Kim hangi vitamini almalı.?
Herkesin günlük vitamin gereksinimi aynı değil. Stres altında çalışanın, sporcuyla diyet yapanın, hamilenin veya sigara içenin farklı miktarlarda değişik vitamin ve minerallere gereksinimi oluyor. Günlük beslenme programı da bu gereksinimlere göre ayarlanıyor.
Diyetisyen Dilek Küçük kimlerin hangi vitamin ve minerallere gereksinim duyduğunu açıklıyor:
Sporcuysanız:
Düzenli ve yoğun bir biçimde spor yapıyorsanız vitamin ve mineral gereksinimiz fazladır. Bu nedenle bol bol havuç, domates, sebze ve turunçgillerin suyunu içmeniz gerekir. Kemik ve kaslarınızın daha dirençli olması için de C ve E vitamini ile betakaroten içeren gıdalar yemelisiniz.
Sigara tiryakisi iseniz:
Günde bir pakete yakın sigara içiyorsanız, sizde C vitamini yanında mineral eksikliği de söz konusudur. Çünkü vücudunuz , güçlenmek ve direnç kazanmak için yararlanacağı bu maddeleri tütünün zararlarını gidermek için harcar. Günlük C vitamini gereksiniminizin 120 gramdan fazla olduğunu göz önünde tutarak beslenmenizi ona göre düzenlemelisiniz.
Hamile iseniz:
Sizin bu dönemde A, B12 ve D vitaminine daha çok gereksiniminiz var. Çünkü hamilelik dönemindeki vitamin yetersizliği önemli sonuçlara yol açabilir. Örneğin D vitamini eksikliği , çocuğunuzun ağır bedensel sorunlarla dünyaya gelmesine neden olabilir.
Diyet yapıyorsanız:
Karbonhidrat veya meyve diyeti hızlı zayıflamak isteyenlerin başvurduğu bir diyet yöntemidir. Bu diyetlerden birini uyguluyorsanız, vücudunuzda halsizlik, isteksizlik ve aşırı yorgunlukla kendini belli eden vitamin ve mineral eksikliği ortaya çıkabilir. Bunu gidermek için vitamin ve mineral tabletleri almalısınız. Ama tabii ki bilinçsizce değil.
Stres altındaysanız:
Stresli bir ortamda mı çalışıyorsunuz? Zamanla yarıştığınızdan stresten bir türlü kurtulamıyor musunuz? O zaman bolca vitamin ve mineral takviyesi yapmalısınız. B vitamini yanında mineral tabletleri de aldığınızda , stresinizi daha sağlıklı bir şekilde üzerinizden atabilirsiniz.
Doğum kontrol hapı kullanıyorsanız:
Hamilelikten korunmak için doğum kontrol hapı kullanıyorsanız, B1, B2, B6 ve B12 ile C vitamini eksikliği ortaya çıkabilir. Bunların sonucunda da vücudunuzun hastalıklara karşı direnci azalabilir. Bu nedenle doktorunuza danışarak vitamin tabletleri almalısınız.
Mavi forum
12 Haziran 2007 Salı
Kadınların yaptırması gereken 10 test.!
Kadınların yaptırması gereken 10 test.!
Günümüzde ölümcül hastalıkların tedavisi bile mümkün. Ancak bunun için erken tanı şart. Erken tanıya giden yol ise, yaşamsal önem taşıyan testlerden geçiyor. İşte her kadın için hayati önem taşıyan ve yaşam boyu yaptırılması gereken testler...
Memorial Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Soner Dileklen, her kadının mutlaka yaptırması gereken 10 test ve tanı yöntemleri hakkında bilgi verdi.
MAMOGRAFİ İLE MEME KANSERİNDE ERKEN TEŞHİS
Özellikle meme kanseri, erken tanı ile ölümcül bir hastalık olmaktan çıktı. Bunun için kadınların 20 yaşından sonra her iki memesini de ayda bir kez kontrol etmesi ve 2-3 yılda bir doktor muayenesinden geçmesi gerekli.
Meme muayenesinin olmazsa olmazı mamografi. Uzmanlar kadınları, 40 yaşından itibaren her yıl mamografi çektirmesi ve eğer birinci derece akrabalarda meme kanseri varsa, sıkı takip altında olmaları gerektiği yönünde uyarıyor.
Mamografide, düşük doz x-Ray, yani iyonizan radyasyon üreten bir tüp ile meme inceleniyor. İnceleme için hasta mamografi denilen röntgen cihazının önüne oturtuluyor.
Meme x ışınına duyarlı bir levha üzerine yerleştirilerek sıkıştırılıyor. Ardından radyasyon verilerek, her iki memenin iç yapısının görüntüleri filmde oluşturuluyor.
Mamografi, meme kanserini henüz ele gelen bir kitle olmadan, yani kireçlenme aşamasındayken tespit edilebiliyor. Bu sayede meme kanseri çok erken evrede tedavi edilebiliyor.
TONOMETRE İLE KÖRLÜK ENGELLENİYOR
Glokom, halk arasındaki adıyla ‘göz tansiyonu’, yaptığı sinir hasarı ile körlüğe neden olabilen bir göz hastalığı.
İlaç tedavisi ve lazer ile körlüğün önüne geçiliyor ancak bu da erken teşhis ile mümkün. Körlük riskine karşı glokomun rutin muayenelerine en geç 40 yaşında başlanmalı. Ancak ailede glokom hastası varsa bu testler daha erken yaşlara alınmalı, da başlanmalı.
Göz içi basıncında genel adı tonometre olan cihazlara başvuruluyor. Retina kontrolünde, gözün arka bölümünü görebilmek için gözbebeği damla formundaki ilaçlarla genişletiliyor.
Göz içi basıncı, tonometre cihazından kontrollü bir şekilde hava püskürtülmesiyle ölçülüyor.
EFORLA KALP SORUNLARI BELİRLENİYOR
Uzmanlara göre 40 yaşını geçmiş her kadın senede bir kez kardiyolojik Check-up’tan geçmeli.
Uzmanlara göre, 40 yaşını geçmiş her kadının senede bir kez kardiyolojik check-up’tan geçmesi, kalp sağlığı açısından büyük önem taşıyor.
Ailede kalp krizi hikayesi bulunanlar için ise bu daha erken yaşlarda başlamalı. Efor testi, bu yaşamsal önem taşıyan check-up’ta başvurulan yöntemlerden biri.
Test, çoğunlukla koşu bandında uygulanıyor. Yaklaşık 10 dakika süren test sırasında kalp ve kalp kapaklarının durumu ile işleyişi hakkında bilgi veren EKG sürekli izleniyor, belirli aralıklarla damar basıncı ölçülüyor.
Efor testi egzersizi ritim ve ileti bozukluklarını araştırmak amacıyla yapılıyor. Bu sayede kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları da ciddi boyutlara ulaşmadan tedavi edilebiliyor.
SMEAR İLE RAHİM AĞZI KANSERİNE SON
Uzmanlar, 18 yaşını aşmış ve aktif cinsel yaşamı olan her kadınının yılda bir kez düzenli olarak pap smear testi yaptırmalarını öneriyor.
Çünkü bu test sayesinde jinekolojik kanserler arasında 2. sırada yer alan rahim ağzı kanseri, çok erken safhada teşhis edilebiliyor.
Muayene sırasında, özel bir fırça yardımıyla rahim ağzı bölgesinden hücre sürüntüsü alınıyor. Bu sürüntüler patoloji laboratuarlarında inceleniyor. İnce yayma tekniğiyle, rahim ağzı kanserine yol açan Human Papilloma virüsü tespit ediliyor.
YILDA BİR KEZ ULTRASON
Kadın hastalılarında erken tanı için gerekli en önemli yöntemlerden biri de vajinal ultrason. Uzmanlara göre, yakınması olsun veya olmasın her kadın yılda bir kez ultrason muayenesinden geçmeli.
Vajinal yolla yapılan ultrasonda, iç organlar çok daha net bir şekilde izleniyor. Yumurtalıkları ve rahmi daha iyi görebilmek için ince bir sonda vajinaya yerleştiriliyor. Ekranda beliren görüntü, kadının sağlığı hakkında bilgi veriyor.
Jinekolojik ultrason ile karın organları, özellikle de rahim, yumurtalıklar ayrıntılı bir şekilde değerlendiriliyor. Rahmin yapısı, pozisyonu, büyüklüğü, rahimden kaynaklanmış tümörler, miyomlar saptanabiliyor.
Bunların yanı sıra rahim içi zarı, yani endometrium değerlendirmesi de yapılıyor. Aynı şekilde yumurtalıkların yapısı, yumurta geliştirme kapasiteleri, yumurtalık kistleri saptanabiliyor.
YILDA BİR KEZ CİLT MUAYENESİ KANSERİ ÖNLÜYOR
Her yıl düzenli olarak dermatoloji uzmanının kapısını çalmak da, sağlık için yaptırılması gereken testlerin bir parçası. Özellikle vücutta bulunan çok sayıda ben ve ailedeki cilt kanseri hikayeleri, muayenenin önemini daha da artırıyor.
Çünkü benler, ölümcül bir kanser türü olan melanom riski taşıyor. Melanomda yen tanı yöntemi, dijital dermatoskopi. Bu yöntemde yağlanmış deri yüzeyi ışıklı bir büyütme sağlayan dermatoskop ile inceleniyor.
Vücuttaki benlerin haritası oluşturularak noktasal lokalizasyonlar belirleniyor. Ardından her bir ben için dermatoskopik görüntü alınıyor ve kaydediliyor.
Böylece bir sonraki kontrolde elde edilecek görüntüyle karşılaştırma şansı sağlanıyor. Bunların yanı sıra dijital dermatoskop, benlerde izlenen şüpheli değişiklikleri de gösteriyor.
Bu test ile cilt üzerindeki değişiklikler, kanserleşmeden tespit edilebiliyor.
KAN TAHLİLLERİ SAĞLIĞI ELE VERİYOR
Düzenli olarak yaptırılan kan tahlilleri, genel sağlık durumu hakkında bilgi veriyor. Uzmanlara göre herhangi bir yakınma olmasa da, 35 yaşından itibaren 2 yılda bir kan tahlili yaptırılmasında yarar var.
Damardan kan örneği alındıktan sonra laboratuarlarda alyuvar ve akyuvarların durumuna bakılıyor, lökositler inceleniyor.
Testlerden alınan sonuçlara bakılarak vücutta enfeksiyon ve alerjik bir durum olup olmadığı tespit edilebiliyor. Kolesterol ve kan şeker değerleri hakkında bilgi ediniliyor.
MENOPOZDA KEMİK YOĞUNLUĞU ÖLÇÜMÜ ÖNEMLİ
Menopoz ile kendini gösteren kemik kırılmaları riski, osteoporoz tanısı ile konuyor. Özellikle ailede osteoporoz hastasının varlığı, kemik mineral yoğunluğu ölçümünün önemini artırıyor.
Kemik mineral yoğunluk ölçümü, hiçbir hazırlık gerektirmeden, vücuda bir zarar vermeden, özel bilgisayar programı ve hassas ölçüm yapan dansitometri cihazlarıyla yapılıyor.
Bu yöntemle vücudunuzdaki kemik yoğunluğu ölçülerek kemik erimesi riski tespit ediliyor. Erken teşhis sayesinde, ileri yaşlarda ciddi ve yaşamsal problemlere yol açan kırıkların oluşması önlenebiliyor.
AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI İÇİN TÜKÜRÜK TESTİ
Diş ve diş eti hastalıkları, dünyada ve Türkiye’de önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Dişlerde ciddi bir sorunla karşılaşmamak için her yıl düzenli olarak diş hekimi ziyaret edilmeli.
Diş ve diş eti problemlerinin tespitinde, doğal bir koruyucu olan tükürüğün teste dilmesi önemli.
Bu test için tükürüğünüzün incelenmesi yeterli. Testte tükürüğün kimyasal ve mikrobiyolojik yapılarına bakılıyor.
Bu sayede çürüklerin önemli bir sağlık sorununa neden olması önleniyor.
KOLON KANSERİ ÖNLENEBİLİYOR
Kolon kanseri, en sık görülen kanser türleri arasında 3. sırada yer alıyor. Sinsi tehlike, özellikle 50 yaş ve üzerindekileri tehdit ediyor. Araştırmalar, kolon kanserinin önlenebilir olduğunu gösteriyor.
Ancak bunun için 50 yaşından sonra, 2 ila 5 yılda bir düzenli olarak kolonoskopi yönteminden yararlanılmalı.
Kolonoskopiyle kalın bağırsağın tümü incelenebiliyor. Çekim sırasında hastalar tomografi cihazına yatırılıyor ve kalın bağırsağa hava verilerek iç bölgenin görülmesi sağlanıyor. İşlem sonunda verilen hava geri alınıyor.
Kolonoskopi yöntemiyle hekim ileride tümöre dönüşebilecek polipleri teşhis edilebiliyor. Poliplerin cerrahi yöntemlerle alınması sayesinde, kolon kanseri oluşma riski önlenmiş oluyor.
Mavi forum
Günümüzde ölümcül hastalıkların tedavisi bile mümkün. Ancak bunun için erken tanı şart. Erken tanıya giden yol ise, yaşamsal önem taşıyan testlerden geçiyor. İşte her kadın için hayati önem taşıyan ve yaşam boyu yaptırılması gereken testler...
Memorial Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Soner Dileklen, her kadının mutlaka yaptırması gereken 10 test ve tanı yöntemleri hakkında bilgi verdi.
MAMOGRAFİ İLE MEME KANSERİNDE ERKEN TEŞHİS
Özellikle meme kanseri, erken tanı ile ölümcül bir hastalık olmaktan çıktı. Bunun için kadınların 20 yaşından sonra her iki memesini de ayda bir kez kontrol etmesi ve 2-3 yılda bir doktor muayenesinden geçmesi gerekli.
Meme muayenesinin olmazsa olmazı mamografi. Uzmanlar kadınları, 40 yaşından itibaren her yıl mamografi çektirmesi ve eğer birinci derece akrabalarda meme kanseri varsa, sıkı takip altında olmaları gerektiği yönünde uyarıyor.
Mamografide, düşük doz x-Ray, yani iyonizan radyasyon üreten bir tüp ile meme inceleniyor. İnceleme için hasta mamografi denilen röntgen cihazının önüne oturtuluyor.
Meme x ışınına duyarlı bir levha üzerine yerleştirilerek sıkıştırılıyor. Ardından radyasyon verilerek, her iki memenin iç yapısının görüntüleri filmde oluşturuluyor.
Mamografi, meme kanserini henüz ele gelen bir kitle olmadan, yani kireçlenme aşamasındayken tespit edilebiliyor. Bu sayede meme kanseri çok erken evrede tedavi edilebiliyor.
TONOMETRE İLE KÖRLÜK ENGELLENİYOR
Glokom, halk arasındaki adıyla ‘göz tansiyonu’, yaptığı sinir hasarı ile körlüğe neden olabilen bir göz hastalığı.
İlaç tedavisi ve lazer ile körlüğün önüne geçiliyor ancak bu da erken teşhis ile mümkün. Körlük riskine karşı glokomun rutin muayenelerine en geç 40 yaşında başlanmalı. Ancak ailede glokom hastası varsa bu testler daha erken yaşlara alınmalı, da başlanmalı.
Göz içi basıncında genel adı tonometre olan cihazlara başvuruluyor. Retina kontrolünde, gözün arka bölümünü görebilmek için gözbebeği damla formundaki ilaçlarla genişletiliyor.
Göz içi basıncı, tonometre cihazından kontrollü bir şekilde hava püskürtülmesiyle ölçülüyor.
EFORLA KALP SORUNLARI BELİRLENİYOR
Uzmanlara göre 40 yaşını geçmiş her kadın senede bir kez kardiyolojik Check-up’tan geçmeli.
Uzmanlara göre, 40 yaşını geçmiş her kadının senede bir kez kardiyolojik check-up’tan geçmesi, kalp sağlığı açısından büyük önem taşıyor.
Ailede kalp krizi hikayesi bulunanlar için ise bu daha erken yaşlarda başlamalı. Efor testi, bu yaşamsal önem taşıyan check-up’ta başvurulan yöntemlerden biri.
Test, çoğunlukla koşu bandında uygulanıyor. Yaklaşık 10 dakika süren test sırasında kalp ve kalp kapaklarının durumu ile işleyişi hakkında bilgi veren EKG sürekli izleniyor, belirli aralıklarla damar basıncı ölçülüyor.
Efor testi egzersizi ritim ve ileti bozukluklarını araştırmak amacıyla yapılıyor. Bu sayede kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları da ciddi boyutlara ulaşmadan tedavi edilebiliyor.
SMEAR İLE RAHİM AĞZI KANSERİNE SON
Uzmanlar, 18 yaşını aşmış ve aktif cinsel yaşamı olan her kadınının yılda bir kez düzenli olarak pap smear testi yaptırmalarını öneriyor.
Çünkü bu test sayesinde jinekolojik kanserler arasında 2. sırada yer alan rahim ağzı kanseri, çok erken safhada teşhis edilebiliyor.
Muayene sırasında, özel bir fırça yardımıyla rahim ağzı bölgesinden hücre sürüntüsü alınıyor. Bu sürüntüler patoloji laboratuarlarında inceleniyor. İnce yayma tekniğiyle, rahim ağzı kanserine yol açan Human Papilloma virüsü tespit ediliyor.
YILDA BİR KEZ ULTRASON
Kadın hastalılarında erken tanı için gerekli en önemli yöntemlerden biri de vajinal ultrason. Uzmanlara göre, yakınması olsun veya olmasın her kadın yılda bir kez ultrason muayenesinden geçmeli.
Vajinal yolla yapılan ultrasonda, iç organlar çok daha net bir şekilde izleniyor. Yumurtalıkları ve rahmi daha iyi görebilmek için ince bir sonda vajinaya yerleştiriliyor. Ekranda beliren görüntü, kadının sağlığı hakkında bilgi veriyor.
Jinekolojik ultrason ile karın organları, özellikle de rahim, yumurtalıklar ayrıntılı bir şekilde değerlendiriliyor. Rahmin yapısı, pozisyonu, büyüklüğü, rahimden kaynaklanmış tümörler, miyomlar saptanabiliyor.
Bunların yanı sıra rahim içi zarı, yani endometrium değerlendirmesi de yapılıyor. Aynı şekilde yumurtalıkların yapısı, yumurta geliştirme kapasiteleri, yumurtalık kistleri saptanabiliyor.
YILDA BİR KEZ CİLT MUAYENESİ KANSERİ ÖNLÜYOR
Her yıl düzenli olarak dermatoloji uzmanının kapısını çalmak da, sağlık için yaptırılması gereken testlerin bir parçası. Özellikle vücutta bulunan çok sayıda ben ve ailedeki cilt kanseri hikayeleri, muayenenin önemini daha da artırıyor.
Çünkü benler, ölümcül bir kanser türü olan melanom riski taşıyor. Melanomda yen tanı yöntemi, dijital dermatoskopi. Bu yöntemde yağlanmış deri yüzeyi ışıklı bir büyütme sağlayan dermatoskop ile inceleniyor.
Vücuttaki benlerin haritası oluşturularak noktasal lokalizasyonlar belirleniyor. Ardından her bir ben için dermatoskopik görüntü alınıyor ve kaydediliyor.
Böylece bir sonraki kontrolde elde edilecek görüntüyle karşılaştırma şansı sağlanıyor. Bunların yanı sıra dijital dermatoskop, benlerde izlenen şüpheli değişiklikleri de gösteriyor.
Bu test ile cilt üzerindeki değişiklikler, kanserleşmeden tespit edilebiliyor.
KAN TAHLİLLERİ SAĞLIĞI ELE VERİYOR
Düzenli olarak yaptırılan kan tahlilleri, genel sağlık durumu hakkında bilgi veriyor. Uzmanlara göre herhangi bir yakınma olmasa da, 35 yaşından itibaren 2 yılda bir kan tahlili yaptırılmasında yarar var.
Damardan kan örneği alındıktan sonra laboratuarlarda alyuvar ve akyuvarların durumuna bakılıyor, lökositler inceleniyor.
Testlerden alınan sonuçlara bakılarak vücutta enfeksiyon ve alerjik bir durum olup olmadığı tespit edilebiliyor. Kolesterol ve kan şeker değerleri hakkında bilgi ediniliyor.
MENOPOZDA KEMİK YOĞUNLUĞU ÖLÇÜMÜ ÖNEMLİ
Menopoz ile kendini gösteren kemik kırılmaları riski, osteoporoz tanısı ile konuyor. Özellikle ailede osteoporoz hastasının varlığı, kemik mineral yoğunluğu ölçümünün önemini artırıyor.
Kemik mineral yoğunluk ölçümü, hiçbir hazırlık gerektirmeden, vücuda bir zarar vermeden, özel bilgisayar programı ve hassas ölçüm yapan dansitometri cihazlarıyla yapılıyor.
Bu yöntemle vücudunuzdaki kemik yoğunluğu ölçülerek kemik erimesi riski tespit ediliyor. Erken teşhis sayesinde, ileri yaşlarda ciddi ve yaşamsal problemlere yol açan kırıkların oluşması önlenebiliyor.
AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI İÇİN TÜKÜRÜK TESTİ
Diş ve diş eti hastalıkları, dünyada ve Türkiye’de önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Dişlerde ciddi bir sorunla karşılaşmamak için her yıl düzenli olarak diş hekimi ziyaret edilmeli.
Diş ve diş eti problemlerinin tespitinde, doğal bir koruyucu olan tükürüğün teste dilmesi önemli.
Bu test için tükürüğünüzün incelenmesi yeterli. Testte tükürüğün kimyasal ve mikrobiyolojik yapılarına bakılıyor.
Bu sayede çürüklerin önemli bir sağlık sorununa neden olması önleniyor.
KOLON KANSERİ ÖNLENEBİLİYOR
Kolon kanseri, en sık görülen kanser türleri arasında 3. sırada yer alıyor. Sinsi tehlike, özellikle 50 yaş ve üzerindekileri tehdit ediyor. Araştırmalar, kolon kanserinin önlenebilir olduğunu gösteriyor.
Ancak bunun için 50 yaşından sonra, 2 ila 5 yılda bir düzenli olarak kolonoskopi yönteminden yararlanılmalı.
Kolonoskopiyle kalın bağırsağın tümü incelenebiliyor. Çekim sırasında hastalar tomografi cihazına yatırılıyor ve kalın bağırsağa hava verilerek iç bölgenin görülmesi sağlanıyor. İşlem sonunda verilen hava geri alınıyor.
Kolonoskopi yöntemiyle hekim ileride tümöre dönüşebilecek polipleri teşhis edilebiliyor. Poliplerin cerrahi yöntemlerle alınması sayesinde, kolon kanseri oluşma riski önlenmiş oluyor.
Mavi forum
Fazla su içmek öldürüyor.!
Fazla su içmek öldürüyor.!
Çok su içmenin bilinenin tersine ölümcül olabileceği belirtiliyor..
Böbreklerin dışarı atamayacağı kadar çok su içmek, ölümle sonuçlanabilecek zehirlenmelere yol açıyor.
ÖZELLİKLE GRİPLİYKEN DİKKAT
Avustralya'daki Queensland Üniversitesi bilimadamları, her şeyin olduğu gibi su içmenin de fazlasının zararlı olduğunu ortaya çıkarttı.
Araştırmaya göre, özellikle soğuk algınlığı ve bronşit gibi hastalıklar sırasında vücuttaki suyu bağlayan bir hormon salgılanıyor.
İdrar yoluyla atılamayan su, hiponatremi hastalığına yol açıyor.
BAŞ DÖNMESİ İLE BAŞLIYOR
Kanın fazla sulanması nedeniyle tuz oranının düşmesi olarak açıklanan hastalık, baş dönmesi ve yorgunlukla başlıyor, komaya kadar uzanıyor.
Uzmanlar, "Gripliyken aşırı su içmek felce bile neden olabilir.
Ayrıca, böbreklerin atamayacağı kadar çok su tüketmek toksik etki gösterir. Bu da ölümcül zehirlenmelere yol açar" diyor.
Mavi forum
Çok su içmenin bilinenin tersine ölümcül olabileceği belirtiliyor..
Böbreklerin dışarı atamayacağı kadar çok su içmek, ölümle sonuçlanabilecek zehirlenmelere yol açıyor.
ÖZELLİKLE GRİPLİYKEN DİKKAT
Avustralya'daki Queensland Üniversitesi bilimadamları, her şeyin olduğu gibi su içmenin de fazlasının zararlı olduğunu ortaya çıkarttı.
Araştırmaya göre, özellikle soğuk algınlığı ve bronşit gibi hastalıklar sırasında vücuttaki suyu bağlayan bir hormon salgılanıyor.
İdrar yoluyla atılamayan su, hiponatremi hastalığına yol açıyor.
BAŞ DÖNMESİ İLE BAŞLIYOR
Kanın fazla sulanması nedeniyle tuz oranının düşmesi olarak açıklanan hastalık, baş dönmesi ve yorgunlukla başlıyor, komaya kadar uzanıyor.
Uzmanlar, "Gripliyken aşırı su içmek felce bile neden olabilir.
Ayrıca, böbreklerin atamayacağı kadar çok su tüketmek toksik etki gösterir. Bu da ölümcül zehirlenmelere yol açar" diyor.
Mavi forum
Yeşil kartlılara ilaç müjdesi.!
Yeşil kartlılara ilaç müjdesi.!
Ayakta tedavi gören yeşil kartlılara ilaç müjdesi. Daha önce yatarak tedavi gören yeşil kartlıların ilaç bedellerini karşılayan devlet, tedavi alanını genişletti.
Yeşil Kart sahibi vatandaşların, kamuya ait sağlık kuruluşlarında ayaktan tedavi sonucu yazdırdıkları ilaç bedelleri, devlet tarafından karşılanacak.
Daha önceki uygulamada, sadece yatarak tedavi gören Yeşil Kartlılar'ın ilaç bedelleri devlet tarafından ödeniyordu.
Sağlık Bakanlığı'ndan alınan bilgiye göre, "3816 Sayılı Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanun"un değişik 2. maddesi gereğince, Yeşil Kart sahibi vatandaşlar için ayakta yazılan ilaç reçete bedellerinin devlet tarafından karşılanmasına karar verildi.
Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdür Vekili Doç. Dr. Mehmet Güler, 81 İl Valiliği'ne gönderdiği genelgede, Yeşil Kart sahibi vatandaşlara ayakta yapılan muayene sonucu yazılan ilaç bedellerine ilişkin bilgilerin Bakanlığa gönderilmesini istedi.
Mavi forum
Ayakta tedavi gören yeşil kartlılara ilaç müjdesi. Daha önce yatarak tedavi gören yeşil kartlıların ilaç bedellerini karşılayan devlet, tedavi alanını genişletti.
Yeşil Kart sahibi vatandaşların, kamuya ait sağlık kuruluşlarında ayaktan tedavi sonucu yazdırdıkları ilaç bedelleri, devlet tarafından karşılanacak.
Daha önceki uygulamada, sadece yatarak tedavi gören Yeşil Kartlılar'ın ilaç bedelleri devlet tarafından ödeniyordu.
Sağlık Bakanlığı'ndan alınan bilgiye göre, "3816 Sayılı Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanun"un değişik 2. maddesi gereğince, Yeşil Kart sahibi vatandaşlar için ayakta yazılan ilaç reçete bedellerinin devlet tarafından karşılanmasına karar verildi.
Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdür Vekili Doç. Dr. Mehmet Güler, 81 İl Valiliği'ne gönderdiği genelgede, Yeşil Kart sahibi vatandaşlara ayakta yapılan muayene sonucu yazılan ilaç bedellerine ilişkin bilgilerin Bakanlığa gönderilmesini istedi.
Mavi forum
Üniversite Hastahanesi.!
Böylesi ancak Türkiye’de olur.!
Sağlık alanında yıllar sonraya verilen randevular bu kez üniversite hastanesinde yaşandı.
Atatürk Üniversitesi (AÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Bölümü’nde tedavi için alınan sıralar 10 yıl sonraya uzayınca üniversite, hastalara randevu vermeme kararı aldı.
Fakülteye 2005 içerisinde çene, yüz ve dişlerinde problem olan 12 bin hasta başvuru yaptı.
Ancak bu hastalardan sadece bin 500’ünün tedavisi yapılabildi. Tedavi için 2006 yılında da büyük yoğunluk oldu.
Fakülte, tedavi sıraları 10 yıl sonraya sarkmaya başlayınca dişsel kaynaklı sorunları olanlara randevu vermeme kararı aldı.
AÜ Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdulvahid Erdem, tedavi için gelenlerden ancak hastalığı acil olanlar ya da iskeletsel düzeyde sıkıntısı bulunanları kabul ettiklerini belirtiyor.
Fakat bu tür rahatsızlıklarda bile sıranın 2008 yılına kadar uzadığını ifade ediyor. Erdem, ortodonti bölümünün uzmanlık alanı gerektirdiğine işaret ederek, Sağlık Bakanlığı’nın ortodontist tayini yapmadığından yakınıyor.
Prof. Dr. Erdem, sözlerine şöyle devam ediyor: “Sağlık Bakanlığı tayinleri pratisyen diş hekimi olarak yapıyor. Gelen kişi de genel diş hekimliği hizmeti veriyor.
Atamalar sadece ortodonti uzmanı olarak yapılmalı. Bu alanda hizmet verecek kişiler yetiştirilmeli.” Diş, çene ve yüz bozuklukları görülen ortodonti hastalarına üniversite ve devlet hastanelerinde çok uzun süreli randevular veriliyor.
Türkiye’de sadece 454 ortodondist bulunduğu için hastalar yıllarca beklemek zorunda kalıyor. Türk Ortodonti Derneği Başkanı Dr. Nejat Erverdi, ortodontist sayısının ülke nüfusuna oranla oldukça az olduğunu kaydederek, bu sayının en az 5 bin olması gerektiğini dile getiyor. “Ödeme gücü zayıf olanlar kamuda yığılmalara neden oluyor.
Bu da verilen randevuların uzamasına sebep oluyor. Genel Sağlık Sigortası’nın çıkmasının ardından bu yığılmalar son bulacaktır.” diyen Erverdi, 8 milyon nüfusu bulunan Yunanistan’da bile Türkiye’den daha çok ortodontist bulunduğuna dikkat çekiyor. Dr. Erverdi, “Geçmiş yıllarda ortodontik tedavi için sadece çocuklar gelirdi.
Ancak şu an 60 yaşında bile hastam var. Üniversitelerin yeterli derecede uzman yetiştirmesi gerekir.” diye konuşuyor.
Mavi forum
Sağlık alanında yıllar sonraya verilen randevular bu kez üniversite hastanesinde yaşandı.
Atatürk Üniversitesi (AÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Bölümü’nde tedavi için alınan sıralar 10 yıl sonraya uzayınca üniversite, hastalara randevu vermeme kararı aldı.
Fakülteye 2005 içerisinde çene, yüz ve dişlerinde problem olan 12 bin hasta başvuru yaptı.
Ancak bu hastalardan sadece bin 500’ünün tedavisi yapılabildi. Tedavi için 2006 yılında da büyük yoğunluk oldu.
Fakülte, tedavi sıraları 10 yıl sonraya sarkmaya başlayınca dişsel kaynaklı sorunları olanlara randevu vermeme kararı aldı.
AÜ Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdulvahid Erdem, tedavi için gelenlerden ancak hastalığı acil olanlar ya da iskeletsel düzeyde sıkıntısı bulunanları kabul ettiklerini belirtiyor.
Fakat bu tür rahatsızlıklarda bile sıranın 2008 yılına kadar uzadığını ifade ediyor. Erdem, ortodonti bölümünün uzmanlık alanı gerektirdiğine işaret ederek, Sağlık Bakanlığı’nın ortodontist tayini yapmadığından yakınıyor.
Prof. Dr. Erdem, sözlerine şöyle devam ediyor: “Sağlık Bakanlığı tayinleri pratisyen diş hekimi olarak yapıyor. Gelen kişi de genel diş hekimliği hizmeti veriyor.
Atamalar sadece ortodonti uzmanı olarak yapılmalı. Bu alanda hizmet verecek kişiler yetiştirilmeli.” Diş, çene ve yüz bozuklukları görülen ortodonti hastalarına üniversite ve devlet hastanelerinde çok uzun süreli randevular veriliyor.
Türkiye’de sadece 454 ortodondist bulunduğu için hastalar yıllarca beklemek zorunda kalıyor. Türk Ortodonti Derneği Başkanı Dr. Nejat Erverdi, ortodontist sayısının ülke nüfusuna oranla oldukça az olduğunu kaydederek, bu sayının en az 5 bin olması gerektiğini dile getiyor. “Ödeme gücü zayıf olanlar kamuda yığılmalara neden oluyor.
Bu da verilen randevuların uzamasına sebep oluyor. Genel Sağlık Sigortası’nın çıkmasının ardından bu yığılmalar son bulacaktır.” diyen Erverdi, 8 milyon nüfusu bulunan Yunanistan’da bile Türkiye’den daha çok ortodontist bulunduğuna dikkat çekiyor. Dr. Erverdi, “Geçmiş yıllarda ortodontik tedavi için sadece çocuklar gelirdi.
Ancak şu an 60 yaşında bile hastam var. Üniversitelerin yeterli derecede uzman yetiştirmesi gerekir.” diye konuşuyor.
Mavi forum
Diyet ve dengeli beslenme
Akapunktur
AKUPUNKTUR NEDİR?
Klasik Çin tıbbında insan yaşayan evrenin bir parçası olarak kabul edilir ve herşeyin içinde varolan evrensel gücün insanın da içinde bulunduğuna inanılır. “Chi” adı verilen bu enerji insan vücudunda “meridyen” denilen kanallarda dolaşır. Akupunktur yöntemi ile bu kanallarda meydana gelen enerji dolaşım engelini ortadan kaldırarak dengeyi sağlamak ve bu şekilde hastalığı önlemek amaçlanır.
İnsan vücudunun kendi kendini onarım gücü çok yüksektir. Vücudumuzda bu gücü harekete geçiren belli uyarı noktaları vardır ki, bunlara “akupunktur noktaları” denir. Bu noktalar uyarılarak vücudumuzdaki enerji dolaşımı normale döndürülür ve hastalık hali ortadan kaldırılır. Böylece organizma ilaç tedavisine gerek kalmadan, kendi olanaklarıyla hastalığın ortadan kalkmasını sağlar. Hastalığın belirtilerine değil, nedenine yönelik bir tedavi metodudur.
Hipokrat, canlıların kendi kendilerine iyi olma kudretlerinden ve iç hekimden bahseder. Paracelcus, “Hiçbir hayat sadece dış hekimin çabalarıyla varolamaz; dış hekim, iç hekime yardımcı olabilir.” der.
Akupunktur organizmanın kendi kendini tedavi ettiği bir metottur ve en önemli özelliği yan etkisinin olmamasıdır. Bu tedavi metodunu üç ana başlık altında toplayabiliriz:
Çeşitli hastalıkların tedavisi
Analjezi-anestezi
Alışkanlık tedavisi
Özellikle Uzakdoğu ülkelerinde kullanılan ilaçsız tedavi yöntemi akupunktur, Türkiye’de de hızla yaygınlaşmaktadır. Üniversitelerde ders olarak okutulan akupunktur, alternatif tıp olarak değerlendirilmemelidir; binlerce yıllık geçmişiyle akupunktur tıbbın kendisidir.
Mavi forum
AKUPUNKTUR NEDİR?
Klasik Çin tıbbında insan yaşayan evrenin bir parçası olarak kabul edilir ve herşeyin içinde varolan evrensel gücün insanın da içinde bulunduğuna inanılır. “Chi” adı verilen bu enerji insan vücudunda “meridyen” denilen kanallarda dolaşır. Akupunktur yöntemi ile bu kanallarda meydana gelen enerji dolaşım engelini ortadan kaldırarak dengeyi sağlamak ve bu şekilde hastalığı önlemek amaçlanır.
İnsan vücudunun kendi kendini onarım gücü çok yüksektir. Vücudumuzda bu gücü harekete geçiren belli uyarı noktaları vardır ki, bunlara “akupunktur noktaları” denir. Bu noktalar uyarılarak vücudumuzdaki enerji dolaşımı normale döndürülür ve hastalık hali ortadan kaldırılır. Böylece organizma ilaç tedavisine gerek kalmadan, kendi olanaklarıyla hastalığın ortadan kalkmasını sağlar. Hastalığın belirtilerine değil, nedenine yönelik bir tedavi metodudur.
Hipokrat, canlıların kendi kendilerine iyi olma kudretlerinden ve iç hekimden bahseder. Paracelcus, “Hiçbir hayat sadece dış hekimin çabalarıyla varolamaz; dış hekim, iç hekime yardımcı olabilir.” der.
Akupunktur organizmanın kendi kendini tedavi ettiği bir metottur ve en önemli özelliği yan etkisinin olmamasıdır. Bu tedavi metodunu üç ana başlık altında toplayabiliriz:
Çeşitli hastalıkların tedavisi
Analjezi-anestezi
Alışkanlık tedavisi
Özellikle Uzakdoğu ülkelerinde kullanılan ilaçsız tedavi yöntemi akupunktur, Türkiye’de de hızla yaygınlaşmaktadır. Üniversitelerde ders olarak okutulan akupunktur, alternatif tıp olarak değerlendirilmemelidir; binlerce yıllık geçmişiyle akupunktur tıbbın kendisidir.
Mavi forum
Doğru ilaç kullanımı.?
DOĞRU İLAC KULLANIMI
ÇOCUKLUK ÇAĞINDAKİ İLAÇ ZEHİRLENMELERİNDEN KORUNMA
Zehirlenmeler genelde çocukların sorunudur. On dört yaşın altındakilerde ortaya çıkan zehirlenmeler, daha büyüklerde görülenin 2-7 katıdır. Çocuk zehirlenmeleri 1-3 ve 15-17 yaşlarında artış gösterirler. İlkinde kaza sonucu oluşanlar, diğerinde ise cana kıyma nedeni ağır basar.
Çoğu zehirlenmeler çocuğun kendi evinde olur. Bunu, büyükanne ve babaların, bir arkadaşın ve bakıcının evi izler.
El çantaları, buzdolabı rafları ve çocuğun erişebileceği ilaç dolapları tehlikeli yerler arasındadır.
Kaza sonucu ortaya çıkan zehirlenmelerin yarıdan fazlası ilkbahar ve yaz aylarında görülür. Bu aylar, boya, badana, ev taşıma, yolculuk gibi nedenlerle çocuk üzerindeki dikkat ve denetimin azaldığı, evin dağınık, dolapların ve çekmecelerin açık olduğu dönemlerdir.
Aile içi sorunlar, alışılagelmiş aile düzeninin bozulması, hastalık, ölüm, gebelik, aileye yeni bir bebeğin katılması, yolculuk, taşınma, başka bir evi ziyaret, eve misafir gelmesi ve yemek hazırlama gibi olaylar zehirlenmeye zemin hazırlar.
Bir kereden fazla ya da birden çok etkenle zehirlenme, ailenin çocukla ilgilenmediğini düşündürür. Altı aylıktan küçük bir bebekte, zehirlenmenin kasıtlı olabileceği akla gelmelidir. Ergenlik çağında ise, okulda başarısızlık, kız ya da erkek arkadaşla olan sorunlar ve ana babaların anlayışsızlığı zehirlenme nedeni olabilir.
Çocuklardaki doğal meraklılık, onlara zehirlenmeye hazır bir biçimde ortam yaratmaktadır. Çocuklar her yeri keşfetmeye ve çevrelerini incelemeye çaba göstermektedirler. Buldukları her şeyi doğrudan ağızlarına götürürler. Tehlikeyi anlamaz ve uyarı etiketlerini okuyamazlar.
Kaza ile olan zehirlenmelerin %60-70 kadarı ilaçlarla olmaktadır. Bunlar arasında, analjezik (ağrı kesici), antienflamatuvarlar, sedatif-hipnotik ve trankilizanlar (sakinleştirici-yatıştırıcı), antidepresanlar (ruhsal çöküntüyü giderici) ve santral sinir sistemini etkileyen diğer ilaçlar başta gelmektedir. Türkiye'de, özellikle salisilatlar (asetil salisilik asit tuzları ya da esterleri) en sık karşılaşılan zehirlenme etkenleri arasındadır. İlaçlardan kaynaklanan zehirlenmelerin büyük çoğunluğu oral (ağız yolu ile alınan), katı ilaç biçimleri (draje,tablet,kapsül) ile meydana gelmektedir. Çocuklar açısından, kaplanmış tabletler kaplanmamış olanlardan, değişik renkli tablet ve kapsüller tek renkli olanlardan ve yumuşak ilaçlar sertlerden daha çekicidir.
Zehirlenmeye yol açan ilaçların büyük çoğunluğu, anne tarafından kullanılan ve olay sırasında kullanılmakta olan ilaçlardır.
Çocuklarda İlaç Kaynaklı Zehirlenmeyi Önlemek İçin Kurallar :
·İlaçları çocukların ulaşamayacakları yerlerde ve tercihen kilit altında saklayınız. Çocukların iskemle vb.araçlar kullanarak boylarının çok ötesindeki yerlere dahi ulaşabileceklerini unutmayınız.
·Çocukların önünde ilaç kullanmayınız. Sizi taklit etmek isteyebilirler.
·İlacınızı aldığınız anda telefona veya kapıya cevap vermek durumunda kaldıysanız, ilacı yanınıza alınız veya çocukların ulaşamayacakları bir yere koyunuz. Çocukların genellikle gözlem altında olmadıkları zamanlarda çabuk hareket ettiklerini unutmayınız
·ilaç sürekli kullanılacak olsa bile, kullanır kullanmaz kapağını kapatıp sakladığınız yere tekrar koyunuz.
·Gece veya karanlık bir odada çocuğunuza ilaç verirken ışığı açınız.
·Tüm ilaçları kendi orijinal ambalajlarında saklayınız. Etiket (iç-dış ambalaj) ve prospektüs, ilacın doğru kullanımını sağlayan bilgileri içermektedir. İlacın içinde bulunan maddeleri ve acil durumlarda alınacak önlemleri içeren talimatları bilmek önemlidir.
·Her ilacın ismini doğru kullanarak, ilacın şeker olmadığını çocuklara öğretiniz. İlaçların şeker ya da oyuncak olarak algılanmasına yol açabilecek davranışlardan (ilaç kutularıyla veya kullanılmış enjektörlerle oynamasına izin vermek gibi) kaçınınız.
·Çocuğun ilaç kullanması gerektiğinde, ne amaçla ve ne süre kullanılacağını kendisine anlayabileceği bir dille açıklayınız.
·Kullanılmayacak duruma gelmiş ilaçları kesinlikle yok ediniz (çöpe atmayarak, lavaboya ya da tuvalete dökünüz).
·Zaman zaman evinizi ve otomobilinizi (torpido gözü, kapı içi bölmeler, vb.) kontrol ederek, ilaç saklama koşullarını gözden geçiriniz.
·Bu güvenlik kurallarını bebek bakıcınıza da anlatınız ve çocuklu olarak ev ziyaretinde bulunacaksanız veya bebeğe bakacaksanız bu kuralları hatırlayınız.
Bir zehirlenme durumunda 24 saat kesintisiz hizmet sunan Sağlık Bakanlığı Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı Zehir Araştırmaları Müdürlüğü ZEHİR DANIŞMA MERKEZİ'ne başvurabilirsiniz.
Telefonlar: 0-312-433 70 01 -0-800-314 79 00 (Ücretsiz)
Faks: 0-312-433 70 00
E-posta: zehir@saglik.gov.tr
AKLINIZDA BULUNSUN!
.FİYAT KÜPÜRÜ BULUNMAYAN AMBALAJLARI SATIN ALMAYINIZ.
.KULLANMADAN ÖNCE PROSPEKTÜSÜ OKUYUNUZ.
.BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE HEKİMİNİZE VE/VEYA ECZACINIZA BAŞVURUNUZ.
.ÇOCUKLARIN ULAŞAMAYACAKLARI YERLERDE VE AMBALAJINDA SAKLAYINIZ.
.SON KULLANMA TARİHİ GEÇMİŞ İLAÇLARI KULLANMAYINIZ.
.İLACIN ETKİSİNİ SON KULLANMA TARİHİNDEN ÖNCE YİTİRMEMESİ İÇİN HANGİ KOŞULLARDA SAKLANACAĞINI HEKİMİNİZE VE ECZACINIZA DANIŞINIZ.
.İLACI, KULLANILACAK MİKTAR VE SÜREYE İLİŞKİN HEKİMİN ÖNERİSİ VE ECZACININ UYARISI DOĞRULTUSUNDA KULLANINIZ
AŞAĞIDAKİ SORULARIN CEVAPLARINI HEKİMİNİZDEN VE ECZACINIZDAN ALMAYI UNUTMAYINIZ:
.İLACINIZI NİÇİN KULLANMANIZ GEREKİYOR?
.İLACINIZI DOĞRU BİÇİMDE KULLANMAZSANIZ NE OLUR?
.İLACINIZI NASIL HAZIRLAYACAKSINIZ (SULANDIRMA vs.)?
.İLACINIZI GÜNDE KAÇ KEZ, NE MİKTARDA (DOZDA) ALACAKSINIZ? NE ZAMANLAR KULLANACAKSINIZ?
.İLAÇ TEDAVİNİZ KAÇ GÜN SÜRECEK?
.İLACINIZI KULLANIRKEN KAÇINMANIZ GEREKEN YİYECEK VE İÇECEKLER VAR MI?
.TEDAVİNİZ SIRASINDA İSTENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLECEK OLURSA, NE YAPMALISINIZ?
.İLACINIZI NASIL (HANGİ ŞARTLARDA) SAKLAMANIZ GEREKİYOR?
Mavi forum
ÇOCUKLUK ÇAĞINDAKİ İLAÇ ZEHİRLENMELERİNDEN KORUNMA
Zehirlenmeler genelde çocukların sorunudur. On dört yaşın altındakilerde ortaya çıkan zehirlenmeler, daha büyüklerde görülenin 2-7 katıdır. Çocuk zehirlenmeleri 1-3 ve 15-17 yaşlarında artış gösterirler. İlkinde kaza sonucu oluşanlar, diğerinde ise cana kıyma nedeni ağır basar.
Çoğu zehirlenmeler çocuğun kendi evinde olur. Bunu, büyükanne ve babaların, bir arkadaşın ve bakıcının evi izler.
El çantaları, buzdolabı rafları ve çocuğun erişebileceği ilaç dolapları tehlikeli yerler arasındadır.
Kaza sonucu ortaya çıkan zehirlenmelerin yarıdan fazlası ilkbahar ve yaz aylarında görülür. Bu aylar, boya, badana, ev taşıma, yolculuk gibi nedenlerle çocuk üzerindeki dikkat ve denetimin azaldığı, evin dağınık, dolapların ve çekmecelerin açık olduğu dönemlerdir.
Aile içi sorunlar, alışılagelmiş aile düzeninin bozulması, hastalık, ölüm, gebelik, aileye yeni bir bebeğin katılması, yolculuk, taşınma, başka bir evi ziyaret, eve misafir gelmesi ve yemek hazırlama gibi olaylar zehirlenmeye zemin hazırlar.
Bir kereden fazla ya da birden çok etkenle zehirlenme, ailenin çocukla ilgilenmediğini düşündürür. Altı aylıktan küçük bir bebekte, zehirlenmenin kasıtlı olabileceği akla gelmelidir. Ergenlik çağında ise, okulda başarısızlık, kız ya da erkek arkadaşla olan sorunlar ve ana babaların anlayışsızlığı zehirlenme nedeni olabilir.
Çocuklardaki doğal meraklılık, onlara zehirlenmeye hazır bir biçimde ortam yaratmaktadır. Çocuklar her yeri keşfetmeye ve çevrelerini incelemeye çaba göstermektedirler. Buldukları her şeyi doğrudan ağızlarına götürürler. Tehlikeyi anlamaz ve uyarı etiketlerini okuyamazlar.
Kaza ile olan zehirlenmelerin %60-70 kadarı ilaçlarla olmaktadır. Bunlar arasında, analjezik (ağrı kesici), antienflamatuvarlar, sedatif-hipnotik ve trankilizanlar (sakinleştirici-yatıştırıcı), antidepresanlar (ruhsal çöküntüyü giderici) ve santral sinir sistemini etkileyen diğer ilaçlar başta gelmektedir. Türkiye'de, özellikle salisilatlar (asetil salisilik asit tuzları ya da esterleri) en sık karşılaşılan zehirlenme etkenleri arasındadır. İlaçlardan kaynaklanan zehirlenmelerin büyük çoğunluğu oral (ağız yolu ile alınan), katı ilaç biçimleri (draje,tablet,kapsül) ile meydana gelmektedir. Çocuklar açısından, kaplanmış tabletler kaplanmamış olanlardan, değişik renkli tablet ve kapsüller tek renkli olanlardan ve yumuşak ilaçlar sertlerden daha çekicidir.
Zehirlenmeye yol açan ilaçların büyük çoğunluğu, anne tarafından kullanılan ve olay sırasında kullanılmakta olan ilaçlardır.
Çocuklarda İlaç Kaynaklı Zehirlenmeyi Önlemek İçin Kurallar :
·İlaçları çocukların ulaşamayacakları yerlerde ve tercihen kilit altında saklayınız. Çocukların iskemle vb.araçlar kullanarak boylarının çok ötesindeki yerlere dahi ulaşabileceklerini unutmayınız.
·Çocukların önünde ilaç kullanmayınız. Sizi taklit etmek isteyebilirler.
·İlacınızı aldığınız anda telefona veya kapıya cevap vermek durumunda kaldıysanız, ilacı yanınıza alınız veya çocukların ulaşamayacakları bir yere koyunuz. Çocukların genellikle gözlem altında olmadıkları zamanlarda çabuk hareket ettiklerini unutmayınız
·ilaç sürekli kullanılacak olsa bile, kullanır kullanmaz kapağını kapatıp sakladığınız yere tekrar koyunuz.
·Gece veya karanlık bir odada çocuğunuza ilaç verirken ışığı açınız.
·Tüm ilaçları kendi orijinal ambalajlarında saklayınız. Etiket (iç-dış ambalaj) ve prospektüs, ilacın doğru kullanımını sağlayan bilgileri içermektedir. İlacın içinde bulunan maddeleri ve acil durumlarda alınacak önlemleri içeren talimatları bilmek önemlidir.
·Her ilacın ismini doğru kullanarak, ilacın şeker olmadığını çocuklara öğretiniz. İlaçların şeker ya da oyuncak olarak algılanmasına yol açabilecek davranışlardan (ilaç kutularıyla veya kullanılmış enjektörlerle oynamasına izin vermek gibi) kaçınınız.
·Çocuğun ilaç kullanması gerektiğinde, ne amaçla ve ne süre kullanılacağını kendisine anlayabileceği bir dille açıklayınız.
·Kullanılmayacak duruma gelmiş ilaçları kesinlikle yok ediniz (çöpe atmayarak, lavaboya ya da tuvalete dökünüz).
·Zaman zaman evinizi ve otomobilinizi (torpido gözü, kapı içi bölmeler, vb.) kontrol ederek, ilaç saklama koşullarını gözden geçiriniz.
·Bu güvenlik kurallarını bebek bakıcınıza da anlatınız ve çocuklu olarak ev ziyaretinde bulunacaksanız veya bebeğe bakacaksanız bu kuralları hatırlayınız.
Bir zehirlenme durumunda 24 saat kesintisiz hizmet sunan Sağlık Bakanlığı Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı Zehir Araştırmaları Müdürlüğü ZEHİR DANIŞMA MERKEZİ'ne başvurabilirsiniz.
Telefonlar: 0-312-433 70 01 -0-800-314 79 00 (Ücretsiz)
Faks: 0-312-433 70 00
E-posta: zehir@saglik.gov.tr
AKLINIZDA BULUNSUN!
.FİYAT KÜPÜRÜ BULUNMAYAN AMBALAJLARI SATIN ALMAYINIZ.
.KULLANMADAN ÖNCE PROSPEKTÜSÜ OKUYUNUZ.
.BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE HEKİMİNİZE VE/VEYA ECZACINIZA BAŞVURUNUZ.
.ÇOCUKLARIN ULAŞAMAYACAKLARI YERLERDE VE AMBALAJINDA SAKLAYINIZ.
.SON KULLANMA TARİHİ GEÇMİŞ İLAÇLARI KULLANMAYINIZ.
.İLACIN ETKİSİNİ SON KULLANMA TARİHİNDEN ÖNCE YİTİRMEMESİ İÇİN HANGİ KOŞULLARDA SAKLANACAĞINI HEKİMİNİZE VE ECZACINIZA DANIŞINIZ.
.İLACI, KULLANILACAK MİKTAR VE SÜREYE İLİŞKİN HEKİMİN ÖNERİSİ VE ECZACININ UYARISI DOĞRULTUSUNDA KULLANINIZ
AŞAĞIDAKİ SORULARIN CEVAPLARINI HEKİMİNİZDEN VE ECZACINIZDAN ALMAYI UNUTMAYINIZ:
.İLACINIZI NİÇİN KULLANMANIZ GEREKİYOR?
.İLACINIZI DOĞRU BİÇİMDE KULLANMAZSANIZ NE OLUR?
.İLACINIZI NASIL HAZIRLAYACAKSINIZ (SULANDIRMA vs.)?
.İLACINIZI GÜNDE KAÇ KEZ, NE MİKTARDA (DOZDA) ALACAKSINIZ? NE ZAMANLAR KULLANACAKSINIZ?
.İLAÇ TEDAVİNİZ KAÇ GÜN SÜRECEK?
.İLACINIZI KULLANIRKEN KAÇINMANIZ GEREKEN YİYECEK VE İÇECEKLER VAR MI?
.TEDAVİNİZ SIRASINDA İSTENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLECEK OLURSA, NE YAPMALISINIZ?
.İLACINIZI NASIL (HANGİ ŞARTLARDA) SAKLAMANIZ GEREKİYOR?
Mavi forum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)