29 Temmuz 2009 Çarşamba

Satılık bekarete 3 milyon dolarlık teklif!

satlk-bekarete-3-milyon-dolarlk-teklif.jpgİspanya'da Ekvador asıllı 28 yaşındaki Evelyn Duenas, Alzheimer hastası olan annesinin tedavi masraflarını karşılayabilmek için bekaretini satılığa çıkardı. 3 milyon dolarlık teklifi geri çevirdi...

Yavru köpeklerin ve ikinci el iPhone'ların satıldığı bir ( ancak, müşterek, yalnız ) internet ( genel ağ ) sitesinde bekaretini satışa çıkaran Duenas, açılış filatını 15 bin Euro olarak belirledi.

Duenas, "Bu büyük bir fedakarlık, ama bunu annem için yapıyorum. Bunun bütün sorunları çözmeyeceğini biliyorum, ama mali açıdan biraz ( berenarı, bir zaman, beş on ) güvence sağlayacaktır. İnsanların ne düşündüğü umrumda değil" diye konuştu.

Temizlikçi olarak ( namına ) çalışan Duenas, tedaviyi karşılayacak kadar para elde etmeyi umuyor.

Duenas'ın bazı katı şartları da var. Adayların sağlıklı olduklarını gösteren doktor raporuna sahip olmaları, prezervatif kullanmaları gerekiyor ve sadece bir gece birlikte olacaklar.

'Öpme ve okşamaya' izin vermeyen Duenas, kendi seçtiği bir otelde, güvendiği bir arkadaşının refakatinde belirlenen adayla buluşmayı şart koşuyor.

Genç kızın 3.2 milyon dolarlık teklif geldiği, ancak Duenas'ın bu kişi uzun bir ( yeksan, aynı, benzer ) ilişki istediği için reddettiği de belirtiliyor.

Öte yandan Ekvador hükümetinin, açık artırmaya engel olmak için harekete geçtiği de öne sürüldü.

Gazeteport

Bisikletli iki kadın turist kayboldu

bisikletli-iki-kadn-turist-kayboldu.jpgTekirdağ’dan Çanakkale’ye gitmek ( çalışmak, geçmek, düşmek ) üzere bisikletleriyle yola çıkan 2 Alman kadın turistten haber alınamadığı bildirildi.

Alınan bilgiye göre, dün akşam saatlerinde Tekirdağ’dan Çanakkale’ye doğru yola çıkan, 30 yaşlarındaki bisikletli 2 Alman kadın turistten haber ( sav, yüklem, bilgi ) alamadıklarını belirten ( tamlayan ) arkadaşları, durumu polise bildirdi.

Bunun üzerine harekete geçen Çanakkale Emniyet Müdürlüğü ekipleri, ismi açıklanmayan iki turistin bulunması için çalışma başlattı.

Şırnak'ta 2 DTP'linin sır ölümü

rnakta-2-dtplinin-sr-lm.jpgKürt sorununa çözüm arayışları tartışılıp, faili meçhul cinayetlerle ilgili davalar açılırken Şırnak’tan ürkütücü bir haber geldi. Hayvan ticaretiyle uğraşan iki DTP’li Beytüşşebap’ta öldürülmüş olarak bulundu. DTP korucuları sorumlu tuttu, Şırnak Valiliği ise ‘Celep kavgası olabilir’ açıklaması yaptı.

Şırnak’ın Uludere İlçesi’nin Andaç Köyü’nde yaşayan ve canlı hayvan ticareti yapan Necman Ölmez ile Ferhat Ediş, Beytüşşebap’ın Beşağaç Köyü yakınlarında göğüslerine birer kurşun sıkılmış, başları taşla ezilerek öldürülmüş halde bulundu.

İddiaya göre, Ölmez ile Ediş, Andaç Köyü’nde dün sabah saatlerinde bir kişi ile cep telefonuyla hayvan alımı için görüştü. Görüşmenin ardından Ölmez ile Ediş, hayvan ( efsanevi ) almak için 40 kilometre uzaklıktaki Beşağaç Köyü’ne gideceklerini söyleyerek köylerinden ayrıldı.

Ölmez ile Ediş’ten bir daha haber anımazken, Beşağaç Köyü’ne önceki akşam saatlerinde otomobiliyle giden bir kişi, dereye devrilen bir ( eş, benzer, birleşik ) aracı görünce kaza olduğunu köylülere haber verdi. Köylülerin çevrede yaptığı aramada, devrilen araca 500 metre uzaklıktaki piknik alanında, üzerleri çalılarla kapatılmış 2 kişinin cesediyle karşılaştı. Köylülerden bazıları, daha önce hayvan alışverişi için gelrdikleri için Ölmez ve Ediş’in cesetlerini teşhis etti ve Andaç Köyü’ndeki yakınlarına haber verildi.

Sevahir Bayındır: Provokasyon

Beytüşşebap İlçe Jandarma Komutanlığı’ndan gelin ekipler, cesetlerin çevresinde güvenlik önlemi alarak kimseyi yaklaştırmadı. Olay yerine gelen savcının ilk incelemesinden Necman Ölmez ile Ferhat Ediş’in göğüslerine birer kurşun sıkıldığı ve başları taşla ezilerek öldürüldüğü saptandı. Cesetler otopsi yapılmak üzere Şırnak Devlet Hastanesi’ne gönderildi.

DTP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır, olay yerine gelerek ilgililerden bilgi aldı. Öldürülen Ölmez ile Ediş’in DTP üyesi olduğunu söyleyen Bayındır, cinayetlerin provokasyon olduğunu söyledi.

Valilik: Celep cinayeti

Şırnak Valiliği’nden yapılan açıklamada ise “Olayın hayvan alım satımı ve buna bağlı maddi menfaat temini amacıyla işlenmiş olabileceği değerlendirilmekte olup, savcılığı tarafından detaylı soruşturma devam etmektedir” denildi.

‘Derin devlet işbaşında’

DTP lideri Ahmet Türk, 2 partilinin öldürülmesinin provokasyon olduğunu söyledi: “Derin devlet yine iş başında. Süreci baltalamaya yönelik bu cinayet, derin ( koyu, yoğun, dip ) devletin devrede olduğunu gösteriyor. Barış sürecinin yoğunlaştığı bugünlerde bunu istemeyenlerin, engellemeye yönelik eylem ve hareketler içerisinde olacağını söylüyordum. Amacımız, bütün bu provokasyonlara rağmen barıştan yana ısrarcı olmaktır.” Aynı bölgede 2 yıl önce 12 kişinin öldürüldüğünü hatırlatan DTP’li Cizre Belediye Başkanı Aydın Budak, öldürülenlerden Necman Ölmez’in kardeşi ve yeğeninin PKK’da olduğunu belirterek şu iddialarda bulundu: “Son zamanlarda bu bölgede dehşet veren insanın içini ürperten dedikodular dolaşıyor. Çeşitli bölgelerden getirlidikleri belirtilen karma bir korucu timi oluşturulduğu ve köylü halkın tehdit edildiği söyleniyor. Bu karma korucu timine de ’Hançer Timi’ adını koymuşlar” dedi.

Çapkın'dan Cem G. açıklaması

apkndan-cem-g-aklamas.jpgYeni İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, Münevver Karabulut'un katil zanlısı Cem G.'nin büyük ihtimalle Türkiye'de olmadığını belirtti. "Savcı gitmemiş" diyen Adli Tıp Başkanı'na da tepki gösterdi.

Kısa süre önce atanan yeni İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, hunharca ( hunharcasına ) öldürülen Münevver Karabulut'un katil zanlısı Cem G'nin büyük ihtimalle yurtdışında olduğunu söyledi ve ekledi: "En kısa sürede katili yakalayacağız." İstanbul'un yeni ( acar, bakir, dünkü ) emniyet müdürü Çapkın, Münevver Karabulut cinayetinin izini süren CHP'nin İnsan Hakları Komisyonu Üyesi Malik Özdemir'le son durumu değerlendirdi ve gündemdeki sorulara ilişkin açıklamalar yaptı. İstanbul polisine sahip çıkan Çapkın, acılı ailenin "Devlet katilin yerini biliyor" değerlendirmesine itiraz etti ve Cem G. için "Büyük bir ihtimalle yurtdışında olabilir. Yurt içinde olsa şu veya bu gerekçeyle polis daha rahat bulur" dedi. Malik Ecder Özdemir'in verdiği bilgiye göre, Çapkın ile yaptıkları telefon görüşmesi şöyle gerçekleşti:

'KOMİSYONA DESTEK VERİRİZ'

Özdemir: Meclis, İnsan Hakları alt komisyon kurulmasını talep ( istek, dilek, istem ) edeceğim. Toplumu derinden yaralayan 100 günü aşkın süredir bir türlü aydınlatılamamış cinayette kusur kabahat kimdeyse ortaya çıkarılması isteyeceğim.

Çapkın: Memnun oluruz. Elimizden gelen bilgi belge ne varsa göndeririz. Birlikte çalışmaya bilgi ( veri, olgun, haber ) vermeye hazırız.

Özdemir: Cinayeti işleyen Cem G. yurtdışında mı?

Çapkın: Muhtemelen öyle. Zira yurt içinde olsa polis daha rahat bulur. Günde yüzlerce ihbar geliyor. Bunları doğru ya da yanlış demeden hepsini değerlendirmeye alıyoruz. Birinci gündemimiz en önemli dosyamız şu anda. En kısa sürede katili yakalayacağız. Gün verme şansımız yok, tarih veremiyorum ama en kısa zamanda cinayeti aydınlatacağız.

'Savcı olay yerinde raporunu tutmuş'

CHP İnsan Hakları Komisyonu Üyesi Malik Ecder Özdemir'in, Adli Tıp başkanı'nın savcıya yönelik suçlamalarını hatırlatması üzerine İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, "Savcı görevini yapmış, raporunu yazmış" dedi. İşte Çapkın'ın cevabı:

Özdemir: İstanbul polisinin ihmali konuşuluyor. Adli Tıp Başkanı olay yeri incelemeye ve savcıya yönelik suçlamalarda bulundu. Savcının olay yerine gelmediğini söylüyor...

Çapkın: Kesinlikle polisin ihmali söz konusu değil. Polis 30 yıl önceki koşullarla çalışmıyor artık. Bu olay da ilk değil. Teşkilat ve olay yerinde inceleme tam teşekküllü işini bilen, ekipler bunlar. Bu olayla ilgili Adli Tıp Kurumu Başkanı'nın açıklamasını açıkçası yadırgadım. Savcının orada olmayışı iddiası doğru değil. Savcı olay yerindeydi inceleme yapmış raporunu yazmış. Arkadaşlarımla da konuştum. Savcı olay yerinde raporunu tutmuş. Bunda kuşku yok.

Türkler işini kaybetse de umutlu

trkler-iini-kaybetse-de-umutlu.jpg
AB'nin küresel krizle ilgili Eurobarometre kamuoyu araştırmasına göre krizin başlangıcından itibaren Türkiye'de çalışanların yüzde 12'si işini kaybetse de ( bile, dahi ) halkın çoğunluğu iyimserliğini koruyor.

27 AB üyesiyle aday ülkeler Türkiye, Hırvatistan ve Makedonya'da gerçekleştirilen araştırmada, küresel krizde işini kaybedenlerin oranı AB ortalamasında yüzde 9 çıkarken Letonya'da yüzde 21'i, Litvanya'da yüzde 18'i, İspanya'da yüzde 17'yi, Portekiz ve İrlanda'da yüzde 16'yı, Macaristan ve Estonya'da yüzde 15'i buldu.

Eurobarometre'ye göre krizde işini kaybedenlerin oranı Çek Cumhuriyeti'nde yüzde 11, Hırvatistan ve Makedonya'da yüzde 10, Polonya, Rommanya ve İngiltere'de yüzde 9, Almanya, Fransa, Danimarka, Bulgaristan, Kıbrıs Rum kesimi, Avusturya, Slovenya ve İsveç'de yüzde 7, İtalya'da yüzde 6, Malta ve Hollanda'da yüzde 5, Lüksemburg ve Yunanistan'da yüzde 4 oldu.

Araştırmaya katılan Türklerin yüzde 44'ü de kriz ( buhran, bunalım, çöküntü ) nedeniyle ailelerinden, akrabalardan ya da yakın arkadaşlarından birinin işini kaybettiğini belirtti. Eurobarometre'de aynı soruya "evet" cevabı verenlerin AB ortalaması ise yüzde 36 olarak verildi.

Araştırmada "krizden ve istihdam piyasasına muhtemel etkilerinden ne kadar endişelisiniz" sorusuna "çok endişeliyim" cevabını verenlerin oranı Türkiye'de yüzde 34'te kalırken, İspanya'da yüzde 65'e, Litvanya'da yüzde 63'e, Makedonya'da yüzde 47'ye, Letonya'da yüzde 46'ya, Slovakya'da yüzde 45'e, İtalya ve Yunanistan'da yüzde 40'ara, Avusturya'da yüzde 38'e, Estonya'da yüzde 36'ya, Bulgaristan ve Romanya'da yüzde 35'e ulaştı. Eurobarometre araştırmasının bu ilginç sonucu "Türklerin işini kaybetse de umudunu kaybetmediğini" gösterdi.

Eurobarometre'de Türklerin geleceğe umutlu baktığını gösteren bir diğer sonuç ise küresel krizle ilgili beklentilerde ortaya çıktı. "Bazı uzmanlar küresel krizin istihdam piyasasına en olumsuz etkilerinin geride kaldığını ve bundan sonra kademeli iyileşme görüleceğini söylerken bazıları en kötünün hala önümüzde olduğunu belirtiyor. Hangi görüşe katılıyorsunuz" sorusunda iyimser yaklaşıma en yüksek destek yüzde 45'le İsveç'ten gelirken, yüzde 39'la Türkler ikinci sırayı aldı. İyimser görüşe en az destek verenler ise yüzde 13'le Hırvatlar ve Letonyalılar, yüzde 16'yla Bulgarlar, yüzde 18'le Litvanyalılar ve yüzde 19'la Rumenler oldu.

Almanya'daki mevsim değişimi esnafı vurdu

almanyadaki-mevsim-deiimi-esnaf-vurdu.jpg

Almanya'da küresel krizle başlayan ekonomik durgunluk ve iklim değişikliğiyle izin mevsiminin de başlaması, Hamburg kentindeki Türk esnafları büyük ölçüde olumsuz yönde etkiledi.

''Maru GmbH Toptan Gıda ve İçecek'' adlı şirketin sahibi olan ( vaki, kâin, hasıl ) Yılmaz Ulusal, 4 yıldan bu yana toptancılıkla uğraştığını belirterek, ''Çoğunlukla büyük Alman firmalarına toptan mal ( emtia, orospu, finans ) veriyoruz. Ekonomik krizin varlığını ilk olarak 1 Ocak 2009 tarihinde hissetmeye başladım. Ondan önceki zamana kadar krizi sadece duyuyordum ve bana hikaye gibi geliyordu. Ancak, krizin derin olduğunu bu tarihten sonra anladım. Alman firmalar siparişlerini durdurmaya başladılar. Alman ekonomisinde yeni bir değişim gerekiyor'' şeklinde konuştu.

Orient Bistro-Cafe sahibi Mehmet Taş da yaklaşık 30 yıldan bu yana ticaret ile uğraştığını ifade ederek, şu görüşlerini dile getirdi:

''Lokantam 1980'li yıllarda çok iyi işliyordu. Şu an hala baklava ve Maraş dondurması yapan tek yer benim iş yerim. Tatil sezonu, ekonomik kriz, havaların hep soğuk olması bizleri olumsuz etkiledi. Ekonomik krizden en çok etkilenen Türk esnafı oldu. Ürünlerin alış fiyatları arttı. Bu artış elbette bizim satış fiyatlarımızı da etkiledi.''.

Algan Kuaför adlı salonun sahibi olan kuaför Bedia Algan ise ekonomik krizin kuaförleri de olumsuz yönde etkilediğini belirterek, ''Devamlı müşterilerim var. Buna rağmen eskisi kadar kazanç yapamıyoruz. Dükkan fiyatlarının ve işçi giderlerinin yükselmesi bizleri olumsuz etkiledi. Çoğu kuaför dükkanları son yıllarda kapanmaya başladı. Avro geldikten sonra hayatımız bundan olumsuz etkilendi. Eskiden 50 marka alış veriş çantalarımızı doldururduk, şimdi bunu yapamıyoruz'' şeklinde konuştu.

Alara adlı restoranda garsonluk yapan Engin Karalı da, ''Ekonomik kriz, sürekli yağan yağmurlar ve tatil sezonu işlerimizi olumsuz etkiledi. Havalar sıcak olunca müşteriler dışarda saatlerce oturmaktalar. Kriz etkisini en çok yazın hissettiriyor'' şeklinde görüş belirtti.

''Don & durma Cafe''nin sahibi Murat Zerik, 4 ay önce dondurma dükkanı açtığını ifade ederek, ''Dondurmaları kendim yapıyorum. Havaların soğuk geçmesi elbette işlerimizi olumsuz ( aksi, zararlı, negatif ) etkiliyor. Bir an önce havaların iyi olmasını diliyorum. Kriz herkesi çok etkiledi'' dedi.

Taksi şoförlüğü yapan Yalçın Kazanç, 6 yıl boyunca taksici olarak kendi iş yerine ( alegori, adına, namına ) sahip olduğunu ancak ekonomik kriz nedeniyle 1 yıldan bu yana sadece taksici olarak çalıştığını belirterek, ''Hamburg'da hava alanına giden yeni bir metro yapıldı. Ekonomik krize bir de bu eklenince işlerimizi olumsuz etkilemeye başladı. Eskiden müşterilerden daha çok bahşiş alırdık. İşlerimiz yaz sezonunda zaten çok kötü. Enflasyon çok yükseldi. Benzin fiyatlarını kazancımız kurtarmıyor. Kuyruklarda yaz ve kış saatlerce beklemek zorundayız'' diye konuştu.

Bonito Cafe'nin sahibi Mustafa Özgüden ise, ''Ben şikayet etmek istemiyorum, 21 yıldan bu yana ticaret ile uğraşıyorum. Herkeste yeteri kadar para olduğuna inanıyorum. Disiplinli çalışıldığı sürece ekonomik krizin üstesinden gelinebilinir. Ekonomik kriz beni fazla etkilemedi'' şeklinde görüş belirtti.

AA

Porsche'un borcu 14 milyar dolar

porscheun-borcu-14-milyar-dolar.jpg

Volkswagen tarafından satın alınan şirketin toplam borcunun 10 milyar Euro değil, 14 milyar ( bilyon ) Euro olduğu bildirildi. Diğer bir Alman otomotiv devi Volkswagen (WV) ile birleşme kararı alan Porsche'nin mali ( akçeli, parasal, finansal ) durumunun şimdiye dek kamuoyuna yansıyandan daha kötü olduğu belirtildi.
Haftalık haber dergileri Der Spiegel ve Focus'un aktardığı bilgilere göre, şirketin toplam borcu 10 milyar Euro değil, 14 milyar Euro. Dergiler haberlerini Porsche ile iş yapan banka çevrelerine dayandırdılar. Ancak Porsche firması, söz konusu iki derginin iddialarının doğru olmadığını öne sürdü.
Alman lüks otomobil üreticisi Porsche, küresel ekonomik kriz sonrası yaşadığı finansal sıkıntılar nedeniyle Volkswagen'le birleşme kararı almıştı. Önümüzdeki günlerde VW'nin finans uzmanları Porsche'yi mercek altına alacaklar. Eylül ayında da Avrupa Birliği bu satın almayı inceleyecek.

PORSCHE, VOLKSWAGEN'İ SATIN ALMAK İSTEMİŞTİ
2006 yılında Porsche, kendisinden 20 kat büyük Volkswagen şirketini satın almaya kalkıştı. İlk etapta VW hisselerinin yüzde 27'sini aldı. Bu yılbaşında ise, VW'nin yüzde 51 hissesine sahip oldu.
Ancak Porsche'nin bu riskli girişimi küresel kriz nedeniyle akim kaldı. Porsche, VW'yi banka kredisiyle satın almaya kalkıştı. Ancak banka kredisi zora girince, satın alma girişimi de başarısız oldu. Bu girişim Porsche'nin Volkswagen tarafından satın alınmasıyla sonuçlandı.
Dahası Porsche'nin 17 yıllık patronu Wendelin Wiedeking'i koltuğundan etti. Wiedeking, geçen hafta 50 milyon Euro'luk tazminat ödenerek şirketten çıkarıldı. Wiedeking'in yerine Michael Macht getirildi.
Geçen hafta varılan anlaşmaya göre, Volkswagen, Porsche'yi iki aşamada satın alacak. Anlaşmanın detayları ve yeni ortaklık yapısı ise, 13 Ağustos'taki Denetleme Kurulu toplantısında netleşecek.


PORSCHE'NİN ESKİ PATRONU, YENİ PATRONA DANIŞMANLIK YAPACAK
Porsche yönetimi tarafından görevine son verilen Wiedeking ise, bugün BildamSonntag gazetesine yaptığı açıklamada, 17 yıllık bilançodan memnun olduğunu söyledi. Wiedeking'e Porsche'de bir çalışma bürosu tahsis edildiği ve ihtiyaç duyulduğu takdirde yeni patron Michael Macht'a danışmanlık yapacağı kaydedildi.

CİHAN