27 Mayıs 2007 Pazar

İyi beslenen stresi yeniyor

İyi beslenen stresi yeniyor

Stres, vitaminlere ve minerallere olan ihtiyacı artırır. B vitamini grubu yiyeceklerden bolca tüketin. Ette, balıkta, kepek çavdar ürünlerinde ve koyu yeşil sebzelerde bulunur. Haftada en az 2 kez balık tüketilmelidir.
Çikolatayı seyrek, meyveyi sık yiyin. Arada bir az miktarda çikolata yenmesi stresi azaltır ama fazla yendiğinde kan şekeri önce artar, sonra hemen düşer. Sonuçta yorgunluk ve tatlılara karşı istek ortaya çıkar. Buna karşılık meyve organizma tarafından daha yavaş enerjiye dönüştürülür, kan şekerinin dengesi bozulmaz.

Sabahları bir iki fincan kahve uyku sersemliğinizi gidermede yardımcı olur. Fazlası ise kalp çarpıntısına, huzursuzluğa, uykusuzluğa neden olur.

Sigara göğüsleri de vuruyor

Sigara göğüsleri de vuruyor

Mayo Klinik araştırmacılarından Dr. Fergus Couch, sigara içenlerin kanına kansere yol açan maddenin daha çok karıştığını belirtiyor. Aile geçmişinden dolayı risk altında bulunan kadınlarda sigaranın, risk faktörünü artıran başlıca neden olduğu da belirlendi. Meme veya yumurtalık kanseri geçirmiş kişinin sigara kullanan kızı ve kız kardeşinin, 2.4 kez daha fazla meme kanseri riski içinde bulunduğu belirtildi. Aile geçmişinde 5 veya daha fazla yumurtalık ve meme kanseri vakası görülmüş sigara tiryakisi kadınlarda ise meme kanseri riskinin 5.8 kez daha fazla olduğu ifade edildi.

Grip aşısının yararları ve yan etkileri

Grip aşısının yararları ve yan etkileri

Ne kadar korunursak korunalım grip bizi hemen her yerde yakalayabilecek kadar sinsi bir bulaşıcı hastalıktır. Mevsimi geldi. Herkes grip açısını konuşuyor. Grip aşısı olmalı mı. olmamalı mı? Etkisi ve yan etkisi nedir. kimler aşı olmalı?

Sonbahar ve grip aylarının baş belası gripten korunmanın en etkili yolu sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, yeterince istirahat etmek ve sigaradan uzak durmak gibi davranışlarla bağışıklık sistemini kuvvetli tutmaktan geçer. Öksüren ve hapşıran kişilerden hele de ağız ve burunlarını kapatmıyorlarsa uzak durmak ve sık sık elleri yıkamak korunmada etkili yöntemlerdir. Ancak her ne kadar korunursak korunalım grip bizi orada bulabilecek kadar bulaşıcı bir hastalıktır.

Grip günümüzde aşı ile önlenebilen bir hastalıktır. Gelişmiş ülkeler grip aşısını genellikle programlarına almış ve vatandaşlarına ücretsiz olarak sunmaktadırlar. Ülkemizde grip aşısı rutin olarak yapılmamaktadır, ancak aşı özellikle risk altındaki gruplara önerilmektedir.

Grip aşısının özellikleri

Grip aşısı inaktive (ölü) bir aşıdır ve her yıl tek doz olarak uygulanması önerilmektedir. Grip aşısının her yıl tek doz olarak uygulanmasının önerilmesinin nedeni grip virüsünün (influenza virüsü) hemen her yıl genetik yapısını değiştirmesi ve farklı bir virüs olarak ortaya çıkmasıdır. Her yılın grip aşısı içerik olarak birbirinden farklılık gösterir. 2005 yılının grip aşısı ülkemizde Eylül ayında piyasaya çıkmıştır. Grip aşısı 8 yaş altındaki çocuklara ilk kez uygulanacağı zaman bir ay ara ile iki doz olarak önerilmektedir. Takip eden senelerde tek doz aşı uygulanması yeterli olmaktadır.

8 yaşından büyük çocuklara ve erişkinlere grip aşısı ilk kez uygulanacağı zaman da dahil olmak üzere tek doz olarak önerilmektedir. 3 yaşın altındaki çocuklara grip aşısı yarım doz olarak uygulanmalıdır.

Grip aşısının etkinliği dolaşımdaki virüs tipleri ile uyuma, yaşa ve aşılanan kişinin sağlık durumuna göre değişmekle birlikte %70-90’dır. Sağlıklı erişkinlerin %90’ını hastalıktan korumaktadır. Yaşlılar ve altta yatan hastalığı olan kişilerde gribe karşı koruyuculuk oranı bir miktar azalmakla birlikte grip nedeniyle gelişebilecek komplikasyon ve ölümleri önlemekte etkindir. Yaşlılarda hastaneye yatışları %50-60, ölümleri %80 oranında azaltmaktadır. Grip aşısının uygulanması için en uygun zamanlar Eylül-Ekim-Kasım aylarıdır. Ancak salgınlar Mart-Nisan aylarına kadar devam edebildiği için hastalığı geçirmedikçe ve aşı bulunabildiği sürece Ocak-Şubat ayları ve sonrasında da aşı uygulanabilmektedir. Grip aşısından sonra kesin koruyuculuğun başlaması için en az 10-14 günlük bir süre gerekmektedir.

Grip aşısının önerildiği gruplar

1) Gribin yaşamsal risk oluşturduğu ve tıbbi açıdan mutlaka aşılanması önerilenler:

• 65 yaşından yaşlılar
• Şeker hastaları
• Astım hastaları
• Kronik akciğer hastaları
• Kronik kalp ve damar sistemi hastaları
• Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler
(kronik kan hastalığı olanlar, kanser hastaları, immunsupresif ilaç kullananlar)
• Huzurevi, bakımevi vb ortamlarda yaşayanlar

2) İkincil risk grupları: 1. risk grubunda yer alanlarla yakın temasta olanlar ve;

• 50-64 yaş arası kişiler
• kronik tıbbi rahatsızlıkları bulunan huzur evi ve diğer kronik bakım kuruluşlarının tüm yaşlardaki sakinleri
• astım dahil pulmoner ve kardiyovasküler sisteme ait kronik hastalıkları bulunan erişkinler ve çocuklar
• bir önceki yılda (şeker hastalığı dahil) kronik metabolik hastalıklar, böbrek disfonksiyonu, hemoglobinopatiler, veya bağışıklık sisteminin baskılanması nedeniyle düzenli tıbbi takip veya hastaneye yatırılmaları gerekmiş olan erişkinler ve çocuklar
• Sağlık Personeli
• Yukarıda belirtilen risk grupları ile aynı ortamda yaşayanlar
• Huzurevi, bakımevi ve benzeri yerlerde çalışan personel

3) Özel gruplar:

• Hamile bayanlar (4 aylıktan itibaren)
• HIV ile enfekte kişiler
• Sık seyahat edenler
• Gribin tıbbi ve ekonomik olumsuz etkilerinden korunmak isteyen kişiler (iş adamları, üretimde çalışanlar, sporcular vb)

Grip aşısı kimlere uygulanmamalı?

Grip aşısı 6 aylıktan küçük çocuklara, hamileliğinin ilk 3 ayının içinde bulunanlara ve ciddi yumurta alerjisi olanlara uygulanmamalıdır.

Grip aşısının yan etkileri nelerdir?

Grip aşısı sonrası %15-20 oranında aşı yerinde ağrı, kızarıklık, şişlik oluşabilir. Tüm vücudu etkileyen yan etkiler ise son derece nadirdir (%1’in altında) ve ateş, halsizlik, kas ağrısı gibi yan etkiler (eğer görülürse) aşıdan 6-12 saat sonra başlamakta ve 1-2 gün içinde kendiliğinden geçmektedir. Her biyolojik üründe olduğu gibi grip aşısı uygulanmasından sonra da alerjik reaksiyon görülebilir.

Aşılarınızı her zaman tam teşekküllü sağlık merkezlerinde veya hekim kontrolünde uygulatmanız önerilir.. Grip aşısı +2-+8 derece arasında buzdolabında saklanmalı ve kesinlikle dondurulmamalıdır.

Grip aşısı sonrası grip hastalığının görülmesi olsa olsa bir tesadüf olabilir, ancak salgın sırasında aşı yapıldığında bu tesadüf hiç de nadir değildir. Grip aşısı teknik olarak inaktive yani ölü bir virüs aşısı olduğundan vücuda virüs verilmez ve aşıya bağlı grip hastalığı oluşamaz.

Cerrahi merkezi açılışında özel sergi

Cerrahi merkezi açılışında özel sergi

İstanbul' un Bakırköy İlçesinde yarın açılacak cerrahi merkezinde ' Antik çağ ve Osmanlı zamanına ait tıp aletleri de sergilecek.


CHP'li Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen tarafından resmi açılışı yapılacak olan Kulak Burun Boğaz ve Plastik cerrahi merkezinde konuşma bozukluğu, Kronik öksürük, yüz felçleri, horlama hastalıkları tedavi edilecek.

Cerrahi merkeziyle aynı anda açılacak Ressam Gülümser Yakut'a ait karma resim sergisi ile, Haluk Perk'e ait Antik çağ ve Osmanlı dönemine ait tıp aletleri sergisi 15 gün açık kalacak.

Kısa adı ENT Center ( Ear Kulak, Nose Burun, Throat Boğaz) olan cerrahi merkezinde 15 doktor hizmet verecek. Op.Dr. Hamdi Yakut, Op.Dr Orhan Altıntaş, Op.Dr Sinan Yücel, Op.Dr Mustafa Üzeyir tarafından kurulan baş boyun ve plastik cerrahi merkezi 24 saat hizmet verecek.
Genel koordinatörlüğünü Hacer Gencer, Basın Danışmanlığını Uluslar Arası İlişkiler Uzmanı Selen Yakut'un yaptığı cerrahi merkezinde 1 tane modern ameliyathane bulunuyor.

Cerrahi merkezi nin www.ent.com.tr internet sayfasında bütün KBB hastalıkları ile ilgili bilgiler veriliyor. Merkezin Halkla İlişkiler Müdürü Meltem Düşgör yurt içi ve dışından e-mail'le hastalıklarla ilgili gelen bütün sorulara 24 saat anında uzman hekimlerce cevap verildiğini söyledi.

Bir Türk doktara uluslararası görev

Bir Türk doktara uluslararası görev

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak, Dünya Perinatal Tıp Derneği Yönetim Kurulu’na seçilen ilk ve tek Türk doktor oldu.


Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak, Dünya Perinatal Tıp Derneği WAPM (Word Association of Perinatal Medicine) Yönetim Kurulu’na seçildi. Prof. Dr. Kavak, derneğin genel sekreterlik görevini de yürütecek. Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak, bu önemli göreve getirilen ilk ve tek Türk doktor oldu.

Dünyanın birçok ülkesinden 20 binin üzerinde üyeye sahip olan WAPM, dünya genelinde her yıl onlarca kongre düzenliyor. Dünyanın en seçkin kadın doğum uzmanlarının yer aldığı derneğin başkanlığını Prof. Dr. Asım Kurjak, Başkan Yardımcılığını ise Newyork Cornell Üniversitesi Bölüm Başkanı Frank Chervenak yapıyor.

Böylesine önemli bir göreve getirildiği için ülkesi adına mutlu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak, “Türkiye’yi uluslararası alanda temsil etmekten dolayı gurur duyuyorum. WAPM Başkanı Kurjak, Türkiye’yi çok önemli gördüğünü, büyük kapasiteye sahip bir ülke olduğu her fırsatta belirtiyor. Türkiye’yi fetal tıp alanında önemli bir yere getireceğiz” dedi.

Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak kimdir?

İstanbul’da doğan Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak 1986’da Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1990-91 yıllarında ihtisas süresine sayılmak üzere St. Thomas’da (İngiltere’de) çalıştı. 1996 yılında Doçent oldu. 2000-2001 yıllarında aralıklı olarak Londra Kings College’de fetal tıp üzerine çalıştı. 2001 yılında Profesör oldu ve başhekimlik görevine atandı. 2002 yılında kadın hastalıkları ve doğum ana bilim dalı başkanı oldu. 2004 yılında kültür üniversitesi tarafından yılın “En yürekli kadını” seçildi. 2000, 2001 ve 2002 yıllarında rektörlük üstün başarı ödüllerini aldı. 2002 yılında Siyaset Dergisi tarafından verilen “Yılın Sağlık Ödülü”nün sahibi oldu. 100’den fazla yerli ve yabancı yayını olan Prof. Dr. Kavak, Türk İş Kadınları Derneği (TİKAD) Genel sekreterliği ve yurt içinde bir çok derneğin yönetiminde görev yapmakta.

Kadın ve Somatizasyon

Somatizasyon (bedenselleştirme), çeşitli ruhsal nedenlerle ortaya çıkan bedensel belirtilerin genel ismidir. Araştırmalar, bedenselleştirmenin kadınlarda erkeklerden daha yüksek oranda olduğunu göstermektedir. Yüzyıllarca önce ilk tanımlandığı dönemlerde de sadece kadınları etkileyen bir bozukluk olduğunun düşünülmesi de ilginçtir. Bedenselleştirme tablosu gösteren hastalar


-Vücutlarının değişik yerlerinde ağrı (bel, baş, eklem ağrıları gibi),

-Çeşitli sindirim sistemi belirtileri (midede yanma, hazımsızlık, bulantı, karın şişliği gibi),

-Sinir sistemi belirtileri (el ve ayaklarda uyuşma, yanma, karıncalanma, güçsüzlük,duyu kusurları, zaman zaman bayılmalar, boğazında yumru hissi gibi) ile başvurabilirler.


Yapılan çeşitli tıbbi incelemelere rağmen bu belirtileri açıklayacak organik nedenler bulunamaz. Örneğin bel ağrısı olan bir hastada, bu ağrıyı açıklayacak o bölgedeki kaslara, kemik dokuya ya da sinirlere ait bir hasar ve bozukluk saptanamaz. Bu yakınmalar nedeniyle hasta bir çok aktivitesinden uzaklaşır, işini yapamayabilir, yaşam keyfi azalabilir. Bu tür yakınmaları olan kişiler genellikle çok sayıda doktora başvurur, sayısız tıbbi inceleme yaptırır, çok fazla ilaç kullanırlar.Ama yakınmaları bir türlü tam olarak geçmez ya da bir belirti kaybolurken diğeri başlayabilir. Örneğin, ağrılar hafiflese bile yerine halsizlik, uyuşma gibi başka şikayetler geçebilir. Zaman zaman çevredekilerin ve hekimlerin kendi yakınmalarına inanmadıkları duygusunu yaşayabilirler. Oysa ki o sırada ağrıyı veya hazımsızlığı gerçekten yaşamaktadırlar ve şikayetleri gerçektir. Sadece açıklayacak bir organik neden yoktur. Tabii ki bu bir 'neden' olmadığı anlamına gelmemektedir.Işte bu 'neden' ruhsal kaynaklıdır.


Ortaya Çıkış Nedenleri

Ruhsal sıkıntı ve gerginlik uygun biçimde ifade yolu bulamadığında bedenin bir bölümüne yansıtılır ve şikayet olarak dile gelir. Kişi psikolojik bir güçlüğü için bedenini kullanmakta, sıkıntısını ' bedenselleştirmek'tedir. Özellikle bizim toplumumuzda, isteklerini, duygularını ve kendisini yeterince ifade edemeyen kadının sınırlı sayıdaki ifade biçiminden biri olmaktadır. Belki de en kabul edilebilir olanı! Çünkü 'hastalık'durumunda yardım ve ilgi isteme çok daha anlaşılır ve hoş karşılanır olmaktadır. Bedeselleştirme tabloları çeşitli çevresel etkenlerin bulunduğu, sorunlu aile ortamlarında yaşayan, kendilerini ifade güçlüğü olan kadınlar arasında daha sıktır.

Somatizasyon ve Diğer Psikiyatrik Hastalıklar

Bedeselleştirme sıklıkla diğer ruhsal bozukluklarla birlikte olabilir ya da onları gizleyebilir, maskeleyebilir. Örneğin ağrılar ve halsizlik depresyonun belirtileri olabilir veya nefes alma güçlükleri, çarpıntılar bir kaygı bozukluğuna işaret edebilir. Ayrıca depresyon ve kaygı bozukluğu bedenselleştirme bozukluğuna eşlik edebilir.



Ne zaman Doktora Başvurmalı?

-Özellikle kadınlarda

-Genç yaşta başlayan,

-Uzun süren, Tıbbi incelemeler rağmen organik bir neden bulunamayan,

-Uygulanan tedavilerin başarısız kaldığı, Kişinin sosyal ve mesleki uyumunu bozan belirtilerin bulunması halinde psikiyatrik değerlendirme gereklidir.


Ancak bedenselleştirme bozukluğu tanısı konsa bile, sorunun kaynağının bebeklik ve çocukluğa dek uzanması nedeniyle, tedavinin uzun sürebileceği, ve zaman alabileceği bilinmelidir.

Doç.Dr. Başak YÜCEL
İ.Ü.İstanbul Tıp Fakültesi
Psikiyatri Anabilim Dalı

Sağlığınızı Test Edin!!!

Arkadaşlar Buradan sağlığınızı test edebilirsinizzz.

ben test ettim bomba gibiyim...