7 Nisan 2007 Cumartesi

Solaryum tehlikeli..............

Avrupa Birliginden uyari: Bronz bir tene sahip olup guzel gorunmek ugruna sagliginizi tehlike atmayin...


Avrupa Komisyonu, ozellikle gencler arasinda solaryuma girenlerin sayisinda patlama yasanmasi ve bilincsiz solaryum kullanimina karsi harekete gecti. Uye ulkeleri, gencleri bu konuda bilinclendirmeye cagiran Avrupa Komisyonu, solaryum kullanimi konusunda yasal onlemler almaya da hazirlaniyor.



Avrupa ulkelerinde ozellikle gencler arasinda solaryum kullaniminin fazlasiyla yayginlasmasi Avrupa Birligini harekete gecirdi.

Solaryum cilt kanseri vakalarinda artis yaratti
90�li yillarda solaryum kullaniminda patlama yasanmasinin Avrupa�da artan cilt kanseri vakalarinda etkili oldugu belirtiliyor.

Uye ulkeler gencleri riskleri konusunda uyarmali
Avrupa Birligi yayinladigi raporla uye ulkelerden ve tuketici kuruluslarindan, solaryuma girenlere risklerini anlatmak icin harekete gecmelerini istedi. Solaryum cihazlarini ureten sirketlerden de yaydigi �ultra viole� isinlarinin cilde ne kadar zararli oldugu konusunda bu cihazlara uyarilar yerlestirmeleri istendi.

AB solaryum konusunda yasal onlemler alabilir
Avrupa Komisyonu�nun sagliktan sorumlu uyesi Markos Kyprianou solaryumun risklerini anlatmak icin acilen harekete gecilmesi gerektigi gorusunde. Kyprianou, birligin solaryum cihazlarinin kullaniminin kisitlanmasi konusunda yasal onlemler almayi bile dusundugunu acikladi.
Merkezi Ingiltere�deki Kanser Arastirmalari Merkezi ise solaryum cihazlarinin en tehlikeli radyasyon tipi olan �ultra viole-B� yaydigini ve uzun donemde bunun cilt kanserinin en onemli nedenlerinden biri olabilecegini acikladi.

Merkez, 16 yasindan kucuklerin, acik tenlilerin, cildinde cok fazla ben olanlarin ve daha once ailesinde cilt kanseri vakalari bulunanlarin kesinlikle solaryuma girmemeleri gerektigi uyarisinda bulundu.


Sedef hastaliginin nedenleri...

Kadinlarda siddet, cocuklarda kiskanclik

Erciyes Universitesi Tip Fakultesi Dermatoloji Ana Bilim Dali Ogretim Uyesi Prof. Dr. Ekrem Aktas, kadinlarda siddet, cocuklarda da kiskancligin sedef hastaligina neden oldugunu bildirdi.


Aktas, uzuntu, sikinti ve stres ile uzun sure kullanildiktan sonra birakilan kortizon ve sitma ilaclarinin, cocuklarda gorulen bademcik iltihaplarinin sedef hastaligina neden oldugunu soyledi.


Ozellikle kocalarindan siddet goren kadinlarda, aile ici gecimsizliklerde sedef hastaliginin ortaya ciktigini ifade eden Aktas, kardesler arasindaki kiskancliklarin da sedef hastaligina neden oldugunu kaydetti.


Aktas, Japonlar, Mogollar, Kizilderililer ve zencilerde sedef hastaligi gorulme oraninin yok denecek kadar az oldugunu belirterek, ''Bunun nedeni bilinmiyor. Ancak, Turk irkinda sedef hastaligi gorulme orani oldukca yuksek. Her 100 kisiden birinde gorulur. Bu az bir oran degil'' dedi.

Inatci hickiriga dikkat!

Kanser belirtisi olabilir...


Irlandali bir bilim adami, israrla gecmeyen hickirigin, kilo kaybi ve yutkunma guclugu gibi belirtilerle birlikte yemekborusu kanserinin belirtisi olabilecegini soyledi.

Dublin'deki James Connolly Hastanesi Uzmani Prof. Dr. Tom Walsh, bir toplantida yaptigi konusmada, bazi yemekborusu kanseri hastalarinin ''inatci hickiriktan'' yakindiklarini bildirdi.

99 kanser hastasi uzerinde yapilan bir arastirmada, hastalarin yuzde 27'sinin, ''inatci hickiriktan'' yakindiklari, yuzde 6'sinin ise hickirik nedeniyle doktora gittikleri kaydedildi.

Hickirmanin bugune dek kanser belirtisi olarak kabul edilmedigini belirten Dr. Walsh, hastalikla hickirma arasindaki iliskinin nedeninin tam olarak bilinmedigini ancak kanser hastalarindaki inatci hickiriga diyaframdaki bir sinirin neden oldugunun dusunuldugunu soyledi.

Dunyada 6. en yaygin kanser turu olan yemekborusu kanseri, her yil yaklasik 400 bin kiside saptaniyor. Sigara icmek ve alkol kullanimi, en onemli risk faktorleri arasinda sayiliyor.

UCuk (herpes)hastaliGi......



Herpes nedir? Herpes Simpleks ya da Ucuk hastaligi, Herpes Simpleks Virus denilen virusun neden oldugu cilt ve mukozalarda gozlenen ici su dolu keselerden ibaret bulasici bir hastaliktir. Herpes Simpleks virusunun sekiz tipi olup, klinik olarak en sik uc tipine rastlanmak



tadir. Bu uc tip hakkinda bilgi verir misiz? HSV 1 daha cok agiz, burun ve cevresinde izlenirken, HSV 2 genital



bolgede yerlesmektedir. HSV 3 ise Zona denilen rahatsizliga yol acan, sinirlerde yerlesen tipidir. Bu tip digerlerinden farkli olarak ici su dolu keseler seklinde degil, kizariklik ve igne batmasi seklinde hissedilen digerlerinden daha keskin agrilar yapan bir tipidir. Kusak seklinde belirli bir alani tutar ve oncelikle agrilar baslar. Daha sonra agri duyulan alanlarda nokta nokta kizarikliklar baslayarak sinirli ve belirli bir alani kaplayan dokuntu olusur. Virusun tuttugu bolgeye uyan cilt bolgesinde yerlesir. Bir sure devam ettikten sonra oncelikle agrilar, ardindan dokuntu iz birakmadan iyilesir.

Herpes Simpleks�in turleri organlara nasil etki eder?

HSV 1 ise yuz, dudaklar, burun ve agiz icinde ici su dolu kabarciklar olusturur. Bu kabarciklar cok kisa sure icerisinde acilip uzerleri ulserlesir ve yakinlarindaki diger kucuk ulserlerle birlesme egilimi gosterirler. Ardindan uzeri sulanan bu yaralar kabuklasir. Kabuklar sari beyaz renktedir. Daha sonra kabuklar kendiliginden yumusayarak duserler. Ilk basta yerlerinde kahverengi bir leke birakir . Daha sonra kahverengi bir ize donusur.
HSV 2 ise genital bolgeyi tutar. Kasiklar, kadinda vajina dis dudaklari, ic kismi, anus ile vajina arasindaki bolgeyi, rahim agzini, erkekte penisin ozellikle govdeye yakin kismini, nadiren penis basi ve testisleri, kalcalari tutabilir.

Nasil bulasir?

Herpes virusu temasla bulasir. Opusme, cinsel iliski, ayni havluyu kullanma gibi virusu tasiyan birey ile temas dogrultusunda virusler alinir. Virusler deri ve/ veya mukozalardaki catlaklardan vucuda girerler. Sinir hucrelerini tutarak bu sinirlerin lifleri boyunca ilerlerler. Liflerin ganglion denilen ana merkezlerine yerlesirler. Ardindan o bolgeye ait cilt ya da mukoza bolgesinde lezyonlarini olusturmaya baslarlar. Virusler yerlestikleri yerde olmezler. Yapilan tedaviler de viruslerin yok edilmesini degil hastalik olusturmalarini onlemek ya da en azindan azaltmak amaciyla yapilabilmektedir.

Ozellikle genital bolge ucuklari icin nelere dikkat edilmelidir?

Genelde Herpes Simpleks virus bulastiginda her iki tipi de alinabilmektedir. Ayrica ozellikle HSV 2 denilen genital bolge ucuklarinda cinsel temas ile virus alindigi unutulmamali ve yine cinsel temasla bulasabilecek baska hastaliklar da akla getirilmelidir. Zira, HSV 2 virusu kadar kolay bulasabilen ve tehlikeli seyreden baska bir takim virus hastaliklari da ayni kisiden alinmis olabilir ( Sarilik , AIDS, Frengi gibi�). Bu nedenle HSV 2 gorulen bireylerde diger cinsel yolla bulasan hastaliklarin da testler ile taranmasi dogru olacaktir.

Herpes Infeksiyonu yaygin midir?

Herpes Simpleks infeksiyonunun bireylerde saptanarak cok dogru bir yayginlik rdml taramasi yapmak zordur. Bu zorlugun en onde gelen nedenlerinden bir tanesi infeksiyonun hastalik alindiktan sonra belirti ortaya cikarmadan kalarak tasiyicilik olusturmasidir. Hastaliga sahip bireylerin yarisindan fazlasi ( ~% 65 i) hastaliga sahip olduklarini bilmezler. Ayrica HSV 2 ile temas etmis bireylerde hastalik olussa bile korku ve utanc gibi nedenlerle hastaliklarini saklamalari gibi bir durum da soz konusudur. Bu nedenle hastalik hakkinda basvuru aslinda virusu tasiyan birey sayisindan cok daha azdir. HSV infeksiyonu toplumlar arasinda da farkli oranlarda gorulmektedir. ABD�de % 20�lerde olan bu oran, Isvec�te % 35�lerde, Brezilya�da % 40�lardadir. Ulkemizde ise ne yazik ki bilimsel bir istatistik bulunmamaktadir. Ancak tahmin edilen oran % 30�lardadir. Sosyokulturel seviyesi dusuk toplumlarda daha sik izlenmektedir. Gelir ve egitim duzeyi dusuk populasyon da hedef noktasidir.


HSV-2 enfeksiyonuna yakalanmada risk faktorleri

- Cinsel partner sayisinin artmasi
- Yasin ilerlemesi
- Dusuk gelir
- Egitim seviyesinin dusuk olmasi
- Siyahi ya da Hispanik etnik kokenli olma
- Kadin olma
- Erkek escinsel faaliyet
- HIV enfeksiyonu



Hastalik nasil olusmakta ve seyretmektedir?

Virus alindiktan kisa bir sure sonra ( 2- 12 gun kadar zaman araliginda) ici su dolu keseler ve kasintili lezyonlar olusmaya baslar. Hastanin bagisiklik durumunun kuvvetine gore bir miktar yayilir. Virusle temas eden bireylerin yarisindan fazlasinda ise herhangi bir sikayet olmamaktadir. Hasta hastalik nedeni olan virusu vucuduna almis, sinir sistemine yerlesmis vaziyettedir. Cinsel iliskiye girdigi bireylere virus bulastirmaktadir. Bagisiklik sistemi baskilandigi herhangi bir durumda ise hastalik belirtileri ortaya cikacaktir. Bazen bu sureci hasta hic yasamaz .Ancak virusu tasiyiciligi devam etmektedir.Bazen de yilda en az dort ayri atak yasarlar.

Hastalik hangi durumlarda kendini gosterir?

Yeterli beslenememe durumunda, asiri A vitamini alindiginda, asiri alkol tuketiminde, yogun stres donemlerinde, grip vs. gibi bagisiklik sistemini yoran bazi hastaliklarda, adet donemlerinde, sik cinsel iliskiye girildigi donemlerde, kisisel hijyen bozuklugunda hastalik tekrarlamaya baslar. Belirtiler en siddetli ilk infeksiyonu aldiginda gorulse de bagisiklik sistemi burada ana rol oynadigindan herhangi bir nuksde de siddetlenebilir. Hastalik belirtileri 20 gun kadar surebilmekte ve kadinlarda bu donemde rahim agzinda olabilen yaralar yuzunden akinti, agrili cinsel iliski gibi sikayetler belirebilmektedir.

Gebelikte hastalikla temas edilmesi veya hastaligin bu donemde nuksetmesi gibi durumlarda ne yapilabilir?

Hastalik gebeligin ilk uc ayinda gecirilirse fetus uzerinde cok ciddi hasar olusturmasi iddia edilmis olsa da bu konu da bilimsel veriler bulunmamaktadir. Ayrica bu hasarlarin ultrason ile tespiti de mumkun olmayabilir. Bu nedenle tum gebeler gebeligin ilk doneminde bu infeksiyonun gecirilip gecirilmedigi yonunde taranmalidir. Virusun yeni alindigi aktif infeksiyonun gecirildigi vakalarda gebeligin sonlandirilmasi dusunulebilir. Hastaligi daha once almis ve bagisiklanmis bireylerde fetus acisindan bir tehlike bulunmamaktadir. Bu gebelerin gebelikleri sirasinda hastaligin nuksunu yasamalari durumunda herhangi bir tedavi uygulanmamakta sadece destek yaklasimlari benimsenmektedir. Doguma yakin genital ucuk geciren gebelerde ise eger lezyonlar mevcutken dogum baslarsa bu gebelerde bebegin temas ederek virusu almalarini engellemek icin sezaryen tercih edilmelidir. Ayrica bebegin dogum sonrasinda da bu virusle temasini en aza indirmek icin cok dikkat edilmelidir.


Tani

- Sikayetten
- Klinik bulgular ( sulu , hemen kabuklanan kasinti veya yangili ici su dolu kesecikler ..)
- Laboratuvar bulgulari ile tani koyulabilir.
- Laboratuvar testleri arasinda yaradan suruntu ile yapilacak kultur calismalari vardir.
- Sitolojik tanida HSV Tip1 ve Tip2�ye karsi olusmus antikorlarin varligi ve PCR ayirici tanida frengi, fix ilac allerjileri, travma, temas alerjileri dusunulmelidir.

Herpes virusun tedavisi mumkun mudur, neler yapilabilir?

Herpes Virusunun tam bir tedavisi mumkun olmamaktadir. Bu nedenle oncelikle virusu kapmamaya ozen gostermek gerekmektedir. Yabancilar ile temastan kacinmak, cinsel iliskide prezervatif kullanmak, ortak havlu vs. kullanimindan uzak durmak gerekmektedir. Virusu aldigimizi dusundugumuz bireyi mutlaka bu durum hakkinda bilgilendirmeli, kendisinin hastalik ihtimali hakkinda dikkatini cekmeliyiz. Hastaligi kapma halinde veya nuksu onlemek icin de bagisiklik sistemini guclendirmeli, asiri alkol, asiri yorgunluk, beslenme bozuklugu, stres gibi durumlardan uzak kalmaya ozen gostermeliyiz. Hastalik lezyonlarinin en buyuk sikintilarindan biri de kolayca bakteri ile tekrar infekte olabilerek daha derin, daha genis ve daha cok iz birakan ulsreler haline gelebilmeleridir. Bu nedenle el ile temastan olabildigince uzak durmali, aktif lezyonlarin oldugu donemde kagit havlulari tercih etmeli ve temastan kacinmaliyiz. Bakteri varliginda doktor kontrolunde antibiyotikleri kullanmaliyiz.

Genital bolgede yer alan butun yaralar onemlidir. Burada en korkutucu olani, baska hastaliklarin herpes zannedilerek atlanmasi ihtimalidir. Bu nedenle her genital bolgede izlenen yara da mutlaka doktor muayenesi gerekmektedir. Ayrica bir diger onemli husus da, herpes infeksiyonu varliginda olasi diger cinsel yolla bulasan hastaliklarin da alinmis olma ihtimalidir.

ONEMLI:::Rektal(Anal) sorunlar

Rektal Agri / Kasinma
Sikayet

Rektal bolgenizde agri ve/veya kasinma var.

Nedenleri

Pislik : Rektal bolgeniz kasiniyor, ama agri veya kanama yok. Buyuk abdest yaptiktan sonra makatinizi gerektigi gibi temizlemezseniz, diski parcalari deriye yapisir, tahris eder ve kasintiya yol acar.

Kil kurdu : Makatinizda aksam yattiktan sonra baslayan bir kasintiyla birlikte hassasiyet var ve huzursuz uyuyorsunuz. Kil kurtlari genellikle kucuk cocuklarda yuvalanir, ancak oteki aile fertleri de nasibini alabilir. Kasintinin nedeninin bu olup olmadigini su sekilde tespit edebilirsiniz: Seloteypi yapiskan tarafi disarida olmak uzere kucuk bir yuvarlak nesnenin etrafina sarin. Kaba etinizi acin ve seloteypi birkac dakika makatiniza yapistirin. Aldiginiz numuneyi doktorunuza gosterin.

Kas spazmi : Rektal bolgenizde sizi uykudan uyandiran, ama baska zamanlarda da olan bicak gibi kesen bir agri var. Ergenlerde cok sik gorulen bu durumun, makat agzi yakinlarindaki kaslarin siddetli kasilmasindan kaynaklandigina inanilmaktadir. Ciddi degildir ve genellikle kendiliginden gecer.

Mantar enfeksiyonu : Rektal bolgeniz kasiniyor; asiri aclik ve susuzluk da var ve normale gore daha fazla idrara ciktiginizi saptiyorsunuz. Rektal bolgedeki kasinmanin nedeni Candida denen bir tur mantar enfeksiyonudur.

Kendiniz Ne Yapabilirsiniz?


Bu bolgeyi sabah, aksam ve her buyuk abdestten sonra (en iyisi dusa tutarak) temizleyin ve iyice calkalayin. Bayanlar icin uretilmis hijyenik deodorantlar ve spreyler kullanmayin.

Herhangi bir akintiyi emmek ve cildi tahris olmaktan korumak icin makatin agzini kapatacak sekilde apis aralarina pamuk koyun. Pamugu kirlendikce degistirin.
Pamuklu ic camasiri giyin.
Turuncgiller (portakal, greyfurt vb) ve baharatli yiyeceklerden uzak durun.
Gunde 1 � 2 fincan kahveden fazlasini icmeyin. Kahve cekirdegi sindirilemeyen ve disari cikarken cildi tahris eden yaglar icerir.
  • Beyaz, yumusak tuvalet kagidi kullanin. Parfumler ve kimyasallar cildi tahris eder ve alerji yapar.
    Hemoroidden kaynaklaniyorsa:

    Gunde iki defa 15 � 30 dakikalik oturma banyosu yapin.

    Buyuk abdestten sonra yumusak, suyla islatilmis tuvalet kagidiyla temizleyin ve sonra surtmeden, dokundura dokundura iyice kurulayin. Satilmakta olan temizleyici solusyonlar iceren nemli bezler de rahatlama getirebilir.

    Hemoroidlerin tedavisi icin krem veya merhem kullanmadan doktora danisin.

    Dis hemoroidiniz varsa, asinma ve tahrisi onlemek icin her buyuk abdestten sonra parmaginizla iceri itin.

    Onleme


    Makat bolgesini temiz ve kuru tutun.
  • Buyuk abdest yaparken ikinmayin.

    Oteki Nedenler
    Hemoroid
    Kontakt dermatit
    Anal sigil
    Proktit
  • Cinsel iliskiyle bulasan hastalik
  • Gunes Lekeleri

    Gunes lekeleri ihmale gelmez�

    Gunesin fotosentez, D vitamini olusumunu saglamak, isi ve isik yaymak, mikroplari oldurmek ve insanlara psikolojik olarak olumlu etkilemek gibi sayisiz yarari bulunuyor. Ancak gunesin faydalari oldugu kadar bircok zarari da var.

    Gunes, yaydigi UVA ve UVB isinlari nedeniyle cilt hucrelerini bozdugu icin oldukca zararli. Gunesin zararlari bu kadarla sinirli degil. Ozel Kadikoy Hastanesi Deri Hastaliklari Uzmani Dr. Funda Guneri gunesin olumsuz etkileriyle ilgili sunlari soyluyor: �Uzun yillar gunes isinlarina maruz kalindiginda deride gunesin gec donem etkileri ortaya cikar. Bunlar; gunese bagli deri yaslanmasi, ciltte ince veya kalin cizgilenme, kuruluk, ince kirmizi damarciklar, renk bozuklugu , derinin esnekliginin azalmasi ve siyah noktalardir. Bu olay sadece yaz aylarinda guneslenirken olmaz. Bu acidan yolda yururken, araba kullanirken, spor yaparken de gunesten korunmak gerekir.�

    Gunes isinlari

    Gunes, yaydigi UVA, UVB isinlari nedeniyle cilt hucrelerini bozdugu icin oldukca zararli. UVA ve UVB isinlarini bircok kisi ismen biliyor. Ancak bu isinlarin ozelligi, birbirinden farki ya da benzerligi pek bilinmiyor. Ultraviyole A isinlari yeryuzune ulasan ancak ozon tabakasinda suzulmeyen isinlar arasinda yer aliyor. Bu nedenle gunes isigi icinde UVB�ye gore 1000 kat daha yogun olarak bulunuyorlar. Bulutlardan ve camdan gecme ozelligine sahip. Derinin alt tabakasina etki ettikleri icin, bronzlasma gelisiyor. Ultraviyole B isinlari ise yeryuzune ulasarak gunes yanigina veya kizarmaya neden oluyor. Ustelik bu isinlar derideki hucrelerde, bag dokusunda ve deri damarlarindaki hasarin baslica sebebi. Her ne kadar uzun yillar UVB isini daha zararli olarak bilinse de yapilan arastirmalar UVA isinlarinin daha zararli oldugunu ortaya koyuyor. Bugun ultraviyolenin, deri kanserlerine neden oldugu biliniyor. Bu sebeple ozellikle gunes altinda calisan insanlar ve deniz kenarinda bronz bir ten ugruna saatler boyunca guneslenen kisiler risk altinda. Acibadem Hastanesi Bakirkoy Dermatoloji Uzmani Prof. Dr. Rifkiye Kucukoglu isinlarin diger etkileri ile ilgili sunlari soyluyor: �Uzun sure gunese maruz kalma, derinin bag dokusunu etkileyeceginden, kronik hasarlanma sonucu, erken deri yaslanmasi ortaya cikacaktir. Gunes isinlari pigment hucrelerini de etkilediginden istenmeyen ciller veya lekelerin olusmasi kacinilmazdir. Diger taraftan gunes isinlari, bagisiklik sistemini zayiflatmakta bunun sonucunda infeksiyonlara direnci azaltmaktadir.

    Neden bronzlasiyoruz?

    Bronzlasma cildin kendini korumasi anlamina geliyor. Dr. Guneri bunun nedenini soyle acikliyor: �Gunes isigindan etkilenen kisilerde oncelikle ciltte kalinlasma olur ve deri korunmak icin daha fazla renk maddesi uretir. Yani bronzlasma derinin savunma mekanizmasidir. Fakat ek koruma onlemleri almadan sadece bu mekanizma yeterli olamamaktadir. Acik tenli kisiler, yaslilar ve 3 yas alti cocuklar gunesin olumsuz etkilerine daha acik olduklari icin ozellikle korunmalidirlar.�


    Lekeleri onemseyin

    Gunes lekeleri, ultraviyole isinlarina maruz kalinmasi sonrasi gelisen kucuk, koyu saridan kahverengiye degisen pigmentte, cilt lezyonlari olarak tanimlaniyor. Gunes isinlarina maruz kalinmaya devam edildikce renklerde koyulasma daha belirgin olarak ortaya cikiyor. Bu lekeleri tetikleyen sadece gunes isinlari da degil. Son yillarda moda olan solaryuma giren kisilerde de lekeler goruluyor. Bu kahverengi lekeleri kisinin genetik ozellikleri, hormonal durumu, alinan sivi gidalar ve ilaclar da etkiliyor. Dr. Guneri lekeler tarzinda gorulen cilt lezyonlarinin deri kanseri habercisi olabilecegine dikkat cekerek sunlari soyluyor: �Gunesin deri kanseri olusumuna neden oldugu bilinmektedir. UV B daha az etkili olmakla bi rlikte hem UVA hem de UVB buna neden olmaktadir. Bu nedenle kullanilan gunes koruyucu urunlerin her iki isina karsi da koruyucu filtre icermeleri gerekmektedir. Deri kanserlerinin bir kismi yillar icinde yavasca gelisir ve hayati tehlike yaratmaz. Bazi tipleri ise erken tani konulmadigi surece olume neden olabilirler.�

    Gunes �ben�leri etkiliyor

    Benler sayilari kalitsal olarak belirlenen, cocuklukta cikmaya baslayan, ergenlik doneminde kahverengiye donusen cilt lezyonlari olarak adlandiriliyor. Benler cilt kanserlerine sebep olabiliyor. Dr. Guneri bu noktada bir uyarida bulunarak soyle diyor: �Benler birden ortaya cikarsa, hizla buyur ve kabariklasirsa, icinde farkli renk tonlari varsa, sinirlari duzensizse veya kasiniyorsa mutlaka bir dermatolog tarafindan muayene edilmelidir. Gunese maruz kalma, acik ten rengi, ailede kanser olmasi ve benlerin sayica coklugu benler uzerinden kanser gelisme riskini arttirir. Bu nedenle bu risk faktorlerini tasiyanlarin gunesten korunmalari gerekmektedir.�

    Tek sart: Gunese karsi onlem

    Gunes lekelerine maruz kalmamanin birincil sarti, gunese karsi korunmaktan geciyor. Prof. Dr.Kucukoglu alinmasi gereken onlemleri su sekilde siraliyor:
    • Gunes isinlarinin yogun oldugu saatlerde (11:00-15:00) gunese cikmayin. Yazin bulutlu havalarda da UV isinlarinin % 50� si yeryuzune ulastigindan koruma onlemleri alinmasi gerektigini unutmayin.
    • Sik dokuma ve renkli giysiler tercih edin. Ayrica sapka ve gozluk de kullanin.
    • Gunesten koruyan urunleri bilincli kullanin. Gunese cikmadan yarim saat once kremi uygulayin ve 3 saatte bir tekrarlayin. Deniz veya havuzlardan cikinca, terleyince dus alarak tekrar krem surun.
    • Beyaz tenlilerin, sarisin ve acik gozlu kisilerin, cocuklarin, yaslilarin ve gunese duyarliligi olanlarin her gun ve faktoru 30�un uzerinde olan gunes koruyucu kullanmalari gerektigini aklinizdan cikarmayin. Bugday tenli ve esmerseniz SPF (Gunes koruma faktoru) 15 ve uzerinde olan urunleri tercih edin

    Sinav kaygisi ile bas etme zihinsel bedensel uygulamalar

    Uzun bir suredir sinava hazirlaniyor ve sinavin yaklasmasiyla beraber, gozle gorulebilir bir endise hali yasiyor olabilirsiniz. Uykuya dalmakta gucluk cekiyor olabilir, yemek yiyememekten, istahinizin azligindan sikayet ediyor olabilir, hayattan aldiniz zevkte bir azalma hissediyor olabilirsiniz. Peki nedir bizi boylesine kaygilandiran, istahinizi azaltan, uykunuzu bozan, hayattan aldigimizi zevki azaltan sey. Korku mu kaygi mi? Bu sorularin cevabini verebilmek icin oncelikle bu iki kavrami aciklamak gerekecektir.

    Korku gerceklesmesi durumunda bizde fiziksel bir sorun yaratacak olan durumlardir. Ornegin kopekten korkariz cunku bizi isirmasi fiziksel bir rahatsizliga neden olur.

    Kaygi ise korkulmayacak, bizde aslinda cok buyuk fiziksel bir hasar meydana getirmeyecek bir durumdur. Ornegin universite sinavi sadece bir sinavdir. Bize fiziksel olarak bir zarar verir mi? Onu korkunc hale, kaygi duyulacak hale getiren bizleriz.
    SINAV KAYGISI NASIL TANINIR?
    Bir sinava girmeden gunlerce once sinavi basarip basaramayacaginiz kaygisi beyninizi asiri mesgul ediyorsa ve yogun bir kaygi hissediyorsaniz ustelik bu kaygi sizi gundelik isinizi bozuyorsa, uykularinizi, yeme duyunuzu etkiliyorsa, neredeyse baska bir sey dusunmuyorsaniz sinav kaygisina adaysiniz demektir. Sinav ertesi gun, uyku tutmuyorsa, sinav saati ecel gibi yaklasiyorsa, sinava girerken eliniz ayaginiz titreyip soguk terlemeye basladiysaniz. Bir de sinavda beyniniz zonkluyor, sinav kagidini acmaya cesaret edemiyor, sorulari heyecandan okuyamiyorsaniz yogun bir sinav kayginiz var demektir.

    Hissedilen olumsuz duygular nelerdir ?
    - Ya basarisiz olursam korkulari
    - Yeterince calismadigi icin kendini suclama
    - Kesinlikle basarili olamayacagim yargilari
    - Surenin cok yetersiz oldugunu dusunmek
    - Hic bir sey hatirlamadigini hic bir sey bilmedigini dusunmek
    - Sik sik alacagi notu dusunmek
    - Digerlerinden farkli oldugunu, daha zayif ve beceriksiz oldugunu dusunme
    - Sikinti bunalti hisleri
    - Hareketsizlesme, ya da huzursuzluk, asiri hareketlilik hissetme
    - Sinav sonuclarinin felaket olacagini dusunmek
    - Aile ve yakinlarini hayal kirikligina ugratacagini dusunme
    - Olsem de kurtulsam keske bu duruma hic dusmeseydim dusuncesi
    - Kaybederse asla tekrar denemeyecegini ya da kendini toparlayamayacagini dusunme


    Hissedilen fizyolojik belirtiler nelerdir ?
    - Carpintilar, duzensiz kalp atislari
    - Duzensiz solunum, hava acligi
    - Ellerde titreme, vucut'ta ates basmasi hissi
    - Bas donmesi, bayilma, beyni bosalmis hisleri
    - Kas yorgunluklari, uyusma, titremeler

    Korkulmamasi gereken bir durumdan korkmak yada kaygi duyulmamasi gereken bir olaydan kaygilanmak bizim anormal oldugumuzu gostermez mi ?
    Aksine kaygi bizim icin belirli oranda gerekli olan bir sey. Cunku eger az miktarda kaygi duymuyorsak, sinav bizi heyecanlandirmiyorsa onu yeteri kadar istemiyoruz demektir. Cunku bu kaygidir aslinda bizi hedefimize ceken, yonlendiren, bize, itici guc veren.

    Oyleyse sunu soyleyebiliriz ki sinav kaygisi belirli oranda oldugunda bize fayda saglayan, basarili olmamiz icin bizi kamcilayan bir olgu. Sinav kaygisi yasayan insanlar ya programli calismislar, kendilerine guvenleri tam, sinavi olum kalim savasi durumuna getirmemis insanlardir, ya da derslerine hic calismamis sinavdan beklentisi olmayan tembel insanlardir.

    BAZI DAVRANIS DEGISIKLIKLERI GORULEBILIR:

    Asiri hareketli ya da tersine donuk olma:
    Sinav stresi olan kisiler huzursuzluk nedeniyle yerinde duramamak, hareketlilik ve bunun neden oldugu istem disi uygunsuz davranislarda bulunabilirler. Bu durumda kendilerini gozleyip sakinlesmeye calismalidirlar. Bunun tam tersine donuk hareketsiz ice kapanik davranis sergileyebilirler. Sevdiklerinden arkadaslarindan uzaklasirlar.

    Zaman kullaniminda duzensizlik:
    Tum stresli insanlarda yasam ritminde bozukluk gorulebilir. Uyku, yemek yeme, gundelik is saatleri bozulabilir. Acelecilik ve zamanin tukendigi duygusu zaman bozukluguna buda olumsuz baska sonuclara yol acar. Gundelik ritmimizin bozulmamasina dikkat etmeliyiz.

    Catismaci ve tahmmulsuz durum:

    Kaygi nedeniyle olusan gerginlik bizim diger insanlara tahammulumuzu azaltir. Iliskilerimizin azalmasi bir yana tatsiz catismalar yasayabiliriz. Catismalar kirginliklara yol acar. Bu da icinde bulundugumuz duygu durumunu kotulestirir. Cevredeki insanlarin bizim kaygilarimizi yeterince anlayamayacagini kabul etmemiz gerekir. Iyi iliskiler yasiyor olmak bizi ruhsal olarak rahatlatir.


    PROFESYONEL YARDIM ALMAK GEREKEN KONULAR NELERDIR?

    Depresyon:

    Depresyon yaygin bir hastaliktir. Her 4-5 kisiden biri depresyon gecirir. Belirtiler uyku, istah duzensizligi sabah gec kalkmak, yorgunluk hisleri, kotumserlik, hayattan zevk alamama, huzursuzluk, tahammulsuzluk, kararsizliktir. Bu belirtiler 15 gunden beri hissedilirse mutlaka bir psikiyatristten yardim alinmali ve suratle tedavi edilmelidir. Sinav kaygisi ve umutsuzluk duygularini arttirir. Karasizlik, dikkatsizlik basariyi dusurur.

    Agir ve genellesmis kaygi bozukluklari:

    Sadece sinav kaygisi degil gun boyu sikintili huzursuz endiseli ve isteksiz olma durumudur. Denedigimiz hic bir yontemle bas edilemeyen, olumlu gelismelerin bile yararli olmadigi bu durum profesyonel yardim gerektirir. Psikolog ve psikiyatrlardan yardim alinmalidir.

    Takintilar:

    100 gencten ucunde agir olarak gorulebilen bu sendromda kafasina takilan bir dusunceyi istemeden dusunmeye zorlanma baska bir sey dusunemez olma hali vardir. Okudugu satiri tekrar okuma, okudugundan emin olamama gibi akademik belirtilerin yani sira dinsel, cinsel icerikli takintilar, sacma takintilar, asiri temizleme, asiri duzenlilik, simetri saplantisi vb. sekillerinde kendini gosterir. Psikiyatri ve psikologlarin yardimina gerek vardir.

    Uyku bozukluklari:

    1 ay boyunca hemen her gun suren uykuya dalamama, kotu ruya gorme, uyku bolunmesi, gunduz uykulu olma halidir. Psikiyatrlardan yardim alinmalidir.


    SINAV KAYGISI ILE BAS ETME:

    Sinavla ilgili kaygimizi azaltmak icin iki turlu calisma yapabiliriz. Bunlardan ilki zihinsel digeri bedensel uygulamadir.
    A-) ZIHINSEL UYGULAMALAR

    Zihinsel uygulamalar yapiyoruz cunku kaygimiz ve heyecanlanmamiza neden olan duygular dusuncelerimizle sekilleniyor. Kaygimizi azaltmak icin degistirmemiz gereken dusunceler sunlardir;

    Universite sinavi hayatta mutlu olmaya, basarili olmaya giden yollardan sadece biridir.

    1- Universite sinavi hayatta basarili ve mutlu olabilmek icin tek yoldur. Boyle bir dusunceye sahipsek, kaygimizin artmasi muhtemeldir. Mantikli bir sekilde dusunursek, universite sinavi bizi hayatta basariya ve mutluluga goturen yollardan sadece biridir. Tek secenek degil. Universite sinavini kazanamamis ancak hayatta basariyi ve mutlulugu yakalamis milyonlarca insan var. Universiteyi kazanamasak da farkli alanlarda mutlu ve basarili olabiliriz.

    2- Sinavi kazanmak zorundayim. Sinavi mutlaka kazanmaliyim. Sinavi kazanmak bir istek ve secim meselesidir. Mutlaka basarmaliyim, "su okula gitmeliyim " gibi dusunceler yerine "sinavi kazanmak istemiyorum, su okula gitmek istiyorum " seklinde dusunmeliyiz. -meliyim - maliyim seklindeki ifadeler dusunceleri istek olmaktan cikarip, yasa haline getirir. Yasalarda bir kesinlik vardir. Oysa bir istegi yerine gelmeyen bir kisinin baska bir istegi yerine gelebilir.

    3- Kazanmazsam mahvolurum, hapi yutarim, komsularin yuzune nasil bakarim, ailemin yuzune nasil bakarim, cok korkunc olur. Bu gibi dusunceler kesinlikle gercekle iliskisi olmayan dusuncelerdir ve bize olumlu yonde hic bir katkisi yoktur. Daha cok olumlu yonde dusunmeye calisin. Gecmisteki yaptiginiz guzel ve basarili isleri dusunun. Okul yillarinda aldiginiz basarili sinav sonuclarini, iyi yaptiginiz isleri dusunun. Ben aptalim, ben zaten hic bir seyi beceremem demeyin. Bu tip dusunceler hem sizi amacinizdan uzaklastirir, hem de hem endiselendirir.

    4- Sinav sonucu benim iyi ya da kotu oldugumu gosterir. Sinav sadece bir bilgi sinavidir. Bu nedenle ogrencinin ilgi, yetenek ve calisma aliskanliklariyla kazanmis oldugu bilgilerin degerlendirmesidir. Kisiliginizin degerlendirilmesi degil. Sinav basarinizla kisilik degerinizi es gormeyin. Sinavlarda uygulanan testler; kisilik testler olmayip bilgi ve basari testleridir.

    5- Sinavi kazanamamak her seyin sonu olur. Bu hatali bir dusunce yapisidir. Mantikli bir sekilde sinavi kazanma sansiniz cok yuksek bile olsa, kendinize bir baska amac dusunun. Bu amacin hayatiniza neler kazandiracagi uzerinde durun. Sinavda basarili olarak, esas amaciniza ulasmak birinci tercihinizdir. Basarili olamadiginiz taktirde yoneleceginiz ise ikinci tercihiniz olacaktir. Biz sizin birinci tercihinize yerlesmenizi istiyoruz. Ancak ikinci tercihinize yerlesmekte dunyanin sonu degildir. Eger bu dusunceyi icinize sindirebilirseniz gayretiniz ve calisma isteginiz azalmayacak ancak elinizi kolunuzu baglayacak siddetteki sinav stresinde kurtulmus olacaksiniz.




    B-)BEDENSEL UYGULAMALAR

    SOLUNUM EGZERSIZLERI

    BEDENI KONTROL ETME YOLUNDA BIRINCI BASAMAK : SOLUNUM KONTROLU

    Nefes almayi ogrenmek:
    Otonom (kendi kendine calisan) organlarimiz oldugunu biliyoruz. Kalbimizin vuruslari, kan basincimiz, beden sicakligimiz bu sisteme ornektir. Bu organlar veya fonksiyonlar bizim dogrudan denetim ve istegimiz disinda calisir. Ancak, egitim ve egzersizle bu organ ve fonksiyonlari kismen veya butunuyle kontrol altina almak mumkundur.


    Bedeni konrol etme yolundaki ilk adim solunumu kontrol etmektir. Cunku solunum bir yonuyle, istedigimiz zaman nefes aldigimiz, istedigimiz zaman nefesimizi tuttugumuz icin, irademizle yonlendirdigimiz bir faaliyettir. Ancak diger taraftan solunum, beyin sapindaki bir merkez tarafindan kandaki oksijen ve karbondioksit dengesine gore butunuyle otonom (kendi kendine) olarak yuruyen bir faaliyettir.

    Otonom faaliyetleri kontrol etmeye , "solunumu kontrol etmekten" baslamak gerekir. Ayni zamanda dogru ve derin nefes almayi ogrenmek, gevsemeyi ogrenmek yolunda atilan en onemli adimdir.

    Nefes almanin kendisi bir gevseme yolu oldugu gibi, butun gevseme egzersizleri icinde, egzersizin bir parcasi olarak da kullanilmaktadir. Ayrica nefes egzersizleri gunluk hayatin akisi icinde uygulanmasi en kolay egzersizdir.

    Derin nefes almanin onemi nedir ?
    Dogru ve derin nefes almanin kendisinin dogrudan damarlari genisletme ve kanin (dolayisiyla oksijenin) bedenin en uc ve en derin noktalarina kadar ulasmasini saglama ozelligi vardir. Panik atak sirasinda kan beden yuzeyinden iceri cekilir ve yuzey sicakligi duser (el ve ayaklarda soguma). Hem stres tepkisinin biyokimyasal maddeleri, hem de gevsemenin biyokimyasal maddeleri bir arada bulunamaz. Bu sebeple dogru ve derin nefes alarak saglanan degisiklik, ozellikle kayginin da dahil oldugu bircok durumda baslayacak olan (veya baslamis olan) tepki zincirini kirmakta veya kayginin siddetini azaltmaktadir.


    Iyi nefesin ozellikleri:
    Iyi nefes agir, derin ve sessiz olmalidir. Bunun icinde denge, olcu ve uyum gerekir. Iyi bir nefes yavas olarak burundan alinir, sessiz olur ve akcigerin butununu doldurarak diyaframi asagi iter.

    Endustrilesmis ve sehirlesmis toplumlarda yasayan insanlarin buyuk cogunlugunun cigerlerinin dortte birini veya beste birini kullandiklari saptanmistir. Nefes egzersizlerinden amac, akcigerin butununu kullanmaktir.

    Akcigerinizin uce bolunmus oldugunu dusunun. Derin, tam bir nefes, diyaframin asagi hareket etmesi ve akcigerin en alt bolumunun havayla dolmasiyla baslar. Daha sonra orta bolum havayla dolar ve gogus genisler. Son olarak da akcigerin ust bolumu dolar ve omuzlar hafifce kalkabilir.


    1.) Nefes alma egzersizine baslamadan once sag avucunuzu gobeginizin hemen altina, sol elinizi gogsunuzun ustune (gogus hizasina) koyun ve gozlerinizi kapatin.
    2.) Nefes almadan once cigerinizi iyice bosaltin. (nefesi verirken cigerler zorlanmamali ve nefes itilmeden kendiliginden cikmali.)
    3.) Ciger kapasitenizi hayali olarak ikiye bolun ve "biir" , "ikii" diye icinizden sayarak cigerinizin butununu doldurun. Kisa bir sure bekleyin, "bir-iki" diye diye sayarak, nefesinizi aldiginizin iki kati surede bosaltin. Sag eliniz gogus kemikleinizin, hareketli bir koPage Ranku gibi, yana dogru acildigini hissetmeli. Yine bir nefes almadan iki saniye bekleyin .

    Ikinci ve ucuncu maddede yazilanlari tekrarlayarak bir derin nefes daha alin ve verin. Egzersizi bir kere daha tekrarlayincaya kadar mutlaka en az 4-5 normal nefes alin. Eger derin nefes almaya devam ederseniz bir basdonmesi hissedebilirsiniz.





    RELAKSASYON EGZERSIZLERI

    Gevseme bedeninizdeki gerilimden sistematik bir sekilde, kurtulmaktir. Derinlemesine gevsediginizde, motivasyonunuzu ve dikkatinizi yogunlastirmayi yitirmeyeceksiniz. Tam tersine bedeninizin neresinde en cok gerilim tasidiginizin farkina varip, bu kaslari nasil gevsetebileceginizi ogreneceksiniz. Hatta, derinlemesine gevseme icin yapilan duzenli alistirmalar enerjinizi ve uretkenliginizi artiracaktir.

    UYGULAMA

    Simdi yerinize iyice ve rahatca yerlesin ve herhangi bir tedirginlik hali varsa bir kenara birakin. Kendinizi gevsetebilme yetenegini kazandikca tedirginliginiz azalip, yerini gevsemeye birakacaktir.

    Gozlerinizi kapatin ve dikkatinizi once kollariniza ve ozellikle ellerinize cevirin. Simdi ellerinizi yumruk yapin ve bunu yaparken el ve kollarinizdaki gerilime iyice dikkat edin.

    Simdi her iki elinizi de bileklerden, parmak uclari tavani gosterecek sekilde bukun. Ellerinizin ust kaslarini ve kolunuzun ust tarafini kasarak iyice gerin. Gerilimi hissedin. Ve simdi gevseyin kollarinizi eski pozisyonuna getirin. Gerginlik ve gevseme arasindaki farki hissedin.


    Ayni alistirmalari su bolgelerde de tekrarlayin.

    Kafa:
    1. Alninizi kiristirin.
    2. Gozlerinizi sikica kapayin.
    3. Agzinizi iyice acin, dilinizi damaginiza dogru itin, cenenizi kuvvetlice sikin.


    Boyun:
    1. Kafanizi geriye itin.
    2. Kafanizi gogsunuze degecekmis gibi one egin.
    3. Kafanizi sag omuzunuza dogru dondurun.
    4. Kafanizi sol omuzunuza dogru dondurun.


    Omuzlar:
    1. Omuzlarinizi kulaklariniza cekecekmis gibi yukari cekin.
    2. Sag omuzunuzu kulaginiza degecekmis gibi yukari cekin.
    3. Sol omuzunuzu kulaginiza degecekmis gibi yukari cekin.



    Bu alistirmalar da bazi kaslari belli bir sure gergin hale getirme, gergin tutma ve yavas yavas gevseterek, gerginlik ve gevseklik arasindaki farki hissetmek amaclidir. Kaslarinizi gergin halden gevsetirken ayni zamanda icinizden "rahatla ve birak" deyin. Derin soluk alin. Nefesinizi yavas yavas verirken sessizce rahatla ve birak deyin.






    OGRENCILERE ONERILERIMIZ

    Zamaninizi planlamaya calisin:
    Kaygi zaman duzensizliklerine yol acar ve bu da kaygiyi daha da arttiran sonuclara neden olur. Bunu kirmanin yolu zamani duzenlemektedir. Sinav oncesi telasla bir seyler okuma, veya baska aktiviteler gosterme yerine normal ritminizi korumasinda yarar var. Sabah zamaninda kalkmak yapilacak isleri listelemek, programli olmak yaralidir. Ek isler ustlenmekten kacinmaliyiz.

    Hareket bozukluklarina karsi koymaya calisin:
    Gerginlik bizi asiri hareketlilige veya donukluga itebilir. Sinavin cok yaklastigi gunlerde beklenilen tersine daha cok ders calismak yerine; fizik aktivitelerini arttirmak, eglenceli sporlara zaman ayirmakta yarar var. En iyi aktivitelerden biri yurumektir. Her gun en az yarim saat yurumek iyi gelebilir.

    Kaygiya karsi hosluklar yaratmaya calisin:
    Negatif duygularin karsisina pozitifleri koymak onemli bir yontemdir. Zevk aldigimiz seylere ve hobilerimize hafta icinde en az birkac saat ayirmaliyiz. Sinema yada acik havaya cikmak gerginligi azaltir. Enerjiyi ve olumlulugu artirir.

    Ekstra sorunlardan kacinin:
    Catismalardan kacmak, sorunlari ertelemek, sinav stresinize baska stresler eklememek onemlidir.

    Beslenmenize dikkat edin:
    Beslenme duzeni onemlidir. Sekerle kaygi arasindaki iliski anlatilacaktir. Sekerli gidalari asiri almak yerine duzenli beslenme. Duskunlugu olanlarin sinirli cikolata ve bunu gibi sekerli gidalar kullanmalari ogutlenir. Rejim yapmak, tersine asiri beslenmenin yarari olduguna inanmak yersizdir. B vitaminin kullanilmasi yararli olabilir. Seker oynamalarini kontrol eder. Yorgunluk hislerini azaltir.

    Bedeninize onem verin:
    Uzun calisma saatleri ve artan zaman baskisi sonucunda bazi ogrenciler sartlari daha fazla zorlayarak calisma surelerini arttirmak icin bazen kahve cay gibi uyarici maddeleri ya da bazi ilaclari kullanmaktadirlar. Bu tur uyaricilarin ilk bastan calisma suresini artirdigi gorulebilir. Ancak zaten sinav kaygisi sebebiyle ust duzeyde uyarilmis olan sinir sistemimizin bir de bu tip uyaricilarla uyarilmasi dogru degildir. Uyari ilaclar disinda cok masum kalan cay, kahve gibi icecekler bile ellerde titreme, dikkat ve konsantrasyon guclugu, huzursuzluk gibi istenmeyen durumlara sebep olabilir. Mumkun oldugunca bu icecekleri kullanmamaya ozen gosterin. Daha dogal icecekler meyve sulari, bitki caylari onerilebilir.

    Uykunuza ozen gosterin:
    Uyku bir ritim meselesidir. Dolayisiyla belli periyotlarda devam eder. Ortalama uyku suresi 11 yasindakiler icin 9-10 saat bu yastan buyukler icin ise 8-8,5 saat arasindadir. Uykumuz iki bolumden olusmaktadir; birinci bolumde bedensel, ikinci bolumde ise ruhsal dinlenme gerceklesmektedir. Bu nedenle gecelik 3-5 saatlik kisa uykunun zihinsel becerilerde bir azalmaya yol acmadigini bu surenin yeterli oldugu soylenebilir. Ancak bu kisa uykularin surekli bicimde boyle devam etmesi, ogrenme, mantik yurutme, dikkat ve konsantrasyon uzerinde olumsuz etkileri baslamaktadir.
    Bazi ogrenciler 8 saatlik uykunun kendileri icin gerekli ve zorunlu olduguna inanirlar ve bu surenin altinda bir sure uyuduklari zaman kendilerinin basarisiz olduklarina inanirlar ve panige kapilirlar. Hatta bazi durumlarda aileler de bu durumu istemeyerekte olsa buyuturler. Sinav oncesi "zaten dun gecede cok az uyumustun, keske daha cok uyuyabilseydin, insallah seni kotu etkilemez" gibi konusmalarla ogrencinin kaygisini arttirirlar. Burada yapilmamasi gereken tek sey sinav oncesi geceyi uykusuz gecirmek.

    Ilaclar:
    Sinavdan bir iki gun oncesine kadar gerginlik ya da uykusuzluk icin doktor tavsiyesi ile ilac kullanabiliriz. Sinavdan bir iki gun once baslamak bizi beklenmedik yan etkilerin sonuclari ile karsi karsiya birakir.

    SINAV KAYGISIYLA BASETMEMIZDE BIZE YARDIMCI OLABILECEK INSANLAR

    1- Aile ve yakin arkadaslar: Bu kisiler bize gereksinim olan sevgi sefkat ve dayanisma gosterirler. Onlarla iliskimizi sicak tutmak moralimizi yukseltir.
    2- Sorun oldugunda basvurabilecegimiz uzman kisiler: Bunlar genellikle sahip oldugunuz sorun ve cozumleri konusunda uzmanlasmis kisilerdir. Psikologlar rehber ogretmenler vb.
    3- Bizim yasadigimiz sorunlari yasayan kisiler: Sinav kaygisi olan herkes bir digerini daha kolay anlayabilir. Fikir alisverisinde bulunmak sorun paylasma yalnizlik duygusunu azaltir. Sorunu kisilestirmeyi onler.