3 Ağustos 2009 Pazartesi

Eşekten düştü, beyin kanaması geçirdi

eekten-dt-beyin-kanamas-geirdi.jpgHasan KÜTÜK/ KARAMAN (AHT)


Karaman merkeze bağlı Sarıveliler ilçesinde meydana gelen ( mevrut ) olayda, çiftçi Ramazan Coşkuner (28), tarladan evine dönerken bindiği eşeğin huysuzlanıp kendini üzerinden atması sonucu yere düştü. Kafa üstü yere düşen ve yaralanan Coşkuner, olay ( vaka, fenomen, hadise ) yerine çağrılan 112 sağlık ekiplerince Karaman Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. İlk müdahalesinin ardından Konya Numune Hastanesi'ne sevk ( itme, sürükleme, gönderme ) edilen Coşkuner'in beyin kanaması geçirdiği ve kafatasında çatlaklar ve kırıklar olduğu tespit edildi.

Güneş enerjili Notebook

gne-enerjili-notebook.jpg

HABERTURK.COM EKONOMİ SERVİSİ

Bu güneş enerjisi ile çalışan konsept ( görüş, kavram, düzen ) notebook gerekli tüm enerji techizatı ve donanımını üzerinde taşıyor. Üst yüzeyindeki geniş enerji panelleri ile güneş enerjisini kullanarak pillerini şarj eden cihaz size sınırsız kullanım süresi vaad ediyor.

Standart donanımında uydu bağlantısı ile GPS, internet, ve telefon (tümü ududan) bulunan notebook sadece ( hemen, bir, safi ) güç kaynağından bağımsızlık değil aynı zamanda dünya üzerindeki herhangi bir noktada ve her zaman iletişim olanağı sağlıyor.

İstendiği taktirde güneş enerjisi panelleri notebooktan yarılarak harici bir  şekilde şarj edilmeye bırakılırken, siz cihazınızı içindeki mini pille kullanmaya devam edebiliyorsunuz.. Bu dahili mini pil de bağlantı sağlandığı zaman güneş enerjisi ile tekrar şarj oluyor.

Nikola Knezevic tarafından tasarlanan bu notebooka bilim adamları, araştırmacılar, sürekli seyahat etmek zorunda olanlar, şehirdışına çıkmayı sevenler, doğa aşıkları hayran olacaklar.


Sigara paketlerinde bu görseller kullanılacak

sigara-paketlerinde-bu-grseller-kullanlacak.jpgTürkiye'de Ocak 2010'dan itibaren sigara paketlerinin üzerine konulacak fotoğraf ve mesajların gençler üzerindeki etkisini kapsayan araştırmada, gençlerin en çok sigaranın ''cinsel iktidarsızlığa neden ( münasebet, illet, niçin ) olur'' ve ''Hamileyken sigara/tütün içmek bebeğe zararlıdır'' uyarılarını içeren mesajları önemsedikleri ortaya çıktı.



Tütün kullanımını azaltmaya yönelik yasakların ardından sigara paketlerinin üzerine konulacak fotoğrafların, tütün kullanım oranlarını ciddi oranda azaltması öngörülüyor.

İngiltere, Belçika ve Romanya gibi Avrupa ülkelerinin yanı sıra Brezilya, Tayland ve Singapur gibi ülkelerde de uygulanan yöntem, Ocak 2010'dan itibaren Türkiye'de de hayata geçirilecek.

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun (TAPDK) kararı çerçevesinde sigara paketlerinde yazılı uyarıların yanı sıra, AB uygulamaları dikkate alınarak belirlenen 14 fotoğraf da yer alacak.

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı tarafından, sigara paketlerinin üzerine konulacak fotoğraflarla ilgili gençler arasında yapılan araştırmada ilginç sonuçlara ulaşıldı.

HÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nazmi Bilir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ankara'da 14-18 yaş aralığındaki 494 lise öğrencisi arasında yaptıkları araştırmada, gençlerin en çok sigaranın ''cinsel iktidarsızlığa neden olur'' ve ''Hamileyken sigara/tütün içmek bebeğe zararlıdır'' uyarılarını içeren mesajları önemsediklerinin ortaya çıktığını söyledi.

Öğrencilerden yüzde 70'inden fazlasının, bu iki mesajı ''en etkili mesaj'' olarak nitelendirdiklerini ifade eden Bilir, şunları kaydetti:

''Gençler tarafından 'en az etkili' olarak değerlendirilen mesajlar ise sigarayı bırakma konusunda en yakın sağlık kuruluşundan yardım alınabileceğine işaret eden mesajlar oldu.

Fotoğraflar arasında da gençlerin yüzde 90'ı boynunda tümöral bir kitle olan genç bir kişinin resmi ile ağzında yaralar ve çürük dişler olan kişinin fotoğrafını etkili buldu.''

-UYARILAR, DÖNÜŞÜMLÜ OLARAK DEĞİŞTİRİLECEK-

TAPDK tarafından yapılan yeni düzenleme ile sigara ve tütün mamullerinde yazılı uyarıdan sonra fotoğraflı uyarı da ( dahi, bile ) yer alacak. Fotoğraf ve yazılardan oluşacak uyarılar, piyasaya arzına izin verilen dumansız tütün mamulleri dışında kalan tüm tütün mamulü paketlerinin geniş ön yüzeyinde, yüzeyin üst seviyesinden kapak açım ya da bandrol bitim noktasından başlamak üzere yerleştirilecek.

Uyarılar, içerdiği metinsel veya görsel bileşenlere hiçbir şekilde müdahale etmeyecek biçimde genişliği 3 milimetreden az ve 4 milimetreden daha ( elan, henüz ) büyük olmayacak siyah sınır çizgisi ile çerçevelenecek. Uyarılar, sınır çizgisi ile birlikte toplam yüzeyin en az yüzde 65'ini kaplayacak. En çok görülebilen geniş ön yüzey, önden açılan sert paketlerde paketin açıldığı yüzeyi, yumuşak paketlerde ise en çok görülebilen yüzeylerden herhangi birini ifade edecek.

Uyarılarda mavi, kırmızı, sarı ve siyah renkler kullanılacak. Uyarıların metinsel veya görsel bileşenlerinin görünürlüğü, bandrol, pul, fiyat etiketi veya diğer unsurlarca engellenemeyecek. Uyarılar, yer aldığı yüzeyde paketin açılması ile zarar görmeyecek şekilde yerleştirilecek, metinler Türkçe yazılacak.

-14 FOTOĞRAF BELİRLENDİ-

TAPDK'nın belirlediği uyarılarda şu metin ve buna ilişkin fotoğraflar yer alacak:

-Sigara/tütün içenler genç yaşta ölür. (Morgda bir ölünün fotoğrafı)

-Sigara/tütün içmek damarları tıkar, kalp krizine ve felçlere neden olur. (Kalp krizi geçirirken müdahale edilen hasta konulu fotoğraf)

-Sigara/tütün içmek ölümcül akciğer kanserine neden olur. (Sağlıklı ve kanserli bir akciğer fotoğrafı)

-Hamileyken sigara/tütün içmek bebeğe zararlıdır. (Bebek fotoğrafı)

-Çocukları koruyun: Dumanınızı onlara solutmayın. (Maskeli bir çocuk fotoğrafı)

-Sağlık kuruluşları sigarayı/tütünü bırakmada size yardımcı olabilir. (Doktor ve hastasının bulunduğu bir kare fotoğraf)

-Sigara/tütün içmek yüksek derecede bağımlılık yapar, başlamayın. (Sigara bağımlısı)

-Sigarayı/tütünü bırakmak ölümcül kalp ve akciğer hastalıkları riskini azaltır. (efor testinde bir hasta görüntüsü)

-Sigara/tütün içmek ağrılı ve yavaş bir ölüme neden olabilir. (Ölüm döşeğindeki bir hasta)

-Sigarayı/tütünü bırakmak için doktorunuzdan ve size en yakın sağlık ocağından yardım isteyin. (Yardım eli)

-Sigara/tütün içmek kan akışını yavaşlatır ve cinsel iktidarsızlığa neden olur. (Yatakta birbirine küsmüş 2 genç)

-Sigara/tütün içmek cildin erken yaşlanmasına neden ( münasebet, sebep, niye ) olur. (Kırışmış 2 el)

-Sigara/tütün içmek spermlere zarar vererek doğurganlığı azaltır.(Puseti boş kalmış bir kadın)

-Sigara/tütün dumanında benzen, nitrozamin, formaldehit ve hidrojensiyanit gibi kanser yapıcı maddeler bulunur. (Solunum cihazına bağlanmış bir genç)

AA

Baba Ocağı'ndan sevgili kucağına

baba-ocandan-sevgili-kucana.jpgGenç oyuncu Burak Özçivit, başrol oynadığı 'Baba Ocağı' dizisinin final yapmasından sonra ( ileri, ahir, bilahare ) soluğu tatilde aldı. Günaydın'da yer alan habere göre, önce ailesiyle birlikte Ayvalık'ın Sarımsaklı İlçesi'ne giden yakışıklı oyuncu, hafta sonu da sevgilisi Zeynep Dörtkardeşler'le Çeşme'ye geldi. Ayvalık'ta ailesi ile hasret giderdiğini söyleyen Burak, tatilde kilo ( kilogram ) aldığını ve bol ( dolgunca, gani, bereketli ) bol denize girip güneşlendiğini belirterek, "Yeni sezonda yine ekranda olacağım. Şu sıralar oynayacağım dizinin senaryosunu okuyorum" dedi. Özçivit, ağustosta tatile son verip, İstanbul'a döneceğini de ( bile, dahi ) sözlerine ekledi.

Kara çarşaf giydirip kaçırmışlar

kara-araf-giydirip-karmlar.jpgBatman ve Adana'da 1993-2001 yıllarında 32 kişinin öldürülmesi ve çok sayıda kişinin yaralanması eylemlerini gerçekleştirdiği gerekçesiyle yargılanan terör örgütü Hizbullah üyesi 3'ü tutuklu 8 sanıkla ilgili gerekçeli karar tamamlandı.

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesince hazırlanan 765 sayfalık kararda, terör örgütü Hizbullah'ın bölgede işkenceyle sorgulayıp öldürdüğü çok sayıda kişinin nereye gömüldüğünün tespit edilemediği belirtildi.

-PKK-HİZBULLAH ÇATIŞMASI-

Kararda, 1990-1995 yıllarında bölgede terör örgütleri PKK ile Hizbullah mensupları arasında yoğun çatışmalar yaşandığı, bu çatışmalarda, aralarında gazeteci, öğretmen, doktor, parti yöneticisi, milletvekili, sendikacı, cami imamı ve esnafın da bulunduğu yüzlerce kişinin öldürüldüğü veya kaçırıldığı için akıbetinin tespit edilemediği kaydedildi.

-''SORGULAYIP ÖLDÜRDÜLER''-

Terör örgütü Hizbullah'ın eylemlerinin profesyonelce gerçekleştirildiğinin belirtildiği kararda, ''Şahıslara yönelik bireysel silahlı saldırılarda son derece ustaca çalışan tetikçiler kullanıldığı ve hedef şahsın ensesine ateş etme şeklinde gerçekleştiği görülmektedir'' denildi.

Kaçırılan kişilerin kara çarşaf giydirilerek başka şehre götürüldüğü belirtilen kararda, sorgulanıp öldürülen şahısların cesetlerinin buzdolabının içinde hücre evlerine taşınıp gömüldüğü bildirildi.

Bu kişilerin terör örgütü Hizbullah'ın ''sorgu timi'' tarafından sorgulandığı belirtilen kararda, şu ifadelere yer verildi:

''Hizbullah terör örgütü mensupları hakkında açılan dava dosyaları incelendiğinde, çok sayıda örgüt mensubu hakkında, onlarca kişiyi PKK terör örgütü mensubu olduğu gerekçesiyle kaçırdıkları ve işkenceyle sorgulayıp öldürdükleri iddiasıyla dava açılmıştır. Kaçırılan kişilerin örgüt sığınaklarında sorgulandıktan sonra öldürüldüğü yönünde bilgiler olmasına rağmen, örgütün hücre yapılanması şeklinde çalışmış olması sebebiyle, açık kimlikleri tespit edilemeyen bu kişilerin nerelere gömüldüğü tespit edilememiştir.''

-İRAN'DA EĞİTİM GÖRDÜLER-

Terör örgütü Hizbullah'ın kuruluşu ve yurt dışındaki eğitim faaliyetlerine de yer verilen kararda, örgütün kurucularından Hüseyin Velioğlu, Abdulaziz Tunç, Edip Gümüş, Ahmet Seyitoğlu, İhsan Yeşilırmak, Osman Uslu, İsa Ay, Hamit Yazgan ve Nusrettin Güzel'in yasa dışı yollardan İran'a geçtiği, burada İranlı yetkililer tarafından Tahran'da bir villaya yerleştirildiği kaydedildi.

İran'da bir süre siyasi ve askeri eğitim alan örgüt yöneticilerinin Türkiye'ye gelip terör örgütü Hizbullah'ın temel yapısını oluşturmaya başladığı ifade edildi.

-''TOPLUMU, 'BİZ VE ONLAR' DİYE AYIRDILAR''-

Kararın ''örgütün stratejisi'' bölümünde ise terör örgütü Hizbullah'ın amacına ulaşmak için tebliğ, cemaat ve cihat olmak üzere 3 aşamalı strateji benimsediği belirtildi.

Kararda şöyle denildi:

''Toplumu inananlar (Müslümanlar) ve geri kalanlar (kafirler) diye kesin bir çizgi çizerek, biz ve onlar olarak ayırmıştır. Demokratik laik devlet, din düşmanı olarak görülmüştür. Örgüt yöneticileri, örgüt üyelerine, laik düşüncede olanları, sol görüşlü olanları ve PKK terör örgütü mensubu ve sempatizanlarını hedef olarak göstermiş, Atatürkçü Düşünce Derneği, Lions ve Rotary kulübünü izlemeye alıp haklarında bilgi toplamaları talimatını vermiştir.''

-''CAMİLER KIŞLA GİBİ KULLANILMIŞTIR''-


Terör örgütü Hizbullah'ın örgütsel yapılanmasında, cami örgütlenmesinin en önemli yapıyı oluşturduğu belirtildi.

Örgüt mensuplarının camileri askeri ve siyasi eğitim yeri olarak kullandığı kaydedilen kararda, şöyle denildi:

''Eylem öncesi örgüt mensupları camide toplanıp eylem talimatları camide alınmış ve eylemlerin planları camilerde hazırlanmıştır. Camiler eylemlerden önce buluşma ve hareket noktası, eylemlerde kullanılacak silahların saklanıp teslim alındığı yer olarak kullanılmıştır. Örgüt militanları camilerdeki hücrelerde yaşayıp dikkati çekmeden uzun süre çeşitli eylemler yaparak burada saklanabilmiştir. Bazı örgüt mensupları camilerde silah kullanma eğitim aldıklarını anlatmıştır. Bu anlamda Hizbullah terör örgütü yapılanmasında ve eylemlerinde camiler örgüt mensuplarınca örgüt evi, sığınak, silah saklama yeri, kışla gibi kullanılmıştır. İslam dininin değerlerini koruma adı altında o değerleri acımasızca tahrip eden Hizbullah terör örgütü, camileri de korkunç ve acımasızca eylemlerinde kullanmaktan çekinmemiştir.''

-KARAR-

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesindeki karar duruşmasında, sanıklardan Mithat Yılmaz 765 sayılı TCK'nın ''Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın tamamını veya bir kısmını tağyir, tebdil ( değiştirme ) ve ilgaya teşebbüs etme'' suçunu kapsayan 146/1. maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet, sanıklar Mehmet Salih Şimşek ve Mehmet Ali Çelik de aynı suçtan müebbet hapis ( mahpus, cezaevi, hapishane ) cezasına çarptırılmıştı.

Tutuksuz yargılanan sanıklar Aydın Akgün ve Murat Demir de aynı suçtan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmış, ceza, sanıkların dosyanın aydınlatılmasına yardımcı oldukları gerekçesiyle 14 yıl hapis cezasına çevrilmişti. Sanık Demir, tutuklulukta geçirdiği süre göz önünde bulundurularak tahliye edilmişti.

''Terör örgütü üyesi olma'' suçundan yargılanan diğer sanıklardan Bayram İnançlı ve Adnan Salman 7'şer yıl 6'şar ay, Resul Güngör de 6 yıl 3 ay ( kamer ) hapis cezasına çarptırılmıştı.

AA

Leyla Zana'ya hapis cezası

leyla-zanaya-hapis-cezas.jpgİngiltere'nin Londra Suas Üniversitesinde yaptığı konuşma nedeniyle hakkında ''terör örgütünün propagandasını yapma'' suçundan dava ( sevgili, sav, ülkü ) açılan kapatılan DEP'in eski milletvekili ( saylav, vekil, parlamenter ) Leyla Zana, 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuksuz yargılanan sanık Leyla Zana katılmadı, avukatları Cebbar Leygara, Meral Danış Beştaş ve Hayrettin Güzel hazır bulundu.

Sanık avukatları, Zana'nın yaptığı konuşmanın propaganda olmadığını, durum ( hâl, kondisyon, tavır ) tespiti olduğunu savunarak, Zana hakkında beraat kararı verilmesini talep etti.

Mahkeme heyeti, kısa aranın ardından, sanık Zana'ya Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2. maddesi uyarınca ''terör örgütünün propagandasını yapma'' suçundan 1 yıl 6 ay hapis ( hapishane, cezaevi, mahpus ) cezası verdi. Heyet, daha sonra, sanığın duruşmadaki davranışlarını göz önünde bulundurarak cezayı 1 yıl 3 ay hapse indirdi.

İddianamede, sanık Leyla Zana'nın Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2. maddesi uyarınca ''terör örgütünün propagandasını yapma'' suçundan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyordu.

AA

Görmeden, yemeden ölmeyin!

grmeden-yemeden-lmeyin.jpgAnadolu'nun verimli topraklarında yetişen çeşitli ürünlerden yapılan yemeklerin yer aldığı ve bölgelere göre farklılık gösteren sofralarımız, her damak zevkine hitap edecek tatları da cömertçe sunmakta.



Kimi bölgelerimizde baharat ve acı, kimi bölgelerimizde meyve ve sebze, kimilerinde ise bakliyat ağırlıklı yemekler, yöreye özgü kültürle harmanlanarak ikram edilmekte. Günümüzde hazır yiyecekler ağırlıklı olarak tüketilmeye başlansa da yörelerimize özgü yemekler hala sofralarımızın baş köşesinde misafirlere sunulmakta.

-EŞSİZ GÜZELLİKLERİYLE AKDENİZ-

Yeşili ve maviyi buluşturan, tatili, ''deniz, kum ve güneş'' olarak tarif edenlerin ilgi odağı Akdeniz Bölgesi, tarihi ve kültürel mirasıyla da farklı alternatifler sunuyor.

Bölge, ''doğa harikası'' olarak olarak tarif edilen güzelliklerinin yanı sıra, yayla ( plato ) turizmi, inanç turizmi ve av turizmine ilgi duyanları da bekliyor. Bölgenin zengin mutfağını da unutmamak gerekir.

''Kebabın başkenti'' olarak bilinen Adana'da kebap çeşitleri ve buzlu ''bici bici'', Antalya'da, bol cevizli Arap kadayıfı ve tirmis, Mersin'de tantuni ve kerebiç, Isparta'da kabune, Hatay'da ise humus ve künefe, bölgenin tadılması gereken lezzetlerinden sadece birkaçı.

Side'de gün batımını, antik tiyatroyu, Manavgat'ın Akdeniz ile buluştuğu noktayı, Alanya Kalesi'ni, Kızıl Tersane'yi görmek, tarihi mekanlarda geçmişin hayalini kurmak isteyenler kadar, Kaleiçi'ndeki bir butik otelde konaklayıp şehrin en eski plajı olan Mermerli'den denize girmekle yetinenlerin tercihi Antalya.

Yaklaşık 9 bin yıllık geçmişe tanıklık eden Mersin, 321 kilometrelik sahil şeridinin yanı sıra adıyla özdeşlesen tantunisi, tatlı olarak da cezerye ve kerebici ile kente gelenlere çeşitli alternatifler sunuyor.

-''KOKUSU ÇEKİYOR''-

Adana'yı ziyarete gelenler, hemen kokusunu aldıkları, birbirinden güzel mekanlarda ünlü ustaların ellerinden çıkan kebabın tadına bakmadan kentten ayrılamıyor. Kentte onlarca kebap lokantası bulunsa da, Adana kebabının ''Tarihi Kazancılar Çarşısı''nda, bol yeşillik, pişmiş yeşil biber ve domates, ezme ve çoban salata ile birlikte çarşının nostaljik havasında yenilmesi öneriliyor. Kebabın yanında ise tercihe göre acılı ya da acısız şalgam içilebilir.

Adana'nın sıcağından bunalanlar ve kebaptan sonra tatlı yemek isteyenler için farklı bir alternatif ise ''bici bici'' tatlısı. Genellikle sokak tezgahlarında satılan, nişastadan yapılan ve rendelenmiş buz, gül suyu, pudra şekeri katılarak sunulan bu soğuk tatlı, ferahlatıcı tadıyla güzel bir lezzet.

Kentin hemen hemen her köşesinde bulunan şırdancılar ile mumbarcılar ise bilinenlerden farklı bir lezzeti sunuyor. Şırdan, koyunun kalın bağırsağının bir kısmı biber salçalı ve pirinçle doldurularak, mumbar ise ince bağırsaktan yine içine pirinç doldurularak hazırlanıyor, bol kimyon ve pul biberle sunuluyor.

Şehir turuna çıkıldığında ise adeta deniz kenarında olduğunuz hissi uyandıran ve huzur veren, Seyhan Baraj Gölü kıyısındaki Adnan Menderes Bulvarı'na ve çevredeki piknik alanlarına gidilebilir.

Şehir turunun devamında, kent merkezinden geçen Seyhan Nehri'nin en dar yerinde bulunan ve Evliya Çelebi'nin yazdığına göre, Abbasi halifesi Memnun döneminde üzerinden geçenlerden haraç alınan 1500 yıllık Taşköprü, görülmesi gereken mekanlar arasında. Taş Köprü üzerinden ise bölgenin en büyük camisi konumundaki Sabancı Merkez Camisi'nin siluetinin Seyhan Nehri'ne yansıdığı manzara görülmeye değer.

Köprünün yanındaki, tarihi Adana evlerinin yoğun olarak bulunduğu Tepebağ Mahallesi, kültür merkezi haline dönüştürülen tarihi Kız Lisesi ve Merkez Sabancı Camisi'nin bitişiğindeki, görsel şölen sunan bahçe düzenlemesine sahip büyük Merkez Park da görülmesi gereken yerler arasında. Ayrıca, Merkez Park'ın bitişiğindeki Arkeoloji Müzesi ile Kuruköprü civarındaki Etnografya Müzesi'nde ise bölgeden çıkan arkeolojik eserler görülebilir.

Adana'yı geride bırakıp, Ceyhan'ı doğru 20 kilometre gidildiğinde, Misis beldesinde yol boyu sıralanmış sıkmacılar ve gözlemeciler hemen fark ediliyor. ''Ömrü uzattığı'' belirtilen ve hatta ''Lokman Hekim'in iksiri'' olduğu ileri sürülen bol köpüklü Misis ayranıyla yenilen sıkmalar, ziyaretçilerin damağında güzel bir lezzet bırakıyor.

Bu arada, beldedeki Hititler'den kalma antik kent Misis ile Misis Köprüsü de mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Yaygın efsaneye göre Lokman Hekim, ölümsüzlüğün ilacını bulmuş, bu amaçla kullanacağı otları ve tarifi köprüden Seyhan Nehri'ne düşürmüştür.

Misis'ten sonra Ceyhan yönüne gidildiğinde, 12. kilometrede ise Yılan Kalesi'ne ayrılan 3 kilometrelik yola ulaşılıyor. Haçlı ordularının 11-12. yüzyılda yaptığı tahmin edilen kalenin, ''yılanların kralı'' anlamına gelen ''Şahmaran Efsanesi''nin de kaynağı olduğu öne sürülüyor.

-DOĞA, TARİH VE EŞSİZ LEZZETLERİN ADRESİ-


Dört mevsim güneşin yüzünü gösterdiği Antalya, sunduğu alternatiflerle, sayıları milyonlarla ifade ( rapor, tabir, söylem ) edilen yerli ve yabancı turiste gönlünce tatil olanağı sunuyor.

Sadece Akdeniz'in değil, dünyanın incisi olan kent, 5 yıldızlı otelde her şey dahil sistemi ile sorunsuz bir tatil yapmak isteyenden, Olimpos'taki konaklama yerlerinin birine sırt çantası ile gelip aylarca ayrılamayanlara kadar farklı arayıştaki tatilcilere her türlü olanağı sağlıyor.

Lüks yatlarıyla yeşil koyları gezen ünlü ve zenginler ile Likya Yolu'nu bir uçtan diğerine yürüyerek kat etmeyi aklına koymuş gezginler, bölgede doğanın tadını aynı keyifle çıkarıyor.

İlk parlamentonun kurulduğu Patara'yı, kartal yuvası Kalkan'ı, sualtı zenginlikleriyle Kaş'ı, Kekova'yı, Demre'deki Noel Baba Müzesi ve Myra Antik Kenti'ni görme imkanı bulan tatilciler, yeşilin maviyle uyumunu ortaya koyan Adrasan, Olimpos, Çıralı, Phaselis'te de denizin keyfini çıkarıyor.

Eski uygarlıklara ilgi duyanlar için hazine değeri taşıyan Antalya, Termessos ve Perge antik kentleri, Aspendos Antik Tiyatrosu ve Side Aspendos Tapınağı ile uygarlıkların beşiği olduğunu ziyaret eden binlerce yerli ve yabancı turiste yeniden gösteriyor

Side'de gün batımını, antik tiyatroyu, Manavgat'ın Akdeniz ile buluştuğu noktayı, Alanya Kalesi'ni, Kızıl Tersane'yi görmek, tarihi mekanlarda geçmişin hayalini kurmak isteyenler kadar, Kaleiçi'ndeki bir butik otelde konaklayıp şehrin en eski plajı olan Mermerli'den denize girmekle yetinenlerin tercihi de yine Antalya.

Sadece golf oynamak için Belek'i seçenler ile Akdeniz'in en yeni ve konforlu olanaklarını sunan otellerde profesyonel ekiplerin düzenlediği kongrelere katılanlar da, aynı lüksü paylaşıyor.

Antalya'ya av turizmi, yayla turizmi için gelenlerin tercihi ise Toroslar'a sırtını dayamış Akseki, İbradı, Korkuteli ve Elmalı oluyor. Bir kere gelmenin, bir kere görmenin bu yeryüzü cennetini keşfetmeye yetmediğini fark edenler için Antalya, yıllarca her tatil fırsatında koşup gelinen ikinci adres olma özelliğini koruyor.

-BOL CEVİZLİ ARAP KADAYIFI VE TİRMİS-

Antalya, tarihi ve turistik güzelliklerinin yanı sıra her beğeniye ve keseye uygun yiyeceklerin de bulunduğu ve lezzetlerin yarıştığı kentler arasında yer alıyor.

Her şey dahil konaklanan otellerde Akdeniz'in taze sebze ve meyvesi, deniz ürünleri önce gözleri doyururken, kentin sokaklarındaki restoranlar, kafeler de farklı alternatifler sunuyor.

Antalya'ya has, başka yerde lezzetine rastlanmayan şiş köfte ile bol tahinli, sirkeli, üzeri yumurta, domates ve soğan dilimleri ile donatılmış, en üstüne de maydanoz serpilmiş Antalya piyazı, kentte hemen her köşe başındaki bir lokantada yeniliyor.

Antalya'ya özgü lezzetler arasında bulunan ve bir kere tadıldı mı yıllarca unutulmayan hamur tatlısı Arap kadayıfı da tarçınla harmanlanan, bol cevizi ve şerbetiyle Türkiye'de bilinen yassı kadayıftan başka bir lezzet olanağı sunuyor. Hamuru ay şeklinde parmak uçlarıyla basılarak kapatılan ve usulünce kızartıldıktan sonra ılık şerbete atılan Arap kadayıfı, meşhur şiş köfte ve piyazın ardından Antalya sofrasının lezzetini tamamlıyor.

Antalya lezzetlerinin vazgeçilmezi ''serpme börek'' de kentin ara sokaklarındaki eski pasajların içinde, küçük dükkanlarda sade, peynirli ve kıymalı yapılarak sabahın ilk saatlerinde tükeniyor.

Antalya'ya has yanık dondurma da keçi sütünün hafif yanmasına neden olacak kadar uzun kaynatılması zorunluluğu nedeniyle ortaya çıkan lezzetlerden biri. Eskiden yanık sütle yapılan dondurma günümüzde Antalya'nın kendine özgü, vazgeçilmez, tadılması mutlaka tavsiye edilen en önemli lezzetleri arasında yer alıyor.

Antalyalı'nın belki yarım asırdan fazladır, tok tuttuğu için özellikle Ramazan aylarında yediği üzeri susam ( süsen ) ve yarım badem içleri ile süslenmiş tahinli, hafif şekerli kurabiyesi Bağaça da bilinen önemli lezzetlerden biri.

Önünden belki defalarca geçilen, vitrini rengarenk cam kavanozlarla dolu dükkan belki çok da göz önündedir ama kavanozlara dikkatle bakmayan biri, içlerinde bergamot, turunç, patlıcan, limon çiçeği, nar, bal kabağı, hurma, yeşil ceviz reçeli olduğunu fark etmeyebilir. Antalya'ya gelen ve bu tadı bilenler bir iki kavanoz reçel almadan dönmüyor.

Antalya'da sokakta tezgahlarda satılan, sarı renkte, çerez gibi tüketilen baklagil ''tirmis''i, çok az insan tanıyor. İnce kabuğu ağza alındığında kolayca sıyrılan, sarı renkte ve çerez gibi yedikçe insanın bırakamadığı tirmis, Antalya'da pazarlarda veya sokak tezgahlarında satılıyor.

Antalyalıların çocukluklarından bu yana çerez olarak tükettikleri tirmisin, Antalya dışından gelenler tarafından bilinmediğini belirten satıcılar, zaman zaman mısırla karıştırıldığını ve tirmisin ne olduğuna ilişkin kendilerine çeşitli sorular yöneltildiğini söylüyor.

-''HOŞGÖRÜ KENTİ''-

Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Mersin, zengin tarihi ve kültürel mirası ile doğal güzelliklerinin yanı sıra yöresel yemekleriyle turistlerin damak zevkine hitap ediyor.

Yaklaşık 9 bin yıllık geçmişe tanıklık eden Mersin, 321 kilometrelik sahil şeridinin yanı sıra adıyla özdeşlesen tantunisi, tatlı olarak da cezerye ve kerebici ile kente gelenlere çeşitli alternatifler sunuyor.

Cami ve kiliselerin bir arada bulunduğu, farklı dinlerden insanların cenazelerinin yan yana defnedildiği Şehir Mezarlığı ile Mersin ''hoşgörü kenti'' unvanını hak ediyor.

Bu arada Mersin Devlet Opera ve Balesi'nin temsillerini sahnelediği Mersin Kültür Merkezi bünyesindeki Mersin Müzesi kentin tarihine ışık tutuyor. Birçok eserin yer sıkıntısı dolayısıyla sergilenemediği müze ile Mezitli ilçesindeki çok sayıda sütunun yüzlerce yıl ayakta kaldığı Soloi Pompeiopolis Antik Kenti, ziyaretçilerin uğrak mekanları arasında yer alıyor.

Yazın sıcak aylarında yaylaların ilgi gördüğü kentte, merkeze 44 kilometre uzaklıktaki Çağlarca köyü, şelalesi ve alabalık tesisleriyle ilgi çekiyor. Özellikle Arap turistlerin tercih ettiği köye gelenler, bu arada yörede üretimi yaygınlaşan kiviyi de ağacından kopararak tatma imkanı buluyor.

Mersin'in doğusunda yer alan Tarsus ilçesi de ''inanç turizmi'' açısından önemli bir potansiyeli barındırıyor.

Papa 16. Benediktus tarafından geçen yılın ''Saint Paul Yılı'' ilan edilmesi dolayısıyla Hz. İsa'nın 12 havarisinden biri St. Paul'un yaşadığı yer olan ve Vatikan'ın ''hac'' yeri kabul ettiği Tarsus, geçen ay yapılan etkinliklerle dikkatleri üzerine çekti. St. Paul'un evi ve kuyusu ile St. Paul Anıt Müzesi'nin bulunduğu Tarsus, Müslümanlar için de önemli merkezlerden biri olarak kabul ediliyor.

Danyal Peygamber'in makamının bulunduğu Makamı Şerif Camisi ve Danyal Peygamber Kabri, ilçede görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Rivayete göre, MS 2. yüzyıl başlarında dönemin hükümdarı Dakyanus'un zulmünden kaçan Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuş, Dekarnuş, Sazenuş, Kafetaltayuş ve köpekleri Kıtmir'in sığındıkları ve 309 yıl uyudukları Eshab-ı Kehf Mağarası da Deler köyünde bulunuyor. Halk arasında ''Yedi Uyurlar'' olarak bilinen mağara, ziyaret edilecek önemli yerlerden.

Mersin'in batısında yer alan Erdemli ve Silifke ilçeleri ise günümüze kadar ayakta kalabilen görülmeye değer çok sayıda tarihi eserin yanı sıra denizi ve doğal güzellikleriyle dikkat çekiyor.

-TARİH VE DOĞA-

Sahil yolu boyunca ve iç kesimlerde görülmeye değer yerlerin başında, Erdemli'ye bağlı beldeye adını veren, deniz içindeki adacık üzerine kurulu Kızkalesi geliyor.

Toroslar'da sıkça rastlanan doğal çukurların en büyüklerinden biri olarak nitelenen obruğun yanında kurulan ve ilk çağlardan beri kutsal işlev gördüğü sanılan Kanlıdivane Antik Kenti de görülmesi gereken güzellikte.

Türk hakimiyetine girdikten sonra Türkmen aşiretlerinin kışlak olarak kullandığı ''Kanlıdivane''nin adının, Türkmen aşiretlerinde zaman zaman toplanıp kararlar aldıkları yerlere divan denildiği ve obruk içindeki kayalık ve harabelerin kan gibi kırmızı renkte olmasıyla ilgili olduğu ileri sürülüyor. Halk arasında ise suçluların obruk içine bırakılıp arslanlara parçalatılmasından dolayı bu adı aldığı söylentisi bulunmakta.

Erdemli ilçesine bağlı Limonlu beldesine 10 kilometrelik mesafede, sarp yoldan Toroslar'a doğru gidilerek ulaşılan Kayacık Vadisi, sık ağaç yapısı, buz gibi akan çayı ve kuş sesleriyle doğa ile baş başa kalmak isteyenler için adeta ''saklı cennet''... Merkeze yaklaşık 45 kilometre uzaklıktaki vadi, zorlu yol koşullarına karşın ayağını buz gibi suya uzatarak keyif yapmak isteyenlere, gürültüden uzak serin bir ortam sunuyor.

Erdemli'den Silifke'ye giderken sıcaktan bunalanlar ise çok sayıda halk plajından birinde denize girerek serinleyebilir. Özellikle Akyar denilen kesimde, kayalıklardan denize karışan soğuk su, yüzerken insanlara ayrı bir keyif sunuyor.

Silifke sınırlarındaki Cehennem ve Cennet de ziyaretçileri bekliyor. Sahile yakın mesafede bulunan ve kayalara oyulmuş yaklaşık 450 basamakla dibine ulaşılan Cennet çukuruna inip çıkmak bir saati buluyor. Burayı görmek için inip-çıkanlar yürüyüş sonunda çevrede bulanan restoranlardan köpüklü ayranını içerek hem susuzluklarını giderebilir hem de yorgunluklarını atabilir.

Bu obruklara yakın mesafede bulunan ve ''havasının astımlılara iyi geldiğine inanılan'' Astım-Dilek Mağarası, özellikle hastalar ve geleceğe yönelik beklenti için dilek dilemek isteyenler tercih ediliyor.

Silifke'den daha iç bölgelere doğru yolculuğu göze alanlar Uzunburç beldesindeki Uzuncaburç Antik Kenti'ni görebilir. Antalya'daki Side Antik Kenti kadar zengin tarihi dokuya sahip olmasına karşın, tanıtım eksikliği nedeniyle pek bilinmeyen ve Mersin'in ''Side''si olarak nitelendirilen bölge, sütunlu caddesi, tiyatrosu, Helenistik anıt mezarları, tören kapısı, tapınakları ve kulesi ile önemli tarihi mekanlardan biri.

Silifke'ye kadar gelenler, birçok tesisin yer aldığı Narlıkuyu'da balık yemek de farklı bir alternatif. Temiz suyu ile dikkati çeken koy etrafında denizle iç içe yer alan restoranlar günün her saati müşterilerine taze balık sunuyor.

Aydıncık ve Bozyazı ilçelerinden geçilerek ulaşılan Anamur'da, Ören beldesindeki birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Anemurium Antik Kenti, geniş bir alana yayılan tarihi kalıntıların yanı sıra denizi ile de ziyaret edilmesi gereken yerlerden. Antik kent, dağlık alana yayılan nekropol, su kemerleri, tiyatro, odeon, hamam ve mozaiklerin bulunduğu tarihi kalıntıların yanı sıra tertemiz denizi ile de ilgi çekiyor.

-TANTUNİ, KEREBİÇ-

Tantuni, Mersin'e gelenlerin mutlaka tatması gereken bir lezzet. Geçmişi 19. yüzyılda kente çalışmaya gelen Arap işçilere kadar dayanan tantuninin, etinden ekmeğine kadar özenle hazırlanması gerekiyor. İlk zamanlarda yağsız et ile yapılan tantuni, zamanla farklı lezzet sunmak amacıyla normal yağlı etle de yapılmaya başlandı. Tantuniyi yağsız tercih edenler, biftek bölümünden yapılmasını isteyebilir.

Somun ve açık ekmek arasında servis edilen, özel saclarda kendine özgü yöntemle pişirilen, ete domates, yeşillik, soğan ve baharat da konularak yapılan tantuninin yanında şalgam veya ayran içmeyi de ihmal etmeyin. Tantuninin tadını alabilmek için ise mutlaka açık ekmeği tercih edin.

Damak tadına düşkünler için farklı bir tatlı alternatifi de, özellikle Ramazan ayında rağbet gören, yöreye özgü kerebiç tatlısı. İrmik, ceviz veya Antep fıstığı ile şeker karışımıyla yapılan tatlıya katılan çöven otundan elde edilen süt görünümlü köpük de bu tatlıya ayrı bir lezzet katıyor.

Kentteki gezinin ardından memleketlerine hediye götürmek isteyenlere cezerye öneriliyor. Cezerye, havuç, toz şeker, bisküvi, ceviz veya Antep fıstığının yanı sıra Hindistan cevizinin karışımıyla elde ediliyor.

-''BURADADUR, ÇÜNKÜ BURASI BURDUR''-

Burdur İl Özel İdaresinin çatısında, Atatürk Heykeli'ne bakan yüzündeki billboarddaki ''Buradadur, çünkü burası Burdur; Her şeyin en güzeli burada bulunur'' yazısını ilk kez görenler bir hayli iddialı bulsa da şehir tarihi, kültürel ve doğal güzellikleriyle keşfedilmeyi bekliyor.

251 bin nüfuslu, halkının yüzde 70'i tarım ve hayvancılıkla geçinen Burdur'da yapılan arkeolojik kazılarda elde edilen bulgular kentin tarihinin Neolotik Çağ'a kadar dayandığını ortaya koyuyor. Sınırları içinde Sagalassos, Kibyra, Kremna gibi tarihte büyük önemi olan kentlerin kalıntılarını barındıran Burdur'un müzesi de bu nedenle zengin tarihi eserlere sahip.

Geçen yıl Avrupa'da Yılın Müzesi Yarışması'nda Özel Ödül'e layık görülen Burdur Müzesi'nde 59 bin eser bulunuyor. Tarihe meraklı turistler için bulunmaz bir mekan olan Burdur, kentin merkezinde Dikkuyrukların yuvası Burdur Gölü, Yeşilova ilçesindeki Salda Gölü, başta Söbüce olmak üzere serin yaylaları, el değmemiş bir ( vahit, bir kez, yalnız ) doğanın ortasındaki Karanlık Kanyon ve Türkiye'nin turizme açılan ilk mağarası unvanını taşıyan İnsuyu ile de doğaseverlere hitap ediyor.

Burdur, gittiği yörenin lezzetlerini tatmadan dönmek istemeyenler için ise meşhur şiş köftesi, yaprak ( varak ) sarması, katmeri, et böreği, ceviz ezmesi, haşhaş ve kenevir helvası ile ayrı lezzet imkanları sunuyor.

Göller yöresinin belki de en farklı yapıya sahip gölü olan Salda, Burdur'un Yeşilova ilçesinin 4 kilometre batısında yer alıyor. Türkiye'nin en derin göllerinden biri olan Salda, denizden yüksekliği 1193 metre olan, ormanlarla kaplı Toroslar'ın arasında bir krater gölü olma özelliğini taşıyor.

Sodalı suya sahip, magnezyum yönünden zengin ve killi olan göl, birinci derecede sit alanı ve turizm merkezi statüsünde bulunuyor. İki yıl önce Antalyalı bir grup dalgıcın yaptığı çalışma sonucunda, göl dibinde tatlı sularda çok ender bulunan sünger yapısına rastlanan, çok iri sazanların yaşadığı gölün kumsalı, sudaki magnezyum nedeniyle beyaz renkte.

Beyaz kumsal, Mars'tan gelen fotoğraflardaki yeryüzü görüntüsüyle benzerlik gösterdiği için bilim adamlarının ilgisini çekmekte. İskoçya'nın Glasgow Üniversitesinden Prof. Dr. Mike Russel'ın 4 yıl süreyle yaptığı araştırma, 2000 yılında İngiliz yayın kuruluşu BBC'de belgesel olarak işlendi.

Gölün etrafındaki birçok plajdan en bilinenleri ise Yeşilova Belediyesi Halk Plajı ve Milli Parklara bağlı Orman Plajı. Halk plajına ücretsiz girilebilirken, orman plajına giriş ise ücretli. Her iki plajda da çadır kampına olanak sağlayan altyapı bulunuyor.

-DOĞA TUTKUNLARI İÇİN ALTERNATİF-

Isparta, Akdeniz, Ege ve İç Anadolu bölgelerinin arasında geçiş yolu olması nedeniyle hemen herkesin bir şekilde yolunun düştüğü bir kent. Tarih boyunca yerleşim alanı olma özelliğini koruyan ve Pisidia olarak anılan bölgede yer alan Isparta'da ilk yerleşimin Üst Paleolitik ve Mezolitik dönemlerde olduğu biliniyor.

Pisidia bölgesinde özellikle İmparator Augustus döneminde Roma egemenliğinin simgesi olan, bugünkü Yalvaç'taki Antiokheia, Çamlık'taki Kremna, Ürkütlü'deki Komoma, Belenli'deki Olbasa, Barla'daki Parlais kalıntıları günümüze kadar gelen koloni kentler.

Şehrin her ilçesinde kalıntıları bulunan bu antik kentlerin yanı sıra Türkiye'nin dördüncü büyük tatlı su gölünün bulunduğu Eğirdir ilçesi, kış aylarında aynı anda kayak yapma olanağı sunan, son yılların gözde kayak merkezleri arasında yer alan Davraz Dağı da Isparta'yı keşfetme isteği uyandırıyor.

Şehir merkezinde sayıları az olan restore edilmiş Isparta evleri de meraklıların ilgisini çekmekte. İki katlı küçük bir binada karma müze olarak hizmet veren Isparta Müzesi'nde de tarihi evlerden, geçmiş zamanların yörük ve şehir yaşamından, geleneksel gül üreticiliğinden kesitler, bölgedeki Türk egemenliği öncesindeki dönemlerden tarihi eserler örnekler görülebilir.

Doğa tutkunları için Kızıldağ ve Kovada Gölü Milli Parkları, Gölcük ve Yazılı Kanyon Tabiat Parkları, Eğirdir'in Bayboğan köyü sınırları içerisinde göl manzaralı ve konaklama olanağı da sunan 26 dönümlük Bayboğan Ormaniçi mesire alanı, Köprüçayı ve Yazılı kanyonları ile kent merkezindeki kestane ağaçlarının gölgesindeki Ayazmana görülmeye değer.

Mutevazı pansiyonları, taze tatlı su ürünlerinin sunulduğu restoranları ile şehirde en çok turist çeken yer olan Eğirdir'i, Hazreti İsa'nın 12 havarisinden St. Paul'ün Hristiyanlığın ilk resmi vaazını verdiği kilise olarak kabul edilen Yalvaç izliyor.

-KABUNE'NİN HİKAYESİ-

Isparta, ağız tadına düşkünler için de eşsiz lezzetler sunuyor. Konya'nın geleneksel lezzeti olarak bilinen tandır kebabın Isparta'da da aynı oranda ünlü. Ancak Konya'nın tandır kebabının aksine, kuzu etinden ya da oğlak kaburgasından yapılan tandır, çok daha az yağlı. Serin ve tarçın kokulu üzüm hoşafı eşliğinde sunulan tandırı yedikten sonra artık bir lokma daha yiyemeyeceğini düşünenlerin kararlılığı, başka hiçbir yerde bulunamayacak içine tuzsuz peynir, üzerine toz şeker serpilmiş sıcacık pidelerle değişebilir.

Son yıllarda, asırlardır düğün yemeği olarak sunulan Kabune ile tereyağlı irmik helvası da restoran menülerinde yer alıyor. Nohut, et ve pirinçle yapılan Kabune'yi her gün yenebilecek bir yemeğe dönüştüren Bayram Ali Usta, öyküsünü de şöyle anlatıyor:

''Gelin ile kaynanası akşama kadar tarlada çalışmış. Yorgun argın eve döndüklerinde, erkekleri akşam yemeği beklerken bulmuşlar. Kaynanasının artık parmağını bile kıpırdatamayacak kadar yorgun olduğunu gören gelin, 'Ana, sen otur hele. Dinlen. Ben yemeği hazırlarım' demiş. Mutfakta, bir gün önceden kalmış biraz nohut, bir parça haşlanmış et bulan gelin, bunları da katıp pirinç pilavı pişirmiş. Gelininin getirdiği, içinden mis gibi kokular yükselen bakır tencerenin kapağını merakla açan kaynanana daha önce görmediği yemeğe bakıp 'Kı(z) bu ne' diye sormuş. Kı-bu-ne yıllar içinde Kabune'ye dönüşmüş.''

-FARKLI KÜLTÜRLER VE LEZZETLER-


Farklı dinden insanların hoşgörü ve kardeşlik içerisinde yaşadığı Hatay, kiliseleri ve müzeleri, doğal güzellikleri ve yöreye özgü yemekleriyle turistlere farklı seçenekler sunuyor.

Birçok medeniyete ev sahipliği yapan kent, ziyaretçilerin kağıt kebabı, künefesi, oruğu, humusu zengin ( ensesi kalın, gösterişli, gönç ) mutfağıyla farklı damak tatlarına hitap ediyor.

Dünyaca ünlü mozaiklerin bulunduğu ''Arkeoloji Müzesi''ndeki eserlerle ziyaretçilerinin adeta geçmişle yüzleşmesine olanak sağlayan kentte, Kurtuluş Caddesi de Müslüman, Hristiyan, Ermeni ve Yahudi vatandaşların barış ve kardeşlik içinde yaşadığının kanıtlarını sunuyor. Burada, bu birlikteliğin simgesi cami, kilise ve havrayı yan yana görmek mümkün.

Roma İmparatorluğu döneminde kilise olarak yapılan, daha sonra camiye dönüştürülen Habib-i Neccar, ilk Hristiyanların mezarlarını barındırması nedeniyle dinler arası hoşgörünün bir simgesi olarak kentte görülmeden geçilemeyecek eserler arasında.

Hristiyanlar tarafından hac yeri olarak ilan edilen ve Hz. İsa'ya inananlara ilk kez ''Hristiyan'' adının verildiği Habib-i Neccar Dağı'nın uzantısı olan Haç Dağı eteklerinde yer alan St. Pierre Mağara Kilisesi ise 13 metre uzunluğu, 9,5 metre genişliği ve 7 metre yüksekliğiyle ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

Kent merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki Samandağ ilçesinde bulunan ve MS 1. yüzyılda dağdan gelen suların yarattığı selleri önlemek amacıyla Roma İmparatoru Vespasianus ile Titus'un bin tutsağa 10 yılda yaptırdığı bilinen ''Titus Tüneli'' de 130 metre uzunluğu ve 7 metre yüksekliğindeki eşsiz mimari yapısıyla dikkatleri topluyor.

Amanos Dağları da alternatif tatil imkanları sunuyor. Dörtyol ilçesinden patikalarda yürüyüşü yapmak isteyen ve yaylalarda güzel bir gece geçirmek isteyenler, literatürde 'Lucanus Cervus' olarak geçen, Japonların büyük ilgi gösterdiği ve dünyada sadece Amanoslar'da bulunan 6 antenli geyik böceğini de görme şansını yakalayabilir.

Uzun ve yorucu gezinin ardından kentin önemli tarihi ve doğal güzelliklerini ziyaret edenler, Roma İmparatorluğu döneminde varlıklı ailelerin yaşadığı Harbiye beldesindeki şelalelerin bulunduğu alanda çay içerek dinlenebilir.

Tarihsel geçmişi, doğal güzellikleri, kültürel zenginlikleri ile Fransız ve Arap mutfağını en iyi şekilde sergileyen ve ''Gastronomi Turizmi''nin öncülüğünü yapan Hatay, damak tadına düşkün yerli ve yabancı turistlere hitap edebilecek sayısız yemek seçeneği sunuyor.

Kentte yöresel yemeklerin başında gelen, Fransız Yemek Uzmanı Frank Marciano'nun bile ''Antakya izlenimleri'' kitabında övgüyle söz ettiği humus, Halepli İbrahim Ketremizgil'in Saray Caddesi'ndeki lokantasında yenilebilir.

Nohudun haşlanmasının ardından zarının alınması ve tahta dibek ile ezdikten sonra özel tahin, limon, nar ekşisi, çeşitli baharat ve yöreye özgü zeytinyağı döktükten sonra üzerine turşu koyularak servis edilen humus, en lezzetli mezeler arasında.

Kente gelen turistler, tarihi Uzun Çarşı içerisinde yer alan kasaplarda da yöresel yemekler arasında yer alan tepsi ve kağıt kebabını tatma imkanı bulabilir.

Dana etinin çok sayıda baharat, maydanoz ve sarımsak ile yoğrulmasıyla yapılan ve taş fırınlarda pişirilerek ikram edilen kebap, çatal kullanılmadan pide ekmeğiyle yeniliyor.

Yemeğinin ardından güzel bir tatlı yemek isteyenlere ise tescilli ''Antakya künefesi'' ikram ediliyor. Kadayıf ve tuzsuz peynir ile yapılan ve fırınlarda kızartılıp üzerine şerbet dökülerek ikram edilen künefe de mutlaka tadılmalı.

Tarihi ve doğal güzelliklerinin yanı sıra yöresel ürünleriyle de dikkat çeken Hatay'ı ziyaret edenler, dönüşte sevdiklerine Harbiye beldesindeki dokuma atölyelerinde 20-100 lira arasında satışa sunulan saf ipekten yapılmış kravat alarak hediye edebilir.

Defne yaprağının kaynatılması ve kalıba dökülmesiyle doğal olarak elde edilen, kokusuyla da farklı olan kilosu 5-10 TL arasında değişen ''defne gar sabunu'' da yöreye özgü hediyelik ürünler arasında yerini alıyor.

-DONDURMA KAHRAMANMARAŞ'TA YENİR

Dağlarda açılan çukurlara doldurularak yaza saklanan kar ve yöredeki yaylalarda yetişen meyvelerle hazırlanan ''karsambaç''ın, üç kuşak ehil ellerden geçerek adeta yeniden biçimlenmesi sonucu ortaya çıkan dövme dondurmayı anavatanı Kahramanmaraş'ta yenilmeli.

''Kendini Kurtaran Şehir'' Kahramanmaraş, yayla sevenlerin, doğa aşıklarının mutlaka gezi programlarına dahil etmeleri gereken bir il aynı zamanda. ''Başkonuş'', ''Tekir'' ve ''Yavşan'' yaylaları başta olmak üzere ilde onlarca yayla bulunuyor. Çeşit çeşit böceğe, ağaca ve çiçeğe ev sahipliği yapan oksijen deposu yaylalar görülmeye değer. Sarkıtlarıyla izleyenleri büyüleyen Döngel Mağaraları ise mutlaka görülmeli.

Türkiye'deki hemen her il gibi zengin bir yemek kültürüne sahip Kahramanmaraş'ta ''ekşili alaca çorba'' mutlaka tadılmalı. Hem lezzetli, hem sağlıklı hem de doyurucu olan bu çorbanın üzerine ''kuzu tandır'', ''saç kavurma'' ya da ''Külbastı'' yenilebilir. Kafes balıkçılığında gelişme yolunda olan Kahramanmaraş'ta, havuzdan seçebileceğiniz alabalığın tadına da bakabilirsiniz.

Kahramanmaraş'tan ayrılırken, dostlarınıza ve yakınlarınıza, ''Şoklanmış dondurma'', ''ceviz oyma mücevher sandığı'' ya da ''çerez tarhana'' satın almanız önerilebilir.

AA