Avustralya'da yaşayan Türk doktor Derya Unutmaz, kurbağaların terinden elde ettiği ilaçla AIDS'e neden olan HIV virüsünü yok etti. Dünya Türk doktorun mucize buluşunu konuşuyor.
AIDS'e Türk tokadı
Avustralya'da yaşayan Türk doktor, kurbağanın terinden ilaç yaparak AIDS virüsünü yok etmeyi başardı. Müthiş buluşla, çağın vebası tarihe karışacak!.
Türk doktorlar, adlarını tıp tarihine altın harflerle yazdırmaya devam ediyor. Doç. Dr. Derya Unutmaz da, bu müthiş Türkler'den biri.
Mikrobiyoloji konusunda çalışmalarını yürüten Avustralya'nın Vanderbilt Üniversitesi öğretim görevlilerinden Doç. Dr. Derya Unutmaz, aynı üniversitede görevli 2 bilimadamıyla birlikte kurbağalar üzerinde araştırmalarını yoğunlaştırdı. Türk doktorun araştırmasında, kurbağaların terlemeleri sırasında çok özel antibakteriyel peptidlerin (protein benzeri küçük moleküller) de salgılandığı ortaya çıktı. Bu terin içindeki kimyasal maddelerin AIDS hastalığına sebep olan HIV virüsünü yok edecek kadar güçlü olduğu belirlendi.
TAMAMEN YOK EDİYOR
Avustralya gazeteleri olayı, "HIV'e karşı savaşta çok güçlü yeni bir silah" diye manşetten verdi. Bu buluş, maymunlarda da denendikten sonra özellikle vajinada kullanılacak HIV öldürücü kremlerin yapılması planlanıyor. Her yıl dünyada 4 milyon kişinin HIV virüsüyle karşı karşıya geldiğini belirten Unutmaz, "Kurbağa teriyle yapılan deneylerde yüzde 99 oranında başarı elde ettik" diyerek müjdeli haberi verdi.
Mavi forum
30 Mayıs 2007 Çarşamba
Topuk dikeni nedir? Tedavisi nasıldır?
Tipik topuk ağrısı sabah kalkınca veya uzun süre oturma sonrası ilk basışta ortaya çıkar ve biraz yürüyünce azalır, gün içinde yorgunlukla yeniden artar. İleri durumlarda yürüme çok zor olabilir. Topuk ağrısı genel bir deyimdir ve hastalığın nedenini belirtmez.
Anatomi
Topuk bölgesinde ağrıya yolaçabilecek değişik yapılar vardır ve bunların hepsi topuk ağrısından sorumlu tutulmuşlardır. Tüm bu yapılar tek başlarına veya beraber ağrıya yol açabilirler. Topuğun yere basan kısmında özel bir yağ dokusu vardır ve yük taşımak için bölmeler halinde dizilmiştir. Zamanla bu yağ dokusu aşınabilir ve yük taşıma özelliğini kaybederek ağrılı hale gelebilir.
Topuk kemiğinden (kalkaneus) başlayıp ayağın önüne kadar uzanan bir bağ dokusu olan plantar fasya ayağın kavsini oluşturmakta önemli bir görev üstlenir. Bu dokuda oluşan ufak yırtıklar topuk ağrısı nedenidir. Aslında röntgen filmlerinde topuk kemiğinin altında görülen ve topuk dikeni de denilen kemik çıkıntı bu bağ dokusunun yapışma yeridir. Ancak genellikle bu kemik çıkıntının ağrı ile bir ilgisi yoktur.
Ayak bileğinden geçen sinirler topuğa doğru ince dallar gönderir. Bu ince sinir liflerinin dokular arasında sıkışması topuk ağrısının nedeni olabilir.
Sebepler
Topuk ağrısının gerçek nedeni yukarıda sayılan sebepler olabilir. Fazla kilolu ve kösele tabanlı ayakkabı giyen insanlarda daha sık görülür. Topuk ağrısı bazı romatizmal hastalıkların ilk belirtisi olabilir. Yine topuk kemiğinin stres kırıkları ağrıya yol açabilir.
Tanı
Tanı öykü ve muayene ile konabilir. Röntgen filmleri romatizmal testler ve gerekirse sinir iletim testleri ayırıcı tanıda yardımcıdır.
Tedavi
Topuk ağrısının tedavisinde birkaç modalite bir arada uygulanmalıdır. Tedavi genellikle uzun sürer ve sabırlı olamak gerekir.
Ayakkabı seçerken yumuşak tabanlı, topuk kısmı darbe emen ayakabılar giymek ağrıyı azaltır. Yürüyüş ve koşu ayakkabıları bu amaç için idealdir. Diğer ayakkabıların topuk kısmına ise silikon veya başka malzemelerden yapılmış destekler konması faydalıdır. Bu desteklerin orta kısmının delik olması gerekli değildir. Ağrı plantar fasyanın ön kısmına doğru yayılıyorsa ayak kavsini destekleyecek destekler kullanılabilir. Hasta günün büyük kısmını evde geçiriyorsa topuk desteklerinin terliğe yapışabilen çeşitleri kullanılmalı veya terliğin astarı kaldırılarak destek altına yerleştirilmelidir.
Ayak tabanını esnetecek egzersizler sabah ilk kalkışta yapılmalı ve gün içinde birkaç kez tekrarlanmalıdır. Ayak tabanını gece boyunca gergin tutabilmek için gece cihazları kullanılabilir. Ağrı kesiciler de tedaviye eklenebilir. Ayrıca ağrılı bölgeye hergün birkaç dakika yapılacak friksiyon masajı da etkili olabilir.
Tüm bu önlemlerle ağrı düzelmezse topuğa kortizon enjekte edilebilir. Kortizon ağrıyı gidermekte oldukça etkili olmakla birlikte topuk yağ yastığında bozulmaya yol açması riski vardır. Yine dirençli topuk ağrılarında böbrek taşı kırmakta kullanılan ESWL cihazı ve manyetik inervasyon cihazları da etkili olmaktadır.
Tüm bu yöntemlerle düzelmeyen ağrılarda cerrahi uygulanabilir. Cerrahide plantar fasyanın kesilmesi, alttaki kemik çıkıntının çıkarılması veya sinirlerin gevşetilmesi için değişik yöntemler vardır.
Mavi forum
Grip aşısı hakkında 30 soru ve yanıtı
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, grip aşısı hakkında merak edilenlerimynet okurları için yanıtladı.
1. Grip aşısı nasıl hazırlanır?
Grip aşısı, her yıl bir önceki mevsim en çok rastlanan grip virüslerinin türlerine göre yeniden hazırlanır. Bu amaçla, 80 ülkedeki 110 laboratuardan elde edilen bilgiler, Dünya Sağlık Örgütü'nde toplanarak her yıl dünyada en çok hastalık yapmış olan ikisi A ve biri B olmak üzere üç değişik virüs grubu belirlenir.
Mesela, bu yıl tüm dünyada uygulanmakta olan grip aşılarında, A tipi virüslerden H1N1 benzeri Yeni Kaledonya ve H3N2 benzeri Kaliforniya virüsleri ile B tipi Şanghay benzeri virüsler bulunmaktadır.
2. Aşı ne zaman yaptırılmalıdır?
Grip aşısı, grip salgınları başlamadan önce yaptırılmalıdır. Bunun için ideal dönem ekim-kasım-aralık aylarıdır.
3. Aşının etkisi ne zaman başlar?
Grip aşısının etkisi yapıldıktan 2-3 hafta sonra ortaya çıkar. Bu nedenle grip aşısının bir grip salgınından en az 2 hafta önce yapılmış olması gerekir.
4. Koruyuculuk ne kadar sürer?
Aşının koruyuculuğu, genellikle 6-12 ay kadardır.
5. Kimlere aşı yapılması sakıncalıdır?
Grip aşısı ateşli bir hastalığı veya akut bir enfeksiyon tablosunda olan hastalara yapılmamalıdır. Yumurtaya, tavuk proteinlerine, neomisine, formaldehite ve oktoksinole alerjisi olanlara da yapılması sakıncalıdır.
6. Gebeler aşı olabilir mi?
Gebeliğin ilk üç ayı içinde yapılmamalıdır. Grip nedeniyle yüksek risk altında olan gebelere ilk üç aydan sonra grip aşısı yapılabilir.
7. Süt veren anneler aşı olabilir mi?
Annenin süt vermesinin grip aşısı bakımından bir sakıncası yoktur.
8. Grip aşısının sık görülen lokal yan etkileri nelerdir?
Grip aşısı uygulanan yerde ağrı, şişlik, kızarma, morarma ve sertleşme gibi lokal reaksiyonlar görülebilir.
9.Grip aşısının sık görülen genel yan etkileri var mıdır?
Grip aşısının genel yan etkilerinin başlıcaları, ateş, kırgınlık, titreme, yorgunluk, baş, eklem ve kas ağrıları ile terlemedir.
10. Yan etkiler önemli midir?
Grip aşısının yukarda belirtilen lokal ve genel yan etkileri önemli değildir, 1-2 gün içinde kendiliğinden düzelir.Tedavi edilmeleri gerekmez.
11. Grip aşısı deri döküntülerine yol açar mı?
Grip aşısı olanların bazılarında seyrek olarak kaşıntı, kabartı ve kızarıklıklar görülebilir.
12. Grip aşısı anaflaksiye neden olabilir mi?
Grip aşısı çok seyrek olarak alerji komasına yani anaflaksiye de neden olabilir.
13. grip aşısının diğer önemli yan etkileri nelerdir?
Grip aşısı yapılanlarda çok ender olmakla beraber, nevralji (sinir ağrısı), uyuşmalar, havale nöbetleri, beyin iltihabı gibi nörolojik belirtiler olabileceği bildirilmiştir.
14. Başka aşılarla beraber yapılabilir mi?
Grip aşısı farklı yerlere enjekte edilmek şartıyla diğer aşılarla aynı zamanda da yapılabilir.
15. Aşı nereye yapılmalıdır?
Aşı kas içine veya deri altına derin olarak yapılabilir. Erişkinlerde kol kası, küçük çocuklarda bacak kası uygun yerlerdir. Aşı asla damar içine verilmemelidir.
16. Aşı yapılırken nelere dikkat edilmelidir?
Aşı yapılmadan önce oda sıcaklığına getirilmeli ve yapılmadan önce iyice çalkalanmalıdır.
17. Küçük çocuklar da aşı olabilir mi?
Grip aşısı 6 aylıktan büyük çocuklara yapılabilir.
18. Aşının dozu nasıldır?
Grip aşısı erişkinlere ve 3 yaşından büyüklere tek doz olarak 0.5 ml yapılır. 6 aylıktan 36 aylığa kadar olan çocuklara yarım doz aşı (0.25 ml) yapılır. İlk defa aşı yapılacak olan 8 yaşından küçük çocuklara 4 hafta sonra ikinci bir doz aşı yapılmalıdır.
19. Kimler mutlaka aşı olmalıdır?
Risk altındaki kişilerin ve topluma giren ve gribe yakalanmak istemeyen herkesin grip aşısı olması gerekir. Ayrıca, doktor, hemşire gibi sağlık personeli ile huzurevlerinde çalışanlar da grip aşısı olmalıdırlar.
20. Kimler risk altındadır?
65 yaşından yaşlı olanlar, huzur evlerinde yaşayanlar, kronik kalp, akciğer, böbrek ve şeker hastalığı olanlarda gribin riski daha yüksektir.
21. Grip aşısı ne kadar etkilidir?
Grip aşısının etkinliği, aşı içinde bulunan virüs tipleri ile salgına neden olan virüs tipleri arasındaki uygunluğa göre değişir. Grip aşısı ideal şartlarda %70-80 oranında koruma sağlar.
22. Grip aşısının etkinliği yaşa göre değişir mi?
Aşı yapılan kişinin yaşı önemlidir, aşının koruyuculuğu gençlerde yaşlılara göre daha fazladır.
23. Grip aşısının yaşlılardaki etkisi nasıldır?
Aşının yaşlılarda grip nedeniyle hastaneye yatışları %50, zatürree riskini %60 ve ölüm riskini de %70 oranında azalttığı bilinmektedir.
24. Grip aşısı alışkanlık yapar mı?
Grip aşısı alışkanlık yapmaz, aşının her yıl tekrarlanmasının nedeni koruyuculuğunu artırmak içindir.
25. Grip aşısı kuş gribine karşı da etkili midir?
Halen piyasada satılmakta olan grip aşısının kuş gribine karşı hiçbir koruyuculuğu yoktur.
26. Kortizon grip aşısını etkiler mi?
Kortizon ve bağışıklığı etkileyen ilaç (immunsüpresif) kullananlarda aşının etkinliği daha düşüktür.
27. Piyasada satılan çeşitli markalar arasında fark var mıdır?
Grip aşıları arasında fark yoktur. Piyasada satılan tüm aşılarda bulunan virüsler Dünya Sağlık Örgütü'nün belirlediği virüslerdir.
28. Kanserli hastalar grip aşısı olabilirler mi?
Kanserli hastalar da grip aşısı olabilirler.
29. Grip aşısı gribe neden olur mu?
Grip aşısı gribe neden olmaz, çünkü aşıda virüsün kendisi değil onun antijenleri vardır. Aşı olduktan sonra ateş çıkması enfeksiyona değil, bağışıklık sisteminin tepkisine bağlıdır.
30. Bu grip aşısı olan gelecek sene aşı olmazsa ne olur?
Grip aşısı her yıl olunmalıdır, çünkü aşı içindeki virüs türleri yıldan yıla farklıdır. Bir yıl aşı olup gelecek sezon aşı olmayanlarda grip riski yüksektir.
Mavi forum
1. Grip aşısı nasıl hazırlanır?
Grip aşısı, her yıl bir önceki mevsim en çok rastlanan grip virüslerinin türlerine göre yeniden hazırlanır. Bu amaçla, 80 ülkedeki 110 laboratuardan elde edilen bilgiler, Dünya Sağlık Örgütü'nde toplanarak her yıl dünyada en çok hastalık yapmış olan ikisi A ve biri B olmak üzere üç değişik virüs grubu belirlenir.
Mesela, bu yıl tüm dünyada uygulanmakta olan grip aşılarında, A tipi virüslerden H1N1 benzeri Yeni Kaledonya ve H3N2 benzeri Kaliforniya virüsleri ile B tipi Şanghay benzeri virüsler bulunmaktadır.
2. Aşı ne zaman yaptırılmalıdır?
Grip aşısı, grip salgınları başlamadan önce yaptırılmalıdır. Bunun için ideal dönem ekim-kasım-aralık aylarıdır.
3. Aşının etkisi ne zaman başlar?
Grip aşısının etkisi yapıldıktan 2-3 hafta sonra ortaya çıkar. Bu nedenle grip aşısının bir grip salgınından en az 2 hafta önce yapılmış olması gerekir.
4. Koruyuculuk ne kadar sürer?
Aşının koruyuculuğu, genellikle 6-12 ay kadardır.
5. Kimlere aşı yapılması sakıncalıdır?
Grip aşısı ateşli bir hastalığı veya akut bir enfeksiyon tablosunda olan hastalara yapılmamalıdır. Yumurtaya, tavuk proteinlerine, neomisine, formaldehite ve oktoksinole alerjisi olanlara da yapılması sakıncalıdır.
6. Gebeler aşı olabilir mi?
Gebeliğin ilk üç ayı içinde yapılmamalıdır. Grip nedeniyle yüksek risk altında olan gebelere ilk üç aydan sonra grip aşısı yapılabilir.
7. Süt veren anneler aşı olabilir mi?
Annenin süt vermesinin grip aşısı bakımından bir sakıncası yoktur.
8. Grip aşısının sık görülen lokal yan etkileri nelerdir?
Grip aşısı uygulanan yerde ağrı, şişlik, kızarma, morarma ve sertleşme gibi lokal reaksiyonlar görülebilir.
9.Grip aşısının sık görülen genel yan etkileri var mıdır?
Grip aşısının genel yan etkilerinin başlıcaları, ateş, kırgınlık, titreme, yorgunluk, baş, eklem ve kas ağrıları ile terlemedir.
10. Yan etkiler önemli midir?
Grip aşısının yukarda belirtilen lokal ve genel yan etkileri önemli değildir, 1-2 gün içinde kendiliğinden düzelir.Tedavi edilmeleri gerekmez.
11. Grip aşısı deri döküntülerine yol açar mı?
Grip aşısı olanların bazılarında seyrek olarak kaşıntı, kabartı ve kızarıklıklar görülebilir.
12. Grip aşısı anaflaksiye neden olabilir mi?
Grip aşısı çok seyrek olarak alerji komasına yani anaflaksiye de neden olabilir.
13. grip aşısının diğer önemli yan etkileri nelerdir?
Grip aşısı yapılanlarda çok ender olmakla beraber, nevralji (sinir ağrısı), uyuşmalar, havale nöbetleri, beyin iltihabı gibi nörolojik belirtiler olabileceği bildirilmiştir.
14. Başka aşılarla beraber yapılabilir mi?
Grip aşısı farklı yerlere enjekte edilmek şartıyla diğer aşılarla aynı zamanda da yapılabilir.
15. Aşı nereye yapılmalıdır?
Aşı kas içine veya deri altına derin olarak yapılabilir. Erişkinlerde kol kası, küçük çocuklarda bacak kası uygun yerlerdir. Aşı asla damar içine verilmemelidir.
16. Aşı yapılırken nelere dikkat edilmelidir?
Aşı yapılmadan önce oda sıcaklığına getirilmeli ve yapılmadan önce iyice çalkalanmalıdır.
17. Küçük çocuklar da aşı olabilir mi?
Grip aşısı 6 aylıktan büyük çocuklara yapılabilir.
18. Aşının dozu nasıldır?
Grip aşısı erişkinlere ve 3 yaşından büyüklere tek doz olarak 0.5 ml yapılır. 6 aylıktan 36 aylığa kadar olan çocuklara yarım doz aşı (0.25 ml) yapılır. İlk defa aşı yapılacak olan 8 yaşından küçük çocuklara 4 hafta sonra ikinci bir doz aşı yapılmalıdır.
19. Kimler mutlaka aşı olmalıdır?
Risk altındaki kişilerin ve topluma giren ve gribe yakalanmak istemeyen herkesin grip aşısı olması gerekir. Ayrıca, doktor, hemşire gibi sağlık personeli ile huzurevlerinde çalışanlar da grip aşısı olmalıdırlar.
20. Kimler risk altındadır?
65 yaşından yaşlı olanlar, huzur evlerinde yaşayanlar, kronik kalp, akciğer, böbrek ve şeker hastalığı olanlarda gribin riski daha yüksektir.
21. Grip aşısı ne kadar etkilidir?
Grip aşısının etkinliği, aşı içinde bulunan virüs tipleri ile salgına neden olan virüs tipleri arasındaki uygunluğa göre değişir. Grip aşısı ideal şartlarda %70-80 oranında koruma sağlar.
22. Grip aşısının etkinliği yaşa göre değişir mi?
Aşı yapılan kişinin yaşı önemlidir, aşının koruyuculuğu gençlerde yaşlılara göre daha fazladır.
23. Grip aşısının yaşlılardaki etkisi nasıldır?
Aşının yaşlılarda grip nedeniyle hastaneye yatışları %50, zatürree riskini %60 ve ölüm riskini de %70 oranında azalttığı bilinmektedir.
24. Grip aşısı alışkanlık yapar mı?
Grip aşısı alışkanlık yapmaz, aşının her yıl tekrarlanmasının nedeni koruyuculuğunu artırmak içindir.
25. Grip aşısı kuş gribine karşı da etkili midir?
Halen piyasada satılmakta olan grip aşısının kuş gribine karşı hiçbir koruyuculuğu yoktur.
26. Kortizon grip aşısını etkiler mi?
Kortizon ve bağışıklığı etkileyen ilaç (immunsüpresif) kullananlarda aşının etkinliği daha düşüktür.
27. Piyasada satılan çeşitli markalar arasında fark var mıdır?
Grip aşıları arasında fark yoktur. Piyasada satılan tüm aşılarda bulunan virüsler Dünya Sağlık Örgütü'nün belirlediği virüslerdir.
28. Kanserli hastalar grip aşısı olabilirler mi?
Kanserli hastalar da grip aşısı olabilirler.
29. Grip aşısı gribe neden olur mu?
Grip aşısı gribe neden olmaz, çünkü aşıda virüsün kendisi değil onun antijenleri vardır. Aşı olduktan sonra ateş çıkması enfeksiyona değil, bağışıklık sisteminin tepkisine bağlıdır.
30. Bu grip aşısı olan gelecek sene aşı olmazsa ne olur?
Grip aşısı her yıl olunmalıdır, çünkü aşı içindeki virüs türleri yıldan yıla farklıdır. Bir yıl aşı olup gelecek sezon aşı olmayanlarda grip riski yüksektir.
Mavi forum
Kalbinizle dost gıdalar yiyin
Bazı gıdaların damarları temizleyerek kandaki kolesterol oranını azalttığını belirten uzmanlar, "Kan basıncını düşüren bu gıdalar, birbirinden yararlı özellikleriyle kalbe dost oluyor. Bu gıdaların dengeli tüketimi kalp sağlığı için yeterli değil. Sağlıklı bir kalp için en önemli şartın düzenli egzersiz ve spor yapmak olduğunu unutmayın" diyor.
İHA muhabirinin www.diyetuzmanı.com sitesinden derlediği bilgilere göre, çocuk yaşta başlayan beslenme alışkanlıkları ileriki yaşlar için hayati önem taşıyor.
İşte kalbe dost gıdalar:
Fındık:
Fındık yağ içerir ama bu yağ kolesterol oranını düşüren mono doymamış yağdır. Ayrıca fındıkta damarları koruyan E vitamini bol miktarda bulunur. Çinko, lif ve magnezyum da bulunur. Bir avuç fındığa kuru üzüm katıp gün boyunca atıştırın. Sağlığınızı korumuş olacaksınız.
Zeytinyağı: Doymuş yağlar yerine zeytinyağı kullanırsanız, kanınızdaki kolesterol miktarı azalır ve kan basıncınız düzene girer. İspanya'da yapılan deneyler, son derece yararlı olduğunu kanıtladı.
Pirinç:
Pirincin kolesterol ile savaştığı biliniyor. Ayrıca pirinç bol miktarda E vitamini ve B vitamini içerir.
Domates:
Domatesin kırmızı renk almasını sağlayan likopen isimli bileşim, damarlarda kolesterolün birikmesini önler. Özellikle domates salçası, kolesterole karşı iyi bir silah.
Elma:
Günde bir elma yerseniz, kalp hastalıklarında korkmanıza gerek kalmaz. Elmada bulunan ve pectin adı verilen lif kendini kolesterole bağlar. Böylece kolesterolün damarlardan geçmesini önler. Elma düzenli olarak yenirse, kalp hastalığına yakalanma tehlikesi azalır. Bu meyvenin içerdiği vitaminler de cabası.
Soğan:
Soğan ve sarımsak kalbinizin sağlığı için canla başla savaşan yiyeceklerdir. Soğanın içerdiği maddeler, kolesterolün oksitlenip damarların duvarlarına zarar vermesini engelliyor.
Tane Fasulye:
Kuru, tane fasulye türlerinin harika besinler oldukları kesin. Her gün 1-1/2 fincan kuru fasulye yerseniz, kısa sürede kanınızdaki kolesterol miktarı azalır. Ayrıca kuru fasulye kolesterol gibi damarları tıkayan başka maddelerin birikmelerini önler.
Ispanak:
Ispanak demir içermese de kalp hastalıklarına ve yüksek tansiyona karşı birebirdir. Kolesterolün damarlara yerleşmesini önler. Ayrıca ıspanak, magnezyum ve potasyum gibi mineralleri içerir, kan basıncını düşürür.
Sarımsak:
Sarımsak, kandaki kolesterol oranını düşürür. Kan pıhtılarının damarları tıkamasını engeller. Araştırmacılara göre, her gün bir diş sarımsak kalbi korumak için yeterli.
Greyfurt
: Narenciye türündeki bu yararlı meyve 80 kalori içerir. Aynı zamanda bir C vitamini deposudur. Ayrıca içi pembe olan greyfurda renk veren madde damarları kolesterolün tahribatından koruyan bir antioksidandır.
Yulaf:
Yulaf ve yulaf gevreği, kolesterolün bir numaralı düşmanlarıdır. Yulaftaki lif kendini kolesterole bağlar ve kolesterolü vücut sisteminden dışarı çıkarır. Günde 1-1/2 fincan yulaf yerseniz kanınızdaki kolesterol miktarı yüzde 20 oranında azalır.
Çay:
Eskiden kalp hastalarının çay içmeleri yasaklanırdı. Günümüzde ise çayın kalp için son derece yararlı olduğu iddia ediliyor. Çayın içerdiği bir madde damarların çeperlerindeki kolesterolün birikmesini önler, ayrıca kan pıhtılarının damarları tıkama ihtimali azalır.
Mavi forum
İHA muhabirinin www.diyetuzmanı.com sitesinden derlediği bilgilere göre, çocuk yaşta başlayan beslenme alışkanlıkları ileriki yaşlar için hayati önem taşıyor.
İşte kalbe dost gıdalar:
Fındık:
Fındık yağ içerir ama bu yağ kolesterol oranını düşüren mono doymamış yağdır. Ayrıca fındıkta damarları koruyan E vitamini bol miktarda bulunur. Çinko, lif ve magnezyum da bulunur. Bir avuç fındığa kuru üzüm katıp gün boyunca atıştırın. Sağlığınızı korumuş olacaksınız.
Zeytinyağı: Doymuş yağlar yerine zeytinyağı kullanırsanız, kanınızdaki kolesterol miktarı azalır ve kan basıncınız düzene girer. İspanya'da yapılan deneyler, son derece yararlı olduğunu kanıtladı.
Pirinç:
Pirincin kolesterol ile savaştığı biliniyor. Ayrıca pirinç bol miktarda E vitamini ve B vitamini içerir.
Domates:
Domatesin kırmızı renk almasını sağlayan likopen isimli bileşim, damarlarda kolesterolün birikmesini önler. Özellikle domates salçası, kolesterole karşı iyi bir silah.
Elma:
Günde bir elma yerseniz, kalp hastalıklarında korkmanıza gerek kalmaz. Elmada bulunan ve pectin adı verilen lif kendini kolesterole bağlar. Böylece kolesterolün damarlardan geçmesini önler. Elma düzenli olarak yenirse, kalp hastalığına yakalanma tehlikesi azalır. Bu meyvenin içerdiği vitaminler de cabası.
Soğan:
Soğan ve sarımsak kalbinizin sağlığı için canla başla savaşan yiyeceklerdir. Soğanın içerdiği maddeler, kolesterolün oksitlenip damarların duvarlarına zarar vermesini engelliyor.
Tane Fasulye:
Kuru, tane fasulye türlerinin harika besinler oldukları kesin. Her gün 1-1/2 fincan kuru fasulye yerseniz, kısa sürede kanınızdaki kolesterol miktarı azalır. Ayrıca kuru fasulye kolesterol gibi damarları tıkayan başka maddelerin birikmelerini önler.
Ispanak:
Ispanak demir içermese de kalp hastalıklarına ve yüksek tansiyona karşı birebirdir. Kolesterolün damarlara yerleşmesini önler. Ayrıca ıspanak, magnezyum ve potasyum gibi mineralleri içerir, kan basıncını düşürür.
Sarımsak:
Sarımsak, kandaki kolesterol oranını düşürür. Kan pıhtılarının damarları tıkamasını engeller. Araştırmacılara göre, her gün bir diş sarımsak kalbi korumak için yeterli.
Greyfurt
: Narenciye türündeki bu yararlı meyve 80 kalori içerir. Aynı zamanda bir C vitamini deposudur. Ayrıca içi pembe olan greyfurda renk veren madde damarları kolesterolün tahribatından koruyan bir antioksidandır.
Yulaf:
Yulaf ve yulaf gevreği, kolesterolün bir numaralı düşmanlarıdır. Yulaftaki lif kendini kolesterole bağlar ve kolesterolü vücut sisteminden dışarı çıkarır. Günde 1-1/2 fincan yulaf yerseniz kanınızdaki kolesterol miktarı yüzde 20 oranında azalır.
Çay:
Eskiden kalp hastalarının çay içmeleri yasaklanırdı. Günümüzde ise çayın kalp için son derece yararlı olduğu iddia ediliyor. Çayın içerdiği bir madde damarların çeperlerindeki kolesterolün birikmesini önler, ayrıca kan pıhtılarının damarları tıkama ihtimali azalır.
Mavi forum
Yatak enfeksiyonu kuş gribinden beter
Yatak enfeksiyonu kuş gribinden beter
Alman Potema firmasının Türkiye distribütörlüğünü alan İsmail Amasyalı, 5 milyon doları bulan yatırımla kurduğu En-Ev şirketiyle yatakları yerinde temizleyecek. Amasyalı, yatak enfeksiyonlarının, insan sağlığı açısından kuş gribinden bile tehlikeli olduğunu savunuyor. Eski milletvekili İsmail Amasyalı tarafından kurulan En-Ev şirketi, Alman Potema Yatak Temizleme Sistemleri’nin Türkiye ve KKTC distribütörlüğünü aldı.
İstanbul’daki ev ve kurumların yataklarını kendisi temizleyecek, Türkiye genelinde ise bayilik verecek şirket, bina, ekipman ve araç filosuyla birlikte toplam 5 milyon dolarlık yatırım yaptı.
YATAKTAKİ TEHLİKE:
Yatak temizleme işine, Türkiye’de 10 milyona yakın alerji hastasının olması ve hastanelerde enfeksiyon nedeniyle insanların ölmesi sonucu girdiğini belirten Potema Türkiye En-Ev Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Amasyalı, ‘Ben yılların sanayicisiyim ve aynı zamanda siyaset hayatında da bulundum. Bu yüzden işim hep insanla. Takip ettiğim kadarıyla pekçok insanımızı yataklardaki canlı organizmalardan kapılan enfeksiyonlar yüzünden kaybettik. Ben de yataklardaki hijyensiz ortama dikkat çekmek istedim’ dedi.
AKTUNA SÖYLEMİŞ:
Son dönemde Türkiye ve dünyanın kuş gribiyle çalkalandığını, buna karşılık Türkiye’de şu ana kadar bu hastalıktan kimsenin ölmediğini hatırlatan Amasyalı, enfeksiyonların ise her gün onlarca insanın ölümüne yol açtığını ifade etti. Özellikle insanın ömrünün üçte birini geçirdiği yataktaki enfeksiyonların kuş gribinden bile tehlikeli olduğunu vurgulayan Amasyalı, ‘Eski Sağlık Bakanımız Yıldırım Aktuna bana, ‘Türkiye’de insanlar hijyenik ortamlarda yaşamıyor. Bunun en önemli yeri de yatak. Çünkü insan bütün yorgunluğunu yatakta dinlenerek geçiriyor. Ben bunu tespit ettim. Ancak yatakları temizleyecek teknolojiyi bulamadım’ demişti’ ifadesini kullandı.
MİTE’LAR HER YATAKTA:
Tüm yataklarda insanları ölüme kadar götüren toz akarlarının yaşadığını belirten Amasyalı, bu canlı organizmaların nemi, karanlığı ve ısıyı çok sevdiklerini, bunlara karşı en etkili sistemi Alman Potema firmasının geliştirdiğini söyledi. Amasyalı, bu nedenle Potema’dan distribütörlük aldıklarını, zorlu görüşmelerin ardından Türkiye’nin bu sistemin haklarını alan 13’üncü ülke olduğunu dile getirdi.
10 EURO’DAN 120 YTL’YE:
Yatak temizleme hizmetini evlere 120 milyon lira karşılığında vereceğini açıklayan Amasyalı, paket programa bir çift bir de tek kişilik yatağın dahil olduğunu, her ek yatak içinse 20 milyon liralık ücret alınacağını kaydetti. Amasyalı, otel, hastane, yurt gibi kurumlar içinse yatak sayısına bağlı olarak 10 Euro’ya kadar düşen fiyatlarda hizmet vereceklerini de söyledi.
6 AYDA 500 ARACA ULAŞACAK:
Temizleyecekleri yatak sayısı konusunda kendilerine bir hedef koymadıklarını anlatan Amasyalı, buna karşın bayilik ağının oluşturulmasıyla birlikte Türkiye genelinde 6 ayda 500 araçlık filoya ulaşmayı amaçladıklarına işaret etti.
Ev tozu akarı nedir
EV tozu akarları (mite) sekiz bacaklı, kör ve üçte bir milimetre büyüklüğünde, yumurtlayarak çoğalıyor ve üç haftada erişkin hale geliyor. Ortalama ömürleri üç-dört ay. Yaşamak için nemli, sıcak ve ışıksız ortamları seviyor. Bir yatakta 1 milyona yakın alerji oluşturan dışkı üretiyor. Bunlar ağız ve gözlerden cilde yerleşiyor.
Potema nasıl temizliyor
POTEMA’nın geliştirdiği teknoloji, hem yataklardaki gözle görülmeyen mikro organizmaları hem de bunların atıklarını temizliyor. Ultraviyole ışınları kullanan sistem, yataktaki bakteri, virüs ve akarları öldürerek, küf zerrecikleri, toz ve akar dışkılarını da yüksek frekanslı titreşimleri sayesinde çözüyor. Özel geliştirilmiş vakum sistemi bu atıkları emiyor. Sprey ise yeniden oluşumu engelleyici içeriğiyle yatağın hijyenini koruyor.
Mavi forum
Alman Potema firmasının Türkiye distribütörlüğünü alan İsmail Amasyalı, 5 milyon doları bulan yatırımla kurduğu En-Ev şirketiyle yatakları yerinde temizleyecek. Amasyalı, yatak enfeksiyonlarının, insan sağlığı açısından kuş gribinden bile tehlikeli olduğunu savunuyor. Eski milletvekili İsmail Amasyalı tarafından kurulan En-Ev şirketi, Alman Potema Yatak Temizleme Sistemleri’nin Türkiye ve KKTC distribütörlüğünü aldı.
İstanbul’daki ev ve kurumların yataklarını kendisi temizleyecek, Türkiye genelinde ise bayilik verecek şirket, bina, ekipman ve araç filosuyla birlikte toplam 5 milyon dolarlık yatırım yaptı.
YATAKTAKİ TEHLİKE:
Yatak temizleme işine, Türkiye’de 10 milyona yakın alerji hastasının olması ve hastanelerde enfeksiyon nedeniyle insanların ölmesi sonucu girdiğini belirten Potema Türkiye En-Ev Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Amasyalı, ‘Ben yılların sanayicisiyim ve aynı zamanda siyaset hayatında da bulundum. Bu yüzden işim hep insanla. Takip ettiğim kadarıyla pekçok insanımızı yataklardaki canlı organizmalardan kapılan enfeksiyonlar yüzünden kaybettik. Ben de yataklardaki hijyensiz ortama dikkat çekmek istedim’ dedi.
AKTUNA SÖYLEMİŞ:
Son dönemde Türkiye ve dünyanın kuş gribiyle çalkalandığını, buna karşılık Türkiye’de şu ana kadar bu hastalıktan kimsenin ölmediğini hatırlatan Amasyalı, enfeksiyonların ise her gün onlarca insanın ölümüne yol açtığını ifade etti. Özellikle insanın ömrünün üçte birini geçirdiği yataktaki enfeksiyonların kuş gribinden bile tehlikeli olduğunu vurgulayan Amasyalı, ‘Eski Sağlık Bakanımız Yıldırım Aktuna bana, ‘Türkiye’de insanlar hijyenik ortamlarda yaşamıyor. Bunun en önemli yeri de yatak. Çünkü insan bütün yorgunluğunu yatakta dinlenerek geçiriyor. Ben bunu tespit ettim. Ancak yatakları temizleyecek teknolojiyi bulamadım’ demişti’ ifadesini kullandı.
MİTE’LAR HER YATAKTA:
Tüm yataklarda insanları ölüme kadar götüren toz akarlarının yaşadığını belirten Amasyalı, bu canlı organizmaların nemi, karanlığı ve ısıyı çok sevdiklerini, bunlara karşı en etkili sistemi Alman Potema firmasının geliştirdiğini söyledi. Amasyalı, bu nedenle Potema’dan distribütörlük aldıklarını, zorlu görüşmelerin ardından Türkiye’nin bu sistemin haklarını alan 13’üncü ülke olduğunu dile getirdi.
10 EURO’DAN 120 YTL’YE:
Yatak temizleme hizmetini evlere 120 milyon lira karşılığında vereceğini açıklayan Amasyalı, paket programa bir çift bir de tek kişilik yatağın dahil olduğunu, her ek yatak içinse 20 milyon liralık ücret alınacağını kaydetti. Amasyalı, otel, hastane, yurt gibi kurumlar içinse yatak sayısına bağlı olarak 10 Euro’ya kadar düşen fiyatlarda hizmet vereceklerini de söyledi.
6 AYDA 500 ARACA ULAŞACAK:
Temizleyecekleri yatak sayısı konusunda kendilerine bir hedef koymadıklarını anlatan Amasyalı, buna karşın bayilik ağının oluşturulmasıyla birlikte Türkiye genelinde 6 ayda 500 araçlık filoya ulaşmayı amaçladıklarına işaret etti.
Ev tozu akarı nedir
EV tozu akarları (mite) sekiz bacaklı, kör ve üçte bir milimetre büyüklüğünde, yumurtlayarak çoğalıyor ve üç haftada erişkin hale geliyor. Ortalama ömürleri üç-dört ay. Yaşamak için nemli, sıcak ve ışıksız ortamları seviyor. Bir yatakta 1 milyona yakın alerji oluşturan dışkı üretiyor. Bunlar ağız ve gözlerden cilde yerleşiyor.
Potema nasıl temizliyor
POTEMA’nın geliştirdiği teknoloji, hem yataklardaki gözle görülmeyen mikro organizmaları hem de bunların atıklarını temizliyor. Ultraviyole ışınları kullanan sistem, yataktaki bakteri, virüs ve akarları öldürerek, küf zerrecikleri, toz ve akar dışkılarını da yüksek frekanslı titreşimleri sayesinde çözüyor. Özel geliştirilmiş vakum sistemi bu atıkları emiyor. Sprey ise yeniden oluşumu engelleyici içeriğiyle yatağın hijyenini koruyor.
Mavi forum
Kansere karşı kabakgiller!!!
Kansere karşı kabakgiller!
Kabak ailesinden sebzelerin, kansere karşı koruyucu görevi olan iki geni eksik çalışan kişilerde, özellikle akciğer kanserine yakalanma riskini düşürdüğü ortaya çıktı. Brokoli, kabak, brüksellahanası gibi sebzeleri haftada en az bir kez tüketmek, söz konusu iki genin aktif olmadığı kişilerde kanser riskini yüzde 72 oranında düşürebiliyor.
Saygın tıp dergisi The Lancet'te yayımlanan Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı'nın yürüttüğü çalışmada, 'GSTM1' ve 'GSTT1' adı verilen iki gen incelendi. Söz konusu iki gen vücudu toksinlere karşı koruyor. Kabak ailesinde bulunan 'isothiocyanate' adlı kimyasallar da akciğer kanserine karşı güçlü koruyucular. Bu kimyasallar, vücuttan iki genin ürettiği enzimler sayesinde atılıyor.
Araştırma kapsamında Polonya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Romanya, Rusya ve Macaristan'dan 2 bin 141 akciğer kanseri hastası ile sağlıklı 2 bin 168 kişi karşılaştırıldı. DNA örnekleri alınan deneklerin beslenme şekilleri de incelendi.
Her iki genin de faal versiyonlarının bulunduğu kişilerde, kabak ailesinden sebzeler tüketmenin herhangi bir koruyucu etkisinin olmadığı tespit edildi.
GSTM1 geni çalışmayan kişilerde ise haftada en az bir kez kabak ailesinden sebzeleri tüketmenin akciğer kanserine karşı yüzde 33 koruyucu etki sağlayabildiği görüldü. GSTT1 geninin faal olmadığı kişilerde koruma oranı yüzde 37'ye çıktı. Her iki genin de faal olmadığı kişilerde ise kabak ailesinden sebzeleri tüketmenin akciğer kanserine karşı yüzde 72 koruma sağladığı anlaşıldı.
Mavi forum
AIDS'e karşı vajinal jel
“PRO 2000” adı verilen jelin denenmesine Güney Afrika, Uganda, Tanzanya ve Zambiya’dan 10 bin kadar kadının katılması bekleniyor.
Cinsel ilişki sırasında HIV’ın hücrelere geçmesini önleyecek fiziksel bir bariyer oluşturacağı düşünülen jel, olası ciddi yan etkilerini belirlemek amacıyla ilk aşamada az sayıda kadın üzerinde denenecek.
Denemenin 3-4 yıl süreceği belirtiliyor. Kadınların bir bölümüne jel, bir bölümüne de placebo verilerek, bunları bir yıl süreyle kullanmaları istenecek.
Başlatılan denemenin, bir vajinal jel için şimdiye kadar yapılan en geniş kapsamlı deneme olacağı belirtiliyor
Mavi forum
Cinsel ilişki sırasında HIV’ın hücrelere geçmesini önleyecek fiziksel bir bariyer oluşturacağı düşünülen jel, olası ciddi yan etkilerini belirlemek amacıyla ilk aşamada az sayıda kadın üzerinde denenecek.
Denemenin 3-4 yıl süreceği belirtiliyor. Kadınların bir bölümüne jel, bir bölümüne de placebo verilerek, bunları bir yıl süreyle kullanmaları istenecek.
Başlatılan denemenin, bir vajinal jel için şimdiye kadar yapılan en geniş kapsamlı deneme olacağı belirtiliyor
Mavi forum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)