16 Aralık 2007 Pazar

Kansere karþý yeni umut

Alman bilim adamları, kansere karşı mücadelede önemli bir gelişme sağladı.

Göttingen Üniversitesinden bir grup bilim adamı, farelerdeki akyuvarları aktif hale getirerek kanserli hücreleri yok etmelerini sağlayan bir yöntem geliştirdi.
 
Araştırmacıların açıklamasında, farelerdeki akyuvarların "HSP70" adlı bir stres proteiniyle aktif hale getirildiği, kanserli hücre üretimine neden olan bu protein sayesinde akyuvarların kanserli hücreleri tanıdığı ve yok ettiği bildirildi.
 
Üniversitenin araştırma görevlisi Ralf Dressel, "HSP70"in insanlardaki akyuvarlar üzerinde de etkili olup olamayacağının araştırılacağını, bu yeni yöntemin belirli kanser çeşitlerinin tedavisinde yeni perspektifler açacağını kaydetti.


Hafýza kaybýna kamera

Alzheimer hastalığı gibi hafıza sorunu olanlara yardımcı olacak minik ve insanın üzerinde taşıyabileceğidijital bir kamera geliştirildi.

Microsoft tarafından üretilen Sensecam adlı kamera, hafızanın hızlı şekilde canlandırılmasını sağlamak için daha sonra izlenmek üzere, gün içinde yaşananların her 30 saniyede bir fotoğrafını çekiyor.
 
Testler sonucu, kameranın, hafıza sorunu olanlara, olayları ve buna bağlı duyguları hatırlamalarında yardımcı olduğu görülürken, uzmanlar,dijital kameranın genel hafıza kaybı sorunu ve Alzheimer hastalığı gibi daha ciddi durumda olanlar tarafından rahatlıkla kullanılabileceğini belirtiyorlar.
 
Amerikan ve İngiliz üniversitelerince denemeleri yapılmakta olan kamera, avuca sığabiliyor ve 30 binden fazla görüntüyü depolayabiliyor.
 
Beyin enfeksiyonu nedeniyle hafıza kaybına uğrayan 63 yaşındaki bir kadın üzerinde yapılan testlerde denek, iki hafta boyunca görüntüleri iki günde bir ve bir saat süreyle yeniden izledi.
 
Olayları anımsamasına herhangi bir yardım olmadığında her şeyi beş gün içinde unutan deneğin testler sırasında hafızası gözle görülür biçimde düzeldi ve iki haftasonunda yaşadığı olayların yüzde 90'ını anımsamaya başladı.
 
Araştırmacılar, kamerayı belirli bir hastalığı olmamasına karşın tipik hafıza kaybı olan sağlıklı yaşlılar ile Alzheimer hastaları üzerinde de deniyorlar.


Verem vakalarý artýyor

Gelişmekte olan ülkelerde son zamanlarda verem vakalarında artış görülmesi, uzun yıllar önce insanlığın korkulu rüyası olan bu hastalığın tekrar geri döndüğü endişelerini ortaya çıkardı.

Singapur'daki Novartis Tropik Hastalıklar Enstitüsü Kimya Bölümü Sorumlusu olan Dr. Thomas Keller, tıp dilinde"tüberküloz" olarak bilinen verem hastalığının belirli bir süre ortadan kalktığını ancak son yıllarda vaka sayısında belirli bir artış görüldüğünü söyledi.
 
"15 yıl önce 'verem artık bitti' diye düşünüyorduk ama hastalık geri geliyor" diyen Keller, büyük bir salgından söz edilemeyeceğini ancak potansiyel bir durumla karşı karşıya olunduğunu kaydetti.
 
Keller, özellikle Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerde nüfusun yüzde 50'sinde virüs bulunduğunu, hastalığın bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla ortaya çıktığını bildirdi.
 
Tüberkülozun yeryüzündeki başlıca ölüm ve hastalık nedenlerinden birisi olduğunu, 2000 yılında dünyada 2 milyar kişinin enfeksiyon taşıdığının saptandığını anlatan Keller, "Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) göre yılda yaklaşık 8 milyon kişi enfeksiyon kapıyor, 2 milyon kişi de bu hastalıktan hayatını kaybediyor" dedi.
 
Hastalığın kentlerdeki kalabalıklaşma, yetersiz teşhis ve tedavi altyapısı, globalleşme ve seyahatlerin artmasıyla yayıldığına dikkati çeken Keller, şöyle konuştu:
 
"Hastalığın tedavisinde ilaçların düzenli ve gerektiği sürede alınması çok önemli. Hasta 'iyileştim' deyip tedavisini yarıda bırakırsa hastalık direnç kazanıyor. Bu nedenle Türkiye'nin de aralarında bulunduğu birçok ülkede olduğu gibi ilaçların sağlık elemanlarının gözetiminde verilmesi çok önemli.
 
Ancak ne yazık ki bu her yerde uygulanamıyor. İlaca dirençli mikrobakteriyel suşların (Bir bakteri veya virüsun farklı alt türlerinin, aralarında genetik farklılıklar bulunan grupları) ortaya çıkması, çoklu ilaç tedavisine dirençli vakaların sayısında artışa yol açtı.
 
DSÖ'nün hesaplarına göre, dünya çapında 50 milyon kişide dirençli vaka gelişmektedir. Tedavi edilmediği takdirde aktif tüberkülozlu her birkişinin yılda 10-15 kişiye enfeksiyon bulaştıracağı öngörülüyor."
 
"HIV ile etkileşim olursa tedavi imkansızlaşıyor"
 
Keller, hastalığın HIV virüsüyle etkileşimde bulunması halinde ise tedavinin imkansız hale gelebildiğine işaret etti.
 
Yaklaşık 30 yıl önce geliştirilen 4 ilacın, hastalığın tedavisindeki etkinliğini kaybettiğini ifade eden Keller, yeni bir ilaç üzerinde çalıştıklarını açıkladı.
 
Çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürdüklerini belirten Keller, ilacın 2 yıl içinde insanlarda denenmesinin mümkün olabileceğini kaydetti.


Spor yapan kadýnlara 'akýllý sutyen'

Avustralyalı bilim insanlarının geliştirdiği, kumaş içine yerleştirilmiş sensörlerle üretilen bir sutyenin, egzersiz yapan kadınlara büyük rahatlık ve kolaylık sağlaması bekleniyor.

Geliştirdikleri buluşun sutyen üreticilerinin gelecekte daha iyi tasarımlar yapmasına yardımcı olacağına inandıklarını belirten araştırmacılar, vücuda uygun olmayan sutyenlerle egzersiz yapmanın uzun dönemli yaralanma riskini arttırabileceği uyarısında bulunuyorlar.
 
Bulgularını Journal of Biomechanics dergisinde yayımlayan Wollongong Üniversitesinden araştırmacılar, laboratuvar sonuçlarının sensörlü kumaşın, egzersiz sırasında meme hareketini ve sutyen fonksiyonunu izlemeye uygun olduğunu gösterdiğini belirttiler.
 
Kadınlarda egzersiz sırasında meme ağrısının önemli bir problem olduğunu belirten Portsmouth Üniversitesinden Dr. Joanna Scurr da son yapılan
araştırmaya göre, kadınların yüzde 45 ila yüzde 60'ının egzersiz sırasında bu acıyı çektiklerini ve çok yavaş bir koşunun bile hızlı sprint koşusu kadar acı verebildiğini kaydediyor.
 
İngiltere'de yapılan bir başka araştırmaya göre de kadınların yüzde 70'i yanlış ölçü sutyen giyiyor ve bu durum da omuz ve sırt ağrılarını arttırıyor.


Lens kullanýmýnda hijyenin önemi

Kontakt lenslerin kullanımında gerekli hijyen kurallarına uyulmamasının, körlüğe kadar gidecek sorunlara yol açabileceği bildirildi.

Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Gülay Güllülü, lens kullanımına, uzman hekim muayenesi sonucu karar verilmesi gerektiğini belirtti.
 
Kontakt lenslerin gözdeki kırma bozukluklarını düzeltmek için kullanılan önemli bir teknolojik ürün olduğunu ifade eden Prof.Dr. Güllülü, özellikle son yıllarda kozmetik amaçlı kontakt lens kullanımının arttığını söyledi.
 
Kontakt lens kullanımı öncesi mutlaka uzman hekim muayenesinden geçilmesi gerektiğini vurgulayan Prof.Dr. Güllülü, lens kullanımı süresince de belirli periyotlarla muayeneden geçilmesini önerdi.
 
Prof.Dr. Güllülü, "Lens kullanımında en önemli nokta, gerekli hijyen kurallarına dikkat edilmesidir" dedi.
 
Gerekli hijyen kurallarına dikkat edilmeden lens kullanımının korneada iltihaplanmalara neden olabileceğini bildiren Prof. Dr. Güllülü, şunları söyledi:
 
"Bu iltihaplanmalardan en önemlisi, psödomonas keratitidir. Bu binde birden daha az sıklıkta görülmesine rağmen 24 veya 48 saat içinde körlüğe neden olabilmektedir. Bu nedenle lens kullanımında hijyen kurallarına çok dikkat edilmelidir."
 
Uyulması gereken hijyen kuralları
 
Lens kullanımında en sık yapılan hatanın tasarruf amacıyla lens solüsyonlarının gerektiği zamanlarda değiştirilmemesi olduğunu belirten Prof. Dr. Güllülü, şöyle devam etti:
 
"Lensler, üzerinde biriken mikropların yok edilebilmesi için çıkarıldıklarında, özel solüsyonlar içinde bekletilmelidir.
 
Fakat tasarruf amacıyla solüsyonlar gerektiği zamanlarda değiştirilmiyor. Bu da göz sağlığı açısından çok tehlikelidir. Ayrıca kullanılan lens hangi tür olursa olsun gece mutlaka çıkarılmalıdır."
 
Kuruluk, yüksek irtifa ve hamileliğin lens kullanımını olumsuz yönde etkilediğini kaydeden Prof.Dr. Güllülü, kadınların makyaj yapmadan önce lenslerini takması, makyajlarını temizlemeden önce de lenslerini çıkarması gerektiğini söyledi.
 
Lens kullananların gözlerinde ağrı, batma, kanlanma, görme bulanıklığı yaşadıkları zaman mutlaka uzman hekime başvurmaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Güllülü, küçük yaşta lens kullanımının da sakıncalı olduğunu ifade etti.
 
Özellikle genç kızların estetik görüntü amacıyla renkli lensler kullandıklarını söyleyen Prof. Dr. Güllülü, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Özellikle lise çağındaki kız çocukları bu tür lensleri kullanmamalıdırlar. Çünkü gerekli hijyen kurallarının tam algılanamadığı veya ciddiyetle uygulanamadığı yaşlarda bu tür lenslerin kullanımı sakıncalıdır ve gözde çeşitli kalıcı hasarlara yol açabilir. Ebeveynler bu konuda dikkatli olmalıdırlar."



Kulak çýnlamasý hastalýk habercisi

Kulak çınlamasının, özellikle diyabet ve kalp rahatsızlığı başta olmak üzere çeşitli hastalıklara eşlik edebildiği, bu yüzden nedeninin mutlaka araştırılması gerektiği bildirildi.

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barlas Aydoğan, halk arasında "kulak çınlaması" olarak bilinen "tinnitus rahatsızlığı"nın, kulak içindeki gürültü, çınlama ve ıslık benzeri seslerle belirti verdiğini söyledi.
 
Kulaktaki sesleri kişi harici kimsenin duymadığını ve genellikle sessiz ortamlarda fark edilebildiğini belirten Doç. Dr. Aydoğan, şöyle konuştu:
 
"Bir dizi sağlık sorununun neden olabildiği semptom olan çınlama, oldukça yaygın görülüyor. En büyük hasta grubunu ise hastalığın nedenini fark edemediğimiz grup oluşturuyor.
 
Kulakta tırmalayıcı şekilde duyulan ses, kişinin yaşam kalitesini düşürdüğü gibi, çoğu zaman psikolojik bozukluklara da yol açabiliyor. Hasta çoğu zaman ilaç tedavisinin yanı sıra çınlamanın yol açtığı sorunlar için de psikolojik destek almak durumunda kalabiliyor."
 
Çınlamanın, tek başına ortaya çıkabildiği gibi başta diyabet, kalp rahatsızlıkları, kolesterol gibi çeşitli hastalıklarla birlikte görülebildiğini ifade eden Doç.Dr. Aydoğan, hastalığın oluş nedeninin mutlaka bulunması gerektiğini söyledi.
 
Aydoğan, diğer rahatsızlıklara eşlik edenlerin yanı sıra orta kulak damarlarıyla ilgili sorunlar, kireçlenme, damarlarda aşırı yağlanma, yüksek sese maruz kalma gibi nedenlerin de çınlamaya yol açabileceğini söyledi.
 
Stresin çınlamayı tetiklediğini bildiren Doç.Dr. Aydoğan, bu durumda kişinin stresi yaratıcı etkenleri mutlaka azaltması gerektiğini ifade etti.
 
Rahatsızlığın en fazla uyku sorununa yol açtığını vurgulayan Aydoğan, "Ses dolayısıyla uyku sorunu çeken kişiler, hafif bir müzik ve kısık seste dinlenen radyo ile çınlama sesini örterek uykuya geçebilir" dedi.


'Obezite, ciddi saðlýk riski'

ABD'de gençler arasında artan orandaki obezliğin, 2035 yılına kadar ülkede kalp hastalığı vakalarında artışa neden olabileceği bildirildi.

New England Journal of Medicine'de yayımlanan bir araştırmada, yaşam tarzına bağlı olan obezliğin halk sağlığında ciddi kriz yaratabileceği belirtildi.
 
Araştırma, ülkede 2035'e kadar kalp hastası olan insan sayısının yüzde 16 oranında artabileceğini, bunun da fazladan 100 bin hastaya denk geldiğini ve obezliğin neden olduğu kalp hastalıklarına bağlı ölümlerinse yüzde 19 artabileceğini ortaya koydu.
 
San Francisco Üniversitesinden biyo istatistik ve salgın hastalıkları uzmanı Kirsten Bibbins-Domingo, yaptıkları araştırmanın, gençlerin büyük bölümünün 30-35 yaşlarında kalp hastası olacaklarını gösterdiğini söyledi.
 
Bu durumun da daha fazla kişinin hastaneye yatması anlamına geldiğini ifade eden Bibbins-Domingo, bunun da daha fazla tıbbi prosedür, kronik hastalıklar için daha fazla tedavi ihtiyacı, hastalık dolayısıyla rapor alma ve ortalama hayat süresindeki azalış sonucunu doğuracağını belirtti.
 
ABD istatistiklerine göre, yaklaşık 9 milyon genç aşırı kilolu,çocuklarda obezlik oranı 1970'lere oranla üç katına çıktı.