Aşırı spor ve diyet kısırlık nedeni
Kadınların uyguladıkları ağır diyet ve spor programlarının kısırlığa yol açabileceği belirtildi.
Kadınların son yıllarda uyguladıkları ağır diyet ve sporla bünyelerindeki yağ oranını tükenmeye yakın hale getirdikleri için hamile kalmakta zorlandıklarını belirten uzmanlar, kısırlığın gelecek yıllarda 2 katına çıkacağının tahmin edildiğini kaydediyor.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Yaralı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aşırı zayıflığın da aşırı şişmanlıkta olduğu gibi kısırlığa yol açabileceğini belirterek, kadınları, spor ve diyet yaparken aşırıya kaçmamaları konusunda uyardı.
Kadınların, son yıllarda uyguladığı ağır diyet ve spor programlarının bünyelerindeki yağ oranını tükenmeye yakın hale getirdiğini söyleyen Yaralı, bunun hormonları olumsuz yönde etkilediğini ve adet düzensizliklerine yol açtığını söyledi.
20 Mayıs 2007 Pazar
keten tohumunun yararları
10 bin yıldır gıda olarak da kullanılan keten bitkisi, etkili bir gençlik,
sağlık ve güzellik kaynağı
Keten tohumunu hayatınıza sokun
Keten tohumunda yok yok;
Kolesterol düşürücü, felç, kanser, unutkanlık önleyici,
bağırsak çalıştırıcı ve temizleyici etkisi bunlardan birkaçı.
Uzmanlar, sıvı şeklinde, salataların üzerine serpiştirilerek
veya günde bir çorba kaşığı şeklinde tüketmeyi öneriyor
Sağlık açısından pek çok yararı var keten tohumunun.
Yüksek oranda lif, Omega-3, Omega-6 yağ asitleri, protein,
B12 vitamini, mineral ve amino asit içeren keten tohumu,
özellikle mide-bağırsak sistemindeki sorunlar, fazla kilolar,
yüksek kolesterol, yüksek kan şekeri, kemik zayıflığı,
kalp-damar sağlığı, romatizmal hastalıklar, bazı deri hastalıkları,
yaralar, solunum yolu rahatsızlıkları üzerinde olumlu etki yapıyor.
Anadolu'nun hemen hemen her yerinde yetişmesine rağmen, aslında keten tohumunun, layık olduğu ilgiyi pek de göremediğini söyleyebiliriz. Hatta
Türkiye'de birçok doktor bile keten tohumunun şifa dağıttığından habersiz.
Oysa, günde bir çorba kaşığı keten tohumu sayesinde pek çok hastalıktan
uzak durmak mümkün...
Şifa kaynağı
Latince adı 'Linum Usitatissimum' ile keten, dünyada tarımı yapılan ilk ürünler arasında yer alıyor.
Sadece dokumacılıkta, kumaş yapımında değil,
yaklaşık 10.000 yıldır gıda olarak da kullanılıyor keten bitkisi.
Vatanının Mısır olduğu düşünülüyor.
Çünkü milattan en az 5000 yıl önce Mısırlılar keten bitkisini, mumyaları sarmak için yetiştirmeye başlamışlar.
Ancak artık Türkiye ve Hindistan dahil,
tüm dünyada yetişiyor.
Uzmanlara göre sağlık açısından ketenin özellikle tohumlarından
ve yağından yararlanmak gerekiyor.
Keten tohumunun yararlarından söz eden
Eskişehir Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hüsnü Can Başer, keten tohumunun özellikle mide-bağırsak sistemindeki sorunlara karşı iyi geldiğini ve içerdiği yüksek oranda Omega-3 yağ asitleri sayesinde, adeta bir şifa kaynağı olduğunu söylüyor.
Ayrıca Anadolu Üniversitesi Tıbbi ve Aromatik Bitki ve İlaç
Araştırma Merkezi (TBAM) kurucusu ve eski müdürü olan Başer, "Keten tohumunun, ayrıca kolon kanserini önleyici etkileri hayvan deneylerinde de gösterilmiştir.
Keten tohumu içeren gıda takviyeleriyle kandaki kolesterol
seviyesinde de düşme gözlenmiştir.
Klinik çalışmalarda keten tohumu destekli gıdaların
kanser ve lupus nephritis gibi hastalıklarda olumlu
etki yarattığı gözlenmiştir.
Keten tohumu, kalp-damar hastalıklarını da önler.
Ayrıca eklem romatizmasındaki yararlı etkilerinin keten tohumunda
yüksek oranda bulunan linolenik asit ve sekoizolarisirezinol'den ileri
geldiği sanılmaktadır" diyor.
Uzmanlar, keten tohumunu mutlaka yaşamımıza
dahil etmemiz gerektiğini vurguluyorlar.
Bunun en önemli nedenlerinden biri de Omega-3 yağ asitleri.
Keten tohumunun, adeta bir somon balığı kadar Omega-3 içerdiğini belirten uzmanlar, bu yağların özellikle kalp
sağlığı açısından vazgeçilmez olduğunu belirtiyorlar.
Prof. Başer, "Keten tohumu uzun zincirli
Omega-3 yağ asitlerine dönüşen alfa-linolenik asitçe
(ALA) zengindir.
Balık yağları gibi, bu yağ asitlerinin eksikliğini
gidermek amacıyla bitkisel bir kaynak tercih edenler için
gıda takviyesi olarak kullanılabilir.
Optimum ALA miktarı günde bir veya iki tatlı kaşığı
(2-9 g) keten yağı alınmasıyla temin edilebilir.
Tohum içinde yağ iki yıl süreyle muhafaza olur. Yağ elde edildikten sonra dikkatle saklanmalı, raf ömrü etiketine yazılmalı, ısı ve ışıktan korunmalıdır.
Yağı dondurarak saklamak en iyi yoldur" diyor.
Hem dövülmüş keten tohumu hem de keten tohumu yağının,
çeşitli kronik hastalıkların tedavisinde, özellikle de kalp
rahatsızlıklarının önlenmesinde ve hormona bağlı kanserlerden korunmada ümit vaat ettiğini belirten Başer, keten tohumunun normal diyetin parçası olarak gıda maddelerine katılarak rahatlıkla kullanılabileceğini söylüyor.
Başer, "Güvenirliğinin yüksekliği ve başka ilaçlarla etkileşmemesi
nedeniyle ideal bir gıda bütünleştiricidir" diyor.
Zayıflatıcı özelliği de var
Keten tohumunu özellikle kadınlar için cazip kılan en önemli özelliği ise, zayıflatıcı özelliğe sahip olması.
Yıllardır Mısır Çarşısı'nda 'şifa dağıtan'
Ucuzcular Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Eczacı Dilaver Kadıoğlu ise
bu bitki işine, eğitimsiz aktarların değil de, mutlaka eczacıların sahip çıkması gerektiğini savunuyor.
Yaklaşık 170 yıllık bir geçmişi olan 'Ucuzcular Baharat'ta yaklaşık 6000 çeşit baharat, ot, kök bulabilmek mümkün.
Bunlardan bir tanesi de keten tohumu. Keten bitkisinin yaprağından tohumuna kadar her tarafının yararlı olduğunu belirten Kadıoğlu, "Keten tohumunun ayrıca zayıflatıcı özelliği de var.
Tokluk hissi uyandırarak kişinin daha az yemek yemesine yol
açıyor. Zayıflatıcı özelliği, aslında içerdiği Omega-3 yağ asitlerinden
kaynaklanıyor. Tıpkı balık gibi etkisi var keten tohumunun. Keten tohumu, somon balığı kadar Omega-3 yağı içeriyor. Günde 1 yemek kaşığı alındığında ayda ortalama 4-5 kilo verilebilir.
Ancak tabii ki bu, kişiden kişiye ve bünyeden bünyeye de değişir.
Bir uzmana danışmak çok önemli" diyor.
Nedense 'doğal' gıdaların veya bitkilerin zararsız olduğuna inanılır Türk toplumunda. Oysa bir bitki de bilinçsiz kullanıldığında sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Kadıoğlu, "Suyun bile fazlası zarar. Keten tohumunu da dozunu kaçırarak tüketirseniz, bağırsaklar fazla yumuşar ve vücut aşırı su kaybeder. Dolayısıyla aşırı kilo kaybı olur. İdeali günde bir yemek kaşığı.
Ama kilo sorununa göre alınması gereken dozaj değişebilir.
Aslında bu dozajı insanlar kendileri de ayarlayabilirler.
Bağırsaklar fazla yumuşamayacak şekilde kullanılırsa dozu kaçırılmamış olur" diyor.
İnsanların bitkileri her derde deva olarak görmelerini yanlış buluyor
Kadıoğlu ve ekliyor:
"İnsanlar genellikle bu bitkileri kullanınca düzenli
olarak kullanmaları gereken ilaçları almıyorlar.
Bu yanlış. Tedavilerini ihmal etmemeliler.
Alınması gereken ilaçlar alınmalı.
Ayrıca bu bitkilerin de herhangi bir baharatçıdan alınmaması lazım. Bu işlerle mutlaka bir eczacının uğraşması gerekir
Bilinen ciddi bir yan etkisi yok
Susama benzeyen, ancak kahverengi olan, parlak bir madde keten tohumu. Özellikle gıda sanayiinde, başta ekmekler, kurabiyeler,
börekler olmak üzere pek çok unlu mamullere katılarak da kullanılıyor. Keten tohumunu yağ, tohum,
ya da öğütülmüş toz şeklinde kullanmak mümkün.
Doğal Tıp Derneği Başkanı Dr. Ender Saraç, "Amaca göre kullanım şekli değişir.
Bazen kabuklu, bazen de kabuksuz tüketmek gerekebilir.
Yeterince posalı, lifli gıda tüketmeyen insanlara bunu öğütmeden vermek daha yararlı. Çekirdek haliyle, posalı, lifli şekilde tüketmek daha iyi. Normal hazım yapabilen bir insan, çekirdek haliyle tüketebilir.
Bazı kişilerde belki gaz yapabilir, ama bu kişilere de keten tohumunun üzerine bir fincan rezene çayı içmelerini öneriyorum
ve sorun ortadan kalkıyor.
Keten tohumunun bilinen ciddi bir yan etkisi yok" diyor.
Keten tohumunun en büyük etkisi, müshil, yani bağırsakları çalıştırıcı olması. Uzmanlar özellikle de kabızlık sorunu olan kişilere keten tohumunu öneriyorlar. Genellikle tohumların tüketildiğini, ancak son yıllarda keten tohumu yağının da yaygınlaşmaya başladığını belirten Saraç,
"Keten tohumu yağı bağırsakları çalıştırırcı, temizleyici ve iç organların yüzeylerini rahatlatıcı olarak kullanılıyor.
Ayrıca cildi yumuşatıyor ve öksürüğe karşı iyi geliyor.
Kolay bozulan bir şey değil.
Yani herhangi bir kavanozda uzun süre saklanabilir.
Ayrıca ağız boşluğu, boğaz ve diş eti rahatsızlıklarında
gargara olarak da kullanılabilir.
Öksürükte, gıcıkta, ses kısıklığında ve de gastrit gibi mide
sorunlarında da olumlu etkisi var" diyor.
Keten tohumunun ciddi miktarda B12 vitamini içerdiğini de sözlerine ekleyen Saraç, özellikle vejetaryenlerin keten tohumu alımına dikkat etmeleri gerektiğini vurguluyor. Saraç,
"Son yıllarda dünyada vejetaryenlik çok arttı. Vejetaryenlerin en çok dikkat etmesi gereken konular ise kansızlık açısından demir, çinko ve B12 vitamini. Demir ve çinko doğadaki pek çok bitkide var. Ama hayvanlar ve hayvansal protein dışında B12'nin yüksek
oranda bulunduğu tek gıda keten tohumu.
Dolayısıyla keten tohumu, özellikle vejetaryenler için
Vitamin B12 açısından çok gerekiyor.
Her baharatçıda bir eczacı olmalı..."
önemli.
Her gün 1 çorba kaşığı keten tohumu yeterli olabilir.
Keten tohumu aynı zamanda Omega-3 yağ asitlerinden de çok zengin. Omega-3 de hayvansal kaynak dışında
özellikle keten tohumu, semizotu ve fındıkta bulunuyor.
Omega-3, özellikle kalp krizine, pek çok damar hastalıklarına,
bazı bağışıklık sistemi hastalıklarına, romatizmal hastalıklara,
bazı cilt hastalıklarına karşı korunmak için gerekli.
Somon balığındaki kadar Omega-3 var keten tohumunda" diyor.
Son yıllarda keten tohumu, östrojene benzer maddeler içerdiği,
menopoza bağlı şikâyetleri azalttığı için de
tüketilmeye başlandı.
Ancak uzmanlar, menopoz dönemi şikâyetlerini
gidermek için sadece keten tohumuna değil,
bir hekime de başvurulması ve
doktor kontrolünde olunması gerektiğini vurguluyorlar.
Keten tohumuyla genç kalın
Anti-aging,
dünyada ve Türkiye'de de gittikçe yaygınlaşmaya başladı.
İnsanlar 'genç yaşlanmak', zayıf kalmak,
formunu korumak için adeta birbirleriyle yarışıyorlar.
İşte uzmanlara göre, keten tohumunun burada da
olumlu etkileri var.
Keten tohumunun yaşlanmayı geciktirdiği belirten
Saraç, "Keten tohumundaki Omega-3, Vitamin B12
ve lifler, hücreleri genç tutarak yaşlanmayı geciktiriyorlar.
Zayıflatıcı özelliği de var bu tohumların.
Ben hastalarıma verdiğim zayıflama programlarında,
sabahları mayalı gıdalar yerine daha doğal tahılları
ön planda tutmaya çalışıyorum.
Ve onlara verdiğim karışımlar içerisine
genelde keten tohumu da oluyor.
Keten tohumu hem kabızlık oluşmasına engel oluyor
hem de çok lifli olduğu için de suyla, sütle ya da başka sıvılarla
şişerek tokluk hissi de sağlıyor.
Ancak aşırı miktarda alınırsa, sonuçta bunda da yağ ve vitamin
olduğu için zayıflatıcı etkisi olmaz.
Ama 1 veya 1 buçuk çorba kaşığı keten tohumu, günlük tüketim açısından yeterli" diyor.
Keten tohumunun
yararlarının pek bilinmediğine, dolayısıyla insanların bunu pek fazla
tüketmediklerine değiniyor uzmanlar.
Oysa Türkiye'nin her köşesinde bulunan bu minik tohumlar,
hem sağlığa hem de ekonomik olduklarından
keseye de hitap ediyorlar...
Keten tohumunun yararları
· Mide-bağırsak sorunlarına karşı iyi gelir
· Bağırsakları yumuşatır, kabızlığa karşı iyi gelir
· Kemikleri güçlendirir. Özellikle menopoz döneminde yararlı
· Bağışıklık sistemini güçlendirir
· Menopoza bağlı şikâyetleri hafifletir
· Kalp-damar hastalıklarından korur
· Kolesterol, şeker seviyesini dengeler
· Yüksek tansiyonu düşürür
· Romatizmal hastalıkları önler
· Sinir sistemini güçlendirir
· Hafızayı güçlendirir
· Konsantrasyon bozukluğuna karşı iyi gelir
· Yaşlanmaya bağlı dikkat dağınıklığına karşı iyi gelir
· Haricen kullanılarak yaraların çabuk iyileşmesini sağlar
· Egzama ve sedef hastalıklarında kullanılır
· Nasırlarda kompres olarak kullanılır
· Solunum yolu hastalıklarında olumlu etki yapar
· Ruhsal bozukluklara karşı iyi gelir
· Öksürüğü giderir
· Ağız boşluğu, boğaz ve diş eti rahatsızlıklarında gargara olarak
kullanılır
· Lifleri sanayide, özellikle dokumacılıkta kullanılır
Keten tohumu nasıl tüketilir?
· Kaynatılarak içilebilir.
· Dövülerek, öğütülerek toz haline getirilebilir. Bir kaşık ağza
atıldıktan sonra arkasından su içilebilir.
· Kavrulmuş olarak tüketildiğinde daha lezzetli olur. Keten tohumunun çok özel bir tadı veya kokusu yoktur,
ama kavrulunca güzel bir tada kavuşur.
· Tohum şeklinde de tüketilebilir.
· Yemeklere, yoğurda, salatalara, müsliye, pasta, börek gibi unlu
mamullere karıştırılarak da tüketilebilir.
· Günde 1-1.5 çorba kaşığı keten tohumu sağlıklı kalmak açısından
yeterlidir. Dozunu kaçırmamakta yarar var.
Keten tohumu ne içerir?
· Omega-3, Omega-6 ve Omega-9 yağ asitleri
· Yüksek oranda çözünür ve çözünmez lif
· Protein
· Lignanlar (kansere karşı maddeler)
· Vitaminler
· Mineraller
· Aminoasitler
sağlık ve güzellik kaynağı
Keten tohumunu hayatınıza sokun
Keten tohumunda yok yok;
Kolesterol düşürücü, felç, kanser, unutkanlık önleyici,
bağırsak çalıştırıcı ve temizleyici etkisi bunlardan birkaçı.
Uzmanlar, sıvı şeklinde, salataların üzerine serpiştirilerek
veya günde bir çorba kaşığı şeklinde tüketmeyi öneriyor
Sağlık açısından pek çok yararı var keten tohumunun.
Yüksek oranda lif, Omega-3, Omega-6 yağ asitleri, protein,
B12 vitamini, mineral ve amino asit içeren keten tohumu,
özellikle mide-bağırsak sistemindeki sorunlar, fazla kilolar,
yüksek kolesterol, yüksek kan şekeri, kemik zayıflığı,
kalp-damar sağlığı, romatizmal hastalıklar, bazı deri hastalıkları,
yaralar, solunum yolu rahatsızlıkları üzerinde olumlu etki yapıyor.
Anadolu'nun hemen hemen her yerinde yetişmesine rağmen, aslında keten tohumunun, layık olduğu ilgiyi pek de göremediğini söyleyebiliriz. Hatta
Türkiye'de birçok doktor bile keten tohumunun şifa dağıttığından habersiz.
Oysa, günde bir çorba kaşığı keten tohumu sayesinde pek çok hastalıktan
uzak durmak mümkün...
Şifa kaynağı
Latince adı 'Linum Usitatissimum' ile keten, dünyada tarımı yapılan ilk ürünler arasında yer alıyor.
Sadece dokumacılıkta, kumaş yapımında değil,
yaklaşık 10.000 yıldır gıda olarak da kullanılıyor keten bitkisi.
Vatanının Mısır olduğu düşünülüyor.
Çünkü milattan en az 5000 yıl önce Mısırlılar keten bitkisini, mumyaları sarmak için yetiştirmeye başlamışlar.
Ancak artık Türkiye ve Hindistan dahil,
tüm dünyada yetişiyor.
Uzmanlara göre sağlık açısından ketenin özellikle tohumlarından
ve yağından yararlanmak gerekiyor.
Keten tohumunun yararlarından söz eden
Eskişehir Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hüsnü Can Başer, keten tohumunun özellikle mide-bağırsak sistemindeki sorunlara karşı iyi geldiğini ve içerdiği yüksek oranda Omega-3 yağ asitleri sayesinde, adeta bir şifa kaynağı olduğunu söylüyor.
Ayrıca Anadolu Üniversitesi Tıbbi ve Aromatik Bitki ve İlaç
Araştırma Merkezi (TBAM) kurucusu ve eski müdürü olan Başer, "Keten tohumunun, ayrıca kolon kanserini önleyici etkileri hayvan deneylerinde de gösterilmiştir.
Keten tohumu içeren gıda takviyeleriyle kandaki kolesterol
seviyesinde de düşme gözlenmiştir.
Klinik çalışmalarda keten tohumu destekli gıdaların
kanser ve lupus nephritis gibi hastalıklarda olumlu
etki yarattığı gözlenmiştir.
Keten tohumu, kalp-damar hastalıklarını da önler.
Ayrıca eklem romatizmasındaki yararlı etkilerinin keten tohumunda
yüksek oranda bulunan linolenik asit ve sekoizolarisirezinol'den ileri
geldiği sanılmaktadır" diyor.
Uzmanlar, keten tohumunu mutlaka yaşamımıza
dahil etmemiz gerektiğini vurguluyorlar.
Bunun en önemli nedenlerinden biri de Omega-3 yağ asitleri.
Keten tohumunun, adeta bir somon balığı kadar Omega-3 içerdiğini belirten uzmanlar, bu yağların özellikle kalp
sağlığı açısından vazgeçilmez olduğunu belirtiyorlar.
Prof. Başer, "Keten tohumu uzun zincirli
Omega-3 yağ asitlerine dönüşen alfa-linolenik asitçe
(ALA) zengindir.
Balık yağları gibi, bu yağ asitlerinin eksikliğini
gidermek amacıyla bitkisel bir kaynak tercih edenler için
gıda takviyesi olarak kullanılabilir.
Optimum ALA miktarı günde bir veya iki tatlı kaşığı
(2-9 g) keten yağı alınmasıyla temin edilebilir.
Tohum içinde yağ iki yıl süreyle muhafaza olur. Yağ elde edildikten sonra dikkatle saklanmalı, raf ömrü etiketine yazılmalı, ısı ve ışıktan korunmalıdır.
Yağı dondurarak saklamak en iyi yoldur" diyor.
Hem dövülmüş keten tohumu hem de keten tohumu yağının,
çeşitli kronik hastalıkların tedavisinde, özellikle de kalp
rahatsızlıklarının önlenmesinde ve hormona bağlı kanserlerden korunmada ümit vaat ettiğini belirten Başer, keten tohumunun normal diyetin parçası olarak gıda maddelerine katılarak rahatlıkla kullanılabileceğini söylüyor.
Başer, "Güvenirliğinin yüksekliği ve başka ilaçlarla etkileşmemesi
nedeniyle ideal bir gıda bütünleştiricidir" diyor.
Zayıflatıcı özelliği de var
Keten tohumunu özellikle kadınlar için cazip kılan en önemli özelliği ise, zayıflatıcı özelliğe sahip olması.
Yıllardır Mısır Çarşısı'nda 'şifa dağıtan'
Ucuzcular Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Eczacı Dilaver Kadıoğlu ise
bu bitki işine, eğitimsiz aktarların değil de, mutlaka eczacıların sahip çıkması gerektiğini savunuyor.
Yaklaşık 170 yıllık bir geçmişi olan 'Ucuzcular Baharat'ta yaklaşık 6000 çeşit baharat, ot, kök bulabilmek mümkün.
Bunlardan bir tanesi de keten tohumu. Keten bitkisinin yaprağından tohumuna kadar her tarafının yararlı olduğunu belirten Kadıoğlu, "Keten tohumunun ayrıca zayıflatıcı özelliği de var.
Tokluk hissi uyandırarak kişinin daha az yemek yemesine yol
açıyor. Zayıflatıcı özelliği, aslında içerdiği Omega-3 yağ asitlerinden
kaynaklanıyor. Tıpkı balık gibi etkisi var keten tohumunun. Keten tohumu, somon balığı kadar Omega-3 yağı içeriyor. Günde 1 yemek kaşığı alındığında ayda ortalama 4-5 kilo verilebilir.
Ancak tabii ki bu, kişiden kişiye ve bünyeden bünyeye de değişir.
Bir uzmana danışmak çok önemli" diyor.
Nedense 'doğal' gıdaların veya bitkilerin zararsız olduğuna inanılır Türk toplumunda. Oysa bir bitki de bilinçsiz kullanıldığında sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Kadıoğlu, "Suyun bile fazlası zarar. Keten tohumunu da dozunu kaçırarak tüketirseniz, bağırsaklar fazla yumuşar ve vücut aşırı su kaybeder. Dolayısıyla aşırı kilo kaybı olur. İdeali günde bir yemek kaşığı.
Ama kilo sorununa göre alınması gereken dozaj değişebilir.
Aslında bu dozajı insanlar kendileri de ayarlayabilirler.
Bağırsaklar fazla yumuşamayacak şekilde kullanılırsa dozu kaçırılmamış olur" diyor.
İnsanların bitkileri her derde deva olarak görmelerini yanlış buluyor
Kadıoğlu ve ekliyor:
"İnsanlar genellikle bu bitkileri kullanınca düzenli
olarak kullanmaları gereken ilaçları almıyorlar.
Bu yanlış. Tedavilerini ihmal etmemeliler.
Alınması gereken ilaçlar alınmalı.
Ayrıca bu bitkilerin de herhangi bir baharatçıdan alınmaması lazım. Bu işlerle mutlaka bir eczacının uğraşması gerekir
Bilinen ciddi bir yan etkisi yok
Susama benzeyen, ancak kahverengi olan, parlak bir madde keten tohumu. Özellikle gıda sanayiinde, başta ekmekler, kurabiyeler,
börekler olmak üzere pek çok unlu mamullere katılarak da kullanılıyor. Keten tohumunu yağ, tohum,
ya da öğütülmüş toz şeklinde kullanmak mümkün.
Doğal Tıp Derneği Başkanı Dr. Ender Saraç, "Amaca göre kullanım şekli değişir.
Bazen kabuklu, bazen de kabuksuz tüketmek gerekebilir.
Yeterince posalı, lifli gıda tüketmeyen insanlara bunu öğütmeden vermek daha yararlı. Çekirdek haliyle, posalı, lifli şekilde tüketmek daha iyi. Normal hazım yapabilen bir insan, çekirdek haliyle tüketebilir.
Bazı kişilerde belki gaz yapabilir, ama bu kişilere de keten tohumunun üzerine bir fincan rezene çayı içmelerini öneriyorum
ve sorun ortadan kalkıyor.
Keten tohumunun bilinen ciddi bir yan etkisi yok" diyor.
Keten tohumunun en büyük etkisi, müshil, yani bağırsakları çalıştırıcı olması. Uzmanlar özellikle de kabızlık sorunu olan kişilere keten tohumunu öneriyorlar. Genellikle tohumların tüketildiğini, ancak son yıllarda keten tohumu yağının da yaygınlaşmaya başladığını belirten Saraç,
"Keten tohumu yağı bağırsakları çalıştırırcı, temizleyici ve iç organların yüzeylerini rahatlatıcı olarak kullanılıyor.
Ayrıca cildi yumuşatıyor ve öksürüğe karşı iyi geliyor.
Kolay bozulan bir şey değil.
Yani herhangi bir kavanozda uzun süre saklanabilir.
Ayrıca ağız boşluğu, boğaz ve diş eti rahatsızlıklarında
gargara olarak da kullanılabilir.
Öksürükte, gıcıkta, ses kısıklığında ve de gastrit gibi mide
sorunlarında da olumlu etkisi var" diyor.
Keten tohumunun ciddi miktarda B12 vitamini içerdiğini de sözlerine ekleyen Saraç, özellikle vejetaryenlerin keten tohumu alımına dikkat etmeleri gerektiğini vurguluyor. Saraç,
"Son yıllarda dünyada vejetaryenlik çok arttı. Vejetaryenlerin en çok dikkat etmesi gereken konular ise kansızlık açısından demir, çinko ve B12 vitamini. Demir ve çinko doğadaki pek çok bitkide var. Ama hayvanlar ve hayvansal protein dışında B12'nin yüksek
oranda bulunduğu tek gıda keten tohumu.
Dolayısıyla keten tohumu, özellikle vejetaryenler için
Vitamin B12 açısından çok gerekiyor.
Her baharatçıda bir eczacı olmalı..."
önemli.
Her gün 1 çorba kaşığı keten tohumu yeterli olabilir.
Keten tohumu aynı zamanda Omega-3 yağ asitlerinden de çok zengin. Omega-3 de hayvansal kaynak dışında
özellikle keten tohumu, semizotu ve fındıkta bulunuyor.
Omega-3, özellikle kalp krizine, pek çok damar hastalıklarına,
bazı bağışıklık sistemi hastalıklarına, romatizmal hastalıklara,
bazı cilt hastalıklarına karşı korunmak için gerekli.
Somon balığındaki kadar Omega-3 var keten tohumunda" diyor.
Son yıllarda keten tohumu, östrojene benzer maddeler içerdiği,
menopoza bağlı şikâyetleri azalttığı için de
tüketilmeye başlandı.
Ancak uzmanlar, menopoz dönemi şikâyetlerini
gidermek için sadece keten tohumuna değil,
bir hekime de başvurulması ve
doktor kontrolünde olunması gerektiğini vurguluyorlar.
Keten tohumuyla genç kalın
Anti-aging,
dünyada ve Türkiye'de de gittikçe yaygınlaşmaya başladı.
İnsanlar 'genç yaşlanmak', zayıf kalmak,
formunu korumak için adeta birbirleriyle yarışıyorlar.
İşte uzmanlara göre, keten tohumunun burada da
olumlu etkileri var.
Keten tohumunun yaşlanmayı geciktirdiği belirten
Saraç, "Keten tohumundaki Omega-3, Vitamin B12
ve lifler, hücreleri genç tutarak yaşlanmayı geciktiriyorlar.
Zayıflatıcı özelliği de var bu tohumların.
Ben hastalarıma verdiğim zayıflama programlarında,
sabahları mayalı gıdalar yerine daha doğal tahılları
ön planda tutmaya çalışıyorum.
Ve onlara verdiğim karışımlar içerisine
genelde keten tohumu da oluyor.
Keten tohumu hem kabızlık oluşmasına engel oluyor
hem de çok lifli olduğu için de suyla, sütle ya da başka sıvılarla
şişerek tokluk hissi de sağlıyor.
Ancak aşırı miktarda alınırsa, sonuçta bunda da yağ ve vitamin
olduğu için zayıflatıcı etkisi olmaz.
Ama 1 veya 1 buçuk çorba kaşığı keten tohumu, günlük tüketim açısından yeterli" diyor.
Keten tohumunun
yararlarının pek bilinmediğine, dolayısıyla insanların bunu pek fazla
tüketmediklerine değiniyor uzmanlar.
Oysa Türkiye'nin her köşesinde bulunan bu minik tohumlar,
hem sağlığa hem de ekonomik olduklarından
keseye de hitap ediyorlar...
Keten tohumunun yararları
· Mide-bağırsak sorunlarına karşı iyi gelir
· Bağırsakları yumuşatır, kabızlığa karşı iyi gelir
· Kemikleri güçlendirir. Özellikle menopoz döneminde yararlı
· Bağışıklık sistemini güçlendirir
· Menopoza bağlı şikâyetleri hafifletir
· Kalp-damar hastalıklarından korur
· Kolesterol, şeker seviyesini dengeler
· Yüksek tansiyonu düşürür
· Romatizmal hastalıkları önler
· Sinir sistemini güçlendirir
· Hafızayı güçlendirir
· Konsantrasyon bozukluğuna karşı iyi gelir
· Yaşlanmaya bağlı dikkat dağınıklığına karşı iyi gelir
· Haricen kullanılarak yaraların çabuk iyileşmesini sağlar
· Egzama ve sedef hastalıklarında kullanılır
· Nasırlarda kompres olarak kullanılır
· Solunum yolu hastalıklarında olumlu etki yapar
· Ruhsal bozukluklara karşı iyi gelir
· Öksürüğü giderir
· Ağız boşluğu, boğaz ve diş eti rahatsızlıklarında gargara olarak
kullanılır
· Lifleri sanayide, özellikle dokumacılıkta kullanılır
Keten tohumu nasıl tüketilir?
· Kaynatılarak içilebilir.
· Dövülerek, öğütülerek toz haline getirilebilir. Bir kaşık ağza
atıldıktan sonra arkasından su içilebilir.
· Kavrulmuş olarak tüketildiğinde daha lezzetli olur. Keten tohumunun çok özel bir tadı veya kokusu yoktur,
ama kavrulunca güzel bir tada kavuşur.
· Tohum şeklinde de tüketilebilir.
· Yemeklere, yoğurda, salatalara, müsliye, pasta, börek gibi unlu
mamullere karıştırılarak da tüketilebilir.
· Günde 1-1.5 çorba kaşığı keten tohumu sağlıklı kalmak açısından
yeterlidir. Dozunu kaçırmamakta yarar var.
Keten tohumu ne içerir?
· Omega-3, Omega-6 ve Omega-9 yağ asitleri
· Yüksek oranda çözünür ve çözünmez lif
· Protein
· Lignanlar (kansere karşı maddeler)
· Vitaminler
· Mineraller
· Aminoasitler
Cildinizi seviyorsanız sabun kullanmayın
SABAHLARI ya da akşamları bakım yapmaya başlamadan önce yüzümüzü iyice temizlemeniz gerekiyor.
Bu kural aynı zamanda duru ve güzel bir tenin de habercisi. Sadece temizlemek yeterli değil.
Cildin, sivilce ve siyah noktaların oluşumuna neden olan günün ağırlığından kurtulması da gerekiyor. Ancak cilt temizliği için sakın suya sabuna dokunmayın.
Çünkü fazla su ve sabun cildin kurumasına ve cilt yüzeyinde hassasiyet oluşmasına neden olur. Dermatologlara göre sabun, bileşiminde yağ bulunduğu için gözenekleri bile tıkayabiliyor. O zaman, eğer cildiniz izin için yeterince değerliyse elinizi geleneksel sabunlardan çekmenin zamanı geldi demektir.
Bu kural aynı zamanda duru ve güzel bir tenin de habercisi. Sadece temizlemek yeterli değil.
Cildin, sivilce ve siyah noktaların oluşumuna neden olan günün ağırlığından kurtulması da gerekiyor. Ancak cilt temizliği için sakın suya sabuna dokunmayın.
Çünkü fazla su ve sabun cildin kurumasına ve cilt yüzeyinde hassasiyet oluşmasına neden olur. Dermatologlara göre sabun, bileşiminde yağ bulunduğu için gözenekleri bile tıkayabiliyor. O zaman, eğer cildiniz izin için yeterince değerliyse elinizi geleneksel sabunlardan çekmenin zamanı geldi demektir.
Aşk, gençleri depresyona sokuyor
Aşk, gençleri depresyona sokuyor
Ergenlik çağındaki genç kız ve delikanlılar üzerinde yapılan bir çalışma, aşkın depresyona ve alkol kullanımına sevk ettiğini ortaya koydu. Kızların aşk acısı yüzünden depresyona girmeye daha yatkın olduğunu gösteren araştırma, bu rahatsızlığın kadınlar arasında daha yaygın olmasını da açıklıyor.
Cornell Üniversitesi 'nden sosyolog Kaya Coyner ve North Carolina Üniversitesi'nden J. Rischard Udry'nin ortaklaşa gerçekleştirdiği çalışma, Journal of Health & Social Behavior dergisinde yayınlandı. Proje kapsamında yaklaşık 8,200 genç ile bir yıl arayla iki kez söyleşi yapıldı. Gençler ilk söyleşinin gerçekleştirildiği sırada 12 ila 17 yaşları arasındaydı.
Depresyon seviyelerini ölçmek için gençlere 11 sorudan oluşan bir anket yapıldı. Son bir haftadır kendilerini nasıl hissettikleri, ne sıklıkta bunalım yaşadıkları, yalnızlık, üzüntü ve sıkıntı deneyimledikleri sorulan gençlere ayrıca aşk hayatları da soruldu. Sonuçta romantik bir ilişki yaşayan gençlerde depresyon düzeyinin büyük ölçüde artmış olduğu görüldü.
Aşkın depresyona neden olan etkisi erkekler üzerinde çok belirgin bir fark yaratmadı. 33 puanlık bir skalada yalnızca 0,5 puanlık bir artış kaydedildi. Kızlarda ise bu fark 2 puana kadar çıktı. Ayrıca yaşla beraber depresyon seviyesindeki artışın da azaldığı belirlendi.
Evli çiftlerin bekarlara oranla daha az depresyon geçirdiğini daha önceki araştırmalar sonucunda gören sosyologlar, elde ettikleri sonuçları çok şaşırtıcı buldu.
AŞK NEDEN YIPRATIYOR?
Aşkın gençler üzerindeki bu yıpratıcı etkisinin neye bağlanabileceğini sorgulayan uzmanlar, bu duruma üç olası gerekçe gösteriyor: ailelerle ilişkinin bozulması, okuldaki performans düşüklüğü ve ilişkinin sona ermesi. Bu nedenlerden yalnızca ilişkiyi noktalamak erkeklerde depresyona neden olurken, kızlar için en yıpratıcı etkenin ebeveynlerle ilişkilerin bozulması olduğu gözlendi.
Küçük kızlarının çıktığı erkeğin nasıl biri olduğu konusunda anne babaların çok endişelendiğini söyleyen Joyner, bu yakın ilginin tartışmalara neden olduğunu tahmin ediyor.
Michigan Üniversitesi psikoloji uzmanlarından Susan Nolen-Hoeksema, çalışmanın sonuçlarının çok anlamlı olduğu görüşünde. Gençlerde depresyonu araştıran araştırmacılar, fromantik ilişkilerin genç kızların sağlığı üzerinde yıkıcı etkisi olduğunu belirlemişti. Nolen-Hoeksema'ya göre kızlar erkeklere kıyasla daha yoğun şekilde kendilerine güvenlerini ilişkileri üzerine kuruyor ve ilişki yürümediğinde kendilerine güvenleri ve kendilerine verdikleri değer sarsılıyor.
Ergenlik çağındaki genç kız ve delikanlılar üzerinde yapılan bir çalışma, aşkın depresyona ve alkol kullanımına sevk ettiğini ortaya koydu. Kızların aşk acısı yüzünden depresyona girmeye daha yatkın olduğunu gösteren araştırma, bu rahatsızlığın kadınlar arasında daha yaygın olmasını da açıklıyor.
Cornell Üniversitesi 'nden sosyolog Kaya Coyner ve North Carolina Üniversitesi'nden J. Rischard Udry'nin ortaklaşa gerçekleştirdiği çalışma, Journal of Health & Social Behavior dergisinde yayınlandı. Proje kapsamında yaklaşık 8,200 genç ile bir yıl arayla iki kez söyleşi yapıldı. Gençler ilk söyleşinin gerçekleştirildiği sırada 12 ila 17 yaşları arasındaydı.
Depresyon seviyelerini ölçmek için gençlere 11 sorudan oluşan bir anket yapıldı. Son bir haftadır kendilerini nasıl hissettikleri, ne sıklıkta bunalım yaşadıkları, yalnızlık, üzüntü ve sıkıntı deneyimledikleri sorulan gençlere ayrıca aşk hayatları da soruldu. Sonuçta romantik bir ilişki yaşayan gençlerde depresyon düzeyinin büyük ölçüde artmış olduğu görüldü.
Aşkın depresyona neden olan etkisi erkekler üzerinde çok belirgin bir fark yaratmadı. 33 puanlık bir skalada yalnızca 0,5 puanlık bir artış kaydedildi. Kızlarda ise bu fark 2 puana kadar çıktı. Ayrıca yaşla beraber depresyon seviyesindeki artışın da azaldığı belirlendi.
Evli çiftlerin bekarlara oranla daha az depresyon geçirdiğini daha önceki araştırmalar sonucunda gören sosyologlar, elde ettikleri sonuçları çok şaşırtıcı buldu.
AŞK NEDEN YIPRATIYOR?
Aşkın gençler üzerindeki bu yıpratıcı etkisinin neye bağlanabileceğini sorgulayan uzmanlar, bu duruma üç olası gerekçe gösteriyor: ailelerle ilişkinin bozulması, okuldaki performans düşüklüğü ve ilişkinin sona ermesi. Bu nedenlerden yalnızca ilişkiyi noktalamak erkeklerde depresyona neden olurken, kızlar için en yıpratıcı etkenin ebeveynlerle ilişkilerin bozulması olduğu gözlendi.
Küçük kızlarının çıktığı erkeğin nasıl biri olduğu konusunda anne babaların çok endişelendiğini söyleyen Joyner, bu yakın ilginin tartışmalara neden olduğunu tahmin ediyor.
Michigan Üniversitesi psikoloji uzmanlarından Susan Nolen-Hoeksema, çalışmanın sonuçlarının çok anlamlı olduğu görüşünde. Gençlerde depresyonu araştıran araştırmacılar, fromantik ilişkilerin genç kızların sağlığı üzerinde yıkıcı etkisi olduğunu belirlemişti. Nolen-Hoeksema'ya göre kızlar erkeklere kıyasla daha yoğun şekilde kendilerine güvenlerini ilişkileri üzerine kuruyor ve ilişki yürümediğinde kendilerine güvenleri ve kendilerine verdikleri değer sarsılıyor.
Apranax ve Ağrı Kesicilere Dikkat!
Apranax isimli ilac ile ilgili....
Vatandasin biri, hafta sonu arkadasinin evine gidiyor.
Cok basi agridigindan, arkadasi ona bir Apranax veriyor.
Vatandas yutmadan once ilaci agzinda cigniyor bir kaç dk.
sonra suurunu kaybediyor.
Cevresindekileri tanimamaya basliyor.
Apar topar hastaneye kaldiriyorlar ve orada anlasiliyor ki;
sebep beyin kanamasi. Nedeni ise, doktorlarin
aciklamalarina gore; agri kesicilerin ozellikle apranax ve türevlerinin
çignenmesi ya da agizda bekletilmesi (apranax,
aprol, aprowell, naprosyn, napradol, kapnax, apraljin,
aleve, synax, oprax... kysaca etken maddesi naproksen sodyum olanlar)
Cignenince; etken madde beyne çok hizli nufuz ediyor ve
olumcul sonuclara yol acabiliyormus.
Dikkat Arkadaşlar!
Vatandasin biri, hafta sonu arkadasinin evine gidiyor.
Cok basi agridigindan, arkadasi ona bir Apranax veriyor.
Vatandas yutmadan once ilaci agzinda cigniyor bir kaç dk.
sonra suurunu kaybediyor.
Cevresindekileri tanimamaya basliyor.
Apar topar hastaneye kaldiriyorlar ve orada anlasiliyor ki;
sebep beyin kanamasi. Nedeni ise, doktorlarin
aciklamalarina gore; agri kesicilerin ozellikle apranax ve türevlerinin
çignenmesi ya da agizda bekletilmesi (apranax,
aprol, aprowell, naprosyn, napradol, kapnax, apraljin,
aleve, synax, oprax... kysaca etken maddesi naproksen sodyum olanlar)
Cignenince; etken madde beyne çok hizli nufuz ediyor ve
olumcul sonuclara yol acabiliyormus.
Dikkat Arkadaşlar!
Güneş çarpması tedavi edilmesi tehlikeli
Güneş çarpması tedavi edilmesi tehlikeli
Kayseri Tabip Odası Başkanı ve Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, güneş çarpmasının tedavi edilse bile kalıcı zararlar verebileceğini bildirdi.
Prof. Dr. Kurtoğlu, güneş çarpmasının, aşırı sıcak sonucu beden ısısını ayarlayan mekanizmanın bozulmasına bağlı olarak geliştiğini belirtti.
Yaz mevsiminin gelmesiyle artan hava sıcaklığının sağlığı olumsuz etkilediğini, güneş ışınlarının özellikle ciltte yanıklara, kurumaya ve kansere neden olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kurtoğlu, şunları kaydetti: ''Güneş çarpması, uzun süre güneşe maruz kalan kişilerde, sıcak havada oyun oynayan çocuklarda, uzun yol yürüyenlerde, ateşin yükselmesi, terlemenin azalması, halsizlik, baş dönmesi, baş ağrısı, bulantı, iştahsızlık ve bayılma belirtileriyle görülebilir. Bu durum tedavi edilmediği takdirde, ölüme sebebiyet verebilmektedir. Aşırı sıcak ve güneş sebebiyle oluşabilecek olumsuzluklardan korunabilmek için, güneş ışınlarının güçlü olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında korunmak gerekmektedir. Güneşlenmeden ve güneşe çıkmadan önce cilde koruyucu bir güneş kremi sürülmeli ve güneşlenme sonrasında oluşabilecek güneş yanıklarında kesinlikle yoğurt kullanılmamalıdır. Bu durumda soğuk kompres uygulanmalı veya müdahale gereken durumlarda hekime danışmadan hiçbir şekilde merhem gibi malzemeler yanık yere sürülmemelidir.''
Prof. Dr. Kurtoğlu, öğle yemeklerinde yağlı, tuzlu ve kuru yiyeceklerden kaçınılması gerektiğini belirterek, hafif yiyecekler yenmesini, ayran, su, meyve suyu gibi bol sıvı alınmasını önerdi
Kayseri Tabip Odası Başkanı ve Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, güneş çarpmasının tedavi edilse bile kalıcı zararlar verebileceğini bildirdi.
Prof. Dr. Kurtoğlu, güneş çarpmasının, aşırı sıcak sonucu beden ısısını ayarlayan mekanizmanın bozulmasına bağlı olarak geliştiğini belirtti.
Yaz mevsiminin gelmesiyle artan hava sıcaklığının sağlığı olumsuz etkilediğini, güneş ışınlarının özellikle ciltte yanıklara, kurumaya ve kansere neden olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kurtoğlu, şunları kaydetti: ''Güneş çarpması, uzun süre güneşe maruz kalan kişilerde, sıcak havada oyun oynayan çocuklarda, uzun yol yürüyenlerde, ateşin yükselmesi, terlemenin azalması, halsizlik, baş dönmesi, baş ağrısı, bulantı, iştahsızlık ve bayılma belirtileriyle görülebilir. Bu durum tedavi edilmediği takdirde, ölüme sebebiyet verebilmektedir. Aşırı sıcak ve güneş sebebiyle oluşabilecek olumsuzluklardan korunabilmek için, güneş ışınlarının güçlü olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında korunmak gerekmektedir. Güneşlenmeden ve güneşe çıkmadan önce cilde koruyucu bir güneş kremi sürülmeli ve güneşlenme sonrasında oluşabilecek güneş yanıklarında kesinlikle yoğurt kullanılmamalıdır. Bu durumda soğuk kompres uygulanmalı veya müdahale gereken durumlarda hekime danışmadan hiçbir şekilde merhem gibi malzemeler yanık yere sürülmemelidir.''
Prof. Dr. Kurtoğlu, öğle yemeklerinde yağlı, tuzlu ve kuru yiyeceklerden kaçınılması gerektiğini belirterek, hafif yiyecekler yenmesini, ayran, su, meyve suyu gibi bol sıvı alınmasını önerdi
Hangi hastalığa hangi yiyecek?
İdrar yolları
Nane:
İdrar söktürücü özelliğe sahiptir. İçerdiği mentol, midenin normal işlevini görmesine neden olur. Vücuda giren grip mikrobuna karşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini de azaltır. Sabahları mide bulantısını keser. Nane çayı, baş ağrısı, stres gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da birebirdir. Ancak, nane çayını aç karnına değil, tok karnına için.
Elma:
İçindeki C vitamini ve pektin oldukça faydalıdır. Kolesterolü düşürür, sindirim sistemini düzenler ve idrar yollarındaki sorunları giderir.
Kepekli ekmek: B3 vitamini, demir, potasyum ve folik asit içerir. Çok fazlası idrar yollarına zarar verirken, günde 2 dilim yemek iyi gelir.
Alerji
Kayısı:
İçindeki betakaroten adlı madde hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak, kanseri önler. Bir kayısı ne kadar parlaksa, içindeki betakaroten oranı o kadar yüksektir. İçerdiği kalsiyum ve magnezyum, gırtlak yanmalarını engeller. Kuru kayısıya rengi bozulmasın diye eklenen sülfür dioksit, astım gibi alerjilere iyi gelir.
Basur
Hindistan cevizi: İçerdiği myristin adlı madde kusmayı engeller, basur tedavisinde birebirdir. Ancak fazlası basur için tehlikelidir.
Karın ağrısı
Papatya çayı: Bağırsak yollarında toplanan gazı çıkartır, sindirim sistemini düzenler, mide ağrısını keser.
Sindirim sorunları
Arpa:
İçerdiği kalsiyum ve potasyum gibi mineraller ile B vitamini vücuda direnç kazandırır. ABD'deki bir araştırma, 6 ay boyunca her gün arpa ürünü besinlerin yenmesinin kolesterol oranını yüzde 15 düşürdüğünü kanıtladı.
Yoğurt:
Günde 150 gr yoğurt, vücudun bir günlük kalsiyum ihtiyacını karşılar. Meyveli yoğurtlara şeker eklendiği için şeker oranları daha yüksektir. Yoğurttaki potasyum, kan basıncı ve kalp atışlarını düzenler. Midenin yiyecekleri düzenli olarak öğütmesini sağlar.
Nane:
İdrar söktürücü özelliğe sahiptir. İçerdiği mentol, midenin normal işlevini görmesine neden olur. Vücuda giren grip mikrobuna karşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini de azaltır. Sabahları mide bulantısını keser. Nane çayı, baş ağrısı, stres gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da birebirdir. Ancak, nane çayını aç karnına değil, tok karnına için.
Elma:
İçindeki C vitamini ve pektin oldukça faydalıdır. Kolesterolü düşürür, sindirim sistemini düzenler ve idrar yollarındaki sorunları giderir.
Kepekli ekmek: B3 vitamini, demir, potasyum ve folik asit içerir. Çok fazlası idrar yollarına zarar verirken, günde 2 dilim yemek iyi gelir.
Alerji
Kayısı:
İçindeki betakaroten adlı madde hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak, kanseri önler. Bir kayısı ne kadar parlaksa, içindeki betakaroten oranı o kadar yüksektir. İçerdiği kalsiyum ve magnezyum, gırtlak yanmalarını engeller. Kuru kayısıya rengi bozulmasın diye eklenen sülfür dioksit, astım gibi alerjilere iyi gelir.
Basur
Hindistan cevizi: İçerdiği myristin adlı madde kusmayı engeller, basur tedavisinde birebirdir. Ancak fazlası basur için tehlikelidir.
Karın ağrısı
Papatya çayı: Bağırsak yollarında toplanan gazı çıkartır, sindirim sistemini düzenler, mide ağrısını keser.
Sindirim sorunları
Arpa:
İçerdiği kalsiyum ve potasyum gibi mineraller ile B vitamini vücuda direnç kazandırır. ABD'deki bir araştırma, 6 ay boyunca her gün arpa ürünü besinlerin yenmesinin kolesterol oranını yüzde 15 düşürdüğünü kanıtladı.
Yoğurt:
Günde 150 gr yoğurt, vücudun bir günlük kalsiyum ihtiyacını karşılar. Meyveli yoğurtlara şeker eklendiği için şeker oranları daha yüksektir. Yoğurttaki potasyum, kan basıncı ve kalp atışlarını düzenler. Midenin yiyecekleri düzenli olarak öğütmesini sağlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)