15 Nisan 2007 Pazar

''Ten rengini belirleyen gen bulundu''

Kanser arastirmasi yapan Amerikali genetikcilerin, biyolojinin en buyuk gizemlerinden biri kabul edilen ten rengini belirleyen geni tesadufen bulduklari bildirildi.

Science dergisi, yarin cikacak sayisinda, Pennsylvania Universitesi genetikcilerinden Keith Cheng'in, ''Gendeki tek bir amino asitteki degisiklik, ten renginde buyuk bir rol oynuyor ve Avrupalilarin neden Afrikalilara gore cok daha acik renk tene sahip olduklarini acikliyor'' ifadesine yer verdi.

Bilimadamlarinin, yeni bulunan gene SLC24A5 ismini verdikleri, genin en tehlikeli cilt kanserlerini tedavide kullanilabileceginin de altini cizdigi belirtildi.

Yeni genin gelecekte, solaryumlarin morotesi isinlari vasitasiyla bronzlasmak ya da kimyasal maddeler kullanarak ten rengini acmak yerine de kullanilabilecegi kaydedildi.

Genetikcilerin, irklar arasindaki ten rengi farklarini belirleyen genlerin bircogunun ise hala gizemini korudugunu belirttigi ifade edildi.

Kok hucre calismasinin bilimselligi teyit ediliyor

Kopyaladigi ceninlerden kok hucre elde ettigi yolundaki makalesi bilimsel dergi Science'da yayimlanan ancak, meslektaslarinca sahtekarlikla suclanan Guney Koreli bilim adami Hwang Woo-suk, bu makalede konu edilen hucrelerin oldugunu ancak, elindeki baska hucreler uzerinde yapilacak testler sonucunda calismasinin bilimselliginin teyit edilecegini soyledi.

Seul Ulusal Universitesi'nden TV baglantisi ile duzenlenen basin toplantisinda konusan Hwang, Science dergisindeki makalesi icin kullandigi kok hucrelerin tumunun, dis etkenler nedeniyle bozuldugunu ve kurtarilamayarak olduklerini soyledi. Buna karsin, 5 baska donmus kok hucreyi inceleme icin cozmeye basladiklarini, yapilacak test sonucunda, calismasinin yeni bir bulus olup olmadiginin ortaya konacagini belirten Hwang, ''test sonucunun alinmasi 10 gun surecek'' dedi.

Nezle ve gripte C vitamini efsanesi!!!!!

C vitaminin hangi hastaligi yararli oldugu h�l� tartisiliyor.
Son 40 yildir, basta ABD olmak uzere pek cok ulkede, insanlar su ve ekmek gibi vitamin kullanir oldular. Bu arada bilim adamlari tarafindan C vitamininin grip, nezle ya da diger hastaliklarda etkisi uzerine pek cok bilimsel calisma yapildi







Nezlede, gripte, hatta henuz ulkemizde hastasi olmayan kus gribinde C vitamini tabletleri tamamlayici bir ilac olarak oneriliyor ve recete ediliyor. Acaba, C vitamini gercekten grip ve nezle gibi enfeksiyonlarin tedavisinde ve korunmasinda etkili mi? Bu soruyu yanitlamaya, 40 sene oncesine giderek, unlu bilim adami Linus Pauling'in bu alandaki calismalarini ele alarak baslayalim.
Yeryuzundeki iki Nobel odulu sahibi tek bilim adami olan Pauling, C vitamininin soguk alginligi, nezle ve pek cok baska hastalikta yararli oldugu kanisinin yaratilmasinda kuskusuz en fazla rolu olan kisi. Pauling, 1968 yilinda C vitamininin (askorbik asit) cok yonlu etkilerinden yola cikarak deneysel ve klinik literaturu birlestirmeye basladi. Yayinlanmis calismalar ve kendi deneyimlerinden yola cikarak soguk alginligi ve nezlede yuksek dozlarda C vitamininin koruyucu ve hastaligi iyilestirici ozellikleri oldugunu ileri surdu. Pauling 1970 yilinda yazdigi 'C Vitamini ve Nezle' baslikli kitabinda, 1000 mg C vitamini alanlarin nezleye yuzde 45 daha az yakalanacagini acikladi ve bu kitabi kisa surede en cok satan kitaplardan biri oldu. Bu arada gunluk C vitamini ihtiyacinin 60 mg oldugunu hatirlatalim. Alti yil sonra yazdigi 'C Vitamini, Grip ve Nezle' baslikli kitabinda daha yuksek dozlarin daha yararli olacagi iddiasini surdurdu. Vitaminler ve mineralleri ortomolekul, yani dogru molekul olarak tanimladi. Daha sonra yillar icinde elestiriler alsa da C vitamininin ek olarak kanser, kalp hastaliklari, diger enfeksiyonlar ve yaslilikla iliskili sorunlarda etkili olacagini ileri surdu. Bu alanda ucuncu kitabi 'C Vitamini ve Kanser' adini tasiyordu (1979) ve yuksek dozlarda C vitaminin kansere karsi da etkili oldugunu iddia ediyordu. Ayrica C vitaminine ek olarak E ve B vitaminlerinin de kullanilmasi gerektigini soyledi. Bu iddialar, donemin hekimleri tarafindan uydurukculuk (quackery) olarak gorulurken, 83 yasinda yazdigi 'Nasil Daha Iyi Hissedilir ve Nasil Daha Uzun Yasanir?' isimli kitabinda (1986), yuksek doz vitaminlerin alinmasinin saglikli ve uzun yasam icin gerekli oldugunu ileri suruyordu.




Su gibi vitamin
Son 40 yildir, basta ABD olmak uzere pek cok ulkede, insanlar su ve ekmek gibi vitamin kullanir oldular. Bu arada baska bilim adamlari tarafindan C vitamininin grip, nezle ya da diger hastaliklarda etkisi uzerine pek cok bilimsel calisma yapildi. Bu calismalarin buyuk cogunlugu C vitamininin artik yayginlasmis olan kaninin aksine yararli olmadigini ortaya koyuyordu. Arada ise, tek tuk C vitamini lehine yayinlar cikiyordu. Nihayet bu yil, nezle ve gripte C vitamini etkisini arastiran son 65 yilda yapilmis 55 arastirmayi kapsayan bir calisma yayinlandi. Bu calisma, 1940 yilindan bu yana, gunde 200 mg uzerinde C vitamini verilerek yapilan arastirmalarin taranmasina dayaniyordu. Birkac istisna disinda genel olarak alinan C vitaminin hastaligin suresini kisaltmadigi, belirtileri iyilestirmedigi belirtiliyordu. Sadece bir calismada, cok ozel kosullarda asiri soguk ve fiziksel zorlamaya maruz kalan kisilerde, koruyucu olarak alinan C vitaminin yararli olabilecegi saptanmisti. Ancak, bir kayak okulundaki cocuklari kapsayan bu calismanin sonuclari tum topluma genellenemezdi ve bu alanda calismalar surdurulmesi gerekiyordu.
Yuksek doz C vitamininin, cesitli kanser turlerinde yararli olmadigina dair cok sayida bilimsel yayin var ve konu halen tartismali. Pauling'in C vitamini ve benzer molekuller ureten firmalar ile yakin iliskide oldugu baska bilim adamlari tarafindan one suruldu, Pauling akademik cevrelerde sikca elestirildi. En azindan, ilac firmalarinin onun sayesinde milyarlarca dolar kazandiklari acikti. Diger yandan, yuksek doz vitaminler sonucunda ortaya cikan yan etkilerin hesabi tutulmamisti.
Konumuz C vitamini ama merakli okurlar icin deginelim, nezle ve grip icin en cok onerilen diger tamamlayici molekuller cinko ve Amerika'da yetisen bir bitki olan ekinazya. Ne yazik ki, bu molekullerin de nezle ve gripte etkili olduklari kanitlanamadi. Hatta, cok yeni olarak, ekinazyanin etkisizligini gosteren guclu bir calisma yayimlandi. Enfeksiyon alaninda C vitamini kullanimi fikri curutuldu ama her ne kadar uydurukculukla suclansa da renkli bilim adami Linus Pauling'ten ogrenecegimiz baska seyler var.
Linus Pauling ve C vitamini
Linus Pauling (1903-1994), gectigimiz yuzyilin en ilginc bilim adamlarindan biri ve tarihte iki kez Nobel odulu (1954'de kimya, 1962'de baris dalinda) almis tek kisi.
70 yili asan bilimsel kariyerinde Pauling cok cesitli ve birbirinden farkli alanlarda calismalar yapti. Kimya, fizik ve biyokimya alanlarinda onemli buluslara imza atti. Atomun yapisini aciklarken kuantum teorisi ve kuantum mekanigi alanlarinda teorik fizigi kullandi. Buradan yola cikarak ����lurji ve mineraloji alanlarinda ����llerin ve minerallerin yapisini tanimladi. Tipta, genetik hastaliklar, hematoloji, immunoloji, beyin fonksiyonlari ve psikiyatri, molekuler evrim, beslenme, tanisal teknoloji, istatistiksel epidemiyoloji ve biyotip alanlarinda buluslar yapti.
Linus Pauling, bilimsel calismalari yani sira toplumsal bir eylemci olarak da one cikti.
Hayati boyunca meslektaslarinin goze alamadigi mesleksel ve kisisel riskleri goze aldi. Cogu zaman bilimsel, tibbi ve toplumsal gruplari yeni bilimsel hipotezleri ve sosyal aktivizmi ile sarsti. Inatci ve coskulu yasadi. Kennedy yonetiminin Nobel kazananlarin onuruna verdigi yemege davetli oldugu gun, Beyaz Saray'in disinda nukleer denemeleri protesto eden bir pankart tasiyordu. Aksam olunca baskanin yemegine katilmaktan geri kalmamis, hatta hareketli bir muzik baslayinca garipseyen bakislara aldirmadan karisiyla dans etmisti.
Soguk Savas yillarinda nukleer silahlanmaya karsi tavir aldi, Sovyet bilim adamlariyla birlikte kalici bir baris icin diyalog yurutulmesini savundu. Vietnam ve Guneydogu Asya'da, ABD askeri varligina karsi cikti. Ayrica, ABD'nin Kuba, Nikaragua ve diger Latin Amerika ulkelerinde yuruttugu politikalara ve ABD'nin korfezde Irak'a saldirmasina karsi cikti. Bugun yasasaydi, Irak isgaline aktif olarak karsi cikardi, Cunku, Pauling cogu kez bilim adamlarinin toplumsal ve siyasal gelismelere aktif katilimlarini tesvik etmisti. 1952 yilinda ABD'de komunistlikle suclandigi icin pasaport alamadi. Hatta bu yuzden Ingiltere'de yapilan bir toplantiya katilamadigi ve DNA'nin yapisinin aciklanmasinda Watson ve Crick'ten geride kaldigi soylenir.

ONDER ERGONUL: Doc. Dr., Ankara Numune

Akupunktur TedavIsI....

Almanya�daki saglik sigorta kurumlari tarafindan gerceklestirilen en buyuk akupunktur arastirmasi ilginc bir sekilde sonuclandi: Akupunktur igneleri gercekten de ise yariyor, ama bunlarin nerelere batirildiklarinin hic onemi yok. Oyleyse akupunktur tedavisi sadece telkin edici bir etkiye mi dayaniyor?
Cok sayida saglik sigortasi kurumunun istegi uzerine akupunkturun gercekten etkili olup olmadigini aciklayacak Gerac arastirmasi ("German acupunctur trials") bugune degin yapilan en kapsamli bilimsel arastirmaydi. Arastirma cercevesinde hastalar uc gruba ayrildiktan sonra birinci grup Cin�deki ozgun akupunktur terapisiyle, ikinci grup "rasgele" batirilan akupunktur igneleriyle, ucuncu grup standart tedavi uygulanmis.

Kronik sirt agrisi ve diz agrisina yonelik ilk tedaviler hem akupunktur tedavisinden kusku duyanlar hem de bu tedavi yontemine inananlari rahatsiz edecek sekilde sonuc verdi. Akupunktur standart terapilerden cok daha etkili, ama uyduruk akupunktur tedavisi de en az ozgun akupunktur kadar etkili.

O halde ignelerin nerelere batirildiginin onemi yok mu? Gerac arastirmasi, Cin�in Yin-Yang felsefesini yalanlamis olmuyor mu? Sonuclar ote yandan tip icin de utanc verici degil mi?

Basari orani

Simdi bel agirsi ornegine bakalim: Alti ay suren ilac tedavisi ve 10-15 saat suren masaj veya jimnastik sonucunda hastalarin sadece dortte biri agrilarindan kurtulmus veya daha rahat hareket edebilecek duruma gelmisler. Oysa 10-15 seanslik "gercek" akupunktur tedavisindeki basari orani neredeyse %50 idi. Fakat "uyduruk" akupunktur tedavisi de neredeyse "gercegi" kadar basarili olmus.

Peki bu ilginc arastirma sonuclari ne sekilde aciklanabilir? Akupunktur sadece telkin edici bir etkiye yani placebo (etkisiz ilac) etkisine mi dayaniyor?

Kimi uzmanlar arastirmanin basarisini sonuclarin yorumlanis sekliyle ilgili oldugunu soyluyorlar. Her ekip kendi acisindan bir basari yakaladiginda sonuclari o yonde yorumlayabilir. Ve boylece bazilari akupunktur tibbi tedavilerden cok daha etkili olduguna inanir diyor kimi uzmanlar.

Onemli olan diger bir noktada akupunktur tedavisi goren hastalarin doktorlardan daha fazla ilgi gormus olmasi. Bu durum standart terapi gorenlerde huzurluk yaratmis olabilir deniyor. Ote yandan akupunktur etkisinin alti aydan daha uzun bir sure kalici olup olmadigini henuz kimse bilmiyor.

Hangisi iyi

Gerek Cin�de gerekse Cin�in disinda birbirinden farkli cok sayida akupunktur gelenegi var. Ornegin genelde kor terapistler tarafindan uygulanan Japon akupunkturunda Cin akupunkturuna kiyasla cok daha etkili uyarimlar harekete gecirilmekte.

Batida "Geleneksel Cin Tibbi" ve akupunktur olarak ogretilen ise gercek akupunktur geleneginden cok uzak. 4000 yillik oldugu soylenen Cin Tibbi kavrami, Cin tibbini "ihracat araci" olarak kesfeden Maocular tarafindan uretilmistir.

Cesitli akupunktur yontemlerinden hangisinin en iyisi oldugu bilimsel olarak aciklanamamakta. O halde hastaya zarar vermedigi surece doktorun hangi akupunktur turunu uyguladigi onemli degil.

Ayrica etkili olanin sadece ignenin batmasi oldugunu gosteren kanitlar da var. Bu durumda meridyenlerle ilgili tum teoriler ve "elementlerin dengesi" de sadece felsefe olsa gerek. Ornegin son agri arastirmalari, cilde batirilan her ignede, agriyi onleyebilecek uyari maddelerinin salgilandigini gostermistir.

Tahminlere gore telkin edici etki de onemli bir rol oynamakta. Bochum Universitesi agri terapisti Michael Zens, tum invaziv tedavilerinin doktor ve hasta arasinda gecen bir mahremiyet oldugunu dolayisiyla da daha cok agri terapilerinde cok etkili oldugunu soyluyor. Placebo arastirmalariyla da gercekten etkisiz ignelerin, etkisiz haplardan daha iyi etkidigi kanitlanmistir.

Spiegel�e gore 44/2004 son arastirma akupunktur uzmanligini da tartismaya acacaga benziyor. Cunku en iyi egitimi almis uzmanlarin daha basarili oldugu kanisi yeni sonuclarla gecerliligini yitirmis oldu.

SaGlikli SaClar ICIn SaC Bakimi......

Saclarinizin saglikli gorunmesini istiyorsaniz; 2 ayda bir kestirin, ilik su ile yikayin ve kremi sadece uclarina surun.
Sac bakiminda dikkat etmeniz gereken diger hususlar soyle:

Jole surunce saclar dokulur mu? Jole sacta 2-3 gun kalirsa havasiz biraktigi icin sac dokulur. En azindan ertesi gun sac yikanmalidir.

Mevsim donumlerinde saclara ozel bir bakim uygulanmali mi? Bu konuda her zaman bir bakim yapmak lazim. Belli markalarin sampuan, krem ve serumlari her zaman degil ama mevsim donumlerinde kullanilmali.

2 ayda bir saclari kestirmek gerekir mi? Saclar ucundan alininca daha saglikli oldugu icin cabuk ve dengeli uzar. 2 ayda bir sac kesimi normaldir. Boylece sekli de bozulmamis olur.

Sacin her gun yikanmasi zararli midir? Sac kendi yaginda kalmalidir. Ama mesela gunde 3 sampuan yapiyorsaniz zararlidir. Her gun yikansa bile 1 sampuan yeterlidir.

Sac icin ozel bir krem kullanilmali midir? Her zaman sacin ucuna uygulanmalidir. Cunku krem sacin dibini yumusattigi icin saci doker.

Sac nasil suyla yikanmalidir? Saclari ilik suyla yikamak daha iyidir. Ilik su saci parlak yapar. Yikama sonrasinda 1 kez soguk su tutulmalidir. Cunku hem beyin rahatlar hem de saclar canlanir.

Esmer bayanlara ne renk sac onerilir? Aslinda en guzel sarisinlar, esmerlerden cikar. Esmerler sarisin olacaksa once uclardan baslanilir. Yani dip cok koyu, uclar sari olmali. Dekolteye dusen sari sacin esmer tene yakisip yakismadigina bakilir.

Kepek ProblemI....

Evde kolayca hazirlayacaginiz karisimlar, saclarinizi guclendiriyor Evde kolayca hazirlayacaginiz karisimlar, sac kepegi probleminize son verirken, sac yapisini da guclendiriyor.
Isirgan otu, sorunlu saclarin da ilaci. Ayrica isirgan otu, ergenlik sivilcelerini yok ediyor, saclari canlandiriyor, dokulmesini onluyor ve kepegi gideriyor.

* Yarim litre taze kaynatilmis su icine, 5 poset isirgan otu cayini ilave edin. Kabin agzini kapatin ve 5-10 dakika demlendirip, sogutun. Elde ettiginiz bu infuzyonu saclarinizi yikayip duruladiktan sonra durulama suyu olarak kullanin. Sac diplerine yapacaginiz masaj, zaman icinde sac kaybini onler, saclari guclendirir ve kepek olusumuna engel olur. Ayrica bu karisimi tonik olarak kullandiginizda cildiniz de sikilasir.

* 100 gram dulavrat otu koku, 100 gram isirgan otu koku ve 60 gram simsir agaci yapragini 2 litre sirke icine birakin. Bitkileri 8 gun sicak bir yerde dinlendirdikten sonra suzun. Elde edeceginiz siviyla kafa derisine masaj yapin. Bu masaji duzenli yaptiginiz taktirde saclariniz guclenir ve parlaklasir.

* Kafa derisi kasintisina karsi 1 litre elma sirkesini kaynama derecesine kadar isitin (Ama kaynatmayin) ve icine 1 avuc dolusu isirgan otu yapragi ekleyin. 15 dakika demlendikten sonra suzun. Daha sonra saclarinizi bu suyla durulayin ve kafa derisine masaj yapin.

BItkI Caylari Ve Faydalari..........

NANE: Nane cayi, mide ve bagirsak gazlarinda, bulanti ve kalp carpintisinda icilir. Sindirim sistemi rahatsizliklarinda, karin agrisi, ishal, safra kesesi tasi, bas agrisi, migren, sinuzit, dis agrisi, halsizlik, bronsit, oksuruk gibi rahatsizliklarda da tedavi edici ozelligi olan nane, nefes darliginda da soyle kullanilabilir: Bir tulbentin uzerine bal konulur, uzerine taze veya kuru nane yapraklari serpilir ve yatmadan once gogus uzerine baglanarak, sabaha kadar birakilir.
BIBERIYE: Bu guzel kokulu bitkinin kullanilmadigi hastalik yok gibidir. Ozellikle kan dolasimi hastaliklarina, romatizma ve astim hastaliklarina, mide ve bagirsak gazlarina karsi kullanildigi gibi, agir yemeklerden sonra icildiginde de sindirimi kolaylastirir. Ayrica bronsit, oksuruk, migren, gastrit, bas agrisi, agrili adet, dusuk tansiyon, kabizlik, safra kesesi tasi, ishal ve karaciger rahatsizliklarina da birebirdir.

REZENE: Rezene, Ege Bolgesi pazarlarinda bahar aylarinda bol bulunan bir bitkidir. Rezene cayi; ozellikle gaz ve kramp agrilarinda, mide ve bagirsak rahatsizliklarinda kullanilir. Bebeklerin gazli oldugu zamanlarda sik basvurulan bir ilactir. Oksuruk ve soguk alginliklarinda ve cocuklarda bogmaca hastaligi sirasinda, rezene cayi oldukca yararlidir.

Listeyi uzatmak mumkun: Hickirik, bulanti, idrar yollari iltihabi, bobrek taslari gibi bircok durumda rezene cayina basvurabiliriz.

HINDIBA: Hem salatalarda, hem de haslanarak zeytinyagi ve limon ilavesiyle kullanilabilen hindiba, iyi bir idrar sokturucudur. Hindiba, karaciger hastalarinin, romatizmalilarin ve seker hastalarinin sofralarinin bas kosesine oturtmasi gereken otlardan biridir. Bunlardan baska bagirsaklari yumusatir, muzmin romatizma, gut, bobrek ve safra kesesi hastaliklarinda yararlidir.

Hindiba koklerinden yapilan kahve, iyi bir istah acicidir. Romatizma hastalari ilkbahar ve sonbaharda 4-6 hafta arasi sabah ve aksam hindiba cayi icerek kur yapabilirler ve faydasini da hizla gorurler. Hindiba cayi hazirlamak icin kisi basina 1-2 tatli kasigi dogranmis hindiba kullanilir.