31 Temmuz 2009 Cuma

Madonna Türkiye'ye geliyor

madonna-trkiyeye-geliyor.jpgPop müziğin kraliçesi, yaşayan efsane Madonna 5 Eylül'de İstanbul'da hayranlarıyla buluşacak.

Daha önce Shakira, Michael Jacson, Kevin Costner, Adriana Lima gibi starları Türkiye'ye getiren Efsane Danışmanlık tarafından gerçekleştirilecek organizasyonla Türkiye'ye gelecek olan  ( hasıl, kâin, vaki ) Madonna en ( genişlik, işaret, arz ) son 1993 yılında Türkiye gelmiş ve  İnönü Stadı'nda konser vermişti.

Milliyet'in haberine göre tahmini maliyeti 10 milyon TL olan konser ( dinleti ) Atatürk Olimpiyat Stadı'nda gerçekleştirilecek. Türkiye'nin heryerinden Madonna hayranlarını buluşturacak olan konser 5 Eylül'de yapılacak ve saat 22:00'de başlayacak.

80 bin kişinin katılması beklenen konserin bilet filatları ise 100 TL ile 1250 TL arasında değişecek.

Dört günlük program için Türkiye'ye gelmesi beklenen Madonna'nın Anıtkabiri ziyaret etmesi, bir TV programına katılması ve konser sonrasında Reina'da bir 'after party'e katılması bekleniyor.

Madonna'ya İstanbul konseri için 3 milyon 250 bin dolar ödenecek. Konser boyunca bir haftada 2500 kişiye geçici istihdam sağlanacak.

İzmir'e ''Kent Güvenlik Sistemi'' kuruluyor

zmire-kent-gvenlik-sistemi-kuruluyor.jpg

Siemens IT Çözümleri ve Hizmetleri Direktörü Ali Rıza Ersoy, İzmir'de, 20'den fazla ülkede kullanılan ''Kent Güvenlik Yönetim Sistemini'' kuracaklarını bildirdi.

Kurulacak sistemin özelliklerinin anlatıldığı toplantıda konuşan Ersoy, Türkiye'de ilk olarak İzmir'de hayata geçirilecek ''Kent Güvenlik Yönetim Sistemi'nin maliyetinin 22,2 milyon lira olacağını söyledi.

Ersoy, projenin sözleşmesinin 26 Şubat 2009'da imzalandığını hatırlatarak, bu tarihten itibaren 12 ayda pilot uygulamanın, 18 ay sonra da tüm fonksiyonların gerçekleştirileceğini bildirdi.

Projenin İzmir Valiliği İzmir İl Özel Dairesi tarafından yürütüleceğini dile getiren Ersoy, şehrin değişik noktalarından akan bilgilerin oluşturulacak 2 komuta kontrol merkezinde toplanacağını ifade etti.

Ali Rıza Ersoy, sistemin ilk fazının Şubat 2010'da, ikincisinin ise Ağustos 2010'da tamamlanacağını belirterek, üçüncü fazın ise ayrı bir proje olarak gerçekleştirilmesinin planlandığını söyledi.

Ersoy, bu sistem çerçevesinde Londra'da 8 bin kamera olduğunu, İzmir'de ise 100 izleme ve 50 plaka tanıma ekipmanının çeşitli bölgelere yerleştirileceğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

''Kurulacak sistemde görüntülü izleme ve analiz fonksiyonu var. İzmir'de kurulacak sistemi, eski sistemlerden ayıracak en önemli özellik 'analiz' özelliği olacak. Yaratılan bilgi miktarı önceki sistemlere göre daha fazla ve onu aktarmak için çok hızlı bilgi işlemci ve bilgisayarlara ihtiyaç var. Şehre fiberoptik kablolar döşenecek. Bu proje ile veriler, 'Şehir Entegre Veri Yönetimi' diye bir merkezde birleştirilip, e-devlet kapısı üzerinden gerekli kurumlarla paylaşılmak üzere depolanacak. İleriki seviyelerde bu bir mobil harekat olarak kullanılabilecek. Örneğin, bir yangın olduğunda kentin kırmızı ışıklarını itfaiyenin geçişine göre ayarlayacak. Emniyet müdürlüklerine online gerekli bilgiler aktarılacak.

Projenin 3. fazı da hayata geçirilirse, sistemler suni bir akıl gibi, 2 çocuk koşarken alarm vermeyecek, fakat iki yetişkin koşarken alarm verecek. Şu anda Türkiye'de bu sistemler yok. Bu sistem ile insan faktörüne olabildiğince az yer ( arazi, alan, konum ) ayırmaya çalışıyoruz. Yaklaşık olarak 12 dakika boyunca 2 ya da daha fazla ( ziyade, bir tomar, çokça ) ekranı izleyen görevlinin yüzde 45'e kadar olayı ya da görüntüyü kaçırdığı tespit edilmiştir. Bu oran 22 dakikalık bir izleme süresinde yüzde 95'lere kadar çıkmaktadır. Bu nedenle sistemin tüm tasarımı insan hatalarını en aza indirecek şekilde otomatik ya da yarı otomatik olarak tasarlanmıştır. Bu başarı kriterinin sağlanması projenin öncelikli olarak yazılım çözümlerine odaklanmasını gerektirmektedir.''

''E-DEVLET SİSTEMİNİN KÜÇÜK BİR MİMARİSİ'' 

Toplantıda konuşan Karayolları 2. Bölge Müdür Yardımcısı ve Proje Yürütme Kurulu Başkanı Reşat Obuz ise, İzmir'de daha canlı yazılım destekli bir kent güvenlik yönetim sistemi oluşturmak üzere yola çıktıklarını ifade ederek, ''Bu, otokontrol ve kent yönetim sistemi ile ülke kaynaklarını olumlu kullanmak adına iyi bir yatırım. Bu proje ile İzmir'i dünyanın en güvenli ve yaşanılabilir şehri haline getirmeyi amaçlıyoruz'' diye konuştu.

Obuz, bu sistem sayesinde terör, kaza ve deprem ( yer sarsıntısı, hareket, sarsıntı ) gibi acil durumların yönetiminin de söz konusu olduğunu belirterek, sistemin fonksiyonel bileşenlerini ''Durum izleme, olay yönetimi, acil durum yönetimi, çağrı yönetimi, plaka tanıma sistemi, araç izleme ve takip yönetimi, resim işleme, olay sonuç raporlama, acil durum kontrol listeleri, sanal duvar ve ihlal yönetimi, kolay, nitelikli ve sürdürülebilir depolama, yüz, olay ve nesne tanıma'' şeklinde sıraladı.

''E-devlet sisteminin küçük bir mimarisini, küçük bir pilot uygulamasını gerçekleştirmek istiyoruz'' diyen Obuz, bu sistemin, istendiği takdirde bütün acil durum çağrı numaralarına entegre edilebileceğinin altını çizdi.

''ACİL DURUMLARA HIZLI VE KOORDİNELİ REAKSİYON...'' 

Siemens IT Çözümleri ve Hizmetleri Kamu Sektörü Üst Yöneticisi (CEO) Gisela Fuchs da, Siemens'in geliştirdiği modern entegre acil durum yönetimi ve çözümler sayesinde şehirlerin daha güvenli olduğunu belirti.

Fuchs, şunları kaydetti:

''Olağanüstü güvenlik olayları konusunda gerçekçi ve esnek çözümler üreterek, beklenmedik acil durumlara hızlı ve koordineli reaksiyon verilmesini sağlıyoruz. Siemens 2008'de bilişim teknolojilerinden 5,3 milyar avro ciro elde etti.

IT konusunda ve metropollerdeki değişik konularda yıllardır gerçekleştirilen AR-GE ve altyapı bilgisi, Siemens'i diğer şirketlerinden ayırıyor. İzmir projesi tamamlandığında Türkiye A ligi kamu yönetimi ve güvenliğine ulaşmış olacak.''

Yaklaşık 22 milyon TL'ye malolacağı belirtilen sistem, Ağustos 2010'da, Türkiye'deki ilk örnek olarak hizmete başlayacak. Sistem, görüntüleri kaydetmekten olası bir kargaşada görüntüleri izleyenleri uyarmaya kadar birçok yeniliği içerecek.

AA

Mahkeme, kadın tecavüzcüye acımadı

mahkeme-kadn-tecavzcye-acmad.jpg10 yaşındaki öğrencisine ve onun 15 yaşındaki abisine tecavüz eden öğretmene ömür boyu hapis cezası.

Amerika'da 10 yaşındaki öğrencisiyle onun 15 yaşındaki abisine tecavüz eden 33 yaşındaki kadın öğretmene ömür boyu hapis ( hapishane, mahpus, cezaevi ) cezası verildi!

Öğretmen mahkemede, "Yaptıklarım çok yanlış ve bencilceydi çok pişmanım ve çok üzgünüm" diyerek af dilese de mahkeme en ağır cezayı verdi. Öğretmenin ancak ( yalnızca, dar, fakat ) 25 yıl hapis yattıktan sonra şartlı tahliye olabileceği açıklandı.

33 yaşındaki Jennifder Rice adlı öğretmenin 3 çocuğu olduğu belirtildi. Kocası Amerikan gazetelerine, "Olanların yaşanmamış olması için her şeyden vazgeçmeye hazırız" açıklamasını yaptı. Ancak mahkeme tacizci öğretmene acımadı.

Eski sevgiliye üstü kapalı mesaj!

eski-sevgiliye-st-kapal-mesaj.jpg

Hülya Avşar, Saddettin Saran ile ayrıldığı yönündeki haberlerle basında bir süredir yer almakta.

NTV'de ekrana gelen Gülay Afşar'ın sunduğu programa telefonla bağlanan Avşar kızı, Afşar'ın, özel hayatının nasıl gittiği yönündeki sorusuna şöyle yanıt verdi. Televizyon gazetesinin haberine göre, Saddettin Saran'ın isminden hiç bahsetmeyen Avşar, "Keyfim yerinde. İnsanın özel hayatında değişikler çok kısa anlar içinde de ( dahi, bile ) olabiliyor. Anlayan anlar. Her şey yolunda" diye ( sanarak, diyerek, niteleyerek ) konuştu.

Ayvalık'ta tatilde bulunduğunu ve bu ortamda kendisini rahatsız edecek hiçbir şey olmadığını belirten Hülya Avşar, şu sözlerle canlı yayından sanki Saddettin Saran'a mesaj gönderiyordu:

"Mutuluyum. Her şeyden önce sağlıklıyız, sıhhatliyiz. Her şeyden önce işlerimiz yolunda. Severek yapacağım projeler var. Özel hayatımda da çok keyifliyim şu anda. "


"Camiada çok lezbiyen var"

camiada-ok-lezbiyen-var.jpg“Bakkal” polemiği yüzünden Demet Akalın’a tazminat ( ödence ) ödeyecek olan Yener bu kez daha iddialı konuştu

HANDE Yener ile Demet Akalın arasındaki buzlar erimeye başladı denilirken, yeni bir ( yalnız, tek, eş ) polemik ( söz dalaşı, kalem kavgası ) konusu gündeme geliyor.

“Bakkal” polemiği yüzünden Demet Akalın’a tazminat ödeyecek olan ( hasıl, vaki, kâin ) Yener, Akalın’ın “Aysun Kayacı’ya benim bile içim kaynıyor” sözünü yorumladı ve “Camiamızda da çok lezbiyen var” deyiverdi. Bakalım bu yeni yorum ( versiyon, değerlendirme, tefsir ) adresini bulacak mı?

Konserde yumruklu kavga

konserde-yumruklu-kavga.jpg

Konya'nın Beyşehir ilçesinde sahne alan Yusuf Güney sevilen şarkılarını seslendirirken konserin sonunda iki kişi arasında yumruklu kavga yaşandı.
Beyşehir Belediyesi tarafından düzenlenen "6. Göl Festivali", Yusuf Güney'in konseriyle sona erdi. Festival meydanında coşkulu kalabalığı karşısında gören Yusuf Güney, yaklaşık 1.5 saat kaldığı sahnede hayranlarına müzik ziyafeti verdi. Sevilen parçalarını seslendiren Güney, sahneye davet ettiği bir grup genç kızla birlikte ( yanında, baş başa, yan yana ) kolbastı da oynadı. Güney, sahnede şarkı söylemek istediğini belirten bedensel engelli ( özürlü, sakat, mânialı ) hayranını da ( bile, dahi ) kırmadı. Bedensel engelli ( mânialı, sakat, özürlü ) Büşra Kaplan, sandalye üzerinden Hadise'nin Türkiye'yi
Eurovizyon'da temsil eden popüler şarkısı "Düm Tek Tek"i seslendirdi.
Beyşehir Belediye Başkanı İzzet Taşcı, konserin sonunda sanatçıya plaket ( onurluk ) verirken, Göl Festivali'nin artık bir marka haline geldiğini söyledi. Konser sırasında hayranlarının aşırı ilgisi nedeniyle izdiham yaşanırken, zabıta görevlileri ile gençler arasında tartışma yaşandı. Sahneye ulaşmak isteyenlerle görevlileri arasında konser boyunca kovalamaca yaşandı. Konser sonrasında sahnenin hemen arkasında yer alan bölgede iki kişi arasında yaşanan kavgada yumruklar konuştu. Nedeni bilinmeyen kavgayı araya
giren zabıta ekipleri ayırırken, taraflar güçlükle sakinleştirilebildi.
Festival gecesine konser programının ardından göl kıyısındaki havai fişek gösterileri renk kattı.

İHA


'Primer enerjilerin ithali dengeleri bozuyor'

primer-enerjilerin-ithali-dengeleri-bozuyor.jpg

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, primer enerji kaynaklarının yurtdışından ithal edilmiş olmasının Türkiye'de enerjiyle ilgili dengeleri olumsuz etkilediğini belirterek, ''Petrolün ve doğal gazın Türkiye'de en azından tükettiğimiz miktar kadar bulunmasıyla beraber ( bu arada ) bu denge lehimize inşallah çevrilecektir, lehimize çalışacaktır'' dedi.

Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olarak özellikle son dönemde yoğun bir çalışma temposu içinde bulunduklarını söyledi.

Özellikle primer enerji kaynaklarında, doğal gaz ve petrol girdilerini ilgilendiren önemli bir hareketlenmenin bulunduğunu anlatan Yıldız, bunun yanı sıra Nabucco, güney akımının gündeme gelmesi, Azerbaycan'dan gaz alışı, Irak'ta Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı vasıtasıyla petrol arama faaliyetlerine konsorsiyumla giriş gibi çok sayıda uluslararası projelerin olduğunu ifade etti.

Yıldız, bakanlığının, tüm AK Parti hükümetlerinde olduğu gibi halkın refah seviyesinin yükseltilmesine dair enerji sektörünün üzerine düşen görevi yapmasına yönelik çalışmalarını bu yoğun ortamda sürdürdüğünü bildirdi.

TÜRKİYE'DEKİ ENERJİ FİYATLARI 

Turistik tesislerde enerji fiyatlarının yükseltildiğine yönelik basında yer alan haberlerle ilgili olarak Yıldız, ''Elektrik fiyatlarında bir değişiklik yok. Yalnız turizm teşvikleriyle ilgili herkesin bildiği gibi yüzde 5'lik bir pay var. Bu payın alınmasıyla alakalı... Ben turizmci arkadaşlarla da konuştum. Onlar bu paranın kendilerine geç döndüğünü, bu yüzde 5'lik teşvikin geç döndüğüyle alakalı konuyu ilettiler. Yoksa tarifelerde herhangi bir ( birleşik, tek, sadece ) değişiklik şu an söz konusu değil'' diye konuştu.

Yıldız, ''Sanayiciler, Türkiye'nin dünyada en pahalı enerji tüketen ülkelerinden biri olduğunu dile getiriyorlar. Bununla ilgili neler söyleyeceksiniz?'' sorusu üzerine, şunları kaydetti:

''Hepsine katılmak mümkün değil. Ancak, bir kere elektrik fiyatlarının daha düşük olmasını sanayicimizin istemesi çok normal ve doğru bir istek. Kesinlikle yadırgamıyoruz. Ancak gelişmekte olan ülkeler, Türkiye gibi özellikle ekonomisini büyüten, derinleştiren ve bununla alakalı yaptığı çalışmaları daha da ilerleten ülkelerde yatırımlardan doğan elektrik ( yalıtım, canlılık, cazibe ) tarifelerine yansıyan bir pay var. Yani bu yatırımlar vatandaşımızın faturasına mutlaka tarife yoluyla yansıyan rakamlar. O yüzden belli bir yatırım payı var. Yatırım payı gelişmiş ülkelerde yok. o yüzden o kadarlık bir payın yüksek olması gibi bir gerçek var.''

Yıldız, ''Önümüzdeki günlerde enerji fiyatlarında bir değişiklik olabilir mi?'' yönündeki soruyu ise şöyle yanıtladı:

''Şu anda otomatik fiyatlama mekanizmasıyla beraber bunlar yapılıyor ve biz buna müdahil olmuyoruz. Siyaset olarak da müdahil olmuyoruz. Kendi maliyetlerini bulması, kendi ( öz, zat ) ayakları üzerinde yürüyebilmesini sağlamamız gerekiyor. O açıdan önümüzdeki günlerde bu fiyat en azından ağustos ayına kadar belli değil. Bütün maliyetler bir ( benzer, yeksan, sadece ) havuza atılıyor. O havuzdan çıkan rakam neyse o uygulanıyor. Çünkü, Türkiye'de özellikle enerji sektörünün kendi ayakları üzerinde durabilmesi lazım. Bu çalışmalar da devam ediyor.''

Bakan Yıldız, Türkiye'nin enerji sektörünün dünyadaki yeriyle ilgili olarak da şunları söyledi:

''Primer enerji kaynakları dediğimiz doğal gaz ve petrolün yurtdışından ithal edilmiş olması bizim enerjiyle ilgili dengemizi olumsuz etkiliyor. Ama şu an ki vaka ( olay, hadise ) bu. Bir yandan arama çalışmalarımız hem sismik aramalar hem de bütün arama çalışmalarımız hem özel sektör hem de kamu kanadıyla devam ediyor. Petrolün ve doğal gazın Türkiye'de en azından tükettiğimiz miktar kadar bulunmasıyla beraber bu denge lehimize inşallah çevrilecektir, lehimize çalışacaktır. Ondan sonra da ülkemiz birçok sektör itibarıyla daha rahat edecektir diye ümit ediyorum.''

PETROL VE DOĞAL GAZ ARAMA ÇALIŞMALARI 

Türkiye'deki ilk 500 firmanın toplam aktif büyüklüğündeki Exxon Mobil firması ortaklığıyla Orta Karadeniz'de petrol ve doğal gaz arama çalışmalarının devam ettiğini belirten Yıldız, bu çalışmalardan ümitli olduklarını ifade etti.

''İnanmasak bu çalışmalara devam etmeyiz'' diyen Bakan Yıldız, şöyle konuştu:

''Bunlar yalnız bugünden yarına olacak şeyler değil. Orta ve uzun vadeli çalışmalar, Türkiye'nin özellikle geleceğine dönük çalışmalar. Çocuklarımıza iyi bir Türkiye bırakabilmek açısından yapılan çalışmalar. Sabırlı olmamız lazım. Ama hızlıca da işin üzerine yoğunlaşmamız lazım. Biz de öyle yapıyoruz. Arama faaliyetlerine ayırdığımız ödeneği son 6 yılda 9 katına çıkardık. Bu arada, karlılık açısında da Türkiye Petrol Anonim Ortaklığı özellikle yurt dışı operasyonlarıyla beraber karlı bir noktayı yakaladı. Bu karlılığı tabii ki yatırıma biz dönüştüreceğiz ve böyle bir gayretin içindeyiz. İnşallah Türkiye önümüzdeki 3'lü 5'li yıllarda şu andaki hakettiği yerden daha fazlasına gelebilme imkanını bulur. Bu da enerji sektöründeki yatırımlarımızdan kaynaklanacak. İnşallah iyi bir ( sadece, bir kez, birleşik ) şey elde edeceğimize inanıyorum. Çünkü, bu ülke çok güzel bir ülke. Daha güzel şeylere layık. Bu zenginliklerimizi harekete geçirmemiz halinde yeraltı kaynaklarımızın özellikle özkaynak olarak Türkiye'ye dönmesi halinde çok fazla Türkiye'de atılım ve yatırım yapacağımıza inanıyorum.''

AA