siðil siðillerin tedavisi
Týp dilinde Verruka olarak adlandýrýlan siðiller, iyi huylu, kendiliðinden gerileyebilen deri ve mukoza lezyonlarýdýr. Etkeni Human Papilloma Virus (HPV) adý verilen bir virüs türüdür.
Siðiller en çok 10-20 yaþlar arasýnda görülür. Bu yaþlar arasýndaki bireylerin yaklaþýk %10'unda siðile rastlanmaktadýr. Siðilllerin bulaþýcý özelliði kanýtlanmýþtýr. Bulaþmada travmanýnda rolü vardýr. Siðil genellikle basýnca uðrayan veya kaþýnan yerlerde ortaya çýkar. Virusler saðlam deriden kolaylýkla geçemezler.
Siðiller biçimlerine göre beþe ayrýlýr:
1. Verruca vulgaris
2. Verruca plantaris
3. Verruca planus
4. Verruca filiformis
5. Verruca anogenitalis
Verruca vulgaris: Tip 2 ve 4 HPV ile enfekte olma sonucu geliþir. Deri renginde, hafifçe kýrmýzý veya pigmente olabilir. Yüzeyi kabadýr ve hafifçe kabuklanma gösterir. En çok çocuklarda rastlanýr, çok sayýda olur. Eriþkinlerde genellikle en fazla 3-4 tanedir. Herhangi bir yere yerleþebilirse de, en çok el ve parmaklarda lokalize olur. Aþýrý manikür ve týrnak yeme sonucu yineleyen travmalar siðil geliþimini kolaylaþtýrýr.
Verruka plantaris: Bu tip genellikle ayak tabanýnýn basýnca uðrayan yerlerinde lokalize olur. Coðu kez bir ayakta yerleþmiþ ve çok sayýdadýr. En çok banyo zemini ve malzemeleri ile spor malzemelerinden bulaþýr. Üzerine basýlmasý aðrýya sebep olur. Bu grubun nasýrlardan ayrýlmasý zor olabilir. Ancak yüzeyi bir bistüri ile kazýnýrsa, siðillerde kann veya noktalar halinde kann pigmentinden oluþan siyah noktalar yada noktalar halinde kanamalar görülür. Nasirlarda buna rastlanmaz. Siðiller yandan basmakla, nasýrlar üzerine basmakla aðrýlýdýr.
Verruka planus: Bu tip siðiller 1-3 mm çapýnda , deriden hafifçe kabarýk, üzeri düz, normal deri renginde veya gri renktedir. En çok yüz, el sýrtlarý ve alt bacakta lokalize olur.
Verruka filiformis: Genellikle erkeklerde görülür. Bir sap ve bunun ucunda iplik gibi uzantilar vardir. Yüz, saçli deri, göz kapaklarý, burun delikleri, gibi bölgeler özellikle tutulur.
Verruka anogenitalis (Condylomata accuminata): Bu tip, 'veneryal' (cinsel yolla bulaþan ) bir hastalýk olarak kabul edilir. Tek bir cinsel temas ile infeksiyonun bulaþma þansý %50'dir. Pembe bir lezyon olarak baþlar, geliþtikçe büyür ve karnýbahar manzarasýný alýr. Geliþmiþ lezyon, pembe ile koyu kahverengi arasýnda herhangi bir renkte olabilir. Lezyonlarýn yüzeylerindeki yarýklarda cerahatin birikmesi sonucu, kötü bir koku ortaya çýkar. Herhangi bir basýnca uðramayanlar, karnýbahar görünümünü alýr. Kývrým yerlerinde lokalize olup iki taraftan basýnca uðrayanlar, bu basinç sonucu horoz ibiðine benzer bir biçim alýr.
Tedavi çeþitlerinin bolluðu, siðiller için ideal bir tedavi yönteminin bulunmadýðýný gösterir. Spontan olarak iyileþen olgular da vardýr.
17 Mayıs 2007 Perşembe
Her 8 saniyede bir kiþi sigaradan ölüyor
Türkiye Toraks Derneði Baþkaný Haluk Türktaþ, Türkiye'de 17 milyona yakýn tütün kullanýcýsý bulunduðunu ve her 8 saniyede bir kiþinin sigaradan kaynaklanan hastalýklardan dolayý öldüðünü vurguladý.
Antalya
AA
Türkiye'de sigara kullanýmýnýn erkeklerde yüzde 56, kadýnlarda da yüzde 30 oranýnda olduðunu anlatan Haluk Türktaþ, Türkiye'de sigara içme yaþýnýn 14-15'e kadar düþtüðünü belirtti.
Toraks Derneði'nin 8. Yýllýk Kongresi, Antalya'nýn Kemer Ýlçesi'nebaðlý Beldibi Beldesi'nde baþladý. Toraks Derneði Baþkaný, Gazi Üniversitesi Týp Fakültesi Göðüs Hastalýklarý Anabilim Dalý Öðretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Türktaþ, 522'si göðüs hastalýklarý uzmaný olmak üzere, bin 700'ü aþkýn bilim adamýnýn katýldýðý kongrenin açýlýþýndan önce düzenlenen basýn toplantýsýnda, sigara kullanýmýna baðlý hastalýklarýn giderek arttýðýný söyledi. Tütün kullanýmýnýn, baþta kanser olmak üzere kronik bronþit ve amfizem gibi hastalýklarýn baþlýca etkeni olduðunu kaydeden Türktaþ, kalp krizlerinde de sigara kullanýmýnýn en önemli risk faktörünü oluþturduðuna dikkati çekti. Sigara kullanýmýndan dolayý yýlda 100 bini aþkýn kiþinin hayatýný kaybettiðini anlatan Türktaþ, þu bilgileriverdi:
"Türkiye'de 17 milyon civarýnda tütün kullanýcýsý var. Bunlardan her yýl 100 bini tütün kullanýmýna baðlý hastalýklardan ötürü hayatýný kaybediyor. Yani demek oluyor ki, her 8 saniyede bir kiþi, sigaradan kaynaklanan hastalýklardan dolayý ölüyor. Gerekli önlemler alýnmazsa, gelecekte Türkiye'de sigaraya baðlý hastalýklardan ölenlerin sayýsý intihar, cinayet, trafik kazasý ve AIDS'ten ölenlerin toplam sayýsýný da aþacaktýr. Sigara endüstrisinin merkezi konumundaki ABD'de kamuya açýk kapalý ortamlarda sigara içmek mümkün deðil. Sokaklarda bile sigara içilemiyor. Sigara endüstrisi Batý'daki açýðýný az geliþmekte olan ülkelerde 12-13 yaþýndaki çocuklara sigara satarak kapatmaya çalýþýyor. Sigara endüstrisinin hedefinde artýk çocuklar var. Çoluk çocuða sigara satarak, kaybettikleri kazanç kapýsýný Türkiye gibi geliþmekte olan ülkelerde açmaya çalýþýyorlar."
SÝGARAYA BAÐLI ÖLÜM SALGINLARI
Türkiye'de sigara kullanýmýnýn erkeklerde yüzde 56, kadýnlarda da yüzde 30 oranýnda olduðunu anlatan Türktaþ, Türkiye'de sigara içme yaþýnýn 14-15'e kadar düþtüðünü belirtti.
Türktaþ, "Tütün endüstrisinin hedefi insanlarýn daha küçük yaþlarda sigaraya baþlamasýný saðlamak. Tütün kullanýmýna baðlý hastalýklar giderek artýyor. Gelecekte sigaraya baðlý ölüm salgýnlarý olacaktýr. Bizden geçti ama çocuklarýmýza yazýk olacak. Tütün kullanýmýnýn sýnýrlandýrýlmasý için hükümetin çalýþmalarýný destekliyoruz" diye konuþtu.
SÝGARA CEZALISINA VERGÝ KAÇAÐI MUAMELESÝ
Toraks Derneði Basýn Sözcüsü Dokuz Eylül Üniversitesi Týp Fakültesi Göðüs Hastalýklarý Anabilim Dalý Öðretim Üyesi Doç. Dr. OðuzKýlýnç da, Türkiye'de toplu bulunulan alanlarda sigara kullanýmýný yasaklayan 4207 sayýlý yasanýn yalnýzca Trabzon'da uygulanabildiðinden yakýndý. Trabzon Valiliði'nin kararlý tutumunun diðer illere de örnek olmasý gerektiðini belirten Doç. Dr. Kýlýnç, þunlarý söyledi:
"Sigara içilmesi yasak olan yerlerde sigara içmek isteyenlere yalnýzca Trabzon'da para cezasý uygulanabiliyor. Sanýrým þu sýralarda para cezasý 500 milyon lira civarýnda. Aslýnda idare amirinin kapalý alanlarda sigara içenlere ceza kesmemesi, görevi ihmal suçu iþlemiþ olmasý demektir. Nüfus bilgileriyle kesilecek bu cezanýn ödenmemesi halinde sigara kullanýcýsý, ayný vergi borcu gibi yurtdýþýna çýkýþlarda engellemeyle karþýlaþabilir. Aslýnda tütün kullanýmýný engellemeye yönelik bu yasa çok güçlü ama idarecilerimiz bu iþin ciddiyetinin farkýnda deðil."
MESLEK HASTALIÐI SAYISI
Kongre Baþkaný Dokuz Eylül Üniversitesi Týp Fakültesi Göðüs Hastalýklarý Anabilim Dalý Öðretim Üyesi Prof. Dr. Arif Çýmrýn da, Türkiye'de resmi kayýtlara giren meslek hastalýðý sayýsýnýn bin civarýnda olduðunu vurgulayarak, bu rakamýn AB koþullarýna göre en az 24 bin olmasý gerektiðine iþaret etti.
Prof. Dr. Çýmrýn, "Hastalýklarýn bir çoðu meslek hastalýðý olarak ihbar edilip kayýtlara girmiyor. Çünkü mesleki akciðer hastalýðý çok ciddi bir sorun. Bu hastalýk iþverenin tazminat ödemesini gerektirir. Bu yüzden resmi kayýtlara rakamlar doðru yansýmýyor. Örneðin Ýzmir'de kuaförlerdeki meslek hastalýðý sayýsý, Türkiye'deki tüm meslek hastalýðý sayýsýnýn iki katý" dedi.
Güneydoðu Anadolu'da tezeðin kontrolsüz kullanýldýðýný belirten Prof. Dr. Çýmrýn, buna özellikle kadýnlarýn maruz kaldýðýný ve ciddi akciðer hastalýðýna yakalandýðýný kaydetti. Çýmrýn, Güneydoðu'da asbest benzeri toz solunumlarýnýn da akciðer hastalýklarý için potansiyel etkisi olduðuna dikkati çekti.
Antalya
AA
Türkiye'de sigara kullanýmýnýn erkeklerde yüzde 56, kadýnlarda da yüzde 30 oranýnda olduðunu anlatan Haluk Türktaþ, Türkiye'de sigara içme yaþýnýn 14-15'e kadar düþtüðünü belirtti.
Toraks Derneði'nin 8. Yýllýk Kongresi, Antalya'nýn Kemer Ýlçesi'nebaðlý Beldibi Beldesi'nde baþladý. Toraks Derneði Baþkaný, Gazi Üniversitesi Týp Fakültesi Göðüs Hastalýklarý Anabilim Dalý Öðretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Türktaþ, 522'si göðüs hastalýklarý uzmaný olmak üzere, bin 700'ü aþkýn bilim adamýnýn katýldýðý kongrenin açýlýþýndan önce düzenlenen basýn toplantýsýnda, sigara kullanýmýna baðlý hastalýklarýn giderek arttýðýný söyledi. Tütün kullanýmýnýn, baþta kanser olmak üzere kronik bronþit ve amfizem gibi hastalýklarýn baþlýca etkeni olduðunu kaydeden Türktaþ, kalp krizlerinde de sigara kullanýmýnýn en önemli risk faktörünü oluþturduðuna dikkati çekti. Sigara kullanýmýndan dolayý yýlda 100 bini aþkýn kiþinin hayatýný kaybettiðini anlatan Türktaþ, þu bilgileriverdi:
"Türkiye'de 17 milyon civarýnda tütün kullanýcýsý var. Bunlardan her yýl 100 bini tütün kullanýmýna baðlý hastalýklardan ötürü hayatýný kaybediyor. Yani demek oluyor ki, her 8 saniyede bir kiþi, sigaradan kaynaklanan hastalýklardan dolayý ölüyor. Gerekli önlemler alýnmazsa, gelecekte Türkiye'de sigaraya baðlý hastalýklardan ölenlerin sayýsý intihar, cinayet, trafik kazasý ve AIDS'ten ölenlerin toplam sayýsýný da aþacaktýr. Sigara endüstrisinin merkezi konumundaki ABD'de kamuya açýk kapalý ortamlarda sigara içmek mümkün deðil. Sokaklarda bile sigara içilemiyor. Sigara endüstrisi Batý'daki açýðýný az geliþmekte olan ülkelerde 12-13 yaþýndaki çocuklara sigara satarak kapatmaya çalýþýyor. Sigara endüstrisinin hedefinde artýk çocuklar var. Çoluk çocuða sigara satarak, kaybettikleri kazanç kapýsýný Türkiye gibi geliþmekte olan ülkelerde açmaya çalýþýyorlar."
SÝGARAYA BAÐLI ÖLÜM SALGINLARI
Türkiye'de sigara kullanýmýnýn erkeklerde yüzde 56, kadýnlarda da yüzde 30 oranýnda olduðunu anlatan Türktaþ, Türkiye'de sigara içme yaþýnýn 14-15'e kadar düþtüðünü belirtti.
Türktaþ, "Tütün endüstrisinin hedefi insanlarýn daha küçük yaþlarda sigaraya baþlamasýný saðlamak. Tütün kullanýmýna baðlý hastalýklar giderek artýyor. Gelecekte sigaraya baðlý ölüm salgýnlarý olacaktýr. Bizden geçti ama çocuklarýmýza yazýk olacak. Tütün kullanýmýnýn sýnýrlandýrýlmasý için hükümetin çalýþmalarýný destekliyoruz" diye konuþtu.
SÝGARA CEZALISINA VERGÝ KAÇAÐI MUAMELESÝ
Toraks Derneði Basýn Sözcüsü Dokuz Eylül Üniversitesi Týp Fakültesi Göðüs Hastalýklarý Anabilim Dalý Öðretim Üyesi Doç. Dr. OðuzKýlýnç da, Türkiye'de toplu bulunulan alanlarda sigara kullanýmýný yasaklayan 4207 sayýlý yasanýn yalnýzca Trabzon'da uygulanabildiðinden yakýndý. Trabzon Valiliði'nin kararlý tutumunun diðer illere de örnek olmasý gerektiðini belirten Doç. Dr. Kýlýnç, þunlarý söyledi:
"Sigara içilmesi yasak olan yerlerde sigara içmek isteyenlere yalnýzca Trabzon'da para cezasý uygulanabiliyor. Sanýrým þu sýralarda para cezasý 500 milyon lira civarýnda. Aslýnda idare amirinin kapalý alanlarda sigara içenlere ceza kesmemesi, görevi ihmal suçu iþlemiþ olmasý demektir. Nüfus bilgileriyle kesilecek bu cezanýn ödenmemesi halinde sigara kullanýcýsý, ayný vergi borcu gibi yurtdýþýna çýkýþlarda engellemeyle karþýlaþabilir. Aslýnda tütün kullanýmýný engellemeye yönelik bu yasa çok güçlü ama idarecilerimiz bu iþin ciddiyetinin farkýnda deðil."
MESLEK HASTALIÐI SAYISI
Kongre Baþkaný Dokuz Eylül Üniversitesi Týp Fakültesi Göðüs Hastalýklarý Anabilim Dalý Öðretim Üyesi Prof. Dr. Arif Çýmrýn da, Türkiye'de resmi kayýtlara giren meslek hastalýðý sayýsýnýn bin civarýnda olduðunu vurgulayarak, bu rakamýn AB koþullarýna göre en az 24 bin olmasý gerektiðine iþaret etti.
Prof. Dr. Çýmrýn, "Hastalýklarýn bir çoðu meslek hastalýðý olarak ihbar edilip kayýtlara girmiyor. Çünkü mesleki akciðer hastalýðý çok ciddi bir sorun. Bu hastalýk iþverenin tazminat ödemesini gerektirir. Bu yüzden resmi kayýtlara rakamlar doðru yansýmýyor. Örneðin Ýzmir'de kuaförlerdeki meslek hastalýðý sayýsý, Türkiye'deki tüm meslek hastalýðý sayýsýnýn iki katý" dedi.
Güneydoðu Anadolu'da tezeðin kontrolsüz kullanýldýðýný belirten Prof. Dr. Çýmrýn, buna özellikle kadýnlarýn maruz kaldýðýný ve ciddi akciðer hastalýðýna yakalandýðýný kaydetti. Çýmrýn, Güneydoðu'da asbest benzeri toz solunumlarýnýn da akciðer hastalýklarý için potansiyel etkisi olduðuna dikkati çekti.
Diyet yaparken nelere dikkat etmeli
Kilo fazlasý olanlar genelde aç kalarak, öðün atlayarak, hiçbir þey yemeyerek zayýflamaya çalýþýr. Oysa ki sýk sýk, azar azar yemek metabolizmayý hýzlandýrýr ve yavaþ yemeyi saðlar.
11 Mayýs 2005 â" Uzman diyetisyen M. Turgay Köse, þok diyetler konusunda uyararak, saðlýklý bir diyetin nasýl olmasý gerektiði konusunda bilgiler verdi.
Dünya Saðlýk Örgütü'nün 2000 yýlý saðlýk raporunda þiþmanlýk, "vücutta fazla miktarda yað birikmesi sonucu ortaya çýkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir saðlýk sorunu" olarak tanýmlanýyor. Aþýrý besin alýmý, yetersiz fiziksel aktivite, kalýtým, nöroendokrin etmenler, psikolojik sorunlar, cinsiyet, eðitim düzeyi, evlilik, doðum sayýsý, sigarayý býrakma, alkol kullanýmý gibi faktörlere baðlý olarak geliþen þiþmanlýk tek baþýna olduðu gibi komplikasyonlarý ile de yaþam süresini kýsaltan ve yaþam kalitesini düþüren ciddi bir hastalýk.
Komplikasyonlarý arasýnda ilk akla gelenler: Kalp-damar hastalýklarý, hipertansiyon, þeker hastalýðý, bazý kanser türleri, solunum rahatsýzlýklarý, karaciðer yaðlanmasý, safra kesesi hastalýklarý, eklem hastalýklarý, adet düzensizlikleri, kýsýrlýk... þeklinde sýralanabilir.
Çaðýmýzýn bu önemli saðlýk sorununu çözmek için ne yapmalýyýz?
Her gün gazete, dergi, televizyon, internet gibi kitle iletiþim araçlarýnda onlarca "þok diyetler" ile karþýlaþýyoruz. Genel ilkeleri benzer olmakla birlikte diyet mutlaka "kiþiye özel" olarak hazýrlanýr. Çünkü herkesin metabolizmasý farklýlýklar gösterir, týpký parmak izi gibi. Öte yandan kilo fazlasý olanlar genelde aç kalarak, öðün atlayarak, hiçbir þey yemeyerek sonuç almaya çalýþýr. Böylesi bir davranýþ, vücudu açlýktan ölme paniðine sürükler ve "kýtlýk" moduna geçen metabolizma yavaþlar, yað yakmak yerine tüketilen her besini yað þeklinde depolama yoluna gider. Buna karþýlýk sýk sýk, azar azar beslenmek metabolizmayý hýzlandýrdýðý gibi, yavaþ yemeyi de saðlar. Aç kalmak ve öðün atlamak, bir sonraki öðünde hem hýzlý hem de fazla yemek yenilmesine neden olur. Bu nedenle baþta kahvaltý olmak üzere asla öðün atlamamalý, 2.5 - 3 saatlik aralýklarla beslenmeye özen gösterme önerilir.
* Þeker ihtiyacý:
Katý margarin, tereyaðý, kaymak, krema, mayonez, cipsler, soslar, kuruyemiþler gibi enerji deðeri yüksek, öte yandan hiçbir besleyici deðeri olmayan yaðlý yiyeceklerden, kýzartma ve kavurma iþlemlerinden olabildiðince kaçýnmakta da yarar var.
Þeker ve þeker içeren besinler (bal, reçel, pekmez, hazýr meyve sularý, gazlý içecekler, tatlýlar vs) kana tamamen ve hýzla karýþýrlar. Pankreastan salýnan insülin hormonu ile kan þekeri düþer ve tekrar tatlý yeme isteði doðar. Dolayýsýyla þeker ve þeker içeren besinler kan þekerinde ani dalgalanmalara yol açarlar. Halbuki þeker tadýndan vazgeçemeyenler için üretilen, þeker yerine kullanýlabilen, ayný tadý verebilen, saðlýk açýsýndan sakýncasý bulunmayan, düþük kalorili veya kalori içermeyen yapay tatlandýrýcýlar ile kan þekerindeki dalgalanmalarý ve tatlý isteðini ortadan kaldýrmak mümkün olabilir.
* Su:
Suyun; alýnan besinlerin sindiriminden, metabolik atýklarýn dýþarý atýlmasýna kadar her aþamada çok önemli görevleri var. Bu nedenle günlük sývý tüketimi arttýrýlmak önemli. Katkýsýz, en iyi çözücü su olduðu için günde 8-10 bardak su içilmesi gerekir. Her ne kadar þekersiz tüketilmesi önerilse de çay, kahve, bitki ve meyve çaylarýna þeker yerine yapay tatlandýrýcýlardan da katýlabilirsiniz. Gazlý içeceklerde de light olanlarý tercih etmeniz daha uygun düþer. Þeker yerine tatlandýrýcý kullanýmý ile düþük kalori içeren farklý lezzetler yakalamanýz mümkün.
* Posalý yani lifli besinler:
Ayrýca posalý yani lifli besinlerin tüketimi arttýrýlmak gerekir. Posalý besinler kan þekerini, kan basýncýný (tansiyonu) ve kan kolesterolünü istenilen seviyede tutmaya yardýmcý olur. Midede, su ile birlikte hacimleri 20 katý kadar þiþer; tokluk ve doygunluk hissi saðlar. Ayrýca dýþkýlama sayýsýný ve sýklýðýný arttýrýr. Kabýzlýk þikayeti varsa ortadan kaldýrýr, böylelikle kilo vermeye de yardýmcý olurlar. Kalýn baðýrsak kanserinden koruyucu etkileri de bulunur. Bu yüzden haftada 2-3 kere kurubaklagil yenmesi tavsiye edilir. Ayrýca buðday ekmeði yerine kepek, çavdar, yulaf ekmeðini; pirinç yerine de bulguru tercih etmekte yarar vardýr. Hatta pirinç, makarna, eriþte ve unun da kepekli olanlarýný kullanmak daha saðlýklý olacaktýr. Sebze ve meyveler de posa içerir. Ancak posalarý kabuk ve kabuða yakýn yerlerde bulunduðu için, soyulmadan yenilebilenleri iyi bir þekilde yýkadýktan sonra kabuklarý ile tüketmek her zaman için daha yararlý olur.
* Spor:
Diyete ilave olarak mutlaka spor da yapýlmasý gerekir. Dünya Saðlýk Örgütü en çok tempolu yürümeyi önerir. Bunun dýþýnda; çok hafif tempoda koþma, bisiklete binme, yüzme, tenis, aerobik ve jimnastik tarzý kalbi çalýþtýran sporlar yapýlmasý da uygun görülür. Sporu asla ödev olarak görmeyin. Sporda amaç; metabolizma hýzýný düþürmemek, kilo verirken bir noktada aðýrlýðýn sabit kalmasýný önlemek, verilen kilolarýn kalýcý olmasýný saðlamak ve en önemlisi saðlýklý yaþama adým atmaktýr. Sonuçta "1 saat" dediðimiz günün sadece % 4'üdür. Kendinize egzersiz için zaman ayýrýn ve mutlaka bu hakký kullanýn.
11 Mayýs 2005 â" Uzman diyetisyen M. Turgay Köse, þok diyetler konusunda uyararak, saðlýklý bir diyetin nasýl olmasý gerektiði konusunda bilgiler verdi.
Dünya Saðlýk Örgütü'nün 2000 yýlý saðlýk raporunda þiþmanlýk, "vücutta fazla miktarda yað birikmesi sonucu ortaya çýkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir saðlýk sorunu" olarak tanýmlanýyor. Aþýrý besin alýmý, yetersiz fiziksel aktivite, kalýtým, nöroendokrin etmenler, psikolojik sorunlar, cinsiyet, eðitim düzeyi, evlilik, doðum sayýsý, sigarayý býrakma, alkol kullanýmý gibi faktörlere baðlý olarak geliþen þiþmanlýk tek baþýna olduðu gibi komplikasyonlarý ile de yaþam süresini kýsaltan ve yaþam kalitesini düþüren ciddi bir hastalýk.
Komplikasyonlarý arasýnda ilk akla gelenler: Kalp-damar hastalýklarý, hipertansiyon, þeker hastalýðý, bazý kanser türleri, solunum rahatsýzlýklarý, karaciðer yaðlanmasý, safra kesesi hastalýklarý, eklem hastalýklarý, adet düzensizlikleri, kýsýrlýk... þeklinde sýralanabilir.
Çaðýmýzýn bu önemli saðlýk sorununu çözmek için ne yapmalýyýz?
Her gün gazete, dergi, televizyon, internet gibi kitle iletiþim araçlarýnda onlarca "þok diyetler" ile karþýlaþýyoruz. Genel ilkeleri benzer olmakla birlikte diyet mutlaka "kiþiye özel" olarak hazýrlanýr. Çünkü herkesin metabolizmasý farklýlýklar gösterir, týpký parmak izi gibi. Öte yandan kilo fazlasý olanlar genelde aç kalarak, öðün atlayarak, hiçbir þey yemeyerek sonuç almaya çalýþýr. Böylesi bir davranýþ, vücudu açlýktan ölme paniðine sürükler ve "kýtlýk" moduna geçen metabolizma yavaþlar, yað yakmak yerine tüketilen her besini yað þeklinde depolama yoluna gider. Buna karþýlýk sýk sýk, azar azar beslenmek metabolizmayý hýzlandýrdýðý gibi, yavaþ yemeyi de saðlar. Aç kalmak ve öðün atlamak, bir sonraki öðünde hem hýzlý hem de fazla yemek yenilmesine neden olur. Bu nedenle baþta kahvaltý olmak üzere asla öðün atlamamalý, 2.5 - 3 saatlik aralýklarla beslenmeye özen gösterme önerilir.
* Þeker ihtiyacý:
Katý margarin, tereyaðý, kaymak, krema, mayonez, cipsler, soslar, kuruyemiþler gibi enerji deðeri yüksek, öte yandan hiçbir besleyici deðeri olmayan yaðlý yiyeceklerden, kýzartma ve kavurma iþlemlerinden olabildiðince kaçýnmakta da yarar var.
Þeker ve þeker içeren besinler (bal, reçel, pekmez, hazýr meyve sularý, gazlý içecekler, tatlýlar vs) kana tamamen ve hýzla karýþýrlar. Pankreastan salýnan insülin hormonu ile kan þekeri düþer ve tekrar tatlý yeme isteði doðar. Dolayýsýyla þeker ve þeker içeren besinler kan þekerinde ani dalgalanmalara yol açarlar. Halbuki þeker tadýndan vazgeçemeyenler için üretilen, þeker yerine kullanýlabilen, ayný tadý verebilen, saðlýk açýsýndan sakýncasý bulunmayan, düþük kalorili veya kalori içermeyen yapay tatlandýrýcýlar ile kan þekerindeki dalgalanmalarý ve tatlý isteðini ortadan kaldýrmak mümkün olabilir.
* Su:
Suyun; alýnan besinlerin sindiriminden, metabolik atýklarýn dýþarý atýlmasýna kadar her aþamada çok önemli görevleri var. Bu nedenle günlük sývý tüketimi arttýrýlmak önemli. Katkýsýz, en iyi çözücü su olduðu için günde 8-10 bardak su içilmesi gerekir. Her ne kadar þekersiz tüketilmesi önerilse de çay, kahve, bitki ve meyve çaylarýna þeker yerine yapay tatlandýrýcýlardan da katýlabilirsiniz. Gazlý içeceklerde de light olanlarý tercih etmeniz daha uygun düþer. Þeker yerine tatlandýrýcý kullanýmý ile düþük kalori içeren farklý lezzetler yakalamanýz mümkün.
* Posalý yani lifli besinler:
Ayrýca posalý yani lifli besinlerin tüketimi arttýrýlmak gerekir. Posalý besinler kan þekerini, kan basýncýný (tansiyonu) ve kan kolesterolünü istenilen seviyede tutmaya yardýmcý olur. Midede, su ile birlikte hacimleri 20 katý kadar þiþer; tokluk ve doygunluk hissi saðlar. Ayrýca dýþkýlama sayýsýný ve sýklýðýný arttýrýr. Kabýzlýk þikayeti varsa ortadan kaldýrýr, böylelikle kilo vermeye de yardýmcý olurlar. Kalýn baðýrsak kanserinden koruyucu etkileri de bulunur. Bu yüzden haftada 2-3 kere kurubaklagil yenmesi tavsiye edilir. Ayrýca buðday ekmeði yerine kepek, çavdar, yulaf ekmeðini; pirinç yerine de bulguru tercih etmekte yarar vardýr. Hatta pirinç, makarna, eriþte ve unun da kepekli olanlarýný kullanmak daha saðlýklý olacaktýr. Sebze ve meyveler de posa içerir. Ancak posalarý kabuk ve kabuða yakýn yerlerde bulunduðu için, soyulmadan yenilebilenleri iyi bir þekilde yýkadýktan sonra kabuklarý ile tüketmek her zaman için daha yararlý olur.
* Spor:
Diyete ilave olarak mutlaka spor da yapýlmasý gerekir. Dünya Saðlýk Örgütü en çok tempolu yürümeyi önerir. Bunun dýþýnda; çok hafif tempoda koþma, bisiklete binme, yüzme, tenis, aerobik ve jimnastik tarzý kalbi çalýþtýran sporlar yapýlmasý da uygun görülür. Sporu asla ödev olarak görmeyin. Sporda amaç; metabolizma hýzýný düþürmemek, kilo verirken bir noktada aðýrlýðýn sabit kalmasýný önlemek, verilen kilolarýn kalýcý olmasýný saðlamak ve en önemlisi saðlýklý yaþama adým atmaktýr. Sonuçta "1 saat" dediðimiz günün sadece % 4'üdür. Kendinize egzersiz için zaman ayýrýn ve mutlaka bu hakký kullanýn.
Dünyanýn en =?ISO-8859-1?Q?faydal=FD i=E7ece=F0i: S=FCt?=
Bir "yaþam mucizesi" diye nitelenebilecek kadar büyük besin deðerine sahip olan sütün, insan yaþamýndaki yeri insanlýk tarihi kadar eski.
Süt içerdiði bol miktarda kalsiyum ve vitaminlerle birçok hastalýðý önler, hatta tedavi eder. Bu yüzden uzmanlar, saðlýk açýsýndan mutlaka süt tüketimine önem verilmesi gerektiðinin altýný çiziyorlar.
Süt binlerce yýldýr insan vücudunun en fazla ihtiyaç duyduðu içecek olmayý sürdürüyor.
Bebeklik ve çocukluk döneminde süt tüketimi
Dünyanýn en yararlý içeceði süt, insanlarýn doðumlarýndan itibaren aldýklarý ilk besin. Ýlk günlerinde annelerinin sütüyle beslenen bebeklere, daha sonralarý hem anne sütü hem de hayvan sütleri verilir. Süt, bebeklerin narin vücutlarýný saðlamlaþtýrýr, güçlendirir.
Çocukluk döneminin ilk birkaç yýlý, bir çocuðun gelecekteki saðlýklýlýðý üzerinde hayati bir önem taþýr. Gýdalar ve gýdalarýn önemli besin öðeleri, kuvvetli kemik ve diþ, sýký kas ve saðlýklý doku oluþturmaya yardým eden maddelerdir.
Süt, memeden kesilen çocuðun gýdasýnýn önemli bir parçasý olmaya devam eder. Ýki yaþýn altýndaki çocuklara tam yaðlý süt verilmesi gerekir. Çünkü sütteki yaðýn saðlayacaðý enerji ve vitamin A'ya ihtiyaçlarý vardýr. 2 yaþýndan sonra daha çeþitli gýdalarla beslenmeye baþladýklarýndan diyetlerine yavaþ yavaþ yarým yaðlý süt girebilir.
Ergenlik çaðýnda besinlere ihtiyaç oldukça yüksektir. 12-15 yaþlarý arasýnda erkek çocuklarý daha hýzlý büyür ve yýlda 10 cm'ye kadar uzayabilir. Büyüme hýzý kýzlarda biraz daha azdýr.
Gençlerde süt tüketimi
Gençler için saðlýklý bir beslenme düzeni, mümkün olduðunca besleyici deðeri yüksek olan çeþitli gýdalarý içermelidir. Kemiklerin büyüme ve geliþmesine baðlý olarak ergenlik çaðýnda kalsiyum ihtiyacý artar.
Günde 500 ml. süt veya eþdeðer miktarda peynir-yoðurt, gençlerin kalsiyum ihtiyacýný karþýlar. Küçük bir kâse yoðurt veya küçük bir parça peynir, bir bardak sütün yerine geçebilir.
Süt ayný zamanda, enerji, protein ve çeþitli vitaminleri de saðlar ve yemek arasý içecek olarak diþleri de korur.
Yaþlýlýk döneminde süt tüketimi
Süt ve süt ürünlerini uyumluluðu, çeþitliliði ve besleyici olmasý bu ürünü yaþlýlar içinde deðerli kýlar.
Yaþlý kimselerin besin ihtiyaçlarý genellikle daha genç yetiþkinlerin ihtiyaçlarý ile benzer ve vitamin D dýþýnda 65 yaþýn üzerindeki kiþiler için spesifik bir tavsiye yoktur. Enerji alýmý azaldýðýnda, diðer besinlerin alýmý da düþer ve yetersiz beslenme riski artar. Çeþitli besinleri baz alan dengeli bir diyet önem taþýr.
Süt ve süt ürünleri gýdalara ilgisini kaybeden kiþiler için özellikle önemlidir. Süt çeþitli gýdalarda çeþitli piþirme þekilleri ile kullanýlabilir. Soslarda, puddinglerde, kahvaltýlarda veya soðuk ve sýcak içeceklerde kullanýlabilir. Süt ve peynir besleyiciliði arttýrmak için diðer gýdalara eklenebilir (çorbalar, püreler gibi).
Yararlarý
Kemik erimesini önler.
Mikrobik enfeksiyonlara karþý etkilidir.;
Ýshali tedavi eder
Mide rahatsýzlýklarýný giderir.
Sindirim sistemini düzene sokar.
Ülseri önler.
Beyine enerji verir.
Diþ çürüklerini önler.
Kronik bronþiti önler.
Tansiyonu düþürür.
Yaðsýz süt, kolestrolü düþürür.
Kanserin önlenmesine yardýmcý olur.
Süt içerdiði bol miktarda kalsiyum ve vitaminlerle birçok hastalýðý önler, hatta tedavi eder. Bu yüzden uzmanlar, saðlýk açýsýndan mutlaka süt tüketimine önem verilmesi gerektiðinin altýný çiziyorlar.
Süt binlerce yýldýr insan vücudunun en fazla ihtiyaç duyduðu içecek olmayý sürdürüyor.
Bebeklik ve çocukluk döneminde süt tüketimi
Dünyanýn en yararlý içeceði süt, insanlarýn doðumlarýndan itibaren aldýklarý ilk besin. Ýlk günlerinde annelerinin sütüyle beslenen bebeklere, daha sonralarý hem anne sütü hem de hayvan sütleri verilir. Süt, bebeklerin narin vücutlarýný saðlamlaþtýrýr, güçlendirir.
Çocukluk döneminin ilk birkaç yýlý, bir çocuðun gelecekteki saðlýklýlýðý üzerinde hayati bir önem taþýr. Gýdalar ve gýdalarýn önemli besin öðeleri, kuvvetli kemik ve diþ, sýký kas ve saðlýklý doku oluþturmaya yardým eden maddelerdir.
Süt, memeden kesilen çocuðun gýdasýnýn önemli bir parçasý olmaya devam eder. Ýki yaþýn altýndaki çocuklara tam yaðlý süt verilmesi gerekir. Çünkü sütteki yaðýn saðlayacaðý enerji ve vitamin A'ya ihtiyaçlarý vardýr. 2 yaþýndan sonra daha çeþitli gýdalarla beslenmeye baþladýklarýndan diyetlerine yavaþ yavaþ yarým yaðlý süt girebilir.
Ergenlik çaðýnda besinlere ihtiyaç oldukça yüksektir. 12-15 yaþlarý arasýnda erkek çocuklarý daha hýzlý büyür ve yýlda 10 cm'ye kadar uzayabilir. Büyüme hýzý kýzlarda biraz daha azdýr.
Gençlerde süt tüketimi
Gençler için saðlýklý bir beslenme düzeni, mümkün olduðunca besleyici deðeri yüksek olan çeþitli gýdalarý içermelidir. Kemiklerin büyüme ve geliþmesine baðlý olarak ergenlik çaðýnda kalsiyum ihtiyacý artar.
Günde 500 ml. süt veya eþdeðer miktarda peynir-yoðurt, gençlerin kalsiyum ihtiyacýný karþýlar. Küçük bir kâse yoðurt veya küçük bir parça peynir, bir bardak sütün yerine geçebilir.
Süt ayný zamanda, enerji, protein ve çeþitli vitaminleri de saðlar ve yemek arasý içecek olarak diþleri de korur.
Yaþlýlýk döneminde süt tüketimi
Süt ve süt ürünlerini uyumluluðu, çeþitliliði ve besleyici olmasý bu ürünü yaþlýlar içinde deðerli kýlar.
Yaþlý kimselerin besin ihtiyaçlarý genellikle daha genç yetiþkinlerin ihtiyaçlarý ile benzer ve vitamin D dýþýnda 65 yaþýn üzerindeki kiþiler için spesifik bir tavsiye yoktur. Enerji alýmý azaldýðýnda, diðer besinlerin alýmý da düþer ve yetersiz beslenme riski artar. Çeþitli besinleri baz alan dengeli bir diyet önem taþýr.
Süt ve süt ürünleri gýdalara ilgisini kaybeden kiþiler için özellikle önemlidir. Süt çeþitli gýdalarda çeþitli piþirme þekilleri ile kullanýlabilir. Soslarda, puddinglerde, kahvaltýlarda veya soðuk ve sýcak içeceklerde kullanýlabilir. Süt ve peynir besleyiciliði arttýrmak için diðer gýdalara eklenebilir (çorbalar, püreler gibi).
Yararlarý
Kemik erimesini önler.
Mikrobik enfeksiyonlara karþý etkilidir.;
Ýshali tedavi eder
Mide rahatsýzlýklarýný giderir.
Sindirim sistemini düzene sokar.
Ülseri önler.
Beyine enerji verir.
Diþ çürüklerini önler.
Kronik bronþiti önler.
Tansiyonu düþürür.
Yaðsýz süt, kolestrolü düþürür.
Kanserin önlenmesine yardýmcý olur.
Depresyonu yenmek =?ISO-8859-1?Q?i=E7in ko=FEun?=
Fransýz klinik psikiyatri profesörü Schreiber, depresyonu yenmek için anti - depresan ilaçlar yerine koþmayý tavsiye etti...
Depresyonu ilaç almadan yenmek mümkün olabilecek. Fransýz klinik psikiyatri profesörü David Servan -Schreiber'e göre bu 'koþmak'la mümkün. Depresyona giren birçok insaný inceleyen Sýnýr Tanýmayan Doktorlar üyesi Servan - Schreiber, stresle ilgili birçok rahatsýzlýðýn ilaç veya terapi gerektirmeden tedavi edilebileceðini belirterek, "Yalnýzca koþmak gibi fiziksel aktiviteler bile depresif yapýyý ortadan kaldýrýr" dedi.
Meditasyon daha iyi
"Depresyon, karanlýk ve kötümser düþüncelerle baðlantýlýdýr" diyen Servan - Schreiber, anti - depresan ilaçlar kullanmak yerine nefes alma egzersizleri, meditasyon ve akupunkturun da çok ileri olmayan depresyona karþý iyi geleceðini söyledi. Fransýz Le Monde gazetesi tarafýndan "yeni týbbýn gurusu" ilan edilen Servan - Schreiber, doðal yöntemlerle tedaviyi seçmeyi tavsiye etti.
Depresyonu ilaç almadan yenmek mümkün olabilecek. Fransýz klinik psikiyatri profesörü David Servan -Schreiber'e göre bu 'koþmak'la mümkün. Depresyona giren birçok insaný inceleyen Sýnýr Tanýmayan Doktorlar üyesi Servan - Schreiber, stresle ilgili birçok rahatsýzlýðýn ilaç veya terapi gerektirmeden tedavi edilebileceðini belirterek, "Yalnýzca koþmak gibi fiziksel aktiviteler bile depresif yapýyý ortadan kaldýrýr" dedi.
Meditasyon daha iyi
"Depresyon, karanlýk ve kötümser düþüncelerle baðlantýlýdýr" diyen Servan - Schreiber, anti - depresan ilaçlar kullanmak yerine nefes alma egzersizleri, meditasyon ve akupunkturun da çok ileri olmayan depresyona karþý iyi geleceðini söyledi. Fransýz Le Monde gazetesi tarafýndan "yeni týbbýn gurusu" ilan edilen Servan - Schreiber, doðal yöntemlerle tedaviyi seçmeyi tavsiye etti.
Strese =?ISO-8859-1?Q?kar=FE=FD g=FCnde?= bir elma
Günde bir elma, çok sayýda hastalýða karþý vücudu koruyor.
New York'taki Cornell Üniversitesi'nden bir ekibinin gerçekleþtirdiði araþtýrmanýn sonucuna göre, hücrelerin zarar görmesine karþý direnci artýran güçlü bir antioksidan madde bulunan elma, güneþ ýþýðý, kimyasal reaksiyonlar ve günlük yaþamýn sebep olduðu stresten kaynaklanan zararlara karþý güçlü bir koruma saðlýyor.
Bol miktarda meyve ve sebze tüketiminin Alzheimer ve benzeri beyin hastalýklarýnýn geliþme riskini azalttýðýný belirten araþtýrmacýlar, Journal of Agricultural and Food Chemistry isimli derginin 1 Aralýk tarihli sayýsýnda yayýmlanmak üzere kaleme aldýklarý makalede, meyve ve sebzelerde bulunan C vitaminin de güçlü bir antioksidan olduðunu ifade ediyorlar.
Buna raðmen, farelerin beyni üzerinde yapýlan bir araþtýrmanýn elmada bulunan quercetin isimli antioksidan maddenin C vitamine göre beyin hücrelerinin muhtemel hasarlara karþý direncini çok daha iyi koruduðunu ortaya koyduðu kaydedildi.
Diðer meyve ve sebzelerle mukayese edildiðinde en yüksek quercetin oranýna sahip olan meyvenin elma olduðu ve elmanýn Alzeheimer hastalýðýyla mücadelede en faydalý yiyecek olduðuna dikkat çekildi.
Cornell Üniversitesi Gýda, Bilim ve Teknoloji Bölümü Baþkaný Prof. C.Y. Lee, ''Herkes, özellikle taze olmak üzere, daha fazla elma yemeli,'' derken quercetin maddesinin en fazla elma kabuðunda bulunduðunu ifade etti.
Elmanýn kendisinin elma suyu tüketimine nazaran çok daha faydalý olduðunu kaydeden Lee, genelde kýrmýzý elmalarýn yeþil ya da sarý elmalara göre çok daha fazla antioksidan madde ihtiva ettiðini söyledi.
Soðan, kýzýlcýk ve böðürtlen gibi meyve ve sebzelerde de bol miktarda quercetin maddesinin bulunduðu ifade ediliyor.
New York'taki Cornell Üniversitesi'nden bir ekibinin gerçekleþtirdiði araþtýrmanýn sonucuna göre, hücrelerin zarar görmesine karþý direnci artýran güçlü bir antioksidan madde bulunan elma, güneþ ýþýðý, kimyasal reaksiyonlar ve günlük yaþamýn sebep olduðu stresten kaynaklanan zararlara karþý güçlü bir koruma saðlýyor.
Bol miktarda meyve ve sebze tüketiminin Alzheimer ve benzeri beyin hastalýklarýnýn geliþme riskini azalttýðýný belirten araþtýrmacýlar, Journal of Agricultural and Food Chemistry isimli derginin 1 Aralýk tarihli sayýsýnda yayýmlanmak üzere kaleme aldýklarý makalede, meyve ve sebzelerde bulunan C vitaminin de güçlü bir antioksidan olduðunu ifade ediyorlar.
Buna raðmen, farelerin beyni üzerinde yapýlan bir araþtýrmanýn elmada bulunan quercetin isimli antioksidan maddenin C vitamine göre beyin hücrelerinin muhtemel hasarlara karþý direncini çok daha iyi koruduðunu ortaya koyduðu kaydedildi.
Diðer meyve ve sebzelerle mukayese edildiðinde en yüksek quercetin oranýna sahip olan meyvenin elma olduðu ve elmanýn Alzeheimer hastalýðýyla mücadelede en faydalý yiyecek olduðuna dikkat çekildi.
Cornell Üniversitesi Gýda, Bilim ve Teknoloji Bölümü Baþkaný Prof. C.Y. Lee, ''Herkes, özellikle taze olmak üzere, daha fazla elma yemeli,'' derken quercetin maddesinin en fazla elma kabuðunda bulunduðunu ifade etti.
Elmanýn kendisinin elma suyu tüketimine nazaran çok daha faydalý olduðunu kaydeden Lee, genelde kýrmýzý elmalarýn yeþil ya da sarý elmalara göre çok daha fazla antioksidan madde ihtiva ettiðini söyledi.
Soðan, kýzýlcýk ve böðürtlen gibi meyve ve sebzelerde de bol miktarda quercetin maddesinin bulunduðu ifade ediliyor.
=?ISO-8859-1?Q?Sa=F0l=FDkl=FD g=FCne=FElenme i=E7in =F6neriler?=
Yaz aylarýnda en az SPF (güneþ koruma faktörü) 15 kullanýlmasý önerilir. Hatta Tip I ve II için, 30 ve üzeri güneþ korumalý ürünlerin kullanýlmasý gerekir.
Brozlaþma tüm dünyada ve toplumumuzda saðlýklý bir görünüm ile iliþkilendirilse de dermatologlar için bronzluðun anlamý deri hasarý! Bronzlaþma derinin kendini koruma yöntemi, yani deri ne kadar bronz ise o kadar hasar almýþ demek.
Güneþin yaþamýmýz için yararlý etkileri olduðunu tartýþamayýz. Yeryüzüne ulaþan güneþ ýþýnlarýnýn en önemli faydalarýný D vitamini sentezi, çeþitli zararlý mikroorganizmalarýn yok edilmesi, psikolojimiz üzerine olan pozitif etkileri olarak sayabiliriz. Dermatologlar uzun yýllardýr hastalarýna güneþten kaçýnmalarýný ya da sýnýrlý temasta bulunmalarýný öneriyor. Çünkü solar radyasyon deri kanserlerinin, eksojen deri yaþlanmasýnýn ve düzensiz pigmentasyonun baþlýcanedeni. Dermatologlarýn toplumu eðitme çabalarýna karþý deri kanseri çok hýzlý artýþ gösteriyor. Brozlaþma tüm dünyada ve toplumumuzda saðlýklý bir görünüm ile iliþkilendirilse de dermatologlar için bronzluðun anlamý deri hasarý! Güneþe maruz kaldýðýmýzda deri kendini korumak için melenositlerini ve melanosit içindeki pigment hücrelerini büyüterek kendini korumaya çalýþýr. Sonuç olarak bronzlaþma derinin kendini koruma yöntemidir. Deri ne kadar bronz ise o kadar hasar almýþ demektir.
Hangi güneþ ýþýnlarý bize zarar verir? Güneþ ýþýnlarýnýn özellikleri nelerdir?
Güneþ ýþýnlarýnýn önemli bir kýsmý atmosferde ozon tabakasý tarafýndan emilir. Ozon tabakasý tarafýndan emilen güneþ ýþýnlarý yeryüzüne ulaþamaz. Yeryüzüne ulaþan güneþ ýþýnlarý görünen ve görünmeyen ýþýnlar olarak ikiye ayrýlýr. Görünmeyen ýþýn spekturumu UV spekturumu olarak bilinir. Yeryüzüne ulaþan solar radyasyonun % 5'ni UV ýþýnlarý oluþturur.
UV spektrumu da UVA ve UVB spekturumlarýný kapsar.
UV spekturumunun % 95-98'ini UVA (320-400nm) ve %2-5'ini UVB (280-320nm) oluþturmaktadýr. Hem UVA hem de UVB güneþ yanýklarý, bronzlaþma ve deride güneþ hasarý oluþturur. UVA yeryüzüne ulaþan güneþ ýþýnlarýnýn içinde 1000 kat daha fazla bulunur. UVA buluttan, camdan geçebilir deri içinde daha derinlere doðru emilerek pigment artýþlarýna ve bronzlaþmaya ve kronik güneþ hasarlarýna neden olur. UVB kronik zararlar oluþturabilmekle beraber daha çok güneþin akut etkilerinden sorumlu tutulur. Sonuç olarak güvenli güneþ ýþýðý yoktur.
Güneþin zararlý etkileri rüzgar, su, kum, kar yansýmalarý ile artar. Son 20 yýlda ozon tabakasýnýn kloroflorokarbon bileþikleri ile incelmesi dünya yüzeyine ulaþan UV miktarýný arttýrdý.
Güneþ ýþýnlarýnýn derideki etkileri nelerdir?
Deriye ulaþan güneþ ýþýnlarýnýn bir kýsmý yansýr bir kýsmý da deri tarafýndan emilir ve depolanýr. Depolanan güneþ ýþýnlarý akut ve kronik zararlar oluþturur.
Akut etkiler, güneþ yanýklarý ve güneþ allerjileridir. Güneþ allerjileri güneþe maruz kaldýktan birkaç saat ile birkaç gün içinde ortaya çýkan kýzarýklýk, ödem, aðrý, içi su toplayan kabarcýklar ve soyulma ile karakterizedir. Þiddetli güneþ yanýklarýnýn olduðu bölgelerde yaþamýn ileri dönemlerinde özellikle melanom türü cilt kanserlerinin oluþma riski yüksektir.
Kronik etkiler, deride lekeler, çillenme, deride kalýnlaþma ve kabalaþma, erken yaþlanma, ince damarlarýn oluþmasý, deri esnekliðinin kaybolmasý ve deri kanserleridir. Güneþin deri üzerindeki kronik etkilerini fotoyaþlanma ve deri kanserleri olarakta özetleyebiliriz.
Deri kanserlerinin tam oluþma mekanizmasý bilinmemekle beraber tüm deri kanserlerinin güneþ ile iliþkili olduðu bir gerçektir. UVA ve UVB hücre içinde serbest oksijen radikalleri üreterek DNA hasarýna neden olur. Özellikle açýk tenli insanlarda güneþ hasarýnýn oraný çok yüksektir. ABD'de beyaz ýrkta siyak ýrk'a göre cilt kanserleri 15 kat daha fazla görülüyor. Cilt kanserlerinin % 80'ni kronik olarak güneþe maruz kalan lokalizasyonlarda görülür.
ABD'her yýl bir milyon yeni melanom dýþý deri kanseri tanýsý konuluyor.
Güneþ ýþýnlarýnýn deride oluþturduðu etkiler deri tiplerine göre farlýlýk gösterir mi?
UV ýþýnlarýnýn deride oluþturduðu etkiler deri tiplerine göre deðiþiklik gösterir. Oluþan etkiler derinin melanin miktarý ve güneþe maruz kaldýktan sonra melanin üretebilme kapasitesine göre farklýlýklar gösterir.Hem akut etkiler hemde kronik etkiler açýk tenli cilltlerde daha fazla olur. Standart olarak beþ tip deri vardýr.
Tip I deri: Kolay yanar, asla bronzlaþmaz.
Tip II deri: Genellikle yanar, seyrek olarak bronzlaþýr.
Tip III deri: Hafif yanar, genellikle bronzlaþýr.
Tip IV deri: Çok nadiren yanar, her zaman iyi bronzlaþýr.
TiP VI deri: Asla yanmaz güneþe duyarsýzdýr, siyah ýrk.
Güneþ ýþýnlarýnýn zararlý etkilerinden nasýl korunmalýyýz?
Güneþin akut ve kronik zararlý etkilerine maruz kalmamak için yaþamýn her döneminde güneþten korunmak için bunun bir yaþam biçimi olarak benimsenmesi gerekir. Çocuklarýn, yaþlýlarýn ve açýk tenlilerin güneþten korunmak konusunda özellikle duyarlý olmasý gerekir. Yaþam boyu aldýðýmýz güneþ miktarýnýn % 80'nini yaþamýmýzýn ilk 18 yýlýnda alýr. Çocukluk ve ergenlik dönemlerinde oluþan akut, ciddi güneþ yanýklarýnýn yaþamýnýzýn ileri dönemlerinde oluþacak cilt kanserleri için önemli bir risk faktörü oluþturduðu unutulmayýn. Güneþten korunma yöntemlerinin hiç biri % 100 koruyucu deðildir. O yüzden koruyucu önlemlerin hepsi beraber uygulayýn.
Uygun giysiler kullanýn: Geniþ kenarlý þapka, gözlük, sýký dokunmuþ, açýk renkli giysiler
11-15 gibi güneþ ýþýnlarýnýn yeryüzüne dik geldiði saatlerde güneþ ýþýnlarýna maruz kalmayýn
Yaz aylarýnda herkes, özellikle açýk tenli kiþiler gün örtüsü denilen güneþ koruyucu ürünleri kullanmalý.
Güneþ koruyucu kremlerin özelikleri nelerdir? Bu ürünleri nasýl seçmeliyiz?
Güneþ koruycular UV ýþýnlarýný absobe etme, yansýtma ve daðýtma yolu ile deriye ulaþmasýný engelleyen ilaçlardýr. Güneþ koruyucu kremlerin etkinliðini güneþ koruma faktörü (SPF) numaralarý belirler. Güneþ koruma faktörü; güneþ koruyucu kullanýlmýþ bölgede kýzarýklýk oluþma zamanýnýn koruyucu kullanýlmamýþ bölgede kýzarýklýk oluþma zamanýna oraný ile belirlenir. Güneþ koruma faktörü ne kadar yüksek ise etkinlik o kadar artar. Yaz aylarýnda en az SPF 15 kullanýlmasý önerilir. Hatta Tip I ve II için, 30 ve üzeri güneþ korumalý ürünler kullanmak gerekir.
Güneþ koruyucular etki mekanizmalarýna göre 3 grupta incelenir.
1- Kimyasal koruyucular: UV ýþýnlarýný absorbe eder ve deriye giriþini engellerler (PABA, PABA esterleri, sinnematlar, salisilatlar, benzofenon)
2- Fiziksel koruyucular: UV ýþýnlarýný yansýtma ve daðýtma mekanizmasý ile etki ederler. (çinko oksit, titanyom dioxside, kaolin) Opak oduklarý için kozmetik kullanýmlarý zordur.
3- Kombine koruyucular: Kimyasal ve fiziksel koruyucularýn kombine edilmesi ile oluþurlar.
Güneþ koruyucular tüm yaþ gruplarýnda güvenle kullanýlan ürünlerdir. 6 aydan küçük bebekler için titanyum dioxside içeren güneþ koruyucular daha az tahriþ yaptýklarý için tercih edilmelidir.
Ýyi bir güneþ koruyucu hangi özellikleri taþýmalýdýr?
Kokusuz ve renksiz olmalý
Suya ve terlemeye dayanýklý olmalý
Tahriþ edici özellikleri olmamalý
UVA ve UVB ye karþý koruyucu olmalý
Güneþ koruyucular güneþe çýkmadan 30 dk önce sürülmeli ,su,terleme ile etkinliðinin azalacaðýný düþünerek 4 saat ara ile yenilenmeli.
Güneþ koruyucularýn yan etkileri var mý?
Güneþ koruyucularýn yan etkileri nadir olmakla beraber irritan kontakt dermatit, kontakt allerji, fototoksisite, fotoallerjik reaksiyonlar görülebilir.
Güneþ koruyucular deri kanserini arttýrýr mý?
Son yýlarda güneþ koruyucularýn deri kanserlerini arttýrtýðýna dair bir takým fikirler tartýþýlýyor. Bunun, güneþ koruyucularýn kullanýlmasýndan çok, bu ürünleri kullananlara güneþ altýnda kalmayý cesaretlendirmesine baðlý olduðu düþünülüyor.
Solaryum zararlý mý?
Solaryumlar suni UVA lambalarý içerir. Suni UV lambalarý da güneþ ýþýnlarýna göre 26 kat daha fazla zararlý ýþýnlar içerir. Solaryum kronik güneþ etkileri olan fotoyaþlanma ve deri kanseri oluþumuna neden olur.
Otobronzlar zararlý mý?
Otobronzlar, dihidroksiaseton içeren kozmetik ürünleridir. Derideki bazý proteinlerle birleþerek deriye bronz görüntüsü verirler. Bu ürünlerin güneþten koruma özellikleri yoktur. Ayrýca mutlaka beraberinde ilave güneþ koruyucular kullanýlmasý gerekir.
Brozlaþma tüm dünyada ve toplumumuzda saðlýklý bir görünüm ile iliþkilendirilse de dermatologlar için bronzluðun anlamý deri hasarý! Bronzlaþma derinin kendini koruma yöntemi, yani deri ne kadar bronz ise o kadar hasar almýþ demek.
Güneþin yaþamýmýz için yararlý etkileri olduðunu tartýþamayýz. Yeryüzüne ulaþan güneþ ýþýnlarýnýn en önemli faydalarýný D vitamini sentezi, çeþitli zararlý mikroorganizmalarýn yok edilmesi, psikolojimiz üzerine olan pozitif etkileri olarak sayabiliriz. Dermatologlar uzun yýllardýr hastalarýna güneþten kaçýnmalarýný ya da sýnýrlý temasta bulunmalarýný öneriyor. Çünkü solar radyasyon deri kanserlerinin, eksojen deri yaþlanmasýnýn ve düzensiz pigmentasyonun baþlýcanedeni. Dermatologlarýn toplumu eðitme çabalarýna karþý deri kanseri çok hýzlý artýþ gösteriyor. Brozlaþma tüm dünyada ve toplumumuzda saðlýklý bir görünüm ile iliþkilendirilse de dermatologlar için bronzluðun anlamý deri hasarý! Güneþe maruz kaldýðýmýzda deri kendini korumak için melenositlerini ve melanosit içindeki pigment hücrelerini büyüterek kendini korumaya çalýþýr. Sonuç olarak bronzlaþma derinin kendini koruma yöntemidir. Deri ne kadar bronz ise o kadar hasar almýþ demektir.
Hangi güneþ ýþýnlarý bize zarar verir? Güneþ ýþýnlarýnýn özellikleri nelerdir?
Güneþ ýþýnlarýnýn önemli bir kýsmý atmosferde ozon tabakasý tarafýndan emilir. Ozon tabakasý tarafýndan emilen güneþ ýþýnlarý yeryüzüne ulaþamaz. Yeryüzüne ulaþan güneþ ýþýnlarý görünen ve görünmeyen ýþýnlar olarak ikiye ayrýlýr. Görünmeyen ýþýn spekturumu UV spekturumu olarak bilinir. Yeryüzüne ulaþan solar radyasyonun % 5'ni UV ýþýnlarý oluþturur.
UV spektrumu da UVA ve UVB spekturumlarýný kapsar.
UV spekturumunun % 95-98'ini UVA (320-400nm) ve %2-5'ini UVB (280-320nm) oluþturmaktadýr. Hem UVA hem de UVB güneþ yanýklarý, bronzlaþma ve deride güneþ hasarý oluþturur. UVA yeryüzüne ulaþan güneþ ýþýnlarýnýn içinde 1000 kat daha fazla bulunur. UVA buluttan, camdan geçebilir deri içinde daha derinlere doðru emilerek pigment artýþlarýna ve bronzlaþmaya ve kronik güneþ hasarlarýna neden olur. UVB kronik zararlar oluþturabilmekle beraber daha çok güneþin akut etkilerinden sorumlu tutulur. Sonuç olarak güvenli güneþ ýþýðý yoktur.
Güneþin zararlý etkileri rüzgar, su, kum, kar yansýmalarý ile artar. Son 20 yýlda ozon tabakasýnýn kloroflorokarbon bileþikleri ile incelmesi dünya yüzeyine ulaþan UV miktarýný arttýrdý.
Güneþ ýþýnlarýnýn derideki etkileri nelerdir?
Deriye ulaþan güneþ ýþýnlarýnýn bir kýsmý yansýr bir kýsmý da deri tarafýndan emilir ve depolanýr. Depolanan güneþ ýþýnlarý akut ve kronik zararlar oluþturur.
Akut etkiler, güneþ yanýklarý ve güneþ allerjileridir. Güneþ allerjileri güneþe maruz kaldýktan birkaç saat ile birkaç gün içinde ortaya çýkan kýzarýklýk, ödem, aðrý, içi su toplayan kabarcýklar ve soyulma ile karakterizedir. Þiddetli güneþ yanýklarýnýn olduðu bölgelerde yaþamýn ileri dönemlerinde özellikle melanom türü cilt kanserlerinin oluþma riski yüksektir.
Kronik etkiler, deride lekeler, çillenme, deride kalýnlaþma ve kabalaþma, erken yaþlanma, ince damarlarýn oluþmasý, deri esnekliðinin kaybolmasý ve deri kanserleridir. Güneþin deri üzerindeki kronik etkilerini fotoyaþlanma ve deri kanserleri olarakta özetleyebiliriz.
Deri kanserlerinin tam oluþma mekanizmasý bilinmemekle beraber tüm deri kanserlerinin güneþ ile iliþkili olduðu bir gerçektir. UVA ve UVB hücre içinde serbest oksijen radikalleri üreterek DNA hasarýna neden olur. Özellikle açýk tenli insanlarda güneþ hasarýnýn oraný çok yüksektir. ABD'de beyaz ýrkta siyak ýrk'a göre cilt kanserleri 15 kat daha fazla görülüyor. Cilt kanserlerinin % 80'ni kronik olarak güneþe maruz kalan lokalizasyonlarda görülür.
ABD'her yýl bir milyon yeni melanom dýþý deri kanseri tanýsý konuluyor.
Güneþ ýþýnlarýnýn deride oluþturduðu etkiler deri tiplerine göre farlýlýk gösterir mi?
UV ýþýnlarýnýn deride oluþturduðu etkiler deri tiplerine göre deðiþiklik gösterir. Oluþan etkiler derinin melanin miktarý ve güneþe maruz kaldýktan sonra melanin üretebilme kapasitesine göre farklýlýklar gösterir.Hem akut etkiler hemde kronik etkiler açýk tenli cilltlerde daha fazla olur. Standart olarak beþ tip deri vardýr.
Tip I deri: Kolay yanar, asla bronzlaþmaz.
Tip II deri: Genellikle yanar, seyrek olarak bronzlaþýr.
Tip III deri: Hafif yanar, genellikle bronzlaþýr.
Tip IV deri: Çok nadiren yanar, her zaman iyi bronzlaþýr.
TiP VI deri: Asla yanmaz güneþe duyarsýzdýr, siyah ýrk.
Güneþ ýþýnlarýnýn zararlý etkilerinden nasýl korunmalýyýz?
Güneþin akut ve kronik zararlý etkilerine maruz kalmamak için yaþamýn her döneminde güneþten korunmak için bunun bir yaþam biçimi olarak benimsenmesi gerekir. Çocuklarýn, yaþlýlarýn ve açýk tenlilerin güneþten korunmak konusunda özellikle duyarlý olmasý gerekir. Yaþam boyu aldýðýmýz güneþ miktarýnýn % 80'nini yaþamýmýzýn ilk 18 yýlýnda alýr. Çocukluk ve ergenlik dönemlerinde oluþan akut, ciddi güneþ yanýklarýnýn yaþamýnýzýn ileri dönemlerinde oluþacak cilt kanserleri için önemli bir risk faktörü oluþturduðu unutulmayýn. Güneþten korunma yöntemlerinin hiç biri % 100 koruyucu deðildir. O yüzden koruyucu önlemlerin hepsi beraber uygulayýn.
Uygun giysiler kullanýn: Geniþ kenarlý þapka, gözlük, sýký dokunmuþ, açýk renkli giysiler
11-15 gibi güneþ ýþýnlarýnýn yeryüzüne dik geldiði saatlerde güneþ ýþýnlarýna maruz kalmayýn
Yaz aylarýnda herkes, özellikle açýk tenli kiþiler gün örtüsü denilen güneþ koruyucu ürünleri kullanmalý.
Güneþ koruyucu kremlerin özelikleri nelerdir? Bu ürünleri nasýl seçmeliyiz?
Güneþ koruycular UV ýþýnlarýný absobe etme, yansýtma ve daðýtma yolu ile deriye ulaþmasýný engelleyen ilaçlardýr. Güneþ koruyucu kremlerin etkinliðini güneþ koruma faktörü (SPF) numaralarý belirler. Güneþ koruma faktörü; güneþ koruyucu kullanýlmýþ bölgede kýzarýklýk oluþma zamanýnýn koruyucu kullanýlmamýþ bölgede kýzarýklýk oluþma zamanýna oraný ile belirlenir. Güneþ koruma faktörü ne kadar yüksek ise etkinlik o kadar artar. Yaz aylarýnda en az SPF 15 kullanýlmasý önerilir. Hatta Tip I ve II için, 30 ve üzeri güneþ korumalý ürünler kullanmak gerekir.
Güneþ koruyucular etki mekanizmalarýna göre 3 grupta incelenir.
1- Kimyasal koruyucular: UV ýþýnlarýný absorbe eder ve deriye giriþini engellerler (PABA, PABA esterleri, sinnematlar, salisilatlar, benzofenon)
2- Fiziksel koruyucular: UV ýþýnlarýný yansýtma ve daðýtma mekanizmasý ile etki ederler. (çinko oksit, titanyom dioxside, kaolin) Opak oduklarý için kozmetik kullanýmlarý zordur.
3- Kombine koruyucular: Kimyasal ve fiziksel koruyucularýn kombine edilmesi ile oluþurlar.
Güneþ koruyucular tüm yaþ gruplarýnda güvenle kullanýlan ürünlerdir. 6 aydan küçük bebekler için titanyum dioxside içeren güneþ koruyucular daha az tahriþ yaptýklarý için tercih edilmelidir.
Ýyi bir güneþ koruyucu hangi özellikleri taþýmalýdýr?
Kokusuz ve renksiz olmalý
Suya ve terlemeye dayanýklý olmalý
Tahriþ edici özellikleri olmamalý
UVA ve UVB ye karþý koruyucu olmalý
Güneþ koruyucular güneþe çýkmadan 30 dk önce sürülmeli ,su,terleme ile etkinliðinin azalacaðýný düþünerek 4 saat ara ile yenilenmeli.
Güneþ koruyucularýn yan etkileri var mý?
Güneþ koruyucularýn yan etkileri nadir olmakla beraber irritan kontakt dermatit, kontakt allerji, fototoksisite, fotoallerjik reaksiyonlar görülebilir.
Güneþ koruyucular deri kanserini arttýrýr mý?
Son yýlarda güneþ koruyucularýn deri kanserlerini arttýrtýðýna dair bir takým fikirler tartýþýlýyor. Bunun, güneþ koruyucularýn kullanýlmasýndan çok, bu ürünleri kullananlara güneþ altýnda kalmayý cesaretlendirmesine baðlý olduðu düþünülüyor.
Solaryum zararlý mý?
Solaryumlar suni UVA lambalarý içerir. Suni UV lambalarý da güneþ ýþýnlarýna göre 26 kat daha fazla zararlý ýþýnlar içerir. Solaryum kronik güneþ etkileri olan fotoyaþlanma ve deri kanseri oluþumuna neden olur.
Otobronzlar zararlý mý?
Otobronzlar, dihidroksiaseton içeren kozmetik ürünleridir. Derideki bazý proteinlerle birleþerek deriye bronz görüntüsü verirler. Bu ürünlerin güneþten koruma özellikleri yoktur. Ayrýca mutlaka beraberinde ilave güneþ koruyucular kullanýlmasý gerekir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)