15 Nisan 2007 Pazar

Siyah ve yesil cay!!!!!!

Siyah ve yesil cay yumurtalik kanserine yakalanma riskini azaltiyor

Isvecli bilimadamlarinin yaptigi arastirma, her gun bir ya da iki fincan siyah veya yesil cay icmenin yumurtalik kanserine yakalanma riskini azalttigini ortaya koydu. Stockholm Karolinska Enstitusu'nden Susanna Larsson ve Alicja Wolk, her gun bir ya da iki fincan cay icen kadinlarin yumurtalik kanserine yakalanma riskinin, icmeyenlere gore yuzde 46 oraninda dusuk oldugunu belirttiler.


Archives of Internal Medicine adli dergide yayimlanan arastirma, Isvec'te yaslari 40 ila 76 arasinda degisen 61 bin 57 kadin uzerinde yapildi. Beslenme aliskanliklarina dair titizlikle hazirlanmis
sorulari yanitlamalari istenen kadinlar, 2004 yilina kadar ortalama 15 yil boyunca incelendi. Bu kadinlarin 301'inde yumurtalik kanserine rastlandi.

Bilimadamlari, arastirmada, yesil ya da siyah cay ayrimi yapmayarak, iki cay cesidinin de hucreleri koruyan ve kanser gelisimini onleyen polyphenol ile antioksidan maddeler icerdigini soylediler.

Arastirmada, gun icinde bir yada iki fincan caya ek olarak icilen her fincan cayin da yumurtalik kanserine yakalanma riskini yuzde 18 oraninda azalttigi kaydedildi.

ABD'de yumurtalik kanseri, kadinlarda olume sebep olan kanser hastaliklari arasinda dorduncu sirada yer aliyor. 2005'te yumurtalik kanserine yakalanan 22 binden fazla kadindan 16 bininin oldugu belirtiliyor. Teshisi zor olan yumurtalik kanserinden olum orani 50
yildir degismiyor.

En masum fast-food: Simit!!!



Hizla yayginlasan fast-food (hizli-hazir yemek) beslenme bicimi icinde, en masum yiyecegin simit oldugu bildirildi. Hacettepe Universitesi Beslenme ve Diyetetik Bolumu Toplu Beslenme Sistemleri Anabilim Dali Baskani Prof. Dr. Yasemin Beyhan, hizli-hazir yemek olan fast-food'un, insanlari tek yonlu beslenmeye ittigini, bu tur beslenmenin, diger besinlerle takviye edilmemesi halinde, saglikli yasam icin gerekli olan protein, vitamin ve mineral eksikligine neden olabilecegini belirtti.


Fast-food tarzi yiyeceklerin tek yonlu beslenmenin yani sira, pisirme yontemleri yonunden de olumsuzluklari bulunabilecegine isaret eden Beyhan, saglikli pisirme kosullari uygulanmadiginda bu tur besinlerde kanser yapici molekullerin olusabilecegini soyledi.

Ozellikle proteinli urunlerde, pisirme ilkelerinin saglik acisindan daha da on plana ciktigini vurgulayan Beyhan, kanserojen risk acisindan, komur atesine yakin yapilan doner ve kofte ile yanmis yagda kizartilan yiyeceklerin tuketilmemesi gerektigini bildirdi.

Buna karsin, geleneksel yiyeceklerden olan simitte, pisirme yontemi acisindan, yagda kizartma ve etlerin komur atesine yakin izgara edilmesine kiyasla bir olumsuzluk bulunmadigini dile getiren Beyhan, ''Sokak fast- food'u tarzi bir gida urunu olan simitte,
pisirme yonunden digerlerinde yasanan olumsuzluklar yok. Simit, ayran,peynir, sebze veya meyveyle tuketilirse, tuketildigi ogune ve tuketim miktarlarina bagli olarak bireyin besin gereksinimlerini karsilama acisindan iyi bir besindir'' dedi.

Simidin tek basina tuketilmesi durumunda digerleri gibi tek yonlu beslenmeye neden olabilecegine isaret eden Beyhan, sadece cayla tuketilmesi halinde protein, vitamin ve mineral acisindan eksiklige neden olduguna da sozlerine ekledi.

''Turk fast-food'u daha masum''

Akdeniz Universitesi Tip Fakultesi Diyet Uzmani Seyhan Ince de, ayakustu beslenme olarak tarif edilen fast-food beslenmenin insan sagligi acisindan zararlari bulundugunu, bunlar icinde en zararsizininise simit oldugunu kaydetti.

Seyhan Ince, Turkiye'deki fast-food beslenmenin, batidan kopya edildigini belirtirken, Turk kulturundeki fast-food turu yiyeceklerin, batidakilere oranla daha masum oldugunu vurguladi. Ince, soyle konustu:

''Bizde kizartmadan daha cok izgara, firinda pisirme usulu yaygin. Batida ise daha cok yagda kizartma yapilir. Ornegin Avrupa'da tavuga oyle islemler yapiliyor ki saglikli bir yiyecek diye nitelendirdigimiz tavuk, zararli hale gelebiliyor. Turk kulturunde fast-food olarak doner, lahmacun, balik ekmek, simit, tost sayilabilir. Doner, atese cok yaklastirilmadan yapildiginda, sagliga cok zararli degildir. Hattayagi akitilarak yapildigi icin donmus yag miktari da azalmis oluyor. Tostun da kotu yag kullanilmamasi halinde zararli olmayacagini dusunuyorum.''

''Simit, fast-food tarzi yiyecekler icerisinde en zararsizi'' diyen Ince, simidin yaninda yenilecek biraz peynirle birlikte gunluk protein ve enerjinin bir kisminin saglandigi kaydetti. Surekli fast-food beslenmenin bircok rahatsizligi beraberinde getirdigine isaret eden Ince, ''Bu tur yiyeceklerde ozellikle yag kullanimi fazla oldugu icin kanser, hipertansiyon, kardivaskuler hastaliklara yakalanma riski yukseliyor. Fast food yiyeceklerde yagda kizartma yontemi cok fazla kullanildigi icin sindirim sistemi de olumsuz yonde etkileniyor'' seklinde konustu. Ince, yapilan arastirmalarda, onceleri 40 yas uzeri olan kalp krizi riskinin de cok sik tuketilen fast-food yiyeceklerle 20'li yaslara indigini sozlerine ekledi.

Hastanelerde 2007'ye randevu

Hastaneler, tedavi olmayi bekleyen vatandasa 2006-2007 yillari icin randevu veriyor. Turkiye�nin dort bir yanindan gelen vatandaslar, devlet ve universite hastanelerinde bulamadigi sifayi ozel saglik kuruluslarinda ariyor. Ozel hastanelerde tedavi ucretleri ise el yakiyor.

Vatandas ameliyat gunu icin seneye randevu veriliyor. Hastanelerdeki yogunluk bir turlu giderilemiyor. Ozellikle Ankara ve Istanbul�daki devlet ve universite hastanelerinde randevu tarihi 2007�ye kadar uzayabiliyor. Turkiye�nin dort bir yanindan daha tesekkullu olduklari icin tercih edilen Ankara ve Istanbul�daki hastaneler yogunluga cevap veremiyor. Acil ameliyat olmasi gereken vatandas ise mecburen ozel hastanelerin yolunu tutuyor.

SSK hastanelerini devralarak kuyruk cilesini bitirmek isteyen Saglik Bakanligi, yine de bir sonraki yila randevu verilmesinin onune gecemedi.

Hacettepe Universitesi Tip Fakultesi Endokrin Bolumu�nde 2005�in tum randevulari doldugundan 2006 yilina atilan muayene gunleri henuz belli olmadi. Cunku 2006 randevulari icin yeni yilin gelmesi bekleniyor. Ankara Numune Egitim ve Arastirma Hastanesi Noroloji Bolumu�nde, Ibni-Sina Hastanesi�nde, Ankara Universitesi Tip Fakultesi�nin ic hastaliklar Bolumu�nde de durum farksiz. Ya aylar sonraya gun veriliyor ya da hasta baska hastanelere sevk ediliyor. Olan bu donemde tedavi olmayi bekleyen ve sehir disindan gelen vatandaslara oluyor. Hastane bahceleri tedavi olmayi bekleyen hastalara ev sahipligi yapiyor.

Ozel hastane el yakiyor

SSK ve Emekli Sandigi guvencesine sahip hastalara ozel hastane kapilarinin acilmasiyla ozel hastaneler ek gelir kaynagina sahip oldu. Ancak, bazi ozel hastaneler, yaptiklari hizmetin onemini unutarak, suistimal yapabiliyor. Ozel hastaneleri tercih eden hastalar, faturanin yukselmesi icin kendilerinden gereksiz taleplerde bulunuldugunu iddia ediyor. Doktor parasi, oda parasi, dosya parasi gibi bazi ekstralarla karsi karsiya kaldiklarini ifade eden hastalar, ozel hastanelerin sosyal guvenceyi onemsemedigini belirtiyor. Ozel bir hastanede Emekli Sandigi, SSK ya da Bag-Kur�lu bir vatandasin muayenesi icin 15-25 YTL arasinda degisen rakamlarla ucret aliniyor. Ancak tedavi muayene ile sinirli kalmiyor. Tum tetkikler icin de ayrica para isteniyor. Yani SSK�liya ozel hastane yolunun acilmasi demek, ucretsiz tedavi anlamina gelmiyor.

Bu arada ozel hastanelerin 09.00�dan once SSK hastalarina bakmamasi da ciddi problemler yasanmasina yol aciyor. Ustelik eger hasta sevk zincirine uymayip, ozel poliklinik veya saglik ocagi yerine direkt ozel hastanede muayene olmaya giderse, muayene icin resmi fiyat tarifesinde belirlenen ucretlerin yuzde 30 fazlasi aliniyor. Hasta, bu parayi cebinden oduyor.

�Bu bir anlayis sorunu''

Saglik ve Sosyal Hizmet Emekcileri Sendikasi Baskani Koksal Aydin, Turkiye�nin dort bir yanindan hastalarin Ankara, Istanbul gibi buyuk sehirlere akin ettigini belirterek, �Cagdas saglik anlayisina gore sorunun yerelde cozumu gerekiyor. Ancak bircok ilden Ankara�ya geliyor vatandas, cunku yerelde sorunun cozumune yonelik adim atilmiyor. Sevk zincirinin bozulmasi, birinci basamak saglik hizmetinin terk edilmesi nedeniyle bu sorun hem devlet hastanelerinde hem de universite hastanelerinde yasaniyor. Aslinda yapisal bir sorun bu'' dedi

Anadolu kadininda koah tehlikesi...

Anadolu'da halen yayginligini surduren tandir geleneginin kadinlarda KOAH (Kronik Obstriktuf Akciger Hastaligi) riskini artirdigi bildirildi. Erciyes Universitesi Tip Fakultesi Gogus Hastaliklari Ana Bilim Dali Ogretim Uyesi Prof. Dr. Inci Gulmez, solunum yollarinda daralmaya bagli olarak, havanin akcigerden cikmasini onlemek seklinde kendini gosteren KOAH'in oldukca yaygin olmasina ragmen yeterince taninmadigini kaydetti.

KOAH'in akciger ve ozellikle kalbin sag bolumunu, daha sonra tum kalbi etkileyerek kalp yetmezligine neden olan bir hastalik oldugunu ifade eden Gulmez, hastaligin daha cok 40 yas uzerinde sigara icenlerde tespit edildigini vurguladi. 20 yil sigara icen kiside, yuzde 50 ihtimalle kronik bronsit hastaliginin meydana geldigini, bu olgularin onemli kisminda da KOAH'a donustugunu bildiren Gulmez, su bilgileri verdi:

''Bilinenden cok daha fazla KOAH'li hasta var. Cunku bu hastalik orta derecede oldugu zaman cok ileri seviyeye gelene kadar belirgin sikayet vermiyor. Sigara tiryakileri, oksuruk ve balgami sigaraya bagliyor. Bu nedenle KOAH olduklarini fark edemiyorlar. Ozellikle kis aylarinda, fazla miktarda hastaneye yatacak kadar oksuruk ve balgam sikayetiyle geldiklerinde hastaliklarinin farkina variyorlar. Ama o zaman da solunum kapasiteleri en az yuzde 30 azalmis oluyor. Bundansonra hekim olarak, hastaligi iyilestirmemiz mumkun olmuyor. Sadece hastaligin ilerlemesiniyavaslatabiliyoruz.''

Tandir tehlikesi

KOAH'i tetikleyen sebeplerin basinda sigara aliskanliginin geldigini hatirlatan Gulmez, sigara kullaniminin erkeklerde yaygin olmasi nedeniyle hastaligin erkeklerde daha cok goruldugunu soyledi. Hastaligin gorulme sikligini belirlemek icin Kayseri'de yaptiklaribir arastirmanin, hastaligin kadinlarda gorulme sikligi acisindan onemli sonuclar ortaya koyduguna dikkati ceken Gulmez, soyle devam etti:

''Yaptigimiz arastirmada, kirsal kesimde erkeklerin yuzde 17'sinde, kadinlarin ise yuzde 10'unda; kent merkezinde ise erkeklerin yuzde 12'sinde kadinlarin yuzde 5'inde KOAH goruldugunu belirledik.Burada dikkati ceken konu, kirsal kesimdeki kadinlarin sehir merkezinde sigara icen erkekler kadar hastaliga yakalaniyor olmasi. Ustelik, bu kadinlarin hicbiri sigara icmiyor. Bunun nedeni ise Anadolu'da yaygin olarak yasatilan tandir gelenegi. Tandirda yakilan biyolojik yakit adini verdigimiz gazel, cali cirpi ve tezek gibi yakitlar, kadinlarin cesitli gazlara ve partikullere maruz kalmasina, hava yollarinda KOAH'in gelismesine neden oluyor. Hayatinda agzina sigara almamis kadinlar, bu nedenle KOAH hastasi olabiliyor.''

Tandirda calisan kadinlarin yanlarinda genellikle cocuklarinin da bulundugunu ifade eden Gulmez, tandirda bebeklerin dumana maruz kalmalarinin erken bebek olumleri ve solunum yolu enfeksiyonlarina yol actigini kaydetti. Gulmez, ''KOAH dunyada 3. en buyuk olum nedeni. Akciger hastaliklari ve kalp hastaliklari son 30 yilda yuzde 50 oraninda azalirken, KOAH yuzde 163 oraninda artti'' diye konustu.

Kalp hastalarina uyari...


Dunya Saglik Orgutu (WHO) Kalp Damar Hastaliklarini Onleme Projesi Turkiye Koordinatoru Doc. Dr. Bulent Gorenek, kalp hastalarinin ilac alir gibi antioksidan vitamin ya da mineral almalarinin yarari olmadigini soyledi.


Eskisehir Osmangazi Universitesi Kardiyoloji Anabilim Dali Ogretim Uyesi de olan Doc. Dr. Bulent Gorenek, koroner kalp hastalarinin beslenmesinde sorun bulunmadigi surece antioksidan vitamin ya da minerallerin dogal yolla, besinlerle alinmasi gerektigini belirtti.

Tum vitaminlerin ve antioksidanlar ile Omega 3 yag asitlerinin dengeli beslenildigi surece besinlerden alinabildigini anlatan Doc. Dr. Gorenek, soyle konustu:

'Yapilan arastirmalar, antioksidanlarin, vitaminlerin ya da Omega 3 yag asitlerinin ilac gibi ilave olarak alinmasi kalp hastalarinda ek bir yarar saglamadigini ortaya koymustur. Selenyum, cinko gibi minerallerin dogal olmayan yollardan almasinin kalbe ek bir yarari
yoktur. Yani kisi (ben uzum cekirdegi yiyeyim, balik yagi iceyim, cinko, selenyum ya da bazi vitaminleri ve antioksidanlari hap seklindealayim bunlar beni koroner arter hastaligindan korur) diye dusunurse yanlis yapar.'

Kalp krizinden korunmak icin yasam biciminin degistirilmesi gerektigini vurgulayan Doc. Dr. Gorenek, soyle devam etti:

'Vitamin, mineral ve antioksidanlarin ilac olarak alinmasi belki kisiyi psikolojik olarak rahatlatir ama kalp krizinden korumaz. Hastalarin aklini karistiracak onerilere gerek yoktur. Hekim olarak bizim bile telaffuzunda zorlandigimiz minarelerin ilac gibi hastalara tavsiye edilmesi dogru degildir. Kalp hastalarina onerdigimiz yasam bicimi degisiklikleri son derece acik ve nettir. Bunlar, bol yesillik ve meyve sebze, bol balik eti. Yagsiz tavuk etini kirmizi ete tercih eden bir diyet, kati yaglardan ve hamur iserinden uzak kalmak, sigara icmemek ve duzenli spordur.'

Doc. Dr. Gorenek, bunlari yapmayan kisilerin isin kolayina kacarak 'Ben su antioksidani, selenyumu, cinkoyu mutlaka besinlere ek olarak almaliyim. Bunlar beni koroner arter hastaligindan korur' dusuncesinin dogru olmadigini ifade ederek, bunlarin kisinin kendisini kandirmasinin yani sira para ve zaman kaybi oldugunu kaydetti.Kalp hastaliklarinda zaman kaybinin neticesinin kalp krizi oldugunu bildiren Doc. Dr. Gorenek, bu bakimdan 'magazin yonu agir basan arayislar' yerine bilimsel veriler cercevesinde yasam bicimi degisiklikleri yapmanin, duzenli hekim takibinde kalmanin kalp hastasi icin sart oldugunu sozlerine ekledi.

Doga cocuklarin ilaci!!!!!!

Doga cocuklarin ilaci

Cocuklarin fiziksel ve ruhsal sagligi icin haftada, en az 4-5 saat dogayla ic ice olmasi gerektigi bildirildi. Cukurova Universitesi Tip Fakultesi Halk Sagligi Anabilim Dali ogretim uyesi Yrd. Doc. Dr. Ferdi Tanir, cocuklarin vucutlarina oranla, eriskinlerden iki kat fazla havayi teneffus ettiklerini, bu nedenle cevresel kirlilikten en fazla onlarin etkiledigini soyledi.


Cocuklarin fiziksel ve ruhsal sagligi icin yasadiklari ortamin onemli olduguna dikkati ceken Tanir, sunlari kaydetti: ''Toksit etkiler, endustriyel, medikal atiklardan kaynaklanan cevre kirliligi ilk olarak cocuklarimizi etkiliyor, cunku onlarin cevreye karsi vucutlari eriskinlerden daha duyarli. Bu nedenle
ebeveyinler firsat buldukca cocuklarini piknik alanlarina, gol, nehir ve deniz kiyilarina goturmeli ve gun icerisinde vucudunda topladigi kirliligi bir nebze de olsa atmasina yardimci olmali. Ayrica, unutulmamali ki cocuklar da yetiskinler gibi dogada kendilerini daha guvende hissederler. Ruhsal olarak da bir dinginlige kavusurlar. ''Tanir, cocuklarin ic ve dis mekanlarda yasadigi hava kirliliginin solunum yollarinda da rahatsizliklara neden olabilecegini hatta olumle sonuclanabilecegini belirtti.

Gun icinde evde oynayan cocugun kimyasal kullanilarak imal edilmishalilar veya ev aletleri ile temas icinde oldugunu ifade eden Tanir, soyle devam etti:

''Cocuklarin endokrin, norolojik, hormonsal ve bagisiklik gibi bircok biyolojik sistemlerinin gelismesi, ergenlik donemine kadar devam eder. Iste bu kimyasal maddelerin bazilarina gelisim surecinde cocuklarin maruz kalmasi onun ruhsal ve fiziksel sagligini tehdit altina sokar. Bu noktada cevre kirliliginin sorun oldugu dunyada bize dusen gorev ise onlari haftada en az 4-5 saat dogayla bulusturmak, firsat buldukca yesillerin arasinda oynamasini ve gun icinde vucudundatopladigi enerjiyi oksijenin bol oldugu bir ortamda atmasini saglamaktir.''

Cocuklar icin saglik kentlesme

Tanir, ayrica kentlesmenin cocuk sagligi uzerindeki olumsuz etkisini azaltmak icin, onlarin oynayacagi guvenilir oyun alanlarinin bilimsel ve bilincli olarak yapilmasi gerektigini belirtti. Parklarin kurulma asamalarinda ise degisik sorunlarin gundeme geldigini ifade eden Tanir, sunlari kaydetti:

''Cocuklarin oyun alanlarinda oynamalari icin gelistirilen ve kurulan oyuncaklar, onlarin yaralanmasina neden olabilir. Bu nedenle parklarda yer alan oyuncaklarin cocuklarin yaslarina uygun olarak yapilmasi gerekir. Onlarin temiz hava ile ic ice yasamasi icin de alanlara bol agac dikilmelidir.''

'Savasmayacak cocuklar yetistirelim'


Ege Universitesi Rektoru Prof. Dr. Ulku Bayindir; �Toplum olarak cocuklarimiza savasmanin ne kadar kotu oldugunu anlatmamiz gerekmektedir. Yurtseverlik duygusunu ve bati dunyasinin cagdas normlarini asilayarak bunu basarmaliyiz'' dedi.


Ege Universitesi Tip Fakultesi Cocuk Sagligi ve Hastaliklari Anabilim Dali tarafindan duzenlenen �Savas ve Cocuklar'' konulu sempozyumun acilisinda konusan Saglik Bakanligi Temsilcisi Hatice Kaplan, �Dunyada son sekiz yilda gerceklesen savaslarda 2 milyon cocuk yasamini yitirirken, 12 milyon cocuk ebeveynsiz kaldi. Bunun temel nedeni gunumuzde savaslarin savas alanlarinda degil koylerde kentlerde yasaniyor olmasidir'' diye konustu.

Sivil insanlarin artik siddetin dolayli degil kesin hedefleri oldugunu soyleyen Kaplan, �Savaslarda siviller artik kesin hedeflerdir ve bu durumdan en fazla etkilenenler cocuklardir. Cocuklar her an gelisen bir organizmaya sahiptirler. Savastaki besin yoksunlugu cocuklari etkiler. Ya da sudaki pislikten dolayi herkesten once cocuklar ishal olur'' dedi.

Ege Universitesi Tip Fakultesi Cocuk Sagligi ve Hastaliklari Anabilim Dali Baskani Prof. Dr. Sevgi Mir ise tip egitiminde sosyal pediatrinin onemini vurguladi. Turkiye�de ilk defa Sosyal Pediatri dersinin Ege Universitesi�nde okutuldugunu belirten Prof. Dr. Mir, �Avrupa Birligi�ne gecis surecinde en iyi asamalari yapacak olan dallardan biri bilimdir.

Anabilim dalimizda bu derslerin okutuluyor olmasi cok buyuk bir asamadir. Savaslarda en buyuk zarari alan cocuklarin beyinlerinde buyuk izler kalmaktadir. Bunu engelleyebilmek icin mutlaka her doktor pediatri egitimi almalidir'' diye konustu.

Tip Fakultesi Cocuk Sagligi ve Hastaliklari Anabilim Dali kurucusu Prof. Dr. Sabiha Ozgur ise savaslarda ve gosterilerde cocuklarin bilerek kullanildigini hatirlatarak, �Bu son derece zararlidir. Toplum ve cocuk egitilirse savaslarin zararlari azaltilabilir. Bu noktada psikolog doktor ve halk isbirligi halinde olmalidir. Bu olmazsa tehlike canlari calar. Sosyal pediatriye inanmis hekimler olarak bizler cocugun tedavi edilirken sosyal bir yaklasima sahip olunmasi gerektigine inaniyoruz. Eger cocuk hekimi sosyal pediatriyi bilirse ulkesindeki cocuklari bekleyen tehlikeleri de gorerek onlemlerin alinmasini saglar'' dedi.

Savasmayacak cocuklar yetistirmenin bir toplumun en buyuk kazanclarindan biri olacagini belirten Rektor Prof. Dr. Ulku Bayindir ise, �Toplum olarak cocuklarimiza savasmanin ne kadar kotu bir sey oldugunu anlatmamiz gerekmektedir. Yutseverlik duygusunu ve Bati dunyasinin cagdas normlarini asilayarak bunu basarmaliyiz. Fazla sayida genc nufusumuz oldugu icin dunyanin en sansli ulkelerinden biriyiz. Ancak bu genc nufusa savasin zararlarini idrak ettirmeliyiz'' diye konustu.

Petek DURGEC - Izmir