25 Mayıs 2007 Cuma

Dikkat! Alzheimer geliyorum der

Dikkat! Alzheimer geliyorum der

Bunama diye bilinen Alzheimer 60'lı yaşlarda kendini hissettiriyor. Hastanın davranış ve duygu bozuklukları, sinirlilik sergileyebileceğini açıklayan uzmanlar Alzheimer'ın kalıtsal olabildiğini yani aynı aileden birkaç kişinin Alzheimer hastalığına yakalanabileceğini belirtiyor.

Dişleriniz için tatlıya meyve ekleyin

Dişleriniz için tatlıya meyve ekleyin

BazI zamanlarda diş fırçası kullanma imkanınız yoksa, yemek esnasında şekersiz beslenmek dışında, bol miktarda florlu (çay, sardalya, ayçiçek yağı, tahıl ürünleri, yumurta, süt), kalsiyumlu, fosforlu ve selenyumlu besinler tüketmenizde yarar var. Tatlılara çiğ sebze ve meyve ilave etmek de diş taşlarına karşı bir önlemdir. Çünkü sebze ve meyvelerdeki liflerin dişleri dezenfekte edici bir rolü vardır.

Prof. Müftüoğlu'ndan 16 öneri

Prof. Müftüoğlu'ndan 16 öneri

Prof. Osman Müftüoğlu, "Ben nerede yanlış yaptım?" diye sorusuna doğru cevap verebilmek için 16 öneride bulundu. Müftüoğlu'nun önerileri herkese gerekiyor.


Eğer kalp veya beyin krizi geçiren biri iseniz, size bir önerimiz var! Geçirdiğiniz bu olumsuz deneyimleri onları ‘korku’ veya ‘kaygı’ nedeni olmaktan çıkarıp birer ‘fırsat’ kapısı haline getirebilirsiniz. Yeter ki ‘Ben nerede yanlış yaptım’ sorusuna doğru cevaplar verin.

KALP ve beyin gibi iki yaşamsal organdan birinde yaşadığınız krizi (kalp enfarktüsü ya da beyin krizi/inme) yeni bir başlangıç, yeni bir doğuş, yeni bir umuda çevirebilirsiniz. Eğer bu fırsat kapısından girer ve bu yeni yolda yürümeyi ısrarla sürdürebilirseniz, sadece sağlığınızı yeniden kazanmaz, hayat kalitenizi de yükseltirsiniz. Böyle bir sürecin sadece sizi değil sevdiklerinizi de yeni üzüntülerden koruyacağından şüpheniz olmasın.

NASIL YAPACAKSINIZ?

Yola ‘Nerede yanlış yaptım’ sorusuna doğru yanıtlar vererek başlamalısınız. Yaşam biçiminize, seçimlerinize, alışkanlıklarınıza, genetik mirasınıza ilişkin ciddi sorgulamalar yapmalı, bu krize yol açan nedenlere kafa yormalısınız.

Doğru yanıtlara ulaşabilmek için işe aile mirasınızdan başlayın. ‘Genetik ağacınızın’ dallarını ve onu içten içe kemiren böcek ya da kurtları dikkatle araştırın. Damar hastalığı riski yüksek bir aileden mi geliyorsunuz? Aileniz özellikle birinci dereceden akrabalarınızda (50 yaş altı kadın, 55 yaş altı erkek) genç yaşta kalp veya beyin krizi geçirenlere, şeker hastalığı, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ile mücadele edenlere sık rastlanıyor mu? Aile mirasınızda homosistein yüksekliği, metabolik sendrom, pıhtılaşma hastalıkları gibi sorunlar beklenenden yüksek mi?

DOKTORUNUZUN YARDIMI

Yapacağınız ikinci öncelikli iş, biyolojik yapılanmanızın ne düzeyde olduğunu belirlemek, genetik geçişi mümkün sorunlardan ne düzeyde etkilendiğinizi araştırmaktır. Bu soruların yanıtlarını ararken doktorunuzdan yardım istemelisiniz. Sorgulamaya korkmadan devam ettiğiniz, ‘Neden ben’ ve ‘Neden şimdi’ sorularına yanıt aramayı sürdürdüğünüzde testiyi kıran bir değil, birden çok etken olduğunu görünce şaşırmayın. Cahid Sıtkı’nın ‘Aman Allahım benim mi bu çizgili yüz?’ derken yaşadığı şaşkınlığı siz de yaşamayın. Başınıza gelenlerin ‘taşıdıklarınızın ve yaşadıklarınızın toplamından’ ibaret olduğunu unutmayın. Size yıllardır sigaranın, alkolün, kolesterol, trigliserit ve kan şekeri fazlasının veya uykusuzluk, stres, öfke fırtınalarının bitmez gerginlik, huzursuzluk ve kıskançlıkların zararlı olduğunu anlatmaya çalışan doktorunuzun haklı olduğunu hatırlayın.

Testiyi bir kez kırmış olmanız önemli değildir. Onu bir daha kırmamak için, sigara içiyorsanız hemen bırakacak, fazla kilolarınızı atacak, kanınızdaki risk etkenlerini şu veya bu şeklilde kontrol altına alacaksınız. Ve hiç beklemeden yeni bir hayat planlayacaksınız.

DUYGUSAL BAGAJINIZ

Önce beyninizdeki aşırı duygusal bagajı boşaltacaksınız. Kaygı, öfke ve endişeyi geçmişte bırakacaksınız. Ruhsal çatışmaların, korkuların hele hele bedenden daha fazla hızlandırılmış ruhların sağlığınızın önündeki en büyük engel, huzurunuza takılan en etkin çengel olduğunu unutmayacaksınız. Zihin atölyenizi kuşkular ve korkulardan temizleyip onu keyif, umut, sevgi ve paylaşımlarla dolduracaksınız. Bedeniniz ve ruhunuzu sadece olumlu bakışlar üretmeye programlayacaksınız. Bardaktaki su ne kadar olursa olsun siz ona dolu gibi bakacaksınız.

Ister kalp, ister beyin krizi geçirin! Krizinizi bir tehlike ve kaygı olmaktan çıkarıp, bir fırsat haline dönüştürmek elinizdedir. Kriziniz yeni bir hayata açılan kapınız ve size yeni bir dünya kuran hocanız olabilir. Bu fırsatı değerlendirin!

BUNLARI YAPIN

> Kalbiniz için

> Şefkatli olun

> Sevin

> Başkalarının acılarının farkında olun

> Yardım edin

> Paylaşın

> Hoşgörün

> Affedin

> Gülümseyin

> Teşekkür edin

> Şükredin

> İnanın

> Hoşlanın

> İltifat edin

> Umutlanın

> Huzur alın

> Hoşnut kalın

BUNLARI MUTLAKA YAPIN

Değişime, dinlenmeye, eğlenmeye ve dostlarla sohbet etmeye en az çalışmak kadar zaman ayırın. Ailenizle, sevdiklerinizle daha sık bir arada olun. Şükreden, inanan, güçlü bir toplumsal aidiyet duygusuna sahip biri olmaya bakın.

Sinema, tiyatro ya da konserlere işe gider gibi gidin, bol bol müzik dinleyip kitap okuyun. Dostoyevski, Tolstoy, Yaşar Kemal, Kemal Tahir ve Tanpınar’a yeniden dokunun, Ahmet Altan ve Paul Coelho ile tanışın. Okudukça ıskaladığınız hayatın büyüklüğü ve güzelliği karşısında şaşıracaksınız.

Küçük şeylerin de zevkli olabileceğini görün, hayatınıza küçük ama keyifli yeni yeni hedefler koyun. Olanla yetinin, şükredin, olmayan için fazla sızlanmayın.

Daha çok kendiniz olun, unutulmuş farkındalıkları yaşamınıza yeniden katın.

BİR ÖNERİ

Nefret kalbe yüktür

Nefret, kalbin derinlerine gizlenmiş yoğun bir hoşlanmama duygusunun ifadesidir. Nefretin düşmanlık duygusu olarak keskinleşmesi, düşmanlarınızdan çok kalbinize zarar verir. Kalbinizi tıpkı endişe gibi, korku gibi için için kemirir. Uykunuzu kaçıran, iştahınızı azaltan, reflünüzü azdıran, bağırsak spazmlarınıza pike yaptıran şeyin nefret olması mümkündür, ama nefret en çok kalbiniz için ağır bir yüktür. Göğüs ağrılarınız ve yürek çarpıntılarınızın altında farkına varılmamış nefretler olup olmadığını iyi sorgulayın.

Nefretin izine bile rastlarsanız onu umutla, sevgiyle, şefkatle ‘detoks’layın! Kalbinize kötü düşüncelerden önce ılımlılık, enginlik, derinlik ve sürekli dinginlik aşılayın. O zaman sadece sağlam değil dingin ve bilge bir kalbe de sahip olursunuz. Bilge bir kalp sağlam bir kalpten daha güçlüdür.

Hasta üzerinde ilaç denemeye onay

Hasta üzerinde ilaç denemeye onay

Sağlık Bakanlığı, ruhsatsız ilaçların gönüllü hastalarda denenmesine imkan tanıyan düzenleme yaptı. İlaçlar hayati tehlikesi olan hastalara umut olacak. Ancak tartışmalı bazı noktalar var.

Türkiye'de bundan böyle "ruhsatsız" ilaçlar, hastalar üzerinde "insani amaçla" denenebilecek. Sağlık Bakanlığı, ruhsatı olmayan ilaçların kanser gibi hayati tehlikesi bulunan hastalarda denenebilmesini sağlayan bir düzenleme yaptı. Tartışmalara yol açan bu düzenlemenin, ilaç araştırmalarında uygulanan uluslar arası prosedürü deldiği öne sürüldü. Bakanlığın resmi internet sitesinde yayınlanan 'İnsani Amaçlı İlaca Erken Erişim Programı Klavuzu'na göre düzenleme, "ciddi veya acil olarak hayatı tehdit edici bir hastalığı olan ve bu konuda düzenlenmiş klinik araştırmalara ulaşma şansı olmayan hastalara", yabancı ülkelerde yeni geliştirilen ilaçların, "ilacı geliştiren firma tarafından insani gerekçelerle ücretsiz temin edilmesini" sağlayacak. Bu türden ilaçları denemeye gönüllü olan hastaların, 'Sağlık Bakanlığı'nca ruhsatlandırılmış diğer ilaç ve tıbbi ürünlerle tedavi edilememiş' olması şartı aranacak.
Klinik araştırma değil!

Özellikle kanser gibi kronik hastalığı olanların tedavisinde kullanılacak bu yöntem için, Sağlık Bakanlığı'na hastalar adına ilaç firması ya da doktor başvuruda bulunacak. İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü Klinik Araştırmalar Şubesi'ne yapılacak bu başvuruya, hasta veya hasta grubu üzerinde denenecek ilaç ile ilgili gerekli bilgiler ve hasta tarafından doldurulmuş "bilgilendirilmiş gönüllü olur formu" eklenecek. Bu başvuru, bakanlıkça uygun görülürse, firma seçtiği hasta/hastalara yetecek kadar ilaç ithal edecek. Program eğitim hastanelerinin yanısıra, uygulama yapılacak yerin onaylanmış devlet hastaneleri ile "A1 sınıfı" özel hastanelerde de uygulanabilecek.

Uluslararası prosedür deliniyor

Bakanlığın hayata geçirdiği yeni düzenleme tıp çevrelerinde yeni bir tartışma başlattı. Gelişmeyi Yeni Şafak'a değerlendiren tıp çevreleri, düzenlemenin ilaçlarla ilgili klinik araştırmalarda uygulanan uluslararası prosedürün delinmesi anlamına geldiğini savundular. Uzmanlar, "Bu program Faz III aşamasında olan ve ruhsatı bulunmayan ilaçların hastalar üzerinde denenmesine imkan sağlıyor. Firmalar böylece ilacın yan etkilerini hasta üzerinde görme şansı bulacaklar. Bu bilgiler muhtemelen yabancı ilaç firmaları tarafından 'ruhsatlandırma' aşamasında kullanılacak. Dünyada ilaç araştırmaları tıkanıyor ve çıkış yolu aranıyor" değerlendirmesinde bulundular

Kahveniz 3 fincanı geçmemeli

Kahveniz 3 fincanı geçmemeli

Sabah keyfinizi tamamlamak ve güne daha dinç başlamak için mis gibi kokan bir fincan kahvenizi önüne alıp bilgisayar başına geçti iseniz, bu önerimize kulak verin. Ve kahve keyfinizi günde 1-3 fincan ile sınırlayın.


Çünkü dozunda içinde kahvenin yararları var ama fazla tüketilen kahve vücuda zarar veriyor. Kahve, kalbe ve damarlara iyi gelen tanen ve anti-oksidanlar içeriyor.

Bunun yanısıra, başağrılarını geçirmede iyi bir yöntem ve karaciğere de faydası var; sirozun engellemesine yardımcı oluyor. Üstelik, astım hastalarına da tavsiye ediliyor.

Dozunda içilen kahve depresyona iyi gelir, safra ve böbrek taşı oluşumu riskini aza indirir. Çaya gelince o da kahve gibi böbrek ve safra taşı oluşumunu engeller, mide kanserini önler.

Ancak fazla içildiğinde demir eksikliğine yol açar. Bu yüzden aşırıya kaçmamak da fayda vardır. Kafeinin fazla alındığında çarpıntı, yüksek tansiyon, uykusuzluk gibi sorunlara yol açtığı bilinen bir gerçek.

Fazla içilen kahve de sinir sistemini olumsuz etkiliyor, kalp çarpıntısı ve ellerde titremeye yol açabiliyor.

Hamile kadınlara, kalp ve mide ülseri hastalarına genellikle, kahveden uzak durmalarını tavsiye etmek yerinde bir karar.

Doktorlari, hiçkimsenin günde 3 ila 4 fincanı aşmamasını istiyor. Bununla birlikte, anne babalara, "Çocuklar için güne başlamanın en güzel yolu, bir bardak sütlü kahveden geçer" önerinde bulunan doıktorlar da var.

AB'nin kuş gribi zirvesi

Avrupa Birliği’nden veteriner ve uzmanlar, kuş gribi salgını ile mücadele amacıyla Brüksel’de bir araya geliyor.

Şimdiye dek sadece Asya ile sınırlı olduğu düşünülen kuş gribi, geçtiğimiz günlerde Rusya’da da ortaya çıkmıştı. Hollanda bunun üzerine kümes hayvanlarının açık havaya çıkarılmasını yasaklamış, Almaya da benzer bir adım atabileceğini bildirmişti.

Avrupa Komisyonu sözcülerinden Philip Tod, toplantı öncesinde, tüm üye ülkelerin riskleri aynı şekilde değerlendirmediğinin altını çizdi. Tod, bu nedenle bazı önlemleri her üyenin gerekli veya mümkün bulmayabileceğini söyledi.

Yetkililer öncelikle Hollanda’dan önlemlerini açıklamasını isteyecek. Dünyanın en büyük et ihracatçılarından birisi olan Hollanda, göçmen kuşların gribi yayabileceği kaygısıyla tavukçuluk yapan şirketlere kümes hayvanlarını açık havaya çıkarmama talimatı vermişti. Yüz milyona yakın kümes hayvanı yetiştiren Hollanda, iki yıl önceki bir kuş gribi salgını sırasında 30 milyon kadar hayvan itlaf etmek zorunda kalmıştı.

Fakat Avrupalı uzmanların, göçmen kuşların virüsü Batı Avrupa’ya taşıyabileceği senaryosunu fazla olası bulmadığı kaydediliyor.

Ancak virüsü tespit etmek ve önlemek için bazı öneriler getirileceği düşünülüyor.

Rusya ve Kazakistan’da altı noktada görülen kuş gribi vakalarına yol açan virüs, 2003’ten bu yana Asya’da yaklaşık 60 kişinin ölümüne yol açan virüsle aynı. Virüs hastalıklı hayvanlardan insanlara geçebiliyor ama insanlar arasında geçiş olmadığı düşünülüyor.

Öldüren grip geliyor

Bundan 2 yıl önce Çin’de başlayan ve daha sonra çok sayıda ülkeye yayılan SARS salgınının ardından dünya şimdi de “kuş gribi” tehlikesiyle karşı karşıya...

Virüsün henüz insandan insana bulaşmadığı tahmin ediliyor. Ancak mutasyon geçirerek insanlar arasında da salgına yol açabileceği belirtiliyor.

“1 İLA 7 MİLYON İNSAN ÖLEBİLİR”

Sri Lanka’da düzenlenen bir zirvede konuşan Dünya Sağlık Örgütü yetkilileri, “artık kuş gribi virüsü bir salgına neden olur mu diye değil, bu salgın ne zaman başlar diye sormamız lazım” diyor:

“Elimizdeki veriler küresel anlamda nüfusun yüzde 25’ine virüsün bulaşabileceğine ve belki de 1 ila 7 milyon insanın ölebileceğine işaret ediyor”

GÖÇMEN KUŞLARIN VİRÜSÜ YAYMASINDAN KAYGI DUYULUYOR

Dünya Sağlık Örgütü, kış yaklaşırken göçmen kuşların virüsü dünyaya yayma riskinden endişe ediyor. Dünyada olası bir kuş gribi salgınına hazır tek ülkeninse Tayland olduğu bildirildi.

Kuş gribi salgını son iki yılda yüzbinlerce kümes hayvanın itlaf edilmesine ve 63 kişinin ölümüne neden oldu.