29 Temmuz 2009 Çarşamba

Dünya bu kitabı bekliyor

dnya-bu-kitab-bekliyor.jpgBeş yıldır hiçbir şey bu kadar beklenmemiş, hiçbir kitabın pazarlaması bu kadar yapılmamıştı. ABD’de 6.5 milyon kişi, daha yayınlanmayan kitabı şimdiden sipariş etti. Dan Brown’un son eseri Kayıp Sembol, ABD’de 15 Eylül’de raflara çıkacak ama kitabın şifreleri tartışılmaya başlandı bile. Türk okurlar ise Kayıp Sembol’e ancak aralık ayında kavuşacak.

ELİF KEY / GAZETE HABERTÜRK - HT PAZAR

Bu dünyada, bir İstanbul Büyükşehir Belediyesi bir de Amerikalı Dan Brown bu kadar çok çalışıyor herhalde... Da Vinci Şifresi kitabıyla dünyanın en ( arz, genişlik, işaret ) çok okunan yazarlarından biri haline gelen Dan Brown’un uzun süredir üzerinde çalıştığı The Lost Symbol yani Kayıp Sembol, 15 Eylül’de (İngilizcesini okuyabilecekler için) raflarda olacak. Brown’un 2003’te yazdığı ve arkasına büyük medya gazını da aldığı Da Vinci Şifresi, 51 dile çevrilerek 80 milyon satmış ve üç yıl boyunca da ( dahi, bile ) çok satanlar listesinden inmemişti. Da Vinci Şifresi’nin devamı niteliğindeki Kayıp Sembol, yıllardır yazılıyor olmasınarağmen sadece 12 saatlik birsüreyi kapsayacak.

SİPARİŞ REKORU KIRDI

İsmi önce Süleyman’ın Anahtarı olarak açıklanan ama sonra Kayıp Sembol diye
değiştirilen kitap, aylardır, Dan Brown okuyan okumayan herkesin dikkatini çekmeyi başardı! Çünkü işin arkasında yazar ve aynı zamanda büyük pazarlama üstadı Dan Brownile ekibi var. İlk başta, kitabın piyasaya çıkacağı günle ilgili
teoriler ortaya atılmaya başlandı. İddialara göre, Brown kitapta Hür
Masonlar’ın Washington’daki etkinliklerini anlatacaktı ve yeni kitabı için spesifik, özel bir yayın tarihi düşünüyordu. Bu tarih hakkında iki teori vardı: Ya ABD’nin Bağımsızlık Günü 4 Temmuz ya da Amerikalı Masonlar için yine özel bir gün olan 18 Eylül. Ama ikisi de olmadı ve kitabın piyasaya çıkacağı tarih 15 Eylül olarak açıklandı. Bu arada, gelen dedikodulara göre Dan Brown, kitabın yazımında ciddi
sıkıntılar yaşadı. Da Vinci’nin Şifresi’nin başarısını yakalayamama korkusu sebebiyle büyük baskı yaşayan Brown’un, kitabın çıkış tarihini sürekli olarak ertelettiği haberleri daha önce çıkmıştı. Kayıp Sembol, bu kadar tantana ve sır perdesi sebebiyle internetten önsipariş rekorları kırarak çok satanlar listelerinde tırmanmaya başladı bile. Yayınevi Random House, ilk baskı için rekor kırarak 6.5 milyon kitap sipariş etti.

TÜYAP’A YETİŞMİYOR

Kitabın konusuyla ilgili de çok çeşitli bilgiler geliyor. Edebiyat dünyasının Jack
Bauer’i Dan Brown’un yarattığı Harvard’lı gösterge bilimci Robert Langdon, bu
kitapta nelerle başedecek kimse bilmiyor. Brown da kitabı daha çok ama daha çok satsın diye, reklamvari laflar ediyor: “Beş yıllık araştırmamı 12 saatlik bir zaman dilimine dokumak benim için oldukça ilginç bir deneyim oldu.Langdon’un yaşamı çok hızlı...”  Enteresan olan, bugüne kadar Türkiye’den bir kitaba
verilen en yüksek parayı ödeyerek kitabın telif haklarına sahip ( ehil, mevla, malik ) olan Altın Kitaplar’ın dahi konudan haberinin olmaması. Hatta Dan Brown’un ajansıyla ABD’ye görüşmeye giden editör ve telif hakları direktörü Oya Alpar’a bile kitap hakkında bilgi verilmemiş. Alpar’ın, kitabın ABD ile aynı anda Türk okurlara ulaştırılması çabası da sonuç vermedi. Ve bir kötü haber daha: Kayıp Sembol, büyük ihtimalle TÜYAP Kitap Fuarı’na da yetişmeyecek ve ancak aralık ayında Türk okurların eline ulaşacak.

ABD’NİN ŞİFRESİNİ Mİ ÇÖZECEK?

Kitabın konusuyla ilgili öne sürülen teorilerden biri, kahramanımız Langdon’un bu
kez Masonlar ve ABD’li üst düzey politikacıların gizli  dünyasına yolculuk yapacak
olması... Güya Dan Brown da son yıllarda birçok kez Washington’da bulunan Mason tapınaklarında araştırma yaparken görülmüş. Biriddiaya göre de kitap, ABD’nin kurucu atalarının hikayesini anlatacak ve Amerikan kültüründe yer alan Yahudi simgeleri de romanda önemli bir yer kaplayacak. Kayıp  Sembol’e dair en popüler iddia ( sav, argüman ) ise, Washington’daki CIA karargahının bahçesindeki ‘Kryptos’ isimli heykelle ilgili olduğu yönünde. Heykeli yapan Amerikalı sanatçı James Sandborn bu iddiayı gayet kibar bir dille reddetse de, anıttaki şifreli metnin bu kitapla çözülmesini bekleyen okuyucular var. Benden size tavsiye; anıtın sahibi iddialarıreddediyor, siz de boşuna uğraşmayın!

KİLİSENİN TEPESİNİ ATTIRIYOR...

Brown, Da Vinci Şifresi kitabıyla Katolik Kilisesi’nin büyük tepkisini çekmişti. Çünkü kitapta, Maria Magdelena’nın Hz. İsa’nın eşi olduğunu, İsa’nın soyunun
günümüze kadar devam ettiğini, Kutsal Kâse simgesinin bu sırra işaret ettiğini ve Katolik Kilisesi’nin bu gerçeği yüzyıllardır gizlediğini iddia ( argüman, sav ) etmişti. Okuduğum en
güzel teori ise eksisozluk’ten geldi: “Bu adam var ya... Çocuk kitabı yazsa bir sonraki kitabının adı “Cin Ali ve Berber Fil’in Gizemi” olurdu.

Büyük yazarları korkuttu

Ünlü yazarlar, Kayıp Sembol ile aynı anda raflara çıkmamak için yayın tarihlerini erteliyor. Stephen King, John Grisham gibi yazarlar beklemeyi tercih eden isimler...

Da Vinci Şifresi’nin Çözümü

Dan Vinci’nin Şifresi’ni okuyup da şifrelerin arasında kaybolanlar için Da Vinci Şifresi’nin Çözümü adlı kitap basıldı. Dan Brown’ın çoksatan kitapları filme de çekildi.

Yayıncısı krizde mi?

Dan Brown’un kitaplarını basan Doubleday Publisher, global krizin ardından
çalışanlarının yüzde 10’unu işten çıkartmış ve dikkatleri üzerine çekmişti.

Meteoroloji'den iki farklı uyarı

meteorolojiden-iki-farkl-uyar.jpgYapılan son ( akıbet, sınır, geri ) değerlendirmelere göre; Ülkemizin kuzey kesimlerinde sağanak ve gökgürültülü sağanak şeklinde görülecek olan yağışların; Karadeniz'in kıyı kesimlerinde (Zonguldak, Bartın, Akçakoca, İnebolu, Sinop, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin ve Hopa ) kuvvetli olması bekleniyor..

HAVA SICAKLIĞI :Kuzey kesimlerde 4 ila 6 derece azalacak, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacak.

RÜZGAR :Genellikle kuzey ve kuzeydoğu, öğle saatlerinden sonra Akdeniz kıyı kesimlerinde güney ve güneybatı yönlerden hafif ara sıra orta ( ılımlı, vasat, tutarlı ) kuvvette, batı kesimler ile yağış alan yerlerde yağış anında kuvvetli ( etkili, donanımlı, zorlu ) olarak esecek.

UYARILAR

KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI: Ülkemizin kuzey kesimlerinde sağanak ve gökgürültülü sağanak şeklinde görülecek olan yağışların; Karadeniz'in kıyı kesimlerinde (Zonguldak, Bartın, Akçakoca, İnebolu, Sinop, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin, Hopa ) kuvvetli olması kuvvetli ( güre, güçlü, demir ) olması beklendiğinden, yaşanabilecek olumsuz şartlara karşı (Yerel dolu yağışı, kuvvetli ( donanımlı, şiddetli, güre ) rüzgar, yıldırım, ani sel, su ( sutaş, kez, deniz ) baskını ve heyelan vb.) ilgililerin ve vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları gerekmektedir.

YÜKSEK SICAKLIK UYARISI: Hava sıcaklığının Güney Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde Temmuz ayı ortalama değerlerinin 3 ila 5 derece ( basamak, not, mesabe ) üzerinde seyredeceği tahmin edildiğinden, yaşanabilecek olumsuz şartlara karşı tedbirli olunması gerekmektedir.

TSK'da rütbe devrimi

tskda-rtbe-devrimi.jpgASTSUBAYLARA yeni ( gıcır, acar, henüz ) rütbe isimleri geliyor. Astsubayların rütbe isimlerinin
sonunda yer alan “çavuş” ibarelerinin erbaş, zabıta ve itfaiyecilerde de bulunmasından kaynaklanan rahatsızlık “Öztürkçe” rütbe isimleri uy gu la ma ya
konarak giderilecek. “Çavuş” yerine “erbey”, “kıdemli çavuş” yerine “üstbey”
denmesi planlanıyor. Astsubaylar rütbelerinin kol yerine omuzataşınmasını da
istedi.

Murat GÜRGEN - GAZETE HABERTÜRK / ANKARA


HEM ÖZLÜK HAKKI, HEM İMAJ

Bir yandan özlük haklarının iyileştirilmesini bekleyen astsubaylar, diğer yandan rütbe isim ve işaretlerinin de değiştirilmesini istediler. Astsubaylar, rütbe isim ve simgelerinin vatani görevlerini yapan erlerden çok farklı olmamasından şikâyet ediyor. Bu kapsamda kol ( dizi, karakol, branş ) yerine subaylar gibi omuzda apolet ( omuzluk ) olarak taşınacak rütbe modelleri de hazırlandı.

“EĞİTİM FARKI KAPANDI”


TEMAD Genel Başkanı Mustafa Erol astsubayların subaylar ( zabitan ) gibi üst düzey
eğitim aldıklarını, kendi imkânlarıyla üniversite okuyan ve yüksek lisans yapan
astsubay sayısında da önemli artış olduğunu anlattı. “Subaylar ile astsubaylar
arasındaki eğitim farkı artık kapandı” diyen Erol, “Sayın Genelkurmay Başkanı
astsubay ve emekli astsubayların durumlarını düzeltme sözü vermişti.
Beklentilerimizin bir an önce karşılanmasını umuyoruz” dedi.

İŞTE YENİ RÜTBELER VE ANLAMLARI:


KANUNDA “Astsubay, subaya yardımcı olarak görevlendirilen askeri şahıstır” deniliyor. Bu çerçevede her rütbenin başında “astsubay” sıfatı olmayacak. Astsubayların önerileri doğrultusunda yeni rütbe isimlerinin şu şekilde düzenlenmesi düşünülüyor:

Astsubay Çavuş-Erbey: Teğmen Yardımcısı
Astsubay Kıdemli Çavuş-Üstbey: Üsteğmen Yardımcısı
Astsubay Üstçavuş-Orbey: Yüzbaşı Yardımcısı
Astsubay Kıdemli Üstçavuş-Akbey: Binbaşı Yardımcısı
Astsubay Başçavuş-Sanbey: Yarbay Yardımcısı
Astsubay Kıdemli Başçavuş-Serbey: Albay Yardımcıs

Meksika kan gölü

meksika-kan-gl.jpgMeksika'nın kuzeyinde, uyuşturucu kartellerinin karıştığı şiddet olaylarında son ( nihai, münteha, hudut ) 24 saatte 20 kişi öldürüldü.

Polis yetkilileri, ülkenin en tehlikeli kenti olarak görülen Ciudad Juarez'in farklı bölgelerinde 9 erkeğin ve 1 kadının cesedi bulundu.

Polise göre, Chihuahua eyaletinde de kimliği belirlenemeyen kişilerin bir araca ateş açması sonucu araçtaki 3 yetişkin öldü, 7 yaşındaki bir kız çocuğu yaralandı. Aynı eyaletteki dağlık bölgede de ( bile, dahi ) 3 kişinin cesedi bulundu.

Meksika polisi ülkenin kuzeyindeki diğer bölgelerde de 4 kişinin cesedinin bulunduğunu bildirdi.

Meksika'da uyuşturucu kartelleri ABD'ye kaçırılan uyuşturucunun denetimini ele geçirmek için uzun süredir savaşıyor. Ülke genelinde bu çetelerin geçen yıl karıştığı şiddet olaylarında 5 bin 300 kişi hayatını kaybetti. Sadece Ciudad Juarez kentinde geçen yıl bin 600 kişi öldürüldü.

Çetelerin savaşında Meksika genelinde bu yıl öldürülenlerin sayısı 2 bin 500'ü geçti.

AA

Kürt denkleminde 'yeni oyun'

krt-denkleminde-yeni-oyun.jpg

CİDDİ bir açılım mı bekliyorsunuz? Çok ama çok yanılıyorsunuz.
Neden mi?
Arz edeyim... 28 yaşında bir "Kürt kökenli vatandaşımız" ile sohbet ediyoruz...
Soruyor: "Yiğit Bey, yıllarca silahlar arasında sıkıştık kaldık. Öyle bir kutuplaşma oluştu ki; bölge insanı olarak yapabileceklerimizi asla bağımsız olarak tartışamadık. Şimdi de aynı sorun var. Silahlar arasındaki tercih değişiyor, yani sizin her zaman kullandığınız terimler diyalektik şekil değiştiriyor. Biz, neden yıllarca silahlı bir kavgayı sürdüren Apo-DTP ve diğer uzantılarla düşünmek zorundayız? Apo'suz-DTP'siz bir açılım olamaz mı? Bu taraflar olmadan biz sivil toplumu oluşturamaz mıyız?
Yiğit Bey, size çok samimi bir itirafta, daha doğrusu tespitte bulunacağım: ROJ TV'de dağa çıkan ve hayatını kaybeden gençlerimiz hakkında haberler çıkıyor; hepsi okumuş, Kürt aydını olabilecek insanlar. Ama ne oluyor; bu insanlar 'Apo ve uzantıları' tarafından bir mıknatıs gibi 'var olan' diyalektik içinde adeta yok ediliyorlar. Kürt kökenli Türk vatandaşları adına, bölge adına, Kürt kültürü adına birçok adımlar atabilecek, yeni açılımlar yapabilecek kapasite bence bilerek yok ediliyor. Bu kardeşler, 'Apo ve uzantıları tarafından' kandırılıp bu 'tuzak içine' düşmeseler, refah, huzur, kalkınma odaklı çok net fikirler ortaya koyabilirler. Apo'suz-silahsız en önemlisi 'feodalite dışı bir Kürt kökenli Türk vatandaşı profili' yaratabilirler. Ama ne oluyor; asla kazanmaları teknik olarak mümkün olmayan bir savaşta heba ediliyorlar. PKK'nın amacı, TSK'ya asla üstünlük sağlamak veya bir sonuca varmak olamaz. Amaç, 'silahlı çatışmanın' kendisi. Bu çatışma 'kaliteli' insan kaynaklarımızı yok etme amaçlı!
Yiğit Bey, bakın, feodalite vardı, hâlâ var ve hiçbirimiz 'gerçekleri' sorgulayamıyoruz. Şimdi feodaliteden daha 'köklü ve halk aleyhine' başka bir yapıya geçiliyor. Apo 'liderleştiriliyor' ve DTP de buna 'isteyerek' destek veriyor. Ben buna 'feodaliteden Führerleşmeye' geçiş diyorum. Bu açılım da bunu destekleme ve 'düşünen Kürt aydınlarını, insanlarını' feodal dinamiklerden alıp Apo'nun eline vererek kontrol etme amacını taşıyor. Yeni bir oyun var burada. Bunu Türkiye'de herkes anlamalı.
Bakın çok dikkat edin; Ertuğrul Özkök, Apo'yu siyasallaştırmak' için TÜSİAD'la görüşmesine kadar giden bir yazı yazdı. Bu, anlattığım 'oyunda' atılan ilk adımdı. Yine dikkat edin, Türkiye'de 'etkin bazı patronlar' Kuzey Irak'ta petrol çıkarmaya başladı. Oyun çok belli; Kürt kökenli insanlarımızın 'altındaki toprakların' içini boşaltmak ve bölgeden yeni 'petrol boru hatları' geçirmek. Borunun geçmesi için ne lazım? Barış lazım! Çok açık; Apo ve DTP tarafından desteklenen ve aslında 'Kürtlerin haklarını' barış görüntüsü altında 'sömürecek' yeni bir 'oyun' sahneye konuyor. Apo'nun 'insanları yıllarca silahlar arasında bırakıp' etkisizleştirdiği, düşünmelerini birileri adına engellediği yapı, barış adı altında aynı yapının 'büyüyerek' geliştiği bir modele dönüşüyor.
Yiğit Bey, Türk halkına, hangi kökenden olursa olsun; bu ülkeyi seven herkese sesleniyorum: Apo 'kaynaklı', DTP ve basının bir bölümü destekli 'bu açılım', yeni bir oyundur. Bu, Türkiye'ye huzur getirmez. Birileri 'petrol çıkarır, boru hatları döşer' ama orta ve uzun vadede 'feodal dinamiklerden, Führer modeline' teslim ( doğrulama ) edilen 'düşünen ve anlayan Kürt kökenli vatandaşlarımız', asla ama asla ( katiyen ) tatmin olmazlar.
Yiğit Bey, sizden rica ediyorum; bu satılan herkesin okumasını sağlayın! Açılımın 'yeni bir oyun' olduğunu lütfen işleyin. Ezilen, değerli yeraltı kaynakları üstünde doğmuş olmanın acısını yıllarca çeken ve bu ülkeye uugmuş ünitemin cn_t»ıııı
yıllarca çeken ve bu ülkeye bağlı olan Kürtleri uyandırın. Bu yeni oyuna 'Dur' deyin..."

Sevgili dostlar, yukarıdaki satırlara tamamen katılıyorum. Kürt kökenli bir Türk vatandaşı "bu dengeler" içinde kalmak ve düşünmek zorunda değil. Arkadaşım haklı; oyun değişiyor ve "savaşı kimler başlattı" ve "insanları kimler yok ettiyse", kurallar yine onlar tarafından değiştiriliyor. İşin içinde bu sefer "sermaye de" var ve o toprakların altındaki "kaynaklan" paylaşmak adına yeni bir tezgâh planlanıyor! Bu bir "açılım" değil. Siyasi partilerin oyları "katlanabilir", birileri oralardaki kaynakları yeni borular içinden ceplerine akıtabilir ama "acı çeken, insan gibi yaşamak isteyen, feodaliteden kurtulup sivil toplumlarını" yeşertmek isteyen vatandaşlarımız "bu açılımdan" bir şey kazanmaz. Benden uyarması! Apo'suz-DTP'siz-feodalitesiz bir "açılım" istiyorum ve destekliyorum.

Kürt denkleminde yeni oyun - 2

Sevgili dostlarım, dün konuya başlamış ve "yeni oyun" olarak gördüğüm "açılımı" tarif ederek, "bu konuya gerçekten çözüm bulabilecek Kürt sivil toplumunun" oluşturulmasında kalmıştım...
Konu hakkında sizlerden "yüzlerce" katkı geldi. Ortak fikir "yazıda işlediğini" tez ile bire bir örtüşüyor; "Apo-DTP-Sermaye" denklemi dışında yeni "sivil merkez ve dinamikler" oluşmalı!
Özellikle bir babadan gelen mesaj çok acı... Adını istemediği için yazmayacağım...
Mesajın bazı bölümlerini anlamakta zorlandım, Türkçe ifade etmede zorlukları vardı, kendisine yazdım ve sonunda anlaştık. Bakın ne diyor, ortak düzeltmelerimizle aynen aktarıyorum: "Yiğit kardeş, gerçek bir Kürt aydın sınıfı oluşturabilecek gençlerin, Apo tarafından yaratılan savaşta yok edildiğini ve feodalitenin bu sayede yıllardır devam ettiğini yazmışsın! Bizim köyde ne kadar bizden ileri düşünen genç varsa, özellikle büyük şehirlerde okuyup dönenlerin birçoğu bu savaşta eridi gitti... Düşünmeye fırsat bulamadılar... Ellerine kalem almakla, silaha sarılmak arasında seçim yapma ( masnu, yapmacık, ika ) şansını onlara kurulan düzen vermedi... Şartlandılar,
şartladılar ve ne olduğumuzu, ne olabileceğimiz ve neler yapabileceklerini düşünmeden başkasının oyununda kırıldılar... İnanır mısın Yiğit kardeş, bu çarka kapılan gençlerimizin neredeyse tamamı 'Neden biz Türkiye Cumhuriyeti
Devletinin doğrudan vatandaşı olamıyoruz, arada feodalite var, arada örgüt var, arada DTP var' diye sorarlardı... Düşünenler gitti, dü-şünmeyip 'var olan yapıya' karşı çaresiz olanlar, burada dizimizin dibinde. Ben de bir babayım ve oğlum; düşünsün, baskıdan, Apo'dan, örgütten ayrı dünyayı algılasın istiyorum... Buna hakkımız yok mu!"
Sevgili dostlar, Apo destekli "çıkışlara" açılım diyenler ve burada oynanan yeni oyunu göremeyenler, dünden başlayarak bu iki ( dü ) "yazıyı" lütfen okusunlar... Açılım yapacaksak; ilk önce bölge insanımızı "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı" olmanın "gereklerine" kavuşturarak işe başlayacağız ve "yerleşik düzen" harici özgür düşünebilen "Kürt Sivil toplumunu" yaratmak için "feodalite" ile savaşacağız... Bir devletin görevi "vatandaşlarını" her şeyden önce "ruhen ve fikren" özgür kılmaktır... Yaratılan dinamikler arasında "sıkışıp kalmasına" barış süreci demek değil!

Yerleşikler-Tırmalayanlar denklemi...
Sizlerden sürekli aynı soru geliyor; "yerleşikler" kimler?
Adları üstünde; yerleşmişler ve "onlar kıpırdamadığı" için diğerlerine yer kalmıyor... Hatta öyle bir yerleşmişler ki; son iki seçime kadar "halkın oyu ne olursa olsun"; sonuçta hükümeti onlar kuruyor! Yılda 50 milyar dolara yakın "Hazine faizini" cebe indiriyorlar, yasalar onlar için çıkıyor, fikir dünyamız onların istediği gibi şekilleniyor...
Bir de "tırmalayanlar" var! Onlar da "çalışıp, çabalayıp" bordrolarından kesilen "vergilerin" diğerlerine "faiz" olarak akmasını seyrediyorlar... Bir yere gelmek için kendilerini parçalıyorlar... Başlarını sokacak bir ev, sağ dikiz aynası bile "opsiyonel" satılan bir yerli araba . almak için terliyorlar... Bu sarmal böyle uzayıp, gidiyor...
5000 gerçek-tüzel-yerli-yabacının "hayatı" 72 milyonun "hayali" olup akıp gidiyor... Bir de utanmadan renkli dergiler çıkıyor; bu 5000 kişi için. Kim, nerede, nasıl, ne yaptı? Başbakanlar "bu kişileri-n" otellerinde, yatlarında tatil yapıyorlar... Bütün bu saydıklarım ilk defa Erdoğan döneminde yerinden oynadı! iyiye doğru, kötüye doğru ama oynadı! işin üzücü yanı oyuna hızlı giren Erdoğan "şimdilerde-" durma hatta çevresiyle birlikte ( yan yana, beraberinde, baş başa ) "5001 ...5002" sinyalleri veriyor... Umarım yanılıyorumdur! Biz onu Rubicon'un diğer tarafında bekliyoruz...
Sevgili dostlar, sorunuza cevap verdikten sonra "yazdığım kitaba da" aldığım geçmişte kaleme aldığım yazımın bir bölümünü sizlere aktarmak istiyorum... Konu "Roma-Kartaca" ama detaylar bence bugün hâlâ geçerli...
Bakın "bizde de elitler ve tır-malıyanlar" nasıl oluştu?
"... Roma 'halkın içinden gelenler' tarafından yönetilen bir yapı. Araya 'elitler' karışıp 'kendilerini farklı' görene kadar. Roma tam bir Cumhuriyet, 'elitler' kendilerine taviz vermeyen 'Sezar'ı' bıçaklayıp, halkın adına 'yönetilen' senato taşına yatırana kadar... Karta-ca ise 'elitlere' göre 'düşük tabakalardan' oluşan bir yapı. Hatta 'bar-
bar'! Romalı 'elitler' Kartacalılar-dan hiç ama hiç hoşlanmıyor! Sınıf atlamış Romalılar ise nerelerden Roma'ya geldiklerini unutup 'Kar-tacalıları' küçük görüyorlar! Aslında bilmiyorlar ki; onları orada tutan 'Romalı ve Kartacalı' halkların dinamiği... Roma, 'elitlerin'etkisinde kalıp Kartaca'yı unutmaya başlıyor... Aslında 'unutmuyor'; özleri aynı, kurucuları, sahipleri aynı 'kökten' ama 'elit rüzgârlar' kendi çıkarları için 'Sezar'ı taşın üstüne cansız yığdıktan sonra' basıyorlar ayrımın 'gazına'! Ayrışıyorlar da ayrışıyorlar! Bir gün geliyor, Roma halkı, Kartacalılarla kardeş olduğunu anlamaya başlıyor. Ezilenler 'birleşip' yeni bir Sezar çıkarıyorlar! Çıkarıyorlar ama 'özün birliğinden rahatsız olan sınıf atlamışlar' asla ( katiyen ) rahat durmuyorlar... Saldırıyorlar Sezar'a! Kendi amaçlarına 'halkın olan' kurumları da alet ediyorlar! Eleştiriye asla tahammül edemiyorlar, alıyorlar 'kendilerine dil uzatan her kelleyi-'! Bulutları bile oynatmayı deniyorlar yerinden! Ve işin en ilginç tarafı her yaptıklarını bir 'Sezar' adına yaptıklarını iddia ediyorlar! Hep bir 'Sezar' yaratıyorlar kendilerine... Her zaman 'sahnede' kalıyorlar ama üstünde 'oynadıkları' sahneleri yani halkın 'zeminlerini' yıpratıyorlar... Romalılar ile Karta-calıları sürekli 'bölüyorlar'! Bölüyorlar daha küçük bölüyorlar... Varlıklarını 'bölünmeye' borçlu olduklarını asla unutmuyorlar... Roma ve Kartaca halkları aslında 'bi-r'! Aralarında sadece bir 'su' var! Su hayat verir! Sonunda ne oluyor; Roma da, Kartaca da yıkılıp gidiyor! Bulgaristan'dan gelenler'geldikleri' topraklara dönüp 'rahat etmeye' devam ederlerken, nasıl 'ay-rıştırıldıklarını' anlamayanlar 'düşüyorlar' göç yollarına... Olan onlara ve zamanında 'Dur' diyemeyen 'Sezarlara' oluyor..."
Burada "anlayana" çok söz var... Sezar "olacağım, halkı kurtaracağım" diyerek sonra "duraklayanlar" ve sınıf atlayıp "nereden geldiğini" unutanlar çok iyi okusunlar... Dediğim gibi biz onları Rubicon'un diğer tarafında bekliyoruz...


3G öncesi klonlu telefon telaşı

3g-ncesi-klonlu-telefon-tela.jpg

Cep telefonu üzerinden görüntülü konuşma 30 Temmuz'da başlıyor. Teknolojinin nimetlerinden yararlanmak ( faydalanmak, istismar etmek, istifade etmek ) için 3G uyumlu telefon alışverişine çıkan vatandaşları 'klonlu cep' telaşı sardı. 'Telefonunuz klonlanmıştır. 23 Temmuz 2009'da kullanıma kapatılacaktır.' mesajı alan aboneler soluğu bayide alıyor. Uzmanlar vatandaşların mağduriyet yaşamaması için 392 ile 1.800 lira arasında değişen 3G uyumlu cepleri alırken mutlaka fatura istemelerini istiyor.

Kaçak cep operasyonu klonlu telefonu azaltsa bile tamamen ( top, baştan sona, ağız ağıza ) bitiremedi. Yurtdışından getirilen telefonlar sisteme kaydedilmek için Mobil Cihaz Kayıt Sistemi'ndeki cihazların kimlik numarası kopyalanıyor. Elektronik kimlik numarası kaçak yollarla Türkiye'ye getirilen telefona aktarılan cihazlar kopyalı mal ( orospu, esrar, varlık ) sınıfına giriyor. Abonenin haberi olmadan telefonu üzerinde yapılan bu işlem vatandaşı çileden çıkarıyor. Telefonuna gelen mesajla cihazının kopyalandığını öğrenen Ahmet Kar'da bunlardan biri. Faturalı telefonuna 'Telefonunuz klonlanmıştır. 23 Temmuz 2009'da kullanıma kapatılacaktır.' mesajı alan Kar, söz konusu karmaşanın kendisinden kaynaklanmadığını belirtiyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na (BTK) kayıtlı cep telefonunun başkaları tarafından kopyalandığını kaydeden Kar, "Bunu düzeltmesi gereken ben değil ilgili kurumlardır. Faturalı telefonumun IMEI numarasını kim kopyaladıysa onu bulup ceza vermeleri gerekir." dedi.

KAYITSIZ GETİRİLEN 3G'LER KLONLANABİLİR
Mobil İletişim Sistemleri ve Araçları İşadamları Derneği Başkanı Murat Dursun klonlamanın kayıtlı düzene geçildikten sonra cep telefonu sektöründeki en önemli problem olduğunu söyledi. Dursun'un verdiği bilgiye göre klonlama şöyle oluyor: Kaçak getirilen cep telefonlarının sistem içinde tanınması ve kullanılması için tanımlı olan cihazın IMEI numarası kaçak getirilen cep telefonuna kopyalanıyor. Ardından asıl cihaz ve kopyalanan cihaz kullanımda oluyor. Her iki telefona da BTK aracılığıyla operatörler mesaj ( düşünce, ileti ) gönderiyor. Faturalı olan telefon açık kalmaya devam ederken, faturasız cep kapatılıyor.
"Tüm tedbirlere rağmen klonlama devam ediyor." diyen Dursun, 3G arifesinde önemli bir uyarıda bulunuyor. Yüksek modellerin farklı yollardan kayıtsız şekilde Türkiye'ye getirilebileceğini aktaran Dursun, "Bunların IMEI numaraları klonlanabilir. Önceden olduğu gibi önümüzdeki süreçte de devam edecektir. Kurumlara büyük görev düşüyor. Bu denetimlerin etkin şekilde yapılması gerekiyor." diye konuştu.
BTK yetkilileri, pahalı telefonların kopyalanmasına karşı vatandaşlara şu uyarıyı yaptı: "Alırken faturasız telefon almayın. Eşleştirirken faturası isteniyor. Faturası yoksa kaçak muamelesi görür. Ve kapatılır."

CİHAN

İşte dünyanın en küçük cep telefonu

te-dnyann-en-kk-cep-telefonu.jpg

Modu adlı firma tarafından üretilen, 7.2 x 3.76 x 0.78 cm boyutlarında olan ve sadece 40 gram ağırlığındaki telefonun, Guinness rekorlar kitabına, "dünyanın en küçük ve hafif telefonu" olarak geçtiği bildirildi.

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN

Telefon 2 GB'lık hafızaya sahip ve 130 dolar fiyatla piyasaya sürüldü. İsrailli telekomünikasyon şirketlerinden Cellcom, yılın sonuna doğru, piyasaya tam açılmadan önce, sınırlı sayıda telefonu müşterilerine sunacağını duyurdu.

Telefonun İsrail'den sonra ( bilahare, ileri, ahir ) güneydoğu Asya ülkeleri piyasalarına verilmesi bekleniyor. Ancak Amerikan piyasası ile Avrupa ülkelerindeki satışıyla ilgili henüz tarih belirlenmediği kaydedildi.

Modu yetkilileri, amaçlarının taşıması ve kullanımı kolay, sadece konuşma ve mesaj ( ileti, düşünce ) gönderme gibi temel fonksiyonlara sahip ( malik, ehil, mevla ) bir ( birleşik, aynı, sadece ) cihaz üretmek olduğunu belirtti.

Modu sözcüsü Oded Todoros, "İnsanların ihtiyaç duymadıklarını söylediği fonksiyonlardan yüzde 80'ini eledik" diye ( niteleyerek, sanarak, diyerek ) konuştu. Müzik dinleme, resim ( levha, fotoğraf, tören ) çekme gibi ( üzere, kabil, kabilinden ) fonksiyonlar, istendiği takdirde, telefona sonradan monte edilebilecek aparatlarla sağlanabilecek.