30 Mayıs 2007 Çarşamba

Diyet yapmadan 30 kilo vermenin 30 yolu

Ev işleri yapın. Süpürmek, ütü yapmak, bulaşık yapmak gibi..

Özel yiyecekler yemeden, spor salonuna gitmeden ya da çok büyük çabalar sarf etmeden kilo vermek mümkün mü? Amerika'da çıkan, Diana Ironz imzasını taşıyan "Kolay güzellik sırları" adlı kitaba göre bu mümkün. İşte kilo vermenin basit fakat etkili 30 yolu:

1- Yemekten önce su içmeyi alışkanlık haline getirin: Bu size doygunluk hissi verir ve daha fazla yemek yemeğinizi engeller.

2- Porsiyonlarınızı yavaş yavaş küçültün.

3- Kendinize çok sevdiğiniz bir kıyafet alın ve onun içine girmeyi hedefleyin.

4- Japonya'daki Kyoto Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre yemeklerde kullanılan zencefil, arnavutbiberi ve biber yağların yüzde 25 daha hızlı yakılmasını sağlıyor.

5- Düzenli uyuyun. Amerika'daki Chicago Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre düzenli uyku uyuyan kadınların metabolizması yüzde 40 daha hızlı çalışıyor.

6- Alışverişe mümkün olduğunca yürüyerek gidin.

7- İçki içmeyi bırakın.

8- Karanlıkta oturmayın. Çünkü bilimadamlarına göre karanlık ortamlar insanları daha çok yemek yemeye teşvik ediyor.

9- Kahvaltıyı atlamayın. Böylelikle öğlen daha az acıkmış olursunuz.

10- Canınız tatlı istediğinizde daha az kalorili olanları tercih edin.

11- Mutsuz olduğunuz zaman sevdiğiniz bir şarkıyı dinleyin. Bu sizin yemeye yönelmenizi engeller.

12- Oturacak bir yer bulana kadar yemek yemeyin.

13- Yeşil çay için.

14- Yemek yerken televizyon izlemeyin ya da bilgisayar başında yemek yemeyin. Sadece yemeğe konsantre olun. Aksi takdirde ne yediğinizi ve doyduğunuzu anlamanız daha zor olur.

15- Günün 20 dakikasını mutlaka dışarıda geçirin.

16- Dışarıda salata yemeyeözen gösterin. Ancak sossuz!

17- Dişlerinizi fırçalayın. Çünkü dişinizi fırçaladıktan sonra hemen yemek yediğinizde aynı tadı vermez. Bu yöntem daha az yemenize yardımcı olur.

18- Porsiyonlarınızı mutlaka not edin. Ve hepsinin kalorisini hesaplayın.

19- Yemekle ilgili bir kötü alışkanlığınızı bırakın. Örneğin yatakta yemek ya da sürekli fast-food yemek gibi...

20- Bir anda zayıflamaya çalışıp kendinize zarar vermeyin.

21- Kırmızı ışıkta beklerken ya da inanılmaz bir trafik olduğunda diğer araçlardaki insanlarla kavga etmek yerine arabanın içinde dans edin. Nasıl mı? Belinizi çevirerek ya da karnınızı içine çekip bırakarak...

22- İpinizi büyüdünüz diye attıysanız hemen yeni bir tane daha edinin. Çünkü uzmanlara göre basit gibi görünen ip atlamak tüm vücudun çalışmasını sağlıyor.

23- Asansör değil merdivenleri kullanın.

24- Spor salonuna gidecek vaktiniz yoksa eşyaları evin içine dağıtın sonra onları yeniden toplayın. 10 dakika içinde 150 kalori verebilirsiniz.

25- Ev işleri yapın. Süpürmek, ütü yapmak, bulaşık yapmak gibi.

26- Egzersiz videoları alıp, evde çalışın.

27- Bahçeyle ilgilenin. Bir saat bahçe işleriyle uğraşarak 500 kalori yakabilirsiniz.

28- Merdivenleri ikişer ikişer çıkın. Bu kaslarınızın daha çok çalışmasını sağlar.

29- Arabanızı evinizden ve işyerinizden uzağa park edin. Bol bol yürüyün.

30- Yemekten sonra sakız çiğneyin. Çünkü yemek sonrası çiğnenen sakızların salgıladığı asit yemeklerin hazmını kolaylaştırır. Ancak yemek sırasında asitli şeyler içmekten uzak durun. Çünkü midenizin tembelleşmesine neden olur.

Mavi forum

Aİds'e Her Dakİka 1 Kurban...

BM Çocuk Fonu (UNICEF) Başkanı Ann Veneman, dünyada her dakikada bir çocuğun AIDS yüzünden hayatını kaybettiğini bildirdi.

New York'ta basın toplantısı düzenleyen Veneman, AIDS'ten en çok etkilenen ülkelerin bir kısmında ortalama ömrün 60'lardan 30'lara düştüğünü, bu ülkelerde 18 yaşına gelmenin artık orta yaş dönemine girmek anlamına geldiğini söyledi.



Dünyada 15 milyon çocuğun AIDS yüzünden ebeveynlerinden en az birini ya da her ikisini kaybettiğini tahmin ettiklerini ifade eden Veneman, yardıma ihtiyaç duyan bu çocuklar ve ebeveynlerinin ancak çok küçük bir kısmının bu yardımı alabildiklerini kaydetti.

UNICEF'in AIDS'le ilgili yeni girişimini tanıtan HIV/AIDS Bölümü Şefi Peter McDermott ise girişimin, AIDS'in anneden çocuğa geçmesini önlemeyi, pediatrik tedavi sağlamayı ve virüsten etkilenen öksüz çocuklara yardım etmeyi amaçladığını ifade etti.

Girişimin, acil yardıma ihtiyaç duymalarına rağmen, kadınlara verilen yüzde 10'luk hizmet oranını 2010 yılında yüzde 80'e çıkarmayı hedeflediğini kaydeden McDermott, doğuştan HIV virüsü taşıyan bebeklerdeki ölüm oranını ise yarı yarıya azaltmayı amaçladıklarını belirtti.

Her yıl 600 bin bebeğin HIV virüsüyle doğduğu ve bu bebeklerden 500 bininin 1 yaşına gelmeden hayatını kaybettiği bildiriliyor. McDermott, yılda 10 dolara mal olan basit Co-trimoxazole yöntemiyle bu bebeklerin yüzde 15'inin bir yaşından önce ölmesinin önüne geçilebileceğine işaret etti.

Önleyici tedbirler geliştirecek girişim aracılığıyla 4 ila 15 yaşındaki çocuklar arasında virüs kapma oranının yüzde 25'e düşürülmesinin ümit edildiği, girişimin 5 yıl içinde bu konuda yardıma ihtiyaç duyan çocukların yüzde 80'ine ulaşmayı amaçladığı da ifade edildi.

(AA)


Mavi forum

Koku almayanın anıları silinir

Koku almayanın anıları silinir

Her türlü koku, özel bir kodlamayla koku belleğinde arşivleniyor. İlk defa duyumsadığınız ve hafızanızda bilgileri bulunmayan bir koku da diğer kokulara benzetilerek yorumlanır Kokular, kendileriyle bağlantılı olarak geçmişte yaşanan bazı olayları da akla getiriyor. Koku, bir insanda güzel hisler uyandırırken bir başkasında hoşa gitmeyen duygular oluşturabilir

İnternational Hospital Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doçent Doktor Erhun Şerbetçi, kokuyla ilgili merak ettiğiniz soruları yanıtladı.

Koku ile hafıza birbirine bağlantılı mıdır?
Koku alma duyusu ile hafıza birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdır. Çevremizdeki kokuları yabancılık çekmeden tanımamızın nedeni bir koku hafızasına sahip olmamızdır. Her türlü koku, özel bir kodlamayla koku belleğinde arşivlenir. Bir kokuyla karşılaştığımız anda, bu arşive başvurularak koku tahlil edilir. İlk defa duyumsadığımız, hafızamızda bilgileri bulunmayan bir koku da diğer kokulara benzetilerek yorumlanır. Böyle bir belleğimiz olmasaydı, bir kokuyu tanımlamak imkansız hale gelecekti. Koku ile hafızanın ilişkisi bu kadarla da sınırlı kalmaz. Çünkü kokular, kendileriyle bağlantılı olarak geçmişte yaşanan bazı olayları da aklımıza getirirler. Yolda yürürken rastladığımız tanıdık bir parfüm kokusu, bize o parfümü kullanan arkadaşımızı hatırlatır. Bir yemek kokusu, seneler öncesine ait eski bir olayı zihnimizde canlandırabilir. Aynı koku bir insanda güzel hisler uyandırırken, bir başkasında hoşa gitmeyen duygular oluşturabilir.

ANILARI CANLANDIRIR
Beynimizdeki koku bilgi bankası nerede?
Kokulara ilişkin bilgilerin beyindeki 'hipokampus' ve 'amigdala' bölgelerinde toplandığı düşünülmektedir. Bu konuda yapılan araştırmaların ortaya koyduğu; koku belleğini görsel ve işitsel hafızadan ayıran önemli bir nokta vardır. Bir kokuyu algılamanızla birlikte birçok anınızın da canlanması işte bu nedenledir. Bu koku bir çiçekten, bir baharattan hatta bir insandan kaynaklanıyor olabilir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, her insanın kokusu, parmak izi gibi, tamamıyla kendine özgüdür. Sadece tek yumurta ikizleri bu duruma bir istisnadır.) Özel eğitimli köpekler suçluyu ararken, onun ten kokusunun izini sürerler; kişiye özel koku nedeniyle de suçluyu diğerlerinden ayırt edebilirler.

Koku almayanın hafızası silinir mi?
Bazı araştırmaların, koku alamayan insanların anılarının da silindiğini ortaya koymuştur. Her zaman farkında olunmasa bile, kokular insan hayatında önemli rol oynar. Bu duyunun yaşamsal önemi yoktur, ancak yaşam kalitesi yönünden büyük önem taşımaktadır. Tat ve koku alma duyuları birbirleriyle etkileşim içinde olduklarından, koku alma yetisini kaybeden biri, artık yemek yemekten zevk almaz. Koku almamaya neden olan durumlar erken tedavi edildiğinde, bu duyu geri dönebiliyor.

SİGARA İÇİMİNE DİKKAT!
Koku duyusu ile ilgili sorunlara çok ender mi rastlanır?
Hayır, aksine koku duyusu ile ilgili sorunlar sık görülür. Ancak çoğu hasta tam bir koku kaybı ile karşılaştığında bu duyusunun değerini anlar ve doktora başvurmaz.

Sigara içimi koku duyusunu etkiliyor mu?
Koku duyusunu olumsuz etkileyen sebepler arasında sigara içimi başta geliyor. Kokunun azalması günlük içilen sigara miktarı ile orantılı. Bu durum sigara bırakıldığında düzeliyor.

KİLİT-ANAHTAR İLİŞKİSİ
Burun tıkanıklığı koku alma duyusunu nasıl etkiliyor?
Burun tıkanıklığı içinde koku moleküllerinin bulunduğu hava geçişini engellediği için koku alma yeteneği de bozuluyor. Havanın sadece burundan geçmesi de yeterli değil, burun boşluğu tavanındaki ince mesafelerde bulunan koku bölgesinden de geçmesi gerekiyor. Bu da neden burnu çok tıkalı olmayanların koku kaybı olabileceğini açıklıyor. Yani sadece koku bölgesinin kapalı olduğu durumlarda da koku kaybı olabiliyor. Koku alma bir kilit anahtar ilişkisine benzetilebilir. Burundaki koku bölgesi alıcıları kilittir ve sadece kendisine uyan şekilde bir koku molekülü tarafından açılabilir.


Mavi forum

Check-up olun sürpriz yaşamayın



Check-up, gizli kalmış ve ileride ciddi boyutlara ulaşabilecek hastalıkları gün ışığına çıkararak, erken teşhiste önemli bir rol oynuyor. Ancak check-up kişinin cinsiyeti, yaşı ve sahip olduğu genetik faktörlere bağlı olarak sağlığı hakkında yeterli bilgi verebilecek kapsamda olmalı

Anadolu Sağlık Merkezi uzmanlarından Prof. Dr. Ayşen Yücel ve Dr. Sadi Vural, check-up hakkında merak edilen soruları yanıtlayıp, konuyla ilgili bilgiler verdi.

YILDA BİR KEZ CHECK-UP
Check-up yabancı bir kelime. Tam olarak tıp dilinde karşılığı nedir, sağlıklı insanların mı yaptırması gerekir? Sizce işe yarıyor?
Check-up ya da Türkçe karşılığı ile 'dönemsel sağlık taraması'; hiçbir şikayeti olmayan kişilerde, gizli biçimde varolabilecek bazı hastalıkları erken safhada saptamak amacıyla yapılan muayene ve tetkiklerdir. Check-up, herhangi bir şikayet olmaksızın belirli aralıklarla yapılabilir. Checkup sonucunda, kişide gizli kalmış ve ileride hastalığa yol açacak problemler saptanırsa, önleyici tedbirler alınabilir. Böylece hastalıkların ortaya çıkması önlenebilir veya erken teşhis ile hastalığın ilerlemesi engellenebilir.

İnsanlar, check-up'ta bir dizi hiç bilmedikleri testle karşılaşıyorlar. Bu testlerin hepsinin yapılması şart mı?
Check-up kişinin cinsiyetine, yaşına ve sahip olduğu genetik faktörlere bağlı olarak sağlığı hakkında tüm sistemlerle ilgili yeterli bilgi verebilecek kapsamda olmalı. Belirli şartlarda bazı tetkikler ön plana geçmeli. Bu kapsamın belirlenmesinde; kişinin ayırabileceği zaman ve ekonomik şartları göz önünde bulundurulmalı. Tıbbın ilerlemesiyle, bugün pek çok hastalık için etkin koruyucu önlemlerin ve tedavilerin varolduğu kanıtlanmıştır. Bunlar arasında; şeker, kolesterol, kroner kalp hastalığı, akciğer hastalıkları, alkol veya hepatit virüsüne bağlı karaciğer hastalıkları, meme, rahim ve rahim ağzı, kalın bağırsak, mesane ve prostat gibi sık görülen bazı kanserler, kansızlık türleri ve kemik erimesi sayılabilir. Ailede bu tür rahatsızlıkları olanlarda check-up'ın önemi daha da artmaktadır. Bu nedenle, yılda bir kez yaptıracağınız check-up ile sağlığınızdan emin olabilir, sürpriz gelişmeler yaşamazsınız.

ÖNCELİKLİ TETKİKLER
Basit check-up incelemelerinin içinde hangi tetkikler bulunmalı?
İyi bir dahiliye muayenesi, check-up'ın olmazsa olmazlarındandır. Ancak en basit bir check-up'ta bile EKG, akciğer röntgeni (iki yönlü), kan sayımı, açlık kan şekeri kreatinin gibi incelemeler yapılması gereklidir. Total kolestrol, iyi kolesterol, kötü kolesterol, trigliserit, tam idrar ve sedimantasyon incelemelerini de öneriyoruz.

KADINLAR İÇİN ÇOK ÖNEMLİ
40 yaş üstü kadın check-up'ını kimler yaptırmalı?
Ailesinde şeker, hipertansiyon, şişmanlık, jinekolojik hastalıklar, meme kanseri gibi kalıtımsal veya kronik hastalıklar bulunanlar ve rutin jinekolojik testlerini yaptırmayanlar.

40 yaş altı erkek check-up'ını kimler yaptırmalı?
Kendine vakit ayıramayanlar, ailesinde şeker, hipertansiyon, şişmanlık gibi kalıtımsal veya kronik hastalıklar bulunanlar.

Daha detaylı check-up programları kimlere yapılır ve neleri içerir?
Yoğun çalışanlar, ailesinde şeker, hipertansiyon, şişmanlık, prostat gibi kalıtımsal veya kronik hastalıklar bulunanlar ve sigara içenler.


Mavi forum

El ağrısı deyip geçmeyin

El ağrısı deyip geçmeyin

Eller, vücudumuzun en değerli organlarından. El sorunları, geç tanı ya da uygun olmayan tedaviler nedeniyle kişilerin yaşam kalitesini etkileyen çok ciddi sorunlara neden oluyor. Acıbadem Hastanesi El Cerrahisi Uzmanı Dr. Ufuk Nalbantoğlu, ellerle ilgili sorunların özellikle klavye kullanımı gibi elleriyle çalışanlar ve hamilelerde daha çok görüldüğünü belirtiyor.

'El sorunlarının başında tıp dilinde 'Karpal Tünel Sendromu' olarak bilinen sinir başı sendromu geliyor. Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülen bu hastalık baş parmak ve yanındaki üç parmağın duyusunu veren, başparmak fonksiyonlarını sağlayan 'median' siniri etkileyen bir sorun'

Dr. Nalbantoğlu hastalığı şöyle anlatıyor: 'Median sinirinin el bileğinde, parmakları hareket ettiren tendonlar ile birlikte içinden geçtiği 'Karpal Tünel'de baskıya uğraması sonucu bu hastalık gelişir.' Parmaklarda uyuşma, güç kaybı ve ön koldan omuza kadar yayılan ağrılar ile kendini gösteren bu hastalıkta genellikle geceleri uykudan uyandıran uyuşma ve ağrılar görülüyor. Önceleri hafif şiddette olan ve çok sık görülmeyen bu belirtiler, el ve bilek dinlendirildiğinde ortadan kaybolabiliyor. Ancak sinirin üzerindeki baskı arttıkça kişi bu belirtileri daha sık ve daha şiddetli hissedebiliyor.'

KALICI OLABİLİR

Gerekli önlem alınmadığında ise geri dönülmez sorunların ortaya çıkabileceğini söyleyen Dr. Nalbantoğlu 'Bu dönemde gerekli önlemler alınmazsa sinirde kalıcı hasar meydana gelir. Sonrasında el fonksiyonları ile duyusunun yeniden tam onarılması mümkün olmaz. Tedavi olarak başlangıçta tıbbi tedavi ve gece atelleri kullanılır. Yeterli iyileşme sağlanmayan durumlarda cerrahi yöntemler uygulanır. Cerrahi anlamda karpal tünel gevşetilmesi yapılarak sinir üzerindeki baskının ortadan kaldırılması sağlanır' diyor.

Karpal Tünel Sendromu el bileklerindeki tendonların şişmesi ve sık sık tekrarlanan hareketler sonucu bilek sinirine baskı yapması ile ortaya çıkan tıbbi bir durum olarak nitelendiriliyor. Karpal Tünel Sendromu'nun yanında el ağrısına neden olan diğer faktörler şöyle sıralanıyor: tendinitler, ganglion kistler (el ve bilekteki kistler) tendon iltihabı, sinir sıkışmaları, enfeksiyon ve artrit.

ILIK KOMPRES TEDAVİSİ

Klavye kullananları, örgü örenleri, bahçe işi ile uğraşanları ve hamileleri en çok tehdit eden el sorunu ise tendinitler. Dr. Nalbantoğlu baş parmak dahil her parmakta görülebilen bu problemi şöyle anlatıyor: 'Parmakları hareket ettiren kirişlerin yüzeyleri çok düzgün kılıflarla çevrilidir. Bu kirişler çeşitli tünellerden geçerler. Tetik parmak probleminde kılıfların girişi daralır, kirişler kalınlaşır ve kendilerini saran kılıflara sığmazlar. Özellikle hamilelik sonrasında görülür. Avuç içinde hassasiyet, parmak büküldüğünde takılma ve kilitlenme tendinitlerin başlıca belirtileri olarak kabul ediliyor.' Dr. Nalbantoğlu, uzun süreli takılmalarda parmak hareketlerinde kısıtlılık ve hareket kaybı görüldüğünü belirtiyor. Tedavide öncelikle ılık kompres ve ağrı kesiciler kullanılıyor. Ödem oluştuğunda enjeksiyon yapılıyor. Dr. Nalbantoğlu bu tedavilerin yeterli olmadığı durumlarda cerrahi müdahale yapıldığını söylüyor. Ancak bu operasyon korkulacak bir ameliyat değil. Operasyon sonrası hasta aynı gün elini kullanabiliyor. Sadece gerekli görülen hastalara fizik tedavi uygulanıyor.

Elde kist de oluşuyor

El bileğini fazla kullanan kişilerde görülen bir diğer sorun ise ganglion kistler. El ve bilekte, kiriş kılıflarının neden olduğu, eklem sıvısıyla dolu kistik oluşumlara sık olarak rastlanıyor. El ve bileğin hemen her bölgesinde görülen bu kistlerin aniden ya da yıllar içinde oluşabileceğini söyleyen Dr. Nalbantoğlu şunları söylüyor: 'Nadiren ağrılı olan bu kitleler kötü huylu değildir. Çoğunlukla hiçbir neden olmaksızın gelişirler. Şikayetlerin derecesine göre tıbbi ya da cerrahi tedavi uygulanır.'

Tenis, golf gibi sporlarla uğraşanların yanı sıra, endüstriyel alanda çalışanlarda da bu tip iltihaplanmalar sıkça görülüyor.

Dr. Ufuk Nalbantoğlu 'Dirseğin iç ve dış kenarında bulunan kemik çıkıntılarına yapışan kasların yapışma inflamasyonlarıdır' diyerek hastalığı tanımlıyor ve ekliyor: 'Hastalık teşhis edildiğinde öncelikle streching tavsiye ediliyor. Bileklik ve ilaç kullanımının yanı sıra fizik tedavi de uygulanıyor.'

Nasıl önlem alınır?

Burkulma, zorlanma, tendon iltihabı ve karpal tünel sendromu varsa aslında kendi başınıza alabileceğiniz basit önlemler var. Öncelikle sürekli tekrarlamaya dayanan hareketlerden kaçınmanız gerekiyor. Klavye kullanırken kol ve bileklerinizi uygun şekilde destekleyin ve arada mola vermeye dikkat edin. Ayrıca uzmanlar çalışma öncesi ve sonrasında ısınma ve soğumayı da dikkate alarak egzersiz yapmanızı tavsiye ediyorlar.

Elde oluşan sorunlar


Karpal Tünel Sendromu


Gangilon Kistler


Tendinitler


Tenisçi-Golfçü Dirseği

Belirtileri


Gece uyuşmaları, parmaklarda uyuşma, güç kaybı ve ön koldan omuza kadar yayılan ağrılar.


El ve bilekte kist.


Avuç içinde hassasiyet, parmak büküldüğünde takılma ve kilitlenme


El ve bilekte ağrı

Tedavisi

Tıbbi tedavi ve gece atelleri kullanılır. Yeterli iyileşme sağlanmayan durumlarda cerrahi yöntemler uygulanır.

Tıbbi ya da cerrahi tedavi (artroskopik cerrahi)

Ilık kompres ve ağrı kesiciler kullanılıyor. Ödem oluştuğunda enjeksiyon yapılıyor. Yeterli olmazsa cerrahi müdahale uygulanır.

Streching, bileklik ve ilaç kullanımı, fizik tedavi; rahatlamayan durumlarda cerrahi tedavi

Mavi forum

Kİmler ŞİŞman Sinifina Gİrİyor?

Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, şişmanlığı saptamak için çeşitli yöntemler kullanıldığı belirtilerek, en çok kullanılan yöntemin, beden kitle indeksine (BKİ) göre yapılan değerlendirme olduğu kaydedildi. Beden kitle indeksi hesaplaması ile ilgili bilgilerin de yer aldığı açıklamada, "Örneğin; 1.70 m boyunda ve 75 kilogram ağırlığında olan bir kişinin BKİ hesaplanırken; kişinin boyu olan 1.70, kendisiyle çarpılır. Yapılacak işlem; '1.70x1.70'dir. Çıkan bu sonuç bir yere yazılır ve kişinin ağırlığı, çıkan bu sonuca bölünür. Bu işlem sonucu elde edilen rakam kişinin beden kitle indeksidir. Örnekteki kişi için, '1.70x1.70', 2.89 olarak belirlenir. Kişinin kilosu olan 75 rakamı, 2.89'a bölündüğünde ise 26 rakamına ulaşılır. Bu örnekteki kişinin BKİ 26'dır. Beden kitle indeksi; 18.5.'ın altı zayıf, 18.5-25 arası normal, 25-30 arası hafif şişman ve 30'un üzeri ise şişman olarak kabul edilmektedir. Her ne kadar yaş ilerledikçe BKİ değeri kısmen artsa da bu değer 29'un üzerine çıkmamalıdır" denildi.

Mavi forum

Ramazan sonrası tansiyona dikkat

Ramazan sonrası tansiyona dikkat

Beslenme uzmanları, Ramazan'ın ardından yağ oranı ve kalorisi yüksek gıdaların fazla tüketilmesinin, mide ve bağırsak sistemi rahatsızlıklarına ve tansiyon yükselmesine yol açabileceği konusunda uyardı. Memorial Hastanesi beslenme ve diyet uzmanı Seçil Kenar, günlük öğün sayısının bir anda ikinin üzerine çıkmasının, metabolizmanın 1 ay boyunca alıştığı düzeni bozduğunu söyledi. Sağlığı korumak için, öğün düzeni 3 ana, 3 ara olacak şekilde ayarlanıp ara öğünlerde meyve, süt, yoğurt gibi besinlerin tüketilmeli. Öğle ve akşam yemekleri de küçük porsiyonlarda, yağ miktarları düşük, kan şekerini hızla yükseltmeyecek besinlerden oluşması gerekiyor. Çay ve kahve yerine yeşil çay, rezene, adaçayı, ıhlamur, ayran, komposto gibi içecekler tercih edilmeli.

Mavi forum