Beynin ilacı temiz hava
Beynin de diğer bütün organlar gibi oksijen ve gıdalarla beslendiğini belirten uzmanlar, "Çevre kirliliği, hafızanın zayıflamasına yol açıyor, temiz hava beyin sağlığı için ilk şart" diyor.
BEYİN SAĞLIĞI İÇİN TEMİZ HAVA ŞART
Beynin ağırlık olarak vücudun yüzde 2'sine sahip olduğu halde, vücuda giren oksijenin yüzde 20'sini, şekerin ise büyük bölümünü tek başına tükettiğini açıklayan uzmanlar, "Oksijen oranı büyük şehirlerde yüzde 18-19'a düşer. Tabii ortamda yüzde 20-21'dir. O halde beyni korumak için ilk yapmamız gereken, bol oksijenli tabii hayata önem vermektir. Çevre kirliliği hafıza zayıflamasının ilk sorumlularındandır. Temiz hava beyin sağlığı için birinci şarttır" dedi.
Uzmanlar, beynin korunması için spor ve yürüyüşün de önemine dikkat çekerek, şunları kaydetti:
KAN ŞEKERİNE DİKKAT!
"Özellikle haftada bir yapılacak olan ter attıran bir sporun, beyinde morfin benzeri maddeler salgıla***** anti-stres etkisi ürettiği artık bilimsel olarak ispatlanmıştır. Bu ikinci şartın, göz ardı edilmemesi gereken bir etkisi vardır. Üçüncü şart, beyinde mutluluk hormonu salgılanmasına yol açan pozitif yaşama felsefesinin hayat tarzı olarak seçilmesidir. Sevgi duygusunun güçlendiği, dolayısıyla korkunun azaldığı, güven duygusunun geliştiği pozitif yaşama felsefesini öğrenmek ve uygulamak hiç zor değildir. Dördüncü şart doğru beslenmedir. Beyin kan şekerini doğrudan kullanır. Kan şekerimizi düşürmemek gerekir. Bunun için serbest radikal giderici antioksidan, hücre yenileyici özellikteki taze sebze ve meyveler favori gıdamız olmalıdır. E ve C vitamini yönünden zengin gıdalar beyin hücre yıpranmasını önler. Çayın, özellikle yeşil çayın tüketilmesi beyin sağlığı için yararlıdır. Beyin için gerekli vitamin, mineral ve oligoelementleri çokça sağlayan bal, ceviz, fındık, çörekotu, badem karışımını her sabah bir çorba kaşığı alırsanız, güne daha sağlıklı başlamış olursunuz."
Mavi forum
23 Mayıs 2007 Çarşamba
Tansiyon hafızayı etkiliyor
Tansiyon hafızayı etkiliyor
Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi doktorları, kişilerin belleğini tam kapasiteyle kullanmalarını engelleyen faktörler üzerinde bir çalışma yaptı. Doktorlar, bu nedenlerin başında yüksek tansiyonu görürken, yetersiz uyku, aşırı alkol, tiroid bezlerinin aşırı çalışması veya az çalışmasıyla depresyonu, belleği olumsuz etkileyen diğer faktörler olarak belirlediler.
Mavi forum
Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi doktorları, kişilerin belleğini tam kapasiteyle kullanmalarını engelleyen faktörler üzerinde bir çalışma yaptı. Doktorlar, bu nedenlerin başında yüksek tansiyonu görürken, yetersiz uyku, aşırı alkol, tiroid bezlerinin aşırı çalışması veya az çalışmasıyla depresyonu, belleği olumsuz etkileyen diğer faktörler olarak belirlediler.
Mavi forum
Evde bakım iyileşmeye katkı sağlıyor
Evde bakım iyileşmeye katkı sağlıyor
Kronİk ya da uzun süreli bakım gerektiren hastalıkların tedavisinin evde yapılmasının, hastaların iyileşme sürecine olumlu katkı sağladığı bildiriliyor. Hastanede tedavi gören hastalarda anksiyete, depresyon ve performans azalması gibi yakınmaların, evde bakıma göre yüzde 24 daha yüksek olduğunu belirten uzmanlar evde bakım sayesinde hasta, kendi evinin rahatlığını, özgürlüğünü hisseder, bu da iyileşmeye katkı sağlar diyor.
Mavi forum
Kronİk ya da uzun süreli bakım gerektiren hastalıkların tedavisinin evde yapılmasının, hastaların iyileşme sürecine olumlu katkı sağladığı bildiriliyor. Hastanede tedavi gören hastalarda anksiyete, depresyon ve performans azalması gibi yakınmaların, evde bakıma göre yüzde 24 daha yüksek olduğunu belirten uzmanlar evde bakım sayesinde hasta, kendi evinin rahatlığını, özgürlüğünü hisseder, bu da iyileşmeye katkı sağlar diyor.
Mavi forum
Balık depresyon riskini azaltıyor
Balık yağındaki Omega 3 yağ asitlerini yiyenlerde depresyon ve intihar riskinin azaldığı bildirildi.
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Balıkçılık Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sevim Köse, balık ve diğer su ürünlerinin içerdiği protein, yağ ve vitaminlerin niteliği bakımından insan beslenmesinde önemli bir besin kaynağı olduğunu ifade etti.
Balıkların kalp damar hastalıklarında yararlı etkileri olduğunun hemen hemen herkes tarafından bilindiğini vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Köse, ''Artık 'balık ye, kalbini koru' şeklindeki sloganlar ya da tavsiyeler hem uzmanlar, hem halk arasında hem de balık tanıtım reklamlarında sıkça gündeme gelmektedir'' dedi.
Balıktaki hangi madde ya da maddelerin sağlık için yararlı etkiyi yaptığı ve her balık aynı ölçüde mi yararlıdır sorularının cevabı herkes tarafından bilinmediğini vurgulayan Yrd. Doç. Köse, şöyle devam etti: ''Balıkların insan sağlığı açısından önemi, özellikle içerdikleri yağdan kaynaklanmaktadır. Balık yağındaki omega 3 yağ asitleri insan sağlığı açısından yararlı etkiyi yapan maddelerdir. Bu etki omega 3 grubu yağ asitlerinden EPA (eikosapentaeonik asit) ve DHA (dokosaheksaenoik asit) adlı iki önemli yağ asidi çeşidinden
kaynaklanmaktadır.
Çeşitli yayın ya da kaynaklarda omega 3 içeren pek çok gıda türü verilmektedir. Ancak EPA ve DHA genelde balık yağlarında bulunmaktadır.''
Her balık ya da su ürününün yeterince omega 3 yağ asidi içermeyebileceğini belirten Yrd. Doç. Dr. Köse, bu asidin, yağlı
balıklarda fazla bulunduğunu, bu balıklara, somon, uskumru, ton balığı, alabalık, hamsi, tirsi ve morina balığı gibi balıkların örnek verilebileceğini kaydetti.
Yrd. Doç. Dr. Köse, DHA ve EPA asitlerinin, yağlı balıklardan direk olarak alınabileceği gibi, eczanelerde satılan balık yağı tabletleriyle alınabileceğini vurgula*****, şöyle konuştu:
''Eğer diyetimizde sağlık açısından sıkça balık tüketiyorsak bunun yanında E vitamini içeren gıdalar ya da E vitamini tabletleri almamız gereklidir. Balık yağı tabletleri, E vitamini eklenmiş olarak satılmaktadır. Bunu nedeni, balık yağındaki yüksek oranda çoklu doymamış yağ asitleri olan omega 3 ve diğerleri yaşlanmayı hızlandırıcı etkisi olduğu ve bunun da E vitamini takviyesiyle engellendiğidir.
Yani bol balık yiyelim ancak bunu E vitamini ile yiyelim. İçeriğinde bulunan Omega 3 yağ asidi, iyi kolesterolü yükseltir ve yüksek tansiyonu düşürür, kalp damar hastalıkları riskini azaltır. Aynı zamanda kanser riskini azaltır, yaşa bağlı hastalıkları önler, büyüme ve gelişmeyi olumlu etkiler.''
Omega 3 yağ asitleri yiyenlerde depresyonun azaldığı ve dolayısıyla intihar risklerinin azalttığının ortaya koyulduğunu belirten Yrd. Doç.Dr. Köse, ''Antidepresanlar yerine belli miktarlarda omega 3 yağı alımının antidepresan ilaçlardan daha yararlı olacağı düşünülmektedir.
Omega 3 yağı beyindeki uyarıcıların doğru çalışmasını sağladığından dolayı faydalı olmaktadır. Son yıllarda özellikle hamile kadınlarda depresyonu engelleyici olarak önerilmiştir'' diye konuştu.

Mavi forum
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Balıkçılık Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sevim Köse, balık ve diğer su ürünlerinin içerdiği protein, yağ ve vitaminlerin niteliği bakımından insan beslenmesinde önemli bir besin kaynağı olduğunu ifade etti.
Balıkların kalp damar hastalıklarında yararlı etkileri olduğunun hemen hemen herkes tarafından bilindiğini vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Köse, ''Artık 'balık ye, kalbini koru' şeklindeki sloganlar ya da tavsiyeler hem uzmanlar, hem halk arasında hem de balık tanıtım reklamlarında sıkça gündeme gelmektedir'' dedi.
Balıktaki hangi madde ya da maddelerin sağlık için yararlı etkiyi yaptığı ve her balık aynı ölçüde mi yararlıdır sorularının cevabı herkes tarafından bilinmediğini vurgulayan Yrd. Doç. Köse, şöyle devam etti: ''Balıkların insan sağlığı açısından önemi, özellikle içerdikleri yağdan kaynaklanmaktadır. Balık yağındaki omega 3 yağ asitleri insan sağlığı açısından yararlı etkiyi yapan maddelerdir. Bu etki omega 3 grubu yağ asitlerinden EPA (eikosapentaeonik asit) ve DHA (dokosaheksaenoik asit) adlı iki önemli yağ asidi çeşidinden
kaynaklanmaktadır.
Çeşitli yayın ya da kaynaklarda omega 3 içeren pek çok gıda türü verilmektedir. Ancak EPA ve DHA genelde balık yağlarında bulunmaktadır.''
Her balık ya da su ürününün yeterince omega 3 yağ asidi içermeyebileceğini belirten Yrd. Doç. Dr. Köse, bu asidin, yağlı
balıklarda fazla bulunduğunu, bu balıklara, somon, uskumru, ton balığı, alabalık, hamsi, tirsi ve morina balığı gibi balıkların örnek verilebileceğini kaydetti.
Yrd. Doç. Dr. Köse, DHA ve EPA asitlerinin, yağlı balıklardan direk olarak alınabileceği gibi, eczanelerde satılan balık yağı tabletleriyle alınabileceğini vurgula*****, şöyle konuştu:
''Eğer diyetimizde sağlık açısından sıkça balık tüketiyorsak bunun yanında E vitamini içeren gıdalar ya da E vitamini tabletleri almamız gereklidir. Balık yağı tabletleri, E vitamini eklenmiş olarak satılmaktadır. Bunu nedeni, balık yağındaki yüksek oranda çoklu doymamış yağ asitleri olan omega 3 ve diğerleri yaşlanmayı hızlandırıcı etkisi olduğu ve bunun da E vitamini takviyesiyle engellendiğidir.
Yani bol balık yiyelim ancak bunu E vitamini ile yiyelim. İçeriğinde bulunan Omega 3 yağ asidi, iyi kolesterolü yükseltir ve yüksek tansiyonu düşürür, kalp damar hastalıkları riskini azaltır. Aynı zamanda kanser riskini azaltır, yaşa bağlı hastalıkları önler, büyüme ve gelişmeyi olumlu etkiler.''
Omega 3 yağ asitleri yiyenlerde depresyonun azaldığı ve dolayısıyla intihar risklerinin azalttığının ortaya koyulduğunu belirten Yrd. Doç.Dr. Köse, ''Antidepresanlar yerine belli miktarlarda omega 3 yağı alımının antidepresan ilaçlardan daha yararlı olacağı düşünülmektedir.
Omega 3 yağı beyindeki uyarıcıların doğru çalışmasını sağladığından dolayı faydalı olmaktadır. Son yıllarda özellikle hamile kadınlarda depresyonu engelleyici olarak önerilmiştir'' diye konuştu.
Mavi forum
İşiniz sizi şişmanlatıyor mu?
İşiniz sizi şişmanlatıyor mu?
İş ortamında kiloları kontrol altında tutmak zordur? Uzun çalışma saatleri, ikramlar, hızlı atıştırmalar, çay, bisküvi ve kurabiyeler... İşiniz bu açıdan gerçekten zor. İşinizin kilolarınıza etkisini nasıl frenleyebilirsiniz?
Siz en iyisi mi, aşağıdaki noktalara dikkat edin, kilo almaktan da kurtulun:
Stres faktörü
İşe geç kaldığınızda, kahvaltıyı atlayıp son derece stresli bir şekilde mi yola çıkarsınız? Cevabınız evetse, probleminiz bulundu: Stres kilo artışına sebep olabilir. Stres altındayken vücut 'kortizol' hormonu salgılar. Bu hormon, aç kalabileceğiniz ihtimalini göz önünde bulundurarak, yağ depolanmasını sağlar. En aktif yağ hücreleri karın bölgesinde olduğundan, depolama bu bölgede yapılır. Bu yağlar doğrudan karaciğere yönelir, kolesterol ile birleşip, kan dolaşımına karışır. Bu da kalp hastalarına yakalanma riskini artırır. İş stresine kapıldığınızda, on dakika mola verip dolaşmaya çıkın. Çıkamıyorsanız, masanızda gözlerinizi kapatın ve rahatlayın.
Hızlı atıştırmalar
İş ortamının son saatleri, günün en tehlikeli zamanıdır, özellikle eviniz uzaktaysa. Sonunda eve geldiğinizde, o kadar aç olursunuz ki, önünüze konan her şeyi yemek istersiniz. Akşamları, 5'ten sonra ve özellikle yolda atıştırmak üzere yanınızda bazı ufak tefek şeyler bulundurun. Her türlü kuruyemiş ve meyve kurusunu yiyebilirsiniz. Onlar kandaki şekeri ayarlayan asitler içerir.
Yetersiz uyku
Son araştırmalar, az uykunun kilo alımına sebep olduğunu gösteriyor. İki gece üst üste dörder saat uyuduktan sonra, 'leptin' denen ve beyine 'doydum' komutunu veren hormon yüzde 18 oranında daha az salgılanıyor. 'Açım' komutunu veren hormon ise yüzde 28 daha fazla salgılanıyor. İşinizi zamanında yapın ki, bitirmek için uykudan fedakarlık yapmak zorunda kalmayın. Fotokopi makinesinin önünde sohbet etmek veya telefon trafiğine kapılıp hiçbir iş yapmamak yerine, düzenli çalışın ki, işleriniz zamanında bitsin.
Tatlılara dikkat!
Sabahları hamurlu bir şeyler atıştırıyorsanız, kilo almanız hiç şaşırtıcı olmaz. Yine de siz siz olun, vücudunuza yaptığınız kötülüğü bilin: Tatlılar kalori bombası olmakla birlikte, çabuk sindirilip kana geçer ve birkaç saat içinde açlık hissi yeniden meydana gelir. Öğle yemeğinden önce beyninizi ve vücudunuzu gerektiği gibi beslemek için güne kurutulmuş meyvelerle başlayın. Meyvenin yanında çavdar ekmeğinden yapılmış bir tost ya da bir kase tahıl yiyebilirsiniz. Bunlar daha yavaş sindirildiği için, enerjiniz daha uzun süre devam eder. Aynı zamanda bir çeşit protein almak da önemli ki bunu, en uygun şekilde yumurtadan alırsınız. Protein aldığınızda beyine doyma mesajı daha çabuk gider, dolayısıyla daha az yemiş olursunuz.
Gürültülü yemek
Gürültülü bir ortamda çalışıyorsanız, yemek aralarında atıştırma alışkanlığınız daha da fazladır. Yapılan araştırmalara göre, gürültülü yerde çalışanlar, sessiz yerlerde çalışanlara göre stresin üstesinden gelmek için daha fazla atıştırıyorlar. İş yerinizdeki gürültüyü azaltmak için telefonun sesini kısın, hoparlörlerini kapatın.
Saatleri değiştirmek
Aynı saatlerde yemek yemeyen insanların genelde daha kolay kilo aldıkları biliniyor. Genelde bu insanlar ihtiyaç hissettiklerinde yemek yiyorlar. Halbuki, vücut her saatte aynı şekilde çalışmıyor. Akşam 8'den sonra sindirim enzimlerinin aktivitesi azaldığı için, metabolizmanın ritmi de yavaşlıyor.
Mavi forum
İş ortamında kiloları kontrol altında tutmak zordur? Uzun çalışma saatleri, ikramlar, hızlı atıştırmalar, çay, bisküvi ve kurabiyeler... İşiniz bu açıdan gerçekten zor. İşinizin kilolarınıza etkisini nasıl frenleyebilirsiniz?
Siz en iyisi mi, aşağıdaki noktalara dikkat edin, kilo almaktan da kurtulun:
Stres faktörü
İşe geç kaldığınızda, kahvaltıyı atlayıp son derece stresli bir şekilde mi yola çıkarsınız? Cevabınız evetse, probleminiz bulundu: Stres kilo artışına sebep olabilir. Stres altındayken vücut 'kortizol' hormonu salgılar. Bu hormon, aç kalabileceğiniz ihtimalini göz önünde bulundurarak, yağ depolanmasını sağlar. En aktif yağ hücreleri karın bölgesinde olduğundan, depolama bu bölgede yapılır. Bu yağlar doğrudan karaciğere yönelir, kolesterol ile birleşip, kan dolaşımına karışır. Bu da kalp hastalarına yakalanma riskini artırır. İş stresine kapıldığınızda, on dakika mola verip dolaşmaya çıkın. Çıkamıyorsanız, masanızda gözlerinizi kapatın ve rahatlayın.
Hızlı atıştırmalar
İş ortamının son saatleri, günün en tehlikeli zamanıdır, özellikle eviniz uzaktaysa. Sonunda eve geldiğinizde, o kadar aç olursunuz ki, önünüze konan her şeyi yemek istersiniz. Akşamları, 5'ten sonra ve özellikle yolda atıştırmak üzere yanınızda bazı ufak tefek şeyler bulundurun. Her türlü kuruyemiş ve meyve kurusunu yiyebilirsiniz. Onlar kandaki şekeri ayarlayan asitler içerir.
Yetersiz uyku
Son araştırmalar, az uykunun kilo alımına sebep olduğunu gösteriyor. İki gece üst üste dörder saat uyuduktan sonra, 'leptin' denen ve beyine 'doydum' komutunu veren hormon yüzde 18 oranında daha az salgılanıyor. 'Açım' komutunu veren hormon ise yüzde 28 daha fazla salgılanıyor. İşinizi zamanında yapın ki, bitirmek için uykudan fedakarlık yapmak zorunda kalmayın. Fotokopi makinesinin önünde sohbet etmek veya telefon trafiğine kapılıp hiçbir iş yapmamak yerine, düzenli çalışın ki, işleriniz zamanında bitsin.
Tatlılara dikkat!
Sabahları hamurlu bir şeyler atıştırıyorsanız, kilo almanız hiç şaşırtıcı olmaz. Yine de siz siz olun, vücudunuza yaptığınız kötülüğü bilin: Tatlılar kalori bombası olmakla birlikte, çabuk sindirilip kana geçer ve birkaç saat içinde açlık hissi yeniden meydana gelir. Öğle yemeğinden önce beyninizi ve vücudunuzu gerektiği gibi beslemek için güne kurutulmuş meyvelerle başlayın. Meyvenin yanında çavdar ekmeğinden yapılmış bir tost ya da bir kase tahıl yiyebilirsiniz. Bunlar daha yavaş sindirildiği için, enerjiniz daha uzun süre devam eder. Aynı zamanda bir çeşit protein almak da önemli ki bunu, en uygun şekilde yumurtadan alırsınız. Protein aldığınızda beyine doyma mesajı daha çabuk gider, dolayısıyla daha az yemiş olursunuz.
Gürültülü yemek
Gürültülü bir ortamda çalışıyorsanız, yemek aralarında atıştırma alışkanlığınız daha da fazladır. Yapılan araştırmalara göre, gürültülü yerde çalışanlar, sessiz yerlerde çalışanlara göre stresin üstesinden gelmek için daha fazla atıştırıyorlar. İş yerinizdeki gürültüyü azaltmak için telefonun sesini kısın, hoparlörlerini kapatın.
Saatleri değiştirmek
Aynı saatlerde yemek yemeyen insanların genelde daha kolay kilo aldıkları biliniyor. Genelde bu insanlar ihtiyaç hissettiklerinde yemek yiyorlar. Halbuki, vücut her saatte aynı şekilde çalışmıyor. Akşam 8'den sonra sindirim enzimlerinin aktivitesi azaldığı için, metabolizmanın ritmi de yavaşlıyor.
Mavi forum
Deli dananın kaynağı insan çıktı
Deli dananın kaynağı insan çıktı
İngiliz bilim adamları, deli dana hastalığının ineklere insan kemikleri karışmış hayvan yemleriyle bulaşmış olabileceğini ileri sürdü. İneklerde ilk deli dana vakası, 1986'da İngiltere'de tespit edilmişti. Hastalık 10 yıl içinde evrim geçirmiş ve hastalıklı hayvanların etlerini yiyen insanlara da bulaşır hale gelmişti. Ancak deli dananın ilk kez nasıl ortaya çıktığı bilinmiyordu. Kent Üniversitesi'nden bilim adamları, bu hastalığın Hindistan'dan İngiltere'ye giden hayvan yemleriyle bulaşmış olabileceğini ileri sürdü. Hayvan yemlerinde kullanılan hayvan kemikleri, İngiltere'ye Hindistan'dan geldi.
Mavi forum
İngiliz bilim adamları, deli dana hastalığının ineklere insan kemikleri karışmış hayvan yemleriyle bulaşmış olabileceğini ileri sürdü. İneklerde ilk deli dana vakası, 1986'da İngiltere'de tespit edilmişti. Hastalık 10 yıl içinde evrim geçirmiş ve hastalıklı hayvanların etlerini yiyen insanlara da bulaşır hale gelmişti. Ancak deli dananın ilk kez nasıl ortaya çıktığı bilinmiyordu. Kent Üniversitesi'nden bilim adamları, bu hastalığın Hindistan'dan İngiltere'ye giden hayvan yemleriyle bulaşmış olabileceğini ileri sürdü. Hayvan yemlerinde kullanılan hayvan kemikleri, İngiltere'ye Hindistan'dan geldi.
Mavi forum
Kireçlenme (Dejeneratif artrit)
İleri yaşlarda, eklemlerde tekrarlayan mekanik zorlamalarla oluşan organik değişikliklere verilen isim. Kireçlenmenin en önemli özelliği, eklem yüzeylerinde kalsiyum tuzlarının birikmesidir. Bu değişiklikler, ağırlık yüklenen eklemlerde daha sık görülür. Genellikle kırk yaş, insan organizmasında kemik sistemi için bir dönüm noktasıdır. Bu zamandan sonra kemiklerde küçük değişiklikler başlar. Harabiyet, yeni kemik oluşum yeteneğinin kaybolması, ostaoporoz(kemiklerdeki kalsiyum içeriğinin azalması) bunlardan bazılarıdır. Bu nedenle yaşlılarda, bütün eklemlerde bir dereceye kadar kireçlenme mevcuttur. Ancak şu unutulmamalıdır ki, normal bir eklem, normal şartlarda, bozulmadan yüz sene bile çalışabilir. Ancak eklemin normal yapısını zorlayan ve çalışma şartlarını ağırlaştıran durumlarda kireçlenme belirtileri ortaya çıkmaya başlar.
Kireçlenmenin sebep olduğu şikayetler: Eklem ağrıları veya kireçlenme sonucu sıkışabilen sinirlerle ilgili ağrılar ve eklem sertliğidir. Hastalık ilerledikçe hareket kısıtlılığı çok kere bir yönde artar ve sabit bir şekil bozuklağu ile sonuçlanır. Ağrı ve kas kasılması olaya hakim olur. Eklem hareketlerinde kıtırtı sesleri duyulur.
Kireçlenmenin en çok görüldüğü yerler: Diz, kalça eklemi ve omurgalar arası eklemlerdir. Kesin tanı, ilgili eklemin röntgen filminin çekilmesiyle konulur.
Kireçlenmenin mutlak bir tedavisi yoktur. Ancak alınacak önlemlerle ve yapılacak tedavilerle, hastalığın ilerlemesi durdurulup, hastanın şikayetleri azaltılmaya çalışılır. Tedavide, hasta eklemin etrafındaki kasların gelişmesini sağlamak, egzersizler, sıcak tatbiki ile kasları gevşetmek, ağrı kesicilerle rahatlatmak sözkonusudur. Kalça ve diz eklemindeki kireçlenmelerde, ekleme binen yükü azaltmak için baston ilk tavsiye edilecek konudur. Baston, sağlam taraftaki ele verilir.
Kaynak: Sağlık Ansiklopedisi
Mavi forum
Kireçlenmenin sebep olduğu şikayetler: Eklem ağrıları veya kireçlenme sonucu sıkışabilen sinirlerle ilgili ağrılar ve eklem sertliğidir. Hastalık ilerledikçe hareket kısıtlılığı çok kere bir yönde artar ve sabit bir şekil bozuklağu ile sonuçlanır. Ağrı ve kas kasılması olaya hakim olur. Eklem hareketlerinde kıtırtı sesleri duyulur.
Kireçlenmenin en çok görüldüğü yerler: Diz, kalça eklemi ve omurgalar arası eklemlerdir. Kesin tanı, ilgili eklemin röntgen filminin çekilmesiyle konulur.
Kireçlenmenin mutlak bir tedavisi yoktur. Ancak alınacak önlemlerle ve yapılacak tedavilerle, hastalığın ilerlemesi durdurulup, hastanın şikayetleri azaltılmaya çalışılır. Tedavide, hasta eklemin etrafındaki kasların gelişmesini sağlamak, egzersizler, sıcak tatbiki ile kasları gevşetmek, ağrı kesicilerle rahatlatmak sözkonusudur. Kalça ve diz eklemindeki kireçlenmelerde, ekleme binen yükü azaltmak için baston ilk tavsiye edilecek konudur. Baston, sağlam taraftaki ele verilir.
Kaynak: Sağlık Ansiklopedisi
Mavi forum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)