nikotinin meydana getirdiði elektrik akýmý ile beyin hücrelerinin ölümüne yol açmasýný yaný sýra, vücutta endorfin ve serotonin salgýlanmasýna yol açmasý þeklinde ifade olunduðu görülmektedir.
Hücreler beden içindeki yaþamlarýnda kendi aralarýnda anlaþmak için çok çeþitli türlerde kimyasal maddeler kullanýrlar. Bu moleküller, hücrelerin "alýþ-veriþ" veya "iletiþim" kapýlarý olan reseptörleri vasýtasýyla hücrelere etki ederler ve onlarda gerekli etki ve tepkilerin oluþturulmasýna yol açarlar. Endorfin dediðimiz bileþik de hücreler arasý haberleþmede kullanýlan moleküllerden biridir ve aðrý-kesici bir görevi vardýr. Bedenin bir yerinde bir yaralanma olduðunda, "sorunlarýndan haberdar olunulduðu ve artýk þikayette bulunmamalarý" anlamýnda oradaki hücrelere bu molekülden gönderilir.
Morfin hatta nikotin denilen maddenin kimyasal yapýsý endorfin denilen moleküle çok benzer ve bu nedenle de suni aðrý-kesici olarak hekimlikte kullanýlýr. Bir insan, eroin, esrar, nikotin vs. gibi morfin molekülü içeren maddeler kullandýðýnda, bu aðrý kesici moleküller tüm bedende yayýlýrlar ve bir süre için tüm bedende bir gevþeme-rahatlamaya yol açarlar. Bu olay sýk sýk tekrarlanmaya baþlandýðýnda ise, bedendeki hücreler hiç aðrýlarý-dertleri olmadýðý halde kendilerine sürekli 'aðrý-kesici' verildiðinden, dýþ dünyada koþullarýn deðiþmiþ olduðu sonucuna vararak, endorfin maddesine karþý 'duyarlýlýk' derecelerini (veya endorfin eþik deðerini) yükseltirler ve bedende sürekli olarak belirli bir oranda endorfin bulunmasýný normal koþul olarak kabul ederler. Ýþte artýk olan olmuþtur! Doða ve dünyada sürekli deðiþimler olduðu bilinciyle yaþayan hücreler sýk sýk tekrarlanan bir eylem karþýsýnda gerekeni yapmýþlar ve bu deðiþimlere kendilerini uydurmuþlardýr. Artýk onlara sürekli olarak, ve de artan dozlarda, bu 'uyuþturuculardan' vermek zorundasýnýzdýr; vermezseniz, onlar sürekli olarak 'aðrý-sancý' duyduklarý mesajýný verecek ve sizi çýldýrtacaklardýr! (yoksunluk belirtileri) Uyuþturucu alýmý dopaminlerin kontrolsüz olarak artmasýna da yol açar. Dopamin, nörokimyasal olarak keyif verici bir maddedir. Kýsa bir süre bol miktarda dopamine maruz kalan insanlar bir keyif denizi içine yuvarlanýr. Ancak kronik uyuþturucu baðýmlýlýðý (sigara tiryakiliði) söz konusu olduðu zaman, uyuþturucu alýnmadýðý sürelerde dopamin ve endorfin düzeyi süratle düþer.
Enfraruj/ infrared ýþýnlarýnýn etkisi mekanizmasý termik etkilerin yanýnda fotokimyasal etkilere de dayanýr. Yol açtýðý endorfin (hipofizin ara lobundan salgilanan ve acýya karþý morfin kadar etkili olan peptid grubu) akýþýdýr. Toronto Üniversitesi'nden sinir bilimci Bruce Pomeranz'a göre, geçen 20 yýl zarfýnda yapýlan birçok araþtýrma, aku-noktalara uygulanan ýþýnýn kaslarýn altýndaki sinirleri uyardýðýný göstermiþtir. Araþtýrmacýlar, bu uyarýnýn omurilikten yukarýya, beynin limbik sistem olarak bilinen nispeten daha basit kýsmýna, ayrýca orta beyne ve hipofiz bezine impulslar gönderdiði düþüncesindeler. Bu sinyal gönderme bir þekilde endorfin ve monoamin salgýlanmasýna yol açmaktadýr ve bu kimyasal maddeler omurilikte ve beyinde aðrý sinyallerini bloke etmektedir.
(WHO) Dünya Saðlýk Örgütünün kabul ettiði bu noktalar 361 adettir. Ayrýca ekstra noktalar vardýr. Bu noktalar, cildin altýnda bulunan sinir hücrelerinin ve uzantýlarýnýn fazla miktarda bulunduðu hassas noktalardýr. Buralar iðne, lazer veya enfraruj gibi uyarýlarla uyarýldýðýnda bu etki hem o bölgede, hem de merkezi sinir sisteminde, ilgili iç salgý bezlerini uyararak endorfin salgýlanmasýný saðlar. Endorfin vücudun ürettiði doðal morfin olduðundan aðrýyý süratle azaltýr. Endorfin, normal morfinden 1000 kat daha güçlü bir aðrý kesici olup alýþkanlýk yapmaz. Endorfin, serotonin ve dopamin coþku yaratýr. Beþ duyu organý, okþanmakla, yemekle uyarýldýðýnda da bu duyular doðrudan beyne ulaþýr.
Sigara içenlerde durum: Ýnsanlarda serotonin ve endorfin adý verilen iki madde vardýr. Bunlar beyinde bulunur ve rahatlýk, hoþluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atýnca, mutlu bir haber alýnca ya da çikolata veya güzel bir tatlý yiyince, bir yeriniz acýyýnca serotonin ve endorfin düzeyi yükselir. Ancak sigara içenlerde serotonin - endorfin salgýlama iþini sigara üstlendiðinden vücut otonomisini kaybetmiþtir. Hani keyiflenince de, dertlenince de sigara içilir ya, iþte, açýklamasý budur. Sigarayý býrakanlarda ilk hafta beyin endorfin ve serotonin salgýlama iþini gerçekleþtiremediðinden vücut oldukça zor anlar yaþar. Beyin ancak 72 saat sonra eski görevini yapmaya baþlar. Bu 72 saatlik süre içinde, tiryakinin yoksunluk belirtileri önlenirse, sigarayý býrakmasý kolaylaþýr. Yukarýda anlatýlan yöntemde, kiþinin sigara içmemekten dolayý oluþabilecek þikayetleri ortadan kaldýrmasýdýr. Böylece sigara içmemeye karar vermiþ olan kiþi, bunu zorlanmadan baþarýr. Çünkü ýþýn uygulamasý ile beyni yeniden sigaraya gerek duymadan serotonin ve endorfin salgýlamasý için uyarýr ve bundan sonra da beyin eski otonomisini kazanýr.
Vücut egzersiz sýrasýnda da doðal aðrý-kesiciler olarak bilinen "endorfin"leri üretir, endorfin stresi azaltýr ve migren ataðýnýn sýklýðýný azaltýr, süresini kýsaltýr. Bir baþka örnekte çikolatadýr, az miktarda yendiði zaman þiþmanlatmaz. insana enerji ve neþe verir. Çünkü ''endorfin'' denilen hormonun salgýlanmasýna vesile olur
Neden baðýmlý olunur?
1.Nikotin ve benzeri uyuþturucularý, tekrarlayýcý kullaným, fiziksel baðýmlýlýk ve yoksunluk yapar. Tekrarlayýcý kullaným endojen opioid sisteminde (sinir sisteminde doðal olarak bulunan opioidlerde) kalýcý deðiþiklikler yapar.
2. Beyindeki "ödül yolu" üzerindeki pekiþtirici etkisi biyolojik olarak, verdiði haz psikolojik olarak yeniden kullanmayý saðlar. Nikotin herkeste öfori (coþku) yapmaz. Bu özellik (yani opioid deneyiminden haz almak) baðýmlýlýða yatkýn olmayý gösterir, psikopatoloji ile ilgili olabilir, endorfin (sinir sisteminde doðal olarak bulunan opioidlerin) eksikliðine baðlý olabilir.
Bir görüþ:
Beyin dokularýnda bulunan ve morfin kadar güçlü aðrý kesici özelliði olan bir grup proteinin ortak adýdýr. Endorfinlerin beyindeki "haz merkezleri" ile ilgili olduðunu gösteren güçlü kanýtlar vardýr. Bu maddelerin etki mekanizmasýnýn ve beyindeki endorfin alýcýlarýnýn saptanmasý, uyuþturucu baðýmlýlýðýnýn ve kronik aðrýlarýn tedavisinde büyük önem taþýr.
Tütünün içindeki en önemli madde nikotindir. Nikotin, vücuttaki bazý sinir hücrelerini hem uyaran hem baskýlayan bir maddedir. Etkilerin çoðu katekolaminlerin (adrenalin, noradrenalin vb.) salýnýmýna baðlýdýr. Sigara içen normal bireylerde tansiyonun artmasý, kalp hýzýnda artma, kalp kasý kasýlma gücünde artma, kalbin oksijen tüketiminde artma, kalp damarlarýnda kan akýmýnda artma ve diðer damarlarda daralma meydana gelir. Ayrýca nikotin, serumda glukoz, kortizol, serbest yað asidi, adrenalin ve beta endorfin düzeylerini arttýrýr.
Sigarayla Savaþanlar Vakfý'nýn uyguladýðý bu teknikle, vücudun belirli noktalarýna deri dýþýndan mili amper ile ifade edilecek þekildeki kýzýlötesi / enfraruj/ infrared ýþýn uygulamasý sonucunda, sinir hücreleri vücudun doðal salgýsý olan endorfini bol miktarda üretmeye baþlamaktadýr. Bu þekilde üç gün süreyle yapýlan uygulama, tiryakinin nikotine olan suni talebini sonlandýrmaktadýr. Sigara içmeme yönünde karar alýp, seçimini yapan kiþilere uygulanan bu teknikte, uygulama anýnda hiç bir olumsuzluk hissedilmez ve herhangi bir yan tesiri de yoktur. Iþýn deri yüzeyine tutulmaktadýr. Bu ýþýnlara "enfraruj / kýzýlötesi ýþýnlarý/ infrared" adý verilmekte olup, doðal olarak güneþten bize gelen ýþýnlarla ayný özelliktedir. Tek farký, bu uygulamada kullanýlan ýþýnlarda dalga boyu özel olarak ayarlanmakta, mili amper düzeyinde let cinsi lambalarla ýþýn oluþturulmaktadýr.
Tekniðin Uygulama Süresi: Teknik bir kiþiye günde yaklaþýk 20 þer dakika olarak, üç gün üst üste yapýlmaktadýr.
Uygulama öncesi ve uygulama esnasýnda neler yapýlmaktadýr: Verilen gün ve saatte seansa katýlan kiþi ayný gün sigara içmemeye baþlamaktadýr. Uygulama ile birlikte uyulmasý gereken ve çok basit olan kurallarýn yaný sýra, sigaraya karþý tiryakiyi güçlü kýlacak psikolojik taktikler de bu seanslar süresince verilmektedir. Anlatýlanlarýn tamamý, kendilerine yazýlý notlar halinde de sunulmaktadýr. Fakat, baþarý için öncelikle kiþinin sigarayý býrakma kararýný vermiþ olmasý ve basit olan kurallara uyulmasý þarttýr. Ýstemeyen ve kurallarý yerine getirmeyen kiþilere uygulamanýn ne yazýk ki etkisi olmamaktadýr. Seansa katýlan kiþilerden 4 gün süre ile *Çay *Kahve *Kolalý içecekler *Alkollü içecekleri tüketmemeleri istenmektedir. Uygulamaya katýlan bir kiþi, herhangi bir nedenle baþarýlý olmazsa veya bir aksi rastlantý ile uðrayýp, tekrar sigaraya baþlarsa kendisine üç yýl süre ile ücretsiz olarak uygulamaya tekrar tekrar girme garantisi verilmektedir. Buna "telafi" uygulamasý adý verilmektedir. Asla kabul edilmeyen bir konu, hangi surette olursa olsun sigaraya baþlayan kiþiye para iadesidir. Bunun insanlarý tekrar sigaraya baþlatabilecek bir sebep olacaðý kanaatiyle, zaman zaman zor duruma düþülmek pahasýna olsa da böyle bir uygulamaya gidilmemektedir.
Yanýklarda ilk müdahale
Yanýk, organizmanýn bölgesel olarak ateþ, buhar, sýcak cisimler ile karþýlaþmasý sonucu geliþen doku harabiyetidir.
Zararýn derecesini bildiren sýnýflandýrmada yanýðýn derinliði, vücudun ne kadarýnýn etkilendiði ve bölgenin yeri göz önünde bulundurulur...
Deri bir kaç fonksiyonu bir arada bulundurur:
- Enfeksiyona karþý engel oluþturur.
- Altýnda bulundurduðu organ ve dokularý korur.
- Vücut ýsýsýnýn korunmasýný saðlar.
- Sýcak, soðuk, aðrý ve dokunma duyularýný taþýr.
- Vücut çýkartýlarýnýn uzaklaþtýrýlmasý için bir yol oluþturur.
Organizmanýn bölgesel olarak ateþ, buhar, sýcak cisimler ile karþýlaþmasý sonucu geliþen doku harabiyetidir. Zararýn derecesini bildiren sýnýflandýrmada yanýðýn derinliði, vücudun ne kadarýnýn etkilendiði ve yanýk bölgenin yeri göz önünde bulundurulur. Buna göre:
1. derece yanýk (yüzeysel yanýk): Cilt kuru, kýzarýk ve hafif þiþ görülür. Aðrýlýdýr ve çok hassastýr. Orta dereceli güneþ yanýklarý buna örnektir.
2. derece yanýk (kýsmi kat yanýk): Cilt kýzarýk ve nemli görünür. "Bül" denen içi sývý dolu kesecikler oluþmuþtur. Çok aðrýlýdýr. Ateþle direkt temas, sýcak sývý veya cisim yanýklarý, kimyasal madde veya güneþ yanýklarý ikinci derece yanýða yol açabilir.
3. derece yanýk (tam kat yanýk): Cildin tüm tabakalarýný etkileyip cilt altý dokudan kas, kemik ve organlara dek inmiþ yanýklardýr. Cilt kuru, serttir, elastikiyetini kaybetmiþtir, mumsu görünümde olabilir. Koyu kahverenginden siyaha dek renk alabilir, aðrýsýzdýr. En çok patlama ile oluþmuþ yangýnlarda ve alevlerle sýnýrlanmýþ ortamda kalan kiþilerde veya elektrik çarpmalarý ile oluþur.
Ýlk yardým:
* Hastayý yanýk kaynaðýndan uzaklaþtýrýp yanmayý durdurmak.
* Ýlk yardým için uygulamalarý baþlatmak; öncelikle hastanýn yaþamsal belirtilerini hýzla deðerlendirip öncelik belirlemek.
* Yanýk bölge ile ilgilenmenin yeterli olduðu kararý verildikten sonra birinci derece yanýklarda soðuk su ile soðutmak. Bu iþlem akan soðuk su ile veya su dolu bir kapta 5-10 dakika tutmak ile yapýlýr. Aðýzdan aðrý kesici ilaçlar alýnabilir. Aðrý kesici kremler kimi kiþilerde alerjik reaksiyona yol açabileceðinden dikkatli kullanýlmalýdýr. Bu tip yüzeysel yanýklar 48 saat içinde kendiliðinden iyileþir; bu sürenin sonunda kýrmýzýlýk ve aðrý devam ediyorsa bir saðlýk kuruluþuna baþvurmalýdýr.
* Ýkinci derece yanýklarda yanýk bölgeyi soðuk suyla ýslatmak veya soðuk suyla dolu kapta bekletmek uygundur. Kol ve bacaklarda yanýk varsa kalp seviyesinden yukarýda tutmak gerekir. Varsa taký, giysi ve diðer aksesuarlarý çýkartmak gerekir. Cilde bulaþmýþ yað,gaz gibi yabancý maddeler sabunlu su ile dikkatlice temizlenebilir. Yanýk alaný temiz bir örtüyle kapatmalýdýr.
* Üçüncü derece yanýklarda hastayý alandan uzaklaþtýrýp kýsaca soðutmasýný yaptýktan sonra mümkün olan en kýsa sürede bir saðlýk kuruluþuna ulaþtýrmak gerekir.
Ne yapýlmamalý?
* Yaralarý soðutmak için buz kullanýlmaz; duyu azalmasýna yol açýp donuk oluþturabilir.
* Yaranýn üzerine yapýþmýþ giysileri sökmemelidir, etrafý kesilip o bölge býrakýlýr.
* Asla diþ macunu, krem, yað, salça gibi maddeler sürülmez.
Unutmayýn!
Eller, ayaklar, yüz ve üreme organlarýndaki 3. derece yanýklar
- Solunum sistemi hasarý ile birlikte olan yanýklar
- Vücudun %10'undan fazlasýný kaplayan 3. derece yanýklar
- Vücudun %20'sinden fazlasýný kaplayan 2. derece yanýklar
- Çocuk ve yaþlýlardaki her türlü yanýk
- Özellikle kol veya bacaklarýn tamamýný dairesel olarak kaplayan yanýklar
- Kol veya bacakta kýrýk þüphesi ile birlikte olan yanýklardýr. Mutlak hastanýn yaþamsal bulgularý dikkatle gözlenip, gerekirse desteklenerek en kýsa zamanda bir saðlýk kuruluþunda tedavileri baþlatýlmalýdýr.
Zararýn derecesini bildiren sýnýflandýrmada yanýðýn derinliði, vücudun ne kadarýnýn etkilendiði ve bölgenin yeri göz önünde bulundurulur...
Deri bir kaç fonksiyonu bir arada bulundurur:
- Enfeksiyona karþý engel oluþturur.
- Altýnda bulundurduðu organ ve dokularý korur.
- Vücut ýsýsýnýn korunmasýný saðlar.
- Sýcak, soðuk, aðrý ve dokunma duyularýný taþýr.
- Vücut çýkartýlarýnýn uzaklaþtýrýlmasý için bir yol oluþturur.
Organizmanýn bölgesel olarak ateþ, buhar, sýcak cisimler ile karþýlaþmasý sonucu geliþen doku harabiyetidir. Zararýn derecesini bildiren sýnýflandýrmada yanýðýn derinliði, vücudun ne kadarýnýn etkilendiði ve yanýk bölgenin yeri göz önünde bulundurulur. Buna göre:
1. derece yanýk (yüzeysel yanýk): Cilt kuru, kýzarýk ve hafif þiþ görülür. Aðrýlýdýr ve çok hassastýr. Orta dereceli güneþ yanýklarý buna örnektir.
2. derece yanýk (kýsmi kat yanýk): Cilt kýzarýk ve nemli görünür. "Bül" denen içi sývý dolu kesecikler oluþmuþtur. Çok aðrýlýdýr. Ateþle direkt temas, sýcak sývý veya cisim yanýklarý, kimyasal madde veya güneþ yanýklarý ikinci derece yanýða yol açabilir.
3. derece yanýk (tam kat yanýk): Cildin tüm tabakalarýný etkileyip cilt altý dokudan kas, kemik ve organlara dek inmiþ yanýklardýr. Cilt kuru, serttir, elastikiyetini kaybetmiþtir, mumsu görünümde olabilir. Koyu kahverenginden siyaha dek renk alabilir, aðrýsýzdýr. En çok patlama ile oluþmuþ yangýnlarda ve alevlerle sýnýrlanmýþ ortamda kalan kiþilerde veya elektrik çarpmalarý ile oluþur.
Ýlk yardým:
* Hastayý yanýk kaynaðýndan uzaklaþtýrýp yanmayý durdurmak.
* Ýlk yardým için uygulamalarý baþlatmak; öncelikle hastanýn yaþamsal belirtilerini hýzla deðerlendirip öncelik belirlemek.
* Yanýk bölge ile ilgilenmenin yeterli olduðu kararý verildikten sonra birinci derece yanýklarda soðuk su ile soðutmak. Bu iþlem akan soðuk su ile veya su dolu bir kapta 5-10 dakika tutmak ile yapýlýr. Aðýzdan aðrý kesici ilaçlar alýnabilir. Aðrý kesici kremler kimi kiþilerde alerjik reaksiyona yol açabileceðinden dikkatli kullanýlmalýdýr. Bu tip yüzeysel yanýklar 48 saat içinde kendiliðinden iyileþir; bu sürenin sonunda kýrmýzýlýk ve aðrý devam ediyorsa bir saðlýk kuruluþuna baþvurmalýdýr.
* Ýkinci derece yanýklarda yanýk bölgeyi soðuk suyla ýslatmak veya soðuk suyla dolu kapta bekletmek uygundur. Kol ve bacaklarda yanýk varsa kalp seviyesinden yukarýda tutmak gerekir. Varsa taký, giysi ve diðer aksesuarlarý çýkartmak gerekir. Cilde bulaþmýþ yað,gaz gibi yabancý maddeler sabunlu su ile dikkatlice temizlenebilir. Yanýk alaný temiz bir örtüyle kapatmalýdýr.
* Üçüncü derece yanýklarda hastayý alandan uzaklaþtýrýp kýsaca soðutmasýný yaptýktan sonra mümkün olan en kýsa sürede bir saðlýk kuruluþuna ulaþtýrmak gerekir.
Ne yapýlmamalý?
* Yaralarý soðutmak için buz kullanýlmaz; duyu azalmasýna yol açýp donuk oluþturabilir.
* Yaranýn üzerine yapýþmýþ giysileri sökmemelidir, etrafý kesilip o bölge býrakýlýr.
* Asla diþ macunu, krem, yað, salça gibi maddeler sürülmez.
Unutmayýn!
Eller, ayaklar, yüz ve üreme organlarýndaki 3. derece yanýklar
- Solunum sistemi hasarý ile birlikte olan yanýklar
- Vücudun %10'undan fazlasýný kaplayan 3. derece yanýklar
- Vücudun %20'sinden fazlasýný kaplayan 2. derece yanýklar
- Çocuk ve yaþlýlardaki her türlü yanýk
- Özellikle kol veya bacaklarýn tamamýný dairesel olarak kaplayan yanýklar
- Kol veya bacakta kýrýk þüphesi ile birlikte olan yanýklardýr. Mutlak hastanýn yaþamsal bulgularý dikkatle gözlenip, gerekirse desteklenerek en kýsa zamanda bir saðlýk kuruluþunda tedavileri baþlatýlmalýdýr.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)