7 Nisan 2007 Cumartesi

Nedir bu Anorexia?



Anorexia insanlarin kendilerini acliga mahkum ettikleri bir yeme bozuklugudur.Bu rahatsizlik genellikle ergenlik donemindeki genclerde gorulur. Anorexia problemi yasayan kisiler cok asiri derecede kilo kaybederler ve kilolari normalde olmalari gereken kilonun % 15 �i kadar daha azdir. Anorexia problemi olan kisiler son derece ince hatta siska gorunumde olmalarina ragmen kendilerini asiri kilolu gorurler. Kilo kaybi genelde hic yemek yememe, asiri egzersizler, diuretik ve laksatif ilaclarin kullanimi ile ortaya cikar.

Anorexia problemi olan kisilerin en buyuk korkusu kilo almaktir ve genellikle bu rahatsizlik gelisme cagindaki genc kizlarda gorulur. Bu kisiler hastalikli denebilecek kadar ince bir gorunume sahip olsalar da kendilerini kilolu gorurler ve tuhaf yeme aliskanliklari sergilerler, ornegin diger insanlarla bir arada yemek istemezler, ya da baskalari icin buyuk ogunler hazirlarlar ama kendileri bir lokma bile tatmazlar. Bu yeme bozuklugu da tipki bulimia gibi balerin, manken, fotomodel, dansci, sporcu gibi kisiler arasinda yaygindir. Eger bu sekilde yeme bozuklugu olan bir yakininiz varsa onu size karsi cikmasina ragmen ne olursa olsun doktora gitmeye ikna etmelisiniz.

Anorexianin cesitli belirtileri vardir. Oncelikle kisi yasina, boyuna ve vucut yapisina gore olmasi gereken kilonun cok altindadir. 3-4 ay ust uste regl olmama durumu ortaya cikar, ayrica korku, edise, halsizlik, konsantrasyon eksikligi, kalori alma korkusu yasar. Cilt cok kurudur ve nefes darligi problemi gorulur. Bu sorun derhal tedavi edilmezse ciddi saglik problemleri ortaya cikar. Kemiklerde osteoporoz belirtileri baslar ve cabuk kirilir hale gelir, mineral eksikligi gorulur, vucut isisi duser, kalp atislari duzensizlesir ve buyume yavaslar. Surekli laksatif ve diuretik ilaclarin kullanimi da basta bagirsaklar olmak uzere ����bolizmanin dengesini bozar.

Anorexia hamilelik doneminde de ciddi saglik sorunlarina yol acar. Hamile bir bayanin saglikli bir dogum yapabilmesi icin 10-15 kilo almasi gerekirken boyle bir kilo alimi anorexia problemi olan birine 50-60 kilo almak gibi gozukur. Her tur yiyecekten yeteri miktarda alinmamasi anne ve bebek sagligini tehlikeye sokar ve genelde premature bebekler dogar.

Bulimia ile anorexia arasindaki en onemli fark bulimia problemi olan kisiler cok asiri derecede yeme nobetleri gecirdikten sonra bunlari kusma ve benzeri sekillerde bosaltirlar. Anorexia problemi olanlar ise hemen hemen hic yemek yemezler fakat ne olursa olsun zamaninda devreye girecek bir uzman yardimi ile anorexia problemi de tipki bulimia gibi tedavi edilebilir.


Egzama hakkinda bilmemiz gerekenler....

Farkli alerjik etkilerden dolayi ,cildin cesitli bolumlerinde ortaya cikan bir deri hastaligidir. Kabuklanma, pullanma, kizariklik, kasinti gibi belirtileri vardir.

Bu deri hastaligi 4 evreden olusmaktadir.

Kizariklik Evresi: Ilk belirtiler kasinti olarak kendisini gosterir,daha sonra odemli kizarikliklar olusur.

Vezikul Evresi: Ciltteki kizarik alanlarda vezikuller olusur ve daha sonra bu vezikuller birlesip lezyon olustururlar.

Sulanma ve Kabuklanma Evresi: Vezikuller patlayip iclerindeki su bosalinca, deri kurur ve cilt yuzeyinde sarimsi kabuklar olusur. Bu kabuklara elle mudahale edilmemesinde fayda vardir cunku zamanla duserler.

Kepeklenme Evresi: Kabuklar dokuldukten sonra pembemsi bir deri ortaya cikar. Bu bolumde bir sure kepeklenme gorulebilir. Sonunda egzama iz birakmadan kaybolur.

Egzamanin Kontakt Dermatit (Temas Egzamasi) ve Atopik Egzama olmak uzere cesitleri vardir.

Temas Egzamasi: Cildin duyarli oldugu maddeyle temasa gecmesi sonucunda ortaya cikar. Deriden iceriye sizan madde proteinlerle birlesip alerjik bir yapi kazanir. Cilt bu yabanci maddeyle savasabilmek icin antikorlar uretir ve sonucta yukarida 4 olusum evresinden soz ettigimiz sekilde egzama ortaya cikar. ����l takilar, deterjanlar, coraplar, sentetik giysiler temas egzamasina zemin hazirlayabilirler.

Atopik Egzama: Bu egzama cesidi tamamen genetik kokenlidir. Bu tur egzamanin olusumunda genetikle beraber, ter, isi degisimleri, rutubet, stres, polen, yiyecek alerjileri de etkili olmaktadirlar. Bu gibi durumlarda hastanin alerji yapici etkenlerden uzak durmasi gerekmektedir. Ayrica asiyla da bagisiklik kazanilabilir.



Klimalar yoluyla bulasan hastaliklar!!!!


Memorial Hastanesi�nden Gogus Hastaliklari Uzmani Dr. Fusun Soysal klimalar yoluyla bulasan hastaliklarla ilgili su bilgileri verdi:

'Akciger dokusunun iltihaplanmasi olarak tanimladigimiz zaturrenin,havalandirma sistemleri yoluyla bulasan seklini �Legionella Pnomonisi� olarak adlandiriyoruz.

Bu hastalik ilk kez,1976 senesinde Pensilvanya lejyonerlerinin yaptiklari bir toplantida bulunan kisilerde gorulmus ve toplanti salonundaki havalandirma sisteminden kaynaklandigi anlasilmistir.Hastaligin taninmasi ile birlikte, bu zaturre tipinin, alisilagelmis yuksek ates, oksuruk, balgam gibi bulgularin goruldugu tipik zaturreden farkli oldugu anlasilmistir.

Hastaliga neden olan, Legionella Pneumophilia denen bir bakteridir. Bu bakteri,klimalarin filtre sistemlerinde, uygun nem ve isida kolonize olmakta ve buradan ortam havasina dagilmaktadir. Siklikla otel ve hastanelerden kaynaklanan salginlar yapa,ancak tek tek vakalar da nadir degildir. Insandan insana bulastigi gorulmemistir. Akcigerlere girisi icin saptanmis en onemli yollar, solunum cihazlari, havalandirma sistemleri ve hastanelerde solunum yollarina uygulanan birtakim islemlerdir. Dolayisiyla, klimatize buyuk otel ve is yerlerinde calisanlar, havalandirma iscileri ve saglik personeli riskli gruplardir. Bu arada bakteriyi alan kisinin vucut direnci de cok onemlidir. Seker hastalari, alkolikler, yaslilar ve bebekler, kortizen tedavisi altinda olanlar, kemoterapi gorenler, bobrek yetersizligi ve kronik akciger hastaliklarina sahip kisilerde hastaligin olusumu daha yuksek orandadir. En yaygin, kolaylastirici faktor ise sigara icimidir.

Hastalarda, tipik zaturreden farkli olarak, akcigere ait sikayetler on planda degildir. Yaygin kas agrilari, bas agrisi, halsizlik, ates, huzursuzluk vardir. Ilk iki gunde yogun olmak uzere kuru oksuruk gorulur. Bulanti, kusma, ishal, karin agrisi gibi sindirim sistemi bulgulari olabilir. Hastalarin %20 sinde sinir sistemi bulgulari, ajitasyon, konsantrasyon bozukluklari, hatta koma gorulebilir. Bu belirtiler arasinda solunum sistemini aklimiza getirecek en onemli bulgu, kuru oksuruktur.

Hastanin muayenesi ve akciger filminde, kesin taniyi koydurabilecek ozel bulgular yoktur. Grafide akcigerlerin alt kisimlarinda iltihapli alan gorulebilir, akciger zarinda sivi birikimi olabilir. Hastalik genellikle tek taraflidir. Akcigerlerin bilgisayarli tomografisi, daha detayli incelemeye olanak verir. Laboratuar olarak, serolojik birtakim testler taniya yardimcidir.

Hastaligin tedevisinde, 15-21 gun sureyle, bu bakterilere yonelik antibiotiklerin kullanimi onemlidir. Uygun zamanda ve dozda kullanilan antibiotiklerle hastaligin iyilesmesi tamdir.

Klimalari yogun olarak kullandigimiz su gunlerde ates ve oksuruk sikayeti olan kisiler, bu bulgularin basit bir gripal enfeksiyon olmayip, zaturre baslangici da olabilecegini akilda bulundurmali ve hastaneye basvurarak tetkiklerini yaptirmalidir.�

Pilonidal Sinus (Kil Donmesi)

Pilonidal sinus (kil donmesi) genellikle kuyruk sokumunda gorulen, inflamasyon, abse ve/veya deriye acilma (sinus) ile karekterize bir hastaliktir. Gorulme sikligi %0.7�dir. En sik goruldugu yaslar 16 ile 20�li yaslardir. Hastaligin nedeni natal cleft ve derin kuyruk sokumudur (intergluteal sulkus). Sirt ve bastan dokulen killarin kuyruk sokumundaki iki kaba et arasinda, killi ve terli oluga takilip surtunmelerle olugun en dibindeki ter bezi deliklerinden vida gibi donerek deri alti yag dokusu icine hissettirmeden girmesi, labirentler acmasi, pesinden labirentlere giren bakterilerin de katkisi ile etrafi iltihaplandirmasi; cerahatli veya kanli, pis kokulu akintilar ve abseler olusturmasidir. Birden fazla sinus agzi olan ve asiri rahatsiz edici klinik bulgulari olan hastalarda, hastalikli alanin genis eksizyonu gereklidir. Cesitli tedavi stratejilerine ragmen hastaligin tekrar etmesi ve hastalarin yasam kalitesini etkilemesi nedeniyle hala kil donmesi hastalarin korkulu ruyasi olarak karsimiza cikmaktadir.

Hodges tarafindan kil donmesinin ilk kez tanimlanmasindan beri fenol injeksiyonu, tiraslama, kesenin cikarilip acik birakilmasi ya da primer kapatilmasi, marsupiyalizasyon, deri greftleri ve son olarak gunumuzde en cok tercih edilen flep cerrahisi yontemleri denenmistir. Bu yontemlerin buyuk kisminda major problem yuksek tekrarlama orani, infeksiyon orani ve hastanede kalis suresini uzun surmesidir. Hastalikli bolgenin cikarilip acik birakilmasi yontemi ozellikle askerlik doneminde basit ve vakit almayan yontem olmasi nedeniyle tercih edilmektedir. Ancak bu yontem hastalarda uzun sureli (4-8 hafta) agrili yara pansumanlari, surekli ic camasiri degistirme ve yuksek tekrarlama riski nedeniyle gunumuzde tercih edilmemektedir. Son zamanlarda cesitli flep yontemleri tanimlanmakla birlikte en sik tercih edilen yontemlerin basinda Karydakis flep ve Limberg flep metotudur. Literaturdeki en genis modifiye limberg hasta serisi ekibimize ait olup, sonuclari son derece yuz guldurucudur. Kil donmesinin cerrahi olarak cikarilmasinda baslica sorun cikarilan alanin rekonstruksiyonudur. Cerrahi olarak cikarilan alanin tamamen acik birakilmasi ya da orta hatta karsi karsiya getirilmesi (primer onarim) sonucu %50�lere varan yara acilmasi ve tekrarlama riski ortaya cikmaktadir. Ayni zamanda hastalar kuyruk sokumunda primer onarima bagli agrili yara gerilmesi, hareket kisitliligi ve memnuniyetsizliklerini bildirmektedir.

Kil Donmesinin Belirtileri Nelerdir?
Kuyruk sokumunda veya anusun arka yukari tarafinda az hassas kucuk sislikler kasinti, akintili veya akintisiz, killi, kilsiz, milimetrik delikler ve bazen de abse olusmasidir. Muayene ve tetkiklerde ici iltihabi granulasyon dokusu ve kil dolu kese, fistuller ve olayi cepecevre sinirlayan ve killarin daha derinlere gitmesini onemli olcude onleyen kalin fibrotik kilif gorulur. Abselerin hacmi 1 cc den 100 cc

Kil Donmesi Nasil Tedavi Edilir?
Kil donmesinin tedavisinde gecmisten gunumuze cesitli tedavi modaliteleri uygulanmistir. Bunlardan en sik uygulani ise kil donmesi kesesinin tam olarak cikarilmasi ve yaranin acik birakilmasi seklindedir. Ancak bu yontemin dezavantaji iyilesme suresinin uzun surmesi (4-8 hafta), agresif pansumanlarin hastayi gerek fiziken gereksede ruhen yipratmasi, gunluk aktivitelerine donus suresinin uzun olmasi ve de en onemlisi tekrarlama olasiliginin yuksek olmasidir. Bu nedenle gunumuzde en sik tercih edilen tedavi metodu doku kaydirma teknikleridir. Ekibimiz tarafindan pilonidal sinus hastaligi olan hastalara rhomboid eksizyon yapilarak, acikligin limberg doku flebi ile kapatilmasidir. Bu tedavi yonteminin sonuclari oldukca yuz guldurucudur. Oncelikle hastalarin hastanede kalma suresi 1 gun olup, 5-6 gun sonra gunluk aktivitelerini yapabilir hale gelmektedir. Bu hastalarda hastaligin tekrarlama olasiligi %0.1-2 civarindadir. Hasta memnuniyeti ise %90-95 oranindadir. Ekibimiz tarafindan kuyruk sokumunda kil donmesi tespit edildiginde hasta basit ve komplike hastalik olarak siniflandirilip, cerrahi yontem buna gore uygulanmaktadir. Hastalar ekibimiz tarafindan periyodik olarak kontrole cagrilip, onceden hazirlanan formlara takipleri duzenli olarak islenmektedir.

Pilonidal abse (kil donmesi absesi), poliklinik sartlarinda sik karsilastigimiz hasta grubunu olusturmaktadir. Bunlardaki tedavi prensibimiz ise, oncelikle absenin siyah uclu bir injektorle aspire edilmesi, bu bolgenin tuy dokucu kremlerle aylik olarak killardan arindirilmasi, gunluk olarak kuyruk sokumu bolgesinin antiseptik ya da antibakteriyel sampuanlarla yikanmasi ve dus alinmasi seklindedir. Bu sekilde tedavi edilen hastalarda, sinus agizlarindan kronik bir akinti olmasi durumunda hasta degerlendirilip cerrahi tedavi onerilmektedir.

Ekibimiz tip literaturundeki rhomboid eksizyon + limberg flep cerrahi tedavisi uygulanmasi acisindan en genis vaka sayisina sahiptir.

Kil donmesinin tekrarlamasini onlemedeki oneriler...
1. Hekimin tavsiye ettigi sekilde, hastalar temizlik ve pansumanlari duzenli olarak yapmalidir.
2. Kuyruk sokumu sabah aksam giyinirken el ile 3 - 5 saniye fircalanip kil, hav, yun ne varsa uzaklastirilmali
3. Cok killi olanlar, 30 yasina kadar kuyruk sokumu olugunu, ayda bir kez kil dokucu krem ile veya cimbizla temizlemeli, kaba etlerini genisce tiras ettirmeli.
4. Otuz yasindan sonra, kuyruk sokumu cildi nispeten daha az terler ve kurur, giderek sertlesip kalinlasir ve delinme riski kalkar. Ister ameliyatla ister ilacla tedavi olsun tedavi sonrasi hijyenik bakim tedavinin uzun sureli basari sansini dogrudan etkiler.

BedenlerImIze DIkkat..!!!!

Benler, melanosit adi verilen ve melanin pigmenti ureten hucrelerin olusturdugu yapilardir. Bir kismi dogustan olabilecegi gibi bir kismi da sonradan (edinsel olarak) ortaya cikabiliyor. Kahverengi, siyah ya da deri renginde olabilen benler genellikle bir tehlike olusturmazken; bazilari kanser riski tasiyabiliyor. Acibadem Hastanesi Deri Hastaliklari Uzmani Dr. Sadiye Kus; "Her ben tehlikeli degildir. Edinsel benlerin normal olarak yillar icinde sekil ve renk acisindan degisim gecirebilecegi beklenmektedir." diyerek soyle devam ediyor: "Malin melanom melanositlerin yapilarinin bozulup, kontrolsuz olarak asiri cogalmasi ile olusan bir deri kanseri tipidir. Malign melanom, mevcut bir ben uzerinde ortaya cikabilecegi gibi, ayrica baslangictan itibaren beni taklit eder tarzda da dogup gelisebilir. Melanomu zararsiz degisimlerden ayirt etmede simetri, sinir, renk ve cap ozelliklerine dikkat edilmelidir."

Hangi benler tehlikeli?

Sekil ve yapi itibariyle simetrik ve yuvarlak bir gorunum yerine duzensiz, asimetrik gorunum tasiyan, sinirlari duzenli olmayan, farkli renkler iceren benler risk olusturuyor. Dr. Kus, "Bu degisiklikler varsa hastanin bir dermatoloji uzmanina basvurmasi gereklidir." diyerek bir uyarida bulunuyor: "Bunun disinda hastanin diger benlerinden daha farkli oldugunu dusundugu, ani degisim gosteren, hizla buyuyen ya da yukarida sayilanlara uysun ya da uymasin gorunusunden endise duydugu benleri icin dermatolojiye basvurmasi gerekmektedir."

Dogustan olan benlerin ise ozellikle buyuk olanlari malign melanoma donusme riski tasimaktadir. Bu nedenle yakindan takip edilmeli ve gerekli gorulurse cerrahi olarak cikarilmalidirlar."

Kimler risk altinda?

Dr. Kus, riskli gruplari soyle siraliyor:

-Ten rengi acik olup, mavi, gri ya da yesil goz rengine, yogun cillere sahip olmak.
-Ozellikle cocukluk ve ergenlik doneminde aralikli olarak yogun sekilde gunese maruz kalmak
-Cocukluk doneminde gecirilmis gunes yaniklari oykusu
-Daha once melanom gecirmis olmak ya da ailede melanom oykusu.
-Bireyde cok sayida (ellinin uzerinde) ben bulunmasi.
-Displastik (atipik) ben olarak adlandirilan duzensiz benlere sahip olmak.

Tani ve tetkikler

Melanom gelisimi acisindan risk faktorleri bulunan bireyler icin kliniklerine gore 3 ila 12 ayda bir dermatolojik muayene oneriliyor. Benlerin incelenmesinde muayenenin yani sira benin 10 kat buyutulerek icindeki yapilarin gorunmesini saglayan "dermatoskop" adi verilen bir el aletinden de yararlaniliyor. Benlerdeki bazi anormallikler ciplak gozle saptanabilecek duruma gelmeden once de dermatoskop ile daha erken donemde saptanabiliyor. Dr. Kus, "Ciplak goz ve dermatoskopla yapilan muayenede melanom suphesi uyandiran bir ben varsa bunun kesin tanisi benin cikartilip patolojik incelemeye gonderilmesiyle saglanmaktadir. Ancak her benin cerrahi olarak cikarilip patolojik incelemeye gonderilmesi gerekmemektedir. Dermatoloji uzmani tarafindan cikarilmayi gerektirecek kriterlere sahip olmayip ancak yine de izlenmesine karar verilen benler icin hasta periyodik kontrollere cagrilir." diyor.

Dijital dermatoskop ile erken tani

Dermatoskop adi verilen el aletleri ile yapilan incelemede supheli benlerin fotografik olarak kayit imkani bulunmadigindan, hasta takibe geldiginde benin onceki muayenelerdeki gorunumu ile son durumunu karsilastirma imkani da soz konusu degil. Ancak dijital dermatoskopik inceleme benlerin kayit edilip, saklanip hastanin izlem suresi boyunca benlerinde gelisebilecek degisikliklerin saptanmasini sagliyor. Dr. Kus, "Supheli benlerdeki degisikliklerin bu sekilde erken donemde saptanmasini kolaylastirir." diyerek sozlerini soyle surduruyor: "Ancak unutulmamalidir ki dijital dermatoskopik inceleme her zaman patolojik incelemenin yerini tutmamaktadir. Bu nedenle dermatoloji uzmani tarafindan gerekli goruldugunde ilk muayene ya da takip muayenelerinde benin ya da benlerin cerrahi olarak cikarilmasi ve patolojik tetkiki istenebilir."

Neden Su ICmelIyIz?

Vucudumuzun yuzde 50 - 60�ini olusturan su, ayni zamanda su vucut isimizi dengeler, solunumumuza yardimci olur, besinleri tasir, atiklari bosaltmak ve kaslari calistirmaya yardimci olur. Susuz gecen 3 gun sonunda sorunlar yasamaya baslanir. Bu DA suyun NE kadar onemli bir konu oldugunu gosterir. Su hepimizin bildigi gibi vucudumuz icin vazgecilmezdir ve ayni zamanda DA cok onemli bir kilo verme faktorudur. Buna ragmen su diyetlerin en cok ihmal edilen kismi olur. Cogumuz bazen butun gunu bir bardak su icmeden geciririz. Oysa vucudumuzun suya ihtiyaci vardir. Beynimizin yuzde 75�i kanimizin yuzde 82�si ve akcigerlerimizin neredeyse yuzde 90�i Sudan olusmustur. Ne kadar cok su icerseniz ����bolizmaniz o kadar hizli calisir. Susamaya baslamadan dahi dehidre oldugunuz andan itibaren karacigeriniz, bobreklerinizin calismasina yardimci olmaya baslar ve yagi kisa surede ����bolize edemezsiniz.
Su icmedigimiz takdirde ����bolizmaniz yavaslar ve istemeyen yaglarin kalici olmasina sebep olur. Eger vucudunuz susuzluga alismissa vucuttaki su daha cok ayak bilekleri, kalcalar ve uyluklarda toplanir. Baska bir deyisle vucudunuz size guvenmediginden mevcut olan butun suyu susuz kalmis bir kaktus gibi tutmaya calisir. Vucudunuz bir kere suyun duzenli olarak saglanacagini fark ettiginde depolamis oldugu suyu birakarak kilo vermenize izin verir. Ayrica gun icinde aldiginizi kontrol etmede gucluk cekiyorsaniz su icmek tokluk hissi icin hizli ve saglikli bir yoldur. Atistirmalariniz icin yemekten once ve sokaga cikmadan once bir bardak su icmekte buyuk fayda vardir. Kahve ve soda gibi icecekler sizin su kaybetmenize yol acar ve dehidre olmaniza neden olur.

Gunluk onerilen su miktari gunde 10-12 bardaktir. Eger cok miktarda kahve ve soda tuketiyorsaniz basit degisikliklerle diyetinizdeki su miktarini artirabilirsiniz. Iste gun icinde daha cok su almanizi saglayacak bazi oneriler:

* Arabanizda bir sise su bulundurun.
* Is yerinde sigara molasi yerine su molasi verin.
* Su bardaginiza bir kural koyun, �bosaldigi anda dolacak�
* Biri is, biri ev icin 2 sise su alin .Birini her gun isten cikmadan, digerini de her gece uyumadan once doldurun.
* Restoranda soda yerine su ismarlayin. Icecek baska bir ceviriniz varsa dahi mutlaka su isteyin.
* Hafta sonlari dolabinizda daha cok su bulundurun.

DUnyada 5 MIlyon Bebeq OlUyor.....

BURSA (IHA) - Bursa Il Saglik Mudur Vekili Serhat Yamali, dunyada yilda 5 milyon yeni dogan bebegin oldugunu, bu oranin yuzde 19'unun dogum sonrasi gerceklestigini soyledi.

Saglik Bakanligi Ana Cocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Genel Mudurlugu'nun uyguladigi programlardan Neonatal Resusitasyon Programi ile ilgili Bursa'da 15-17 Mayis 2006 tarihlerinde egitim toplantisi yapilacak. Bursa Il Saglik Mudurlugu, Ozel Bursa Hastanesi ve Acil Pratisyen Hekimler Dernegi (APDER ) isbirligiyle gerceklestirilecek organizasyonun kurs sorumlulugunu ulusal NRP egitimcisi ve APDER Genel Sekreteri Dr. Bulent Ozbilgin yurutecek. Gerceklestirilecek egitime iliskin bilgi veren Bursa Il Saglik Muduru Serhat Yamali, "Ulkemizde, anne ve cocuk sagliginda hizli iyilesmeler kaydedilmekle birlikte, henuz yapilmasi gerekenlerin tumu yapilabilmis degildir. Bu nedenle zaman zaman, ozel saglik programlari uygulamaya konulmaktadir. Tum dunyada yilda 5 milyon yeni dogan olmektedir. Bunlarin yuzde 19'unun dogum sonrasi gerceklestigi gorulmekte. Uygulanacak olan egitim ve programlar sayesinde, uygun yaklasimla dunyada her yil bir milyon yeni dogan bebek kurtulabilecek. Yeni dogan bir bebege ilk birkac dakikada yapilan mudahale, omur yasam boyunca surecek sonuclar dogurur. Yeni dogan bakimi anlaminda, ulkemizde erken anne sutu programli ve yaygin bir sekilde uygulanmaktadir. Bu kapsamda temel resusitasyon uygulamalarinin da yerlestirilebilmesi icin bu konuda egitim almis ve standart uygulamaya sahip personelin yetistirilmesi gerekmektedir. Ayni zamanda, ilgili birimlerde calisan saglik profesyonelleri de yeni dogan resusitasyonun becerili olmali ve bir ekip olarak uyumlu calisabilmelidir" dedi.

Dogum odasinda bulunan herkesi hedefleyen programin Turkiye'de dogumda gelisebilecek yeni dogan olumlerini ve meydana gelebilecek hastaliklarin yol acacagi sakatliklari asgariye indirebilme konusunda onemli adim olacagina inandiklarini belirten Yamali, "Ilimizde de bu konuda zaman zaman kurslar yapilmaktadir. Ancak ilki gecen yil Istanbul'da duzenlenen uluslararasi cercevede yapilan boyle bir toplantinin ikincisine ev sahipligi yapmaktan memnuniyet duyuyoruz" diye konustu.