6 Mayıs 2007 Pazar

Sizofrenlik nedir?

Understanding Schizophrenia

Sizofrenligin psikiatrik teshisi hakkinda cok fazla anlasmazlik vardir. Bu kitapcik, sizofrenligin teshisi, nedenleri ve tedavisi hakkindaki fakli teoriler hakkinda bilgi verecektir. Ayni zamanda, boyle bir sorunu olan bir kisiye, ailesine ve arkadaslarina da bir takim tavsiyeler verecektir.

Sizofren terimi akil ve ruh sagligi alaninda sikca kullanilan bir terimdir.

Pisikologlar sizofrenligi bir psikoz olarak siniflandirirlar. Bunun anlami, psikologlara gore, bir kisinin kendi yogun dusunce, fikir, tanim ve hayallerini gerceklerden (toplumdaki, o kulture ait, gercek olarak kabul edilmis, diger kisilerin paylastigi tanimlar, fikir kaliplari, ve deger yargilari anlaminda) ayiramamasidir. Baska belirtiler arasinda, kisinin sesler duymasi, ve hatta baskalarinin, onlarin dusuncelerini okuyup, onlari kontrol edebildigine inanmasi da gelir.

Bircok psikolog, bu gibi belirtileri bir psikiatrik bozukluk olarak gorur. Tedavisi icin de, genelde, kuvvetli sakinlestiriciler verirler. Ancak, bu psikolojik vakada herkes, bu gorusu paylasmaz. Bu konuda farkli bir gorus, bunun, hayatin kotu olaylarina karsi akilci veya dogal bir tepki, baska bir deyisle, stresin cok asiri bir sekli oldugudur. Bircok kisi sizofenlige, ”holistik” acidan bakmayi tercih eder. Bu kisiler, kisiye ait ozel deneyimleri ve bu deneyimlerin kisiler icin ne ifade ettigini anlama ustune yogunlasirlar.

Ornegin; sesler duymak, farkli kulturlerde ve inanislarda farkli anlamlar tasir.

Psikologlar nasil teshis koyar?


Bu tip sorunlar genelde, karisiklik, veya davranislarin cok fazla degismesi ile baslar. Burada, bu tip davranislarin baska farkli sebepleri de olabilecegini unutmamak gerekir.

Bu belirtiler, bipolar bozukluklar ve sizoefektif bozukluklar gibi, farkli akil veya ruh sagligi bozukluklarinin veya daha baska psikolojik sorunlarin, belirtisi olabilirler.

Psikologlar, sizofreni teshisi koyarken, bircok, ’olumlu’ ve ’olumsuz’ belirtileri goz onune alirlar.
’Olumlu’ belirtiler;
  • dusunce bozuklugu
  • konusmalar ve farkli sesler duyma gibi, halisunasyon
  • hayal gormedir.
’Olumsuz’ belirtiler;
  • ilgisiz veya duygusal acidan yanitsiz olma
  • konsantre olamama
  • insanlardan kacma
  • korunma gereksinimi duymaktir.
Dusunce bozuklugu


Bir kisi, eger, mantikli bir dusunce dizisini takip edemiyorsa, fikirleri karisik gorunuyor ve baskalarina bir anlam ifade etmiyorsa, dusunce bozuklugu olabilir. Bu durum, onlarla konusmayi zorlastirip, bu kisilerin, yalnizlik duygularini ve izole edilmis olduklari hislerini daha da fazlalastirabilir.

Halisunasyonlar


Bazi kisiler, cevredeki diger insanlarin duymadiklari konusma sesleri duyarlar. Bu sesler, tanidik, dostca veya elestirel olabilir. Bu sesler, duyanin, dusunce ve davranislarini tartisabilir veya onlara ne yapmalari gerektigini soyleyebilirler. Konusma sesi duymak, kesin sizofreni oldunuz anlamina gelmez..

Arastirmalara gore, nufusun yuzde dordu konusma sesleri duyar ve bircogu icin de bu bir sorun teskil etmez. Ancak, sizofreni tanimi konmus kisiler genelde, elestiren, dusmanca sesler duyarlar. Belki de, bu kisiler, butun hayatlari boyunca konusma sesleri duydular, ancak hayatta gecirdikleri kotu bir tecrube, bu sesleri daha da arttirmis ve dayanilamaz hale getirmis olabilir.

Bazan, konusma sesleri yerine farkli sesler de duyulabilir.

Hayal Gorme


Hayal gorme baskalari tarafindan paylasilmayan deneyim ve inanislar olarak tanimlanir. Bazi kisiler, ornegin; gizli ajanlarin onlari takip ettigine veya dis gucler tarafindan kontrol edildiklerine, bazi dusuncelerin onlarin kafalarina yerlestirildigine inanabililer.

Olumsuz belirtiler


Toplumdan uzaklasma, ilgisizlik, ve konsantrasyon bozuklugu gibi baska belirtiler, ’olumludan’ cok ’olumsuz’ olarak tanimlanirlar, cunku daha az kesinlikle teshis konabilir. Bu belirtilerle, kisinin, sizofren mi oldugu, yoksa daha baska korkutucu ve stresli durumlara karsi tepki mi gosterdigini anlamak zordur. Ornegin, nasil bir tecrubeye maruz kaldiklarina bagli olarak, kisiler, ya saatlerce cok sessiz olup hareket etmeden durabilir veya durmadan yer degistirip, surekli hareket halinde olabilirler.

Bu belirtiler baskalarinin onlara davranislarina tepki olabilir. Cogunlukla, akil veya ruh sagligi yerinde olmayan birisi, baskalari tarafindan ilgi gormez ve farkli davranilirlar, bu da onlarin kendilerini daha yalniz, daha depresyonlu ve daha umutsuz hissetmelerine yol acar.

Bazi kisilerin digerlerinden daha fazla sizofren olarak teshis edilme ihtimali var midir?


Nerdeyse her yuz kisiden birisi, genellikle de genclik yillarinda, hayatinin bir doneminde sizofren olarak teshis edilir. Bu sayi genelde her iki cinsiyet icin de aynidir, ancak, erkeklerin teshis kondugunda genelde daha genc olma egilimleri vardir. Eger, ailenizden birisi daha once sizofren olarak tanimlandiysa, sizin de tanimlanmaniz diger insanlara gore daha fazla olasidir.

Tahminlere gore, sizofren olarak tanimlanan kisilerin ucte biri, hayatlarinda sadece bir kere sizofreni tecrubesi yasarlar. Diger ucte biri, arada sirada sizofreni tecrubesi atlatirlar, son ucte birinin de, sizofrenlik hayatlarinda suerkli bir sorun teskil eder.

Bir psikololog, hastalarina gore cok farkli bir kultur, din ve toplumdan geldigi zaman, yanlis teshis riski vardir. Ornegin, Britanya’da yasayan bircok genc Afrika-Karayibli erkege bu teshisin konmasi, bircok uzmanin, sizofrenlikle ilgili tum teorilerin irkciliga dayanip dayanmadigi konusunda suphelenmesine yol acmistir. Bazi kisiler, psikiatrik uzmanlarin, sizofrenligin tanimi, nedenleri, ve uygun tedavileri konusundaki anlasmazliklarinin, bu konuda bir teshis kategorisi olarak kullanilmamasi gerektigini savunurlar,

Sizofreni teshisi konmus kisiler tehlikeli midir?


Sizofrenlik basinda en cok yanlis tanimlanmis psikiatrik teshislerden biridir. En populer inanislardan birisi sizofrenligin ’birden fazla kisilik’ tasidigidir, ve sizofren birinin cok sakin olamaktan kontrol edilemez bir kisilige donusebilecegidir.

Genelde basinda, sakinlestirici altinda veya kapali enstitulerde tutulmadigi surece cok tehlikeli olacak ’sizofrenler’ hakkinda haberler vardir. Aslinda, akil hastalarinin Britanya’da isledigi cinayetler son on yilda ayni kalirken, islenen tum cinayet sayisinda bir artis olmustur.

Sizofren olarak teshis edilmis kisiler vahsi suclar islemedigi gibi, vahsi suclar da sizofrenler tarafindan islenmemektedir. Arastirmalra gore, uyusturucu ve icki kullananlar, sizofren olan birisinin iki kati kadar, daha fazla vahsi suc islemeye meyillidirler.

Sizofrenlik ve onemli suclar arasindaki iliskiyi kanitlayan kanitlar o kadar azdir ki, sizofreniler ve siddet hakkinda tahminlerde bulunmak nerdeyse imkansizdir. Insanlar genelde konusma sesi duyanlardan korkarlar. Sesler duyan kisilerin, bu seslerin soyledigini yapip yapmamakta, diger insanlarin kendilerine birsey soylendiginde yapip yapmamak gibi, bir secim yapma haklari oldugunu hatirlamak onemlidir. Bu konusma seslerinin baskalarina zarar vermekten cok, kisilere, kendilerini oldurmelerini soyledikleri daha yaygindir.

Bircok kisi, bu seslere ragmen hergun hayatta kalma karari verirler.

Sizofrenligin sebepleri nelerdir?


Sizofrenlige sebep olan noktalar konusunda cok farkli fikirler oldugu icin, sizofrenlige neyin sebep oldgunu tanimlamak cok zordur, ancak, bu konuda farkli birtakim fikirler vardir.

Kalitim


Belli bir ’sizofren geni’ arastiranlar, boyle bir gen bulamamislardir. Ancak, bazi genlerin, bazi kisileri, (bu bu kisiler sizofren olacak demek degildir) daha savunmasiz biraktigi dusunulmektedir.

Kisilerin, buyudukleri cevre, fiziksel gelismeleri ve nasil yetistirildiklerinin bu konuda, psikolojik faktorler kadar etkisi vardir.

Vucut kimyasi


Biyokimyasal arastirmalar, beyinde mesaj tasiyan kimyasallardan biri olan, norotasiyici, dopamin ustunde yogunlasmistir. Teoriye gore, bu duruma sebep, biraz daha fazla dopamin salgilanmasi olabilir, ancak, bunun sizofren olmada bir rolu olup olmadigi henuz acik degildir.

Bununla beraber, kuvvetli sakinlestiriciler dopamin sistemi uzerinde etki gostermektedir.

Ailedeki deneyimler


Belli aile tiplerinin, sizofrenlige sebep olup olmadigi hakkinda bazi teoriler ortaya atilmis, ancak bu kanitlanamamistir. Bu teoriler de, aile hayatinin ilk donemlerinin kisilik gelismesinde onemli rol oynamasindan kaynaklanmistir.

Stersli hayat sartlari ve olaylari


Arastirmalar ve kisisel deneyimler, stresli olaylarin sizofrenlige sebep olabilecegini gostermistir. Bu olaylara, cok yakin birisini kaybetmek veya is degistirmek zorunda kalmanin sikintisi gibi, hayati degistiren olaylar dahil olabilir. Evsizlik, fakirlik, cinsel veya irksal taciz gibi, surekli baskilar da, buna katkida bulunabilir.

Bir arastirmaya gore, konusma sesi duyanlarin yarisi, sorunlarini cinsel veya fiziksel tacize baglamistir. Arastirmadakilerin, nerdeyse ceyregi, ise, sucluluk duygusunun bu olumsuz sesleri duymalarinda etken oldugunu soylemistir.

Uyusturucu bagimliligi


Hickimse uyusturucu bagimliliginin sizofrenlige sebep oldugunu kanitlayamamistir. Bircok arastirmaci boyle bir bag olduguna inanmaz, ama, soylentiye gore boyle bir bag vardir. Sizofren olarak tanimlanmis kisilerin, bazi uyusturucu maddelere kotu reaksyon gostermesi mumkundur.

Genelde, bircok uzman, sizofrenligin, bircok faktorun biraraya gelmesiyle olustugunu dusunmektedirler; kisinin genetik yapisi kisiyi sizofrenlige daha hassas yapabilir, ancak, stresli durumlar veya belli bazi aile veya hayat tecrubeleri, belirtilerde tetigi ceken etken olabilir.



DEPRESYON NEDIR?????

DEPRESYON NEDIR?
Depresyon toplumda cok sik gorulmekle beraber, ilk kez depresyonun tanimlanmasi Hipokrat donemine kadar eskilere uzanir. Depresyonun temelinde daha onceden isteyerek ve severek yaptigi gunluk aktivitelere karsi isteksizlik ve hayattan zevk alamama durumu vardir. Ek olarak kiside kederli ve uzgun bir duygudurum ile birlikte gorulen bazi degisiklikler zamanla olusur. Bu durumda kisi herseyi olumsuz olarak degerlendirerek karamsarlik dusunceleri ile gecmisi ve gelecegi dusunmeye baslar. Bu dusunceler istemesede kisinin aklina gelir. Yani gunluk yasantida herseyin olumsuz taraflarini gorur. Gecmiste yasanmis olaylarin olumsuz ve kotu taraflarini gorerek kendisini suclu ve cezalandirilmis hisseder. Ayni sekilde gelecegi de umutsuz ve karamsar gorerek gelecek adina caresizlik dusunceleri iyice pekisir. Kisi hayatindan zevk alamaz hale gelerek hatta yasamanin anlamsiz oldugunu dusunecek kadar kendini cokkun hissedebilir. Bu olumsuz bakis gunluk hayatina, kisiler arasi iliskilere yansiyarak onun okul ve/veya is hayatindaki performansinin dusmesine neden olabilir. Yalniz normal sinirlarda kabul edilecek gun icerisindeki duygulanimdaki cokkunlukler depresyon sayilmaz. Depresyon diyebilmemiz icin gun icerisinde hemen hemen gun boyu ve en az son onbes gundur devam ediyor olmasi gerekir.
DEPRESYONUN DIGER BELIRTILERI NELERDIR ?
Onceden zevk aldigi gunluk aktivite ve mesguliyetlerden zevk alamama, gun icerisinde surekli veya gunun buyuk cogunlugunda kederli ve uzgun olma, genclerde ve cocuklarda daha cok cabuk sinirlenme duygudurum degisikligi, uyku azalmasi, sik sik uyanma, erken uyanma veya cok fazla uyuma, istahsizlik veya cok asiri yeme, dikkat daginikligi ve konsantrasyon azalmasi, cinsel istekte azalma, cabuk yorulma, akla gelen olum dusunceleri, kendini degersiz -caresiz- ise yaramaz - beceriksiz - suclu gorme, olaylari olumsuz degerlendirme, gelecege yonelik karamsar dusunceler ve buna benzer belirtiler gorulur. Bu belirtilerin tamami olabilecegi gibi, onemli bir kismi da bulunabilir.
COCUKLARDA GORULEBILECEK EK BELIRTILER NELERDIR ?
Son zamanlarda ders basarisizliginin artmasi, gun icerisinde asiri sinirlenme, ozellikle istah artisi seklinde istah degisiklikleri, uyku bozuklugu ve asiri uyuma, okul icerisinde yalniz olmayi tercih etme, daha onceden severek yaptigi hobilerinden uzaklasma, arkadaslarindan uzaklasma, uzgun bakis, daha cok sessiz sakin olmayi tercih etme, daha cok odasinda yalniz vakit gecirmeyi tercih etme ( uzun sure ), tutturma nobetleri ve ofke krizleri, kendini diger arkadaslarina gore beceriksiz ve basarisiz gorme, ders calismada isteksizlik, son zamanlarda madde bagimliligi, riskli arkadas gruplarina katilma vb.
DEPRESYON NASIL OLUSUR ?
Kiside depresyon olusmasi icin belli bir kisiyi olumsuz yonde etkileyen stres etkeni veya yasanan bir olay olabilir. Kisiler arasi iliskilerdeki olumsuzluklarda kisiyi depresyona sokabilir . Ozellikle gunumuzde psikososyal stres etkenlerinin artmasi ile toplumu olusturan bireylerin depresyon gecirme riski artmistir . Depresyon hicbir dis etken olmadanda kendi kendine kiside endojen dedigimiz sekli ile zamanla gelisebilir.
DEPRESYON TIPLERI NELERDIR ?
Melankolik tipte ozellikle sabahlari cok yogun cokkunluk hissi ile beraber hemen her seye karsi zevk kaybi, asiri yorgunluk ve halsizlik gorulur. Atipik seklinde ise genellikle uyku ve istah azalmasi olan tipik sekilde olanin tersi olarak, uyku ve istah artisi on plandadir. Mevsimsel tipte tekrarlayan mevsimle birlikte olan depresyon belirtileri vardir. Tipik olanda ise azalmis uyku,istah, enerji vardir.
DEPRESYONDA BEDENSEL SIKAYETLER NELERDIR ?
Depresyondaki kisi bedensel sikayetler diyebilecegimiz; Bas agrisi, kas agrilari, asiri yorgunluk ve halsizlik, sindirim sistemi rahatsizliklari, kalp ve dolasim sistemi sikayetleri, cinsel islev bozukluklari ve buna benzer bedensel yakinmalar ile de cogunlukla doktora basvururabilir.
DEPRESYONUN AILEYE ETKISI NELER OLABILIR ?
Depresyon durumu aile uyelerinden birisini etkiledigi zaman, etkilesim durumunda olan aile bireyleri ister istemez bu durumdan etkilenecektir. Aile uyelerinden harhangi birindeki depresyon hali genelde aileninde genel atmosferini daha karamsar ve olumsuz hale getirebilir. Depresyondaki aile bireyinin diger aile bireyleri ile iliskileri bozulabilir. Ornegin evde babanin depresyondan etkilenmesi onun mesleki performanisnin azalmasina, islevselliginin azalmasina, evine ve ailesine daha az ilgi gostermesine, evdeki anlasmazli, tartisma ve sikintilarin artmasina, ailenin sosyal aktivitelerinin azalmasina, cocuklarda aile icindeki gerilim ve sikintilardan dolayi kaygi belirtilerinin olusmasina (tirnak yeme, altini islatmaya veya kirletmeye baslatma, kekeleme, tik bozukluklari, uyku ve istah bozukluklari vb) yol acabilir.
DEPRESYON TEDAVISI NASILDIR ?
Depresyon tedavisi son zamanlarda daha kolay hale gelmistir. Genellikle ve cogunlukla kullanilan tedavi yaklasimi ilac tedavisidir. Ilac tedavisinede serotonin ve noradrenalin uzerinden etki yapan antidepresan dedgimiz ilaclar kullanilir. Ayni zamanda bilissel olumsuzluklari ve ogrenilmis caresizlik dusuncelerini gidermek ve tadaviyi hizlandirmak icin psikoterapiye de ihtiyac olabilir. Nedene yonelik olarak psikososyal stres faktorlerinin de ortadan kaldirilmasi surec icerisinde iyilesmeyi hizlandiracaktir. Bu donem icerisinde kisinin hayatini mevcut depresyonun ez az sekilde etkilemesi icin, durumun bir psikiyatrist tarafindan degerlendirilmesi ve vakit gecirilmeden tedaviye baslanmasi onemli olabilmektedir.

Depresyon 2.................

Depresyonun Ilaci ................


Dunyanin Gunesin cevresinde dolasirken, kuzey kutbunun belirli bir sure Gunese, sonra da ters yone yatmasiyla, insanda bir rahatsizligin ortaya ciktigini bilimin isiginda ogreniyoruz. Dunyanin kendi etrafinda donmesinin ifadesi olan mevsim donusumleri sirasinda artis gosteren, diger zamanlarda da sikca rastlanan bu hastaliga "Depresyon" adi verilyor...
Bilincin, kendi dilinden anlatim bicimi diyebilecegimiz ozelliklerinin dort ana grubunu temsil eden mevsimler icinde, ozellikle, hava sartlari dolayisiyla iletisimin ve tum ''dusunsel'' ulasimin felce ugradigi, ortucu Kar mevsimi olan kista daha cok gorulmekte depresyon...
Agir ruhsal darbelerin yani sira; hayat enerjisi, canlilik, istek, cosku, irade gibi yasamsal gucleri artiran Gunesin kozmik ikramlarindaki, mevsimlere gore beliren farkliliklarin, vucutta MELATONIN HORMONU seviyesinde dusus meydana getirmesi gibi etkenlerle ortaya ciktigi biliniyor.
Algilamadaki kararliligi(Idraki) ifade eden gunesin isinlarinin, sanal alemin bir parcasi olan ''dunya’’ya en zayif konumda ulastigi kis doneminde; idrakin oldukca zayiflamasi depresyonun betimleyici detayli ozelliklerinin desifre edilisi gibidir. Bu konum, herhangi bir bedensel rahatsizlik olmadigi halde, kisilerin kendilerini isteksiz, yorgun, bikkin, hayata kuskun, panik icinde ve caresiz halde hissetmelerine yol acar.
Ayrica, benzer duygular astrolojik etkilere bagli olarak, ergenlik ve yas donumu devresinde de siklikla karsimiza cikar...
Gunesin guz ilimi noktasinda, yani Terazi burcunun ilk derecesinde baslayan belirtiler, bireyin istidat ve kabiliyeti yonunde degerlendirilir. Her ne kadar bu tesirler ortak olarak alinirsa da, bireylerdeki bicimi ve siddetinin ayni sekilde gozukmemesi, kozmik etkileri degerlendiren beynin programi ve yansitisi ile alakalidir.
Sartlarin elverdigi olcude, zaman icinde pek cok kiside dengenin kurulmasi mumkun olabilecegi gibi, bircok insanda da tedavi gerektiren haller dahi ortaya cikabilir.
‘Hazan donemi’ diye de bilinen sonbahar aylarinda, dusunsel boyutta yeni uretimlerin meydana getirecegi donusum nedeni ile yasanabilecek ruhsal sorunlara karsi, uzmanlarin ilginc onerileri var:
Ornegin, Psikiyatri uzmani Dr. Nihat Alpay, mevsim degisikliklerinin insan organizmasi uzerindeki etkilerinden soz ederken o surecte genellikle huzursuzluk, uykusuzluk ve depresyon olaylarina sik rastlanildigini vurguluyor ve bu durumdaki kisilere sporu tavsiye ediyor.

Psikolog Suna Tanaltay’in recetesi ise ask ...
Tanaltay, bahar aylarinda duygularin kipir kipir oldugunu, bunun kan dolasiminda, vucut fonksiyonlarinda gozlenen degisikliklerden kaynaklandigini belirtiyor...
Ancak, bu onerilerin, sorunu meydana getiren temel noktalari degil; o noktalarin olusturdugu belirtileri bertaraf edici ozellikte olabilecegi, asil kaynak niteligindeki ''nokta'' ya ulastirmayacagi gozden kacmamalidir.

Bilimsel veriler, mevsim degisikliklerini onemli bir faktor olarak alirken, baska alt etmenlerin varligini da kabul etmektedir.
Butun bunlar; kromozomatik yolla bireye intikal eden ve farkli frekanslardaki, degisik m�n�lar tasiyan titresimlerin beyinlere ulasmasi ve degerlendirilmesi sonucudur.

Depresyon Testi

En az son iki haftadan beri asagidaki sorulardan en az besine tam puan veriyorsaniz sizde DEPRESYON sorgulanmalidir.



Puanlarinizi toplayin ve testin sonunda aldiginiz puanin bulundugu araligi okuyun. Iyi gunler.

1 - Cokkun bir ruh hali,ilgi kaybi yada yaptiklarindan zevk alamama
0) Hic bir zaman 1) Ara sira 2) Cogunlukla 3) Her zaman



2 - Gunluk islerimi yapmaya karsi isteksizim
0) Hic bir zaman 1) Ara sira 2) Cogunlukla 3)3) Her zaman



3 - Istahim cok kotu (yada asiri istah artmasi oldu).Perhiz yapmadigim halde asiri kilo kaybettim (yada kilo aldim )( Bir ayda vucut agirliginin %5 inden fazlasini alma yada verme.)
0) Yanlis 1) Ara sira 2)2) Dogru





4 - Hemen her gun asiri uyuyorum (yada uykusuzluk cekiyorum)


0) Hic bir zaman 1) Ara sira 2) Cogunlukla 3)3) Her zaman


5 - Sikintili ve huzursuz hissediyorum, yerimde duramiyorum.
0) Hic bir zaman 1) Ara sira 2) Cogunlukla 3)3) Her zaman



6 - Kendini yorgun bitkin halsiz hissediyorum(Sanki enerjim cekilmis gibi)
0) Hic bir zaman 1) Ara sira 2) Cogunlukla 3)3) Her zaman



7 - Kendimi degersiz asagilik yada suclu gibi hissediyorum



0) Hic bir zaman 1) Ara sira 2) Cogunlukla 3)3) Her zaman


8 - Dikkatimi bir noktaya toplayamiyorum
0) Hic bir zaman 1) Ara sira 2) Cogunlukla 3)3) Her zaman

9 - Cinsel istegimde asiri azalma oldu
0) Hic bir zaman 1) Ara sira 2) Cogunlukla 3)3) Her zaman







sonuc bolgesi

Sorun yok. Zaman zaman bunlari herkes yasayabilir.(0-10 puan)


Dikkat bu nokta kritik noktadir. Dikkatli olmak gerekir. Eger cok uzun zamandir bu puani aldiginizi dusunuyorsaniz DISTIMI denen kronik depresyonu yasiyor olabilirsiniz.(10-14 puan)


Depresyonda olabilirsiniz. Bunu daha iyi ayirt etmek ve tedavisi icin bir hekimle gorusmekte fayda var.(14 puan ve uzeri)

Ruh sagligimiz risk altinda...

IZMIR (IHA) - Turkiye'de yapilan bilimsel arastirmalara gore, 14 milyon kisinin ruhsal hastaliklara yakalanma riski tasidigi bildirildi.Izmir'in Karaburun Ilce Milli Egitim Mudurlugu tarafindan Mordogan beldesinde duzenlenen "Ruh Sagligi" konulu konferansa konusmaci olarak katilan Turkiye Psikiyatri Dernegi Izmir Subesi 2. Baskani ve Dokuz Eylul Universitesi (DEU) Psikiyatri Anabilim Dali'nda gorevli Uzman Psikiyatrist Dr. Halis Ulas, carpici aciklamalarda bulundu. Turkiye'de yaklasik 14 milyon kisinin ruhsal hastaliklara yakalanma riski tasidigini belirten Dr. Ulas, herhangi bir psikiyatri hastaliginin ulkemizde gorulme olasiliginin ise yaklasik yuzde 20 oldugunu soyledi. Dr. Ulas, "Yapilan bilimsel arastirma sonuclari ele alindiginda ulkemizde her 5 kisiden birinin yasamlarinin belirli bir doneminde ruhsal hastaliklara yakalanmasi soz konusu olacaktir. Son yillarda ulkemizde buyuk kentlerdeki guvenlik sorunlari, yasam stresi, siddet olgusu ve sosyoekonomik olumsuzluklar ruhsal hastaliklarda artisa neden olmaktadir" dedi.

Halis Ulas, yoksullukla ruhsal hastaliklar arasinda iliski bulundugunu, gelir duzeyi dusuk olan toplum kesimlerinde ruhsal hastaliklarin gorulme oraninin arttigini kaydederek, "Yoksullugun ve sosyoekonomik olumsuzluklarin buyuk oranda goruldugu ulkelerde, ruhsal hastaliklarin da buna paralel olarak arttigi dikkati cekmistir. Ulkemiz de dahil olmak uzere yoksullugun goruldugu varos bolgelerinde ruhsal hastaliklar sosyoekonomik ve sosyokulturel duzeyi yuksek bolgelere gore daha fazla gorulmektedir. Ruh sagligi hizmetlerinin herkese esit, ulasilabilir ve ucretsiz olarak sunulabilmesi icin devletin uzerine dusen gorev ve sorumlulugu yerine getirmesi gerekir" diye konustu.

Ulas, Turkiye'nin belirlenmis bir ruh sagligi yasasi ve politikasinin bulunmadigini, bizden de geri kalmis olarak nitelendirilen Zambiya, Zimbabve, Burkina Faso, Togo ve Kenya gibi Afrika ulkelerinde ruh sagligi yasasi ve yonetmelikleri bulunmasina ragmen ulkemizde halen ruh sagligi yasasinin cikartilmamasinin bu hastaliklarin toplumsal bir saglik sorunu olmasina neden oldugunu soyledi.

Ulas, Turkiye'de saglik hizmetlerine ayrilan toplam butcenin gayri safi yurt ici hasilanin yaklasik yuzde 6.5'ini olusturdugunu vurgulayarak, "Gelismis ulkelerde toplam saglik butcesinin yaklasik yuzde 10'u ruh sagligi hizmetlerine ayrilmisken, Turkiye'de ruh sagligi hizmetleri icin planlanmis ayri bir butce bulunmamaktadir. Bu durum ulkemizdeki ruh sagligi sorunlarini cozumsuzluge goturmektedir. TBMM'de yasa taslagi olarak bekletilen ruh sagligi yasasinin bir an once cikartilmasi gerekmektedir. Meclis bu yasayi cikartarak, hem onemli bir sorumlulugu yerine getirmis olacak, hem de Turkiye'nin ruh sagligi sorununa katkida bulunmus olacaktir" seklinde konustu.

ONEMLI:::Hayatin Anlami ve Olum!!!





Olumun kacinilmazligi insani ve insan bilimcilerini her zaman dusundurmus ve hayatin anlami uzerinde insani arastirma yapmaya dogru yonlendirmistir. Eger tum yapitlarimiz bir gun yok olup gidecekse yasamin ne gibi kalici bir anlami olabilir ? Bu soru bireyin huzurunu kacirabilir ve yasamin anlamsiz, amacsiz olduguna dair dusunceler gelisebilir. Insanlar yasamlarinda anlam arayan yaratiklardir. Biyolojik olarak sinir sistemi, beynin kendisine gelen uyarilari otomatik olarak, belli bir sistem icinde gruplandirmasi esasina gore duzenlenmistir. Anlam ayni zamanda bir egemenlik duygusu da saglar. Belli bir oruntuden yoksun, gelisiguzel olaylarin karsisinda kendimizi caresiz ve saskin hissettigimiz icin, onlari duzene koymaya ve bunu yaparken de onlarin uzerinde bir denetim duygusu kazanmaya calisiriz. Daha da onemlisi anlam, degerlerin ve dolayisiyla davranis kurallarinin kaynagini olusturur. Bu durumda nicin sorularinin ( nicin yasiyorum ? ) yaniti, nasil sorularina ( nasil yasiyorum ? ) bir yanit getirir.
Anlam arayisi, haz arayisina benzer ve ayni sekilde dolayli olarak yonlendirilmelidir (I. Yalom ). Anlam, anlamli etkinlikler sonucunda olusur. Her insan kendi yasamina kendi etkinlikleriyle anlam katmak zorundadir. Freud yasamin anlaminin “ Uretmek ve sevmek” oldugunu soylemistir.
Bir cocuk buyutmek, ask, aile kurmak, calismak, para kazanmak, kitap yazmak, yardim kurumlarinda calismak, bilgiyi paylasmak, gelecek kusaklara paylasilabilecek birseyler birakmak. Bunlardan biri veya birkaci, bireyin hayatini anlamlandirabilecegi ogelerden biri olabilir.
Yasamimizi cift ya da gruplar icinde gecirmek icin pek cok caba sarfederiz. Ama nasil yalniz dogmussak, yalniz olmek zorunda oldugumuz da bir gercek olarak bilincimizdedir.
I.Yalom10 yili askin bir sure olume yaklasan kanser hastalariyla yaptigi calismalarda, olmenin en korkunc yaninin, onu yalniz yapmak zorunda olduklarini ogrenmistir. Bununla birlikte olum aninda bile, bir baskasinin tum varligiyla yanimizda olmasini istemek olumun yalnizligini hafifletebildigini ogrenmistir.
“ Teknende yalniz da olsan, yakinlarda inip cikan diger teknelerin isiklarini gormek her zaman avutucudur “.
Yalom’un olumu bekleyen kanser hastalariyla yaptigi calismalarin sonuclarini soyle ozetleyebiliriz :
� Bu hastalarda terkedilme korkusu ve yakinlarina yuk olacaklari kaygilari
� Olum ve olumun bilinmezliginin yarattigi korku duygusu
� Nefes alamayacaklari, siddetli aci duygusu yasayabilecekleri, fiziksel goruntulerinin bozulabilecegi, idrar ve diskinin kontrol edilemeyecegi, hastanin bilincini yitirebilecegi endiseleri
� Dini inaclara bagli olarak hastaligi isledikleri gunahlar icin bir ceza olarak kabul ederek sucluluk duygulari
� “ Bu neden benim basima geldi ? “ sorusuna karsi “ OFKE “nin, kizginligin ve agresyonun olusmasi.

Yalom olume karsi ruhsal tepkinin 4 basamaktan gectigini soylemistir.

1. INKAR
Olumle sonuclanacak bir hastaligi oldugunu ogrenen kisi de ilk olusacak tepki “INKAR“ olabilir. Hasta “ Hayir, bu dogru degil, yanlislik oldu, ben hasta degilim” seklinde inkar savunmasi ile kaygi ve depresyonla mucadele edebilir.
2. OFKE
Hasta “ Neden ben ?” sorusuna yanit arar ve yasamini sorgular. Yakinlarina ve doktorlarina OFKE duymaya baslar. Bu ofkesinden urken aile bireyleri hastadan uzaklasabilir veya ayirdiklari zamani azaltirlarsa, hasta caresizlik duygularini daha yogun hisseder.
3. DEPRESYON
Hastada kendini suclama, umitsizlik ve caresizlik duygularina bagli olarak depresyon gelisir.
4. KABULLENME
Hasta artik durumunu kabullenmis ve bir yerde sansizligina ya da kaderine boyun egmistir. Hastalara kabullenme surecinde, ABD ve Avrupa’da psikoterapi yardim ve destek gruplari yardim verir. Bu gruplarda hastalarin kendilerini ifade etmeleri saglanir ve iyilesme umidinin olumu, huzurla kabul etme umidine donmesi icin desteklenirler.
Ulkemizde henuz olumu bekleyen hastalar icin psikoterapi gruplari olusmamistir. Ama kulturumuzde hasta ve yasli insanlara verilen onem, aile baglari, hasta kisileri hastanelerde ziyaret etme, yalniz birakmama gibi insani ogeler, kismen de olsa bu insanlarin acilarini goguslemede onlara yardimci olmaktadir.