30 Temmuz 2009 Perşembe

İşte Yalın'ın sevgilisi

te-yalnn-sevgilisi.jpg

“BEN Bugün” isimli yeni albümünün konser turnesi nedeniyle yoğun günler yaşayan Yalın, geçen yıldan beri birlikte olduğu Polonyalı manken sevgilisi Carolina Rygielska’yla ilk kez aynı karede görüntülendi. Milliyet Cafe'nin görüntülediği çift,  beklemedikleri bir ( yeksan, bir kez, birleşik ) anda fotoğraflarının çekildiğini görünce panikledi. Polonyalı model yüzünü saklamaya çalışırken Yalın da ( bile, dahi ) “Artık ilişkinizi saklamıyorsunuz, değil mi?” sorusuna karşılık “İyi akşamlar” demekle yetindi.


Sanat Otobüsü yollarda

sanat-otobs-yollarda.jpgYaklaşık 6 yıldır İzmirli çocuk ve gençlerin yoğun ilgisiyle karşılaşan ve yüz binlerce İzmirli'ye ulaşan Gezici Sanat Otobüsü, ESHOT Genel Müdürlüğü atölyelerinde dizayn edilen yepyeni bir araçla yoluna ( için ) devam ediyor. Sahnesi daha geniş olarak tasarlanan yeni otobüsün ilk ( evvel, ön ) durağı İzmir Büyükşehir Belediyesi Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Çiğli Eğitim Parkı oldu. Yaz kursuna katılan öğrenciler, üzeri sanatçı figürleri ile süslenen yeni Gezici Sanat Otobüsü'nde sergilenen müzik dinletisi ve Düşüne Taşına adlı çocuk tiyatrosunu büyük bir zevkle izlediler. Soru- cevap ( yanıt, karşılık ) şeklinde çocuklarla konuşan tiyatro sanatçıları, sergiledikleri oyunları ile minik öğrencileri hem düşündürüp hem de eğlendirdiler. Sanat etkinliklerini daha geniş kitlelere yaymak, etkinliklere ulaşmakta zorluk çeken kentlilerin ayağına götürmek için hizmet ( ihtimam, iş, görev ) veren Gezici Sanat Otobüsü, önümüzdeki ekim ayından itibaren ilköğretim okulları ile liselerde gösterilerine devam edecek.

5 kadından biri işyerinde ilişki yaşıyor

5-kadndan-biri-iyerinde-iliki-yayor.jpgKrizle beraber ofiste geçen saatler uzayınca, iş aşkları da arttı. Avustralya'da her 5 kadından biri, iş arkadaşıyla ilişki yaşıyor.

Dünyaca ünlü kadın dergisi Women's Health tarafından yapılan bir araştırma, Avustralya'da her 5 kadından birinin işyerindeki çalışma arkadaşlarına âşık olduğunu ortaya çıkardı. 671 kadın incelenerek yapılan araştırmada kadın çalışanların yüzde 19'unun geçmişte bir iş arkadaşlarıyla ilişki yaşadığı, yüzde 16'sının ise halen iş ortamında tanıştığı bir erkekle ilişki sürdürdüğü belirtildi. Araştırma ayrıca işyerinde ilişki yaşayan kadınların üçte birinin iş arkadaşlarıyla, yüzde 6'sının ise patronlarıyla beraber olduğunu ortaya koydu. Psikolog ve ilişki terapisti Traci Coventry, araştırmayı yorumlarken, "Çalışan insanlar genellikle sabah saatlerinden akşamın ilerleyen saatlerine kadar ofiste oluyor. Bu sebeple sosyalleşebilecekleri başka bir ( eş, vahit, benzer ) ortam içine giremiyorlar. Özellikle ekonomik kriz döneminde artan çalışma saatleri çalışma arkadaşları arasındaki ilişkileri oldukça artırdı" sözleriyle değerlendirdi.

OFİSTEKİ SAATLER UZAYINCA...
Avustralya'da çiftlere danışmanlık hizmeti sunan "Relationships Australia" isimli kurum yetkilisi Anne Hollands ise, 'ofis aşkları'nı yorumlarken, insanların pek çok şeyi paylaştığı iş arkadaşlarıyla ilişki kurmasının, bir barda tanıştığı ve belki ( ihtimal ) de ortak yönleri bulunmayan kişilerle ilişki kurmasından daha ( elan, henüz ) kolay olduğunu vurguladı ve "İşler kötü gittiği takdirde kişinin kariyeri zedelenebilir" uyarısında bulundu.

Adana beşik gibi

adana-beik-gibi.jpgAdana'nın Kozan ilçesinde, gece ( akşam, tün, şeb ) saatlerinde iki sarsıntı meydana geldi.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü verilerine göre, saat 00.47'de 3.4, saat ( vakit, zaman, sayaç ) 05.27'de ise 2.6 büyüklüğünde merkez üssü Kozan olarak belirlenen iki sarsıntı kaydedildi.

İlçede 24 Temmuz Cuma gününden itibaren en şiddetlisi 4.6 büyüklüğünde olmak ( yetişmek, tamamlanmak, tutulmak ) üzere şu ana kadar 20 deprem kaydedildi. Kızılay, sarsıntıları dikkate alarak bölgeye ''öncü haberleşme ekibi'' sevk etmişti.

AA

Sigara yasağına karşı eylem başlattılar

sigara-yasana-kar-eylem-balattlar.jpgSakarya Caddesi esnaf ve çalışanları, halk arasında sigara yasağı olarak bilenen genişletilmiş 5727 sayılı sigara yasağını Sakarya Caddesi'nde "Sigaraya da yasağına da karşıyız" pankartları ile protesto etti.

Sigara yasağının başlamasıyla beraber esnafların eylemleri de ( bile, dahi ) devam ediyor. Ankara'nın en işlek caddelerinden biri olan Sakarya Caddesi'nde sigara yasağı nedeniyle toplanan esnaf çeşitli sloganlarla yasağı protesto etti. Bir çok vatandaşında destek verdiği eylem olaysız bir biçimde sona erdi.

ANKA

HSYK toplantısı başladı

hsyk-toplants-balad.jpgHakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) toplantısı başladı.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, toplantının yapıldığı HSYK binasına yürüyerek geldi.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nda (HSYK) adli yargı yaz kararnamesi konusunda ( dair ) bir ( benzer, ancak, sadece ) takım ilerlemeler kaydedildiğini belirterek, ''Pazartesi günü biter diye bir ( yeksan, bir kez, sadece ) temennim var'' demişti.

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ'NE AÇIK MEKTUBUMDUR!

trk-slahli-kuvvetlerne-aik-mektubumdur.jpgBu mektubu yazan TSK’nın bir ( ancak, yeksan, müşterek ) “ferdidir” ve bugün “sivil” olsa bile halen “her Türk vatandaşı” gibi belli bir yaşa kadar TSK’nın bir mensubudur...
Asteğmen olarak giren ve teğmen olarak çıkan Yiğit BULUT, “sivil-asker” bakış açısıyla bakalım neler görüyor...
1946 devalüasyonu sonrası sıkça tekrarlanan cümle; Türk subayı rahatsız!
1997 ve 2001 sonrası değişerek gündeme gelen yine aynı cümle; genç subaylar rahatsız !
Peki “subayımız” neden rahatsız ve en önemlisi bu rahatsızlığı yaratan etkenler neler ?

Sevgili Subayım,
Kendinize göre mutlaka yerden göğe kadar haklı olduğunuz yüzlerce nokta var hatta bizim asla anayamayacağımız birçok “gerekçeleriniz” var! Var ama “bize de ( dahi, bile ) bir kulak verin !
VERİN ve yıllardır oynanan irtica oyununu, içerideki yerleşikler ve dış güçler tarafından “tezgahlanan bu yapıyı” birlikte kıralım…
Tekrar ediyorum; mutlaka “haklılsınız” ama bazı detayları özellikle “irtica” diye bağırarak her ayağa kalktığımızda “emperyal güçlerin” içerideki yerleşikler ile üzerimizde nasıl oyunlar oynadıklarını asla unutmayın !!
Gerçek “düşmanın” bizi birbirimize düşürüp, kendini saklamasına izin vermeyelim!  

Sevgili Türk Subayı,
Asteğmen olarak başlayıp sonra teğmen de olarak “sizlere veda etsem” ben asker değilim, sizin kadar “bazı meseleleri” askeri açıdan göremem ama 1875’den başlayarak “ekonomik anlamda kanımızı emenlerin”, gerektiğinde Silahlı Kuvvetlerimizi de sahneye tahrikler ile dahil ederek, nasıl oyunlar oynadığını çok iyi görebilirim…
Ben sizlere “sonsuz güvenirim”…Sizler de bana güvenin ve şimdi bana bir imkan verin, neler olduğunu sorgulayalım…
İŞTE HER TÜRK VATANDAŞININ BİLMESİ GEREKENLER…

Ekim 1875. Sadrazam Mahmud Nedim Paşa, Osmanlı’nın kurtuluş yolunda en önemli adımı olan ‘faizde tenzilat’ kararını açıkladı. Yabancıların tuzağına düşmüş Osmanlı Devleti faiz borçlarının beş yıl süreyle ancak yarısını ödeyeceğini ve ödeyemediği kısım için yüzde 5 faizli tahviller vereceğini açıkladı. O yıl bütçe toplamı 25 milyon, iç ve dış faiz ödemesi 30 milyon liraydı...

Mart 1876. Osmanlı Devleti, borç ödemelerinin tamamını durdurduğunu açıkladı. “Ödemekle bitmeyen faiz-borç sarmalında” alınmış en doğru karardı... Yok edilme süreci Osmanlı sanayi yapısını tamamen çökerten 1838 Baltalimanı Anlaşması ile başlamıştı. 1838 yılında Reşid Paşa, ilk olarak Lord Stratford ve Avrupa’nın diğer devletleriyle serbest ticaret anlaşmasını imzalamış, Osmanlı, devletçi ekonomiyi rafa kaldırarak gümrük vergilerini İngiltere ile saptamayı kabul etmişti. Bu adım ile Osmanlı, ucuz mallar cenneti haline gelirken, üretmediğini tüketen bir toplum haline de gelmiş ve en verimli alanlar yabancı sermayenin eline geçmişti. 1814 yılında bir sterlin 23 kuruş iken, 1839’da 104 kuruş oldu. Avrupa devletleri, Osmanlı’ya “Hemen dış borçlanmaya gitmelisiniz” diyerek baskı yapmaya başladı. Bu arada dünya “petrol servetlerinin” hazırlığını yapmış ve Osmanlı süratle borçlandırılırken, petrol yatakları yabancılar tarafından paylaşılmaya başlanmıştı...

Mayıs 1876. Borç ödememe kararı ilk sonuçlarını vermeye başladı. “Başkaldıran boyunduruk altındaki Osmanlı”ya ilk isyan kışkırtmalar sonucu Balkanlar’da başladı. Bulgarlar ve Sırplar isyan etti. Aynı günlerde İstanbul’da medrese öğrencileri ayaklandı ve borç ödememe kararını alan Sadrazam Nedim Paşa azledildi. Ayaklanma Harbiye öğrencileri arasında da yayıldı, Dolmabahçe Sarayı sarılarak Sultan Abdülaziz tahttan indirildi... Sonuç: 1878-1881 Osmanlı Hazinesi Düyun-u Umumiye’ye teslim oldu...

1950-1970: Emperyal güçler Türk ekonomisini hatta Kore Savaşı-NATO üyeliği çizgisinde Türkiye’yi “esir etme” planını harekete geçirdi. 1960 öncesi Rusya kartı ile bu oyuna karşı “hamle yapan” siyasi otorite, Sadrazam Nedim Paşa’nın kaderinden kurtulamadı! “İrtica” diye ayağa fırladık, emparyal güçlerin “kucağına düştük”!

1978-1980: Türkiye’de halen de süren hâkim politikaların temeli, 1978’in Temmuz ayında, Dünya Bankası’nca hazırlanan raporla atıldı. Raporun imzalayıcıları Kemal Derviş ve Sherman Robinson idi. Hükümetler bu rapora uymayı kabullenmezken, 1980 darbesiyle uygulamaya konulan bu raporla, Türkiye’nin 1978’e kadar başarıyla süren kalkınmacı, bireysel ( ferdî ) ve küçük ölçekli sermaye birikimlerine dayalı yapısı, büyük ölçekli çokuluslu sermaye ilişkilerinin kontrolünde serbestleşmeyi savunan bir dinamiğe dönüştü. Ekonomide bu yanlış programın izlenmesiyle verilen yüksek faiz, sıcak para girişi gibi ödünler Türkiye’nin varlıklarının yurt dışına kaçmasına sebep oldu. 1977 yılında düşünülen kalkınma hamlesi böylece engellenmiş ve “Cumhuriyet ile yırtılan borç gömleği” yeniden Türkiye’ye giydirilmiş oldu...

1980-2007: 1980’de yok denecek kadar az olan borç stokumuz, her yıl bütçenin yüzde 40-50’sini vermemize rağmen 300 milyar doların üzerine çıktı. Türkiye, 70 milyonu ile çalışıp 3-5 bin gerçek-tüzel (iç-dış) kişiye gelirinin yüzde 50’sini aktarır hale geldi. 2001 yılında borsa ve kurdaki hareket sonrası, Türkiye IMF tarafından atanan “1978 raporu yazarına” teslim edildi ve dünya üzerinde görülmemiş bir dolar faizini tefecilere aktarmaya başlarken, IMF’ye en ( arz, işaret, genişlik ) borçlu üç ülkeden biri oldu...

Sevgili Türk Subayım,
Osmanlı’dan beri oynanan “oyunun” adı değişti, amacı asla değişmedi…
Bazen “bölücü isyanları” teşvik ettiler, bazen de “irtica diye” hepimizi ayağa diktiler…
Sonuçta hep onlar kazandılar…İçerideki yerleşikler ve yurtdışı uzantıları “her zaman amaçlarına” ulaştılar…
 “1876’dan beri” bizi bize düşüren “gerçek düşmanlarımız” kendilerini çok ama çok iyi sakladılar…
Gerektiğinde “demokrasimizi” katledip, hangi “yönetim gelirse gelsin” her ( değme ) şeyimize hakim oldıular…
Gün geldi “Atatürk’ü bile bize” karşı kullandılar, gerektiğinde “laik devlet”, gerektiğinde “din elden gidiyor” diye bağırdılar…Ama bir ( birleşik, ancak, yek ) gerçek hiç değişmedi; onların “cepleri” hep doldu, hep ( mecmu, kamu, daima ) dolu kaldı !
Size bir çağrım var; gelin “sivil-asker” el ele verelim ve DEMORASİMİZİ daha da güçlendirerek, gerçek düşmanlarımız karşı birlikte duralım...

ybulut@htgazete.com.tr