Teknoloji ilerleyip araştırmalara ayrılan fonlar arttıkça, insanoğluna hayatı zehir eden hastalıklara karşı kazanılan zaferlere her gün bir yenisi ekleniyor. Tıptaki son yenilikler, buluşlar ve uygulamalar arasında küçük bir tura ne dersiniz? 1-Bağışıklık kazanan hastalıklar Tıp biliminde hastalıklara karşı verilen en büyük mücadelelerden biri, ilginç bir biçimde, "bağışıklık sistemi"mize karşı veriliyor. Bedenimizin kendi savunma sistemi, bazı hastalıklar karşısında "isyan ederek", koruması gereken organları savunmasız bırakabiliyor. Şimdilerde 80 değişik tipi tespit edilen bu hastalıklar arasından en yaygın olanı eklem iltihabı (romatoid artrit). Yakın zamanlara kadar antienflamatuar ilaçlarla eklem iltihabının yol açtığı ağrıların kontrol altında tutulması sağlanıyordu.Araştırmacılar, hastalık üzerindeki çalışmalarını, bu vakalarda ortaya çıkan iltihaplanmaya yol açan iki "şüpheli" üzerinde yoğunlaştırdılar: Tnf alfa ve T lenfosil... Tnf alfa, kanserll hücreleri öldürüyor, adını da burdan alıyor. Ancak, bağışıklık sistemindeki düzen bozulduğunda, eklem iltihabına yol açan hücreler de üretebiliyor. Tnf alfayı durdurmaya yarayan ilaçlar, iltihabın azalmasını sağlıyor. T lenfosit isi harekete geçebilmek için, aynı banka kasalarında olduğu gibi iki anahtara ihtiyaç duyuyor. Bu demek oluyor ki, bunlardan birisi bloke edildiğinde hareket etmesi önlenebiliyor. Blokajda kullanılan araç, aslında bir antikor ve "abatacept" adını taşıyor. Bir yıllık uygulamanın sonunda, bu antikor ile tedavi edilmiş hastalarda, öteki yöntemler uygulanmış hastalara oranla daha hızlı bir iyileşme görülmüş.
2-Tıbbi stentler
Tıp dünyasından bir müjdeli haber de damarlara ilişkin. Artık atardamarların tıkanma riski yok! Yeni yöntemler sayesinde "kalp-damar sorunları"na bağlı birçok hastalık çözülebilecek. Peki ama nasıl?30 yıldan beri, kalp ve damarlarda ortaya çıkan sorunların giderilmesinde cerrahi müdahale ön plana çıkmış bulunuyor. Cerrahlar atardamarı kateterle açarak bir "stent" yerleştiriyorlar. Kesin sonuç alınıyor mu? Alınıyor alınmasına ama Almanya'daki Hamburg Üniversitesi doktorlarından Joachim Schofer bir konuya dikkat çekiyor; "Cerrahi müdahale ile açılan bu damarların üçte biri daha sonra yeniden kapanıyor". Dr. Schofer, bu saptamayı, yaptığı uzun soluklu bir araştırma ile kanıtladı. Schofer'in gözlem altına aldığı 380 hastanın yarısına eski, yarısına da yeni tip stent takılmış. Alınan sonuç şöyle: Eski tip stent takılan hastalarda damarların kapanma oranı yüzde 40 iken, yeni tip stent takılan hastalarda bu oran yalnızca yüzde 6. Nitekim, Hol landa'da Rotterdam Araştırma Enstitüsü'nün 500 hastayı izledikten sonra açıkladığı sonuçlar da Dr. Schofer'in çalışmalarını doğruluyor.
3- Kalpteki kök hücreler
ABD, Pittsburg'daki McGowan Rejeneratif Tıp Enstitüsü doktorlarından Amit Patel, kalp yetmezliğinden şikayetçi 20 hasta üzerinde bir uygulama yaptı. Patel, hastaların hepsine koroner by-pass uyguladı. Ancak, bunlardan 10'unun kalbine by-pass sırasında kalça kemiği iliklerinden aldığı iki tip "kök hücre" enjekte etti. Bu hücreler gelişmelerini tamamlamamışlardı ve bir dokuya hayat vermeye elverişliydiler.
Ameliyat tarihinden yaklaşık altı ay sonra, McGowan Enstitüsü yetkilileri, bu uygulamanın yapıldığı hastaların sol kalp kapakçıklarının (kalbin kanı vücuda pompalayan bölüm kapakçığı), öncesine oranla yüzde 24 daha iyi işlediğini açıkladılar. Dr. Patel, kalp yetmezliğinden şikayetçi 40 yeni hasta üzerinde de çalışmalarını sürdürüyor. Belki, hepimiz gün gelecek kendi kök hücrelerimize teşekkür borçlu olacağız. Kim bilir?
4-Türk uygulamasıyla by-pass: "Epidural"
Şimdilerde yapılan by-pass ameliyatları, "epidural" anestezi ve bir robot yardımıyla yapılıyor. Böylesi hem güvenli hem de ucuz. Yakın zamanlara kadar, by-pass oldukça zor bir ameliyat sayılıyordu ve genel anestezi uygulanarak yapılıyordu. Altı yıl önce, Ankara'da çalışan kalp cerrahı Haldun Karagöz "epidural" adı verilen yeni bir yöntem keşfetti. İki omur arasına yapılan anestezik iğneyle, acının beyin tarafından algılanması engelleniyor. Böylece, ameliyat sırasında hastanın bilinci açık kalıyor. Bu arada by-pass küçük bir robot yardımıyla gerçekleştiriliyor.Haldun Karagöz'ün keşfettiği bu yeni anestezi, en hızlı yaygınlaşan ameliyat yöntemlerinden biri oldu. Günümüzde doktorların yüzde 20'si bu tekniği kullanıyor. Pittsburg Üniversitesi kalp operasyonları programının bölüm başkanı olan Marco Zenati, şu sıralarda kalp yüzeyinde hareket edecek Tem adlı bir robot üzerinde çalışıyor. Bu robotun üretilmesi ile Haldun Karagöz'ün "mucize anestezi"si daha da mükemmelleştirilebilir!
5- SARS: Zamanında durdurulan hastalık
Günümüzün en çok korkulan hastalıklarından biri olan ve "akciğer katili" diye anılan SARS; son bir yıl içinde köşeye sıkıştırılmış gibi görünüyor. Şubat 2004'ten bu yana yeni bir tedavi yöntemi uygulanmaya kondu.ABD'de, Massachussets Boston Dana Faber Kanser Araştırma Enstitüsü'nde bulunan yöntemle yalnızca Sars değil, başka hastalıklar da kontrol altına alınabilecek. Mucizeyi yaratan bir antikor: "80 R". Adeta, hücrelere saldıran virüsleri zıpkınlıyor. Londra'da, Queen Mary Tıp Okulu'ndan Dr. John Oxford, "Antikorlar hakkında her şey bilindiği için, bu yeni terapinin, yani 80 R'nin kullanımı son derece güvenli. Hastalığın semptomlarını belirler belirlemez uygulamayı başlatıyoruz" diyor.
6- Bir karaciğer, iki hayat...
Tıp dünyasına yeni bir armağan daha var: Üretilen yeni bir protein ile vücudun nakledilen bir organı reddetmesi engelleniyor! İtalya kökenli bu teknik, alınan karaciğerin bir çocuk ve bir yetişkin arasında paylaştırılmasına dayanıyor. Nakil için alınan ciğer, biri büyük öteki küçük iki parçaya bölünüyor. Küçük parça hasta olan çocuğa, büyük parça ise bir yetişkine yerleştiriliyor.Bu tekniğin asıl ilginç olan yanıysa, organ nakillerinde en büyük sorun olan vücudun reddini büyük ölçüde ortadan kaldırması. Burada, "CP-690-550" adını taşıyan ve bünyenin organ nakIini kabul etmesini sağlayacak olan bir molekül başrolü oynuyor. Bu molekÜı, nakledilen organ ın vücut tarafından reddedilmesinde en büyük rolü oynayan antikortarın etkisiz hale getirilmesini sağlıyor.
7- Urlara karşı organ nakli
Günümüzde kansere karşı yeni stratejiler üretiliyor: Monoklonal antikorlar, moleküler tedavi, ilik nakli gibi... Yeni tip organ nakline bir örnek olarak, aynı hastadan alınan kemik iliğinin nakledilmesi verilebilir. Yakın zamana kadar, kemik iliği, yalnızca lösemi vakalarında kullanılıyordu. Oysa, artık kemik iliğinin Hodgkin Hastalığı vakalarında da kullanılabileceği kanıtlandı.İtalya'daki Milano Üniversitesi'nin İlik Nakli Bölüm Başkanı Paolo Corradini'nin yönteminde, önce kemik iliğindeki kök hücreler belirleniyor, sonra da hastanın kanında bulunan kök hücreler alınarak donduruluyor. Hastalık ilerlediğinde, kemik iliğinde bulunan hücreler ile tümörlü hücreleri yok eden güçlü bir kemoterapi uygulanıyor. Hemen ardından, dondurulan kök hücreler hastaya geri enjekte edilerek, kemik iliğindeki hücrelerin yeniden yapılandırılması sağlanıyor. 2004 yılının Haziran ayında, Corradini, uygulamanın ilk sonuçlarını açıkladı. Sonuçlar her açıdan ümit vericiydi. Tedavi edilen 70 hastadan 58'inde iyileşme vardı, yani yüzde 82'yi bulan bir oran!
8- Lazer sayesinde iyileşen bacaklar
Varis... Birçok kişiyi ağrıdan kıvrandıran, hayatı zehir eden bir damar sorunu. Yeni denenen bir sistemle, ciddi varis olaylarında yüzde 83-96 oranında iyileşme kaydedildi. Varislilerin en büyük sıkıntısı, yürüyüş sırasında bacaklarına akut bir ağrının saplanması. Ağrılar, genişleyen damarların ayaktaki kan dolaşımını engellemesinden kaynaklanıyor. Hemen önlem alınmazsa, zamanla bacağın kesilmesine bile neden olabiliyor. Çarelerden biri, böyle hastaların damarlarına anjiyoplasti ile stent yerleştirilmesi; ama, ileri yaştakiler için yöntem oldukça riskli. Bu hastaların imdadına lazer ışınları ile yapılan ameliyatlar yetişti. Bu tür anjiyoplastilerde, cerrah, kateter ile damara girip tıkanma noktasına ulaşınca, devreye lazer giriyor ve tıkanıklığı oluşturan kitleyi buharlaştırıyor.
9-Damarı kurtaran eko
Radyon sinyalleri yardımıyla hangi damarların ve damarlardaki hangi bölümlerin tıkanıp olup, olmadığını belirlemek, tıp dünyasında elde edilen yeni başarılardan bir başkadı. Araştırmalar sonucu, özellikle böbrek ve kalp damarlarının tıkanmasından oluşan rahatsızlıklarda son yıllarda büyük gelişmeler kaydediliyor. Bu konuda önemli olan damar çeperini kaplayan plankların nasıl kavrandığını belirlemek. Güney İtalya'nın Mercogliano kentindeki Montevergine Hastanesi'nde görev yapan Dr. Paolo Rubino ile Almanya'nın Leipzig kentindeki Herzzentrum Üniversite Hastanesi'nden Dr. Giancarlo Biamino, damara yeni nesil bir kateter ile girip tıkanıklık açılıncaya kadar ilerliyorlar. Kateterin ucunda, 20-30 MHz'lik sinyaller veren 64 verici var. İzleme sırasuında duyulan ekodaki yoğunluk, plağın durumunu gösteriyor.
10- Kansere karşı genlerin savaşı
Habis veya zararsız tümörlere çare bulunuyor, organ naklinde yeni uygulamalara gidiliyor, antibiyotiklere bağışıklık kazanarak ilaçları etkisiz kılan mikroplarla savaşta yeni kazanımlar elde ediliyor. Düşman kendini yenilese de, tıp alanındaki başarıların ve mucizevi tedavi yöntemlerinin ardı arkası kesilmiyor.Örneğin Gendicine, geleceğin tedavi yöntemi olabilir mi? Gelen ilk veriler, Çin' de geliştirilen bu yeni tedavi yönteminin ümit verici sonuçlar sağladığını gösteriyor. Çinli araştırmacılar, bugüne kadar Gendicine tedavisini uyguladıkları 135 hastadan elde ettikleri verileri açıkladılar. 16 aylık tedavinin ilk 8 haftasında, haftada bir kez olmak koşuluyla, hastalara Gendicine enjekte ediliyor ve eşzamanlı olarak radyoterapi uygulanıyor. Bu ikili yöntemle, 135 hastanın yüzde 64'ü sağlığına kavuştu. Alınan sonuç, yalnızca radyoterapi ile iyileşen hastalara göre üç kat daha olumlu...Çinlilerin geliştirdiği yöntem, kabul görüp onaylanan ilk gen tedavisi. İtalya Milano'daki San Rafaello Hastanesi'nden Dr. Claudio Bordignon; "gelecek iki yıl içinde ABD ve Avrupa'da tümörlere karşı gen tedavisi uygulamasına geçilecek" öngörüsünde bulunuyor.
Mavi forum
12 Haziran 2007 Salı
Gözlüklerden Kurtulun.!
Gözlüklerinizden kurtulabilirsiniz!
3 basit yöntemle gözlüklerinizden sonsuza dek kurtulabilirsiniz!
Özellikle 40 yaş sonrası ortaya çıkan görme bozukluklarının tedavisinde uygulanan son teknoloji 3 yöntem sayesinde günlük hayatınızda gözlük kullanmaktan kurtulabilirsiniz...
Dünya Göz Hastaneleri tarafından 5'incisi düzenlenen Göz Sağlığı Halk Semineri'nde uzmanlar, özellikle 40 yaş üstü insanlarda yaşa bağlı olarak ortaya çıkan görme sorunları ve tedavileri hakkında bilgiler verdiler. İşte uzmanlardan göz hastalıklarının tedavisindeki son yenilikler...
3-5 dakikada hafif dokunuş
Dünya Göz Grubu Refraktif Cerrahi Bölüm Başkanı Opr. Dr. Efekan Coşkunseven: "Yaşa bağlı yakını görme sorunu özellikle 40 yaşında ortaya çıkıyor. Presbiyopi hastalığı diyoruz. Gözümüzün içindeki mercek, yaşla birlikte özelliğini kaybetmeye başlıyor. Bu sorunu ilâçla engelleme şansınız yok. Gözlük ve kontakt lens kullanılabilir. 2003 yılında ilk defa Dünya Göz Hastanesi'nde uygulanmaya başlanan "hafif dokunuş" yönteminde, korneaya radyofrekans dalgaları veriliyor. Damla anestezi ile gerçekleştirilen işlem 3-5 dakika sürüyor."
Lazerle Monovizyon tedavisi
Dünya Göz Grubu Altunizade Refraktif Cerrahi Bölüm Direktörü Opr. Dr. Methiye Önder: "Monovizyon bir gözün yakını, diğer bir gözün uzağı görecek şekilde düzenlenmesidir. Amaç, gözlüğe bağımlılığı en düşük seviyeye indirmektir. Hiçbir hastamıza 20'li yaşa geri dönüşü vaat etmiyoruz. Ancak, başarı şansı yüksek. Bu yöntemle, bir gözü yakını iyi görürken, uzağı seçemeyen, diğer gözü ise uzağı net, yakını bulanık gören hastalarda, her iki görüntü beyinde bir araya getiriliyor. Böylece hasta gözlüksüz olarak hayatına devam edebiliyor.
Multifocal lens uygulaması
Dünya Göz Grubu Levent Refraktif Cerrahi Bölüm Direktörü Opr. Dr. Baha Toygar: "Multifocal lensler görme sorunlarının tedavisinde 1 yıldır kullanılıyor. Yöntem, yüksek miyop ve hipermetrop problemi olup, lazer ve göz içi ameliyatlara uygun olmayan, 45 yaşın altındaki hastalarda her iki göze de uygulanabiliyor. Ancak, hastanın diyabet, göz tansiyonu, sarı nokta hastalığı gibi önemli rahatsızlıkları olmamalı. Enfeksiyon riskine karşı uzman ellerde yapılması şart.
Mavi forum
3 basit yöntemle gözlüklerinizden sonsuza dek kurtulabilirsiniz!
Özellikle 40 yaş sonrası ortaya çıkan görme bozukluklarının tedavisinde uygulanan son teknoloji 3 yöntem sayesinde günlük hayatınızda gözlük kullanmaktan kurtulabilirsiniz...
Dünya Göz Hastaneleri tarafından 5'incisi düzenlenen Göz Sağlığı Halk Semineri'nde uzmanlar, özellikle 40 yaş üstü insanlarda yaşa bağlı olarak ortaya çıkan görme sorunları ve tedavileri hakkında bilgiler verdiler. İşte uzmanlardan göz hastalıklarının tedavisindeki son yenilikler...
3-5 dakikada hafif dokunuş
Dünya Göz Grubu Refraktif Cerrahi Bölüm Başkanı Opr. Dr. Efekan Coşkunseven: "Yaşa bağlı yakını görme sorunu özellikle 40 yaşında ortaya çıkıyor. Presbiyopi hastalığı diyoruz. Gözümüzün içindeki mercek, yaşla birlikte özelliğini kaybetmeye başlıyor. Bu sorunu ilâçla engelleme şansınız yok. Gözlük ve kontakt lens kullanılabilir. 2003 yılında ilk defa Dünya Göz Hastanesi'nde uygulanmaya başlanan "hafif dokunuş" yönteminde, korneaya radyofrekans dalgaları veriliyor. Damla anestezi ile gerçekleştirilen işlem 3-5 dakika sürüyor."
Lazerle Monovizyon tedavisi
Dünya Göz Grubu Altunizade Refraktif Cerrahi Bölüm Direktörü Opr. Dr. Methiye Önder: "Monovizyon bir gözün yakını, diğer bir gözün uzağı görecek şekilde düzenlenmesidir. Amaç, gözlüğe bağımlılığı en düşük seviyeye indirmektir. Hiçbir hastamıza 20'li yaşa geri dönüşü vaat etmiyoruz. Ancak, başarı şansı yüksek. Bu yöntemle, bir gözü yakını iyi görürken, uzağı seçemeyen, diğer gözü ise uzağı net, yakını bulanık gören hastalarda, her iki görüntü beyinde bir araya getiriliyor. Böylece hasta gözlüksüz olarak hayatına devam edebiliyor.
Multifocal lens uygulaması
Dünya Göz Grubu Levent Refraktif Cerrahi Bölüm Direktörü Opr. Dr. Baha Toygar: "Multifocal lensler görme sorunlarının tedavisinde 1 yıldır kullanılıyor. Yöntem, yüksek miyop ve hipermetrop problemi olup, lazer ve göz içi ameliyatlara uygun olmayan, 45 yaşın altındaki hastalarda her iki göze de uygulanabiliyor. Ancak, hastanın diyabet, göz tansiyonu, sarı nokta hastalığı gibi önemli rahatsızlıkları olmamalı. Enfeksiyon riskine karşı uzman ellerde yapılması şart.
Mavi forum
Sakın kar yemeyin! / 31 Ocak
Gümüşhane Devlet Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Turhan Gökçayoğlu, kar yemenin insan sağlığı için çok tehlikeli olduğunu belirterek, "Son aylarda ortaya çıkan kuş gribi virüsü bile yağan karla birlikte bize kadar ulaşabilmektedir" dedi.
Gümüşhane Devlet Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Turhan Gökçayoğlu, yaptığı açıklamada, karın soğuk bir madde olarak yenildiğinde ilk etkisini bademciklerde gösterdiğini kaydetti. Gökçayoğlu, "Kar yemek insan vücudu için çok tehlikelidir. Yağış sırasında havada bulunan birçok virüs, toz, insan sağlığı için tehlikeli olan karbonmonoksit gazı, egzoz gazı yağan kara yapışır ve yeryüzüne döner. Hatta son aylarda ortaya çıkan kuş gribi virüsü bile havada yağan karla birlikte bize kadar ulaşabilmektedir. Bu nedenle her ne surette olursa olsun karın güzelliğine aldanarak 'Bir parça kar yemenin ne zararı var?' dememeliyiz" şeklinde konuştu.
Bu arada son 20 yılın en soğuk günlerinin yaşandığı Gümüşhane'de sıcaklığın bilhassa geceleri eksi 16 dereceye kadar düşmesi mahalle aralarında aşırı buzlanmaya neden oluyor.
Düşmemek için buzlu yollarda adımların kısa atılmasını isteyen uzmanlar, yürürken ellerin cebe konulmamasını öneriyorlar. Mahalle aralarında diğer bir önemli tehlike ise merdivenlerde oluşan buzlar. Merdivenlerdeki buzların normal yoldaki buzlardan daha tehlikeli olduğunu belirten uzmanlar, mecbur kalınmadıkça merdivenleri kullanılmaması gerektiğini ifade ederek, "Merdivenlerde kayıp düşmek normal bir yoldan daha tehlikeli. Merdivenlerin basamakları, kayıp düşme halinde sakat kalmaya yol açabilir, hatta düşme anında başın basamaklarına çarpması insan yaşamına da mal olabilir" diye konuştu.
Öte yandan Gümüşhane'nin yerleşim alanı olarak meyilli bir araziye sahip olduğunu hatırlatan vatandaşlar, "Mahalle aralarında yapılan çok sayıda merdiven var. Belediye ekiplerinin buzlanmaya karşı gerekli önlemleri almalarını istiyoruz" şeklinde konuştular
Mavi forum
Gümüşhane Devlet Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Turhan Gökçayoğlu, yaptığı açıklamada, karın soğuk bir madde olarak yenildiğinde ilk etkisini bademciklerde gösterdiğini kaydetti. Gökçayoğlu, "Kar yemek insan vücudu için çok tehlikelidir. Yağış sırasında havada bulunan birçok virüs, toz, insan sağlığı için tehlikeli olan karbonmonoksit gazı, egzoz gazı yağan kara yapışır ve yeryüzüne döner. Hatta son aylarda ortaya çıkan kuş gribi virüsü bile havada yağan karla birlikte bize kadar ulaşabilmektedir. Bu nedenle her ne surette olursa olsun karın güzelliğine aldanarak 'Bir parça kar yemenin ne zararı var?' dememeliyiz" şeklinde konuştu.
Bu arada son 20 yılın en soğuk günlerinin yaşandığı Gümüşhane'de sıcaklığın bilhassa geceleri eksi 16 dereceye kadar düşmesi mahalle aralarında aşırı buzlanmaya neden oluyor.
Düşmemek için buzlu yollarda adımların kısa atılmasını isteyen uzmanlar, yürürken ellerin cebe konulmamasını öneriyorlar. Mahalle aralarında diğer bir önemli tehlike ise merdivenlerde oluşan buzlar. Merdivenlerdeki buzların normal yoldaki buzlardan daha tehlikeli olduğunu belirten uzmanlar, mecbur kalınmadıkça merdivenleri kullanılmaması gerektiğini ifade ederek, "Merdivenlerde kayıp düşmek normal bir yoldan daha tehlikeli. Merdivenlerin basamakları, kayıp düşme halinde sakat kalmaya yol açabilir, hatta düşme anında başın basamaklarına çarpması insan yaşamına da mal olabilir" diye konuştu.
Öte yandan Gümüşhane'nin yerleşim alanı olarak meyilli bir araziye sahip olduğunu hatırlatan vatandaşlar, "Mahalle aralarında yapılan çok sayıda merdiven var. Belediye ekiplerinin buzlanmaya karşı gerekli önlemleri almalarını istiyoruz" şeklinde konuştular
Mavi forum
Ani kalp ölümleri, kader değil
Koroner damar hastalıklarının engellenmesi, dünya genelindeki ölümlerin yüzde 12’sini oluşturan ani ölümleri önlüyor.
ERZURUM - Türkiye Kardiyoloji Derneği’nin verilerine göre, ani kalp ölümleri, kalp hastalıklarından ölümlerin yarısını oluşturuyor ve sık görülen kanserlerin neden olduğu ölümlerin toplamından daha fazla ölüme sebebiyet veriyor. Yaşlılarda daha sık görülmesine karşın ani ölümler, birçok ülkede 20-30 yaşlar arasındaki genç ölümlerinin en sık rastlanan nedenleri arasında yer alıyor.
Mavi forum
ERZURUM - Türkiye Kardiyoloji Derneği’nin verilerine göre, ani kalp ölümleri, kalp hastalıklarından ölümlerin yarısını oluşturuyor ve sık görülen kanserlerin neden olduğu ölümlerin toplamından daha fazla ölüme sebebiyet veriyor. Yaşlılarda daha sık görülmesine karşın ani ölümler, birçok ülkede 20-30 yaşlar arasındaki genç ölümlerinin en sık rastlanan nedenleri arasında yer alıyor.
Mavi forum
Kadınların 30 yaş telaşı bitecek
Modern yaşam kadınların ilk çocuklarını doğurma yaşını 30'lu yaşlara doğru kaydırdı. Tabii bu da çocuğum olacak mı telaşı yaratıyor. Şimdi bir alet bu telaşı bitirdi.
Britanya'daki Sheffield Üniversitesi uzmanları, kadınların iki yıllık doğurganlık seviyesini ölçen bir test geliştirdi. Test için adetinin üçüncü günündeki kadından 3 ml kan örneği alınarak, doğurganlıkla ilgili üç hormonun oranları kontrol ediliyor. Daha sonra bu sonuçlar aynı yaşlardaki kadınların ortalama doğurganlık stokları ile karşılaştırılıyor ve doğurganlık şansı ortaya çıkıyor. Modern yaşam kadınların ilk çocuklarını doğurma yaşını 30'lu yaşlara doğru iterken testi geliştiren uzmanlar, elde edilen sonucun doğruluğu konusunda iddialı.
Britanya Kısırlık Ağı yöneticisi Clare Brown ise testi 'çok yararlı' olarak nitelendirmekle birlikte çocuk sahibi olamamanın kadının doğurganlık düzeyinden farklı nedenleri de olabileceğini vurguladı. Bebek için en elverişli yaşların 20'ler olduğu konusunda hemfikir olan uzmanlar da "Daha erteledikçe hayal kırıklığı riski artar" diyor.
Mavi forum
Pekmezin kıymetini bilmiyoruz
Pekmez insanlar için büyük nimet. İçerdiği besin değeri çok yüksek. Uzmanlar bebekler için pekmezi öneriyor. Kısacası pekmezin faydası saymakla bitmez.
Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hasan Yetim, pekmezin özellikle kış aylarında tüketilmesi gereken çok
değerli bir besin olduğuna dikkat çekerek, ''Pekmez, büyüme çağındaki çocuklar, işçiler, sporcular, gebe ve emzikli anneler için, eşsiz bir gıda maddesidir'' dedi.
Prof. Dr. Hasan Yetim, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
geleneksel Türk tatlılarından olan pekmezin, en çok üzümden üretildiğini, bunun yanı sıra Anadolu'nun bir çok yöresinde dut, incir, erik, şekerpancarı, karpuz, keçiboynuzu (harnup) ve hurma gibi şeker içeriği yüksek meyvelerden de pekmez yapılabildiğini ifade etti.
Pekmezin, çok değerli bir besin maddesi olmasına karşın istenen düzeyde tüketilmediğinden yakınan Prof. Dr. Yetim, şunları söyledi:
''DİE'nin yapmış olduğu bir anketin sonucuna göre, toplu yerleşim bölgelerinde yaşayan insanların yüzde 60'nın hiç pekmez tüketmediği ortaya çıkmıştır. Halbuki pekmez, içerdiği besin maddeleri bakımından çok önemli bir besin kaynağıdır. İnsan sağlığına birçok yararı olan
pekmez, özellikle soğuk havalarda çok iyi bir enerji kaynağıdır. Pekmezde bulunan glikoz ve früktoz, birer monosakkarit olduğundan, sindirim sisteminde hemen emilmekte ve hemen metabolize edilerek enerjiye dönüşmektedir. Bundan dolayı, acil enerji ihtiyacı olanlar için gerekli ve doğal bir gıda maddesidir.''
-PEKMEZİN BEBEKLER İÇİN ÖNEMİ-
Prof. Dr. Hasan Yetim, bebeklerin beslenmelerindeki en önemli gıda maddelerinden iki tanesinin protein ve karbonhidrat olduğuna dikkat çekerek ''Bebek ve çocukların yedikleri karbonhidrattan yararlanmaları
için, bunların sindirim sistemindeki enzimler tarafından
monosakkaritlere kadar parçalanmaları gerekmektedir. Pekmez, içermiş olduğu şekerin tamamı monosakkarit olduğundan, bebek ve çocukların beslenmesinde çok önemli bir besin kaynağıdır. Bebeklik dönemi beyin
gelişmesinin en önemli dönemi olup, bu dönemde beynin enerji ihtiyacı çok fazladır. Beyin, enerji kaynağı olarak glikozdan başka şeker kullanmadığı için de bebeğe yeterli glikoz verilmediği zaman beynin gelişmesinde duraklama ve yetersizlik olacaktır'' dedi.
Yetim, 2 kaşık pekmezin, 2 mg demir, 80 mg kalsiyum ve 58 kilo kalori enerji içerdiğini de belirterek ''Pekmez, büyüme çağındaki çocuklar, işçiler, sporcular, gebe ve emzikli anneler için eşsiz bir gıda maddesidir. Sağlık açısından pek çok yararı olan pekmez, özellikle soğuk havalarda tüketilmelidir. 200 gram pekmez, kalori açısından 1150 gram süte, 300 gram ekmeğe veya 350 gram ete eşdeğerdir. Üzüm ve pekmezde bulunan demir, insan vücudunun kolaylıkla kullanabildiği (artı 2) değerlikli demirdir'' diye konuştu.
Mavi forum
Türk kadınının sorunu orgazm
2000 yılında kurulan "Alo Okey Cinsel Sağlık Hattı"na 5 yılda gelen başvurularda en büyük artış orgazm konusunda yaşandı.
Eczacıbaşı Okey ile Türkiye Aile Planlaması Vakfı ortaklığında 2000 yılında kurulan "Alo Okey Cinsel Sağlık Hattı"na 5 yılda gelen başvurularda en büyük artış orgazm konusunda yaşandı. Hat kurulduğunda yüzde 3 olan orgazm olamama soruları, zaman içinde yüzde 15’lere yükseldi.
ALO Okey Cinsel Sağlık Hattı’na başvuranların sayısı 5 yılda, 400 bine ulaştı. 41 binden fazla kişinin de telefonla canlı danışmanlık hizmeti aldığı hatta başvuranlar cinsiyete göre ayrıldığında, arayanların 5’te 1’inin kadın olduğu görüldü. TAPV Genel Koordinatörü Dr. Enis Balkan, şunları söyledi:
"Cinsiyete göre ayrım yapıldığında erkeklerin erken boşalma ve ereksiyon güçlüğüne yönelik sorularında biraz artış gözleniyor. Ancak kadınların özellikle orgazm olamama problemine yönelik soruları ciddi ölçüde artmış durumda. Hat kurulduğunda yüzde 3 olan orgazm olamama soruları yüzde 15’lere kadar yükseldi. Yine ağrılı cinsel ilişki giderek çok sorulan bir konu haline geldi." Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar konusunda da danışma hizmeti alanların sayısı artıyor. Hattın kurulduğu ilk yıl yüzde 8 olan oran, 2005 yılında yüzde 29’a yükseldi. Balkan, konuyla ilgili şunları söyledi:
"Bu ciddi bir artışa tekabül ediyor. Bu alanda ilginç bir nokta da son yıllarda cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar konusunda sanal danışmanlık alanlar içinde 50 yaş üzeri grubunun ağırlığının artması ve bunların neredeyse tamamının erkek olması. Hat kurulduğunda yüzde 0.5 olan oran yüzde 10’a çıkmış durumda. Bu da 5 yılda 20 kat artışı gösteriyor." Hattı arayanlar medeni durumuna göre incelendiğinde bekarların başvurularında artış olduğu görülüyor. Hattın kurulduğu 2005 yılında yüzde 35 olan bekarların arama oranı bugün yüzde 62’ye çıkmış durumda.
Mavi forum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)