Hastaneye yattiktan en erken 48-72 saat sonra gelisen veya kulucka doneminde iken taburcu olup da sonradan ortaya cikan enfeksiyonlara hastane enfeksiyonlari adi verilir. Hastane enfeksiyonlarina sebep olan mikroorganizmalarin buyuk bir kismi hastane ortaminda yogun antibiyotik kullanimina bagli olarak antibiyotiklerin coguna direnclidir. Bu sebeple hastane enfeksiyonlari bir taraftan tedavideki gucluk sebebi ile hastanedeki kalis suresinin uzamasina, tedavi giderlerinin artmasina ve isgucu kaybi ile ekonomik problemlere yol acarken, diger taraftan yuksek olum orani ve sekonder sebeplerle olume yol acabilirler. Gunumuzde hastane enfeksiyonlarinin onem ve kaynaklarini ortaya cikarmak ve gerekli tedbirleri almak amaciyla yogun calismalar yapilmakla birlikte hastane enfeksiyonlarinin gorulme sikligi %3-21 arasinda degismekte ortalama %8.4 olarak bildirilmektedir. A.B.D.'nde yapilan arastirma sonuclarina gore hastane enfeksiyonlari olum sebepleri siralamasinda kalp hastaliklari, kanser ve beyin kanamalarindan sonra dorduncu sirada yer almaktadir. Hastane enfeksiyonlarinin olusmasinda rol oynayan en onemli faktor, hastanede kalma suresidir. Bu sure enfeksiyonun tipine gore genellikle 4-10 gundur. Halen Turkiye'de ve dunyada hastane enfeksiyonu olusturabilen mikroorganizmalar arasinda metisiline direncli Staphylococcus aureus (MRSA) ve metisiline direncli Staphylococcus epidermidis adli bakterilerin onemli bir yeri vardir . Hastane enfeksiyonu etkeni olan S.aureus suslarinin en onemli kaynagi hastane personeli, aile bireyleri ya da bu suslarla enfekte veya kolonize olan hastalardir. Hastane enfeksiyonlari olusturan patojenler arasinda oneminin giderek artmasi, salginlara sebep olabilmesi ve tedavi seceneklerinin kisitli olmasi sebebiyle MRSA enfeksiyonlarinin epidemiyolojisi ayrintili olarak incelenmis, risk faktorleri arastirilmis ve epidemilerin kontrol altina alinabilmesi ya da onlenebilmesi icin cesitli stratejiler belirlenmistir. Stafilokoklarda en sik rastlanan metisiline direnc mekanizmasi yeni bir penisilin baglayan proteinin (PBP 2a) kazanilmasi ile meydana gelir. Bu mekanizma sebebiyle metisiline duyarli olanlardan farkli olarak il�ve yeni bir PBP vardir. Modern tibbin sahip oldugu butun imk�nlara ragmen gunumuzde h�l� hastanede yatan insanlar icin en onemli risklerden birisi hastanede yatis suresi icerisinde kazanilan hastane enfeksiyonlaridir. Yapilan arastirmalarda, hastane enfeksiyonlarinda sik karsilasilan etken mikroorganizmalar arasinda S.aureus'un onemli yer tuttugu tespit edilmistir. S.aureus insanlarda lokal ve yaygin enfeksiyonlar yaninda, toksinlerinin sebep oldugu toksik sok sendromuna ve gida zehirlenmelerine de yol acmaktadir. S.aureus ve diger stafilokoklara oldukca etkili olan penisilinaza direncli metisilin 1960'li yillarin hemen basinda kullanilmaya baslanmistir. Ancak, birkac yil icerisinde once Ingiltere sonra Turkiye'den MRSA suslari bildirilmistir. Baslangicta MRSA suslari ile seyrek olarak karsilasilmasina ragmen, 1968 yilindan itibaren MRSA suslari ile hastane enfeksiyonlarinin meydana geldigi kaydedilmistir. MRSA'un kolonizasyonu ve enfeksiyonu icin en onemli risk faktorleri yas, altta yatan hastaliklar, burunda yerlesim ve yabanci cisimlerdir (kateter, trakeostomi, nazogastrik tup). MRSA ile enfekte olan hastalarin cogunda yatis sureleri uzun, antibiyotik kullanimi fazla ve metisiline duyarli S.aureus ile enfekte hastalara oranla altta yatan hastalik daha agirdir. MRSA'larin sebep oldugu hastane enfeksiyonlarina dunyanin tum ulkelerinde siklikla rastlanmaktadir. Antibakteriyel tedavi alanindaki hizli gelismelere ragmen bu bakterilerin etken oldugu enfeksiyonlarin tedavisinde karsilasilan guclukler, enfeksiyonun onemini artirmaktadir. MRSA suslari dagilim acisindan farkliliklar gostermesine ragmen tum ulkelerde direnclilik ozellikleri bakimindan benzerlikler gorulmektedir. Metisiline direnc, stafilokok enfeksiyonlarinda �-laktam antibiyotiklerin kullanilabilirliginin kriteri olarak kabul edilmekte, metisiline direncli suslarla olusan enfeksiyonlarin tedavisinde �-laktam antibiyotiklerin onerilmedigi belirtilmektedir. Siprofloksasin, son yillarda MRSA enfeksiyonlarinin tedavisinde yaygin olarak kullanilan bir antibakteriyeldir. Ancak bu yaygin kullanim sonucu bircok ulkede dramatik bir sekilde direnc artisi (%49-76) oldugu rapor edilmistir. Bu sebeple RMP ve siprofloksasin kombinasyonunun gerek daha etkin olmasi gerekse direnc gelisiminin az gorulmesi sebebiyle MRSA enfeksiyonlarinin tedavisinde cok uygun oldugu bildirilmektedir. | |
6 Nisan 2007 Cuma
Hastane Enfeksiyonlari ve MRSA
OnemlI:::hepatIt B EnfeksIyonu!!!
| Hepatit B Enfeksiyonu Hepatit-B enfeksiyonu nedir ? Hepatit-B virusunun neden oldugu, birincil olarak karacigerde iltihap ve karaciger hucre hasariyla seyreden bir hastaliktir. Hepatit-B virusu; karacigere yerlesir. Yalniz insanlarda hastalik yapabilen bir DNA virusudur. Virusler disinda ����bolik hastaliklar, toksik ve karacigerde kanlanmayi bozan, ilaclar, bazi bakteriler, parazitler ve bazi diger viruslerle gelisen hastalik ya da enfeksiyonlar sirasinda da akut viral hepatit gelisebilir. HBV enfeksiyonunun dunyada ve Turkiye'deki durumu nedir ? HBV enfeksiyonu tum dunyada oldukca yaygindir. Dunyada her yil 50 milyon kisi HBV ile enfekte olmakta ve bugunku sayilarla dunya nufusunun 2/5'i (2 milyar) bu virusle enfekte olmus durumdadir. Her yil HBV'ye bagli nedenlerle 1-2 milyon insan olmekte ve dunyada 350 milyon insan bu virusun tasiyicisidir. Ulkemizde her yil 200 bin kisi bu virusle enfekte olmaktadir ve her uc kisiden birisi bu enfeksiyonu gecirmistir. Ulkemizde 3-3.5 milyon kisi bu virusun tasiyicisidir. HBV enfeksiyonuna yakalanma riski kimlerde daha fazladir? HBV enfeksiyonu icin herkes esit derecede risk tasimaz. Bazi insanlarda, hastalarda ve gruplarda enfeksiyon daha sik gorulur. HBV enfeksiyonu icin risk tasiyan gruplar sunlardir: a) Saglik personeli, b) Cok sayida kan transfuzyonu yapilan hastalar, c) Hemofili ve hemodiyaliz hastalari, d) HBV tasiyan kisi ile ayni evi paylasanlar, e) Birden fazla cinsel partneri olan heteroseksueller, f) Homoseksuel ve biseksuel erkekler, g) Damar ici uyusturucu kullananlar, h) Kisisel hijyenin iyi olmadigi bakim evi, yurt ve hapishane gibi yerlerde yasayanlar, i) HBsAg pozitif anneden dogan bebekler. HBV nasil bulasir? HBV dort yolla bulasir: a) Kan veya kan iceren sivilarin zedelenmis deri veya mukoza ile temasi sonucu (perkutan ya da parenteral bulasma), b) Insandan insana zedelenmis deri ya da mukoza araciligiyla (horizontal bulasma), c) Cinsel yolla, d) Annenin kaninin ya da kanli sivilarinin bebege zedelenmis derisi ya da mukozasi araciligiyla ya da gobek kordonu araciligiyla gecmesi ile (dogum sirasinda) bulasi. HBV enfeksiyonunun kulucka peryodu alinan virus miktarina ve kisinin immun sisteminin direncine bagli olarak 45-180 gun (ortalama 60-90 gun) arasinda degisir. HBV enfeksiyonunda hastalik belirtileri nelerdir ? HBV enfeksiyonunda; enfeksiyon sik ancak hastalik enderdir. Virusu alanlarin yaklasik %50-65'in de hic bir hastalik belirtisi gelismeden enfeksiyonu gecirir. Virusle enfekte olanlarin yaklasik %30-50'inde kiriklik, yorgunluk, hafif ates, mide bulantisi, karin agrisi, eklem ve kas agrilari gibi yakinma ve bulgular gelisir. Cocuklarin %10'undan azinda, eriskinlerin %30-50'inde sarilik gorulebilir. Virusle enfekte olanlarin %1'inden daha azinda enfeksiyon akut karaciger yetmezligi ile ilerleyici ve siddetli bir gidis gosterir. Akut enfeksiyonun yaklasik 1-6 haftalik klinik seyri vardir. Bu sirada hastalarda degisen derecelerde karaciger enzimleri ve kan hucrelerinin yikim urununde yukselme gozlenir. HBV enfeksiyonunun cocuk ve eriskinlerde seyri nasildir? Akut enfeksiyon cocuklarda eriskinlere gore daha hafif ve bulgu vermeden seyreder. Ancak bebeklerin immun sistemi nedeniyle enfeksiyon eriskinlere gore daha fazla oranda kroniklesmeye egilimlidir. Yenidoganlarin %5-10'unda, 1-5 yas grubundaki cocuklarin %70'inde, eriskinlerin ise %90-95'inde virus 6 ay icinde vucuttan temizlenerek bagisiklik gelisir. Akut enfeksiyon eriskinlerin yalnizca %5-10'unda kroniklesirken, yenidoganlarin %90-95'inde, cocuk ve ergenlerin %30'unda kroniklesir ve virus tasiyicisi olur. Bu hastalarin kronik karaciger hastaliklari yonunden uzman doktorlar tarafindan izlenmesi gerekir. Kronik karaciger hastaliklari gelistiginde �-interferon tedavisi kullanilabilir, ancak basarisi sinirlidir. HBV tasiyicisi kimlere denir ? Akut enfeksiyondan sonra 6 ay icinde viruse karsi bagisiklik gelistirmeyen, virusu veya virus proteinlerini kanlarinda tasiyan kisilere tasiyici denir. Oncelikle, bu kisiler virusun saglikli bireylere bulasmasinda kaynaktirlar. Ayrica bu kisilerde kronik aktif hepatit, siroz ve karaciger kanseri gibi kronik karaciger hastaliklarinin gelisme riski yuksektir. Kronik hepatit-B ile karaciger kanseri (primer hepatoselluler karsinoma) gelismesi arasinda siki bir iliski vardir. Kronik virus tasiyicilarinda primer hepatoselluler karsinoma gelisme riski tasiyici olmayanlara gore 200 kat fazladir. Kronik HBV tasiyicilari ile virusun bulasma yollarindan birisi ile temas edenlere yalnizca asi yapmak yeterli koruyuculugu saglar. HBV enfeksiyonundan nasil korunuruz ? Enfeksiyondan korunmanin en emin ve guvenilir yolu hepatit-B asisi yaptirmaktir. Hepatit-B asisi gen teknolojisi ile maya ya da memeli hucrelerinde uretildiklerinden son derece guvenilirdir ve bu tur enfeksiyonlarin bulasmasina neden olmaz. Hepatit-B asinin kanser yaptigi soylentisi yanlistir. Tam tersine asi ile hepatit-B enfeksiyonundan korunulmazsa, HBV alinmasi ile boyle bir riske girmek soz konusudur. Hepatit-B asisi virusle karsilasmadan once ya da karsilastiktan sonra kullanilabilir. Her iki durumda da koruyucudur. | |
| | |
Organ Bagisi: cok onemli
Yasarkan olumu dusunmuyoruz yada dusunmek istemiyoruz.
Halkimiz bu konu icin daha duyarli olmasini gerektigini dusunuyorum.
Belkide yeterince bilgimiz yok bu konuda.
Genel Bilgiler
Ileri kalp, karaciger ve bobrek yetmezligi olan hastalarda saglikli bir yasam sadece organ nakli ile mumkundur. Bugun ulkemizde bobrek bekleyen 17 - 18 bin hasta vardir. Diyaliz bu hastalarda yardimci bir tedavi seklidir ancak kalp, karaciger hastalarinin diyaliz gibi bir yardimci tedavi olanaklari da yoktur. Beyin olumu gerceklesmis hastalar bobrek, kalp, karaciger gibi organlarini bagislayarak baska hastalara hayat verebilirler. Ulkemizde organ bagislari henuz istenilen seviyeye ulasamamistir. Bu nedenle organ bagisinin yayginlasmasi gereklidir. Beyin olumu gerceklesmis hastalarda adindan da anlasilabilecegi gibi beyin fonksiyonlari tamamen ve geri donmeyecek bicimde kaybolmustur. Yani bu kisilerin bilinci yerinde degildir ve ancak solunum makinesi destegi ile yasamlarinin surmesi mumkundur. Kisilerin ben gercekten olmeden organlarimi alirlar korkusu yersizdir cunku beyin olumune karar verecek ekip ile organ naklini yapacak ekip ayri doktorlardan olusur. Organ bagisi benim tibbi bakimimi etkiler mi?
- Hayir. Organ bagislayan kisinin organlarinin kullanilmasi ancak o kisiye tibben yapilacak tum tedaviler uygulandiktan sonra gundeme gelir.
Organ bagisi dini inanclara aykiri midir?
-Kesinlikle hayir. Islam dini de dahil olmak uzere tum buyuk dinlerde organ bagisina aykiri bir durum yoktur. Ayrica tum buyuk dinler organ ticaretini lanetlemektedir.
Organlarimi bagislamak icin ne yapmaliyim?
-Bir organ bagis karti alip yaninizda tasimaniz yeterlidir. Organ bagis kartlarini hastanelerden temin edebilirsiniz. Kart temini konusunda daha ayrintili bilgi icin Organ Nakli Kuruluslari Koordinasyon Dernegi ( 0 212 635 85 85 ) temasa gecebilirsiniz. Organlarini bagislayan bir kisinin bu durumdan ailesini onceden haberdar etmesinde yarar vardir.
Ben sadece bobreklerimi bagislamak, diger organlarimi bagislamamak istiyorum, ne yapmaliyim?
-Bagis kartinda bunu belirtmeniz yeterlidir.
Organlarimi bagislamistim, vazgecebilir miyim?
-Evet. Bu is yaninizda tasidiginiz bagis kartini yirtip atmaniz yeterlidir.
Organ bagisi icin yas siniri var midir?
-Hayir. Beyin olumu gerceklesmis 18 yasindan kucuklerin organlarinin kullanilmasi icin ebeveynleri izin vermelidir.
Bagisladigim organlarim para ile bir baskasina satilabilir mi?
-Hayir. Turkiye�de bugune kadar boyle bir olay olmamistir ve olamaz. Medyaya yansiyan organ ticareti haberleri tek bobreklerini para ile satan insanlari anlatmaktadir.
Organ ve Doku Alinmasi, Saklanmasi ve Nakli Hakkinda Kanun (Resmi Gazete, 3 Haziran 1979, Sayi 16655).
Madde 11- Bu kanunun uygulanmasi ile ilgili olarak tibbi olum hali, bilimin ulkede ulastigi duzeydeki kurallari ve yontemleri uygulanmak suretiyle, biri kardiolog, biri norolog, biri norosirurjiyen ve biri de anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanindan olusan 4 kisilik hekimler kurulunca oy birligi ile saptanir.
Madde 12- Alicinin mudavi hekimi ile organ ve doku alinmasi, saklanmasi, asilanmasi ve naklini gerceklestirecek olan hekimlerin, olum halini saptayacak olan hekimler kurulunda yer almalari yasaktir. Madde 13- 11 inci maddeye gore olum halini saptayan hekimlerin olum tarihini, saatini ve olum halinin nasil saptandigini gosteren ve imzalarini tasiyan bir tutanak duzenleyip, organ ve dokunun alindigi saglik kurumuna vermek zorundadirlar. Bu tutanak ve ekleri ilgili saglik kurumunda on yil sure ile saklanir.
LUTFEN ARKADASLAR CEVREMIZDEKI INSANLARI BU KONU HAKKINDA BILGILENDIRELIM.
BELKI BIZDE BIR GUN UMUTLA ORGAN BEKLEYECEGIZ!
Halkimiz bu konu icin daha duyarli olmasini gerektigini dusunuyorum.
Belkide yeterince bilgimiz yok bu konuda.
Genel Bilgiler
Ileri kalp, karaciger ve bobrek yetmezligi olan hastalarda saglikli bir yasam sadece organ nakli ile mumkundur. Bugun ulkemizde bobrek bekleyen 17 - 18 bin hasta vardir. Diyaliz bu hastalarda yardimci bir tedavi seklidir ancak kalp, karaciger hastalarinin diyaliz gibi bir yardimci tedavi olanaklari da yoktur. Beyin olumu gerceklesmis hastalar bobrek, kalp, karaciger gibi organlarini bagislayarak baska hastalara hayat verebilirler. Ulkemizde organ bagislari henuz istenilen seviyeye ulasamamistir. Bu nedenle organ bagisinin yayginlasmasi gereklidir. Beyin olumu gerceklesmis hastalarda adindan da anlasilabilecegi gibi beyin fonksiyonlari tamamen ve geri donmeyecek bicimde kaybolmustur. Yani bu kisilerin bilinci yerinde degildir ve ancak solunum makinesi destegi ile yasamlarinin surmesi mumkundur. Kisilerin ben gercekten olmeden organlarimi alirlar korkusu yersizdir cunku beyin olumune karar verecek ekip ile organ naklini yapacak ekip ayri doktorlardan olusur. Organ bagisi benim tibbi bakimimi etkiler mi?
- Hayir. Organ bagislayan kisinin organlarinin kullanilmasi ancak o kisiye tibben yapilacak tum tedaviler uygulandiktan sonra gundeme gelir.
Organ bagisi dini inanclara aykiri midir?
-Kesinlikle hayir. Islam dini de dahil olmak uzere tum buyuk dinlerde organ bagisina aykiri bir durum yoktur. Ayrica tum buyuk dinler organ ticaretini lanetlemektedir.
Organlarimi bagislamak icin ne yapmaliyim?
-Bir organ bagis karti alip yaninizda tasimaniz yeterlidir. Organ bagis kartlarini hastanelerden temin edebilirsiniz. Kart temini konusunda daha ayrintili bilgi icin Organ Nakli Kuruluslari Koordinasyon Dernegi ( 0 212 635 85 85 ) temasa gecebilirsiniz. Organlarini bagislayan bir kisinin bu durumdan ailesini onceden haberdar etmesinde yarar vardir.
Ben sadece bobreklerimi bagislamak, diger organlarimi bagislamamak istiyorum, ne yapmaliyim?
-Bagis kartinda bunu belirtmeniz yeterlidir.
Organlarimi bagislamistim, vazgecebilir miyim?
-Evet. Bu is yaninizda tasidiginiz bagis kartini yirtip atmaniz yeterlidir.
Organ bagisi icin yas siniri var midir?
-Hayir. Beyin olumu gerceklesmis 18 yasindan kucuklerin organlarinin kullanilmasi icin ebeveynleri izin vermelidir.
Bagisladigim organlarim para ile bir baskasina satilabilir mi?
-Hayir. Turkiye�de bugune kadar boyle bir olay olmamistir ve olamaz. Medyaya yansiyan organ ticareti haberleri tek bobreklerini para ile satan insanlari anlatmaktadir.
Organ ve Doku Alinmasi, Saklanmasi ve Nakli Hakkinda Kanun (Resmi Gazete, 3 Haziran 1979, Sayi 16655).
Madde 11- Bu kanunun uygulanmasi ile ilgili olarak tibbi olum hali, bilimin ulkede ulastigi duzeydeki kurallari ve yontemleri uygulanmak suretiyle, biri kardiolog, biri norolog, biri norosirurjiyen ve biri de anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanindan olusan 4 kisilik hekimler kurulunca oy birligi ile saptanir.
Madde 12- Alicinin mudavi hekimi ile organ ve doku alinmasi, saklanmasi, asilanmasi ve naklini gerceklestirecek olan hekimlerin, olum halini saptayacak olan hekimler kurulunda yer almalari yasaktir. Madde 13- 11 inci maddeye gore olum halini saptayan hekimlerin olum tarihini, saatini ve olum halinin nasil saptandigini gosteren ve imzalarini tasiyan bir tutanak duzenleyip, organ ve dokunun alindigi saglik kurumuna vermek zorundadirlar. Bu tutanak ve ekleri ilgili saglik kurumunda on yil sure ile saklanir.
LUTFEN ARKADASLAR CEVREMIZDEKI INSANLARI BU KONU HAKKINDA BILGILENDIRELIM.
BELKI BIZDE BIR GUN UMUTLA ORGAN BEKLEYECEGIZ!
Burun kanamalari
Burun kanamalari ikiya ayrilir
1) On burun kanamalari: Burun on kismindan gelen kanamalardir. Ayakta duran ya da oturan kiside burun deliginden akan kanama seklinde kendini gosterir.
2) Arka kanamalar: Kanama burun deliklerinden olsa bile cogunlukla genize dogrudur. Otururken veya ayakta duruken bile kanama bogaza dogru olur. Arka burun kanamalarinin taninmasi oldukca onemlidir. Bu kanama tipinde olan hastalarin uzman Kulak Burun Bogaz hekimi tarafindan takibi gerekmektedir. Arka kanamalar daha cogunlukla yasli kisilerde olur. Bu hasta grubu genellikle yuksek kan basinci (hipertansiyon) olan kisiler ya da trauma gecirmis kisilerdir.
Burun kanamalari cocuk yas grubunda ozellikle on kanama tipinde olmaktadir. Kuru hava ve kis aylarinda gorulen kabuklanmalar kanamaya neden olmaktadirlar. Bundan korunmak icin nemlendirici kremi burun orta bolgesine parmak ucu ile surmek faydali olacaktir. Bu amacla vazelin gibi kremler surulebilir. Genelikle gece yatmadan kullanilmasi yeterli olacaktir. Nemlendirici onlemlerin alinmasina karsin kanamalar durmuyorsa hekime basvurulmasi onerilir.
ON KANAMANIN DURDURULMASI
Sizde ya da cocugunuzda burun kanamasi varsa sunlari uygulayiniz:
1) Burnunuzun ucunu basparmak ve diger iki parmaginiz arasina alarak sikistiriniz.
2) Basiniz yuksekte tercihan oturur pozisyonda yaklasik bes dakika bekleyiniz.
3) Basinizin kalbinizden yuksek pozisyonda olmasina dikkat ediniz. Bu nedenle oturmaniz ya da basiniz yukarida uzanmaniz uygun olacaktir.
4) Burun ve yanaginiza buz tatbik ediniz. (Bir plastik torba icerisine buz doldurarak)
KANAMA DURDUKTAN SONRA YENIDEN KANAMAYI ONLEMEK ICIN
1) Sumkurmemeye dikkat ediniz
2) Yerden bir sey kaldirmak ya da buna benzer zorlayici hareketler yapmayiniz
3) Basinizi mutlaka gogsunuzden yukarida tutunuz
NE ZAMAN DOKTORA-ACIL SERVISE BASVURALIM?
1) Yukarida anlatilanlarin dikkatlice uygulanmasina ragmen kanamanin durmamasi veya tekrarlamasi durumunda
2) Kanama sonrasinda yorgunluk, halsizlik, gogus agrisi gibi sikayetler hissediliyorsa
3) Kanama burun onunden cok bogaza dogru oluyorsa, en kisa zamanda hekime basvurulmasi en uygun davranis olacaktir.
1) On burun kanamalari: Burun on kismindan gelen kanamalardir. Ayakta duran ya da oturan kiside burun deliginden akan kanama seklinde kendini gosterir.
2) Arka kanamalar: Kanama burun deliklerinden olsa bile cogunlukla genize dogrudur. Otururken veya ayakta duruken bile kanama bogaza dogru olur. Arka burun kanamalarinin taninmasi oldukca onemlidir. Bu kanama tipinde olan hastalarin uzman Kulak Burun Bogaz hekimi tarafindan takibi gerekmektedir. Arka kanamalar daha cogunlukla yasli kisilerde olur. Bu hasta grubu genellikle yuksek kan basinci (hipertansiyon) olan kisiler ya da trauma gecirmis kisilerdir.
Burun kanamalari cocuk yas grubunda ozellikle on kanama tipinde olmaktadir. Kuru hava ve kis aylarinda gorulen kabuklanmalar kanamaya neden olmaktadirlar. Bundan korunmak icin nemlendirici kremi burun orta bolgesine parmak ucu ile surmek faydali olacaktir. Bu amacla vazelin gibi kremler surulebilir. Genelikle gece yatmadan kullanilmasi yeterli olacaktir. Nemlendirici onlemlerin alinmasina karsin kanamalar durmuyorsa hekime basvurulmasi onerilir.
ON KANAMANIN DURDURULMASI
Sizde ya da cocugunuzda burun kanamasi varsa sunlari uygulayiniz:
1) Burnunuzun ucunu basparmak ve diger iki parmaginiz arasina alarak sikistiriniz.
2) Basiniz yuksekte tercihan oturur pozisyonda yaklasik bes dakika bekleyiniz.
3) Basinizin kalbinizden yuksek pozisyonda olmasina dikkat ediniz. Bu nedenle oturmaniz ya da basiniz yukarida uzanmaniz uygun olacaktir.
4) Burun ve yanaginiza buz tatbik ediniz. (Bir plastik torba icerisine buz doldurarak)
KANAMA DURDUKTAN SONRA YENIDEN KANAMAYI ONLEMEK ICIN
1) Sumkurmemeye dikkat ediniz
2) Yerden bir sey kaldirmak ya da buna benzer zorlayici hareketler yapmayiniz
3) Basinizi mutlaka gogsunuzden yukarida tutunuz
NE ZAMAN DOKTORA-ACIL SERVISE BASVURALIM?
1) Yukarida anlatilanlarin dikkatlice uygulanmasina ragmen kanamanin durmamasi veya tekrarlamasi durumunda
2) Kanama sonrasinda yorgunluk, halsizlik, gogus agrisi gibi sikayetler hissediliyorsa
3) Kanama burun onunden cok bogaza dogru oluyorsa, en kisa zamanda hekime basvurulmasi en uygun davranis olacaktir.
Sogukta yuz felcine karsi sakiz cigneyin
Genellikle soguk havalarda gorulen yuz felcine karsi onlem olarak sakiz cignenmesi oneriliyor. Erciyes Universitesi Tip Fakultesi Noroloji Anabilim Dali Ogretim Uyesi Prof. Dr. Ali Soyuer, yuz felcinin, yuz sinirinin zedelenmesi, enfeksiyon kapmasi ve buna bagli travmayla meydana geldigini soyledi.
Travma sonucu, yuzde mimik hareketlerinin yapilamadigini, gozun kapatilamadigini ve agzin kaydigini belirten Prof. Dr. Soyuer, yuz felcinin genellikle tek tarafli olmasina ragmen bazen iki tarafli olarak da goruldugunu vurguladi.
Prof. Dr. Soyuer, yuz felcinin nedeninin tam olarak bilinmedigini, mikrop kapmaya bagli oldugunu ve cogunlukla soguklarla ortaya ciktigini acikladi:
"Yuz felci, kis aylarinda daha cok gorulmektedir. Estetik ve fonksiyonel bakimdan olumsuz sonuclar doguran yuz felcinden korunmak icin ozellikle karli havalarda yuz ortulerek korunmali.
Seyahatlarde otomobilin cami acilmamali ve cama yakin oturulmamali, evlerde veya is yerlerinde hava akimi olan yerlerden uzak durulmali, sakiz cignenmeli, cok soguktan birden asiri soguga cikmamali, yuz asiri soguk suyla yikanmamali."
Yuz felci olan hastalarin zaman kaybetmeden yuzdeki sinirin degerlendirilmesi icin doktora gitmesini ve EMG (Elektromiyografi) yaptirmasi gerektigini soyleyen Prof. Dr. Soyuer, "sonuca gore cerrahi tedavi uygulanabilir" dedi.
Prof. Dr. Soyuer, yuz felcinin nedeninin tam olarak bilinmedigini, mikrop kapmaya bagli oldugunu ve cogunlukla soguklarla ortaya ciktigini acikladi:
"Yuz felci, kis aylarinda daha cok gorulmektedir. Estetik ve fonksiyonel bakimdan olumsuz sonuclar doguran yuz felcinden korunmak icin ozellikle karli havalarda yuz ortulerek korunmali.
Seyahatlarde otomobilin cami acilmamali ve cama yakin oturulmamali, evlerde veya is yerlerinde hava akimi olan yerlerden uzak durulmali, sakiz cignenmeli, cok soguktan birden asiri soguga cikmamali, yuz asiri soguk suyla yikanmamali."
Yuz felci olan hastalarin zaman kaybetmeden yuzdeki sinirin degerlendirilmesi icin doktora gitmesini ve EMG (Elektromiyografi) yaptirmasi gerektigini soyleyen Prof. Dr. Soyuer, "sonuca gore cerrahi tedavi uygulanabilir" dedi.
Kizamik asisinin ilk dozu 12 aylikken yapilacak
Kizamik asisinin ilk dozu bundan boyle bebeklere 9 aylikken degil, 12 aylik olduklarinda yapilacak. Saglik Bakanligi bu karari, yurutulen kampanya sonrasi kizamik virusunun ortamda azalmasi ve buna yonelik asinin etkinliginin cocuklar buyudukce artmasi nedeniyle aldi.
Cocuklarin asilanmalarina hastaliklara karsi hassas olduklari en erken donemde baslanarak, asi takviminde yer alan difteri, bogmaca, tetanos, polio, kizamik, tuberkuloz ve hepatit-B'ye karsi en kisa surede tam bagisik hale getirilmeleri amaclaniyor. Bunun, cocuklarin, rutin asi takvimine uygun yas ve araliklarla asi programi kapsamina alinmasiyla mumkun olabilecegini belirten bakanlik yetkililere gore, bagisiklama hizmetleriyle ilgili hedefler sunlar:
>> Sifir yas grubunda her bir asida yuzde 95 asilama oranina ulasmak ve bunda devamliligi saglamak,
>> Sifir yas grubundaki bebeklerin yuzde 90'ini 12.aya ulastiklarinda tam asili hale getirmek,
>> 5 yas alti asisiz ya da eksik asili cocuklari tespit edip asilamak,
>> Okul cagi cocuklarinin pekistirme asilarini tamamlamak,
>> Gebelerin en az yuzde 80'ini tespit ederek, tamamini tetanoza karsi bagisik hale getirmek,
>> Cocuk felcinin yeniden ortaya cikisini engellemek,
>> Dogum oncesi ve sonrasi tetanozu elimine etmek,
>> Kizamik Eliminasyon Programi cercevesinde 2010 yilina kadar yerli kizamik virusunu yok etmek, >> Difteri, bogmaca, hepatit-B ve verem hastaliklarini kontrol altina almak.
Gecen yilin ilk 11 ayinda, sifir yas grubunda, BCG'de yuzde 87, DBT/OPV-3'de (difteri-bogmaca-tetanoz) yuzde 88, kizamikta yuzde 88 ve hepatit-B'de yuzde 80 asilama oranlarina ulasildigi bildirildi.
Ilk doz 12. ayda
2003-2005 yillarinda kademeli olarak uygulanan ''Kizamik Asi Gunleri'' sonrasinda 15 yasin altinda yaklasik 18.5 milyon cocuk asilanarak, yuzde 95 asilama oranina ulasildi. Bagisiklama Danisma Kurulu, bu kampanya sonrasi ortamda kizamik virusunun azalmasi ve etkinliginin cocuklar buyudukce daha da artmasi nedeniyle ilk doz kizamik asilama yasinin 12 ayliga cikarilmasini kararlastirdi. Bu karar dogrultusunda kizamik asisinin ilk dozu daha once bebeklere 9 aylikken yapilirken, bu yilin basindan itibaren 12 aylik olduklarinda yapilmaya baslandi. Bu cercevede, cocuklara kizamik asilamasinin ilk dozu 12. ayini tamamlayip 13. aydan gun aldiklarinda, ikinci dozu ise ilkogretim birinci sinifindayken yapilacak.
Yeni asilar geliyor
Bagisiklama Danisma Kurulu'nun kararlari dogrultusunda ayrica, bu yil icinde cocukluk cagi asilama takvimine eklenen kizamik-kizamikcik-kabakulak asisi ile menenjite karsi haemophilus influenza tip b asisinin uygulanmasina baslanacak. Alinan bilgiye gore, ihaleleri yapilarak akreditif islemi tamamlanan yeni asilar ithal edilecek ulkelerde uretim asamasinda.
Kizamik-kizamikcik-kabakulak asisinin Mart, menenjit asisinin ise Eylul ayinda ulkeye gelmesi bekleniyor. Asilarin kontrolleri Refik Saydam Hifzissihha Merkezi'nden yapildiktan sonra asi takvimi dogrultusunda uygulamaya konulacak. Yetkililer, boylece gelismis bircok ulkenin benimsedigi asi takviminin Turkiye'de de uygulamaya konacagina dikkat cekerek, bu yilin butcesinde asi ve soguk zincir malzemeleri alimlari icin ayrilan butcenin 2 kat artirilarak 112.5 milyon YTL'ye cikarildigini bildirdiler.
Asilama takvimi
Saglik Bakanligi asilama takvimine gore aileler bebeklerine dogar dogmaz hepatit B, 2 aylik olunca BCG verem, difteri-bogmaca-tetanos karma, agizdan cocuk felci ve hepatit B, 3 ve 4 aylik olunca difteri-bogmaca-tetanos karma ve agizdan cocuk felci, 12 aylik olunca kizamik ve hepatit B, 16-18 aylik olunca ise yine difteri-bogmaca-tetanos karma ve agizdan cocuk felci pekistirme asilarini ucretsiz yaptirabiliyor.
>> Sifir yas grubunda her bir asida yuzde 95 asilama oranina ulasmak ve bunda devamliligi saglamak,
>> Sifir yas grubundaki bebeklerin yuzde 90'ini 12.aya ulastiklarinda tam asili hale getirmek,
>> 5 yas alti asisiz ya da eksik asili cocuklari tespit edip asilamak,
>> Okul cagi cocuklarinin pekistirme asilarini tamamlamak,
>> Gebelerin en az yuzde 80'ini tespit ederek, tamamini tetanoza karsi bagisik hale getirmek,
>> Cocuk felcinin yeniden ortaya cikisini engellemek,
>> Dogum oncesi ve sonrasi tetanozu elimine etmek,
>> Kizamik Eliminasyon Programi cercevesinde 2010 yilina kadar yerli kizamik virusunu yok etmek, >> Difteri, bogmaca, hepatit-B ve verem hastaliklarini kontrol altina almak.
Gecen yilin ilk 11 ayinda, sifir yas grubunda, BCG'de yuzde 87, DBT/OPV-3'de (difteri-bogmaca-tetanoz) yuzde 88, kizamikta yuzde 88 ve hepatit-B'de yuzde 80 asilama oranlarina ulasildigi bildirildi.
Ilk doz 12. ayda
2003-2005 yillarinda kademeli olarak uygulanan ''Kizamik Asi Gunleri'' sonrasinda 15 yasin altinda yaklasik 18.5 milyon cocuk asilanarak, yuzde 95 asilama oranina ulasildi. Bagisiklama Danisma Kurulu, bu kampanya sonrasi ortamda kizamik virusunun azalmasi ve etkinliginin cocuklar buyudukce daha da artmasi nedeniyle ilk doz kizamik asilama yasinin 12 ayliga cikarilmasini kararlastirdi. Bu karar dogrultusunda kizamik asisinin ilk dozu daha once bebeklere 9 aylikken yapilirken, bu yilin basindan itibaren 12 aylik olduklarinda yapilmaya baslandi. Bu cercevede, cocuklara kizamik asilamasinin ilk dozu 12. ayini tamamlayip 13. aydan gun aldiklarinda, ikinci dozu ise ilkogretim birinci sinifindayken yapilacak.
Yeni asilar geliyor
Bagisiklama Danisma Kurulu'nun kararlari dogrultusunda ayrica, bu yil icinde cocukluk cagi asilama takvimine eklenen kizamik-kizamikcik-kabakulak asisi ile menenjite karsi haemophilus influenza tip b asisinin uygulanmasina baslanacak. Alinan bilgiye gore, ihaleleri yapilarak akreditif islemi tamamlanan yeni asilar ithal edilecek ulkelerde uretim asamasinda.
Kizamik-kizamikcik-kabakulak asisinin Mart, menenjit asisinin ise Eylul ayinda ulkeye gelmesi bekleniyor. Asilarin kontrolleri Refik Saydam Hifzissihha Merkezi'nden yapildiktan sonra asi takvimi dogrultusunda uygulamaya konulacak. Yetkililer, boylece gelismis bircok ulkenin benimsedigi asi takviminin Turkiye'de de uygulamaya konacagina dikkat cekerek, bu yilin butcesinde asi ve soguk zincir malzemeleri alimlari icin ayrilan butcenin 2 kat artirilarak 112.5 milyon YTL'ye cikarildigini bildirdiler.
Asilama takvimi
Saglik Bakanligi asilama takvimine gore aileler bebeklerine dogar dogmaz hepatit B, 2 aylik olunca BCG verem, difteri-bogmaca-tetanos karma, agizdan cocuk felci ve hepatit B, 3 ve 4 aylik olunca difteri-bogmaca-tetanos karma ve agizdan cocuk felci, 12 aylik olunca kizamik ve hepatit B, 16-18 aylik olunca ise yine difteri-bogmaca-tetanos karma ve agizdan cocuk felci pekistirme asilarini ucretsiz yaptirabiliyor.
Diseti Hastaliklari ( Periodontal Hastaliklar ) ....
Periodontal hastalik nedir?
Periodontal hastaliklar diseti ve disleri destekleyen diger dokulari etkileyen iltihabi hastaliklardir. Eriskinlerde dis kayiplarinin %70'inden periodontal hastaliklar sorumludur. Bu hastaliklar erken donemde teshis edildiklerinde kolay ve basarili bir sekilde tedavi edilebilirler. Diseti hastaliklarinin onlenmesi veya tedavisi; dogal dislerin korunmasi, daha rahat cignemenin ve daha iyi bir sindirimin saglanmasi gibi diger faydalari da beraberinde getirir. Periodontal hastaliklar diseti iltihabi (gingivitis) ile baslar. Yani gingivitis periodontal hastaligin erken donemidir. Bu donemde disetleri kanamali, kirmizi ve hacim olarak buyumustur. Erken donemde cok fazla rahatsizlik vermeyebilir. Tedavi edilmezse hastalik periodontitise ilerleyerek diseti ve disleri destekleyen alveol kemiginde geriye donussuz hasar olusturabilir.
Periodontitis periodontal hastaliklarin daha ilerlemis bir safhasidir. Disleri destekleyen diger dokularla birlikte alveol kemiginde de hasar olusur. Dis-diseti arasinda "periodontal cep" olusur. Periodontal cep varligi infeksiyonun yerlesimini ve hastaligin ilerlemesini kolaylastirir. Hastalik ilerledikce disler sallanmaya baslar, hatta cekime gidebilir.
Diseti hastaliginin belirtileri nelerdir?
Diseti hastaliginin pek cok bulgusu vardir;
Dis fircalama sirasinda kanayan disetleri
Kirmizi, sis ve hassas disetleri
Dislerden kolaylikla ayrilabilen, uzaklasan disetleri
Disler ve disetleri arasinda iltihabi akinti
Sallanan veya giderek birbirinden uzaklasan disler (disler arasinda araliklarin olusmasi veya mevcut araliklarin artmasi)
Isirma sirasinda alt ve ust disler arasindaki iliskilerin degismesi
Bolumlu protez uyumundaki degisiklik, bozulma.
Surekli kotu agiz kokusu.

Bununla beraber, periodontal hastalik hic bir bulgu vermeden de ileri safhalara ulasabilir. Bu nedenle duzenli araliklarla dishekimine gitmek son derece onemlidir.
Diseti hastaliginin nedeni nedir?
Diseti hastaliginin en onemli nedeni "bakteriyel dis plagi" adi verilen, disler uzerinde biriken yapiskan ve renksiz film tabakasidir. Gunluk fircalama ve dis ipligi kullanimi ile dis plaginin uzaklastirilmasi saglikli bir agiz icin temel gereksinimdir. Eger plak etkin bir sekilde dislerden uzaklastirilmazsa distasi veya tartar olarak bilinen duzensiz yuzeyli ve gecirgen bir yapiya donusur. Plaktaki bakteriler tarafindan salinan zararli urunler disetinde irritasyona neden olur. Bu urunler nedeni ile disetini dise sikica baglayan lifler yikima ugrar, diseti disten uzaklasir ve periodontal cep olusur. Boylece bakteri ve urunlerinin daha derin dokulara ilerlemesi kolaylasir. Hastalik ilerledikce cep derinlesir, bakteriler daha derine; kemige kadar ilerler ve disi destekleyen alveol kemiginde de yikim baslar. Hastalik tedavi edilmeden birakilirsa sonunda disler sallanir ve cekimleri bile gerekebilir.

Diseti hastaligi nasil onlenir?
Periodontal hastaligin onlenmesinde en onemli gorev kisinin kendisine dusmektedir. Disleri saglikli bir durumda surdurmek icin, gunluk agiz bakimi islemleri ile (dis fircalama ve dis ipligi kullanma) bakteriyel dis plaginin uzaklastirilmasi gerekmektedir. Dishekimine duzenli araliklarla gidilmesi de ayni derecede onemlidir. Gunluk agiz bakimi islemleri distasi olusumunu en az duzeye indirebilir, ancak tamamen onleyemeyebilir. Dis fircasi, dis ipligi veya diger temizlik araclari ile ulasilamayan bolgelerin bir dis hekimi tarafindan degerlendirilmesi mevcut dis plagi ve/veya distasinin uzaklastirilmasi acisindan gereklidir.
Diseti hastaliklarinin tedavisi nedir?
Diseti hastaliginin erken doneminde tedavi, disler uzerindeki eklentilerin (plak ve distasi) uzaklastirilmasi ve duzgun bir kok yuzeyinin saglanmasini kapsar. Bu islem disetinde iltihaba neden olan bakteri ve irritanlarin uzaklastirilmasini saglar. Genellikle bu tedavi, disetinin tekrar dise adaptasyonu veya disetinin buzulerek cebin elimine olmasi icin yeterlidir. Diseti hastaliginin erken doneminde vakalarin cogunlugunda, distasi temizligi, plagin uzaklastirilmasi ve duzgun bir kok yuzeyinin saglanmasini takiben gunluk etkin agiz bakimi basarili bir tedavi icin yeterlidir. Daha ilerlemis vakalar cerrahi tedaviyi gerektirebilir. Bu tedavinin amaci disleri cevreleyen derin periodontal ceplerdeki distaslarini temizlemek, cebin buzulerek eliminasyonunu ve duzgun bir kok yuzeyini saglamak ve daha kolay temizlenebilir bir diseti formu olusturmaktir. Periodontal tedavi sonrasi hastalarin duzenli olarak dishekimi tarafindan muayene edilmesi, plak kontrolu ve yeni distasi birikimlerinin ortamdan uzaklastirilmasi gereklidir. Fakat unutmamak gerekir ki; periodontal tedavi ile elde edilenlerin surdurulmesi icin hicbir islem kisinin gunluk agiz bakimi islemlerini etkin bir sekilde uygulamasindan daha yararli olamaz.
Periodontal hastaliklar diseti ve disleri destekleyen diger dokulari etkileyen iltihabi hastaliklardir. Eriskinlerde dis kayiplarinin %70'inden periodontal hastaliklar sorumludur. Bu hastaliklar erken donemde teshis edildiklerinde kolay ve basarili bir sekilde tedavi edilebilirler. Diseti hastaliklarinin onlenmesi veya tedavisi; dogal dislerin korunmasi, daha rahat cignemenin ve daha iyi bir sindirimin saglanmasi gibi diger faydalari da beraberinde getirir. Periodontal hastaliklar diseti iltihabi (gingivitis) ile baslar. Yani gingivitis periodontal hastaligin erken donemidir. Bu donemde disetleri kanamali, kirmizi ve hacim olarak buyumustur. Erken donemde cok fazla rahatsizlik vermeyebilir. Tedavi edilmezse hastalik periodontitise ilerleyerek diseti ve disleri destekleyen alveol kemiginde geriye donussuz hasar olusturabilir.
Periodontitis periodontal hastaliklarin daha ilerlemis bir safhasidir. Disleri destekleyen diger dokularla birlikte alveol kemiginde de hasar olusur. Dis-diseti arasinda "periodontal cep" olusur. Periodontal cep varligi infeksiyonun yerlesimini ve hastaligin ilerlemesini kolaylastirir. Hastalik ilerledikce disler sallanmaya baslar, hatta cekime gidebilir.
Diseti hastaliginin belirtileri nelerdir?
Diseti hastaliginin pek cok bulgusu vardir;
Bununla beraber, periodontal hastalik hic bir bulgu vermeden de ileri safhalara ulasabilir. Bu nedenle duzenli araliklarla dishekimine gitmek son derece onemlidir.
Diseti hastaliginin nedeni nedir?
Diseti hastaliginin en onemli nedeni "bakteriyel dis plagi" adi verilen, disler uzerinde biriken yapiskan ve renksiz film tabakasidir. Gunluk fircalama ve dis ipligi kullanimi ile dis plaginin uzaklastirilmasi saglikli bir agiz icin temel gereksinimdir. Eger plak etkin bir sekilde dislerden uzaklastirilmazsa distasi veya tartar olarak bilinen duzensiz yuzeyli ve gecirgen bir yapiya donusur. Plaktaki bakteriler tarafindan salinan zararli urunler disetinde irritasyona neden olur. Bu urunler nedeni ile disetini dise sikica baglayan lifler yikima ugrar, diseti disten uzaklasir ve periodontal cep olusur. Boylece bakteri ve urunlerinin daha derin dokulara ilerlemesi kolaylasir. Hastalik ilerledikce cep derinlesir, bakteriler daha derine; kemige kadar ilerler ve disi destekleyen alveol kemiginde de yikim baslar. Hastalik tedavi edilmeden birakilirsa sonunda disler sallanir ve cekimleri bile gerekebilir.
Diseti hastaligi nasil onlenir?
Periodontal hastaligin onlenmesinde en onemli gorev kisinin kendisine dusmektedir. Disleri saglikli bir durumda surdurmek icin, gunluk agiz bakimi islemleri ile (dis fircalama ve dis ipligi kullanma) bakteriyel dis plaginin uzaklastirilmasi gerekmektedir. Dishekimine duzenli araliklarla gidilmesi de ayni derecede onemlidir. Gunluk agiz bakimi islemleri distasi olusumunu en az duzeye indirebilir, ancak tamamen onleyemeyebilir. Dis fircasi, dis ipligi veya diger temizlik araclari ile ulasilamayan bolgelerin bir dis hekimi tarafindan degerlendirilmesi mevcut dis plagi ve/veya distasinin uzaklastirilmasi acisindan gereklidir.
Diseti hastaliklarinin tedavisi nedir?
Diseti hastaliginin erken doneminde tedavi, disler uzerindeki eklentilerin (plak ve distasi) uzaklastirilmasi ve duzgun bir kok yuzeyinin saglanmasini kapsar. Bu islem disetinde iltihaba neden olan bakteri ve irritanlarin uzaklastirilmasini saglar. Genellikle bu tedavi, disetinin tekrar dise adaptasyonu veya disetinin buzulerek cebin elimine olmasi icin yeterlidir. Diseti hastaliginin erken doneminde vakalarin cogunlugunda, distasi temizligi, plagin uzaklastirilmasi ve duzgun bir kok yuzeyinin saglanmasini takiben gunluk etkin agiz bakimi basarili bir tedavi icin yeterlidir. Daha ilerlemis vakalar cerrahi tedaviyi gerektirebilir. Bu tedavinin amaci disleri cevreleyen derin periodontal ceplerdeki distaslarini temizlemek, cebin buzulerek eliminasyonunu ve duzgun bir kok yuzeyini saglamak ve daha kolay temizlenebilir bir diseti formu olusturmaktir. Periodontal tedavi sonrasi hastalarin duzenli olarak dishekimi tarafindan muayene edilmesi, plak kontrolu ve yeni distasi birikimlerinin ortamdan uzaklastirilmasi gereklidir. Fakat unutmamak gerekir ki; periodontal tedavi ile elde edilenlerin surdurulmesi icin hicbir islem kisinin gunluk agiz bakimi islemlerini etkin bir sekilde uygulamasindan daha yararli olamaz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)