Kuş gribinin, bulaşması zor da olsa insanlarda, ani başlayan yüksek ateş, burun tıkanıklığı ve akıntısı, eklem ve kas ağrısı, şiddetli yorgunluk gibi grip belirtilerine ek olarak solunum güçlüğüyle ortaya çıktığı belirtildi.
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Reşit Mıstık, kanatlı hayvanlarda görülen ve literatürdeki adı “Avian İnfluenza” olan hastalığın, hayvanlardan insanlara geçmesinin çok kolay olmadığını söyledi.
Bu hastalığın ancak hasta hayvanlarla direkt temas halindeki kişilere bulaştığının bilindiğini ifade eden Prof. Dr. Mıstık, şunları kaydetti:
“Dünyada şimdiye kadar 130 kişide kuş gribi hastalığı görüldü ve bunlardan 70’i öldü. Bu kişilerin çoğu da tavuk çiftliklerinde hayvanlarla direkt temas halindeydi. Kuş gribi hastalığı, insanlarda ani başlayan 38.5 derece üzeri yüksek ateş, burun tıkanıklığı ve akıntısı, eklem ve kas ağrısı, şiddetli halsizlik, yorgunluk gibi gripbelirtilerine ek olarak solunum sıkıntısı şeklinde kendini gösterir. Eğer kişinin çevresindeki hasta hayvanlarla yakın teması varsa, bu olgu, olası bir kuş gribi olgusu olarak kabul edilebilir.”
Kuş gribi hastalığının insanlarda zatürreyle seyrettiğini bildirenProf. Dr. Mıstık, şöyle dedi:
“Hastalıkta trombosit sayısı 20 binin altına düşerse, kanama olabilir. Ayrıca tavuk eti 70-80 derecede yarım saat pişirildiğinde içindeki mikroplar ölür. Bu şekilde hastalığın bulaşması olası değil. Tavuk eti yenmesinde de sakınca yok.”
Mavi forum
8 Haziran 2007 Cuma
Sporcularda yağ ve proteine dikkat!
Sporcuların fazla miktarda yağ ve protein tüketmeleri zayıflık, şişmanlık, kalp-damar hastalıklarına, karaciğer ve böbreklerin aşırı yorulmasına ve kalsiyum atımına neden oluyor.
Spora yeni başlayanlarda fazla protein alımı kas kütlesini artırırken karbonhidratın azalması veya tükenmesi kronik yorgunluğa, sakatlanmalara yol açabilir...
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Gıda Güvenliği Daire Başkanlığı uzmanlarınca sporcuların performansında beslenmenin etkisi başlıklı rapor hazırlandı. Raporda, sporcuların performansında, genetik yapının, beslenme alışkanlığının ve antrenmanının etkili olduğu, enerji ve besin öğelerigereksinimlerinin yaş, cinsiyet ve yaptıkları spor dalına göre farklılık gösterdiği kaydedildi.
Rapora göre, yiyeceklerle sağlanan enerji alımının uzun süre yetersiz veya fazla olması halinde vücudun dengesi bozuluyor, bu gibi durumlarda zayıflık - şişmanlık ve kalp- damar hastalıkları gibi problemler ortaya çıkabiliyor.
Enerji gereksinimi günlük 2000-5000 kalori arasında değişiyor ve çok yoğun antrenman yapan sporcularda (günde 4-5 saat antrenman yapan) daha yüksek düzeylere çıkıyor.
TEMEL ENERJİ KAYNAĞI “KARBONHİDRATLAR”
Sporcuların alması gereken besin maddeleri içinde karbonhidratları çok önemli bir yer tutuyor ve vücuda enerji veriyor. Kaslarda depolanan karbonhidratların çok azalması veya tükenmesi kronik yorgunluğa, sakatlanmalara ve yaralanmalara yol açabiliyor.
Yağlar ise enerji sağlamanın yanında, yağda eriyen vitaminlerin vücutta kullanımlarını sağlıyor ve enerji kaynağı olarak kullanılıyor.Yağ tüketiminin artması durumunda, karbonhidrat tüketimi azalıyor ve bu durum şişmanlık ve kalp-damar hastalıklarının oluşmasına neden olabiliyor.
Karbonhidrat alımının uygun seviyede tutulması için özellikle diyetle doymuş yağ içeren mayonez, kaymak, tereyağı, margarin, cips gibi besinlerin ve yağda kızartmaların tüketilmemesi öneriliyor.
Proteinlerin de egzersiz süresince enerjiye katkısının çok az olduğu belirtilen rapora göre, spora yeni başlayanlarda fazla protein alımı kas kütlesinde artışa neden oluyor. Fazla alınan protein vücuttan sıvı atımını arttırarak suya olan ihtiyacın artmasına, karaciğer ve böbreklerin aşırı yorulmasına ve kalsiyum atımına neden oluyor.
EGZERSİZDEN 24 SAAT ÖNCE SIVI ALINMALI
Öte yandan düzenli ve dengeli beslenen sporcunun ayrıca vitamin-mineral kullanmasının performansı arttırmada etkisinin olmadığı belirtilen raporda, diyetle yetersiz kalsiyum tüketiminin, düşük kemik mineral yoğunluğuna ve stres kırıklarına neden olduğu kaydedildi.
Uzmanlara göre, demir içeren besinlerin yetersiz tüketimi, kanda oksijen taşınmasını zorlaştırdığından sporcunun çabuk yorulmasına ve performansının düşmesine neden oluyor.
Sporcuların, egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında yeterli miktarda sıvı tüketmesi gerekmediğine dikkat çekilen raporda, egzersizden önceki 24 saat içinde bol miktarda sıvı tüketilmesi, egzersiz başlangıcında ve sırasında 15-20 dakika aralıklarla 150-350 ml. ve sonrasında da idrarın rengi açıklaşıncaya kadar sıvı alınması gerektiği belirtildi.
Sporculara önemli uyarılarda bulunulan rapora göre, hiçbir koşulda aç olarak antrenmana veya müsabakaya başlanılmamalı, müsabaka-antrenman öncesinde mideyi rahatsız edecek aşırı yağlı yiyecekler tüketilmemeli, egzersizin hemen sonrasında yeterli karbonhidrat alınmalı ve vitamin-mineral-kreatin gibi ergojenik ürünleri kullanmadan önce doktor ve diyetisyene danışılmalı.
Mavi forum
Spora yeni başlayanlarda fazla protein alımı kas kütlesini artırırken karbonhidratın azalması veya tükenmesi kronik yorgunluğa, sakatlanmalara yol açabilir...
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Gıda Güvenliği Daire Başkanlığı uzmanlarınca sporcuların performansında beslenmenin etkisi başlıklı rapor hazırlandı. Raporda, sporcuların performansında, genetik yapının, beslenme alışkanlığının ve antrenmanının etkili olduğu, enerji ve besin öğelerigereksinimlerinin yaş, cinsiyet ve yaptıkları spor dalına göre farklılık gösterdiği kaydedildi.
Rapora göre, yiyeceklerle sağlanan enerji alımının uzun süre yetersiz veya fazla olması halinde vücudun dengesi bozuluyor, bu gibi durumlarda zayıflık - şişmanlık ve kalp- damar hastalıkları gibi problemler ortaya çıkabiliyor.
Enerji gereksinimi günlük 2000-5000 kalori arasında değişiyor ve çok yoğun antrenman yapan sporcularda (günde 4-5 saat antrenman yapan) daha yüksek düzeylere çıkıyor.
TEMEL ENERJİ KAYNAĞI “KARBONHİDRATLAR”
Sporcuların alması gereken besin maddeleri içinde karbonhidratları çok önemli bir yer tutuyor ve vücuda enerji veriyor. Kaslarda depolanan karbonhidratların çok azalması veya tükenmesi kronik yorgunluğa, sakatlanmalara ve yaralanmalara yol açabiliyor.
Yağlar ise enerji sağlamanın yanında, yağda eriyen vitaminlerin vücutta kullanımlarını sağlıyor ve enerji kaynağı olarak kullanılıyor.Yağ tüketiminin artması durumunda, karbonhidrat tüketimi azalıyor ve bu durum şişmanlık ve kalp-damar hastalıklarının oluşmasına neden olabiliyor.
Karbonhidrat alımının uygun seviyede tutulması için özellikle diyetle doymuş yağ içeren mayonez, kaymak, tereyağı, margarin, cips gibi besinlerin ve yağda kızartmaların tüketilmemesi öneriliyor.
Proteinlerin de egzersiz süresince enerjiye katkısının çok az olduğu belirtilen rapora göre, spora yeni başlayanlarda fazla protein alımı kas kütlesinde artışa neden oluyor. Fazla alınan protein vücuttan sıvı atımını arttırarak suya olan ihtiyacın artmasına, karaciğer ve böbreklerin aşırı yorulmasına ve kalsiyum atımına neden oluyor.
EGZERSİZDEN 24 SAAT ÖNCE SIVI ALINMALI
Öte yandan düzenli ve dengeli beslenen sporcunun ayrıca vitamin-mineral kullanmasının performansı arttırmada etkisinin olmadığı belirtilen raporda, diyetle yetersiz kalsiyum tüketiminin, düşük kemik mineral yoğunluğuna ve stres kırıklarına neden olduğu kaydedildi.
Uzmanlara göre, demir içeren besinlerin yetersiz tüketimi, kanda oksijen taşınmasını zorlaştırdığından sporcunun çabuk yorulmasına ve performansının düşmesine neden oluyor.
Sporcuların, egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında yeterli miktarda sıvı tüketmesi gerekmediğine dikkat çekilen raporda, egzersizden önceki 24 saat içinde bol miktarda sıvı tüketilmesi, egzersiz başlangıcında ve sırasında 15-20 dakika aralıklarla 150-350 ml. ve sonrasında da idrarın rengi açıklaşıncaya kadar sıvı alınması gerektiği belirtildi.
Sporculara önemli uyarılarda bulunulan rapora göre, hiçbir koşulda aç olarak antrenmana veya müsabakaya başlanılmamalı, müsabaka-antrenman öncesinde mideyi rahatsız edecek aşırı yağlı yiyecekler tüketilmemeli, egzersizin hemen sonrasında yeterli karbonhidrat alınmalı ve vitamin-mineral-kreatin gibi ergojenik ürünleri kullanmadan önce doktor ve diyetisyene danışılmalı.
Mavi forum
Nikotinli ürünler de bebeğe zararlı
Nikotin içeren ürünler de anne karnındaki bebeğe zarar verebilir.
Hamileliğin ilk 12 haftasında nikotin içeren ürünlerin kullanılmasının bebeğe zarar verebileceği ortaya çıktı.
İspanya’daki Valencia Üniversitesi’nden Dr. Maria M. Morales-Suarez-Varela ve ekibinin, hamileliklerinin 11 ila 25. haftalarındaki 76 bin 768 kadın üzerinde yaptığı araştırma, ilk 12 haftada nikotin sakızı ve bandı gibi ürünleri kullanan annelerin bebeklerinde doğuştan gelen rahatsızlıklar riskinin arttığını bildirdi.
Araştırma, hamileliklerinin ilk 12 haftasında nikotin ürünleri kullanan annelerin bebeklerinde doğuştan gelen rahatsızlıkların oranını 1.61 olarak gösterirken, bunun söz konusu ürünleri kullanmayan annelerinkinden daha yüksek olduğu belirtildi.
Mavi forum
Hamileliğin ilk 12 haftasında nikotin içeren ürünlerin kullanılmasının bebeğe zarar verebileceği ortaya çıktı.
İspanya’daki Valencia Üniversitesi’nden Dr. Maria M. Morales-Suarez-Varela ve ekibinin, hamileliklerinin 11 ila 25. haftalarındaki 76 bin 768 kadın üzerinde yaptığı araştırma, ilk 12 haftada nikotin sakızı ve bandı gibi ürünleri kullanan annelerin bebeklerinde doğuştan gelen rahatsızlıklar riskinin arttığını bildirdi.
Araştırma, hamileliklerinin ilk 12 haftasında nikotin ürünleri kullanan annelerin bebeklerinde doğuştan gelen rahatsızlıkların oranını 1.61 olarak gösterirken, bunun söz konusu ürünleri kullanmayan annelerinkinden daha yüksek olduğu belirtildi.
Mavi forum
Tuz tüketimini azaltmanın yolları
Fazla tuz tüketimi, idrarda kalsiyum atılımını da artırarak kemiklerden kalsiyum kaybına neden olur. Günlük sodyum ihtiyacı 2400 miligramdır. Bu miktar günlük 5 gram civarında tuzla karşılanabilir.
Lezzetine bakılmadan besinlere tuz eklenmemesi ve gıdaların mümkün olduğunca az tuzlu tüketilmesi gerektiği belirtilerek, yemeklerin lezzetini artırmak için tuz yerine maydanoz, nane, kekik, dereotu, rezene ve fesleğen gibi bitkilerin kullanılabileceği belirtildi.
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Gıda Güvenliği Daire Başkanlığı uzmanlarınca tuz tüketimine ilişkin bir rapor hazırlandı.
Besinlerin pek çoğunun içinde bulunan sodyumun, vücutta sıvı dengesinin sağlanması ve kan basıncının düzenlenmesinde rol oynayan önemli bir mineral olduğu kaydedilen raporda, ancak fazla tuz tüketiminin bazı hastalıklar için risk oluşturduğu ifade edildi. Raporda, “Fazla tuz tüketimi, idrarda kalsiyum atılımını da artırarakkemiklerden kalsiyum kaybına neden olur. Kemiklerden kalsiyum kaybınınartışı ise kemik erimesini (osteoporoz) ve kemiklerin kırılma riskini artırır” denildi.
Yüksek kan basıncının da fazla tuz tüketimiyle ilişkili olduğuna işaret edilen raporda, kan basıncının düzeltilmesi ve yüksek tansiyonunun önlenmesi için lezzetine bakılmadan besinlere tuz eklenmemesi, gıdaların mümkün olduğunca az tuzlu olarak tüketilmesi, tuz içeriği yüksek olan salamura, turşu ve konservelerin seyrek ve az yenilmesi gerektiği belirtildi. Raporda, tuz alımı ile ilgili olarak şunlar kaydedildi:
Besinlerin içinde bulunan doğal tuz (sodyum) bireylerin günlük ihtiyacını karşılar.
Sofra tuzları iyotla zenginleştirilmiştir. Çok az miktarda (1/4 çay kaşığı) iyotlu tuz, günlük iyot gereksinimini karşılamak için yeterlidir. İyot çabuk kayba uğradığından iyotlu tuzlar ışık geçirmeyen kapalı kaplarda saklanmalıdır.
Sağlıklı yaşam kurallarından biri de günlük sodyum ihtiyacını karşılayacak şekilde tuz tüketmektir. Günlük sodyum ihtiyacı 2400 miligramdır. Bu miktar günlük 5 gram civarında tuzla karşılanabilir.
Ev dışında yemek yeniliyorsa az tuzlu yiyecekler tercih edilmelidir.
İshal durumunda suyun yanı sıra tuz da kaybedildiğinden, su ile birlikte bir miktar tuz da alınmalıdır.
Bedensel çalışma sırasında, aşırı sıcak havalarda ya da fazla egzersiz yapıldığında terleme ile sodyum kaybı olduğundan, su ile birlikte tuz tüketimi de bir miktar artırılmalıdır.
TUZU AZALTMANIN YOLLARI
Raporda, tuz tüketimini azaltmanın yolları konusunda da şu öneriler dile getirildi:
Satın alınan ürünlerin etiketleri mutlaka okunmalı, tuzsuz ya da tuzu azaltılmış besinler satın alınmalıdır.
Yemeklerin lezzetini arttırmak için tuz yerine maydanoz, nane, kekik, dereotu, rezene, fesleğen gibi bitkilerle baharatlar kullanılabilir.
Turşu, konserveler, ketçap ve hazır sosların tuz içeriği çok fazladır. Bu besinler fazla tüketilmemelidir.
Sebze ve meyve tüketimi artırılmalıdır.
Daima taze ve az tuzlu veya tuzsuz besinler tercih edilmelidir.
Bol su içilmeli, şişe ve maden sularının sodyum içeriği etiketinden kontrol edilmelidir.
Mavi forum
Lezzetine bakılmadan besinlere tuz eklenmemesi ve gıdaların mümkün olduğunca az tuzlu tüketilmesi gerektiği belirtilerek, yemeklerin lezzetini artırmak için tuz yerine maydanoz, nane, kekik, dereotu, rezene ve fesleğen gibi bitkilerin kullanılabileceği belirtildi.
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Gıda Güvenliği Daire Başkanlığı uzmanlarınca tuz tüketimine ilişkin bir rapor hazırlandı.
Besinlerin pek çoğunun içinde bulunan sodyumun, vücutta sıvı dengesinin sağlanması ve kan basıncının düzenlenmesinde rol oynayan önemli bir mineral olduğu kaydedilen raporda, ancak fazla tuz tüketiminin bazı hastalıklar için risk oluşturduğu ifade edildi. Raporda, “Fazla tuz tüketimi, idrarda kalsiyum atılımını da artırarakkemiklerden kalsiyum kaybına neden olur. Kemiklerden kalsiyum kaybınınartışı ise kemik erimesini (osteoporoz) ve kemiklerin kırılma riskini artırır” denildi.
Yüksek kan basıncının da fazla tuz tüketimiyle ilişkili olduğuna işaret edilen raporda, kan basıncının düzeltilmesi ve yüksek tansiyonunun önlenmesi için lezzetine bakılmadan besinlere tuz eklenmemesi, gıdaların mümkün olduğunca az tuzlu olarak tüketilmesi, tuz içeriği yüksek olan salamura, turşu ve konservelerin seyrek ve az yenilmesi gerektiği belirtildi. Raporda, tuz alımı ile ilgili olarak şunlar kaydedildi:
Besinlerin içinde bulunan doğal tuz (sodyum) bireylerin günlük ihtiyacını karşılar.
Sofra tuzları iyotla zenginleştirilmiştir. Çok az miktarda (1/4 çay kaşığı) iyotlu tuz, günlük iyot gereksinimini karşılamak için yeterlidir. İyot çabuk kayba uğradığından iyotlu tuzlar ışık geçirmeyen kapalı kaplarda saklanmalıdır.
Sağlıklı yaşam kurallarından biri de günlük sodyum ihtiyacını karşılayacak şekilde tuz tüketmektir. Günlük sodyum ihtiyacı 2400 miligramdır. Bu miktar günlük 5 gram civarında tuzla karşılanabilir.
Ev dışında yemek yeniliyorsa az tuzlu yiyecekler tercih edilmelidir.
İshal durumunda suyun yanı sıra tuz da kaybedildiğinden, su ile birlikte bir miktar tuz da alınmalıdır.
Bedensel çalışma sırasında, aşırı sıcak havalarda ya da fazla egzersiz yapıldığında terleme ile sodyum kaybı olduğundan, su ile birlikte tuz tüketimi de bir miktar artırılmalıdır.
TUZU AZALTMANIN YOLLARI
Raporda, tuz tüketimini azaltmanın yolları konusunda da şu öneriler dile getirildi:
Satın alınan ürünlerin etiketleri mutlaka okunmalı, tuzsuz ya da tuzu azaltılmış besinler satın alınmalıdır.
Yemeklerin lezzetini arttırmak için tuz yerine maydanoz, nane, kekik, dereotu, rezene, fesleğen gibi bitkilerle baharatlar kullanılabilir.
Turşu, konserveler, ketçap ve hazır sosların tuz içeriği çok fazladır. Bu besinler fazla tüketilmemelidir.
Sebze ve meyve tüketimi artırılmalıdır.
Daima taze ve az tuzlu veya tuzsuz besinler tercih edilmelidir.
Bol su içilmeli, şişe ve maden sularının sodyum içeriği etiketinden kontrol edilmelidir.
Mavi forum
Kayak yaralanmalarına dikkat!
Başlayan kayak mevsimi, kafa travmaları, diz eklem yaralanmaları, kırıklar, çıkıklar gibi tehlikeleri de beraberinde getiriyor. Kayak yapanlar arasında sıklıkla rastlanan yaralanmalar ile ilgili bilgiler...
Kayak yapanlar arasında sıklıkla rastlanan yaralanmalar ile ilgili bilgiler..
Anadolu Sağlık Merkezi’nden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op.Dr.Gökhan Ulusoy kayak mevsiminde sıklıkla rastlanan yaralanmalar ile ilgili bilgi verdi.
Kayak son yıllarda erişkinlerde olduğu kadar gençlerde de popülaritesi artan bir spor aktivitesi haline geldi. Bununla birlikte kayak yaralanması sonrası acil servise başvuran hasta sayısında da belirgin artışlar yaşandı. Kayak aktivitesine bağlı olarak gelişebilecek yaralanmalar şu şekilde özetlenebilir :
1. Kafa travmaları
2. Diz eklem yaralanmaları
3. Kırıklar
4. Çıkıklar
DİZ YARALANMALARI :
Yaralanmanın sık görüldüğü bölgelerden birisidir. Kayış mekanizması nedeniyle ayak ve ayak bileği kilitlenmiş pozisyondadır ve kayak herhangi bir nedenle döndüğü zaman kuvvetin en çok emildiği bölge diz eklemidir.
Diz yaralanmaları basit bir menisküs yırtığından daha ciddi bağ yaralanmalarına kadar değişen boyutlarda olabilir. En önemli bağ yaralanmaları İç Yan Bağ ve Ön Çapraz Bağ’ı tutanlardır.
İç Yan Bağ yaralanmaları daha çok kayağa yeni başlayan veya orta derecede bilenlerde olmaktadır. Bunun da sebebi bu dönemlerde kullanılan kayma ve duruş tekniği ile dizin iç bölgesine daha çok yük binmesidir. Kişinin ağırlığı ve kayak sırasındaki hızı da kuvvetin artmasına sebep olmaktadır. İç yan bağ yaralanmaları koruyucu veya cerrahi yöntemlerle tedavi edilebilir. Tek başına olan iç yan bağ yaralanması genellikle koruyucu tedavi ile iyileşebilmektedir. Ancak son 25 yıldaki uygulamalar bu tip yaralanmalar için daha çok koruyucu yöntemlerledir. Geçici brace kullanılması, kontrollü yük verme ve ağrı azalmaya başladığında kuvvet egzersizleri koruyucu tedavinin temelini oluşturmaktadır. Tam hareket açıklığı kazanılması, şişliğin tamamen ortadan kalkması ve gücün belli bir seviyeye ulaşmasından sonra spor aktivitelerine geri dönülebilir. 3 haftalık bir süre sonrası eklem aralığında hala hassasiyet olması birlikte menisküs yırtığı olabileceğini düşündürmeli ve gerekli tetkikler yapılmalıdır.
Ön çapraz bağ yaralanmaları daha profesyonel kayakçılarda görülmekte bunun da sebebi daha spesifik düşme şekillerine bağlanmaktadır. Ön çapraz bağ kopmaları ne yazık ki koruyucu tedavi ile iyileşmemektedir, eğer kriterlere uyuyorsa cerrahi müdahale gerektirmektedir. Ön çapraz bağ rekonstrüksiyonu için değişik teknikler tarif edilmiştir, patellar tendon veya hamstring tendonlarının kullanılması bugün için en popüler olanlarıdır. Ön çapraz bağ rekonstrüksiyonunun amacı, dize hareket kısıtlılığı olmadan stabilite sağlamak ve hastanın yaralanma önceki fonksiyonel seviyesine ulaşmasını sağlamaktır. Ameliyatın başarısı uygulanan teknik kadar ameliyat sonrası yapılacak rehabilitasyona da bağlıdır.
Diz yaralanmalarını önlemek için bazı basit önlemler alınabilir :
1. Dizlerinizi bükük pozisyonda tutmaya çalışın, düşme esnasında dizleri açmaya çalışmayın
2. Düştükten sonra, kurtulmak için çaba göstermeyin, durana kadar yerde kalın.
3. Kaya ve tümseklere dikkat edin
4. Kayak için dizayn edilmiş malzemeleri kullanın, kayakların ayağınıza iyi bağlı oldup olmadığını kontrol edin
5. Yorulduğunuz zaman mutlaka dinlenin veya o gün için kaymayı bırakın. Düşmeler genellikle yorulunca meydana gelmektedir.
6. Alkol aldıysanız kayak yapmayın çünkü refleksleriniz zayıflayacaktır ve kaslarınız daha çabuk yorulacaktır.
Kırıklar meydana gelebilecek diğer bir ciddi yaralanma grubunu oluşturur. Kullanacağınız malzemeler bu tip yaralanmaları önlemek için çok önemlidir. Uyluk ve kaval kemiklerinde olabilecek kırıklar daha çok sabit ayak üzerinde dönme hareketiyle meydana gelir. Omuz ve el bileği kırıkları daha çok snowboard yapanlarda öne doğru açık kol üzerine düşme ile olmaktadır. Bir de bahsetmemiz gereken diğer bir yaralanma ki gözden kaçırılabilir, el baş parmak iç yanı bağ yaralanmalarıdır. Bu ciddi bir yaralanmadır ve mutlaka gerektiği gibi tedavi edilmelidir.
Omuz çıkığı da olası bir yaralanmadır. Omuz çıkığı koruyucu tedavi ve rehabilitasyona rağmen tektrarlayabilir. Bunun sebebi omuz başını sabitleyen yapılarda da değişen derecelerde hasar olmasındandır. Bu durumda cerrahi tedavi mutlaka gerekecektir.
Herhangi bir yaralanma meydana geldiği zaman bu yaralanmanın derecesinin belirlenmesi önemlidir. Hemen kaymayı bırakın ve yardım gelmesini bekleyin. Yaralanan bölgenin istirahata alınması, buz uygulanması, yukarıya kaldırılması ve kompresyon ilk yardımın temelini oluşturur.
Yaralanmaların değerlendirilmesi ve tedavinin düzenlenmesi mutlaka uzman hekimler tarafından yapılmalıdır.
Mavi forum
Kayak yapanlar arasında sıklıkla rastlanan yaralanmalar ile ilgili bilgiler..
Anadolu Sağlık Merkezi’nden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op.Dr.Gökhan Ulusoy kayak mevsiminde sıklıkla rastlanan yaralanmalar ile ilgili bilgi verdi.
Kayak son yıllarda erişkinlerde olduğu kadar gençlerde de popülaritesi artan bir spor aktivitesi haline geldi. Bununla birlikte kayak yaralanması sonrası acil servise başvuran hasta sayısında da belirgin artışlar yaşandı. Kayak aktivitesine bağlı olarak gelişebilecek yaralanmalar şu şekilde özetlenebilir :
1. Kafa travmaları
2. Diz eklem yaralanmaları
3. Kırıklar
4. Çıkıklar
DİZ YARALANMALARI :
Yaralanmanın sık görüldüğü bölgelerden birisidir. Kayış mekanizması nedeniyle ayak ve ayak bileği kilitlenmiş pozisyondadır ve kayak herhangi bir nedenle döndüğü zaman kuvvetin en çok emildiği bölge diz eklemidir.
Diz yaralanmaları basit bir menisküs yırtığından daha ciddi bağ yaralanmalarına kadar değişen boyutlarda olabilir. En önemli bağ yaralanmaları İç Yan Bağ ve Ön Çapraz Bağ’ı tutanlardır.
İç Yan Bağ yaralanmaları daha çok kayağa yeni başlayan veya orta derecede bilenlerde olmaktadır. Bunun da sebebi bu dönemlerde kullanılan kayma ve duruş tekniği ile dizin iç bölgesine daha çok yük binmesidir. Kişinin ağırlığı ve kayak sırasındaki hızı da kuvvetin artmasına sebep olmaktadır. İç yan bağ yaralanmaları koruyucu veya cerrahi yöntemlerle tedavi edilebilir. Tek başına olan iç yan bağ yaralanması genellikle koruyucu tedavi ile iyileşebilmektedir. Ancak son 25 yıldaki uygulamalar bu tip yaralanmalar için daha çok koruyucu yöntemlerledir. Geçici brace kullanılması, kontrollü yük verme ve ağrı azalmaya başladığında kuvvet egzersizleri koruyucu tedavinin temelini oluşturmaktadır. Tam hareket açıklığı kazanılması, şişliğin tamamen ortadan kalkması ve gücün belli bir seviyeye ulaşmasından sonra spor aktivitelerine geri dönülebilir. 3 haftalık bir süre sonrası eklem aralığında hala hassasiyet olması birlikte menisküs yırtığı olabileceğini düşündürmeli ve gerekli tetkikler yapılmalıdır.
Ön çapraz bağ yaralanmaları daha profesyonel kayakçılarda görülmekte bunun da sebebi daha spesifik düşme şekillerine bağlanmaktadır. Ön çapraz bağ kopmaları ne yazık ki koruyucu tedavi ile iyileşmemektedir, eğer kriterlere uyuyorsa cerrahi müdahale gerektirmektedir. Ön çapraz bağ rekonstrüksiyonu için değişik teknikler tarif edilmiştir, patellar tendon veya hamstring tendonlarının kullanılması bugün için en popüler olanlarıdır. Ön çapraz bağ rekonstrüksiyonunun amacı, dize hareket kısıtlılığı olmadan stabilite sağlamak ve hastanın yaralanma önceki fonksiyonel seviyesine ulaşmasını sağlamaktır. Ameliyatın başarısı uygulanan teknik kadar ameliyat sonrası yapılacak rehabilitasyona da bağlıdır.
Diz yaralanmalarını önlemek için bazı basit önlemler alınabilir :
1. Dizlerinizi bükük pozisyonda tutmaya çalışın, düşme esnasında dizleri açmaya çalışmayın
2. Düştükten sonra, kurtulmak için çaba göstermeyin, durana kadar yerde kalın.
3. Kaya ve tümseklere dikkat edin
4. Kayak için dizayn edilmiş malzemeleri kullanın, kayakların ayağınıza iyi bağlı oldup olmadığını kontrol edin
5. Yorulduğunuz zaman mutlaka dinlenin veya o gün için kaymayı bırakın. Düşmeler genellikle yorulunca meydana gelmektedir.
6. Alkol aldıysanız kayak yapmayın çünkü refleksleriniz zayıflayacaktır ve kaslarınız daha çabuk yorulacaktır.
Kırıklar meydana gelebilecek diğer bir ciddi yaralanma grubunu oluşturur. Kullanacağınız malzemeler bu tip yaralanmaları önlemek için çok önemlidir. Uyluk ve kaval kemiklerinde olabilecek kırıklar daha çok sabit ayak üzerinde dönme hareketiyle meydana gelir. Omuz ve el bileği kırıkları daha çok snowboard yapanlarda öne doğru açık kol üzerine düşme ile olmaktadır. Bir de bahsetmemiz gereken diğer bir yaralanma ki gözden kaçırılabilir, el baş parmak iç yanı bağ yaralanmalarıdır. Bu ciddi bir yaralanmadır ve mutlaka gerektiği gibi tedavi edilmelidir.
Omuz çıkığı da olası bir yaralanmadır. Omuz çıkığı koruyucu tedavi ve rehabilitasyona rağmen tektrarlayabilir. Bunun sebebi omuz başını sabitleyen yapılarda da değişen derecelerde hasar olmasındandır. Bu durumda cerrahi tedavi mutlaka gerekecektir.
Herhangi bir yaralanma meydana geldiği zaman bu yaralanmanın derecesinin belirlenmesi önemlidir. Hemen kaymayı bırakın ve yardım gelmesini bekleyin. Yaralanan bölgenin istirahata alınması, buz uygulanması, yukarıya kaldırılması ve kompresyon ilk yardımın temelini oluşturur.
Yaralanmaların değerlendirilmesi ve tedavinin düzenlenmesi mutlaka uzman hekimler tarafından yapılmalıdır.
Mavi forum
SODA iCENLER DiKKAT!
SAĞLIK BAKANLIĞI'NIN RAPORU
Kıbrıs'ın sağlığa zararlı olduğu gerekçesiyle bazı Türk sodalarının ithalatını yasaklamasının ardından ortaya çıkardığımız ``Soda rezaleti''ne son noktayı Sağlık
Bakanlığı koydu.
Soda araştırmamızın ardından Sağlık Bakanlığı, halkın sağlığıyla oynayan maden suyu
üreticilerinin belirlenmesi için harekete geçmişti. Bakanlık, 80 ilin Valiliğine yazıyla talimat göndererek, Türkiyede üretim yapan 20 maden suyu ve sodasının kaynağından numune alınarak tahlillerinin yapılmasını istedi.
Ayrıca, bakanlığa bağlı ekipler de, piyasadan bu 20 maden suyu ve sodasından numuneler alarak, Halk Sağlığı Laboratuvarları ile İstanbul, İzmir ve Ankaradaki Hıfsıhsıhha merkezlerinde analizlerini yaptırdı. Bu 20 maden suyundan 16 sının analiz sonuçları belli oldu.
Hıfzıssıhha ve Halk Sağlığı Laboratuvarlarında gerek kaynağından alınan, gerekse piyasadan toplanan numunelerin yapılan analizlerin sonucunda, Sırma, Sarıkız, Efe, Beypazarı ve Özkaynakdan oluşan beş marka maden suyu ve sodasında nitrite rastlanmadı.
Uludağ marka maden suyunun analizlerinde ise kaynağından alınan numuneler temiz çıkarken,
piyasadan alınan numunelerinin birinde nitrit, diğerinde ise amonyak belirlendi.
Kızılay, Askoop Kızılcahamam, Salihli, Kınık, Şifa, Çınar, Kula, Yıldız, Çamlık ve Kuzuluk maden sularında ise nitrit tespit edildi. Karakoca, Çaldağ, Erzincan ve Gökova marka maden sularının analiz sonuçları ise henüz belli olmadı.
Türk Gıda Maddeleri Tüzüğüne göre maden sularının kesinlikle nitrit ve amonyak içermemesi gerekiyor. Ancak Dünya Sağlık Teşkilatı ve Tarım Teşkilatının gıda kodekslerine uygun olarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yeni bir kodeks hazırlanıyor.
Bu yeni kodekste maden suyu ve sodalarında 0.02 mg/lt oranında nitrite izin verilirken amonyağın yine hiç bulunmaması gerekiyor.
Hıfzıssıhha Laboratuvarlarının analiz ettiği ve sonuçları belli olan bu 16 maden suyu
arasında Tarım Bakanlığı Laboratuvarı'nda yaptırdığımız ve nitrit içerdiği tespit edilen 11 markadan 8 i de bulunuyor. Bu sekiz markadan Askoop Kızılcahamam, Kınık, Salihli, Kızılay ve Yıldız marka maden suyunda Hıfzıssıhha Laboratuvarları da nitrit tespit etti. Uludağın piyasada satılan şişelerinde nitrit ve amonyağa rastlanırken, Özkaynak ve Sarıkız maden suları temiz çıktı. Piyasada satılmasına ve yaptırdığımız analizler sonucunda nitritli çıkmasına rağmen Çelik marka maden sularının analizleri ise Hıfzıssıhha Labaratuvarlarında bu firmanın faliyette bulunmadığı gerekçesiyle yapılmadı.
BAKANLIĞIN ANALİZ SONUÇLARI
İşte Hıfzıssıhha Laboratuvarlarında yapılan maden sularının analiz sonuçları:
SIRMA:
Hıfzıssıhha Laboratuvarlarında bu maden suyunun üç ayrı numunesi tahlil edildi. Üçünde
de nitrite rastlanmadı.
SARIKIZ:
Biri kaynağından olmak üzere Sarıkız maden suyunun üç ayrı analiz yapıldı. Üçünde de
nitrite rastlanmadı.
EFE:
Biri kaynağından, ikisi piyasadan olmak üzere Efe marka maden sularının üç ayrı analizi
yapıldı. Analizlerin hiçbirinde nitrite rastlanmadı.
ÖZKAYNAK:
Biri kaynağından olmak üzere iki ayrı analiz yapıldı. İkisinde de Özkaynak maden suları
temiz çıktı.
BEYPAZARI:
Bu maden suyunun kaynağından numune alınmadı, ancak piyasadan temin edilen iki ayrı
numunesinin analiz sonuçları temiz çıktı.
ULUDAĞ:
Biri kaynağından olmak üzere üç ayrı analiz yapıldı. Kaynaktan alınan numunenin sonuçları temiz çıkarken, piyasadan alınanlarda birinde 1.67 oranında amonyak, diğerinde ise 0.008 nitrit tespit edildi.
ASKOOP KIZILCAHAMAM:
Biri kaynağından olmak üzere üç ayrı analiz yapıldı. Analizlerin sonucunda hepsinde nitrite rastlandı.
Nitrit oranı 0.007 ile 0.057 arasında değişti.
KINIK:
Biri kaynağından olmak üzere üç ayrı numunenin analizi yapıldı. Hepsinde nitrite rastlandı. Nitrit oranları, 0.004 ile 0.1 arasında değişirken, bir numunede de 1.56 oranında amonyak tespit edildi.
SALİHLİ:
Biri kaynağından olmak üzere iki ayrı analiz yapıldı. İkisinde de 0.016 nitrit tespit
edildi.
ŞİFA:
Biri kaynağından olmak üzere iki ayrı analiz yapıldı. İkisinde de 0.017 ile 0.019 arasında Nitrit tespit edildi.
ÇINAR:
İki ayrı numunenin analizi yapıldı. kaynağından alınan numunede 0.06 nitrit bulunurken,
piyasada satılanda 0.282 oranında amonyak tespit edildi.
KIZILAY:
Biri kaynağından olmak üzere iki analizi yapıldı. İkisinde de aşırı oranda nitrit saptandı. Kaynağından alınan numunede 1.5, piyasadan alınan numunede ise 2.66 oranında nitrit tespit edildi.
KULA:
Biri kaynağından diğeri piyasadan alınan numuneler analiz edildi. Her ikisinde de 0.198 nitrit tespit edildi.
YILDIZ:
Sadece piyasadan anınan örneği analiz yapıldı. Bunda da 0.013 oranında nitrit tespit edildi.
ÇAMLIK:
Sadece kaynağından alınan numunesi test edildi.
Bunda da 0.5 nitrit bulundu.
KUZULUK:
Sadece kaynağından numune alındı. Bu numunede yapılan analizde de 0.06 oranında nitrit tespit edildi.
Mavi forum
Kıbrıs'ın sağlığa zararlı olduğu gerekçesiyle bazı Türk sodalarının ithalatını yasaklamasının ardından ortaya çıkardığımız ``Soda rezaleti''ne son noktayı Sağlık
Bakanlığı koydu.
Soda araştırmamızın ardından Sağlık Bakanlığı, halkın sağlığıyla oynayan maden suyu
üreticilerinin belirlenmesi için harekete geçmişti. Bakanlık, 80 ilin Valiliğine yazıyla talimat göndererek, Türkiyede üretim yapan 20 maden suyu ve sodasının kaynağından numune alınarak tahlillerinin yapılmasını istedi.
Ayrıca, bakanlığa bağlı ekipler de, piyasadan bu 20 maden suyu ve sodasından numuneler alarak, Halk Sağlığı Laboratuvarları ile İstanbul, İzmir ve Ankaradaki Hıfsıhsıhha merkezlerinde analizlerini yaptırdı. Bu 20 maden suyundan 16 sının analiz sonuçları belli oldu.
Hıfzıssıhha ve Halk Sağlığı Laboratuvarlarında gerek kaynağından alınan, gerekse piyasadan toplanan numunelerin yapılan analizlerin sonucunda, Sırma, Sarıkız, Efe, Beypazarı ve Özkaynakdan oluşan beş marka maden suyu ve sodasında nitrite rastlanmadı.
Uludağ marka maden suyunun analizlerinde ise kaynağından alınan numuneler temiz çıkarken,
piyasadan alınan numunelerinin birinde nitrit, diğerinde ise amonyak belirlendi.
Kızılay, Askoop Kızılcahamam, Salihli, Kınık, Şifa, Çınar, Kula, Yıldız, Çamlık ve Kuzuluk maden sularında ise nitrit tespit edildi. Karakoca, Çaldağ, Erzincan ve Gökova marka maden sularının analiz sonuçları ise henüz belli olmadı.
Türk Gıda Maddeleri Tüzüğüne göre maden sularının kesinlikle nitrit ve amonyak içermemesi gerekiyor. Ancak Dünya Sağlık Teşkilatı ve Tarım Teşkilatının gıda kodekslerine uygun olarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yeni bir kodeks hazırlanıyor.
Bu yeni kodekste maden suyu ve sodalarında 0.02 mg/lt oranında nitrite izin verilirken amonyağın yine hiç bulunmaması gerekiyor.
Hıfzıssıhha Laboratuvarlarının analiz ettiği ve sonuçları belli olan bu 16 maden suyu
arasında Tarım Bakanlığı Laboratuvarı'nda yaptırdığımız ve nitrit içerdiği tespit edilen 11 markadan 8 i de bulunuyor. Bu sekiz markadan Askoop Kızılcahamam, Kınık, Salihli, Kızılay ve Yıldız marka maden suyunda Hıfzıssıhha Laboratuvarları da nitrit tespit etti. Uludağın piyasada satılan şişelerinde nitrit ve amonyağa rastlanırken, Özkaynak ve Sarıkız maden suları temiz çıktı. Piyasada satılmasına ve yaptırdığımız analizler sonucunda nitritli çıkmasına rağmen Çelik marka maden sularının analizleri ise Hıfzıssıhha Labaratuvarlarında bu firmanın faliyette bulunmadığı gerekçesiyle yapılmadı.
BAKANLIĞIN ANALİZ SONUÇLARI
İşte Hıfzıssıhha Laboratuvarlarında yapılan maden sularının analiz sonuçları:
SIRMA:
Hıfzıssıhha Laboratuvarlarında bu maden suyunun üç ayrı numunesi tahlil edildi. Üçünde
de nitrite rastlanmadı.
SARIKIZ:
Biri kaynağından olmak üzere Sarıkız maden suyunun üç ayrı analiz yapıldı. Üçünde de
nitrite rastlanmadı.
EFE:
Biri kaynağından, ikisi piyasadan olmak üzere Efe marka maden sularının üç ayrı analizi
yapıldı. Analizlerin hiçbirinde nitrite rastlanmadı.
ÖZKAYNAK:
Biri kaynağından olmak üzere iki ayrı analiz yapıldı. İkisinde de Özkaynak maden suları
temiz çıktı.
BEYPAZARI:
Bu maden suyunun kaynağından numune alınmadı, ancak piyasadan temin edilen iki ayrı
numunesinin analiz sonuçları temiz çıktı.
ULUDAĞ:
Biri kaynağından olmak üzere üç ayrı analiz yapıldı. Kaynaktan alınan numunenin sonuçları temiz çıkarken, piyasadan alınanlarda birinde 1.67 oranında amonyak, diğerinde ise 0.008 nitrit tespit edildi.
ASKOOP KIZILCAHAMAM:
Biri kaynağından olmak üzere üç ayrı analiz yapıldı. Analizlerin sonucunda hepsinde nitrite rastlandı.
Nitrit oranı 0.007 ile 0.057 arasında değişti.
KINIK:
Biri kaynağından olmak üzere üç ayrı numunenin analizi yapıldı. Hepsinde nitrite rastlandı. Nitrit oranları, 0.004 ile 0.1 arasında değişirken, bir numunede de 1.56 oranında amonyak tespit edildi.
SALİHLİ:
Biri kaynağından olmak üzere iki ayrı analiz yapıldı. İkisinde de 0.016 nitrit tespit
edildi.
ŞİFA:
Biri kaynağından olmak üzere iki ayrı analiz yapıldı. İkisinde de 0.017 ile 0.019 arasında Nitrit tespit edildi.
ÇINAR:
İki ayrı numunenin analizi yapıldı. kaynağından alınan numunede 0.06 nitrit bulunurken,
piyasada satılanda 0.282 oranında amonyak tespit edildi.
KIZILAY:
Biri kaynağından olmak üzere iki analizi yapıldı. İkisinde de aşırı oranda nitrit saptandı. Kaynağından alınan numunede 1.5, piyasadan alınan numunede ise 2.66 oranında nitrit tespit edildi.
KULA:
Biri kaynağından diğeri piyasadan alınan numuneler analiz edildi. Her ikisinde de 0.198 nitrit tespit edildi.
YILDIZ:
Sadece piyasadan anınan örneği analiz yapıldı. Bunda da 0.013 oranında nitrit tespit edildi.
ÇAMLIK:
Sadece kaynağından alınan numunesi test edildi.
Bunda da 0.5 nitrit bulundu.
KUZULUK:
Sadece kaynağından numune alındı. Bu numunede yapılan analizde de 0.06 oranında nitrit tespit edildi.
Mavi forum
Yeni yıla formda başlayın
Bir yıl daha bitti. Her yıl bitimi insanda tatlı bir telaş yaratır. Bu telaş içinde yeni yılın da palnları başlar. Birçoğumuz için birinci hedef; kilomuzu kontrol altında tutmak veya kilo vermek! Daha sonra da sağlıklı beslenmek, daha bakımlı olmak gelir.
Sizin de kendinize verdiğiniz sözler öncelikli olarak kilo vermek ve dengeli beslenmek üzerine ise bu yazı ilginizi çekecek demektir. İşte yeni yıla formda başlayabilmeniz için birkaç ipucu...
1. ipucu: Diyete başlama zamanıHepimizin sıkça yaptığı yanlışlardan birisi; diyete pazartesi günü veya ayın ilk günü başlama fikridir. Oysa ki diyete hazır olmak diyet yapmak kadar önemlidir. Bu nedenle lütfen diyete başlamadan önce kendi kendinize terapi uygulayın ve ne zaman kendinizi hazır hissederseniz o zaman diyete başlayın. İradeli olun, ilk 10 günün zor geçeceğini sakın unutmayın.
2. ipucu: İdeal kilonuzu belirleyin
Lütfen kulaktan dolma bilgileri, gazetelerde yer alan haftada 3 kilo, ayda 10 kilo gibi diyetleri kafanızdan atın. Verdiğiniz kiloları geri almamak için haftada 1 veya 1,5 kilodan fazla vermemelisiniz. Unutmayın, bu kiloları 1-2 ayda almadınız, bu nedenle 1-2 ayda vermeniz de doğru olmaz.
3. ipucu: Diyetinizi oluşturun
Diyetiniz beslenme alışkanlıklarınıza göre programlanmalıdır. Diyetiniz kilo verdirmenin ötesinde, ulaştığınız kiloyu korumanıza yardımcı olacak beslenme alışkanlıklarını da kazandırmalıdır. Bu nedenle diyetiniz, günlük yediğiniz yemeklerin dışında ananas, haşlanmış pırasa gibi yiyecekleri de içermelidir. Bunun için bir diyetisyenden yardım alın veya sitemizde yer alan formpuan sistemine ücretsiz üye olun ve kendi diyetinizi kendiniz hazırlayın. Ancak unutmayın, hatalı seçimlerinizde sistem sizi uyaracaktır. Bu sistemin benim takibim altında olduğunu da hemen hatırlatayım.
4- İpucu: Düzenli aralıklarla tartılın
Diyet yaparken moralinizi yüksek tutmak adına düzenli aralıklarla, örneğin 3 günde bir tartılın. Ancak unutmayın, mensturasyon dönemlerinde vücut su tutar ve bu nedenle vücut şişer. Bu günler 2-3 kilo fazla çıkabilirsiniz. Paniklemeyin. Mensturasyonunuz bittikten 2 gün sonra tekrar tartılın.
5- Son ipucu: Lütfen iradeli olun
Diyetinizi uygularken sıkıldığınız, pes etmek isteyeceğiniz günler olabilir. Bu durumda lütfen sakin olun, hedeflerinizi ve planlarınızı düşünün. Nefis bir pasta gördüğünüz ve iradenizin zayıfladığını hissettiğiniz anda hemen şunu düşünün; “Şimdiye kadar bu pastadan yedim de ne oldu? Yanınıza fazla kilolardan başka ne kaldı?”. Hemen ilgi alanınızı değiştirin.
İşte sağlıklı beslenmek için bir günde almanız gereken yiyecek gruplarını gösteren besin piramidi. Bu besin piramidinde de olduğu gibi bir gününüzü planlarken, diyetiniz bütün yiyecekleri ölçülü bir oranda içermelidir.
Mavi forum
Sizin de kendinize verdiğiniz sözler öncelikli olarak kilo vermek ve dengeli beslenmek üzerine ise bu yazı ilginizi çekecek demektir. İşte yeni yıla formda başlayabilmeniz için birkaç ipucu...
1. ipucu: Diyete başlama zamanıHepimizin sıkça yaptığı yanlışlardan birisi; diyete pazartesi günü veya ayın ilk günü başlama fikridir. Oysa ki diyete hazır olmak diyet yapmak kadar önemlidir. Bu nedenle lütfen diyete başlamadan önce kendi kendinize terapi uygulayın ve ne zaman kendinizi hazır hissederseniz o zaman diyete başlayın. İradeli olun, ilk 10 günün zor geçeceğini sakın unutmayın.
2. ipucu: İdeal kilonuzu belirleyin
Lütfen kulaktan dolma bilgileri, gazetelerde yer alan haftada 3 kilo, ayda 10 kilo gibi diyetleri kafanızdan atın. Verdiğiniz kiloları geri almamak için haftada 1 veya 1,5 kilodan fazla vermemelisiniz. Unutmayın, bu kiloları 1-2 ayda almadınız, bu nedenle 1-2 ayda vermeniz de doğru olmaz.
3. ipucu: Diyetinizi oluşturun
Diyetiniz beslenme alışkanlıklarınıza göre programlanmalıdır. Diyetiniz kilo verdirmenin ötesinde, ulaştığınız kiloyu korumanıza yardımcı olacak beslenme alışkanlıklarını da kazandırmalıdır. Bu nedenle diyetiniz, günlük yediğiniz yemeklerin dışında ananas, haşlanmış pırasa gibi yiyecekleri de içermelidir. Bunun için bir diyetisyenden yardım alın veya sitemizde yer alan formpuan sistemine ücretsiz üye olun ve kendi diyetinizi kendiniz hazırlayın. Ancak unutmayın, hatalı seçimlerinizde sistem sizi uyaracaktır. Bu sistemin benim takibim altında olduğunu da hemen hatırlatayım.
4- İpucu: Düzenli aralıklarla tartılın
Diyet yaparken moralinizi yüksek tutmak adına düzenli aralıklarla, örneğin 3 günde bir tartılın. Ancak unutmayın, mensturasyon dönemlerinde vücut su tutar ve bu nedenle vücut şişer. Bu günler 2-3 kilo fazla çıkabilirsiniz. Paniklemeyin. Mensturasyonunuz bittikten 2 gün sonra tekrar tartılın.
5- Son ipucu: Lütfen iradeli olun
Diyetinizi uygularken sıkıldığınız, pes etmek isteyeceğiniz günler olabilir. Bu durumda lütfen sakin olun, hedeflerinizi ve planlarınızı düşünün. Nefis bir pasta gördüğünüz ve iradenizin zayıfladığını hissettiğiniz anda hemen şunu düşünün; “Şimdiye kadar bu pastadan yedim de ne oldu? Yanınıza fazla kilolardan başka ne kaldı?”. Hemen ilgi alanınızı değiştirin.
İşte sağlıklı beslenmek için bir günde almanız gereken yiyecek gruplarını gösteren besin piramidi. Bu besin piramidinde de olduğu gibi bir gününüzü planlarken, diyetiniz bütün yiyecekleri ölçülü bir oranda içermelidir.
Mavi forum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)