Kadinlara yonelik siddet gun gun buyuyor.. Peki ya erkekler bir gunlugune kadin olsaydi ?
26 Nisan 2007 Perşembe
Osteoporoz erkekleri de etkiliyor
Halk arasinda “kemik erimesi” olarak bilinen ve daha cok kadinlari etkiledigine inanilan osteoporoz erkeklerde de onemli saglik sorunlarina yol aciyor
ANKARA - Osteoporoz hastaligiyla ilgili son gelismeler ve tedavi yontemleri Ankara’da duzenlenen “21. Yuzyilda Osteoporoz Sempozyumu”nda ele alindi. Sempozyum Baskani ve Hacettepe Universitesi Tip Fakultesi Fiziksel Tip ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dali Ogretim Uyesi Prof. Dr. Yesim Gokce Kutsal, osteoporozun, dunya genelinde yilda 1.5 milyon kirigin etkeni olan ciddi bir toplum sagligi sorunu oldugunu soyledi
Osteoporozun onceleri daha cok kadinlari etkilediginin dusunuldugunu anlatan Kutsal, ancak yapilan arastirmalarin bu hastaligin erkekleri de yakindan etkileyen bir saglik sorunu oldugunu ortaya cikardigini bildirdi.
Kutsal, Turkiye Osteoporoz Dernegi tarafindan 18-89 yaslari arasindaki 10 bin 489 kisi uzerinde yapilan kemik tarama ve sagligi arastirmasina gore, 45-65 yaslari arasindaki erkeklerde sigaraya ve hareketsiz yasam tarzina bagli olarak bu hastaligin ortaya ciktigini belirtti.
Erkeklerde osteoporozun genelde kullanilan ilaclara ya da bazi hastaliklara bagli olarak ortaya ciktigini ifade eden Kutsal, “Ancak, arastirmamiza gore ozellikle emeklilik sonrasina denk gelen bu donemde erkekler kahvehanelere kapanip hareketsiz bir yasam surmeye basliyor. Bunun uzerine bir de sigara kullanimi eklenince osteporoza yakalanmalari kacinilmaz oluyor. Bu yas grubundaki her 6-7 erkekten birinde osteoporoz goruluyor” diye konustu.
Gazi Universitesi Tip Fakultesi Fiziksel Tip ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dali Ogretim Uyesi Prof. Dr. Fatma Atalay da, Turkiye’de yasam suresinin artmasina paralel olarak bu hastaligin gorulme sikliginin da arttigina isaret etti.
Hastalarin yasam kalitelerinin bozulmasi ve olusan kiriklar nedeniyle onemli bir halk sagligi sorunu olan osteoporozun tedavisinin de ekonomiye buyuk bir yuk getirdigini ifade eden Atalay, sunlari soyledi:
“Bu nedenle hastaliktan korunmak cok onemli. Ilk adim toplumun kemik kutlesini doruk noktaya cikartmak olmalidir. Bunun icin dogum ve bebeklikten baslayarak dogru beslenme aliskanliklari gelistirilmelidir. Anne sutuyle beslenme, kucuk yaslardan itibaren D vitamini ve yeterli kalsiyum alinmasi, gunes isinlarindan yeterince yararlanma son derece onemli. Bunlarin hepsi bir arada olursa doruk kemik kutlesine ulasilabilir. Hukumet politikalari bu noktada devreye sokulmali. Gerekli onlemler alinirsa ilerde ulkemizde hastaligin gorulme sikligi azalabilir.”
Ankara Universitesi Tip Fakultesi Fiziksal Tip ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dali Ogretim Uyesi Prof. Dr. Gulay Dincer de, osteoporoz konusunda halkin bilinclendirmesinin onemine isaret ederek, “Sessiz seyrettigi ve diger travmatik kiriklar gibi olmadigi icin, bu hastalar omurga kiriklarinin farkina varmaz. Daha cok omuz ve sirt agrisi olarak algilanir ve yanlis tedavi uygulanabilir. Bu nedenle hem hekimlerin hem de hastalarin tani acisindan daha fazla bilinclendirilmesi gerekir” diye konustu.
Hayat boyu kalsiyum yonunden zengin besinlerle, sut ve sut urunlerinin tuketilmesi gerektigini ifade eden Dincer, “Bu kadar gunesli bir ulkede yeterince D vitamininden yararlanamiyoruz” dedi.
Cenevre Universitesi Hastanesi Ic Hastaliklari Profesoru ve Uluslararasi Osteoporoz Vakfi Temsilcisi Rene Rizzoli ise, hastalikla mucadelenin 3 ayaginin, hasta ve hekimlerin bilinclendirilmesi ve yetkili mercilerin hastaligin halk sagligi uzerinde tehdit oldugunun farkina varmasi oldugunu soyledi.
50 yas uzerindeki 2 kadindan ve 5 erkekten birinde bu hastaligin goruldugune dikkati ceken Rizzoli, dunyadaki son tedavi yontemleriyle ilgili de bilgi verdi.
YASAM SURESININ UZAMASI
Kemik yikimini onleyen ilaclarin en cok kullanilanlar oldugunu belirten Rizzoli, bunlarin yaninda yeni kemik olusumu ve formasyonu icin de ilaclar bulundugunu bildirdi.
Prof. Dr. Georges Boivin de, yapi, sekil ve minerallesme derecesi gibi kemik kalitesini belirleyen unsurlarin dogustan geldigini, mikro hasar ve kiriklarin sayisinin artmasinin, kemikte kirilmalara yol acabildigini bildirdi.
Almanya’daki Der Furstenhof Kliniginin Baskani ve Uluslararasi Osteoporoz Vakfi Temsilcisi Prof. Dr. Helmut Minne ise, osteoporozun gorulmesinde yasam suresinin uzamasinin onemli oldugunu ifade ederek, “24 saat saglikli yasasaniz bile yaslandikca hastaliklara meyil artar. Bu nedenle osteoporuzu onlemek derken, geciktirmek soz konusu olabilir. Bunun icin de kiriklarin azaltilmasi yonunde bilgilendirme cok onemli” diye konustu.
KALCA KIRIKLARI OLUME NEDEN OLABILIYOR
Yapilan arastirmaya gore, ileri yaslardaki kalca kiriklari, yuzde 20 oraninda kirigi takip eden ilk bir yil icinde olume neden olurken, sag kalan hastalarin yuzde 80’i gunluk yasam aktivitelerinde bagimli hale geliyor.
Turkiye Osteoporoz Derneginin kemik tarama ve sagligi arastirmasina gore, kemik yogunlugu Turk erkeklerinde 18-29, kadinlarda ise 30-39 yaslari arasinda en yuksek degere ulasiyor.
Kemik yogunlugundaki kayip erkeklerde 40-50’li yaslarda, kadinlarda ise 49 yasindan sonra basliyor.
Kemik yogunlugunu etkileyen en onemli faktorler ilerleyen yas ve dusuk vucut kitle indeksi olarak belirlendi.
Avrupa ulkelerinde yapilan osteoporoza bagli kiriklarda maliyet analizi calismasina gore ise hastane, ameliyat ve rehabilitasyon giderleri dikkate alindiginda, kalca kiriklari kisi basina 8 bin-10 bin Euro, on kol kiriklari da bin-2 bin Euro gibi yuksek degerde ekonomik kayiplara neden oluyor.
ANKARA - Osteoporoz hastaligiyla ilgili son gelismeler ve tedavi yontemleri Ankara’da duzenlenen “21. Yuzyilda Osteoporoz Sempozyumu”nda ele alindi. Sempozyum Baskani ve Hacettepe Universitesi Tip Fakultesi Fiziksel Tip ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dali Ogretim Uyesi Prof. Dr. Yesim Gokce Kutsal, osteoporozun, dunya genelinde yilda 1.5 milyon kirigin etkeni olan ciddi bir toplum sagligi sorunu oldugunu soyledi
Osteoporozun onceleri daha cok kadinlari etkilediginin dusunuldugunu anlatan Kutsal, ancak yapilan arastirmalarin bu hastaligin erkekleri de yakindan etkileyen bir saglik sorunu oldugunu ortaya cikardigini bildirdi.
Kutsal, Turkiye Osteoporoz Dernegi tarafindan 18-89 yaslari arasindaki 10 bin 489 kisi uzerinde yapilan kemik tarama ve sagligi arastirmasina gore, 45-65 yaslari arasindaki erkeklerde sigaraya ve hareketsiz yasam tarzina bagli olarak bu hastaligin ortaya ciktigini belirtti.
Erkeklerde osteoporozun genelde kullanilan ilaclara ya da bazi hastaliklara bagli olarak ortaya ciktigini ifade eden Kutsal, “Ancak, arastirmamiza gore ozellikle emeklilik sonrasina denk gelen bu donemde erkekler kahvehanelere kapanip hareketsiz bir yasam surmeye basliyor. Bunun uzerine bir de sigara kullanimi eklenince osteporoza yakalanmalari kacinilmaz oluyor. Bu yas grubundaki her 6-7 erkekten birinde osteoporoz goruluyor” diye konustu.
Gazi Universitesi Tip Fakultesi Fiziksel Tip ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dali Ogretim Uyesi Prof. Dr. Fatma Atalay da, Turkiye’de yasam suresinin artmasina paralel olarak bu hastaligin gorulme sikliginin da arttigina isaret etti.
Hastalarin yasam kalitelerinin bozulmasi ve olusan kiriklar nedeniyle onemli bir halk sagligi sorunu olan osteoporozun tedavisinin de ekonomiye buyuk bir yuk getirdigini ifade eden Atalay, sunlari soyledi:
“Bu nedenle hastaliktan korunmak cok onemli. Ilk adim toplumun kemik kutlesini doruk noktaya cikartmak olmalidir. Bunun icin dogum ve bebeklikten baslayarak dogru beslenme aliskanliklari gelistirilmelidir. Anne sutuyle beslenme, kucuk yaslardan itibaren D vitamini ve yeterli kalsiyum alinmasi, gunes isinlarindan yeterince yararlanma son derece onemli. Bunlarin hepsi bir arada olursa doruk kemik kutlesine ulasilabilir. Hukumet politikalari bu noktada devreye sokulmali. Gerekli onlemler alinirsa ilerde ulkemizde hastaligin gorulme sikligi azalabilir.”
Ankara Universitesi Tip Fakultesi Fiziksal Tip ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dali Ogretim Uyesi Prof. Dr. Gulay Dincer de, osteoporoz konusunda halkin bilinclendirmesinin onemine isaret ederek, “Sessiz seyrettigi ve diger travmatik kiriklar gibi olmadigi icin, bu hastalar omurga kiriklarinin farkina varmaz. Daha cok omuz ve sirt agrisi olarak algilanir ve yanlis tedavi uygulanabilir. Bu nedenle hem hekimlerin hem de hastalarin tani acisindan daha fazla bilinclendirilmesi gerekir” diye konustu.
Hayat boyu kalsiyum yonunden zengin besinlerle, sut ve sut urunlerinin tuketilmesi gerektigini ifade eden Dincer, “Bu kadar gunesli bir ulkede yeterince D vitamininden yararlanamiyoruz” dedi.
Cenevre Universitesi Hastanesi Ic Hastaliklari Profesoru ve Uluslararasi Osteoporoz Vakfi Temsilcisi Rene Rizzoli ise, hastalikla mucadelenin 3 ayaginin, hasta ve hekimlerin bilinclendirilmesi ve yetkili mercilerin hastaligin halk sagligi uzerinde tehdit oldugunun farkina varmasi oldugunu soyledi.
50 yas uzerindeki 2 kadindan ve 5 erkekten birinde bu hastaligin goruldugune dikkati ceken Rizzoli, dunyadaki son tedavi yontemleriyle ilgili de bilgi verdi.
YASAM SURESININ UZAMASI
Kemik yikimini onleyen ilaclarin en cok kullanilanlar oldugunu belirten Rizzoli, bunlarin yaninda yeni kemik olusumu ve formasyonu icin de ilaclar bulundugunu bildirdi.
Prof. Dr. Georges Boivin de, yapi, sekil ve minerallesme derecesi gibi kemik kalitesini belirleyen unsurlarin dogustan geldigini, mikro hasar ve kiriklarin sayisinin artmasinin, kemikte kirilmalara yol acabildigini bildirdi.
Almanya’daki Der Furstenhof Kliniginin Baskani ve Uluslararasi Osteoporoz Vakfi Temsilcisi Prof. Dr. Helmut Minne ise, osteoporozun gorulmesinde yasam suresinin uzamasinin onemli oldugunu ifade ederek, “24 saat saglikli yasasaniz bile yaslandikca hastaliklara meyil artar. Bu nedenle osteoporuzu onlemek derken, geciktirmek soz konusu olabilir. Bunun icin de kiriklarin azaltilmasi yonunde bilgilendirme cok onemli” diye konustu.
KALCA KIRIKLARI OLUME NEDEN OLABILIYOR
Yapilan arastirmaya gore, ileri yaslardaki kalca kiriklari, yuzde 20 oraninda kirigi takip eden ilk bir yil icinde olume neden olurken, sag kalan hastalarin yuzde 80’i gunluk yasam aktivitelerinde bagimli hale geliyor.
Turkiye Osteoporoz Derneginin kemik tarama ve sagligi arastirmasina gore, kemik yogunlugu Turk erkeklerinde 18-29, kadinlarda ise 30-39 yaslari arasinda en yuksek degere ulasiyor.
Kemik yogunlugundaki kayip erkeklerde 40-50’li yaslarda, kadinlarda ise 49 yasindan sonra basliyor.
Kemik yogunlugunu etkileyen en onemli faktorler ilerleyen yas ve dusuk vucut kitle indeksi olarak belirlendi.
Avrupa ulkelerinde yapilan osteoporoza bagli kiriklarda maliyet analizi calismasina gore ise hastane, ameliyat ve rehabilitasyon giderleri dikkate alindiginda, kalca kiriklari kisi basina 8 bin-10 bin Euro, on kol kiriklari da bin-2 bin Euro gibi yuksek degerde ekonomik kayiplara neden oluyor.
kadinlari etkileme tuyolari
Klasik kurallar
• Ona cicek alin.
• Parfum alin.
• Size cikar saglamayan surpriz bir hediye bulun.
• Onun icin para harcayin.
• Ona yilbasi ve dogum gunu hediyesi almak icin zaman harcayin.
• Yeni arabanizi kullanmasina izin verin.
Evrensel tuyolar
• Akilli olun.
• Onu akilli hissettirin.
• Arkadasligindan zevk aldiginizi gosterin.
• Hasta oldugunda onu nazlandirin.
• Gec kalacaginiz zaman telefon edin.
• Asla surat asmayin.
• Durust olun.
• Onun isiyle gercekten ilgilenin.
• Daha onceki konusmalarda ne soyledigini mutlaka ama mutlaka hatirlayin.
• Gardirobunuzu budamasina izin verin.
• Kendi gomleklerinizi kendiniz utuleyin.
• Temizligin cok onemli oldugunu bilin.
Bunlari yapmayin
• Sekreterinizi kiz arkadasiniza hediye almak icin gorevlendirmeyin.
• Bir kizla restorana gittiginizde sakin bez peceteyle burnunuzu silmeyin.
• Yemek yerken agzinizi sapirdatmayin.
• Yeni kiz arkadasiniz ile eski sevgilinizin de oldugu bara gitmeyin.
• Birayi kutudan icmeyin.
• Yaninda burun karistirmayin, sumkurmeyin ve burnunuzu cekmeyin.
• Kadinlarin utu yapmaktan hoslandigi fikrine kapilmayin.
• Eger siz baslatmissaniz kavgayi kaybedin.
• Yalan soylemeyin.
• Asla ne yapmasi gerektigini soylemeyin. Ima bile etmeyin.
• Ciplak oldugunda vucudunu ovun. Kendine guvenini kazandirin.
• Giyinik oldugunda da vucudunu ovun. Kadinlar buna bayilir.
• Guzel koktugunu soyleyin.
• Onunla olmadiginiz zamanlarda da onu dusundugunu soyleyin.
• Ona cicek alin.
• Parfum alin.
• Size cikar saglamayan surpriz bir hediye bulun.
• Onun icin para harcayin.
• Ona yilbasi ve dogum gunu hediyesi almak icin zaman harcayin.
• Yeni arabanizi kullanmasina izin verin.
Evrensel tuyolar
• Akilli olun.
• Onu akilli hissettirin.
• Arkadasligindan zevk aldiginizi gosterin.
• Hasta oldugunda onu nazlandirin.
• Gec kalacaginiz zaman telefon edin.
• Asla surat asmayin.
• Durust olun.
• Onun isiyle gercekten ilgilenin.
• Daha onceki konusmalarda ne soyledigini mutlaka ama mutlaka hatirlayin.
• Gardirobunuzu budamasina izin verin.
• Kendi gomleklerinizi kendiniz utuleyin.
• Temizligin cok onemli oldugunu bilin.
Bunlari yapmayin
• Sekreterinizi kiz arkadasiniza hediye almak icin gorevlendirmeyin.
• Bir kizla restorana gittiginizde sakin bez peceteyle burnunuzu silmeyin.
• Yemek yerken agzinizi sapirdatmayin.
• Yeni kiz arkadasiniz ile eski sevgilinizin de oldugu bara gitmeyin.
• Birayi kutudan icmeyin.
• Yaninda burun karistirmayin, sumkurmeyin ve burnunuzu cekmeyin.
• Kadinlarin utu yapmaktan hoslandigi fikrine kapilmayin.
• Eger siz baslatmissaniz kavgayi kaybedin.
• Yalan soylemeyin.
• Asla ne yapmasi gerektigini soylemeyin. Ima bile etmeyin.
• Ciplak oldugunda vucudunu ovun. Kendine guvenini kazandirin.
• Giyinik oldugunda da vucudunu ovun. Kadinlar buna bayilir.
• Guzel koktugunu soyleyin.
• Onunla olmadiginiz zamanlarda da onu dusundugunu soyleyin.
Erkekler domates yesin
Domatese kirmizi rengini veren icindeki ''likopen'' maddesinin erkeklerde gorulen prostat kanserine karsi etkili oldugu ve 50 yasin uzerindeki erkeklerin gunde en az 3-4 domates tuketmesi gerektigi bildirildi. Karadeniz Teknik Universitesi (KTU) Tip Fakultesi Uroloji Ana Bilim Dali ogretim uyesi Prof. Dr. Atilla Gor,yaptigi aciklamada, domatesin, bircok hastaligin yani sira erkeklerde gorulen prostat kanserine karsi etkili oldugunu soyledi.
Prostat kanserinin, erkeklerde en sik gorulen kanser turlerinin basinda geldigine ifade eden Prof. Dr. Gok, soyle devam etti: ''Prostat kanseri, ileri yaslarda her erkegin korkulu ruyasi. Prostat buyumesi 50 yas civari erkeklerin yuzde 30'unda, 60 yasindaki erkeklerin yuzde 50'sinde, 80 ve daha yukari yaslardaki erkeklerin ise yuzde 90'inda gorulebilir. Buyuyen ve uzun sure tedavi edilmeyen prostat, idrar birikmesi, idrar yolu iltihabi, gozle gorulur sekilde idrardan kan gelmesi ve seyrek de olsa bobrek yetmezligi gibi onemli rahatsizliklara sebep olabiliyor.
Domatesin icerisinde bulunan ''likopen'' denilen madde, prostat kanserinin olusumu engelleyebiliyor. Bunun icin ozellikle 50 yasinin uzerinde bulunan erkekler, her gun en az 3-4 tane domates yemeli. Domatese kirmizi rengini veren ''likopen'' adli antioksidan maddenin tek basina kansere karsi koruyucu etkisinin fazla olmadigi biliniyor. Sebzenin butun olarak yenmesi gerekiyor.''
''DOMATES TUKETIMI ARTMALI"
Domatesin, prostat kanserine karsi etkisinin daha once Illinois Universitesinde yapilan arastirmalar sonucu belirlendigini ifade eden Prof. Dr. Gor, domatesin sagliga olan yararlarinin goz ardi edilmemesi ve tuketiminin artmasi gerektigini soyledi. Prof. Dr. Gor, domates ile ilgili bircok arastirmanin ve calismanin yapildigini vurgulayarak, soyle dedi: ''Domatese kirmizi rengini veren icindeki ''likopen''in, cesitli kanser risklerini onledigi ve saglik sorunlarina karsi vucudun direncini artirdigi belirlendi. Domatesin icerigindeki A, B1, B2, C ve K vitaminleri ve cesitli minerallerle adeta bir saglik deposu.''
Prostat kanserinin, erkeklerde en sik gorulen kanser turlerinin basinda geldigine ifade eden Prof. Dr. Gok, soyle devam etti: ''Prostat kanseri, ileri yaslarda her erkegin korkulu ruyasi. Prostat buyumesi 50 yas civari erkeklerin yuzde 30'unda, 60 yasindaki erkeklerin yuzde 50'sinde, 80 ve daha yukari yaslardaki erkeklerin ise yuzde 90'inda gorulebilir. Buyuyen ve uzun sure tedavi edilmeyen prostat, idrar birikmesi, idrar yolu iltihabi, gozle gorulur sekilde idrardan kan gelmesi ve seyrek de olsa bobrek yetmezligi gibi onemli rahatsizliklara sebep olabiliyor.
Domatesin icerisinde bulunan ''likopen'' denilen madde, prostat kanserinin olusumu engelleyebiliyor. Bunun icin ozellikle 50 yasinin uzerinde bulunan erkekler, her gun en az 3-4 tane domates yemeli. Domatese kirmizi rengini veren ''likopen'' adli antioksidan maddenin tek basina kansere karsi koruyucu etkisinin fazla olmadigi biliniyor. Sebzenin butun olarak yenmesi gerekiyor.''
''DOMATES TUKETIMI ARTMALI"
Domatesin, prostat kanserine karsi etkisinin daha once Illinois Universitesinde yapilan arastirmalar sonucu belirlendigini ifade eden Prof. Dr. Gor, domatesin sagliga olan yararlarinin goz ardi edilmemesi ve tuketiminin artmasi gerektigini soyledi. Prof. Dr. Gor, domates ile ilgili bircok arastirmanin ve calismanin yapildigini vurgulayarak, soyle dedi: ''Domatese kirmizi rengini veren icindeki ''likopen''in, cesitli kanser risklerini onledigi ve saglik sorunlarina karsi vucudun direncini artirdigi belirlendi. Domatesin icerigindeki A, B1, B2, C ve K vitaminleri ve cesitli minerallerle adeta bir saglik deposu.''
Cinsel IQ’nuz kac?
Avrupa Cinsel Tip Dernegi’nin Londra’daki kongresinde unlu kadin seksolog Dr. Carmita Abdo, erkeklerin cinsel tatmin ve mutlulugunu olcen 10 soruluk bir ‘Cinsel IQ’ testi sundu.
Dr. Abdo’nun gelistirdigi test, cinsel yasamin ve seksin kalitesini olcmek icin uluslararasi standartlar iceriyor. Yani ulkelere gore degisen bir sey degil, her yerde gecerli... Brezilyali Dr. Abdo, Sao Paulo Universitesi Tip Fakultesi yoneticilerinden. Psikiyatri Enstitusu Cinsel Bozukluklarin Tedavisi Klinigi’nin basinda. Hazirladigi test, ereksiyon kalitesiyle cinsel tatmin arasinda dogrudan baglanti oldugunu gosteren arastirmalardan yola cikilarak gelistirildi. Cinsel iliski kalitesi, on sevisme, ereksiyon, cinsel birlesme ve orgazm gibi iliskinin tum asamalarini kapsayan 10 soruluk bir anket. Dr. Abdo, cinsel IQ testinin, kisinin cinsel tutumlarini hem duygusal hem de fiziksel acidan degerlendiren basit fakat etkili bir calisma oldugunu soyluyor. Dr. Abdo’ya gore, cinsel IQ, ‘yatakta iyi olmak’ konusunda objektif bir degerlendirme sagliyor. ‘Boylece her zaman buyuk ilgi ve spekulasyon konusu olan cinsel performansin yeterince iyi olup olmadigi degerlendirilebiliyor’ diyor.
10 soruluk test
Bu test erkekler icin hazirlanmistir. Cinsel yasamlarinin son alti ayina bakarak asagidaki 10 soruya cevap vermeleri gerekiyor. Cevaplardan her biri, cinsel doyumun sikligina ve derecesine bagli olarak 1 ile 5 arasinda bir puanla degerlendiriliyor. Hicbir zaman secenegi 1 puan, nadiren 2, zaman zaman 3, cogu zaman 4, her zaman 5 puan olarak hesaplaniyor. Puanlarin toplami 2 ile carpildiginda 100 uzerinden ‘Cinsel IQ’ puani ortaya cikiyor. Yalniz burada onemli bir nokta var. Lutfen sorulara durust yanitlar verin.
Libidonuz cinsel iliskiyi baslatmaya yetecek kadar yuksek mi?
1 2 3 4 5
Cinsel cekiciliginizin, partnerinizi yataga gitmeye ve doyurucu bir cinsel iliskide bulunmaya yoneltecek kadar yuksek oldugunu dusunuyor musunuz?
1 2 3 4 5
On sevisme surecinin hem sizin hem de partneriniz icin zevkli ve doyurucu oldugunu dusunuyor musunuz?
1 2 3 4 5
Partnerinizin cinsel doyuma ulasmasi sizin cinsel performansinizi etkiliyor mu?
1 2 3 4 5
Ereksiyonunuzu, cinsel iliskiyi doyurucu bir orgazmla sonuclandirmaya yetecek kadar koruyabiliyor musunuz?
1 2 3 4 5
Cinsel olarak uyarildiginizda, penisiniz, cinsel iliskiyi doyurucu bir orgazma tasiyacak kadar sertlesiyor mu?
1 2 3 4 5
Cinsel etkinlik sirasinda penisinizin sertligini koruyabiliyor musunuz?
1 2 3 4 5
Bosalma surecinizi kontrol edebiliyor ve boylece cinsel etkinligi siz istediginiz surece uzatabiliyor musunuz?
1 2 3 4 5
Seks sirasinda orgazm olabiliyor musunuz?
1 2 3 4 5
Cinsel performansiniz sizi yatakta daha maceraci olmaya (ornegin farkli pozisyonlar denemeye, vb.) veya daha sik seks yapmaya yoneltiyor mu?
1 2 3 4 5
Sonuclar
80-100
Atesli ask yasami
Cinsel bakimdan kendimden cok memnunum ve seks yasamimin zevkini sonuna kadar cikariyorum. On sevisme, ereksiyon, orgazm, her sey iyi.
60-80
Sicak ask yasami
Seks yapmaktan zevk aliyorum, fakat gelistirmem gereken bazi noktalar var. Ornegin belki biraz on sevismeden daha fazla zevk almaya calismam gerekiyor.
40-60
Soguk ask yasami
Cinsel yasamimin daha iyi olabilecegini goruyor, uzuluyorum. Bu konuda en buyuk sikintim yeterince konsantre olamamam.
20-40
Hayal kirikligi
Seks yasamimdan yeterince doyum saglamadigimi hissediyorum. Sorun nerede acaba? Istesem de olmuyor. Ciddi bir ereksiyon problemim var.
0-20
Sadece husran
Iyi bir kitaptan, seks yasamimdan aldigim zevkten daha fazla zevk aldigim seklinde ciddi endiselerim var. Ya da ne bileyim bir futbol macindan.
Dr. Abdo’nun gelistirdigi test, cinsel yasamin ve seksin kalitesini olcmek icin uluslararasi standartlar iceriyor. Yani ulkelere gore degisen bir sey degil, her yerde gecerli... Brezilyali Dr. Abdo, Sao Paulo Universitesi Tip Fakultesi yoneticilerinden. Psikiyatri Enstitusu Cinsel Bozukluklarin Tedavisi Klinigi’nin basinda. Hazirladigi test, ereksiyon kalitesiyle cinsel tatmin arasinda dogrudan baglanti oldugunu gosteren arastirmalardan yola cikilarak gelistirildi. Cinsel iliski kalitesi, on sevisme, ereksiyon, cinsel birlesme ve orgazm gibi iliskinin tum asamalarini kapsayan 10 soruluk bir anket. Dr. Abdo, cinsel IQ testinin, kisinin cinsel tutumlarini hem duygusal hem de fiziksel acidan degerlendiren basit fakat etkili bir calisma oldugunu soyluyor. Dr. Abdo’ya gore, cinsel IQ, ‘yatakta iyi olmak’ konusunda objektif bir degerlendirme sagliyor. ‘Boylece her zaman buyuk ilgi ve spekulasyon konusu olan cinsel performansin yeterince iyi olup olmadigi degerlendirilebiliyor’ diyor.
10 soruluk test
Bu test erkekler icin hazirlanmistir. Cinsel yasamlarinin son alti ayina bakarak asagidaki 10 soruya cevap vermeleri gerekiyor. Cevaplardan her biri, cinsel doyumun sikligina ve derecesine bagli olarak 1 ile 5 arasinda bir puanla degerlendiriliyor. Hicbir zaman secenegi 1 puan, nadiren 2, zaman zaman 3, cogu zaman 4, her zaman 5 puan olarak hesaplaniyor. Puanlarin toplami 2 ile carpildiginda 100 uzerinden ‘Cinsel IQ’ puani ortaya cikiyor. Yalniz burada onemli bir nokta var. Lutfen sorulara durust yanitlar verin.
Libidonuz cinsel iliskiyi baslatmaya yetecek kadar yuksek mi?
1 2 3 4 5
Cinsel cekiciliginizin, partnerinizi yataga gitmeye ve doyurucu bir cinsel iliskide bulunmaya yoneltecek kadar yuksek oldugunu dusunuyor musunuz?
1 2 3 4 5
On sevisme surecinin hem sizin hem de partneriniz icin zevkli ve doyurucu oldugunu dusunuyor musunuz?
1 2 3 4 5
Partnerinizin cinsel doyuma ulasmasi sizin cinsel performansinizi etkiliyor mu?
1 2 3 4 5
Ereksiyonunuzu, cinsel iliskiyi doyurucu bir orgazmla sonuclandirmaya yetecek kadar koruyabiliyor musunuz?
1 2 3 4 5
Cinsel olarak uyarildiginizda, penisiniz, cinsel iliskiyi doyurucu bir orgazma tasiyacak kadar sertlesiyor mu?
1 2 3 4 5
Cinsel etkinlik sirasinda penisinizin sertligini koruyabiliyor musunuz?
1 2 3 4 5
Bosalma surecinizi kontrol edebiliyor ve boylece cinsel etkinligi siz istediginiz surece uzatabiliyor musunuz?
1 2 3 4 5
Seks sirasinda orgazm olabiliyor musunuz?
1 2 3 4 5
Cinsel performansiniz sizi yatakta daha maceraci olmaya (ornegin farkli pozisyonlar denemeye, vb.) veya daha sik seks yapmaya yoneltiyor mu?
1 2 3 4 5
Sonuclar
80-100
Atesli ask yasami
Cinsel bakimdan kendimden cok memnunum ve seks yasamimin zevkini sonuna kadar cikariyorum. On sevisme, ereksiyon, orgazm, her sey iyi.
60-80
Sicak ask yasami
Seks yapmaktan zevk aliyorum, fakat gelistirmem gereken bazi noktalar var. Ornegin belki biraz on sevismeden daha fazla zevk almaya calismam gerekiyor.
40-60
Soguk ask yasami
Cinsel yasamimin daha iyi olabilecegini goruyor, uzuluyorum. Bu konuda en buyuk sikintim yeterince konsantre olamamam.
20-40
Hayal kirikligi
Seks yasamimdan yeterince doyum saglamadigimi hissediyorum. Sorun nerede acaba? Istesem de olmuyor. Ciddi bir ereksiyon problemim var.
0-20
Sadece husran
Iyi bir kitaptan, seks yasamimdan aldigim zevkten daha fazla zevk aldigim seklinde ciddi endiselerim var. Ya da ne bileyim bir futbol macindan.
Erkegin Orgazmi!!!!
Meninin erkegin cinsel organindan fiskirmasina, yani bu fiziksel olaya bosalma denir. Orgazm ise erkegin bu bosalma sirasinda hissettigine denir. Genelde her ikisi de ayni anda olur. Yani erkek, peniste bir dizi kas kasilmasiyla meni fiskirirken (ejakulasyon), ayni zamanda cinsel uyarimin olusturdugu, cinsel zevkin doruklastigi orgazm duygusunu yasar. Genellikle bu fiziksel ve duygusal olay ayni anda olur. Cok eskiden beri yaygin goruse gore, erkek bosalirken orgazm olur veya orgazma ulasinca bosalir. Yeni goruslere gore, bosalma ve erkegin orgazmini iki ayri olgu olarak inceleme daha gercekci olur. Cunku erkegin masturbasyonda veya cinsel birlesmede bazen meniyi fiskirtip bosaltigi halde, duygusal olarak orgazmi yasamadigini, bazen bosalmadan da orgazmlar yasayabildigi ileri surulur.
Erkekde cinsel uyarimin belirtisi cok aciktir. Penis sertlesir ve dikilir. Cinsel uyarilma baslar baslamaz penise giden kan miktari artar. Penisin uc ayri bolgesinde bulunan sungerimsi doku kanla dolar. Bu bolgeye kan akiminin hucumu fiziksel olarak penisin sertlesip, dikilmesine yol acar. Bu sertlesme sirasinda bazi damarlarin kasilmasi sonucu penise gelip toplanmis kanin tekrar vucuda donmesine engel olur. Ancak meninin bosalmasindan sonra penisin yavas yavas sertligi kaybolur ve eski yumusak haline doner.
Erkekde cinsel uyarimin belirtisi cok aciktir. Penis sertlesir ve dikilir. Cinsel uyarilma baslar baslamaz penise giden kan miktari artar. Penisin uc ayri bolgesinde bulunan sungerimsi doku kanla dolar. Bu bolgeye kan akiminin hucumu fiziksel olarak penisin sertlesip, dikilmesine yol acar. Bu sertlesme sirasinda bazi damarlarin kasilmasi sonucu penise gelip toplanmis kanin tekrar vucuda donmesine engel olur. Ancak meninin bosalmasindan sonra penisin yavas yavas sertligi kaybolur ve eski yumusak haline doner.
Erkek Neden SEKS Istemez ?!
Olmaz, olmaz demeyin, pekala da olur. Erkegin de seks yapmak istemedigi, sevismekten kactigi zamanlar var. Iste erkege yuklenmis o muthis imaji parcaliyoruz...
Kucuklukten beri "erkek adam sunu-bunu yapar" imajiyla beslenen, buyuyen sonra da sevgilimiz, kocamiz olan erkeklerin, bu andan itibaren de gercek hallerini gormeye baslariz. Evlenmeden ya da sevgili olmadan once muhtesem guclere sahip, olaganustu insanlarken, sonra aniden degisiverirler degil mi? Yeni tanistigimizda her konuda istekli olan bu adam gider, yerine isteksiz, yorgun, huzur arayan (!) biri geliverir. Neden mi?
Yoksa bu adam... Ornegin; "Insanlar yeni tanistiklari zaman konusacak fazla ortak konulari olmadigindan, en pratik cozum vucut diliyle konusmaktir, bu yuzden ne yapariz, boyle anlasiriz" gibi... Bu bizim "eksilen" durumda rahatlamak icin buldugumuz cozumlemelerden biridir. Bu fikir uretiminin hemen arkasindan gelen ise "Yoksa bu adam iktidarsiz mi?" olur ve yavas yavas bu iki dusuncenin arasini doldurmak bizim en gelisecek hobilerimizden biri haline gelir.
"Ne olacak bu adamin hali!" Simdi onlarin "istemiyorum"u soyleyis bicimlerinden bir sonuca varmaya calisalim. Bakalim... en yumusak ne derler; "Canim, sana siki siki sarilip uyumak istiyorum". Hadi canim, sarilacakmis da uyuyacakmis, her gece sariliyor, uyuyor zaten... Numara bunlar, acik acik "Sevismek istemiyorum" dese ya, ama olur mu hic... Bu dil numarasini farkettigimizi yuzune vurursak cevap hazir, "Neden kafanda her seyi bir noktaya odakliyorsun?" Odaklamayip da ne yapalim, elbette "Ne olacak bu adamin hali?" diye dusunmeden edemiyoruz, seviyoruz cunku onu. Simdiii, bu sevgimizle incelemeye devam ediyoruz...
"Beni aldatiyor mu acaba?" Guzel bir gun gecirmissiniz, bu guzel gunun bir de guzel gecesi olsun diye dusunmek en dogal hakkiniz, ama adam ne diyor; "Canim, huzurlu bir gece gecirmek istiyorum". Boyle cumlelerin basinda "canim", (her zaman) haksiz ve duygu somurusu yollarinda oldugunun belirtisi olarak yerini alir. O zaman antenlerin acik tutulmasi gerekiyor demektir, uyari lambasi yaniyor cunku... Butun paranoyalarimiz en uclarda canlanir ve ilk agzimizdan cikan "beni aldatiyor musun sen?" olur. "Sacmalama" gibi bir yanit aliriz boyle sorulardan sonra ve dogrudan haksiz, anlayissiz duruma geciveririz.
Hep yorgun, hep yorgun... Ya da cok calisiyordur bu adam ve bir o kadar da yorgundur. "Soyle isleri biraz yoluna girse, bak ne guzel gunler gecireceksiniz", yaaa... Hep o guzel gunler beklenir, beklenir, beklenir... "Bir doktora gitsen mi diyorum?" "Ne kadar da anlayissizsin, neden yorgun oldugumu anlamak istemiyorsun. Senin gibi rahat iste calismiyorum ki ben (ya da butun gun evde oturmuyorum ki), her gun ne sorunlarla bogusuyorum. Bir evin gecimini saglamak kolay mi saniyorsun?"... Car, car, car, kusur bulduk ya... Yok daha neler...
"Dikkat tuzak var!!!" Baskasina bakamazsin, baskasiyla yatamazsin, onu yapamazsin, bunu yapamazsin, yok sonrasi ne bunun... "Doktor, doktor! Bunu ancak doktor iyi eder, kendi de farkinda degil hasta oldugunun. Birinden mikrop mu kapti acaba? Benim gibi birini aldatiyorsa, mikrop kapsin da, olsun". Yok canim, o kadar da degil tabi... Canlari istemedigi zaman uygulamaya koyduklari bir yollari daha var onlarin: Kavga cikartirlar. Hakli ya da haksiz olmalari farketmez cunku, nasilsa siniriniz bozulacak ve siz de istemeyeceksiniz. Kisa bir sure bekleyip, daha siz kavganin sikintisini atamamisken "numaradan" istiyormus gibi yaparlar. Nedeni acik canim, bu defa "hayir" diyen siz oldugunuz icin, ileriki bir zamanda koz olarak kalacak ellerindeki. Aman dikkat tuzak var!!! Ya alkol yuzunden hayir diyenlere ne demeli? Onlarin durumu ciddi iste... Asiri alkolun vucutlarindaki etkisiyle bir sure sonra istemez ya da isteseler de gerceklestiremez hale geliyorlar.
Aglayamazlar, gulemezler... Her zaman kadinlarin utangac oldugu, bastirilmis duygulari bahis konusuyken, aslinda kurulan bir duzen. Kadinlara oldugu gibi erkeklere de dayatilan seyler var. Iste simdi butun o erkeklik imajinin icini bosaltiyoruz: Bir bilseniz ne zor durumdalar, o guclu goruntuyu her gun uzerlerinde tasimak kolay mi? Aglayamazlar, gulemezler... Onlar yalnizca ciddi ve sinirlidirler. Calisirlar, eve para getirirler (!)... Sonra hal mi kalir bu insanlarda. Butun bunlar toplumun bize yukledigi roller. Aslinda duygusal ya da fiziksel ihtiyaclarimizin birbirinden bir farki da yok. Yani bu kadar sozun arkasi "biz neden istemiyorsak, onlar da ondan istemiyorlar." Belki bazen onlara da gorev gibi geliyordur, belki onlar da paranoya yasiyorlardir. "Evine iyi bakacaksin, aileni refah icin de yasatacaksin, erkekligin namina leke surdurmeyeceksin!" olamaz mi yani?
Kucuklukten beri "erkek adam sunu-bunu yapar" imajiyla beslenen, buyuyen sonra da sevgilimiz, kocamiz olan erkeklerin, bu andan itibaren de gercek hallerini gormeye baslariz. Evlenmeden ya da sevgili olmadan once muhtesem guclere sahip, olaganustu insanlarken, sonra aniden degisiverirler degil mi? Yeni tanistigimizda her konuda istekli olan bu adam gider, yerine isteksiz, yorgun, huzur arayan (!) biri geliverir. Neden mi?
Yoksa bu adam... Ornegin; "Insanlar yeni tanistiklari zaman konusacak fazla ortak konulari olmadigindan, en pratik cozum vucut diliyle konusmaktir, bu yuzden ne yapariz, boyle anlasiriz" gibi... Bu bizim "eksilen" durumda rahatlamak icin buldugumuz cozumlemelerden biridir. Bu fikir uretiminin hemen arkasindan gelen ise "Yoksa bu adam iktidarsiz mi?" olur ve yavas yavas bu iki dusuncenin arasini doldurmak bizim en gelisecek hobilerimizden biri haline gelir.
"Ne olacak bu adamin hali!" Simdi onlarin "istemiyorum"u soyleyis bicimlerinden bir sonuca varmaya calisalim. Bakalim... en yumusak ne derler; "Canim, sana siki siki sarilip uyumak istiyorum". Hadi canim, sarilacakmis da uyuyacakmis, her gece sariliyor, uyuyor zaten... Numara bunlar, acik acik "Sevismek istemiyorum" dese ya, ama olur mu hic... Bu dil numarasini farkettigimizi yuzune vurursak cevap hazir, "Neden kafanda her seyi bir noktaya odakliyorsun?" Odaklamayip da ne yapalim, elbette "Ne olacak bu adamin hali?" diye dusunmeden edemiyoruz, seviyoruz cunku onu. Simdiii, bu sevgimizle incelemeye devam ediyoruz...
"Beni aldatiyor mu acaba?" Guzel bir gun gecirmissiniz, bu guzel gunun bir de guzel gecesi olsun diye dusunmek en dogal hakkiniz, ama adam ne diyor; "Canim, huzurlu bir gece gecirmek istiyorum". Boyle cumlelerin basinda "canim", (her zaman) haksiz ve duygu somurusu yollarinda oldugunun belirtisi olarak yerini alir. O zaman antenlerin acik tutulmasi gerekiyor demektir, uyari lambasi yaniyor cunku... Butun paranoyalarimiz en uclarda canlanir ve ilk agzimizdan cikan "beni aldatiyor musun sen?" olur. "Sacmalama" gibi bir yanit aliriz boyle sorulardan sonra ve dogrudan haksiz, anlayissiz duruma geciveririz.
Hep yorgun, hep yorgun... Ya da cok calisiyordur bu adam ve bir o kadar da yorgundur. "Soyle isleri biraz yoluna girse, bak ne guzel gunler gecireceksiniz", yaaa... Hep o guzel gunler beklenir, beklenir, beklenir... "Bir doktora gitsen mi diyorum?" "Ne kadar da anlayissizsin, neden yorgun oldugumu anlamak istemiyorsun. Senin gibi rahat iste calismiyorum ki ben (ya da butun gun evde oturmuyorum ki), her gun ne sorunlarla bogusuyorum. Bir evin gecimini saglamak kolay mi saniyorsun?"... Car, car, car, kusur bulduk ya... Yok daha neler...
"Dikkat tuzak var!!!" Baskasina bakamazsin, baskasiyla yatamazsin, onu yapamazsin, bunu yapamazsin, yok sonrasi ne bunun... "Doktor, doktor! Bunu ancak doktor iyi eder, kendi de farkinda degil hasta oldugunun. Birinden mikrop mu kapti acaba? Benim gibi birini aldatiyorsa, mikrop kapsin da, olsun". Yok canim, o kadar da degil tabi... Canlari istemedigi zaman uygulamaya koyduklari bir yollari daha var onlarin: Kavga cikartirlar. Hakli ya da haksiz olmalari farketmez cunku, nasilsa siniriniz bozulacak ve siz de istemeyeceksiniz. Kisa bir sure bekleyip, daha siz kavganin sikintisini atamamisken "numaradan" istiyormus gibi yaparlar. Nedeni acik canim, bu defa "hayir" diyen siz oldugunuz icin, ileriki bir zamanda koz olarak kalacak ellerindeki. Aman dikkat tuzak var!!! Ya alkol yuzunden hayir diyenlere ne demeli? Onlarin durumu ciddi iste... Asiri alkolun vucutlarindaki etkisiyle bir sure sonra istemez ya da isteseler de gerceklestiremez hale geliyorlar.
Aglayamazlar, gulemezler... Her zaman kadinlarin utangac oldugu, bastirilmis duygulari bahis konusuyken, aslinda kurulan bir duzen. Kadinlara oldugu gibi erkeklere de dayatilan seyler var. Iste simdi butun o erkeklik imajinin icini bosaltiyoruz: Bir bilseniz ne zor durumdalar, o guclu goruntuyu her gun uzerlerinde tasimak kolay mi? Aglayamazlar, gulemezler... Onlar yalnizca ciddi ve sinirlidirler. Calisirlar, eve para getirirler (!)... Sonra hal mi kalir bu insanlarda. Butun bunlar toplumun bize yukledigi roller. Aslinda duygusal ya da fiziksel ihtiyaclarimizin birbirinden bir farki da yok. Yani bu kadar sozun arkasi "biz neden istemiyorsak, onlar da ondan istemiyorlar." Belki bazen onlara da gorev gibi geliyordur, belki onlar da paranoya yasiyorlardir. "Evine iyi bakacaksin, aileni refah icin de yasatacaksin, erkekligin namina leke surdurmeyeceksin!" olamaz mi yani?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)