27 Nisan 2007 Cuma

Emzirmek yaralari hizli iyilestiriyor!

Emzirmenin, dogum sirasinda annede olusan yaralarin daha hizli iyilesmesini sagladigi belirtildi. Iyilesme surecinde hormonlarin rol oynadigi tahmin ediliyor.

Dogum sirasinda ve emzirme doneminde seviyesi yukselen prolaktin hormonu, bagisiklik sistemi hucrelerinin uretimini artiriyor. Oxytocin hormonu da yara iyilesme surecine olumsuz etki eden stres hormonlarinin miktarini azaltiyor.

ABD�deki Ohio Universitesi�nde gorevli Courtney DeVries ve ekibinin, sicanlar uzerinde yaptigi arastirma, New Orleans�da duzenlenen Norobilim Birligi�nin yillik toplantisinda aciklandi. Dogum yapan sicanlarin boyunlarini yaralayan bilim adamlari, hayvanlarin yarisini yavrusundan ayirdi, diger yarisinin da yavrularini emzirmesine izin verdi. Emziren sicanlarin yaralarinin, digerlerine gore cok daha cabuk iyilestigini tespit eden bilim adamlari, iyilesme surecinde hormonlarin rol oynadigini tahmin ediyorlar.

Prolaktin ve oxytocin hormonlarinin seviyesinin dogum sirasinda yukseldigini ve sut uretimiyle birlikte yuksek kaldigini belirten bilim adamlari, prolaktinin, yaralarin iyilesmesini hizlandiran bagisiklik sistemi hucrelerinin uretimini artirdigini, oxytocinin de, yara iyilesme surecine olumsuz etki eden stres hormonlarinin miktarini azalttigini kaydettiler.

Bundan sonra, emziren annelerin de yaralarinin daha hizli iyilesip iyilesmedigini arastiracaklarini soyleyen DeVries, sadece sezaryenle dogum yapan annelerin degil normal dogum yapanlarin da yaralandigini kaydetti
.

Anne sutu bebegin ilerde kilolu olma riskini azaltiyor

Anne sutunde bulunan bir proteinin, bebeklerin ilerde fazla kilolu olma riskini dusurdugu belirtildi.
ABD'deki Cincinnati Universitesi'ne bagli cocuk hastanesinde gorevli bir ekip, anne sutunde bulunan "adiponektin" isimli proteinin, vucudun yag ����bolizmasina etki yaptigini kaydetti.

Yag hucreleri tarafindan salgilanan adiponektin proteini, vucudun seker ve yag iceren maddeleri nasil "isledigine" etki ediyor.

A'dan Z'ye Hastaliklarin Adlari Ve Belirtileri

A-
Abse:
Ici cerahat dolu sisliklere verilen isimdir. Vucudun her tarafinda ortaya cikabilir. Nedeni vucuda giren mikroplardir.

Adale romatizmasi: Cogunlukla, siddetli soguk alginliklarindan sonra gorulen ve hareket etmenin zorlasmasina neden olan bir cesit romatizmadir. Tip dilinde Myalgia, Fibrozit denir. Korunmak icin terli camasirlari, en kisa zamanda degistirmek ve usutmemek gerekir.

Adenit: Boyundaki lenf damarlarinin sismesi sonucu meydana gelen iltahapli sislige adenit denir.

Agiz yaralari: Agiz yaralari, "basit" ve "derin" veya "sert kenarli" yaralar olmak uzere iki grupta toplanabilir. Cogunlukla, usutme veya hazimsizliktan kaynaklanir. Yaralarin etrafi, kirmizi bir cizgi ile cevrilidir. Baslangicta, ici su dolu kabarciklar halindedirler. Sonradan patlayarak etrafa yayilir ve sancili agrilara neden olurlar. Cocuklarda; kizamik ve cicek hastaliklari sirasinda da ayni yaralar meydana gelebilir.

Agrili aybasi hali: Tip dilinde dysmenorrhoea/dismenore denilen bu h�l, ozellikle aybasi kanamasinin basladigi ilk gun gorulur. Bazi kimselerde, agrilar aybasi kanamasinin baslamasindan bir kac gun once ortaya cikar ve kanamanin baslamasiyla kesilir. Bir kisminda da kanama baslamadan, kanama gorulen gunlerde ve sonraki birkac gun icinde hissedilir. Bu cesit agrilara, cogunlukla 18-24 yaslari arasindaki kadinlarda rastlanir. Agri, gobek altinda veya bacaklarin ust kisminda kasilmalar seklinde baslar. Kusma gorulebilir. Yuz, sararir ve terleme artar.

Akrep sokmasi: Akrep; sicak ve nemli yerlerde yasayan, kivrik ve kalkik kuyruguyla zehirli bir ignesi olan bocektir. Akrep soktugunda yapilacak ilk is; soktugu yerin altini ve ustunu sikica baglamaktir. Sonra; ignenin bulundugu yer, iki parmak arasina alinip, kan akincaya kadar sikilir ve uzerine amonyak surulur.

Albuminuri: Idrarda, albumin bulunmasina; Tip dilinde Albuminuri; halk arasinda ise, aktutma denir. Bir cok hastaliklarda, ozellikle Bobrek hastaliklarinda, idrarda albumin gorulur. Mumkun oldugu kadar sut icmeli, patates haslamasi ile muhallebiyi sofradan eksik etmemelidir. Baharatli yiyecekler, biber, tursu ve tuz kesinlikle terk edilmeli; kahve ve fazla miktarda su icilmemelidir.

Alerji: Vucudun, bazi madde veya hava sartlarindan etkilenmesi yahut psikolojik etkenler sonucu ortaya cikan bir hastaliktir. Once, alerjiye neden olan etkenleri bulmak gerekir. Alerjinin belirtileri de; sahsa gore degisir. Kiminde kasinti, kiminde kurdesen, kiminde astim gorulur. Hasta, eger bazi maddelerle temasindan dolayi alerji oluyorsa, o maddenin uzaklastirilmasi ile mesele kendiliginden cozumlenmis olur.

Altini islatmak: Tip dilinde Enuresis denir. Altina ve yatagina iseyen cocuklar; genellikle anne ve babasindan yeteri kadar sevgi ve ilgi gormeyen cocuklardir. Hastalik, belli bir nedenden kaynaklanmiyorsa; yapilacak is, cocuga ihtiyaci olan sevgiyi vermektir; ancak altini islatmak, herhangi bir bobrek rahatsizligi veya seker hastaligindan da kaynaklanabilir. Bu nedenle doktora gitmek gerekir.

Anne sutunun azligi: Anne sutunu artirmak icin bol bol sulu gidalar yemek, uzuntulerden siyrilip bir sure dinlenmek faydalidir.

Anus kasintisi: Anus (serc); yani sindirim kanalinin dogrubagirsak denilen son kismindaki cikis deligi veya cevresinde (oturak yerinde) gorulen kasintilarin nedeni cesitlidir. Bunlar arasinda; kilkurtlari, sumuksu akinti, basur, catlak, ishal veya kabizlik, egzama (mayasil), sinir bozuklugu veya yeteri kadar temizlige dikkat edilmemesi sayilabilir.

Apandisit: Korbagirsagin iltahaplanmasi sonucu ortaya cikan bir hastaliktir. Muzmin apandisitte; kat’iyetle ilac verilmez. Ameliyat gerekir. Had apandisit; karnin ortasindan baslayip, sag alt kisma yerlesen bir agri ile kendini gosterir. Hazimsizlik ve gazdan sikayet edilir. Kusma gorulebilir bazen de migde bulantisi olur.

Ari sokmasi: Ari; bal ve balmumu yapan fakat, ignesiyle sokan bir bocektir. Hassas bunyeli kimseleri soktuklari zaman,onlarin sok gecirmelerine neden olabilirler. Esek arilari ise; bal arilarina nazaran daha tehlikelidir. Ari sokmasinda yapilacak ilk is; arinin ignesini, ucu yakilmis bir igne ile cikarmaktir. Sonra arinin soktugu yerin alt ve ustunden sikica bogulur. Uzerine soguk su dokulur.

Arpacik: Halk arasinda it dirsegi de denir. Doktorlarin Hordoleum dedikleri hastaliktir. Goz kapagindaki herhangi bir kilin dibinde; ici dolu bir sislik meydana gelir. Aci ve zonklama vardir. Arpacikla, hicbir sekilde oynamayin, onu sikmayin! Beslenmenize onem gosterin, uzuntulerinizi birakip biraz daha mutlu olmaya bakin.

Astim : Hasta, kriz geldigi zaman soluk almakta zorluk cektigini zanneder, gercekte nefes vermekte zorluk vardir. Bunun nedeni de, akcigerlerdeki kucuk hava borularinin daralmasidir. Buralardan gecen hava, isliga benzeyen bir ses cikarir, ki buna hirilti denir. Astim, bir kac grup nedenden kaynaklanir. Bunlarin basinda da bunye gelir. Yani, bazi kimselerde bas agrisi ne kadar tabi bir seyse, digerlerinde de astim o kadar dogaldir. Bazi kimseler, toz, kil, yumurta, sut, aspirin, cicek tozu ve benzeri seylere karsi hassastirlar. Bu hassasiyet, astim krizleri seklinde kendini gosterir. Tedavi icin, hastayi etkileyecek bu unsurlarin ortadan kaldirilmasi yapilacak ilk istir. Asiri heyecan veya korku da astim krizine yol acabilir. Bu gibi durumlarda hastayi sakinlestirmek yapilacak ilk istir. Bazi kimselerde de, Had Bronsit sonucu astim krizi gorulebilir. Kalp yetmezligi de astim krizine neden olabilir.

Astigmatlik: Goz yuvarlagi caplarinin duzensiz olmasi sonucu ortaya cikan bir cesit goz bozuklugudur. Hasta; noktalari bir cizgi halinde gorur. Cogunlukla dogustandir. Miyopluk veya hipermetroplukla beraber de gorulebilir. Bazi astigmatlar, bas agrilarindan da sikayet ederler. Tedavi icin doktorun verecegi gozlugu kullanmak gerekir.

Asiri aybasi kanamasi: Aybasi gorme arasindaki sure normaldir. Fakat kanama coktur ve normal suresinden fazla devam eder. Nedenleri cesitlidir: rahimde ur, rahim carpikligi, yorgunluk, sinir bozuklugu, atesli hastaliklar veya evlilik hayatindaki uyusmazliklardan kaynaklanabilir.

Ates: Vucut sicakliginin yukselmesine ates denir. Vucut sicakligi bedenin her yerinde ayni degildir. Ornegin; termometre agiza konuldugunda gorulen isi, koltuk altina konuldugunda gosterdigi isidan 0,5 derece daha dusuktur. Diger taraftan, vucut isisi gun boyunca da 0,5 derece oynar. Sabahin erken saatlerinde isi dusuk, aksam saatlerinde yuksektir. Vucut isisi 36,2 - 37,5 arasinda ise normaldir. Atesle birlikte; usutme, titreme, bas agrisi, bunalma, huzursuzluk, vucut kirginligi, istahsizlik, kabizlik, sayiklama, havale veya koyu renkli idrar cikarmada gorulebilir. Atesin nedeni, genellikle soguk alginligi, grip, bademcik iltihabi, bogaz agrisi, bronsit, sinuzit, kulak iltihabi, bagirsak iltihabi veya bobrek hastaliklarindan biri olabilir. Bu nedenle tedaviden once nedeni tespit etmek gerekir.

Ayak agrilari: Cogunlukla yorgunluk, bag yerlerinin burkulmasi, fazla kilo almak veya bazi hastaliklardan kaynaklanabilir. Onemli bir hastaliktan kaynaklanmayan agrilarda yapilacak masaj ve dinlenme cok faydali olur.

Ayak burkulmasi: Yururken, kosarken veya atlarken ayak kaslarinin beklenmedik bir durumla karsilasmasi sonucu gorulur. Burkulmadan hemen sonra agri, sisme ve morarma olabilir.

Ayak cibani: Ayak derisindeki ter bezleri ve kil keselerinin mikroplanmasi sonucu ortaya cikar. Ciban yerinde, ilk once sert ve kirmizi bir kabarti belirir. Agri vardir. Sonra iltihaplanir. Cibani sikmamak gerekir.

Ayak sismesi: Ayak sismesi; uzun sure ayakta durma, dolasim sisteminin yetersiz olmasi, gebelik, uzun sure hareketsiz kalma veya incinme, burkulma sonucu ortaya cikar.

Ayak terlemesi: Ayaklarin normalden fazla terlemesi genellikle ter bezlerinin asiri derecede calismasindan kaynaklanir. Diger taraftan, kalin corap giymek, atesli bir hastalik veya normal vucut sicakliginin dusmesi de ayak terlemesine neden olabilir.

Aybasi duzensizligi: Aybasi kanamasi normal olarak 2-7 gun surer. Normal olarak 28 gunde bir gorulen aybasi kanamasi, bazi hallerde vaktinden once veya sonra da gorulebilir. Nedeni; asabi krizler, hormon dengesizligi veya bunye zayifligi olabilir.

Aybasi kanamasi azligi: Aybasi kaninin normal miktari; saglam kadinlarda 7-77 gram arasinda degisir. Cogunda 27-75 gram arasindadir. Ortalama miktar 50 gram kabul edilir. Aybasi kaninin yukarida belirtilen miktarlardan az olmasi, cogunlukla ruhsal durumla veya kansizlikla ilgilidir.

Aybasi kanamasinin gecikmesi: Normal olarak zamani geldigi halde aybasi kanamasi baslamazsa; gebelik, kansizlik, tiroid veya karaciger hastaliklari akla gelebilir. Ayrica yorgunluk, sinirlilik veya adetten kesilme de dusunulebilir.

Aybasi kanamasinin uzun surmesi: Normal aybasi kanamasi 2-7 gun devam eder. Bazi kimselerde bu sure uzar. O zaman rahimde ur veya kist oldugundan, yumurtaliklarin usutulmus olmasindan, sinir veya kalp hastaligindan suphe edilir. Tedaviye gecmeden once esas nedeni bulmak gerekir. Onemli bir durum yoksa asagidaki recetelerden arzu edilen uygulanir.

Aybasi kanamasi yoklugu: Genc bir kiz bulug cagina geldigi halde, aybasi gormeye baslamamissa, aybasi yoklugundan soz edilir. Bu durum karaciger hastaliklarindan, kansizliktan veya tiroit bezi bozuklugundan kaynaklanabilir. Oncelikle nedeni bulmak gerekir. Normal aybasi goren kadinin da; kansizlik, karaciger rahatsizliklari, beslenme bozukluklari veya tiroid bezi hastaliklari sonucu aybasi kanamalari kesilebilir. Ote yandan aybasi yoklugu, gebeligin veya menapozun isareti olabilir.



-B-

Agiz Kokusunun Sebebi Ne ?



MemoriaL Hastanesi Agiz ve Dis Hastaliklari Bolumu'nden Uzm. Dr. Emek Kurtoglu Kulur, agzi kokusunun nasil olustugunu soyle anlatiyor ''Solunum sisteminden gelen hava, agizdan disari yayilirken agiz boslugundaki kotu kokulu ucucu karisimlarla birleserek disari cikar ve kisilerin kendisini de, cevresini de rahatsiz eden hos olmayan kokular olusturur. Bu konuda yapilan arastirmalar sonucunda agiz kokusu vakalarinin cogunlugunun agiz boslugundan kaynaklandigi tespit edilmistir''

Agiz kokusu olusumu, tukuruk akiminin azalmasi, uzun sure besin ve sivilarin alinmamasina da baglidir. Uyku hali buna iyi bir ornektir. Sabah kalkinca hissedilen agiz kokusu uzun sure tukuruk alis hizinin azalmasi ile ilgilidir. Asiri tutun ve alkol icilmesi de agiz kokusu nedenidir. Sigara yalnizca kotu kokulu nefes olusturmakla kalmayip, bir de killi dil durumuna yol acar ki, bu da besin artiklarinin ve tutun kokusunun tutulmasina neden olur. Dilin arka bolumu mekanik olarak temizlenemedigi icin gida birikimleri orada olusur.

Agiz kokusunun tedavisi icin oncelikle kokunun nedeninin agiz boslugundan mi yoksa sistemik nedenlerden mi kaynaklandigi belirlenmelidir. Bu islem bireyin dudaklarini sikica kapatip, nefesini burun deliklerinden biraktigi takdirde, koku 10 santimetre uzakta duran baska bir kisi tarafindan algilaniyorsa, koku sistemik faktorlerden kaynaklaniyor demektir. Kokunun nedeni agiz boslugundan kaynaklaniyorsa birey dis hekimine, sistemik nedenlerden kaynaklaniyorsa dahiliye uzmanina basvurmalidir.

Lokal faktorlerin neden oldugu agiz kokusu olgularinin yuzde 90'inin basariyla tedavi edilecegi tespit edilmistir. Cogu agiz kokusunun tedavisine dilin fircalanmasi ile baslanir. Agiz kokusunu olusturan bilesenlerin birincil alani dildir. Sabah siddetli agiz kokusundan sikayet eden kisilerde dislerin ve dilin yemek sonrasi fircalanmasi ile sorun kontrol altina alinabilir. Agiz kokusu genellikle agiz hijyeninin duzeltilmesiyle iyilesir. Bu durumda bireyin dis hekiminin tavsiyelerine uymasi yeterlidir.

Klimalar Kilo Aldiriyormus

Soguk havalarda isinmak, sicak havalarda serinlemek icin kullandigimiz klima ve isiticilarin insanlarin kilo artisinda etkisi oldugu belirtildi.

Alabama Universitesi'nin klinik beslenme merkezinde yapilan arastirmaya gore klima ve isiticilar vucudu belirli bir isi noktasinda tutmayi sagladiklari ve vucudun kendi isi dengesini kurmasini engelledikleri icin kiloyu etkileyebiliyor.

Vucut normalde belirli bir isi noktasinin altinda ya da ustunde harcadigi enerjiyi artirarak veya cesitli fizyolojik mekanizmalarla isi dengesini kurmaya calisarak enerji depolarinin azalmasini saglar.

Ancak klima veya isiticilar vucudun kalori yakmasini engelleyerek kilo ve yag artisina yol acabiliyor.

Nikotin Bandini Doktor Kontrolunde Kullanin

Sigara aliskanliginin birakilmasi icin tercih edilen nikotin bantlarini doktor kontrolunde kullanilmali. Bantlarin hangi dozda kullanacagiyla ilgili doktor onerilerine uyulmasi gerektigini vurgulayan Uludag Universitesi Gogus Hastaliklari Ana Bilim Dali Ogretim Uyesi Prof. Dr. Esra Kurt Uzaslan, "Dusuk veya yuksek dozdaki bantlari kullanmak gereksiz riskleri almaya yol acar" uyarisinda bulunuyor. Nikotin bandi takiliyken sigara icilmesinin, bandin olasi yan etkilerini artiracagini belirten Prof. Uzaslan, devam ediyor: "Bant kullanirken sigara icmeye devam etmek; bandin carpinti, bas agrisi, uykusuzluk, kas agrisi ve hazimsizlik gibi olasi yan etkilerinin artmasina neden olabilir. Bandin her gun vucudun kilsiz degisik bolgesine yapistirilmasi gerekir. Ayrica nikotin bantlarini; son bir ay icinde kalp krizi gecirenler, kalp ritm bozuklugu olan kisiler, hamileler ve sut verenler kullanmamali."

Aids'lI KedIler Sokaklarda

Insanlarda AIDS'e yol acan HIV (Human Immodeficiency Virus) ile ayni aileden gelen ve sadece kedilerde gorulen FIV'in (Feline Immodeficiency Virus), ozellikle sokakta yasayan kedilerde giderek yayginlastigi bildirildi. Dunyada 1987 yilindan beri bilinen ve cesitli arastirmalara gore, insanlar icin risk olusturmadigi belirtilen FIV'in, kedilerde isirma ya da ciftlesme
yoluyla gecen, bagisiklik sisteminde tahribat yaratan oldurucu bir virus oldugu bildirildi.

Izmir Veteriner Hekimler Odasi Baskani Serdar Aktop, retrovirus olarak adlandirilan hastaligin, kedilerin bagisiklik sistemine saldirarak, bir sure sonra kansere yol actigini bildirdi. Kedi AIDS'inin, diger memeli hayvanlara ya da insanlara gectigine iliskin bir kanitin bulunmadigini ifade eden Aktop, bu hastaliga yakalanan kedilerin lenf kanserine yakalanma olasiliginin, digerlerine oranla 5 kat fazla oldugunu ifade etti.

Mevcut kedilerin yuzde 30'unu etkiledigi sanilan hastaligin ciftlesme veya isirma yoluyla gectigini bildiren Aktop, FIV'in kediden kediye bulasmasini
onleyecek en radikal cozumun kisirlastirmadan gectigini soyledi.
Aktop, hastaliga yakalandigi tespit edilen kedileri besleyen ailelere, ''Kesinlikle kedilerinizi sokaga birakmayin. Hayvani stresten uzak tutun ve
veteriner denetiminde bagisikligi guclendiren ilaclar kullanmasini saglayin'' dedi.

''AIDS'LE AYNI AILEDEN''

Veteriner Hekim Rauf Tunay ise sadece kedilerde gorulen bu viral hastaligin, kedi losemisi veya insan HIV virusune esdeger oldugunu, ayni sekilde bagisiklik sistemine saldirarak, ciddi saglik sorunlari meydana getirdigini belirtti.

FIV'in dunyada ilk olarak 1987 yilinda tespit edildigini, ancak daha once de var oldugunun sanildigini ifade eden Tunay, bu virusun insanlar icin risk olusturmadigini bildirdi.

Sokakta oldukca yaygin bir hastalik olarak nitelendirdigi kedi AIDS'inin uc asamali olarak seyrettigini ifade eden Tunay, sunlari kaydetti:
''Ilk asamada, kilo kaybi, yuksek ates, lenf bezlerinde sisme ve supheli deri problemleri goruluyor ve bu donem 1 - 1.5 ay suruyor. 2. asamada ise hicbir hastalik emaresi bulunmuyor. 8-10 yil boyunca gizlenebilen bir rahatsizlik. En son bagisiklik ortadan kalktiktan sonra 3. asamaya geliniyor ki bu asamaya gelen kedilere verilen omur 1 yildir.''

''FIV'LI KEDI EVLERI VAR''

Yurt disindaki bazi ulkelerde, ozellikle Danimarka'da sadece bu hastaliga yakalanan kedilerin kabul edildigi FIV'li kedi evlerinin bulundugunu belirten
Rauf Tunay, ''Orada 10-12 yil boyunca yasamis olan hastalikli kediler var'' dedi.Tunay, ABD'de yapilan arastirmada, bu ulkedeki kedilerin yuzde 8-10'unda FIV bulundugunun belirlendigini, ancak Turkiye'de boyle bir calismanin olmadigini bildirdi. Ortagi oldugu hayvan hastanesine son 1 yil icinde 80-90 vaka geldigini bildiren Tunay, bunlarin yarisinin son asamada oldugunu, hala tedavisi suren 20 kadar kedinin bulundugunu soyledi.

Hastaliktan korunmanin asi ile mumkun oldugunu, ancak virusu aldiktan sonra kedinin iyi bakim ve beslenme ile uzun yillar konforlu bir yasam surmesinin saglanabilecegini ifade eden Tunay, ''Hastaligin spesifik bir ilaci yok. Bagisiklik sistemine yonelik hastalik oldugu icin ozel kullanilan ilaclar var. Ama bunlar yuzde 100 cozum degil. Hastaligi kesinlikle iyilestiremiyorsunuz'' dedi.

''SOKAKTAKI YAYILMAYI ONLEMEK'

Veteriner Hekim Tunay, sokaklarda giderek yayginlasan hastalik icin ciftlesme kismina yonelik olarak kisirlastirma isleminin, en onemli onlemlerden birisi oldugunu soyledi. Tunay, sunlari kaydetti:

''Disi, erkek demeden hayvanlari kisirlastirabilirsek, ciftlesme kismini bu sekilde halledebiliriz. Ama bunu yapmadiktan sonra hastalik yayilmaya devam edecektir. Ayrica bu kedilerin tedavi ettirilip sahiplenilmesiyle de sokaktaki yayilmayi bir noktaya kadar kendi capimizda halletmis olabiliriz.