6 Mayıs 2007 Pazar

Sosyal Fobi Gunluk Yasamda Hangi Sorunlara Yol Acabilir???

Sosyal fobi gunluk yasamda su sorunlara yol acabilir, kisiler cogu zaman sinav kaygilari ya da sinif ici katilimdan kacinmalari nedeniyle okulda yeterli bir basari gosteremezler. Ogrenciler bildikleri halde parmak kaldiramaz,sozlulerde basarisiz olurlar. Etkinliklere girmekten kacinirlar.Is sahipleri gerekli atilimlari yapamaz, calisanlar kendilerini ortaya koyamaz,insiyatif kullanamaz, fikirler ileri suremez, is degistiremez, ulasmalari gereken duzeylerden daha alt duzey islere razi olup ilerleyemezler.

Is kayiplari ve okul basarilari azalir universiteyi birakmak durumunda kalabilirler. Issiz kalmak sik gorulen bir durumdur. Bazilari karsi cins ile iliskilerinde benzer durumlar yasadiklarindan kendi baslarina arkadas sahibi olamaz, bekar kalabilirler. Bulunduklari ve yetistikleri ortami degistirmek istemez, yakin aile disindaki kisiler haricindekiler ile iletisimlerini sinirlarlar.


Sosyal Fobide Kacinma Davranisini Belirleyen Olumsuz Dusunceler Nelerdir?
Bunlar,

a) Kisinin ic diyalogunda yer alan kendini kucumseyen ve asagilayan ifadeler

b) Kisisel performansi degerlendirmede mukemmeliyetci beklentiler

c) Kisisel performansi degerlendirmede sadece olumsuz orneklere odaklanma

d) Sosyal basari ve basarisizliklarinin nedenlerini belirlemede patolojik bir oruntu gelistirme. Negatif sosyal durumlari (beceriksizlik,zayiflik,vs.) pozitif sosyal durumlari (sans,kader,digerlerinin olumlu tutumu,vs.)

Paranoid Dusunce ve Paranoyanin Temelleri


Paranoyak, kotulugu hedefleyen ilgilerin ve cabalarin odak noktasinda yasar. Hic silinmeyecek cinsten var olan tehlike, duygularinda yogunlasir. Aman vermeyen bir gozetim altinda olduguna, her hareketinin izlendigine inanir ve dikkatini bir dakikaligina yitirse, bu durumun olumle sonuclanacagindan korkar. Paranoyak tum yasami boyunca tehlike isareti sayilabilecek gizli ve onemli ipuclarinin pesindedir.

Paranoyanin ayirici nitelikleri
Asiri suphecilik paranoyanin baslica semptomlarindandir. Diger niteliklerse odak noktasi olma, buyukluk, dusmanlik, ozgurlugunu kaybetme korkusu, yansitma ve halusinasyonlu dusunce bicimidir.

1.Suphecilik: Suphecilik, paranoyagin en dikkate deger ve ayirici ozelligidir. Paranoyak icin hicbir sey zahiren gorundugu hal uzre degildir. Paranoid kisilige sahip insan, masum gorunuslu gerceklerin kendisini sasirtmasina izin vermez, onlarin ic yuzune nufuz edebildigini iddia eder. Surekli gizli anlamlar cikarmaya calisir, oralarda bir yerde oldugunu kesinkes bildigi dusmanlari hakkinda ipuclari arar. Algilamalarini, eskiden beri var olan dusuncelerinin ve onyargili kararlarinin isiginda yorumlar, tumdengelimsel bir mantik silsilesi takip eder ve gizli dusmanlik tezini destekleyen en kucuk bir ipucuna bile dort elle sarilir. En guclu kanitlari bile, kendisini sahte bir rahatliga yonlendirecek duzmece olgular gibi gorerek bir kenara atar. Ancak paranoyak bunlara kanmayacak kadar akillidir; yuzeyde celiskili gorunen gercekler, olsa olsa dusmanlarinin ne kadar akilli ve kotu oldugunu kanitlamaya hizmet eder.

Paranoyagin iz surmesi bir bilim adamininkine benzer gorunuste. Buna karsin ikisinin arasinda onemli bir fark vardir.Gercegi arayan bilim adami mantigini hem tumdengelimci hem de tumevarimci bir yaklasimla kurar ve gozlediklerini, yani empirik verileri bu sekilde belli bir analize tabi tutar. Bilim adami hipotezini deneylere tabi tutar, sayet kanitlarla desteklenmiyorsa, hipotezinin yanlis oldugunu kabule hazirdir. Paranoyak ise, zaten “gercegi”(!) bilmektedir ve bunun kanitlanmasina yonelik arastirma yapmakla mesguldur. Paranoyagin dusunce bicimi kararin sabit oldugu ve buna iliskin kanitlarin aranmasi surecinden ibarettir. Paranoyak, herhangi bir hipotezi dogrulamak veya yanlisligini ortaya koymak icin caba gostermez; yeterince calisirsa suphelerini hakli cikaracak kaniti bulacagindan emindir. Kanit bulma faaliyetiyle o kadar yogun ugras verir ki sadece tehlikeli olduguna inandigi “kanitlari”(!) secer.

Ayrintilara azami dikkat gosteren paranoyak, kendi sanrilarina uymayan gercekleri ( cogu kez buyuk bir maharetle ) uzak oldugu biciminde yorumlar, her olayda ve soylemde “asil anlamlar” ve ‘ipuclari’ arar. Arayisi cok kati bicimde kasitlidir. Paranoyagin dunya gorusunde olaylar spontane olusmaz her daim birileri tarafindan kasitli olarak olusturulur. Paranoyagin lugatcesinde asla ve kesinlikle rastlanti yazmaz, her sey mutlaka birilerinin duzenlemesiyle olusur.
Yargilayici olmadan mantik yuruten, olaylari dengesiz yorumlayan cok bilindik, tipik bir paranoyak son derece mantiklidir; yanlis olan cikarimlarina temel olan onculleridir. Akil almaz bir koleksiyoncu olarak gorulurse de ancak, kendi kurguladigi mantik silsilesine uygun gerceklerle ilgilidir. Muazzam bir rasyonellestiricidir.

2.Odak Noktasi Olma (Dunya’nin merkezi olma sanrisi): Paranoyaga gore onunla iliskili bir anlami vardir. Aslinda onunla hicbir sekilde ilgisi olmayan eylemleri ve soylemleri kendine yoneltilmis olarak algilar; o kendisinin buyuk ilgi odagi oldugunu bilir ve bundan emindir. Paranoyagin beyni dost- dusman ayrimiyla maluldur ve bu dusmanlar her nedense onun pesindedir. Paranoyagin en dikkate deger yonlerinden biri olan bu odak noktasi olma durumu, defensif bir niteliktedir; ilgi cekmemek ve onemsenmemektense, bir dusmanligin odak noktasinda bulunmak tercih edilir.

3.Buyukluk: Paranoyagin yukaridaki niteliginin beraberinde kustahca buyuklenmesi kendini gosterir. Bu konuda kesin yargiya ulasmis paranoyak hicbir itiraza ve ihtilafa riza gostermez. O gercegin bilgisine sahiptir. Kendisinden farkli dusunecek kadar aptal olanlari kucumser ve agzinin yan tarafiyla onlara salaklar der gibi bir tebessumde bulunmayi da ihmal etmez. Paranoyagin bu amansiz buyuklenmesi daima duzensiz ve dengesiz kisisel iliskilere yol acar.

4.Dusmanlik:Paranoid kiside ilk fark edilecek niteliklerden biri de dunyaya karsi dusmanca tavirlaridir. Paranoyak mucadeleci, sinirli, huysuz, asiri alingan, kavgaci, tartismaci, kolay incinen ve asiri sekilde savunmacidir. Bu savunmaci durus onu her an saldiriya acik hale getirir. Paranoyagin icinden kaynaklanan bu dusmanligi oylesine devasa boyutlardadir ki, hep disardan kendisine yeterince sevgi gosterilmedigine takilip kalir. Ancak kendine guvensizliginden dogan, daima reddedilmeye hazir tutumu ve dunyaya karsi asiri dusmanligi onun hep bu sevgisizlik bataginin icinde umarsizca debelenmesiyle sonuclanir.

Bu durumu Ingilizce bir kavram olan “self-fulfilling prophecy” kelimesiyle de aciklamak olasidir. Karsilastigi bir kisi hakkinda olumsuz fikirlere sahip olan bu fikirlere paralel olarak olumsuz ve pek de dostca olmayan davranislarda bulunacaktir. Karsidaki sahis da bu dusmanca tutum ve davranisa ayni sekilde karsilik verecektir. Sonunda Ilk kehanetin sahibi kehanetinin bir gercek oldugunu kesinkes, sarsilmaz bir sekilde kabul edecektir. Bu kabulden sonra dusmanca tutum ve davranis artan sekilde devam edecektir. Ta ki taraflar arasinda iletisim eksikligini (lack of communication) giderecek yanlis anlamalari onleyecek bir iletisim mekanizmasi kurulana degin. Dolayisiyla paranoyak etrafinin onu bertaraf etmek isteyen insanlarla kusatildigina inanir ve cevresinde mutemadiyen dusman varliginin oldugunu hisseder. Var olduguna inandigi dusmanlara karsi amansizca bir mucadeleye girer, dolayisiyla dusmanligi korukler, boylece onlarin kendisini yok edecegini ya da boyle bir niyeti oldugunu kanitlamis olur.

5.Bagimsizligini, Kendi basinaligini kaybetme korkusu: Paranoyagin yasamdaki en onemli psikolojik ilkelerinden biri “beni cigneme”dir. Dis baskilara ya da otorite odaklarina ram olma onlara boyun egme tahammul edilemez bir olgudur. Her zaman ustun, basat bir gucten ya da kendisi disindaki kisinin istedigini yaptirabileceginden korkar ve abartilmis bir bagimsizlik tavri sergiler. Suphe goturmez bir tarzda guvende olma istegi ve ipleri elden kacirmama korkusuyla hareket eden paranoyagin kendini cogu kez tehlikeye atmasi esasen paradoksal ve ironik bir durumdur. Dolayisiyla hayatini, guvenligini tehdit edebilecek halleri dusunerek ve dusleyerek bu heyulalari dogrultusunda davranarak gecirir. Mutlak, tartisma goturmez tarzda guvende olma istegi, saglikli davranis, uyum saglayici tepki ve ihtiyat ogelerinden sapkinliktir bir bakima. Paranoyak zaaf gostermekten, korkar yumusak ve merhametli duygulari lanetler.

Belli olcude siyaseten otonomi, herhangi bir liderin siyasal hedeflerini ve ruhsal ihtiyaclarini yerine getirmesi icin gercekten gereklidir. Ancak tamamen bagimsiz ya da otonomik olmak mumkun olmadigi gibi, tam bir guven icinde olmak da imkan dahilinde degildir. Baskalarinin isteklerini az da olsa kabul etmek, bir nebze boyun egmek ve bir yere kadar belirsizligi kabullenmek toplumsal yasamin bir geregidir.

6. Yansitma: Yansitma gorece normal olculerde olan utancin yoneltilmesidir. Aci veren bir duyguya tahammul edemeyen, onu hos goremeyen bir kisi, onu kendisinin disindakilere yukler veya reddeder. Yansitmadan beklenen sey, kabul edilemez duygulari, durumlari, olgulari alip, onlari kendisi disindakilere bir anlamda yamamaktir. Bu yonuyle gercegin ozel bir bicimde saptirilmasidir esasen yansitma..Paranoyak bilinen, gorunen bir gercegi saptirmaz; saptirma gercege iliskin yorumdadir. Yansitma yapan paranoyak ciplak gozle gorulen gercege itibar etmez; baskalarinin gorunenin arkasindaki gizli emelleriyle, hedefleriyle ilgilenir.

7. Halusinasyonik dusunme: Paranoid halusinasyonlar icinde siyaset sahnesinde en cok kullanilan unsurlar zulme ugrama ve tekebburdur(buyuklenme). Paranoyak baskalarindan ozel muamele bekler ancak kendisi istismarci ve guvenilmez bir davranis bicimi sergiler. Baskalari uzerindeki etkisinden genel itibarla habersizdir. Ice donuktur, zaten bu yonuyle kendi fasit dairesi icinde debelenip durur. Surekli birilerinin ona karsi gizli bir plan ya da komplonun icinde oldugunu dusunur. Hatta bu dusunce bicimine uygun olarak surekli arkasinda duran yaninda duran insanlardan hep bir tehdit ve tehlike bekler. En ileri boyutta paranoyada paranoid, duvara yakin adeta yapisik durur ki bu sayede duvarin obur tarafindan gelebilecek saldirilara karsi kendisini guvenceye alabilsin. Surekli onemli oldugunu dusunur, o olmazsa dunyanin normal isleyisinin adeta duracagini, kendisinin varliginin insanlik icin bir seref oldugunu icten ice duyumsar ve buna oyle bir inanc besler ki kendisinin disinda kimse etki bile edemez ona. Bu onemlilik ve buyuklenme beraberinde sanrilari(halusinasyonlari) getirir cunku digerleri, yani kendisinin disindakiler onun bu onemini biliyorlar ve her firsatta ona karsi komplo kurup onu yok edeceklerdir.

Paranoyanin niteliklerine oz olarak degindik. Aslinda bu nitelikler ileri boyutlardaki paranoya sendromu icin gecerlidir. Oysa toplum icinde bu boyutta olmasa da paranoid dusunce inanilmaz boyutlarda kok salmis durumdadir. Herkes bir digeriyle iletisime girmekten cekinmekte hep ondan bir tehdit ve tehlike gelebileceginden urkmektedir. Guvenilmez iliskilerin aginda kendi kabina cekilen cagimizin insani kendi yalnizlik colunde vahasiz ve golgesiz debelenip durmaktadir. Frank Furedi’nin Korku Kulturu’nde bahsettigi insani insanliktan cikaran bir korku bulutu uzerimize coreklenmek uzeredir. Toplumdaki her turlu catismanin kaynaginda da az ya da cok bu paranoid dusuncenin payi yadsinamaz. Mein Kampf’in ve ����l Firtina’nin ulkemizde bu kadar cok satmasi baska nasil aciklanir? Ne yani Hitler’in belli bir sistematikten yoksun, diskursive, derme catma fikirleri gunumuze isik mi tutacak? Hayir. Hitler nefretin psikopatalojisini iyi kullanmis ve buradan kendisine dunya egemenligi cikarmaya calismistir.

Cocuk Psikolojisi(Cocuk Psikolojisi ve Egitimiyle Ilgili Konular)

1.DISIPLIN VE HOSGORU
Cocuklarda disiplin ve hosgoru birlikte olmalidir. Unutulmamalidir ki cocuk hayatinin ilk gununden beri ogrenme surecinde olan bir varliktir. Ogrenme surecinde olan kisi sik sik hata yapar . Muhim olan bu hatalarin cocuga gerekli aciklamalari yaparak ogrenmeyle degistirilmesidir. Cocuga asiri disiplin uygulanmasi , cocugun bazi noktalarda sikilmasini ve kendini ortaya koyma noktasinda tereddutler yasamasina neden olur. Asiri disiplin cocuklarda kaygi belirtilerine yol acar ve cocuk kendisini devamli gergin ve huzursuz hisseder. Cocugun yaptigi hatalar hicbir zaman gormemezlikten gelinmemeli , gormezlikten gelinen davranislar cocuklarda pekisecektir. Bu nedenle uygun bir sekilde cocugun yaptigi hatalar anlatilmalidir. Asiri hosgorulu anne baba tutumunda ise , neyin dogru neyin yanlis , neyin yapilmasi gereken neyin yapilmamsi gereken davranis oldugunu bilemeyen bir cocuk haline gelmesine neden olur. Asiri hosgoru cocukta gevsek ve tutarsiz bir yapinin ortaya cikmasina ve cocugun sinirlari devamli genisletme gayretleri icine girmesine yol acar. Bu sekilde asiri gevsetilmis sinirlar cocuklarda davranis problemlerine yol acarak belli bir sure sonra anne baba icin cocugun davranislarinin cok buyuk bir problem haline gelmesine neden olabilir.Bu nedenle anne babanin her ikisinin de disiplin ve hosgoru konusunda sozbirligi icinde olmalari birbirinden farkli tutumlara girmemeleri gerekir. Ozellikle evde yasayan veya cocuk uzerinde etkinligi olan buyukanne ve buyukbabanin da bu konuda sinirlari gevsetmek yerine , anne babaya yardimci olmaya calismalari gerekir. Bu tutarsiz durum cocugun , nasil davranacagini bilememesine ve davranis problemlerinin daha da artmasina neden olur. Anne babalarin bu konuda disiplin ve hosgoru dozunu tam olarak ayarlamalari onemlidir. Cocugun normal psikososyal gelisimi icin bu durum cok onemli bir noktadir.

2.HERSEYE ITIRAZ

Cocuklarin anne babalarina karsi gelmesi cok sik karsilasilan bir problemdir. Anne babanin her dedigini olumlu veya olumsuz taraflarini dusunmeden surekli karsi gelme durumu varsa bu durumda karsi gelme bozuklugundan bahsedebiliriz.Genelde cocuklarda cabuk sinirlenme karsi gelmeye eslik eden durumdur. Normal yasin verdigi karsi gelme bazi donemlerde cocuklarda gozukur. Anne babanin dengeli tutumu ile bu problem kisa surede asilabilir. Cabuk sinirlenme ve karsi gelme durumu genelde cocuklarda kaygi halinin belirtisidir. Bazi noktalarda icsel catismalari olan ve kaygi hali olan cocuklar cok cabuk tepki ortaya koyarak sik sik anne babalarina karsi gelirler. Kardes kiskancligi , cocuga karsi anne veya babanin ilgisizligi, diger kardesin cok fazla on plana gecmesi ,cocugu yonlendirme eksikligine bagli bos kalma, okul problemleri , cocukluk cagi depresyonlari , sik sik elestirilme , asiri derecede disiplin uygulamalari, cocugu etkileyen psikososyal stres faktorleri ilk akla gelen cocuga anksiyete (kaygi ) olusturacak nedenlerdir. Ayni zamanda bu kaygi durumundan cocuga uygulanan sinirlarin cok gevsetilmesi ile basgosteren davranis problemlerine bagli karsi gelme ve mevcut kurallara itiraz da karsi gelme davranisi seklinde gorulebilir. Karsi gelen ve cabuk sinirlenen cocuga genelde yapilmasi gereken sey cocugun kaygi durumuna neden olan etkeni bulmaktir. Cocuga dengeli ve duzenli devam ettirilen sevgi ve hosgoru durumu da cocugun kaygi halini alacak ve onu anne babaya isbirligine zorlayacaktir. Cocuklarin karsi gelme ve tutturmacilik ile anne babalarini yonlendirmeleri yerine, anne babanin biraz daha bilincli davranip basit psikolojik kurallari uygulayarak cocuklarini istedikleri gibi yonlendirebilmeyi ogrenmeleri gerekir. Bazi cocukluk cagi psikiyatrik problemlerinde karsi gelme ve cabuk sinirlenme durumunun gorulebilecegi unutulmamali ve bu yondeki tespitler ve eslik eden diger problemlerin varliginda, psikiyatrik yardim icin anne babalarin cocuk psikiyatristine basvurmalari onerilir.
3.ICE KAPANIKLIK

Cocuklar devamli psikososyal bir gelisim gosterir. Normal sosyal gelisim icerisinde basta aile uyeleri olmak uzere diger insanlar ile iletisim ve etkilesim onemlidir. Bu normal gelisim icin kacinilmaz bir durumdur. Bazi cocuklar gerek kisilik ozellikleri gerekse ikincil olarak etki eden faktorler sonucunda ice donuk ,sosyal ortamlara ve alisilmadik mekanlara kolay adapte olamayan , genelde duygusal paylasima girmeyen , yabanci insanlardan tedirgin olan bir yapida olabilirler. Bu durum bazi psikiyatrik durumlarda gorulebilir. Bu durumda cocugun bu nedene yonelik tedavisi gereklidir. Anne babalarin bu durumda yapmalari gereken sik sik cocuga soz hakki tanimalari ,hemen her konuda onun kendisini ve duygularini ifade etmesini saglamalari , ona sik sik ne hissettigini ve dusundugunu sormalari , cocugun kendisine deger vermeleri , konustugu zaman dinlemeleri , sik sik sosyal ortamlarla irtibatini saglamalari , onu oldugu gibi kabul ederek sevgilerini sik sik belli etmeleri , cocugun her seyine mudahale etmeden ve cok mudahaleci olmadan onun kendini ortaya koymasini saglamalari onerilir. Devam eden durumlarda bazi psikiyatrik tablolardan soz edilebilir. Bu durumun tedavisi gerekir. Ozellikle okul cagi ile beraber sosyal iliskilerde problem olmamasi icin durumun cozumlenmeye calisilmasi onem kazanir.

4.ASIRI HAREKETLILIK

Bazi cocuklar yasitlarina gore asiri hareketli olabilirler. Bu durumun bir cok nedeni olabilir. Genelde asiri hareketli cocuk denince aklimiza hiperaktif cocuklar gelir. Cocukta asiri hareketlilik her ortamda oluyor yer ve zaman dinlemiyorsa o zaman hiperaktiviteden suphelenmek gerekir.Bu durumda cocukta dikkat eksikliginin de eslik edip etmedigine bakilmasi gerekir. Asiri hareketli cocuklar devamli kipir kipirdirlar , yerlerinde duramazlar , sanki bitmez bir enerjileri var gibidir. Genelde asiri hareketli cocuklarin durumu okula basladiklari donemde belirgin bir sekilde fark edilir. Ogretmenden sik sik uyari alinmasi ile anne baba olayin farkina daha da iyi varir. Bu durum cocugun sosyal iliskilerini ve ders basarisini etkiler.Normalde belli bir kapasitede olan bu cocuklar ders basarisizligi ile karsimiza gelirler. Bu durumlarda ilac tedavisi ve diger tedavi yaklasimlari cocugun gelecegi acisindan onemlidir. Asiri hareketlilik durumu cocugun sikinti ve problemlerine bagli da gelisebilir. Bazi psikiyatrik durumlarda cocuklarda bu turlu hareket artisina rastlayabiliyoruz. Bu durumda cocukta sikintiya ikincil olarak gelismis yerinde duramama, hareketlilik artisi gorulur. Altta yatan sikintinin ve stres etkeninin halledilmesi ile cocugun bu hareketliliginde azalma gorulur. Bu cocuklarin genelde anne ve babalarinda da buna benzer bir hareketlilik cocukluk donemlerinde olabilir. Bu turlu cocugu olan anne babalarin olaya gayet sakin yaklasarak , bu hareketliligi ve cocugun psikososyal gelisimini iyi yonlendirmeleri gerekir. Asiri hareketliligi yuzunden cok elestirilen ve sosyal ortamlardan dislanan cocuklarda , baska psikiyatrik problemlerde olusabilir.Bu cocuklari sportif faaliyetlere yonlendirmek , onlari olumlu ve faydali ugraslarla mesgul etmek , enerjilerini bazi hobilere kanalize etmek, dikkat eksikligi ve hiperaktivite durumu varsa tedavisini saglamak onemlidir.
5.DERS BASARISIZLIGI

Ders basarisina etki eden bir cok durum vardir. Ders basarisizligi cocuklarin normal sosyal ve psikolojik durumunu etkiler. Bu durumda aile ile iliskilerinde bozulmasi soz konusu olabilir. Ders basarisina en buyuk etken cocugun zeka kapasitesidir. Bu durum cocugun okudugunu , anlatilani ve aktarilan bilgileri kolay kavramasina ve akilda tutmasini kolaylastirir. Zekanin belli bir seviyeye gelmesini daha cok dogumsal ozellikler ve cevre sartlari belirler. Belli bir zeka kapasitesi olmasina ragmen ders basarisizligi olan cocuklarda asagidaki nedenleri aramak yerinde olur. Ders basarisizliginin en buyuk nedeni, cocuklarin belli bir sorumluluk icerisinde kendilerini hissedip , okul sonrasi gerekli ders calisma saatlerini duzenlememeleri ile kendini gosteren durumdur. Bu durumda ogretmen ve aileye cok buyuk bir is dusmekte uygun ve dengeli yaklasimlar ile cocuklarin bu yondeki eksikliklerini isbirligi icinde kapatmalari gerekir. Yanlis tutumlar cocuklarin bu sikintisini pekistirir. Bu durumda ogretmen aile isbirliginin olumlu etkisi buyuktur. Egitimde firsat esitligi onemli bir konudur. Cocugun gittigi okulun genel durumu , ogretmeninin ozellikleri , sinifin ozellikleri , verilen egitimin kalitesi , bu egitime ek olarak saglanan imkanlar cocuklarin ders basarisini dogrudan etkiler. Butun bu noktalarda belirgin problem olmamasina ragmen cocukta gorulen ders basarisizliginda ozel ogrenme guclugu durumunu hesaba katmak yerinde olur. Bu durumun tespiti ve egitim ile tedavisi onemlidir. Ders basarisina etki eden diger nedenlerden biriside cocukta olabilecek depresyon , madde bagimliligi , uyum bozukluklari ,aile ile ilgili problemler, psikososyal stres etkenleri , anksiyete bozukluklari gibi psikiyatrik durumlar da ders basarisizliklarina neden olabilir. Bu durumlar ders basarisizliginin yaninda ek belirtiler ile kendini gosterir. Bu negatif etkenin ortadan kaldirilmasi ile ders basarisizliginda duzelme belirgin olarak gorulur. Ders basarisizligi olan cocuklarin yasitlari ile kiyaslanmadan ve ozguvenleri zedelenmeden , ders basarisi icin yonlendirilmeleri onemlidir. Cocuklarin bu turlu sikintilari varken anne babanin asiri ilgisiz ve asiri kontrol durumlari, cocuklarin bu durumlarinin devam etmesine neden olur. Onemli olan anne babalarin cocuklarina vakit ayirarak , onlarin durumlarindan haberdar olmalari ve bu turlu problemler tamamen cocugun yasaminda pekismeden gerekli onlemler alinmalidir
6.COCUGUN KENDINI ORTAYA KOYMASI VE NORMAL KISILIK GELISIMINI NASIL SAGLAYABILIRIZ.

Cocuklar devamli psikososyal gelisim icerisindedirler . Bu gelisimi etkileyen temel faktor en azindan belli bir yasa kadar ailedir. Cocugun kisilik gelisimi bir hayat boyu devam eder.Kisilik gelisiminin buyuk bir kismi erken yaslarda tamamlanir .Bu durumda cocugunuz birinci planda anne baba ve bakim veren kisiden , ikinci planda evdeki diger bireylerden , ucuncu planda sosyal cevreden iyi veya kotu yonde etkilenecektir. Anne babanin etkisi kardese gore cok daha fazladir. Ama bir iletisim ve etkilesim ortami olan ailede kucuk kardes buyuk agabeyden veya abladan da etkilenecektir.Bu durum cogu zaman iyi yonde bir etkilesim ile sonuclanir ve iyi yonlendirilirse kardes kiskancliginin onune gecilir . Kucuk cocuklar agabeyinden veya ablasindan bir cok seyi hizli bir sekilde ogrenerek , gelisimini daha da pekistirebilir.Bu nedenle kucuk kardesler daha sansli sayilabilir .Buyuk olanlarin yas avantaji oldugu icin kucuk kardes ister istemez ogrenme ve etkilenme olarak buyuk kardesi takip eder .Ama bu durum kucuk kardesin buyugu rakip olarak algilayip tamamen ona ters dusmesinden cok daha iyi bir durumdur. Eger psikososyal gelisim icerisinde cocugunuzun geri planda kalmamasini ve kendini ortaya koyarak , kisilik ozelliklerini gelistirmesini istiyorsaniz ; Her cocuk icin psikososyal gelisim sureci icerisinde yapilmasi gerekli bazi tavsiyeleri aktarmak istiyorum. Bu cocugunuzun kendine olan guvenini artiracak , kendi kisilik ozelliklerinin gelismesini saglayacak , onun psikososyal gelisimini guclendirecektir.


1-Sik sik cocugunuza yasina uygun olarak yapabilecegi gorev ve sorumluluklari verin.

2-Ona sik sik kendini nasil hissettigini sorun
3-Olaylar karsisinda onunda fikrini ifade etmesini saglayin yani ona kendi fikrini sorun ve dusunmeye sevk edin .Soyledigi seylere onem verdiginizi hissettirin .
4-Onun iyi yonlerini ve basarilarini takdir edin , on plana cikarin ve odullendirin.
5-Onun kabiliyetlerinin gelismesine zemin ve imkan hazirlayin
6-Hatali davranislarini konusarak onu yargilamadan anlatmaya calisin , olaylarin ve yaptiklarinin hatali taraflarini farketmesini saglayin
7-Sik sik onu sevdiginizi ve onun aileniz icin ayrilmaz bir parca oldugunu ifade edin
8-Onun kendini ifade etmesini kolaylastirmak icin karsilikli olarak siz ona kendinizi ifade edin ,ondan da kendini ifade etmesini isteyin sik sik karsilikli konusup sohbet edin
9- Onun yapabilecegi seyleri kendisine birakin , onun yerine bazi seyleri yapmayin , bu cocugun kabiliyetlerinin gelismesini engelleyerek kendini ortaya koymasini engeller.
10-Onunla kaliteli ve hos bir sekilde vakit gecirin
11-Onun olaylar karsisindaki duygularina deger verdiginizi belli edin 12-Onun sosyal ortamlardaki arkadasliklarini ve girisimlerini uygun oldugu olcude destekleyin
13-Onun aile ici herkesle olan baglarinin kuvvetlenmesini saglayin Unutmayiniz ki bu gunun cocuklari ,yarinlarin buyukleri olacak, cocugunuzun bu gunden davranis ve kisilik gelisimi iyi yonlendirilirse , gelecekte hem onun hem sizin acinizdan ideal olan gerceklesmis olacaktir.
7.COCUGUN YERINE BAZI SEYLERI YAPMA

Insanoglu ilk dogdugu gunden itibaren devamli olarak kendi kabiliyet ve becerilerini gelistirme sureci icerisindedir. Buna bagli olarak dogustan var olan mevcut kapasite ozellikle hayatin ilk yillarindaki cevresel ve fiziksel etkenlerinde devreye girmesi ile hizli bir gelisme gosterir. Her birey yasina uygun gelisme donemlerini saglikli bir sekilde gecerek, gerek motor becerilerini , gerek sosyal gelisimini , gerekse dil gelisimini cocukluk doneminde hizli , daha sonra giderek yavaslayan bir sekilde devam ettirir. Bu siniflamalardan (motor , dil , sosyal gelisim ) her birinin uygun ve tam olarak gelismesi icin bazi yonlendirmelerin yapilmasi ve bazi cevresel sartlarin saglanmasi gerekir. Konunun bir cok ayrintilari olmakla birlikte su anda kismi olarak deginilecektir. Ozellikle cocuk bakiminda soz sahibi olan annelerin cocuk uzerindeki davranis sekilleri cocugun gelisimi acisindan cok buyuk onem arz etmektedir. Bazi anneler cok asiri derecede cocuklari ile ilgilenirler , Bu durum cocuklariyla hic ilgilenmeyen annelerin durumu kadar cocuk icin sikintili olabilir. Bu asiri ilgilenme durumunun ayrintilarini baska bir zamana birakarak konumuz ile alakali olan kismini bahsetmek istiyorum. Genelde asiri koruyucu ve kollayici anne babalar olmak uzere bazi ebeveynler cocugun uzerine o kadar duserler ki onun yasina uygun gelisiminin de onune gecerler . Cunku cocuklar bu derece kendisinin yerine bazi seyleri dusunen ve yapan anne babalar veya baska birisi oldugundan kendileri kabiliyet ve becerilerini kullanmaya gerek duymazlar . Cunku bu durum onlar icin daha kolay olmaktadir.Cocugun yasina uygun olarak kendi basina yemek yemesinden tutun , giyinmesi , okul dersleri , ev icerisindeki etkinlikleri gibi bir cok konuda anne babalar onlarin yasina uygun yapabilecekleri noktalarda gereksiz yere devreye girerek cocugun hem psikolojik olarak hem kabiliyet olarak uygun atilimlari yapmalarini engellerler. Bu nedenle anne babalar cocuklarinin normal gelisimini saglamak icin en basta onlarin yaslarina uygun davranmalari ( bebeksi tavir ve hareketlere prim vermemeleri ) gerekir. Surasi unutulmamalidir ki Cocuklarin yaslarina uygun rol almalarini yada almamalarini anne babalarin onlara cizdigi rol belirler.Cocuklari yerine bir cok davranisi ustlenen ve onlarin yasina uygun sorumluluklar almasini saglayamayan anne babalar , cocuklarina iyilik yaptiklarini zannetmelerine karsin , onlarin kabiliyet ve becerilerini kisitladiklarinin farkinda degildirler. O nedenle gerek psikososyal gelisim gerek bedensel gelisim icin bu durum onemlidir. Cocugun yapmasi gereken aktiviteler ve gorevlerin baslangicinda cocuga yardimci olmak uygun olur ama bu yardimin devamli o gorevi ustlenme seklini almasi ise zararli olur. Yasindan daha buyuk sorumluluklar vermekte ayni sekilde digeri kadar sakincali olabilir. Anne babalarin saglikli bir biyopsikososyal gelisim icin bu dengeyi saglamalari gerekmektedir.
8.ASIRI KONTROL

Bazi anne babalarin dustugu en buyuk hatalardan birisi de cocuklarini cok asiri kontrol ve disipline etmeleridir. Bu genelde cok titiz ve hassas anne baba kisiliginin olmasi durumunda karsimiza cikmaktadir. Ozellikle bazi anneler cocuklari hakkinda her an ne yapiyor , ne ile mesgul oluyor , acaba bir problem var mi , bir sey olursa , basina bir is gelirse ve buna benzer dusuncelerle devamli cocuklarini dusunmekte ve cocuklarini her an kontrol etmeye calismaktadirlar . Elbette ki her anne baba belli olculerde cocuguna sahip cikmali ve cocugunun o an nasil bir durumda oldugunu merak etmelidir. Ama bunun olcusu cok fazla kacirilirsa ve cocuklar cok asiri kontrol edilemeye calisilirsa , sikintinin asil onemli bir kismini cocuklar cekmektedir. Yani cocuk her an kontrol edilme hissi ile yasamakta bu da onlarda muthis bir sekilde bir kaygi ve gerginlik olusturmaktadir. Acaba hata yapar miyim , acaba annem gorur mu , acaba bu is konusunda annem ne der , acaba bu yaptigim icin elestirilir miyim gibi dusuncelerle cocuklarin bu kontrol durumuna reaksiyon olarak kaygilari daha da artmaktadir . Hatta bu durumu bazen o kadar ileri boyutlarda gormekteyiz ki , bu kontrol ve bagimliliga alisan cocuk annesinden ayrildigi zaman sanki basina kotu bir sey gelecekmis gibi endise duyabilir. Bu durum onun ileride ayrilik kaygisi gostermesine de neden olabilir. Annenin kaygisi ve endisesi cocugu da anlamsiz bir sekilde kaygi ve sikintiya sokabilir . O nedenle anne babalarin cocuklarini belli olculerde kontrol etmeleri , onlarin bazi hatalarini gormezden gelmeleri ( devam etme durumunda onlem almak sarti ile ) , onlari bazi zamanlar kendi hallerine birakmalari , her an nerede ne yapiyor dusuncesinden vazgecmeleri , onlar icin asiri kaygi ve endiseye girmemeleri , cocugun ufak tefek yanlislarini tespit edip cocugun yuzune vurmamalari uygun olur. Bu asiri kontrol ve anne babalarin asiri disiplin ile beraber mukemmeliyetci tavirlari , cocuklari anne babanin sozlerine karsi pasif bir direnc ve yalana itebilecegi gibi cocuklarda tik , tirnak yeme , konusma sorunlari , altini islatma, altini kirletme vb gibi kaygi belirtilerine de yol acabilir. Anne babalari cocuklarini kontrol etme konusunda bu dengeyi iyi ayarlamalari gerekir. ayni zamanda cok kontrol edilen ve cok elestirilen cocuklarinda kendi ozguvenlerinin eksik kalacagini ve sosyal olarak cekingen olabileceklerini ve anne babalarinin bu asiri kontrol ve isteklerinin de onlari strese itebileceginin hic bir zaman unutulmamasi gerekir. Her cocugun kendi halinde olmasi gereken zamanlarin oldugu unutulmamali ve cocuklarin kontrol ve takibi onlari bunaltmayacak ve kaygiya itmeyecek derecede olmalidir.
9.ANNE BABANIN FARKLI YAKLASIMLARI

Genelde anne babalar cocuga davranista tek bir cizgiyi tutturmakta zorlanirlar. Elbette ki anne babanin farkli kisilik yapilari , yetisme tarzlari , anlayislari ve degisik farkliliklari olacaktir .Bu cocugun yetisme ve zeka gelisiminde iyi yonde katkilar saglayabilecegi gibi , cocugun egitimi ve davranislarinin yonlendirilmesinde anne babanin birbirinden habersiz veya tamamen farkli yaklasimlari cocuklarin psikososyal gelisiminde buyuk sikintilar olusturabilmektedir. Genelde cocugun gelisim asamalarindan uygun bir sekilde gecmesi ve onun yasa ozgu egitiminin tamamlanmasinda anne babanin yaklasimlari ve cocugu yonlendirmeleri onem kazanir. Butun bunlari su sekilde ornek vererek aciklayabiliriz ; Bir anne asiri hosgorulu olabilir, baba ise tam tersi disiplin yonu agir basabilir. Bu durumda cocugun davranislari , konusmasi , hal ve hareketleri tamamen iki farkli kutup tarafindan yonlendirilmeye calisilirsa cocukta davranis problemleri ve bazi psikolojik sorunlar yasanabilir. Babanin koydugu kurali annenin bozmasi veya tam tersi babanin hosgoru gosterdigi bir davranisa annenin sinir koymasi genelde cocugun davranis olarak kararsiz , cekingen , celiskili ve tutarsiz bir hale gelmesine neden olabilir. Cunku cocuk gelisimini ve davranislarini anne babasindan iyi yonde veya kotu yonde aldigi uyarilar ile sekillendirir. Bu cocuga yansiyan celiskili ve tutarsiz durum cocukta degisik kaygi belirtilerinin ( tirnak yeme , tik , konusma zorluklari , uyku ve yeme bozukluklari vb.) ortaya cikmasini kolaylastirabilir. Anne babalarin mumkun oldugu kadar birbirlerini desteklemeleri , tutarsiz davranmamalari , cocugun yaninda birbirinin uygulamalarini elestirmemeleri gerekir. Bazi gorus farkliliklari olsa bile cocugun olmadigi zamanlarda konusularak ortak gorusun cikmasi ve ortak soz birliginin saglanmasi gerekir. Cocugun saglikli gelisiminde anne babalarin birlikte , celiskisiz ve tutarli olmalari cok onemlidir. Aksi takdirde bu farkliliklar ve anne babanin celiskili davranislari cocuk tarafindan kullanilabilir. Cocugun anne babayi yonlendirmesi bu farkli tutumlardan dolayi kolaylasabilir. Anne babalarin ortak fikir ve gorus birligi ile cocuklarini yonlendirmeleri gerekirken , tam tersi olarak cocuk , anne babayi yonlendirebilir. Bir baska noktada anne baba harici bir baska kisinin( genelde buyukanne , buyukbabanin) anne babanin koydugu kurallari ihlal eden veya zayiflatan yaklasimlarda bulunarak cocuklarin kurallara uymasini ve davranislarinin sekillenmesini engellemesidir. Anne baba arasindaki iletisim ve ortak karar alma mekanizmasi ne kadar iyi isler ve cocuga yansitilan davranislari ne kadar birbiri tarafindan desteklenirse o kadar saglikli ve normal psikososyal gelisimli cocuklar olacaktir. Burada sunu da belirtmek yerinde olacaktir , cocuklara yansitilan davranislarin zaman asimina ugrayarak degisikliklere ugramasi uygun degildir. Yani anne bugun koydugu kurali bir hafta sonra bozuyor veya tam tersi bir tutum izliyorsa ( sebepsizce gerekli bir neden olmadan ) bu durum da cocuklarin gelisimini kotu yonde etkiler. cunku cocuk bir hafta once tepki almadigi bir davranistan bir hafta sonra tepki aldigini gorurse bu onun kendine guvenini azaltir, onu cekingen , tedirgin ve kaygili birisi haline getirir. Yani cocugun cevresinden ( aile , arkadas , okul ve ogretmen , sosyal cevre ) devamli tutarli davranislari gormesi onemlidir. Bu konuyu ileri bir tarihte daha ayrintili incelemeyi dusunuyoruz .
10.CEZALANDIRILMA SEKLI

Cocuklarina guzel bir sekilde egitim vermek ,onlari hayata hazirlamak ve onlari iyi yonlendirebilmek her anne babanin temel hedeflerinden bazilaridir. Devam eden hayat icerisinde cocuklarin gerektigi sekilde iyi ozellikler kazanmasi , bazi yonlendirmeleri gerektirmektedir. Anne babanin her davranisinin , yorumunun olaylar karsisindaki tavrinin ve tepkisinin cocuk uzerinde bir etkisi vardir. Anne baba - cocuk arasindaki etkilesim devam eden cok onemli bir surectir. Ve bu etkilesimin kalitesi neredeyse cocugun butun hayatini etkiler. 6 aylik bir cocuk bile iyi bir sey yaptiginda anne babanin goz temasi ile onu desteklemesi veya kaslarini catarak istemedigini belli etmesi bir odul -ceza seklidir. Aslinda gunluk akip giden hayat icerisinde anne babalar farkinda olmadan cocuklarini odullendirmekte veya cezalandirmaktadirlar. Bazi durumlarda ise cocuklar hatali ve yanlis bir sey yaptigi ve en onemlisi bunu tekrarladigi zaman anne babalarin tepkisiz kalmasi o yanlisin devam etmesini saglamaktadir. Zamaninda mudahale edilmeyen hata devam edecek veya sekil degistirebilecektir. Bazen de anne babanin yersiz ve asiri tepki ortaya koymasi veya tutarsiz bir sekilde cezalandirmasi cocuktaki sikintiyi artirmakta ve yeni davranis sorunlarinin ortaya cikmasina zemin hazirlamaktadir. Ayrica devamli kontrol edilmeye calisilan ve bu kontrol havasi icerisinde gerginlige itilen cocuklarda da psikolojik sorunlar ortaya cikabilecegi goz onunde tutulmalidir. O nedenle bebekken dahi anne babanin cocuga uyguladigi cezalandirma sekli onemlidir. Ve cocugun kisilik gelisiminde , sosyal gelisiminde ciddi tesirler birakir.O nedenle biz cocuk psikiyatristlerini endiselendiren onemli noktalardan biriside bu konuda anne babalarin bilincsiz bir sekilde uygulamalarda bulunmasidir. Genelde cocuklarin yaslari ve yaptiklari hatalarin buyuklugune gore cezalandirilmalari uygun olmak ile birlikte genel yaklasimlari su sekilde siralayabiliriz.

Cezalandirmanin asamalari ve ozellikleri nasil olmalidir 1- Cocuklarin ilk yaptigi hata eger cok buyuk sonuc dogurmayacak sekilde ise uyari seklinde (bu da bir cezalandirmadir ) anne babanin mudahalede bulunmasi gerekir. Bu yeri geldiginde anlik bir kas catilmasi seklinde de olabilir. Bu cocuga mesaj olarak yaptigi davranisin onaylanmadigi tepkisinin iletilmesidir.
2-Yapilan hatanin siddeti artmis ise ve/veya tekrarlayan hatalar ise cocuk ile yasina uygun bir sekilde bu durumun hatali oldugu ve dogrusunun ne oldugu , davranisin tekrari halinde zararinin neler olacagi konusulmalidir. Bu acik olarak sizin tarafinizdan bu davranisin istenmediginin belirtilmesidir.
3-Yapilan hatanin devami durumunda , hatanin buyuklugu ne olursa olsun anne baba tekrar cocugu ile sevgi ve ilimli bir ortam olusturarak , cocuga yonelik asiri tepki ve yargilamadan kacinarak konusmali ve cocuga bu davranisin tekrari halinde ne turlu cezalari alabilecegini belirtmelidir. Burada da cocugun yasi onem kazanmak ile birlikte anne babanin bu durumu onun ile konusma tarzi ve uslubu onemlidir. Kesinlikle durum mucadele ve tartisma ortamina donusturulmemelidir. Cunku bu ortam iki tarafa da zarar verecektir. Ilerleyen donemlerdeki iliskiyi zedeleyecektir.
4- Konusma ve soylenen cezalandirilma ikazlarina ragmen devam eden yanlislarda anne babanin israr ile bahsettigi cezayi uygulamasi gerekir. Burada Hemen sunu belirtelim ; anne babalar kesinlikle yapamayacagi cezalandirma yontemini cocuga soylememeli , ancak cezalandirmayi yapmak istemedikleri veya yapamadiklari zamanda hafifletici sebepler ile bir karsilik sonucunda affetmelidirler ( orn:ceza olarak disari parka goturulmeyecek cocuga , odani toparlarsan senin cezani affedebilirim demek gibi ). Cezalandirmanin sekli ise burada onem kazanmaktadir. Biz cocuk psikiyatristlerinin onerdigi cezalandirma yontemi , cocugun sevdigi seylerden mahrum edilmesi seklindedir. Fiziksel cezalarin cocuklara uygulanmasi son derece sakincalidir ve cocuklarin anne baba ile iliskisini zedelemekte ve ortami daha gergin hale getirmektedir. Veya erken yatma , odasinda yalniz olarak iki-uc dakika beklemesi gibi basit cezalandirma tekniklerinin kullanilmasi da uygun olur. Ama cezalandirilma sirasinda cocuklarin gururu incitilmeden ve ozguvenleri zedelenmeden uygun bir dil ve takdim ile bunun yapilmasi gerekir.
5-Aldiginiz butun onlemlere ragmen onune gecilemeyen sikintilar icin anne babalarin bir uzmana basvurmayi ihmal etmemeleri gerekir. Cunku bu durumlarda davranis bozuklugu , karsi gelme bozuklugu , dikkat eksikligi ve hiperaktivite durumu , cocukluk cagi depresyonlari , uyum guclukleri gibi sorunlar eslik ediyor olabilir. Ek olarak sunu soylemek gerekir anne babanin cezayi takdim sekli , daha onceleri cocuga verdikleri egitim , anne baba harici etkili kimselerin durumu(buyuk anne buyuk baba vb ) , sosyal cevrenin ozellikleri , okul cevresi , anne babanin birbirlerinin desteklemeleri , anne babanin kisilik yapilari , cocuga olan yakinlik dereceleri , arkadas cevresi , buyuk veya kucuk kardesin tutumu , anne babanin daha once tutarli cezalandirma sekilleri vb. gibi bir cok etken ile cocugun davranislari , cezaya verdikleri tepki ve cezalandirilma sonucu elde edilen basari durumu degisecektir.
11.COCUGU ODULLENDIRMENIN SEkLI NASIL OLMALIDIR

Hayatin ilerleyen asamalarinda cocuk gelisimi bazi yonlendirilmelere ihtiyac duyar . Anne babanin cocugun davranislarinin sekillenmesinde cocugun basarilarini , dogru davranislarini , onaylanmasi gereken tavirlarini ,odullendirmesi onemlidir. Nasil ki istenmeyen davranislarin ve yanlislarin kalmamasi icin cezalandirma yontemini uygun bir sekilde uygulamalari onemlidir ayni sekilde odullendirme yontemini de uygun kullanmalari cocuk egitimi acisindan onemlidir.. Cocugun olumlu davranislarinin tasdiklenmesi bebeklik doneminde baslar . Bir hareket yaptiktan sonra bebek annenin veya babanin yuzune bakar ve onlardan tasdik bekler . eger o davranis tasdiklenirse (gulumseme , kafa sallama , dokunma , ses ile onaylama ,ona bir sey verme vb ) bebek o davranisini ilerletir ve o davranisin degisik ve ileri versiyonlari artarak devam eder yani o davranis giderek guclenir. Ama anne baba tarafindan o davranistan sonra olumsuz bir tavir (gormezden gelme , kas catma , ses ile ikaz , el ile engelleme ,onu o ortamdan uzaklastirma vb ) olursa o davranis uzun sure devam etmeden giderek gucunu kaybeder . Biz bu durumu bebeklikten cocukluk donemine ilerlettigimizde yine ayni sekilde onay ve onaylamama cocugun davranislarinin sekillenmesine neden olur . Ama unutulmamalidir ki butun bu soyledigimiz seyler anne baba ile cocuk arasindaki normal bir iliski ve karsilikli etkilesim durumunda soz konusudur. Diger durumlarda ise anne baba ile cocuk arasinda bozuk bir karsilikli iliski durumu varsa o zaman cocuk anne babaya itiraz edecek , dediklerinin tersini yapacak , engellenme ve onaylanmamaya ters tepkiler verecektir. Cocugu odullendirmenin derecesi ve sekli yas ve ailenin durumuna gore genelde degisiklikler gosterir.Ama sunu hemen belirtelim ki en iyi odullendirme maddi odullendirme yerine duygusal odullendirmedir. Cocugun bu turlu bir odullendirmeye alistirilmasi da oldukca onem tasir. Anne babalarin genel anlayisi cocuga maddi hediye ve bir seyler almanin sanki en iyi odullendirmeymis gibi algilanmasidir. Bu sekilde devamli bir seyler alinmaya ve verilmeye alistirilan cocuk ise gun gelecek en iyi ve en pahali hediyelerle bile doyum bulamayacaktir. Ama anne babasinin opmesi , kucaklamasi , gezdirmesi , onunla oynamasi , ona guzel sozler soylemesi seklindeki odullendirme ise en saglikli ve en basarili odullendirmedir. Anne babalarin bu turlu bir duygusal odulun yanisira imkanlari olcusunde ek hediyeler vermesi de cocugu odullendirmenin diger yoludur. Anne babalarin cocuklara alinan hediyelerdeki maddi buyukluk yerine manevi degerini on plana cikarmalari uygun olur. Ama bunu bazi anne babalar yapsa bile gunumuzun tuketim toplumunda cevresinden ve arkadaslarindan etkilenen cocuklari yonlendirmek anne babalar icin hayli zor olacaktir.
1-Bebeklik doneminde odullendirme sekli ; opme , oksama , sevme , kucaklama , onunla oynama , onu besleme , gezdirme , onunla mesgul olma , onunla konusma , onu sevdigini hissettirme vb. (not : bu davranislarin normal zamanda yapilmasi zaten gerekli olmakla birlikte odullendirilmek istendiginde ozellikle yapilmasi onemlidir)

2-Okul oncesi donemde odullendirme sekli ; opme ,oksama , sevme , kucaklama , onunla oynama , onunla gezme , birlikte vakit gecirme , soz olarak onaylandigini vurgulama , onun hosuna gidecek iltifatlar soyleme , onun sevildigini hissettirme , onun gelisim donemine uygun oyuncak ve hediyeler alma ( bu hediyelerin manevi degeri on plana cikarilmalidir) 3-Okul doneminde odullendirme sekli ; opme ,oksama , sevme ,onunla oynama , onunla birlikte gezme , birlikte ders calisma , onaylandiginin hissettirilmesi , onun kabiliyetlerini on plana cikaracak program ve aktivitelere yonlendirme , onun hosuna gidecek iltifatlar soyleme vb. Butun bu odullendirmeler ve onaylamalar cogu zaman cocuklara uygulanmalidir ama odullendirme ozellikle onaylanmasi gereken davranislar icin vurgulanmalidir. Anne babalar odullendirmeyi belli bir hedefe ve basariya karsilik yapmalari o hedeflere ulasilmayi kolaylastirir ama verilen sozlerin kesinlikle yerine getirilmesi ilerleyen hedeflere ulasma ve odullendirmenin ciddiyeti acisindan cok onemlidir.

Hipnoz Nedir ??


Hipnoz, kendiliginden olusan dogal bir zihin durumudur.



Insan irki var oldugu surece , hipnoz vardi ve var olacak.. Hepimiz, bu kendiliginden olusan zihin durumunu, bilmeden, farkinda olmadan surekli kullaniriz. Ornegin, eger bir TV programi ya da sinema filmi izlerken, tamamen seyrettiginize dalmissaniz, buyuk olasilikla hipnozahipnoz ya da hipnoz benzeri durum annenizin ya da esinizin sizi aksam yemegine cagirmasini, size bagirana kadar, duyamamaniza neden olur.. ( Reklamcilar bunu cok iyi kullanir.TV programlarini sizi hipnozahipnozaHipnoz, kendiliginden olusan dogal bir zihin durumudur. Herkes bir cok kez hipnozu yasamistir. Bilerek ya da bilmeden. Bu dogal olusan zihin durumunun tipik bir ornegi otoyol hipnozu olarak adlandirdigimiz, araba surerken, surucude olusan olusan dalma halidir. Bilincalti yola odakliyken bilinciniz farkli dusunceler arasinda gezer, ve sapacaginiz kavsagi gectikten son girdikten sonra bilincaltiniza telkinlerde bulunarak, sattiklari mali almanizi saglarlar.) ra uyanirsiniz.girmissinizdir. Bu sokmak icin kullanip, siz

Amerikan Tip Biriligi hipnozun iki bolumu oldugunu belirtiyor
  1. Kritik faktorun (bilincin yargilayan ozelliginin) bypass edilmesi
  2. Kabul edilebilir secici bir dusuncenin kurulmasi ve kalici hale getirilmesi
Bu tanim, hipnozun anlasilir ve kabul edilen bir tanimidir. Kritik edici etkenin atlanmasi, basitce, sizi sinirlayan inanislarin gevsetilmesi demektir. Ornegin hipnozun anestezi (agrisiz durum) olusturmak icin kullanilmasi 1958 den beri Amerikan Tip Birligi (AMA) tarafindan kabul edilmistir. Hipnozun agri duyulmayan bir durum yarattigi, kabul edilen bir gercektir. Ama, zihnin, dusuncenin, guclu bir agrisiz ortam yaratabilecegine inanamazsa, bunu basaramaz. Ama hipnozdayken, bu sinirlayici yanlis inanc asilir ve cok kisa surede agri duyulmayan bir ortam olusur. Tanimin ikinci kismi olan, secici kabul edilebilir bir dusuncenin kurulmasi, hipnotik induksiyon dedigimiz yontemle bir kisiyi hipnoza yonlendirmeyi anlatir. Secici dusuncenin olusturulmasi sizin sinirlayan yanlis inanclarinizi ( cocuklugunuzdan bu yana toplum veya buyukleriniz tarafindan beyninize enjekte edilmis aliskanlik ve inanislar) reddetmenizi saglayacak zihinsel ortami yaratir ve boylece yeni guclendirici inanislari kabul edersiniz. Hipnotik durum yasaminizda uygun degisikleri yapmaniz icin en uygun ortamdir. Cunku, sizi daha saglikli ve mutlu yasama goturecek degisiklikleri yapmanizi engelleyen dusunce ve inanclari bir kenara itersiniz.

Herkes hipnoz olabilir

O halde su anda artik siz de isterseniz hipnoz olabileceginizi biliyorsunuz. Bunu aslinda binlerce kez yasadiniz.. Gunduz ayakta ruya gorurken yasadiniz, sevdiginiz bir programi seyrederken yasadiniz, ve reklamlarda duydugunuz yeni bir markayi alirken baskasinin size verdigi hipnotik telkinleri kabul ettiniz. Sonuc: Herkes hipnoz olabilir. Hipnoz hali zaten hep orada, zihinin bir islevi olarak mevcuttur. Amac sadece zihnin o halini aktif hale getirmektir. Ayni uyumak gibi.. Zihin nereye odaklanirsa o kisim aktif hale gelir. Hipnoz olmak isteyen herkes hipnoz olabilir

Kleptomani ( Calma Hastaligi)

Ihtiyaci olmadigi, hemen kullanmayacagi halde ve maddi degeri nedeniyle satma dusuncesi olmadan bir takim nesneleri izinsiz olarak alarak, onlara sahip olma seklinde bir durtu kontrol bozuklugudur. Kisinin aslinda o mali satin alabilecek yeterli maddi birikime sahip oldugu, ancak buna ragmen bu davranisi gerceklestirdigi gozlenmistir. Bu davranis daha onceden dusunulmemis ve planlanmamis olup, aniden gerceklestirilir. Bu davranis birinden intikam alma amaciyla yapilmamistir. Birey bu davranisin yanlis ve uygunsuz oldugunun bilincindedir. Kisiler bu davranisi gerceklestirmek icin baskalarindan yardim istemezler. Tarihte Fransa krali 4. Henry ve Sardunya krali Victor un bu ozelliklere sahip oldugu bilinmektedir.

Rahatsizligin cocukluk yaslarinda basladigi belirlenmistir. Kisi bu davranisi gerceklestirmeden once, yogun bir gerilim hisseder. Bu davranis akabinde, mutluluk, rahatlama ve buyukluk hissi icine girmektedir.

Rahatsizlik hakkinda yapilan calismalarin azligi ve bu durumlarin kisiler tarafindan gizlenmesi ve bu durumu gerceklestiren kisilerin saglik hizmetlerinden cok, adli makamlara sevk edilmeleri nedeniyle gercek sikligi tam olarak bilinemese de bin kiside alti kiside rastlandigi saptanmistir. Yakalanan dukkan hirsizlarinin % 5-25 inde saptanmistir. Goldman 1991’deki derlemesinde bu bulgulardan yola cikarak toplum icinde kleptomani oraninin % 0,6 oldugunu one surmustur.

Hastalarin genel ozellikleri:

Kadinlarda erkeklere gore yaklasik dort kat daha sik gorulmektedir. Cinsiyetler arasindaki oranin bu kadar yuksek olmasinin bir nedeni de, erkeklerin boyle bir durumda cogunlukla hastaneler yerine cezaevlerine gonderilmeleri olabilir. Kadinlarda ortalama olarak 30-35 yasta; erkeklerde 50-55 yasta daha sik gorulmektedir. Hem erkek hem de kadinlarda diger durtu kontrol bozukluklari rahatsizliga eslik edebilir. Erkeklerde daha cok piromani (durtusel olarak ates yakip, yangin cikarma) ve hastalik derecesinde kumar oynama ve tekrarlayici patlayici davranim bozuklugu ile bir arada iken; kadinlarda trikotilomani ( durtusel olarak sac ve vucut tuylerini yolma hastaligi) ile beraber bulunabilmektedir. Rahatsizlik sosyoekonomik duzey ile dogrudan iliskili olmayip, bu durumdaki kisinin sosyokulturel duzeyi yuksek de olabilmektedir.Kisiler bu davranislarina engel olabilmek icin sosyal hayatlarini kisitlayabilir ve cevrelerinden uzaklasabilir, alisveris yapmamaya calisabilirler.

Hastaliga neden olabilecek etmenler:

Cocukluk doneminde yasanan olumsuz kosullarin sonucu gelisen kayip yasantilari onemli etkenler arasindadir. Kleptomanik davranislar da bunlarin etkisini gidermeye yoneliktir. Bilincaltindaki bu anilarin kisiyi zorlamasi ile olustugu dusunulmektedir. Bu kisilerin cocukluklarindaki aile hayatlarinin oldukca travmatik ve sorunlu oldugu saptanmistir. Bu bireylerde narsisistik (kendine olan sevgi,ilgi ve destekler) kirilmalarin, ozguven yaralanmalarinin sonucu olarak ortaya ciktigi da dusunulmektedir. Kisinin ozsaygisi ve degerliligine yonelik yapilan saldirilar, ilerleyen donemlerde kisinin olgun bir benlik yapisi gelistirmesine engel olur ve bu tur davranislara zemin hazirlar.

Kleptomani eylemleri bir kayip yasantisini izleyerek de gelisebilmektedir. Bu duruma kadinlarda cocuklarin evden uzaklasmasi; erkeklerde andropoz doneminde rastlanabilir. Kadinlarda gerilimin arttigi adet donemleri ve hamilelik donemlerinde bu tur eylemler artmaktadir. Ozellikle bizim toplumumuzda hamile kadinlarda baskasinin evinde misafir iken, yiyecek maddelerine karsi olan bu davranis ilgi cekicidir.

Bu tur davranislarda odaklanilan maddeler kisi icin cinsel bir anlam da tasimaktadir. Cok etkileyici bir parfum ya da kisi icin cinsel anlam ifade eden bir kitap kolayca canta ya da elbise icine girebilmektedir.Bu kisilerde siklikla cinsellikle ilgili sorunlara da rastlanabilmektedir. Cesitli psikiyatrlara gore cocukta 3-5 yas arasinda gozlenen ve Freud tarafindan “fallik donem” olarak adlandirilan, cocugun cinsel organlara yonelik ilgi ve hareketlerinde artisin oldugu donemlerde karsilasilan sorunlarla iliskili oldugu dusunulmektedir.

Freudun ruhsal yapi modeline gore, kiside dogustan geldigi dusunulen ve her an istedigi herseyi futursuzca yaparak haz almayi hedefleyen altbenlik (id) ile; anne-baba ,ogretmen vb gibi otorite konumundaki kisilerin ahlak anlayislarinin etkisi ile olusturulup,bunun tam tersi bir sekilde “hicbir yerde ve asla” seklinde hareket eden kisinin topluma uyumu icin kisinin istek ve eylemlerine sinir koyan ustbenlik (superego) ve bunlarin ikisi arasindaki dengeyi saglayan asil uygulayici guc olan benlik (ego) arasinda duzenli bir danisma ve uzlasma olmalidir. Kleptomani davranislari gosteren kisilerde bu duzenli isleyisin bozuldugu ve ustbenligin etkisini cok arttirarak , acimasizlastigi ve kisinin kendisini suclamak, cezalandirmak, kucuk durumlara dusurmek icin bu tur hirsizlik eylemlerine giristigi dusunulmektedir.

Kleptomani kiside varolan obsesif kompulsif bozukluk (saplanti-zorlanti bozuklugu) ve depresif bozukluklarin farkli bir gorunumu olabilir. Kleptomanik davranislar ile kisi kendisini gecici olarak iyi hissederek, kaygisini ve ruhsal cokkunlugunu azaltmayi hedefler. Bununla birlikte bu durtusel eylemlerin artarak devam etmesi ve olusturdugu sorunlar bu rahatlamanin , buzdaginin ustunu yoketmekle ayni anlama gelmektedir.

Kleptomanin eslik ettigi psikiyatrik bozukluklar arasinda dissosiyatif bozukluklar, duygudurum bozukluklari ve yeme bozukluklari da sayilabilir. Bu rahatsizlik baska vucutsal hastaliklarin sonucu da gorulebilmektedir. Bunlar arasinda epilepsi (sara), beyin atrofisinin goruldugu durumlar ve demans (bunama), bazi ilac tedavilerinin yan etkileri ve bazi tumorler sayilabilir.

Tedavi:

Kisinin gecmisi ve su ani ile ilgili zedeleyici olaylarin saptanarak, bunlara yonelik uygun dusunce semalari gelistirilmesi ve toplumsal iliskilerdeki uygunsuz savunma mekanizmalarinin degistirilmelerini hedefleyen terapiler, durtusel hareketleri ve kaygi durumunu azaltmaya yonelik ilac tedavileri ve gerekirse hipnoz ile basarili sonuclar alinmaktadir.



Prof.Dr. Kerem Doksat'in Yazisindan:

Kleptomani denen illet psikiyatride "Durtu (Impuls) Denetim Bozukluklari" denen bir grup marazdan biri. Kleptomanisi olan kisiler belli bir seyi yurutmek y�ni calmak icin once dayanilmaz bir arzu duyuyorlar, bunun yanlisligini bildikleri icin direnmeye calisiyorlar ama n�file, sonunda durtulerine magl�p oluyorlar. Calmadan once gittikce artan bir gerilim ve heyecan hissediyorlar, gerceklestirdikten sonra da muthis bir rahatlama yasiyorlar ve bunu tekrar tekrar gerceklestiriyorlar.

Calma eylemini gerceklestirirken sizofreni, mani, antisosyal kisilik veya diger bir ruhsal hastaligin dogrudan etkisiyle hareket etmiyorlar; baska bakimdan akillari baslarinda y�ni. Calinan nesneler genellikle madd� degeri pek olmayan veya kisinin rahatlikla karsilayabilecegi kadar kiymete s�hip: Tuzluk, magazalardaki abur cuburlar, basit bir sus esy�si vs. Hatt� b�zilari, caldiklarini caktirmadan tekrar yerine koyup, akabinde gene calabiliyorlar! Pl�nli, programli ve cete h�lindeki hirsizliklar asl� kleptomani sinifina girmiyor.

Kleptomanlar genellikle bu eylemi gerceklestirdikten sonraki ilk tatmin hissini muteakip, buyuk bir sucluluk ve yakalanma tel�si hissediyorlar. Yaptiklarinin dogru olmadigini, ayip ve suc teskil ettigini biliyorlar ama bir sure sonra dayanamayip, ayni seyi tekrarliyorlar. Davranislari egolarina yabanci y�ni Kompulsif Alisveris Yapma ve Major Depresyon'la sik sik ic ice giriyor bu tablo. Kleptomanlarda Bulimia Nervoza'ya da sikca rastlaniyor. Mesel�, supermarketten asirdigi cikolatalari deli gibi yedikten sonra kusan kadinlar en sik rastlanan vak'alar arasinda. Kleptomanlarin yakin akrabalari arasinda Obsesif Kompulsif Bozukluklu hastalara daha sik rastlaniyor ama bu iki ruhsal bozuklugun akrabaligi uzerinde cok fazla akademik tartisma var.

Yakalanan veya bir sekilde tedaviye gelen hastalar incelendiginde, kleptomanlarin ucte ikisini kadinlarin olusturdugu tesbit edilmis. Dukk�nlardan bir seyler asirirken yakalananlarin s�dece %5 kadari gercek kleptomanlar, digerleri ise resmen hirsizlik amaciyla veya eglenmek icin bunu yapan kisiler. Cogu vak-a yakalanmadan aramizda yasadigi icin, bu ruhsal bozuklugun gercek gorulme orani bilinmiyor. Ama, yakalananlarin baslari hem ahl�k� acidan hem de yasal acidan bel�ya girdigi icin, ciddi sosyal ve meslek� kayiplar yasiyorlar.


Her yasta baslayabilen ama ileri yaslarda ilk defa ortaya ciktigina pek rastlanmamis olan bu hastaligin seyri muhtelif sekillerde olabiliyorsa da, baslica uc turu belirlenmis:
  • Zaman zaman calip, uzun sureler buna ara verenler;
  • Hecmeler h�linde bir sure calip bir sure ara verenler;
  • Muzmin bir h�lde , hemen hep bu isi yapanlar.
Ozellikle bu son gruptakilerin basi defalarca polisle, mahkemelerle derde girmesine ragmen, yapmaya devam ediyorlar.

Montaigne: Aliskanlik...

Montaigne: Aliskanlik...

Bir koylu kadin, bir danayi dogar dogmaz kucagina alip sevmis, sonra da bunu adet edinmis, her gun danayi kucagina alip tasirmis; sonunda buna o kadar alismis ki dana buyuyup koskoca okuz oldugu zaman, onu yine kucaginda tasiyabilmis. Bu hikayeyi kim uydurduysa, aliskanligin ne buyuk bir guc oldugunu cok iyi anlatmis olacak. Gercekten aliskanlik pek yaman bir hocadir ve hic sakasi yoktur. Yavas yavas, sinsi sinsi icimize ilk adimini atar; baslangicta kuzu gibi sevimli, alcak gonulludur ama, zamanla, oraya yerlesip koklesti mi, oyle azili, oyle amansiz bir yuz takinir ki kendisine, gozlerimizi bile kaldirmaya izin vermez...

Bence en buyuk kotuluklerimiz, kucuk yasimizda belirmeye baslar ve asil egitimimiz bizi emzirip buyutenlerin elindedir. Cocuk bir tavugun boynunu sikar, kediyi, kopegi oyuncak edip yara bere icinde
birakir; anasi da ona bakip eglenir. Kimi baba da, oglunun savunmasiz bir koyluyu, bir usagi olduresiye dovdugunu, bir arkadasini kurnazca ve kahpece aldattigini gordugu zaman, bunu yigitlik belirtisi sayarak sevinir. Oysa bunlar zalimligin, zorbaligin, donekligin asil tohumlari, kokleridir; cocukta filizlenirler, sonra aliskanligin kucaginda, alabildigine buyuyup gelisirler. Bu kotu yonsemeleri yasin
kucuklugune ve isin onemsizligine bakarak hos gormek tehlikeli bir egitim yoludur. Once su bakimdan ki, cocukta doga egemendir ve doga asil yeni tomurcuk salarken katiksiz ve gurbuzdur; sonra da,
hirsizligin cirkinligi, calinan seye gore degismez ki: Ha altin calmissin, ha bir igne. �Igne caldi, ama altin calmak aklina bile gelmez� diyenlere benim diyecegim sudur: �Igneyi caldiktan sonra nicin altini da calmasin?�

Kendimiz sandigimizdan cok daha zenginiz; ama bizi ordan burdan alarak, dilenerek yasamaya alistirmislar: Kendimizden cok baskalarindan yararlanmaya zorlamislar bizi.


aLintidir...

Somatizasyon

Yasanan psikolojik sorunlar, kisinin bedensel bir sorununun oldugunu ifade etmesini gerektirebilir. Bazen sikintiniz daha somut olmak zorundadir mesela basiniz ya da mideniz agrimalidir. Psikiyatride buna bedensellestirme (Somatizasyon) denir. O zaman cevrenizden daha cok yardim gorur daha cok ilgi alaka bulursunuz. Uzun yillar boyunca gecmeyen bu tur bedensel hastaliklarin altinda psikiyatrik bir hastalik arama cogu zaman hekimlerin de aklina gelmez. Agri kesicilerle bir turlu kesilmeyen agrilar sikinti ve gerginlik veren durumlarda hastalik belirtilerinde eger artma da varsa o zaman psikiyatrik hastaliklar dusunulmelidir.

Daha cok kadinlarda gorulen ve somatik (bedensel) agrilarla giden somatizasyon bozuklugu ile hastalar doktor doktor dolasir, cantalar dolusu ilac alir ancak ciddi bir duzelme olmaz. Stressor faktorler devam ettikce mevcut hastalikta devam eder. Tarihte histeri olarak da bilinen bu rahatsizlik genellikle 30 yasindan once baslar ve yillarca degisik bedensel yakinmalarla devam eder gider. Psikiyatri literaturunde Somatizasyon bozuklugu olarak bilinen bu rahatsizlikta bir cok bedensel belirti ile giden yakinmalar vardir. En az dort alanda belirti tanimlanir.

Bas, karin, sirt, eklem agrilari, mide, bagirsak yakinmalari vardir. Agri disinda en az bir cinsel yakinmada eslik eder. Kadinlarda adet duzensizlikleri, agrili adet gorme bulanti kusama ile giden gebelikler geciririler. Erkeklerde ise sertlesme bozuklugu ve ejekulasyonla ilgili bozukluklar sikca karsimiza cikar.

Ayrica agrinin disinda mide barsak hareketlerinde bozulmadan tutunda bulanti kusma ve ishale varan belirtiler sikca karsimiza cikar. Ancak burada gorulen belirtilerin zannedildiginin aksine amacli olarak ortaya cikarilmadiginin bilinmesi gerekir. Gerci amacli olarak belirtileri cikaranlar da vardir. Onlara somatizasyon bozuklugu demiyoruz zaten. Bu cogul bedensel yakinmalar bilinen herhangi bir tibbi duruma bagli degildir. Yani bu sikayetlerle basvurulan hekimler belirtilerin ardinda herhangi bir hastalik bulamamaktadirlar.

Bu hastalar genellikle yakinmalarini renkli ve abartili kelimelerle dile getirirler. Etrafinizda tiyatral olarak bunu yasayan insanlar olmustur. Hic boyle karin agrisi tarifi duymamis olugunuzu fark edersiniz. Bu hastalar genellikle ayni anda ayni hastalik icin bir cok hekime basvururlar bu yuzden karisan tedaviler bazen hastaligin seyrini bile etkiler ve hastalik tablosu hekiminde kafasini karistirir. Bu yuzdende uzayan ve bitmeyen bir tedavi sureci hasta icin hem madden hem de manen bir yuk olur.

Mevcut bu yakinmalar sik sik film cektirmeye sik sik hekime muracaat etmeye yol acar. Mevcut yakinmalarla uyumlu bir laboratuar bulgusu ise cogunlukla yoktur. Bu nedenle de hastalar hastaliklarinin tip tarafindan bile kesfedilemediginden yakinirlar. Bazen geriye donup bakildiginda bir yigin mudahalelerde bulunuldugu fark edilebilir. Hatta bazen ameliyat edilmis hastalarla bile karsilasiriz.

Bu hastaligin sikligi %0,2'den %2'ye kadar degisen oranlarda verilmektedir. Uzun suren ancak dalgali bir seyir gosterir yani belirtiler bazen cok agirlasir. Kisinin isi gucu aksar ama genelde hep halinden ve hastaliklarindan sikayetci insanlar olarak karsimiza cikarlar.

Bu durum kadinlarda erkeklerden daha siklikla karsimiza cikar. Ancak nadiren de olsa gorulebilen erkekler vardir ki bu hastalar genellikle cok daha dramatik seyrederler. Isleri bozulur. Uzerlerine dusen vazifeyi hastaliklari nedeniyle yapamazlar. Ve sosyal uyumlari bozulur.