14 Ocak 2008 Pazartesi

Dink davasýnda bir ihmal daha

İSTANBUL - Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından İstanbul Valisi Muammer Güler, katilin kaçarken çekilen video görüntülerini televizyon kanallarına dağıtmış, tanıyanların ihbar etmesini istemişti.

Görüntülerin yayınlanmasının ardından baba Ahmet Samast, Trabzon Emniyet Müdürlüğü’ne giderek cinayeti işleyen kişinin oğlu O.S. olduğunu söylemişti.

Ancak, Ahmet Samast’ın daha emniyet müdürlüğünde bulunduğu sırada Pelitli jandarmasını arayan bir kişinin de O.S.yi ihbar ettiği ortaya çıktı.

Dink cinayeti dosyasında bulunmayan bu tutanak, Yasin Hayal’in eniştesi Coşkun İğci’nin, “Yasin, Hrant Dink’i öldürecek” ihbarını ciddiye almayan 2 jandarmanın yargılanacağı dosyada bulunuyor.

22 ocak’ta Trabzon Asliye Ceza Mahkemesi’nde görevi kötüye kullanmak suçundan 2’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanacak olan astsubay Okan Şimşek ve uzman çavuş Veysel Şahin’in dava dosyasında bulunan tutanakta şu konuşmalar dikkat çekiyor:
* İhbarcı: O gazeteciyi vuran var ya?
* Jandarma: Hangi gazeteciyi vuran
* İhbarcı: Vuruldu ya istanbul’da
* Jandarma: Hı
* İhbarcı: Gazeteciyi vuran yeni afetlerde oturuyor, Ogün Samast.
* Jandarma: Ogün Samast mı?
* İhbarcı: Tamam bak geliyorlar, beni duymasın kimse...Babası Ahmet Samast havaalanı belediyesinde çalışıyor
* Jandarma: Oturduğu adresi ver bana..
* İhbarcı: ben istanbul’u arayacaktım benim telefonum dışarı çalışmıyor, bildirecektim bildiremedim.. İstanbul’a bildirin. BurAdan kaçtı, İstanbul’a gitti arkadaşlarıyla. Orada yapıldı.
* Jandarma: Tamam beyfendi teşekkürler

Cinayet sanığı O.S’yi, babasını ve arkadaşlarını tanıdığı ortaya çıkan ve sabit telefondan aradığı için telefon numarası da bilinen ihbarcının araştırılma gereği dahi duyulmaması, cinayete ilişkin bilgisine başvurulmaya çalışılmaması dikkat çekiyor.

Dikkat çeken bir başka ayrıntı da cinayetten bir gün sonra arandığı tutanakta da geçen ihbarcıya ilişkin iletişim tesbit tutanağının altındaki tarihin 9 gün sonrasına ait olması.

Ýran gazý yolda

ANKARA - İran yönetimi Türkiye’ye doğalgaz sevkıyatını yeniden başlatmak için yoğun çaba harcadığını açıkladı. Yetkililer akşam-sabah problemin ortadan kaldırılacağını duyurdu. Ancak hattın içi tamamen boşaldığı için gazın Türkiye’ye gelişi birkaç günü bulacak.Enerji Bakanlığı yetkilileri, turizm bölgelerindeki doğalgazda kısıtlamaya gidildiğini ancak Marmara Ereğlisi’ne dün akşam gelen sıvılaştırılmış doğalgaz tankeri ile normal düzene geçileceğini belirtiyor.

Silivri doğalgaz deposundan günlük 15 milyon metreküp gaz çekiliyor. Bugün itibarıyla da 90 günlük gaz depolanmış durumda. Rusya’dan gelen Mavi Akım ve Batı Hattı da tam kapasite ile çalışıyor.

Yap-işlet-devret santrallerine ise halen doğalgaz verilemiyor. Bu santraller ikincil yakıt olarak tanımlanan fuel-oil ve motorin ile çalışıyor.

YUNANİSTAN’DAN ELEKTRİK ALIMI DURDU
Doğalgaz ile bağlantılı olarak elektrikte yaşanan sıkıntı sonrası geçtiğimiz hafta Yunanistan’dan alınmaya başlanan elektrik satışı durdu. Yunanistan Bulgaristan’ın kendisine elektrik satışını durdurduğunu gerekçe göstererek, Türkiye’ye verdiği elektriği kesti.

Sadece 2 gün bu ülkeden günlük 80 megavatlık elektrik alınabildi. Türkmenistan elektriğini topraklarından Türkiye’ye ulaştıran İran’ın fazla çekildiği gerekçesiyle birkaç gün önce bu elektriği de kestiği ortaya çıktı. Ancak yetkililer, alım miktarının günlük 70 megavata çekilmesiyle sorunun aşıldığını belirtiyor.

Dink davasýnda bir ihmal dava

İSTANBUL - Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından İstanbul Valisi Muammer Güler, katilin kaçarken çekilen video görüntülerini televizyon kanallarına dağıtmış, tanıyanların ihbar etmesini istemişti.

Görüntülerin yayınlanmasının ardından baba Ahmet Samast, Trabzon Emniyet Müdürlüğü’ne giderek cinayeti işleyen kişinin oğlu O.S. olduğunu söylemişti.

Ancak, Ahmet Samast’ın daha emniyet müdürlüğünde bulunduğu sırada Pelitli jandarmasını arayan bir kişinin de O.S.yi ihbar ettiği ortaya çıktı.

Dink cinayeti dosyasında bulunmayan bu tutanak, Yasin Hayal’in eniştesi Coşkun İğci’nin, “Yasin, Hrant Dink’i öldürecek” ihbarını ciddiye almayan 2 jandarmanın yargılanacağı dosyada bulunuyor.

22 ocak’ta Trabzon Asliye Ceza Mahkemesi’nde görevi kötüye kullanmak suçundan 2’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanacak olan astsubay Okan Şimşek ve uzman çavuş Veysel Şahin’in dava dosyasında bulunan tutanakta şu konuşmalar dikkat çekiyor:
* İhbarcı: O gazeteciyi vuran var ya?
* Jandarma: Hangi gazeteciyi vuran
* İhbarcı: Vuruldu ya istanbul’da
* Jandarma: Hı
* İhbarcı: Gazeteciyi vuran yeni afetlerde oturuyor, Ogün Samast.
* Jandarma: Ogün Samast mı?
* İhbarcı: Tamam bak geliyorlar, beni duymasın kimse...Babası Ahmet Samast havaalanı belediyesinde çalışıyor
* Jandarma: Oturduğu adresi ver bana..
* İhbarcı: ben istanbul’u arayacaktım benim telefonum dışarı çalışmıyor, bildirecektim bildiremedim.. İstanbul’a bildirin. BurAdan kaçtı, İstanbul’a gitti arkadaşlarıyla. Orada yapıldı.
* Jandarma: Tamam beyfendi teşekkürler

Cinayet sanığı O.S’yi, babasını ve arkadaşlarını tanıdığı ortaya çıkan ve sabit telefondan aradığı için telefon numarası da bilinen ihbarcının araştırılma gereği dahi duyulmaması, cinayete ilişkin bilgisine başvurulmaya çalışılmaması dikkat çekiyor.

Dikkat çeken bir başka ayrıntı da cinayetten bir gün sonra arandığı tutanakta da geçen ihbarcıya ilişkin iletişim tesbit tutanağının altındaki tarihin 9 gün sonrasına ait olması.

“Babalar da doðuma girsin” diye yasa teklifi

ANKARA - AK Parti Ankara Milletvekili Aşkın Asan, doğumun kutsal bir olay olduğunu ifade ederek, “Dünyanın en harika varlığı dünyaya geliyor. Babaların bu anı yaşaması çok önemli” dedi.Asan, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, erkeklerin de doğuma girmesine olanak sağlayan bir yasa teklifi hazırlamayı düşündüğünü söyledi.

Özel hastanelerde babaların doğuma girebildiklerini ancak devlet hastanelerinde alt yapı eksikliği yüzünden bunun mümkün olmadığını ifade eden Asan, yaptığı görüşmelerde babaların doğuma girmek için herhangi bir talepte bulunmadıklarını öğrendiğini söyledi. Doğumun kutsal bir olay olduğunu ifade eden Asan, “Dünyanın en harika varlığı dünyaya geliyor. Babaların bu anı yaşaması çok önemli” diye konuştu.

Babaların mutlaka doğuma girmeyi istemeleri gerektiğini kaydeden Aşkın Asan, “Kadınlar doğumda çok korkarlar ve çok acı çekerler. Böyle anlarda da mutlaka eşlerinden destek görmek isterler. Kadınlar o an ölebilirler de. O an dehşet ve hayret içinde kalırlar. Erkeğin o ana müşahit olması gerekiyor” dedi. Doğum anında kadının ne kadar mükemmel ve kutsal bir yaratık olduğunun ve neler yaşadığının erkekler tarafından görülmesinin önemini vurgulayan AK Parti’li Asan, “Erkekler dışarıda ‘dokuz doğuruyor’ demek yok” diye konuştu.

Aşkın Asan, babaların doğuma girmeleri için hastanelerin altyapılarının iyileştirilmesi ve kadınların mutlaka tek kişilik odalarda doğum yapması gerektiğini söyledi.

Erkeklerin bu konuda istekli olmasının önemine de işaret eden Asan, bu konuda öncelikle bir zihinsel değişimin gerçekleşmesi gerektiğini bildirdi.

BAĞLILIK ARTIYOR
Asan, yapılan araştırmalara göre doğuma giren erkeklerin eşlerine daha bağlı olduklarının ortaya çıktığını, kendi eşinin de yaptığı iki doğuma girerek, kendisine destek olduğunu belirtti.

Erkeklerin doğum konusunda önceden bilgi sahibi olmalarını ve bu konuda hazırlanan filmleri seyretmelerini öneren AK Parti’li Asan, şöyle konuştu:

“Gerçekten muhteşem bir olay. Bunun mutlaka paylaşılması gerekiyor. Doğum yapan kadınlar bilirler, doğumdan sonra ağlayan bir canlıyı kucağınıza veriyorlar. İnanın, dünya yüzünde o kadar muhteşem duygu yoktur. O kadar güzel bir duygu yoktur. Dünyanın en değerli varlığı ellerinizdedir ve onu siz yapmışsınızdır. Orada bir de kendinizi Tanrı gibi hissedersiniz ve tanrınıza binbir şükürler edersiniz. O muhteşem anın eşinizle birlikte yaşanmasının çok daha güzel olacağı
düşüncesindeyim.”

Doğuma girmenin ayıplanacak bir şey olmadığını da anlatan Asan, “Bu İslamla ilgili bir şey de değildir. İslam toplumu olmamızdan da kaynaklanmaz. Ben Arap toplumlarında yaşadım. Bir Arap arkadaşım, çok rahat kendi doğumunu, nasıl doğurduğunu, kaç dikiş atıldığını herkese anlatır. Erkeklere de anlatır bunu paylaşır. Bunlar doğal olaylardır. İnsanın meydana gelme süreci ayıp olabilir mi?” dedi.

Aşkın Asan, bir gazetecinin sorusu üzerine, doğuma giren doktorun erkek ya da kadın olmasının önemli olmadığını belirterek, “Zaten erkekler doğuma girsinler, o manzaranın dehşeti, heyecanı ve güzelliği karşısında dilleri tutulacaktır” diye konuştu.

Erdoðan siyasi simge olarak türbaný savundu

MADRİD - Başbakan Tayyip Erdoğan, Madrid’de düzenlediği basın toplantısınyabancı gazetecilerinin soruları üzerine, “Siyasi simge olarak başörtüsü takmak suç mu?” diye sordu. Türbanın siyasi bir simge olarak takılabileceğini ilk kez dile getiren Erdoğan “Simgelere, sembollere yasak getirebilir misiniz? Dünyanın neresinde böyle bir suç var? Biz sorumluluğumuzun farkındayız. Özgürlükler noktasından çözümüne inayorum. En yakında çözeceğiz.” dedi.

Başbakan Erdoğan, Madrid’de Euro Press’in toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

301 BİR AY İÇİNDE MECLİS’E GELECEK
Erdoğan TCK’nın 301. maddesi konusunun şu an hükümetin gündeminde olduğunu söyledi. Erdoğan, “Çalışmamızı kısa süre içinde yeniden TBMM’ye getirmek suretiyle kararımızı vereceğiz. Ağırlıklı olarak AB üyesi ülkelerin durumuna baktık. Bunun neticesinde şu anda bir yere varıyoruz. Bir ay içinde parlamentoya getirerek bir ortak metinle meseleyi çözmüş olacağız.”

KUZEY IRAK’A ASKERİ HAREKAT
Erdoğan Kuzey OIrak’a askeri harekatın bitip bitmediği yönündeki soruya şu yanıtı verdi: “Sınırötesi operasyonlarda duyarlılığımız devam ediyor. İstihbarat bilgilerinden gelecek sonuçlara göre her an operasyon yapılabilir. Bu noktada burada herhangi bir şey açıklamamız mümkün değil. Bu mücadele devam ettiği sürece şu tarihte bitecek denmesi mümkün değil. Meclisin bize verdiği 1 yıllık bir yetki var. 1 yılda bu işi çözdük, çözdük. Çözemedik tekrar izin talep edebiliriz.”

TÜRBAN KONUSU
Türban konusunda dünyada benzer bir yasağın olmadığını savunan Erdoğan “Başörtüsü takana sen siyasi simge olarak takıyorsun deniliyor. O da “Hayır ben siyasi simge olarak takmıyorum” diyor. Velev ki bir siyasi simge olarak takıldığını düşünün, siyasi simge olarak başörtüsü takmak suç mu? Simgelere, sembollere yasak getirebilir misiniz? Dünyanın neresinde böyle bir suç var? Özgürlükler noktasında dünyanın neresinde böyle bir yasak var? Buradaki dert başka. Bunu takdirde zorlanıyoruz.

Avrupa’da, ABD’de rahatlıkla başı örtülü kızlar üniversiteye gidebiliyor. Halkının yüzde 99’u müslüman olan ülkede yasaklanıyor. Ama bu sıkıntıyı da aşacağımıza inanıyorum. Biz sorumluluğumuzun farkındayız. Özgürlükler noktasından çözümüne inayorum. En yakında çözeceğiz. Medya bir çorap örüyor ama bizim arzumuz sorunu çözmek” diye konuştu.

KIBRIS SORUNU
Başbakan Erdoğan kıbrıs sorununun nasıl çözümleneceğine ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi: “Güney Kıbrıs AB’de Kıbrıs olarak anılamaz. Çözümün BM çerçevesinde olması gereiyor. Biz müzakere sürecinde AB’nin aldığı kararı anlamakta zorlanıyoruz. Bize ‘Kıbrıs sorunu halledilmedikçe müzakereler açılabilir ama kapanamaz’ diyorlar. Suçlu biz miyiz, suçlusu G. Kıbrıs’ın kendisi. Masaya oturmuyor, anlaşmaya yanaşmıyor. Bunun faturaları Türkiye’ye ödetilemez. Mayıs ayında Türkiye, Almanya ve Fransa biraraya geleceğiz.”

AKDENİZ BİRLİĞİ AB’NİN ALTERNATİFİ DEĞİL
Erdoğan Akdeniz Birliği olarak sözedilen konunun şu anda ne olduğununu açık olmadığını ifade etti. Erdoğan “Akdeniz Birliği bir zemine oturmuş değil. Bunun AB’ye bir alternatif olarak düşünülmesine karşıyız. Böyle bir şeyin içinde olmayız.” dedi.

ETNİSİTELERE AYIRMAK SÖZ KONUSU DEĞİL
Erdoğan bir gazetecinin sorusu üzerine Türkiye’de etnik unsurların belli coğrafyalada yoğunlaşmadığını anlattı. Erdoğan “Türkiye’nin etnisitelere ayrılması söz konusu değildir. Biz tamamen üniter yapı içinde ülkemizi görüyoruz. Böyle bir şey bizim anayasa çalışmalarımızda yer alamsı söz konusu değil.” dedi.

Erdoğan geçen yıl yaşanan e-muhtıramanın ardından hükümetinin Genelkurmay’la ilişkisinin sorulması üzerine de ” Bazan sıkıntılar olur. Bu sıkıntıları yönetmede anayasanın verdiği yetkilerle adımları atıyoruz. Hiçbir kurum ve kuruluşla kavgalı olmamız söz konusu değil” yanıtını verdi.



Yargýtay seçiminde yine sonuç yok

ANKARA - Osman Arslan’ın yaş haddinden emekliye ayrılmasıyla boşalan Yargıtay Başkanlığı için seçime bugün de devam edildi.Yargıtay Büyük Genel Kurulunda yapılan seçimin 5. turunun üçüncü oylamasından da sonuç alınamadı.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi Başkanı Mustafa Aydın 82, 7. Ceza Dairesi Başkanı Turan Demirtaş 2, 9. Ceza Dairesi Başkanı Hasan Gerçeker 88, 18. Hukuk Dairesi Başkanı Mahir Ersin Germeç 40 ve 19. Hukuk Dairesi Başkanı Coşkun Koçak 20 oy aldı. Oylamada, 2 oy geçersiz sayıldı, 1 oy da boş çıktı.

Buna göre, 3. oylamada en çok oyu alan Gerçeker ile Aydın, 4 ve 5. oylamalarda yarışacak.

Her turda 5 oylamanın yapıldığı seçimlerde, 1. ve 2. oylamadan sonuç alınamadığı takdirde, 3. oylamada en çok oyu alan 2 aday 4. ve 5. oylamada yarışıyor.

Bu oylamalardan da sonuç alınamazsa başa dönülerek oylamalara devam edilecek.

Başkan seçilebilmek için Yargıtay Büyük Genel Kurul üye sayısının salt çoğunluğu olan en az 126 oya ulaşılması gerekiyor.

Malatya katliamý sanýklarý hakim karþýsýnda

MALATYA - İkinci kez hakim karşısına çıkan sanıklar için 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 24.5 yıla kadar hapis cezası isteniyor.5’i tutuklu 7 sanığın, Malatya Üçüncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne görülen duruşmasını, AK Parti Mersin Milletvekili ve Meclis İnsan Hakları Araştırma Komisyonu Başkanı Zafer Üskül de izliyor.

Çok sayıda Türk ve yabancı gazeteci de duruşmayı takip ediyor.

Sanıklar, “silahlı terör örgütü kurmak, birden fazla adam öldürmek ve silahlı terör örgütüne yardım etmek”le suçlanıyor.

İddianamede, sanık Emre Günaydın, adı konulmamış terör örgütünün lideri olarak yer alıyor.

18 Nisan 2006’da meydana gelen olayda, 5 sanık, Zirve Kitabevini basarak, Alman uyruklu tİlman Ekkehart Geske, Necati Aydın ve Uğur Yüksel’i öldürmüştü..