27 Temmuz 2009 Pazartesi

Şipşak güzellik

ipak-gzellik.jpg

HABERTURK.COM ÖZEL

Tıp ve teknolojideki gelişmeler sayesinde genç kalmak için artık zahmetli, acılı, uzun süreli operasyonlara katlanmak zorunda değiliz. Yurtdışında “Lunch-Time Treatments” olarak adlandırılan tedavi ve bakımlar adeta öğle tatilinde kuaföre gider gibi kliniğe gidip uygulatılabiliniyor. Kısa zamanda uygulandıkları (maksimum 2 saat) ve nekahat dönemi gerektirmedikleri için cerrahi müdahalelerin yerine tercih ediliyorlar. Bu fast food benzeri, hokus-pokus menüsünde neredeyse her sorun ( mesele, iş, problem ) için bir çözüm var.

Belki de pek çoğunuzun kısmen bildiği veya adını duyduğu bu yöntemler hakkında siz Haberturk.com okuyucularına biraz daha detaylı bilgi vermek istedik.

 

Botoks (30 dakika)

Botoks, Botolinum Toxin A tipi (BTX-A) bir protein kompleksidir. Malesef büyük bir yanılgı eseri halka arasında yılan zehiri olduğu sanılrı ki bu doğru değildir. Uygulamadan önce anestezik bir krem sürülerek iğneden oluşabilecek rahatsızlık engellenir. Çok ince iğneler kullanıldığı için morluk veya kızarma oluşmaz. Botoksun etkisi 4-5 gün içinde ortaya çıkar.

• Alın çizgileri
• Kaşların arasındaki çizgiler
• Kaz ayağı adı verilen göz kenarlarındaki çizgiler
• Düşük kaşlar
• Burun ve ağız kenarında oluşan mimik çizgileri
• “Sad-mouth” denilen aşağı sarkmış dudak
• Boyundaki bazı çizgiler
• Aşırı Burun ve ağız kenarında oluşan mimik çizgileri
• Dudakların kenarlarındaki çizgiler
• Terleme sorunu
• Burun ucunun kaldırılması

Dolgu maddeleri (30 dakika)

Dolgu yapmak için kullanılan çeşitli maddeler vardır; silikon, kolajen, poliakrilamidler, hyalüranik asit. Bunların arasında en güvenli olanı hyalüronik asittir. Diğer maddeler gerek kalıcı olmaları gerekse yol açtıkları alerjik reaksiyonlar ve de bazılarının FDA’dan onaylı olmamaları yüzünden tercih ( yeğleme ) edilmemelidir. Hyalüronik asit 6-9 ay sonra kaybolur bu nedenle diğer maddelerin aksine kalıcı bir hasar veya yan etki meydana getirmeden yok olur. Dolgu enjeksiyonundan önce anestezik bir krem sürülerek iğneden oluşabilecek rahatsızlık engellenir.

• Alın çizgileri
• Kaşların arasındaki çizgiler
• Burun ve ağız kenarında oluşan mimik çizgileri
• Dudakların kenarlarındaki çizgiler
• İnce dudaklar
• Belirsiz dudak konturu
• Boyun çizgileri
• Akne ve yara izleri

Thermage (30 dakika - 2 saat)

Thermage tedavisi radyo frekans dalgaları (kısa dalga) ile sarkan dokuları büzüştürerek gerilme sağlar ve kolajen üretimini arttırır. Uygulama bölgesi son halini 6 ay içinde alır. Thermage tek seans olarak uygulanır ve sonuçları en az 3 yıl sürer.

• Tüm yüz
• Kaz ayağı adı verilen göz kenarlarındaki çizgiler
• Düşük, sarkmış göz kapakları
• Gevşemiş, sarkmış gıdı
• Gevşemiş, sarkmış boyun
• Gevşemiş, sarkan kol
• Gevşemiş bacak dokusu
• Gevşemiş karın dokusu

S-Peel (Microdermabrazyon ve kimyasal peeling) (30 dakika)

Bu uygulama fiziksel ve kimyasal soyma işleminin birleşimidir. Tedavi esnasında ve sonrasında herhangi bir rahatsızlık veya acı hissetmezsiniz. Yüzünüz tedaviyi takip ( kovuşturma, uyma, izleme ) eden ilk 2-3 günde hafif bir şekilde kızarabilir ve daha sonra güneş yanığında olduğu gibi soyulabilir ki bunları makyajla kamufle etmek mümkündür. Bu süreç içinde yüzünüzü sürekli nemlendirmeniz ve kurumasını engellemeniz çok önemlidir. Sanılanın aksine pahalı bir nemlendirici kullanmak yerine ( adına, namına, alegori ) Çinko içerdiği için bebek kremi olan Popolin’in kullanılması bu işlem sonrası en iyi nemlendirmeyi sağlar. İşlemden sonra normal yaşantınıza devam ederken makyaj yapmanızda bir sakınca yoktur.

• Akneli cilt
• Cilt lekeleri
• Akne ve yara izi
• Gevşemiş cilt
• İnce kırışıklıklar
• Kalınlaşmış cilt

Lipolite (Velasmooth ve Lipoliz mezoterapi) (30 - 45 dakika)

Masaj, radyo frekans dalgaları ve lazer özelliklerini aynı anda bünyesinde barındıran Velasmooth aleti ile soya içerikli mezoterapinin birlikte kullanılmasıdır.

• Bölgesel yağlanma
• Selülit
• Cilt yenileme
• Çatlaklar
• Tüm vücuttaki cilt gevşemesi
• Dolaşım bozukluğuna bağlı şişkinlik

Ultrashape (1 saat)

Etkinliği kanıtlanmış ilk ameliyatsız vücut şekillendirici ultrason teknolojisidir. Böbrek taşı kırma cihazlarına benzer bir mekanizma ile ultrason ses ( ün, neva, çav ) dalgaları kullanılarak yağ hücreleri parçalanıp kalıcı olarak yok edilir. Avrupa'da “Ameliyatsız Liposuction” olarak adlandırılmaktadır. 4 haftada bir tekrar edilir ve genellikle 3 seans yeterlidir.

• Selülit
• Bölgesel yağlanma

 

(Selin Kunt Tütüncü'nün haberi)


Aşırı sıcaklarda sağlığa dikkat!

ar-scaklarda-sala-dikkat.jpg

HABERTURK.COM ÖZEL

Aşırı sıcak havalarda sağlığınızı korumak için kendinizi serin tutmayı unutmamalı, yaptığınız herşeyde ölçülü olmalısınız. Sağlığınızı korumak ve günlük yaşamınızı bir nebze olsun kolaylaştırmak için ipuçlarımıza kulak verin:

Bol Su İçin

Aslında bol sıvı tüketin yazmalıydık ama özellikle su içmenin önemini vurgulamak için başlığı "bol Su için" olarak hazırladık. Sıcak havalarda ortalama günde 2 litre sıvı almaya ve bunun en az 5 bardağının su olmasına özen gösterin, önem verin. Eğer böbrek hastalığınız varsa ve diüretik kullanmanız yasaksa sıcak havalarda ne kadar sıvı tüketmeniz konusunda "mutlaka" doktorunuza danışın.

Aşırı sıcaklarda, "susamasanız bile" sıvı tüketmeniz gerekir özellikle de 65 yaşın üzerindeyseniz çünkü yaş ilerledikçe metabolizmanın hava değişikliklerine adapte olması zorlaşır. Lakin çok soğuk içeceklerden de sakınmanızı öneririz çünkü mide kramplarına yol açabilirler. Ayrıca alkol almaktan kaçınmanız da sağlığınız için önemlidir çünkü alkol normalden daha fazla sıvı kaybına yol açarak hücreleri kurutur ve yüksek tansiyonu tetikler.

Kaybettiğiniz Tuz ve Mineralleri Takviye Edin

Sıcaklarla birlikte artan terleme esnasında vücudumuz sadece su değil tuz ve mineral de kaybeder. Vücut kimyası için önemli olan bu maddelerin hemen takviye edilmesi gerekir. Bunun için en ideal yöntem ayran içmektir. Yiyeceklerden, meyve suyu ve enerji içeceklerinden de kaybettiğiniz tuz ( sodyum klorür ) ve mineralleri alabilirsiniz. Ayrıca tuz tüketmenize gerek yoktur. Aç ve susuz kalmamaya özen göstermeniz yeterlidir.


Uygun Kıyafetler Giyin ve Mutlaka Koruyucu Krem Kullanın

Mümkün olduğunca az kıyafet katmanı giyin ve giysilerin pamuklu gibi hava alan kumaşlardan olmasına özen gösterin. Sentetik kıyafetlerden kaçının. Açık renkli, hafif ve bol ( mebzul, gür, dolgunca ) giysileri tercih edin. Güneşe çıkacaksanız mutlaka şapka takın. Çok sıcak ve güneşli günler veya saatlerde açık havaya çıkacaksanız şemsiye kullanmaktan çekinmeyin, direkt gelecek güneş ışınları ve sıcağın zararlı etkilerini önlemiş olursunuz.

Güneş yanığı vücudunuzun kendisini serinletme özelliğini engeller, sıvı kaybını arttırır ve cilde zarar verir. Günlük hayatınızda bile vücudunuzun açıkta kalan kısımlarına en az ( eksik, düşük, tek tük ) SPF15 faktörlü koruyucu krem sürün. Kremi dışarı çıkmadan 30 dakika önce uygulamanız daha etkili olacaktır.

 

Ağırdan Alın

Sıcak bir ortamda veya açık havada çalışıyorsanız mümkün olduğunca yavaş ve ağır hareket edin. Çarpıntı ve nefes darlığı hissederseniz hemen yaptığınız işi bırakın ve serin bir yerde, en azından gölgede dinlenin.

 

Serin Ortamlarda Bulunun

Sıcağa karşı en etkili korunma yöntemi mecbur kalmadıkça dışarı çıkmamak ve serin, kapalı ortamlarda olmaktır. Her ne kadar klimanın sağlığa olan olumsuz etkileri tartışılsa da, klimalı bir ortamda olmak aşırı sıcak bir havaya maruz kalmaktan daha az zararlıdır. Eğer dışarıdaysanız ve sersemlik, baş dönmesi, çarpıntı gibi belirtiler hissederseniz hemen klimalı bir ortama girin ve biraz dinlenin. Yazın en güzel yanı açık havada gezerek alışveriş yapmak olsa da alışverişlerinizi sıcaklığın kontrol edilerek ortamın serinletildiği alışveriş merkezlerinde yapmayı tercih edin.

Eğer evinizdeyseniz, klimanız yoksa ve sıcak yüzünden rahatsız olduğunuzu hissederseniz soğuk bir duş alın. Vantilatörler vücut ısısını düşürmek için yeterli olmasa da size serinlik ve rahatlık verecektir ama onları sıcağa karşı kesin bir çözüm olarak görmeyin. Soğuk bir duş veya banyo ( cağ ) çok daha etkili bir çözümdür. Ocak, fırın gibi aletleri ve elektrikli eşyaları normalden daha az kullanmak da evinizi daha serin tutmanıza yardımcı olur.

 

Açık Havaya Çıkacaksanız Plan Yapın

Dışarı çıkmanız gereken durumlarda bunu öğleden önce veya akşam üstü olacak şekilde planlayın. Dışarıdayken ara sıra gölgede dinlenin ve sıvı tüketin. Dinlenmek vücudunuza ısı derecesini ayarlamak için fırsat verecektir.

 

Dikkatli ve Ölçülü Olun

Aşırı yağlı, sıcak ve ağı yiyeceklerden kaçının. Çocukları ve hayvanları kapalı araçlarda bırakmayın. Çocuklarınıza bol, rahat ve hava geçiren kıyafetler giydirin, mutlaka şapka takın ve koruma faktörlü krem sürün. Öğle saatlerinde dışarı çıkmayın. Evde ve sokakta beslediğiniz hayvanların suyunu hergün tazeleyin ve suyla mamanın gölge bir yerde olmasına önem verin. Risk altında olan gruplar kriterine giren sevdikleriniz kontrol ve gözetim altında tutun, yakınınızda değillerse günde 2 kere arayın.

 

 Aşırı Sıcaklarda Risk Altında Olan Kişiler

- 4 yaşından küçük çocuklar ve bebekler
- 65 yaş ve üzerindeki kişiler
- Aşırı kilolu kişiler
- Ağır egzersiz yapan kişiler
- Hastalar ve sürekli ilaç kullanması gereken kişiler

 


* Bu sıcak havalarda sokağa bir kap su koymayı unutmayın; sokaklardaki susuz hayvan dostlarımız için.

(Selin Kunt Tütüncü'nün haberi)

 


Elektrik havadan gelecek, pil ve kablo kalkacak

elektrik-havadan-gelecek-pil-ve-kablo-kalkacak.jpg

Yeni geliştirilen bir sistem sayesinde çok kısa süre sonra bilgisayarlar, cep telefonları ve televizyonlar prize ihtiyaç duymadan hem kullanılabilecek hem de şarj edilebilecek. Fizik dünyasında yeni ( henüz, dünkü, acar ) bir devrin başlangıcı olarak kabul edilen bu teknoloji, ABD’den WiTricity firması tarafından geliştirildi. Elektriği kablosuz olarak havadan ileten bu teknoloji, boşta duran bir ampülün yanmasını sağlarken bilgisayarın da durmadan çalışmasına imkan veriyor.

Piller ortadan kalkacak

Bu teknolojinin yaygın hale ( ay ağılı, ayla, ağıl ) gelmesinin ardından kilometrelerce uzunluğundaki kabloların artık ortadan kalkacağını söyleyen uzmanlar, yılda 40 milyon adet üretilen şarj edilebilir pil döneminin ise kapanacağını söylüyorlar. Enerjinin manyetik dalgalarla yayıldığı için herhangi bir tehlikesi olmadığına dikkat çeken uzmanlar, teknolojinin Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden Marin Soljacic’in eseri olduğunu belirtiyorlar. Şarjı biten cep telefonunun uyarı sesi nedeniyle üç gece üst üste uykusundan uyanarak buna bir çözüm bulma yoluna gittiğini belirten Soljacic, belirli bir frekansta uygun resonansın gönderilmesiyle devrime imza atmayı başarmış.

İnsana zararı yok

Biri evin merkezi elektrik akımına bağlanan, diğeri de ( dahi, bile ) elektronik cihaza bağlanan iki sargı bobini birbirleri arasında elektromanyetik akım alışverişi yapıyor. Bu sayede havadan elektrik akımı iletilmiş oluyor. İnsan vücudu üzerinde herhangi ( rastgele ) bir olumsuz ( negatif, menfi, aksi ) etkisi bulunmadığı belirtilen bu sistemin şimdilik bazı dezavantajları da bulunuyor. Duvardaki bir prize takılan küçük bobin, en fazla 2 metre uzaklıktaki bir televizyona elektrik gönderebiliyor ancak bu mesafenin önümüzdeki dönemde 30 metreye kadar çıkarılabileceği ifade ediliyor.

HÜRRİYET

"Silahlar sussun, Öcalan ve DTP muhatap alınsın"

silahlar-sussun-calan-ve-dtp-muhatap-alnsn.jpgDiyarbakır'da düzenlenen "Demokratik Toplum Kongresi (DTK); Kürt Sorununda Birlik ve Çözüme Doğru Çalıştayı"nda, PKK'nın siyaset yapmasının önündeki engellerin kaldırılması talep edildi. 15 Ağustos'ta yol haritası açıklayacağı ifade ( deyiş, tabir, dışa vurum ) edilen terör örgütü elebaşı Öcalan'ın avukatları da ( bile, dahi ) çalıştayı takip etti.

Veysi İPEK - Muzaffer DURU / DİYARBAKIR (AHT)

Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) öncülüğünde Diyarbakır'da 2 günden beri süren "Demokratik Toplum Kongresi; Kürt Sorununda Birlik ve Çözüme Doğru Çalıştayı" sona erdi. Çalıştaya DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk ve DTP'li milletvekilleri, belediye başkanları, sivil ( sivil polis, çıplak, çırçıplak ) toplum örgütü temsilcileri, akademisyenler ve yazarların aralarında bulunduğu 90 kişi katıldı. Sonuç bildirgesini okuyan kapatılan DEP'in eski Milletvekili ve DTK sözcüsü Hatip Dicle, çalıştayda, Kürt sorununun ulusal bir mesele olduğunu, çözümün de bu zeminde aranması gerektiğini tespit ettiklerini söyledi.

Hatip Dicle şöyle dedi: "Çalıştay, PKK'nın çözüm sürecine katkı sunmak amacıyla başlattığı eylemsizlik kararının devam etmesi ve devletin güvenlik güçlerinin, askeri operasyonları durdurması gerektiğini belirtmiş. PKK ve diğer Kürt siyasal parti ve örgütlerinin legal hayata, siyasi aktör olarak, katılımının önündeki hukuki, siyasi, psikolojik engellerin ivedi olarak kaldırılması gerektiği yönünde görüş birliğine varılmıştır."

Devletin asimilasyon politikaları uyguladığını iddia edilen açıklamada, bugün kadar uyguladığı asimilasyon politikalarının kınandığı kaydedildi.

KÜRTLER MUHATAP ALINMAZSA ÇÖZÜM ÜRETİLEMEZ

Kültürel hakların anayasada güvence altına alınmasını istendiğini ifade ( dışa vurum, deyiş, rapor ) eden DTK sözcüsü Dicle, "Anayasayada ayrımcılığa dair tüm düzenlemeler derhal kaldırılmalıdır. Bu itibarla anadilde eğitim hakkı tanınmalı, ana dilin siyasal faaliyet dahil olmak üzere toplum yaşamının her kademesinde her biçimde kullanımı önündeki engeller kaldırılmalıdır. Çalıştay, Kürtleri muhatap almayan, bu çerçevede Abdullah Öcalan, PKK, DTP ve diğer siyasi ( siyasetçi, politikacı, siyasal ) parti ve demokratik örgütlerin sürecin dışında tutan bir yaklaşım gerçek bir çözüm üretmeyeceğini belirtir. Öcalan'ın üzerinde çalıştığı yol haritasının çözüme kapı aralayabileceği ve hükümet tarafından dikkate alınması gerektiğini vurgular. Kürt siyasal ve sivil toplum hareketinin kendi içinde barış, diyalog, tolerans ve demokrasi ortamının gelişmesini sağlamaya çalışması gerekir. Çalıştayda yapılan tartışmalar, ulusal demokratik birliğin mümkün olduğunu ve bu yöndeki çalışmaların devamının önemini ortaya çıkarmıştır" dedi.

Dicle, sonuç bildirgesinin İmralı Cezaevi'ndeki terör örgütü elebaşı Öcalan'a gönderilip gönderilmeyeceği konusundaki soruya, "Yol haritası üzerinde çalışan Öcalan'ın avukatları çalıştay katılımcısıydı. Burada aldığı sonuç bildirgesini kendisine ulaştıracaktır" yanıtını verdi.

TÜRK: ŞIRNAK'TAKİ OLAY PROVOKASYONDUR

DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, Şırnak'ın Beytüşşebap İlçesi'nde dün gece 2 kişinin öldürülmesi olayını bir ( yek, sadece, tek ) provokasyon olarak gördüklerini söyledi. Türk, DTP'li milletvekillerinin olayı incelemek için bölgeye gittiğini belirterek, "Barışçıl bir sürecin gelişmesi konusunda çabamızın yoğunlaştığı bir süreçte barışı istemeyen güçlerin provoke etmeye yönelik eylemleri olabileceğini her zaman söylüyoruz. Sonuç olarak bizim amacımız barışta ısrarlı olmaktır" diye konuştu.

Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde 2 kişi başlarına taşlarla vurulup, göğüslerine kurşun sıkılarak öldürülmüştü. DTP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır, cesetler ile otomobilin ayrı yerlerde bulunduğunu, öldürülen kişilerin DTP'ye oy verdiği için tehdit edildiklerini iddia etmişti.

Yeni fındık stratejisine tepki

yeni-fndk-stratejisine-tepki.jpg
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker'in açıkladığı 2009-2012 yılları arasında uygulanacak yeni fındık stratejisinde, 750 metre rakım üzerinde bulunan ruhsatsız fındık bahçelerinin sökülmesinin ve yerine alternatif ürün üretilmesinin öngörüldüğünü hatırlatarak, ''Bölgedeki iklim ve araziyi biliyoruz, alternatif ürün üretilmesi hemen hemen imkansız. Az sayıda alternatif ürün bulunsa bile, bu ürünlerin hasadı ve pazarlanması mümkün değil. Fındık sökülürse, bölgede zaten sorun olan göç hızlanacak'' görüşünü bildirdi.

Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, 15 Temmuz 2009 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile birlikte yüzde 6'dan daha ( henüz, elan ) az eğimli 3;üncü sınıf tarım arazilerinde ve 750 metre rakım üzerinde bulunan ruhsatsız fındık bahçelerinin sökülerek, alternatif ürüne geçen üreticilere telafi edici ödeme yapılacağını anımsattı.

Türkiye'de 750 metre rakım üzerinde fındık üretimi yapılan 82 bin hektar alan bulunduğunu, söz konusu alanların fındık üretim alanlarının yaklaşık yüzde 13;ünü oluşturduğunu bildiren ve sökülecek alanlar için üreticilere sökme bedeli ve alternatif ürün için sadece üç yıl destek verileceğini hatırlatan Bayraktar, şöyle devam etti:

''Bölgedeki iklimi ve arazi yapısını biliyoruz. Bu bölgelerde alternatif ( seçenek, dalgalı, almaşık ) ürün üretilmesi hemen ( takkadak, vakit kaybetmeden, yalnız ) hemen imkansızdır. Rakımı 750 metre üzerindeki arazilerde az sayıda alternatif ürün bulunsa bile, bu ürünlerin hasadı ve pazarlanması mümkün değil.''

Bayraktar, fındığın eğimli arazilerde toprağın erozyonla kaybolmasını önlediğini vurgularken, devlet, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları Türkiye'nin her yerinde erozyona karşı ağaçlandırma yaptığı sırada erozyonu önleyen fındığın sökülmek istendiğini ifade etti ve ''750 metre rakımın üzerindeki eğimli arazide fındığı söktüğünüzde toprak denizle buluşur'' uyarısında bulundu.

Fındığın Karadeniz Bölgesi için büyük bir şans ve geçim kaynağı olduğunun altını çizen Bayraktar, şunları kaydetti:

''Fındık hiç ithalat yapmadan net ihracatçı olduğumuz üründür. Ayrıca, kişi başına istihdam maliyeti, tarımda sanayiden daha düşüktür.

Bugüne kadar ( ölçüsünde, genişliğinde, dek ) orada yaşayan insanları geçindirecek, yerinde tutacak yatırımlar yapılmamıştır. Bu bölgelerdeki insanların geçimini ve istihdamını fındık sağlamıştır. Bölgenin sosyo ekonomik ( iktisadi, kazançlı, soylu erki ) temelini fındık oluşturmaktadır. Tarım dışı iş ve gelir imkanı yaratılamadığı sürece üretici fındığı sökmez. Sanayi ve hizmetler sektörü gelişmediği sürece bu gün için fındığın alternatifi fındıktır.

Fındık sökülürse, bu bölgede zaten sorun olan göç hızlanacaktır. Bu insanların hayatlarını idame ettirebilmeleri için ellerindeki imkanları alınıp, büyük şehirlerin varoşlarında yok olmalarını mı izleyeceğiz?''

Bayraktar, fındık stratejisinin ilgili ( alakalı, ait, ilişkin ) taraflar ve TZOB'un görüşleri de alınarak, yeniden gözden geçirilmesini istedi.

Erdal Şafak Doğan Grubu'na fena vuruyor

erdal-afak-doan-grubuna-fena-vuruyor.jpgBilirkişi kirliliği

Hayır; Doğan Grubu gazetelerinin verdikleri gollük paslara rağmen "Medya savaşı" tuzağına düşmemeye kesin kararlıyız. Biz yalnızca habercilik yapmaya devam ediyoruz.

Çünkü bir ülkenin en büyük medya patronuyla ilgili iddialar ve soruşturma dünyanın her yerinde haberdir. Hem de önemli, çok önemli bir haberdir. Gazeteciliğin tüm ilkelerine saygılı olarak sürdürdüğümüz bu yayında göz önüne aldığımız, önemsediğimiz tek kriter bu.

Bununla birlikte Doğan Grubu'nun "İftira" dediği Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) suç duyurusuyla ilgili olarak iki takipsizlik kararı verildiği, böylece dosyanın kapandığı iddiasına açıklık getirmemiz gerekiyor. İstanbul Cumhuriyet
Başsavcılığı'ndaki kayıtlara göre, gelişmeler özetle şöyle:

SPK'nın şikâyeti üstüne Aydın Doğan, kızı Hanzade Doğan Boyner ve iki yöneticisi (İmre Barmanbek ile Ali Rıza Temuroğlu) hakkında "2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet" suçlamasıyla Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma dosyası, "Yetkisizlik" kararıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi.

2009/32972 numarasıyla UYAP'a (Ulusal Yargı Ağı Projesi) kaydedilen dosyayı inceleyen Ekonomik Suçlar Bürosu Savcısı Sadi Yoldaş, 1 Haziran 2009'da "Yetkisizlik" kararıyla dosyayı Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı'na geri gönderdi.
Suç tarihi 31 Aralık 2007 olarak görülen soruşturma dosyası, kısa bir süre sonra Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yeniden yetkisizlik ( salahiyetsizlik ) kararı verilerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na iade edildi.

23 Haziran 2009'da 2009/37610 numarasıyla UYAP'a kaydedilen soruşturma dosyası yeniden Savcı Sadi Yoldaş'a gönderildi. UYAP'a göre Aydın Doğan ve grubun diğer üç görevlisi hakkında "2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet" suçundan başlatılan soruşturma halen devam ediyor.

Rapordaki "Mütalaalar"

Son durumu böylece özetledikten sonra, asıl meramımıza gelelim. Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) Doğan Grubu'nun kâğıt ithalatı konusunda hazırladığı kalın raporda bizi en çok bilirkişiler bölümü hüzünlendirdi. Çünkü o bölümde, konuyla, özellikle de "Off-shore" şirketlerle ilgili mütalaa veren iki akademisyen hukukçunun "Bilimsel" görüşleri bilirkişilik kurumunun çöküşünü ilan ediyor.
SPK'nın bu mütalaalara verdiği yanıtları okuyunca, akademisyen bilirkişileri bilmeyiz ama onların adına biz yerin dibine girdik. İşte yanıtlardan birkaç cümle: "Bilirkişilerin raporu dikkatli bir şekilde okumadıkları anlaşılıyor...", "Raporda off-shore şirketlerin Doğan ailesinin kontrolünde/sahipliğinde oldukları, belgeleriyle birlikte hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya konulduğu halde, bilirkişi bunu hâlâ varsayım olarak değerlendiriyor...", "Doğan ailesinin sahibi olduğu/kontrolünde bulundurduğu bu şirketlerin 'Vergi cenneti' olarak adlandırılan off-shore ülkelerde kurulmuş olması dikkate alınmıyor", "Bilançoda gösterilmeyen hususlarda ibra söz konusu olamaz. İbra sadece ( yalnızca, safi, sade ) genel kurulun bilgisine sunulan işlemleri içerir. Açıklanmamış, belgeye dayandırılmamış ve vasat yetenekli bir ortağın anlayamayacağı konularda ibra yok sayılır. (Bizim notumuz: İkisi de Yargıtay kararı.) Dolayısıyla genel kurula sunulmamış bilgiler sebebiyle ( cihetiyle, sayesinde, yüz ) ibra söz konusu olamayacağından, bilirkişinin hukuki mütalaasında yer verilen 'İbra sebebiyle hukuka uygunluk' tespiti, Yargıtay'ın yerleşik kararları ve öğretideki ağırlıklı görüş karşısında geçerli değildir..."

SPK, bilirkişilerin Yargıtay kararlarından bile habersiz olduklarını veya habersiz göründüklerini ima ediyor.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in, Adalet Bakanlığı döneminden bu yana tekrarlamaktan dilinde tüy bitti: "Türkiye'de bilirkişi kirliliği yaşanıyor. Bilirkişi kurumu Yargıya ve devlete güvenin sarsılmasında en önemli faktör haline geldi. Kamu vicdanını rahatsız eden bu kurumun durumu verdiği raporlarda ortaya çıkıyor..."

SPK'nın Doğan Grubu raporunda yer alan ( vadi, saha, meydan ) bilirkişi mütalaaları ve sözde bilimsel görüşler, tam da bu kirliliği yansıtıyor. Yazık.

İşte 'Gladio'nun Turgut Özal'ı

te-gladionun-turgut-zal.jpgGAZETE HABERTÜRK

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümünün perde arkasının da ele alınacağı Kurtlar Vadisi Gladio iddialı geliyor. Filmde Özal'ı usta tiyatrocu Sezai Aydın, Semra Hanım'ı ise Işıl Ertuna canlandırıyor.

TURGUZ ÖZAL ZEHİRLENDİ Mİ?


KURTLAR Vadisi Pusu'nun İskender Büyük'ü yeni sezonda büyük bomba patlatacak.  Sadullah Şentürk'ün yönettiği Kurtlar Vadisi Gladio'da Türkiye'nin yakın tarihine damga vuran olayların perde arkası anlatılıyor. Emekli istihbaratçı İskender Büyük'ün mahkeme salonunda verdiği ifadelerle Türkiye'nin gizli gerçekleri ortaya çıkarılıyor. Bunlardan birisi de 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümü. Filmde "Cumhurbaşkanı Özal, Musul ve Kerkük'e girecek diye mi zehirlendi?" sorusunun cevabı aranıyor.

BENZERLİKTEN ENDİŞE ETTİM

FİLMDE Turgut Özal'ı yılların tiyatrocusu Sezai Aydın canlandırıyor. Özal'ı Devlet Planlama Teşkilatı müsteşarlığı döneminden itibaren takip ettiğini söyleyen Aydın, role nasıl hazırlandığını şöyle anlattı: "Sadece benzerlik açısından endişe ettim. Bunu makyajla halledileceğini söylediler ama ikna olmadım. Makyajı yapıp ayna karşısına geçtikten sonra 'oldu' dedim.