18 Mayıs 2007 Cuma

Asrın tehdidi UYUŞTURUCU

Asrın tehdidi UYUŞTURUCU

İSTANBUL- Bütün dünyayı hızla saran ve özellikle gençleri hedef alan uyuşturucu, AIDS ve kanserden bile daha hızlı yayılıyor. Yaz mevsiminin de gelmesiyle sezonu açan disco ve clupler gençler için büyük tehdit oluşturuyor. Çılgın partilerin yapıldığı bu tarz eğlence mekanları, uyuşturucu kullanımının en yoğun olduğu yerler. Son bir yılın araştırmaları uyuşturucu kullanma yaşının hızla düştüğünü ve son yılların en çok tercih edilen maddesinin ecstasy olduğunu gösteriyor.

Neden başlıyorlar?

Uzmanlara göre, gençler çevrelerinde gördükleri esrar-ecstasy gibi uyuşturucuları merak ederek, zehire müptela oluyor. Araştırmalarda, gençlerin uyuşturucuyla ilk tanışmasında, arkadaş çevresinin en önemli etken olduğunu ortaya koydu. Genelde ilk etapta esrarla başlayan kişi zamanla tatmin olmayarak ecstasy, kokain gibi daha ağır uyuşturucuları tercih ediyor. Zaman geçtikçe kişinin çevresi de değişmeye başlıyor ve arkadaş ortamı sadece uyuşturucu kullanan insanlarla doluyor. Uzmanlara göre bilgisizlik, özenti, merak, tehlike tutkusu, cinsel bozukluklar, kendini aşma, ispatlama gayreti uyuşturucuya başlama sebepleri arasında dikkat edilmesi gereken hususlar olarak belirtiliyor. Ayrıca Genetik yapının maddeye yatkınlığı, gençlerdeki manevi boşluk, inanç zaafı, bozuk aile ve hasta toplumdan kaynaklanan güvensizlik duygusu gibi etkenler de uyuşturucuya zemin hazırlıyor.

Ailelerin görevleri

Çocuklar ve gençler aileden ve okuldan, zamanla arkadaş çevresinden etkilendiğini kaydeden uzmanlar, arkadaş çevresinde kabul edilmek isteyen gençlerin çevresinin baskısına dayanamayıp aşağılık duygusuna kapılarak uyuşturucu kullandığına dikkat çekiyor. Sanıldığının aksine, uyuşturucu ile ilk temas, sokak başında bilinmeyen satıcı vasıtası ile değil bilakis arkadaş çevresiyle oluyor.
Uzmanlar uyuşturuculardan korunmada en büyük vazifenin aileye düştüğünü vurgulayarak, "En başta anne ve baba, çocuklara örnek olmalıdır. Çocuklar, hertürlü sıkıntılarını ve problemlerini öncelikle anne ve babalarına açabilmelidirler. Problemlerin ilk defa aile büyüklerince değerlendirilmeleri şarttır. Gençler ise gerçek sevgiyi ve mutluluğu kendi ailelerinde aramalıdırlar. Kötü arkadaş gruplarından uzak durmalıdırlar" diye uyarıyor.

Vücudumuzu tepeden tırnağa zehirliyor!..

>Beyin ve merkezî sinir sisteminde:
Sigaradan itibaren bütün uyuşturucular en büyük zararı ve tahribatı beyin ile merkezi sinir sistemi üzerinde yapıyor. Bu sebeple beynin mazrufu olan aklı ve iradeyi işlemez hale getiriyor. Kişiyi dengeden, normal hayat ve davranışlardan uzaklaştırıyor. Beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanı uyuşturuculardır. Bağımlılarda beliren ilk olgu; akıl ve sinir hastalıkları ve arızalarıdır. Delilik, erken bunama, şuur kaybı, uykusuzluk, felçler, hezeyan (sayıklama, saçmalama, akıl dışı davranışlar) halüsinasyon (vehim, hayal görme, işitme vs.), zeka ve hafıza kayıpları. En kısa ifade ile; akıl hastalıkları, zihni ve ruhi karmaşa ve kaoslar ortaya çıkıyor
>Karaciğer ve böbreklerde:
Bu zehirlerin organizmadan atılmasında en ağır görev bu organlara düşmekte olup, karaciğer ve böbreklerde büyük arıza ve tıkanmalara, karaciğerde yetersizlik, yağlanma, sertleşme (siroz) görülüyor. Böbreklerde büyük tahribat, albümin, kan ve idrar çoğalması, tıkanmalar, ağır böbrek hastalıklarına sebep oluyor.
>Sindirim sisteminde:
Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmları, kanama ve yaraları, gastrit, ülser vs gibi bozukluklara yol açıyor.
>Gözlerde:
Işık ve mesafede uyumsuzluk, şaşılık gece körlüğü, göz bebeği büyümesi, küçülmesi, göz adele felci bilinen sonuçları oluşturuyor.
>Solunum sisteminde:
Nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, bu yolla kalp sıkışmaları, solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır.
>Kanda:
Kan, vücudun "hayat sıvısı" olup, uyuşturuculardan büyük zararlar görür. Kansızlık, kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri, kanın korkulu arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır.
>Zehirlenme:
Uyuşturucuların başta gelen olumsuzluğu zehirlenmeler ve bu yolla gelen ölümlerdir.

20 kiraz bir asprine değer

Yaz meyvelerinden 20 kiraz aspirin niyetine yenilirken, çilek sigara dumanının etkilerini azaltıyor. İşte uzmanların hastalığa göre meyve ve sebze tavsiyeleri:

Sebze ve meyvelerin insan hayatında ilaç kadar önemli olduğunu belirten Doğal Tıp Derneği Başkanı Dr. Ender Saraç, günde yarım kilo sebze ve meyve tüketilmesini tavsiye ediyor.

Çilek: Sigara dumanının etkilerini azaltır. Sigara içilen bir odadayken gün boyunca ağza iki çilek atılması tavsiye edilir.

İncir: Bağırsakları çalıştırır, enerji verir. Cinsel güce yardımcıdır.

Elma: Böbreklerin temizlenmesine, sindirim rahatsızlıklarının kontrol edilmesine yardım eder.

Kayısı: Kan yapıcıdır. Güzel bir cilt ve saça olumlu etkisi vardır. Kanserin önlenmesinde yardım eden iyi bir karotenoid kaynağıdır.

Muz: Kalbe ve kas sistemine yararlıdır. Yorgunluğa ve ishale birebirdir.

Vişne: Mineral ve vitamin deposudur. Koyu renkli vişneler, açık renklilere oranla daha fazla mineral içerir

Üzüm: Böbreklerin çalışmasını uyarıp kalp atışını düzenler. Karaciğeri temizler. Siyah üzüm kabukları ve çekirdekleriyle yenirse hücre yenileyicidir.

Kavun: Endişe ve uykusuzluğa iyi gelir. Bağırsak ve cilt kanserine karşı Amerikan Kanser Topluluğu'nca tavsiye edilmiştir.

Karpuz: Kabuğundaki çinko iktidarsızlığa iyi gelir. Böbreği temizler.

Kiraz: Kolesterolü düşürür, özellikle sapları idrar söktürücüdür. 20 tanesinin Asprin etkisi yaptığı belirtiliyor.

Grip: Bir bardak kızılcık suyu ya da elma + kızılcık, elma + üzüm + ananas suyu.

İktidarsızlık: Lahana, brokoli, kıvırcık yapraklı lahana suyu.

Sigara dumanı: Kereviz ya da çilek suyu.

Ezilme, çürüme: Portakal suyundaki bioflavonoid kan damarını ve kılcal damarları güçlendirir. Ezik ve çürükler daha çabuk iyileşir.

Yaz aylarında çocuk nasıl beslenir?

Anadolu Sağlık Merkezi'nden Diyetisyen Cemal Aytaç Ak, yaz aylarında çocukların beslenmesi ile ilgili bilgi ve sağlıklı beslenmeleri için örnek öğün verdi.

Yaz aylarında çocuk beslenmesi

Okul öncesi çağ, çocuklarda bütün hayatları boyunca beslenme alışkanlıkları açısından oldukça şekillendirici bir dönem. Kahvaltının her mevsim olduğu gibi yaz aylarında da günün en önemli öğünü olduğunu unutmayın.

Okul öncesi çoçuklarda yaz aylarında düzenli üç öğün yemek tüketilmesi oldukça önemli. Geç uyanarak geç kahvaltı etmesi nedeniyle öğünün ikiye indirilmesi doğru bir yaklaşım değil. Öğün aralarında ise şekerleme, pasta, bisküvi yerine meyve, taze sıkılmış meyve suyu, ayran özellikle yaz aylarında tercih edilmesi gereken önemli yiyecekler.

Okul öncesi çağ, çocuklarda bütün hayatları boyunca beslenme alışkanlıkları açısından oldukça şekillendirici bir dönem. Ailelerin sıklıkla yaptığı yanlış çocuğu ne kadar çok beslerlerse, kendilerini o kadar mükemmel, sorumluluklarını yerine getirmiş , iyi anne baba hissetmeleridir ki bu hiç de doğru değil. Büyüme gelişmesi normal bir çocuğu fazla yemesi için zorlamak, başka çocukların yedikleri ile kıyaslamak, çocuğun beslenme alışkanlıklarını ileriki hayatında sağlığına zarar verecek şekilde değiştirebilir. Unutulmamalıdır ki, beslenme konusunda büyüklerin davranışları bu yaşlarda taklit eden çocuk için en önemli faktördür.

Yaz aylarında sıcaklık artışları besin ihtiyaçlarında da bazı değişiklilere neden olur. Sıvı ihtiyacı için suyun yanı sıra ayran ve sıvı oranı yüksek karpuz, kavun, üzüm gibi meyvelerin öncelikle tercih edilmesi önerilir. Ayrıca sıcaklık artışları metabolizmada bir miktar yavaşlamaya neden olur. Bu nedenle yaz aylarında kış aylarına nazaran daha az enerji almak gerekir.

Anne babalar özellikle tatil beldelerinde açık büfe seçimler yapılırken çocuklarının kesinlikle kendi besinlerini seçmelerine izin vermeliler, bu onlara özgürlük duygusu verir. Yediklerini kontrol etme güdüsünü kazandırır. Yetişkin obezitesinde temel problem beslenme biçimini bireyin kontrol edememesidir.

Yaz aylarında çocuklar için örnek öğün;

Sabah:
Süt
Yumurta veya beyaz peynir
Zeytin
Ekmek
Domates +salatalık
Meyve

Öğle:
Et yemeği veya kurubaklagil yemeği
Sebze yemeği
Yoğurt
Ekmek

Akşam:
Et yemeği veya kurubaklagil yemeği
Pilav veya makarna
Meyve veya salata
Ekmek

Aralar:
Süt veya Yoğurt
Meyve

EN ÖNEMLİ ÖĞÜN KAHVALTI

24 saatlik periyod içinde en uzun aradan sonra yenilen öğün olan kahvaltı, her mevsim olduğu gibi yaz aylarında da günün en önemli öğünü. Akşam yemeği ile sabah arasında geçen yaklaşık 12 saatlik sürede vücuttaki besinlerin tümü sindirilmekte; böylece sabah kahvaltısında tüketilen yiyecekler vücutta daha verimli kullanılarak gün için gereken enerji ve besin ögeleri gereksiniminin bir bölümünü karşılamakta.

Okul öncesi çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimlerinin yanısıra oyun çağında olduklarından fiziksel aktiviteleri için gerekli enerji ihtiyaçlarının büyük bölümü kahvaltı öğününde karşılanır. Bu çağdaki çocukların ihtiyacı olan besin ögeleri de öğünlerinde dengeli olarak dağılım göstermelidir.

Yaz aylarında çocukların kahvaltıları;

Karbonhidrattan zengin olmalı. Karbonhidratlar kas ve beyin için temel enerji kaynağıdır. (Ekmek, meyve, meyve suyu, tahıl gevrekleri karbonhidrattan zengindir.)

Demir içeriği yüksek olmalı. Demir kansızlık olarak bilinen anemiyi önlemek için gereklidir. (Yumurta veya zenginleştirilmiş tahıl gevrekleri, pekmez tüketilebilir.)

Kemik gelişimi için kalsiyumdan zengin olmalı. (Süt, peynir, pekmez iyi kalsiyum kaynağıdır.)

İleride oluşabilecek kalp-damar hastalıkları ve obezite riskini azaltmak için yağ ve kolesterolden düşük olmalı. (Et ürünleri (sucuk, salam, sosis) yerine peynir tercih edilebilir.)

Posa açısından zengin bir kahvaltı kabızlığı engellemek için büyük önem taşır. (Meyve, sebze, kepekli tahıllar tercih edilebir.) Yaz aylarında çocuklarda ishal sık görülen bir hastalıktır. Eğer çocuğunuz ishal olursa posa içeriği yüksek besinleri kesmeniz gerekir.

Sıvı içeriği yüksek olmalı. (Sıcak, nemli havalarda vücut terleyerek sıvı kaybını arttırır. Serinletici içecekler ve su içeriği yüksek meyveler vücudun serinlemesine yardımcı olur.)

Mutlaka sebze, meyve veya taze sıkılmış meyve suyu yer almalı. (Özellikle C vitamini ihtiyacını karşılamak için.)

Çeşitli yiyeceklerden oluşmalı. Örneğin;

1 bardak süt, 1 yumurta veya peynir, zeytin, ekmek, meyve veya domates ;
1 bardak taze sıkılmış meyve suyu ile peynirli tost ;
1 bardak süt, tahıl gevreği, meyve.

Öğle ve akşam yemekleri

Çocuğunuzun öğle ve akşam yemekleri de kahvaltıları gibi enerji ve besin ögeleri açısından yeterli ve dengeli olmalı. Yaz aylarında artan sıvı ve mineral ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte, aynı öğünde dört temel besin grubundan yiyecekler bulunmalı.

Çocuğunuzun besinsel ihtiyaçlarını karşılamak için ihtiyacı olan yiyecekleri değişik şekillerde sunabilir veya yemek istemediği yiyecekleri benzer nitelikte olan başka yiyeceklerle değiştirebilirsiniz. Örneğin çocuğunuz ıspanak yemek istemiyorsa, ıspanaklı börek yapabilirsiniz veya süt içmek istemeyen çocuğunuza yoğurt veya dondurma yedirebilirsiniz.

Yaz aylarında sıkça yapılan kızartmalar yüksek yağ içerdiği ve kansere neden olduğu için tercih edilmemesi gerekir. Besinleri ızgara, haşlama, fırında veya kendi suyuyla pişirmek sağlıklı seçimlerdir. Çocukların mide kapasiteleri yetişkinlerinkinden küçük olduğu için fazla yemesi için çocuğunuzu zorlamamalı, yemeklerini küçük porsiyonlar halinde sunmalısınız.

Öğle yemeğinde 1 porsiyon etli sebze yemeği (4-5 yemek kaşığı), yarım kase yoğurt, 1-2 dilim ekmek veya börek, meyve veya taze sıkılmış meyve suyundan oluşan bir öğün sağlıklı bir seçimdir.

Akşam yemeğinde 2-3 köfte kadar et/ tavuk/ balık (ızgara, haşlama veya fırında), pilav veya makarna (4-5 yemek kaşığı), salata, 1 su bardağı ayran, meyve veya sütlü tatlıdan oluşan bir öğünle çocuğunuzun besin gereksinimlerini karşılayabilirsiniz.

Ara öğün alışkanlığı kazandırın

Çocukların beslenme alışkanlıkları okul öncesi dönemde oluşur. Bu nedenle çocuğunuzun ara öğün alışkanlığını kazanması gereken enerji ve besin ögelerini karşılamak için büyük önem taşır. Yaz aylarında çocuğunuzun ara öğünlerinde yüksek miktarda sıvı alması, vücudundan kaybettiği miktarı geri kazanması için gerekli. Bu nedenle, yemek aralarında taze sıkılmış meyve suları, süt, ayran, dondurma, meyve tüketmesine ve bol miktarda su içmesine özen gösterin.

Güneş ışığı prostat kanserine karşı

ABD'dedeki kanser merkezinde yapılan kapsamlı araştırmalarda, güneş ışığından yeterince faydalanan erkeklerde prostat kanseri riskinin yarı yarıya azaldığı saptandı.

Kuzey California, Keck Tıp Okulu ve Güney California Üniversitesi kanser merkezlerinde yapılan araştırmalarda, güneş ışınlarının D vitamininin aktif formunu üreterek prostat kanseri riskini % 50 önleyebildiği tespit edildi.

Bazı özel genlere sahip erkeklerde ise güneş ışınlarının prostat kanseri riskini % 65 oranında azaltabildiği saptandı.

Aynı zamanda D vitamininin, prostat kanserinin yayılmasını önleyebildiği de belirtiliyor. Araştırmacılar, sadece güneş ışınlarının D vitamini kaynağı olmadığına işaret ederek, 'prostat kanseri riskini azaltırken deri kanseri riskinin artırılmaması gerektiğine işaret etti.

Çalışmanın sonraki aşamalarında D vitamini tabletlerinin prostat üzerindeki etkisi araştırılacak. Aynı sonuç elde edildiği taktirde, erkekler prostat kanseri riskine karşı güneş ışınlarına eşit dozda D vitamini tabletleri kullanabilecekler.

Daha önceki araştırmalarda, prostatın D vitaminini kullanarak prostat hücrelerinin normal çoğalmasını sağladığı belirlenmişti.

Stresin ilacı kahkaha

Hintli Doktor Madan Kataria'nın 1995 yılında keşfedip uygulamaya koyduğu Gülme Yogası (Laughteryoga), Antalya'da tatilcilerin streslerini almaya başladı.

Stresten ortaya çıkan ve aralarında şeker, yüksek tansiyon, kanser, mide ve başağrısı gibi birçok hastalığın tedavisinde yardımcı olduğuna inanılan gülme yogasını Antalya'da ilk kez uygulamaya koyaN Gülme Yogası Hocası Gökhan Yalça, ücretsiz uyguladığı seansta, katılanlara keyfli dakikalar yaşattı.

Atatürk Kültür parkı'nda sabah saat 07 30'dae ısınma hareketleriyle başlayan aktivite, Gökhan Yalça'nın eline megafonu alıp kahkaha atmaya başlamasıyla biranda yön değşitirdi. Seansa katılan yaklaşık 30 kişiye önce insanların neden gülmesi gerektiğini anlatan Yalça, kahkaha'nın birçok hastalığın tedavisinde en önemli yardımcı unsurlardan biri olduğunu, sabah zorla da olsa gülüp kahkaha atabilenlerin gün içinde stersten kaynaklanan rahatsızlarla daha az mücadele ettiğinin ıspatlandığını söyledi. Özellikle zamansız ve sebephsiz ortaya çıkan başağrılarında gülmenin en iyi tedavi yöntemli olduğunu söyleyen Yalça, konuşmasının ardından seansa bayladı.

Aralarında kadın ve cçocukların da bulunduğu tatilcileri yaptığı espriler ile güldürmeye çalışan Yalça, bunda da başarılı oldu. İnsanları birbirine yaklaştırıp tokalaştıran, alkışlatıp kahkaha attıran Yalça, yaklaşık 2 saatlik seansın ardından ise, atılan kahkahaları, dünyanın farklı üylkelerinde sıkıntı çeken insanlara farklı bir şekilde ulaştırdı. Seansa katılanların el ele tutuşup halka oluşturduğu son seansta, gözlerini kapatıp, farklı ülkelerde acı ve sıkıntı çeken insanları düşünen Antalyalılar, onların da kahkaha atabilmeleri için dilekte bulundular.

Obezite ilaçları öldürüyor mu?

Obezite ilaçları öldürüyor mu?

Obezite tedavisinde kullanılan ''Reductil'' adlı ilacın ölüme neden olduğu iddialarına ithalatçı firma Abbott Laboratuvarları tarafından bir açıklama geldi.

Maslak'ta Mövenpick Hotel'de yapılan toplantıda konuşan ilaç
firması Genel Müdürü Cihangir Koşu, obezite tedavisinde ve doktor
kontrolünde kullanılan ilaçlarının dünyanın hiçbir yerinde
yasaklanmadığını belirtti.
Koşu, ilacı, bugüne kadar satıldığı 75 ülkede 17 milyon hastanın
kullandığını ve prospektüsünde doktor kontrolünde kullanılması
gerektiğinin belirtildiğini vurguladı.
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Endokrinoloji,
Metabolizma ve Diyabet Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan İlkova da, obezitenin dünyada sağlığı tehdit eden bir hastalık olarak kabul edildiğini ve tedavisinin gerekli olduğunu söyledi.


Mevcut kilosunun yüzde 5-10'unu veren bir hastanın bile sağlığında
düzelmeler olduğunu anlatan Prof. Dr. İlkova, ''Obezite eğer kronik
bir hastalıksa, bunun medikal olarak tedavi edilmesi gerekiyor'' diye
konuştu.
Amerikan Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Adnan Gökçel de,
ilacın doktor kontrolünde kullanılması gerektiğini belirterek, şunları
söyledi:
''Her ilacın yan etkileri de bulunur. Önemli olan olumlu ve
olumsuz yönlerinin çok iyi bilinmesi ve ona göre dikkatli
kullanılması. Zayıflama ilaçlarının da en önemli yan etkileri şudur;
hipertansiyon ve çarpıntı yapabilirler. Biz hastayı, bu durumda ilacı
kesmeleri konusunda uyarıyoruz. Çıkan haberlerde bahsedilen 31 vakanın bir kısmını biliyoruz. Fakat bu 31 vakanın hiçbirinde bu ilaç ölüm
nedeni olarak tespit edilememiştir.''

Bebeklerın Gelişim süreci

İKİ HAFTALIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
Bebek kolları ve bacakları hafif bükülmüş olarak yatar.
Bu dönemde emme, yakalama, arama gibi yeni doğan dönemine ait refleksler (otomatik hareketler) bebeğin tek hareketleri olabilir.
Zaman zaman bakışınızı yakalayıp size bakabilir. Bu durumda ona bakarak, gülümseyerek, başınızı sallayarak yanıt vermeye çalışın.
Bulanık görür. 20-25 cm mesafeyi seçebildiği için onu tutanı çok rahat görebilir.
Henüz başını kaldıramaz, yatarken dönemez ve oturamaz.
Sakin olduğu kısa dönemler olacaktır; bu dönemlerde ona şarkı söyleyin, konuşun, evde gezinin.

BİR AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
Görebilir, duyabilir, tat alabilir, acıyı hisseder!
Başını tutabilir, karın üstü yattığında başını sağa-sola çevirebilir.
Emerek kendini sakinleştirebilir.
Agu- ıkınma sesi- kumru sesi-mırıldanma gibi sesler çıkarmayı dener.
Kısa süreli izleyebilir, yakın tutunca dikkatle bakabilir.
Sizi tanıdığını belli edebilir. Sesinizi duyunca sakinleşebilir.
El ve ayaklarının farkına varmaya başlar.

İKİ- ÜÇ AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
Başını daha uzun süre dik tutabilir, göğsünden destek alıp kalkmaya çalışabilir.
Ellerini bacaklarını sallamaya, basmaya çalışabilir.
Parmaklarını açabilir, ellerini birleştirip ağzına götürebilir ama henüz elini bütün olarak kullanır.
Gülmeye başlar, tanır. Tek heceli sesler çıkarmaya, cıvıldamalara başlar.
90-180 derece izleyebilir.

DÖRT AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
Etrafıyla ilgilenmeye başlar, yatmak değil oturmak ya da dolaştırılmak ister. Biraz destekle 1-2 dakika oturabilir.
Karnının üstüne yattığında elleriyle itip minik push-up'lar yapar, hatta bir tarafa dönebilir.
Uzanıp cisimleri iki eliyle kavrar, biraz inceleyip sonra ağzına götürür. Salyası bollaşır.
Kendi kendine oynayabilir.
Tek heceler 4-5 aylarda çıkmaya başlayabilir, ancak anlamlı değildir.
Çığlık atmayı dener.
Bebeğinizin kişiliği belirginleşmeye başlar. Size tüm yüzü ve vücuduyla yanıt vermesi yakındır.

ALTI AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
Artık herşeyi görüp izleyebilir.
Destekle oturabilir. Eğer ek gıdalara geçtiyseniz kaşıkla beslenmeyi bebek otururken yapmalısınız.
Her iki yöne de dönebilir. Yüzükoyun yatarken poposunu havaya kaldırmaya bile çalışabilir.
Bebek 3 boyutu kavrayabilir ve büyüklük ve şekillerine göre cisimleri gruplandırabilir.
Aynada, arkasında sizi görürse, arkasına bakıp sizi arayabilir.
Bir eliyle kavradığı cismi diğer eline geçirebilir, iki saplı bir bardaktan yardımınızla su içebilir.
Cisimleri birbirine vurur, ellerini birleştirir, oyuncağını tek eliyle tutabilir.
Sesli güler, çığlıklar atar.
Bebeğiniz artık eğlenmeye başlar. Sizinle saklambaç oynayabilir.
Yabancıları ayırmaya başlayabilir.
Emme, baloncuklar çıkarma, yalama; konuşma öncesi hareketlerdir.

DOKUZ AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
Bebekler ayağa kalkmak için kendilerini çekmeye başlarlar.
Ses çıkarmak için bir şeyleri birbirine vurmaya bayılırlar. 'Baba', 'mama' gibi sesler çıkarmaya başlarlar.
Bebeğiniz bu dönemde eşyaları, kaplara koyup çıkarabilir.
Bazı 9 aylıklar, destekle birkaç adım bile atabilir. Bebeğiniz ayrıca, dizlerini kırarak eğilmeyi ve ayakta durduktan sonra tekrar oturabilmeyi öğrenir.
Bu yaştaki bir bebek, hareket etmenin verdiği özgürlük duygusu ile emekleyerek veya iki ayak üzerinde, hareket etmek, ulaşmaması gereken şeyleri almak ister.
Bu yaşta, belki de merdivenleri emekleyerek çıkabilir ve eşyalara tutunarak hareket edebilir.
9-10 aylık olunca bebekler bir şekilde oda içinde sürünerek, emekleyerek, eşyalara tutunup sıralayarak dolaşmaya başlarlar.
Bir oyuncağını uzaklaştırırsanız, gittikçe daha çok kendine güvenen bebeğiniz buna karşı çıkacaktır. Aslında artık kendi istek ve ihtiyaçlarını belirtmeyi öğrenmeye başlıyor.
Problem çözme yeteneği gelişir ve şimdi şeffaf bir kabın içinde gördüğü oyuncağı almak için direkt uğraşmak yerine kapağını açmayı dener.

Dil gelişimi:
Kelimeleri kullanmasa da, onları anlar. ?ba?, ?ma? gibi heceleri tekrarlayarak gerçek kelimeleri taklit etmeye uğraşır. (Sakın çok heyecanlanmayın, henüz konuşamıyor, ancak heceleri tekrarlıyor.)
Kelimelerinizden çok, tonlamanızdan anlam çıkarır.
Onunla ne kadar çok konuşursanız-yemek hazırlarken, araba kullanırken, üzerini giydirirken- o kadar çabuk iletişim yeteneklerini geliştirir.
Bir çalışmada, çocukların bir gün içinde ne kadar çok kelime duyarsa, o kadar zeki olduklarını gösterilmiş. (Tabiki televizyondan veya arka plandaki sohbetlerden duyulan kelimeler değil; bebeğinizin anlamasına yardım etmek için konuşmalar interaktif olmalı.)

BİR YAŞINDA BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
Kendi başına ilk adımlarını bu yaşta atabilir. (Aslında bunu, bundan sonraki birkaç hafta veya ay yapamayabilir, yani eğer bu ay yürüyemezse üzülmeyin).
Çoğu çocuk bu ilk adımları parmak ucunda, ayakları dışa dönük olarak yapar.
Kaşık kullanarak, her ne kadar ağzını ıskalasa da kendini beslemeye başlayabilir.
'Mama' ve 'baba' dışında birkaç kelime daha bilebilir.
Uyduruk bir dille konuşabilir.
Her şeyi itmenin, fırlatmanın ve yere çarpmanın çok eğlenceli olduğunu düşünür.
Oyuncağını size verir, geri alır.
Blokları bir kaba doldurur, boşaltır. Bu kaplar ve tavalar için de geçerlidir.
Küçük olanları, büyük olanların içine koyar, ayrıca onları birbirine çarparak korkunç gürültüler çıkarır.

ONBEŞİNCİ AYDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
Artık yürüyor hatta koşmaya çalışıyor olabilir. Eğilip yerden bir cismi rahatça alır.
Parmağıyla işaret eder, vücut kısımlarını bilebilir. Çizgi çizebilir.
Üst üste 2 küp koyabilir.
Çocuğunuz yeni şeyleri kurcalamaktan, araştırmaktan zevk alır.
Yeri süpürmek, silmek, çamaşır yıkamak gibi aktiviteleri taklit edecektir.
En az 1 anlamlı kelime söyler.

ONSEKİZ AYLIK ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
Koşabilir, topa vurabilir.
İki basamaklı bir komutu yerine getirebilir. Hafızası gelişmeye başlar.
Vücut kısımlarını bilir.
5-10 kelimesi olabilir.
İsteklerini belirtebilir.
3-4 küple kule yapabilir. Anahtarları, düğmeleri çevirebilir.
Saçını tutmak, sallanmak, parmak emmek gibi kendini rahatlatıcı bazı alışkanlıkları oluşabilir.

İKİ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
İki yaşında fiziksel gelişim
Sürekli hareket halindedir.
Kolay yorulur Koşar ve tırmanır.
Tek başına merdiven iner ve çıkar.
Ayak ucuna basarak yürümeyi becerebilir.
3-5 küpü üst üste koyar.
Rastgele çizgiler çizerken artık kontrollü yazmaya başlar.
Büyük butonları açıp kapatabilir
Tuvalet ihtiyacında daha bağımsızdır. (Hala biraz yardıma ihtiyacı olabilir.)
Gece uykuya yatırmak zorlaşabilir.

İki yaşında sosyal gelişim:
Oldukça gerçekçi taklitler yapar.
Kardeşleriyle daha fazla ilgilenir.
Cinsiyetini bilir.
Hayali bir oyun arkadaşı yaratabilir.
Diğer çocuklarla birlikte olmak ister ama onlarla oyun oynamaz.
Paylaşmayı sevmez.
Her şeyi 'benim' diye sahiplenir.
Diğer çocukları tırmalayabilir, ısırabilir, vurabilir veya itebilir.

İki yaşında duygusal gelişim:
Kolay sinirlenir ve çok sabırsızdır.
Bağırıp çağırır, yumruklar atar.
Kendi istediklerini yapmak ister.
Günlük düzen bozulunca sinirlenir.

İki yaşında zihinsel gelişim:
Konuşmaya ilgisi artmıştır.
Çocuk dili kullanır.
3-5 kelimeli cümleler kurar.
Konuşabildiğinden daha fazla sayıda kelimenin anlamını bilir.
Kendi işini kendi yapar.
İkna etmek giderek zorlaşır.
Alternatifler arasında seçim yapamaz.

ÜÇ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
Üç yaşında fiziksel gelişim
Kendi kendine yardımsız yemek yer.
Zıplar, koşar, parmak ucuna basarak yürür.
Üç tekerlekli bisiklet sürer.
Merdiven inip çıkar.
Kendi soyunabilir, ancak giyinmek için yardıma ihtiyacı vardır.
Büyük butonları açıp kapayabilir.
Pastel boyaları daha iyi kullanır.
Süt dişleri düşebilir.

Üç yaşında sosyal gelişim:
Anne, babasını idolleştirir.
Telefona cevap verir.
Büyüklerden onay almak ister.
Sınırlamaları sürekli test eder.
Sıklıkla yalnız oynamayı tercih eder.
Hayali bir oyun arkadaşı olabilir.
Diğer çocuklarla oyunlar kurar.
Oyunda sırasını bilir.

Üç yaşında duygusal gelişim:
Daha sakin ve uyumludur.
Bazen ağlama ve tutturmaları olabilir.
Yabancı olduğu nesne ve faaliyetlerden korkabilir.
Bazen bebek gibi davranabilir.
Rüyaları hakkında konuşmaya başlayabilir.

Üç yaşında zihinsel gelişim:
Yaşını, adını, soyadını, oturduğu semti bilir.
Yaklaşık 1.000 kelime bilir.
Bazı gramer prensiplerini kavrar.
Bazı hikayeleri tekrar tekrar dinlemekten hoşlanır, öğrenebilir.
Temel renkleri tanıyabilir.
Bazı çok basit sorumluluk üstlenebilir.
Merak edip sorular sorar.
Dikkat süresi birkaç dakikadan uzun değildir.

DÖRT YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
Dört yaşında fiziksel gelişim:
Sıçrama,koşma,tırmanma yeteneği artar.
Kolay yorulur.
Sakardır.
Bağırmaktan hoşlanır, beklenmedik seslerden korkar.
Kendi kendine tuvalet ihtiyacını karşılar.
Kendi giyinir,soyunur,fermuarını çeker.
Bildiği nesnelerin resmini çizer.

Dört yaşında sosyal gelişim:
20 dakika süreyle televizyon seyreder.
Son karar için ailesine danışır.
Sınırlamaları test eder.
Tepkinizi gözlemek için argo sözler kullanır.
Grup aktivitelerine hazırdır.
Farklı cinsiyet rollerini bilir.
Yetişkinlerin aktivitelerini taklit eder.

Dört yaşında duygusal gelişim:
Zaman zaman bebek gibi davranır.
Yeni korkular gösterebilir.
Şakacı olma eğilimindedir.

Dört yaşında zihinsel gelişim:
Yaklaşık 1.500-2.000kelime bilir;4-5 kelimeli cümleler kurar.
Eğlenceli, abartılı hikayelerden hoşlanır.
Ona kadar sayabilir; bazı şekilleri tanır.
Bazı zaman kavramlarını anlamaya başlar. (dün,bugün,yarın)
Sürekli 'neden' diye sorar.
Yardımsız oyuncaklarını toplar.
Basit işlerde yardım etmeyi sever.
Doğru ve yanlış arasındaki farkı anlamaya başlar.
Hayal ile gerçek hayatı ayırma yeteneği gelişir.

BEŞ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
5 yaşında Fiziksel gelişim:
Süt dişleri düşmeye başlayabilir.
Sağ veya sol el tercihi belirginleşir.
Ayrıntılı yapıları kurar.
Kolay yorulur.
Kendi başına banyo yapar, yemek yer, giyinir, tuvalete gider.
Semistructured oyunlara katılmaya başlar.
Hareketli oyunlardan hoşlanır.
Sesli ritim çalgılardan hoşlanır.
Doğum ve üreme hakkında sorular sorar.

Beş yaşında duygusal gelişim:
Duygularını kelimelerle ifade etmeye başlar.
Kolayca utanır and cannot yet laugh at self.
Ölüm hakkında duygular ortaya çıkar.
Aşırı yaramazlıklar yapar.
Bağımsızlıktan hoşlanır.
Ağır başlı ve güvenilirdir.

Beş yaşında sosyal gelişim:
Kurallara daha fazla uyumludur.
Bazen ispiyon (tattle), kötü söz (name-call), vurma, itme gibi davranışlar gösterebilir.
Farklı cinsiyet rollerini bilir.
Basit grup ödevlerine uyum gösterir.
Büyükleri sevindirmekten hoşlanır.
Takes turns during playing and speaking.
Diğer çocuklarla daha rahattır.
Aile aktivitelerine çok ilgilidir.

Beş yaşında zihinsel gelişim:
Harf ve kelime farkını anlamaya başlar.
Oyunları daha fazla süreyle devam ettirir.
Has developed an overall image of self.
Gerçekleri ister.
Temel renkleri bilir.
Sağ ve sol kavramını anlar.
2.000-2.500 kelime bilir.
Kolay ev işlerine yardım edebilir.
Adres ve telefon numarası öğrenebilir.
10'a kadar sayabilir.
Karşıtlık kavramını anlamaya başlar.
6-8 kelimeli cümleler kurabilir.
Paraları ayırt eder.
Sabah, öğleden sonra, akşam, dün, bugün, yarın gibi kavramları anlar.
Gerçek hayat ile hayal ürünü arasındaki farkı daha iyi ayırt eder.
Tek düşüncenin kendisininki olduğuna inanır.

ALTI YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
Altı yaşında fiziksel gelişim:
Oyunlarda aktif rol almayı sever.
Bazı motor kabiliyetleri gelişmektedir.
Banyo yapmak istemeyebilir.
Mum boyayla iyi boyar ancak yazı yazma ve kesmede zorlanabilir.

Altı yaşında duygusal gelişim:
Ruh hali oynaktır.
Eleştirilmekten hoşlanmaz.
Yanlış yapmaktan çekinir.

Altı yaşında sosyal gelişim:
Oyun oynarken kurallar koyar.
Arkadaşlarını değerlendirebilir.
Yaşıtlarıyla ortak oyunlar kurar.
Özgürlüğüne düşkündür.

Altı yaşında zihinsel gelişim:
Basit ev işlerini yüklenebilir.
100'e kadar sayabilir.
Şekil, zaman, renk, sayı gibi kavramları daha iyi anlar.
Kaza ve maksatlı davranışları artık algılayabilir.
Dikkat süresi 15 dakikayı geçmez.
Fikir farklılıklarının olabileceğini anlar.

SEKİZ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
Sekiz yaşında fiziksel gelişim:
Yazı ve çizgisi ince motor yeteneğinin artmasıyla hızla ilerleyecektir.
Dış görünümü ve davranışları konusunda rahattır.
Kilosu ve boyuyla ilgilenir.
Sonsuz enerjisi vardır.

Sekiz yaşında sosyal gelişim :
Tartışır, bazen üstünlük taslar.
Aynı zamanda sevgi dolu ve tepkilidir.
Başkalarının fikirlerine yorumlar getirir.
Arkadaşları arasında gruplaşmalar başlar.
Sır saklar.
Karşı cinse biraz hırçındır.

Sekiz yaşında zihinsel gelişim :
İdealistir.
Çeşitli projeler geliştirir; koleksiyon yapar.
Verilen işi bitirmekten gurur duyar.

Sekiz yaşında ruhsal gelişim :
Hemen utanır.
Korku, kızgınlık, üzüntü gibi duyguların paylaşıldığını hisseder.
Umudu kolay kırılır.
KAYNAK: Amerikan Hastanesi