6 Nisan 2007 Cuma

Turkiye'de sigaradan 780 bin kisi olecek

Saglik Bakanligi Kanserle Savas Dairesi Baskanligi'nca hazirlanan kanser raporuna gore, Turkiye'de kanser hastalarinin sayisinda artis gozleniyor. Raporda, Turkiye'de onumuzdeki 25 yilda, sigaraya bagli nedenlerden olen kisilerin sayisinin yaklasik 780 bine ulasacagi vurgulaniyor.

Saglik Bakanligi kanser raporuna gore, sigaraya karsi savas, kanserlerin yuzde 40'ini yok edecek. Dunyada en onemli halk sagligi sorunu olarak kabul edilen kanser hastaligi, Turkiye'de gerceklesen olumlerde kalp-damar hastaliklarindan sonra ikinci sirada yer aliyor. Turkiye'de ozellikle yogun sigara tuketiminin yol actigi kanser vakalari, onemli bir saglik sorunu olarak varligini surduruyor.

Saglik Bakanligi Kanserle Savasin Dairesi Baskanligi'nca hazirlanan Kanser Raporu'na gore, Turkiye'de kanser hastaliklarinin sayisinda artis gozleniyor. Raporda, Turkiye'de onumuzdeki 25 yilda, sigaraya bagli nedenlerden olen kisilerden olen kisilerin sayisinin yaklasik 780 bine ulasacagi vurgulaniyor.

Kanser hastaligindan korunmada, saglikli beslenme, sigara, alkol ve gunes isinlarindan uzak durma, guvenli su kullaniminin onemine dikkat cekiliyor. Sigaranin kansere neden olan etkenler arasinda birinci sirada yer aldigi ve sigaraya karsi savasin kanserlerin yuzde 40'ini yok edecegi ifade ediliyor. Sigara icmeyen akciger kanserli hastalarin yuzde 33'unun sigara icen bir kisiyle birlikte yasadigina, bu kisilerde gorulen akciger kanserlerinin nedeninin cocukluk cagi veya eriskin donemdeki pasif icicilik olduguna dikkat cekiliyor. Sigaranin akciger agiz boslugu, yemek borusu, boyun, pankreas, mesane, bobrek, mide ve kan kanserine, alkol kullaniminin ise karaciger ve yemek borusu kanserine yol actigi belirtiliyor.

Saglik Bakanligi Kanserle Savas Dairesi Baskanligi'nca hazirlanan Kanser Raporu'nda, kanser olgularinin onemli bir bolumunun cevresel etkenlere bagli oldugunun ve bu etkenler arasinda da beslenmenin onemli bir yer tuttugunun alti ciziliyor. "Saglik Bakanligi kanserle Savas Dairesi Baskanligi'nca hazirlanan Kanser Raporu'nda kanser olgularinin onemli bir bolumunun cevresel etkenlere bagli oldugunun ve bu etkenler arasinda da beslenmenin onemli bir yer tuttugunun alti ciziliyor. Kadinlar ve erkeklerde gorulen kanser vakalarinin yuzde 35'inin beslenmeye bagli oldugu, sisman kisilerde kanser riskinin iki kat daha fazla oldugu kaydediliyor.

SAGLIKLI BESLENME UYARISI

Raporda, saglikli beslenme konusunda su uyarilar yer aliyor:

"Hayvansal yag tuketimi azaltilmali, az yagli, bol liftli beslenme aliskanligi benimsenmeli, kepek, yulaf gibi lif acisindan zengin besinler tercih edilmeli, bol miktarda sebze meyve tuketilmeli, kirmizi et yerine tavuk, balik veya kuru baklagiller yenilmeli. Yagsiz beslenmeye ozen gosterilmeli, yemekler kizartma yontemi yerine haslanmali veya buharda pisirilmeli, kimyasal koruyuculu hazir besinler yerine dogal besinler tercih edilmeli. Duzenli olarak sut veya sut urunleri tuketilmeli, mangal gibi ateste pisirme yontemi tercih edilmemeli".

Kanser Raporu'nda, kanserle mucadelede, guvenli su kullanimi, hava kirliligi ve radyasyondan korunmanin onemine vurgu yapiliyor. Cilt kanserinin en onemli etkenin ultraviole isinlari olduguna isaret edilerek, ozellikle yaz aylarinda, gunes isinlarinin en yogun oldugu saatler olan 10.00-16.00 arasinda, ultraviole isinlarindan korunmanin onemine dikkat cekiliyor. Pisirme,icme ve bebek mamasi hazirlamak icin; sicak su muslugunun kullanilmamasi, soguk su muslugu 6 saat ve uzeri kullanilmamissa suyun birkac dakika akitildiktan sonra kullanilmasi, satin alinan sularin icinde yer alan maddelere ve ozellikle damacanas sularin izin belgelerine dikkat edilmesi, kanser yapici 'tehlikeli hava kirleticisi' iceren; boya bina yapi ve temizlik malzemeleri ile bocek olduruculerinin ozellikle kapali ortamlarda kullanimina dikkat edilmesi, doktor tavsiye etmedigi taktirde rontgen filmi cektirilmemesi, is yerinin saglik kosullarina uygun hale getirilmesi, asbest, benzen, katran gibi kanser yapici malzamelere karsi gerekli onlemlerin alinmasi ve koruyucu malzeme kullanilmasi oneriliyor.

Raporda, kanser hastaliginin on belirtilerinin, rahim veya makattan gelen anarmol kanama veya akinti, memede veya vucudun herhangi bir yerinde ortaya cikan sislik ve sertlikler, iyilesmeyen yaralar, uzun sureli ses kisikligi ve oksuruk, buyuk abdest ve idrar aliskanliklarinda degisiklikler, yutma guclugu ve hazimsizlik, ben ve sigillerde olusan buyume ve kanama, renk degisikligi ve yaralar oldugu belirtiliyor.

Kanser hastaliginin on belirtilerine karsi olumlerin ilk sirasinda yer alan meme kanseri ile mucadelede, kadinlarin kendi kendine meme muayenesi yapma aliskanligini kazanmalarinin hayatlarini kurtaracak onemli bir adim oldugu kaydedilerek, yilda bir kez saglik kontrolunden gecilmesi gerektigi ifade ediliyor.

Hamileler neden sigarayi birakmali?

Hamilelik doneminde sigara icen annelerin bebeklerinin, cocukluk doneminde asiri kilo alma riskinin daha yuksek oldugu belirlendi.

ABD'de yapilan arastirma, hamileyken sigara icen annelerin bebeklerinin daha dusuk kilolarda dogmasinin yani sira cocukluk donemlerinde de "asiri kilolu" olma risklerinin yuksek oldugunu ortay koydu.

"International Journal of Epidemiology" dergisinde yayimlanan arastirma, 1959-1965 yillari arasinda dogan ve 8 yasina kadar takip edilen 35 bin cocugu kapsiyor.

Arastirma kapsamindaki annelerin, gebelikte sigara icme aliskanliklari hakkinda bilgi verdikleri, cocuklarin da 1, 3, 4, 7 ve 8 yaslarindaki boy-kilo bilgilerinin degerlendirildigi belirtildi.

Verilere gore, sigara icen annelerin cocuklarinin 8 yasina geldiklerinde, diger cocuklarla gore daha yuksek oranda "asiri kilolu" olduklari saptandi.

Bilincsiz ilac kullanimi dogal dengeyi bozuyor

Ege Universitesi (EU) Ziraat Fakultesi Bitki Koruma Bolumu Ogretim Uyesi Prof. Dr. Yusuf Karsavuran, pestisitlerin (kimyasal tarim ilaci) kultur bitkilerinde bulunan hastalik, zararli ve yabanci otlarin sebep oldugu urun kayiplarinin onlenmesinde cok onemli bir yere sahip oldugunu belirterek, "Ancak pestisitleri, cevreyi ve insan sagligini koruyacak sekilde kullanmak gerekli" dedi.

EU Ziraat Fakultesi Bitki Koruma Bolumu tarafindan duzenlenen "Ortualti Sebze Yetistiriciliginde Entegre Savasim" konulu bitki korumada iyi tarim uygulamalari kursunda katilimcilara bilgi veren Prof. Dr. Karsavuran, "Entegre mucadelede, diger mucadele metotlariyla yeterli sonuc alinabiliyorsa kimyasal mucadelenin hic yapilmamasi veya pestisit kullaniminin en son care olarak dusunulmesi genel ilkedir. Ancak kullanmak gerektigi zaman uygun pestisit, dogru zamanda, uygun dozda ve metotta kullanilmalidir. Entegre mucadelede pestisitlerin avantajlarini arttirmak, dezavantajlarini en alt duzeye indirmek amaclanmaktadir" dedi.
Entegre mucadelede pestisitlerin gerektiginde kullanimi fikrinin yerlesmesi ve ekonomik kaybin onlenmesi icin zararlilarin mutlak olumunun hedeflenmemesi prensiplerinin benimsenmesinin onemli oldugunu aciklayan Prof. Dr. Karsavuran, soyle devam etti:

"Zamanimizda imal edilerek piyasaya sunulan ve yaygin kullanimda olan genis spektrumlu pestisitler, zararlilarin yani sira faydali faunayi ve cevrede bulunan diger canlilari da etkilemektedir. Bu nedenle ilaclarda kalici olmama ozelligi aranmakta ve entegre mucadelede secici ozellikteki ilaclara yer verilmektedir. Ancak uygulanabilecek herhangi bir entegre mucadele programinda spesifik pestisit secimi oldukca zor ve karisiktir."

Pestisitlerde spesifik ilaclar veya dar spektrumlu ilaclarin kullanilmasi gerektigini aciklayan Prof. Dr. Karsavuran, "En dusuk dozda, etki suresi kisa olan ilaclar kullanilmalidir. Ilaclamalar dogal dusman populasyonlarini en az etkileyecek zamanda yapilmalidir. Faydalilara etkisiz veya az etkili olan ilaclar kullanilmalidir. Ekonomik zarar esigi dikkate alinarak ilaclama yapilmalidir. Mumkun oldugu durumlarda tarla veya bahcenin tamami degil zararlilarin esigi astigi yerler ilaclanmalidir" diye konustu.

Baslangicta avantajlari nedeniyle kullanimlari buyuk bir hizla artan pestisitlerin zaman icerisinde zararli problemini tam olarak cozemedigini, sosyal ve cevresel bazi problemleri beraberinde getirdiginin goruldugunu aciklayan Prof. Dr. Karsavuran, "Pestisitlerin yan etkileri ilaclarin toksikolojik ve kimyasal ozellikleri nedeniyle hedef disi canlilar ve cevre ortaminda ortaya cikmaktadir. Kullanilan pestisitlerin buyuk bir kismi, kimyasal kirleticiler olarak yayilmakta, bunun sonucunda dogal denge bozulmakta ve insanlarda cesitli yan etkiler meydana getirmektedir" seklinde konustu.

"Az hareket ediyor, duzensiz besleniyoruz"

Ege Obez Hasta Dernegi ve Ege Obez Hasta Okulu tarafindan Izmir ve cevresinde oturan 2 bin 450 kisi uzerinde yapilan arastirma, her iki kisiden birinin 2 ogun beslendigini ve gunun 6.5 saatini televizyon karsisinda gecirdigini ortaya cikardi.

Ege Obez Hasta, Osteoporozlu Hasta ve Diyabetle Yasami Kolaylastirma Dernegi isbirligiyle duzenlenen "4. Halk Kongresi"nde organizasyon komitesi adina bir aciklama yapan Ege Obez Hasta Dernegi Baskani Prof. Dr. Candeger Yilmaz, her gecen yil daha hareketsiz bir yasam tarzini benimsedigimizi soyledi. Gunde 1 kilometreden daha az yuruyup, 20-22 ayak merdiven ciktigimizi aciklayan Prof. Dr. Yilmaz, "Calismaya katilanlarin yuzde 30'u ogun ve duzenli beslenme konusunda yeterli bilgi duzeyine sahip degil" dedi.

Arastirmaya katilanlarin yuzde 29.4'unun obezite sorunuyla karsi karsiya bulundugunu aciklayan Prof. Dr. Yilmaz, "Obezite basta seker hastaligi (diyabet) olmak uzere tansiyon yuksekligi, kalp damar hastaligi, safra kesesi tasi, eklem hastaliklari, ureme sistemi bozukluklari gibi bircok hastaliga yol acmaktadir. Bunlar arasinda ozellikle seker hastaligi ve kalp damar hastaligi yasam kalitesini ileri derecede bozan, yasami kisaltan pahali toplumsal hastaliklardir. Obezite; kisinin bilgili olmasini gerektiren bir hastaliktir. Kilo kaybi ve erisilen kilonun korunmasi basarisi surekli olmadigi zaman anlamini yitirir. Hastalik olusturma riskini azaltan kilo kaybinin, surekli kilinmasi icin de etkin bir iletisim sarttir" diye konustu.

Ege Universitesi Endokrinoloji ve ����bolizma Hastaliklari Bilim Dali tarafindan surekli bir yasam bicimi degisikligi gerektiren, hastanin ve yakinlarinin bilgili ve egitimli olmasini zorunlu kilan bu hastalikla mucadele etmek icin Ege Obez Hasta Okulu'nun acildigini ve Ege Obez Hasta Dernegi'nin kuruldugunu vurgulayan Prof. Dr. Yilmaz, hastalikla mucadelede onemli bir misyon ustlendiklerini soyledi.

"DISCI FOBISI" KUCUKKEN BASLIYOR

Pek cok insanin ''disci fobisi'' nedeniyle dayanilmaz dis agrilarina katlanmayi bir disciye gitmeye yegledigi, ancak kucuk yasta olusan bu korkunun onune gecilebilecegi belirtildi.
Samsun Dis Hekimleri Odasi Baskani Abdullah Ilker, ''disci fobisi''nin kucuk yasta olustugunu ve disci fobisi olan hastalari tedavi ederken gucluklerle karsilastiklarini soyledi.
Disci fobisi olan hastalarin sayinin ciddi oranda oldugunu ifade eden Ilker, bu korkunun kucuk yasta basladigina dikkat cekti.
Turkiye'de genel olarak agiz-dis sagligina gerekli ozenin gosterilmedigi ve koruyucu hekimligin yaygin olmadigindan yakinan Ilker, pek cok kisinin hastalanmadan doktora, disi agrimadan da dis hekimine gitmedigini belirtti.
Ilker, sunlari kaydetti:
''Ebeveynler kontrol amacli disciye gittiklerinde ilk kez disciye giden cocuklarini da goturmeliler ve orada yapilan islemlerin hic de korkulacak birsey olmadigini cocuga inandirmalilar. Anne ve babada boyle bir korku varsa bunu cocuklarina asla belli etmemeliler. Artik dis hekimliginde son derece gelismis cihazlarin kullanildigi, aciyi en aza indirgemenin amaclandigi dusunulurse, birkac taktikle bu korkunun onune kucuk yasta gecilebilir. Onemli olan cocuga bunu gostererek kavratabilmektir.''
Ilker, cizgi film, karikatur ve komedilerde disci korkusunun cok sik islendigini soyledi.

COlyak Hastalarina UlaSilamiyor

Turkiye'de, dunyadaki en yaygin genetik hastalik olan ve tehsis konulamayinca olumcul sonuclara yol acan gida alerjisi ''colyak''a sahip 500-700 bin kisiden, sadece 10 bin tanesine ulasilabildigi bildirildi.
Ege Universitesi Tip Fakultesi Cocuk Sagligi ve Hastaliklari Anabilim Dali Ogretim Uyesi Prof. Dr. Sema Aydogdu, colyak hastaliginin, diger gida alerjilerinin 1-2 yilda gecmesine ragmen, omur boyu suren tek gida alerjisi oldugunu soyledi.
Bu hastaliga sahip olanlarda, bugday, arpa, cavdar ve yulaftaki bitkisel protein glutenin, alerji yaptigini belirten Aydogdu, alerji sonucu ince bagirsagin sindirim ve emilim fonksiyonunun bozuldugunu kaydetti.
Turkiye'de tahmini olarak 500-700 bin colyak hastasi bulunmasina ragmen en iyimser tahminle bunlardan sadece 10 binine ulasilabildigini ifade eden Aydogdu, soyle konustu:
''Hastaligin baslica belirtileri, ishal, karin sisligi ve cok hizli zayiflama. 0-5 yas grubu cocuklarin ishal yakinmasiyla gelme olasiliklari yuksek. Israrli demir tedavisine ragmen devam eden kansizlik, en onemli belirtilerinden biri. Eklem agrilari olabilir, bir turlu gecmeyen agiz ici yaralari, genc cocuklarin bluga ermesinde gecikme, karaciger hastaligi, cilt dokulmeleri de... Bir turlu gecmeyen ve adi konamamis her turlu yakinmada, colyak hastaligi dusunulmeli.

OnemlI::::OpUSme Ile BulaSan Hastaliklar!!!







Doc. Dr. Esin Senol, Gazi Univ. Tip Fakultesi Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Hastaliklari Anabilim Dali
Dr. Ozlem Guzel, Gazi Univ. Tip Fakultesi Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Hastaliklari Anabilim Dali
Opusme; solunum (bogaz-burun) sekresyonlari ( salgilari) ile direk fiziksel temasin oldugu bir durumdur.
Her iki taraf icin de salgilarin fiziksel transferi soz konusudur. Opusme ile enfekte salgilar yogun bir sekilde karsi tarafa aktarilabilir. Bu sekilde temas sonucu bulasta bu sekresyonlarda yogun ureyebilen veya bulunabilen mikroorganizmalar risk olusturmaktadirlar. Bu hastaliklar bazen basit bir soguk alginligindan, daha ciddi veya kronik (muzmin) hastaliklara kadar degisebilmektedir.


Opusme ile sik bulasan hastaliklardan ornekler;
  • Soguk alginligi
  • Grip
  • Grup A beta hemolitik streptokoklar
  • Cocukluk cagi dokuntulu hastaliklar i(kizamik, kabakulak, sucicegi, enteroviruslar gibi)
  • Infeksiyoz mononukleoz (Opusme hastaligi)
  • Tuberkuloz
  • Herpes (ucuk)


Bilinenin aksine Hepatit B, Hepatit C, AIDS gibi hastalik etkenleri tukrukte bulunabilmekle birlikte tukrukte cok dusuk miktarlarda bulunduklarindan bu yolla bulas yok ya da diger bulas yollarina gore daha az kabul edilmektedir. Travmatik olmayan yani kanla temasin soz konusu olmadigi opusmeler bu hastaliklar icin bulastirici degildir.

Soguk alginligi
Soguk alginligi cesitli viruslar tarafindan olusan ve ust solunum yolu infeksiyonu bulgu ve belirtileri ile seyreden bir hastalik tablosudur. Hafif seyirlidir. 200�e yakin virus cesidi tarafindan olusabilir. Soguk alginligi dunyadaki en yaygin hastaliklardan birisidir. Ozellikle okullarin acilmasi ile es zamanli olarak baslar. Daha cok sonbahar ve ilkbahar aylarinda gorulurken, soguk hava, viruslarin burun mukazasinda uremesini kolaylastirir ve infekte olmasina katkida bulunur. Viruslar yakin temas ile rahatlikla bulasabilmektedir. Opusme ile de bu risk oldukca artmakta ve yogun bir sekilde virus alimi olmaktadir.
Virus, kontamine yuzeylerde saatlerce kalabilmektedir. Bu yuzeylere temastan sonra da viruslar rahatlikla buruna ve gozlere transfer olabilir. Bunu engellemek icin el hijyenine dikkat edilmeli ve yakin temastan, buna opusme de dahil, kacinilmalidir.


Grip (influenza)
Ates, oksuruk, bas agrisi, halsizlik ve kas agrisi ile seyreden akut viral bir infeksiyondur. Epidemi (ulke/sehir/kurum/ capinda)veya pandemi (dunyada) gibi genis capta salginlar yapabilmesi ve akcigerle ilgili komplikasyonlarinin ozellikle bazi hasta gruplarinda oldurucu olmasi nedeniyle, diger akut solunum sistemi infeksiyonlarindan ayrilir.
Kulucka suresi etkenin konaga yerlesen dozuna bagli olarak 18-72 saattir. . Virus solunum sekresyonlari olan burun, bogaz calkanti suyu, balgamdan izole edilebilir. Bulasma virus iceren kucuk partikullerin solunmasi ve solunum sekresyonlarinin fiziksel transferi ile bulasir. Opusme ile de rahatlikla gecebilir.
Korunmada asi ve infekte kisilerle yakin temastan kacinmak onemlidir.


A grubu B- hemolitik streptokoklar
Bu grup bakteriler toplumda %5-25 oraninda bulunabilmektedir. Siklikla hava yolu ve opusme dahil yakin temas ile bulasir. Ayrica deri lezyonlari ile de bulasabilmektedir. Aile icinde, kisla, kres gibi toplu yasam yerlerinde bulasabilir. Genellikle kis aylarinda daha fazla gorulmektedir.Bu hastalikta farinks ve tonsillerdeki infeksiyonlar disinda kalp ve eklem komplikasyonlari acisindan da onemlidir. Opusme ile infekte olan kisilerden bu bakteriler rahatlikla direk transfer olabilir


Cocukluk cagi dokuntulu hastaliklar
Bu hastaliklarin hemen hemen hepsi oral sekresyonlarda bulundugu icin rahatlikla opusme dahil yakin temasla ve damlacik yoluyla bulasir.


Kizamik
Infekte kisiler prodrom donemde dokuntu ortaya cikmadan once hastaligi bulastirmaya baslarlar ve bulasicilik dokuntu basladiktan sonrada devam eder. Hastada virus agiz icinde bulundugu icin bogaz calkanti suyundan izole edilebilir.


Kizamikcik
Hastalarin solunum salgilari ile bulasir. Dokuntuden itibaren iki hafta daha bulasiciligi devam eder. Dokuntu oncesinde 5-7 gunluk ates, halsizlik, bas agrisi seklinde prodrom donemi olabilir. Bu virusta agiz icinde bulundugu icin bogaz calkanti suyundan izole edilebilir.


Kabakulak
Damlacik infeksiyon ile bulasir. Tukruk bezlerini enfekte eden bir viral hastaliktir. Virus tukruk bezlerinden tukruk kanallari yoluyla agizdan direk temas ile de bulasir.


Enteroviruslar
Yaz aylarinda ates dokuntu ile seyreden bir hastaliktir. Agiz icinde bulunan virus, bogaz calkanti suyunda izole edilebilir.


Su cicegi
Ates ve deri dokuntusu ile seyreden cok bulasici bir cocukluk hastaligidir. Eriskinlerde oldukca agir seyreder. Kulucka donemi 2-3 haftadir. Daha cok ilkbahar, sonbahar aylarinda gorulur. Virus trakea ve brons epitel hucrelerine yerlesir. Solunum yolu ve yakin temas ile bulasir. Yuzde, govdede dokuntu ve agiz icinde ve sacli. deride vezikuller vardir. Bagisiklik sistemi bozuk olanlarda hastalik agir seyreder.


Herpes viruslar (HSV-I)
HSV-1 ile birincil infeksiyon genellikle farinks ve agiz mukozasinda olusur. Bulasma vezikul tarzindaki cilt lezyonu ile direk temas sonucudur. Kulucka suresi 2-12 gundur. Hastalik birincil infeksiyondan sonra latent (sessiz) kalip daha sonra bagisiklik sistemi baskilandiginda yeniden reaktive olur ve yineleyen infeksiyonlara neden olur. Bunlarin basinda �ucuk� adi verilen tablo gelmektedir.


Cocukluk caginda birincil infeksiyon gecirilmezse daha ileri yaslarda gelismedigi gorulur. Cunku eriskinlerin agiz epitel hucreleri kalin ve dayaniklidir. Bununla birlikte bu tur bireylerin herhangi bir nedenle bagisikliklarinin bozuldugu veya saglik personeli gibi HSV ile yogun karsilasmaya bagli olarak eriskin donemde de birincil infeksiyon gecirdikleri gorulur. Eriskinlerin %70- 90� inda HSV- 1 antikorlari yani infeksiyonun gecirildigine dair kanit bulunmaktadir. Genellikle cocukluk yas grubunda yakin temas ile duyarli kisilerin deri ve mukozalarindaki catlak veya siyriklardan etkenin girmesi ile bulasir. HSV -1 infeksiyonu genellikle orofarenks ile sinirlidir ve bu tur olgularda virus cevreye infekte aerosoller veya tukruk ile bulasir. Orofarengeal hastalik daha cok 1-5 yas arasi cocuklarda gorulur. Agiz mukozasi, dil, dudak, damak ve farinkste kucuk vezikuller ve ulserasyonlara neden olur. Bu tablonun veya ucuk adi verilen tekrarlamaya bagli lezyonlarin bulasinda opusme onemli rol oynamaktadir.

Infeksiyoz mononukleoz(opusme hastaligi, ukte hummasi)
Her iki cinste, yilin her mevsiminde esit siklikta gorulur. Hafif bulasici infeksiyon kabul edilir. Virus insandan insana siklikla orofarinks salgilari ile yakin temas sonucu bulasir. Nadiren damlacik infeksiyonu seklinde bulasir. Duyarli konagin orofarinks epiteline girerek buradaki hucreleri infekte eder. Genc eriskinde akut infeksiyon ; yuksek ates bogaz agrisi, lenf bezi buyumesi ile karakterize bir tabloya neden olur. Hastalar en sik bogaz agrisi yakinmasi ile basvurur.


Tuberkuloz
Kisiden kisiye gecis baslica solunum yolu ile olur. Tuberkuloz hava yolu ile gecen infeksiyonlara klasik bir ornektir. Kaynak vakalarin bircok solunumsal manevrasi (oksurme, hapsirma vb..) ile bulasir. Bu manevralar sirasinda ust solunum yollarindan yuksek hava akim hizlari olusur. Hava yolu mukozasini kaplayan sividan ve akcigerlerdeki infeksiyon odaklarindan cok sayida sekresyon damlaciklari ile tuberkulozlu hastalardan saglam kisilere gecisi olmaktadir.
Ancak bulasta aktif ozellikle oksuruk ve balgam cikariminin eslik ettigi akciger tuberkulozu geciren kisilerle opusme dahil yakin temas ,tedavi baslanana kadar bulas acisindan risklidir. Akciger disi yerlesim gosteren tuberkuloz , tedavi baslanmis ve tedavinin uzerinden 2 hafta gecmis olgular bulastirici kabul edilmemektedir.
Yukarida opusme ile sik bulasan belli basli hastaliklardan soz edilmistir. Ancak infeksiyom etkenlerinin pek cogunun giris bolgesinin bogaz- burun oldugu, etkenin ve hastaligin ozelligine gore burada kisa yada uzun bir cogalma sureci gecirdikleri dusunuldugunde opusmenin cok sayida etkenin bulasinda onemli rol oynadigi ongorulebilir.
Bu nedenle ozellikle kis aylarinda ve ozellikle infeksiyon bulgulari olan kisilerle opusmekten kacinilmasi ve kalp hastalari, kucuk bebekler, bagisiklik sistemi baskilanmis kanser hastalari ve onemli ameliyatlAr gecirmis kisilerin nekahat doneminde tumuyle opusmekten kacinmalari kuvvetle onerilmektedir.