YENMEMESİ GEREKENLER
Düşük kolesterollü diyet yaparken kesinlikle yenmemesi gereken besinler:
Tereyağı, margarin, kaymak, kuyruk yağı, iç yağı
Kızartılmış, kavrulmuş besinler
Yağlı et, sakatat, sucuk, salam, sosis, pastırma
Yağlı peynirler
Alkollü içecekler
Çikolata, bisküvi, cips, şekerlemeler
KOLESTEROLÜNÜZÜ KONTROL ALTINA ALMAK İÇİN
Kepekli gidalar tüketin.
Az yağli süt, yoğurt ve peynirleri tercih edin.
Posa içeriği yüksek olan sebzeler, meyveler, kurubaklagilleri hergün tüketin.
Düzenli fiziksel aktivite yapın.
Ev dışında beslenildiğinde de düşük kolesterollü ve az yağlı seçimler yapılabilir:
Bir porsiyonu geçmemek kaydıyla ızgara tavuk, balık veya hindi eti, zeytinyağlı dolma, sarma ve sebze yemekleri ile kurubaklagil yemekleri, sebzeli hazırlanmış ve katı yağ eklenmemiş hamur işleri (sebzeli makarna, sebzeli börek gibi), krema ve tereyeğı eklenmemiş çorbalar, aşure, kabak talısı, ayva tatlısı veya sütlü tatlılar. Meze olarak mayonez eklenmemiş yoğurtlu sebze salataları, kısır, mercimekli köfte, patlıcan salatası, humus tüketilebilir.
Çerezlerden leblebi tercih edilebilir
30 Mayıs 2007 Çarşamba
Sağlığınızı haber veren ipuçları..
Uzmanlar, insan vücudunun sağlık için hayat kurtaracak 16 ipucu verdiğini belirterek, "Sadece parmaklarınızın uzunluğu bile sizin sağlığınız hakkında kayda değer bilgi sahibi olmamızı sağlıyor. Vücudunuzla ilgili önemli detaylara dikkat ederek sağlığınızı koruyabilirsiniz" diyor.
Londra'daki King College Hastanesi Gerontoloji (yaşlanma bilimi) Enstitüsü'nde araştırmalarını yürüten Prof. Dr. Robert Wale, tırnaktan gözlere, doğum kilosundan avuç içine kadar vücuttaki her şeyin birer gösterge olduğunu belirterek, hayat kurtaracak 16 ipucunu şöyle açıklıyor:

Tırnaklar: Tırnaklarınıza dikkatle bakın. Eğer hafif mavilik ya da morluk görürseniz, bu bir kalp hastalığıyla karşı karşıya olduğunuz anlamına gelebilir. Tırnaklarınızın aşırı kalın olması ya da üstlerinde tümsekler olması da nefes alma hatta akciğer sorunlarıyla karşı karşıya olduğunuzu gösterebilir.
Nefeslerinizi sayın: Eğer dakikada 15 kez ve daha altında nefes alıp veriyorsanız, sağlıklı ciğerlere sahipsiniz demektir. Eğer 25 kez nefes alıp veriyorsanız, o zaman sağlığınıza dikkat etmelisiniz.

Gözler: Aynada gözlerinizden birine bakın. İrisin etrafında beyaz bir daire varsa kolesterol seviyeniz yüksek anlamına geliyor. Bu aynı şekilde yaklaşan kalp sorunlarının da en büyük habercisi.
Avuç içinize bakın: Avuç içlerinize dikkatle bakın. Eğer kırmızı ve lekelilerse, karaciğerinizde sorun var demektir.
Hafıza kontrolü: Bir tepsinin üstüne rast gele 10 eşya koyun. Tepsiye sadece 10 saniye bakın. Kaç tanesini hatırlayabildiniz? İyi bir hafızanızın olması alzheimer ile karşılaşma riskinizin daha az olacağı anlamına geliyor.
Kas kontrolü: Sırt üstü yatın. Bacaklarınız dümdüz olsun. Bir bacağınızı havaya kaldırın. Bir kişinin ayağınıza bastırmasını isteyin. Eğer bacağınız yere düşüyorsa, kaslarınızda bir zayıflık olduğu anlamına geliyor.
Görünüş: Gözünüzün hemen altında elmacık kemiğiniz üzerine bir cetvel yerleştirin. Sonra cetvelin üstüne bir kredi kartı yerleştirin. Kartı en rahat okuduğunuz uzaklığı ölçün. Ne kadar yakına gelirse gelsin kartı rahat okuyabiliyorsanız göz sağlığınızın iyi olduğu anlamına geliyor.
Tiroit misiniz?: Kollarınızı yere paralel olarak tam karşınızda bir şeye uzanıyormuş gibi uzatın. Ellerinize dikkat edin. Eğer elleriniz bu pozisyonda titriyorsa, o zaman tiroit olma riskiniz çok yüksek.
Düz yürümek: Yere bir metre uzunluğunda bir çizgi çizin. Üzerinde rahat yürüyebiliyorsanız, vücudunuzun koordinasyonu iyi işliyor demektir.
Doğum kilonuz: Annenize kaç kilo doğduğunuzu sorun. 3 kilonun altında doğmuşsanız kalp sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.

Beliniz kalın mı?: Vücut şekliniz elmaya benziyorsa, yani yağlarınız belinizin çevresinde toplanıyorsa, kalp sorunu yaşama riskiniz daha fazla.
Tuvalet sıklığı: Her 3 saatte bir tuvalete birden çok gitme ihtiyacı mı hissediyorsunuz? Diyabetin en erken alarmlarından biri sık sık tuvalete gitmektir.
Nabız kontrolü: Nabzınız ne kadar yavaş atıyorsa o kadar uzun yaşayacaksınız demektir. Yani nabzınız 70'in altındaysa sağlıklısınız anlamına geliyor.

Dişlerinizi fırçalayın: Eğer dişleriniz kanıyorsa, kalbiniz tehlikede demektir.
Parmak uzunluğu: İşaret ve yüzük parmakları aynı uzunlukta olan kişilerin kalp krizi geçirme riski daha fazladır.
Ayak bilekleri: Baş parmağınızla ayak bileğinizin arka kısmına bastırın. Eğer bastırdığınız noktada çok fazla çukurluk oluşuyorsa, o zaman kalp, akciğer, böbrek sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.
Haber:Mynet
Londra'daki King College Hastanesi Gerontoloji (yaşlanma bilimi) Enstitüsü'nde araştırmalarını yürüten Prof. Dr. Robert Wale, tırnaktan gözlere, doğum kilosundan avuç içine kadar vücuttaki her şeyin birer gösterge olduğunu belirterek, hayat kurtaracak 16 ipucunu şöyle açıklıyor:
Tırnaklar: Tırnaklarınıza dikkatle bakın. Eğer hafif mavilik ya da morluk görürseniz, bu bir kalp hastalığıyla karşı karşıya olduğunuz anlamına gelebilir. Tırnaklarınızın aşırı kalın olması ya da üstlerinde tümsekler olması da nefes alma hatta akciğer sorunlarıyla karşı karşıya olduğunuzu gösterebilir.
Nefeslerinizi sayın: Eğer dakikada 15 kez ve daha altında nefes alıp veriyorsanız, sağlıklı ciğerlere sahipsiniz demektir. Eğer 25 kez nefes alıp veriyorsanız, o zaman sağlığınıza dikkat etmelisiniz.
Gözler: Aynada gözlerinizden birine bakın. İrisin etrafında beyaz bir daire varsa kolesterol seviyeniz yüksek anlamına geliyor. Bu aynı şekilde yaklaşan kalp sorunlarının da en büyük habercisi.
Avuç içinize bakın: Avuç içlerinize dikkatle bakın. Eğer kırmızı ve lekelilerse, karaciğerinizde sorun var demektir.
Hafıza kontrolü: Bir tepsinin üstüne rast gele 10 eşya koyun. Tepsiye sadece 10 saniye bakın. Kaç tanesini hatırlayabildiniz? İyi bir hafızanızın olması alzheimer ile karşılaşma riskinizin daha az olacağı anlamına geliyor.
Kas kontrolü: Sırt üstü yatın. Bacaklarınız dümdüz olsun. Bir bacağınızı havaya kaldırın. Bir kişinin ayağınıza bastırmasını isteyin. Eğer bacağınız yere düşüyorsa, kaslarınızda bir zayıflık olduğu anlamına geliyor.
Görünüş: Gözünüzün hemen altında elmacık kemiğiniz üzerine bir cetvel yerleştirin. Sonra cetvelin üstüne bir kredi kartı yerleştirin. Kartı en rahat okuduğunuz uzaklığı ölçün. Ne kadar yakına gelirse gelsin kartı rahat okuyabiliyorsanız göz sağlığınızın iyi olduğu anlamına geliyor.
Tiroit misiniz?: Kollarınızı yere paralel olarak tam karşınızda bir şeye uzanıyormuş gibi uzatın. Ellerinize dikkat edin. Eğer elleriniz bu pozisyonda titriyorsa, o zaman tiroit olma riskiniz çok yüksek.
Düz yürümek: Yere bir metre uzunluğunda bir çizgi çizin. Üzerinde rahat yürüyebiliyorsanız, vücudunuzun koordinasyonu iyi işliyor demektir.
Doğum kilonuz: Annenize kaç kilo doğduğunuzu sorun. 3 kilonun altında doğmuşsanız kalp sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.
Beliniz kalın mı?: Vücut şekliniz elmaya benziyorsa, yani yağlarınız belinizin çevresinde toplanıyorsa, kalp sorunu yaşama riskiniz daha fazla.
Tuvalet sıklığı: Her 3 saatte bir tuvalete birden çok gitme ihtiyacı mı hissediyorsunuz? Diyabetin en erken alarmlarından biri sık sık tuvalete gitmektir.
Nabız kontrolü: Nabzınız ne kadar yavaş atıyorsa o kadar uzun yaşayacaksınız demektir. Yani nabzınız 70'in altındaysa sağlıklısınız anlamına geliyor.
Dişlerinizi fırçalayın: Eğer dişleriniz kanıyorsa, kalbiniz tehlikede demektir.
Parmak uzunluğu: İşaret ve yüzük parmakları aynı uzunlukta olan kişilerin kalp krizi geçirme riski daha fazladır.
Ayak bilekleri: Baş parmağınızla ayak bileğinizin arka kısmına bastırın. Eğer bastırdığınız noktada çok fazla çukurluk oluşuyorsa, o zaman kalp, akciğer, böbrek sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.
Haber:Mynet
Beden susuz kalırsa baş ağrıyor
Beden susuz kalırsa baş ağrıyor
Başınız mı ağrıyor, belki de susuz kaldığınız içindir. Bedenin susuz kalmasından beyin de etkileniyor. En azından Londra Migren Kliniği kurucularından nörolog Joseph N.Blau böyle diyor.
İngiliz nörolog bir de ölçü geliştirmiş: Su içildikten yarım saat veya en geç üç saat sonra belirtiler kaybolursa, baş ağrısının nedeni susuzluk.
Nöroloğun yaptığı araştırmaya katılanların üçte ikisinde, yarım litre su içtikten yarım saat sonra baş ağrıları kaybolmuş. Kimisinde ise baş ağrısı üç saat sonra kaybolmuş. İlginç olan, suyun migrene de iyi geldiğinin saptanması. Araştırmacı, migren hastası 95 kişiden 34'ünde su içmenin etkili olduğunu saptadı.
Susuzluk tüm bedeni etkiliyor. Peki bedenin susuz kaldığının belirtileri neler? İdrar miktarında azalma, ağız kuruluğu. Peki bu baş ağrısını nasıl tetikliyor? Susuzluk sinir hücrelerinin yetersiz çalışmasına dolayısıyla da baş ağrısı ve migrene yol açabiliyor. Tavsiye: Başınız mı ağrıyor? Öyleyse öncelikle su için.. belki de tamamen susuzluktandır. Ne zamanki istenilen zamanda fayda etmez, o zaman doktora lütfen.
Başınız mı ağrıyor, belki de susuz kaldığınız içindir. Bedenin susuz kalmasından beyin de etkileniyor. En azından Londra Migren Kliniği kurucularından nörolog Joseph N.Blau böyle diyor.
İngiliz nörolog bir de ölçü geliştirmiş: Su içildikten yarım saat veya en geç üç saat sonra belirtiler kaybolursa, baş ağrısının nedeni susuzluk.
Nöroloğun yaptığı araştırmaya katılanların üçte ikisinde, yarım litre su içtikten yarım saat sonra baş ağrıları kaybolmuş. Kimisinde ise baş ağrısı üç saat sonra kaybolmuş. İlginç olan, suyun migrene de iyi geldiğinin saptanması. Araştırmacı, migren hastası 95 kişiden 34'ünde su içmenin etkili olduğunu saptadı.
Susuzluk tüm bedeni etkiliyor. Peki bedenin susuz kaldığının belirtileri neler? İdrar miktarında azalma, ağız kuruluğu. Peki bu baş ağrısını nasıl tetikliyor? Susuzluk sinir hücrelerinin yetersiz çalışmasına dolayısıyla da baş ağrısı ve migrene yol açabiliyor. Tavsiye: Başınız mı ağrıyor? Öyleyse öncelikle su için.. belki de tamamen susuzluktandır. Ne zamanki istenilen zamanda fayda etmez, o zaman doktora lütfen.
Bel ağrısına karşı yürüyüş
Bel ağrısına karşı yürüyüş
ABD’de yapılan bir araştırmada, milyonlarca insanın şikayetçi olduğu bel ağrısına karşı en iyi ilacın yürüyüş olduğu ortaya çıktı.
Bir uzmanın tavsiyesiyle yapılan bel bölgesine özel egzersizler ise, çoğu kez yarardan çok zarar getiriyor. Bel ağrısından şikayetle tedavi için başvuran 34-69 yaşları arasında 681 erkek ve kadın arasında yapılan araştırmanın sonuçları Amerikan Halk Sağlığı Dergisi’nin ekim sayısında yayınlandı. Araştırmaya göre başta yürüyüş olmak üzere egzersiz yapanların ağrılarının daha çabuk geçtiği gözlendi. Ayrıca egzersizin psikolojik sıkıntıları da geçirdiği ortaya çıktı.
ABD’de yapılan bir araştırmada, milyonlarca insanın şikayetçi olduğu bel ağrısına karşı en iyi ilacın yürüyüş olduğu ortaya çıktı.
Bir uzmanın tavsiyesiyle yapılan bel bölgesine özel egzersizler ise, çoğu kez yarardan çok zarar getiriyor. Bel ağrısından şikayetle tedavi için başvuran 34-69 yaşları arasında 681 erkek ve kadın arasında yapılan araştırmanın sonuçları Amerikan Halk Sağlığı Dergisi’nin ekim sayısında yayınlandı. Araştırmaya göre başta yürüyüş olmak üzere egzersiz yapanların ağrılarının daha çabuk geçtiği gözlendi. Ayrıca egzersizin psikolojik sıkıntıları da geçirdiği ortaya çıktı.
Bir fincan kahvenin 7 faydası var!
1- Kanser riskini azaltıyor Norveç'te yapı-lan bir araştırma, kahvenin meyve ve sebzeden bile daha çok antioksidan içerdiğini ortaya koydu.
2- Hastayken iyi hissettirir Bristol Üniver-sitesi'nin araştırmaya göre nezle olanlar
kahve içtiklerinde kendilerini daha sağlıklı
hissediyor.
3- Alzheimer'ı önlüyor Portekiz'de 2002 yılında yapılan araştırmaya göre kafein beyni zinde tutuyor.
4- Diyabetle savaşıyor Kahvedeki bir madde, vücudun şekeri işlemesini kolaylaştırtıyor. Bu da diyabet risikini yüzde 50'ye kadar düşürüyor.
5- Kaza riskini düşürüyor Kahve, sürücülerin ayık kalmasını sağlıyor ve reflekslerini canlı tutuyor.
6- Spordan önce şart Bazı araştırmalar kafeinin sporun faydalarını artırdığını gösteriyor. Kafein kişinin daha uzun süre spor yapmasını ve daha fazla yağ yakmasını sağlıyor.
7- Baş ağrılarını azaltıyor Kafein beyin damarlarını genişleterek baş ağrısını azaltıyor. İlaçla birlikte kahve içmek ağrıyı önleyen kimyasalların daha hızlı salgılanmasını sağlıyor.
2- Hastayken iyi hissettirir Bristol Üniver-sitesi'nin araştırmaya göre nezle olanlar
kahve içtiklerinde kendilerini daha sağlıklı
hissediyor.
3- Alzheimer'ı önlüyor Portekiz'de 2002 yılında yapılan araştırmaya göre kafein beyni zinde tutuyor.
4- Diyabetle savaşıyor Kahvedeki bir madde, vücudun şekeri işlemesini kolaylaştırtıyor. Bu da diyabet risikini yüzde 50'ye kadar düşürüyor.
5- Kaza riskini düşürüyor Kahve, sürücülerin ayık kalmasını sağlıyor ve reflekslerini canlı tutuyor.
6- Spordan önce şart Bazı araştırmalar kafeinin sporun faydalarını artırdığını gösteriyor. Kafein kişinin daha uzun süre spor yapmasını ve daha fazla yağ yakmasını sağlıyor.
7- Baş ağrılarını azaltıyor Kafein beyin damarlarını genişleterek baş ağrısını azaltıyor. İlaçla birlikte kahve içmek ağrıyı önleyen kimyasalların daha hızlı salgılanmasını sağlıyor.
Kulak ağrıları neden geceleri artar?
Kulak ağrıları neden geceleri artar?
Kulağımız neder ağrır, kulak ağrısı neden diş ağrısı gibi geceleri daha da artar ve dünyayı insana zindan eder. Kulak ağrısın dindirmek için neler yapmalıdır?
Kulak ağrısının en sık görülen sebebi orta kulağı boğaza birleştiren östaki kanalının tıkanmasıdır. Genellikle alerji, sinüzit veya grip hastalıkları sırasında ortaya çıkar. Gün boyunca ayakta iken östaki kanalından boğazımızın arkasına doğru rahat akış sağlanır. Ayrıca çiğneme ve yutkunma östaki kanalı etrafındaki kasları hareket ettirerek, orta kulağa östaki kanalından hava giriş-çıkışını sağlar.
Kulak ağrıları neden geceleri artar?
Ancak, uykuya daldığınızda östaki kanalı rahat boşalamaz. Ayrıca gece yeterince yutkunmadığınız için, fazla hava girişi de olmaz. Orta kulaktaki hava, etraftaki dokular tarafından kullanıldığı için, negatif basınç oluşur. Bu da kulak zarının içeri doğru emilmesi anlamına gelir. Gecenin bir yarısında kulak ağrısı ile uyanabilirsiniz. Dış kulak yolu enfeksiyonları, uçak yolculuğu ve tüplü dalış gibi atmosferik değişiklikler, saç kılının tıraştan sonra dış kulak yoluna düşmesi, diş, dil, çene gibi kulakla ilişkisi olmayıp, kulakta hissedilen ağrılar da kulak ağrısını tetikleyebilir.
Nasıl dindirilir?
* Dik oturun.
* Saç kurutma makinesi kullanın: 10 cm. mesafeden ılık hava ve düşük fan hızında kurutma makinesi ağrıyı azaltacaktır.
* Kulak kepçenizi hafif hareketlerle oynatın: Eğer ağrı duyuyorsanız bu muhtemelen dış kulak yolu enfeksiyonudur. nDış kulak yoluna vücut ısısında yağ damlatılabilir: Vücut ısısındaki suya bebek yağı veya normal zeytinyağı ekleyip, birkaç damla kulağınıza damlatın. Ağrının azaldığını göreceksiniz. Bu, asla zarı delik olan kulağa uygulanmamalıdır.
* Sakız çiğneyin: Östaki kanalının açılması için oldukça faydalıdır.
* Esneyin: Yine östaki kanalını açarak etki gösterir.
* Burnunuzu tutun: Uçakta 10 bin metrede uçarken kulaklarınız tıkanırsa, burnunuzu iki parmak arasında sıkıştırıp, derin bir nefes alın ve havayı genzinize doğru yönlendirecek şekilde üfleyin. Açılma sesi duyacaksınız. Bu basınç eşitlemesinin olduğunu gösterir, aynı zamanda kulak ağrısı da ortadan kalkar. nUçak alçalırken uyumayın.
* Burnunuz tıkalı ve genize doğru akıntı varsa ve her uçağa binişte ağrı oluyorsa, uçağa binmeden 1 saat önce akıntıları azaltan ilâçlardan veya burun damlalarından kullanabilirsiniz.
Kulağımız neder ağrır, kulak ağrısı neden diş ağrısı gibi geceleri daha da artar ve dünyayı insana zindan eder. Kulak ağrısın dindirmek için neler yapmalıdır?
Kulak ağrısının en sık görülen sebebi orta kulağı boğaza birleştiren östaki kanalının tıkanmasıdır. Genellikle alerji, sinüzit veya grip hastalıkları sırasında ortaya çıkar. Gün boyunca ayakta iken östaki kanalından boğazımızın arkasına doğru rahat akış sağlanır. Ayrıca çiğneme ve yutkunma östaki kanalı etrafındaki kasları hareket ettirerek, orta kulağa östaki kanalından hava giriş-çıkışını sağlar.
Kulak ağrıları neden geceleri artar?
Ancak, uykuya daldığınızda östaki kanalı rahat boşalamaz. Ayrıca gece yeterince yutkunmadığınız için, fazla hava girişi de olmaz. Orta kulaktaki hava, etraftaki dokular tarafından kullanıldığı için, negatif basınç oluşur. Bu da kulak zarının içeri doğru emilmesi anlamına gelir. Gecenin bir yarısında kulak ağrısı ile uyanabilirsiniz. Dış kulak yolu enfeksiyonları, uçak yolculuğu ve tüplü dalış gibi atmosferik değişiklikler, saç kılının tıraştan sonra dış kulak yoluna düşmesi, diş, dil, çene gibi kulakla ilişkisi olmayıp, kulakta hissedilen ağrılar da kulak ağrısını tetikleyebilir.
Nasıl dindirilir?
* Dik oturun.
* Saç kurutma makinesi kullanın: 10 cm. mesafeden ılık hava ve düşük fan hızında kurutma makinesi ağrıyı azaltacaktır.
* Kulak kepçenizi hafif hareketlerle oynatın: Eğer ağrı duyuyorsanız bu muhtemelen dış kulak yolu enfeksiyonudur. nDış kulak yoluna vücut ısısında yağ damlatılabilir: Vücut ısısındaki suya bebek yağı veya normal zeytinyağı ekleyip, birkaç damla kulağınıza damlatın. Ağrının azaldığını göreceksiniz. Bu, asla zarı delik olan kulağa uygulanmamalıdır.
* Sakız çiğneyin: Östaki kanalının açılması için oldukça faydalıdır.
* Esneyin: Yine östaki kanalını açarak etki gösterir.
* Burnunuzu tutun: Uçakta 10 bin metrede uçarken kulaklarınız tıkanırsa, burnunuzu iki parmak arasında sıkıştırıp, derin bir nefes alın ve havayı genzinize doğru yönlendirecek şekilde üfleyin. Açılma sesi duyacaksınız. Bu basınç eşitlemesinin olduğunu gösterir, aynı zamanda kulak ağrısı da ortadan kalkar. nUçak alçalırken uyumayın.
* Burnunuz tıkalı ve genize doğru akıntı varsa ve her uçağa binişte ağrı oluyorsa, uçağa binmeden 1 saat önce akıntıları azaltan ilâçlardan veya burun damlalarından kullanabilirsiniz.
Lens kullananlar temizliğe dikkat!
Lens kullananlar temizliğe dikkat!
Lens kullanımı ve bakımı ayrı bir özen ister. İstanbul Cerrahi Hastanesi Göz Bölümü'nden Dr. Fatih Meydanoğlu, ''Dezenfeksiyon için, lensin solüsyon içerisinde en az 4 saat kalması gerekir. Bazı solüsyonlarda, lens kabından alınır alınmaz takılabilirken, solüsyonun özelliğine göre lens, serum fizyolojikle yıkanıp durulandıktan sonra da takılabilir. Her kullanımdan sonra dezenfekte edilmesi, enfeksiyona neden olan mikroorganizmaların ölmesini sağlar. Lens kabındaki solüsyon her seferinde yenilenmelidir.'' diyor.
Lens kullanımı ve bakımı ayrı bir özen ister. İstanbul Cerrahi Hastanesi Göz Bölümü'nden Dr. Fatih Meydanoğlu, ''Dezenfeksiyon için, lensin solüsyon içerisinde en az 4 saat kalması gerekir. Bazı solüsyonlarda, lens kabından alınır alınmaz takılabilirken, solüsyonun özelliğine göre lens, serum fizyolojikle yıkanıp durulandıktan sonra da takılabilir. Her kullanımdan sonra dezenfekte edilmesi, enfeksiyona neden olan mikroorganizmaların ölmesini sağlar. Lens kabındaki solüsyon her seferinde yenilenmelidir.'' diyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)